ADNAN OKTAR: Selamun aleyküm.
SUNUCU: Aleyküm selam, hoş geldiniz.
OKTAR BABUNA: Aleyküm selam, maşaAllah, hoş geldiniz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Aleyküm selam.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, devam devam sen sohbetine devam et.
OKTAR BABUNA: Bunları işte kapitalizm diyalektik çatışmaya uyguladı; ırkçılık, anarşizm, terörizm hep darwinizmle materyalist felsefelerden ortaya çıktı. Bunları kaldırdığınız zaman bunların hepsi kalkar. Fikir kaynakları bu çünkü; darwinizm’i kaldırdığınız zaman hepsi çöküyor bunların. O zaman ne gelir, güzel ahlak gelir, Allah sevgisi, kardeşlik, barış, huzur, merhamet, sevgi, adalet, zenginlik, bolluk, bereket gelir inşaAllah.
SUNUCU: Hoş geldiniz efendim, nasılsınız?
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sizler nasılsınız?
SUNUCU: Teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Aşırı sevimlisin sen, maşaAllah.
SUNUCU: Teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Üslubun da çok güzel, çok güzel konuşuyorsun maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam sizin Örümcekteki Mucize kitabınızdan örümcekteki mucizeleri anlatmıştım, ipinin sağlamlığını maşaAllah. Kullandığı metotları.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bizim böyle darwinizme darbe vuracağımız ne darwinistlerin hesabındaydı, ne de Müslüman görünen darwinistlerin hesabındaydı. Yani çok büyük şok yaşadılar. Acayip bir durum oldu. Tabii, onların uslu dindar anlayışı var. Camiden eve gelecek, evden camiye gelecek, bu darwinizme materyalizme hiç karışmayacak, işte kendi dünyasında olacak, yiyip içip ticaretini yapacak. Baktılar direkt dinlerine bir saldırı var… Hem de belinin ortasına; öyle de bir vuruş ki, yani vurdum mu yan düştüler. Tek vuruşta inşaAllah. Biz milletimizi iyice aydınlatıyoruz ki, bir daha oradan buradan yalanlarla dolanlarla yaklaşmaya çalışmasınlar kimseye. Yani kelimenin tam anlamıyla olsun diye yapıyoruz inşaAllah. Evet.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, işte insanlarımız bu kitaplara bakarak da bilgilerini mutlaka artırsınlar. Çok faydalı olur, çok büyük sevap olur, etraflarına anlatsınlar. Gençlerimiz, bilgisayarı olanlar internetten Adnan Oktar’ın…
SUNUCU: Aklı mantığı olan herkesin, çok belki canlıların detaylarını bilmeseler bile, kendi vücutlarına bakmaları, aynada kendilerine bakmaları yine yeterli.
ADNAN OKTAR: Tabii, ayrıntıya bakarlarsa tabii…
SUNUCU: Veya yolda geçerken bir çiçeğe, bir ağaca bakmaları bile yeterli.
OKTAR BABUNA: Tabii ki, yani müthiş bir sanat var. Biraz önce söyledim, Sani sıfatı var Allah’ın sanatı içerisinde. Kusursuzca yaratan sanatçı, her şeyde bir sanat var. O çiçeklerin dediğiniz gibi renkleri, kokuları; değil mi topraktan çıkıyor, e toprağın kokusu kötü, içinde tamam bütün elementler var ama yapısı değil mi, yesen yenmez, koklasın koklanmaz. Onun içinden bir gül çıkıyor mesela, parfüm var içinde mesela, rengi muhteşem. Diğer çiçekler, sümbüller değil mi, laleler, zambaklar; yani her birinin, şeytandan Allah’a sığınırım, ‘Allah’ın boyasından, boyası daha güzel olan kimdir’ diyor, Allah ayette. Hakikaten doğadaki renkler muhteşem, kokuları muhteşem. Değil mi, ağaç nedir, odundur. Topraktan çıkıyor, üzerinden muhteşem bir meyve çıkıyor. Portakallar, elmalar, değil mi, muzlar, greyfurtlar, böyle karpuzlar, kavunlar, son derece sulu, lezzetli ve besleyici. İçinde vitaminler var, tatlandırılmış, portakalı açıyorsunuz, kabuğu var, kabuğunu soyuyorsunuz, dilimlenmiş özel olarak, onun için hazırlanmış değil mi? Çok büyük bir akıl bu. Lezzeti çok güzel, tadı güzel, kokusu güzel, besleyici, içine vitaminler konmuş insanın ihtiyacı olan. E bunların hepsi çok büyük bir akılla, sanatla yaratılmış çok açık, şükretmemiz için.
SUNUCU: Kesinlikle, evet.
ADNAN OKTAR: Evet, böyle sorular var mı kardeşlerimizden gelen?
SUNUCU: Arkadaşlarımız sanıyorumki ulaştıracaklar soruları, henüz elimize ulaşmadı.
ADNAN OKTAR: Ben sorayım o zaman.
SUNUCU: Ama sorularımız hep gündeme ilişkin. Son dönemdeki bu yaşanan sel felaketine ilişkin, sel felaketinin oluşmasıyla ilgili; özellikle sorular şuna da yoğunlaşıyor; 1979 yılındaki sel felaketine rastlaması. 9 Eylül tarihine rastlamasına yoğunlaşıyor.
ADNAN OKTAR: Ne diyorsun Oktar’ım?
OKTAR BABUNA: 1979, bakın 9 Eylül, 9. ay “9. 9.1979” şimdi yine 9 Eylül, 9. ayın 9’unda, 2009’da ve saat 9’da yüzyılın en büyük sel olayın yaşandı İstanbul’da. Tabii şehit oldular, Allah’tan rahmet dileriz. Tabii bu çok manidar; 1979 yılının bir özelliği var, Hicri 1400 hadislerde belirtildiği şekilde Hazreti Mehdi’nin zuhur yılı. Bakın çok önemli, bir sel oluyor, 2009’da Hazreti Mehdi için açısında çok önemli bir yıl, 2.si de çok özel, Allah özel bir işaret koymuş. Kaderde yarattığının bir delili olmuş oluyor bu. Hakikaten çok özel durumlar ve hadislerde böyle bir sel olacağı da bildiriliyor zaten. Kerpiç evlerin yıkılacağı, taştan evlerin kalacağı, çok büyük bir sel olacağı Hazreti Mehdi döneminde. Hazreti Muhammed (sav), 1400 sene evvel bunu hadislerde bildirmiş. Ve tam tahakkuk etti. Allah’ın yarattığı kaderi gösteriyor tabii bu, çok önemli olaylar bunlar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bakın mesela ben o hadisi okuyayım size, Hazreti Mehdi (as) zamanında görülecek doğa olaylarından bahsediyor. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle bildirmiş: ‘Ev ve kulübe bırakmayan şiddetli bir yağmur yağıncaya kadar kıyamet kopmaz’ buyurmuş. Kıyamet Alametleri sf.253’te bu hadisi bulabilirler. Yine Ahmed bin Hanbel, Müsbet adlı eserinde şu hadise yer veriyor: ‘Gökten şiddetli bir yağmur yağıp, taş binalar hariç bütün kerpiç evler yıkılmadıkça kıyamet kopmaz.’ Tam da bugün yaşanan şeyler. Bakın 9 Eylül 1979’da da İstanbul’da büyük bir sel yaşandı. Bu Hz. Mehdi’nin, hadislerde bilindiği üzere Hicri 1400 yılında çıkma tarihine işaret ediyor; Miladi 1979 yılı bu, Hicri 1400’deki çıkışı buna denk gelmiş oluyor. Çünkü yine başka bir hadisi şerifte, Risaletül Huruc ül Mehdi adlı eserde bakın yer verilmiş. ‘İnsanlar 1400 senesinde Hazreti Mehdi etrafında toplanacaklardır’ diye hadiste bize bildirilmiş zaten. Hazreti Mehdi’nin çıkış tarihi olarak 1400 senesi veriliyor. Bugün yaşanan sel felaketi de 9 Eylül 2009.
ADNAN OKTAR: O da kaderi gösteriyor işte, her şey kaderde. Cenabı Allah onu gösteriyor. O saldırı kaderde, seller kaderde; aynı olaylar ve aynı dönemde, bize saldırı olduğu dönemde, Vatan gazetesinin genel yayın koordinatörü, iddia edilen Ergenekon örgütüne üye olmak iddiasıyla tutuklandı veya onunla bağlantılı olarak gözaltına alındı. Gözaltına alındı ve bırakıldı. Ama bunların hepsi bir hikmet - hayır oluyor. Cenabı Allah bir şey anlatıyor. Bir şeylere işaret ediyor, hikmet gözüyle bakan onu görebilir. Yani hikmet gözüyle bakan. Aynı anda başka şeyler de oluyor, birçok şey olabiliyor.
OKTAR BABUNA: Aydın Doğan’a ceza.
ADNAN OKTAR: Evet, evet mesela o gazetedeki haberde de gördük değil mi? Bunların hepsinde bir hikmet ve hayır olmuş oluyor. Bunlar nedir? Kaderin bir plan üzere olduğunu, yani plana ihtiyacı yok Cenabı Allah’ın da anlaşılması için söylüyorum. Ve hepsinin aynı anda devreye girmesinde de bir hikmet ve hayır olduğu anlaşılıyor inşaAllah.
SUNUCU: Evet arkadaşlarımız izleyicilerimizin sorularını ulaştırdılar, isterseniz başlayalım yöneltmeye, nasıl uygun görürsünüz? Evet, Rize’den Sayın Basri Subaşı demişler ki, ‘Hocam, güvercin mi daha hızlı internet mi diye bir araştırma yapılmış. Viston isimli posta güvercini 4 GB’lık dosyayı, 1 saat 15 dakikada 85 km’lik mesafeye ulaştırmış. İnternet yoluyla da aynı dosya 2 saat 17 dakikada oluşmuş. Bu kuş Allah’ın ilham etmesiyle hem çok hızlı uçabiliyor hem de insanlar tarafından belirlenen bir hedefi anlayıp hiç şaşırmadan yerine ulaştırabiliyor. Sayın Hocam, evrimciler kuşların bu yetenekleri tesadüfen kazandığı gibi saçma bir teoriye nasıl inanabiliyorlar’ demiş.
ADNAN OKTAR: Kuşların harika özellikleri bir tane iki tane değil ki. Yani insana kanat versen, aynı kuşun kanadını versen, aynı bedeni de versen insan uçamaz. Yani mevcut aklıyla uçamaz. Yerden yere vurur kendini, bir binalara bindirir, kafasını, yüzünü her yerine çarpar, asla beceremez. Kuşun aklı insandan o yönde çok çok fazladır. Mesela, örümceğin bedenine insan girmiş olsa, aynı yetenekte olsa, ağ yapmaya kalksa kafasına gözüne dolanır batırır kendini. Arının bedenine girse insan, bir kere oradan oraya kafasını vurur, çarpar, yani uçamaz da en başta. Bal hiç yapamaz. O yön tespitlerini hiç yapamaz. O altıgen peteği hiç yapamaz, o inceliği hiç sağlayamaz. Yani, perişan eder kendini. Yani mevcut aklıyla, hatta 10 tanede profesör aklı ilave etseler, 10 tanede profesör onun yanında olsa yine yapamaz. O yönüyle arı insandan binlerce kat daha akıllı ve zekidir. Yani, kıyas kabul edilemeyecek derecede daha akıllıdır. Tabii evrimciler ilginç şeyler diyorlar, ama mühim olan Kayseri pestili gibi eziliyorlar. Yani Darwinistleri fikren ezmek çok zevkli. Çünkü çok zayıf ve çok cılız ve çok mantıksız bir fikir, dünya çapında bütün üniversitelere hakim olmuş, her yere hakim olmuş. Ve ben, bunları çıtır çıtır ezmek o kadar kolay oluyor ki, nerede olsa darmakeşan oluyorlar. Ya kaçıyorlar, ya paniğe kapılıyorlar, e kardeşim bu hallere düşeceğinizi tahmin edemediniz mi siz yani. Akıllarının ucundan geçmemiş perişan olacakları. Bomboş bulmuşlar alanı, at koşturmuşlar oradan oraya, oradan oraya, oradan oraya. Biz çıktık tabii yeettt diye…
Ahirzaman’da çok acayip olaylar olacak, bakın ben onu 15 gün önce söylemiştim yine söyleyeyim. Bakın, rivayette diyor ki, ‘Depremler çoğalmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz.’ Ne haklar, ne büyük zulümler, ne kadar büyük acılar yaşatıyorlar insanlara. Mesela korkunç cinayetler işleniyor, acımasız cinayetler işleniyor bütün İslam aleminde, her yerde. Fitneler diz boyu, ama bakın depremler çoğalacak diyor Peygamberimiz (S.A.V.). Kimin zamanında? Mehdi devrinde, Mehdi’nin zuhur alameti olarak. ‘Ümmetimde zelzeleler olur, öyle ki zelzelelerde 10 bin, 20 bin, 30 bin kişi ölür.’ Bakın, rivayet. Allah bu ölümü muttakilere öğüt, müminlere rahmet, kafirlere ise azap kılar.’ Türkiye’deki mümin kardeşlerimize bu bir rahmettir, çünkü onların şehit olmalarına sebep oldu inşaAllah.
Hepsi de mümin olduğu için, hepsi de inşaAllah cennete gitmiş oldu inşaAllah. “İlim kalmadıkça”.. mesela ilim kalkmış durumda. Cübbeli Ahmet gibi bir insan bile ilimden nasip alamamış. Ümmetin ömrü 7000 yıl hadisini önce reddetmişti, dün herhalde kabul etmiş. Toplantıda, evet hadis var diye; bak nihayet aylar sonra, nihayet hoca efendi kabul etti. Ama bu sefer de diyor ki, hadisin hangi dönemi içine aldığı belli değil, diyor. Yani o 7000 yıl içinde kimler olduğu belli değil diyor. Bak onu da unuttu, bir şey oldu hocaya, ben tam bilemiyorum yani. Bunu detaylarıyla kendisi geçenlerde verdi. Söylediğini unutuyor değil mi? Hz. İbrahim’den bu yana, Peygamberimizden bu yana kaç geçtiğini kendisi çok detaylı anlattı ve toplam 7000 yıl çıkarttı. Hadi diyelim, onu da unuttu diyelim, şaşırdığını iddia edelim, yani kendi iddiasını kabul etmiyor diyelim. Peygamber konuşuyor, Peygamberin ifadeleri var. Bakın hadiste, ondan da haberi yok, hadislerdeki o detaydan haberi yok. Peygamberimiz halbuki geçen dönemi bildiriyor. Ne kadar dönem geçtiği belli değil diyor; halbuki peygamber hadiste özellikle onları belirtmiş. Ne kadar dönem geçtiğini belirtiyor, ondan haberi yok. Oku hadisleri sen şimdi bir daha, nereden okuyoruz? Suyuti’nin, Celalettin Suyuti’nin Tasnifinden, Hadisler Kitabından değil mi? ‘Ahirzaman Mehdisinin alametleri’ ki Ehli Sünnetin göz bebeği olan bir âlim Suyuti, hadis imamıdır. Evet.
