SUNUCU: Mersin Tv, BGRT Konya, Kanal 32 Isparta, Seylan Tv Ankara, Kanal 59 Tekirdağ, Kırşehir Tv, Ufuk Tv Malatya, Kanal G Giresun, Düzce Tv, Şah Tv Muğla, Sun Tv Mersin, Söz Tv Diyarbakır, CRT Ceyhan, Destan TV Kütahya, Sefa TV Tokat, Elif TV Kayseri, Kırıkhan TV Hatay, Sun TV Konya, ART Uşak, ORT Ordu, Kanal 72 Batman, BRT Hatay, Kanal 5 Gaziantep, 21.Yüzyıl TV Fethiye, Konya Tv, Tavşanlı Tv, Kapadokya Tv, Best TV Maraş, Kanal 56 Siirt, Kanal 78 Karabük, ART Amasya, Süper TV Tokat, MRT Osmaniye, Can TV Erzincan, Kanal 19 Çorum, Karahisar Tv, Otağ TV Adana, Güney TV Hatay, Kanal 47 Mardin, Iğdır Tv, Can TV Diyarbakır, Genç TV Karaman, Trabzon Tv, Ort Osmaniye, Çağdaş TV Karaman, Kanal 54 Sakarya, Kanal Malatya, Ahi TV Kırşehir, Güneydoğu TV Urfa, Özge ege Uşak, İGRT Mersin, Venüs TV Bilecik ve Özege TV Samsun’dan şu anda bizleri canlı olarak izliyorsunuz.
Bunun dışında bizleri canlı olarak dinlediğiniz bazı radyolarımız var, onları da buradan sizlere iletmek istiyorum. Şu anda bizleri Marmara Fm 105.2’den, Radyo Bay Amasya 89.1’den, Radyo Bay Merzifon 88.8’den, Siirt FM 98.0 frekansından, Yıldız FM 87.7 frekansından, Körfez Radyo 104.4 Hatay’dan, Kafkas FM 95.5 Kars’tan, Adıyaman’ın Sesi Radyosu ASR FM 96.0’dan, Amasya Radyo Gül 102.5’ten, Kent FM 90.0’dan, Iğdır FM 93.0’dan, Ergani Söz Radyo 93.3 Diyarbakır’dan, Bingöl FM 102.0’dan, Kahramanmaraş Best FM, Kozan FM 90.0 Adana’dan, Radyo Star 94.0 Aksaray’dan, Emek Radyo Mardin 101.0’dan, Genç Fm 93.3. Karaman’dan, Siverek Radyo Urfa’dan, Renk Radyo Karaman, Keyif FM 92.7 Nevşehir’den, Enerji Radyo 90.0 Ordu’dan, Radyo Star 94.0 Aksaray’dan, Radyo 37 Kastamonu 95.2 frekanslarından da bizleri canlı olarak dinliyorsunuz. Bunun dışında internet sitelerimiz var bizleri yine canlı olarak izleyebileceğiniz, www.harunyahya.tv her zamanki internet adresimiz www.diplomathaber.com, sitesinden ve www.haberhilal.com sitesinden de bizleri canlı olarak dinliyorsunuz. İnşaAllah verimli ve çok güzel bilgiler ve ilimler alacağımız güzel bir programımıza başlıyoruz. Hocam hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Siz de hoş geldiniz efendim, lutfettiniz şeref verdiniz. MaşaAllah.
SUNUCU: Teşekkür ediyoruz Hocam, sizler de hoş geldiniz.
OKTAR BABUNA: Hoşbulduk siz de hoş geldiniz.
SUNUCU: Hoşbulduk sağolun. Nasılsınız Hocam?
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun, sizler de iyisiniz?
SUNUCU: İyiyiz hamdolsun.
ADNAN OKTAR: Allah’a hamdolsun elhamdülillah.
SUNUCU: Güzel hafta sonunda inşaAllah sizlerle birlikte olmak bizleri daha iyi edecektir, değerli izleyenlerimiz de aynı şeyleri düşünüyorlar ekran başında birçok bizleri izleyen izleyicimiz var, her zamanki gibi taa Kırşehir’den Gaziantep’e, Gaziantep’ten Mersin’e Türkiye’nin dört bir yanından bizi izleyen değerli izleyenlerimiz var. Bunun dışında tabii yurtdışından çok fazla izleyen izleyicimiz var, çok fazla mesajları var bizlere soruları var, ahirzamansohbetleri@hotmail.com’dan da bize sorularınızı ve fikirlerinizi iletmeye devam ediyorsunuz. Hocam buyurun nasıl başlayalım. Ne şekilde uygun görürseniz inşaAllah bu güzel hafta sonumuzu değerlendirelim.
ADNAN OKTAR: Siz bir soru sorun inşaAllah.
SUNUCU: Tamam Hocam. Kadıköy’den bir izleyicimiz Leyla Bodur “Sevgili Hocam, öncelikle söylemek isterim ki Azerbaycan ile yaptığınız röportaj çok hoşuma gitti. Sizi her akşam canlı yayınlarınızı zevkle takip ediyorum. Affetmek konusunu Kuran’a göre bize anlatır mısınız? Her koşulda karşımızdakini affetmekten sorumlu muyuz? Yoksa kişinin pişman olması yaptığı hatadan vazgeçmesini beklememiz mi gerekir. Affetmemek ahirette karşımıza çıkacak bir hata olabilir mi? Allah razı olsun Hocam Allah bu güzel çalışmalarınızın devamını nasip eylesin.
ADNAN OKTAR: Afla ilgili çok fazla Kuran ayeti var, Allah şeytandan Allah’a sığınırım, “affı tut, iyiliği emret, kötülerden yüz çevir” diyor Cenab-ı Allah. Eğer af olmazsa sevgi diye bir şey olmaz zaten, yani o kadar çok insan birbiriyle darılabilirki, o kadar çok değil mi, sürtüştüğü nokta olabilirki. Allah affetme ile müminleri normal sıhhatli yaşayacak şekilde yaşamış, küfürde böyle değildir. Bir kere kinlenir, ömür boyu o konu biter, ben adamı mesela çizdim diyor, o adam benim için bitti diyor, yani bir keredir tek bir kere ondan sonra o konu biter. Halbuki Müslümanlıkta af vardır, binlerce kere hata yapmış olsa bile insan sevdiğine karşı şefkatli ve merhametlidir. Nihayet o da ölecek, karşısındaki insan da ölecek, ikisi de Cenab-ı Allah’ın Katına gidecekler. Allah’ın affetmesi çok önemli. Mesela şahıs affetmez, Allah affeder ama Allah onu affetmeyebilir. Yani değil mi? Affetmeyeni affetmeyebilir, o zaman neye yaradı, yani onun affetmemesi. Dolayısıyla bizler ceza verme yeri değiliz, Cenab-ı Allah’tır. Hak ettiği cezayı kullarına gerektiğinde Cenab-ı Allah verir ama Cenab-ı Allah’ın da vasfıdır, affedici vasfı vardır. Yani her konuda Allah’ın affına sığınıyor müminler değil mi sürekli tevbe ediyorlar. Allah’ın affediciliğine sığındığımıza göre Onun sonsuz merhametini istediğimize göre bizim de aynı şekilde Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmamız gerekir. Bizim de affedici olmamız lazım değil mi? Her ne olursa olsun Cenab-ı Allah’ın affedeceğine inanıyoruz. Kullara karşı da insanlar affedici ruhu geniş zeminde sıkılmadan rahatça uygulayacak tarza olmaları lazım. Yani afta da azap çekmemesi lazım. Af onun için bir çile yani bir azap olmaması da önemli. Çünkü affediyor ama yani intikamın lezzetini de bir türlü bırakamıyor. Öyle olmaz. Yani intikamın şeytanı bir lezzeti vardır. Ondan kaçınacak yani mutlaka samimi affetmek lazım. Acıma gözüyle şefkatle bakıp konuyu kapatmak lazım. Bu Müslümanların sevgi zeminini hazırlamada Cenab-ı Allah’ın onlara sunduğu nimetlerden birisidir. Birçok nimet vardır biri budur.
SUNUCU: Yani ne kadar güzel hiç yapmamış gibi affedebilmek çok önemli değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii ki inşaAllah.
SUNUCU: “Sevgili Hocam Kuran okurken açtığım sayfada gördüğüm ayet bana Mehdiliğe, İslam ahlakının tüm dünyaya yayılmasına direnen insanları düşündürdü. Tevbe Suresi 32 ve 33 ayetlerde Rabbimiz şöyle buyuruyor. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.” Kim ne kadar direnirse dirensin, ne yaparsa yapsın Allah nurunu tamamlayacak, İslam ahlakına Türk İslam Birliği çatısı altında tüm dünyaya hakim kılacak. Mehdi’yi de bizlere tanıtıp Müslümanları da Onun manevi güzü altında toplayacaktır, inşaAllah. Buna yürekten inanıyorum, yazdığım ayetle ilgili düşüncelerinizi söylerseniz çok memnun olurum Hocam,” demiş Rauf Diktaş Urfa’dan Hocam.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, Urfa yiğit kaynar Urfa maşaAllah. Bütün Anadolu’muz gibi maşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar.” Yani Darwinist, materyalist propaganda yaparak dine karşı tavır alıyorlar diyor Cenab-ı Allah. “Oysa kafirler istemese de” yani kalben tabii ki istemez ateist, dinsiz İslam’ın dünyaya hakim olmasını istemez. “İstemese de,” diyor ne yaparsa yapsın, “Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” Şimdi Allah nurunu Kuran’ı indirerek tamamladı ama bunun safha safha açılımı var. Çünkü bir yönü ile tamam yani Kuran inmiştir ama Kuran gelse fakat 3 kişi tabii olmuş olsa, bir kişi bile tabii olsa Allah nurunu tamamlamış olur, indirmiş oluyor o yönden, ama bir de İslam’ın dünyaya hakimiyeti var. İkinci safhası var yani Kuran’a insanların tabii olması ve Kuran’ı insanların yaşaması var. Kuran var ama insanların haberi yok. Bu ayetin ufku dünya hakimiyetini içine alıyor. Yani bütün dünyaya İslam’ın hakim olması ile bu ayet tam tahakkuk etmiş oluyor.
