ADNAN OKTAR: Selamun aleyküm.
CİHAT GÜNDOĞDU: Aleyküm selam.
OKTAR BABUNA: Aleyküm selam, hoş geldiniz.
MUHABİR: Hoşgeldiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Nasılsın?
MUHABİR: Teşekkür ederim Hocam, siz nasılsınız?
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim, Allah’a hamd olsun, kim konuşuyordu en son?
MUHABİR: Cihat Hocam.
ADNAN OKTAR: Cihat Hocam buyur, devam et.
MUHABİR: Estağfurullah, yine bir kelebeğin kanatlarına bir de bakıyorsunuz bir göz şekli var. Şimdi kelebek göz şeklini neden oluştursun ya da oluşturabilsin? Zaten böyle bir şey mümkün değil.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Ama Allah’ın yaratmasıyla ancak bu mümkün, o da neden, çünkü göz işareti olması göz şekli bakıyorsunuz tam böyle gözün pırıltısına varıncaya kadar göz bebeğin pırıltısına varıncaya dek böyle o bile çizilmiş hassas bir şekilde ayrıntılı bir şekilde, neden? Çünkü çok büyük bir canlının gözlerini taklit ediyor sanki orda kendini saklayan bir canlı var da gözleri görünüyormuş gibi, kelebeği yemek üzere olan kuşları bu şekilde kaçırıyor.
MUHABİR: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Kelebeğin böyle bir şeye müdahalesi kesinlikle mümkün mevzubahis olamaz. Bu yine Allah’ın sonsuz yaratma sanatının tecellisi olmuş oluyor.
MUHABİR: Evet, yani evrimcilerin bahsettiği gibi tesadüfle olacak bir şey değil yani, tamamen saçma sapan bir şey bu.
OKTAR BABUNA: Tabi, Allah “saçma akılları” diyor, Kuran’da bu ifadeyi kullanıyor Allah. Hakikaten çok saçma bir akıl. Sadece derilerinin özelliği değil, mesela sıçrayan örümcek diye bir canlı var, karıncaları taklit ediyor hem desen olarak hem de ön ayaklarını kaldırıp onları anten haline getiriyor tıpkı karıncaya benziyor, o zaman ayırdedilebilmesi son derece zor. Nitekim biz filmi seyrederken, dikkat ederseniz ekrana son derece dikkatli bakmak gerekiyor, o canlıları ayırdedebilmek için. Hatta bazılarında ayırdedemedik.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: Ekranda değil mi, canlıları. İşte bu Vahid olan Allah’ın, tek olan Allah’ın yaratma sanatı. Burada çünkü birçok teknoloji var, bakın teknolojik olarak taklit etmek dahi imkânsız. Mesela dedik ki ışığa göre pigmentini ayarlıyor. Şimdi bu hücrelerin içinde bu pigment var, fakat bazı kaslarla kasılıp genişleyerek o pigmentlerin yoğunluğu arttırılıyor, azalttırılıyor; hem renk tutturuluyor bakın hem de desen tutturuluyor.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: Bu çok olağanüstü bir şey.
MUHABİR: Evet muhteşem bir şey.
OKTAR BABUNA: Başka bir ortama giriyor yine değiştiriyor canlı onu. Canlı biliyor mu yani girdiği ortamın deseninden haberi var mı? Yok.
MUHABİR: Yok.
OKTAR BABUNA: Hücreler ne yapması gerektiğini biliyorlar mı, hücrelerde pigment olduğunu? Dur, ben ışığa göre pigmenti ayarlayayım, diyebileceği bir aklı var mı? Yok.
MUHABİR: Yok.
OKTAR BABUNA: Şöyle milimetrik yani beyni bile yok, sinir sistemi var. Bu akıl kimin aklı? Bir akıl var burada çok büyük bir akıl var.
MUHABİR: Tabi yüce Rabbimizin.
OKTAR BABUNA: İşte yüce Rabbimizin aklı bu.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bakın bir ayeti kerimede yüce Allah şu şekilde bildiriyor şekil ve suret verenin Kendisi olduğunu: -şeytandan Allah’a sığınırım- “O Allah ki yaratandır kusursuzca var edendir, şekil ve suret verendir, en güzel isimler onundur, göklerde ve yerde olanların tümü onu tesbih etmektedir. O aziz hakimdir.”
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: MâşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Gerçekten de izlediğimiz örnekler kamuflaj örnekleri Allah’ı öven, Allah’ın yaratışını bize delillendiren örnekler olmuş oluyor.
MUHABİR: Tabi ki, yani muhteşem bir şey yani bu şekilde iddia etmeleri hani çok saçma sapan bir şey, yüce Rabbimizi aslında onlarda biliyor, ama bunu sanırım hani diyemiyorlar hani Allah’ın varlığıyla olmuş bir şey, Allah’ın
CİHAT GÜNDOĞDU: Vicdanları kabul ediyor, yoksa tabi ki…
MUHABİR: Evet, evet
CİHAT GÜNDOĞDU: Vicdanları kabul ettiği halde diyor Allah buyuruyor bir Kuran ayetinde şeytandan Allah’a sığınırım, vicdanları kabul ettiği halde sırf büyüklenme sebebiyle reddettiler Allah’ın ayetlerinde Allah bize bildiriyor,
MUHABİR: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Burada yani bir büyüklenme Allah’ın emirlerine riayet etmeme isteği yatıyor.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: Allah’ın mucizesi darwinizm gibi bir şey olması.
MUHABİR: Kesinlikle.
OKTAR BABUNA: Allah’ın bir mucizesi hakikaten, insanın... mümkün değil böyle bir şey, biraz aklı olan bir insanın böyle bir saçmalığa inanması veya iddia etmesi.
MUHABİR: Mümkünatı yok.
OKTAR BABUNA: Çünkü koskoca saçı sakalı birbirine karışmış adamlar kürsüler kuruyorlar, kitaplar yazıyorlar ve bir kere yalan söyledi mi... tesadüfen olduğunu iddia etmeye başlıyor, bütün kitap boyunca yalan söylüyor. Bu kadar bir kitap yazıyor mesela böyle her aşamasında yalan söylüyor, her gerçeği çarpıtıyor, bu çok değişik bir durum. O da biliyor böyle olamayacağını. Diyor ki işte.. maymunun daktilo başına geçip insanlık tarihini yazması gibi bu kadar kitap yazmış (kalın bir kitap şekli gösteriyor) bir paragrafta olamayacağını anlatıyor. Bu olacak iş değil. Maymun daktilo başına geçip tuşa bile basmaz hatta bunu denemişler, maymun tuşa bile basmıyormuş böyle çok afederseniz hatta pisletiyormuş ortalığı. Onu bile yapmıyor hani bırakın insanlık tarihini değil bir harf bile meydana getiremiyor bir kelime bile meydana getiremez. Ama diyor ben öbür ihtimali kabul edemem yani yaratılmış olmayı, Türkiye’nin en ünlü evrimcisi söylüyor bunu yani bu olacak şey mi, bu nasıl bilim adamlığı o zaman. Üniversitede mesela ders veriyor, diyelim bir Hoca olmuş yalan söylüyor yani öğrenciyi kandırıyor orada. O zaman yalan söyleyerek, gerçekleri çarpıtarak, genç beyinleri değil mi dimağlarını bu alakasız ve zararlı fikirlere alıştırıyorlar. Çünkü darwinizm son derece zararlı, sadece böyle saçma sapan... Bir bilimsel yönü yok hiç bilimsel bir yönü yok da, her girdiği topluma da zarar getiriyor. Çünkü siz güçlü olan ayakta kalır, zayıf olan kaybolur gider, sen hayvansın, tesadüfen meydana geldin çatışma ilerlemenin temelidir mantıklarını verirsen, darwinizmin sonunda o çocuk terörist olur, anarşist olur, komünist olur, faşist olur değil mi?
MUHABİR: Tabi ki.
OKTAR BABUNA: Irkçı olur, çünkü yüksek ırklar var diyor, aşağı hayvanlara yakın ırklar var diyor. Darwin’in kendisi ırkçı zaten, Darwin söylüyor en başta bunu, bu fikirleri nasıl öğretirler, Türkleri aşağılıyor Türk milletini, kadınları aşağılıyor yani hasta bir beynin ürünü olan bu saçmalığı dünya çapında.. Bir de darwinist diktatörlük var koruma altına almışlar, ama Allah’ın izniyle maşaAllah Adnan Bey’in çalışmalarıyla.. yerle bir etti böyle.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: Yetmişli yıllarda çünkü tamamen hâkimdi, şu anda yere düştüler, yeri öptüler çok şükür.
MUHABİR: Evet, Adnan Hocamızın sayesinde, Hocam nasılsınız?
ADNAN OKTAR: Allah’a hamd olsun elhamdülillah, Allah beni vesile ediyor, biz hiç hem de hiç der Said Nursi Hazretleri, hiç hem de hiç olan insanlarız, Cenabı Allah’ın herhangi bir kuluyum.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama vesile ediyor ahir zamanda…
OKTAR BABUNA: Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Hakikaten çok şaşırdılar darwinistler, bu şekilde bir sona uğrayacaklarını böyle perişan olacaklarını hiç tahmin etmiyorlardı, kendi kendilerine halkı karşılarına almışlardı, dünyada istediklerini anlatıyorlardı, istedikleri gibi yanlış bilgilerle onları yönlendiriyorlardı, sonra dedik biz 250 milyon fosil var dedik, ne diyorsunuz dedik, hınk diye bir ses geldi. 250 milyon, bak 25 tane değil 250 değil 250 bin değil 250 milyon ve 300 milyona doğruda gidiyor bu sayı.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne diyorsunuz dedik. Böyle kafalarını sallayarak... ses yok
- Ara fosil yok haberiniz var mı, dedik
- Aaaa falan diyorlar böyle
-Var bize var diyorlar amcalarımız dedelerimiz, getirebiliriz dediler
- Bak dedik biz, o bütün canlı dedik, olduğu gibi kusursuz mükemmel soyu tükenmiş canlılar dedik. Ara fosil değil dedik.
- Hıııııııı dediler,
- Proteinler tesadüfen olamıyor biliyor musunuz, dedik
- Bilmiyoruz, dediler.
- Olmuyor.
MUHABİR: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Hücre hiç olmaz,
MUHABİR: Evet Hocam,
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Kromozomların yapısını biliyor musunuz dedik, yani devlet üniversitelerinden daha geniş bir bilgiye sahip, yani böyle üniversitelerdeki kütüphanelerden oradaki kitaplardan daha geniş bir bilgiye sahip bir kromozomun içindeki bilgi. Bunu da biliyorduk ama düşünmüyorduk, dediler yaklaşık olarak. O zaman bu teori kaç yerden birden çökmüş? Her noktadan çökmüş.
MUHABİR: Her noktadan evet.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değil mi, ayrı ayrı anlatmamızın nedeni, çöktüğü yüz binlerce milyonlarca noktayı göstermek.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Her yerden çökmüş, yani ilistir gibi böyle kevgir gibi her yerden delik deşik olmuş böyle, biz onunla uğraşıyoruz.
OKTAR BABUNA: Evet maşaAllah.
MUHABİR: Evet Hocam, sizin sayenizde çözülmüş oluyor, evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne yapıyorsunuz şu an diyorsun, merak ediyorsun.
MUHABİR: Evet çok merak ediyorum.