OKTAR BABUNA: Evet, İbni Asakir diyor ki, Ebu Said Ahmed bin Muhammed Bağdadi aradaki ravi silsilesiyle rivayet etti. Enes bin Malik (R.A)’dan o dedi ki: ‘Resulullah (S.A.V.) buyurdu: ‘Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah Teala onun için, gündüzlerini oruçla gecelerini de ibadetle geçirmişçesine şu dünyanın 7000 yıllık ömrü müddetince sevap yazar.’
ADNAN OKTAR: Ama nihayet kabul etti. Şimdi hocanın kabul etmediği vakit bir hayli oldu ama. Fakat ısrarla anlatınca, herhalde etrafındaki talebeleri de MaşaAllah uyanıklar, onlar da söylüyorlar. Hocam, bu işin doğrusunu söyle, -işin demeyeyim Allah affetsin- konunun doğrusunu söyle nedir diyorlar herhalde. En son dayanamadı itiraf etti, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hadiste diyor ki, Ebu İshak İbrahim bin Abdullah Metti aradaki ravi silsilesiyle Enes Malik’ten tahric etti. O dedi ki, Resulullah (S.A.V.) buyurdu: ‘Dünyanın ömrü ahiret günlerinden 7 gündür. Allah Teala buyurdu ki, senin Rabbinin yanında bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.’ İbni Ebu Dünya, zembil evvelinde diyor ki, Ali bin Said Hamza bin Hişan’dan o da Said bin Cübeyr’den rivayet ettiler ki, ‘Dünya, ahiret haftalarından 1 haftadır’. İbni Ebi Hatem tefsirinde, İbni Abbas’tan rivayet etti ki: ‘Dünya ahiret haftalarından bir hafta olup 7000 senedir. Ve bunun 6000’i geçmiştir.
ADNAN OKTAR: Bak Cübbeliye cevabı şimdi Peygamber veriyor. Demek ki, ne kadar vakit geçmiş, 6000 yıl mı? 6000 yıl. Cübbeli ne diyor, belli değil diyor geçen vakit. Peygamber ne diyor? 6000 yıl diyor. Şimdi Cübbeli bir yalan daha söylemiş oldu. Bir yanlış daha söylemiş oldu. Şimdi bunun için de oruç tutması gerekecek.Kefaret orucu tutacak tabii, evet inşaAllah. Çünkü bu kaçıncı yalan oluyor. 6000 yıl geçti diyor bak peygamber, açık söylüyor. Sonra o 6000 yıla açıklık getiriyor Peygamberimiz sonra, evet devam et sen.
OKTAR BABUNA: İbni Abbas’tan sahih olarak nakledilen şöyle bir rivayet…
ADNAN OKTAR: Sahih olarak, bak sahih olarak; sahih hadis, bu çok önemli. Ve bunu sahabeler naklediyor, bütün bu hadisleri sahabelerden naklediyorlar. Yani herhangi bir insan söylemiyor bunu; sahabe naklediyor, evet.
OKTAR BABUNA: O dedi ki: ‘Dünya 7 gündür, her bir gün 1000 yıl gibidir. Ve Resulullah (S.A.V.)’de onun sonunda gönderildi.’
ADNAN OKTAR: Hani vakit belli değildi? Bakın Cübbeli’nin yalanına bir tane daha cevap Peygamberimizden, değil mi? Son bininde, yani 6000 yıl geçti diyor değil mi, ben 7. bin yıldayım. Evet, yani 7000 yıllık dönemin 6000 yılı geçti diyor, evet.
OKTAR BABUNA: Evet, Taberani Kebirinde diyor ki, Ahmet bin Nadr el Askeri ve Cafer bin Muhammed-ül Feryabi nakletmişler ki ravi silsilesiyle Dakkak bin Zeyd-ü Cüheni’den rivayet ettiler. O dedi ki : ‘Ben gördüğüm bir rüyayı Resulullah (S.A.V.) 'e anlattım. Bu rüyada Peygamber (S.A.V.) yedi basamaklı bir minberin en üst basamağında idi: O buyurdu ki, yedi basamaklı gördüğün minber şu dünyanın ömrü olan 7000 senedir. Bende onun son bininde olacağım.’
ADNAN OKTAR: Hani belli değildi? Bakın peygamber söylüyor bunu. Ve rüyayı açıklarken, rüyayı yorumlarken değil mi, tefsir ederken. Peygamber kendi ağzından bunu söylüyor, değil mi? 6000 yıl geçti diyor. Son 1000 yıl kalıyor geriye, evet.
OKTAR BABUNA: Evet, İbni Abdul Hamid tefsirinde diyor ki, Muhammed bin Fadl Hammad bin Zeyd’den o da Yahya bin Atik’ten o da Muhammed bin Sinin’den o da Müslüman olmuş Kitap Ehli birisinden rivayet ettiler ki: ‘Allah bütün gökleri ve yerleri altı günde yaratmıştır. Rabbimin yanında bir gün sizin dünya hayatında saydığınız bin yıl gibidir. Ve dünyanın eceli 6 gündür, 7.günde kıyamet kopacaktır. 6 gün gitmiştir ve siz 7. gündesiniz.’
ADNAN OKTAR: Hani belli değildi? Bak Cübbeliye kaç defa Peygamber Efendimiz konuyu hatırlatıyor. Ve kaç defa yalanını ortaya çıkartmış oluyor Peygamberimiz (S.A.V.). Cübbeli ne söylüyor, Peygamberimizde böyle söylüyor. Biz Cübbeliye değil Peygambere inanırız. Bir daha oku sen o hadisi, son hadisi.
OKTAR BABUNA: : ‘Allah bütün gökleri ve yerleri altı günde yaratmıştır. Rabbimin yanında bir gün sizin dünya hayatında saydığınız bin yıl gibidir. Ve dünyanın eceli 6 gündür, 7.günde kıyamet kopacaktır. 6 gün gitmiştir ve siz 7. gündesiniz.’
ADNAN OKTAR: Güzel maşaAllah.
SUNUCU: 6000 gitti, 1000 yıl kaldı, açık bir ifadeyle.
ADNAN OKTAR: Evet, şimdi Peygamberimiz ona açıklık da getiriyor. Cübbelinin tam anlayacağı tarzda açıklıyor, maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Evet. Ahmet İbni Hanbel nakletti...
ADNAN OKTAR: Herkesin anlayacağı gibi inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah. İsmail bin Abdülkerim Abdülsamed’den o da Vehd’den rivayet etti: ‘Dünya’dan 5600 yıl geçmiştir.’
ADNAN OKTAR: Peygamber bak böyle açıklık getiriyor. Yani 1000 yıl derken yaklaşık söylüyor, sonra ona açıklık getiriyor. 5600 yıl geçmiştir. Bak net artık, iyice detaylandırıyor peygamber. İyice detaylandırıyor. 5600, 7000’den çıkart.
OKTAR BABUNA: 1400
ADNAN OKTAR: 1400, o zaman ümmetin ömrü 1500’e kadar olmuş olacak, 1600’e varmayacak. Peygamber bunu niçin söylüyor (SA.V.)? Zamanı belirlemek için ve ayrıca bütün alametler de çıktı mı?
OKTAR BABUNA: Çıktı, hepsi tamamen çıktı maşaAllah.
ADNAN OKTAR: İmam Rabbani zamanında çıkmış mıydı bu alametler?
OKTAR BABUNA: Çıkmamıştı.
ADNAN OKTAR: Çıkmadığı için İmam Rabbani, Mehdi’nin alametleri yok dedi, çıkmadı dedi. Doğru söylüyor, çünkü bak kaç yıl geçmiş değil mi?
OKTAR BABUNA: 18 yıl geçmiş.
ADNAN OKTAR: 18 yıl geçmiş çıkmamış. E çıkmayınca çıkmadı der tabii. Kabe işgal olmamış, Fırat’ın suyu kesilmemiş, kuyruklu yıldız çıkmamış. Çünkü çift kuyruklu yıldız çıkması lazım, Lulin kuyruklu yıldızı ve bir kuyruklu yıldız daha çıkması lazım. Afganistan savaşı olması lazım, Afganistan’ın işgal edilmesi gerekiyor. İran- Irak savaşı olması lazım, Irak’ın bölünmesi lazım. Fırat’ın suyunun kesilmesi lazım. Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları lazım, 15 gün arayla. Hiçbiri olmamış. Irak’ın para birimi kalmamış, değil mi? Irak’ta bir ordu kaybolmamış. İmam Rabbani alim insan, tabii ki bunları görüyor. Gördüğü içinde alametler oluşmamıştır, Mehdi de gelmemiştir diyor. Ben, olsa imanın nuruyla tanırdım, anlardım, bilgim var; hiçbir alamet oluşmadığı için çıkmamıştır diyor. Cübbeli de buna takılıp kalmış. Yani, Cübbeli’nin burada anlayamadığını sen biraz anlat daha kavrayacağı şekilde.
SUNUCU: Zaman sorununun herhalde tam çıkamamış işin içinden.
OKTAR BABUNA: Şimdi 7000 yıl bildirilmiş inşaAllah. Peygamberimiz 5600 yıl geçmiştir diyor, 1400 yıl kalmış oluyor. Ayrıca ümmetimin ömrü 1500’ü aşmayacaktır diyor. Yani, 1400’le 1500 arasında, yani 1979’la 2085’lere kadar mutlaka bu alametlerin olup Hz. Mehdi’nin ortaya çıkmış olması gerekiyor. Nitekim 150 taneden fazla alamet, hepsi gerçekleşti. Hz. Mehdi’nin zuhuru zaten 1400’de olacak diyor, insanlık onun etrafında 1400’de toplanacak diyor Peygamberimiz. Peygamberimizin bütün dedikleri doğru çıktı, inşaAllah tabii ki bu da doğru. Ve çıkmış olması gerekiyor, İstanbul’da çıkacağını bildiriyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İmam Rabbani bu devirde olmuş olsa, bu alametleri görse aynı sözü söyler mi? O devirde o alametler olmayınca söylemiyor tabii, ona takılıp kalmış. Yani, bunca yıl geçti Mehdi çıkmadı, bundan sonra çıkmaz diyor o yüzyıl için. E tabii doğru hiçbir alamet çıkmamış doğru söylüyor. Baştan beri bütün alametler çıkmış. İmam Rabbani bu kadar alametin çıktığını görse, kuyruklu yıldızların çıktığını görse, sellerin olduğunu görse, ekonomik krizin olduğunu görse, 150’nin üzerinde alametin çıktığını görse Mehdi çıkmadı der mi? Alametler çıkmış. Ayrıca o, imanın nuruyla zaten onlar onu. Mehdi çıktığında zaten bütün halk anlayacak demiyor ki Said Nursi, Peygamberimizde herkes anlayacak demiyor. Alametleri önden çıkıyor. Yani öyle olsa alametleri olmazdı zaten. Peygamberimiz niye alametleri belirtiyor, önce alametleri çıkacak çünkü. Biz alametlerinden Mehdi’nin geliyor olduğunu anlayacağız.
Yine Mehdi’nin alametlerini bildirmesinin amacı o peygamberimizin (s.a.v.). Mehdi’yi insanlar göremeyecek başlangıçta, önce alametlerini görecekler. Değil mi? Yağmur yağmadan önce bir rüzgar esiyor değil mi, bir şey oluyor anlıyorsun. İnşaAllah, gök gürlemeye başlıyor. Mehdi’nin gelişinden önce de alametler var. Bu alametleri İmam Rabbani görmediği için Mehdi çıkmadı diyor. Ve çok uzun süre geçtiği için bunu söylüyor. Ama zamanımızda olmuş olsa İmam Rabbani, imanın nuruyla onu görür, anlar. Ve bütün alametler belirmiş. Biz bu kadar bilgimizle, bu kadar imkanlarımızla anlıyoruz da Mehdi’nin çıkışını, İmam Rabbani anlamaz mı? Bu kadar büyük bir alim anlamaz mı? Sen, Mehdi’nin alametlerini, çıkış alametlerini şöyle derli topluca bana kısaca anlatır mısın, ama sakin sakin, teker teker; çünkü, çok fazla kanal seyrediyor şu an bizi. Karadeniz’in aslanları, Anadolu’nun aslanları, Güneydoğu’lu kardeşlerimiz…
SUNUCU: 32 kanal seyrediyor bizi, yurdun dört bir yanından seyrediyor bizi şu anda.
OKTAR BABUNA: Doğudan büyük bir ateş görülecek, büyük bir parlama olacak. Uyuyanı uyandıracak, ayakta olanlar oturacak, oturanlar kalkacak diyor. 1979 yılının Kasım ayında, biliyorsunuz Independenta adlı tanker, doğudan getirdiği petrolle, İstanbul Boğazı içerisinde, Haydarpaşa önlerinde büyük bir patlama oldu. Ve takip eden haftalarda müthiş bir parlama oldu, hatta ben de uykudan uyanmıştım, bu gerçekleşti 1979 yılında.
ADNAN OKTAR: Gazeteler yazdı, hadiste uyuyanlar uyanacak diyor ve insanlar gündüz oldu diyecekler diyor. Gazeteler yazdı, gündüz oldu zannettik diyorlar; gazeteyle hadis aynı ifadeler. Günlerce gök gürlemesi şeklinde sesi olacak diyor. O patlamalar günlerce gök gürültüsü gibi ses çıkardı. Dumanı göğe yükselecek diyor değil mi? Çok büyük bir duman olacak diyor, görülmemiş bir kızıllık gökyüzüne yayılacak diyor. Bütün gazetelerde çıktı bu, bütün İstanbul kıpkızıl görünüyor. Bütün gökyüzünü kaplamış durumdaydı. İşte ‘Onu gördüğünüzde bilin ki Mehdi o şehre gelmiştir’ diyor. Tabii, rivayet; ‘Siz bunu gördüğünüzde’, ilk alameti budur. ‘Bilin ki Mehdi o şehre gelmiştir’ diyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Kabe’ye kanlı bir baskın olacağı hadislerde bildiriliyor. 1979 yılında Kabe’de kanlı bir baskın oldu hakikaten; birçok hacı şehit oldu orada.
ADNAN OKTAR: 1400 seneden beri ilk defa oldu bu alamet, 1400 seneden beri ilk defa oldu böyle bir olay. Yani hac yolunun kapanması, haccın engellenmesi şeklinde bir olay ilk defa oldu 1400 yıldan beri. Ve Peygamber Efendimiz Mehdi’nin çıkışıyla ilgili mühim bir alamettir bu; Kabe baskını ve Kabe’de kan akıtılması.
OKTAR BABUNA: Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları olacak deniyor 15’er gün arayla. Ve iki kere üst üste olacağı bildiriliyor. 1981 ve 1982 yılında, hakikaten 15’er gün arayla hem ay hem güneş tutulması hem de Ramazan ayında oldu iki sene üst üste.
ADNAN OKTAR: Bakın hiçbir dönemde olmuyor, bir tek o dönemde oluyor. Başka, devam et.