SUNUCU: Hz. Mehdi’ye dönük bir ayet diyebiliriz tam olarak değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii. Mehdi dönemini anlatan bir ayettir işari manasıyla inşaAllah. Dolayısıyla onun vakti de gelmiştir. İslam’ın dünyaya hakimiyetinden bahsetmeyen din alimleri günaha giriyorlar. Çok büyük hata yapıyorlar, ahirette bunun hesabını veremezler. İslam’ın dünyaya hakimiyetinden bahsetmemek ne demek yani ne kadar büyük Allah katında bir suç ve bunu ehemmiyetsiz görmek yani namazı, orucu, zekatı ehemmiyetsiz görmek gibi bir şey bu, değil mi? Din bütün dünyaya geldi, İslam dini, dinin yaşanmamasından kaynaklanan mesela Budistler ne acılar çekiyorlar. O güneydoğu’da, güneydoğu Asya’da değil mi insanlar nasıl sıkıntı içindeler, Pkk’nın kökeninde de yine dinsizlik var. Güneydoğu’nun ufku tabii ki çok geniş, dünyanın da güneydoğu’suna da baktığımızda, kuzeyine de baktığımızda her tarafta dinsizliğin acısını insanlar yaşıyorlar o yüzden bu ayetin tahakkuku için Müslümanlar her gün namazdan sonra dua edecekler Yarabbi diyecekler, İslam’ı yeryüzüne hakim et, bizleri bu nimetini görmekle şereflendir. Bizi bu konuda asker et. Bizi görevli kıl, bizi mücahit kıl. Yani cehd eden asker derken ilim kılıncı ile, bilimle, ikna ederek sevgi ile bir an önce Yarabbi İslam’ı dünyaya hakim et diyecek. Bakın ben onu söyledim geçen günlerde bütün Müslümanlar toptan Yarabbi İslam’ı dünyaya hakim et biz İslam’ın dünyaya hakimiyetini desinler, ayına kalmaz İslam hakim olur. Yani bu istenmemeden kaynaklanan bir hakimiyetsizlik var. Adamın haberi bile yok, yani Hocayım diyor, alimim diyor, tek bir kere ağzında İslam’ın dünyaya hakimiyetinden bahis yok. Sen nasıl Müslümansın, nasıl alimsin sen, yani nasıl istemezsin Kuran’ın dünyaya hakim olmasını, güzel ahlakın, İslam ahlakının hakim olmasını nasıl istemezsin. Bilakis bölünme istiyor, parçalanma bir de Müslümanların birbirini kırıp yıkmasını istiyor. Yani bu çok rezalet bir durum, bunu ahirette nasıl açıklayacak böyle bir şeyi, bak “Müşrikler istemese de,” diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. “O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle Allah’ın hadi isminin tecellisi, Mehdi hadi isminden gelir. Hidayete vesile olan veyahut Allah’ın hususi hidayete erdirdiği kişi anlamına gelir Mehdi. “Hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.” Hidayetle mesela Mehdi’yle ve hak dinle gönderen O’dur. Mehdi ve Mehdi’nin yanındaki Kuran’la İslam’ın hakimiyetine de aynı zamanda işaret ediyor, ikinci işari manası budur. Ben ayetleri açıkladığımda bazen kardeşlerim yanlış anlıyorlar, ben bazen ikinci işari anlamını anlatınca, birinci asıl anlamını anlattım zannediyorlar halbuki ben ona açıklık getiriyorum. Mesela Fil suresini de geçenlerde açıkladım, bir kardeşimiz yazmış, Hocam diyor işte Ebrehe’ye karşı işte onun fillerine karşı diyor, gökten kuşlar diyor taş atmışlardır diyor, canım ciğerim tabii ki ben onu anlattım zaten dinlememiş de kerata ben anlattım onu. Asıl birinci anlamı budur yani çok net izah ettim, baksın zaten onun kaydı var bant kaydı var. Bir mucize olarak kuşlar ufak ufak taşlar almışlardır, taş gökyüzünde müthiş hız kazanır ivme kazanır. Tam onun üstüne geldiklerinde bırakmışlardır hayvanlar taşları, mucize olarak ve çok şiddetli etki yaptığı için öldürücü etki yapmıştır. Yenik ekin yaprağı gibi diyor Cenab-ı Allah, yerle bir etmiştir. Bu birinci anlamı ama ayetin ilgili kısmın ebcedine baktığımızda ikinci dünya harbinin başlangıcının tarihini verir. Gökyüzünden havadan bombardımanın başlayacağına işaret ediyor. Bu çok büyük bir mucize ama bu ikinci işari anlamıdır. Üçüncü işari anlamı var, dördüncü işari anlamı var, beşinci işari anlamı var ben şu an sadece ikinci işari anlamlarını anlatıyorum. Bunları bitirirsek üçüncü işari anlamlarına geçeriz, dördüncü işari anlamlarına geçeriz. Kuran tabaka tabakadır Said Nursi Hazretleri bunu söylüyor. Her tabakası ayrıdır diyor, dallar ayrılır diyor, ayrı işaretleri vardır diyor. Ama tabii vaktimiz dar olduğu için şimdilik bu kadar anlatabiiliyoruz.
SUNUCU: Hocam az önce ifade ettiğiniz gibi insanların çektiği sıkıntı ve ortamları dünyaya İslam hakim olmadığı zamanki gerçekten sıkıntıların inşaAllah İslam’ın hakimiyeti ile son bulacaktır. “Hayırlı günler Hocam, siz PKK terörünün ancak anti-Darwinist, anti-komünist, anti-materyalist eğitimle son bulacağını Doğu’daki kürt kardeşlerimize Allah’ın varlığını ve İslam ahlakını anlatmanın son derece önemli bir çözüm yolu olduğunu uzun süreden beri dile getiriyorsunuz. Geçen günlerde Yılmaz Erdoğan’ın bu konuda söylediği bir söz çok dikkatimi çekti. Demokratik açılım konusu için “bu zorlu süreçte din adamları daha aktif olmalı” diye konuştu. Umuyorum söz birliği yaptığımız bu istekler gerçekleşir Hocam,” saygılarımla demiş. Nevin Yüksel Tokat’tan Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yılmaz Erdoğan bu sanatçı değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet. Komedyen.
ADNAN OKTAR: Komedyen? Sanatçı diyelim. Komedyen değil, sanatçı. Tebrik ediyorum tabii çok güzel konuşmuş. MaşaAllah elhamdülillah.
SUNUCU: Sizin dediklerinizden etkilenmiş olabilirler Hocam böyle bir bakış açısı açılmış olabilir yani.
ADNAN OKTAR: Muhtemelen muhtemelen, çünkü güneydoğudaki kardeşlerimizin fıtratı dindir. Yani oturacaklar bir araya sıra gecesi yapacaklar, sohbet edecekler, birlikte namaz kılacaklar, Risale-i Nur Külliyatı’ndan okuyacaklar, değil mi çayları içecekler... benim milletim böyle rahatlar bundan hoşnut olurlar veyahut Kuran okuyacak biri, onu dinleyecekler veya bir menkıbe dinleyecek veyahut günlük olaylardan anlatacaklar, şakalaşıp konuşup sohbet edecekler, benim milletim apayrı bir fıtratı vardır. Yani ne Amerikalı’ya benzer, ne İngiliz’e benzer bambaşkadır. Her şeylerinde bir aşk muhabbet vardır, mesela oyununda eğlencesinde de bir içinden gelerek yapar. Değil mi mesela sohbetini içinden gelerek yapar, şarkıları türküleri içinden gelerektir. Mesela evini süsler çok müthiş bir sıcaklık olur, az bir şeydir ama mesela bir Anadolu köyüne gitsen hayret edici bir sıcaklık vardır. Tabii. Hayret edici bir sıcaklık vardır, tarif edilmez. Mesela o amcalar dedeler otururlar, bir sohbet ederler yani varlığı bile bir güzellik değil mi? Mesela o anneanneler gelirler oraya otururlar falan bir güzelliktir. Mesela konuşamaz belki birkaç kelime bir şey yapar ama ruha şifadır. Ama stalinist, komünist bir yapılanma bu yani Güneydoğu’yu... yani kardeşim ne alaka? Yani etmeyin Allah’tan korkun yani bu milletin fıtratı buna uygun mu? Bu millet bunu yapabilir mi ya komünistlik ne alaka, değil mi aklınızı başınıza alın, üstelik de stalinist-komünistler böyle terör anarşi bilmem ne. Bayramların bizim için önemi yok diyorsun kardeşim ne demek ne konuşuyorsun sen. Bayram, Güneydoğu halkı için kardeşlerimiz için bütün milletlerimiz için bir zevktir, hoşnutluktur. Değil mi bir kalp açıklığı ferahlığıdır. Mesela Kurban bayramında kurbanlar kesilir ayrı bir heyecandır. En olmayacak yerden olaya yaklaştılar. Eğer seviyorsanız insanlarımızı onları sevdikleri ile baş başa bırakın. Neyi seviyorlar Kuran’ı seviyorlar, Resulullahı seviyorlar, hepsinin üstünde Allah’ı seviyorlar değil mi? Birbirlerine karşı muhabbetleri var Allah’ın bir tecellisi olarak, bırakın özgür olsunlar ama tabii benim Güneydoğu’daki canlarıma yiğit kardeşlerime çok eziyet ettiler, çok azap verdiler. İddia edilen Ergenekon Örgütü akıl almaz zulüm yaptı yani o psikopat kemik kafasıyla, o taş kafasıyla şiddetin çözüm olduğunu düşündü yani hizaya getirmek... ben adamı hizaya getiririm. Bak şimdi devlet onları hizaya getiriyor inşaAllah. Zulümle olmaz özellikle benim vatandaşlarım Türk milleti çok onuruna gururuna düşkün bir millet, onlar çok sert kayaya çarptılar, PKK da iddia edilen Ergenekon örgütü de. Bizim milletimizin değerini bilmiyorlar ve özelliklerini de fark edemiyorlar. Yani ezeriz adam ederiz, böyle bir şey hiçbir zaman vaki olmamıştır Türk milletinde. Mutlaka karşılığını verir, eninde sonunda karşılığını verir, var güçleri ile onları ayrılmaya ittiler, ne yiğit delikanlı kardeşlerimiz ki asla kabul etmediler maşaAllah. Yoksa Güneydoğu bin kere giderdi şu ana kadar, bin kere. Hiçbir şekilde kabul etmiyorlar, Muhammed Raşit Erol Hazretlerinin talebeleri menzil, Nur talebeleri orada bir Seddi Zülkarneyn oluşturdular maşaAllah. E tabii bizim eserlerde şöyle havadan bombardıman yaptı, ilim bombardımanı ve dümdüz oldular Allah’ın izniyle ve bayağı da güzel gidiyor. Ama, tabii gevşemek çok büyük hata olur. Mesela iddia edilen Ergenekon örgütü halloldu hadi bakalım bırakalım. Böyle bir olay yok. Yani su uyur, şeytan uyumaz. İblisin orduları kıyamete kadar hareket halindedir. Hiçbir zaman için hizaya gelmezler onlar. Bir tek Mehdi devrinde diz çöktürülecek bunlar, geniş çapta dünya çapında şeytanlara. Yani onlar zincirleniyorlar ahir zamanda, Mehdi devrinde.
SUNUCU: Evet. Yapacakları bir şey kalmıyor artık.
ADNAN OKTAR: Tabii çünkü bütün her yere Allah Hadi ismiyle tecelli ediyor. İslam bütün dünyaya hakim olacaktır. Uğraşır ama, yani kendi kafasınca. Ama Mesih’in ve Mehdi’nin vefatından sonra, o zincirleri tutan güç, kaybolduğu için onlar açısından, çünkü şeytanları zapteden varlıklardır ikisi de. Mehdi ve Mesih. Onların vefatıyla bunların zincirleri boşalmış oluyor. Ondan sonra kuduracak bunlar. 1506’dan sonra, 1507’lerden sonra; bir taifeyi azimenin diyor, bir taifeyi kübranın son zamanlarını göstertir diyor Said Nursi. Yani Mehdi ve talebelerinin son zamanları. Mesela şu an 20 yaşında olanlar, o zaman 90 yaşında falan olacaklar inşaAllah. Şu an ki Mehdi talebelerinin genç olanlar, İslamın bozulmasını da görecekler. Bak hem hakimiyeti, hem bozulma dönemlerini görecekler. Var güçleriyle gayret ettikleri halde bozulmayı durduramayacaklar.