ADNAN OKTAR: Ben şu gazeteleri düzenliyorum, bunlar günlük gazeteler; Vakit, Milli Gazete, Yeniçağ efendim ve diğer nedir bu gazete, evet herhalde Yeni Şafak’ta da yarın çıkıyor.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Biliyorsunuz Türker Alkan Hocamız var, meşhur. Normalde efendi tıynetli bir insan, terbiyeli yani diğer bazı yazarlar gibi değil.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Evet bir kısmı samimiyetsiz, yani hakkı doğruyu anlatsak bile diretiyorlar, bakın nezaketine bakın, aferin MaşaAllah, diyor ki: -biz bir mesaj haber göndermiştik avukat kanalıyla- “Şunu hemen söyleyelim ki son derece özenle yazılmış efendi, iyi eğitim gördüğü anlaşılan kişilerden gelen mesajlar bunlar” diyor. Bakın neymiş: “son derece özenle yazılmış efendi, iyi eğitim gördüğü anlaşılan”, efendi. Kendisi de öyle; İstanbul efendisidir Türker Alkan Hoca. Hatta darwinist idi, gerçi değişti Hoca maşaAllah, ama efendi bir insan, mesela buna hakkını teslim ederim böyle insanların, hakikaten efendidir. Ama bazıları böyle... şirretler, çirkefler yani terbiyesizler ağzına geleni söylüyor, olmaz. “Adnan Hoca grubundan olanların ortak bir özelliği olmalı bu” diyor. Yani beni seven insanlar demek istiyor tabi, bu böyle mecburen öyle anlatmış herhalde. “8-10 yıl oluyor” diyor, “Adnan Hocacı” diyor. Ama Adnan Hocacı yani beni sevenleri, bana dost olan insanları kast ediyor. “Bir erkekle bir kadın ziyaretime gelmişti, onlar da çok iyi eğitim görmüş itibarı mesleği olan kişilerdi. Gazete haberine dayanarak geçen gün yazdığım yazıya tepki gösterenlerin belirttiği bir nokta var, bu iddialar iftiralar daha önce de yapıldı, tam 6 kez yargı organlarının önüne geldi ve Adnan Oktar her seferinde aklandı diyorlar. Bunu bilmiyordum” diyor. Tamam, bilmeyebilir MaşaAllah. “Eğer öyleyse elbette özür dilerim.” Bak işte bu efendiliktir, özür diliyor.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: Evet maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bazı arkadaşlarımızda bunu göremiyoruz, haberi bile yok yani böyle sanki yağmur yağıyor yani yüzüne tükürsen yağmur yağıyor diye, ilgilenmiyor dahi. Efendim mesela aslan Vakit gazetesinin bakalım, şimdi Oktar Hocam senin gür sesinle güzelce.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Gazeteyi bir oku, Vakit gazetesinde çıkan ilanı, evet ne diyor, bunu zoom yapabiliyor muyuz?
MUHABİR: Oktar Hocam tutarsa.
ADNAN OKTAR: Benim rahat okuyabilmem lazım, evet şu an okuyorum, o zaman seyreden kardeşlerimiz de okurlar. Ne yazıyor orada doktorum.
OKTAR BABUNA: “Gizli Tanık İfadeleri İftiradır, Türker Alkan Hata Yapmıştır.”
ADNAN OKTAR: Evet, Bey demeyi unutmuşlar, evet oku bakalım baştan bir güzel bizi aydınlat.
OKTAR BABUNA: “İki ayrı gazete, arka arkaya iki gün yayınladıkları haberlerde Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı camiası hakkında asılsız iddialara yer vermişlerdir. Söz konusu haberlerde bir kısım basının malum iftiraları tekrarlanmış ve bu konuda 7 gizli tanığın ifade verdiği belirtilmiştir.
ÖNCELİKLE BELİRTMEK İSTERİZ Kİ, YAYINLARDA YER ALAN İDDİALAR TAMAMEN GERÇEK DIŞIDIR. YAYINA DAYANAK TEŞKİL EDEN GİZLİ TANIK ANLATIMLARININ GERÇEK DIŞI OLDUĞU YARGI KARARLARIYLA ORTAYA ÇIKMIŞTIR.
Nitekim gizli tanıkların iddialarıyla ilgili Üsküdar Başsavcılığı tarafından 2008/1211 sor numarasıyla yürütülen soruşturma hakkında TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞTİR. Bu karar Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/1015 Müteferrik sayılı kararıyla ONANMIŞTIR.
Aynı dosya daha önce İstanbul Özel Yetkili Savcılıkta (eski adıyla DGM Savcılığı) da ele alınmış ve dosya numarası 2007/3026 olan soruşturmada savcılık 13.12.2007 tarihinde TAKİPSİZLİK KARARI VERMİŞTİR. Bu karar da Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/307 Dosya.İş. sayılı kararıyla ONANMIŞTIR.
“Gizli tanık” denilen kişilerin hayal ürünü beyanları hakkında savcılıklar dava açmaya bile gerek görmemişlerdir. Savcılıklar sadece gizli tanıkların iddiaları hakkında değil, sahte şikayet dilekçeleri veren kimi ailelerin iddiaları hakkında da TAKİPSİZLİK KARARLARI VERMİŞLERDİR.
Bunlardan bazıları şunlardır:
1. İstanbul Başsavcılığı’nın 2007/11089 Soruşturma sayılı dosyasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI
2. İstanbul Başsavcılığı’nın 2007/17087 Soruşturma sayılı dosyasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI
3. İstanbul Başsavcılığı’nın 2007/11092 Soruşturma sayılı dosyasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI
4. Üsküdar Başsavcılığı’nın 2007/10878 Soruşturma sayılı dosyasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI
5. Üsküdar Başsavcılığı’nın 2007/6120 Soruşturma sayılı dosyasında verilen TAKİPSİZLİK KARARI
BU NEDENLE BU İKİ GAZETENİN HABERLERİ GERÇEK DIŞIDIR. Aksi yargı kararıyla sabit olmuş iftiraları manşetlerine taşıyarak okuyucularını yanıltmışlardır.
Tamamen ideolojik sebeplere dayanan bu hatalı yayıncılık anlayışı nedeniyle ortaya vahim çelişkiler çıkmıştır. Örneğin Radikal Gazetesi yazarı Türker Alkan tüm bu gizli tanıkların asılsız suçlamalarını 10.09.2009 tarihli kendi köşe yazısında gerçekmiş gibi yayınlarken aynı köşede önceki haftalarda yayınlanan iki yazısında savunduğu görüşlerle çelişmiştir. Nitekim Türker Alkan 22.08.2009 tarihli Radikal Gazetesi'ndeki "Ya gizli tanıklar ruh hastasıysa?" başlıklı yazısında gizli tanık ifadeleri hakkında:”
ADNAN OKTAR: Dur bakayım sakin ol, orada neydi.
OKTAR BABUNA: Ya gizli tanıklar ruh hastasıysa.
ADNAN OKTAR: Diyor değil mi? Kim diyor?
OKTAR BABUNA: Türker Alkan söylüyor.
ADNAN OKTAR: Evet, buyur.
OKTAR BABUNA: “Hele şu gizli tanık uygulamasına” -Türker Alkan söylüyor bunu- “Hele şu ‘gizli tanık’ uygulamasına hiç mi hiç aklım yatmıyor!”
ADNAN OKTAR: Bak kendisi zaten gizli tanık uygulamasına değil mi, aklım yatmıyor diyor.
MUHABİR: Aklım yatmıyor diyor, evet.
ADNAN OKTAR: Hangi konuyla ilgili.
OKTAR BABUNA: İddia edilen.
ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon örgütündeki yargılanma ile ilgili söylüyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ama bize yönelik bir şey oldu mu...
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Birçok kişi “bu yerden göğe haklı” diyorlar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Ama iddia edilen Ergenekon örgütü oldu mu...
OKTAR BABUNA: Olamaz, diyor.
ADNAN OKTAR: Yani mesela istediğin kadar cephanelikler göster, silahlar göster... kuyulardan insan kemikleri çıkıyor, onlara göre ne var diyor, kemik çıkabilir.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Silah da çıkabilir diyor, bomba da olabilir, mermi de çıkabilir, peki bizden ne çıkmış, hiç diyor.
MUHABİR: Hiç.
ADNAN OKTAR: Ama siz çetesiniz diyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Biz neye göre çete oluyoruz diyoruz peki o zaman, bizim elimizde kitap var Kuran var.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Hadis var, sevgi var, merhamet var, muhabbet var, şefkat var, dostluk kardeşlik var.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Banka soymadık, kimseyi gasp etmedik, kimseyi tehdit etmedik, değil mi, zora sokmadık.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ne yapmışız?
OKTAR BABUNA: Trafik suçu bile yok.
ADNAN OKTAR: Trafik suçu bile yok, MASAK raporlarına bakıyorsun tertemiz, nitekim öbür mahkemede de mesela savcımız dosyada dedi, bu yargılanan kişilerle ilgili aleyhte hiçbir delil yok dedi.
OKTAR BABUNA: Yok dedi, evet.
ADNAN OKTAR: Devletin savcısı diyor, baktım inceledim diyor, hiçbir delil yok diyor. ikinci olarak diyor bu çocuklar bu kişiler işkence altında bu ifadeleri vermişler.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Ve yanlarında avukatları yok diyor, avukat olmayınca geçersizdir diyor ifadeler, işkence altındadır diyor.
MUHABİR: Tabi ki.
ADNAN OKTAR: İşkence altında alınmış bu ifadeler diyor, o yüzden geçersizdir diyor. Ayrıca bu kişilerin arkadaşları aynı suçlardan aynı dosyadan aynı şekilde yargılanmışlar diyor ve bunlara mahkememiz beraat kararı vermiştir diyor. Kapsamlı gerekçe olarak beraat kararı vermiş, aynı delilleri sunarak. Onlara da aynı işte imamlık var işte şudur budur bacılar şu bu falan iddialar var buna rağmen beraat kararı vermişsiniz diyor. Bu kişiler de aynı insanlar olduğuna göre bunlara da beraat kararı vermeniz gerekir diyor. Ellerine sağlık mahkememiz de bize 3’er yıllık hapis cezası verdi, ellerini öpüyorum yani, o nurlu ellerini, hayır vardır, hikmet vardır, amenna, hiçbir sözümüz yok, saygı duyuyorum ben mahkeme kararına.
Fakat iki yönlü olmaması lazım basının, yani konu biz olduğumuzda bambaşka bir üslup, değil mi, konu iddia edilen Ergenekon örgütü olduğunda onu yere göğe sığdıramıyorlar.
OKTAR BABUNA: Evet.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Hakkaniyetli olmaları lazım, dürüst davranmaları lazım, insancıl olaylara yaklaşılması lazım.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Biz büyük Türkiye’yi savunuyoruz. Vatanın birliğini savunuyoruz. Büyük Türkiye derken bütün dünyaya Türkiye’nin hâkim olmasını.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Türk âlemine hâkim olmasını istiyoruz, Kuran ışığını Kuran ahlakını bütün dünyaya yaymayı istiyoruz.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ve sevginin dışında elimizde hiçbir silahımız yok.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Şefkatin, merhametin, muhabbetin dışında hiçbir silahımız yok, bize en büyük zulmü yapanları bile affediyoruz. Mesela ben bu genç kızlara şefkatle bakıyorum, acıyorum tanıyorum ben bunları.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Allah vermesin çocukları belli ki baskıyla, parayla şunla bunla tehditle kandırıp etkilemişler. Yoksa bir genç kız bunu söyleyebilir mi?
MUHABİR: Tabi ki.
ADNAN OKTAR: Kaç kişiyle ilişkiye girdiğini söylüyor, yıllarca ilişkiye girdiğini söylüyor, 42 kişi mi ne diyor.
OKTAR BABUNA: Kırk iki diyor evet.
ADNAN OKTAR: Yıllara çarp bunu, yıllara çarp yani binlerce kere ilişkiye girdi anlamına geliyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Hangi genç kız bu sözü söyler.
MUHABİR: Hiç kimse söyleyemez.
ADNAN OKTAR: Aklı başında bir söz mü bu yani şimdi, yarın öbür gün bu çocuk evlenecek anne olacak.
MUHABİR: Tabi.
ADNAN OKTAR: Torunu olacak, onların amacı burada ki şey bu çocukları harcamak, bu kız çocuklarını.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Yani bizi işte kendilerince böyle hiperseksüel, yerinde duramayan bir insan gibi tanıtıyorlar. O çocuklardan ne istiyorsunuz.
OKTAR BABUNA: Tabi.
ADNAN OKTAR: O genç kızlardan, değil mi?
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: O çocuk yarın öbür gün nasıl baksın çocuğunun yüzüne, torunlarının yüzüne, onu resmi evraka geçirtecekler. Şimdi savunamıyoruz da kendimizi, isim vermeden savunma olur mu? İsmini versek çocuk mahcup olacak.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Anlatamıyoruz da.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Ne diyelim, yani bir acayip durum oldu.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Acıyorum ben o çocuklara, biliyorum yani, çünkü bir tanesinin abisi psikopattı, onu ensest ilişkiye sürüklediğini söylüyordu, gayri meşru ilişkiye sürüklediğini söylüyordu, ağlayarak kaç defa bize geldi böyle. Ben de elimden geldiği kadar destek olmaya çalıştım, maddi yönden destek olmaya çalıştım.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Uzun süre de bana aşırı derece düşkündü, çok seviyordu, ne yaptılarsa ettiler bir gün bu çocuktan bize haber geldi, internetten haber göndermiş. İşte ailem beni kaçırdı, polise haber verin beni kurtarın. Şimdi bana bu çok acayip geldi yani 155’e de aynı şekilde internetten girip bilgi verebilir,
MUHABİR: Yani.