OKTAR BABUNA: Afganistan işgal edilecek, Talikan’a yazık oldu diye bildiriliyor hadiste İnşaAllah. Afganistan işgal edildi biliyorsunuz, hem Rusya hem Amerika tarafından. İran-Irak Savaşı’nın olacağı bildiriliyor, 1980’li yıllarda 1979’un sonlarında 1980 de İran Irak Savaşı oldu, bu şekilde. Irak’ın üçe bölüneceği, işgali, Bağdat’ın alevler içinde kalması, Irak’ın para biriminin kalkması ve Irak’ın yeniden yapılanması bildiriliyor, bunların hepsi tahakkuk etti aynı şekilde. Fırat’ın suyunun kesileceği bildiriliyor, 1976 yılında yapılan Keban barajıyla hakikaten Fırat’ın suyu tarihte ilk defa kesildi.
ADNAN OKTAR: Gazeteler yazdı, ‘Keban Barajı’nın havzası kurudu’ diye, İnşaAllah. Aynı bölgede ne diyor, ‘kan dökülecek’ diyor Peygamberimiz (s.a.v), aynısı şu an devam ediyor.
OKTAR BABUNA: ‘Altından yataklar çıkacak’ diyor; altın yatakları olduğu gazetelerde çıktı ve çok değerli bir havza. Bir de ateş ve enerji gibi bildiriyor hadiste rivayette.
ADNAN OKTAR: Ateş ve ışık çıkacak diyor, ahir zamanda Fırat’ın kenarına geliyor ve buradan diyor ileride diyor, ahir zaman’da, Mehdi devrinde ışık ve ateş çıkacak bu nehirden, diyor. Elektrik enerjisi elde edildi, ışık ve ısı şeklinde; bakın, Hz. Ali’den rivayet, çok çok garip MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Evet MaşaAllah. Kuyruklu yıldız çıkacağı bildiriliyor, 1986 yılında Halley kuyruklu yıldızı ki çok büyük aralarla geçiyorlar böyle, çok büyük olaylar olmuş dönemlerinde, Hz. İbrahim ve diğer Peygamberlerle ilgili, 1986 yılında geçiyor.
ADNAN OKTAR: 1986 yılında Halley kuyruklu yıldızı geçti ve çok büyük olay oldu. Alenen gözle seyredildi biliyorsunuz çok büyük çok uzun süre devam etti. Mehdi’nin çıkış alametlerinden bir tanesidir ve iki kuyruklu yıldız çıkacaktır o devirde Mehdi devrinde, biri budur. İkincisi?
OKTAR BABUNA: İkincisi çok parlak olacak, iki boynuzlu, boynuz gibi bakın şöyle açılı önünde ve arkasında kuyruğu olan.
ADNAN OKTAR: İki kuyruklu bir kuyruklu yıldız, kuyruklu yıldızların normalde tek olur biliyorsunuz. Bir de batıdan doğuya gidiyor bu, öbürü doğudan batıyaydı, bu batıdan doğuya. İmam-ı Rabbani işte buna dikkat çekiyor detay veriyor Mektubat’ında, batıdan doğuya gidecek diyor çift uçlu olacak diyor, aynen dediği gibi çift uçlu çıktı ve bin küsur sene sonra bir daha gelecek diyor. Yani bu kuyruklu yıldız.
OKTAR BABUNA: 2009 yılının Şubat ayında çıktı, bu sene yani, geçtiğimiz Şubat ayında geçti. 6 kez daha parlak olacak diyor.
ADNAN OKTAR: Ve çok parlak olacak diyor, münevver diyor, münevver bir boynuz çıkacak, bu kuyruklu yıldız için bu şekilde söylüyor. Aynısıyla İmam Rabbani’nin sözü bu da tahakkuk etti.
OKTAR BABUNA: Şam ve Mısır Meliklerinin öldürülmesi…
ADNAN OKTAR: Hadistir ama bu hadis. Hadisi İmam Rabbani naklediyor, evet.
OKTAR BABUNA: Şam ve Mısır Meliklerinin öldürülmesi, Enver Sedat’ın öldürülmesi var hakikaten. Ortadoğu’daki liderlerin öldürülmesi, aynen tahakkuk etti. Depremlerde artış deniyor, biliyorsunuz medyada çıkan haberlerde bu 1990’lı yıllarda 2000’lere gelirken ki tarihteki en çok deprem olan dönem olarak bildiriliyor hakikaten, İstanbul’da büyük deprem oldu biliyorsunuz, Meksika’da büyük depremler oldu, dünyanın her tarafında ve Türkiye’de de hakikaten sık sık hatta depremle yaşamayı öğrenmeliyiz dedi deprem uzmanları.
ADNAN OKTAR: Bak, ilim kalkmadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman kısalmadıkça, zamanda kısaldı biliyorsunuz insanlar diyor zamanın nasıl geçtiğini bilmiyoruz diyorlar herkes, değil mi?Haftalar artık su gibi geçiyor haftalar artık gün gibi oluyor. Bak hemen haftasonu geldi. Fitneler zahir olmadıkça, her yerde fitne var, terör, anarşi, kargaşa, kavga, insanların birbiriyle uğraşması, cinayetler, muazzam cinayetler arttı dünyanın her yerinde.
‘Cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz’, yani bu Mehdi’nin çıkış alametidir. Buhari, İbni Mace. Buhari sahih hadis kitabı, İbni Mace sahih hadis kitabı. Kıyamet Alametleri, Sf.108’de.
“Onun, Mehdi’nin hatırına depremleri durdururum” diyor Cenab-ı Allah, inşaAllah Peygamberimizden hadis. Gaybetül Numani, Sf.70’de.
Onu daha öncede söyledik, Mehdi’nin hatırına Cenab-ı Allah Mehdi’nin bulunduğu yerde deprem meydana gelmeyecek. Mehdi İstanbul’da olduğu için İstanbul’da deprem meydana gelmeyecek inşaAllah. Eskiden bakın çok muazzam deprem şamatası oluyordu şimdi diyemiyorlar. Ben çünkü söyledim, bakın deprem olmayacak çünkü Mehdi İstanbul’da dedim. Çok cılız sesle söylüyorlar artık çok cılız. Bir de şimdi artık bana uydular, diyorlar yüzyıl sonra deprem olacak, işte şu kadar yıl sonra olacak. Artık bu şeyden ümit kestiler, yakın zamanda deprem olması ümidini kestiler artık onu söylemiyorlar. Arada sırada bir hareketlenme oluyor yine o zaman bir kısım çevreler gündeme getiriyor, o arada sırada hareketlenmelerin hikmetlerini on yıl sonra açıklayacağım ben.
SUNUCU: Neden on yıl peki?
ADNAN OKTAR: Onu söylemeyeceğim, yani o günlerin neye rastgeldiğini, neler olduğunu on yıl sonra açıklayacağım, inşaAllah. Allah ömür verirse inşaAllah. O kadar acayip olaylar oluyor ki ben anlatsam insanların nefesleri kesilir. Ama şu an söyleyemem, yani şu an söyleyemeyiz, ama on yıl sonra söylediğimde devletin arşivlerinden de kaynak vereceğiz, insanların nefesleri kesilecek. Tarih-olay, tarih-olay, tarih-olay bu tevafukattan nefesleri kesilecek. Aslında masonlar da olayın farkında bunu biliyor musunuz siz? Yani bir olağanüstülük olduğu bilindiği için bu iddia edilen Ergenekon örgütü de felç oldu böyle, yani bir fevkaladeliği onlarda fark ettiler. Yani Cenabı Allah’la baş edemeyeceklerini anladılar bunlar, hâşâ.
SUNUCU: Hâşâ, böyle bir şeye güçleri zaten yetmez.
ADNAN OKTAR: Hâşâ, Allah’a böyle karşı bir tavırları vardı bunların, iddia edilen Ergenekon örgütünün, gizli mensuplarının bu yargılananlara bir şey demiyorum ben, benim konum ayrı. Bunlar bunun farkında, asıl bunların ağa babaları var, idarecileri var, yani bir metafizik olağanüstü bir olayın olduğunun farkına vardılar. Yoksa Türkiye’de çok değişik şeyler olacaktı, çok büyük olaylar olacaktı. Yani İslamiyeti de ortadan kaldıracaklardı Allah esirgesin, bambaşka olaylar yapacaklardı. Onlar o kadar harika olaylarla karşılaştılar ki nefesleri kesildi yani şeytanlarının gücü olmadığını anladılar. Şeytanlarının zavallı olduğunu anladılar. Onlar şeytanlarına çok güveniyorlardı, şeytan çağırıyorlardı ve ona muazzam güveniyorlardı. Onun köpek gibi zavallı olduğunu gördüler, Allah’ın gücünü fark ettiler ve bundan sonra da asla adım atamayacaklarını anladılar. Adeta mıhlandılar, çivilendiler. Şimdi bundan sonraki günleri siz seyredin, yani sürekli harika olaylar olacaktır peşpeşe. Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: Sel olacağı bildiriliyor.
ADNAN OKTAR: Sel mi? Açınca hemen sel çıktı, yani sel kelimesiyle birlikte sel çıktı aynı anda. O saniyede, evet devam et.
OKTAR BABUNA: ‘Kerpiç evler yıkılıp taş evler kalır’ diyor, hakikaten bu sel, yüzyılın en büyük seli oldu. 09 Eylül, 9.ncu ay ve 2009 da olan. Yüzyılın en büyük felaketi, evlerin bir kısmı yıkıldı ama onlar daha yapısı dayanaksız olanlar, beton evler duruyor.
ADNAN OKTAR: Önce diyor yağmurlar kesilecek, önce yağmurlar kesilecek, kuyruklu yıldız çıkacak diyor, Lulin kuyruklu yıldızı çıktı. Çift kuyruklu olan çıkacak diyor yani bu çift kuyruklu o hadis o yıldız çıktıktan sonra çok fazla yağmur yağmaya başlayacak diyor, bu sefer de insanlar yağmurdan şikayetçi olacaklar diyor, inşaAllah. Şimdi bu gerçekleşti, barajlar taşmak üzere şu an, yani o kadar fazla doldu. Ama ondan birkaç yıl önce, kuyruklu yıldızın çıkışından birkaç yıl önce de diyor yağmurlar yağmayacak diyor.
SUNUCU: Tabi kuraklıktan şikayet ediliyordu, endişeleniyordu hatta ve hatta insanlar.
ADNAN OKTAR: Evet, ne yapacağız dediler, ozon tabakası delindi, küresel ısınma oldu. Bu sefer küresel ısınma muhabbeti tersine döndü küresel soğumaya çevirdiler bu sefer, yağmur yağınca yani muazzam yağmur yağınca bu sefer küresel soğuma oldu falan kanaatindeler herhalde, şimdi de onu kullanamıyorlar. Önceleri entel ağızla bir şeyler anlatmaya çalışıyorlardı işte doğamız kirlendi... bir de baktılar ki her şey metafizik gelişiyor. Demek ki öyle entel ağzıyla olmuyormuş bu işler. Cenab-ı Allah’ın gücünü gördüler, istediği an kuraklık meydana getirdiğini, istediği an yağmur yağdırdığını gördüler Cenab-ı Allah’ın. Ve şimdi ağızlar değişti yani en muhanneti bile üslubunu değiştirmeye başladı. Değiştirmeseler de Allah ağızlarını değiştirecek göreceksiniz. Allah’ın bir Kahhar ve Cebbar sıfatları vardır. Yani zorla kabul ettirir, şimdi Allah zorla kabul ettirecek. Yani en aklı basmayanı bile, kafası almayanı bile zorla kabul ettirecek. Mesela cübbeli de şimdi 7000 yılı anlamazlıktan geliyordu. Bak, Allah ona zorla kabul ettiriyor, şimdi çıktı evet var, dedi. Şimdi son aşamaya geldi, o ara aşama belli değil dedi, ona da Peygamberimiz cevap verdi ona, değil mi? Hadislerle cevap verdik. Bakalım buna ne kadar direnebilecek bu hadislere. Evet devam et.
OKTAR BABUNA: Ekonomik kriz olacağı bildiriliyor, insanların iş yapamayacağı, parasız kalacakları, hadislerde bildirilmiş. Tam anlamıyla tahakkuk etti, 2007 yılında başladı İnşaAllah. Adnan Bey’in izahlarıyla İnşaAllah Kuran’a dayanarak 2014 yılına kadar süreceğini anlıyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sen devam et, 2014 yılına kadar devam edecek ama Mehdiyetin bereketiyle duracak, yoksa millet yine egoist, bencil olacak, yine insan sevgisi olmayacak, materyalist kafada, darwinist kafada devam edecekler, haşa Allah’a karşı tavır koyacaklar, Allah bunlara rağmen bunlara bereket, bolluk verecek gibi değil bu. Mehdiyetin zıll ve gölgesi altında, bereketi altında gelişecektir. Allah’a karşı sevgiyi, Allah’a karşı muhabbet artacağı için bereket olacaktır. Yoksa bu kanser hastası yan gelir yatar, düşer. Yani dünya mahvolmaya doğru gidiyordu, Mehdiyet bunu engelliyor. Said Nursi Hazretleri diyor; “Semavi afatları engelleyecek” diyor Mehdi. Semavi belaları engelleyecek, Allah’tan çok büyük belalar gelecekti diyor normalde, kıyameti engelleyen, kıyametin durmasına vesile olan bir insandır Mehdi. Allah onun vesilesiyle bir süre daha dünyayı durduruyor. Yani normalde kıyametin kopması gerekiyor inşaAllah. Mehdi vesilesiyle İslam hakim olacak, o süre içerisinde güzel bir devir olacak, o devre kadar Cenab-ı Allah müsaade edecek, evet devam et.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, binalarda yükselmeler bildiriliyor inşaAllah. Hakikaten bakıyoruz, ahir zamanda binaların boyu hiç tarihte olmadığı gibi yüksek binalar yapılmaya başladı, yüz katları var daha yüksekleri var, İstanbul’da olmak üzere. Ahlaksızlıkta artış diye inkarcı felsefelerde yükselme bildiriliyor, tam anlamıyla tahakkuk etti. Allah’ın alenen inkar edildiği bir dönem olarak bildiriliyor.
ADNAN OKTAR: Darwinist, komünist, faşist, emperyalist, vahşi kapitalizm..
OKTAR BABUNA: Vahşi Kapitalizm inşaAllah. Teknolojide ki gelişmeler bildiriliyor; kişi diyor topuğuyla konuşmadıkça, kamçısıyla konuşmadıkça diyor, hakikaten gazetelerde çıktı, topuğa telefon konmuş onunla konuşuluyor. Kamçısıyla da cep telefonu ve bu şekilde konuşma bildiriliyor, eliyle bakarak konuşur diyor, hakikaten cep telefonu.
ADNAN OKTAR: Şimdi bak kamçısı derken telefonun kablosu kamçı gibi oluyor, telefonda elinde olmuş oluyor, anlasınlar o devrin insanları diye kamçıya benzetiyor Peygamberimiz (s.a.v), kamçısıyla konuşacak, yani upuzun kablosu ve telefon.