SUNUCU: Allah’ın takdiri olmuş olacak.
ADNAN OKTAR: Öyle Allah’ın takdiri. Yani, ne yaparsa yapsın durduramaz. İstediği kadar gayret etsin kader öyle. 1506’dan sonra 1543’e kadar diyor Said Nursi, muntazam bozulmalar ve inkilabı azimler, büyük inkilaplar. Muhtemelen komünist ihtilaller, yani komünist ayaklanmalar olacak. 1545 gibi de diyor, küfrün başına kıyametin kopmasına remzen işaret eder diyor. Gerçi diyor, gayb Allah katındadır diyor, kesin konuşulmaz diyor Said Nursi. Ama diyor, bu kadar işaret, bu kadar hadislerin ve ayetin diyor, ebcedlerinin tamamının bu tarihi vermesi, hadisi şeriflere uyması, bir zann-ı galib oluşturuyor diyor. Bakın böyle dedikçe oluyor işte.
SUNUCU: Evet. Bir bir gerçekleşiyor.
ADNAN OKTAR: Yani Said Nursi’nin üslubunu ben biliyorum ben yani, böyle konuşursa tamamdır o. Yani mesela zannediyorum diyor, Mehdi diyor siyaset alemindeki faaliyetten vazgeçecek diyor durumu itibariyle diyor. Hal ve durum müsaade etmediği için diyor. Asıl diyor iman hakikatlerini kendine esas alacak. Birinci aşamada diyor, bütün dikkatini bunlara vereceğini umuyorum diyor, tahmin ediyorum diyor. Bu nedir biliyor musun? Ey Mehdi diyor: böyle olursa güzel olur diyor, bu şekilde hareket ederse diyor.
SUNUCU: Uyarıcı oluyor aynı zamanda değil mi?
ADNAN OKTAR: Uyarıyor tabii. Çünkü diyor bu kitap diyor Risale-i Nur, bana ilham edildi. Ama diyor senin için ilham edildi diyor. Gerçek sahipleri diyor çünkü Said Nursi bakın, sahipleri var diyor, ama bir de gerçek sahibi. Mesela bir arsada oturanlar oluyor, bir de gerçek sahibi oluyor. Gerçek sahibi diyor Mehdi ve şakirtleri gelir diyor. Bu tohumlar diyor sümbüllenir diyor, biz de kabrimizden seyrederip Allah’a şükrederiz, hamdederiz diyor ahir zamanda. Mehdi’ye bütün yapacaklarını izah etmiştir Said Nursi Hazretleri. Bir kere, şevkatle yaklaş, sertlik yok diyor Said Nursi. Yani elinizde topuz olmayacak diyor.
SUNUCU: Bilinenin tam tersi değil mi?
ADNAN OKTAR: Ama bakın tevazuya bakın diyor ki: ben onun diyor hizmetçisiyim diyor Mehdi’nin. Hizmetçi, ne demek hizmetçi bir düşünün. Hizmetçisiyim diyor değil mi. O büyük kumandanın diyor pişdar bir nefereyim, askeriyim, alelade bir askeriyim diyor. Onun dümdarıyım, ona yol hazır ediyorum ben diyor. Hiçbir cihette diyor, ahir zamanın o acip şahsı gibi olamam diyor. Hiçbir cihette diyor. Değil mi ve kendisinin kürt olduğunu, seyyid olmadığını belirtiyor. Onun seyyid olacağını belirtiyor. Ve Bediüzzaman’ın kürt olması da ayrıca çok büyük bir güzellik, ahir zamanda Pkk’ya verilmiş de bir cevap. Allah’a çok şükür milyonlarca talebesi kürttür Said Nursi Hazretlerinin. Ve çok dindardır kürt kardeşlerimiz, bütün Anadolu gibi. Yani vatanına, milletine çok sadık. Olağanüstü de efendidir elhamdülillah. Onlar ahir zamanın mürşitleri. Geçen günler orada seyyidler toplantısı yapıldı bana bilgi gönderdiler seyyidler. Mardin, Siirt, Muş bütün Güneydoğu’nun illerinden toplanmışlar Peygamber Efendimizin neslinden seyidler, şerifler. Orada toplantı yapmışlar tam Said Nursi’nin dediği gibi; milyonlar fedakar seyidlerin diyor iltihaklarıyla, o vazifeyi uzvayı yapmaya çalışır diyor Said Nursi. Yani Mehdi’nin yardımcıları olacağı belirtilmiştir seyyidlerin. Onlar da bir yandan bir faaliyet halindeler elhamdülillah. Gün gün adım adım ilerliyoruz. MaşaAllah, inşaAllah.
SUNUCU: MaşaAllah Hocam. Başka bir seyidler toplantısından da herhalde Hocam bir yazı var size. Seyyid Muhammed Varan göndermiş Hocam. “Diyarbakır’da 29 Ekim 2009’da yapılan seyyidler toplantısı hakkında bilgi vermek istiyorum. 1400 seneden beri ilk kez seyyidler bir araya geldiler. Diyarbakır’da yapılan 17 seyyid ailesi katıldı. Toplantı Diyarbakır Mızrak Düğün Salonunda gerçekleşti. Toplantıya 700 civarında kişi katıldı. Tanışma amaçlı yapılan toplantıda, 300 küsür alim ve kanaat önderlerini bir araya getirdi. Toplantıya icabet edenler şu illerden geldiler Hocam: Duhok, Diyarbakır, Ağrı, Mardin, Siirt, Urfa, Erzurum, Hakkari, Batman, Bitlis, Elazığ, Muş, Van, Şırnak ve İstanbul illerinden gelen ailelerin katılımcıları temsili konuşmaları aracılığı ile duygularını ifade ettiler. Toplantıda üstünlüğün sadece takva ile olduğu vurgulanarak, Peygamber soyundan gelen aileler olarak bize düşen İslam’ı vazifelerinin neler olduğu geniş bir dille açıklandı” demiş.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, maşaAllah. Elhamdülillah. Allah ilimlerini, feyizlerini artırsınlar. Allah Mehdi’ye onların hepsini asker etsin inşaAllah. İlim askeri, fen askeri, gönül askeri inşaAllah.
SUNUCU: Evet. Gerçekten Mehdi’ye birçok insanların asker olarak hazır olduklarını ve hasretle beklediklerini görüyoruz.
ADNAN OKTAR: Kastettiğim toplantı bu maşaAllah. Evet maşaAllah.
SUNUCU: “Allah hayırlı günler versin Hocam. www.HazretiMehdi.com internet sitesinde rastladığım bir hadiste İmamı Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Şüphesiz ki Kaim Hz. Mehdi (a.s) zamanında bir mümin doğuda olsa, batıda olan kardeşi kendisini görür. Hakeza batıda olsa, doğuda olan kardeşini görür. Bihar’ul El Envar diye bildiriyor. Peygamber Efendimiz 1400 yıl önce ahir zaman teknolojisine işaret etmesi beni gerçekten çok şaşırttı ve Allah’a hamdettim. Bu hadisi biraz daha açıklayabilir misiniz Hocam?” demiş Levent Tekcan Hatay’dan Hocam.
ADNAN OKTAR: Bazı aklı değişik olan kardeşlerimiz Şii veya Caferi kaynaklardan gelen hadislere, aman aman aman diyorlar. Kardeşim tahakkuk etmiş mi? Etmiş. E ne oluyor sana o zaman? Yani akıl almaz bir taassup ve katı düşünce. Onlar mümin değil mi? Allah’ın birliğine inanıyorlar, namazlarını kılıyorlar 5 vakit namazlarını kılıyor, oruçlarını tutuyorlar, zekatlarını veriyorlar, hacca gidiyorlar. E ne oluyorsun kardeşim? Hiç alakasız, dinle imanla alakası olmayan insanlarla el elesin, omuz omuzasın, evine davet ediyorsun değil mi. Şii olunca, Caferi olunca sanki haşa kafirden bahsediyor gibi bahsediyor. Çok büyük bir zülum bu, çok büyük bir anormallik. Takva ve tertemiz insanlardır Vahabiler de öyle, tertemiz müminler bunlar. 5 vakit namazında, kıraatleri düzgün, üslupları güzel, helale harama dikkat ediyorlar. Ne istiyorsun Müslümanlardan? Yani tek bir tip üstünde durmuyorum. Böyle tipler çıkıyor, oradan buradan çıkıyorlar. Ve bunuda takva adına yapıyor üstelik. Takva birlikte, beraberliktedir. Bunun içinde arayacak, şevkatte merhamettedir. Kastedilen hadis, ahir zamanı çok net anlatıyor. Televizyon, radyo. Yani o kadar sarih ki. Bakın diyor evlerinde diyor, oturdukları yer, yataklarında dinlerler diyor Mehdi’yi. Mehdi onlarla konuşur diyor. 1400 sene öncesinde söylüyor bunu Resullullah. Herkesin evine girer diyor Mehdi diyor. Ve o koltuklarından oturdukları yerde onu dinlerler diyor. Bu net televizyon değil mi bu?
SUNUCU: İnsanlar o zaman belki düşünüyorlardı Hocam bu nasıl gerçekleşebilir acaba diye.
ADNAN OKTAR: Onlar keramet olacak, Mehdi onların herkesin evine ayrı ayrı gidecek zannediyor o zamanlar. Halbuki bu aklın ihtiyarını kaldırır yani, hiçbir Peygamber döneminde böyle bir olay yok. Ama Peygamber Efendimiz o zamanlar insanların aklı alsın diye, biraz da tabii müteşabihat olması gerekiyor. Çok da sarih anlatamaz, izinli olmuyor peygamberler. Kapalı anlatmakla mükelleftir. Mesela Deccal’in eşeğini anlatıyor Peygamber Efendimiz (s.a.v), bir uçak boyutunda anlatıyor. Kulaklarının genişliği de uçağın kanatlarının genişliğinde. Gökyüzünde uçar ve çok süratli gider diyor. Ve oradan da konuşur bütün dünya duyar diyor mesela radyodan değil mi, telefondan konuşuyor. Bugün teknoloji mümkün oluyor gökyüzünden. Bu kastediliyor. Mesela bakıyorsun Cübbeli tarzı kişiler de, eşeğinin ayakları aşağıya sarkmış, gökyüzünde güneşli havada eşek böyle acaip sesler çıkararak uçuyor. Yapmasın etmesin yani çok akıl almaz bir durum olmuş oluyor. Ve hiçbir peygamber döneminde böyle bir olay yok. Kulaklarını açmış eşek böyle 30 metrelik kulaklarını gökyüzünde bağırarak uçuyor eşek. Yani olacak iş mu şu? Yok diyor bu zahiri anlamda söylediler. Buna hiçbir şekilde tevil edilecek bir yönü yok diyor. Allah Allah Yarabbi. Yani mesela Mehdi oturup seyredecek dendiğinde ne anlaşılır? Oturduğu yerde, çok net değil mi yani. Ahir zamandaki teknoloji peygamberin bilmesi mucize olarak zaten çok büyük bir olay değil mi? Bir de bunları akledememiş olmak da biraz ağırına gidiyor olabillir Cübbeli’nin. Yani, zamanında farkedememiş olmak da biraz ağırına gidiyor olabilir. Bunlar yine bir derece, bunlar insani açıdan bir değerlendirilebilir yani, aklına gelmemiş olabilir. Fakat şu İslamın dünyaya hakimiyeti konusunda hiçbir şekilde ağzına almaması, akıl alacak gibi değil. Yani öğrencileri o konuda onu mutlaka uyarsınlar. Biz bunu duyalım. Yani İslam dünyaya bu yüzyılda hakim olsun desin. Bunun hesabını veremez ahirette. Çok büyük bir gariplik ve yanlışlık. Biz gece gündüz Kuran okuyoruz, nasıl istemez bir Müslüman bunu. Yani, neden 400 yıl, 500 yıl sonra İslam hakim olsun.