ADNAN OKTAR: Benim niye haber vermem gerekiyor polise, yani.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Değil mi?
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Genç kız yapılı da yani mesela kapıdan çıkıp kaçabilir, acaba bir oyun mu var dedim, yani dikkatli olmak durumunda kaldım, çok garip yani 155 internetten mümkün değil mi o?
OKTAR BABUNA: Mümkün, her şeyden her yerden mümkün.
ADNAN OKTAR: Mümkün tabi yani.
MUHABİR: Her yerden ulaşılabilir.
ADNAN OKTAR: Var işte internet, bize o kadar detay veriyorsun, polise adresim şu de, beni kurtarın de, acaba bir oyun mu oynandı, haklı olarak insan şüphelendi.
MUHABİR: Tabi ki.
ADNAN OKTAR: Ben biraz durdum yani, öyle yapınca. Nitekim bir süre sonra baktım çocukları gizli şahit yapmışlar.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Yani çok acayip bir durum oldu, şimdi sesimizi de çıkartamıyoruz, hiçbir şey diyemiyoruz. Çünkü kız çocuğu, ben buna ne diyeyim. Yani ismini verip mahkemelerde ben bunu tanıyorum... ne diyeyim ne anlatayım onlarla ilgili, ne söylesem aleyhine olacak Allah esirgesin. Yani bakın insanların gözü dönmüşlüğüne bakın kendi yani hırsı için bizden intikam almak için çoluğu çocuğu harcamaya kalkıyorlar yani bu genç kızları harcamaya kalkıyorlar ve onların haysiyetiyle oynuyorlar, onuruyla oynuyorlar.
MUHABİR: Gururu.
ADNAN OKTAR: Şerefi gururuyla oynuyorlar, insan düşünmez mi kardeşim bu çocuk evlenecek torunları olacak, tosunu olacak bunun değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Yarın bir gün torunu.. Devlet tutanağına geçiyor bu. Biz ne diyelim orada hâkime, hiçbir şey dememiz lazım.
MUHABİR: Nasıl savunma olacak o zaman?
ADNAN OKTAR: Hiçbir şekilde bir şey dememek lazım, yani ne denilir, ben falancayı tanıyorum mu yani ne diyeyim.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Dediğinde bitti. Acayip bir konu, bak nasıl gözü dönmüşler görüyor musun?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Bize karşı acımazsızlıklarına bakın, o çocuklara karşı acımasızlıklarına bakın ve zorla biz sizi hizaya getireceğiz diyorlar, yani devletin imkânlarını kullanacağız, iftira atacağız, sizi çete konumuna sokacağız, defalarca hapse sokacağız. Biz de sözde pes edeceğiz sonunda “kardeşim ne yapacaksanız yapın, diz çöktük” diyeceğiz... Kardeşim biz bunu demeyiz. Biz Allah için yola çıktık, yani öl diyorsunuz, cesedimizi çiğner ondan sonra geçersiniz.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bunun dışında bunun oluru yok, yani ölü derken şehit edersiniz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnsan davasından, hak yoldan, güzel ahlaktan, sevgiden bir avuç mason bir avuç sabetaycı veyahut onların yandaşları, şudur budur çeşitli tipler, şimdi tek tek saymayım, bunlar istiyor diye... Bunların disiplini altına biz giremeyiz. Bunlar ahlaksızlık yapsın biz kabul edemeyiz. Zorla “bizim gibi olacaksınız” diyorlar. Ben sizin gibi olmak istemiyorum.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Arkadaşlarım da olmak istemiyor, bizim apayrı bir düşüncemiz var, Kuran’a bağlıyız ve sünnete göre hareket ediyoruz, biz sizin kafanıza göre hareket etmek istemiyoruz zorla mı yani. Siz bizim emrimizi yerine getirmediniz, biz sizi hizaya getirmeyi biliriz, mantığındalar. E hodri meydan o zaman, elinizden geleni ardınıza koymayın.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yapmazsanız da en şerefsiz sizsiniz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Olur mu böyle şey, yani devletin imkânlarını kullanarak, zorla bir insanı hizaya getirmeye çalışmak. Kadın bağırdı mahkemenin kapısında dedi ki, ben suçsuz olduğunu biliyorum, dedi.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Bile bile dedi hapse sokturacağım dedi, o şişman bayan, bütün milletin içerisinde. Bakın: biliyorum suçsuz olduğunu.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Kardeşim o kadar mı ucuz bu memleket, ortam yani, bu nasıl oluyor böyle, topla 3-5 kişiyi. Bak, hem o kız çocuklarını harcamaya çalışıyor kendi kafasınca; hem bize karşı acımasız hem onlara karşı acımasız.
MUHABİR: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Sonunda parsel toplayacak olanlar bunlar kendi kafalarınca, yani biz zorla hizaya getirdik diyecekler, sonunda o çocukları harcamış olacaklar, güya bize de eziyet etmiş olacaklar.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Kendi kafalarınca, bunlar çok anormal hareketler. Biz sonuna kadar o çocuklara söz getirttirmeyiz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Gücümüz yettiği kadar.
MUHABİR: Yani siz iyi niyetinizi burada …
ADNAN OKTAR: Efendim.
MUHABİR: Siz yine iyi niyetinizi gösteriyorsunuz yani o çocuğun onuru gururu var, işte şerefi var diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Kardeşim o kadar acayip şeyler anlatmışlar ki, ağza alınacak gibi değil.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: O çete imajını verebilmek için ne varsa bütün gayretlerini göstermişler, akla hayale gelmedik insanları şok edecek, şaşırtacak şeyler böyle. Bir genç kızın söyleyeceği sözler mi onlar, 42 kişi, senelerce beraber olmak demek ne demek.
MUHABİR: Evet, belli ki zorla söyletilmiş.
ADNAN OKTAR: Söyler mi bir genç kız böyle?
MUHABİR: Tabi ki söylemez.
ADNAN OKTAR: Olacak iş mi bu, konuşulacak söz mü yani bu? İnşaAllah. Bir de öyle bir şey olsa bir genç kız durur mu orada?
MUHABİR: Yani.
ADNAN OKTAR: E nasıl canın istediğinde ayrılıp şey yapıyorsun, burası dağ başı değil ki. Daha imasında dahi: arkadaşlar ben bir arada yaşamak istemiyorum, görüşmek istemiyorum, der. Konu biter.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Senelerce böyle bir şeyi kabul eder mi bir genç kız?
OKTAR BABUNA: Etmez.
CİHAT GÜNDOĞDU: Mümkün değil.
ADNAN OKTAR: Yani olacak iş mi şu? Kesinlikle değil, yani kaç bin vaka olmuş oluyor onun dediğine göre. Olacak iş mi şu, yazık günah değil mi, bunun annesi var, babası var, amcası var, dayısı var, akrabaları var, işe girecek bu çocuk, öbürlerini de böyle mağdur bırakıyorlar. Biz nasıl diyelim: abisi ensest ilişkiye sürdü. İsim mi verelim ne diyelim yani, bunların internette mesajları var gönderdikleri.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ne diyelim, nasıl anlatalım? Yani o zaman göndermiş işte beni kurtarın diye.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Garip olaylar dönüyor, yani insan bir şey de diyemiyor, ben ne yapayım yani bilmiyorum ki, en iyisi dua etmek bunlara; Allah ıslah etsin bunları.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Başka ne diyeyim, neyse hayırlıdır İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, Vatan gazetesinde bir haber, Vatan gazetesinin yöneticisi miydi neydi, genel yayın müdürü müydü?
OKTAR BABUNA: Genel yayın yönetmeni, evet.
ADNAN OKTAR: Genel yayın yönetmeni, ne olmuştu ona?
OKTAR BABUNA: İfadeye alındılar, gözaltına alınıp bir gün, ifade alındı.
ADNAN OKTAR: Hangi davadan?
OKTAR BABUNA: İddia edilen Ergenekon.
ADNAN OKTAR: Örgütünün.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ne gün oldu bu?
OKTAR BABUNA: Yağmurun selin olduğu gün, 9 Eylül.
ADNAN OKTAR: Yani bizimle ilgili haber çıkarttıkları gün mü?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Bizim aleyhimize haber çıkarttıkları gün.
MUHABİR: Çarşamba günü.
ADNAN OKTAR: Çarşamba günü, o da aynı şekilde iddia edilen Ergenekon örgütü üyesi veyahut onunla ilgili olmak iddiasıyla yahut ona benzer iddiayla gözaltına alındı.
OKTAR BABUNA: Daha önceki internet sorumlusu, tutuklanmıştı onunla bağlantılı olarak.
ADNAN OKTAR: Ha o, o bizim aleyhimize yazılar yazıyordu hatırladığım kadarıyla.
OKTAR BABUNA: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Hatta web sitesine de.
ADNAN OKTAR: O da iddia edilen Ergenekon örgütü üyesi olmak iddiasıyla tutuklu şu an.
OKTAR BABUNA: Tutuklu evet.
ADNAN OKTAR: Bu Bey de onun arkadaşı mı?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Onu gözaltına aldılar o gün.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ama bizimle ilgili haber çıkarttığı gün.
OKTAR BABUNA: Gün evet.
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aynı gün bakın mesela başka bir haber daha: “Bu Neyin Cezası?” diyor mesela burada bir haber var.
MUHABİR: Evet, zoomlarsak..
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Görebiliyor musunuz? “Bu Neyin Cezası?” Aydın Bey’in bir fotoğrafı var,
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Herhalde ona bir vergi cezası mı gelmiş?
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet, 3.7 milyar lira.
ADNAN OKTAR: “Bu Neyin Cezası”. Allah bir şey yaratıyorsa hayırla hikmetle yaratır.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Her şeyde bir hayır hikmet vardır.
MUHABİR: Kesinlikle.
ADNAN OKTAR: Hayır yönüyle değerlendirecek, hikmet yönüyle düşünecek. Bunu kendine soracak.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Bu ne acaba diye, bunu halka sormak yersiz değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Kendine soracak: ne olabilir acaba?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Merak ediyorsa, her şeyde bir hayır vardır.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hikmet vardır inşaAllah, Allah hayır hikmet olmadan hiçbir şey yaratmaz, inşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Evet ne demiştik biz, biraz ahir zamandan mı konuşalım, demiştik.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: Evet, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Eskiden internetten bir şeyler soruyordunuz yok mu?
MUHABİR: Evet Hocam, seller ile ilgili bir sorumuz var Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne diyorlar?
MUHABİR: Biliyorsunuz birkaç gün sellere maruz kaldık. Adnan Hocama saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Hocam bazı insanlar yıllardır yağmur yağmamasının sebebi olarak küresel ısınmayı hedef gösteriyorlardı, şimdi ise yağmurların bu kadar çok yağmasının sebebi için küresel ısınma diyorlar. Hocam hem kuraklığın hem bol yağmur yağmasının sebebi küresel ısınma olamaz değil mi? Allah’ın yarattığı bu doğa olaylarından ahir zamanda olduğumuzu ve Hz. Mehdi’nin geldiğini mi anlamamız gerekiyor? Sefer İstanbullu, Çamlıca dan.
ADNAN OKTAR: Ben bu konuyla ilgili detaylı bir hadis açıklamıştım, yani yağmurların kesileceği, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, kuraklık olacağı ile ilgili.
ADNAN OKTAR: Kuraklık olacağı ve hemen onun arkasından da Mehdi’nin devrinde bol yağmur başlayacağı çok fazla yağmur yağacağı ve bu yağmurdan dolayı da bir zarar olacağı.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Bu aynısıyla şu an tahakkuk etti.
OKTAR BABUNA: Evet aynısıyla tahakkuk etti.
ADNAN OKTAR: Ve seller olacak diyor, Peygamber Efendimiz (sav).
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Mehdi devrinde ve evleri devirecek, mala zarar verecek diyor. Çok büyük sel oluşacak diyor. Bu bir 1979 da oldu, hangi tarihte?
OKTAR BABUNA: Hicri 1400.
ADNAN OKTAR: Hayır hayır, 9 Eylül.