OKTAR BABUNA: Eliyle konuşur diyor, cep telefonları, el bilgisayarları hakikaten şimdi trainee çıktı tam görüntülü olarak birbirleriyle görüşülüyor
ADNAN OKTAR: Birbirlerini görürler diyor, eline bakar birbirlerini görür diyor. Mehdi eline bakar talebelerini ve her yeri görür diyor, Mehdi’nin talebeleri de eline bakarlar ve Mehdi’yi görürler diyor. Ve oturdukları yerden Mehdi’yi görürler diyor, Mehdi’nin görüntüsü her yerde insanların evlerinde zuhur edecek diyor ahir zamanda Peygamberimiz (s.a.v). İnsanlar oturdukları yerden koltuklarından görecekler diyor Mehdi’yi; televizyonları işaret ediyor. Televizyonlara, uydu yayınlara hepsine işaret ediyor,
OKTAR BABUNA: İnternete işaret ediliyor, Mehdi’nin talebeleri dünyanın her yerine gideceklerini, ulaşacaklarını bildiriyor.
ADNAN OKTAR: Birkaç dakika içinde bütün dünyayı gezerler diyor Mehdi’nin talebeleri, interneti işaret ediyor, bastın mı internete bütün dünyayı gezebiliyor, her yere girebiliyorlar, evet.
OKTAR BABUNA: Dabbetül Arz’ın çıkacağı bildiriliyor İnşaAllah, hem Kuran’da ayet olarak var; “ O söz başlarına geldiği zaman diye bildiriyor Allah, topraktan bir debelenen Debbe olarak bir varlığın çıkacağını ve iman etmediklerini, kesin bir bilgiyle iman etmediklerini onlara söyler diyor, inşaAllah. Allah-u alem hadislerde de bildirildiği gibi renkli olacağı, çok hızlı olacağı, kimse ondan kaçamaz, kimse ona yetişemez, kimse de ondan kaçamaz diyor, bütün evlere gireceği kimse ondan kaçamaz, kimse ona yetişemez, çok hızlı olacağı, renkli olacağı, domuz gözüne benzer bir gözünün olacağı, biliyorsunuz bilgisayarların üzerine kameralar yerleştirildi. Fil kulakları gibi olacağı kulaklarının, biliyorsunuz, mikrofonları var, mikrofon sistemleri var bilgisayarların hakikaten açılır kapanan kulak gibi, her sesi duyabiliyor ve sesleri iletebiliyor, Allah-u Alem bilgisayar ve internet teknolojilerine bakıyor.
ADNAN OKTAR: Mesela filin kulağı aslında bilgisayarın yapısını da gösteriyor fil kulağı gibi yumuşak açılıp kapanan, fil kulağı da sürekli açılıp kapanır biliyorsunuz, serinleyerek gider, ona benzetiyor Peygamberimiz. İnsanların çok rahat anlayacağı şekilde anlatmış. Her renk vardır diyor hakikaten ekrana baktğımızda her rengi görüyoruz, insanlarla konuşur diyor insanlarla da konuşuyor, yerden mamuldür diyor; bakır, kobal, çinko, magnezyum değil mi, silisyum, özellikle de silisyum ve her türlü madenden oluşuyor. Bir de yerden mamul diyor ve ahir zamanda dinin zayıfladığı dönemde insanlara dini hatırlatıyor. Allah’ı hatırlatıyor, şu an internet herkesin evine girmiş durumda. Hadiste diyor, herkesin evine girer diyor yani girmedik hiçbir yer bırakmaz diyor, yani yerin altına girer, üstüne çıkar diyor ve gökyüzüne kadar ulaşır diyor ve bütün dünyaya ulaşır diyor, her yere girer diyor böyle bir varlık tam bilgisayar işte. Bilgisayar ve internet sistemi, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Çok hızlı ulaşım olacağı, Hz.Mehdi’nin talebelerinin süratle dünyanın her tarafını gezecekleri hakikaten uçak teknolojisi, ulaşım çok gelişti günümüzde saatler içerisinde bile Amerika’ya gitmek mümkün hale geldi, bu ilerlemeler var inşaAllah. En büyük alametler olarak Hz. Mehdi’nin zuhuru ve Hz. İsa’nın dönüşü var inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hz.İsa (a.s.)’ın dönüşü önemli, bakın burada bu konu çıktı. Hayırda ve görünüşte ve ahlakta en çok Hz. İsa’ya benzeyen Mehdi’dir diyor Peygamberimiz. Bak hayırda, görünüşte, siması da benziyor o da küçük burunlu. Mehdi’de küçük burunlu o da küçük burunlu. Gri gözlü Hz.İsa (a.s.), fakat Mehdi geniş yapılı yani boydan boya geniş, Hz. İsa zayıf bir insan, geniş omuzlu, ince belli ve atletik. Mehdi boydan boya geniş, alnı da geniş, omuzları da geniş, göğsü de geniş, karnı da geniş diyor, uylukları da geniş, boydan boya geniş bir insan. Fakat simaen benzer yine de bakın diyor hayırda, görünüşte ve ahlakta en çok Hz. İsa’ya benzeyen odur, Mehdi (a.s.). Her ikisi de Hz. İbrahim’in neslindendir, Mehdi’de, Hz. İsa Aleyhisselam da. Ama tabi Hz.İsa (a.s.) peygamber olduğu için onun bambaşkadır. Yani o, kusursuz, mükemmel, Ulu-l Azm bir peygamberdir. Bakın, Mehdi’nin makamı açısından da bunu bir düşünün; Hz.İsa, Mehdi’nin veziri oluyor, onun yardımcısı oluyor. Ulu-l Azm bir peygamberi Allah ona yardımcı kılıyor. Yani Mehdiyet çok çok büyük bir olay, yani yüzlerce yıldan beri Allah Mehdi’yi hazırlıyor dünyaya. Mesela halifeliği kaldırdı Allah, Mehdi’ye zemin hazırlanması için. Halife varken Mehdi faaliyet yapamazdı. Çünkü fitne olmuş olur, o kafaya göre, o zihniyete göre değil mi? Olmaz yani, İslam’ın zayıflayıp bozulduğu yapı üzerine olan bir şeyi, sistemi düzgün ve güzel hale getirecek Hz. Mehdi. Resulullah dönemi gibi olacak ve bütün mezhepleri kaldıracak diyor ve bütün mezhepler sevgiyle Mehdi’ye bağlanacaklar yani bu mezhep çatışmaları, fikir çatışmaları tamamı kalkacak. Mehdi devrinde insanlar ruhundaki gerçek sevgiyi yaşayacaklar. Şu an herkes sevgisini kitlemiş vaziyette, hapsetmiş durumda. Ben konuşuyorum, sevecek insan yok diyorlar, kiminle konuşsam, sevecek insan yok. Hatta ben anneme babama bile güvenemiyorum diyor birçok insan. Hatta diyorlar ya, babana dahi güvenme çok yaygın toplum arasında, bakın ne kadar korkunç bir söz bu: Babana dahi güvenme. Baba çok azizdir, anne çok azizdir nasıl güvenmezsin sen? Ama güvenmeyeceği gibi hakikaten, birçoğunun ensest ilişki ile yaklaşıyorlar, ahlaksızlığı yapanı var, masonluk felsefesine onu çekmeye çalışıyor, PKK’ya çocuğunu çekmeye çalışıyor, mafyaya çekmeye çalışıyor, kızını satmaya kalkanlar var, ahlaksızlık yapmaya çalışanlar var, kızına sarkıntılık yapan, çocuğuna sarkıntılık yapanlar var. Öyle bir dönemde adam anasına da güvenmiyor, babasına da güvenmiyor ve ahir zamanda oluyor bunlar. İşte mehdi devrinde anasına da babasına da güvenecek, toplumuna da güvenecek ve tam bir sevgi ortamı olacak inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah, inşaAllah, evet, sohbetimize devam edeceğiz ama arkadaşlarım içeriden uyarıyorlar bir reklam aramız var.
ADNAN OKTAR: Tamam, inşaAllah
SUNUCU: Kısa bir aranın ardından devam edeceğiz. Evet sayın seyirciler kısa bir aranın ardından tekrar birlikte olacağız bizden ayrılmayın efendim.
Evet sayın seyirciler kısa bir reklam arasının ardından Adnan Oktar’la Başbaşa Programı tüm hızıyla devam ediyor. Evet efendim sohbetimiz reklam nedeniyle yarıda kalmıştı, buyurun.
ADNAN OKTAR: Bu konular güzel, devam et, oku bakalım şuralardan biraz inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Mehdi’nin Peygamberlerle olan benzerliği, İmam Zeynel Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur; ‘Bizim kaimimiz, yani hz. Mehdi ile Allah’ın Resulleri arasında birtakım benzerlikler vardır. Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Eyüp ve Muhammed (s.a.v.) Peygamberlerin ve aliyh Peygamberlerin her biri ile bir benzerliği vardır.
ADNAN OKTAR: Hangi Peygamberin?
OKTAR BABUNA: Sallallahu Aleyhi ve Aliyh Peygamberlerin her biri ile bir benzerliği vardır.
ADNAN OKTAR: Tamam, evet.
OKTAR BABUNA: Nuh ile uzun ömürlü olmasında, İbrahim ile doğumunun gizli olmasında ve halktan uzak durmasında.
ADNAN OKTAR: Uzun ömürlü olacak değil mi Mehdi inşaAllah?
OKTAR BABUNA: Evet, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Doğumunun gizli olması yani evinde olacak diyor inşaAllah, evde olan bir doğum. Mehdi’nin doğumu evde olacak, bu önemli, evet.
OKTAR BABUNA: Ve halktan uzak durmasında..
ADNAN OKTAR: Halktan uzak duruyor evet, gizleniyor yani zaruri olarak can güvenliği açısından inşaAllah yani halkın içinde olacak ama güvenliğine dikkat edecek. Alıştığımız bildiğimiz tarzda insanlarla iç içe olmayacak, zaman zaman insanlarla birlikte olacak. Yani onların içerisine karışacak, evet.
OKTAR BABUNA: Musa ile korku hali, Mehdi’ye yönelik tehlikelerin yoğunluğu ile öldürme, tuzak kurma, tutuklanma, gözaltına alınma, sürgün gibi her türlü tehlikeyle iç içe olmasıyla.
ADNAN OKTAR: Hz. Musa gibi tehdit altında yaşayacak, tehlike altında yaşayacak. Tehlike altında yaşayacak, yani mesela iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün her türlü ahlaksız oyunlarına, devlet içinde yuvalanmış bu tip çetelerin elemanları oluyor, memuru oluyor mesela emniyet içerisinde oluyor, iddia edilen Ergenekon Örgütünün üyesi oluyor emniyette yuvalanmış oluyor veyahut yargı içerisinde oluyor onların müdahaleleriyle onların oyunlarıyla Mehdi’ye baskı olacak. Masonların baskısı olacak değil mi, komünistlerin, darwinistlerin, materyalistlerin çünkü ayeti asrımıza göre değerlendiriyoruz karşımıza bu güçler çıkıyor, demek ki bu tarzda olacak Mehdi’ye baskı olacak, Mehdi de buna karşı kendini koruyacak ve halkının arasına girişi, seyrek olacak ve yahut kontrollü olacak. Evet, halkımızın arasındaki gezinmesi, Hz. Yusuf gibidir diyor o halkın arasında gezinir diyor Peygamberimiz (s.a.v), o halkı görür ama halk onu göremez diyor. Fark edemez, bilemezler diyor Mehdi olduğunu, evet.
OKTAR BABUNA: Gaybette yaşamasında yani sürekli gizlenerek yaşamasında
ADNAN OKTAR: Hz. Musa’ya benziyor, evet. Gaybetin sebebi o, gizleniyor, tehlikeden dolayı gizlenecektir.
OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah, İsa ile halkın onun hakkında ihtilafa düşmesinde.
ADNAN OKTAR: Hz. İsa ile ihtilafa düşmesi; mesela İsa (a.s.) ile ilgili de gelecek mi, gelmeyecek mi ihtilaf ediyorlar. Mehdi de mesela gelecek mi, gelmeyecek mi ihtilaf ediliyor veya geçmiştir deniyor, bir kısmı diyor ki şahsı manevidir, bir kısmı ruh gibidir görünmez diyor, bir kısmı hiç olmayacak şekilde tarif ediyor. Bir kısmı yüzyıllar sonra gelecek diyor, değil mi? Ama illaki yok, gelmeyecek şeye getiriyor, bir kısmı yüzyıllar sonra gelecek diyor. Hiç olmayacak şekilde tarif ediyor. İşte bir tekbir getirir, bütün evler, kaleler, her yer yıkılır diyor, bir tekbir getirir diyor. Tank ateşi üzerine yapıldığında, top ateşi yapıldığında etki etmiyormuş Mehdi’ye, bu da Cübbeli efendinin sözü. O, bir tekbir getirir diyor, Roma’da, İtalya’da ne kadar ev, bina varsa hepsi yerlebir olur diyor, artık ordaki enkazı düşünün, oradaki insanlar, depremden daha büyük bir etki yapacak diyor sesi diyor, konuşması diyor. Altın sütunlar fışkıracak her yerden bütün bahçelerden, Müslümanların evlerinden, mesela buradan da her yerden de fışkıracak diyor. Üç-beş metre çaplı minare boyunda 50 - 100 m. boyunda saf som altından diyor. Baksana diyor -kendi ifadesiyle- takkem düşer diyor, kafasındaki takkenin düşeceğini söylüyor bakarken. İnsanlar diyeceklermiş, Mehdi’ye mi gitsem, altının yanında mı kalsak acaba diyeceklermiş ve Mehdi’nin yanına gitmeyenler olacakmış. Ve bütün gök, Avrupa, Asya her yer meleklerle dolacak diyor, kanatlı melekler, herkes görecek diyor, herkes Mehdi falancıdır diyecekmiş, herkese ayrı dilinde melekler. Londra’da, Paris’te, İstanbul’da, meydanlarda, herkese, halka Fransıza Fransızca, İtalyana İtalyanca, Çinli’ye Çin dilinde ayrı ayrı “Mehdi falandır” diye bağıracaklarmış gökyüzünde melekler fakat Mehdi’ye geldiklerinde ben Mehdi değilim diyecekmiş Mehdi. Yani ben öyle bir şey yok diyecekmiş yani Cübbeli’ye ben ne diyeyim? Böyle bir durumda Mehdi’nin diğer alametlerine gerek kalıyor mu? Halbuki ne kadar çok alamet var. Bunların hepsi bir imtihandır, bunları biz anlayalım diye söylüyor Cenab-ı Peygamber değil mi? O zaman hiçbir alamete gerek yok ki, sırf şu yeterli. İtalya’da diyor o, Adriyatik denizi tamamen kuruyacak diyor, Mehdi geldiğinde önüne, deniz birden çekilecek önünden diyor, çekildikten sonra onlar kamp kuracaklar denizin ortasında diyor, talebeleriyle yemek yiyecek ama İtalyanların haberi yok, halkın haberi yok. Bakın bütün sahiller kuruyor haberi yok, gemileri var, orada tekne sahipleri var, kotra sahipleri var değil mi, İtalya boydan boya deniz sahili kenarlar, hiç kimsenin haberi olmayacak diyor. Ve deniz de donacak diyor, Akdeniz cam gibi donacak diyor. Yine kimsenin haberi yok, Mehdi sonra İtalya’ya gelecek diyor, bir tekbir getirecek diyor, İtalya’da ne kadar bina varsa, kale varsa yerle bir olacak diyor. Mehdi’ye tam bir top ateşi olacak diyor, etkilenmeyecek, hiçbir şey olmayacakmış Mehdi’ye, bu ne demek bu? Yani ben ne diyeyim, ben bu üsluba bu mantığa? Halbuki bunlar müteşabih, Mehdi’nin kaderinde yok öldürülmek, o yüzden. Tank top ateşinde Mehdi’yi, Mehdi değil de kim olursa olsun vefat eder, şehit olur, Peygamberler nasıl şehit oluyor? Değil mi? Tank ateşi, olur mu öyle şey? Yani aklın ihtiyarini kaldırır öyle bir şey. Gökte melekler bütün her yeri kaplasa Mehdiliğin başka alametlerine gerek yok ki. Niye 313 kişi olsun talebeleri? 313 olur mu talebesi? Neden ifadesine kalmaz farz olur zaten. Nasıl yalancılıkla itham etsin, bütün dünyadaki bütün melekleri, gökyüzünü kaplamış melekleri yalancılıkla itham etmesi gerekiyor Mehdi’nin o sözüne göre. Buna rağmen bu kişiye inanan kardeşlerimiz oluyor. Mesela 7000 yıl diye bir hadis yok dedi önce, öyle bir şey yok dedi. Sonra kendi anlattı ama hadis yok ama böyle 7 bin yıl var dedi. Bir de bölümlere ayırarak anlattı, Hz.İbrahim’in ömrü şu kadar 5000 yıl dedi, değil mi? Hz.İsa’dan şu kadar yıl, Peygamberimiz’den işte 1430 sene dedi, net tarihler verdi sonra da çıktı, dün evvelki gün 7000 yılın tarih araları belli değil dedi. Yani Peygamberden bu vakte kadar ne kadar vakit geçti belli değil dedi böyle bir rivayet yok dedi, gördünüz üç tane hadis var. Peygamber net söylüyor ayrıca bir daha şerh ediyor Peygamberimiz. Açıklıyor 5600 yıl geçmiştir diyor. Buna rağmen böyle söylüyor, şimdi kaç kere yalandan dolayı değil mi kefareti var.