SUNUCU: Niye ertelensin değil mi Hocam? Kesinlikle.
ADNAN OKTAR: Niye ertelensin? 400 yıl, 500 yıl ümmet niye acı çeksin, azap çeksin. Bir an önce hakim olsun. Hayır yine bir dahaki yüzyılda da hakim olsun, yine hakim olsun. Mesela yine çöküşe geçebiliyor bazen, yeniden yükseliyor, çöküşe geçiyor, yeniden yükseliyor. Ama, çöküş var şu an. Çökme olmuş, dibe kadar gelmiş. Şimdi artık İslam hakim olsun değil mi. Bunu istemiyorsan, bu garipliktir bu, acaipliktir. Yani şu konuyu halletse, yine öbürlerin de diyeceğiz hadi insandır, hata yapıyor, eksiktir onları düzeltebilir. Ama en vahimi bu.
OKTAR BABUNA: Yani İslam Birliği’nin istememesinin yanında, hatta bir ülkenin de karışıklığını isteyen bir konuşması oldu.
ADNAN OKTAR: Kardeşim o ayrı bir vahamet. İran, İran Allah daha da karışıklığını artırsın diyor. Beddua edilir mi Müslüman ülkeye? Niye Rusya için demiyorsun? Niye Çin için demiyorsun? Niye Fransa için demiyorsun? Çünkü bunu derse bütün dünyayı Allah helak etsin anlamına geliyor oradaki izah. Bak İran diyor, yani orada biraz da yaranma kafası da var. Yani bir kısım taraftarlarına, ne kadar ehl-i sünnete taraftar kişi. Yani o kadar titiz ki, İran’ın bile işte karışmasını istiyor, onların helakını istiyor artık yani diyecekler. Ama bunu diyen insan da normal bir insan değildir yani. Değil mi bir Müslüman ülkenin helak olmasını bir insan istiyorsa, normal bir kişiliği yoktur bu insanın.
SUNUCU: Yani ehl-i sünnet mantığında var mı ki Hocam başka mezheplerin, başka insanların helakını istemek diye bir şey var mı?
ADNAN OKTAR: Yani ne demek orada çocuklar, amcalar, dedeler, kardeşler var. Sünniler de var, yani büyük bir bölümü Sünni. Şii kardeşlerimiz var, bunlar tertemiz insanlar. Aynı şekilde Vahabiler de aynı durumda görüyor. Yani mesela İran karıştı, yerle bir oldu, mahvoldular ve yandı yıkıldı gitti. Bütün insanlar da öldü. Ne geçecek eline? Şu akıl mı? Bir kişi çıkıp da, kardeşim sen ne biçim konuşuyorsun, ağzını topla, aklını başına al demiyor. Herkes koro halinde bunu destekliyor. İlk defa ben karşısına çıktım, şimdi telaştan ne yapacağını bilemiyor. Mahmut Hoca’ya gittim diyor; işte Hocam geri çekileyim mi dedim diyor. Geri çekilme, ileri gitme bilmem ne. Bırak bunları sen, sen sadece aklını başına al. Bize ne geri çekilme, ileri çekilme.
SUNUCU: Savaş mı var değil mi?
ADNAN OKTAR: Bir savaş mı var? Sana bir şey dediğimiz yok. Bunları yapma, Müslümanların aleyhinde konuşma. İran’ın karışıklığını, parçalanmasını isteme, Allah’a böyle dua olmaz değil mi. Değil mi, Allah’tan bereket, bolluk, birliktelik, beraberlik iste. İslamın dünyaya hakimiyetini iste. Bu yanlış üslubundan vazgeç. Bana ne onun dışında garibanın teki, normal bir insan yani.
SUNUCU: Hani Hocam aslında baktığımızda, kafirler için dahi insanların beddua etme hakkı yok. Onların ıslahı için dua edilmeli değil mi? Kafir olan insanlar için bile, onların iyiliği için, işte dine dönmeleri için dua edilmeliyken, bir tarafta Müslümanlar var.
ADNAN OKTAR: Yani Müslümanları o böyle garip, böyle ucuz, kolay görüyor bazı şahıslar benim gördüğüm, yani birçok vatandaşı ben bunu görüyorum. Müslümana beddua etmeyi kolay görüyor, ona saldırmayı kolay görüyor, onun aleyhinde konuşmayı kolay görüyor. Bu çok acaip bir şey. Mesela örnek olarak bu Cübbeli’yi veriyoruz şu an mesela farz edelim, böyle çok tipler var da genel örnek söylüyorum. Fakat, Cübbeli’yi ayırırsak oradan. Şimdi bakın, Amerika helak olsun, Rusya helak olsun dese bütün dünyaya bunun mantıksız olacağını anlıyor. Bunu söyleyemiyor, ki denmez. Amerika niye helak olsun? Allah hidayet versin, Allah değil mi imanlarını arttırsın, İslam’ı hakim etsin, güzel huylu hale getirsin Allah, güzel ahlaklı nasip etsin.
SUNUCU: Evet. Hocam bir Vtr’miz varmış herhalde.
ADNAN OKTAR: Tamam bakalım.
(Cübbeli Ahmet - Vtr)
SUNUCU: Evet Hocam Vtr’mizide izledik. Bu da kendisinden.
ADNAN OKTAR: Görüyorsunuz işte açık açık söylüyor. Şimdi de diyor ki, geçenler de; o asıl söylüyor diyor bütün şeyleri cübbeli sarıklılarla 70.000 sarıklıyla kesilmesini, biçilmesini istiyor diyor, duydum diyor söyledi diyor. O konuşmayı yeniden yayınlattım. Çünkü ben böyle saf insan görmedim yani, inanılır gibi değil. Yani nereden çıkarıyorsun? Biz gece gündüz bunu anlatırken, bunu değil mi. Hayır bir de bunun yayın bandı elimizde mevcut. Yalan söylerken bir insan değil mi bir düşünür. Bir de ne gerek böyle yalanlara? Çocuk gibi, inanılır gibi değil, ben anlayamıyorum. O yüzden şimdi onu biraz sonra yayınlayalım da o sözünün yanlışlığını bir kere daha görsün. Evet biz, şefkati, sevgiyi, muhabbeti savunuyoruz. Bütün dünya için inşaAllah.
SUNUCU: Evet Hocam. Bununla ilgili de birçok şey var, soru var. Bir tane Hocam okuyayım isterseniz. Bir ufak aramız var ama, ona gelmeden önce yine sizin sözünüzü doğrular şekilde. “Cübbeli Türk-İslam Birliğini savunan, açık açık bunun için mücadele eden, Darwinizmi ve Materyalizmi tek başına çok etkili bir biçimde fikren mağlup eden Adnan Oktar’ın durdurulması, etrafındakilerinin dağılmasını niçin istiyor acaba? Cübbeli bu konularda, hiçbir bilgisi olmadığı için ne Materyalizm ne Darwinizm ne de sapkın felsefeler hakkında fikri olarak mücadele etmiyor. Ama bu konuda, varıyla yoğuyla neredeyse tek başına mücadele eden Adnan Oktar’ı engellemeye çalışıyor. Bu yapılanları, Cübbeli’nin yanındakilerin, etrafındakilerin ve arkadaşlarının müdahale etmesi ona niye böyle yaptığını sormaları gerekmiyor mu değerli Hocam?” demiş Kemal Aldağ. Az önce sizin söylediğinizi söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi, tabii Cübbeli tarzı vakaların ortaya çıkması bana çok fayda getiren bir yapı tabii. Yani ben bunu en iyi şekilde değerlendiriyorum. Bir kere Mehdiyet muazzam gündem oldu. Mesela internet girişleri en az 10 misli arttı. Yani biz bu konuların o kadar üstüne gitmeyebilirdik. Eğer Mehdiyet konusunu bu kadar, yani derece kadar anlatıp bırakabilirdik. Fakat çok kapsamlı anlatmamıza vesile oldu. Bir de anormallikleri çok güçlü vurguladığı için, onun doğrusunu da bizim çok güçlü anlatmamıza vesile oluyor. Yani rüya gibi, inanılır gibi değil. Mesela diyor ki; İran karışsın. Yani bir Müslüman bunu nasıl söyler? Yani, mucize. Çok şaşırtacak bir şey. Değil mi?
SUNUCU: Evet Hocam. Hocam bir Vtr’miz daha var. Sözünüzü kesmek istemiyorum. Onu da izleyelim Hocam inşaAllah onun üzerine tekrar konuşalım.
(Cübbeli Ahmet - Vtr)
ADNAN OKTAR: Bakın hadis; “ümmetimden başı sarıklı yetmiş bin alim kişi, deccale tabii olacaklardır.” İmam Ahmed bin Hanbel, Müsned’inde belirtiyor. Sarıklı, cübbeli yetmiş bin kişi deccale tabii oluyor yani deccal taraftarı oluyor. Müslümanların, İslam’ın dünyaya hakimiyetine karşı tavır alıyorlar. Deccal’in ordusuna, Deccal’in adamlarına, Deccal’in düşüncesindeki kişilere yandaş olup, onlara yalakalık yapıp, onlara yancılık yaparak, onlardan çıkar sağlayarak veyahut onlardan bir şeyler umarak onlarla ittifak haline geçeceklerini hadislerden anlıyoruz. “Hz. Mehdi 'nin düşmanları ehli içhitad alimlerinin mukaliddleri olacak... Çünkü onlar…” yani başı sarıklı, Deccal'e tabii olan bazı sahte alimler, “Hz. Mehdi'nin imamlarının mezheplerinin tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklar; fakat karşı da gelemeyecekler.” Güçleri yetmeyecek. “ İlim kılıncından çekindikleri için ister istemez hakimiyetine boyun eğecekler...” diyor sonunda. “Onun açık düşmanları fukahâ olacak (cahil bir kısım Hocalar). Çünkü halk arasında imtiyazları kalmayacak,” halk onların değersizliğini, adiliğini, basitliğini görecek diyor. “…hattâ ahkâm hususunda ilimleri de azalacak. Bu imamın gelişiyle âlimlerin hükümlerindeki anlaşmazlıkları da giderilecek... Şayet elindeki ilim kılıncı olmasaydı, fakihler (bir kısım cahil Hocalar) onun ölümüne fetva verirlerdi.” Yani işte ıspanak gibi doğrayın, pırasa gibi doğrayın gibi ona fetva vereceklerdi diyor, yani bir kısım cahil Hocalar. “Lakin Allah onu ilim kılıncı ve cömertliğiyle hakim kılacak.. Ondan hem korkacaklar, hem de bir şeyler umacaklar.” Yani yine de çıkar sağlayabilir miyiz, çünkü yancı karakterli ve yalaka oldukları için oradan, buradan mutlaka bir şeyler elde ettikleri için ondan da menfaat çıkacağını zannedecekler ama tabii Mehdi onları etkisiz hale getiriyor, yanına yanaştırmıyor. “ Çıkarcı kişilikleriyle ondan maddi menfaat umacaklar. Kalben ondan nefret edecekler, fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler." Kıyamet Alametleri, Genişletilmiş 10. Baskı, Sayfa 187. Bunu Muhyiddin Arabi Hazretleri söylüyor bu konuyu. “Hayrettir, olaylar aynısıyla Hadis-i Şerifler'de belirtildiği gibi gelişiyor. Ahir zamanla ilgili yüzlerce Hadis-i şerif'in aynısıyla çıkması çok büyük bir mucize. En imansız insan bile böyle bir durumda Allah'ın dilemesiyle iman eder.
