CİHAT GÜNDOĞDU: Hocam MaşaAllah, Allah sizi vesile kıldı hiçbir müzede bu tip fosiller bulunmuyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, nasıl müzeye adam koysun.
SUNUCU: Hocam, siz ortaya çıkarmasaydınız Yaratılış Atlası’nda, biz bunlardan haberdar olmayacaktık.
ADNAN OKTAR: Tabi, tamamen gizli kalacaktı.Tabi, cüce altı gözlü örümcek, kerata amber içerisinde kalmış, hiçbir değişiklik yok. 50 milyon yıllık. Yalancı çiçek böceği, 50 milyon yıllık. Hiçbir değişiklik yok amber içerisinde. Arı sineği 50 milyon yıl, sinek 50 milyon yıl, hiçbir değişiklik yok. Taş böceği 100 milyon yıl. Bakın aynısının tıpkısı. Amber içerisinde kalmış, hiçbir değişiklik yok. Bostan sineği, 100 milyon yıl, hiçbir değişiklik yok. Sahte derici böcek, 50 milyon yıllık. Efendim bu sevimli kaç milyon yıllıkmış.
CİHAT GÜNDOĞDU: 50
ADNAN OKTAR: 50 milyon yıllık. Hiçbir değişiklik yok. Çulluk sineği 50 milyon yıl. Bakın amber içerisinde fotoğrafı ve çok kapsamlı, gayet net. MaşaAllah, gözler mözler olduğu gibi kalmış. MaşaAllah. Deve sineği 50 milyon yıl. Sabaha kadar anlatırım, bitmez, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
CİHAT GÜNDOĞDU: Zaten böceklerdeki üstün teknoloji örnekleri var. Bunları hiçbir şekilde evrimle, tesadüflerle açıklayamıyorlar. Kökenini izah edemiyorlar.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
SUNUCU: Hocam, şimdi de evrimcilerin canlılığın oluşumunun tesadüflerle olduğunu söz konusu ediyorlar, tabi ki böyle bir şey olmadığını ve Yüce Rabbimizin yaratması ile olduğunu biliyoruz. Bu konu hakkında ne diyeceksiniz sözde evrimcilere.
ADNAN OKTAR: Şimdi böyle alimler varken yanımızda bize pek…
OKTAR BABUNA: Estağfirullah
ADNAN OKTAR: Hocam, buyurun.
OKTAR BABUNA: Ben samimi itirafta bulunayım, ben çok iyi üniversitelerde okudum ama Darwinist eğitim aldım. Hakikaten Darwinizmin geçersizliği ve nasıl detaylar olması gerektiğini sadece Adnan Bey’den ve kitaplarından öğrendim. Onun için kitaplarından okuduklarımı aktaracağım şimdi. Tesadüf yani olabilecek en kötü en cahil en berbat açıklama. Deselerdi ki yani bizi haşa o da olmaz da, böyle tahtadan putlara tapıyorlar. Çünkü tesadüf öyle bir şey ki yok olan bir şey, olmayan bir şey ve siz bunu ispatlayabiliyorsunuz zaten tesadüfen olamayacağını. Yani mesela, bir proteinin tesadüfen oluşamayacağını hesaplayarak gösterebiliyorsunuz; matematiksel ve istatistiksel olarak. Protein biliyorsunuz aminoasit zincirlerinden oluşuyor. Yani böyle aminoasitlerden oluşan bir zincir şeklinde düşünün. 500 tane aminoasidin yan yana gelmesiyle oluşan bir proteinin ki insan vücudunda 100 bin çeşit protein var. Hesaplandığı zaman ortaya çıkan sayı 10950 ‘de bir ihtimal. Yani 1 sayısının yanına 950 tane “0” koyuyorsunuz. Biliyorsunuz 12 tane “0” , 1 trilyon yapar. Yani böyle bir sayının adı yok. Aklın kavrama sınırlarının ötesinde. Zaten istatistikte 10 üzeri 50’de 1, 10 üzeri 950’de 1’den bahsediyoruz biz. 10 üzeri 50’de 1’den küçük bütün sayılar imkansız kabul edilir. Yani bu imkansız kere imkansızdır. Bir kere protein oluşması için aminoasitlerin birbirine çok özel bir şekilde bağlanması ve özel şartlar gerekiyor. Bunlardan kısaca bahsedelim. Şimdi her bakın 500 tane aminoasitten oluşuyor ya her bir nokta için 20 tane alternatif var. Çünkü doğadaki 200 tane aminoasitten sadece 20 tanesi kullanılıyor canlı proteinlerinde…Dolayısıyla her bir nokta için 20 tane alternatif var. 500 tane nokta var. 20500 alternatif demektir bu. Akıl almaz bir alternatif.Aynı zamanda aminoasitler, bakın benim sağ elim ve sol elim, birbirinin aynı simetrisi gibidirler. İki itane eldiven düşünün. İkisi aynı şekilde ama birbirinin simetrisidirler böyle. Nedendir bilinmiyor, bilim adamları bugün neden olduğunu açıklayamıyor. Doğadaki bütün trilyonlarca çeşit proteinde, canlılardaki tüm proteinlerde sadece sol elli aminoasitler giriyor devreye. Sadece sol elli aminoasitlerden oluşuyor, ki doğada sağ elliler de var. Hiçbir şekilde karışmıyor. Bunun hiçbir izahı yok. Kesinlikle karıştırmıyorlar. Aynı miktarda bulunmasına rağmen sağ elliler. Dolayısı ile her nokta için 2 tane alternatif var. Ya sağ elli olacak ya sol elli; bu da 2 üzeri 500 gibi bir alternatif yapıyor. Bakın sadece sol ellilerin girmesi. Aynı zamanda aminoasitler birbirine çok özel bağlarla bağlanıyorlar. Bunlara peptit bağı ismi veriliyor. Bunlar çok özel kimyasal bağlar. Normalde oluşmuyor. Siz aminoasitleri bir kovaya doldurup bırakın doğaya hemen parçalanıyor güneş ışınları altında ya da başka maddelerle çamurun içinde reaksiyona giriyor ve kesinlikle peptit bağı yapmıyorlar birbirleriyle. Peptit bağı ancak %50 ihtimalle oluşabiliyor. Bakın yine her bir nokta için %50 ihtimal. 2 üzeri 2 ihtimal 499 bağ var aminoasit içinde. 2499 ihtimal yapıyor. Bunların hepsini birbiri ile çarptığınızda işte 10 üzeri 950’de 1 ihtimal çıkıyor. Buna bakın bu ihtimale 1050’den küçükler dedik imkansız kabul ediliyor. İmkansız kere imkansız. Kainatın ömrü en başından beri big bang denen patlamadan beri 1017 saniye bütün evrenin ömrü yetmiyor.Yani en baştan itibaren. Evrendeki bütün atomların sayısı 1079 olarak hesaplanmış, 10950 molekülden bahsediyoruz, biz. Bütün atomlar yetmiyor buna. Yani bakın bir tek proteinde bütün Darwinizm çöktü. Tesadüfen olamayacağını Allah böyle bu şekilde ispatlattırıyor. Yani matematik ve istatistik bilimi, mantık, bilimsel gözlemler, çünkü deney yapmışlar. Miller deneyi diye bir deney var böyle, saçma sapan, 1953 yılında. Güya ilkel olduğunu iddia ettiği gazlar kullanıyor. Sonra anlaşılıyor ki dünya şartlarında o gazlar yoktu başka gazlar vardı. Onları kullansaydı, aminoasit elde edemeyecekti. Aminoasit elde etmeye çalışıyor. Özel düzenekler kullanıyor. Ondan sonra deneyin sonucunda birçok kimyasal madde oluşuyor. Bunların hepsi aminoasitleri parçalıyor. Hemen aminoasitleri ayırıyor parçalanmasın diye. Halbuki doğada böyle düzenek yok ki. Yani aminoasit bile elde edilemiyor. Protein hiç elde edilemiyor. Bütün sistem çöktü, ki Adnan Beyin bir örneğini söyleyeyim size. Bir varil örneği var. Bir varil olsa içine böyle canlı meydana getirebilecek bütün maddeleri koysak, proteinler, bütün metaller, demir ne gerekiyorsa, bakır vücuttaki bütün vitaminler, yani bir canlıyı yapan bütün elementleri, proteinleri hepsini birlikte bir varilin içine koysak, evrimciler de gelse bunun başına istediklerini yapsınlar. Isıtsınlar, soğutsunlar, karıştırsınlar, ne isterlerse yapsınlar, en nadide laboratuar şartlarında en gelişmiş teknoloji ile varilin başında beklesinler milyonlarca yıl bekleseler torunlarını da koysalar, torunlarının torunlarını da koysalar bu varillerden ne Einstein çıkar ne Galileo çıkar ne bilim adamları çıkıp elektron mikroskopları alıp kendi vücudunu inceleme yapar. Ne güller portakallar muzlar ceylanlar kuzular kuşlar çıkar.