OKTAR BABUNA: 1500 yıl için de yemin etmişti.
ADNAN OKTAR: Evet ona da yok dedi, şimdi ona da 7 bin yıl hadislerinden onun da yalan olduğu anlaşıldı. Bilmiyorum sağlık durumu yerinde değilse fakir fukarayı doyurması lazım ama böyle adım başı yalan olmaz. Doğru konuşacak inşaAllah, bir de sitelere giren insanlar görüyorlar gerçekleri, bu devirde insanları kandırmak mümkün değil ki, yahut yalan söylemek mümkün değil ki, değil mi? Kandırıyor demiyorum ama cahil, birinci derecede cahil. Yani bunu bilmeyen insana ben ne söyleyeyim? Habire diyor ki tecvitle Kuran okumayı bilmiyor diyor. Türkiye’de kim Kuran’ı tecvitle okumayı bilir, çok çok nadirdir. Bütün Araplar hepsi çok iyi biliyorlar tecviti.
SUNUCU: Onlar bir eğitim alıyorlar, onların okullarında zaten öyle bir eğitim alıyorlar.
ADNAN OKTAR: Hayır, şimdi bütün Araplar tecvitli okuyorlar hepsi ana dili olarak biliyorlar ama bir sürü komünisti var, sosyalisti var, masonu var yani Kuran’ı tecvitli okumak bir delil midir yani yeterli bir konu mu bu? Cenab-ı Allah bize gücümüzün yettiği kadarını verir ayrıca nereden biliyorsun okuyamadığımı da, bir de yemin billah ediyor böyle. Çocuk gibi böyle tam bir medrese kültüründe yetişmiş, medrese mantığı vardır ya, işte itham, şeddeleri iyi vurgulayamıyorsun, ayınları iyi vurguluyamıyorsun gibisinden öyle, onunla İslam hakim olacak zannediyor. Halbuki İslam’ın hakimiyeti bilimle, kültürledir, felsefeyi ezmekledir, değil mi? Darwinizmi, materyalizm’i yıkmakladır, genel kültürü olmayan bir insan, darwinizm’i, materyalizm’i bilmeyen bir insan, medrese kültürüyle küfre ve deccaliyete karşı mücadele verebilir mi? O zaman işte evden camiye, camiden eve geliyor. Diğer Müslüman bizleri de öyle görmek istiyor kendi kafasına göre. Böyle değil. Mesela Darwinizm ile materyalizm ile ilgili bir soru sordular, zınk diye kaldı, hiçbir şey diyemedi. Diyor ama, kendince hiç kaale almayacakları onları etkilemeyecekleri bir durum oldu. Nitekim gördünüz adamlar uğunuyor, yerlere yatıyor güleceğiz diye, her şeyi komiğine gidiyor adamların, ne konuşsa gülüyorlar. Ama benim karşımda gülecek konumları olur mu? Sıkıysa bir gülsünler bakalım. Değil mi? Asla yapamazlar. Ve çok iyi konuları anlattığımız için o gün darmakeşan oldular, Habertürk’e çıktık. Cübbeli’ye bu kadar ilginin alakanın sebebi, Mehdi yoktur demesi yani Mehdi ileriki yıllarda gelecek demesi ve dolayısıyla Mehdi yok. Yani benim arkadaş çevrem de dağılacak güya, diyecekler ki Mehdi yokmuş, Adnan Hoca da Mehdi değil, o zaman bizim ne işimiz var diyecekler, kardeşim ben yemin ediyorum Mehdi olmadığıma yani Mehdi değilim diyorum, böyle bir iddiam da olmayacak diyorum yine yemin ediyorum, ne alakası var? Ama şunu diyorum, İslam dünyaya hakim olacaktır bu yüzyılda.
Cübbeli eğer samimi Müslüman ise çıksın desin, bu yüzyılda İslam dünyaya hakim olacak desin. Hakim olmayacak diyor, nereden biliyorsun, Allah’ın rahmetinden nasıl ümit kesiyorsun sen? Nereden biliyorsun sana vahiy mi geldi? Biz hadislere göre söylüyoruz ve Kuran ayetlerine göre söylüyoruz ve Müslüman İslamı dünyaya hakim etmekle mükelleftir en üst Müslüman. Ve ümitvardır yani Mehdi’ye inanmasa dahi, Mehdiyete inanmasa dahi, Hz. İsa’nın inişine inanmasa dahi ki olmaz çünkü Kuran ayetleri var açık, sarih, Hz. İsa’nın inişi ile ilgili üç Kuran ayeti çok sarih açıklıyor. İslam’ın dünyaya hakimiyetini tek kelime bahsetmiyor, desene kardeşim Mehdi gelmeyecek ama İslam’ın dünyaya hakim olması için vargücümüzle çalışalım, Türk-İslam Birliği’ni kuralım, Türkiye bütün dünyaya lider olsun desene. İslam dünyaya hakim olacak desene, niye ümitlerini kesiyorsun Müslümanların?
Değil mi? Niye küfrün hakimiyetini kabul ediyorsun? Küfür hakim olacak diyorsun, darwinizm, materyalizm hakim olacak diyorsun, anlamı budur, İslam hakim olmayınca onlar hakim olmuş olur. Çıksın onu söylesin, illaki Mehdi’yi kabul edemiyorsa ağırına gidiyorsa, işte benim damarlarım donmuş, işte stent takıldı, şekerim 180 filan, şeyim filan 190 diyor, herhalde Allah-u Alem ümidi kalmadı anladığım kadarıyla bir yönüyle, Mehdi gelmeyecektir diyor arkasından da.
OKTAR BABUNA: Ama bir sözü var, bir itirafta bulunmuş gelirse diyor tanımama durumuna düşebilir miyiz acaba diyor bidatle.
ADNAN OKTAR: Hayır yok diyor biz diyor bidatlere dalmış olabiliriz diyor, korkuyorum diyor Mehdi çıkar diyor anlayamam diyor, bu o değil deriz diyor, bu çok büyük tehlikedir diyor, yemin de ediyor. E kardeşim bu kafayla sen zaten Allah-u Alem anlayamazsın. Ya başına geldi o dediğin ya gelmek üzere ikisinden biri, zaten şu mantıkta, kardeşim bütün gökyüzü meleklerle dolsa Mehdiliği anlatmaya gerek var mı? Yani bu alametlere gerek kalır mı? Zaten melek söylüyor, meleğin söylediği kesindir zaten.
Allah’ın hükmünü söylüyor, gökten melekler söylüyor, insanlar ne desin daha?
SUNUCU: İnsanlar meleği mi sorgulayacak?
ADNAN OKTAR: E tabi, buna rağmen Mehdi diyecek ki ben Mehdi değilim, aradığınız alametler bende yok diyecek, olacak iş mi bu? Niye 313 kişi kalsın talebeleri? Bütün İslam alemi onun yanında toplanır, olur mu öyle şey; melek söylüyor bir de anlamadım da yok onun sözünde çünkü herkese kendi dilinde söyleyecek diyor, kendi lehçesinde ve kendi dilinde. Köyler, kasabalar her yer meleklerle dolacak diyor gökyüzünde. Hiçbir Peygamber döneminde olmamış bu, nereden çıkarıyorsun bu izahı sen? Cenab-ı Allah diyor, “O gün melekler inerse o gün onlara göz de açtırılmaz” diyor -şeytandan Allah’a sığınarak- Kuran’da. Bu kıyamet saatinde olacak, kıyamet vaktinde melekler inecek o zaman aklın ihtiyari kalkmış oluyor zaten. Güneş batıdan doğduktan sonra 120 yıl insanlar yaşayacak diyor. Güneş batıdan sonra, imtihan kalkacak diyor, kardeşim imtihan kalktıktan sonra insanlar 120 yıl niçin dursun dünyada? Bu dünyaya imtihana gelmiyor muyuz? O insanın amacı ne oluyor o zaman, yaşama amacı ne olmuş oluyor imtihan kalktıysa.
SUNUCU: Artık imtihan da bitti, ne yapalım, gezelim dolaşalım.
ADNAN OKTAR: Öyle bir şey söylüyor, güneş batıdan doğduktan sonra kıyamet başlamış oluyor zaten. Yer yerinden oynayacak büyük depremlerle, o diyor ki millet ticaretine devam edecek hem yer yerinden oynuyor güneş batıdan doğuyor lavlar, her yerden fışkıracak çünkü başını diyor izni ilahiler başka bir seyyareye çarpacak dünya diyor Said Nursi Hazretleri. Ve dönüş istikameti tersine dönüyor, ondan sonra lavlar denizden fışkırmaya başlıyor, Kuran’da denizin yanmasından bahsediyor Cenab-ı Allah, Bu o. Ve çok büyük çapta depremlerle kıyamet başlıyor ve melekler inmeye başlıyorlar, insanların saçları bembeyaz olur diyor Cenab-ı Allah, değil mi? Kadınlar çocuklarını düşürüyorlar, böyle bir ortamda hayat olur mu?
Anlattığı Mehdiyet hiç olmayacak bir şeyden bahsediyor. Müteşabih hadisleri düz anlamı üzerine alıyor. Mehdi’nin kaderinde yok yoksa Mehdi’ye tank, top etki etmez olur mu? Hangi Peygambere, mesela Peygamberlere bir kısmına saldırı olmuştur. Bir kısmı şehit olmuştur. Peygamber Efendimizin dişi kırılmıştır savaşta, yani değil mi? Darbe alınca dişi kırılmıştır Mübareğin dişi (s.a.v). Devam et hadislere.
OKTAR BABUNA: Eyüp ile beladan sonra kurtuluşun yetişmesinde, Hz. Mehdi’ye de birçok hastalık, zorluk, dert gelmesi ancak aynı Hz. Eyüp gibi Allah’ın rahmetiyle hepsinden kurtulmasıyla.
ADNAN OKTAR: Bir daha söyle
OKTAR BABUNA: Eyüp ile beladan sonra kurtuluşun yetişmesinde…
ADNAN OKTAR: Mehdi birçok belayla birçok şeyle karşılaşacak ama hepsinden kurtulacak Allah’ın izniyle. Yani bayağı sağlıklı ve güçlü bir insan olacak Mehdi ve uzun yaşayacak İnşaAllah, evet.
OKTAR BABUNA: Muhammed Sallallahü aleyhi ve Aleyh ile de kılıçla kıyam etmesinde Peygamberin.
ADNAN OKTAR: Mehdi Peygamberimizin kılıcıyla çıkacak, Topkapı’dadır o kılıçlar, evet buradadır Peygamber Efendimizin kılıçları. Teberrüken takınacaktır kılıcını yoksa Mehdi kan akıtmayacak, damla kan akıtmaz diyor Peygamberimiz ama manevi ruhani güzelliği için yani teberrüken o kılıcı, sancağı şerefi de eline alacaktır, yer yerinden oynayacak o zaman. Yani İslam alemi yıkılacak öyle tabir edeyim. Yer yerinden oynayacak muazzam olay olacak. Peygamber efendimizin hırkasını teberrüken giyecek, inşaAllah. Ama sürekli kullanmak üzere değil, kılıcını kuşanacak, sancağı şerefi eline alacak Peygamberimizin sancağını, ne olur İslam alemi böyle bir şeyde?
OKTAR BABUNA: Yıkılır, MaşaAllah yer yerinden oynar İnşaAllah,
ADNAN OKTAR: Değil mi, işte o heyecanla muazzam bir sosyal uyanış, muazzam bir sosyal hareket başlayacak, insanların beyni dimağı açılacak ve müthiş bir adrenalin gelecek topluma. Yani şu bitkinlik o kanserleşmiş yapı gidecek. İnsanlar coşkulu sevgiyi, coşkulu muhabbeti yaşayacaklar. Ve Peygamber Efendimizin 1400 yıl önce bildirdiği mucizelerin nasıl tahakkuk ettiğini görecekler. Benim anlattıklarım yüzde birdir, yüzde birdir. Ben daha yüzde doksandokuzunu anlatmadım, yani büyük bölümü de gizli, onları 10 yıl sonra açıklayacağım, anlattığımda insanların nefesi kesilecek, hayretler içerisinde kalacaklar inşaAllah, Allah nasip ederse ömür verirse. Ömür vermezse kardeşlerimiz anlatır, başkaları anlatır ama bu olacak inşaAllah, devam et.
OKTAR BABUNA: Hz. İsa Aleyhisselam ile Hz. Mehdi Aleyhisselam görünüş ve ahlak olarak birbirlerine çok benzeyeceklerlerdir. Abdullah bin Zamre İbni Matihi Hameri Kabil Akbar’dan nakleder ki şöyle dedi: “ Kıyam edecek kaim olan Hz. Mehdi Aleyhisselam, Ali’nin soyundandır. O, Hz. Mehdi bu yeryüzünü yeryüzünden başka bir hale getirecektir. Hz. Mehdi Ali’nin neslindendir, Seyittir, hayırda, görünüşte ve ahlakta en çok Hz. İsa’ya benzeyen odur, Hz. Mehdi Aleyhisselamdır.”