OKTAR BABUNA: 9 Eylül 1979’da .
CİHAT GÜNDOĞDU: 9/9/79.
ADNAN OKTAR: Evet, 9 Eylül 1979’da. Mehdi’nin çıkış tarihidir.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Bir o zaman oldu, sonra?
OKTAR BABUNA: Yine 9 Eylül 2009 ve saat 9’da oldu.
ADNAN OKTAR: Saat 9’da.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Bu nedir? Kaderde olduğunu gösterdi.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ki Mehdi devrinin en kritik tarihlerindendir 2009. Önemli bir dönemeçtir, 2019 çok çok daha önemli bir dönemeçtir.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: 2021’ler de Mesih’i kucaklayacağımız tarihlerdir.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, Hz. Mesih’i. Bakın ben dedim ki -15 gün önce yaklaşık- büyük olaylar olacak önümüzdeki günlerde dedim ve bize yönelik de olacak dedim.
OKTAR BABUNA: Evet.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Aynısıyla çıktı mı?
OKTAR BABUNA: Aynısıyla çıktı.
MUHABİR: Aynısıyla çıktı.
ADNAN OKTAR: Çıktı değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Bakın yine diyorum, yine büyük olaylar olacak peşpeşe.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ve önü arkası kesilmeden devam edecek, ne zamana kadar? Hz. mehdi zuhur edinceye kadar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ekonomik kriz de devam edecek bütün dünyada ve bu gittikçe kanserleşerek daha da şiddetini artırarak devam edecek. Ve hiçbir şekilde çözüm bulamayacaklar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne zamana kadar? Hz. Mehdi zuhur edene kadar.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sevgisizliğin, egoistliğin, bencilliğin olduğu, insanların kendini beğendiği, birbirilerine muhabbetten uzak baktıkları ortamda Cenabı Allah bereket vermez. Ve bereketi kaldırdı Allah.
OKTAR BABUNA: Evet.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Bakın ha bire gazetelerde orda burada yazıyorlar her yerde piyasayı hareketlendirmek için bir şeyler anlatılıyor. Amerika’da, Rusya’da efendim Avrupa’nın bütün ülkelerinde hepsinde yoğun tedbirler alınıyor. Ama herkes dondu ve bütün ülkeler kanserleşti. Hareket yok. Ve adım adım ekonomi bütün dünyada çöküyor, yani nasıl kanserde bünye yavaş yavaş çöker bütün dünya yavaş yavaş çöküyor.
OKTAR BABUNA: Evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ta ki, Mehdi o ameliyatı yapıncaya kadar, uru alıncaya kadar, kanseri tedavi edinceye kadar. Ondan sonra bünye ayağa kalkacaktır.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne kadar sürecek? Hicri 1506’ya kadar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Bediüzzaman Hazretleri Mehdi gelecek diyor.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Daha hala birçok Nur talebesi kardeşimiz Bediüzzaman’ın bu sözünü tevil etmeye çalışıyor, şartı muallâkla söylemiştir diyor. Kardeşim şartı muallâk tamam da o bir nezakettir, hepsini şartı muallâkla söylemiş hepsi çıkmış mı?
OKTAR BABUNA: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
MUHABİR: Çıkmış.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Hepsi çıkmış.
OKTAR BABUNA: Evet, bütün verdiği tarihler.
ADNAN OKTAR: Tabi ki o veli insan, yani peygamber değil tabi ki şartı muallâkla konuşacak. Diyor ki, çabuk kıyamet kopmazsa, beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa, bu görevi diyor Mehdi ve şakirtleri yapacak diyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu bir nezakettir, Allah’a karşı kulluk üslubudur bu. Tabi ki öyle söyleyecek; şartı muallâkta ki o zaman hiçbir dediği çıkmaması gerekiyor. Bütün dedikleri çıkmış.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Mehdi ile ilgili sen bu kitaptan herhangi bir sayfadan aç bana, ben de oradan bir konu anlatayım.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bediüzzaman Hazretleri’nin de söyledikleri var Mehdi’nin çıkışı ile ilgili.
ADNAN OKTAR: Ver bakayım, evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Sözler’de bahsetmiş, Şam Hutbesi’nde bahsetmiş.
ADNAN OKTAR: Sen o zaman böyle biraz da atlayarak tam da ilgili yerlere gelerek oku ben de şerh edeyim. Tamam.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yahut Oktar sen mi okursun?
OKTAR BABUNA: Nasıl uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Dur bakalım karar verelim, (Dr. Cihat’a) tamam sen oku.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Sözler adlı eserin 318. sayfasında şöyle ifade etmiş: İstikbali dünyeviyede 1400 sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında karib (yakın) zannetmişler, diye bildiriyor. Bu, sahabe döneminde. Sahabe Peygamber Efendimiz’in vefatından sonra Mehdi’nin çıkışını beklemeye başlıyorlar ve kendi zamanlarında geleceğini zannediyorlar. Oysa Said Nursi Hazretleri 1400 sene sonra gelecek bir hakikati karib zannetmişler, diyerek burada Mehdi’nin çıkışının Peygamber Efendimiz’in zamanından 1400 sene sonra olacağını ifade etmiş oluyor. Yine aynı şeyde bu 1979-1980 yıllarına denk gelen bir süre tabi ki. Bediüzzaman Hazretleri yine hicri 1327 Şam’da Emevi camisinde bir hutbe veriyor ve yine Mehdi’nin çıkışıyla ilgili şu ifadelerde bulunuyor, diyor ki, "Ta 1371 senesinden sonraki alem-i İslam'ın mukadderatına (kaderine) nazar eden (göz atan) Hutbe-i Şamiye'deki hakikatler... Evet şimdi olmasa da 30-40 SENE SONRA fen ve hakiki marifet (müsbet ilimler ve sanat, ilim ve fenlerle öğrenilen bilgi) ve medeniyetin mehasini (medeniyetin iyiliklerini) o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını…
ADNAN OKTAR: Hakikatı arayan kişiyi, hakikatı arayanı.
CİHAT GÜNDOĞDU: Ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi..
ADNAN OKTAR: İnsaflı olmak, muhabbet insanlara karşı muhabbeti, coşkuyu.
CİHAT GÜNDOĞDU: O dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş...
ADNAN OKTAR: Yani darwinist, materyalist, ateist her türlü düşünceye yönelik faaliyet.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah. YARIM ASIR SONRA onları darmadağın edecek, diye bildiriyor.
ADNAN OKTAR: Ne zaman oluyor?
CİHAT GÜNDOĞDU: Hicri 1371 senesinde. 30-40 sene sonrası tabi 1401-1411’e denk geliyor ki bu da 1980-1990’lara işaret ediyor.
ADNAN OKTAR: 1980-1990 Mehdi’nin en yoğun faaliyet yaptığı dönemler.
MUHABİR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, MaşaAllah. Darmadağın edecek fikri olan kısımdır bu, 91-2001-2011 ve 2021 tarihlerini vermiştir Bediüzzaman Hazretleri.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Yine Tılsımlar Mecmuası sayfa 168’de bir ifadesi var Bediüzzaman Hazretlerinin. Şöyle söylemiş: Bazı ayat-ı kerime (ayetler) ve ehadis-i şerife (yani hadislerde) ahir zaman da gelecek bir müceddid-i ekberi (en büyük müceddidi) mana-yı işari ile (yani işari anlamında, işaret etmek anlamında) haber veriyorlar. Fakat o gelecek zatın ve cemiyetinin üç vazifesinden en ehemmiyetlisi...
ADNAN OKTAR: Mesih’in yani, Mehdi ve cemaati.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet. Ve zahiren en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve hakaik-i imaniyeyi (iman hakikatlerini) Güneş gibi göstermek vazifesi, diye burada Hz. Mehdi’nin vazifelerini tarif etmiş.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
MUHABİR: Gelecek olan, çıkacak olan Hz. Mehdi’nin.
ADNAN OKTAR: Burada da var, ümmetin beklediği ahir zamanda gelecek zatın, Mehdi’nin üç vazifesinden en mühimi. Bir kısım Nur talebesi kardeşimiz, üç vazifeden bir tanesini yapacak diyor. Kardeşim bu yalana ne gerek var, niye bunları yaparsınız, ne gerek var Bediüzzaman’ın ifadelerini değiştiriyorsunuz, ne ihtiyacınız var, yani kime, ne çıkar sağlayacak bu. “ümmetin beklediği ahir zamanda gelecek zatın... kendinden sonra yani gelecek zatın, bir zat, bir şahıs bu.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Şahsı manevi değil. “Üç vazifesinden” bir vazife demeyi bilmiyor muydu da Bediüzzaman, oturup üçü bire indiriyorsunuz. Üç vazife diyor, “en mühimi ve önemlisi ve en büyüğü en kıymetdarı (kıymetlisi) olan iman-ı tahkikiyi (gerçek imanı) neşr ve ehl-i imanı delaletten kurtarmak (yani darwinizmi, materyalizmi yerle bir edip iman hakikatlerini Allah’ın varlığını birliğini anlatmak). En mühimleri budur, diyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Sonra siyaset âlemi ve saltanat âleminde de görevleri vardır, diyor. Niye azaltıyorsunuz bunu, ne çekiniyorsunuz. Neyse, o. Evet (Cihat Gündoğdu’ya) devam et.
CİHAT GÜNDOĞDU: Tabi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri değil, başka yaşayan ya da merhum din alimleri, İslam alimleri de yine Mehdi’nin çıkışını bekliyorlar.
MUHABİR: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: İfade ediyorlar. Bunlardan birisi Hadim-ül Fukara Abdullah Gürbüz (ks) Hazretleri diğer adıyla Nevşehirli Abdullah Baba Hazretleri, o da söylüyor, hatta şöyle diyor, İnşaAllah İsa ve Mehdi Resulü ulaşacaksınız, buyuruyor kendi cemaatine.
ADNAN OKTAR: Yani göreceksiniz, hayatta göreceksiniz, ben göremiyorum ama siz göreceksiniz. Yani yaşayan kişilere, şu an yaşayanlara.
OKTAR BABUNA: Yine Şeyh Ali Haydar Efendi kendi cemaatine Mehdi’nin zuhur tarihi olarak 80’li yılların başlarını işaret ediyor.
ADNAN OKTAR: Cübbeli her ne kadar inkar etse de bu doğru, çünkü Ali Haydar Efendi kendisinden sonra bir halife tayin etmemiş.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Halifeliği -yani kendinden sonraki kendi yerine olan halifelik icazeti veriyor biliyorsunuz, bunu- vermemiştir. Mehdi’ye bırakmıştır ve birçok ulema, alim, şeyh efendi aynı şekilde Mehdi’ye bırakmışlardır.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Yoksa damadından çekindi de yok gelininden çekindi de, yani bu aile kavgasıyla vazgeçilecek bir şey mi? Ali Haydar Efendi hapislerde yatmış o devrin her türlü zulmüne, zorluklarına karşı koymuş bir insandır.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Ve bayağı acı çekmiş bir insandır ve son derece cesur yiğit bir insandır. Allah için yaşamış bir insan ve huzur Hocasıdır. Padişahın huzur Hocasıdır, Padişah ondan bilgi alıyor, ilim alıyor, ders alıyor.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani padişah Hocası.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Böyle bir insan, gelini kızdı diye oğlu kızdı diye böyle bir tarikat geleneğini ortadan kaldırıp -değil mi- yazılı icazet vermeyi durdurur mu?
OKTAR BABUNA: Durdurmaz.
ADNAN OKTAR: Niçin durduruyor, çünkü Hicri 1400’de Mehdi’nin çıkacağını biliyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Bildiği için de, Mehdi’ye bırakıyor. Bir tek O mu yapıyor, hayır yüzlerce binlerce tarikat şeyhi aynı şekilde vekil bırakmamışlardır, halife bırakmamışlardır.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Sonunda, artık vakit Mehdi devridir o yüzden biz bırakmıyoruz, demişlerdir.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
MUHABİR: Evet, kısa bir aramız var Hocam, aramızdan sonra devam edelim. Reklamlardan sonra tekrar sizlerleyiz, bizden ayrılmayın.
MUHABİR: Tekrar hoşgeldiniz programımıza efendim, kaldığımız yerden devam edelim istiyorsanız Hocam.
ADNAN OKTAR: Tamam devam edelim.
MUHABİR: Cihat Hocam buyrun.
