MUHABİR: İyi akşamlar sayın seyirciler, Samsun Aks ve Ekin Türk kanallarında ortaklaşa yayınlanan “Adnan Oktar’la Baş Başa” programına hoş geldiniz. Evet, konuklarımız da burada. Sayın Adnan Oktar, Sayın Oktar Babuna ve Sayın Cihat Gündoğdu bizlerle birlikte. Doktorlarımız da bizlerle birlikte bu akşam, hoş geldiniz diyorum öncelikle hepinize.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.
CİHAT GÜNDOĞDU: Hoş bulduk.
OKTAR BABUNA: Hoş bulduk.
ADNAN OKTAR: Sen de hoş geldin.
MUHABİR: Evet, bir sürü soru var izleyicilerimizden, adeta soru yağıyor demek doğru.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
MUHABİR: Nasıl yapalım buyurursunuz, önce sorularımızdan mı başlayalım?
ADNAN OKTAR: Estağfirullah, estağfirullah.
MUHABİR: Veya konuşmanın içinde mi değerlendirelim sorularımızı?
ADNAN OKTAR: Öyle yapalım, konuşmanın içinde değerlendirelim. Önce Müminlerin kardeş olmasının üzerinde duralım. Biliyorsunuz, diğer mezheplere karşı öfke duyan, onlara karşı işte Mehdi onları pırasa gibi doğrayacak diyen zihniyete karşı, Kur’an ayetleriyle Müslümanların birbirlerine ne kadar sevgi dolu olması gerektiğini bir anlatalım.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oktar hocam, sen oku bu ayetleri, ben sonra şerh edeyim inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım.
“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah’tan korkup sakının. Umulur ki esirgenirsiniz.”
ADNAN OKTAR: Müminler kardeş değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: La ilahe illa Allah Muhammeden Resulullah diyen insanlar, mümin oluyor ve kardeşler.
OKTAR BABUNA: Evet, inşaAllah
ADNAN OKTAR: Müminlerin arasını bozmak, mezhep ayrılıklarıyla, şunla bunla falan ayırmak haram değil mi?
OKTAR BABUNA: Haram, evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ondan dolayı bir öfke duymak, ondan dolayı bir işte pırasa gibi doğrayacak demek, bunlar olmaz, bunlar haram.
OKTAR BABUNA: Evet haram.
ADNAN OKTAR: Müslümanların arasını düzeltmekse farz.
OKTAR BABUNA: Farz evet, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Birleştirici olmak değil mi, Kur’an ayetine göre bunun doğru olduğu anlaşılıyor. O ayeti bir daha oku.
OKTAR BABUNA: ‘Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup’…
ADNAN OKTAR: Küskünse, dargınsa veyahut mezhep, cemaat ayrılıklarından dolayı aralarında bir husumet varsa aralarını bulup düzelteceğiz değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu farz, ayırmak da haram. Bunu yapan da günaha girmiş olur.
OKTAR BABUNA: Evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, devam et.
OKTAR BABUNA:“Allah’a ve Resulüne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız gücünüz gider. Sabredin, şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
ADNAN OKTAR: Çekişip birbirinize düşmeyin diyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Mezhep ayrılıklarıyla, cemaat ayrılıklarıyla, tarikat ayrılıklarıyla birbirine düşmeyecek müminler. Bir daha oku ayeti.
OKTAR BABUNA:“Allah’a ve Resulüne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız gücünüz gider.”
ADNAN OKTAR: Çözülüp yılgınlaşırsınız, yani maddi manevi gücünüzü kaybedersiniz. Bugün İslam alemi maddi manevi gücünü geniş çapta kaybetti mi?
OKTAR BABUNA: Kaybetti.
ADNAN OKTAR: Niye kaybetti?
OKTAR BABUNA: Çekiştikleri için İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Birbirlerine düştükleri için. Kurtuluş nedir? Birbirlerini sevmeleri, beraber olmaları; o zaman Allah’ın rahmeti, bereketi, değil mi onların üzerine olacak. Müslüman kardeşlerimizin üzerine olacak, hepimizin üzerine olacak.
OKTAR BABUNA: Evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ayrılıp dağılmaya karşı Müslümanlar, var güçleriyle mücadele edecekler, birleştirici olacaklar. Kur’an, bu hakikate dikkat çekiyor.
OKTAR BABUNA: Dikkat çekiyor evet.
ADNAN OKTAR: Devam et.
OKTAR BABUNA:“Şüphesiz Allah, kendi yolunda sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever.”
ADNAN OKTAR: Lehimlenmiş gibi değil mi? Müslümanlar birlikte hareket edecekler. Mezheplere, cemaatlere, tarikatlara ayrılarak birbirleriyle çekişmeleri haram.
OKTAR BABUNA: Haram evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mezhebi olsa bile, cemaati olsa bile, tarikatı olsa bile ne yapacak? Omuz omuza, değil mi, kenetlenerek gayret edecek. Birbirlerini sevecekler, koruyup kollayacaklar, saygı duyacaklar, birbirlerine güvenecekler. Husumet olmayacak değil mi?
OKTAR BABUNA: Olmayacak, evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Birlik farz, ayrılık haram; evet devam et.
OKTAR BABUNA: “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın, dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz, O kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz, Onun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye Allah size ayetlerini böyle açıklar.”
ADNAN OKTAR: Evet, şeytandan Allah’a sığınıyorum. Şimdi ayet ayet oku, yani tamamını değil de, ayet ayet oku.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, şeytandan Allah’a sığınırım. ‘Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın.’
ADNAN OKTAR: Allah’ın ipi nedir? Kur’an. Ve Resulün sünnetidir. Sıkı sıkı sarılmak ne demek? Kur’an ahlakını tam benimsemek ve yaşamak, evet.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. ‘Dağılıp ayrılmayın’.
ADNAN OKTAR: Bakın, dağılıp ayrılmak haram değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Devam et.
OKTAR BABUNA:‘Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın.’
ADNAN OKTAR: Evet devam et.
OKTAR BABUNA: ‘Hani siz düşmanlar idiniz O kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz Onun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız.’
ADNAN OKTAR: Evet, Mehdi devrinde bu düşmanlıklar ortadan kalkacak. Kur’an ayeti buna işaret ediyor aynı zamanda. Resulullah zamanında da olmuştu bu, ahir zamanda da olacak. Müslümanlar birbirlerini kardeşi gibi görecekler, birbirlerine çok sevgi duyacaklar, koruyup kollayacaklar. Buğzlar, düşmanlıklar, hasetleşmeler kalkacak İnşaAllah. Evet.
OKTAR BABUNA:“O, dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye dinden Nuh’a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimizi sizin içinde teşri etti (bir şeriat kıldı). Senin, kendilerine çağırdığın şey müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.”
ADNAN OKTAR: Şimdi ayet ayet oku.
OKTAR BABUNA:‘O, dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye dinden Nuh’a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimizi sizin içinde teşri etti.’
ADNAN OKTAR: Dinde ayrılmayı yasaklıyor değil mi Cenab-ı Allah?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ve düşmanlığı da yasaklıyor. Bu ayet ona bakıyor. Evet.
OKTAR BABUNA: ‘Senin, kendilerine çağırdığın şey müşriklere ağır geldi.’
ADNAN OKTAR: Bir olalım, beraber olalım, kardeş olalım, Kuran’a tabi olalım diyor Peygamber, müşriklerin ağırına gidiyor. Evet.
OKTAR BABUNA: Evet. ‘Allah dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.’
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, samimi olarak yönelen değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, evet İnşaAllah. “Kendilerinden önce, o yurdu –Medine’yi- hazırlayıp, imanı gönüllerine yerleştirenler ise hicret edenleri severler. Ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç arzusu duymazlar. Kendilerinde bir açıklık olsa bile, kardeşlerini öz nefislerine tercih ederler. Kim, nefsinin cimri ve bencil tutkularından korunmuşsa işte onlar felah kurtuluş bulanlardır.”
ADNAN OKTAR: Mümin, maddi manevi kardeşini koruyup kollayacak. Maddi imkanlarını da sunacak, manevi imkanlarını da sunacak, onu kardeşi gibi bilecek. Öz kardeşinden daha üstün görecek hatta, değil mi? Sevgiyle bağrına basacak İnşaAllah. Tabi öz kardeşi de müminse onu da çok sevecek, değilse mümin olması için gayret edecek. Evet devam et.
OKTAR BABUNA: Evet İnşaAllah. “Bir de onlardan sonra gelenler derler ki: ‘Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma.”
ADNAN OKTAR: İman edenlere karşı, Müslümanların kalbinde kin olmayacak, nefret olmayacak. Pırasa gibi doğramak, yok ıspanak gibi doğramak, Müslümanın ağzına bunlar yakışmaz. Müslüman, coşkuyu, muhabbeti, sevgiyi ısrarla savunacak ve bunu yaşayacak. Aksi haramdır. Müslüman sevgi insanıdır, tutku insanıdır, muhabbet insanıdır, aşk insanıdır. Allah aşkıyla kalbi coşkuyla doludur ve bunu etrafına yansıtır. Bir tek insanlara değil, hayvanlara da, bitkilere de değil mi, Allah’ın yarattığı her şeye karşı kalbinde bir sevgi, muhabbet ve şefkat olur.
ADNAN OKTAR: Bunu okudun.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Sorumuz nedir?
MUHABİR: Sorularımıza geçelim, ancak bu akşam haberlerde izlediğim bir konu üzerine ben çok merak ettim görüşünüzü, yöneltmek istiyorum izin verirseniz.
ADNAN OKTAR: Sor tabi sor.
MUHABİR: Suçu kanıtlanmıştır veya kanıtlanmamıştır, o adli süreci tam bilmiyorum ama isim de vermeyelim, bir bey. Uyuşturucu suçundan, uyuşturucu bulundurmak veya satmaktan, başını kaçırdım. Yakalanıyor bir operasyonla, gözaltına alınıyor falan, fakat aynı zat bir de cami yaptırıyor.
ADNAN OKTAR: Evet
MUHABİR: Bu sefer bölgede röportaj da yapmışlar. İnsanlar arasında böyle bir şey olmuş, yani hem günah bir şey yapıyor, hem de aynı zamanda da cami yaptırmış. Şimdi bu insanın yaptırdığı camiye gidip ibadet etmek olur mu olmaz mı? Bunu tartışıyorlardı, çok da dikkatimi çeken bir konu oldu. Benim kişisel fikrim, tabi ki yapılır. İbadet, kulla Allah arasında olan bir şey. Ama çok çekişmeli bir tartışma olunca merak da ettim, siz neler söyleyeceksiniz?
ADNAN OKTAR: Hüsnü zan etmek lazım, tabi şöyle hüznü zan; belki helaliyle kazandığı bir bölüm vardır. Yani o caminin masrafını karşılayacak kadar, onu ona niyet ederiz. Yani, helaliyle kazandığı mutlaka bir para vardır. Haramla kazandığına niyet etmeyiz. Ve çünkü cami artık yapılmış, caminin yıkılması çok acayip bir şey olur; pek anlamı yok onun. İnşaAllah, helaliyle kazandığına niyet ederek ibadete niyet edilir. Çünkü cami yaptırması sevap, ama gayrimeşru bir kazanç yaptıysa bu da haramdır. Ama helalle kazandığını düşünebiliriz bir kısım paralarını. Onu, ona niyet ederiz o şekilde olabilir İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah, evet diğer sorularımıza da geçelim. İstanbul’dan bir izleyicimiz demişler ki, bugün dışişleri bakanı Suriye’yle aramızda vize uygulamasının kaldırıldığını ve iki ülke arasında imzalanan antlaşmanın entegrasyon sürecinin ilk adımı olduğunu açıkladı. Bu, sizin uzun süredir üzerinde durduğunuz Türk İslam Birliği için büyük bir gelişme değil mi hocam? Önümüzdeki günlerde bizi daha ne gibi gelişmeler bekliyor, diye yöneltmişler.
ADNAN OKTAR: Suriye, arkasından Irak, Azerbaycan, efendim Ermenistan, ben ne dediysem çıkıyor bak görüyorsunuz.
OKTAR BABUNA: Evet, MaşaAllah
ADNAN OKTAR: Ne dedim, vize kalkacak dedim, pasaport da kalkacak dedim. Şimdi ilk aşaması vize kalktı Suriye’yle, arkasından pasaport kalkacak. Konya’ya gider gibi gideceğiz İnşaAllah. Adım adım gerçekleşiyor söylediklerim, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Tam dediğiniz gibi MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii, bak ben bunu yıl oldu söyleyeli. Bakın dediğim çıktı aynısıyla, İnşaAllah.
MUHABİR: Evet, Samsun’dan bir izleyicimiz de demişler ki; hocam, Hazreti Mehdi’nin geliş tarihiyle ilgili hem sizin, hem de Cübbeli Ahmet Hoca’nın açıklamalarını dinledim. Cübbeli Ahmet Hoca dünyanın ömrünün belirtildiği hadisler konusunda, böyle bir hadis yok diye yemin etmişti, ama sonra sözünü geri aldı. Hatta hadisleri Arapçasıyla tekrar etti. Dolayısıyla o da sizin söylediğinizi teyit etmiş oldu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz, demişler.