ADNAN OKTAR: Evet. Bir soyu da Hz. Davut’a dayanır Hz. Mehdi’nin yani Hz. Ali’den itibaren, Hz. Ali’nin de Hz. Davut’a dayanan bir soyu var Hz. Ali’nin, o da Hz. Ali’den geldiği için Hz. Davut’a kadar gidiyor Hz. Mehdi’nin soyu ve en son da Hz. İbrahim’e kadar dayanıyor soyları. Hz. İsa’da aynı şekilde, aynı soydan geldikleri için birbirlerine benziyorlar yani birçok yönde Hz. İsa ile Mehdi’nin benzediğini göreceksiniz inşaAllah yani simaen, bedenen, bedenlerdeki bazı özellikler açısından da benzediğini görecek insanlar inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, Allah Peygamberlere verdiği azameti ona da verecektir. Ona faziletler ve ziynet verecektir.
ADNAN OKTAR: Yani heybet olacak Hz. Mehdi’de yani insanlar gördüğünde bir şöyle bir irkilecekler yani özel heybeti olacak o kastediliyor, inşaAllah. Ne dedin son olarak? Bir şey daha,
OKTAR BABUNA: Ona faziletler ve ziynet verecektir.
ADNAN OKTAR: Ziynet yani Allah’ın verdiği ziynetleri kullanacak inşaAllah, zenginlik, imkan, ihtişam, güzellik verecek Mehdi’ye, inşaAllah. Hz. Süleyman’a benzer diyor zaten. Mehdi güzelliği, estetiği, sanatı beğenen bir insan olacak, çevresi güzel olacak, evi güzel olacak, oturduğu eşyası, kıyafeti güzel olacak hatta kıyafeti parlar diyor Mehdi’nin. Parlak kıyafetler giyer diyor, Hz. Hasan’ın Hz. Hüseyin’ın kıyafetleri de parlak yani hadislerde vardır, inşaAllah, maşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de öyle, çok değerli Bizans cübbesi giymişti üstüne ama çok değerliydi, gidenler görüyor parıl parıl parlıyordu kıyafeti böyle inşaAllah, çok ihtişamlı böyle işlemeli Bizans cübbesi giyiyordu, evet.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, Mehdi hz. Süleyman’a benzer, Abân bin Talip şöyle der, İmam Caferi Sadık Aleyhisselam ile birlikte Mekke’de bir mesciddeydik, o benim elimden tutarak şöyle buyurdu, sonra bir münadiye emredecek ve o şöyle nida edecek; bu Mehdi Süleyman ile Davut gibi hüküm verecek verdiği hükümde delil ve şahit istemeyecek.
ADNAN OKTAR: Yani insanların bakıp yüzünden anlayacak Mehdi, yani sahtekarı, dürüstü, samimi insanı yüzünden anlayacak, gözlerinden anlayacak Allah’ın dilemesiyle inşaAllah. Hz. Süleyman gibi bütün dünyaya hakim olacak ve müthiş bir ihtişam olacak. Hz. Süleyman’a benzemesi ve Zulkarneyn’e benzemesi zaten başka hadislerde de var, evet devam et.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, Hz. Mehdi Aleyhisselam Hz. Hızır ve Hz. Zulkarneyn’e benzeyecektir.
ADNAN OKTAR: Hz. Hızır gibi yani yaptıkları dışarıya anormal görünecek insanlara yani ilk bakışta bu ne yapıyor diyecek? Onun için talebelerinin sayısı az, Hz. Hızır gibi. Yani Kuran’a, sünnete muhalif zannedecekler ona bakan yani anormal bir şey yaptığını zannedecekler halbuki doğru yapıyor. Ama batınında doğru ama zahirinde anormal gibi görünecek. Onun için insanlar ona karşı muhalefet edecekler, karşı gelecekler. Hatta diyor, Medine’deki alim o bizim dinimizi izale etti diyecek diyor, değil mi, inşaAllah, ortadan kaldırdı diyecek yani onu anormal olmakla suçlayacak, İstanbul’daki bir alim yahut alim bozuntusu diyelim. İstanbul’daki bir alim bozuntusu Mehdi’yi anormal olmakla, yanlış yolda olmakla suçlayacak ve Mehdi’nin zıttı olarak o faaliyet yapacak ve kaderdeki görevi bu olacak. Yani İstanbul’da Mehdi’ye karşı bir alim kılıklı bir sahtekar çıkaracaklar, çıkacak, ahir zamanda hadiste var bu, meşhur bir insandır bu yani hadiste belirtilmiştir. Bunuda göreceğiz yani bu da Peygamberimizin bir mucizesidir. Yani özel, kaderi öyledir onun, o Mehdi ile mücadele için yaratılmış, Müslüman görünümde bir alim. Ve Mehdi’yi kötülemek, Mehdi’ye karşı muhalefettir onun görevi. İmam Rabbani de diyor Mektubat’ında var, hadislerde de vardır ve Mehdi’ye karşı organize bir faaliyet içerisinde olacak bu sahtekar yani mücadele edecek. Mehdi zuhur ettiğinde onun da kim olduğunu göreceksiniz, hayret edeceksiniz hem yani tam tariflere uygun olduğunu göreceksiniz inşaAllah, kaderi öyle inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Mehdi Hz. Davut gibi şahit istemeksizin hükmedecektir. Hz. Mehdi kıyam ettiğinde Hz. Davut’un hükmettiği gibi halkın arasında bir şahit istemeksizin hükmedecektir.
ADNAN OKTAR: Yani mesela hakikaten oluyor, adam sahtekar oluyor çok açık belli ama anlayamıyor insanlar hakikaten. Halbuki belli yani şak diye anlaşılıyor, üçbeş konuşmasından anlaşılıyor. Ama delil olmadığı için bir şey diyemiyor insanlar ama Mehdi devrinde öyle olmayacak, Mehdi diyecek tamam senin halin belli, elinden yüzünden akıyor melanet yani belli senin, onun konuşmasının bozukluğundan ifade almayı mükemmel bilecek Mehdi. Yani onu kendi ifadesiyle açmaza sokacak. Yani çünkü ifade alma bilinemediği için birçok insan, suçlu yakalanamıyor, bozuk bir yöntem uygulanıyor bazı yerlerde, bazı yerlerde yapılmıyor faydalı oluyor, güzel netice alınıyor ama Mehdi mükemmel ifade alan ve mükemmel teşhis koyan bir insan olacak yani kriminal tipleri çok çabuk teşhis koyabilecek baktı mı bu kriminal diyecek. Yani suça meyilli insanı. Onun için çok seri hüküm sürücü, hadislerde o belirtiliyor, Mehdi’nin hakkaniyetini ve adaletini dünyaya göstertmek diyor Said Nursi çok önemli diyor eserinde Risaliye Nur külliyatında. Hakim olacak diyor Mehdi yani hüküm veren, yargılayan bir insan olacak, yargılayabilen bir insan olacak. Bediüzzaman Hazretleri mahkum olmuştur biliyorsunuz yani hakim hiç olmamıştır, o hakim olacaktır diyor ama mahkum olmakla makamı yükselmiştir, derecesi yükselmiştir, 30 yılı hapiste geçmiştir, gözümüzün nurudur. Mehdi’den sonra gelmiş, geçmiş dünya tarihi içerisinde bak dünya tarihi içerisinde diyorum, İslam tarihinde demiyorum, dünya tarihinde en mükemmel müceddid ve müçtehidtir, Said Nursi Hazretleri. Herkesle tartışmaya hazırım, delillendirerek, kim olursa olsun bakın ben Hocam diye söylemiyorum, bütün alimleri okudum, inceledim, araştırdım, ekip olarak da inceledik araştırdık yan bu kadar mükemmel dürüst ve samimi teşhis koyan, bu kadar meselelere mükemmel bakan bir insan yoktur, yok şu ana kadar İslam tarihinde. Mehdi diyor benim eserlerimden istifade edecek diyor. Risaliye Nur külliyatını en iyi anlayan o olacak diyor, o detay vererek çünkü diyor gerçek sahipleri. Bak Nur talebelerine gerçek sahipleri demiyor halbuki der Nur talebeleri benim kitaplarımın gerçek sahipleri diye, Mehdi ve talebeleridir diyor gerçek sahipleri, çünkü Risaliye Nur’un sırlarını ince detaylarını bilecekler. Risaliye Nur’un sırları bilinmiyor şu an, zahiri biliniyor, zahir hükmündeki, onun da birçoğunu bilmiyorlar. Mesela Hicri 1400’de açıkça söylendiğini ben söylediğimde çok şaşırdılar. Rakam olarak söylüyor, net olarak tarih olarak söylüyor yani 1399 demiyor, 1388 demiyor, Hicri 1400 de Mehdi gelecek diyor, net, çok tarih açık söylüyor. Bu mesela hiç bilinmiyordu, bu benim mesela Nur talebesi olarak, bir nevi Nur talebesi sayılırım naçizane ve Mehdi ordusuyum, Mehdi talebesiyim, bu benim fark edebildiğim, gördüklerim, bir tanesi. Böyle ne sırlar var, Risaliye Nur Külliyatının içerisinde, bunlar ortaya çıkacak.
İnsanların nefesi kesilecek, yani Said Nursi’nin böyle manzum izahları vardır, şiirleri vardır, onların içleri sır dolu, yani şiir olsun diye yazmıyor onu, sırlarla dolu içi, bunlar ortaya çıkacak, insanların nefesi kesilecek. Çok acayip bir insandır Said Nursi, metafiziktir. 1971 olaylarının en ince detaylarına kadar bildirmiştir 20 sene öncesinden, tabi. 60-70 sene 83 senesine kadar 71’deki 81, 91 deki olayları bildiriyor, 2001, 1997 deki olayı tağut yani küfür anlamındadır tağut kelimesi, onu açarak 97 deki olayları bildiriyor. Ve Müslümanlara saldırı olacaktı 1997 de ve detay vererek anlatıyor. 2001- 2011- 2021..
Mezarın yıkılacağı yani bütün dönemler hepsi ve ne teşhis koyduysa doğru çıkar ama çok nezaketli bir üslubu var. Bir kısım Nurcu kardeşler onu yanlış anlıyor, Şart-ı Muallak dedikleri yani bütün beşeri yoldan çıkmazsa, çabuk kıyamet kopmazsa diyor. Mehdi çıkacak ve şu işleri yapacak diyor ama Peygamber ancak açıkça söyleyebilir. Veli olan insan bu şekilde söyler yani bir adabtır, olursa olur, olmazsa olmaz anlamında değil çünkü ne diyorsa çıkıyor ama nezaketi böyledir bunun. Mesela öbür meseleler gibi diyor katî bir kanaatle bilmemekle beraber diyor mesela Dabbetül Arz-ı açıklarken. Diyor ki, diğer meselelerle gibi bakın katî bir kanaatle diyor, katî kanaat ne demektir? Yüzde yüz, inşaAllah.
Bilmemekle beraber diyor Allah-u Alem ve bilsevap diyor ve açıklıyor Dabbetül Arz-ı. Tabi bilgisayar olarak açıklamıyor yani Ahir zamanda insanlara musallat olacak bir hastalık bir virüs olarak açıklıyor ki bu da bir nevi Dabbetül Arz’dır. Yani Dabbetül Arz’ın bir yönüdür, Dabbetül Arz’ın bir şeklidir ki AIDS virüsü buna tam uyuyor Said Nursi’nin bu izahına çünkü küfrün tuğyanı diyor ve Ye’cüc Me’cüc’e ve anarşiste zemin hazırlayan, sefalete düşen insanlara musallat olacak, dişinden tırnağına kadar yerleşecek diyor. Bir nevi kurt gibi diyor insanları içinden kemiklerini kemirecek diyor. AIDS virüsüne bakıyoruz aynısı, insanın dişinden tırnağından her yerine yerleşiyor hakikaten ve hakikaten insanların dişini kemiriyor ve lisan haliyle konuşacak diyor o yönüyle de uyuyor. Ama bu yönü Dabbetül Arz’dır. Ama Ahir zamanda insanlara Kuran’ı anlatan Dabbetül Arz, Allah-u Alem bilgisayar ve internettir, inşaAllah. Bakın diyor zaten katî kanaatle bunu bilmiyorum diyor ama diğerlerini kati söylüyorum diyor Mehdi konusunu, Hz. İsa konusunu, Deccaliyeti bunları katî söylüyorum diyor. Çünkü görmediğimi yazmadım diyor, gördüğümü yazdım diyor. Ama bunda böyle değil diyor, Dabbetül Arz konusunu böyle değil diyor. Bunu Allah-u Alem böyle olabilir diyor, evet devam et.
OKTAR BABUNA: Allah Hz. İbrahim’i olduğu gibi Hz. Mehdi’yi de inkarcıların bütün tuzaklarından emin bir şekilde güvenliğe çıkaracaktır.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi’yi yakmaya çalışacaklar, onun talebelerini ayırmaya çalışacaklar, talebelerini dağıtmak için Mehdi’yi hapsetmeye çalışacaklar, ona saldıracaklar, onun üzerine gidecekler, Mehdi saklanacak, Gaybetül Suhra, Gaybetül Kübra’dır iki büyük saklanışı, kayboluşu vardır Mehdi’nin, burada amaç Mehdi cemaatini dağıtmaktır. Mehdi cemaatinin dağılmaması, kendisine zarar gelmemesi için tedbir alacak ama Mehdi’nin kaderinde yoktur cemaatinin dağılması. Mehdi’nin öldürülmesi de kaderinde yoktur, yenilmesi de kaderinde yoktur. Mehdi mutlaka yener, mutlaka ezer, mutlaka hakim olur Mehdi’yi durduramazsın. Talebeleri de öyledir ama içlerinde şehit olanlar olacaktır diyor Peygamber Efendimiz. Talebeleri ve münafıklar da çıkacak içlerinden ama dağılmayacaklar, bu mümkün değil. Hz. İbrahim gibi ona ateşe atacaklar her defasında kurtulacak, mesela hapse atacaklar, hapisten gülerek çıkacak, eziyet edecekler gülerek çıkacak karşılarına. İnşaAllah, Hz. İbrahim’de öyleydi attılar ateşe, gülerek çıktı ateşin içerisinden, hiçbir şey yapamayacaklar, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Elleri, ayakları zincirlenecek diye de geçiyor
ADNAN OKTAR: Evet, Mehdi’nin, Deccal diyor onun elini ayağını bağlar ateşe atar diyor fakat ona yine gülerek karşısına gelir diyor. Senin Deccal olduğuna daha çok kanaatim geldi der diyor. Deccal işkence yaptıkça boyun eğmiyor Mehdi, asla boyun eğmeyecektir. Yani diyorlar sen bizim şartlarımızı yerine getir, seninle anlaşalım diyorlar. Ama Mehdi kabul etmez, asla kabul etmeyecektir. Tamamen yeninceye kadar, perişan edinceye kadar küfrü devam edecektir, şefkatle, sevgiyle, ilimle, bilgiyle, sanatla, kültürle, nezaketle, temizlikle, insancıllıkla bu görevini yapacaktır. Kan akıtmayacaktır, uyuyan kişiyi uyandırmayacaktır, damla kan akıtmaz diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v), dünyadan bütün silahları kaldıracaktır, bütün silahları, hiç silah kalmayacak, inşaAllah. İşte mutfak bıçağı falan kalacak, devam et.
