Adnan Oktar: Selamün Aleyküm
Sunucu: Aleyküm selam, hoş geldiniz
Adnan Oktar: Hoş bulduk, teşekkür ederim.
Oktar Babuna: Sizin sindirim sitemi mucizesi ve gözdeki mucize kitaplarınızdan aktarıyorduk bilgileri.
Adnan Oktar: MaşaAllah
Oktar Babuna: MaşaAllah, Darwinizm’i nasıl yerle bir ettiğinizi anlatmıştık.
Adnan Oktar: Ne güzel
Oktar Babuna: Haşa Türkleri ve kadınları aşağılayan sözlerini seyircilerimize aktarmıştık
Adnan Oktar: MaşaAllah, maşaAllah, birazda sosyal konulardan konuşalım
Oktar Babuna: Konuşalım
Adnan Oktar: Ne kadar vaktimiz var?
Sunucu: Yarım saat
Adnan Oktar: Şu yarınki gazetelerden bir bakalım inşaAllah. Evet, Vakit gazetemizden başlayalım, Vakit, sahipleri aslandır, çok güzel insanlar, çok samimi, vatanını, milletini, bayrağını, devletini seven, dürüst, samimi Müslümanlardan oluşuyor. Ne diyor yarınki gazetede, bizim bir ilanımız mı var nedir burada,
Cihat Gündoğdu: İlanımız olacak evet,
Adnan Oktar: Bakayım bir, bakayım. Oktar sen şu gür sesinle bir oku bakalım şu ilanı
Oktar Babuna: İnşaAllah, evvelAllah
Adnan Oktar: Şöyle bir bakalım, görünüyor mu buradan?
Oktar Babuna: BAV aleyhinde yayın yapan iki gazetenin haberleri gerçek dışıdır.
Adnan Oktar: Bakayım, göreceğim, önce bir televizyonda bir göreyim, buradan görünüyor mu?
Sunucu: Arkadaşlarımız zum yapabiliyorlar mı?
Adnan Oktar: BAV aleyhinde yayın yapan iki gazetenin haberleri gerçek dışıdır. Al bir oku bakayım, nelermiş bunlar, şöyle gür sesle.
Oktar Babuna: BAV aleyhinde yayın yapan iki gazetenin haberleri gerçek dışıdır. İki ayrı gazete, arka arkaya iki gün yayınladıkları haberlerde Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı Camiası hakkında asılsız iddialara yer vermişlerdir. Söz konusu haberlerde bir kısım basının malum iftiraları tekrarlanmış ve bu konuda yedi gizli tanığın ifade verdiği belirtilmiştir. Öncelikle belirtmek isteriz ki yayınlarda yer alan iddialar tamamen gerçek dışıdır. Yayına dayanak teşkil eden gizli tanık anlatımlarının gerçekdışı olduğu yargı kararlarıyla ortaya çıkmıştır. Nitekim gizli tanıkların iddialarıyla ilgili Üsküdar Başsavcılığı tarafından 2008/1211 sorgu numarasıyla yürütülen soruşturma hakkında takipsizlik kararı verilmiştir. Bu karar Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/1015 müteferrik sayılı kararıyla onanmıştır. Aynı dosya daha önce İstanbul Özel Yetkili Savcılıkta eski adıyla DGM Savcılığında ele alınmış, dosya numarası 2007/3026 olan soruşturmada savcılık 13.12.2007 tarihinde takipsizlik kararı vermiştir. Bu kararda Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/307 dosya iş sayılı kararıyla onanmıştır. Gizli tanık denen kişilerin hayal ürünü beyanları hakkında savcılıklar dava açmaya bile gerek görmemişlerdir. Savcılıklar sadece gizli tanıkların iddiaları hakkında değil, sahte şikayet dilekçeleri veren kimi ailelerin iddiaları hakkında da takipsizlik kararları vermişlerdir.
Adnan Oktar: Suç olmadığı için
Oktar Babuna: Evet
Adnan Oktar: Delil olmadığı için, suç olmadığı için
Oktar Babuna: Evet, bunlardan bazıları şunlardır:
1) İstanbul Başsavcılığının 2007/11089 soruşturma sayılı dosyasında verilen takipsizlik kararı
2) İstanbul Başsavcılığının 2007/17087 soruşturma sayılı dosyasında verilen takipsizlik kararı
3) İstanbul Başsavcılığının 2007/11092 soruşturma sayılı dosyasında verilen takipsizlik kararı
4) Üsküdar Başsavcılığının 2007/10878 soruşturma sayılı dosyasında verilen takipsizlik kararı
5) Üsküdar Başsavcılığının 2007/6120 soruşturma sayılı dosyasında verilen takipsizlik kararı
Bu nedenle bu iki gazetenin haberleri gerçek dışıdır. Gazetelerin bu delilsiz suçlamaları ortaya koyarken bu suçlamaları reddeden yargı kararlarını da gizlemeyerek okuyucuları doğru bilgilendirmeleri daha ilkeli bir yayıncılık anlayışı olurdu. Bizlerin ve Türk kamuoyunun asıl merak ettiği konular şunlardır:
1) Hangi gazeteler BAV aleyhinde asılsız iddialarla yayın yapmaları için, iddia edilen Ergenekon Terör Örgütünün gizli kasası olarak bilinen İstanbul’daki kişinin Mecdiyeköy ve Şişli’deki banka şubelerindeki hesabından 5 ayrı tarihte çekilmek suretiyle toplam birer buçuk milyon Türk Lirası almışlardır?