SUNUCU: Evet izleyenlerimiz de izlediler Hocam buyrun.
ADNAN OKTAR: Kastettiği konuşma bu. Burada nerede asma, kesme var. Yani burada yetmiş bin alimi asın, kesin deniyor mu? Bilakis onun yanlışlığı anlatılıyor değil mi? Ayrıca yok dediği hadisi görmesi için bir yer daha veriyorum bakın. Taylesanlı, sarıklı, cübbeli yetmiş bin kişinin Deccal’e tabii olması konusu Müslim’de de var. Müslim, Et-tac ali nasıf el- hüseyni cilt 5, sayfa 627.
SUNUCU: Evet, tamamen sahih hadis.
ADNAN OKTAR: Evet yani isterse oradan da bakabilir inşaAllah.
SUNUCU: Hocam elde böyle bir kanıt varken nasıl bu kadar rahat konuşabilir? Bu bir kanıt, bunu tüm izleyenlerimiz izledi.
ADNAN OKTAR: Cübbeli’ye yollar, her yer dümdüz.
OKTAR BABUNA: Bir yalanı daha vardı, onun da vtr’si var aslında ama, 7000 yıl var diyor, yoktur diyor ondan sonra.
SUNUCU: Evet değerli izleyenlerimiz, ufak bir aramız var, aranın ardından inşaAllah tekrar buradayız.
Evet kıymetli izleyenlerimiz tanıtım kuşağının ardından programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sizler de vtr’leri izlediniz, gerçekten ibretlik vtr’ler var burada. Gerçekten söylenmeyen sözlerin söylenmiş gibi gösterilmesi çok vahim bir durum Hocam.
ADNAN OKTAR: Ben yani Cübbeli’yi böyle bilmiyordum yani gerçekten insan şaşırıyor. Yine bir makullüğü vardır diye düşünüyordum. Ama bunları da gördükten sonra artık şaşkınlığım daha da arttı yani çok gereksiz, çocukça, ispatı rahatça mümkün olan konularda gereksiz yalan söylüyor. Müslüman zaten yalan söylemez de, ne gerek var bu tip hareketlere anlamıyorum.
SUNUCU: Hocam birçok soru ve yorum var bununla ilgili, müsaade ederseniz okumak istiyorum. “Hocam Cübbeli Ahmet yanındakiler için, Allah rızası için malını, arabasını istesek cemaati, dini terk eder diyor ve bunu normal karşılıyor. Oysa Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi’nin yardımcıları için şöyle buyuruyor; ‘Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcılarının, Allah hakkında zerre kadar şüpheleri olmayacak ve Allah’ı nasıl tanımak gerekirse, o şekilde tanıyacaklar.’ (El-Beyan, Fi-Akbarı Hz. Mehdi (a.s) ve Ahir Zaman (a.s), Bölüm 5) Herkesin böyle bir imanı Allah’tan istemesi gerekir değil mi Hocam? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?” demiş yine Erdoğan Aksu.
ADNAN OKTAR: Bunları anlatırken ahir zamanın güzelliklerinden çok fazla Hadis-i Şerif var. Sadece bir tanesi bu. “Mehdi’nin mesela talebelerinin evleri sırtlarındadır” diyor, değil mi? “Ashab-ı Kehf onların yardımcıları olacak.” Yani Ashab-ı Kehf gibi olacaklar. Evlerinden gerekirse ayrılacaklar, evleri olmayacak. Evi sırtındadır ne demek? Evi yok demektir. Evini Allah yolunda tasadduk etmiş. Hz. Ebu Bekir ne yapıyordu? Bütün arazilerini, arsalarını Allah yolunda, Resulullah’ın hizmetinde harcadı, infak etti. Osman ne yaptı, Hz. Osman? İnfak etti. Bu Müslüman ahlakının bir gereğidir. Hz. Ömer ne yaptı? İnfak etti.
SUNUCU: Evet kimse cemaati terk etmiyor yani.
ADNAN OKTAR: Tabii ki. Kimse cemaati terk etmiyor. Bizim arkadaşlarımız, çocuklardan diyor ki, evini işte Allah yolunda infak ettiğini, İslam’ın yolunda infak ettiğini söylüyor. Bundan rahatsızlığını dile getiriyor. Ayrıca dağılsınlar da diyor. Yani diyeceğiz ki; Cübbeli dağılsınlar dedi, hadi bakalım biz dağılalım diyeceğiz. Olacak iş mi şu?
OKTAR BABUNA: Allah saklasın, Allah’ın izniyle ölene kadar…
SUNUCU: İnşaAllah Hocam yine bir vtr’miz var Hocam onu da izlersek inşaAllah, buyrun.
(Fatih Altaylı & Cübbeli Ahmet – VTR)
SUNUCU: Hocam var mıdır, yok mudur Hocam? Bizim de kafamız karıştı.
ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun? Halbuki ezberden biliyormuş bakın. Dünyanın 7000 yıl olduğunu hadis olduğunu biliyormuş ezberden. Habertürk’e çıktı, bununla ilgili hadis yok dedi gördünüz. Hadis yok diyor, çünkü 7000 yılı kabul ettin mi, İmam-ı Hanbeli’nin hadisini de kabul edecek tabii. 5600 yıl geçmiştir hadisi de var. 7000’den 5600’ü çıkarınca 1400 kalacak. Anlaşılıyor ki 1400 ile 1500 arasında Mehdi’nin gelmesi gerekiyor. Başka vakit yok. Bakın sırf bunu yalan çıkarabilmek için hadisi reddetti. Bu sefer de orada boş bulundu, hadisi Arapça’sından gayet güzel, detaylı anlattı. Eski dediklerini unutuyor. Yani mesela bir şey söylüyor, unutuyor hemen. Orada onu, Habertürk’te reddettiğini unutmuştur o, gitti orada bak açık açık söylüyor. Çünkü onun bir anda Arapça’sını ezberlemesi diye bir konu yok. Eskiden beri bildiği bir şey. Bildiği halde, çok iyi bildiği bir konuyu bilmiyor gibi yapıp reddediyor, yalan söylüyor, sonra başka bir programa çıkıyor. Evet diyor bu konuda hadis vardır, dünyanın ömrü 7000 yıldır diyor. Şimdi 7000 yıl ama diyor bu 7000 yıldan hesap çıkmaz diyor. Peki ne çıkar hesap çıkmazsa, neye göre değerlendiriyorsun? İmam-ı Hanbel mezhep imamı, mutlak müctehid, değil mi? Ve hadis imamı aynı zamanda. Gayet iyi bilen bir insan, 5600 yıl geçtiğine dair hadisi o naklediyor. İmam-ı Hanbel naklediyor. 7000’den 5600’ü çıkarınca hesap olmuyor mu bu? Bu hesaptır işte. 1400 yıl kalıyor. Kendisi bu sefer dedi ki; kıyametin vakti belli olmaz dedi. 570 yıl sonra dedi kıyamet kopacak dedi bu sefer. Hani belli olmuyordu, değil mi? Demek ki Hadis-i Şerif’lerden belli oluyormuş. Ama o 570 yıldan kastı şu, yani bu yüzyılda Mehdi gelmeyecek demek için her şeyi artık mübah görecek hale geldi yani adeta böyle kendini kaybetti. Panik halde. Çünkü daha önce Mehdi geldi diyordu, gelecek diyordu yani. Her an Mehdi çıkabilir diyordu, her an. 96 yılında, her an Mehdi çıkabilir diyordu. Ne olduysa oldu. Birilerinden şüphelendi herhalde anladığım kadarıyla. Bütün izahları tersine olmaya başladı. Mesela kitap yazmış, kitabında çok mühim Mehdi’nin çıkış alametlerini yazmamış, söylememiş. Mesela Kabe baskını ve Kabe’de kan akıtılması, Mehdi’nin çıkış alametlerinden çok mühim bir alamettir. Fırat’ın suyunun kesilmesi mesela çok mühim bir alamettir. Çünkü Fırat’ın suyun kesilecek dese, kesildi, oluştu, onu tabii söyleyemiyor. Kabe’ye baskın, 1400 yıldan beri ilk defa oldu. Yani hac yolu engellendi, baskından sonra ve Kabe’de kan akıtıldı. Mehdi’nin çıkış alametidir bu, onu da almamış. Birçok alameti almamış.
SUNUCU: Gerçekleşen alametler yok.
ADNAN OKTAR: Tabii, yani onları almıyor. Olanları da mesela Peygamber Efendimiz Mehdi için “rengi arabidir” diyor. Arap seyyidlerin hepsi beyazdır. Yani kırmızıya çalan beyazdır, yani avrupaidir seyyidler. Arabi, mesela Peygamberimizin rengi arabidir deniyor. Bakın şemal-i şerife bakın, arabidir. Arabi ne demektir? Beyaz fakat güneş yanığı olduğu için kırmızıya çalan beyaz. O anlamdadır. Çok esmer olacak diyor yani böyle hani zenci gibi, onun gibisinden. Yani olayı o şeyden çıkartmak için. Mehdi’nin bedeninin geniş olduğuna dair çok fazla hadis var, bakın; alnı geniştir diyor, yüzü geniştir diyor. Omuzları geniştir diyor başka bir rivayette. Karnı geniştir diyor, uylukları geniştir diyor. Boydan boya vücudu, bütün şeyi geniştir Mehdi’nin. Ben-i İsrail gibidir. Bir rivayette de Ben-i İsrail’e benzetiliyor. Mehdi’yi böyle ince, zayıf bir insana çevirdi, kendi izahıyla. O şeyden çıkartacak yani panik oldu ya. Mesela alnının genişliğini de söylemiyor. Alnında tüy yoktur diyor. Yani demek istiyor ki yani böyle.. neyse onu söylemeyeyim de yani. Özetle şöyle; Mehdi’nin alnı, klasik anlamda alnı geniştir. Yani ne anlıyorsak odur, alnı geniş insan nedir dediğimizde. Bunun demek istediği böyle ensesine kadar saçı olmama anlamında da alıyor bu. Tabii yani, saçı yok ya bunun. Oraya benzetmek için benim kanaatim, olayı oraya getirmek için. Kendisi diyor gariban diyor kendisine. Ben de dedim ki garibanın teki, doğru dedim. Bana garip diyor dedi. Şimdi Said Nursi’nin sözleri var ya; “acip şahsa”, acip, ondan oraya bağlantı kuracak. Çok kurnaz, böyle ince ince örmeye çalışıyor. İşte etrafımda insan yok diyor, tek kaldım diyor. Mehdi hani az talebesi var ya. Oraya onu getirecek benim kanaatim böyle. Süper kurnaz böyle alttan alta ince ince de işliyor böyle ve ehl-i sünneti tek savunan konumuna getiriyor. İşte Milli Gazete de ehl-i sünnete karşı, Vakit gazetesi de karşı, bütün cemaatler karşı diyor. Fethullah Hoca Cemaati karşı, Nur talebeleri karşı yani öyle bir şey veriyor. Çünkü Said Nursi 30 cihette diyor uygun olmadığını diyor, ehl-i sünnete uygun olmadığını birisi söyledi diyor, bir bakmak lazım diyor. Çok da uyanık kendince, yani kendi söylemiş olmuyor da biri söylemiş oluyor. Dolayısıyla konu bitmiş oluyor.
