SUNUCU: İyi akşamlar sayın seyirciler, Adnan Oktar ile Başbaşa programımıza hoş geldiniz. Bugünkü kanallarımız yayın yaptığımız kanallarımız, Kral Karadeniz, Adıyaman Asu Tv, Ekin Tv. Radyo kanallarımız Mavi Karadeniz 106.4, Radyo Star 94.0 Aksaray, Genç Fm 93.3 Karaman, Emek Radyo 101 Mardin, Enerji Radyo 90.0 Ordu, Keyif Fm 92.7 Nevşehir, Radyo 37 95.2 Kastamonu, ASR Fm 96.0 Adıyaman. Soru ve görüşleriniz için ahirzamansohbetleri@hotmail.com. İnternet sitemiz www.harunyahya.tv. Buradan da programımızı canlı yayın olarak izleyebilirsiniz. Sayın Hocam Adnan Oktar’la başlayabiliriz. Sayın Oktar Babuna konuğumuz, hoş geldiniz diyoruz.
ADNAN OKTAR: Efendim siz de hoş geldiniz, sefa geldiniz. O güzel yüzünüzle bizi nurlandırdınız, maşaAllah.
SUNUCU: Hoş bulduk Hocam. Çok teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: Çok efendi ve çok terbiyeli tavrın maşaAllah. Bayağı güzel.
SUNUCU: Çok teşekkür ederim.
Hocam soru sorayım mı yoksa bir şeyler söylemek ister misiniz?
ADNAN OKTAR: Gündemden başlayalım. Tamam bir tane soru sor bakalım.
SUNUCU: Bir izleyicimiz diyor ki; “Hayırlı akşamlar Hocam, sizin sitenizde okudum, evrimciler ara geçiş formu bulamayacaklarını anlamış olacaklar ki, şimdi de aniden büyük değişimler oldu, canlılar farklı türlere aniden dönüştü, diyorlarmış. Bu konu hakkında biraz daha açıklama yapar mısınız?” Selma Karamanlı İzmit’ten.
ADNAN OKTAR: Şimdi işin doğrusunu söyleyecek olursak, Darwinistler de ateistler de benim elime düştüler. Yani Allah’ın izniyle, Allah’ın dilemesiyle benim elimden asla kurtulamazlar. Ne bu yüzyılda İslam hakim olmayacak deyip Müslümanları uyutmaya çalışan, Müslümanların gücünü kırmaya çalışan, heyecanını şevkini kırmaya kalkışan tipler, ne masonluk hakim olacak diyenler, ne komünizm hakim olacak diyenler, ne PKK başarılı olacak diyenler, hiçbiri başarılı olamayacaklar. İslam başarılı olacak, inananlar başarılı olacaklar, Yaratılışı savunanlar başarılı olacaklar ve bunu da eze eze yapacağız. Yani bu paniğin sebebi bu. Yani mesela ben sakin kendi halinde bir insanım, gayet sakinim. Bakın komünistlerin kitaplarında benden başka konu yok. Darwinistlerin kitaplarında ana konu benim, yurt dışında ana konu benim. İslam dünyaya hakim olmayacak diyen, bu yüzyılda Müslümanlar sürünecek, perişan olacak ama İslam dünyaya hakim olmayacak diyenlerin de hedefinde yine ben varım. Demek ki bir hayli güçlü vurmuşum ki her yer hopluyor yani, her yerde bir deprem var yani. Vurdum mu oturtmuşum demek ki. Ve anormal sakin, çok çok sakinim. Grayder gibi eze eze de geçeceğiz. Hiçbiri durduramaz bizi, Allah’ın izniyle. Tabii yani onlar işte çeşitli Marksist dergiler var, sol dergiler var böyle hepsi koro halinde yaratılış yok işte Adnan Hoca yanlış şeyler söylüyor. İnanmayın şudur budur. İşte klasik izahlarla güya kendilerince gücümüzü kırmaya kalkıyorlar. Sinek vızıltısı kadar etkisi olmaz. Yani bu yüzyılda İslam’ın hakim olmayacağını söyleyenlerin de sinek vızıltısı kadar bize etkisi olmaz. Biz gayet sakin adımlarla yürüyeceğiz ve İslam’ın bayrağı dünyaya dikilecek inşaAllah. Türk İslam Birliği bütün dünyaya hakim olacak herkes de bunu görecek. İstedikleri kadar masonları ayaklandırsınlar, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün gizli hücreleri istediği kadar hareketlensin, hiçbir netice alamazlar. Yani boş yere çırpınıyorlar. Çünkü bakıyoruz muazzam bir debelenme var karşımızda çünkü Darwinizm’in geçersizliğini iddia eden Avrupalı o kadar çok yaratılışçı kuruluş var ki, kurum var ki, kimse oralı dahi olmuyor. Amerika’da enstitüler var, değil mi, evanjeliklerin yani adamlar eğlence unsuru olarak görüyorlar, hiç etkilemiyor. Adını bile bilmiyorlar, haberleri bile yok. Ama bakın Harun Yahya deyince, karın sancısı tutuyor adamlarda yani böyle değil mi? Böyle artık kurdeşen döküyorlar. İslam’ın dünyaya hakimiyeti dediğimizde yerli yabancı ne kadar bu düşünceye zıt adam varsa hepsinin bir yerleri değil mi tutuluyor, inşaAllah. Karşımıza hem dinsizleri de çıkarıyorlar hem dindarları da çıkarıyorlar. Mesela bak darwinist dindarları çıkarıyorlar. Darwin doğru söylüyor diye fakat ateist Darwinistleri de çıkarıyorlar. Hepsini eziyoruz, İslam’ın dünyaya hakim olmayacağı ile ilgili de mesela hem ateistleri çıkarıyorlar, hem dindarları çıkarıyorlar onları da eziyoruz yani hiçbiri bizi durduramaz Allah’ın izniyle. Onun için böyle safsatalar falan yani bunlardan hiç etkilenmeyeceğimizi de biliyorlar, kimsenin de etkilenmeyeceğini biliyorlar. Pasif debelenme içindeler. Mesela diyor ki; insan maymundan geldi demedik biz zaten diyorlar, yeni moda. Allah’ım Yarabbim. Kardeşim canım ciğerim senin tarif ettiğinde koskocaman bir kuyruk var yani 1.5 metre falan kuyruk var. Değil mi? Kulakları da kocaman bir şey. Daldan dala atlıyor diyorsun, anormal vahşi sesler çıkarıyor diyorsun, hopluyor diyorsun. Ben buna ne diyeyim maymun demeyeyim de yani? Sen ismini ver başka bir isim ver, onu diyelim. Yok diyor bu insandır diyor, Allah Allah mahluk o yani, insan ayrı bir şey. İnsan, bilinen insan vardır. Mesela tesadüf konusunda da, biz tesadüf demedik diyorlar. Öyle bir şey yok diyorlar. Yani demagojinin en şiddetlisini karşımızda görüyoruz. Darwinizm doğrudan tesadüfe dayanıyor ve çok ipsiz sapsız mantıksız bir şey olduğu için kendileri utanıyorlar, ağızlarına alamıyorlar. Koskoca Marksist düşünceyi, koskoca faşist düşünceyi, koskoca kapitalizmi bunun üstüne oturtmuşlardı, biz altlarından çekip alınca, küt diye yerlere oturdular. Yani bütün şiddetiyle yere çarptılar şu an çok mahçuplar. Elimden kurtulmaya çalışıyorlar. Ama bakın asla kurtulamazlar. Liğme liğme etmeden bırakmam. İslam’ın bayrağını da, Türk İslam Birliği’ni de mutlaka dikeceğiz Allah’ın izniyle. Türkiye lider olacak bunu da hiç kimse durduramayacak. Boş yere oradan buradan Ergenekon’un eğittiği adamlar ortaya çıkarıyorlar, zibidi döküntü garibanları karşıma çıkarıyorlar falan. Benim için onlar leblebi çekirdek, ezer geçerim. Yani hiç benim şeyim değil öyle bir konum yok. Elin garibanlarını bilmem neylerini falan... Mesela ilahiyat profesörü tipleri çıkarıyorlar, gariban Hocaları çıkarıyorlar oradan buradan değil mi? Yurt dışında da öyle Mısır’dan falan Hocalar çıkarıyorlar. Hiç yani o bizim sadece böyle salata gibi iştahımızı açar yani sadece ezme gücümüzü daha da artırır. Debelenme şevk arttıran bir şeydir. Ne kadar iyi debelenirlerse o kadar iyi etkili oluyoruz inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam yine siz özür dilettiniz. Bu geçenlerde bir İda diye fosil çıkarmışlardı. Lemur fosili olduğunu hemen bütün dünyada internet sitelerinde siz anlatınca, televizyon röportajlarında hemen özür dilediler. Sonra Ardi diye bir şey çıkarmışlardı 1994 yılında bulunan bir maymun fosilini, siz çıktınız bütün röportajlarınızda anlattınız Hocam bunun bir normalde bir bonobo olduğunu gülen bir bonobo olduğunu...
ADNAN OKTAR: Baksana herif onlara gülüyor.