OKTAR BABUNA: Mehdi’nin çıkışı ile ilgili hadisler.
ADNAN OKTAR: Ver bakayım. Evet, halk tam zuhurunu umudunu kestiği anda o zuhur edecektir’ diyor, niye ümit kesecekler? İşte falanca diyecek ki o bir şahsı manevidir, kimi de hayal gibidir görünmez, kimi gelip geçmiştir diyecek, kimi sonra gelecek diyecek, kimi Cübbelinin dediği gibi böyle asla olmayacak gibi anlatacak. Üstelik Said Nursi diyor ki, muhal ve tarzda açıklarlar bazı hocalar diyor safdil bazı kişiler diyor, muhal tarzda açıklarlar avam-ı mümine zarar verirler diyor Müslümanlar, yani asla olmayacak gibi açıklarlar diyor açıklarlar ve imanlarına zarar verirler diyor. Çünkü adam bilir ki öyle bir Mehdi gelmez yani sesiyle kaleleri yıkacak, bir anda gökyüzü altından yerden fışkıracak, Adriyatik Denizi kuruyacak, deniz donacak, biliyor ki böyle bir Mehdi gelmez, böyle bir şey olmaz çünkü Kuran’a uygun değil bu, hiçbir Peygamber de olmamış, gökyüzü bütün meleklerle kaplanacağı olmayacağı belli. Muhal surette anlatırlar halka avam-ı mümine zarar verirler diyor, imanına zarar veriyor. İnsan bu sefer adam tabi ki imanını kaybediyor, inanamıyor böyle bir şeyin olmayacağını bildiği için, inanıyor gibi görünmesi gerekecek, o da olmuyor, halbuki hakikatinin anlatılması gerekiyor, doğrusunun anlatılması gerekiyor. Onun için ben bunu açıkladım diyor, 5.nci Şua’da bu konuları açıklıyor Said Nursi Hazretleri. Yani bu tehlikeleri ortadan kaldırmak için ben bunları açıklıyorum diyor. Halka zarar veriyorlar diyor, insanların imanlarını gitmesine vesile oluyorlar diyor. Bir kısmı ise enaniyeti kavi olan, cahil olan da inkar cihetine gider diyor, enaniyeti kavi, yani enaniyeti iyice kendini beğenmiş olan kişiler de diyor, imanı zayif, bak zayıf demiyor zayif kendi diliyle zayiyf fakat enesi kavi, iman zaifse ene getiriyor kendini beğenmişlik. Onlar tamamen inkar cihetine gitmişlerdir diyor tamamen. Bir kısmı da eskide çıkmış gitmişlerdir diyor, onun çok güzel bir dili var, eskiden demiyor eskide çıkmıştır derler diyor, bir kısmı da muhal tarzda açıklarlar diyor. Mesela örnekler veriyor hani taş şeyin dibini buldu derlerdi ya biliyor musun o hadisi?
OKTAR BABUNA: Bilmiyorum hocam
ADNAN OKTAR: Cehennemin dibini buldu şu anda diyorlar, bilmiyorsun?
OKTAR BABUNA: Biliyorum hocam, Hz. Peygambere birinin öldüğünü haberi veriyorlar, O da ölümüyle birlikte bir taşın yuvarlandığı cehenneme,
ADNAN OKTAR: Cehenneme; bir gürültü işitiyorlar, bütün sahabeler otururken Peygamberimiz (s.a.v) bir gürültü duyuluyor yani gök gürültüsü gibi bir gürültü duyuluyor, Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki, 70 yıldır Cehennemin dibine giden taş diyor şu an cehennemin dibini buldu diyor, o taş diyor cehenneme çarptı, onun sesi bu diyor. Biraz sonra sahabelerden biri geliyor ve diyor ki, falanca münafık öldü efendim diyor ve belagatle diyor bunu anlattığını sahabeler gördü diyor, anlaşıldı mı. Evet, anlaşıldı mı. Yani bir teşbihle anlatmış oluyor. O gürültüyü ona yorarak, anlaşıldı mı. Halbuki biliyor, cehenneme gitmiş. Tabii ki bu zahir anlamı üzerine değil, yani cehennemin dibine bir taş düşmüş de değil. Fakat o münafığın cehenneme gittiğini müteşabih anlatıyor. Bu şekilde hadisleri, bir kısım insanlar diyor, değiştirerek, yani zahir anlamlarını anlatarak avam-ı mümine de zarar veriyorlar diyor ve başka örnekler de vermiş, fakat ben; Kuran’da da ayet vardır, değil mi? “Allah’ın ipine sıkı sıkı sarılın” der Cenabı Allah ayette. Bu bizim bildiğimiz bir ip değil, Kuran’a sarılın anlamındadır, inşaAllah. Ama cahil insanlar diyor ki, bu zahir anlamınadır, biz ayetin anlamını değiştiremeyiz, bir ip vardır biz buna sarılacağız diyor. Kardeşim insaf yani. Artık insaf yani, devam et. Bak çok güzel bir hadis var, oku bakalım.
OKTAR BABUNA: İnsanlar Hz. Mehdi (a.s.)’dan önce çekinecekler, sonra adeta koşarak ona tâbii olacaklardır. Koyunların…
ADNAN OKTAR: Hadis şimdi başlıyor. Evet oku.
OKTAR BABUNA: “Koyunların çobanlarından kaçması gibi, insanlar ondan, Hz. Mehdi’den kaçacaklardır.”
ADNAN OKTAR: Bak, koyunların çobanlarından kaçması. Onların, çoban lideri olacak ama ürküp kaçacaklar diyor. Aman diyorlar ismini duyunca, aman bana müsaade. Mehdi’nin sayısının az olmasının nedeni odur. Yani insanlara çok garip görünecek. Hz. Hızır gibidir diyor Peygamberimizi (s.a.v.). Yani zahiriyle batını farklı, insanlara garip gelecek, yanlış yaptığını zannedecek, halbuki doğru. Kuran’a da uygun-sünnete de uygun, Kuran’a da uygun, sünnete de uygun. Ama aksi yapıyor zannedecekler, ters yapıyor tavırlarından. Doğru tavırda bulunmuyor zannedecekler. Ve o yüzden kaçacaklar, buna işaret ediyor hadis. Bir daha oku hadisi.
OKTAR BABUNA: ‘Koyunların çobanlarından kaçması gibi, insanlar ondan, Hz. Mehdi’den kaçacaklardır.’ Hz. Mehdi’den; “Daha sonra insanlar, her yerde bir ıslahatçı aramaya başlarlar. Ancak ondan başka kendilerine yardım edecek birini bulamadıklarından ona koşmaya başlarlar.”
ADNAN OKTAR: Başka normal bir insan bulamayacak insanlar ahir zamanda. Yani, mesela, birine gidecek bir anormal yönü var, öbürüne gidecek başka bir anormal yönü var. En akıllı, en mantıklı, en tutarlı, en güzel, en isabetli, en sevecen, en insancıl, en genel kültürü güçlü, insanları kucaklayan, en demokrat, sevgiyi, barışı, kardeşliği en mükemmel anlatan kişi olarak onu bulacaklar. Ve dikkat edin, ona mecbur olacaklar. O olmadan ne hayat pahalılığı duracak, ne belalar duracak, ne ekonomik kriz, hiçbir şey durmayacak. Onu anlayacaklar ki, ondan başka bir kurtuluşları yok, mecbur oldukları için ona gelecekler. O da kabul etmeyecek, 3 ayrı hadis var, asla kabul etmez. Liderliği de kabul etmez, Mehdiliği de kabul etmez. Zorla diyor Peygamberimiz kabul ettirilecek. Zor kullanarak kabul ettirilecek. Ki o zaman sorumluluğu olmamış olacak. Çünkü eğer kendisi kabul ederse bütün ümmetin sorumluluğu üstüne olur. Ama zorla olursa sorumluluğu olmamış oluyor. Hatta bütün herkesin diyorlar günahı, bu insanların çektiği acı, bu belaların hepsi boynuna olsun diyorlar; eğer kabul etmezse. Yani hepsinin getireceği günah senin üzerine kalsın diyorlar, beddua ediyorlar. Yani beddua demeyeyim, Allah affetsin öyle demeyelim de. Tehdit ediyorlar evet, manevi baskı yapıyorlar. O şekilde kabul edecektir inşaAllah.
İnşaAllah, getir onu. Gaybetiyle ilgili hadisler var, şunları okuyabilirsin.
OKTAR BABUNA: Hayatının belirli bir döneminde Hz. Mehdi toplum içerisine çok çıkmayacak çok az sayıda kişiyle görüşecektir. Şimdi hadisi okuyorum inşaAllah, ‘Bu emrin sahibi Hz. Mehdi (a.s.) mutlaka gaybete çekilecek ve gaybetinde de mutlaka halktan uzaklaşacaktır.’
ADNAN OKTAR: Gizlenecek, evet gizlenecek. Evet devam et.
OKTAR BABUNA: Hz. Hüseyin bin Ali (a.s.) şöyle buyurur: ‘Hz. Mehdi (a.s.) bir müddet gözlerden kaybolacaktır.’
ADNAN OKTAR: Kim söylüyor?
OKTAR BABUNA: Hz. Ali, Hz. Hüseyin, Hz. Hüseyin bin Ali.
ADNAN OKTAR: Hz. Hüseyin, maşaAllah. Bir müddet gözlerden kaybolacak, müddeti Allah biliyor. ‘Hz. Mehdi, gizlice ve aniden zuhur edecektir.’ İşte o Müslümanların onu başa getirmesi inşaAllah. ‘Mehdi onların arasında dolaşır, pazarlarda gezer, onların bastığı yerlerden geçer ama onlar onu, Mehdi’yi tanımazlar.’ Yani sokaklarda gezecek, bak çarşılarda da gezer diyor. Pazarlar da gezer diyor. Onların bastığı yerlerden geçer ama onlar Hz. Mehdi’yi tanımazlar.’ ‘Hz. Mehdi (a.s.) ayakta olacak, dünyanın yollarında yürüyecek, evlere ve saraylara girecek, dünyanın doğusunu ve batısını gezecek, sözler duyacak, cemaate selam verecek, hep görecek ama insanlar onu görmeyecek diyor. Fark edemeyecek insanlar inşaAllah. Tamam sen okudukça zaman zaman keserek açıklayabilirim inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnsanlığa açıklamasını veriyorum, insanların Hz. Mehdi’yi tanıyamamalarının bir hikmeti de Allah’ın Hz. Mehdi Aleyhisselam üzerindeki korunmasındandır, hadis ama Allah halkın nefislerindeki zulmü, cefası ve israfı yüzünden onu Hz. Mehdi (a.s) ı halktan gizleyecektir.
ADNAN OKTAR: Neden gizliyor Cenab-ı Allah, bir daha söyle.
OKTAR BABUNA: Allah halkın nefislerine karşı nefislerindeki zulmü, cefası ve israfı yüzünden onu Hz. Mehdi (a.s) ı halktan gizleyecektir.
ADNAN OKTAR: Nefislerine zulmediyor değil mi insanlar, sevgisizlikle, değil mi gaddarlıkla, bir kısmı insanların böyle ve israf, muazzam bir israf var şu an ve ekonomik krizin ana nedenlerinden biri de budur, sevgisizlik ve israf. Bu dönemde Allah Hz. Mehdi’yi gizliyor çıkartmıyor normalde kurtuluş o ama Allah kurtartmayacak önce iyice o acıyı görecekler insanlar zorlukları görecekler yani Mehdi’nin değerini anlayacaklar, kıymetini anlayacaklar. Yalvararak isteyecekler o zaman göreve gelmesini, öbür türlü olmaz. Cenab-ı Allah o şartları oluşturacak inşaAllah yani ekonomik krizin nedeni de budur ve asla durmaz ekonomik kriz söyleyeyim dünyanın hiçbir yerinde durmaz ve ne yaparlarsa yapsınlar durmaz ve dünya tarihinde olabilecek en büyük ekonomik krizdir. Kendileri de dünya böyle bir kriz görmedi diyorlar, durduramazlar, sebebi bilinmiyor. Sebebi Hz. Hızır’ın görev başında olmasıdır. Hz. Hızır yönetiyor, evet devam et.
OKTAR BABUNA: Doğudan bir grup Mehdi’nin çıkışı için ortam hazırlayacaktır, hadis; Abdullah bin el Hares bin Cari Ez Zabidi’den dedi ki; Allah Resulu (s.a.v) şöyle buyurdu, doğudan bir grup insan çıkacak ve Mehdi için yani hükümdarlığı için ortamı hazırlayacaklardır.
ADNAN OKTAR: Manevi hükümdardır yani Mehdi öyle siyasi hükümdar değildir yani manevi liderdir. Onu sevgi yönüyle, muhabbet yönüyle insanlara hükümdarlığı var yoksa öyle siyasi, askeri bir lider olmayacak ama sözü geçen, sözüne itibar edilen manevi lider olacak. Yani onun kanaati çok önemli olacak, çok değer verecekler. Yoksa oturup gidip Başbakanlık yapmak, cumhurbaşkanlığı yapmak onlarla ilgilenmez Mehdi. Evinden yönetecek diyor çünkü, evinden yönetecek, sevgiyi, muhabbeti insanlara öğreten bir öğretmendir Mehdi. Allah’ı sevdiren bir öğretmendir, yani o yönüyle bir tavrı olmayacaktır. Mesela kavgaları durduracaktır, anarşiyi durduracaktır, ekonomik krizi anında çözecektir. Mesela PKK sorunu hiçbirşey kalmaz, hiç yani inanın 10 saat- 12 saat bile sürmez. Hani böyle pirelere DTD yapıyorsun deli gibi kaçıyorlar ya, pirelere DTD yapılmış gibi olur yani sürat tahmin edemeyeceğiniz derecede çabuk olur inşaAllah yani sıkı mı yani öyle bir konu olsun. Nefesi gölgesi yeter yani inşaAllah. Evet, Mehdi’nin diyor sırtı ve karnı döve döve genişletilir, ona muazzam saldırılar olacak, insanlar, evet oku başından sonuna kadar oku.
OKTAR BABUNA: Mümin şahıs Hz. Mehdi Aleyhisselam Deccal’i görünce Ey insanlar Resulullah’ın zikrettiği Deccal işte budur der.