SUNUCU: Ama kesinleşmiş bir şey olmadığı için aslında çok sakıncalı bir kelime orada kullanılması.
ADNAN OKTAR: Tabii, tam şark kurnazı. Kendince uyanıklık yapıyor böyle. İnce, ince öyle dokuyu oluşturduğunu düşünüyor. Ama tabii biz ne yaparsa yapsın anında cevabını veriyoruz tabii.
SUNUCU: Hocam bir ufak vtr’miz daha var, onu da izninizle izleyelim.
(Cübeli Ahmet –VTR)
SUNUCU: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Ben-i İsrail ile ilgili Kuran’da çok fazla ayet vardır. Müslümanlar da okur ve hikmet doludur. Hz. Musa dönemini anlatır değil mi? İsrail’in yaptığı hataları anlatır, doğrusunu anlatır ve bütün Müslümanlar bunu bilir. Gece-gündüz biz okuyoruz. Cübbeli bunu okusa da okumasa da milyonlarca Müslüman bütün dünyada her gün Kuran okuyor ve Kuran’da da bu gerçekleri Allah’ın anlattıklarını görüyorlar. Dolayısıyla bu sözü de bana hiç samimi gelmiyor. Ayrıca Baş Haham’ın, Baş Haham bir tane var Türkiye’de, o da hapse falan girmedi. Benim bildiğim yok. Olsa basına yansırdı. Bu konu da bana biraz garip geliyor. Bu pek inandırıcı gelmedi bana. Bir de bu kadar teklif yapması yani sadece Kuran ayetlerini okuma işte seni baş vaiz yapıyım dedi. Bir kere Baş Haham, Başbakan değil ki, Türkiye’de vazilik görevi yapsın. O da çok acayip bir izah. Bu kadar mal, mülk vermekten bahsetmesi, bilmem başka izahlar, bana pek inandırıcı gelmedi bu, garip geldi. Ayrıca Müslümanlar da zaten Kuran’da her türlü konuyu çok rahat inceleyip, okuyabiliyorlar. Neyse bu konuları yeteri kadar vurguladık, anlaşılmış oldu. Bizim pek de öyle derdimiz değil yani işin doğrusu. Ama aklını başına alması, samimi dürüst olması için biz uyarmakla mükellefiz. Elimizden geldiği kadar açıklayalım tabii ki.
Ennes b Malik (ra) anlatıyor: "Peygamberimiz (sav) orta boylu idi; uzun da değildi, kısa da değildi; hoş bir görünüşü vardı. Saçı ise ne kıvırcık, ne de düzdü.” Hafif dalgalı saçı. “Mübarek..” İlahi hayrın bulunduğu şey, bereketli ve hayırlı, uğurlu anlamına gelen bir şey, “Mübarek yüzlerinin rengi ise diyor nurani beyazdı." Bak rengi arabi, nurani beyaz, kırmızıya çalıyor. Et-Tirmizi İmam-ı Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 2. cilt, bakabilirler. Hz. Hasan naklediyor: "Resulullah Efendimiz (sav), yaradılıştan heybetli ve muhteşemdi.” Zayıf değil, yapılı. Mehdi de yapılı, yani geniş vücutlu. “Saçları kıvırcık ile düz arası idi;” hafif dalgalı saçları, evet. “Şayet kendiliğinden ikiye ayrılmışlarsa onları başının iki yanına salar,” yani iki yanına salar, “değilse ayırmazlardı.” Yani düz de taradığı oluyormuş saçını inşaAllah. “Uzattıkları takdirde saçları kulak yumuşaklarını geçerdi.” Yani şurayı geçerdi diyor. “Peygamber Efendimiz (sav)’in rengi, ezher'ul-levn, pek beyaz ve parlak renkli idi, yani nurani beyazdı. Alnı açıktı.” Açık alınlı ne demek? Geniş alınlı. “Kaşları; hilal gibi, gür ve birbirine yakındı.” Yani ortada çatık, yakın birbirine ve gür kaşları. “Boynu, saf mermerden meydana gelen heykellerin boynu gibi gümüş berraklığında idi. ”Beyaz boynu da ve parlak cildi. “Vücudunun bütün azaları birbiri ile uyumlu olup yakışıklı bir yapıya sahipti.” Et-Tirmizi. Enes Bin Malik radialluahu-and anlatıyor Resulullah efendimiz’in boyu ne çok uzun ne de çok fazla kısaydı. Orta boylu, Mehdi de öyledir, onun torunu Mehdi de öyledir. Teni de duru beyaz, ne duru beyaz ne de koyu esmerdi, bakın, koyu esmer diyor ya, koyu esmer değil diyor peygamberimiz. Saçları ise ne düz, ne de kıvırcıktı, saçları hafif dalgalıydı, kırk yaşına geldiğinde Allah-u Teala onu peygamber olarak gönderdi ve evet devam ediyor. Mekke’deki..evet bir hadis var, o, Hzreti Mehdi mutedil, güzel yüzlü ve güzel saçlı, ince burunlu ve geniş yüzlü bir gençtir. Yüzü geniş. İnce burunlu demek kibar burunlu demektir, evet. Uzun anlamında değil. İnşaAllah. Mehdi bendendir, alnı geniş, burnu ince evet... yani bir de uzun, izafi bir şey, yani makul anlamında yani bir patoloji anlamında bir şey yok. İnşaAllah. Ortası biraz yüksekçedir diyor, burnunun orta kısmı, bu birçok hadiste geçiyor. Mesela hatta başka bir hadiste de, mümin şahıs Hz. Mehdi as. Deccal’i görünce, ey insanlar, Resullullah (s.a.v.)’ın zikretttiği Deccal işte budur der. Deccal, hemen onunla ilgili emrini verir de o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından, onu alın da yaralayın der. Yani Mehdi’ye manen işkence yapılıyor. Basın ile, televizyon ile, yobazı, iti-kopuğu Mehdi’ye karşı tavır alacaklar inşaAllah. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Yani bu, gerçek anlamda bir dövme değil. Manen.
SUNUCU: Teşbih kullanmış...
ADNAN OKTAR: Tabii manen, yani onun ünü-şanı yayılır. Herkes duyar, herkes bilir. Yani ona saldırıldıkça daha fazla tanınır, daha fazla sevilir. Bu sefer onu, iki eli ve iki ayağı ile yakalar ve fırlatır atar. İki elinden kelepçeleneceğini, ayağından da kelepçeleneceği anlaşılıyor buradaki hadislerden. Ve fırlatır atar. İnsanlar Deccal’in onu bir ateş içine attığını sanırlar, halbuki o bir cennet içine atılmıştır. Demek ki çeşitli yerler, ya hapishaneye gönderilecek, veyahut ona benzer bir yerlere gönderilecek ve eziyet edilecek. Onun, alnı geniş, burnu ise ince olacaktır. Tırmizi’de. O açık alınlı, küçük burunlu... Muhammed Bin Resul El Hüseyin Berzenci, Kıyamet Alametleri. Bak, o açık alınlı, küçük burunlu. Rengi Arabidir diyor yine, Kıyamet Alametlerinde. Mehdi bendendir, açık alınlıdır. Bak, bütün meşhur eserler, tek tek saysam çok uzun. Hz. Mehdi ne ile tanınır diye arz edince şöyle buyurdu, Muhammed Bakır (a.s.)’a soruluyor. İmam Mehdi ne ile tanınır diye arz edince şöyle buyurdu, hidayet ve heybetiyle, heybetli bir insan.
SUNUCU: İnce değil yani, burada bir heybet söz konusu.
ADNAN OKTAR :Evet. Tabii. Al-i Muhammed’in onun, Mehdi ’nin faziletinin ikrarı ile. İnsanlar da onun... Bakın, Al-i Muhammed’in, yani Peygamber Efendimiz’in al-inin, onun Mehdi’nin faziletlerini ikrarı ile, evet hakikaten güzel ahlaklı diyorlar. İkrar ediyorlar. Hz. Mehdi sanki Ben-i İsrail’den bir adamdır, tavrı onlara benzer. Yani heybetli ve acar. Böyle zeki görünümlü ve heybetli. Kitabü'l-Burhan Fi Alameti'l-Mehdiyyi'l-Ahir Zaman. Ehl-i Sünnet kaynağıdır bu ve çok muteber bir eserdir. O geniş alınlı ve heybetli bir şahıstır. İktib dürel’den. Hz. Mehdi’nin bedeni, İsrailidir. Hz. Mehdi sanki Ben-i İsrail ricalindendir. Ben-i İsrail vücut yapısı gibi geniş ve heybetlidir. İbn-i Hacer-il Mekki. Yani bu da İbn-i Hacer biliyorsunuz, Ehl-i Sünnet alimlerinden birisi, evet. Karnının geniş olduğu yine geçiyor, karnı büyük... Çok uzun bir şey de fakat... Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar, Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar isimli eserden. İki uyluk arası açık, iki uyluğu, uylukları da geniş. Yine aynı eser, İri gövdelidir diyor mesela. Burada Enne'l Mehdi min Evladı Ali bin Ebu Talib Ale't-Temam ve'l kamal’den bir şey evet.. Çok uzun, fakat bu kadar yeterli herhalde tahmin ediyorum. Evet.