SUNUCU: Evet, çok güzel açıkladınız, teşekkür ediyorum ağzınıza sağlık. Yine bir sorum daha var hocam.
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU: Çok sorum var. Kuantum elektrodinamiği maddenin aslında yoktan var edildiğini ispatlayan bir teoridir. Konuyu biraz daha araştıran herkes maddenin her an yaratılmaya devam ettiğini görebilir. Yaratılış her an devam etmektedir. Ben bir fizik öğrencisi olarak Kuran-ı Kerim’de bu gerçeğin 1400 yıl öncesinde ortaya konduğunu gördüğümde bilimi de Allah’ın yarattığını anlamıştım. Bilim ile dini ayırmaya çalışanlar çok yanlış bir yolda değil mi, Sinan Ersan. Ve sayın hocam Hazreti Mehdi zuhur ettiğinde herkes iman edecek mi, diye sormuş.
ADNAN OKTAR: Hazreti Mehdi’ye vicdanen kanaat getireceğiz. Herhalde o diyeceğiz Allah-u alem o diyeceğiz.Ama İslam hakim olacak, Hazreti İsa (A.S.), Mehdinin arkasında namaz kılacak o zaman artık tabi herhalde o diyeceğiz İnşaAllah. Ama Allah-u alem diyerek İnşaAllah. Diğer konuyu uzman hocamıza soralım.
SUNUCU: Cihat Gündoğdu size soralım.
CİHAT GÜNDOĞDU: Kuantum fiziği gerçekten de Einstein de aynı şekilde ifadelerde bulunuyor. Bir yaratıcının varlığına kesin net iman etmeyi gerektiren sonuçlar ortaya koyuyor çünkü kuantum fiziği. Bir defa maddenin çok büyük boşluktan oluştuğu bir gerçek olarak ortaya çıkıyor. Çekilrdek kısmı var, proton ve nötronun beraber bulunduğu bir yer. Ondan çok çok uzaklıkta ışık hızına yakın hızda hareket eden elektronlar var. Aralarındaki uzaklık ise benzetmek gerekirse çekirdek burada bir portakal büyüklüğünde ise elektron ise bir pinpon topu büyüklüğünde ama aralarında 15 km’lik bir mesafe var olmuş oluyor ki çok büyük bir boşluk. Bir defa elektronun çekirdeği zaten görmesi mümkün değil. Aralarında dev bir boşluk var. O zaman madde zaten boşluktan başka hiçbir şey olmamış oluyor.Çünkü çekirdeğin de detaylarına indiğimizde orada katı bir şey bulmuyoruz. Protonun da yine alt parçacıklardan oluştuğunu görüyoruz. Yine enerji olduğunu görüyoruz. Nötronun da aynı şekilde. Elektronun da zaten bir enerji olduğu yine anlaşılmış durumda. Yani baktığımız zaman madde Adnan Beyin de izahlarında hep geçer. Şeffaf olarak tanımlıyor kendisi de. Kuantum fiziği de bu gerçeği ortaya koyuyor. Maddenin bir hayal olduğundan başka bir şey olmadığı gerçeği ortaya çıkmış oluyor.
ADNAN OKTAR: Evet, madde dışarıda vardır. Fakat biz onun hayalini görürüz. Dışarıdaki hali de saydam, karanlık ve renksiz. Yani artık nasıl bir şey olduğunu düşünün. Ama bizim gördüğümüz renkli, güzel, biçimli, hoş, güzel kokulu değil mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Tabi, evet
ADNAN OKTAR: Her yönden insan ruhuna hitap eder şekilde ama dışarıdaki şekli öyle değil, evet
SUNUCU: Evet, hocam eserlerinizde anlatılan konularda hep Allah sevgisi, Allah’ın yarattığı güzellikler, merhamet, şefkat, ihlas konularını Kuran’dan örneklerle anlatıyorsunuz. Günlük yaşamdaki her detayı Kuran’dan örneklerle açıklıyorsunuz. Ben ilk defa sizin eserlerinizde böyle bir anlatıma rastladım ve eserlerinizi okuduktan sonra da gün içinde yaşadığım her detayın gerçekten de Kuran’da mutlaka bir açıklaması olduğunu görmüş oldum. Bana ve benim gibi birçok insana Kuran’ın gerekliliğini gösterdiğiniz için sizden Allah razı olsun, Sadullah Taylan Rize’den.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. MaşaAllah, ondan da Allah razı olsun kardeşimizden. Tabi ki Allah rızası için yaşıyoruz. Allah’ın kullarıyız. Zaten yaratılış amacımız da o. Ona uygun olarak da devam ediyoruz, İnşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
SUNUCU: Ben bunun üzerine bir tane daha sorayım ben.
ADNAN OKTAR: Sorun İnşaAllah
SUNUCU: Muhterem Adnan Hocam, Sansürsüz programında evrimciler türlerinin bir anda ve eksiksiz nasıl yaratıldığını açıklayamadılar. Yine o saçma tesadüf yalanının arkasına saklandılar. Allah Kaf Suresinin 15. Ayetinde “Ya biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük? Hayır, onlar karmaşık bir kuşku içindedirler”, diye buyuruyor. Evrimciler de canlılığın var olmasının güya ilkelden gelişmişe doğru olduğunu iddia ediyorlar. Oysa Allah canlıları kusursuz olarak bir anda yarattı. Allah bu Ayet-i Kerime’de bu evrimcilerin içinde bulunduğu kuşkuya işaret ediyor olabilir mi, Celil Süzgetiren, Malatya.