2) Kendi öz abisinin öldürülmesinde parmağı olan ve adı bir başka cinayet olayına da karışmış olan bir psikopatı BAV camiası aleyhinde tehditle ifade vermeye kim zorlamıştır?
3) Gayri meşru ilişkiyle hayatını devam ettiren üç zavallıya kendilerini bu bataklıktan kurtarmaya gayret eden kişilere karşı nankörlük ederek aleyhte uydurma ifade vermeleri için iki yüz bin Türk Lirası peşin para verdikten sonra iki yüz bin TL’de netice aldıktan sonra ödeme yapma vaadinde kim bulunmuştur?
4) İddia edilen Ergenekon Terör Örgütüyle masonluğun, mason olan baron ve her devrin adamının bağlantısını ortaya çıkaran kitabın yayınlanacağını duyunca, kitabın yayınlanmaması için kim tehditler savurmuştur?
5) Selanikli Kapancılar ve Karakaşların İstanbul Taksim’de beş yıldızlı bir otelde birlikte yaptıkları toplantıya hangi gazeteciler katılmıştır? Yaşlı doktor ve her devrin adamı bu toplantıda neler konuşmuştur? Kamuoyunda barona ait olduğu yaygın olarak bilinmeyen gazeteler hangileridir? Hangi gazeteciler barona düşman gibi görünen baronun gizli adamlarıdır, yani baronun tabiriyle gizli maşalarıdır? Söz konusu gazeteler BAV Camiasına yöneltilen bu asılsız iddiaları değil, yukarıda yer alan iddiaları araştırıp ortaya çıkarsalar kamuoyunu aydınlatıp başarılı gazetecilik yapmış ve Türk toplumuna faydalı bir hizmette bulunmuş olurlar. Kamuoyunun bilgilerine saygıyla duyurulur.
Bilim Araştırma Vakfı
Adnan Oktar: Evet, aynı ilan Milli Gazete’de var, yarınki Milli Gazete’de. Milli Gazete de aslan gazetedir, çok dürüst bir gazetedir. Yeni Şafak’ta da var yarın, Yeni Şafak Gazetesinde de tam sayfa olarak yarın görebilirler kardeşlerimiz. Yeni Çağ da Atatürkçü, milliyetçi, delikanlı çocuklardır, severim onları ben. Yeni Çağ Gazetesinde yarın çıkıyor, aynı şekilde ilanı görebilirler. Evet, başka neler var bakayım, doktorum sen bize ne diyeceksin, bilemiyorum
Cihat Gündoğdu: Estağfirullah
Adnan Oktar: Senin pozisyonundan kaynaklanıyor, sen gel şu karşımıza otursan böyle sorunlar olmaz gibime geliyor bana.
Cihat Gündoğdu: İnşaAllah
Adnan Oktar: İnşaAllah
Sunucu: Size sorularımız da var Adnan Bey.
Adnan Oktar: Evet
Sunucu: Özellikle bir soru biraz güncel olması sebebiyle de, konumuz sindirim ama izin verirlerse eğer ve sizin de müsaadeniz olursa araya hemen böyle kısa kısa birkaç soru sıkıştırmak istiyorum
Adnan Oktar: Tabi, tabi, buyurun
Sunucu: İzleyenlerimizin de hem merakını gidermek adına. Sevim Şen, Adapazarı’ndan demişler ki Hocam sizi bir yılı aşkın bir süredir Laçin koridorunun açılması gerektiğinden bu şekilde Ermenistan’la sorunların ortadan kalkacağından, bölgeye sevgi, barış, kardeşlik ve huzurun geleceğinden bahsediyorsunuz. Bunun Türk-İslam Birliği için önemli bir adım olduğunu söylüyorsunuz, o zaman söylüyordunuz. O zaman gerçekleşmesi ne kadar zor gözükse de şu anda Laçin koridoru açılıyor. Söylediğiniz her şeyin bir bir gerçekleşmesi bunların sizin sadece birer temenniniz ve öngörüşünüz değil de, sanki bana tüm dünya liderleri sizin sözlerinizi takip edip ona göre hareket ediyor gibi geliyor, böyle midir acaba demiş?