OKTAR BABUNA: Şimdi yine özür dilediler Hocam. Hemen akabinde yani. Artık meydan boş değil, eskiden 50 sene 60 sene 100 sene yutturuyorlardı millete. Şimdi akabinde birkaç hafta, bir iki hafta, birkaç gün içerisinde özür diliyorlar. Kalmadı artık şeyleri inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hürriyet gazetesine her gün bakıyoruz sabahları yeni bir atış var mı diye, yok. Çünkü atışı anında böyle pinpon topu gibi geri alınlarına yapıştırıyoruz. Yani 12 saat sürmüyor. Anında şak cevap alırlar. Artık kimsenin iştahı kalmadı yalan söylemeye, atış yapmaya iştahları da kalmadı. Bundan sonra hizmetlerindeyiz Allah’ın izniyle yani böyle Hz. Ali’nin kılıcı gibi inşaAllah. Biliyorsunuz Hz. Ali’nin iki uçlu idi kılıcı. Biz de nereden vursak oturtturuyoruz. Bizde ilim kılıcı var, nurani kılıç. İlimle, bilgiyle Allah’ı anarak sevgiyle, şefkatle, merhametle bu konuyu bitireceğiz inşaAllah. Şimdi en büyük panik de Türk İslam Birliği paniği, Amerika’da bir panik var, Avrupa’da panik var, Türkiye’de de panik var. Türkiye’de bazı dindarlarda da panik var, değil mi? Mesela bak dün de HaberTürk’e yine bizim Ahmet Hocayı çıkarttılar, bir kitap hazırlamış. “Hz. Mehdi muhakkak gelecek fakat bu yüzyılda değil”. Ben bir kitap hazırladım “Hz. İsa ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek” diye o da buna cevap hazırlamış. “Hz. Mehdi muhakkak gelecek fakat bu yüzyılda değil”. Peki ne yapacağız? Bu yüzyıl tamam gelmeyecek dedik yani kabul edelim senin dediğin gibi. O zaman oturup küfrün dinsizliğin Afganistan’da, Irak’ta, Fas’ta, Suriye’de, Mısır’da Müslümanları biçmesini bekleyelim, böyle mi? Peki Cübbeli Ahmet Hocaya bizim bir sorumuz var, arkadaşlarına soralım ona da iletsinler. Tamam dediğinin doğru olduğunu kabul edelim. Peki bu yüzyılda İslam’ın hakim olmaması neden gerekiyor? Mehdi gelmeyecek diyelim farz edelim, İsa da inmeyecek diyelim bu yüzyılda peki İslam’ın bu yüzyılda dünyaya hakim olmaması için gerekçe ne? Niye bundan bahsedemiyorsun, niye ağzına alamıyorsun, değil mi? Saat 3’e kadar konuştu akşam. Kardeşim bir kere de. Bu yüzyılda İslam Allah’ın izniyle hakim olacak. De ki Mehdi gelmeyecek, İsa da gelmeyecek tamam kabul ettik öyle inanıyor olabilirsin, yani bir mahsuru yok öyle inanmasında. Fakat de ki, “Allah’ın izniyle bugünlerde bu hafta bu aylarda İslam dünyaya mutlaka hakim olmalı, Müslümanlara kan kusturuyorlar, her yerde binlerce Müslüman katlediliyor, Afganistan’da değil mi Mısır’da her yerde Filistin’de, muazzam bir acı var, bunu hemen durdurmak gerekiyor, İslam’ın dünyaya hakimiyeti farzdır, Kuran’da bununla ilgili açık ayetler var, hemen İslam’ın dünyaya hakimiyeti için herkesin gayret etmesi gerekir, hepimiz gayret edelim demesi lazım” diyemiyor. Çünkü onu deyince Mehdi’yi de kabul edecek. Canım ciğerim nasıl desin? Bakın böyle azim bir farzı böyle büyük bir farzı ve açık Kuran’ın hükmü yani Kuran’ın bütününü dünyaya hakim etmek çok aleni bir hüküm olduğu halde, aleni bir farz oldukça, açık farz olduğu halde Allah’ın büyük emirlerinden biri olduğu halde söyleyemiyor. Dili tutuldu yani etrafındakiler de soramıyor kardeşim. Yani Mehdi’nin tamam bin yıl sonra geleceğini düşünüyor olabilirsin fakat ne olur yani İslam dünyaya hakim olsa? Küfrün hakimiyetini kabul ediyorsun, mason hakimiyetini de kabul ediyorsun, değil mi? Yani Müslümanların hakimiyeti niye mahsur oluyor? Niye tek kelime ağzına alamıyorsun? Bir kere ya bir kelime ağzına al. De ki; bu yüzyılda İslam hakim olabilir, gayret edelim de. Diyemiyor. Çünkü neden? O zaman Mehdi’yi kabul edecek, Mehdi’yi de kabul edince kafasında saplantı haline geldi yani. %100 Mehdi olduğuma inanıyor anladığım kadarıyla. Yani kardeşim yemin ediyorum diyorum, yani Mehdilik iddia etmeyeceğim diyorum. Bak Allah’ın meleklerin bütün insanların laneti üzerime olsun, ömür boyu Mehdilik iddia etmeyeceğim diyorum. O daha da paniğe kaptırıyor onu, daha da kanaatini getirtiyor Allahu alem. Yani Mehdilik iddia eden Türkiye’de o kadar çok insan var ki ben şimdi saymaya kalksam yani cemaatleşmiş insanlar var yani herkes biliyor. Değil mi? Ehli sünnet cemaatlerde de, Nakşi cemaatlerde de yani bu çok çok fazladır. Gerekirse de söyleyebilirim ve alenen açıkça ‘Mehdi’yim’, Mehdi şeklinde yazarak söylüyorlar, net ve bunlar büyük cemaatler yani binlerce taraftarı olan cemaatler. Hatta bir kısmının televizyonları var, değil mi? Radyoları var, onbinlerce müridanı var, benim 200-300 tane arkadaşım var, bir avuç çevremde insan var ve hiçbir şekilde de böyle bir iddiam yok. Kardeşim niye bu kadar panik oluyorsunuz? Bu kadar vurguluyorum. Niye panik oluyorsun bu kadar değil mi? Niye bu kitabı bana yazıyorsun da Türkiye’deki değil mi en az 10-20 tane büyük cemaat var binlerce taraftarı olan ve benim gibi yemin billah ediyorum böyle bir iddiam yok ve olmayacaktır diyorum. Adamlar isim vererek açıkça alenen falanca Mehdi’dir diyor adam. Niye ona kitap yazamıyorsun sen, değil mi? Çünkü onların asla gücü olacağına inanmıyor, hakim olacaklarına da inanmıyor, aklının olduğuna da inanmıyor, değil mi? Yani sıfır hükmünde görüyor ve ağzına dahi almıyor. Ama benim gölgem titretiyor onu, gölgem böyle. Ki hiç kendi halinde bir insanım, gayet sakinim. Bu sakinlik onu daha da paniğe kaptırıyor. Çünkü adım adım ilerliyoruz, Türkiye’de şu an çığ gibi yayıldı Mehdiyet. Her yer Mehdi kaynıyor, Mehdi talebesi kaynıyor. MaşaAllah yani Mehdi’nin gölgesi ayna gibi her tarafı vurdu. Zıl ve gölgesi, tabii her biri sanki Mehdi’den parça şu an, inşaAllah. Dolayısıyla yani milyonları bulunca, müthiş bir panik meydana geldi. Bir kere bu yüzyılda gelmemesi konusunda onda panik olmasın, biz zaten Mehdi’nin gelip gelmemesi o konu değil. İslam’ın dünyaya hakim olması konu. Biz diyoruz ki bağırta bağırta, söke söke İslam’ı dünyaya hakim edeceğiz. Ben buradayım, beni göreceksiniz arkadaşlarımı da göreceksiniz mutlaka yapacağız bunu ve hiç kimse bunu durduramaz Allah’ın izniyle. Yani bunun adına Mehdi demeye bilir sorun değil ki, bir şahısta diyebilir, bir arkadaşımız bir kardeşimiz da diyebilir yani mühim olan İslam’ın dünyaya hakim olması. Bunu ağzına alamıyor adam, bu da alamıyor, birçoğu da ağzına alamıyor, söyleyemiyorlar. Hiç gördünüz mü yani böyle bağıra bağıra çıkıp İslam dünyaya hakim olacak diyen? Çok nadirdir, çok çok nadirdir. Çünkü onu dedin mi, nelerin geleceğini bilirler arkasından. Onun için Cübbeli’nin hiç telaş etmesine gerek yok. Şimdi benim arkadaşlarım benim Mehdi diye etrafımda toplandığını zannediyorlar. Yani Mehdi değilse hemen gidecekler zannediyor. Ya kardeşim ben bir kere yemin ediyorum, yani ben diyorum ki Mehdi’nin gelmeyeceğine inansa bile o şahıslar ama biz geldiği kanaatindeyiz ayrı mesele. Yani bir bildiğim var ki söylüyorum. Ve Mesih de Allah’ın izniyle gelmiş olabilir. Onu da söylüyorum inşaAllah. Fakat hepsinin üstünde İslam dünyaya hakim olacak diyoruz. İslam dünyaya hakim olacak, bu yüzyılda. Cübbeli de görecek bunu, cübbesizler de görecek, herkes görecek. Afganistan, Mısır, Türkistan, Tacikistan, Özbekistan, Libya, taa Ermenistan, İsrail hepsini içine alacak şekilde Türk-İslam Birliği oluşuyor. Ve ben bunu 2 yıl önce söyledim. Kaç ülkenin vizesi kaldırıldı?
OKTAR BABUNA: 56 oldu. Tacikistan en son kaldırdı.
ADNAN OKTAR: 56. Bak süratle gidiyor. Şimdi bak bir şey daha söylüyorum yakında pasaport da kaldırılacak sıradan. Kardeşim vize, pasaport yok ne demektir biliyor musun? Konya’ya gidiyorsun demektir. Bu Türk-İslam Birliği’nin diğer adıdır. Haa başına kim geçecek? Lider kim olacak onu beklerseler görürler. Allah’ın kaderde takdir ettiği kişi olacaktır. İnşaAllah. Ve Mehdi zorla başa geçirilecektir. Mehdi öyle talep etmez ve kimseye ihtiyacı yoktur. “Allah kuluna kafi değil mi” diyor Cenab-ı Allah ayette değil mi. Bu şekildedir. Onun için böyle kitaplar çıkartması falan, bunlar Mehdiyeti hızlandıracak kasırgaya çevirecek eserlerdir. İnşaAllah. Allah’ın dilemesiyle o, kendince Mehdiyeti durdurmak isterken, kasırga gibi gelişmesine sebep oluyor. Ben mesela, böyle bir kitap çıkartmazdım normalde, o da böyle bir kitap çıkartmazdı. Her ikisi de Mehdiyetin muazzam gelişmesine sebep olacaktır. Yani o, kendince durdurmak için yapıyor, durdurmak için yapılan gelişme için 10 misli daha etkili olur. Çok çok daha etkili olur. Ayrıca, Resullullah diyor dünyanın ömrü 7000 yıl diyor değil mi. 5600 yılı geçti diyor. 1400 yıl kalıyor geriye. 1400 ile 1500 arasında her şey bitecek. Biz Cübbeli’den değil de, Peygamberden bilgi alıyoruz. Yani Cübbeli’nin aklıyla gitmiyoruz. Diyor ki yüz yıl başında İmamı Rabbani Hazretleri eğer ilk 25 yılda Mehdi çıkarsa çıkar, çıkmazsa çıkmamıştır diyor. İmamı Rabbani bekliyor, hiçbir alamet oluşmuyor. Mehdi’nin bir kere ön çıkış alametleri var. Fırat’ın suyunun kesilmesi, Kabe de kan akıtılması, Afganistan’ın işgali, İran-Irak savaşı, 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları, bunların hiçbiri olmamış o zaman. İki uçlu kuyruklu yıldız, ikinci bir kuyruklu yıldız daha bunlar da çıkmadı. Anlaşıldı mı? Yani o çift uçlu kuyruklu yıldız çıkmadı o dönem de. Yani kuyruklu yıldızlar çıkar ara ara, ama bu alametlerle birlikte çıkması önemli. Yani, bir bütün olarak çıkması gerekiyor. Mesela 40 alamet varsa, 40’ın aynı anda olması lazım. Ben şu an diyorum ki bakın, 40’ı birden çıktı.
OKTAR BABUNA: Hatta 150-200.
ADNAN OKTAR: 150-200 de, ben anlasınlar diye şimdi şey yapmamak için derli toplu olsun, 40’ı birden çıktı. İmamı Rabbani 40 tane alametin birden çıktığını görse, Mehdi çıkmamıştır der mi? Hiç alamet çıkmayınca, tabii ki çıkmadı diyecek. Ne desin? Yani bir alim yalan söyleyecek hali yok çıkmamış görünüyor. Biz de bu yüz yılda bu alametler çıkmasaydı derdik yani, çıkmamış diyecektik. Ama hepsi çıkınca, diyoruz ki çıktı diyoruz. Gelip Cübbeli Ahmet’in kapısını mı çalacak Mehdi? O da zannediyor ki, gelecek ‘ben Mehdi’yim var mı bir istediğin, yani ne diyorsun, beni kabul ediyor musun?’ O da diyecek ‘göster bakalım bir keramet diyecekler’ diyor. Böyle bir şey dedirtmez Mehdi. Öyle bir şey yok. Dolayısıyla Mehdi ilk çıktığında iman hakikatlerini yayacak, Kuran’ı anlatacak, İslamı anlatacak. Yani ilk çıktığında halk Mehdi’yi bilmeyecek. Kendisi dahi kendisini bilmez diyor. Mehdi’nin alametleri bilinecek önce, şahsı değil. Yani önce bir gül kokusu gelmeye başladı. Anlaşılıyor ki o, Hz. Muhammed’in o mübarek torununun o güzel kokusu geliyor. Gül kokusu varsa, Mehdi gelmiş demektir. Değil mi? Bir ışık İslam alemini parlattıysa, güneş doğuyor demektir. Durduk yere bu gelişmeler olmuyor. Mehdi’nin zıl ve gölgesi altında oluyor. Şahsını ne zaman göreceksin? Onu acele etmeyecek onu. 30 yıllık dönemi var, 40 yıllık dönemi var. Değil mi onu acele etmeyecek. En son safhasıdır o, siyaset ve saltanat alemindeki bölüm. O birkaç senelik bir şeydir. Ve kısa sürede olup bitecektir. Yani o uzun vakitleri alan bir şey değil ki. İlk baştaki bölüm çok önemlidir diyor Said Nursi Hazretleri. Halkın nazarında da gizlenmiştir bu diyor. Yani asıl önemli kısmı önemli görmez halk diyor, siyaset ve saltanat alemindeki kısmını önemli görür diyor. Mesela sarıklı, başında atla çıkar böyle, arkasında sarıklı insanlar toplanır, elinde kılıçla bir tekbir getiriyor mesela Roma’nın ve İstanbul’un bütün binalar çöküyor. Böyle bir tarif yapıyor ve zaten Cübbeli’nin tarif ettiği Mehdi, hiçbir zaman için gelmez. Gelmeyecek bir Mehdi’den bahsediyor. Yani kendinin de inanmadığı, hiçbir Müslümanın da inanamayacağı Mehdi’den bahsediyor. Hangi Müslüman yani, tank ve top mermisi işlemeyen bir insandan bahsediyor. Tank ateş ediyor, tankın mermisi çarpıyor yüzüne, Mehdi’ye hiçbir şey olmuyor. Ve geliyor Roma’ya veyahut hakim olmak istediği şehre geldiğinde, ‘Allahu Ekber’ diyor bütün binalar çöküyor. Bir de böyle bir insanın, rivayetlerde çile çektiğinden bahsediliyor, yani hapse girecek ve çile çekecek. Sen öyle bir insanı hapse sokabilir misin? Allahu Ekber der, cezaevi de çöker. Yani hiçbir şekilde, hiçbir yere getiremezsin. Tank mermisi etki etmeyen insana, kim etki edebilir, ne yapabilir, nasıl tutuklayacaksın? Yani onun niye 313 tane talebesi olsun? Cübbeli’nin onbinlerce arkadaşı, talebesi var da, 313 kişide niye kalsın öyle bir insan? Bakın gökten bütün melekler bağırıyor diyor, 7 milyar melek falanca Mehdi’dir diye kendi dilinden. Böyle bir durumda, 313 kişi kalır mı oradaki Müslümanlar? Olacak iş mi şu? Bir tekbir getirdiğinde bütün kaleler yıkılırsa, Müslümanlar ona tabi olmaz mı? Melekler bağırıyor, kaleler yıkılıyor değil mi, tank mermi etki etmiyor. Deniz kuruyor, Adriyatik Denizi tamamen. İşte bu izahlarla diyorlar ki yani, böyle insanlar insanların imanını yok olacağına vesile olacağını biliyorlar. Ve aranan ideal tipler bunlar işte. Yani bak aranan şunlar: bir, İslam dünyaya hakim olmayacak diyecek. Yani bu yüzyılda İslam hakim olmayacak. İstediğiniz gibi rahat yaşayın, kıyamet de kopmayacak diyecek. Yani çok uzun zamandan sonra kıyamet kopacak diyecek. Üçüncüsü, öyle bir Mehdi tarifi yapacak ki yani, aklın, izahın, Kuran’ın tamamen dışında bir izah. Yani hiçbir peygamber döneminde görülmemiş, yani birbiriyle akıl almaz çelişen, oluşması mümkün olmayan bir Mehdi tarifi ve dolayısıyla inanılmaması gereken bir Mehdi tarifi. Mesela yaptığı Deccal tarifleri de öyle. Gök yüzünde 100-150 metrelik bir eşek, 30 metre kulakları var, Deccal onun üstüne binecek diyor. Ayakları aşağıya sarkacakmış, gökyüzünde uçacak Deccal, oradan bağırıyor aşağıya doğru. Melekler gökyüzünü kaplamış. Yani böyle efsane gibi bir şey anlatıyor. Hangi peygamber döneminde, nerede görülmüş Kuran’da böyle bir izah? Hz. Adem’den itibaren var mı böyle bir şey? Değil mi? Müslümanların böyle beynini uyuşturan ve onları yanlış yola sevkeden bir çizgi içerisinde. Halbuki o müteşabih. Gökte eşek, oradaki vasıtayı vurgulamak için Peygamber Efendimiz tarafından söylüyor. Kulakları olan, gökte uçan 30 metrelik bir taşıt ne olabilir? Bir kulağı 30 metre olan? Uçak olur, uçağın kanatları olur. Başka ne olur yani? Değil mi? Uçağı çok net tarif etmiş. Mesela avucuna baktığında bir insan, Mehdi avucuna bakar talebelerini görür diyor dünyanın her yerini görür. Nedir? Cep telefonu, yahut ipod. Yani teknolojinin son safhası belirtiliyor. Yine akşam baktım hadislere, mesela çok acayip hayret edilecek şekilde yani, yeni yeni hadisler de buldum. Mesela kişiler diyor, oturdukları yerde, gece diyor oturdukları yerde Mehdi’yi görürler diyor. Herkes evinde Mehdi’yi görür diyor. Bu nedir sence, ne olabilir Mehdi’yi oturduğu yerde görmek? Televizyondur tabii ki. Yani, yoksa Mehdi herkesin evine böyle görüntü olarak oluşup, herkesin evinde tek tek görünecek anlamında değil. Böyle anlatılırsa, işte muazzam imansızlık yayılıyor o zaman ve müthiş dinsizlik yayılıyor. Dinsizliğin yayılmasını vesile olan Hocaları da çok arayan konuma gelmişler, geliyorlar. Mesela HaberTürk’e durduk yere onu çıkartmazlar. Mesela onun ilginç yönleri var. 1-Bana karşı olması, tamam bana karşı bir sürü adam var önemli değil. Ama en hayati noktaya geliyoruz. 2-İslam bu yüz yılda dünyaya hakim olmayacak diyor. En can alıcı noktayı vurguluyor. 3- Kıyamet çok uzakta diyor, çok rahat olun diyor. 4-Namaz kılın, orucunuzu tutun, evinizde oturun, camiye gelin sakin olun bir şey yok diyor. Bizim sakin olacak bir halimiz yok değil mi. PKK orada ortalığı kaynatırken, Türk-İslam Birliği oluşmamışken, İslam aleminde kan gövdeyi götürürken biz sakin olamayız. Ve bir an önce İslam’ın dünyaya hakim olması için gayret ederiz değil mi? Ayrıca dine bakış açısı, üslubu. Mesela insanları güldürmesi. Din espri unsuru değildir. Mesela HaberTürk’te programda benim yanımda o tarz bir üslup kimse kullanamaz. Yani tahayyül dahi edemez. Yani herkes de bilir yani kimsenin benim yanımda öyle konuşulmayacağını. Ama adam müsait. Bak yine çıktı onları yine güldürüyor. Gerçi bir parça, önceden dedim ki bu sefer iadeyi itibar yapacaklar bu kadar gülmezler dedim. Bu eğlendirme olayı bitecek dedim yani, tam tahmin ettiğim gibi. Yine dedim Mehdi’nin gelmeyeceğini söyleyecek, bu yüzyılda İslam’ın hakim olmayacağından bahsedecek, değil mi? Bakın bir gün öncesinden söyledik, o gün o gün öğlen söyledim evet. Gülmenin ayarını yapmışlar, yani % 80- 90 azaltmışlar gülmeyi. Yani iadeyi itibar yapıyorlar. Böyle hani. Ama yine tabii o üslup var yani. Onda da, karşı tarafta da var. Fakat kısmen üsluplarını düzeltmişler. Demek ki konuşmalarımız etkili oluyor. Yani bir hizaya gelme var, düzelme var. O güzel. Yani bu Allah’ın rızasına uygun bir şey. Faydalı maşaAllah, elhamdülillah. Ona takdir gözüyle bakıyoruz. Ama yine, aynı konuyu yine işledi. İslam dünyaya bu yüz yılda hakim olmayacak. Kim hakim oluyor? Masonlar hakim oluyor, komünistler hakim oluyor, darwinistler hakim oluyor. Adama diyor ki, sen falanca kitabı okudun mu? Yok. Falanca kitap bilgin var mı? Yok. Kardeşim işte aranan böyle, hiçbir şey bilmiyor adam. Sadece Kuran bilgisi var doğru, hadis bilgisi var kısmen, ama genel kültür, felsefe bilgisi yok. Küfrü ve Materyalizm’i, Darwinizm’i yıkacak olan felsefe, fen bilimleridir ve genel kültürdür. Ve, Said Nursi Hazretleri diyor; sanat, marifet ve ittifak. Biz bununla diyor indireceğiz aşağıya diyor küfrü. Karşımızda cehalet, zaruret ve ihtilaf var diyor. Adam tam cahil işte, klasik cahil. Medrese tarzı eğitim almış, dünyadan bir haber. Mesela gelişmelerden, hiçbir şeyden haberi yok. Mesela bizim verdiğimiz cevaplardan da haberi olmuyor. Çok dolaylı ulaşıyor ona, çok çok dolaylı ulaşıyor. Ama talebeleri cin gibi maşaAllah. Yani onlar internete giriyorlar, her şeyi de okuyorlar. Çünkü ben Cübbeli Ahmet ile ilgili site var, onların girişlerine bakıyorum. Yani çok yüksek sayısı. Mesela dün 73 bin küsürdü. Baktım yani acayip yüksek bir sayı yani. Sırf Cübbeli Ahmet ile ilgili kısım 73 bin. O kadar çok girmişler yani verdiğimiz cevaplara. Yani dolayısıyla o istediği kadar internete girmeyin desin, istediğiniz kadar okumayın desin bunu durduramıyor. Fakat Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri de bütün meşayih de, hepsi aşağı yukarı tamamı bu yüzyılda İslam’ın dünyaya hakim olacağını söylüyorlar, Mehdi’nin çıkacağını söylüyorlar. Fakat şimdi ihtiyaten tedbirde aldı bakın uyanıklık yapıyor. Said Nursi hakkında önceden saygılı konuşuyordu şimdi Said Nursi’nin delil olarak kullanılması durumuna karşı yaklaşık diyor 20 konuda mı diyor, 30 konuda mı diyor Ehl-i Sünnete uymadığına dair bana bilgi geldi diyor, bir şahıstan diyor ama emin değilim diyor. Bakın çok kurnaz bir cevap. Yani insanların kafasına izdifam bırakıyor, şüphe bırakıyor. Yani Ehl-i Sünnete uymayan sapkın bir alimdir bu ama ben demiyorum başkası diyor ama ben emin değilim. Bak çok uyanık kendince. Böylece Said Nursi’nin güvenilmez bir alim olduğunu vurgulayıp, onun bu yüzyılda Mehdi’nin geleceğini söylemesi ve Mehdi ile ilgili bütün izahlarını ortadan kaldırmak istiyor. HaberTürk’te de Bediüzzaman’ın aleyhine bir program yapıldı daha önce. Arkasından Cübbeli de böyle konuşunca, o onun üstüne tam oturmuş oluyor. Cübbeli tam aradıkları tip aslında. Şeyh Nazım Kıbrısi’nin gitti eline sarıldı böyle iki büklüm katlanarak elini öptü ve onun kutup olduğunu söylüyor falanca kişi sizin için kutup olduğunu söylüyor efendim diyor, değil mi, inanarak söylüyor kendince. Sonradan da baktık Şeyh Nazım Kıbrısi İslam dünyaya bu yüzyılda hakim olacak diyor, bu sefer onun da aleyhinde diyor kadınlara el öptürüyor diyor, Şeyh Nazım Kıbrısi. Ya kardeşim pir-i fani bir insan. El öptürse ne olur o yani bütün nefsi toprak olmuş insan artık ayakta duramıyor yani, tam pir-i fani yani, değil mi? Kadın elini öpse onun nedir yani? Hepsi onun evladı hükmünde, kızı hükmünde inşaAllah. Yani onu sanki böyle bir anormal hareketmiş gibi gösteriyor. Yaşlı insan büyüğü olan bir şeyhinin değil mi ve tam bir pir-i faninin elini öpmesinde ne mahsuru var? Onu da dolayısıyla anormal ve yanlış yolda olan bir insan gibi gösterdi. Dolayısıyla onu da bir kenara koymuş oldu. İşine gelmeyen herkesi böyle birer birer kenara koyuyor ama İslam’ın dünyaya hakim olmasını iddia eden herkesi kenara koyuyor. Yani birer birer ekarte ediyor kendince. Mesela Berzenci Hazretleri var, o da diyor, bu yüzyılda İslam’ın hakim olacağına işaret ediyor, kıyametin tarihini yaklaşık Hicri 1400 ile 1500 arasındadır gibi diyor. Onu da bir kenara koydu. Suyuti, Suyuti’yi de bir kenara koydu. Suyuti de kendinden, onu sıkıştırmışlardır diyor, sıkıştırdılar diyor, o da işte en fazla 1500’e kadar gider ümmetin ömrü dedi diyor, başından savmak için yalan söyledi diyor, Suyuti için. Bak sanki yanında onun da. Halbuki Suyuti onu hadise dayandırarark söylüyor, 7000 yıl ile ilgili hadise dayandırarak söylüyor. Onu da kenara koydu kafasınca. Emin adımlarla ilerlediğini düşünüyor. Halbuki emin adımlarla geriliyor haberi yok ve çığ gibi de İslam yayılıyor Türkiye’de. İstediği kadar bu yüzyılda hakim olmayacak desin. Teker teker alimleri kendince sıradan böyle devre dışına çıkarttığını zannediyor. Kendi devre dışına çıkıyor ve kimseye de öyle bir etkisi olmaz. Ve her konuştuğunda da ne olduğu, kişiliği hakkında insanlara bilgi vermiş oluyor. Mesela kitabında da ağzını da bozmuş, kendini kaybetmiş. Sinirlerine de hakim olamıyor. Yani ne panik oluyorsun sen? İslam’ın dünyaya hakimiyetini savunan insanlara karşı bu ne öfke ya? Bu ne panik böyle, değil mi? Benim etrafımdaki insanlar bu yüzyılda İslam’ın dünyaya hakim olacağından Allah’ın izniyle eminler. Müthiş ağzını bozmuş. Yani bunu savunanlara karşı. Bak biz hiç öyle bir üslubumuz yok gayet sakin. Biz kardeşimiz diyoruz, mümin kardeşimiz diyoruz. Fakat sadece cahil olduğunu söylüyorum. Yalnız onun tabii konumu biraz değişik. Ben onunla ilgili detaylı bir bilgiye sahibim. Ama zamanı gelince onlar da ortaya çıkacak. Ben onu oturup patlatacağım demiyorum. Ama bağlantıları çok ilginç. Yani durduk yere ona öyle ilgi göstermezler. Normalde Fatih Altaylı’nın yani hiç hoşlanmayacağı bir tip ama hiç. Ve çevresindeki insanların da hiç hoşlanmayacağı bir tip. Zaten üslubundan, konuşmasından bu anlaşılıyor. Yani ona karşı bakış açısı, onu ne yönde değerlendirdiği çok açık anlaşılıyor. Aklı başında herkes bunu görür. Fakat tam kullanılacak bir tip yani. Birçok kesimin tam kullanabileceği uygun bir tip olduğu için üzerinde duruyor. O da çok önemli bir insan olduğunu düşünüyor kendi kanaatiyle, kendi zannınca. Kendiyle alay edildiğinin farkına varmıyor. Aşağılandığının da farkına varmıyor. Mesela adamlar alenen aşağılıyorlar, farkına varmıyor. Katıla katıla gülüyorlar o normal halen devam ediyor. Mesela imalı bir şey söylüyorlar onu da anlamıyor ne anlama geldiğini. Onu mesela küçük düşürecek bir şey söylüyorlar fark edemiyor. Büyük bir neşeyle devam ediyor. Pür neşe, gayet normal devam ediyor. Orada mesela ince ince dokunduruyorlar sürekli. Yani herkes anlıyor, bu farkına varamıyor. Fakat mühim olan Cenab-ı Allah vaadini gerçekleştirecek inşaAllah. Zulüm asla payidar olmaz. İslam dünyaya hakim olacak. Bunu herkes görecek inşaAllah.