CİHAT GÜNDOĞDU: Yine büyük İslam âlimlerinden Mehdi’nin gelişini, zuhurunu haber veren örneklerden birisi, Şeyh Nimettullah Hoca Efendi.
ADNAN OKTAR: Nimettullah Hoca Efendi’yle ben birkaç defa görüştüm, beyaz sakallı, çok dindar, çok efendi bir insan.
CİHAT GÜNDOĞDU: Feyz dergisine verdiği bir röportaj var, orada Mehdi’nin zuhurundan bahsetmiş.
ADNAN OKTAR: Evet, mürşittir, büyük bir alim. Evet..
MUHABİR: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Şöyle buyuruyorlar diyorlar ki, bu yüzyıl İslam’ın yüzyılı olacak şüphesiz Mehdi gelecek. Bazıları bu konuyu fazla önemsemiyorlar, çok yanlış. Ben birçok büyüklerden kendim bizzat işittim, zaten birçok hadis mevcut. Mehdilik inancı Peygamberimiz’in soyundan büyük bir âlim bir imamın kıyametten önce bütün Müslümanları birleştirip, batıl dinlere mensup kişilerle savaşacak.
ADNAN OKTAR: Yani fikri mücadele verecek anlamında.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Ama bu yüzyılda çıkacak, öyle değil mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Nasıl söylüyor onu?
CİHAT GÜNDOĞDU: Bu yüzyıl İslam’ın yüzyılı olacak.
ADNAN OKTAR: Tabi.
CİHAT GÜNDOĞDU: Şüphesiz Mehdi gelecek.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hâlbuki mesela bak Cübbeli de bunu demesi lazım; bu yüzyıl İslam’ın yüzyılı, Mehdi’den hadi ümidini kestin, İslam dünyaya hakim olacak de. Bunun ne mahsuru var? Küfür kalkacak de, Deccaliyet yıkılacak de.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Değil mi? İslam ahlakı bütün dünyaya hâkim olacak İnşaAllah de.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Bunu dememenin sebebi nedir?
CİHAT GÜNDOĞDU: Bütün Müslümanları birleştirip, diyor zaten.
ADNAN OKTAR: Mesela, bütün Müslümanlar birleşecek de, birleşsinler de, ha bire Şiilere, Caferilere işte efendim Vahabilere şuna buna söz söyleyip ağır söz söyleyip Müslümanların arasında bir ayrılık varmış gibi bir üslup kullanıyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Yani hâlbuki Müslümanlar hepsi birlik ve beraberlik içindedir, hepsi Allah’tan korkar, hepsi Allah’ı seven tertemiz insanlar ve mübarek insanlar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Nimetullah Hoca Efendi şöyle devam ediyor; İslam’ın hâkimiyetinden bahsediyor, o zaman batıl dinler İslam’ın hakim olması ile varlığını hem ilmi hem de itibar açısından kaybedeceklerdir...
ADNAN OKTAR: Bak, maşaAllah ilmi.. darwinist, materyalist düşünce açısından kaybedecekler diyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ki şu an olmak üzere.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Veya oldu diyelim.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Başka bir İslam âlimimiz Çorumlu Hacı Mustafa Efendi.
ADNAN OKTAR: Bunlar hep büyük Nakşî şeyhleri, ulema alim kişiler.
MUHABİR: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet, Mehdi Resul’den bahsederken cemaat içinde bir yakını var, ona işaret ederek şöyle söylüyor diyor ki, 18 yaşlarında bir genç olan Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerini gösteriyor ve diyor ki, Mehdi Resulü biz göremeyeceğiz fakat bu gencin dervişleri görecek.
ADNAN OKTAR: Ama o dediği kişi de Nakşi şeyhidir, onun halifesi olan bir kişi o dediği kişi.
CİHAT GÜNDOĞDU: Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri, o zamanlar 18 yaşında kendileri, yine Hazreti Şeyh…
ADNAN OKTAR: Bir daha söyle, ne diyor?
CİHAT GÜNDOĞDU: Mehdi Resulü biz göremeyeceğiz, fakat bu gencin dervişleri görecek.
ADNAN OKTAR: Yani şu an yaşayan.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet şu an yaşıyorlar.
ADNAN OKTAR: Evet onlar görecek. Bu ne demektir? Asrımızda Mehdi çıkacaktır.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çıktı yani, İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Hazreti Şeyh Mustafa Karadağ, Mehdi’nin çıkışı ile ilgili olarak Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin ifadelerine dayanarak şöyle söylüyor. Mehdi’nin zuhurunu.. diyor ki öncelikle şunu belirtmiş; Hz. Mehdi’nin, Mehdi (AS)’ın Bediüzzaman Hazretlerinin olduğunu söylemeleri esef vericidir, diyor. Birtakım nur talebelerinin bu şekilde ifade etmelerini esef verici olarak kabul ediyor.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Çünkü dürüst davranmıyorlar. Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: 1400 senesinden sonra Hz. Mehdi’nin (AS) geleceğini, Hz. İsa (AS)’ın yeryüzüne Hz. Mehdi (AS)’ı takiben geleceğini, büyük bir ıslahatın yaşanacağını, kurt koyunla oynayacak hale geldiğini Üstadı Bediüzzaman beyan buyurmuşlardır, diyor.
ADNAN OKTAR: Yani o da Mehdi’nin bu yüzyılda çıkacağını belirtiyor değil mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bu yüzden, Hz. Mehdi’nin Bediüzzaman olduğunu söylemeleri birtakım nur talebelerinin esef vericidir, diye devam ediyor. Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri.
ADNAN OKTAR: Sami Efendi, evet meşhur Nakşi âlimi Nakşi şeyhi ve çok büyük bir alimdir çok büyük muhterem bir insan. Vefat ettiler evet onun ifadesi.
CİHAT GÜNDOĞDU: Konyalı Tahir Büyükkörükçü Hoca Efendi ile bir sohbetleri sırasında şöyle buyuruyorlar; Hocama sordum güzel günler ne zaman? Bana dedi ki; ya Tahir ben göremeyeceğim ama sen o günleri görmeden ölmeyeceksin.
ADNAN OKTAR: Ki o yaşıyor bildiğim kadarıyla.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet, Konyalı Tahir Büyükkörükçü Hoca Efendi.
ADNAN OKTAR: Çok büyük bir alimdir o da, onun Mehdi’yi göreceği belirtiliyor.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet, ben göremeyeceğim ama sen o günleri görmeden ölmeyeceksin.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Hasan Burkay Hoca Efendi Hazretleri var.
ADNAN OKTAR: O da çok büyük bir alimdir Hasan Burkay Hoca Efendi.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin Mehdi’nin (AS) selamını ve biatının iletilmesini istediğine dair muhtelif rivayetler vakidir, diye söylüyor. Hasan Burkay Hoca Efendi’nin bir vekili Efendi Baba’nın Mehdi’nin zuhur tarihi olarak 80’li yılların başlarını işaret ettiğini nakletti, diyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Efendi Babanın, Haydar Efendi’nin Mehdi’nin zuhur tarihi olarak 80’li yılların başlarını işaret ettiğini söylüyorlar.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Kim söylüyor bunu?
CİHAT GÜNDOĞDU: Efendi Baba’dan okuyan büyük âlimlerden merhum Hasan Burkay Hoca Efendi’nin bir vekili.
ADNAN OKTAR: Evet, o söylemiş.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet, yine başka bir İslam âlimimiz Es Seyyid Hacı Osman Hulusi Efendi Hazretleri. Bu da Beykoz’da Nurkim Hacı Osman Hulusi Efendi Hazretleri’nin 82 yılının yaz aylarında şöyle söylediğini ifade ediyor: Mehdi (AS) yıldızı doğdu.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: 82 yıllarının yaz aylarında böyle ifade ettiğini söylüyor. Beykoz’da vazife yapan bizim Hocalarımızdan birisi nakletmişti, diye ifade ediyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, İnşaAllah.
MUHABİR: Peki Hocam Mehdi’nin geniş anlamda insanlar tarafından anlaşılması nasıl olacak, yani nasıl anlayacağız?
ADNAN OKTAR: Mehdi’yi Allah insanlara tanıtacak. Yani olaylarla, gelişmelerle sürekli harika olaylar görecek insanlar, bunda bir şey var diyecekler. Mesela bu ekonomik krizin durmamasında, bereketsizliğin artmasında olağanüstü olaylarda ki birçok olağanüstü olay devam edecek ve harikalar tarzında şaşırtıcı tarzda devam edecek, bir şey var diyecekler. Yani bir olay var, diyecekler. Böyle belirli bir insan, belirli bir gruba doğru insanların dikkati çekilmeye başlayacak, günbegün daha da fazla artarak. Ve İslam gittikçe güçlenecek. Bu güçlenmenin de altındaki hikmeti ve hayrı insanlar aramaya başlayacaklar. Küfür ve delalet gittikçe küçülüp gittikçe ezilecek ve yok olacak. Darwinizm ve materyalizm tamamen tarihe karışacak.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: En sonunda bütün bunlara sebep olan bir insanın olduğunu hissedecek fark edecek insanlar.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: O zaman diyecekler ki, Allahuâlem herhalde o diyecekler.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ve şartlar öyle mecburiyet meydana getirecek ki, Peygamberimiz (sav) hadislerinde “o zorla liderliğe getirilir” diyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kabul etmez diyor Mehdi liderliği; ve çok fazla hadis var (sav)’den. Türklerin Mehdi’ye yardım edeceği belirtiliyor ayrıca.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu hadisi oku bakalım, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İbrahim bin Hubeydullah bin Ala babasının şöyle dediğini nakleder. İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: Emir-ül müminin aleyhisselam (Hz. Ali) kendisinden sonra Kaim'in (Hz. Mehdi (as)) kıyamına kadar gerçekleşecek olan olaylardan bahsetti. “Ve köşe bucakta benim oğluma (Hz. Mehdi (a.s)'a) yardım edecek olan dağınık Türk bayrakları zuhur edecek.”
ADNAN OKTAR: Mehdi’ye yardım edecek...
OKTAR BABUNA: Ve Türk bayrakları zuhur edecek.
ADNAN OKTAR: Dağınık diyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Dağınık, Mehdi bir araya mı getirecekmiş dağınık Türk bayraklarını?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, evet.
ADNAN OKTAR: Yani Türk devletlerini bir araya getirecek.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Biz ne istiyoruz, ne anlatıyoruz Türk İslam Birliği’nden bahsediyoruz değil mi?
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Ve diyoruz; önce bir Türk Birliği olacak sonra bir Türk İslam Birliği olacak, diyoruz. Hadiste ne diyor. Mehdi önce Türkleri bir araya getirecek, sonra Türk İslam Birliği olacak diyor.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Öncüsü olarak biz, Mehdi öncüsü olarak Mehdi talebeleri olarak bu zemini hazırlamak için gayret ediyoruz, uğraşıyoruz.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Peki bu yönde gelişmeler oluyor mu?
CİHAT GÜNDOĞDU: Oluyor, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Siz söyledikten sonra hemen akabinde başladı maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Türk Birliği oluşmak üzere şu an.
OKTAR BABUNA: Evet maşaAllah.
ADNAN OKTAR: İslam Birliği’nin de bütün çalışmaları devam ediyor, o da oluşmak üzere.
OKTAR BABUNA: Evet.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Bunun dışında da dünyanın hiçbir kurtuluşu yok. Ne ekonomik krizin durma ihtimali var, ne bu anarşinin terörün veya kargaşanın. Bu mutsuzluğun neşesizliğin hiçbir çözümü yoktur başka. Bütün dünyada bir.. tıbbi tabiri ile söyleyeyim kollaps... doktorlar daha iyi bilir yani bir koma hali var. Komadan çıkamıyorlar ve çıkamazlar da. Ancak sevgiyle, aşkla, muhabbetle, Allah korkusu, Allah sevgisiyle bu komadan çıkabilirler.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bunun için de Kuran’ın nurunun bütün dünyaya hâkim olması gerekiyor. Bunun için Allah insanları vesile eder, Mehdi’yi ve talebelerini vesile ediyor şu an.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani dünyadaki bu olağanüstü olayların kökeninde hep Mehdiyet vardır. Ben bir kısmını anlatmıyorum, bir kısmını anlatıyorum. O kadar harika olaylar oluyor ki, o kadar şaşırtıcı olaylar oluyor ki dünyada, yer yerinden oynuyor. Fakat bir kısmı anlatılacak gibi değil o yüzden anlatamıyorum.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Mehdi ile uğraşanların konumunu Peygamberimiz (sav) anlatıyor hadislerde. Çok büyük bir perişanlıktır Mehdi ile uğraşmak. Allah vermesin, hepsi perişan olacaklardır uğraşanların. Maddi ve manevi belalarla perişan olacaklardır. Mehdi ve talebeleriyle uğraşanlar.. bizde öncüleriyiz, bizde de tabi ki birçok tecelli olur. Yani Mehdi öncüsü olanlarda, Mehdi talebesi olanlarda, ona azmedenlerde de bir güzellik bir hayır bir bereket oluyor. Biz de ne faaliyet yapsak Allah’a çok şükür Allah güzel netice veriyor. Allah’a hamd olsun.