ADNAN OKTAR: Cübbeliye yanlış olan sözlerini teker teker geri aldırıyoruz. Sıradan gidiyorum İnşaAllah. Tabi, önce yemin billah etmişti. Sonra evet dedi bu hadis var, dedi. Bu sefer de Peygamberimizin vakti nerede o belli değil, dedi. Şimdi onu da ispat ettim. Dikkatli okumamış hadisleri, halbuki o çok açık vurgulanıyor. Şimdi onu da yakında kabul eder zannediyorum İnşaAllah. Kabul etmese de zaten milletimiz doğrusunu öğrendi İnşaAllah
MUHABİR: İnşaAllah. Evet, Eyüp’ten bir izleyicimiz demişler ki; Adnan Hocama ve yayın ekibine hayırlı akşamlar diliyorum. Teşekkür ederiz. Hocamın çalışmalarını çok yakından takip ettiğimi, adeta bir nur gibi akan ilminden çok faydalandığımı bilmesini çok isterim. Hocam, sizi haksız yere akıl hastanesi koyup, namaz kılamayacak şekilde ayağınızdan zincirlemeleri beni çok şaşırtıyor. Bir insan nasıl aylarca tehlikeli deliler arasında bırakılır, nasıl bu kadar eziyet edilebilir? Üstelik hiç kimseyle görüştürülmeden, hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden size bu zulüm yapılmış. Bir insan böyle büyük bir imtihana ancak derin bir Allah sevgisi ve tevekkülüyle dayanabilir. Hocam, güzel ahlakınız tüm Müslümanlara çok güzel örnek MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Elhamdülillah. O doğru, hakikaten bir 50 santimlik falan bir zincir vurdular ayağıma, sol ayağıma. Onu da karyolanın demirine bağladılar. Kalın baklalı zincirle. Tamam, oturuyoruz ancak yatağa uzansak bile ayağım kenarda duruyor, rahat edecek gibi değil. Sonra dedim, bunu değiştirelim dedim, bir tane daha zincir ekleyelim dedim. Prosedürde yok öyle, dediler. Bu sefer birkaç defa daha gündeme getirince, 50 santimlik bir zincir daha eklediler. Ondan sonra rahat namaz kılabilecek hale geldik. Çünkü ayağım yukarıda kalıyor, olacak gibi değil. Bir de ne tehlikem olabilir, Allah’ım, Ya Rabbim, zincirle bağlanacak ne var? Hayır, bir de katiller geziyor, cinayet işlemiş akıl hastaları geziyorlar, hepsi serbest, benim ayağımı zincirle bağladılar. Tabi bir hikmeti vardır, 45 gün kadar ayağımda zincir vardı, sonra çıktı o ayağımızdan Allah’a çok şükür. Bu sefer de azılı delilerin içerisine koydular, akıl hastalarının içerisine koydular. Ama tamamı cinayet işlemiş. Bir, iki, üç, kimi annesini kesmiş, kimi babasını kesmiş. Yani şuursuz adamlar, onların içinde 10 ay da orada tuttular.
MUHABİR: Peki yani bunun gerekçesi ne olabilir, bir yıldırma mıdır, ne olabilir ki mantığı sizce?
ADNAN OKTAR: Yani tabi..
MUHABİR: Çünkü bir insana bu derece, bu şekilde davranılmasını, ya tehlikeliyse zincirlersiniz, akli melekeleri yerinde değildir o yüzden bir yere kapatırsınız. Başka hiçbir mantık yok veya bir şeylerden yıldırmak istersiniz, bezdirmek istersiniz.
ADNAN OKTAR: Şimdi akıl hastaları bahçesinde geziyordu, aklı hastanesinin bahçesinde geziyorlardı, rahattılar yani. Son derece rahat geziniyorlardı. Bana, bahçede gezinmek de yasaktı, doktorlarla görüşmek de yasaktı, hemşirelerle görüşmek de yasaktı, arkadaşlarımla görüşmem de yasaktı.
MUHABİR: Hastaneye konan bir insan, eğer bir hastalığı varsa tedavi edilmek maksadıyla konuluyor. Neden doktorla görüştürülmüyor? Allah Allah, Allah Allah yani doktorla görüştürülmeden hastaneye konuluyorsunuz.
OKTAR BABUNA: Akın akın görmeye gidiyorlardı Adnan Bey’i o dönemde.
ADNAN OKTAR: Yıldırım Aktuna rahmetli geldi, bizi böyle dizdi, içtima vaziyetine geldik hazır olda hepimiz. Ben de başta, hemşireler, doktorlar hepimiz. O da bir kumandan edasıyla önümüzde gezinerek böyle talimatları yağdırmıştı o zaman. Hemşirelerle görüşmeyeceksin dedi, doktorlarla görüşmeyeceksin dedi, arkadaşlarınla görüşmeyeceksin, bahçeye de çıkmayacaksın dedi, telefon da etmeyeceksin dedi telefon yasağı da geldi. E peki kimlerle görüşeyim efendim, dedim. Akıl hastalarıyla görüşeceksin, dedi. Onların şuurları kapalı, onlar konuşmayı bilmiyorla, dedim. Adam acayip sesler çıkartıyor, konuşmayı bilmiyor, şuuru kapalı akıl hastasının; ben ne konuşayım adamla? O zaman git odanda düşün, tefekkür et, düşün dedi. Niye buraya geldiğini düşün dedi; yani, orada zaten olayın sırrı artık açığa çıkıyor. Yani, niye buraya geldiğini git düşün diyor; ben niye geldiğimi de biliyorum zaten. O zaman biz Yahudilik Masonluk kitabını yazmıştık. Bir kısım çevreleri rahatsız etmiş olabilir, tabi başka nedenleri de olabilir. Ama bu, tesadüf de değil tabi böyle bir olay. Ama bir hayır, hikmet vardır tabi İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: MaşaAllah
MUHABİR: Çok geçmiş olsun diyerek devam edeyim.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah, eğer tam sağlıklıdır diye askeri hastane rapor vermeseydi, şu anda da halen devam edecekti o iddialar.
MUHABİR: Değil mi?
ADNAN OKTAR: Üst ihtisas kurulunda bozuldu bir de, Adli Tıp’ın üst ihtisasta bozdular o raporu, bir de askeri hastanede bozdular.
MUHABİR: Peki, bu rapor sonucunda hiç adli sürece başvurmadınız mı? Yani haksız yere zincirlenip bir yerlere kapatılıyorsunuz. Bu çok ağır bir şey, hakikaten çok, bütün insanlık şeyleriniz lüks kalıyor. Arkadaşlarınızla görüşmek, ailenizle görüşmek…
ADNAN OKTAR: Hiçbir şey demedik işte, elinize sağlık dedik, ne diyelim? Yani dediğimiz şey, hakkımızı helal etmek oldu, hakkımız helal olsun. Kim ne yaptıysa, kim ne zulmettiyse, kim ne cefa ettiyse hepsine hakkımı helal ediyorum, dedim. Bu kadar başka bir şey yok.
MUHABİR: Çok sabır göstermişsiniz hakikaten.
ADNAN OKTAR: Evet, MaşaAllah. Sorulara mı devam edelim yoksa doktorlarım bir şeyler anlatacaklar mı?
OKTAR BABUNA: Estağfirullah, nasıl uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Sen bir şeyler anlat bakalım, bak burada mürekkepbalığı var, bir şeyler var, anlat bakalım.
OKTAR BABUNA: Mürekkep balığı, 95 milyon yıllık fosili olan bir balık, görüyoruz burada. Şöyle kaldıralım. Bakın aynen püskülleri mevcut, şimdikiyle hiç değişmemiş.
ADNAN OKTAR: Görülüyor mu, yalnız ben ekranda göremedim.
MUHABİR: Biraz evet, tamam şimdi görülüyor.
ADNAN OKTAR: Benim elimde el feneri olsa da biraz tutsam ışığı.
MUHABİR: 9-10 saniyelik bir gecikme payımız varmış, o yüzden geç görüyormuşuz, arkadaşlar söylediler.
OKTAR BABUNA: Eğer bir canlı 95 milyon yıl hiç değişmiyorsa, birden bire 95 milyon yıllık formuyla, günümüzdeki şekliyle aynen ortaya çıkıyorsa, birden bire ortaya çıkıyorsa, demek ki hiç evrim falan yoktur, evrim mevrim yoktur bu çok açıktır. İkincisi canlının çok değişik özellikleri var tabii. Biliyorsunuz jet uçakları var, jet sisteminde havayı alır jet motoru, arkaya daha şiddetli püskürterek uçar. Hatta Harrier diye bir uçak şekli var böyle. Bu egzoz sistemini, yani jet sistemini aşağıya doğru çevirip olduğu yerde yükselebiliyor. Daha sonra da arkaya doğru çevirdiği zaman da uçarak devam ediyor. İngiliz uçakları bunlar böyle, olduğu yerde kalkabiliyor, jet sistemiyle. Mürekkep balığı bu jet sistemini suyun içerisinde kullanıyor. Bir cep kesecikleri var bunların, suyu alıyor bunun içerisine ondan sonra kasların kasılmasıyla bunu püskürterek, böyle saatte bayağı bir hızla, 30 kilometre hızlarla hareket edebiliyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Hatta 32 kilometre/saat hızına kadar çıkıyor.
OKTAR BABUNA: Evet, insan biliyorsunuz, koşucular, 100 m koşucuları o kadar hızla koşabiliyorlar. Saatte 39 kilometre mi nedir. Yani, 100 m koşucularının hızı. Bu küçücük balık, bu jet sistemiyle, suyun içerisinde üstelik. Suyun içerisinde biliyorsunuz daha da zordur, çünkü bir direnç var. Hava gibi değildir, havanın direnci su gibi değildir. Bakın insan bu kadar güçlü yapısıyla, kaslarıyla, özel olarak çalışıyorlar, eğitim görüyorlar yıllarca, antrenman yapıyorlar. Aynı hızla o balık, jet sistemiyle hareket ediyor. Bu kadar da değil özellikleri. Mesela renk sistemini ayarlayabiliyor. Bunun böyle pigment sistemleri var, pigment kesecikleri; bulunduğu ortamın rengine uydurabiliyor bunu, kayaların rengine, hatta desen yapabiliyor.
MUHABİR: Kendi rengini değiştirebiliyor?
OKTAR BABUNA: Evet
MUHABİR: Savunma amaçlı demek ki, öyle bir şey yapabiliyor.
OKTAR BABUNA: Tabi kamuflaj. Yani, bu birden bire olması gereken bir sistem, yani yaratılması gerekiyor. Yüce Rabbimizin, yerin ve göğün ikisinin arasında olanların Rabbi olan Allah’ın yarattığı çok açık. Çünkü bu sistem tam olduğu şekliyle çalışabiliyor. Çünkü bunu yapacak, bakın sinir hücreleri lazım, o pigment denen yapıların, moleküllerin eksiksiz olarak onda bulunması lazım. O kaslarla, onun yoğunluğunu değiştirip ayarlayarak değişik renkler ve desenler yapabiliyor. O kas sistemi olacak, o sinir sistemi olacak, o pigment hepsi birlikte olacak ki bu sistem olabilsin.
MUHABİR: Ve onu yapması gereken saati bilecek onu ayarlaması gereken.
OKTAR BABUNA: Evet, bir de bir akıl gerekir. Yani insanın aklı tamam, bulunduğu yerin desenini anlarsın, ona uygun bir şey yapmaya çalışırsın. Bu, bir balık, bir deniz canlısı, minnacık bir beyni var yani küçücük bir beyni var. Ama bunu milyonlarca yıldır yapıyor. Bakın, fosilini görüyoruz. 95 milyon yıllık, tıpatıp aynısı günümüzdekiyle. Çok açık yani yaratıldığı, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde. Allah, kesin olarak var ve bütün tüm canlıları yaratan Allah. Yani, detaylara indiğinizde zaten muazzam bir yaratılışla karşılaşıyoruz. Şimdi ben burada anlatıyorum ama bunun detayları tam olarak zaten bilinmiyor öyle bilim adamlarınca. O proteinin yapısı tam olarak bilinmiyor, başka hangi proteinler orada etkili, hangi sistemler var. Yeni yeni ancak kabaca çözülmeye başlandı bunlar 21.yüzyıla girerken, 20.yüzyılın son birkaç on yılında.
MUHABİR: Fosile bakıyorsunuz, 95 milyon yıl önce.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, evet.
MUHABİR: MaşaAllah aynı görevleri fonksiyonları yapabiliyorlar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Çok daha eski olanı da var, mesela, şunu da gösterelim. 155 milyon yıllık mürekkep balığına ait mürekkep kesesi fosili kalmış. İngiltere’de bulunan bir fosil. Demek, 155 milyon yıl öncesinde de yine mürekkep balığı var, aynı mekanizması, bu mürekkep ürettiği. Biliyorsunuz düşmanlarından kaçmak için renkli bir sıvı, mukus salgısı bir anda bırakıyor arkasında ve kaçıyor. Ve tıpkı bugün askeri güçlerin düşmanlarından kaçması için sis bombası atması gibi kendini koruma yöntemi, bir taktik bu. Mürekkep balığı bunu 155 milyon yıldır zaten yapmakta.
MUHABİR: Evet mesela, evrim geçirmiş olsaydı, bu sonradan eklenen bir özellik olabilirdi veya herhangi bir dış görümünde değişim gözlenebilirdi.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bu tamamen akıl ürünü bir taktik ve hiçbir şekilde tesadüflerle açıklanabilecek bir şey değil. Hayvanın bunu zaman içinde öğrenebileceği bir yöntem asla değil. Bu elbetteki Yüce Allah’ın ona verdiği, ilham ettiği kurtulma, düşmanlarından kaçma şekli. Hatta bir mürekkep balığı daha var, o da avını, planktonları yakalamak için şöyle bir yöntem kullanıyor. Gözlerin hemen altında ışık üreten özel hücreler var, suyun diplerinde, bir dip mürekkep balığı bu; dip kısımlarda, ışık olmayan ortamlarda, özel ışık üreten bu hücreler sayesinde planktonları kendine doğru çekiyor, cezbediyor ve yaklaşan planktonları da rahatlıkla -ağız kenarına yerleşmiş durumda gözleri- rahatlıkla yiyebiliyor. Bu asla mürekkep balığının kendi başına geliştirebileceği bir avlanma taktiği değil. Vücudunda, gözünün altında oradaki özel ışık üreten hücreleri asla yerleştiremez. Bunun teknolojisini zaten bilemez. Elbetteki bu üstün güç sahibi Yüce Yaratıcının, Allah’ın yaratmasıyla mümkün.