ADNAN OKTAR: Evet, MaşaAllah, Oktar hocam buyur
OKTAR BABUNA: Estağfirullah, şimdi canlıların bir anda yaratıldığını zaten bilimsel deliller ortaya koyuyor. Yani bakıyoruz canlıların geçmişine. Elimizde ilk fosiller var. Bu ilk bakteri fosili, 3.85 milyar yıllık. Özel bir bakteri bu çünkü fotosentez denilen işlemi gerçekleştirebiliyor. Biliyorsunuz ağaçların yaprakları dışarıdaki gündüz güneş ışığından şeker elde edebiliyorlar. Bir takım kimyasal reaksiyonlar yapıyorlar ama o kadar kompleks ki bunlar, teknolojik olarak bugün hayal dahi edilemiyor. Yani aynısı yapılamıyor. Zaten yapılsa fabrikalarda çok üstün bir teknoloji meydana gelmiş olacak dünyada. Bunu 3.85 milyar yıl önceki ilk bakteri fosili, bugünkü ile tıpatıp aynısı yani bugün bulunan bakterilerin tıpatıp aynısı ve birdenbire ortaya çıkıyor. Zaten birdenbire de ortaya çıkmak zorunda. Şundan dolayı zorunda diyorum. Çünkü hücrenin içinde ayrı bir alem var bakın böyle. Hücrenin özelliklerinden bahsetmiştik. Nükleer enerji santralleri var, fabrikaları var, rafinerileri var. Genetik bilgi bankası var ve çok zeki ve adeta bilinçli bir zarı var. Özel maddeleri içeri bırakıyor. Sadece ihtiyacı olanları tanıyor. Nereden tanıyor ki, atomlar, cansız atomlar birbiri ile karşılaştığında hangi madde girecek hangi oranda girecek onu tespit ediyor içeri bırakıyor. Dolayısıyla hücre eksik olarak işlev göremez yaşayamaz, daha doğrusu hayatta kalamaz. Bir anda ve mükemmel bir şekilde ortaya çıktığında hayatta kalabiliyor. Tabi bu Allah’ın kusursuz yaratma sanatını ortaya koyuyor ve bilimsel olarak da bugün hücreyi yapmak hayal bile edilemiyor. Böyle bir girişim de yok. Böyle hayal ettikleri bir konu da yok. Ama Allah 3.85 milyar yıl önce mükemmel şekliyle yaratmış ve ona canlılığını vermiş her şeyden önemlisi. İşte bu Allah’ın “Hay” sıfatının tecellisi
ADNAN OKTAR: Ama yapılsa bile muazzam bir emek, matematik hesaplar, çok teknik bir çalışma, muazzam bir emek, muazzam bir planlama ile olabilecek olur. O zaman o da yaratmadır. Çünkü onu onlar beyninin içerisinde yaratıyor gibi görünmelerini de Allah yaratıyor.Onlar laboratuarlarda bir şeyler anlatıyorlar yapıyorlar ama o da yine beyinlerinin içerisinde, Allah’ın onlara gösterdiği bir görüntü, bundan haberleri yok.Bu gerçeği önümüzdeki yıllarda insanlık öğrenecek. Bu Darwinizmin çok çok üstünde ses getirecek bir olaydır bu. Yani bu bütün dünyayı sarsacak bir olaydır bu. Ama şu an bunu insanlar o kadar anlayamıyorlar. Ama vakti gelince insanların aklı iyice açılacak. Bu gerçeği tam kavramış olacaklar İnşaAllah.
SUNUCU: Sizin sayenizde İnşaAllah hocam
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
OKTAR BABUNA: Bu konunun önemini biraz Lenin anlamış galiba, uyarıyor.
ADNAN OKTAR: Evet
OKTAR BABUNA: Bu diyor, bu konu için maddenin gerçeğini Adnan Beyin anlattığı, duyularımızla algıladığımız nesnel gerçekliği bir kere yadsıdın mı kuşkuculuğa ve öznelciliğe kayacağından, dini inanca karşı kullanacağın tüm silahları yitirirsin, bu da dini inancın istediği şeydir. Parmağını kaptırdın mı önce kolun gider sonra tüm benliğin, diyor Lenin.
ADNAN OKTAR: Oktar şahane bir kalem var. Sen ver şu sendeki kalemi. Sen onlarla bir şey yaparsın. Bir kağıdın var değil mi? Evet bu da olur. Biz de not alırız. Ben son okuduğunuz kısmı görebilir miyim, bir daha, son okuduğun soruyu?
SUNUCU: Son okuduğum soruyu?
ADNAN OKTAR: Ayetle okumuştunuz, yaratılış ile ilgili.
SUNUCU: Evet, muhterem Adnan hocam Sansürsüz programında evrimciler türlerin bir anda ve eksiksiz nasıl yaratıldığını açıklayamadılar. Yine o saçma tesadüf yalanının arkasına saklandılar. Allah Kaf Suresi’nin 15. Ayetinde “Ya biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük? Hayır.”
ADNAN OKTAR: Bakın bu çok önemli. Allah affetsin. Şeytandan Allah’a sığınırım. O ayetin o kısmını bir daha okur musunuz?
SUNUCU: “Ya biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük?”
ADNAN OKTAR: İşte evrimcilerin iddiasına cevap bu
OKTAR BABUNA: Evet, MaşaAllah
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU: “… hayır onlar karmaşık bir kuşku içindedirler.”
ADNAN OKTAR: Tabii
SUNUCU: …diye buyuruyor. Evrimciler de canlılığın var olmasının güya ilkelden gelişmeye doğru olduğunu iddia ediyorlar. Oysa Allah canlıları kusursuz olarak bir anda yarattı. Allah bu ayeti kerimede de evrimcilerin içinde bulunduğu kuşkuya işaret ediyor olabilir mi?
ADNAN OKTAR: Evet, MaşaAllah. O ayet çok manidar. O’nu sizler de daha detaylı araştırırsanız
OKTAR BABUNA, CİHAT GÜNDOĞDU: Evet, İnşaAllah
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, başka sorular neler var?