Evet, altındaki hadisi de okur musun.
OKTAR BABUNA: Allah ona Hz. Mehdi (as)’a Rum'u, Deylem'i, Sind'i, Hindistan'ı, Kabilşah'ı ve Hazar'ı fethettirecektir.
ADNAN OKTAR: Bütün Türk ülkeleri, bütün Asya ve her yer.
OKTAR BABUNA: Her yer, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Roma diyor, Hrant’ın şehri Roma’yı da alacaktır diyor fethedecektir diyor.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne ile? Silahla, tankla, topla mı? Ne ile ne diyor hadiste?
OKTAR BABUNA: Tekbirlerle.
ADNAN OKTAR: Tekbirle. Allah’ı anarak; her Allah’ı andığında bir kale düşer, diyor. Cübbeli de şöyle zannediyor; bir bağırır Allah diye bağırır binalar çöker şeklinde oluyor, hâlbuki o fikir sistemlerini çökertiyor. Kalelerden kasıt o.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Düşünce sistemlerini çökertecek Allah’ı anarak.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Öyle olsa yerde milyonlarca insan ölür.
MUHABİR: Tabi.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Zaten adetullaha aykırıdır, hiçbir peygamber döneminde olmamıştır. Yani peygamber sesiyle bir binanın yıkılması olamamıştır.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Ve bütün binalar yıkılacak diyor tekbir getirdikçe. Roma her yer birbirine girecek diyor, ayrıca Adriyatik Denizi kuruyacak diyor. Birdenbire böyle kuruyacak çekilecek, Akdeniz cam gibi donacak diyor. Mehdi ve talebeleri de Adriyatik Denizi’nin içinde kamp yapacaklar, diyor. Ve Roma İtalya’nın haberi olmayacak bundan diyor, sabah fark edecekler diyor.
MUHABİR: Yani ne diyebiliriz ki.
ADNAN OKTAR: Başka ne diyor, altın sütun mu?
OKTAR BABUNA: Altın sütunlar püskürecek diyor, kişi diyor bakarken başındaki takkesi düşecek diyor.
ADNAN OKTAR: Som altın.
OKTAR BABUNA: Evet fil ayağı; Sultan Ahmet’teki, Süleymaniye Camiindeki gibi.
ADNAN OKTAR: Ne kadar büyüklükte diyor?
OKTAR BABUNA: Dev sütunlar, diyor.
ADNAN OKTAR: 35 metre çapındaki 50-100 metre.
OKTAR BABUNA: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: O zaman kimse Mekke’ye gitmez diyor.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Yani artık ben ne diyeyim.. Aç yine herhangi bir sayfa oku.
ADNAN OKTAR: Ne çıktı?
OKTAR BABUNA: Fethullah Gülen…
ADNAN OKTAR: Fethullah Gülen Hoca Efendi Hazretleri’nin Mehdi ile ilgili sözleri yazıyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Oku, koyu olan yazılan yerleri oku.
OKTAR BABUNA:Hz. Mehdi’nin Ortaya Çıkışı ve Hz. Mesih’in Gelişi. Hz. Mehdi (as) Peygamber Soyundan Olacaktır: "Mehdî bizden, Ehl-i beyt’tendir. Allah onu bir gecede zafere erdirecektir. Mehdî, Fatıma evlâdındandır" (İbn Mâce, Fiten, 34; Dârimî, Mehdî, 1). "Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa, Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak Ehl-i beyt’ten birini gönderecektir"
ADNAN OKTAR: Bu hadisi şerifleri kim söylüyor?
OKTAR BABUNA: Fethullah Gülen Hoca Efendi söylüyor.
ADNAN OKTAR: Mehdi’yi müjdelemek için söylüyor, bir daha oku.
OKTAR BABUNA: "Mehdî bizden, Ehl-i beyttendir. Allah onu bir gecede zafere erdirecektir. Mehdî, Fatıma evlâdındandır". "Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa, Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak Ehl-i beytten birini gönderecektir".
ADNAN OKTAR: Bana şerh et, oku hadisi biraz açıkla, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Mutlaka Mehdi’nin geleceğini bildiren..
ADNAN OKTAR: Çeviri ile birlikte açıkla.
OKTAR BABUNA: "Mehdî bizden, Ehl-i beyttendir.” Hz. Peygamberin soyundan olacak, İnşaAllah. "Allah onu bir gecede zafere erdirecektir. Mehdî, Fatıma evlâdındandır” Allah mutlaka zafer verecek, peygamber soyundan olacağını da…
ADNAN OKTAR: Bir gece; yani Müslümanların ona bağlandığı gece.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Evet bir gecede İslam bütün dünyaya hakim olacak.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa, Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak Ehl-i beytten birini gönderecektir".
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Allah, sevdiği kulu Mehdi için bir gün bile kalsa uzatacaktır, diyor dünya hayatını İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şimdi öbür hadisi oku.
OKTAR BABUNA: Devam ediyorum.
ADNAN OKTAR: Said Nursi Hazretlerinden alıntıyla devam ediyor, şimdi Said Nursi Hazretlerinden kaynak veriyor Fethullah Hoca Efendi. Onu oku evet.
OKTAR BABUNA: Bediüzzaman der ki, “Madem O'nun âdeti öyle cereyan ediyor, (işliyor) âhir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, (gerektiğinde ayet ve hadislerden hüküm çıkaran bir alim) hem en büyük bir müceddid, (dini yenileyici) hem hâkim, hem mehdî, hem mürşid, (insanlara doğru yolu gösteren) hem kutb-u âzam (zamanının en büyük dini lideri) olarak bir zât-ı nuranîyi (nurlu bir şahsı) gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i Nebevîden (Hz. Peygamber (sav)’in soyundan) olacaktır.
ADNAN OKTAR: Risalei Nur Külliyatı’ndan Mehdi hakkında bilgi veriyor Fethullah Hoca Efendi. MaşaAllah. Tamam biraz da şuradan oku, inşaAllah. Bu Mehdiliğin kitabından; Mehdi’nin yardımcılarını anlatıyor.
OKTAR BABUNA: Mehdi’nin yardımcılarının üstünlüğü: Onun (Mehdi'nin) kumandanları insanların en hayırlısıdır. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Talebeleri, evet maşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Muhakkak ki onlar hidayet sancaklarıdır.” “Onlar Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından, dedikodusundan korkmayan İslam ahalisidir.”
ADNAN OKTAR: Yani gazetelerin, radyoların, televizyonların onların aleyhindeki iftiralarından, hakaretlerinden, saldırılarından yılmayacaklar değil mi? Masonların, komünistlerin..
OKTAR BABUNA: Evet,
ADNAN OKTAR: İddia edilen Ergenekon örgütünün baskılarından yılmayacaklardır.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Bir daha oku hadisi.
OKTAR BABUNA: Onlar Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından, dedikodusundan korkmayan İslam ahalisidir.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Süfyan ve Mehdi savaş için karşı karşıya geldiklerinde bir münadi şöyle seslenecek: "Allah'ın dostları, Mehdi'ye tabi olanlardır."
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. “Şehidleri; şehidlerin en hayırlısı, emirlerin en üstünüdür. Onlar Allah'ın has kullarıdır.”
ADNAN OKTAR: Evet, demek ki içlerinden yine şehit edilenler de olacak.
OKTAR BABUNA: Evet, inşaAllah. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Hz. Mehdi ve Hz. Mehdi’nin yardımcıları hakkında şöyle demektedir: Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu yalnız ihlas, sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirtlerdir. Ne kadar az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, Mehdi’nin talebelerinin diğer özellikleri var orada. Bunları da oku.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Mehdi'nin yardımcıları Arap olmayacak, diğer milletlerden olacak.
ADNAN OKTAR: Türk olacaktır.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Çoğunluğu Türk asıllı olacak, maşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bu 313 kişi, gece abid gündüz kahraman niteliği taşımaktadır.
ADNAN OKTAR: 313 kişi olacaklar.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Sayıları az.
OKTAR BABUNA: Az.
ADNAN OKTAR: Gündüz …
OKTAR BABUNA: Gündüz kahraman, gece abid, ibadet edenler olacaklardır diyor, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, kahramanlar diyor.
OKTAR BABUNA: Kahramanlar diyor.
MUHABİR: Erkek ve bayan.
ADNAN OKTAR: Evet, bayan ve erkeklerden oluşuyor diyor zaten bu topluluk hadiste. Evet.
OKTAR BABUNA: Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grupoluştururlar. Onlar her zalime ve cebbara galip gelirler. Onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz arslan, gece de abiddirler. Ne evvel ….
ADNAN OKTAR: O devrin zalimleriyle uğraşacaklar değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, İnşaAllah. Ne evvelkiler, ne de sonrakiler fedakârlıkta onlara yetişemeyecek.
ADNAN OKTAR: Şerh olarak onu açıkla sana zahmet. Zahmet demeyeyim Allah affetsin.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah. Ne evvelkiler, ne o zamana kadar olanlar….
ADNAN OKTAR: Sana zahmet denmez tabi, bu tür şeylerde. Allah affetsin bu dil sürçmesi. Evet şimdi söyle.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah. Ne evvelkiler, ne o zamana kadar olanlar ne de onlardan sonrakiler fedakârlıkta onlara yetişemeyecek. Fedakârlıkta en üstün, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Son derece fedakâr olacaklar, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet öyle olacaklar.
ADNAN OKTAR: Hayatın bütün sosyal yönlerinden çekilecekler.
OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Gerekirse evini de bırakacak efendim hayatını tamamen Allah’a adayacak, değil mi? Ailesini bırakacak gerekirse.
OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mesela küfürden tamamen yakasını sıyırıp Allah’a adayarak hizmet edecek.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, o hadisi baştan itinalı bir daha oku bakayım.
OKTAR BABUNA: Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime ve cebbaroğlu cebbara galip gelirler.
ADNAN OKTAR: Cabbar yani zorla insanları hiza etmeye çalışan, ahlaksız, alçak ve kahpe insanlara karşı, zorla dediğini yaptırmaya çalışanlara karşı galip gelecekler, evet.
OKTAR BABUNA: Onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz arslan, gece de abiddirler.
ADNAN OKTAR: Gündüz arslan.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Yani mangal gibi yürek.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: EvvelAllah. Değil mi?
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, evvelAllah, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir tek Allah’tan korkuyorlar hiçbir şeyden korkmuyorlar, evet.
OKTAR BABUNA: Elhamdülillah. “Ne evvelkiler, ne de sonrakiler fedakârlıkta onlara yetişemeyecek.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, aralarında münafıkların olacağını ve münafıkların ayrılacağını söylüyor değil mi?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, evet.
ADNAN OKTAR: Yani o toplu Mehdi cemaatine giren insanlar olacak fakat bunlar münafık karakterli oldukları için oranın güzelliğini, hayrını, bereketini göremeyip ayrılacaklar ve Mehdi grubunu terk edecekler, hadislerde bu belirtilmiş. Onu okur musun?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Sevban (r.a)’dan rivayet edilmiştir; Resulullah (s.a.v) buyurdu ki, “Ümmetimden bir cemaat Allah'ın emri tahakkuk edinceye kadar batıla galebe çalarak...”
ADNAN OKTAR: Ümmetimden bir cemaat, Mehdi cemaati, evet.
OKTAR BABUNA: “Hak üzere devam edecek”
ADNAN OKTAR: Batıl nedir?
OKTAR BABUNA: Batıl; darwinizm, materyalizm.
ADNAN OKTAR: Darwinizm, materyalizm, komünizm, faşist düşünce her türlü sapkın düşünce.
OKTAR BABUNA: Evet.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Ona karşı galebe çalarak fikren..