MUHABİR: Kesinlikle.
OKTAR BABUNA: Bunlar bakın, böyle iç içe geçmiş sistemler, yani hepsi birbirine bağlı. Mesela, çok basit bir örnek daha vereyim. Annenin beyninden oksitosin diye bir hormon salgılanıyor. İsmi çok önemli değil, Latince bir isim. Bu hormonun şöyle bir özelliği var, hamilelik döneminde bu salgılanmıyor, bekliyor, bekliyor, bekliyor, tam 9 ay 10 günlük süre dolduğu zaman, doğum sırasında, rahmin ağzı genişlediğinde birden bire sinirlerle beyne emir gidiyor ve beyinden bu hormon salgılanıyor. Çünkü rahmin kaslarını kasıyor ve doğumu gerçekleştiriyor. Çok önemli bir özelliği daha var bu hormonun, hormon salgılandığı anda aynı zamanda süt keselerini kasıyor ve sütte salgılatıyor. Neden? Çünkü bebek doğduğu andan itibaren süte ihtiyacı var. Ama bu daha önce olmuyor, çünkü erken doğum olur ve hayatta kalamaz insan. Bakın bu da yeterli değil, bir sistem daha var mükemmel bir sistem. Bebek, süt için memeyi emmeye başladığı anda tekrar sinir uyarısı gidiyor ve hem oksitosin hem de prolaktin diye ayrı bir hormon salgılanıyor ve sütün salgılanmasını sağlıyor. Çünkü o sadece bebeğin emme mekanizması ile süt çıkmıyor oradan, yeterli değil, hormonlar salgılayarak çıkıyor. Prolaktin de sütün sol kısımda özellikle salgılanıyor ve bir sonraki sütün içeriğini hazırlıyor. Bakın kaç tane aşamalı mükemmel bir sistem ki bu çok kabaca detayları. Kusursuz bir yaratılış var.
MUHABİR: Ve bunu anne hiçbir şekilde kendi kontrolünde yapmıyor.
OKTAR BABUNA: Evet, ilk 24 saat sütün içinde şeker daha yüksek. Neden? Çünkü ilk 24 saat içinde bebeğin şeker ihtiyacı çok fazla. Sonra hemen düşüyor. Neden? Çünkü bebeğin şeker ihtiyacı azalıyor. Şimdi bundan annenin haberi var mı? Yok. Bebeğin haberi var mı? Süt bezleri zaten şuursuz atomlardan hepsi yapılmış. İşte Yüce Rabbimizin yaratma sanatı bu.
MUHABİR: Yani vücudumuzdaki, programlarımızda konuşuyoruz, en ufak ayrıntı hayati önem taşıyor ve biz yeni yeni öğreniyoruz bu ayrıntıları bilim sayesinde. Yeni yeni farkına varıyoruz birçok şeyin. İnanılacak gibi değil her ayrıntıda insan daha çok hayran kalıyor.
OKTAR BABUNA: Evet MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yeni kitabımdan haberiniz var mı? Kur’an Mucizeleri 3, bayağı güzel. Kardeşlerimiz görsünler. Zoom yapıyorsun değil mi muhterem. Görebiliyor muyum ben şu an ekranda. Tamam, şu an görüyorum. Şöyle tutarsam daha mı net gözükecek? 30 saniye sonra görülüyor herhalde görüntü.
MUHABİR: Yok, 9-10 saniye fark ediyor galiba.
ADNAN OKTAR: 9-10 saniye, 10 saniye. Çok şahane bir eser.
MUHABİR: Biraz içeriğinden bahsedebilir misiniz efendim?
ADNAN OKTAR: Vallahi içeriğini, sen o güzel sesinle anlat.
MUHABİR: Anlatayım tabi ki. Keyifle.
ADNAN OKTAR: Ana başlıklarından bilgiler verebilirsin.
MUHABİR: Aerodinamik kuvvetler ve kuşlardaki programlanmış uçuş.
ADNAN OKTAR: Evet, ona ait Kuran’dan işaret, ayet.
MUHABİR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş, musahhar kılınmış kuşları görmüyorlar mı? Onları, böyle boşlukta Allah’tan başkası tutmuyor. Şüphesiz iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, MaşaAllah.
MUHABİR: Devamında ayetlerden mi devam edeyim, okuyayım mı?
ADNAN OKTAR: Ana başlıklar var, ana başlıklardan söyleyebilirsin. Başındaki fihristinden de söyleyebilirsin. Başında fihrist olması lazım. Biraz daha ilerde, biraz daha ilerde, tamam.
MUHABİR: Tamam, evet içindekiler bölümünde: Kuran’da bilimsel mucizeler,
- Fosilleşme ve demir içeriği,
- Dağlardaki radyo alıcıları,
- Dünyanın yerçekimi kuvveti,
- Atomun sağlamlığı ve elektron yörüngeleri,
- Dokunmuş gökyüzü,
- Aerodinamik kuvvetler ve kuşlardaki programlanmış uçuş,
- Suni olarak elde edilemeyen ağaç ve ateş mucizesi,
- Gökyüzündeki kırmızı gül Rosette Nebula,
- Güneş merkezli sistem,
- Kuazarlar ve çekimsel mercek etkisi,
- Günümüz radar teknolojisi,
- Yayılan yeryüzü,
- Güneş belirli bir süre sonra sönecektir,
- Güneşin hidrojen ve helyum içeriği,
Kuran’dan günümüze işaretler
- Kalp masajı,
- Yaşlılıkta kemik erimesi,
- Canlıların kopyalanması,
- Doğumu kolaylaştıran çekme hareketi,
- Savunması sağlam anne rahmi,
- Kandaki oksitlenme,
- Kuran’da kanın yasaklanmasının hikmetleri,
- Hz. Musa’nın denizi yarmasında tsunami etkisi,
- Nuh tufanı kıssasındaki bilimsel gerçekler,
- Güneş doğarken kutuplarda ozon tabakası,
- Kuran’da matematiksel mucizeler. 1.bölüm diye devam ediyorum.
Kuran’da sayılarla işaret edilen bilimsel bilgilerden bazıları,
- Ay’a çıkış tarihi,
- Ay’ın yörüngesi,
- Deniz ve karaların oranı,
- Sirius yıldızı,
- Demirin atom numarası,
- Dünyanın güneşin etrafında dönüşü- 365 gün,
- Cinsiyet ve 23. kromozom çifti,
- Gökyüzüne yükseltilen Sputnik,
- Arının genetik kodu.
2.bölümde de, Kuran’da harf dizilimleriyle işaret edilen bilimsel bilgilerden bazıları,
- Halley yıldızı ve 76 yıl,
- Hemoglobin ve demir,
- Ozon tabakası,
- Göz tabakası - Retina,
- DNA ve genetik tarihinin başlangıcı,
- Kum tepeleri ve Mars gezegeni,
- Kuantum fiziği,
- Yeraltındaki enerji – Petrol,
- Televizyonun icadı,
- Venüs ve Mars’ın dönüş süreleri.
Ve 3.bölüm: Kuran’da işaret edilen kimyasal elementlerden bazıları.
4.bölümde:
- Kuran’da dikkat çekici sayılar,
- Hz. Musa ile 40 gece için sözleşilmesi,
- Taştan 12 pınar fışkırması,
- 3000 melekle yardım edilmesi,
- 5000 melekle yardım edilmesi,
- 12 güvenilir gözetleyici gönderilmesi,
- Hz. Musa ile 30 gece ve 10 gece için sözleşilmesi,
- 12 topluluk ve taştan fışkıran 12 pınar,
- Allah Katında ayların sayısının 12 olması,
- 70 defa bağışlanma dileme,
- Yılların sayısını ve hesabı bilme,
- Benzer 10 sure getirememeleri,
- Hz. Yusuf’un rüyası ve 11 yıldız,
- İnsandaki kromozom sayısı,
- Petekteki açılar,
- Kehf ehli ve mağarada 309 yıl kalmaları,
- Hz. Musa’nın 9 mucizesi,
- Şehirdeki 9’lu çete,
- 99 koyun davası,
- 7 gök,
- 10 geceye yemin
ve ek bölümde de, Evrim yanılgısı ve sonda da notlar yer alıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, MaşaAllah.
MUHABİR: Yok yokmuş MaşaAllah, yok yokmuş evet.
ADNAN OKTAR: Hepsi Kur’an mucizesi olarak anlatılıyor, bu kitabın 3.cildi. Herkese tavsiye ederim, ücretsiz olarak da internetten indirebilirler, helal olarak.
MUHABİR: Buradaki başlıklardan rica etsek biraz.
ADNAN OKTAR: Ah severim ben seni, MaşaAllah.
MUHABİR: Veya isterseniz sorularımızla da devam edebiliriz nasıl uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Ben sana Mehdi’nin çıkış alametlerini bir saydırayım, say bakalım Oktar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İmam-ı Rabbani zamanında oldu mu bunlar? O açıdan soruyorum, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: 1979 yılında büyük bir tanker patlaması oldu, hadislerde var.
ADNAN OKTAR: Büyük bir ateş çıkıyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, büyük bir ateş çıktı. Uyuyanı uyandıran büyük bir parlama yapan, ayakta duranı oturtan, oturanı kaldıracak kadar şiddetli bir ışık ve patlama şeklinde oldu.
ADNAN OKTAR: Gökten gürültü, gök gürültüsü gibi ses gelecek diyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Gündüz olmuş zannedecek insanlar diyor hadiste.
OKTAR BABUNA: Evet, evet.
ADNAN OKTAR: İmam Rabbani zamanında böyle bir olay oldu mu?
OKTAR BABUNA: Olmadı.
ADNAN OKTAR: Olmadı bir, iki başka?
OKTAR BABUNA: 12 Kasım 1979, ikincisi, 1979 yılında yine Kâbe’ye kanlı bir baskın oldu. 1400 senedir ilk defa olan bir şey, 400 kadar Müslüman orada şehit oldular. Bu da ilk defa olmuş oldu, 1979 yılında.
ADNAN OKTAR: Hac engellenmiş oldu.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: İmam-ı Rabbani zamanında böyle bir şey oldu mu?
OKTAR BABUNA: Olmadı.
ADNAN OKTAR: Hadislerde bu var mı Mehdi’nin çıkış alameti olarak?
OKTAR BABUNA: Var, Kâbe’ye kanlı baskın olarak.
ADNAN OKTAR: Var, tamam devam et.
OKTAR BABUNA: Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları, iki sene üst üste, 15’er gün arayla, iki senede Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları oldu.
ADNAN OKTAR: 1981 ve 1982 yıllarında, 15 gün arayla, Ramazan ayında değil mi, Ay ve Güneş tutulmaları.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: İmam-ı Rabbani zamanında oldu mu?
OKTAR BABUNA: Olmadı, ilk defa oldu 1400 senedir inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam, devam et.
OKTAR BABUNA: Fırat’ın suyunun kesilmesi. Biliyorsunuz Keban barajıyla 1975 yılında Fırat’ın suyu kesilmiş oldu, tarihte ilk defa oluyor bu. İmam-ı Rabbani döneminde olmadı.
ADNAN OKTAR: Su havzası kurudu değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Gazeteler de bunu yazdı, hadiste var.
OKTAR BABUNA: Evet, var.
ADNAN OKTAR: İmam-ı Rabbani zamanında oldu mu böyle bir olay?
OKTAR BABUNA: Olmadı.
ADNAN OKTAR: Olmadı, devam edelim.
OKTAR BABUNA: Afganistan’ın işgali hadislerde bildiriliyor.
ADNAN OKTAR: Evet, ama İmam-ı Rabbani zamanında oldu mu?
OKTAR BABUNA: Olmadı.
ADNAN OKTAR: Irak’ın.
OKTAR BABUNA: Üçe bölünmesi, parasız kalması, bir ordunun çölde kaybolması, Bağdat’ın alevler içinde kalması. Ayrı ayrı hadislerde bildirilmiş.
ADNAN OKTAR: İmam-ı Rabbani zamanında oldu mu bunlar?
OKTAR BABUNA: Olmadı İnşaAllah, tarihte ilk defa oldu.
ADNAN OKTAR: Olmadı, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İran-Irak savaşı oldu 1980 yılında, bu da ilk defa oldu.
ADNAN OKTAR: Yavaş yavaş aklında olanları anlat. Unuttuklarını da hocam anlatsın.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, Fırat’ın yine suyunun kesilmesi ama orada altından dağların çıkması ve Fırat-Dicle arasında büyük kan dökülmesi, büyük bir kan dökülmesinden bahsediyor.
ADNAN OKTAR: Evet, orada bir terör ve kan dökülmesi olayları olacak diyor değil mi?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, sen doktorum aklında olanlardan… Bu İmam-ı Rabbani zamanında çıkmadı?
OKTAR BABUNA: Olmadı.
CİHAT GÜNDOĞDU: Halley kuyruklu yıldızının geçmesi, ondan sonra çift kuyruklu, iki dişli diye geçiyor hadisi şerifte, Lulin kuyruklu yıldızının geçmesi.