SUNUCU: Evrimciler şimdi de sözde mozaik evrim diye bir şey olduğunu iddia etmeye başladılar. Vücuttaki organların farklı zamanlarda farklı aşamalarda birbirinden bağımsız sözde evrimleştiklerini söylüyorlar. O zaman mükemmel canlıya ulaşana dek ara aşamalarda bazı organların var olup bazılarının olmadığı fosiller olması gerekmez miydi? Hiç böyle ara fosile rastlamıyoruz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Yani değişen bir şey yok, yine aynı şekilde ara geçiş formları yine ortaya koymaları gerekiyor. Diyorlar ki, hayır sizin zannettiğiniz gibi değil ara geçiş formları, yarı balık yarı sürüngen olmasını beklemeyin diyor. Siz yanlış anlamışsınız diyor. Peki, nasıl diyoruz. İçin için gelişecek. O organları değişecek. Peki, sürüngene dönüşmüş olacak mı balık, evet dönüşmüş olacak ama içinde; artık kendi, düşünün. Az önce ayette de belirtildiği gibi karmaşık bir kuşku içindedirler. Yani kendi içlerinde de mantıkları oturmuş değil. Tesadüfen bir şeyi anlatmanın mantıksızlığı zaten iliklerine kadar işlemiş durumda, maalesef.Burada şu anda yani yine aynı şekilde bir geçiş varsa, bir dönüşüm varsa bunu yine fosil kalıntıları olması gerekirdi. Zaten yok. Önde gelen evrimciler de diyorlar ki, hiçbir evrimci evrime dayanak olarak fosilleri ortaya koymaz bir yaratılışçıya karşı olarak. Çünkü diyor, buna karşı kullanabileceği fosil kalıntıları yoktur elimizde, diyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
OKTAR BABUNA: O kadar mükemmel ve kusursuz bir yaratılış var ki, iddia ettikleri gibi tesadüf devreye girdiği zaman ki DNA’da –harflerden oluşuyor DNA- Mutasyon denen olay var hakikaten biz biliyoruz bunu. Mesela ultraviyole, kimyasal etkilerle mutasyonlar oluşuyor. Yani harf değişiklikleri oluşuyor. Rastgele değişiklikler DNA üzerinde bunun sonucu ne oluyor biliyor musunuz? İşte böyle oluyor bakın, kolu kafadan çıkıyor. Kafası bir acayip, bakın gözleri bir acayip. Mesela, bu bir gerçekte canlıda olan bakın bu ayağa bakın nasıl anormal 8 parmaklı, birbirine yapışık oluşmuş, değil mi bu mutasyon sonucu oluşuyor bu. Yani DNA’da bir rastgele bir değişiklik olduğu zaman bu oluyor ya da eller mesela bakın bu şekilde oluyor o zaman. Bakıyoruz peki böyle mutasyonla oluşmuş, mutasyonun faydalı olduğunu iddia ediyorlar. Bu olacak iş değil yani, böyle bütün gözlemlere mantığa bilime her şeye aykırı, en ufak bir fosil yok. Yani patolojik fosiller olması gerekiyor iddia ettikleri gibi.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bir de bunların sayısının mevcut sahip olduğumuz, bildiğimiz türlerin sayısından kat ve kat milyon kere daha fazla olması gerekiyor. Yani 3 milyon tür varsa bugün trilyonlarca ara geçiş formu olması gerekirdi bugüne kadar yaşamış ve kalıntılarını bulabildiğimiz. Nereye eşelesek nereyi kazsak hemen ortaya çıkması gerekirdi bu ara türlerin.
OKTAR BABUNA: Bakın bu da mesela, mutasyon sonucu oluşmuş çift başlı bir hayvan görüyorsunuz inek görüyorsunuz. Bundan dolayı oluyor. Bir örnek daha vereyim ben kendimden. Ben kanser hastası oldum. Allah’a çok şükür. Allah şifa verdi. En ağır kanseri geçirdim. Niye oldu? Mutasyon olduğu için oldu. Benim DNA’mda böyle mutasyon sonucunda oluşan bir hastalık. 6 sene tedavi oldum. Yani mutasyon daima zararlıdır. %99 oranında zararlıdır. Kanser yapar. Böyle çift başlı canlılar meydana gelir. Mesela, sinekler üzerinde deneyler yaptılar. 60 yıl milyonlarca mutasyon meydana geldi laboratuarlarda. Hep sinekler böyle zarar gördüler. Bakın kanatları buruşuk uçamıyor. Kimi kör oldu, kimi uçamadı. Kimi üreyemedi ve öldüler. 60 yıl uğraştılar. Bir tane bakın bir defasında faydalı bir mutasyon gösteremediler.
CİHAT GÜNDOĞDU: Yeni bir tür zaten elde edemediler.
OKTAR BABUNA: Evet
CİHAT GÜNDOĞDU: Görebildikleri yalnızca sineklerin sakat olması yeni çünkü bir bilgi ekleme mekanizması değil mutasyon. Var olan bilgiyi bozuyor. Bozucu etkisi var, %99 oranında zararlı. %1 oranında ise etkisiz.
OKTAR BABUNA:Ve bunları saklıyorlardı. Allah razı olsun Adnan Bey ortaya çıkardı bunları. Bakın 60 yıl deney yaptıklarını ve başarısız olduklarını kimse bilmiyordu.
SUNUCU: Evet, hocam
ADNAN OKTAR: Anlattıkları konular gittikçe daha anlaşılır hale geliyor. Halkımız daha da yoğun kavrıyor, anlıyorlar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Evet, bundan sonra Darwinistlerin pek yapacağı bir şey kalmadı yani. İnşaAllah.
SUNUCU: Evet, hocam, sizin sayenizde İnşaAllah
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
OKTAR BABUNA: Zaten programda demişler ki; Cihat Bey ile bana karşı çıkmayız. Ama Adnan Beye karşı hiç çıkmayız diye. Hatta aman demişler ne olur telefonla bağlanmayın diye yalvarıp söz almışlar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bizim yapmaya çalıştığımız şey zaten çok kolay. Allah kolay olana yöneltip onda başarılı kılacağını zaten Kuran’da bize bildiriyor. Şeytandan Allah’a sığınırım bu ayeti kerimede. Çünkü söyledikleri şey bir binayı düşünün. Bu bina diyorlar kendi kendine olmuş diyorlar. Kendi kendine mi oldu diyoruz. Hayır, aslında bazı mekanizmalar var da tesadüfi olarak sonuçta yine oluştu diyorlar. Peki nasıl oldu? Hiçbir mühendisi yok diyorlar. Bir ustası yok. Kendi kendine oldu diyorlar. Mekanizma olarak öne sürdükleri şey zaten saçma şeyler. Biz diyoruz ki, hayır bu bina bir mühendisin eseri, bir mimarisi var. İşte bir planı var. O plan doğrultusunda yapılmış, edilmiş. Hücre bir binadan kat ve kat daha kompleks bir yapı.Bakın ünlü bir bilim felsefecisi var, Fred Hoyle evrimci olmasına rağmen hücredeki kompleksliğin tesadüflerle oluşamayacağını şu örnekle anlatıyor. Diyor ki; Bir hurda yığını düşünün diyor. O hurda yığınına isabet edecek bir kasırga buradan Boeing 747 uçağını meydana getirebilir mi, diyor. Tabii ki getiremez. Hücredeki komplekslik ise tesadüfler sonucu meydana gelebilecek, hücrenin kompleks yapısı ise bu derece imkansızdır diyor tesadüflerle meydana gelmesi. Bir Boeing 747 tabi ki onlarca yüzlerce mühendisin on yıllar boyunca verdikleri uğraş sonucu, bir mühendislik harikası uçuyor. Bir hücre ise bundan kat ve kat daha kompleks bir yapı. Tesadüflerle asla olamaz. Bunu ortaya koymaya çalışıyoruz.