Adnan Oktar: Hüsnü zan ediyor kardeşimiz tabi maşaAllah, fakat hakikaten Ermenistan’la Türkiye’nin birleşmesi, sınırlarının açılması, olacak iş mi diyorlardı, sen ne diyorsun yani bir kere Ermeni diyorsun sen, Ermeni dedin mi adam böyle sarsılıyor. Ne oluyor, onlar bizim canımız, ciğerimiz, kardeşimiz, sen nerden çıkarttın o düşmanlığı, nerden çıkarttın o öfkeyi. Milleti sadıka değil miydi onlar, Osmanlı’da bizim en sevdiğimiz, en güvendiğimiz ve içlerinden paşalar çıkan değerli kardeşlerimiz değil miydi? Sonradan iddia edilen Ergenekon Örgütünün gözü dönmüş azgınları aramızı açtılar. Faşist kafalarıyla, Allahsız, kitapsız felsefeleriyle bizi onlardan ayırdılar. Onları küçük bir yere böyle aldı hapsettiler. Tabi ki açılacak, tabi ki gelecekler. Biz de oralara gideceğiz, Azerbaycan’a da gideceğiz, Türkistan, Kazakistan, Tacikistan, Yakutistan, değil mi inşaAllah, Türkmenistan, Fas, Tunus, Cezayir, Libya hepsi bizim, her yere gideceğiz inşaAllah, bütün sınırlar açılacak. Türk-İslam Birliği çığ gibi gelişecek bu olaydan sonra, bu anahtardır, Ermenistan’ın kapısının açılması anahtardır. Orası açıldıktan sonra, göreceksiniz çığ gibi... Ben dedim ki Dağlık Karabağ konusu hallolur, kafanıza takmayın. Olur mu falan diyorlardı, bak oluyor. Laçin koridorundan o zamanlar bahsetmiştim, bak açılacak dedim, açılır dedim, cayır cayır açacaklar, hazırlık yapıyorlar şu an. Bindin mi arabaya doğrudan gideceğiz Azerbaycan’a. Bindim arabaya direkt Ermenistan’a, kapıda pasaport soracaklar mı, yok, vize yok. Nereye gidiyor gibi gideceğiz, Konya’ya gidiyor gibi gideceğiz. İddia edilen Ergenekon Örgütü şu an yargılananları tenzih ederim, dünyanın en aşağılık, en pislik adamları, en kahpe, en gözü dönmüş, Allahsız, kitapsız, dinsiz, imansız böyle, acımasız, menfaatten gözü dönmüş insanlar. Bizim milletimizin düşmanları, Allah’tan korkun üç milyon milliyetçiyi, Müslümanı öldürmek için liste yapmışlar, her yerden silah fışkırıyor, her yerden yani ama ben bu yargılananlara acıyorum yani, ben onları tenzih ediyorum, onlara benim bir sözüm yok, ben asıl o perde arkasındaki kahpeleri kastediyorum, çok acımasızlar. Bizim büyük Türkiye olmamızı engellediler, Türk-İslam Birliğin kurmamızı engellediler, Atatürk’ün de düşmanı bunlar, vatanında düşmanı, bayrakları mason amblemleriyle dolu. Nerede it, kopuk varsa, nerede pislik adam varsa bu sistem içersindeler. Ama tabi yargılanmadan, neticelenmeden ben bir insana şudur demem ama ben bu pisliklerin ta mayasını bilirim, ben bunlarla ilgili kitap da hazırlıyorum, tabi çok kapsamlı bir kitap hazırlıyorum, zaten son günlerdeki olaylar da onlarla ilgili. Bakın Ergenekon Örgütünün, iddia edilen Ergenekon Örgütünün yargılanmasının yapılmasından bir gün evvel bomba patladı, olaylar başladı dikkat ederseniz.
Sunucu: Değil mi, evet
Adnan Oktar: Tabi ben hani Vatan Gazetesi Ergenekon’un emrindedir demiyorum, yani öyle bir iddiam yok ama o bayan bizim aleyhimizde yazıları yazan, internette olumsuz bilgiler veren bayan, internet kısmını yöneten bayan, bugün iddia edilen Ergenekon Örgütünün elemanı olmakla ilgili suçtan dolayı cezaevinde şu an. Bugün de yine Vatan Gazetesinin bir yöneticisi herhalde, o bayanın arkadaşı gözaltına alındı, bir ara alındı, bırakıldı, vardır bir hikmeti. Tabi bunlar da insanı düşündürüyor ama ben tabi yargılama aşaması olmadan ben onlar gibi ortaya çıkıp böyledir, şöyledir diye hüküm vermem, yani insanları suçlamam, bilmiyorum ben, yani yargılanır, delillenir, netleşir o zaman bu oldu deriz, Yargıtaydan da döner, tasdik olur, tamam. Ama ben onlar gibi böyle gazetelerde çarşaf çarşaf yazılar çıkarttırmam, yani böyle bir izahta bulunmam. Ama tabi bunlar bizi düşündürüyor, yani zamanlama düşündürüyor, şaşırttırıyor biraz. Ama diyorum birer birer değil, yüzer yüzer, yani bütün sülaleleri gelsin, o anlamda bütün takımları gelsin, yedi kuşak evveline kadar hiçbir şeyden çekinmiyorum, ben bir tek Allah’tan korkarım, yani ellerinden geleni ardlarına koymasınlar. Eğer ellerinden geleni ardlarına koymazlarsa şerefsizler hepsi