ADNAN OKTAR: Evet, iki kuyruklu yıldız, İmam-ı Rabbani zamanında ikisi de aynı anda zuhur etti mi, çift kuyruklu yıldızla beraber?
OKTAR BABUNA: Hayır, etmedi.
ADNAN OKTAR: Etmedi, evet, başka?
CİHAT GÜNDOĞDU: Güneşte bir alamet belirmesi, büyük bir patlama olması 1996 yılında.
ADNAN OKTAR: En büyük güneş patlaması, evet
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
OKTAR BABUNA: En büyük güneş patlaması oldu, tozlu dumanlı fitne, 11 Eylül 2001 yılında hakikaten tozlu dumanlı çok büyük bir fitne ve dalga dalga dünyaya da yayıldı. O bildiriliyor.
ADNAN OKTAR: Binalar ve zina arttı mı o zaman, binalar yükseldi mi böyle gökdelenler var mıydı o zaman?
OKTAR BABUNA: Yoktu tabi ki, şimdi var.
CİHAT GÜNDOĞDU: Allah’ın adı açıkça bir şekilde inkar edilmeye başlandı bu devirde, o zamanlar yoktu.
OKTAR BABUNA: Azerbaycan’ın işgali, yine bu şekilde ilk defa oldu. Azerbaycan işgal edildi. Şam ve Mısır meliklerinin öldürülmesi var. Enver Sedat’ın öldürülmesi ve Beşir Cemayel’in öldürülmesi yine bu hadislerde bildiriliyor.
ADNAN OKTAR: Ama isim olarak verilmiyor bu kişiler, ama Mısır meliki öldürülecek diyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, Mısır meliki öldürülecek diyor.
ADNAN OKTAR: Başka?
CİHAT GÜNDOĞDU: Telefona işaret eden hadisler var, kişinin topuğuyla konuşması.
ADNAN OKTAR: Mehdi zamanında değil mi? Kişi topuğuyla konuştu mu İmam-ı Rabbani zamanında?
OKTAR BABUNA: Konuşmadı, yeni olan bir şey.
ADNAN OKTAR: Konuşmadı, evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Kişinin kamçısıyla konuşması yine aynı şekilde.
ADNAN OKTAR: İmam Rabbani zamanında o da olmadı.
OKTAR BABUNA: O da olmadı evet inşaAllah. Eliyle konuşur diyor, el bilgisayarları ve cep telefonları yeni teknolojik bir ürün zaten.
ADNAN OKTAR: Aklınızda olmayanlar da varsa bakın kitaptan hatırlayın.
OKTAR BABUNA: İnternete bakanlar var, televizyona yine İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Televizyona nasıl diyor?
OKTAR BABUNA: Mehdi’nin talebeleri, Mehdi bütün dünyayı görür diyor. Doğuyu da batıyı da görecek diyor baktığında İnşaAllah. Bu ancak televizyonla, uydu sistemleriyle olabilecek bir şey.
ADNAN OKTAR: Kişi oturduğu yerde Mehdi’yi görür diyor. İmam-ı Rabbani zamanında bu oldu mu?
OKTAR BABUNA: Olmadı.
ADNAN OKTAR: Yani herhangi bir kişiyi görebilir, Mehdi’yi demeyelim de. Çünkü Mehdi o zaman zuhur etmemişti.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Evet, senin var mı aklına gelen başka?
OKTAR BABUNA: Ulaşıma ve internete bakan hadisler var.
ADNAN OKTAR: Tamam, o zaman İmam-ı Rabbani neden dedi, Mehdi zuhur etmemiştir diye? 18 yıl geçti Mehdi zuhur etmedi dedi.
OKTAR BABUNA: Hiçbir alamet olmamış.
ADNAN OKTAR: Çünkü bu alametlerin hiçbiri olmadığı için diyor değil mi? Ama şu an bunların hepsi zuhur etti mi bu yüzyılda?
OKTAR BABUNA: Hepsi oldu.
ADNAN OKTAR: İmam Rabbani bu yüzyılda olsaydı ne derdi?
OKTAR BABUNA: Mehdi zuhur etti derdi İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Niye derdi?
OKTAR BABUNA: Bütün alametler olduğu için. Bir de hadislerde siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, 1400’de Hicri 1400 yılında etrafında toplanacaklar diye hadis var ayrıca Mehdi’nin.
ADNAN OKTAR: Hayır yüzlerce alamet çıkmış, onun zamanında bunlar çıkmamış.
OKTAR BABUNA: 300 alamet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu devirde olsa, Mehdi çıktı derdi İnşaAllah, İmam Rabbani Hazretleri. Ama o devirde alamet olmadığı için, hiçbir alameti göremediği için, 18 yıl geçmiş hiçbir alamet çıkmamış haklı olarak Mehdi zuhur etmedi diyor. Çünkü alametler ortaya çıkmamış, değil mi? Çünkü diyor Mehdi’nin alametleri çıkacak diyor İmam-ı Rabbani, çok fazla alameti çıkacak diyor. Hiç alameti çıkmayınca, Peygamberimizin hadisleri var, bu hadislerdeki alametler çıkacak diyor, çıkmayınca haklı olarak Mehdi gelmedi dedi değil mi, o yüzyılda.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ama bu yüzyılda olsa, Mehdi geldi derdi.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, bu kime cevap ayın zamanda?
OKTAR BABUNA: Cübbeliye İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Cübbeliye cevap, evet.
OKTAR BABUNA: Depremlerde artış, yağmur felaketleri İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değil mi, tabi,
CİHAT GÜNDOĞDU: Kâbe’de baskın Kâbe’de kan akıtılması var.
ADNAN OKTAR: Evet, onu anlattı hocamız. Güneşten bir alametin belirmesi, İbn-i Abbas’tan rivayet, başka var mı aklında kalan?
OKTAR BABUNA: Allah’ın alenen inkar edilmesi, ateizm, darwinizm felsefeleri.
CİHAT GÜNDOĞDU: Ekonomik kriz, hayat pahalılığı.
ADNAN OKTAR: Ekonomik kriz, değil mi? İmam-ı Rabbani, alim insan, büyük insan bu kadar alameti bir arada görünce Resulullah’ın bütün dedikleri ortaya çıkınca, nedir? Mehdi çıktı diyecektir İnşaAllah. Görmese dahi bütün alametleri çıktı, Mehdi’nin gelmiş olması gerekiyor derdi. Tabi İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah, uzayda insan eli biçiminde bir şeklin belirmesi, NASA bunu belgelemişti.
ADNAN OKTAR: Evet, MaşaAllah. Ki, öyle insanlar zaten insanlar onu imanın nuruyla fark ederler. O zaten Mehdi’yi hissederdi. Ama bu kadar alametle net teşhis koyardı. Yüzyılımızda olsaydı net teşhis koyardı inşaAllah.
MUHABİR: Buna ilişkin sorularımızda var, izleyicilerimiz diyorlar ki: Sayın Hocam, alimler ne zaman Hazreti Mehdiyi aramaya gidecekler?
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin aranmasına gerek yok, Mehdi zaten tabi olarak kendini hissettirecek, belli olacak. Yani insanlar mecbur olacaklar Mehdi’ye bağlanmaya, onun manevi liderliğine mecbur olacaklar İnşaAllah. Arayanlar, zaten şu anda da arıyoruz, bizler de arıyoruz, herkes arıyor. Bütün dünyada şu an Mehdi gündem. Mesela Cübbeli de bu konuda çok iyi vesile oldu. Mehdi gelmeyecek dediği için, Mehdilik muazzam gündeme geldi. Bütün talebeleri öğrenmiş oldu, bütün çevre, bütün insanlar öğrendi. Muazzam bir etki meydana getirdi bu. Yani, Mehdiliğin öğrenilmesine, Mehdiyetin dünyaya yayılmasına çok mühim vesile olmuş oldu. Bu yüzyılda Mehdi’nin geleceğine dair insanların kanaatini pekiştirmiş oldu. Mehdi gelmeyecek demesiyle. Yani onda da hayır var, diyorum ya, isteyen istemeyen herkes Mehdi’ye hizmet ediyor. O da hizmet ediyor şu an, onu demekle o da hizmet etmiş oluyor, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Ona verilen cevaplarla, milletimiz Mehdi’nin bu yüzyılda geleceğini ve geldiğini çok sarih olarak anlamış oldular. Bütün delilleriyle çok kapsamlı kavramış oldular. Değil mi, 7000 yılla ilgili hadisleri öğrendiler. Daha çok şey öğrenecekler İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah, bir de demişler ki: Hazreti Mehdi ve Hazreti İsa’dan sonraki bozulmada imanı olup, imanını kaybeden olacak mı yoksa yeni gelecek nesiller mi bozuk olacak diye bir soru gelmiş.
ADNAN OKTAR: Bir daha okur musun?
MUHABİR: Hazreti Mehdi ve Hazreti İsa’dan sonraki bozulmada, böyle bir bozulma olacak mı ayrıca ve de böyle bir bozulmada imanı olup, imanını kaybeden olacak mı yoksa yeni gelecek nesiller mi bozuk olacak?
ADNAN OKTAR: Yeni gelecek nesiller bozuk olacaklar. Yani, imanını kaybedenler de olabilir ama asıl yeni gelen nesiller bozuk olacak. 2110’lar, 2120’ler ki 2120’de kıyamet kopacak diyor Said Nursi Hazretleri. 2100’ler çok felaket yıllar, Allah vermesin.
Şu kitabı aç, herhangi sayfalarını aç, oradan oku, ben oradan sana konu anlatayım İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Hz. Mehdi’nin işleri çok hızlı halletmesi. Bu durum yedi yıl devam edecektir ancak onun her senesi sizin yirmi senenize bedel olacaktır.
ADNAN OKTAR: Yani Mehdi o kadar süratli hareket ediyor ki darwinizmi, materyalizmi o kadar süratli çökertiyor ki mesela 150 yıllık teoriyi belki 150 günde çökertecek. Mesela komünizm onun devrinde çökecek. Onun devrinde teknoloji akıl almaz ilerleyecek, mesela bir bilgiyi yaymak aylar, yıllar alıyorsa onun devrinde bir günde, bir saatin içersinde o bilgi bütün dünyaya yayılabilecek, muazzam bir sürat olmuş olacak, hadis ona işaret ediyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Hz. Mehdi kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır.
ADNAN OKTAR: Yani insanı ele alacak, eğitecek, bir anda o yeşillenerek yapraklanacak, meyve verecek, kaliteli, iyi bir insan olacak. Yani neşe dolu, sevgi dolu, kalbinden kin gitmiş, öfke gitmiş, şuuru berrak, derin bakan olaylara, Allah sevgisiyle kalbi dolu bir insan haline gelecek. Yani kuru bir ağaç dediği insan kastediliyor orada İnşaAllah. Çünkü tasavvufta da mesela ney insan olarak alınır, kuru bir kamışa benzetilir insan, onda güzel sesler çıkar der mesela, tasavvufta değil mi? Onun güzel konuşması, güzel tavırlar alması kast edilir, hadis müteşabih, fakat çok mükemmel bir anlatımla bu konuyu anlatmış İnşaAllah Resulullah (s.a.v.), evet.
OKTAR BABUNA: Onun hilafetinden yer ve gök ehli, bütün yabani hayvanlar, kuşlar, hatta denizdeki balıklar bile razı olacaktır.
ADNAN OKTAR: Sen ne anlıyorsun doktor bu rivayetten?
CİHAT GÜNDOĞDU: Çevrenin de korunacağı, ekolojik dengenin de korunacağı ve hayvanların daha sağlıklı ortamda yaşayacağını anlıyorum.
ADNAN OKTAR: Hayvanlara şefkat gösterileceği, değil mi? Onların ezilmesi, acı çekmesinin önleneceği, değil mi? Kediler, köpekler bugün sokaklarda eziliyor hayvanlar, kuşlar da eziliyorlar, aç kalıyorlar, perişan oluyorlar. Mehdi devrinde onlar cennet gibi hayat yaşayacaklar. Yani hepsi. Bütün hayvanlar, kelebekler, kuşlar dahil hepsi. Çünkü hepsine şefkatle, sevgiyle yaklaşacak, hepsinin sağlıklı yaşaması için olağanüstü tedbirler alınacak. İnşaAllah, evet, devam et.
OKTAR BABUNA: İnsanlar 95. seneye kadar malik olacaklar, yani işler iyi gidecek. 97. ve 99. senede mülkleri zail olacak.
ADNAN OKTAR: Yani?
OKTAR BABUNA: 1997 ve 1999 yıllarına dikkat çekildiği..
ADNAN OKTAR: Bir daha oku hadisi.
OKTAR BABUNA: İnsanlar 95. seneye kadar malik olacaklar, yani işler iyi gidecek. 97. ve 99. senede mülkleri zail olacak.
ADNAN OKTAR: 99 depremine işaret ediyor hadis İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: O kimsenin bilemediği gizli bir gücün sahibi olduğu için kendisine Mehdi denilmiştir.
ADNAN OKTAR: Evet, Mehdi’nin, Cenab-ı Allah’ın özel himayesi olacaktır ona. Cebrail, Mikail, İsrafil Aleyhisselam ona yardımcı olacaklardır. Ledün ilmine sahip olacak. Olağanüstü bilgilerle Cenab-ı Allah tarafından donatılacaktır Mehdi İnşaAllah, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Zamanın en hayırlısı olması. Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın, o Mehdi’dir.