SUNUCU: Evet
OKTAR BABUNA: Ben demin hasta olduğumu söyledim mutasyon ama, Allah affetsin o tesadüfi değil Allah kaderde yarattığı için mutasyonu yapan da Allah’tır. Allah onu sebep olarak yaratıyor. Hastalık çok da hayırlı oldu. Benim Allah’a yakınlaşmama vesile oldu. İnşaAllah ecir almama vesile olmuştur.Son derece hayırlı bir şey istenmez ama olduğunda da çok hayırlı oluyor.
ADNAN OKTAR: Bu hastalıktan yaşayan dünyadaki tek kişi Oktar
OKTAR BABUNA: MaşaAllah
ADNAN OKTAR: Yani herkes öldü bu hastalıktan bir tek o sağ kaldı, MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Çok ağır bir hastalık çünkü
SUNUCU: İyi ki yaşıyor ve aramızda.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Elhamdülillah
OKTAR BABUNA: MaşaAllah
ADNAN OKTAR: Hem de MaşaAllah zımba gibi.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah
SUNUCU: Evet, hocam
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
OKTAR BABUNA: Ama Adnan Beyin, Allah razı olsun o dönemdeki ilgisini, hiçbir şekilde vefa borcunu ödeyemem. Her anıyla hastalığımın yediğimle içtiğimle ahiretimle, son derece yardımcı olmuştu manen her bakımdan İnşaAllah. Allah razı olsun diyorum ben de burada herkesin huzurunda.
SUNUCU: Hocam iyi ki varsınız.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun. Her şeyi Allah yaratıyor. Bizleri vesile kılıyor, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
SUNUCU: Evet hocam İnşaAllah
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
SUNUCU: Hepinize iyi akşamlar. Ben Boğaziçi Üniversitesi Biyoloji Bölümünde okuyorum. Sizin de anlattığınız gibi indirgenemez komplekslik konusu Darwinizmi tamamen geçersiz kılmaktadır. Eğer bir sistem ancak bütün parçaları var olduğunda işe yarıyorsa ve tek bir parçası dahi olmadığında hiçbir işe yaramıyorsa o sistem daha basite indirgenemez. Gözün kulağın burnun ve diğer tüm organların mükemmel bir şekilde çalışabilmesi için bütün parçaları ile birlikte yaratılmış olması gerekir. Bu gerçeği evrimciler de bildikleri halde gizlemeye çalışmaktadırlar.
OKTAR BABUNA: Bakın Darwin kendisi kriterler veriyor kitabında. Yani bu teori nasıl yalanlanır, nasıl çökertilir söylüyor. Bir tanesinde diyor ki Charles Darwin eğer diyor, birbirini takip eden çok sayıda küçük değişiklikle kompleks bir organın oluşmasının imkansız olduğu gösterilse teorim kesinlikle yıkılmış olacaktır. Yani Darwin’in söylediği şu: bir organ mesela göz diyor, basamak basamak oluşamıyorsa çok sayıda küçük değişiklikle evrimin iddia ettiği gibi, eğer diyor bu gösterilirse diyor, yani daha ilkele indirgenemiyorsa daha basite, benim teorim kesinlikle yıkılmış olacaktır, diyor. İşte tam bu oldu. Tam söylediği, bugün biliyoruz bilimsel olarak. Mesela göz, göz mükemmel bir organ, yani dünyanın en gelişmiş kameralarından daha mükemmel. Bu görüntü kalitesine hiçbir şekilde ulaşılamıyor. Siz nereye baksanız anında göz odaklanıyor değil mi? Hiç görüntü gidip geliyor mu?
SUNUCU: Hayır
OKTAR BABUNA: Bu böyle saniyenin binlerce küçük biriminde gerçekleşen bir olay. Kameralarda nasıldır. Kamera ki bilinçli bir insan vardır başında. Mutlaka odaklamak için görüntü gider gelir. O gidip gelmeler küçülerek en sonunda odaklanır. Bir gecikme payı vardır daima. En gelişmiş kameraların bile. Gözümüzde bu hiç yok. Bakın gözün 40 tane ayrı parçası var. Mesela, gözümüzdeki tek saydam hücreler, bütün hücrelerin hiçbiri saydam değil. Derimiz, diğer organlar. Tam olması gerektiği yerde bakın göz merceğinin önünde. Bir tek bu olmasaydı göz işlemeyecekti. Tam orada bir mercek var. Mercek esnek olarak yaratılmış, onun etrafında kaslar var. Siz baktığınız zaman ışığa, bakın ışığın gelen miktarı da ayarlanarak tam arkasındaki sinir hücrelerinin üzerinde odaklıyor. Merceğin ama çapı değişerek yapıyor bunu. Biraz önce de bahsettiğim gibi hiçbir şekilde gidip gelmiyor görüntü. Nereye baksanız anında net görüyorsunuz. Sinir hücreleri var arkada. İçinde çok özel proteinler var böyle. Bunlar biri önce aktif hale geçiyor. Gelen fotonlarla aktif hale geçiyor. İkincisi ile birleşiyor. Bu 2 parça 3. bir parça ile birleşiyor. Üçü birden dördüncü ile birleşebiliyor. Bunlar tek tek birleşemiyorlar birbirleriyle. Fotonlar aktif hale getirdiği zaman birleşebiliyorlar ve bu reaksiyonlar bakın bir saniyede 500 milyar kere gerçekleşiyor ve gözümüzle biz kesintisiz olarak görebiliyoruz. Bakın hiçbir kesinti yok gözde. Hareketler mükemmel algılanıyor. Capcanlı renkli 3 boyutlu mükemmel bir dünyayı gösteriyor Allah bize. Ve bu göz herhangi bir parçasının eksikliğinde mesela mercek yok, görmüyor. Kornea yok, görmüyor. Kirpikler yok, olmuyor. Gözyaşı bezleri eksik, görmüyor. Sinir hücrelerindeki o proteinlerden bir ikisinin aminoasidini değiştirin bütün sistem çöküyor. Ya bütün halinde var veya hiç yok işlemiyor. Tam Darwin’in demin dediği ne idi. Teorim kesinlikle yıkılmış olacaktır, diyor. Sadece bu teorisini kesinlikle ortadan kaldırıyor.
SUNUCU: Evet
CİHAT GÜNDOĞDU: İnsan vücudunda böyle pek çok organ var. Kalp de yine bu şekilde. Kalp kapakçıklarının bulunduğu yerler, kulakçıkların karıncıkların bulunduğu yerler işte Oktar’ın en başta bahsettiği bu elektrik akımının geliş sırası, dokuların yayılış zamanlaması, bunların hepsi pek çok organımız hep aynı şekilde üstün bir yaratıcının, sonsuz bir ilim sahibi Allah’ın yarattığını ortaya koymuş oluyor.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, MaşaAllah, evet şu ayeti bir okur musun?