Oktar Babuna: İnşaAllah
Adnan Oktar: En büyük şerefsizler, ellerinden geleni ardlarına koymasınlar ve böyle güruhlar halinde gelsinler, yüzer yüzer, biner biner. Ben öyle yazıyla, kalemle yıkılmam ben, kimse de yıkılmaz, bıraksınlar bunları, bize maval okumasınlar ama şunların cevabını verirlerse çok memnun olurum. Çünkü bunlar cevabı kendileri vermezse, ben vereceğim. Bu çok önemli, bak diyor ki gazete ilanında, hangi gazeteler BAV aleyhinde asılsız iddialarla yayın yapmaları için, iddia edilen Ergenekon Terör Örgütünün gizli kasası olarak bilinen İstanbul’daki kişinin, bak kim olduğunu biliyoruz, Mecidiyeköy ve Şişli’deki banka şubelerindeki hesabından 5 ayrı tarihte çekilmek suretiyle birer buçuk milyon TL almışlardır, yani eski hesapla bir buçuk trilyon, hangi gazeteler bak bizim aleyhimize haber yapmaları için. Kim yaptı diyoruz, soruyorum ben sadece. Cevaplamazlarsa biz cevaplayacağız ama inşaAllah umarım cevaplarlar. Kendi öz abisinin öldürülmesinde parmağı olan ve adı başka bir cinayet olayına karışmış olan bir psikopatı BAV Camiası aleyhine tehditle ifade vermeye kim zorlamıştır, bunu da söyleyecekler, söylemezlerse bunu da ispat edip söyleyeceğim, söyleyeceğiz, avukatım söyleyecek, yani ben derken avukatım adına konuşuyorum ben. Gayri meşru ilişkiyle hayatını devam ettiren üç zavallı, hakikaten acıyoruz, Allah vermesin, biz acıdığımız için onları bağrımıza bastık, korumaya çalıştık, yine de gani gani hakkımı helal ediyorum, asla ben onlara karşı kızgın değilim o zavallılara, bu gizli tanıklara, yani hiçbir şekilde onlara karşı bir öfkem yok. Kendilerini bu bataklıktan kurtarmaya gayret eden kişilere karşı nankörlük ederek aleyhte uydurma ifade vermeleri için, iki yüz bin TL peşin para verdikten sonra, iki yüz bin TL de netice aldıktan sonra ödeme yapma vaadinde kim bulunmuştur? Bunu da biliyoruz, yani bunları nasıl organize ettiklerini biliyoruz. Kendileri söylemezse biz söyleyeceğiz inşaAllah ve ben hiç kimseden intikam alma peşinde değilim, ben sadece gerçeklerin ortaya çıkması için söylüyorum.
Sunucu: Evet
Adnan Oktar: Özellikle genç kız çocuğu, ne yaparsa yapsın kız çocuğuna dil kalkmaz, el kalkmaz, zavallı onlar, yani onlar korunmaya muhtaç insanlar, zaten kötü yola düşmüş, Allah vermesin, bize onun için sığındılar. Bize Allah esirgesin ensest ilişkiden, ailesinin ensest saldırılarından dolayı sığınan insanlar da oldu, ben bunları söylemiyorum. Ahlaksız adam, adam içkici, alkolik, sarkıntılık yapıyor. Kız çocuğu kaçıp geldi, ne diyeyim, geri mi git diyeyim, ne diyeyim yani. Savcılığa şikayet etti ama tabi nezaketiyle şikayet etti, işte baskı yapıyor, canımı yakıyor, işte üstüme geliyor dedi ama gerçek nedenini söylemediler. Ahlaksız adamlar, nasıl dursun çocuk. Tabi ki Allah rızası için elimizden gelen imkanı, bu çocuklara da elimizden gelen gayreti gösterdik.
Oktar Babuna: Allah razı olsun
Adnan Oktar: Kandırmışlar, eğri yola götürmüşler, helali hoş olsun, biz ahirette zaten kardeş oluruz inşaAllah. Bizim onlarla bir şeyimiz olmaz. Ben hiçbir insandan intikam almak istemem, beni öldürmeye kalkanlardan da ben razıyım, öyle bir şey olmaz.
Oktar Babuna: Size işkence yapanlardan bile şikayetçi olmadınız.