ADNAN OKTAR: Evet, gelmiş geçmiş en büyük velidir Mehdi. Yani Hz. Adem’den bu devre kadar, kıyamete kadar gelmiş geçmiş en büyük velidir. Peygamberimiz (sav) de hatemer- resuldür, o da hatem’el-velidir, son büyük veli, son büyük peygamber Resulullah’tır İnşaAllah. En büyük peygamberdir Peygamberimiz (sav).
OKTAR BABUNA: Mehdi, Peygamberimiz (S.A.V.)’in sancağı, gömleği, kılıcı, işaretleri, nuru ve güzel ifadesiyle yatsı vaktinde çıkar.
ADNAN OKTAR: Yani gece vakitlerinde Mehdi’yi insanlar görecekler, buna işaret ediyor. İnşaAllah, bakın yatsı vaktinde diyor, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Peygamberimizin kutsal emanetleri nerede?
CİHAT GÜNDOĞDU: İstanbul’da, Topkapı Sarayında.
ADNAN OKTAR: Mehdi nerede olacakmış?
OKTAR BABUNA: İstanbul’da İnşaAllah.
MUHABİR: İstanbul’da.
ADNAN OKTAR: Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: Beyt’ül Mukaddes’in hazinelerini, Tabutu Sekine’yi, Beni İsrail sofrası ile levhaların madenlerini, Hz. Adem’in cübbesini, Hz. Süleyman’ın minberinin asasını ve Allah’ın Beni İsrail’e gönderdiği süt kadar beyaz olan eldivenleri çıkaracaktır.
ADNAN OKTAR: Evet, o gizlenen kutsal emanetlerin hepsi Mehdi zamanında bulunacak. Mehdi cinlere de hakim olacaktır, cinleri yönlendirerek, onlardan bilgi alarak yerlerini öğrenecek İnşaAllah. Allah’ın izniyle, İnşaAllah, devam et, ben seni dinliyorum.
OKTAR BABUNA: Geceleri ibadetle meşgul olup gündüzleri gizli olacak.
ADNAN OKTAR: Bir daha oku.
OKTAR BABUNA: Geceleri ibadetle meşgul olup gündüzleri gizli olacak.
ADNAN OKTAR: İbadet ne? Allah’ı anmak.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Mehdi geceleri Allah’ı anlatacak, Allah’tan bahsedecek, Allah’ı zikredecek, gece vakitlerinde yapacak, gündüzleri de ortada olmayacak pek.
OKTAR BABUNA: Mehdi bizden, Ehli-Beytten’dir, biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehli Beytim muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır. Benden sonra Ehli Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve tarda maruz kalacaklardır.
ADNAN OKTAR: Mehdi demek ki acı çekecek. Izdırap çekecek, zorluklarla karşılaşacak.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Bir daha oku hadisi.
OKTAR BABUNA: Mehdi bizden, Ehli Beyt’tendir, biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehli Beytim muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır. Benden sonra Ehli Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve tarda maruz kalacaklardır.
ADNAN OKTAR: Yani her türlü acı, ızdırap ve zorlukla karşılaşacak diyor. Mehdi’nin İstanbul’da olmasından Cübbeli bayağı rahatsız oluyor ama bu hadisleri biz biraz okuyalım da Mehdi’nin nerede olacağına dair bilgisi artsın, hem de belki o Mehdi’nin de nerede olacağını öğrenirse iyice, o inadı da kalkabilir İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Allah onun eliyle Konstantiniyye’yi feth edecektir.
ADNAN OKTAR: Konstantiniyye neresi?
CİHAT GÜNDOĞDU: İstanbul.
MUHABİR: İstanbul’un eski ismi.
ADNAN OKTAR: Nasıl fethedecek?
OKTAR BABUNA: Manen, tekbirlerle.
ADNAN OKTAR: Manen değil mi? Fikirle, sevgiyle, aşkla, muhabbetle. Evet devam et.
OKTAR BABUNA: Hz. Mehdi ordusunu her tarafa gönderir, zulüm ve zalimlerin hepsini yok eder, beldeler onun emrine girer Allah-u Teala onun eliyle Konstantiniyye’nin fethini müyesser kılar.
ADNAN OKTAR: Manen.
OKTAR BABUNA: Manen, evet İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Değil mi? Fikirle, bilgiyle, şefkatle İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, Allah Konstantiniyye’yi çok sevdiği dostlarının eliyle feth edecek.
ADNAN OKTAR: Yalnız kaynaklarını da ver, hadis söylüyor musun?
OKTAR BABUNA: Kıyamet Alametleri, evet, bir önceki Kitabu-l Burhan Fi-Alametil Mehdiyyil- Ahir Zaman’dı.
ADNAN OKTAR: Tamam.
OKTAR BABUNA: Kıyamet Alametleri, bu. Muhtelif ülkelerden birçok âlim birbirinden habersiz şekilde Mehdi’yi aramak üzere yollara çıkacak. Ve her birisine 310 kadar insan refakat edecek, sonunda hepsi de Mekke’de buluşurlar ve birbirlerine buraya ne için geldiklerini sorduklarında hepsi de: “bu fitneleri önleyecek ve Konstantiniyye’yi feth edecek olan, Mehdi’yi arıyoruz, çünkü biz onun babasının, anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik” şeklinde cevap verirler.
ADNAN OKTAR: Tamam bakın, en önemli özelliği olarak Mehdi’yi arayanlar neyin üstünde duruyorlar? İslam’a hizmet edecek olan diyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: İslam’a hizmet edecek olanların.
ADNAN OKTAR: Demek ki asıl yeri İstanbul.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Öyle olsa ben mesela şurayı, şurayı... şuralara derdi. Bakın, tek aradıkları nokta var: İstanbul’u feth edecek olan. Bakın, ellerindeki delil bu. Anasının, ne diyor babasının isimlerini mi biliyoruz diyorlar hadiste?
CİHAT GÜNDOĞDU: Ve ordusunun.
OKTAR BABUNA: Biz onun babasının anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik.
ADNAN OKTAR: Eğer adı değil mi, sırlı bir isim olmamış olsa, değil mi, öyle kolayca bilinecek bir isim olmuş olsa bu insanlar bu sözü söylemezler, demek bunu sonradan öğrenmişler. Ve bunu bir özellik olarak söylüyorlar, biz bunu öğrendik diyorlar, ne zaman öğrenmişler, sonradan öğrenmişler. Alim adam o zaman hadise bakarak bilirdi. Ama öyle olmamış, araştırma sonucu öğrenmişler. Ve sonradan öğrenmişler, değil mi?
MUHABİR: EvetİnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet devam et.
OKTAR BABUNA: Doğruyu yanlışı ayırt eden, aldatmayan, çalmayan ve dinine bağlı emiriniz Konstantiniyye’yi feth edecektir. Mehdilik ve İmamiye.
ADNAN OKTAR: Yine Mehdi’nin güzel ahlakından bahsediyor, bakın yine İstanbul üstünde duruyor rivayet. Bak, hepsi İstanbul.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet hep İstanbul.
ADNAN OKTAR: Evet devam et.
OKTAR BABUNA: İbn-i Mace, Ebu Hureyre’den rivayet etmiştir.
ADNAN OKTAR: İbn-i Mace.
CİHAT GÜNDOĞDU: Sahih hadis kitabı.
ADNAN OKTAR: Sahih hadis kitabımız. Evet güzel.
OKTAR BABUNA: Dünyadan hiçbir zaman kalmayıp ancak tek bir gün kalsa bile o gün de benim ailemden bir zatın Deylem Dağına, yahut eyaletine ve Konstantiniyye şehrine sahip olması için Allah muhakkak o günü uzatacaktır.
ADNAN OKTAR: Hicri 1400 ile 1500 arası son zaman değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hadis ne diyor, son an diyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Kıyamete 1 gün bile kalsa bile o günü uzatır, diyor.
OKTAR BABUNA: Evet, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İşte içinde bulunduğumuz vakit bu vakit.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, nereyi feth eder diyor?
OKTAR BABUNA: Konstantiniyye’yi.
ADNAN OKTAR: İstanbul’u.
MUHABİR: İstanbul’u evet.
ADNAN OKTAR: Nerede yazıyor?
OKTAR BABUNA:Kitabü-l Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman
ADNAN OKTAR: Bu hepsi sahih hadislerin toplandığı ehemmiyetli bir eserdir.
Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: Mehdi Konstantiniyye ve Deylem dağını feth edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alametil Mehdiyy-il Muntazar)
ADNAN OKTAR: Yine İstanbul. Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: Mehdi Konstantiniyye’nin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek, deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takip eden Hz. Mehdi karşı kıyıya geçecektir.
ADNAN OKTAR: Her yere büyük Türk bayrakları asıldı mı?
OKTAR BABUNA: Asıldı.
MUHABİR: Asıldı evet.
ADNAN OKTAR: Her yerde dalgalanıyor değil mi?
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Denize yakın yerlerde de var mı?
MUHABİR: Var.
ADNAN OKTAR: Var değil mi, bu oldu hadis yönünden, denizde kuru bir yol olarak boğaz köprüsü oluştu mu?
OKTAR BABUNA: Karşıdan karşıya insanlar geçiyor.
ADNAN OKTAR: Bunun üstünden insanlar kuru yoldan geçiyor mu?
MUHABİR: Evet geçiyorlar.
OKTAR BABUNA: Geçiyorlar.
ADNAN OKTAR: Bu hadis de oluşmuş oldu mu?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Nerede oluyor bu olay?
OKTAR BABUNA: İstanbul’da.
MUHABİR: İstanbul’da.
ADNAN OKTAR: Hadisi bir daha oku?
OKTAR BABUNA: Mehdi Konstantiniyyenin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek, deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takip eden Hz. Mehdi karşı kıyıya geçecektir.
ADNAN OKTAR: Bakın demek ki Mehdi İstanbul’a sabah geliyor, bak geliş vaktini de belirtmiş Peygamberimiz (S.A.V.).
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Sabah vaktinde İstanbul’a ilk girişini yapıyor, ilk girişini yapıyor. Bu çok önemli bir detay. Ve bayrakların olduğu bir yer. Ve kuru yoldan geçerek İstanbul’a geliyor. Ve feth etmek üzere. Manen feth etmek üzere.
OKTAR BABUNA: Evet manen.
MUHABİR: Çok af dileyerek bölüyorum ama içerden arkadaşlarımız uyarıyorlar reklam zamanımız gelmiş.
ADNAN OKTAR: Ah severim ben senin o güzel canını, tamam, tamam öyle yapalım.
MUHABİR: Kısacık bir aradan sonra devam edelim, efendim kısa bir aranın ardından tekrar burada olacağız bizden ayrılmayın.
MUHABİR: Evet programımız tüm hızıyla devam ediyor, az önce reklamdan önce hadisleri okuyordu Sayın Oktar bey, buyurun efendim.
ADNAN OKTAR: Evet, Hz. Mehdi’nin İstanbul’dan çıkışı ile ilgili hadisleri, evet.
OKTAR BABUNA: Evet, Hz. İbn-i Amr’dan (R.A.) rivayet edilmiştir: Peygamberimiz (S.A.V.) buyurdu ki: Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz. Altıncısı Medine’nin fethi. –Denildi ki: Hangi Medine? Yani hangi şehir? –Buyurdu ki: Konstantiniyye.
ADNAN OKTAR: Mehdi nerede çıkacakmış?
OKTAR BABUNA: İstanbul.
ADNAN OKTAR: Medine neymiş?
OKTAR BABUNA: İstanbul.
CİHAT GÜNDOĞDU: Şehir.
ADNAN OKTAR: Cübbeli, ne diyor? Mehdi Medine’den çıkacak diyor, Medine’yi Peygamberimiz açıklıyor mu?
OKTAR BABUNA: Açıklıyor.
ADNAN OKTAR: Ne diyor Peygamberimiz?
OKTAR BABUNA: Konstantiniyye, yani İstanbul diyor İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir daha oku orayı.
OKTAR BABUNA: “Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz. Altıncısı Medine’nin fethi. –Denildi ki: Hangi Medine? Yani hangi şehir? –Buyurdu ki: Konstantiniyye.
ADNAN OKTAR: İşte Cübbeliye cevap bu. Medine’den kasıt İstanbul’dur. Bunu kim söylüyor? Peygamberimiz söylüyor (S.A.V.).
OKTAR BABUNA: Müslümanlar böylece savaşa devam ederler ve Konstantiniyye’yi feth eder ve oradaki malları taksim ederler. Tam bu sırada ‘Deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır’ şeklinde bir ses duyacaklardır.
ADNAN OKTAR: Şimdi hadisi bana cümle, cümle oku.
OKTAR BABUNA: Müslümanlar böylece savaşa devam ederler.
ADNAN OKTAR: İlmi mücadeleye devam ediyorlar, evet.
OKTAR BABUNA: Ve Konstantiniyye’yi feth eder.
ADNAN OKTAR: İstanbul’u manen feth ediyorlar, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sevgiyi, şefkati, merhameti, Allah sevgisini, Allah korkusunu yayıyorlar, darwinizmi, materyalizmi ortadan kaldıracaklar, değil mi?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Vatan millet sevgisini insanın kalplerine oturtacaklar ve manen feth etmiş olacaklar, evet.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah ve oradaki malları taksim ederler.
ADNAN OKTAR: Demek ki sosyal adalete dikkat edecekler, kendi aralarında da malları değil mi? Böyle adaletli kullanacaklar, Mehdi cemaatinin bir özelliğidir bu. Yani bir sosyal adalet anlayışı olacaktır, kendi aralarındaki fakir arkadaşlarını koruyacaklardır, aşırı zengin fazla zengin olanlar diğer kardeşlerine yardım edeceklerdir.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Malı taksim edeceklerdir, ilk başlangıç aşaması olarak, evet, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Tam bu sırada ‘Deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır’ şeklinde bir ses duyacaklardır.