Var mı sorun?
SUNUCU: Hocam Kezban Üstün size bir soru yöneltiyor. “Sayın Hocam bir programınızda affetmek, sevginin önündeki engelleri kaldırır demiştiniz. Ben de bu sözünüz üzerine çok affedici olmaya karar verdim. Ama şunu merak ediyorum acaba affetmenin de bir sınırı var mıdır? Bir insanın artık bunu da affedemem diyeceği bir durum olabilir mi?”
ADNAN OKTAR: Şimdi mesela Allah şirki affetmez. Bir insan müşrikse seni affettim diyemeyiz. Şirkten vazgeçmesi lazım, öyle affeder. Ama mesela Allah vermesin içki içmiştir, zina etmiştir veyahut yalan söylemiştir veya buna benzer bir şey yapmıştır. Bu tabii ömür boyu böyle imansız insan gibi bir muamele göremez. Tevbe ettiyse, vazgeçtiyse mümin kardeşimizdir. Yani affederiz tabii, biz de affederiz. Çünkü asıl Allah’ın affedeceği bir konudur o. Yani Allah onu cezalandırır. Dolayısıyla biz ilk yaptığında buğz ederiz ama vazgeçerse de affederiz yani. Biz niçin olayın üstüne böyle giden konumunda olalım? Çünkü ahirette onun hükmünü verecek biz olmadığımıza göre, Cenab-ı Allah olduğuna göre, bir de bizim affetmediğimizi düşünelim, Allah esirgesin, yahut herhangi bir kişinin affetmediğini düşünelim. Ya o cehenneme gider de o cennete giderse? Değil mi? Tabii, affetmeyen cehenneme gidebilir, affedilmeyen de cennete gider. O cehennemde olur öbürü cennette olur. Onun için af çok önemlidir. Af olmazsa sevgi olmaz. Af sevginin önündeki engelleri kaldıran bir tremizleyicidir. Çünkü insanların birbirini sevmesi çok zordur. Mesela bir erkeğin bir kadını sevmesinin önünde binlerce engel olur normalde yani helali olarak. Yani mesela ters söz söyler affetmesi lazım, yanlış düşünür onu düzeltmesi lazım. Mesela uygunsuz bir tavrını görür yahut onda itici bir şey görür onu düzeltmesi gerekir. Azim gerektirir sevgi. Azmetmek gerekir yoksa sevgi uçar gider. Yani sevgi o kadar sabit oturan bir şey değildir. Akıl gerekir, çok akıllı olmak gerekir. İrade gerekir, sabır gerekir, vefa duygusu gerekir, merhamet gerekir. Güzel gözle bakmak lazım, güzellikleri görmek lazım, çirkinliklere göz kapamak gerekir. Yoksa insan acizdir, insanı nasıl sevecen yoksa sen yani etten, kemikten oluşmuş bir varlık. Onda bir derinlik, güzellik arayacaksın. Onda tutku arayacaksın, onda şefkat ve merhamet arayacaksın, değil mi? Onun mesela doğru konuşmasını bir zevke dönüştüreceksin, efendiliğini zevke dönüştüreceksin, munisliğini zevke dönüştüreceksin. Mesela ona acıyacaksın, acıma da ayrı bir zevktir. Acıma onu koruma, kollama hissidir, o insanın ruhunda bir tatmindir. Yani insan eşini severken çok şeyden tatmin olur. Mesela, karısını severken. Mesela acımadan ayrı tatmin olursun, affetmeden ayrı tatmin olursun, konuşmasının güzelliğinden ayrı tatmin olursun, ama hepsinin üstünde Allah’ın tecellisi olduğu için, Allah onda Cemal ismiyle teceli ettiği için en çok ondan tatmin olursun. Çok hoşuna gider yani ruhunu dinlendirir. Gözünden sevgi akar, Allah’ın nuru akar gözünden. Onunla bir ruhun ferahlanır, zevk alırsın. Senin gözünden, onun gözüne bir sevgi akar, ondan bir zevk alırsın. Ama bunun oluşması için de çok dürüst olması lazım iki tarafın. Yani karşındakinin sahtekar olduğunu bildiğinde sen otomatik kilitlenirsin yani beynin seni kilitler. Sen desen ki hadi sev desen, bütün gücünle emir versen vücuduna, vücut beton kesilir yani asla sana müsaade etmez. Hadi gözümden sevgi aksın dersin gözüne perde gelir, akıtamazsın o sevgiyi. Yani ruhumda bir sevgi elektiriği olsun desin, Allah onu keser, yapamazsın. İstediği kadar karşındaki talep etsin, olmaz. İllaki çok dürüst olması lazım. Yani onun dürüstlüğüne beyninin inanması lazım. Bakın, beynin inanacak, beyin inanmadı mı, beyin otomatik keser bağlantıyı. Mesela yalan söylememesi, her doğru konuşmasını daha çok seversin, yani çok doyurucu bir duygudur yalan söylememesi. Mesela gözündeki tutku ve derinlik mesela o iman ve akılla orantılı olarak insan onu alabilir kadından, yani aklı olmayan mesela yüzde bir alabilir ama aklı olan yüzde yüz alabilir, mesela kimi insan yüzde otuz alabilir yüzde kırk alabilir. Yani bir çeken vardır mesela erkek çeker kadın da onu bırakır gözünden ama çeken olmasa kadın bırakamaz onu. Yani bıraksa da kalır onda o yani onun akması için mutlaka çekenin gücü gerekir. Onu da sadece Allah’a derin iman ve Allah korkusu ile olur bu güç. Allah’tan korkmadığını bildiğin bir adama bir kadına gözünden sevgi akıtamazsın, kadın da ona akıtamaz yani çünkü daha Allah’ı fark edemeyecek kadar akılsız. Yani bu kadar büyük bir gücü bu kadar muhteşem bir gücü fark edemiyor, onu fark edemeyen seni nasıl fark etsin? Allah’a vefası olmayan Allah’a teşekkürü olamayan sana niye vefa duysun, sana niye teşekkür etsin?Allah’ın dinini korumak istemeyen seni niye korumak istesin? Allah’a karşı içinde vefa hissi olması, bağlılık hissi olması onun yüksekliğini gösterir, olmaması da basitliğini sıradanlığını gösterir. Beyin onu hemen seçer. Bakıyor bir kere Allah’a vefası yok, bu vefasız der, bu kalleş ve kahpe der. Hemen küt kafasında siler onu. Ama çözümsüz değildir. O pisliği alır kenara atar o yeniden temizler o zaman göz onu hemen görmeye başlar. Yani gözün üstündeki o perde kalkar yani ama karşı tarafın onu gözden alıp silmesi lazım çünkü o perdeyi o koymuş, perdeyi çektin mi yine görmeye başlarsın işte affetme budur. Yani onun o perdeyi çekmesiyle olur. Ama adam perdeyi çekmiş ama sen daha hala inat ediyorsan buna işte affetmeme derler. Yani bu da sevgisizliğin zeminini hazırlıyor işte. Onun için mesela evlenenler bir haftaya bir ay sonra falan boşanmaya çalışırlar biliyorsunuz. Hemen işte avukatımı aradım falan boşanacağım, birbirini evden kovmalar ve rezalet. Hadi diyelim ki böyle bir şey, ama ömür boyu tabii kadın unutamaz böyle bir şeyi. Yani böyle bir taleple geldiğinde. Ama kadın bunu düzeltirse veya erkek bunu düzeltirse tabii ki orada Allah aralarında bir sevgi bağı oluşturur. Yani sevginin kendi gücüyle elde edeceğini düşünürse bu şirktir işte. Yani ben sevgiyi kendim elde ederim değil. Allah verir. Allah verdiğinde de ondan müthiş zevk alır ve mucize olarak oluşur sevgi. Yani benim sevme gücüm var... Hadi git de sev bakim yani böyle bir şey olmaz sana hemen koyun eti gibi ete dönüşür yada sığır eti gibi. Sığır nasıl bir etki etmiyorsa insana o et de etki etmez, orada Allah’ın nurunun tecelli etmesi Allah’ın özel bir gücü vardır. Onun tecelli edip mucize meydana gelmesi lazım mucize ile kadına karşı insan sevgi duyabilir. Dolayısıyla mesela namaz kıldığını bilmek müthiş sevgiyi arttırır ona karşı. Mesela Allah için yılmıyor mesela deli cesareti var müthiş seversin. Mesela onun delikanlılığı yiğitliğini görürsün, müthiş seversin. Mesela acıya tahammülünü görürsün Allah için aşka dönüşür müthiş seversin mesela acıya tahammül etmezse adi olduğuna inanırsın. İşte Allah da onun için öyle seviyor. Mesela bakıyor ki kendi için acı çekiyor, mesela yerlerde sürünüyor ama Allah diyor bırakmıyor Allah’ı. İşte onlar Firdevs cennetlerinde, Adnen cennetlerinde oluyorlar inşaAllah. Yani aşk ehli içindir cennet deli aşıkların yurdudur cennet. Yoksa adam gider cennete köşkleri var havuzları var bunalıma girer asar kendini. Sıkılır yani rahatsız olur. Deli aşıklar zevk alır cennetten, Allah onun için deli aşık ruhunu geliştirmek için buraya bizi getiriyor. Bu acı ve çile çekmemizin nedeni bu yani bu acılardan çilelerden ve zorluklardan geçtikten sonra, cennetin ferahlığına girdiğinde, biz bunu ömrümüz boyunca unutmayacağız bu çektiğimiz çileleri. Onunla kıyaslayıp kıyaslayıp, cenneten müthiş zevk alacağız ama unutmamamız için de ayrıca cennete Müslümanlara ayrıca cehennem gösterilir ki, daha da zevk alsınlar diye kıyas yapıp zevk alsınlar diye. Yoksa cehennem ehli etkilenmiyor zaten cehennemden onların için bir anlamı yok cehenneminin zaten Allah’a inanmıyorlar. Cehennemde eziyet, acı çektiği kanaatinde onlar. Yani kapitalistlerin onlara bir oyun oynadığını, Müslümanların bilimsel teknolojik bir gelişme yaptıklarını, insan bilincini alıp bir makineye bilgisayara yüklediğini ve sonsuzluğa kitlediğini ve onlara işkence yaptığını gibi ipsiz sapsız aptalca şeyler düşünecekler ve asla vazgeçmeyecekler. Pişmanlıklarını Allah gizlerler diyor.
SUNUCU: Ben tekrar web sitenizi haztırlatmak istiyorum sayın seyircilerimize. Soru ve görüşleriniz için ahirzamansohbetleri@hotmail.com.www.harunyahya.tv adresimizden canlı yayın olarak izleyebilirsiniz bizleri. www.harunyahya.org , www.harunyahya.net sitemizden tüm eserlerimizi ücretsiz olarak indirebilirsiniz . Sayın Hocam bir sorumuz daha var İzmir’den Samim Okur. “Hocam, Bulgaristan Uzay Araştırmaları’ndaki bilim adamları dünyada şu an uzaylıların olduğunu , bize dostça yaklaştıklarını ve yardım istediklerini ancak bizim onlarla iletişim kuracak yeterlilikte olmadığımızı söylemişler. Ayrıca biz uzaylılarla radyo dalgalarıyla değil düşünce yoluyla iletişim kuracakmışız. Hocam haberi okuyunca gülmeden edemedim. Aklıma sizin Dawkins hakkında söyledikleriniz geldi. Bu kişilerin maksatları nedir Hocam?” diye sormuş Samim Okur.
ADNAN OKTAR: Uzaylıları da Allah yaratıyor yani olabilir uzayda da canlılar olabilir fakat mühim olan bunları Allah’ın yaratmış olması. Dawkins’i de Allah yaratıyor, uzaylıları da Allah yaratıyor. Onların etkisi altında kaldıkları Darwin’i de Allah yaratıyor. Mutlak hakimdir Allah. Yani her yerde her zaman gücünü Cenab-ı Allah gösterir. Ama uzaylılar konusunda tedirgin olmak da yersiz. Onlar da Allah’ın kontrolünde olan varlıklar olabilir ama muhtemelen cin taifesi onlar benim anladığım. Yine onlara bir soralım bakalım nedir aslında hiç onlara sormadım bu konuda da bir bilgi alabiliriz. Bu akşam nasip olursa bir sorayım, şu uzaylıların olayı nedir diye. İnşaAllah.