Adnan Oktar: Niçin şikâyetçi olayım, hepsinde bir hayır vardır, inşaAllah. Tabi emniyetteyken bütün arkadaşlarıma işkence yaptılar çocukların hepsine elektrik verdiler, acayip ama evvelAllah, sahabeler de biliyorsunuz gazi oldular, eli ayağı kopanlar oldu, burnu kopan oldu, Allah yolunda feda olsun, bin tane bedenim olsun bin kere Allah yolunda veririm inşaAllah, Allah’a feda olsun benim bedenim inşaAllah. Bak iddia edilen Ergenekon terör örgütüyle, masonluğun, bakın masonluğun, mason olan baron ve her devrin adamı ikisi de aynı locadalar, bağlantısını ortaya çıkaran kitabın yayınlanacağını duyunca kitabın yayınlanmaması için kim tehditler savurmuştur. Telefonla kim tehdit etmişti, bunu da bize söyleyecekler. Selanikli Kapancılar yani Sabetaycılar toplantısı ve Karakaş’ta bunlar onların mezhepleri, İstanbul taksimde 5 yıldızlı bir otelde tarihini de biliyoruz, yerini de biliyoruz, kimlerin toplantı yaptığını; birlikte yaptıkları toplantıya hangi gazeteciler katılmıştır, yani isim isim, resim resim hepsi mevcut inşaAllah. Yaşlı doktor ve her devrin adamı bu toplantıda neler konuşmuştur, bunu da söyleyecekler. Ama kendileri anlatırsa bizim daha hoşumuza gider tabi inşaAllah, tehdit olarak söylemiyorum, hukuki bir delil olduğu için söylüyorum. Çünkü biz bunu hukuk yoluyla halledeceğiz, yani ben bunun sonucunda, ben onlardan bir şey beklemiyorum, yani gitsin cezalansınlar değil ama ahlaksızlıkları ortaya çıksın, pişman olsunlar diye söylüyorum, yoksa ben intikam peşinde değilim. Helal olsun yaptıklarına, ben onlardan öyle dünyada da ahirette de şikayetçi olmam, kin benim ruhumda yok.
Oktar Babuna: İnşaAllah.
Adnan Oktar: Kamuoyunda barona ait olduğu yaygın olarak bilinmeyen gazeteler hangileridir, mesela barona ait gazete fakat bilinmiyor, baron besliyor gazeteyi, bakıyorsun çok şaşalı, mesela kağıt kalitesiyle, üslubuyla çok şaşalı bir gazete. Adama bakıyorsun, adamın beş parası yok, nereden geliyor bu paralar, kimsenin de bunu açıkladığı yok, bilmiyor, yani mesela gazete satmıyor ama buna rağmen gazete dimdik ayakta. Bakın diyor ki kamuoyunda barona ait olduğu yaygın olarak bilinmeyen gazeteler hangileridir. Hangi gazeteciler barona düşman gibi görünüyor, görünen baronun gizil adamlarıdır, yani baronun tabiri gizli maşalarıdır. Bunları da kamuoyu öğrenmek istiyor eğer mümkünse tabi. Bilgi olarak edineceğiz, yani bunun dışında benim istediğim bir şey yok ama artık şeffaflık dönemi olsun, milletimiz gerçekleri bilsin. Ama benim kahraman, yiğit milletimden benim ısrarla ricam şu, bakın, iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü, Türk tarihinin en şerefsiz yapılanmasıdır, yani yargılananları kastetmiyorum, en şerefsiz, en alçak, en kahpe, en gözü dönmüş, Allahsız, kitapsız yapılanmasıdır ve Türk milletinin düşmanıdır, en büyük düşmanıdır. Bütün millet el ele verelim. Polise yardımcı olalım, savcılara yardımcı olalım, mahkemelere yardımcı olalım, yani bunlar ilerde mahkemelere de kafa tutabilirler, savcılara da kafa tutabilirler, polise de kafa tutabilirler. Var gücümüzle destek olalım devlete, yani polis, savcı ve hakimlerimize destek olalım, koruyup kollayalım, onlara atılan iftiralara karşı omuz omuza verelim ve elimizdeki her türlü bilgiyi aktaralım. Korkmasınlar.Yani asla korkmasınlar, benim milletim yiğittir, çekineceklerini ben tahmin etmiyorum ama illa çekiniyorlarsa iki satır kağıda yazsınlar, bilgilendirsinler doğru, dürüstçe, samimi katlayıp postalayıp atsınlar, yani isim, adrese de gerek yok. Yazsın bu kadar, inşaAllah. Aksi halde evladını, yavrusunu, çoluğunu çocuğunu hepsini kaybeder Allah esirgesin. Bu yapılanma, çok kahpe bir yapılanma, çok tehlikeli, yani deccaliyettir bu, Türk milletinin deccalidir bunlar. Bundan kurtuldu mu bizim millet, büyük Türkiye’nin önü açıldı artık, Türk İslam Birliğinin önü açıldı demektir. Dünya, cihan hakimiyeti kapıda demektir. Fırtına gibi hakim oluruz inşaAllah dünyaya. Bizi 150 yıldan beri adım atamayacak hale getirenler bunlar ve bunlar da birbirlerinden nefret ediyorlar işin acayip yani, hepsi birbirinden korkuyor, hepsi, yani mesela o ondan nefret ediyor, o ondan nefret ediyor. Kimse kimseyle dost yanı yok, o onu öldürmekten, onu öldüreceğinden korkuyor o onun kendisini öldüreceğinden korkuyor, yani bir mafya yapılanması tarzında. Mafyada, nasıl bir kısım mafya örgütlerinde korku belasına insanlar hareket ediyorlar, bu da aynı şekilde, bunlar gözü dönmüş mafyadan da beter bunlar, mafyada yine kendine has bir kuralı olur mafya, bunlarda o da yok, yani en kaliteli bilim adamlarımızı öldürdüler. Bahriye Üçok, mesela Atatürkçü, çok muhterem bir insandı, Uğur Mumcu tertemiz delikanlıydı, tertemiz bir insan, dürüst bir yazardı,