CİHAT GÜNDOĞDU: Şeytandan Allah’a sığınırım. Kasas Suresi, 68, “Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Seçim onlara ait değildir.”
ADNAN OKTAR: Bakın. İnsan bir şeyi kendisi seçemiyor. Cenab-ı Allah yaratıyor, MaşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: “Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir, yücedir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, MaşaAllah
SUNUCU: Hocam bir de çok merak edilen Hazreti Mehdinin ne zaman ineceği, inmiş mi? Bu konu hakkında
ADNAN OKTAR: Ne kadar net bir durum var. Yani bir on yıl diyorum, 10 yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet
SUNUCU: Evet, binlerce yıllardan bahsediliyor.
ADNAN OKTAR: 99’daki şu açılan olaylardan tabi 10 yıl. Göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Biraz beklesinler. 10-20 yıl içerisinde Türk-İslam Birliğini de görecekler. Mehdi’nin zuhurunu da görecekler. Hazreti İsa’nın (A.S.) inişini de görecekler. Hepsini görecekler. Ben de buradayı,.onlar da buradalar. Bu çok açık gerçek İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
SUNUCU: Mehdi indikten sonra insanların birbirleriyle nasıl barış içinde mi olacağını yani bu komünizm, ateistlik bunlar kalkacak mı? Hani Mehdi indiğinde Hazreti Mehdi indiğinde bu gibi durumlar ortadan kalkacak mı? Herkes kardeşçe mi yaşayacak, barış içinde mi yaşayacak, diye sormak istiyorum.
ADNAN OKTAR: Evet, Oktar’ın anlatımı ile bir dinleyelim, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah, Hazreti Mehdi’nin bir kere hadislerden çok net çıkmış olduğu anlaşılıyor. Bakın neden. Suyuti çok büyük bir hadis alimi. Ondan nakledilen hadisler var. Şu naklediliyor Peygamberimiz (sav)’den, bakın gelen hadislerde. Dünyanın ömrünün yedi bin yıl olduğu. Şimdi hadisleri okuyacağım birazdan. Peygamberimiz (sav) diğer hadislerinde dünyanın ömrünün kendisine kadar olan bölümünde 5600 yıl çıktığını, geçtiğini bildiriyor. Bakın 7000 yıl, 5600 yıl geçmiş. Geriye kalıyor 1400 yıl. Dünyanın ömrü olarak bildiriyor. Ayrıca başka hadislerde de ümmetimin ömrü hicri 1500 yılı geçmez diyor. Yani Mehdi’nin Hicri 1400 ile 1500 arasında mutlaka çıkmış olması gerekiyor.
SUNUCU: Evet
OKTAR BABUNA: 1430’da yaşıyoruz şu anda. Demek ki, çıkmış olması gerekiyor. Ayrıca bunu destekleyen 100’ün üstünde alamet de gerçekleşti.
Afganistan’ın işgali var burada. İran-Irak Savaşı var. Kabe’de katliam var. Fırat’ın suyunun kesilmesi var. Irak’ın üçe bölünmesi var. Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları var. 81 ve 82 yılında kuyruklu yıldızın çıkışı var. Lulin kuyruklu yıldızının çıkışı var 2009 yılında. Bunun üzerinde 100 ve 120’nin üzerinde alamet gerçekleşti.
SUNUCU: Evet, bir de Hıristiyanlar da İslam alemine dönecek.
ADNAN OKTAR: Evet, hepsi Müslüman olacaklar, İnşaAllah. Hazreti İsa’nın nüzulü ile beraber inşaAllah hepsi Müslüman olacaklar.
SUNUCU: Evet, bir de savaşlar olmayacak. Ufak tefek iç savaşlar yaşanabilir mi?
ADNAN OKTAR: Yok, Mehdi devrinde hiç kan akıtma yok. Hiç yok. Uyuyan kişiyi uyandırılmayacak. Kan da akıtılmayacak. Silahlar da kaldırılacak. Buyurun biraz da siz anlatın.
CİHAT GÜNDOĞDU: Siz 10 sene öncesinde zaten bahsediyordunuz. Türk-İslam Birliği olacak diye.
ADNAN OKTAR: Evet, İnşaAllah
CİHAT GÜNDOĞDU: Bugün artık çok sıkça zikredilmeye başlandı Azerbaycan ile görüşmeler, Ermenistan ile görüşmeler, sınırların açılması, hepsini zaten yaşıyoruz gelişmeleri.
ADNAN OKTAR: Dediğim gibi Suriye ile yakınlaşmak. Irak diyor siz bizi idare edin diyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İlk siz söylediniz Ermenistan ile birleşmeyi, onun hemen akabinde hem Türk Devletimizin Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, aynı zamanda Ermenistan Cumhurbaşkanı zikrettiler. Birleşme aşamasına geldik. Sınırların açılması gündeme geldi. Aynı şekilde Azerbaycan, Türkî Cumhuriyetlerle ve İslam ülkelerinde Türkiye lider ülke olarak görülüyor zaten. MaşaAllah, Allah bütün şartlarını zaten hazırlamış ve Adnan Bey de, hakikaten bütün bunları hep önceden beri söylediği şeyler bugün hepsi bir bir gerçekleşiyor, MaşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Önceden hiç imkansız gibi görünen şeyler Ermenistan ile düşman gibi olduğumuz hep farz ediliyordu. Bugün artık neden sınır varmış gibi herkes şaşırıyor artık.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
SUNUCU: MaşaAllah, bu arada anons edelim, izleyicilerimize. Hocamızın değerli eserlerini, değerli videolarını, röportajlarını, bu konular hakkında izlemek istediklerinizi www.HarunYahya.tv internet adresinden takip edebilirsiniz ve araştırabilirsiniz, dinliyorum Hocam.
ADNAN OKTAR: Sen ne güzel huylusun, sen MaşaAllah. Hem çok efendisin, çok nurlusun.
SUNUCU: Allah razı olsun hocam.
ADNAN OKTAR: Çok saygılısın.
SUNUCU: Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Elinden yüzünden efendilik akıyor, MaşaAllah
OKTAR BABUNA: MaşaAllah
SUNUCU: Allah razı olsun, hocam
ADNAN OKTAR: Cübbeli biraz sıkılacak belki ama şu hadislerden okusana sen, kardeşlerimizin bu konuları iyi bilmeleri açısından.
OKTAR BABUNA: Dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğu naklediliyor hadislerden, Suyuti’nin hadislerinde.
İbni Asakir diyor ki: Ebu Said Ahmed b. Muhammed Bağdadi (aradaki ravi silsilesi ile) rivayet etti. Enes b. Malik (r.a.)'dan O dedi ki, Resulullah (s.a.v.) buyurdu:
Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah-u Teala onun için, gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirmişçesine şu dünyanın yedi bin yıllık ömrü müddetince sevap yazar.