ADNAN OKTAR: Demek ki, Mehdi talebelerine karşı bir kısım aileler çocukları kaçıracaklar. Deccaliyetin desteğiyle, iddia edilen Ergenekon örgütünün desteğiyle gençleri, genç kızları evlerinden kaçıracaklar. Var bir kısım aileler, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Evlerine girmiştir diyor, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Oku bakayım.
OKTAR BABUNA: Deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır.
ADNAN OKTAR: Esir alıyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Mesela ağzını burnunu bantlayacaklar, elini kolunu bağlayacak esir alacak, arabaya koyacak götürecek.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Hadis ona işaret ediyor, İnşaAllah. Yani Müslümanları esir alacaklar, iman ediyor diye, inançlı diye İnşaAllah. Çete kafalı insanlar iddia edilen Ergenekon örgütünün yönlendirmesiyle, masonların yönlendirmesiyle veyahut artık bu devirdeki menfaat odaklarının yönlendirmesiyle cebbarlaşacaklar, azgınlaşacaklar, Müslümanların evine girerek bizzat değil mi, masum insanları kaçıracaklar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, evet
ADNAN OKTAR: Bu tür olaylar olacak İnşaAllah, evet, devam et.
OKTAR BABUNA: Allah-u Teâlâ’nın “Onlar için dünyada zillet vardır,” mealindeki ayet hakkında dedi ki, onların dünyadaki zilleti Mehdi’nin çıkıp Konstantiniyyeyi feth etmesi ve Rumları yenmesidir.
ADNAN OKTAR: Şimdi ayeti söyle, hangi ayet?
OKTAR BABUNA: Bakara Suresi, 114.
ADNAN OKTAR: Bakara Suresi 114, oku ayeti.
OKTAR BABUNA: “Onlar için dünyada zillet vardır” mealindeki ayet.
ADNAN OKTAR: Evet sonra, devam et.
OKTAR BABUNA: Hakkında dedi ki…
ADNAN OKTAR: Hakkında kim diyor? Resulullah söylüyor.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Resulullah söylüyor, evet.
OKTAR BABUNA: Onların dünyadaki zilleti Mehdi’nin çıkıp Konstantiniyyeyi feth etmesi ve Rumları yenmesidir.
ADNAN OKTAR: Darwinistleri, materyalistleri perişan etmesi değil mi?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah evet.
ADNAN OKTAR:“Onlar için bir zillet vardır” diyor. Yani darwinistler aşağılanmış olacaklar, küçük düşürülecekler. Materyalistler, komünistler aşağılanmış olacaklar. Kuran’ın ayeti buna bakıyor diyor Resulullah (S.A.V.). Onların aşağılanmasına bakıyor Mehdi onları aşağılayacak diyor. Fikren mağlup edecek diyor, anlaşıldı mı.
OKTAR BABUNA: Evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Rumiye, burası Rumiye olarak biliniyordu zaten o devirlerde, Resulullah zamanında.
OKTAR BABUNA: Evet rivayet ona işaret.
ADNAN OKTAR: Evet oradaki insanlara hakkı, doğruyu, gerçeği anlatacak. Sonradan buranın ismi İstanbul oldu, burası Rumiye olarak biliniyordu. Oraya dikkat çekiyor.
OKTAR BABUNA: Evet İnşaAllah. “Üçte biri de düşmanı bozguna uğratıp fethe devam eder ve hiçbir zaman fitneye düşmezler. İşte bu muzaffer ordu Konstantiniyye’yi feth eder.”
ADNAN OKTAR: Bir daha oku bakayım.
OKTAR BABUNA: “Üçte biri de düşmanı bozguna uğratıp fethe devam eder.”
ADNAN OKTAR: Tamam.
OKTAR BABUNA: “Ve hiçbir zaman fitneye düşmezler”
ADNAN OKTAR: Mühim olan demek ki Mehdi talebeleri fitneye düşmüyorlar. Yani istediğin kadar kışkırt, yalan haber getir, işte dağıldılar de, şöyle oldular de, böyle oldular de. Aleyhlerinde istediğin kadar şahit getir, oyuncu getir, iftiracı getir asla oyuna düşmüyorlar. Bak, fitneye düşmezler diyor. Ve ne yapıyorlar sonra?
OKTAR BABUNA: “İşte bu muzaffer ordu Konstantiniyye’yi feth eder.”
ADNAN OKTAR: Zafer sahibi olan bu topluluk İstanbul’u manen, fikren, kültür yönüyle, sevgiyle, şefkatle alır, feth eder diyor. Said Nursi bu ordu hakkında ne diyor? ‘Her ne kadar sayıları az da olsa diyor, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar’ diyor. ‘İhlas, sadakat ve tesanüd sıfatlarına sahip bir kısım şakirtlerdir’ diyor. Her ne kadar az da olsalar diyor. Bak, her ne kadar az da olsalar; ne kadar? 313 kişi kadar. Peygamberimiz 313 kişi kadar diyor. Niçin 313 kişi kadar kalacak sayıları?
OKTAR BABUNA: Mehdi’yi sapkın görecekler, kendilerinden farklı görecekler. Onun için insanlar ilk başta doğru yapmadığını düşünecekler.
CİHAT GÜNDOĞDU: İlk başta uzak duracaklar.
ADNAN OKTAR: Talebelerinden de kendisinden de değil mi? Ne diyor Resulullah (S.A.V.), insanların ondan kaçmasını neye benzetiyor?
OKTAR BABUNA: Koyunların çobandan kaçması gibi ondan kaçarlar diyor.
ADNAN OKTAR: Kaçarlar diyor, tabi. Koyunlar çobandan nasıl kaçıyorlarsa, insanlar da Mehdi’den o şekilde kaçacaklar diyor. Bakın, Mehdi’nin yüzü suyu hürmetine Allah depremleri durduruyor, ekonomik krizi kaldıracak, onlar için bereket olan bir insan, bütün insanlık için bereket olan bir insan, kıyamet onun sebebiyle durduruluyor. Kıyameti onun için durduruyorum diyor Cenab-ı Allah, onun vesilesiyle. Böyle bir insandan kaçacak insanlar ve hapsedecekler. Ve zulmedecekler. Medine’deki alim, cahil alim karşısına çıkacak -ki ünlü bir kişidir o da hadislerde, ahir zamanın bir şahsıdır. Ahir zamanda gelecek deccali bir şahıstır. Mehdi’ye karşı tavır koyacaktır ve Müslüman alim olarak kendini göstererek, Mehdi’ye karşı tavır koyacak bir insandan bahsediyor değil mi? O da Medine’de olacak. Ne diyecek? “Bu bizim dinimizi öldürdü” diyecek. İnsanları Mehdi’ye karşı kışkırtacak. “Bu yanlış söylüyor” diyecek, “yalan söylüyor, buna inanmayın ey ahali” diyecek. Böylelikle insanların Mehdi’den istifade etmesini engelleyecek ve birçok insanın delalete düşmesine sebep olacak bu sapık alim. Ahir zamanda Medine’de çıkacak olan, Mehdi’den insanları uzaklaştıracak bir alim vardır. Meşhurdur bu, hadislerde belirtilmiş, bu şahıs da zuhur edecek, bunu da insanlar görecekler. Tabi.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bunun görevi “İslam bu yüzyılda hakim olmayacak” diyecek, yani “bu da Mehdi değil, Mehdilik de yok, ileriki yüzyıllardadır” diyecek ya başka bir şey diyecek veyahut “gelmiş geçmiştir” diyecek, Mehdi. Veyahut “hadisler doğru değil” diyecek. Yani bir şekilde insanları Mehdi’den uzaklaştıracak. Ama hadiste belirttiği, tek kullandığı konu şu o alimin, “Bu diyor, bizim dinimizi öldürdü, bu bizim inancımızda değil, bu yanlış bir inançta, sapkın bir inançta” diyecek. Ve insanları 1400 seneden beri beklenen Mehdi’den uzak tutacak ve birçok insanı delalete düşürmüş olacak, sapkınlığa düşürecek. Mehdi’ye düşman edecek, Mehdi’den feyiz ve bereket almalarını engelleyecek. İslam’ın hakimiyetini engellemek için elinden geleni yapacak, ama buna rağmen Mehdi, onu yenecek, o kişiyi.
MUHABİR: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Rivayetlerde bu var. Bu şahsı da göreceğiz. Ahir zaman şahısları çoktur, süfyan vardır, deccal vardır, kahtani vardır. Bu alim vardır, Medine’deki alim, bu cahil alim. Yani Mehdi’ye karşı çok ciddi bir vakadır bu. Bunu İmam-ı Rabbani Hazretleri de söylüyor, Mektubat’ında. Çıkar diyor Mehdi’ye karşı, ahaliyi, cahil insanları kışkırtıyor, “Bu bizim dinimizi öldürdü” diyecek, diyor. Bunu insanlar görecekler. Bence bu alim de çıktı. Bu kastedilen alim de çıktı. Bak, Peygamber ne diyorsa çıkıyor (S.A.V.). Bu da çıktı, bu da zuhur etti. Ve sonuna kadar mücadele edecek. En sonunda pes edecek bu. Yenileceğini söylüyor, Resulullah (S.A.V.). İnşaAllah, tabi. Evet, başka var mı hadis?
OKTAR BABUNA: Bir tane daha var inşaAllah. “Nihayet Allah yolunda, hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan seçkin Müslümanlar, onlarla savaşa çıkacaklar. Tesbihler ve tekbirlerle Konstantiniyye’yi feth edecekler.”
ADNAN OKTAR: Böyle pırasa gibi doğrama var mı o hadislerde?
OKTAR BABUNA: Yok, manen fetih var.
ADNAN OKTAR: Manen fetih diyor değil mi? Sevgiyle, şefkatle, ilimle, Allah’ı anarak, darwinizme, materyalizme, komünizme, faşizme karşı bir tavır alacağı anlaşılıyor rivayetlerden. Biz, ahir zamana göre uyarladığımızda bu karşımıza çıkıyor. Hangi kaynakta belirtiliyor bu hadis?
OKTAR BABUNA: Sünen-i İbni Mace.
ADNAN OKTAR: Sahih hadis kitabı mı o?
OKTAR BABUNA: Tabi, Kütüb-i Sitteden.
ADNAN OKTAR: Kütüb-i Sitte’de, bir daha oku hadisi.
OKTAR BABUNA: Nihayet Allah yolunda, hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan seçkin Müslümanlar…
ADNAN OKTAR: Şimdi dur, kınayanın kınamasından korkmayanlar. Demek ki basında, televizyonlarda, radyolarda, sokaklarda büyük bir kitle onları kınayacak. Ne ile kınayacaklar? Sapkınlar, anormaller, yanlışlar, şöyle anormal hareket yaptılar, böyle anormal hareket yaptılar, şöyle suç işlediler, böyle suç işlediler diyecekler ve kınayacaklar. Kınanmalarının mühim bir olay olduğu anlaşılıyor hadisten, çünkü Resulullah bunu vaka olarak bildiriyor. Yani mühim bir vaka olarak belirtiyor. Yani azim bir vaka olarak ortaya çıkacak. Mehdiyet ve kınanma iç içedir. Mehdinin en önemli özelliklerinden bir tanesi sürekli kınanacak olmasıdır. Büyük bir kitle tarafından kınanacaktır. Çünkü çok küçük bir topluluğu olacak. Resulullah da bu azim ve büyük olaya ehemmiyetle dikkat çekmiş. Çünkü nazarı nübüvvette diyor, ehemmiyetsiz konular ele alınmaz, diyor Said Nursi Hazretleri. Bakın nazarı nübüvvette yani Peygamber nazarında diyor ahir zaman ile ilgili konular anlatılırken ehemmiyetsiz konuları anlatmaz diyor Peygamber. Çok mühim ve azim konularsa anlatılıyor. Mehdiye manevi saldırı, kınama ve dedikodu bu hadislerde çok fazla belirtilmiştir. Mesela, Medine’de çıkacak olan cahil alim Mehdi’ye karşı tavır alacak olan alim başka bir şey de demiyor. Bu bizim dinimizi öldürdü, diyor. Sadece bunun üzerinde duruyor. Aman bundan uzak durun, diyecek. Yüzlerce binlerce insanın ondan istifade etmesini engelleyerek onların da belki cehennemine vesile olacak. Bakın ayette diyor, kendisi sapmış ve cahilce saptırdıklarını da diyor. Bir kısım günahlarını da yüklenecekler diyor Cenab-ı Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. Birçok insanı da saptıracak, ne adına, Allah adına yapacak bunu. Aldatıcılar sakın sizi Allah adıyla aldatmasın, diyor Cenab-ı Allah. Allah ile aldatacak yani her yerinden rezilliği anlaşıldığı halde sahtekarlığı anlaşıldığı halde Müslümanlar onu, bir kısım safi kalpli Müslümanlar göremeyecekler onun hakikat haldeki asıl görevini fark edemeyecekler ve onun sözüne aldanacaklar bir kısmı. Ona Peygamber Efendimiz (sav) özellikle dikkat çekmiş, İmam-ı Rabbani Hazretleri Mektubatında özellikle dikkat çekmiş. Bakın Sünen-i İbni Mace’de ve Sünen-i Davud’da da var. Buhari, Müslim, Tirmizi hepsinde vardır bu hadisler. Yani mühim konu olarak ayrıca dikkat çekilmiş. Hep mühim konular, mesela bir kaçırılma olayı olacak diyor, deccal evinize girecek, gaspen zorla eve girecek, diyor. Demek ki evlere baskın yapılacak Müslümanların evlerine. Mehdi talebelerinin evlerine baskın yapılacak. Zoraki evlere girme olayları olacak. İnsan kaçırma olayları olacak. Hadis buna işaret ediyor. Bu o devrin şiddetini, olağanüstülüğünü gösteriyor. Dikkatlice tahlil edilirse Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bu devri avuç içi gibi tarif etmiş. Avuç içi gibi yani Mehdi’nin bulunacağı yer, ne yapacak, ne edecek, en ince detayına kadar. Bütün fiziksel özelliklerine varıncaya kadar. Mesela alnı diyor hafif iç bükeydir, diyor, mesela çok hafif. Gözleri hafif çekiktir, diyor. Bakın mesela müthiş detaylar bunlar. Mesela bir aleni olanlar var, burnu küçüktür, diyor. Kalkık küçük bir burnu vardır, diyor. Bu alenidir ama mesela hafif alnı iç bükeydir, bu çok dikkatli bakılınca. Mesela, diyor ki alnında kaş çatma çizgisi vardır. Alnının ortasında tek katlanma çizgisi, ama tektir diyor boydan. Mesela bu alenidir. Gözünde hafif çekiklik vardır. Bu daha dikkat gerektiren bir şey. Diyor ki; alnında bir yara izi vardır. Bu dikkat gerektiren bir şeydir. Ama sırtındaki beni onu kimse bilemez ancak denize girecek de veyahut bir şekilde olacak da Allah vermesin bir muayene mevzubahis olabilir veya Müslümanların görmesi gerektiğinde gösterebilir de ahir zamanda teberrüken birçok harika olaylar olacak. Dediğim gibi Resulullah’ın hırkasını giyecek. Müslümanların hoşnut olması için 1 veya 2 kere sırtını açıp Mehdiyi göreceğiz İnşaAllah. İzin alacağız, o yaprak şeklindeki beni göreceğiz. Sonra sırtındaki o asıl nübüvvet mührü gibi olan mührü göreceğiz ki o mühürde de harikalıklar olduğunu göreceğiz ayrıca. Yani herhangi bir ben değildir. Yani onda da harikalıklar vardır.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Diğer alametlerini göreceğiz, sağ ayağındaki beni göreceğiz. Çünkü göstermeden alametleri olmaz. Ben Mehdiyim demez. Ama böyle bir alamet bende var, bilin, diyebilir. Veya Müslümanlar ısrar eder, görmek istiyoruz derler, görebilirler. Yani sürekli olmaz ama olur Allah-u alem adabıyla edebiyle yaparız, gideriz yanına konuşuruz ikna ederiz, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah’ın izniyle yeter ki zuhur etsin mübarek biz askeri olarak hazırız, İnşaAllah Allah’ın izniyle. Evet, başka...