Oktar Babuna: Evet, Hablemitoğlu
Adnan Oktar: Hablemitoğlu mesela, çok mert, delikanlı bir insan. Değil mi Emniyet Müdürümüz mesela, o da mesela aslan gibi, Gaffur Okan, aslan gibi delikanlımızı şehit ettiler. Başbakanları, bakanları, milletvekillerini, gençlerimizi, talebelerimizi, 12 Eylülden önceki olaylar, sonraki faili meçhuller hepsi bu kahpelerin elinden geçti. O onu öldürüyor, o onu öldürüyor. Mesela cinayet işleyen tetikçiyi bir süre sonra kendileri öldürüyorlar. O devrin en ünlü tetikçisi mesela 100 kişiyi, 200 kişiyi öldürmüş, o devirde kahraman ilan ediliyor, bir tanesi çıkıyor, o da onu alnından öldürüyor, diyor ki ben diyor, vura vura sopayla öldürdüm diyor, can çekişti diyor. Tabi, mesela sırtına vura vura diyor sopayla öldürdüm, iftiharla anlatıyor ve it gibi de korkuyorlar aynı zamanda. Kardeşim deşifre etsene, kurtul, sen de kurtul, yani sizi hapishanelere dolduralım demiyoruz ki biz, elimde benim imkanım olsa, ben istemiyorum hapsi. Bitsin şu rezillik verin, ihbar edin, anlatın bitsin kurtulalım konu kapansın. Mesela bazen öyle yiğit delikanlılar çıkıyor, söylüyor böyle böyle diyor, böyle olmuş diyor, helal olsun aferin, ne güzel aslan gibi anlatıyor. Bunlar gerçek Türk milliyetçisi, gerçek Atatürkçü, söylüyor pişman olmuş söylüyor, inşaAllah. Onun için çok uyanık olalım, mesela bakın bize karşı yapılan bu saldırının da kökeninde o var. Çünkü biliyorlar, yani direnç unsurlarını, güç unsurlarını yıkmanın önemi konusunda adamlar uyanık, çok yamanlar. Mesela üç beş kişiyi topluyor, para da bol bunlarda, para Amerika’dan geliyor, İngiltere den geliyor, zibil gibi para alıyorlar, yani akıl almaz bütçeleri var. Burada bir adamları var, bir Ankara’da adamları var, yani para mı, para hiç konu değil, zibil gibi, kadın kız da sağlıyorlar kendi adamlarına, her türlü ahlaksızlık var, zaman zaman basına yansıyor görüyorsunuz. Kişiyi nasıl bilirsin derler, kendim gibi bilirim der, bu seferde Müslümanların üstüne böyle iftira atıyorlar, daha da olmasa cahil, cühela hocaları çıkarıyorlar, bilmemneleri çıkarıyorlar, Darwinist hocaları çıkarıyorlar, sünepe adamları çıkarıyorlar. Bu yüzyılda İslam hakim olmaz, Türk-İslam Birliği olmaz diyen münafık tiniyetlileri çıkarıyorlar, yani Allah’ın rahmetinden ümidini kesmiş adam. Kardeşim tamam mesela Mehdi’nin çıkmasından ümidini kestin diyelim, Türk-İslam Birliğinden niye ümidini kesiyorsun, İslam’ın dünyaya hakimiyetinden niye ümidini kesiyorsun. Demek ki sen de iddia edilen Ergenekon Örgütünün gizli maşaları yönlendiriyor seni. Onun için bizim yiğit milletimiz çok güzel bir arafedeler, çok güzel bir zaman içerisinde, coşkuyla devlete sahip çıksınlar, millette sahip çıksınlar. Biz Çanakkale’de nasıl delikanlılık gösterttiğimizi herkes bilir. Değil mi geldiler İngilizler, tası tarağı toplayıp kaçtılar, darmakeşen oldular. Bir avuç aslan bir kükrediler, adamlar neyi var neyi yok bırakıp kaçtı, Yunanlılar da öyle. Ama tabi düşman değilim Yunanlılara, ben çok severim Rumları ama cahillik ettiler o dönem için söylüyorum. Bittikten sonra daha hala kin olmaz, nefret olmaz, ben etrafımızdakilerin hepsini seviyorum, Rusları da seviyorum, çok asil insanlardır. Suriye’yi de seviyorum, efendim Yunanistan’ı, Bulgarları da seviyorum, hepsi kardeşimizdir. Zaten Türk İslam Birliğinin yolu bir yerden oraya kadar, ta İtalya’ya kadar Allah’ın izniyle dayanacağız inşaAllah. Hırakl’ın şehri Roma diyor feth olunur diyor Peygamberimiz (sav), tekbir ve Allah’ı anarak diyor feth olacak diyor. Yani sevgiyle, barışla kardeşlikle inşaAllah.