SUNUCU: Ehl-i Sünnete göre açıkça ifade edilmiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. Şii kaynaklarda da var, Ehl-i Sünnet kaynaklarda da, aynı şey evet. Bakın, diyor ki, Kaimimiz Hz. Mehdi (a.s.) kıyam edince elini, kullarını başının üzerine koyar, böylece bir akıllarını bir araya toplar diyor, yani böyle.. Girişimleri kemale erdirir, Allah görünüşlerini ve duyuşlarını güçlendirir, yani daha keskin ve daha açık akıllı olurlar diyor. Öyle ki, kendileri ile Kaim Hz. Mehdi arasında hiçbir örtü- engel kalmaz, onlarla konuşmak istediğinde duyarlar ve kendi mekanında olduğu halde onu görürler. Mehdi kendi, oturduğu yerden, bütün dünyada onu insanlar görecekler. Bunu açıklıyor. İmam-ı Sadık (a.s.) şöyle buyurmuştur. Şüphesiz ki Kaim Hz. Mehdi (a.s.) zamanında bir mümin doğuda da olsa batıda da olsa kardeşi kendisini görür. Hakeza, batıda da olsa, doğuda da olsa kardeşi yine kendisini görür diyor. Yani dünyanın neresine giderseniz gidin görmesi nasıl olur? Televizyon ile olacaktır, bu kastediliyor. Onlar, yeryüzünün doğu veya batısında mihrap veya yataklarında olduğu halde İmam (a.s.)’ın sesini iştirler, radyolardan. Ve bu.... ve bu bir tek ses onların hepsinin kulağına gider ve hepsi ona doğru hareket ederler. Çok geçmeden, göz açıp-kapayıncaya kadar hepsi huzuruna varırlar. O vakitteki vasıtaların süratine dikkat çekiliyor. Mesela uçak ile veyahut araba ile, Allahü teâlâ, Hz. Mehdi (a.s.) ile insan arasında bir örtü çeker. Onlar, onu görürler ama tanımazlar. Görüyorlar, ama Mehdi (a.s.) olduğunu bilmedikleri için tanıyamıyorlar. Kemal'ud- Din, cilt 2, sayfa 351. Ortalık sakinken halktan gayb olsada, yani ortada görünmesede, Hz. Mehdi (a.s.) hiçbir zaman insanın aklından çıkmaz. Herkesin aklındadır diyor, bak aklından çıkmaz. Belki gereği oluşmuyor olabilir, ama insanların dilinde ve aklında. Müntehabul-Eser, sayfa 277. Bulutlar güneşin yüzünü örttüğü zaman, insanlar güneşten nasıl yararlanıyorsa, ondan da, Hz. Mehdi (a.s.)’dan da öyle yararlanırlar. Mehdi’yi görmeseler de insanlar yararlanırlar diyor.
SUNUCU: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Cafer-i Sadık (a.s.)’ın şöyle buyurduğunu duydum. Ben Kaimi görür gibiyim, Mehdi’yi, Necef’in arkasında Resullullah (s.a.v.)’ın beyaz zırhını giyecek, zırhı giydikten sonra bedeni tıpkı Resullullah’ın bedeni gibi genişleyecek. Bakın Mehdi’nin bedeni yine hep geniş olduğuna dair bir rivayet. Cennet ipeklerinden bir elbise zırhı örtecek ki diyor, iki gözünün arası parlayan siyah bir, siyah-beyaz bir ata binecek. Gözü ışıklı at ne var?
SUNUCU: Arabalar...
ADNAN OKTAR: Arabalar var tabii.
SUNUCU: Yine bir teşbih söz konusu.
ADNAN OKTAR: Tabii. Bak, Resullullah’ın beyaz zırhını giyecek.
SUNUCU: Elbise, libas olduğunu söylüyor.
ADNAN OKTAR: Beyaz giyinecek evet. Cennet ipeklerinden bir elbise zırhı örtecek diyor. İnşaAllah. Kaim’in ashab-ı gençtir. İçlerinde yaşlı yoktur. Gençlerden oluşacak diyor. Evet...
SUNUCU: Çok fazla kaynak var, çok fazla bilgi var Hocam.
ADNAN OKTAR: O kadar fazla ki yani.
SUNUCU: Tüm mezheplerde.
ADNAN OKTAR: Hz. Mevlana bak ne diyor, Mehdi için. Mehdi hem gizlidir diyor Mevlana, hem senin karşında oturmaktadır diyor, aynı zamanda karşında oturuyor diyor. Hem gizlidir ama karşında oturmaktadır diyor.
OKTAR BABUNA: Tanımıyorlar.
ADNAN OKTAR: Tanımıyorlar, evet. O, nura benzer, akıl onun Cebrail’idir, ondan aşağı olan Veli de onun kandilidir. Yani Cebrail ona yardımcı olacak. Cebrail, Mikail, İsrafil (a.s.) inşaAllah. Ondan aşağı olan Veli de onun kandilidir. Yani onu aydınlatacak, mesela farz edelim Said Nursi’ler, İmam Rabbani’ler, efendim Abdülkadir Geylani (r.a.)’ler onlar da onun kandilidir diyor. Onu aydınlatacaklar diyor. İnşaAllah. Bakın, Said Nursi ne diyor, İstikbal-i Dünyeviye’de 1400 sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında garip zannetmişler diyor. 1400 sene sonra gelicek diyor Mehdi Said Nursi. Bediüzzaman, hicri 1327’de Şam’da Emevi Cami’inde 10 bin kişiye verdiği hutbesinde, hicri 1371’den sonraki İslam Alemi’nin geleceğine yönelik izahlar yapmaktadır. Diyor ki, bakın, ta 1371 senesinden sonraki Alem-i İslam’ın mukadderatına nazar eden Hutbe-i Şamiye'deki hakikatler, evet şimdi olmasa da diyor, bakın 71’den sonrasını esas alarak söylüyor, 30–40 sene sonra fen ve hakiki marifetin (gerçek ilmin) ve medeniyetin mehasini ,fen, fen bilimleri. İşte paleontoloji, arkeoloji, genetik her türlü bilim. Hakiki marifet, yani tam akıl, tam derinlik. Ve medeniyet-i mahasine, yani modern bilimlerin, modernliğin bütün gereksinimleri. O üç kuvveti tam techiz edip, hepsini birleştirip, bir araya getirip. Cihazatını verip gerekli, işte kitap, dergi, CD ne varsa hepsini bir araya getirip, o dokuz manidarı mağlup edip dağıtmak için, yani küfrün,işte Darwinizm, Materyalizm, Faşizm, Kominizm, dağıtmak için tahari hakikat meyalanını, yani hakikati arayan, düşünceyi, düşünce insanını, insaf ve muhabbet-i insaniyeyi, insanlara sevgi duyanı, insan, insanlara aşkla, Allah’ın tecellisi olarak aşk ile muhabbet ile yaklaşanı, o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, yani Mehdi’yi göndermiş, inşaAllah yarım asır sonra onları darmadağan edecek, diyor Said Nursi. 71, 30 sene ekle, 81, 91, 2001, 2011, evet değil mi?
SUNUCU: Tam tarih Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 2011 diyorum. 1371, 1401, 1411. 1980, 1991. Mehdi (a.s.)’nin en yoğun faaliyet dönemlerini belirtiyor Said Nursi. İnşaAllah.
“Üstadımız Abdullah Gürbüz Hazretleri, 2004 yılında Muharrem ayının 13’üncü aşure günü yani 1. Mart sabahı saat 6.30’da bu fakiri yanına çağırdı” diyor. Efendi Hazretlerine, efendim kardeşimizin sormak istedikleri sorular var. Müsaade buyurursanız bunları sormak isterim dedim. Tabii evladım, sor dedi. Efendim, İsa (a.s.) ve Mehdi Resule ulaşıp ona asker olacak mıyız dedim, Efendi Hazretleri, inşaAllah İsa (a.s.) ve Mehdi Resule ulaşacaksın buyurdular” diyor. Bu kişiler yaşayan insanlar.
SUNUCU: Görecekler evet...
ADNAN OKTAR: Evet.. göreceksiniz diyor. Bu yüzyılda çıkacak diyor inşaAllah. 26. Mayıs. 1960 Cuma günü. Nevşehirli Hacı Abdullah Baba Hazretleri, Şeyh Efendi. Yani Ehl-i Sünnet alimlerinden birisi bu, büyük alimlerden bir tanesi. 26.Mayıs.1960. “Ben de kendisine gece görmüş olduğum rüyayı olduğu gibi anlattım. Hacı Mustafa Efendi Hazretleri, elhamdülillah evladım, hakikaten Mehdi Al-i Resul 2-3 yaşlarında. 1960 yılında diyor. Yani yaklaşık 2- 3 yaşlarında” diyor. “İnşaAllah onu manen sen de göreceksin.”
Yani 1950 küsurlar olmuş oluyor Hoca Efendi’nin sözüne göre. “Göreceksin...ayrıca kalbin camiye çok bağlıymış, rüyan sahihattır, zira Resullullah (s.a.v.) Efendimizin şekline, şemaline şeytan giremez, onu rüyasında gören, gerçekten görmüş gibidir” dedi ve hayırla dua etti diyor.
SUNUCU: Ne kadar güzel...
ADNAN OKTAR: Evet. Şeyh Ali Haydar Efendi, Efendi Baba’nın Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin Mehdi (a.s.)’a selamını ve biatının iletilmesini istediğine dair muhtelif rivayetler vakidir. Devr-i Şanı’ndan duyduk ki, yine Efendi Baba Kadir Resulullah Suruh okuyan büyük alimlerinden merhum Hacı Burkay.....merhum Hasan Burkay Hoca Efendinin bir vekili, Efendi Baba’nın Mehdi (a.s.)’nin zuhur tarihi olarak 80’li yılların başlarına işaret ettiğini nakletti diyor. ihvanforum.org. İslam’ı Hayat.....işte 76....Mehdi (a.s.) ile ilgili kim ne dedi....ilgili internet sitelerinde var. İhvan Forum, yani bunlar bize ait siteler değil. O, Ali Haydar Efendi’nin müntesipleri, onu sevenlerin hazırladıkları bir site.
SUNUCU: Evet, hepsi çok büyük alimler Hocam gerçekten.
ADNAN OKTAR: Evet. Nimetullah Hoca Efendi.. Mahmut Hoca’mızın ziyaretine giden, Cübbeli Ahmet’in de çok sevdiği, sürekli görüştüğü bir Hoca Efendi’dir. Büyük alimlerden... Bu yüzyıl İslam’ın yüzyılı olacak. Şüphesiz Mehdi (a.s.) gelecek diyor. Bakın, herkes, bütün alimler söylüyor bunu. Çorum’lu Hacı Mustafa Efendi, ne diyor? Çorum’lu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri’ni göstererek, henüz 18 yaşlarında bir genç olan Çorum’lu Hacı Muftafa Efendi Hazretleri’ni göstererek, Mehdi-ül Resul biz görmiyeceğiz fakat bu gencin dervişleri görecek. Yani bu, bu yüzyılda görecekler diyor. Hicri 1400’den sonra. Hazreti Şeyh Mustafa İhsan Karadağ, üstadın eser numarasıyla tebarzu ettirdiği 1400 senesinden sonra Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini, yeryüzünde Hz. İsa (a.s.) ve Mehdi’yi takiben geleceğini, büyük bir ıslahatın yaşanacağını, kurt koyun ile oynayacak hale geleceğini üstad Bediüzzaman beyan buyurmuştur diyor. Kendisi de tasdik ediyor. Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri, bakın ne diyor. Konya’lı Tahir Büyükkörükçüoğlu Hoca Efendi bir sohbetinde buyurdular ki, kendisi Sami Efendi Hazretlerinin önde gelen sevenlerindendir. Hocam’a sordum, güzel günler ne zaman? Bana dedi ki, ya Tahir, ben görmeyeceğim ama sen o günleri görmeden ölmeyeceksin diyor.