OKTAR BABUNA: Evet, galip gelerek..
ADNAN OKTAR: Galip gelerek evet, mücadele devam edecek diyor değil mi, Resulullah (sav), evet.
OKTAR BABUNA: Hak üzere devam edecek ve onları...
ADNAN OKTAR: Hak üzere Hak, yani Kuran’a uyup sünnete uyup devam edecek, evet.
OKTAR BABUNA: Ve onları yardımcısız bırakanlar onlara zarar veremeyeceklerdir, ayrılanlar.
ADNAN OKTAR: Evet, onlara zarar veremeyecekler İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hz. Muaviye (R.A.)’den rivayet edilmiştir: Ümmetimden bir taife herkes üzerine hakim olmadıkça kıyamet kopmaz. Onlar kendilerini terk edenlere aldırmazlar ve kendilerine yardım edene de aldırmazlar.
ADNAN OKTAR: Bu taife Mehdi cemaati öyle değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir daha bunu itinalıca şerh ederek oku.
OKTAR BABUNA: “Ümmetimden bir taife…
ADNAN OKTAR: Mehdi cemaati,
OKTAR BABUNA: Mehdi cemaati, herkes üzerine hakim olmadıkça..
ADNAN OKTAR: Yani bütün dünyaya hakim olmadıkça kıyamet kopmaz.
OKTAR BABUNA: Kıyamet kopmaz.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Her şeye bütün dünyaya hâkim olacaklar, ondan sonra Mehdi ve talebelerinin hâkimiyetinden sonra kıyamet kopacak.
OKTAR BABUNA: Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: Onlar kendilerini terk edenlere aldırmazlar, kendilerine yardım edene de aldırmazlar.
ADNAN OKTAR: Yardım eden Allah rızası için yardım ediyor, yani ona bir minnet borcu duymuyorlar.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ayrılandan da etkilenmiyor, münafığın ayrılmasında bereket vardır, kirdir o, bedenin kiridir, beden kirini atar, beden tertemiz olur. Münafığın durması zaten kötü bir şeydir.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Münafığın gitmesinde hayır vardır.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Hz. Cabir'den rivayet edilmiştir: "Bu iş ondan ayrılanlara rağmen muzaffer olarak devam edecektir.
ADNAN OKTAR: Ondan, kimdir, Mehdi’den.
OKTAR BABUNA: Mehdiden evet.
ADNAN OKTAR: Ayrılana kadar muzaffer olarak zaferle devam edecektir.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, muhalifin ve ayrılanların onlara zararı olmaz.
ADNAN OKTAR: Muhaliflerin; basının, radyonun, televizyonun yani içinde bulunan muhalif unsurlar, masonlar değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Darwinistler..
OKTAR BABUNA: Komünistler..
ADNAN OKTAR: O devrin komünistleri, iddia edilen Ergenekon Örgütünün gizli çalışmaları, itin kopuğun bütün faaliyetleri etki etmeyecek diyor.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, bir daha oku o kısmı, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Bu iş ondan ayrılanlara rağmen muzaffer olarak devam edecektir. Muhaliflerin ve ayrılanların ona zararı olmaz” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Neden olmaz? Çünkü Allah koruyor, onun için olmaz.
OKTAR BABUNA: Evet.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Allah’ın gücü ile etkili oluyorlar.
MUHABİR: Tabi, yani şu an Mehdi aramızda ve biz bunu en kısa zamanda öğreneceğiz değil mi Hocam? İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allahuâlem, ama 10 yıl sonra fark eder insanlar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: 10 yıl sonra. Bu aralar şüphe edebilirler ancak, şüphe acaba belki yani insanlar arasında olabilir mi gibideyiz şu an. Mesela 2014’lerde Allahualem o gibi görünüyor diyecekler.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: Farklılıklar göreceğiz.
ADNAN OKTAR: Tabi, Allahualem o gibi, ama 2021’lerde herkes birbirinin yüzüne bakacak yani Allahualem tamam diyecekler.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, evet bak burada ayetler var; bu konulara işaret eden bu ayetleri de oku, şeytandan Allah’a sığınırız.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım: Andolsun biz sizi deneyeceğiz ki içinizden cehd edenleri sabır edenleri bilelim ve haberlerinizi açığa çıkaralım, muhakkak biz sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmek gibi şeylerle deneriz. Buna sabır gösterenleri müjdele.
ADNAN OKTAR: Mehdi cemaati böyle imtihan olacak mı?
OKTAR BABUNA: Olacak, İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Olacak değil mi?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Sabredecekler mi?
OKTAR BABUNA: Evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Güzel bir sabırla sabredecekler.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Yoksa siz sizden önce geçenlerin durumu sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız, yoksa içinizden mücadele edenleri ve sabredenleri Allah belirtmedikçe cennete giriverebileceğinizi mi sanıyorsunuz, mallarınızla ve canlarınızla deneneceksiniz, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a şirk koşanlardan çok incitici sözler işiteceksiniz.
ADNAN OKTAR: Nasıl işiteceğiz bu incitici sözleri veyahut Müslümanları yahut Mehdi cemaati o devrin muhatabı olan kişiler bütün dünyadaki Müslümanlar, nasıl oluyor?
OKTAR BABUNA: Basınla, yayınla...
ADNAN OKTAR: Değil mi? Evet, Müslümanlar aleyhinde….
OKTAR BABUNA: İftiralarla..
ADNAN OKTAR: İfadelerle, iftiralarla çeşitli değil mi, çirkin sözlerle..
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Onları incitmeye çalışacaklar.
OKTAR BABUNA: Evet.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Etkilenecek mi onlar?
OKTAR BABUNA: Hayır.
ADNAN OKTAR: Asla, İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, “ama sabreder korunursanız, işte bunlar yapmaya değer işlerdendir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, “onlarla mücadele farz kılınınca içlerinden birtakımı insanlardan Allah’tan korkar gibi hatta daha çok korkarlar”
ADNAN OKTAR: Bir daha oku.
OKTAR BABUNA: Onlara mücadele farz kılınınca içlerinden birtakımı insanlardan Allah’tan korkar gibi hatta daha çok korkarlar,
ADNAN OKTAR: İşte sizi hapsettireceğiz, sizi ezdireceğiz, size şöyle yapacağız böyle yapacağız deyince insanlar da Allah’tan korkar gibi korkuyor hadi bana müsaade diyor kaçıyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Kim yapar? Kahpeler yapar.
OKTAR BABUNA: Evet.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Allah’tan korkan yapar mı?
OKTAR BABUNA: Yapmaz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Yapmaz.
MUHABİR: Yapmaz.
ADNAN OKTAR: Sadece Allah’tan korkar değil mi? Allah yolunda mücadelesine devam eder, Kuran bu hakikate işaret ediyor işte.
OKTAR BABUNA: Evet, MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Münafıklarla ilgili ayetler, onları oku -şeytandan Allah’a sığınırız.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım: Allah’ın peygamberinden geri kalanlar oturup kalmalarına sevindiler, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla mücadele etmek hoşlarına gitmedi, sıcakta mücadeleye çıkmayın dediler. Sen de ki: cehennem ateşi daha sıcaktır, keşke bilseydiler.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu devirde öyle değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Mehdi cemaatinin içinde olan kişilerden bir kısmı “büyük baskı altındayız tehdit altındayız, aman bizi işte komünistler şöyle yapar masonlar böyle yapabilir.” Efendim “iddia edilen Ergenekon örgütü şöyle yapabilir, böyle asar şöyle keser, işte hapsedilirsiniz, ezilirsiniz” diye tehdit edilecek Müslümanlar bu devirde değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ayetin bu devre bakışı açısından yola çıkarsak ve Mehdiyete bakışı açısından yola çıkarsak bu gerçeklerle karşılaşıyoruz.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: O anlamda bak ayette “peygamberden geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler”: iyi ki biz onlarla beraber değiliz, Allah korudu bizi diyor, hâlbuki şeytani bir hareket yapıyor, cehennem çukuruna dönüyor ama seviniyor o ona. “Allah yolunda mallarıyla canlarıyla mücadele etmek hoşlarına gitmedi”: enayi gibi görüyor Müslümanları bu tip insanlar, hâşâ, mesela Allah yolunda para harcamasını, kendini zora sokmasını, riske atmasını yanlışlık olarak görüyor, Kuran buna işaret ediyor. Evet, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Şüphesiz ki kendilerine hidayet belli olduktan sonra arka dönenleri bu yola şeytan sürüklemiş ve onlara boş umutlar vermiştir. Hâlbuki onlar daha önce arkaya dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a ahit vermişlerdir, Allah’a verilen and sorulacaktır.”
ADNAN OKTAR: Mesela Müslüman asla yoldan geri dönmez.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Mesela asla geri dönmeyeceğim diye Müslümanlığa giriyor...
OKTAR BABUNA: Evvel Allah, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Fakat böyle kahpe saldırıları gördü mü ayakkabısını da bırakıp kaçıyor, gerçek Müslüman böyle bir şey yapmaz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah’tan korkan bunu yapmaz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kuran buna işaret ediyor, evet.
OKTAR BABUNA: “Onlar ki söz verip bağlandıktan sonra Allah’a verdikleri sözü bozarlar, Allah’ın yerine getirilmesini emrettiği şeyi koparırlar yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır”
ADNAN OKTAR: Bak hem Müslümanlardan ayrılıyor. Müslümanlara karşı bu sefer bozgunculuk yapıyor, Müslümanların aleyhinde ihbarda bulunuyor onlara saldırı düzenletmeye gayret ediyor, küfürle iş birliği yapıyor.
OKTAR BABUNA: Hapse attırtıyor.
ADNAN OKTAR: Hapse attırmaya çalışıyor, Kuran buna işaret ediyor.
OKTAR BABUNA: Yakın bir dünya menfaati ve orta bir yol olsaydı elbette sana uyardı, fakat güç aşılacak mesafe kendilerine uzak geldi...
ADNAN OKTAR: Uyarlardı.
OKTAR BABUNA: “Uyarlardı, fakat güç aşılacak mesafe kendilerine uzak geldi. Bir de gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık diye Allah’a yemin edecekler. Boşuna kendilerini mahvediyorlar, Allah onların yalancı olduğunu biliyor. “
ADNAN OKTAR: Şerh ederek açıkla.
OKTAR BABUNA: “Yakın bir dünya menfaati orta bir yolculuk olsaydı elbette sana uyarlardı” menfaat ve kısa bir...
ADNAN OKTAR: Kısa süreli kolaylık gelse arada menfaat, imkan olsa uyar, uyacaktı. Ama bakıyor ki önü sonu gelmiyor yıllar geçiyor bir türlü neticeye varamıyor.
OKTAR BABUNA: Uzak geliyor.
ADNAN OKTAR: Uzak geliyor ona, evet.
OKTAR BABUNA: “Bir de gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık diye Allah’a yemin edecekler,” bahane...
ADNAN OKTAR: Tabi, gücümüz yetmiyor diyor, baskı var ne yapayım diyor, ailelerin baskısı var, sokağın baskısı var, itin kopuğun baskısı var, işte var oğlu var, sayıyor adam.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Benim o yüzden gücüm yetmiyor diyor, peki gücü yetenlerin gücü nasıl yetiyor.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
MUHABİR: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değil mi?
OKTAR BABUNA: Allah’a sığınarak..
MUHABİR: Allah’a sığınarak.
ADNAN OKTAR: Allah’a sığınarak, tabi İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: “İnsanlardan kimileri var ki, Allah’a inandık der. Fakat Allah uğruna eziyete uğrayınca insanların işkencesini Allah’ın azabı gibi sayar, Rabbinden bir yardım gelince de doğrusu biz sizinle beraberdik, derler. Acaba Allah herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir?”
ADNAN OKTAR: Tabi ki İnşaAllah, maşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şerh ederek açıkla.
OKTAR BABUNA: “İnsanlardan kimileri var ki, Allah’a inandık der.(inandık diyorlar) fakat Allah uğruna eziyete uğrayınca insanların işkencesini Allah’ın azabı gibi sayar.
ADNAN OKTAR: Evet Allah uğrunda işkence gördük mü?