Cihat Gündoğdu: İnşaAllah.
Adnan Oktar: Vaktimiz var mı ben konuşuyorum ama,
Sunucu: Vaktimiz var, uyarır arkadaşlarımız.
Cihat Gündoğdu: Vasiyetinde Atatürk de Türk İslam Birliğinden söz ediyor öyle değil mi?
Adnan Oktar: Gazi hazretleri, yiğitlerin yiğididir, aslanların aslanıdır Türk İslam Birliği ülküsü onun ruhunu sarmıştır. Bütün tehlikeleri ezmiştir. Masonları acayip aşağılamıştır, en hoşlanmadıkları tipler onlardır, çok ağır konuşmuştur, şimdi burada söylemeyeyim, çok ağır, tam yiğit böyle, bir gecenin içinde araziye geçti hepsi birden, hemen kapattılar mason localarını. Bakın ne Osmanlı paşaları yapabildi bunu, ne Osmanlı padişahları yapabildi, hiç kimse yapamadı, bir tek Atatürk yapabildi. Yiğitliği görüyor musunuz?
Sunucu: Evet
Adnan Oktar: Dünya masonluğuna meydan okudu, dünya masonluğuna. Çünkü bunlar kökü dışarıda bir örgüt, yani alayına birden meydan okudu, zınk diye kapattılar ve muazzam bir Türklük ülküsü vardır onda, yani bütün Turani ülkelerin birleşmesi, Türk birliği; tam hadiste de böyledir, Türk ülkeleri birleşecek, Türk İslam aleminin lideri olacak. Çünkü mübarek bir millettir, ırk üstünlüğü değil, Türkiye’ de her türlü ırk var, kavim anlamında, yani böyle genetik kod anlamında demiyorum, ahlak olarak mükemmeldir milletimiz.
Sunucu: Ahlak olarak, evet
Adnan Oktar: Fedakardır, yiğittir, delikanlıdır, merttir, cesurdur, misafirperverdir, merhametlidir,
Sunucu: Vicdan sahibidir.
Adnan Oktar: Vicdanlıdır, yani Türkiye dünyanın ahlak öğretmenidir, Anadolu’nun ahlakını bütün dünyaya öğreteceğiz inşaAllah. O güzelliği, o sevgiyi inşaAllah, o Kürt çadırlarında oturup yemek yiyeceğiz inşaAllah
Oktar Babuna: İnşaAllah
Adnan Oktar: İnşaAllah değil mi Seymenlerle beraber olacağız, yemek yiyeceğiz yine.
Cihat Gündoğdu: Evet
Adnan Oktar: Ondan sonra, Ege’de Ege’nin yiğitleriyle beraber orada sofralar kuracağız, eğleneceğiz.
Oktar Babuna: İnşaAllah
Adnan Oktar: Trakya’nın delikanlıları
Oktar Babuna: Tokat’ın
Adnan Oktar: Erzurum, Diyarbakır, Tokat, Karadeniz’in aslanları ki Türkiye’nin manevi bir kalesidir Karadeniz ayrıca, bütün Anadolu gibi, çok mükemmel insanlardır Karadenizliler. Böyle dinine, diyanetine, namusuna, haysiyetine, şerefine düşkün ve asla taviz vermezler, yiğit delikanlıdır onlar. Mardin, Urfa, Siirt, Batman acayip güzel ahlaklı insanlardır, hepsi kardeşlerimiz, çok efendi, nezih, misafir gördü mü böyle ceketinin önünü ilikler, büyük görünce oturmaz onlar, ayakta dururlar, çok efendi insanlardır.
Sunucu: Saygı anlayışları çok
Adnan Oktar: Böyle mübarek bir millet var, tabi ki dünyanın lideri olacak.
Oktar Babuna: İnşaAllah
Adnan Oktar: Bilmiyor Avrupalılar sevgiyi, şefkati adamlar unutmuş, tamam biz nefret etmiyoruz ondan dolayı ama eksiklikleri var, düzelsinler onlar da mutlu yaşasınlar istiyoruz, konu bu.
Oktar Babuna: İnşaAllah
Cihat Gündoğdu: İnşaAllah
Sunucu: Bir de vaktimiz var sanıyorum, gündemi çok meşgul eden ve size de sormamı özellikle istemiş izleyicilerimiz. Kürt açılımı ile ilgili neler söyleyeceksiniz, bu kadar çok güzel kardeşlikten, dostluktan, sevgiden bahsederken bu konuyu özellikle de sormak istedim Sizce şu anda izlenen politikalar doğru mu, ne yapılmalı ya da sizin şahsi fikriniz.