SUNUCU: Başka bir sorumuz var Hocam. Ankara’dan Sema Gürcan. “Çok değerli Hocam röportajlarınız sayesinde zatınızla şereflenmiş olmanın benim için ne kadar büyük bir nimet olduğunu bilemezsiniz. Ne yazık ki önceleri sizi ve arkadaşlarınızı ancak basının yansıttığı kadarıyla tanıyordum. Dolayısı ile bu bende bir önyargı oluşturuyor ve o muazzam bilgiler içeren eserlerinizden de uzak durmama sebep oluyordu. Asil kişiliğiniz ve hikmetli sözleriniz her geçen gün imanımın artmasına sebep oldu. Hocam siz son derece merhametli ve sabırlı davranarak her hakkınızdan vazgeçiyorsunuz. Ancak merak ediyorum, bunu yapanlar sizin gibi güzel ahlaklı ve samimi bir Müslümanı bunca zaman bizden uzak tutmanın hesabını ahirette nasıl verecekler?”
ADNAN OKTAR: Allah uzak tuttu. Allah onları sebep etti. Allah beni perdeledi. Vardır bir hikmeti. Üstümü örttü perdeyle sonra da Allah perdeyi kaldırdı. Şimdi de kardeşlerimizle bağlantı halindeyiz. Cenab-ı Allah birçok insanı, mesela Üstad Hazretlerini de Cenab-ı Allah zamanında perdeledi, sonra o perdeyi üzerinden kaldırdı bütün insanlık onu tanıdılar. Bu hikmetle hayırla yaratılır. Dolayısı ile bizim aleyhimizde konuşma yapanlar da Allah’ın emriyle onu yapıyorlar yani bizim karşıtlarımız da. Mesela HaberTürk’teki dün program İslam’ın dünyaya hakimiyeti için çok tetikleyici ve çok önemli programlardan bir tanesidir. Onlar o amaçla yapmıyor ama Allah onu ona çevirir yani o onların elinde olmaz. Bakın dedim ben kim ne yaparsa yapsın Mehdi’ye hizmet eder dedim. Bakın mesela Cübbeli bu kitabı yazmış şimdi bu Mehdiyet’e muazzam hizmettir. İslam’ın dünyaya hakimiyeti için muazzam hizmettir. İslam dünyaya hakim olsun diye mi yazdı bu kitabı bilakis, bilakis ama İslam’ın dünyaya hakimiyetine elinde olmadan hizmet etmiş oluyor.
Evet herhalde bir ara vereceğiz anladığım kadarıyla öyle mi?
SUNUCU: Evet şimdi bir kısa bir reklam aramız var Hocam. Reklam arasından sonra tekrar sizlerle birlikte olacağız.
Tekrar hoşgeldiniz sayın seyirciler. Soru ve görüşleriniz icin size tekrar hatırlatmak istiyorum mail adresimizi ahirzamansohbetleri@hotmail.com. Ayrıca www. harunyahya.tv adresinden programımızı canlı yayın olarak izleyebilirsiniz. Adnan Oktar’ın tüm eserlerini ücretsiz olarak internet sitemizden indirebilirsiniz. İnternet sitemiz: www.haruhyahya.org , www.harunyahya.net adreslerimizden tüm eserlerimizi indirebilirsiniz. Sayın Hocam sözü size bırakıyorum.
ADNAN OKTAR: Tamam teşekkür ederim. Yine HaberTürk bu konuda çok yer verdiği için Türkiye çapında da dinlendiği için biz bu konuda bir şeyler açıklayalım. Fatih Altaylı’nın da şu an takip ettiğinden eminim, ona da buradan selamlarımızı iletiyoruz inşaAllah. Bakın diyor ki; Cübbeli Mehdi konusundaki bir konuşmasında, “onun için” diyor “şimdi Mehdi (a.s) bekliyoruz diyenlerden” diyor. Bu da “ben de Mehdi’yi bekliyorum” diyor değil mi? Cübbeli, “Mehdi (a.s) geldiğinde hadi git işine bu değil diyenlerde çıkabilir haaa” diyor. “Olacak bu, bu olacak aynı Resullullah’ı bekleyenler gibi bu da başımıza gelecek bak Mehdi’yi bekliyoruz, bekliyoruz diyenler bir de Mehdi çıkacak bakacak herifin işine gelmeyecek”. Bakın Cübbeli burada çok dikkat etsin, o da şu an dinliyordur. Bak diyor “bakacak, herifin işine gelmeyecek” diyor. Demek ki bazı heriflerin işine gelmeyecek, “maddesine dokunacak” diyor. Demek ki birisinin maddesine dokunmuş. “Menfaatine dokunacak” diyor bakın demek ki birisinin menfaatinede dokunmuş. “Bugün çok dini cemaatler var dini liderler var. Sünnetten, şeriattan uzak hee” diyor. “Kendilerini hak yolda bilen” diyor, Cübbeli’de kendini hak yolda biliyor. “Mehdi (a.s) bunlarla pek barışık olmayacak, şeriatı sünneti yaşattığı zaman bunlara dokunacak o, işte o zaman çokları ‘bu sapıktır, dinimizi kaldırmak istiyor’, Medine’nin alime dediği gibi diyecekler”. Medine Peygamber Efendimize soruyorlar ‘hangi Medine?’. ‘İstanbul’dur’ diyor. ‘Kostantiniyye’dir’ diyor. Bak, “Medine’nin alimi dediği gibi diyecekler ama hepsi helak olup gidecekler” diyor. “Allah bize beklediğimiz Mehdi’ye gönderdiğinde inanmayı nasib etsin” diyor “amin”. “Hah diyor bunun üzerine ne indi? Ayet indi, bu Yahudi hakkında” diyor bekledikleri gözetledikleri peygamber, bir Kitap ile gelince en evvel o Yahudiler kafir oldu”. Yani Yahudiler de peygamber bekliyorlar fakat işlerine gelmeyecek gibi gördükleri için o peygambere tavır alıyorlar yani çıkarlarıyla çatıştığı için. “Artık Allah’ın laneti o kafirlerin üzerine olsun. Bak Kuran bunlara lanet ediyor. Şimdi ben korkuyorum bizim halimizde ona dönmese...” Yani kendisi de bu hale gelebilecek bir insan olabileceğini düşünüyor, ben de böyle bir adam olabilirim diyor. “Mehdi (a.s) beklersin beklersin tam gelir, şeriatı sünneti ortaya koyar sen de alışmıssın tabii bidatlara, onlara ondan sonda dersin ki bu o değil”. Yani Cübbeli burada zaten bayağı bir şey anlatmış ama en önce tabii kendisinin ders alacağı bir konu anlatmış. Bakın orada ne diyor. Bak “Mehdi’yi bekliyoruz bekliyoruz diyenler, bir de Mehdi çıkacak bakacak herifin işine gelmeyecek”, belki Cübbeli’nin de işine gelmiyor değil mi? “Maddesine dokunacak” diyor belki onun da maddesine dokundu, “menfaatine dokunacak” diyor belki onun da menfaatine dokundu.”He bugün çok dini cemaatler var” diyor. Dini liderler var diyor değil mi? O da kendisini hak yolda biliyor. “Mehdi bunlarla pek barışık olmayacak” diyor. İşte o zaman çokları bu sapıktır dinimizi kaldırmak istiyor, diyecek diyor yani burada kendisine çok ders var. Yalnız dünkü konuşmasında yine Şiilere gizlice kendince dokunduruyor ve dürüst konuşmadı orada ben böyle bir şey demedim diyor. Halbuki açıkça söylüyor Mehdi çıktığında diyor bütün Şiileri, Alevileri, Bektaşileri, yani Vahhabileri hepsini kıtır kıtır pırasa gibi doğrayacak diyor. Arkasından da ben öyle bir şey demedim diyor. Bir kere bu sözü video bantta var. Bizim internet sitemize girenler Cübbeli Ahmet’le ilgili kısma girenler bunu açıkça görebilirler. Burada dürüst konuşacak bu çevirebileceği gibi bir şey değil. Yani mesela diyor ki; “İran karışmış diyorlar”, İran bizim komşu kardeşimiz olan bir Müslüman ülke, “ben de diyorum Allah karışıklığını artırsın”. Yani anarşi artsın, kan dökülsün, bombalamalar artsın anlamına gelir bu laf, ”Hoca niye böyle diyorsun? Diyorlar. İslami gazeteler böyle demiyor. Ben başka kafadayım” diyor. İnsan Müslüman bir kardeş ülkeye daha da karışsın, batsınlar, felakete sürüklensinler der mi? Bir de o işte kıtır kıtır kesecek pırasa gibi doğrayacak demesi ve oradaki insanlara da onu koro halinde onu söyletmesi... O zaman insanların Alevilere, Bektaşilere, Şafilere, Şii kardeşlerimize karşı nasıl bir bakış açısı içersinde olacağı açık değil mi? Çünkü pırasa gibi doğramak azminde olan insanlar yetiştirmiş oluyor kendiside dahil. Bu durumda onlara karşı nasıl sevgi, saygı gösterecek, şevkat gösterecek, değil mi? Dolayısıyla ben demedim demesin diyor, fakat onu eğer pişman olduysa onu düzeltmesi lazım. Değil mi? Ben bunu dedim özür dilerim diyecek değil mi? Ben bunu demedim diyor. Elimizde bant olarak var konuşması kendi sitesinde var, kendi sitesinde duruyor zaten yayınlanıyor fakat demedim diyor. Var mı başka sorun?
SUNUCU: Hocam bu konu ile ilgili bir VTR miz var isterseniz hemen VTR mize bakalım...
(CÜBBELİ’NİN VTR’si)
ADNAN OKTAR: Oradakiler diyor, soruyor onlara pırasa gibi doğrayacak diyor, bakın Vahhabiler doğranıyor pırasa gibi, Şiiler doğranıyor dolayısıyla zaten Aleviler, Bektaşiler doğranıyor onun sözüne göre geriye kim kalıyor? Yani zaten bizim de doğranmamız gerekiyor anladığımız kadarıyla, yani değil mi? Herkes doğranmış oluyor. Çünkü kendi düşüncesinin dışında olan herkesin doğranması gibi bir uslubü var . Halbuki “la ilahe illallah muhammeden resullullah” diyen herkes bizim mümin kardeşimizdir. Şiiler son derece takva tertemiz insanlar. Bizim Türkiye’mizde en az 20 milyon, 30 milyon Alevi vardır. Hepsi bizim canımız ciğerimiz kardeşimiz. Bektaşiler var. Benim akrabalarım var Alevi, Bektaşi son derece tertemiz insanlar. Tanıdıklarımız var kardeşlerimiz var. Mesela bizim Vakıf Başkanımız Tarkan Alevi kökenlidir. Tertemiz insanlar niye kesilsin, biçilsin, pırasa gibi doğransınlar? İnsanları böyle motive ediyor ve onları böyle pırasa gibi kesmeye yönlendirmiş oluyor o zaman. Arkasından böyle sorulduğunda da ben böyle bir şey demedim diyor. Nereden çıktı diyor. Kardeşim bu konuşma sana ait değil mi? Yani biz hayalimizde mi... Sen kendi sitende koymuşsun yayınlıyor şu an sitesinde. Sordular mı, yok öyle bir şey nereden çıktı diyor. Allah Allah yani 7000 yılla ilgili hadis yok dedi, çıktı televizyonda. Peygamberimizin hadisi var, “dünyanın ömrü 7000 yıldır’ ’diyor. “nereden çıkarttı’’diyor “böyle bir şey yok 700 yıl’’ sonra Arapçasıyla anlattı “7000 yıl hadis var’’ dedi. Değil mi? Sonra Peygamber Efendimizin başka hadisi de var “5600 yılı geçmiştir’’ diyor. 7000’den 5600 çıkarttığında 1400 kalır. Bundan hesap çıkmaz diyor. “Kıyametin vakti belli olmaz’’ diyor akşam söyledi kaç yıl dedi kıyamet için?