ADNAN OKTAR: Yani Mehdi darwinizm’in, materyalizm’in deccaliyet olduğunu söyleyecek yoksa Deccal kastedilen Deccal Darwin’dir. Yani yapısı, sakallarının şey gibi karmakarışık olması çalı gibi olması görünümü tam Deccal’e uygundur. Yaptığı tahribat, çünkü 250 milyonun üzerindeki insanın katledilmesine ve milyonlarca Müslümanın şehit edilmesine sebep olmuştur inşaAllah. Ve muazzam binaların yıkılmasına, evlerin, sanayi tesislerinin medeniyetlerin yıkılmasına sebep olmuştur. Biliyorsun şehirler yerle bir oldu, muazzam bir tahribat oldu, bunun ana kökenine indiğimizde Darwin’i görürürüz, Darwin ve darwinizm’i görürüz, komünizm’inde faşizmin de kökeninde o vardır, evet devam et.
OKTAR BABUNA: Ey insanlar, Resulullah’ın zikrettiği Deccal işte budur der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de o zat karnı üzerine uzatılır, arkasından onu alın da yaralayın der. Artık o zâtın sırtı ve karnı döve döve genişletilir.
ADNAN OKTAR: Yani bu, Deccaliyet artık adamlarını onun üzerine salıyor, bu devrin Deccaliyeti nedir? İddia edilen Ergenekon örgütü, masonluk ve masonların emrinde olan bir kısım kişiler değil mi? Toplum içerisinde görevli, gizli kişiler. Onlar Mehdi’yi manen yıkmak için saldıracaklar, bir manevi saldırı anlatılıyor burada yoksa sırtı döve döve genişletme o anlamda değildir yani bir insanın sırtı döve döve genişletilirse ölür zaten. Ona saldırdıkça onun namı, şanı yayılacak, Mehdi’ye saldırdıkça, basın saldıracak, televizyonlar saldıracak, sokaktaki insanlar saldıracak, onun adı her yerde dillenecek, saldırıldıkça onun şanı ve gücü genişleyecek, herkes duyacak kastedilen budur. Ama cahil bir hocayı dinlesen, sırtına vura vura hakikaten metrelerce genişleyecektir yani o anlamda değil öleceğini çocuk olsa bilir, evet devam et.
OKTAR BABUNA: Bu sefer Deccal onu iki eli ve iki ayağıyla yakalar da fırlatır atar
ADNAN OKTAR: Demek ki elleri kelepçelenecek Mehdi’nin ayakları zincirlenecek, ayakları da kelepçelenecek, hem ayaklarında kelepçe olacak hem ellerinde kelepçe olacak hadis bunu belirtiyor ahir zamanda bu olacak inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, insanlar Deccalin onu bir ateş içine attığını sanırlar halbuki o bir cennet içine atılmıştır.
ADNAN OKTAR: Mesela hapise atılıyor ama o onun için bir cennet. Çünkü cennetine vesile oluyor orası. İlmi artıyor, ruhaniyeti artıyor, içi açılıyor, feyzi artıyor, bereketi artar. Hapishane ruha gıdadır, beyni açar, ruhu açar, sevgi derinliği artar insanın faziletleri artar, manevi gözü açılır. Said Nursi’nin bu kadar güzel eser yazmasındaki sebep nedir? Ana sebeplerden birisi sürekli hapiste olmasıdır. 30 yıl hapiste yatmıştır ve 30 yıl içerisinde bu Risaliye Nur külliyatını yazmıştır. Aşkın, ruhaniyetin, derinliğin en ziyade geliştiği çile yerleridir. Çile olmadan ruhaniyet gelişmez, aşk gelişmez. Çile olmadan aşk olmaz, her aşık çileden geçer, aşığın vasfıdır. Çile yoksa aşk da yoktur. Çileyi bilmeyen dun olur yani küt olur kafası, kafasında kabz hali olur bu tip olaylar adrenalin etkisi yapar, ruhunu açar. Mehdi’nin de feyizler ve bereketle donanmasına ve cennetine vesile olacaktır hapishane.
Evet, Caferi Sadık’tan bir hadis, Azerbaycan’ın işgali ile ilgili evet oku.
OKTAR BABUNA: Ebu Basi der ki, İmam Ebu Abdullah Caferi Sadık (a.s) şöyle buyurdu, babam bana şöyle buyurdu, Azerbaycan’dan mutlaka bir ateş çıkacaktır ve hiçbir şey onun karşısında duramayacak, böyle bir şey olunca evinizde oturun, biz ne yaparsak siz de onu yapın yani biz evde otururken sizde evde oturun. Bizim kıyam edenimiz Hz. Mehdi (a.s) hareket ettiğinde süratle ve hiç durmadan ona koşun.
ADNAN OKTAR: Ne demek? Hz. Mehdi devrinde Azerbaycan’da işgal olacak, dağlık Karabağ işgal edildi, biliyorsunuz mason olan Ermeniler ve kandırılmış faşist Ermeniler Azerbaycan’lı kardeşlerimizi şehit ettiler veonbinlerce insanımız şehit edildi ve o toprak parçası işgal edildi. Hadis ne diyor? Mehdi devrinde Azerbaycan’da kan akacak, ateş olacak. Her yeri yaktılar, evleri yaktılar ve bir ateş yayılmış oldu. Ama ben mazlum Ermeni halkını tenzih ederim. Ben içlerindeki faşist köpekleri kastediyorum ve zalimleri kastediyorum, bir avuçtur o alçaklar. Ateist, mason yönetiminde olan satılmışlardır onlar ayrı, yoksa ermeni anneler, babalar, çocuklar anormal şirindir, çok güzel insanlardır Ermeniler yani ruhen de fizik olarak da çok güzellerdir Ermeniler. Ve sanatçı bir millettir. Milleti sadıkadır onlar bizim canımız, ciğerimiz bir avuç katil yüzünden biz onlara öfke duymayız. Biz onları ayırmayı biliriz. Ama gidip de katillerin de... tabi katillerde kalmadı ortada yani biz de yani onların gidip kemiklerini sayıp mesela bir ara böyle kemik saymaya kalktılar karşılıklı kemik sayma ondan vazgeçtiler. Dedim bak, ayıptır yapmayın bunu dedim yanlıştır bu. Sevgiye dostluğa biz niyet etmişiz, birleşmek amacındayız, kemik saymak ne demek bu neyi getirir arkasından.Yani senin kemiğin mi daha çok, benim kemiğim mi daha çok bu neyi getirir, her kemik çıkışında bir garip durum olacak. O devirde olmuş bir şeyler, biz affediyoruz, hakkımızdan vazgeçtik. Bizim büyükelçilerimizi de şehit ettiler. Kardeşlerimizi şehit ettiler. Ermeni halkı mı yaptı bunu? Ermeni anneler, babalar mı yaptı? Oradaki çocuklar mı yaptı? Bunu bir avuç köpek faşist yaptı. Biz onlara gani gani hakkımızı helal ediyoruz kardeşlerimize biz Ermenilere canımız gibi seviyoruz. Onlar bize Allah’ın emaneti bir avuç köpeği biz kenara iteriz. İntikam almak niyetinde de değiliz. Ama uzak dursunlar, hepsini kucağımıza, bağrımıza basıyoruz biz Ermenilerin kardeşimiz, biz kapıları açmak üzereyiz. Anahtardır orası, açıldı mı, Azerbaycan, Türkistan, Kazakistan sıradan gideceğiz Allah’ın izniyle. Bu taraftan da Suriye ve Irak cihetinden taa Libya’ya kadar Allah’ın izniyle, bütün Afrika’ya. Bu yüzyıl İslam’ın yüzyılı Cübbeli ne derse desin, biz İslam’ın bu yüzyılda hakim olacağını söylüyoruz. O hakim olmayacak diyor, biz de hakim olacak diyoruz. Evet başka hadisler varsa oku.
OKTAR BABUNA: Talebeleri var.
SUNUCU: Bu arada son 5 dakikanın içindeyiz.
ADNAN OKTAR: O zaman, evet şu yerli kanalları bir daha bir say teker teker çünkü Anadolu’nun ismini duydukça o güzel şehirleri duydukça kardeşlerimin, içim açılıyor. Çok hoşuma gidiyor. İsimlerini bile duydukça hoşuma gidiyor.
SUNUCU: Evet bugünkü programımız Adnan Oktar’la Başbaşa programı 32 kanalda yayınlandı.Bu kanalların isimlerini hemen okumak istiyorum. Siirt kanal 56,
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Siirt bak benim aslanlarım Güneydoğu halkı çok mübarek, çok muhteremdir. Hepsine selam ediyorum. Bağrıma muhabbetle basıyorum hepsini bütün Güneydoğu Anadolu’yu, tüm Karadeniz’i, Tokat, Turhal, bütün hemşehrilerimi, hepsine selam ediyorum. Sevgi gösteriyorum. Bütün Anadolu’ya, Osmaniye’ye, aslan yatağıdır Osmaniye, yani bütün Anadolu gibi, hepsine selam ediyorum. İnşaAllah
SUNUCU: Çağdaş tv Karaman, Amasya tv ART, MRT Osmaniye, Süper tv İnegöl, CRT Ceyhan, Destan tv Kütahya, Iğdır tv, Elbistan tv Kahramanmaraş, Kırıkhan tv Hatay, Karahisar tv, Konya tv, NRT Gaziantep, Tokat Safa tv, Mardin kanal 47, İzmit haber 262, Yenice tv Bursa, BRT Hatay, Kanal Malatya, Can tv Diyarbakır, İstiklal tv Mersin, Can tv Erzincan, kanal 55 Samsun, Trabzon tv, Otağ tv, Kapadokya tv, Gözde tv Samsun, Öz Ege Uşak, Mega tv Diyarbakır, Kanal G Giresun, Kanal 23 Elazığ, Tokat kanal 60, ayrıca Kanal 35, Kral Karadeniz ve Haber Hilal kanallarının internet sitelerinden de canlı olarak yayınlandık.
ADNAN OKTAR: Sizin içiniz açılmadı mı şu şehirlerin ismini sayılınca. Anadolu boydan boya hepsi mübarek insanların olduğu böyle aşkın, sevginin, muhabbetin çok yoğun olduğu, insan sevgisinin çok yoğun olduğu, mübarek bir memleketteyiz. Hepsine selam ediyorum. MaşaAllah.
SUNUCU: MaşaAllah, aleyküm selam, evet ne yazık ki programımızın sonlarına gelmiş bulunduk. Son sözlerinizi de almak isterim sizlerden.
ADNAN OKTAR: Son sözler... Oktar Hocam ilim deryası MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR: İkisi de çok sevimli .
SUNUCU: Bugün Cihat Bey hiç konuşmadılar.
ADNAN OKTAR: Ama onu bir konuşturacağız, tam konuşturacağız. Şimdi o hazırlanıyor. Göreceksiniz, yani o derya normalde, çok güzel şeyler anlatacak.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: Güzel bir çağdayız, güzel bir toplumuz, bizim Anadolu’muz Karadeniz, Antalya, Ege, İzmir, Diyarbakır, Mardin, Malatya bak içimiz açılıyor, nereyi, hangisini duysam her yeri ayrı bir güzel, kasaba, kasaba ayrı bir güzel. Edirne, Trakyalılar kendilerine ait hoş bir üslupları vardır biliyorsunuz. Dünya güzelidir bizim insanlarımız, insan sevgisini bütün dünyaya öğretecekler, dünyanın okuluyuz biz ahlak okuluyuz. Dünyanın en mükemmel insanları bizde, en güzel dindarlar bizde, en güzel Müslümanlar bizde, gidin sorun Suudi Arabistan’a İslamiyeti en güzel, en temiz kim yaşıyor diye; Türkler diyorlar, Türkiye diyorlar. Takvada üstünlük bu normal, güzel bir şey bu yani, biz ırk üstünüyüz demiyorum, kan üstünüyüz demiyorum, ahlakımız güzel Elhamdülillah, millet olarak Anadolu. Aman bu tabi güzelliği de bozmasınlar beton yığını da yapmasınlar oraları o doğal Osmanlı kültürünü, Osmanlı mimarisini muhafaza etsinler, bağlık, bahçelik olarak muhafaza etsinler. Çünkü Mehdi zuhur etti, herhalde o da öyle güzellikler isteyecektir bizden. Ki kat kat fazlasını isteyecektir. Cennete çevirecek memleketi göreceksiniz. Bütün İslam alemini cennete çevirecek, Allah Allah diyecek insanlar bu hayat ne kadar güzelmiş, dünya böyleyse ahiret kim bilir nasıldır diyecek İnşaAllah.
Oktar Hocam sen de kısa bir şey söyle. Doktor Hocam asıl sana bu sefer de bir haksızlık yaptık, böyle gidiyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfurullah
OKTAR BABUNA: Çok büyük müjdeler, inşaAllah Adnan Bey bitmesini istemiyoruz hakikaten programının. Çok güzel bir dönem MaşaAllah çok müjdeli, güzel ahlakın, barışın, kardeşliğin, adaletin ve Hz. Mehdi’nin liderliğinde İnşaAllah, Hz. İsa’nın da zuhuruyla ululazim bir peygamber İnşaAllah çok güzel bir dönem geliyor İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: O güzeller güzelini kucaklayacağız Hz.İsa’yı. Herkesin yüzlerini mesh edecek, o ne güzel Mesih, o bembeyaz güzel elleriyle herkesin yüzünü mesh edecek çok zariftir elleri Hz. Mehdi’nin de Hz. İsa’nın da, birbirlerine çok benzerler İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet ahir zamanda yaşıyoruz. Bu hadislerle çok kesin ve net bir şekilde ortaya konmuş durumda. Birbiri ardınca gerçekleşen olaylar bunun ispatı İnşaAllah. Bu ahir zamanda gerçekleşecek olan olaylar Hz. Mehdi’nin gelişi, Hz. İsa’nın geri dönüşü, İnşaAllah bununla müjdeleşip sevinmemiz gerekiyor. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Evet son olarak... Allah’a hamd olsun Allah Cenab-ı Allah bizi Kur’andan ayırmasın, Kur’an ahlakından ayırmasın, Allah bütün milletimizin hidayetini artırsın. Hepsine cennet nasip etsin. Allah’ı çok sevelim. Allah’tan çok korkalım. Çok samimi olalım. Kuran’a sünnete tam bağlanalım İnşaAllah. Sevecen bir üslup içerisinde olalım. Mezhep ayrılıklarından şiddetle kaçınalım. Aleviler aslandır bak altını çizerek söylüyorum. Bektaşiler çok temiz muhterem insanlardır. Caferiler olsun yine onlar da çok mükemmeldir. Vehabiler bunlar tertemiz muttaki insanlar. Sakın mezhep ayrılıkları Müslümanları bölmeye kalkmasınlar, ayrıca fikir ayrılıkları da çok normaldir. Solcu kardeşlerimiz olur, sosyalist olur, mason da olabilir hepsi bizim vatanın evlatlarıdır. Şefkatle bakarız, hepsine fikir özgürlüğü verilmelidir ve verilecektir fikir özgürlüğü dostane ve kardeşçe güzel bir ortam olacaktır İnşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah. Evet sayın seyirciler ne yazık ki bir Adnan Oktar’la Başbaşa programının daha sonuna geldik. Tekrar görüşünceye dek hoşçakalın efendim.