OKTAR BABUNA: Kostantiniyye, İslam dünyasında İstanbul şehri için kullanılmış isimlerden biridir, diyor Büyük Lügat Türdav’da. Bu şehir, bugünkü İstanbul 4. yüzyıldan itibaren buradaki imparatorun adına izafeten Kostantinopolis adını aldı, diyor.
ADNAN OKTAR: Evet, bu kutsal emanetler ile ilgili hadisleri oku.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Mehdi’nin beraberinde süslenmiş bir halde Peygamberimizin bayrağı olacaktır.
ADNAN OKTAR: Nerede bu bayrak?
OKTAR BABUNA: Topkapı Sarayı’nda.
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: Peygamber (S.A.V.)‘in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak 4 köşeli olup dikişsizdir ve rengi de siyahtır. Onda bir hicr hali bulunur. O Resulullah (S.A.V.) ‘in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır.
ADNAN OKTAR: Topkapı’da öyle bir tane daha var. Ceylan derisine sarılı olarak açılmamış olan bir tane daha var. Bir sancak daha var. Tabi burada asıl olan hadisin geneline bakılır, hadisin genelinde Peygamberimizin sancağı bunun üzerinde duruluyor. Detaylarda bazen hadislerde değişiklik olabiliyor. Ama ana konuda değişiklik olmaz. Mesela; ümmetin ömrü 7 000 yıldır. Bunu çok net söylüyor. Ama diyor ki Peygamber (sav), ben bunun 6. bininde geldim. 6. bine sonra açıklık getiriyor. 5 600 yıl geçmiştir, diyor. Buradan çok netleşmiş oluyor ama ittifak var, bakın son 1 000 konusu tam ittifak oluyor. 5 600 ile de ittifak halinde olmuş oluyor. Çünkü o da 6 000 hükmündedir. Çünkü 5 600 yıl geçmiş demek normal sayısal olarak o da 6 000 yıl hükmündedir. Buna yuvarlak hesapla söylendiğinde 6 000 yıl denebilir. Zaten böyledir, bunun usulü böyledir. Ama Peygamber Efendimiz (S.A.V.) daha da detaya girerek iyice anlaşılsın diye 5 600 yıl geçmiştir, diyor ve birçok rivayetinde de elinle gösteriyor. Ben ve kıyamet böyle geldik diyor (2 parmağını yan yana göstererek) 2 parmak gibi peş peşe geldik, diyor. Devam et.
OKTAR BABUNA: Alametlerine gelince, beraberinde Allah Resulü’nün (S.A.V.) gömleği, kılıncı ve sancağı olacaktır. O sancak ki, Peygamberin (S.A.V.) vefatından bugüne kadar hiç açılmamıştır. Mehdi’nin zuhuruna kadar da açılmayacaktır. Sancağında El-biat’ül-lillah, Allah için biat ibaresi yazılı olacaktır.
ADNAN OKTAR: Yani şimdi burada baktığımızda Peygamberimizin gömleği, sancağı ve kutsal emanetler, bunların hepsi burada, Topkapı’da. Yani burada özüne bakılır hadisin, özünde ne vardır Peygamberimizin (S.A.V.) hırkası burada, sancağı burada, kılıcı burada. Kılıçlar zaten meşhurdur, hepsi buradalar. Kutsal emanetlerin olduğu yerde de Mehdi olacak. Yani bu ayrıca Mehdi’nin yerini belirlemek için de bir rivayettir. Yani kaderde nerede olacağını belirlemek içindir. Yani on kilometre ilerde. Mehdi İstanbul’da olduğuna göre, Mehdi’nin yanında demektir İnşaAllah.
OKTAR BABUNA : Evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: O anlamda, İnşaAllah. Mesela, diyor ki; Resulullah (S.A.V.), ben kıyametin kopacağı aynı saatte gönderildim. Yani tam vaktinde kıyamet vaktinde gönderildim. Ancak şunun şunu geçmesi gibi ben kıyamet saatinin geçmesinden biraz evvel geldim buyurdular ve orta parmağı ile şehadet parmağını gösterdiler. (2 parmağını yan yana göstererek) şöyle yapıyor, birinin diğerini geçmesi gibi fark vardır ya o kadar fark vardır diye ama tam kıyamet vaktinde geldim diyor. Kütüb-ü Sitte’de bu. Resulullah (S.A.V.), ben kıyamet şöyle yakın olduğu halde gönderildim buyurdular ve şahadet parmağı ile orta parmağını yan yana gösterttiler yani sahabeler böyle gösteriyor, Kütüb-ü Sitte’de yine bu rivayet. O gün kıyamet insanlara şu elimin başında olan yakınından daha yakındır, bu sefer eliyle gösteriyor yani bu kadar yakın kıyamet, diyor. Evet, sonra da rakam veriyor, Cübbeli de diyor arada, Peygamber ile o vakitler arasındaki vakit belli değil, diyor.
OKTAR BABUNA: Değil diyor evet.
ADNAN OKTAR: Şimdi bir tanesinde net söyledi, 7000 yıl, hadislerde yok bu dedi, 7000 yıl ile ilgili bir şey yok dedi hadislerde, sonra da çıktı Arapçası ile 7000 yıl ile ilgili hadisi söyledi, kardeşim yani bilmiyorsan niye ortaya çıkıyorsun? Veyahut bilerek niye gizliyorsun, yani nereye gizliyorsun illa ki ortaya çıkacağı belli; ki bilerek gizlediği anlaşılıyor, çünkü Arapçasını o bir gün içerisinde ezberlemez onu. Yani biliyormuş; beni yalancı çıkartmak için.
CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Bakın hadisi gizliyor, yani illa yani onu kendi sözünü doğru çıkartmak için bakın kendince aklınca beni yalancı çıkartacak.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Fakat Allah ayağına doladı ve mecbur oldu, yani ısrarlı televizyonlardan, internetten her yerden yayınlanınca etrafındaki arkadaşları herhalde söylediler, bak ortada hadis var sen bırak bunu, herhalde dediler işin doğrusunu söyle dediler, (işin demeyim Allah affetsin), bu konunun doğrusunu söyle dediler herhalde dayanamadı ve açıkladı sonunda. Yoksa Mehdi zamanı olduğunu mutlaka biliyordur anlamıştır.
OKTAR BABUNA: Evet İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama muhtemelen Allah-u âlem kendine hüsnü zannı vardı, fakat hastalıklarından dolayı yani o şeyinden dolayı kendinden ümidini kesmiş, zaten üslubundan bu anlaşılıyor.
OKTAR BABUNA: Evet, hastalığı olduğunu söylemişti. 1500 için de yemin etmişti.
ADNAN OKTAR: Efendim?
OKTAR BABUNA: 1500 yılla ilgili hadis yok diye yemin etmişti.
ADNAN OKTAR: Mesela o da çok acayip, yani bu telaş ne, bu telaş ne böyle, bak sonunda hadisi söyledin, şimdi onu da açıklattıracağım ona. Israrla onun üzerinde durup. Çünkü o 6000 yılı geçmiştiri geçiyor, o yılı geçti. 7000 yılı kabul etti ama 6000 yıl geçmiştir kısmını geçti, Peygamberin sözü bu, (S.A.V.) hadisi aldın tamamını niye almıyorsun, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: 5600 yıl detay vermiş Peygamber niye anlamazlıktan geliyorsun, o zaman geriye 1400 yıl kalıyor, bunla hesap olmaz diyor, peki ne olur? Hesap olsun diye söylemiyor mu peygamber onu sana? Niçin parmağını gösterterek belirtiyor, en anlamayan bile anlasın diyor, bak zaten kıyamet vaktinde geldim ben diyor. Yani kıyametin vaktinde geldim diyor ben. Ben kıyametin kopacağı aynı saatte gönderildim diyor, aynı saatte, ancak diyor şunun şunu geçmesi gibi ben kıyamet saatinin geçip biraz evvel geldim, diyor.
MUHABİR: Evet bir süre belirtiyor yani, hesabı olmayanlara da yakınlığını anlatmak..
ADNAN OKTAR: Evet, birçok etrafındaki insanı da yanlış yönlendiriyor. Peki, kardeşim bir de şunu diyorum, sen Mehdi’nin geleceğine inanmıyorsun ki. Olabilir. İslam dünyaya hakim olacak, de. Bunu de, bunun ne mahsuru var? Ki bu farzdır zaten.
MUHABİR: Tabi.
ADNAN OKTAR: Bu zulüm kalkacak de, Afganistan, Pakistan, Türkiye, Fas, Tunus, Cezayir hepsi kurtulacak de. İslam dünyaya bu yüzyılda hakim olacak Allah’ın izniyle de. Müslümanları şevklendir. Bunu niye diyemiyorsun sen? Niye illa ki 70 yıl daha bu sistem devam edecek, diyorsun. Ne yapıp yapıp mutlaka Allah’ın izniyle İslamı hakim edeceğiz de. Mehdi gelmeyecek, diyorsa diyorsundur. Bunu demen farzdır, bunu niye diyemiyorsun? İslam dünyaya hakim olacak diye ümitvar olması Müslümanların farzdır. İslamın dünyaya hakimiyeti için gayret etmesi farzdır.
Nur Suresinin 55. Ayetinde ve Kuran’ın birçok ayetinde İslamın dünya hakimiyetinden bahseder. Türk İslam alemi birleşecek, de. Türklük alemi birleşecek, bütün dünyaya Türk İslam birliği hakim olacak, de. Dünyanın lideri olacağız İnşaAllah zulüm kalkacak dünyadan, de. Bunu derse Mehdiliği de kabul edecek ya, diyemiyor. Çünkü dese ki Mehdi gelmeyecek ama İslam dünyaya hakim olacak dese, diyecekler ki o zaman bunun lideri olacak mı diyecekler. Bu Türk İslam aleminin, lideri olacak mı, kim bu deseler, konu bitecek tabi. Bakın burada sırf inadını devam ettirebilmek için bunu da diyemiyor. Bakın farz olan bu konuyu diyemiyor. Yani ne mahsuru var bunda, değil mi? Çık göğsünü gere gere ümitvar olun, de. İslamın nuru bütün dünyaya hakim olacak. Ne komünizm kalacak, ne faşizm kalacak, ne darwinizm ne materyalizm hiçbir şey kalmayacak. Bu yüzyılda Allah’ın izniyle İslam’ı hakim edeceğiz var gücümüzle gayret edeceğiz, siz de gayret edin herkes gayret etsin İslamı dünyaya hakim edelim diyemiyor. İslam ahlakı bütün dünyaya hakim olsun diyemiyor. Sevgi, barış, kardeşlik, dostluk gelsin diyemiyor.
MUHABİR: Evet.
ADNAN OKTAR: Ancak Şiileri, Caferileri pırasa gibi doğrayacak.
MUHABİR: Evet, o çok garip bir açıklama.