OKTAR BABUNA: “570 yıl’’ dedi inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 570 yıl. E kendin hesap yapıyorsun, hani vakti belli değildi? Hayır, çok net tarih veriyor “570 yıl’’ dedi çıktı işin içinden yani. Sen hesap yapabiliyorsun. O kendi kafasına göre yapıyor, biz Peygamber Efendimizin hadislerine göre söylüyoruz. Değil mi? 700’den 5600 çıkarınca çocuk olsa bilir bunu hesap olmaz olur mu işte 1400 kalıyor. 1400 ile 1500 arasında her şeyin biteceği anlaşılıyor, İslam’ın hâkim olacağı, bütün dünyaya İslam’ın nurunun yılacağı anlaşılıyor ve şu anda da bu zaten başladı ve çok müthiş bir aşama da oluştu. Çok az bir şey kalmış oldu. Çığ gibi İslam yayılıyor. Ve zulüm gittikçe geri çekiliyor dikkat edersen dünyada. Gittikçe ezilmeye ve gerilemeye başladı. Sonunda da çok güzel, hoş tam beğeneceğimiz gibi, Müslümanların içini açan bir Türk İslam Birliği hâkimiyeti olacaktır. Bütün Avrupa gazeteleri bunu yazıyor, Amerika gazeteleri bunu yazıyor, İngiltere bunu yazıyor, yer yerinden oynuyor. Cübbeli çıkmıyor ki o saklandığı yerden görsün. Televizyon seyretse, gazete okusa anlayacak. Yani ne olup bittiğinden de haberi yok inşaAllah.
Tamam bir soru daha sor hadi.
OKTAR BABUNA: Global Post’daki röportajınız yayınlanmış Hocam, bir iki saat önce çıkmış. Bu Amerika kökenli haber sitesinde yaptığınız bir röportaj vardı, Global Post’da.
ADNAN OKTAR: Göreyim bakayım nasıl?
OKTAR BABUNA: Birkaç saat önce basmışlar, maşaAllah. Türkiye başlıklı ‘Ve Allah Daha Sonra İnsanı Yarattı’ başlığı atmışlar. Deşifresi de var, müsaade ederseniz biraz okuyayım mı Hocam?
“Adnan Oktar olarak bilinen Harun Yahya, Müslüman dünyasında en geniş çaplı dağıtım yapan yazarlardan biri. Din ve bilim ile ilgili gösterişli kitapları ve DVD’leri tüm dünyada İslami kitapçılarda satılıyor ve internetten sürekli olarak indiriliyor. Adnan Oktar’ın birkaç yıl önce evrimi çürütmeyi hedefleyen 800 sayfalık lüks ‘Yaratılış Atlası’ kitabının binlercesi tüm dünyadaki doktorlara, akademisyenlere gönderildi. Şimdi Türkiye’deki yerel kanallarda gösterilen TV programlarına ek olarak Charles Darwin’in ‘Türlerin Kökeni’ adlı kitabının 150. yıl dönümü sebebiyle oluşturulan hareketliliğe karşı atak mahiyetinde bir medya hücumu başlattı. Oktar son aylarda İstanbul’daki stüdyo olarak kullanılan salonda röportaj yapmak üzere gazetecileri ağırlıyor. 53 yaşında olan ve Harun Yahya müstear ismini kullanan yazar masonluğa sert çıkarken İslami yaratılışçılığı anlatıyor. Adnan Oktar Global Post ile yaptığı son röportajında; Darwinizm’e atıfta bulunarak ‘bu masonik bir din’ diyor. “Bu din Sümerlerin ve eski Mısır’da Firavunların dönemine kadar uzanan bir dindir. Bu sözde din, yaratılış sözde tesadüfen gerçekleştiğini iddia eder. Bu aslında şeytani bir inançtır’’deyip sözlerine devam ediyor. Adnan Oktar; hayvanların binlerce yıl geçirdikleri sözde mutasyonlarla, sözde yavaşça yeni formlara dönüştüğünü savunan, doğal seleksiyon teorisi yerine, Allah’ın yeryüzündeki türleri yoktan var ettiğini savunan İslami Yaratılışçılığı yaymak için cömertçe para harcıyor. Muhafazakâr Müslümanlar evrim gibi batılı ideolojilerin İslam dünyasında yayılmasına karşı seslerini yükselttikçe, Amerika’daki benzerleri gibi İslami Yaratılışçılık da son yıllarda çok daha popüler hale geldi. İslami yaratılışçılar, dünyanın eski ahidin hesaplara dayanarak iddia edildiği gibi 6000 yıllık olduğuna inanmıyorlar. “Amerikan yaratılışçılığı aslında bir anlamda baştan kaybedecek bir düşünce…’’ diye devam ediyor Oktar. “Dünyanın yaşı konusu nedeniyle baştan kaybediyorlar çünkü bu bilimsel bir açıklama değil’’ diyor. Adnan Oktar; “ Bunun yerine Kuran’ın dünyanın çok daha yaşlı olduğunu bildirdiğini ve evrimi reddettiğini yani dünyada yaşam ilk başladığında tüm türlerin tam olarak şu andaki halleriyle yaratıldıklarını söylüyor.’’ Adnan Oktar; “Darwinizm’i yalanlayan 200 milyon yıllık fosiller var’’ diye devam ediyor. Paleontoloji alanında herhangi bir eğitimi olmadığı kabul ediyor ancak fosillerin örneğin; timsahların ya da tasvir edilen canlıların bugün yaşıyan formlarıyla birebir aynı olduğunu belirterek, bu durumu yaratılışa delil gösteriyor. Ateist biyolog Richard Dawkins Adnan Oktar’ın Yaratılış Atlas’ında o kuşe kâğıda basılmış sayfalardan birinde gerçek bir böcek yerine bir olta zokası kullanıldığını gündeme getirmişti. Oktar bunu kabul ediyor ancak ‘bu oltayla Dawkins yakalanmış’ oldu diyor. ‘Bunu ben kitaba dikkat çekmek için bilerek yaptım. Dawkins de dünyanın her yerinde bu kitap için ilanlar yaptı.’’ Adnan Oktar geçen yıl Dawkins’in sitesini Türkiye’de yasaklattı çünkü iddiasına göre Dawkins sitesinde onun adını karalamaktaydı. Oktar, İslam dünyasının diğer bölgelerinde de başarılı olmuş. Endonezya, Pakistan ve diğer başka yerlerde kitapları okutuluyor.”
MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Efendim. Hz. Mehdi internet televizyon ve radyo… Dört bir yanında tanınacaktır. Buna ait bir rivayet var… Der ki; “ bu ses bütün yeryüzüne yayılacaktır, her kavim kendi dilinden duyacaktır. “ Bu da ancak tercümeyle oluyor değil mi anında tercüme yapılarak veya normal tercüme yapılıyor. Mesela şu anda da biz bir tercüme yapmış olduk, buna benzer inşaAllah. Akşam bir hadise baktım Mehdi’nin diyor elbisesi ipekten olacak diyor. Bir şey de… Şimdi bunu da söylesem tamam diyecekler Hocamız yani…
OKTAR BABUNA: Estağfirullah, estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Hatta beyaz ipekten diyor, Allah diyor üstüne bir zırh giydirir diyor, zırh onun üzerine beyaz ipekten bir elbise giyer diyor, beyaz ipek. Tabii onu söylersek artık Hocam sen yine kendini ima ediyorsun diyecekler. Çok fazla akşam böyle hadislere rastladım. Mehdi’nin elbiseleri parlak olacaktır, bu hadisi görünce aklıma geldi. Mehdi’nin arabasının mesela özelliklerini söylüyor, farlarının mesela parlaklığından bahsediyor. Efendim, Mehdi döneminde, Mehdi çağında bilgi öyle yaygın olacaktır ki bir kadın bile kitabına ve peygamberin sünnetine göre hükmedecektir. Bir hayli yani internetin bilginin yayılacağına işaret ediyor. İmam Caferi Sadık Aleyhisselam’ın oğlu Muhammed’in nakline göre imam Aleyhisselam şöyle buyurdu: Kaim Aleyhisselam Hz. Mehdi kıyam ettiğinde her memlekete bir sefir gönderecek ve her sefire şöyle buyuracak: Senin ahdin elindedir anlamadığın bir durumla karşılaşıyor ve hüküm vermekte zorlanıyorsan eline bak ve eline yazılanı uygula.Yani elinde ne yazıyorsa diyor, yani yurt dışında da yoğun talebeleri olacak, yani ipod’ dan veya cep telefonuna baktığında sana gerekli bilgiyi ben oradan gönderirim diyeceği anlaşılıyor inşaAllah. İşler ehline, Mehdi Aleyhisselam’a emanet edildiğinde Yüce Allah onun için dünyanı en alçak bölümünü yükseltecek, en yüksek yerleri de alçaltacak, öyle ki tüm dünyayı avucunun içini gördüğü gibi görecek. Yani yine internet ve ona dikkat ediyor. İçinizden hanginizin avucunun içinde bir saç teli olsa onu göremez.Yani o kadar detaylı şekilde görebilecek diyor inşaAllah, Bihar Ül Envar’da inşaAllah. Daha önce zulümle dolu olan dünyayı, şu anda da öyle zaten dünya, o adaletle doldurur, adaleti o denli olur ki uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz.Ve bir damla bile kan akıtılmaz. Bir damla bile hiç kan akmıyor. Dünya adeta asrı saadet devrine geri döner. Yine bu el Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdi Muntazar isimli eserinde sayfa 29, uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz ve bir damla kan akıtılmaz, dünya adaletle asri saadete geri döner diyor yani aynı şekilde aynı bu hadis. Mehdi Peygamber sav yolunda gidecek, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, kan da akıtmayacaktır. Hani pırasa gibi doğrama vardı? Mehdi merhamet insanıdır şefkat insanıdır, dostluk insanıdır. (Muhammed bin Hüseyn Bin Elber Zenci Kıyamet Alametleri sayfa 163.) Hz. Mehdi zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak ne bir kimsenin burnu kanayacak, burnu da kanamayacaktır diyor.(El Kavrul Muntazar Fi Alameti Mehdi Muhtazar sayfa 44.) “Ona, Hz. Mehdi’ye biat edenler Kabe civarındaki rüku ve makam arasından biat ederler.” “Uyuyanı uyandırmaz.” Bak uyuyanı uyandırmaz, “asla kan dökmezler”. Bakın asla! Talebeleri de kan dökmüyorlar. Kan dökmezler ayrıdır, asla kan dökmezler ayrı. Hiç olmayacak diyor. Yine El Kablu’l Muhtasar’da bu. “Zulüm ve fıskla dolu olan dünya Hz. Mehdi geldikten sonra adaletle dolup taşacaktır.” El Kablu’l Muhtasar’da bu. “Hz. Mehdi’nin zamanında adalet o kadar bol olacak ki, zorla alınan her mal sahibine geri iade edilecektir.” Şu an mesela millet borcunu ödeyemiyor biliyorsunuz. Geliyorlar polisler şeyle falan. Malına mülküne el konuyor, götürülüyor. Bunları geri verdirecek diyor Mehdi. Yani herkesin bolluk ve bereket içinde olacağı hadislerden anlaşılıyor inşaAllah. Evet yine soru sorabilirsin.
SUNUCU: Evet. Sayın Mahmut Sami Doluırmak’tan bir soru. “Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı gider de haberi olmaz. Halbuki ondan gömleğin çıktığı gibi iman çıkmış olur. Hadisini açıklar mısınız?” demiş.
ADNAN OKTAR: İşte ahir zamanda mesela dinle ilgili alay eden bir konuşma yapıyor. Haberi olmuyor. Dinden çıkıyor, haberi olmuyor. Allah’a, dine, mukaddesata yönelik söz söylüyor. Aleyhte bir söz söylüyor. Yine haberi olmuyor. Veyahut kadere yönelik bir söz söylüyor. Bunları önemsiz görüyorlar. İnsanın dinden çıkmasına sebep olur. Yeniden tevbe istiğfar edip, yeniden dine gimesi lazım. Veyahut Darwinist, materyalist oluyor ahir zamanda, ki çok yaygın. Yani ahir zamanda imanın zayıflayacağı, insanların imanını muhafazada çok zorlaşacağı, hatta diyor iman kor bir ateş gibi olacak. İnsanlar avucuna aldığında avucunu yakacak, ama bıraktığında da imansız olacaklar diyor. Yani imanlarını muhafaza etmek çok zor hale gelecek diyor. Fen ve felsefenin de tasallutu olduğu için, çevre baskısı da olduğu için imansızlık ahir zamnda müthiş yayılıyor. Mehdi’nin karşı atağıyla bu çözülüyor inşaAllah. Ki şu an Türkiye’mizde Allah’a çok şükür %99 Darwinizm’e inanmayanların sayısı. Bu Mehdiyet’in zıl ve gölgesinin her yeri kapladığını gösteren dev bir alamettir. %99 ne demek? 1970’lerde %30’du bu oran. 30-40 arasında seyrediyordu 70’lerde, 71’lerde. Şu an 2009’da, %99 Darwinizm’e inanmayanlar.
OKTAR BABUNA: Azınlıktan tam tamamına gelmiş. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii, maşaAllah. Eskiden Darwinizm’e inanlar değil mi, çok çok fazlaydı. %70 falan. Allah yarattı diyenler de çok çok daha azdı. Yani sayıları çok çok azdı.