İbni Adiyy diyor ki: Ebu İshak, İbrahim b. Abdullah Nebti, (aradaki ravi silsilesi ile) Enes b. Malik (r.a.)'den tahric etti. O dedi ki, Resullullah (s.a.v.) buyurdu:
Dünyanın ömrü, ahiret günlerinden yedi gündür. Allah-u Teala buyurdu ki: "Senin Rabbinin yanında bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir."
İbni Ebi Dünya, Zemmil Emel'inde diyor ki: Ali b. Said, Hamza b. Hişam'dan, O da Said b. Cubeyr'den rivayet ettiler ki, Dünya, ahiret haftalarından bir haftadır.
İbni Ebi Hatem, Tefsir'inde İbni Abbas'dan rivayet etti ki: Dünya, ahiret haftalarından bir hafta olup, yedi bin senedir ve bunun altı bini geçmiştir.
Bir diğer hadiste; İbni Abbas'dan sahih olarak nakledilen şöyle bir rivayet vardır.
O dedi ki: Dünya yedi gündür. Her bir gün bin yıl gibidir. Ve Resulullah (s.a.v.)'de onun sonunda gönderildi.
Peygamber (s.a.v.) zamanında, Adem (a.s.)'dan beri 5600 yıl geçmiş olduğu konusunda bir diğer hadis Ahmed İbni Hanbel İlel'inde nakletti. İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed'den O da Vehb'den rivayet etti: Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir.
ADNAN OKTAR: Geriye ne kadar kalıyor?
OKTAR BABUNA: 1400
ADNAN OKTAR: Cübbeli yemin ediyordu böyle hadis yok diye değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet
SUNUCU: Evet hocam
OKTAR BABUNA: Yani Hazreti Mehdinin İnşaAllah kesin olarak çıkmış olması gerekir. Hicri 1430’da yaşıyoruz şu anda.
SUNUCU: Evet, zaten şu anda İnşaAllah bir birliktelik yani İslam aleminde bir sıcaklık yani bunu ben hissediyorum.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah
SUNUCU: Daha da iyi olacağına inanıyorum buradan Müslüman alemine de hocamızın huzurunda seslenelim.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
SUNUCU: Yani herkes kardeş olsun, herkes mutlu olsun.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
SUNUCU: Herkes Allah’ın yolunda olsun. Hocam öyle değil mi, başı açık olsa bile ibadetini Allah’ın yolunda olduğunu bilsin. Kendisi bilsin, çevresindekilerin bilmesi önemli değil.
ADNAN OKTAR: Sen nur gibi tertemiz Müslümansın, çok efendisin.
SUNUCU: Allah razı olsun, hocam
ADNAN OKTAR: Senin imanın, güzel ahlakın, sevgin saygın her şeyin çok çok mükemmel, Allah nurunu artırsın İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
SUNUCU: Allah razı olsun, hocam
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
SUNUCU: Şimdi bir sorumuz daha var. Size hocam, sizin güzelliğinizi gören arkadaşlarım heyecan içinde oluyor ki birisi de benim bunlardan hocam. Bu çok değişik bir şey, çünkü güzelliğin insanın ruhunda heyecan oluşturması normal ama sizin güzelliğinizde bu heyecan adeta coşkuyla birleşiyor, MaşaAllah. Acaba Allah imanınızdan dolayı kalplerde böyle bir his yaratıyor olabilir mi?
ADNAN OKTAR: İmanın nuru ile bakıyor o kardeşimiz, İnşaAllah. Daha doğrusu aynaya, kendine bakan her insan kendisini görür. Güzel bakan güzel görür. Nurla bakıyor, nur görüyor. Güzel bakıyor, güzel görüyor. Allah’ın tecellisine niyetle bakıyor Allah’ın tecellisini görüyor, İnşaAllah. Her insan Allah’ın tecellisidir. O da nuru imanla baktığı için güzel görüyor, MaşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: MaşaAllah
SUNUCU: Evet MaşaAllah, hocam. Evrenin sürekli genişlediğini ve galaksilerin bizden uzaklaştığını gören bilim adamları bu genişlemenin tersi düşünülüp geçmişe gidildiğinde aslında başlangıçta evrenin bir sıfır noktasından doğmuş olabileceğini fark ettiler. Yaptıkları deneyler bunu doğruladı. Tüm evrene büyük bir patlama sonrasında eşit olarak dağılmış kozmik fon radyasyonu tespit ettiler. Bu da dünya evreninin ve içerdiği maddenin yoktan yaratıldığının bir ispatıydı. Maddenin ezeli ve ebedi olduğunu iddia eden materyalistler için bu ciddi bir yıkım oldu. Çünkü bilim evrenin Allah tarafından yaratıldığını ispatladı. Sizlerle programa katılan profesörler nasıl oluyor da bilimi savunduklarını iddia edip bu yaratılışı doğrulayan bilimsel gerçeği kabul etmiyorlar? Nejat Kocabey
ADNAN OKTAR: İşte Cenab-ı Allah onlara da bu görevi vermiş, kaderleri öyle gün gibi aşikar olmasına rağmen inkar edebiliyorlar. Kaderleri öyle, Ebu Cehil’in kaderi öyleydi. Nemrud’un kaderi öyleydi. Firavun’un kaderi öyleydi. Buhtunnasr’ın kaderi öyleydi. Hazreti Musa’nın, İbrahim’in, İshak’ın, Yakup’un, Yusuf’un, Davud’un onların da kaderi başka türlüydü. Cenab-ı Allah herkese bir yol çizmiştir ve kader değişmez.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Cüzi irade de o kader içerisindedir.
SUNUCU: Evethocam, İnşaAllah. Hocam siz ne dersiniz bu konuda?
CİHAT GÜNDOĞDU: Biliyorsunuz Darwinistler, daha doğrusu materyalistler kendi ideolojilerine temel olarak şöyle bir iddiada bulunuyorlar. Diyorlardı ki; madde ezelden beri vardır. Ebede kadar devam edecektir. Ebediyete kadar devam edecek kaybolmayacak, derlerdi. Zaten işte bu pagan dininin temelinde böyle bir inanç olması gerekiyor. Çünkü madde kendi kendini yarattı. Başka şeyleri de yarattı, demenin temelinde böyle olması gerekir onların inancına göre. Oysa gösterildi ki; evrende bir kozmik fon radyasyonu var, her tarafına yayılmış olarak tespit edilebilen ki bu teleskoplarla da halen bugün tespit edilebilmekte. Evrenin her yanına yayılmış bir radyasyon var. Bu ilk patlamadan geri kalan bir fosil radyasyon. Bu tespit edildiğinde yapılan hesaplamalar şunu gösterdi. Aynı zamanda gezegenlerin birbirinden uzaklaşması, galaksilerin birbirinden uzaklaşması da hesaplanınca, işin içine girince anlaşıldı ki, zamanda geriye doğru gidildiğinde tek bir noktada bütün kainatın maddesi toplanmış haliyle büyük bir patlamayla bütün galaksilerin ortaya çıktığı anlaşılmış oldu. Bu öyle bir nokta ki sonsuz yoğunlukta “0” hacimde ve zamanın olmadığı bir nokta olduğu anlaşıldı.