Adnan Oktar: Hükümet tabi ki bu konuda çok samimi, çok candan, işte dillerinde özgürlük olsun, tabi ki konuşsun, İngilizce konuşmak isteyen İngilizce, Fransızca konuşmak isteyen Fransızca ama anadil Türkçe olması lazım. Herkesin Türkçeyi bilmesi lazım, özgürlük de olsun. Çıksınlar dağlarda şarkı söylesinler, hayvanlarını otlatsınlar, sohbet edelim, rahat etsinler, tabi ki oradan PKK çekilsin, kargaşa gitsin ama ekonomik refahla oradaki terörün bitmesiyle mutluluk gelmez. Oraya gelecek olan Allah esirgesin komünizm gelir, Stalinizm gelir. Çünkü maneviyatını yok ettiler bölge halkının, yani maneviyatını aldılar ve muazzam bir komünist propaganda yapıldı, Darwinist, materyalist, Stalinist, terörist propaganda yapıldı. Şimdi diyorlar ki teröristleri af edelim, bazı kişiler tabi, hükümetin böyle bir iddiası var demiyorum, bazı kişilerin böyle iddiası var. Halkın arasına salalım adamları, onlar da başlasın komünist propagandaya, kardeşim bir kere doğu halkının sevgiye ve şefkate ihtiyacı var, her yer gibi. Bir gönüllerini alalım, bir bağrımıza basalım o insanları değil mi? Bir muhabbet gösterelim, saygımızı, sevgimizi, onlara verdiğimiz değeri şiddetle bir gösterelim. Onlar bizim canımız, ciğerimiz, maneviyatı, sevgiyi, güzelliği, Allah korkusunu onlara bir yayalım gençliğe, gençler, çok acayip komünist, yaşlılar iyi de, orta yaşlılar büyük bir bölümü, fakat gençleri çok acayip eğittiler, terörist eğittiler bir kısmını, bunları bir kurtaralım. PKK‘nın adeta ilkokulları, ortaokulları var Güneydoğu Anadolu bölgesinde, yani geniş kitlele halinde eğitiyor eğitiyorlar, dağa çekiyorlar, eğitip eğitip dağa çekiyorlar. Benim tanıdığım kişilerden de oluyor, mesela ailesi çocuğun PKK’lı annesi, babası, kaçtı geldi, ben dağa da çıkmam, ormana da çıkmam Allah korusun dedi, kaçtı geldi çocuk. Ailesi de diyor ki insan ailesini bırakıp gider mi diyor, nereye çıkacak dağa mı çıkacak çocuk, tabi bırakacak.
Sunucu: Tabi bırakacak
Adnan Oktar: Ahlaksızlık yaparsan, tabi ki bırakacak. İyi aile asla bırakılmaz, iyi anne bırakılmaz, iyi baba bırakılmaz, onların alınlarında öpülür, el ayağı öpülür onların, ayağına kapılır onların ama ahlaksızın yanından kaçacak çocuk, kendi de ahlaksız olur o zaman. Kabul etmeyecek böyle bir şeyi tabi ki. Açılım çok güzel ama manevi açılım gerekiyor hükümet bunu yapamaz, laik sistem olduğu için, yanlış anlaşılmasın oy olayı gibi, oy kazanmak için yapılıyor gibi anlam kazanacağı için, bu sefer din kullanılıyor gibi olur. Hükümet bunu yapamaz, bunu sivil toplum örgütleri yapacak ama hükümette onların yolunu açması lazım yani değil mi? Ona göre kanunlar düzenlemeler yapılması gerekiyor ki biz o vatandaşlarımızı bir bağrımıza basalım. Biz Güneydoğuya gidemiyoruz ki, dağa çıkıp orada da anlatacağız, ama bunun bir yolu yordamı var, bize bir yol açılması lazım, destek verilmesi lazım ki oraya bir maneviyatı, nuru, ışığı, sevgiyi, dostluğu, kardeşliği götürebilelim.O zaman demokratik açılımın açılımın açılımını yapsınlar, yani bütün Türkiye’ye yapılsın açılım. Avrupa demokrasisini de geçelim, özgürlük olsun, zaten ben baskıdan bıktım, usandım yani, baskı istemiyorum ben zaten. Bu hükümetten Allah razı olsun iyi şu an, güzel gidiyor. Eskiden hafta 8 gün 9 gözaltına alınırdım, selamün aleyküm, hadi gidiyoruz. Benim ikinci adresimdi emniyet, artık çocuklara diyordum beni bulamazsanız, gidin emniyette bulursunuz diyordum. Hakikaten de bulamayanlar, arıyorlardı karakolu orada bulup çıkıyordum. Allah’a çok şükür şimdi dışarı çıkabiliyoruz maşaAllah.
Sunucu: Süremizin aştığını işaret ediyor bir yandan da arkadaşlarımız.
Adnan Oktar: Tamam, peki
Sunucu: Evet, zaman nasıl geçti, hiç anlamadık ve maalesef ki bir programımızın daha sonuna geldik, iyi akşamlar diliyorum efendim.