OKTAR BABUNA: İngiltere’de de böyle oldu Hocam. Orada da %75’e çıktı İngiltere’de Darwinizm’e inanmayanların sayısı. Büyük bir panik halinde haber yaptılar gazetelere kamuoyu yoklamalarını.
ADNAN OKTAR: Ama diyor ki adam: ‘Ben Darwinizm’e de inanıyorum, Allah’a da inanıyorum.’ diyor. Mesela o da gizlice insanların dinden çıkmasına sebep olan bir olay. Çünkü tesadüfen yaratıldı diyorsan, Allah yarattı nasıl diyebiliyorsun? Bir tanesi olur. Ya Allah yaratmıştır, ya tesadüftür. E tesadüfe inanıyorsan, Allah’ın yarattığına inanmıyorsun demektir inşaAllah.
SUNUCU: Bir sorumuz daha var Hocam. Kadıköy’den Naime Sağdıç. “Sayın Adnan Oktar Hocamız her zamanki gibi nuruyla göz kamaştırıyor. Benim kendisine bir sorum olacaktı. Ben bir öğretmenim. Hocam, siz geçenlerde televole kültürünün olumsuzlukları hakkında çok önemli tespitlerde bulunmuştunuz. Hocam, bu anlatımlarınızın yer aldığı bir kitabınız var mı? Varsa hangisi? diye sormak istiyorum. Çünkü gençlerin eğitiminde bu tespitlerinizin son derece etkili ve önemli olduğuna inanıyorum. Teşekkürler.” demiş.
ADNAN OKTAR: Mesela Haber Türk’teki şu Cübbeli’nin üslubu bile televole kültürünün bir devamı gibi. Mesela çünkü dini konuları espri konusu edebiliyor. Yani onlarla insanları eğlendirmeye kalkıyor. Değil mi? Din espri konusu mudur? Mesela ‘İslam bu yüzyılda dünyaya hakim olmayacak’ diyor ve dolayısıyla karşı tarafa materyalistlere ve Darwinistlere kapıyı sonuna kadar açıyor. E bu da televole kültürüne bir destek olmuş oluyor. Ama çıkıyorlarsa tabii programlara ne Irak’taki Müslümanların konumu, ne Afganistan, ne diğer ülkeler, ne Türkiye’deki... Değil mi? Bölücü örgütün yaptığı faaliyetler... Bunlar hakkında hiçbir şey söylemiyorlar. Vur patlasın, çal oynasın. İşte o yerinde oynasın, dans etsin. Yarışma yapsınlar, bedavacılık hep. Yani sürekli promosyon bir şeyler kazansın. Bedava bir şeyler kazansın. Ama üretici olmasın. Halbuki insanın üretici olması lazım. Yani vatanına, milletine faydalı olması lazım. Değil mi? Akıllı ve güzel bir yol ortaya koyması gerekiyor. E, sürekli hep bedavacılık üzerine kurulu bir sistem Türkiye için süper tehlikeli bir şey, çok çok tehlikeli bir şeydir bu. Umursamazlık, Güneydoğu’daki olayları ehemmiyetli görmemek.
Bu nedir? Vakit gazetesi. Evet, Vakit Gazetesi. Bu yarınki nüshasında, ‘BAV Davası’nda Bozma Gerekçeleri’. Evet yarınki Vakit Gazetesi’nde bu var. Ne diyor? “İstifa eden savunma avukatlarının yerine müdafii tayin etme hakkı tanınmaması bozma nedenidir”. Yani bizim davamızda biliyorsunuz avukatlar istifa etmişlerdi yerine avukat tayini olmadan mahkeme bitirilmiş oldu. Bu bir bozma nedeni. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 06.03.2008 tarihli içtihadıyla bu bozma nedeni açıklanıyor. Normalde avukat tayini yapılıp, ondan sonra mahkemenin bitirilmesi gerekiyordu. Mahkeme böyle takdir etti saygı duyuyoruz. “Yargıtay tarafından 2007 yılında verilen bozma kararına karşı sanıkların beyanı alınmadan hüküm kurulması bozma sebebidir”. Yine bu da Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.10.2007 tarihli sayılı içtihadıyla sabit. Bu da bir bozma nedeni. “BAV Davası’nda sanıkların reddi hakim taleplerinin karara bağlanmaması bozma gerekçesidir”. Bu da yine karara bağlanması gerekiyordu. Karara bağlanmadan karar verilmiş oldu. Ama bu mahkemenin takdiridir, tabii biz saygı duyuyoruz ama Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına göre bu da bir bozma nedeni. Bunları, evet, öğrenmek isteyen kardeşlerimiz yarın Vakit Gazetesi alırlarsa, ki güzel bir gazetedir Vakit Gazetesi. Dava gazetesidir değil mi? Delikanlı gazetedir. Çok iyi olur inşaAllah.
Var mı sorun?
SUNUCU: Var Hocam. Sayın Alaaddin Güçlü Konya’dan bir seyircimiz. “Hocam dünya bankasının yaptığı bir açıklamaya göre dünyada afetlerin sayısı 1975 yılından itibaren artmış. Bu artış özellikle 1995 yılında çok hızlanmış. 1975 yılında afet sayısı 60’ı geçmezken, 2005 yılında bu sayı 450’ye kadar çıkmış. Son 55 yılda afetler tam 10 kat artış göstermiş. Değerli Hocam, afetlerdeki bu artışı ahir zaman alameti olarak değerlendirebilir miyiz?” diye sormuş.
ADNAN OKTAR: Tam hadis-i şerifin karşılığı. Mehdi devrinde afetlerde olağanüstü bir artış olacağını Peygamber Efendimiz söylüyor. Oradaki oran çok yüksek. Değil mi? %55 değil mi? Çok çok yüksek bir şey. Bu da ahir zamanda olduğumuzun, Mehdi devrinde olduğumuzun bir başka delili. Evet. Bu ‘Cübbeli’ye Cevap’ kitabımızı kardeşlerimiz internetten ücretsiz indirebilirler. Orada Cübbeli’nin mantıklarındaki bozukluklar, anlatımdaki bozukluklar çok kapsamlı ve delilleriyle izah edilmiş. Yani Cübbeli’nin şahsı bizim için önemli değil de, oradaki fikriyat, oradaki mantık, oradaki yanlış düşünce çok önemli. Yoksa gariban kendi halinde bir adam. Yani bizim onunla bir alıp veremediğimiz olmaz. Benim ona karşı bir öfkem de yok. Fakat meydana gelen tahribatı durdurmaya çalışıyoruz. Değil mi? Özellikle Alevi-Sünni ayrımındaki yaptığı tahribat, ‘Mehdi gelmeyecek’, ‘İslam dünyaya hakim olmayacak bu yüzyılda’ şeklindeki ifadeleri, Müslümanları durağanlığa itmesi, Müslümanların heyecanını kırmaya çalışması, ki asla kıramaz. Zaten öyle bir şey olmaz. Fakat onun gayret ediyor olması ve ona uyan insanların da günaha girmesine engellemek için bir uyarı tarzında anlatıyoruz. Çünkü “Allah’ın rahmetinden ancak kafir olanlar ümidi keser.” diyor Allah. Bir mümin Allah’ın rahmetinden ümit kesmez. Bu yüzyılda İslam dünyaya hakim olmayacak demek çok anormal bir sözdür. Yani Mehdi’yi hadi kabul etmiyorsun diyelim, İsa’nın gelişini de kabul etmiyorsun bu yüzyılda, İslam’ın dünyaya hakimiyetini niye kabul etmiyorsun? Değil mi bunun için niye gayret etmiyorsun, niye insanlara iki kelime bunu söyleyemiyorsun? De ki; İslam dünyaya hakim olacak bu yüzyılda de Allah’ın izniyle ve gayret edelim de, gece gündüz bunu yerine getirmek için gayret etmek farzdır de. Bu zaten Kuran’ın bir emri açık yani zaten bunun itiraz edilecek bir yönü yok. Bunu niye diyemiyorsun? Bunun mutlaka üzerinde durulması gerekiyor, biz de tabi bunları uyarıyoruz böyle kitaplarla da uyarıyoruz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.
ADNAN OKTAR: Tamam, oradan inşaAllah kardeşlerimiz baksınlar. Ücretsiz olarak indirebilirler, evet. Bakın Muhyiddin Arabi, Kaddesallahu Sırhu Hazretleri ahir zamanda Hazreti Mehdi zuhur ettiğinde, Deccal’e uyan bir kısım cahil Hocaların Hazreti Mehdi’ye düşman olacaklarını belirtmiştir. Bakın hadis,” Ümmetimden başı sarıklı 70.000 alim kişi Deccal’e tabi olacaklardır”. İmam Ahmed İbn Hammel Müstnedin de belirtiyor. Sarıklı cübbeli 70.000 kişi Deccal’e tabi oluyor. Yani Deccal taraftarı oluyor Müslümanların, İslam’ın dünyaya hakimiyetine karşı tavır alıyorlar, Deccal’in ordusuna, Deccal’in adamlarına, Deccal’in düşüncesindeki kişilere yandaş olup onlara yalakalık yapıp, onlara yancılık yaparak, onlardan çıkar sağlayarak veyahut onlardan bir şeyler umarak onlarla ittifak haline geçeceklerini hadislerden anlıyoruz. “Hazreti Mehdi’nin düşmanları ehl-i içtihad alimlerinin mukallitleri olacak. Çünkü onlar yani başı sarıklı Deccal’e tabi olan bazı sahte alimler Hazreti Mehdi’nin imamlarının, mezheplerinin tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklar. Fakat karşı da gelemeyecekler, güçleri yetmeyecek. İlim kılıncından çekindikleri için ister istemez hakimiyetine boyun eğecekler” diyor sonunda. “Onun açık düşmanları fukuha olacak, cahil bir kısım Hocalar, çünkü halk arasında imtiyazları kalmayacak”, halk onların değersizliğini, adiliğini, basitliğini görecek diyor. Hatta ahkam hususunda ilimleri de azalacak. Bu imamın gelişiyle alimlerin hükümlerindeki anlaşmazlıklar da giderilecek. Şayet elindeki ilim kılıncı olmasaydı, fakihler bir kısım cahil Hocalar, onun ölümüne fetva verirlerdi. Yani işte ıspanak gibi doğrayın, pırasa gibi doğrayın gibi ona fetva vereceklerdi” diyor, yani bir kısım cahil Hocalar. “Lakin Allah onu ilim kılıncı ve cömertliğiyle hakim kılacak, ondan hem korkacaklar, hem de bir şeyler umacaklar”. Yani yinede çıkar sağlayabiliriz, çünkü yancı karakterli ve yalaka oldukları için oradan buradan mutlaka bir şeyler elde ettikleri için, ondan da bir menfaat çıkacağını zannedecekler ama tabi Mehdi onları etkisiz hale getiriyor, yanına yanaştırmıyor. “Çıkarcı kişilikleriyle ondan maddi menfaat umacaklar, kalben ondan nefret edecekler. Fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler”, Kıyamet Alametleri, genişletilmiş onuncu baskı, sayfa 187. Bunu Muhyiddin Arabi Hazretleri söylüyor, bu konuyu. “Hayrettir olaylar aynısıyla hadis-i şerifte belirtildiği gibi gelişiyor, ahir zamanla ilgili yüzlerde hadis-i şerifin aynısının çıkması çok büyük bir mucize, en imansız insan bile böyle bir durumda Allah’ın dilemesiyle iman eder. SubhanAllah, MaşaAllah” diyor.
SUNUCU: “Selamun aleyküm Harun Yahya Hocama ayrıca selam ederim” diyor, Murat Gültekin İzmir’den. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Aleyküm selam.
ADNAN OKTAR: Hazreti Mehdi aleyhisselam doğu tarafından çıkacak, karşısına dağlar bile dikilse, onları ezip geçecek. Değil ki öyle işte şudur budur Ergenekon’un emrindeki üç kağıtçı Hocalar şu bu. O dağlarda kendisine yol bulacaktır. El kavlül Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntasar, sayfa 39. Bugün internette vardı bu, ne diyor?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam. Ergenekon Terör Örgütü din adamı yetiştirmiş.
ADNAN OKTAR: Ersöz, evet.
OKTAR BABUNA: Levent Ersöz birini görevlendirmiş böyle bu şekilde, Müslümanların arasına sokacağı şekilde Hoca gibi yetiştirip.
ADNAN OKTAR: Oku bakayım ne diyor?