ADNAN OKTAR: Yani yokluk
CİHAT GÜNDOĞDU: Yani yokluk, evet. Yani kendi başına böyle bir yokluktan bir şey meydana gelebilir mi? Baktığımızda Kuran’da da belirtildiği gibi Allah’ın yoktan yaratması ispatlanmış oluyor bilimsel veriler ışığında. Bu yoktan gerçekten yoktan var edilme. Çünkü öncesinde zaman da yok mekan da yok madde yok hiçbir şey yok.
SUNUCU: Evet
OKTAR BABUNA: Bakın bu gerçek Kuran’da var aslında. Allah big bang’i 1400 yıl önce Kuran’da bildirmiş ki bilim o zamanlar, yeni keşfedilen gerçekler bunlar 20. yy içerisinde. Şeytandan Allah’a sığınırım. Allah bir ayette şöyle buyuruyor. “O gökleri ve yeri yoktan var edendir.” Bakın yoktan var oluş
SUNUCU: Evet
OKTAR BABUNA: İkinci bir ayette de Allah şöyle buyuruyor. “Biz göğü büyük bir kudretle bina ettik ve şüphesiz biz onu genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi, 47) Yani evrenin genişlediği yıldızların birbirinden uzaklaştığı 1930 yılında ilk defa teleskopla gözlemlendi. Ve ilerleyen 40-50 yıl sonra ispatlandı.
ADNAN OKTAR: Kur’an 1400 yıl önce söylüyor.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah
CİHAT GÜNDOĞDU: Bir de buradaki büyük patlama denmiş olması bize gerçekten bir patlama mıdır, dedirtmemeli. Çünkü patlama diyemeyiz buna. Hızlı bir şekilde genişleme, hızlı bir şekilde yaratılma var burada söz konusu olan. Çünkü patlama biliyorsunuz bir yere bir odanın içinde bir şey patlasa oraya yıkım getirir, değil mi?Düzen oluşur mu, oluşmaz.Buradaysa oluşan bir düzen var. Galaksiler var.Güneş sistemleri var. Yörüngeleri etrafında dönen, belli yörüngelerde dönen gezegenler var ve madde var. Asıl oluşmakta olan. İşte protonu, nötronu etrafında dönen elektronları ile. 14 milyar yıldır bu düzen hiçbir şekilde bozulmamış, aksine devam ediyor.
OKTAR BABUNA: Kuran’ın tabi Allah sözü olduğunun kesin kanıtı olmuş oluyor. Zaten biz iman ederiz de buna, Allah’a bilim kitabı değil Kur’an ama bilimsel gerçekler var. Başkaları da var. Adnan Beyin Kur’an Mucizeleri kitabını indirirse seyircilerimiz orada çok detaylı mesela bir örnek vereyim çok kısa bir örnek. Bir ayette Allah şöyle buyuruyor: “Sonra o su damlasını bir alak (hücre topluluğu) olarak yarattık. Ardından o alakı bir çiğnem et parçası olarak yarattık. Daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık. Böylece kemiklere de et giydirdik. Sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne yücedir.” Müminun Suresi, 14.
Bakın Allah burada Böylece kemiklere de et giydirdik, diye buyuruyor. Eskiden bilim adamları 20. yy’ın son döneminde kemiklerle kasların yani etrafındaki etlerin yani kasların birlikte oluştuğunu zannediyorlardı. Daha sonra embriyoloji diye bir bilim var. İnsanın oluşumunu inceleyen böyle araştırmalar yapan gösterdi ki, hakikaten önce kemikler oluşuyor. Sonra etrafındaki kaslar oluşuyor. Bakın 1400 yıl önce Kuran’da bildirilmiş ve bunu bulan bilim adamı Müslüman oldu daha sonra. Amerikalı ve Kanadalı çok ünlü, bir anatomi derneklerinin başkanı olan böyle kitapları tıp fakültelerinde okutuluyor. Sırf bu ayeti görerek önce kemiklerin sonra da kasların oluşturulduğu ayetini görerek Müslüman oldu.
SUNUCU: Evet
CİHAT GÜNDOĞDU: Şöyle söylüyor kendi yorumu diyor ki; çöl ortamında 1400 yıl önce yazılmış bir kitap asla diyor bu bir insanın sözü olamaz, diyor. Çünkü çok hassas bir bilgi embriyoloji biliminin ortaya koyduğu en son ulaşabildiği bilgi. Bu kesinlikle Allah’ın sözüdür, diyor Kuran’ı Kerim.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Şimdi buradaki nedir bu bilgi?
OKTAR BABUNA: Cihat Bey bahsetti.
ADNAN OKTAR: Bahsetti değil mi?
OKTAR BABUNA: Uzun bir liste var, bilim adamları Darwinizme karşı olan yaratılışı kabul eden ve dünyanın en ünlü profesörleri var bunlar arasında. En ünlü bilim adamları uzun bir liste. Hepsi imzalamışlar. 18 sayfalık bir liste.
CİHAT GÜNDOĞDU: Darwinizmin bilimle bağdaştırılamayacağına dair bir bildirinin altına imza atmışlar.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Bir dahaki sefere atomun yapısını detaylı bir analiz edelim.Atomun ta en başından kapsamlı anlatalım. Atomdan da zaten tam açmazdalar. Proteinden de açmazdalar. Her konuda açmazdalar. Her şeyi anlatalım İnşaAllah.
SUNUCU: Hocam, programımızın sonuna geldik. Söylemek istediklerinizle…
ADNAN OKTAR: Güzel günler bizleri bekliyor, İnşaAllah, bunları hep birlikte Müslümanlarla göreceğiz İnşaAllah. Allah bize bu güzel günleri nasip etsin diyorum, İnşaAllah
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah
OKTAR BABUNA: MaşaAllah
SUNUCU: Sizler hocam.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bir ayeti kerimede yüce Allah şöyle buyuruyor: “Hakkı batılın üzerine fırlatırız o da onun beynini darmadağın eder” (Enbiya Suresi, 18) diyor. Bugün görmekte olduğumuz olay da bundan ibaret. Materyalizmin felsefesini beynini parçalayarak İnşaAllah yerle bir olduğuna şahit olmuş oluyoruz.
SUNUCU: Evet
OKTAR BABUNA: Bunu üstad Said Nursi de bildiriyor. Hazreti Mehdinin İnşaAllah, maddiyun ve tabiyun felsefelerini yani Darwinizmi, materyalizmi ortadan kaldıracağını belirtiyor, İnşaAllah. Ahir zamanda da bu dönemde yaşıyoruz, Elhamdülillah. Hakikaten de Darwinizm ve materyalizm tepetaklak gidiyor bütün dünyada.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, MaşaAllah
OKTAR BABUNA: MaşaAllah
SUNUCU: Hocam sizlerle olmak çok güzeldi. ÇAY TV izleyicilerine bizi izledikleri için teşekkür ediyoruz. Allah’a emanet olun. Gönüllerimiz sizlerle, sizlerin de gönülleri bizimle olsun, selametle.