ADNAN OKTAR: Böyle bir Mehdi gelecek diye millete yanlış bilgi veriyor. Mehdi sevgi insanını, şefkat insanını, dostluk kardeşlik insanını su gibi kan akıtan bir insan şeklinde insanlara sunuyor. Ve orada da insanları yanlış yönlendiriyor. Mehdi kan akıtmayacak diyor Peygamber, Peygamber söylüyor artık inanmıyor musun?
MUHABİR: Tabi.
ADNAN OKTAR: Damla kan akıtmaz diyor. İnsanların burnu bile kanamaz diyor, detay veriyor, artık anlasın diye Peygamberimiz (S.A.V.). Herkes anlasın diye bakın burnu bile kanamaz diyor ve damla kan akmaz diyor hadiste detay veriyor. Buna rağmen sel gibi kandan bahsediyor.
OKTAR BABUNA: Uyuyanı uykusundan uyandırmaz diyor, Peygamberimiz (sav).
ADNAN OKTAR: Bir kısım çevrelerin de tam istediği gibi çıkarttılar adamı işte şöyle mükemmeldir, böyle hatasızdır. Adam kahkahalarla yerlere yatıyor, gülerek yerlere yatıyor. Baktı ki, bana karşı muhalif bir yönü var. Tam aradığı adam, ondan gerisi önemli değil. Herhalde bir konuştular da aralarında anladığım kadarıyla, yani biz sana hiçbir şey dedirtmeyeceğiz. Seni ben tam anlamıyla aklayacağım, çok iyi bir imaj vermeye çalışacağım. Ama sen hocaya ne diyorsan de Adnan Hocaya yönelik konuş anlat, şu Mehdilik konusunu özellikle konuş, insanların kafasından bu gitsin. İslam’ın dünyaya hakim olmayacağını git anlat. Mehdinin de çıkmayacağını da anlat şeklinde muhtemelen konuştular.
Çünkü aileler bana geldi diyor, konuştuk diyor. Hangi aile bunlar? Biz bunların kimler olduğunu biliyoruz ve bu aileler de boş gelmezler de ayrıca. Selamun Aleykum deyip gelmezler. O tarz aileler bunlar. Bu ailelerin kimlerle bağlantıda olduklarını, kimler kanalıyla bazı kanallarla bağlantıya geçtiğini çok iyi biliyoruz.
OKTAR BABUNA: Evet, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yoksa adamlar Cübbeli’yi asla kabul etmezler. Yani o tip insanlar zaten tepkisini adam gösteriyor. Yerlere yatıyor güleceğim diye. Her lafında uğunuyor. Dinle ilgili bir konuda insan saygıyla hürmetle dinler değil mi?
MUHABİR: Tabi.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Nezaketle dinler ki o da onları güldürecek şeyler konuşuyor kendi kafasınca kendi mantığınca, dikkatli de değil üslubu da garip, titiz de değil bu konularda. Mukaddesata ait konularda çok saygılı ve dikkatli olması gerekirken titiz değildi üslubu ve çok fazla örnek var buna ait. Her neyse o da kaderinde olanı yapıyor biz de kaderimizde olanı yapıyoruz. Sonu hayır olacak İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama biz neler döndüğünü biliyoruz. Ne oyunlar olduğunu biliyoruz. Sonra beni de şey olarak çıkarttılar bu sefer denge olsun, gibisinden. Bak demesinler ki o öyle oluyor, bak sen de çık konuş. Ben de çıktığımda birçok darwinist, materyalist telefonla katılıp güya beni orada mat edeceklerdi kendi kafalarına göre. Yani darwinizm konusunda, materyalizm konusunda her konuda mat edeceklerdi. Aman Allah’ım Seyid Battal Gazi nasıl böyle döne döne bir anda savruldu, tepesinin üstüne.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Biri sağa biri sola uçtular adeta tepelerinin üstüne bak gıkları çıkmıyor şu an.
OKTAR BABUNA: Evet, Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Öyle bir yenildiler ki, çivi gibi çaktık. Bir daha Yiğit Bulut çıkartmasın Adnan Hoca’yı. Kardeşim bir daha çıkacak hali kaldı mı adamın. Adam Kayseri pestiline döndü. Adam yerde artık, adam komada artık adamı bize getirsen ne olur. Tek vuruşta bitti Allah’a çok şükür, Elhamdülillah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama biz yine devam ederiz. Ulaşmayan yerlere ulaşsın gibisinden anlatırız. Allah her şeyde bir hayır hikmet yaratıyor. Ama dikkatlice izleyen bunu görür dikkatlice izlemeyen bunu göremez. Ama Yiğit Bulut’u tenzih ederim, o çocuk hakikaten delikanlı çocuk, samimi benim gördüğüm. Tabi kusursuzdur demiyorum ama diğer zevata göre daha milliyetçi, Türk milliyetçisi gördüğüm kadarıyla hakikaten Türk İslam Birliği’ni isteyen bir üslubu var. Allah’a inanıyor, mukaddesata inanıyor, darwinizme karşı tavrı var.
Ama diğer güruhat hakkında malum artık ben bir şey diyemiyorum. Cübbeli ile el ele tutuşmalar falan. Kardeşim sen Şiileri pırasa gibi doğramaktan bahsediyorsun, değil mi? El ele tutuşuyorsun. Şiilerle de el ele tutuşsana. Caferilerle de Alevilerle de el ele tutuşsana. Onlar senin kardeşin değil mi? Onlar mümin değil mi, onlar insan evladı değil mi? Onlar La ilahe illaAllah Muhammeden Resulullah demiyor mu? Hayır oradaki kişilerin el ele tutuşması tamam, o beni ilgilendirmez de. Ama sen herkesle el ele tutuşsana müminlerle kardeşlerinle el ele tutuşsana. Vahabiler sana ne yaptı, Şiiler sana ne yaptı? Tertemiz insanlar. Orada işine geldi mi, el ele tutuşup çıkarın oldu mu el ele tutuşursan değil mi, o zaman insan şüphe ile bakar. El ele tutuşacağın çok insan var. Bizim milletimiz tertemiz.
Her yerde bizim Alevilerimiz var. Can aleviler, dost aleviler, Allah’ın aslanları onlar. Gönül insanları onlar. Muhabbet insanlarıdır. Benim birçok akrabam var Alevi. Aslan gibi kardeşlerim. Alevi kökenli. İnşaAllah, iftihar ederim. Mesela, bizim Tarkan da öyle, Vakıf başkanımız, Alevi kökenlidir ailesi. İftihar ederim, alnından öperim. Annesine de babasına da selam ediyorum buradan, İnşaAllah. Hepsi bütün ailesi, hepsi benim canım, ciğerim onların İnşaAllah. Alevi ne demek, adı üzerinde Ali’yi seven, biz de aşkla seviyoruz. Ben de onun torunuyum. Onun soyundan geliyorum. İftihar ederim alevi kardeşlerimle ki Şiiler Mehdi aşkıyla divane olmuş insanlar, Mehdi dedin mi gözyaşlarını tutamayan insanlar. Bir yerde Mehdi’den bahset anında gözyaşı dökerler. Aşkla severler Mehdiyi. Ne istiyorsun bu insanlardan. Mehdi niçin doğrasın onları, canı gibi bağrına basacaktır Mehdi onları, alnından öpecektir aşkla muhabbetle.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
MUHABİR: Bir de böyle bir şey katliamdır, nasıl bir açıklaması var.
ADNAN OKTAR: İnanılır gibi değil en az 500 milyon kişi demektir.
MUHABİR: Tabi katliam evet.
ADNAN OKTAR: Bütün Irak, Suriye hepsi Alevi, hep Şii, Caferi, İran, Pakistan’a kadar. Her yer dolu. Bizim Türkiyemizde de en az 30 milyon Alevi kardeşimiz vardır. Kardeşim bu ne biçim bir izahtır.
Hıristiyanlar da akşam onlar da ayrı bir şey, onlarla da uğraştım. Onlar da dünyanın üçte biri katlolacak, diyor. Kardeşim sen ne konuşuyorsun, 7 milyar insan var. 2 milyarın üzerinde insan katlolsa kan denizine dönmüş oluyor. Yani tam deccalin oyunu bu. Amerika’da yayın yaptı 50 eyalete dün akşam. Yüksek sesle anlattım hepsine, deccalin oyununa gelmeyin, dedim. Bu deccalin oyunu, dedim. Deccal çıktı, dedim, 2001’de Mesih Deccal. Yerini de söyledim, dedim Kudüs’te, yerini de belirttim. O bunu yapıyor, dedim. Böyle bir şey yok. Tamam, İncil’de bir savaştan bahsediyor ama hadislerde de var, bu savaş. Bu Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşıdır. O oldu bitti, tamam bu deccalin oyunuydu. Darwin deccali, 350 milyonun üstünde insanın katledilmesine bir kısmının şehit olmasına sebep oldu bu adam. Paris, Londra bütün şehirler yerle bir oldu. Anadolu’yu işgal ettiler. Biliyorsunuz, Mehmetçiklerimiz Çanakkale’de sel gibi, onların şehit kanları aktı oraya. Bu deccalin bir oyunuydu. Darwinistlerin bir oyunuydu. Ama biz şeytanın kafasını koparttık bakın o doğru. Şeytanı öldürme diyorsa onu öldürdük doğru.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onun kafasını koparttık, pırasa gibi doğradık o anlamda doğru ama şeytanı. Müslümanı biz alnından öperiz. Bağrımıza basarız. Şiisini, Alevisini, Bektaşisini de hepsini. Şahane insanlar Bektaşiler, ben mesela çok tanırım. Dostlukla, kardeşlikle, sevgiyle dolu, aşkla dolu insanlardır. Muhabbet insanlarıdır bunlar. Allah dedin mi içi titreyen insanlardır. Özetle şeytanın oyununu bozmak çok önemlidir. O akşamki konuşma da çok iyi oldu. Adam da çok şiddetli etkilendi.
OKTAR BABUNA: Yepyeni kanallar açtınız dedi, MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, internet sitesine giren kardeşlerimiz görebilirler, Amerika’da yapılan röportajı.
MUHABİR: www.HarunYahya.org ve www.HarunYahya.net adreslerinden izleyebilirsiniz de. Ayrıca Adnan Bey’in oradaki tüm eserlerine de ulaşabilirsiniz. Ücretsiz de faydalanabilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Bakın kurnazlıklara, bakın şeytanlıklara. Müslümanlara diyorlar ki, Hıristiyanlar Deccaldir, bir kısmı. Hıristiyanlara diyor ki, bütün Müslümanlar deccal ordusu. Bakın oyuna bakın. Bir kısım Müslümanlara diyorlar ki, bütün Museviler deccal ordusudur. Musevilere de diyorlar ki bunların hepsi deccal ordusudur.
MUHABİR: Hepsini birbirine şey yapıyorlar bir nifak tohumuyla.
ADNAN OKTAR: Kardeşim zaten bir avuç iman eden var. Hıristiyanlar ayrı eziliyor, Müslümanlar ayrı eziliyor, Museviler ayrı eziliyor. Size ne oluyor, kardeşim. Bir araya gelin. Allah’ımız bir. Aynı Allah’a inanıyoruz. İnancımız aynı ama dinlerimiz ayrı. Hak din İslam’dır. Ben de dedim, Hazreti İsa gelecek. Hepiniz iman edeceksiniz herkes Müslüman olacak ve konu bitecek. Hazreti Mesih’in gelişi ile bütün dünya Müslüman olacak. O nasıl olacak gibisinden bir merakları vardı. Onu da izah ettim. Budistler de cennete gidecek, diyor. Satanistler de cennete gidecek. Kardeşim satanistler cennete gider mi! Laf mı yani. Şeytana tapıyorlar.
MUHABİR: Kan akıtıyor, kan akıtmayı ibadet olarak görüyor. Nasıl cennete gider?
ADNAN OKTAR: O direkt şeytanın yanına gider. Ama tövbe ederse, ihtida ederse Allah affeder tabi ki o zaman mümin kardeşimiz olur. Adam daha önce satanist ise bir daha Müslüman olamaz diye bir konu mu var? Budist ise bir daha düzelmez diye bir konu mu var? İhtida eder Müslüman olur, Allah’a çok şükür, kardeşimiz olur. Bunları çok detaylı anlattım tabi o internet sitesine girenler orada görebilirler.
MUHABİR: Maalesef bu akşam da süremizin sonuna geldik. Eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mıdır?
ADNAN OKTAR: Eklemek istediğimiz... Bak doktorum, bana haksızlık yapıyor deme, bunları biliyorsun, çok konuşuyorsun onu oraya mahsuben al.
CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfirullah, sizin yerinizi tutamayız.
ADNAN OKTAR: O konuda bir şey demem olmaz artık, İnşaAllah. Bütün kardeşlerimize bütün sevdiklerimize, bütün mümin kardeşlerimizin hepsine selam ediyorum. Hepsi Allah’ı çok sevsinler. Kuran’a sıkı sarılsınlar. Vatanın, milletin birlik ve bütünlüğü için gayret etsinler.
MUHABİR: Amin, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Milletimiz şahane millet, devletimizin üniter yapısına titiz olsunlar. Birlik ve parçalanmaya karşı çok şiddetli bir tavır alsınlar yani fikirle, sevgiyle, muhabbetle netice çok güzel olacak, kafaları çok rahat olsun. Yani her söylediğim çıkıyor unutmasınlar. Her söylediğim çıkıyor. Bu dediklerimin de doğru olduğunu görecekler, İnşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah, evet bir programımızın daha sonuna geldik. Yayında ve yapımda emeği geçen arkadaşlarım adına iyi akşamlar, mutlu yarınlar diliyorum efendim, hoşça kalın.