OKTAR BABUNA: Ergenekonun 2. iddianamesinin ek klasörlerinde Ahmed Faruk kod adlı gizli tanığın anlattığı İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nda yer alan dini cemaatlere sızma ve sahte dini aktörler oluşturma iddialarını yeniden akıllara getirdi. Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün talimatıyla cemaatlere sızdığını anlatan Ahmet Faruk özel olarak yetiştirildiğini söylüyor. Levent Ersöz bana; “senin Zekeriya Beyaz’dan, Yaşar Nuri’den neyin eksik? Sen onlardan kat kat üstünsün” diyordu. Gizli tanık Ahmet Faruk, milletvekilleri ve bakanları takip ettirmek için Ersöz’ün kendisini nasıl kullandığını da ayrıntılarıyla anlatıyor. “Ben Ziyaeddin A. (Konya milletvekili) ile görüştüm. Beni hatırladı. Ankara Birlik Sitesi’ne yakın Zümrüt Apartmanı’nda daha çok AK Parti milletvekillerinin sıkça gittikleri, cemaat tarzı toplantılar yaptıkları bir yerden bahsetti. Bana, “sen Risaleleri iyi biliyorsun, mübarek bir insansın. Sen orada kal, bize Hocalık yaparsın” dedi. Ben de onun istediği üzerine oraya yerleştim. Bu olayı Levent Paşa’ya anlattığımda sevinçten ayağa fırladı. Gözü parladı. Beni defalarca kucaklayıp öptü. “Haydi göreyim seni” diye defalarca haykırdı. Hatta beni onurlandırmak için Ankara Güvercinlik’te sadece paşaların girebildiği Jest isimli lokantaya gönderdi. Levent Ersöz’ün kendisine 10 madde halinde yapılacaklar listesi verdiğini anlatan gizli tanık, şu ifadeleri kullanıyor; “oradaki talimatlar cemaatlerin arasına nifak sokulacak, ortalık karıştırılacak, medya ile ilişkiye geçilecek, kitap yazılacak gibi notlardan ibarettir. Bunların bir kısmını gerçekleştirdik. Ben Müslüm Gündüz, Haydar Baş, Mahmut Hoca, Cübbeli Ahmet Hoca, Kayseri’de bulunan Abdurrahman Aras Hoca gibi gruplara girip, burada sözü dinlenen kişiler ile temasa geçecektim.”
ADNAN OKTAR: Kaynak?
OKTAR BABUNA: Zaman.
ADNAN OKTAR: Zaman Gazetesi, evet.
OKTAR BABUNA: Tam dediğiniz gibi Hocam çıktı.
ADNAN OKTAR: Mahmut Hoca, bu tip şeylerde oyuna gelmez, Mahmut Hoca sağlamdır maşaAllah. Ama diğer Hocaların konumunu bilmem, tabi onları devlet araştırır. İddia edilen Ergenekon Örgütü kapsamında bakarlar, mahkeme sonuçlanınca yahut araştırılınca ne olduğu anlaşılır. Fakat AKP de zaten iddia edilen Ergenekon Örgütü, AKP demeyelim de Ak Parti diyelim, iddia edilen Ergenekon Örgütü’ne karşı güzel mücadele veriyor. Yani ben diğer yönlerini tartışan insanlara saygı duyuyorum, onlar normal, ona bir şey demiyorum ama iddia edilen Ergenekon Örgütü’ne karşı, gösterdiği kararlı tutum mükemmel. Onun için oradaki milletvekillerine de etki edeceklerini pek zannetmiyorum. Ama belli ki bir kısım Hocaları da, kendi etkileri altına almaya çalışıyorlar yahut almış olabilirler. Onlar artık devletin araştırmalarıyla anlaşılacak, incelenecek. Ama bu doğru, yani kendi çizgilerinde din adamı yetiştirdikleri, çeşitli din adamlarını kontrolleri altına aldıkları, onları provokasyon amacıyla kullandıklarını biz biliyoruz. Ama isim isim şu an onlar hakkında ben bilgi veremem. Fakat ben Mahmut Hoca’yı severim, onu söyleyebilirim. Ona karşı, yani tanıdığım, bildiğim bir insan olarak güveniyorum yani inşaAllah.
SUNUCU: Hocam, bir seyircimiz güzel bir soru sormuş, ben size iletmek istiyorum bunu. Paşa Yavuzyiğit, Sakarya’dan; “Allah’ın selamı, kardeşliğin, sevginin ve tüm güzelliklerin dünyaya hakim olması için çalışan siz değerli kardeşlerime olsun. Hocam, ben yıllardır tarikat geleneği içinde bulunan değerli alimlerin sohbetlerine iştirak etmiş ve kitaplardan istifade etmiş bir kişiyim. 13 Aralık 2009 tarihli Teke Tek Özel programına katılan Cübbeli Ahmet Hoca’yı, baştan sona kadar izledim. Cübbeli Ahmet Hoca’yı daha önceden çok seven, söylediklerini senet olarak kabul eden biriydim. Teke Tek programına 15 kere aynı mesajı gönderdim. Mesajda; “Hocam, İslam bu yüzyılda hakim olmayacak mı?” diye sordum. Fakat yeterince önemli görülmedi herhalde. Ama belden aşağı konuları, Hocaları aşağılayıcı ifadeleri çok önemli gördüler herhalde. Konu sonunda Mehdilik ve ahir zamana geldi. Hocam, inanın hayrete düştüm ve olayda bir kasıt olduğunu, Cübbeli Hocamız’ın da, bile bile oyuna geldiğini çok rahat anladım. Nasıl olur da bir alim, Risale-i Nur’u okumaz ve onun hakkında bir kanaati olmaz? Aslında ben olmadığına inanmıyorum çünkü kitaplarına kaynak aldığı Nakşi büyüklerinin Said Nursi hakkındaki fikirlerini çok iyi biliyor. Ekmelül ulema olduğunu, müceddid olduğunu ve kardeşlik için ömrünü feda ettiğini. Bir de Mehdi çok sonra gelecekmiş. Kıyamet 600 yıldan önce kopamayacakmış. Bu şu anlama geliyor bence, Ay ve Güneş yeniden aynı ay içinde yeniden tutulacak ve 150’ye yakın alamet yeniden olacak. Cübbeli Hocam Mehdi gelmiştir, İslam’da bu yüzyılda hakim olacak inşaAllah. Ben demiyorum. Çok değerli Hocamız merhum Ali Haydar Hazretleri diyor inşaAllah.” demiş.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri de aynı şekilde söylüyor. Yeni aksini söyleyen Nakşi alimi pek hatırlamıyorum ben. Değil mi? Esad Coşan da rahmetli, Hocası da o çok muhterem bir zattı. Ondan sonra Menzil Şeyhi Muhammed Raşid Erol Hazretleri de inşaAllah bu yüzyılda inşaAllah İslam’ın bu yüzyılda hakim olacağını söylüyordu. Aksini söyleyen bir şeyh kimse yok. Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatını bilmeyen bir insan hakikaten nasıl alim oluyor? Onu soruyor bilmiyorum diyor. Şunu soruyor okumadım diyor. Sen ne okudun o zaman? Yani değil mi? Bunlar temel eserlerdir. Tamam güzel Kuran bilgisi var, hadis bilgisi de var yani kısmen var. Ama mühim temel eserleri, dini eserleri bilmemek çok anormaldir. Özellikle Risale-i Nur Külliyatı’ndan haberdar olması gerekir. Değil mi? Bir haber, hiçbir şeydan haberi yok. Ondan sonra da o konuda kendine göre bir şeyler söylüyor. Halbuki normal bir alim, herhangi bir lise öğrencisi, üniversite öğrencisi bile Risale-i Nur Külliyatını okuyabiliyorlar. Yani bir insan hem dindar olup hem Risale-i Nur’u nasıl tanımaz? Arkasından da 30 noktada Ehl-i Sünnete uymuyormuş Said Nursi, öyle duydum diye ortaya çıkıyor. Bunlar çok samimiyetsiz izahlar. Kendin okuyup kendin tespit etsene. Duydum. E biz de seninle ilgili birçok şey duyuyoruz. Olur mu öyle şey? Duymayla olmaz, gözünle göreceksin, kulağınla işiteceksin. Ehl-i Sünnetin kalesidir Said Nursi, Ehl-i Sünnete titizliği ile bilinir. En zor şartlarda bile Kuran’ı ve İslam’ı savunmuştur. 30 yılı hapiste geçmiştir, 30 yıl, değil mi? Kendisi bir yıl hapse girmişti beni aramıştı feryat figan, beni Hocam buradan kurtarsın diye bana haber göndermişti. Değil mi? Kaç defa haber gönderdi burada çok acı çekiyorum, çok rahatsızım, beni kurtarsın diye o zamanlar. Yalan diyemez yani haber gönderdi. Kimse de ilgilenmiyordu, yine biz ilgilenmiştik o zaman onunla. İnşaAllah Allah hidayet versin, aklını artırsın, basiretini çözsün, feraset versin de doğru yolu inşaAllah daha net görsün inşaAllah. Ama bu İslam’ın dünyaya hakim olmasını istememesi, bu yüzyılda istememesi çok hayati bir konu. Herkes ona sorsun. Ona ve onun gibi alimlere de sorsun. Nereden rahatsız oluyorsunuz? Yani bu size hangi konuda zarar veriyor? Bu çok acayip bir durum. Ne diyor?
OKTAR BABUNA: Dinlenmesi haram Hocalar. Cübbeli’den.
ADNAN OKTAR: Kimmiş onlar?
OKTAR BABUNA: “Dün akşam HaberTürk’te Fatih Altaylı ile Murat Bardakçı’Nın sorularını cevaplayan Cübbeli Ahmet Hoca her Hocanın doğruyu söylemediğini belirtti ve “Dinlenilmesi haram Hocalar var” diye konuştu. Cem Yılmaz benden alıntı yaptı diye söylemişti dün akşam. Altaylı krize girdi. Programda bir ara hiç vaktim yok diyen Cübbeli Ahmet Hoca’ya izleyiciden “hiç vaktim yok diyor ama zamanında...”
ADNAN OKTAR: Neyse onları boşver. Evet. Yani buradaki asıl olan galiz olan budur. Bu yüzyılda İslam’ın dünyaya hakim olmayacağını belirtmiş olması. Yani küfür hakim olabilir, masonluk hakim olabilir, komünistlik hakim olabilir ama İslam hakim olmasın diyor özetle ve bunun için de gayret etmemize gerek yok diyor. Oysaki ortaya çıkıp söylemesi lazım bu yüzyılda İslam mutala hakim olmalı, var gücümüzle gayret etmemiz gerekiyor, bunu demesi farzdır. Bunu neden demiyorsun diye gidip sorsunlar. Ama diyemez inşaAllah. Çünkü onu dediğinde Mehdi’nin gelişini de kabul etmiş olacak inşaAllah. Çünkü o zaman İslam’ın dünyaya hakimiyeti için gayret eden kişiler de mecburen Mehdi’ye hizmet eden konumunda olacaklar. Çünkü gece gündüz mesela etrafındaki insanları ikna ederse buna ve onlarda gece gündüz İslam’ın dünyaya hakimiyeti için gayret ediyorsa, Mehdi’yi kabul etmemiş olsa bile Mehdi’ye hizmet etmiş oluyor. Hem de alenen, var gücüyle. Ama bunu dedirtmemek için benim gördüğüm bu sözü söyleyemiyor. Allah ona bunu söyletmiyor. En azından şu ana kadar söyleyemedi. Bir de insanların yüzüne nasıl bakıyor mesele ben bir Müslüman olarak utanırım yani. Değil mi? Bir insan utanır bunu söylememeye. Asacak değiller, kesecek değiller bunu yani neden korkuyorsun yani? Yasak mı bu? İslam bu yüzyılda dünyaya hakim olacak demek yasak mı? Yasak olsa bile söylenir bu. İnsan ölümü göze alır yine söyler ama söyleyemiyor.
OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam. 96’lı yıllarda gelebilir diyor. Bir de demin o okuduğunuz...
ADNAN OKTAR: Daha önce diyor Mehdi her an çıkabilir diyor, 96’larda. Sonra ne olduysa olmuş, herhalde birilerini farketti anladığım kadarıyla, şimdi de hiçbir şekilde gelmeyecek diyor. Aman aman aman aman diyor. E tamam gelmeyecek diyorsun kardeşim, bari İslam dünyaya hakim olacak de. Israrla biz söyleyelim. Belki dilinden bir çıkar.
SUNUCU: Hocam programımızın sonuna geldik. Söyleyeceğiniz son bir sözünüz var mı bize?
ADNAN OKTAR: Son sözümüz... Allah bütün milletimize hidayet nasip etsin, iman derinliği nasip etsin, coşku nasip etsin. Türk İslam Birliği’ni inşaAllah Allah bir an önce dünyaya hakim etsin. Mutluluk, sevinç, bereket, bolluk versin Allah hepimize inşaAllah. Kalplerimize ferahlık ve inşirah versin. İnşaAllah.
SUNUCU: Amin. Peki yarınki kanallarımız, yayın yapacağımız kanallarımız; Kocaeli TV ve Mavi Karadeniz TV’de 22:00’da başlayacak ve 24:00’e kadar sizlerle birlikte olacağız. Şimdilik size iyi geceler diliyoruz.