CİHAT GÜNDOĞDU: Gördük, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Gördük, elektrikten tut falakadan çık, kolu çıkan oldu beli çıkan oldu, Allah yolunda.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Feda olsun.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şehit edilen de oldu aramızda.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah’a feda olsun.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Evet biz küçük bir Müslüman grup olarak biz böyle şeylerle karşılaşıyorsak bütün Müslümanlar karşılaşıyor, Afganistan’da, Irak’ta dünyanın her yerinde Müslümanlar bu işkencelerle bu zorluklarla karşılaşıyorlar mı?
OKTAR BABUNA: Karşılaşıyorlar.
ADNAN OKTAR: Karşılaşıyorlar, sevap alıyorlar mı?
OKTAR BABUNA: Alıyorlar.
ADNAN OKTAR: Şehit edilenler oluyor mu onlardan?
OKTAR BABUNA: Evet, oluyor İnşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oluyor, ne mutlu onlara.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ne mutlu bizlere, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: “Rabbinden bir yardım gelince de doğrusu biz sizinle beraberdik, derler”
ADNAN OKTAR: İslam hâkim olunca o zaman... O zaman diyecekler tabi, biz zaten Müslümandık hep beraber iç içeydik diyecekler, evet.
OKTAR BABUNA: “Acaba Allah herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir?”
ADNAN OKTAR: Zaten onu yaratan da Cenabı Allah, ona onu söyleten de, imtihan gereği o şekilde olmuş oluyor.
OKTAR BABUNA: Evet, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabi, ben onun için hakkımı helal ediyorum bana işkence yapanlara zulüm edenlere; halen de hepsini affediyorum, hepsine şefkatle bakıyorum, çünkü imtihan olarak meydana geliyor. Onlar olmazsa zaten cennet olmaz, Allah’ın rızasını kazanamayız.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah...
ADNAN OKTAR: Zorluklar olacak ki, imtihan olsun.
MUHABİR: Evet, peki Hocam Hz. Mehdi’de bazı işkencelere maruz kalacak, hücrede yatacak, diye sanırım…
ADNAN OKTAR: Mehdi hapsedilecek o var, hadiste var.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Mehdi’ye birçok iftira atılacak, zulüm edilecek.
MUHABİR: Olabilir mi? Atılmış olabilir mi, yaşamış olabilir mi?
ADNAN OKTAR: Olabilir tabi yani, o dönem geçmiş olabilir.
MUHABİR: Evet.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: O devir yaşanmış bitmiş olabilir.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama tabi takdir Allah’ın, onun en doğrusunu Allah bilir. Ama olabilir çünkü ileri bir tarihteyiz, mümkün.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Mümkün, ama son ana kadar Mehdiyet hep çile ve acı içerisinde devam edecektir. Zorluklarla devam edecektir. Yani biri biter biri başlar, biri biter biri başlar Mehdi zuhur edinceye kadar dünyada mutluluk yok.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani Müslümanların.. imani mutluluğun dışında bir sosyal mutluluk dünyada yoktur, olmayacaktır.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bereket, bolluk, huzur, sevinç, aşk…
MUHABİR: Barış..
ADNAN OKTAR: Estetik, barış, muhabbet dostluğun en ileri aşamaları en güzel günleri Mehdi’nin zuhurunda olacaktır. İnsanlar gerçek aşkı gerçek tutkuyu gerçek muhabbeti öğrenecekler. Dost olmanın güzelliğini öğrenecekler, o çehreler o soğuk çehreler o sevimsiz çehreler pırıl pırıl bir sevgiyle dolacak. İnsanların yüzündeki o sevinci ve neşeyi herkes görecek.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama bu da tabi çok kısa sürüyor.
OKTAR BABUNA: Evet tabi çok kısa sürüyor.
ADNAN OKTAR: Yani 2120 gibi, diyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Kıyamet kopuyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Okudun mu ayetleri.
OKTAR BABUNA: Bir iki tane daha var Hocam, bitmemişti.
ADNAN OKTAR: Evet, tamam oku ayetleri devam edelim.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnkarcılar….
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım:“İnkârcılar arasında öyle münafıklar da var ki, seni dinlerler fakat senin yanından ayrıldıklarında kendilerine bilgi verilmiş olanlara alaylı bir şekilde “az önce ne demişti” derler. Bunlar Allah’ın kalplerini mühürlediği, kötü arzularına uyan kimselerdir.”
ADNAN OKTAR: Biz bunu günümüzde görüyor muyuz bu tür insanları?
OKTAR BABUNA: Görüyoruz, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mesela toplulukta yanımıza geliyorlar sohbet ediyoruz, sevgi gösteriyoruz, ilgi alaka gösteriyoruz, maddi yardımda bulunuyoruz. Dışarıya çıkıp adam ihbarda bulunuyor. Yani, o kadar yardım etmemize rağmen o kadar dostane davranmamıza rağmen çok candan sevgi dolu gösterilmesine rağmen yıllarca yanımızda kalmasına rağmen gidiyor ihbarda bulunuyor, yalan ihbarda bulunuyor bizi mağdur durumuna sokmaya çalışıyor kendince. Biz bundan bir zarar görüyor muyuz?
OKTAR BABUNA: Görmüyoruz Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: Sevap kazanırız.
OKTAR BABUNA: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çünkü “her zorlukla beraber bir kolaylık vardır” diyor Cenabı Allah, bir daha tekrarlıyor, “her zorlukla beraber bir kolaylık vardır” diyor Allah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: Onlara zarar veremezler diyor.
ADNAN OKTAR: Asla elhamdülillah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, şeytandan Allah’a sığınırım, “Allah’a ve ahiret gününe inananlar mallarıyla ve canlarıyla mücadele etmek için senden izin istemezler. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan ve kalplerinde şüphe olup bu şüphe içinde bocalayanlar senden izin isterler, eğer mücadeleye çıkmak isteselerdi buna hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların davranışlarından hoşlanmadı da onları durdurdu.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Devam et.
OKTAR BABUNA: “İşte orada bulunanlar bir imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğratılmışlardı, o zaman o ikiyüzlü münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: Allah ve Resulü meğer bize sadece kuru vaatlerde bulunmuşlar, diyordu. Onlardan birtakımı da demişti ki: ey Yesrip halkı durmanın sırası değil, tutunacak yeriniz kalmadı, haydi geri dönün. İçlerinden bir topluluk da evlerimiz açıkta emniyette değil diyerek peygamberden izin istiyordu. Oysa evleri açıkta değildi sadece kaçmak istiyorlardı.”
ADNAN OKTAR: Şerh et ayeti İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Onlardan birtakımı da demişti ki: ey Yesrip halkı durmanın sırası değil” kalplerinde hastalık olan münafıklar. “Tutunacak yerimiz kalmadı haydi geri dönün”
ADNAN OKTAR: Bize ne deniyor şu an?
OKTAR BABUNA: Evet, geri dönün, diyorlar.
ADNAN OKTAR: Bakın diyor; herkes karşınızda.. masonu efendim dinsizi, imansızı, komünisti hepsi karşınızda, dağılın, diyorlar.
OKTAR BABUNA: Dağılın diyorlar.
ADNAN OKTAR: Dağılıyor muyuz?
OKTAR BABUNA: Allah’ın izniyle evvelAllah asla.
ADNAN OKTAR: Niye dağılalım, Müslümanlar niye dağılsın, niye birbirini bıraksınlar?
MUHABİR: Tövbe, tövbe.
ADNAN OKTAR: Niye Allah yolundan ayrılalım, niye Kuran’dan ayrılalım, niye sünnetten ayrılalım. İşte size şöyle yaparlar böyle yaparlar... Ellerinden geleni ardlarına koymazlarsa en şerefsiz onlar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Herkes derken tabi biz masonların bir kısmını, komünistlerin bir kısmını, iddia edilen Ergenekon örgütünün ilgili kısımlarını bir kısmını kast ediyoruz, evet.
OKTAR BABUNA: ...haydi geri dönün. İçlerinden bir topluluk da evlerimiz açıkta, emniyette değil diyerek peygamberden izin istiyordu. Bahane uyduruyorlar.
ADNAN OKTAR: Evet, ailesini bahane ediyor.
OKTAR BABUNA: Evini bahane ediyor.
ADNAN OKTAR: Evini bahane ediyor. Resulullah zamanında (sav) gençlerden ailesinden ayrılıp Peygamberimizin yanına gelen gençler oldu mu?
OKTAR BABUNA: Oldu.
ADNAN OKTAR: Bıraktılar. Dövüldü sövüldü mü o gençler?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Hapsedildiler mi?
OKTAR BABUNA: Hapsedildiler.
ADNAN OKTAR: Vazgeçtiler mi Resulullah’ın yanından...
OKTAR BABUNA: Hayır vazgeçmediler İnşaAllah, evvelAllah.
ADNAN OKTAR: Ashabı Kehf ne yaptı?
OKTAR BABUNA: Ailelerinden ayrılmıştı İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, Kehf Suresi Mehdiyete bakıyor mu?
OKTAR BABUNA: Bakıyor.
ADNAN OKTAR: Resulullah’ın hadislerinde Mehdi devrinde Ashabı Kehf’in uyanıp Mehdi’ye yardımcı olunacağı söyleniyor. Bu ne demektir? Kehf Suresi Mehdi’ye bakıyor demektir.
OKTAR BABUNA: Evet, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani o devirde gençler bir kısmı evlerinden ayrılarak Mehdiye tabi olacaklar ve ailelerin küfrünü, dinsizliğini, ahlaksızlığını bir kısım ailelerin kabul etmeyecekler değil mi?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ensest ilişkiye, PKK’ya, masonluğa çocuğunu çeken ailelere karşı tavır alacaklar.
OKTAR BABUNA: Evet, İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hadisler var.
ADNAN OKTAR: Evet, Kehf Suresi evet, 18. süre değil mi Kehf Suresi ve 110 ayetten oluşuyor.
OKTAR BABUNA: Evet, 110 ayetten oluşuyor.
ADNAN OKTAR: 18 x 110 kaç yapar?
OKTAR BABUNA: 1980.
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin çıkış tarihi mi?
OKTAR BABUNA: Evet, hicri 1400 Mehdi’nin çıkış tarihi.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ashabı Kehf Mehdi’nin yardımcıları olacaklardır, ne demek işte bu kıssa Mehdi’ye bakıyor demektir. İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah, Hocam programımızın sonuna geldik toparlamak gerekirse...
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, doktorumuz toparlasın İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah, ehli sünnet âlimlerinin de bildirdiği gibi başta Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin de ifade ettiği gibi şu anda ahir zamanda yaşıyoruz, dünyanın ömrünün 7000 sene olduğu ittifakla hadislerde Suyuti Hazretlerinin de belirttiği sekiz ayrı hadiste de belirlenmiş durumda. Bunlardan 5600 yıl geçmiş olduğunu söylüyor Peygamber Efendimiz…
ADNAN OKTAR: 7000 yıldan 5600 yılı geçmiş.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet, 5600 yıl çıktığında geriye 1400 yıl kalıyor ki, şu anda yaşadığımız devir bu ve şu anda hicri 1430 senesindeyiz ve 1499’a kadar da yine 14. yüzyılın içinde bulunacağız, 1400’lü senelerin içinde bulunacağız. 1500 seneye kadardır diyor, ümmetimin ömrü.
ADNAN OKTAR: 1600’e varmaz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: O zaman işte 1545’te kıyamet kopacak diyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, çok az bir dönem var. Yani insanların torunlarının torunları kıyameti görecek şu an yaşayan insanların.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Torunlarının torunu kıyameti görecek, dünyanın en son, son, son, son dönemindeyiz.
CİHAT GÜNDOĞDU: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: En son dönemindeyiz.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mehdi de en son dönemde gönderilmiştir.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kısa bir dönem İslam hakimiyeti, ondan sonra kıyamet kopuyor İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Şu anda Mehdi’nin çıkması beklenen yüzyıldayız.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Ve çıkmıştır, elhamdülillah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Alametler de bunu göstermekte.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Çıkmış olduğuna işaret etmekte alametler.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah bir dahaki görüşmemize kadar Allah hepimize bereket, bolluk, huzur, güzellik versin İnşaAllah.
MUHABİR: Allah razı olsun Hocam.
ADNAN OKTAR: Cümlemizden.
MUHABİR: Değerli bilgilerinizi bizimle ve izleyicilerimizle paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun hepimizden.
MUHABİR: Bir programımızın daha sonuna geldik, tekrar sizlerle görüşmek dileğiyle Allah’a emanet olun, teşekkürler bizi izlediğiniz için.