SUNUCU: Çok açık zaman belirtmişler yani.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Evet. Efendi Baba’nın, Ali Haydar Efendi’nin Mehdi ’ye selam ve biatını belirtmesine dair, neyse o kısmı anlattık. Seyit Hacı Osman Hulusi Efendi Hazretleri, Beykoz’da muhkim Hacı Osman Hulusi Efendi Hazretleri’nin 82 yılının yaz aylarında Mehdi (a.s.)’ın yıldızı doğdu dediğini Beykoz’da vazife yapan bizim Hocalarımızdan, birisi diyor nakletmiştir diyor. Bu da yine internet sitelerinden alınmış belgeler. Böyle yüzlerce, binlerce izah var. Çok küçük bir bölümünü getirdim.
SUNUCU: Evet, çok açık izahlar var Hocam aslında.
OKTAR BABUNA: Siteyi hatırlatalım mı Hocam? Bu siteye girerlerse www.cubbeliahmetHoca.org , buradan detaylı bilgi alabilirler. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Habertürk’te bu tip programlar olması, internet girişlerini müthiş artırıyor, yani ben onun için teşvik de ediyorum aslında bir yönüyle de. Yani bunların gündem olması, mesela bak, bize demin geldi. Dünkü, düne ait site girişleri. www.harunyahya.org 174.300. www.harunyahya.com 102.544 , www.harunyahya.tv 62.094 , www.doguturkistan.com 19.338 , Dünyadan Yankılar 19.872. Yani maşaAllah, acayip arttı.
SUNUCU: Patlama yaşıyor.
OKTAR BABUNA: Hocam, pardon, www.harunyahya.com’a da girişlerin çok artışı var. Bu, dün Amerika ile bir konuşmanız oldu sizin, Amerikan Radyosu, Teksas üzerinden yayın yapan, Hocamıza her soruyu sordular. Yani, Filistin konusunu sordular, Filistin ile ilgili kitabından dolayı. Hocamız şunu anlattı. Bütün kökeninde Darwinizm’in, Masonluğun yönlendirmesi ile ve bunların şeytan ile olan bağlantılarını anlattı. Hitler’in Mason olduğunu, şeytanla olan bağlantısını, bunu üzerinden olduğunu, tam kanaatleri geldi. Dinlerin birliği olduğunu, hiçbirinde masum insanları öldürmek olmadığını. Yani çok geniş kapsamlı bir soru-cevap şeklinde oldu böyle uzunuzun. MaşaAllah o da hemen www.harunyahya.com’a hemen yansımış zaten.
ADNAN OKTAR: Yanlış anlaşılma olmaması için onu da belirtelim. Başı sarıklı 70 bin kişi Deccal’e tabii olacaktan kasıt, mesela alimim diyor Mısır’da alim. Başı sarıklı, taylasanlı alim. Bakıyoruz Darwinist ve materyalist ve sosyalist görüşlü ve komünist görüşlü. Veyahut mason oluyor. Mesela Pakistan’da Mason, fakat Darwinist. Ama sarıklı, cübbeli. Yani böyle insanlar oluşacak diyor Peygamber Efendimiz, ahirzamanda. Bu hakikaten de oluşuyor, gördük, yani bu bir mucizedir. Bari kafandan sarığı çıkart, yani o, bağlantısı nasıl oluyor onunla onun. Hem Masonsun değil mi? Sarıklı Masonlar tarzında. Hem Darwinist-Materyalist’im diyorsun, hem Müslümanım diyorsun. Burada samimi olması lazım. Darwinist-Materyalist ise, o ayrı bir dindir, onu savunabilir bir insan. Yani ona kimse bir şey demez. Çünkü Materyalist olmak ne demek, değil mi, Darwinist olmak ne demek. Demekki Yaratılış’ı sen red ediyorsun. Allah’ın yarattığını kabul etmiyorsun. E o zaman başka bir inanaç olmuş oluyor.
SUNUCU: Nasıl dindar gibi görünüyorsun?
ADNAN OKTAR: O konuda dürüst olacaksın. Tabii... Hem öyle hem öyleyim diyorsa, e.. ona da bizim bir sözümüz yok. Ama olmaz yani. Fıkhen olmaz. Evet...
SUNUCU: Daha önceki konuşmalarda da Hocam, işte bazı kemikler varmış işte, 5 bin yıllıkmış, 7 bin yıllıkmış ben onları baz almıyorum gibi de böyle bir cümle geçti. Bu ki, burada sizin tüm kitaplarınıza karşı da sanki bir söylemiş söz gibi geldi bana ki, burada biz iman hakikatlerini, Allah’ın varlığını, birliğini bu bilim ile, bu elimizdeki bazı belgeler ile açıkladık ve bu kitaplar bunların üzerinde yazıldı, bu da çok dikkat çekici bir söylemdi. Yani bunu baz almamak mümkün mü?
ADNAN OKTAR: Şimdi, milyonlarca yıllık kemikler, fosiller olduğunu karbon metodu ile bilim bize göstertiyor. Cübbeli böyle bir şey yok diyor. Ben inanmıyorum efendim diyor. Yani 7000 yıldır diyor o. Halbuki 7000 yıl takvim olarak veriliyor. Yani, milyonlarca yıldır dünyanın ömrü. Yani kainatın başlangıcı da 15 milyar yıl falan. Big-Bang’den bu yana. Değil mi? Yani bilim bunu bize gösteriyor. Kuran’ın izahları da bunu bize göstertiyor. E.. dolayısıyla, yani fosilleri reddetmesi Cübbeli’nin yani zaten ...İşte bu düşünce, peşinen yenilmiş oluyor. Yani onun için dünya hakimiyeti, yani İslam’ın dünyaya hakimiyeti iddiası da olamıyor. Yani gidip bir Marksist ile tartışamaz, bir Darwinist ile tartışamaz, bir Materyalist ile, bir başka düşüncedeki insan ile tartışamaz. Ancak kendi camisinde, cemaatindeki kişilere bazı şey oluyor onun da bir kısmı yalan oluyor onu da ispat ediyoruz, izah ediyoruz. Böyle olmaz Müslüman bütün dünyaya yönelik olacak, bilimle ortaya çıkacak, hurafe ile İslam yayılmaz. Doğrusunu anlatacak değil mi yani hurafe nasıl olur? Müteşabih hadisi gerçekmiş gibi anlatırsan hurafata girersin bunu kim diyor? Said Nursi Hazretleri diyor. Değil mi , yani şimdi Deccalin eşeğini gökyüzünde uçan bir şeye çevirirsen sen 30 metrelik kulaklarıyla bu hurafe olur artık. Ama bunun Ahir zamanda uçağa baktığını söylersen peygamber efendimizin mucizesini göstermiş olursun. Çünkü Ahir zamandaki bütün teknolojsini bildiriyor. Mesela Fırat Nehri’nin kenarına geliyor, Hz. Ali buradan zaman gelecek diyor, ışık ve ateş çıkacak diyor. Nedir bu? Elektirik çıkacak değil mi , lambalar etrafı aydınlatacak, enerji çıkacak bu, bu bir mucizedir bu harikadır. Hz. Ali’nin kerameti, peygamber efendimizinde mucizesi, çünkü peygamberden aldığı bilgiyi naklediyor Hz. Ali. Resulullah’ın sürekli sohbetlerinde oldukları için her şeyi duyup biliyorlar. Mesela Fırat’ın suyu kesilecek dedi kesildi. Ama ne hikmetse onu bulamıyoruz Cübbeli’nin kitaplarında mesela Kabe baskını yok, Iran-Irak savaşı yok, Irak’ın işgali yok, bir ordunun çölde kaybolması yok değil mi, Afganistan’ın işgali yok, mesela hadiste var Mehdi’nin çıkış alametlerindendir.
OKTAR BABUNA: Kuyruklu Yıldızı söylemiş miydiniz?
ADNAN OKTAR: Kuyruklu Yıldız tam dikkat etmedim bakmadım ama mesela bu çift uçlu Kuyruklu Yıldız mesela o çıktı, çıkanlardan da bahsetmemiş, Mesela Ramazan ayında 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulması oldu ilk defa oldu 81 ve 82 yılında oldu üst üste iki kere oldu, bundan da bahsetmiyor. Bahsetmiyor olması önemli değil biz zaten anlatırız.
SUNUCU: Gerçek gerçektir değil mi Hocam…
ADNAN OKTAR: Mesela 7 bin yılla ilgili hadiste 7000 yıl kainatın başlangıcı, o anlamda değil ki oradaki hadiste. Bir takvim verilmiş, bir takvimdir o, mesela Evanjelikler dünyanın ömrünü 6000 yıl olarak alıyorlar. Bütün fosillerin oluşumunu 6000 yıl olarak alıyorlar hepsini bütün Amerika da bununla eğleniyorlar bunlarla ve dinsizlik anormal yayılıyor çünkü akla, fene, ,bilme , din’e ters bir uslüp kullanıyorlar. Halbuki zamanın izafi olduğu Kuran’da belirtiliyor. Kuran’daki değil mi Cenab-ı Allah bunu belirtiyor gün olarak belirtiyor ama günün izafi olduğunu da Allah belirtiyor. Değil mi?Mesala yüzbin sene ve bir gün, mesela kıyas yapıyor Allah, bin yıl ve bir gün kıyas yapıyor Cenab-ı Allah, izafi olduğunu buradan anlıyoruz. Ama mesela 7000 yıl ile ilgili hadiste de 5600 yılı almıyor işine geldiği yerde. Böyle olmaz, bir de bilimle çıkmamış olması da mağlubiyeti getiriyor arkasından. Halbuki Kuran bize bilimi emrediyor Kuran’da bilim farzdır. Allah ilk yaratılışı araştırmamızı istiyor, gökleri araştırmamızı istiyor, astronomi bilimini incelememizi istiyor. Ve onunla hareket etmemizi istiyor bunu Kuran’da açık açık görüyoruz. Said Nursi Allah razı olsun ondan, bu konuyu çok güzel açıklamış. Ahir zamanda cahil Hocaların müteşabih hadisleri, böyle hurafe tarzında anlatıp insanların imansızlığına neden olacağını insanların dinden çıkmasına vesile olacaklarını belirtmiş ve bunu bir tehlike olarak belirtiyor. Beşinci Şua’da bu çok kapsamlı anlatılır.
SUNUCU: Kuran da bilimden bahsediyor çünkü Hocam ayetlerin hepsinde.
ADNAN OKTAR: Kuran’ın neresine baksak bilimden bahseder. Tabii kendi yaratılışlarına bakmazlar mı diyor Allah. Biz kendi yaratılışımıza nasıl bakacağız bilimle bakarız. Hücremizi nasıl inceleriz vücut hücresi elektron mikroskobu gerekiyor değil mi? Biyoloji ile mesela başka bilimlerle, astronomiyle Allah’ın bütün yarattıklarını tespit etme imkanımız oluyor. Mesela şu an biz ezici gücümüzü bilimden aldık Kuran ve bilimden. O yüzden karşımızda duramıyorlar. Mesela Evanjelikler eğlence unsuru oluyorlar Amerika’da eziliyorlar. Onları da biz kurtardık, yani onlar şimdi bizim kitaplarımızı kullanıyorlar. Daha önce ezim ezim eziyorlardı onları yaratılışı savunuyorlardı. 6000 bin yıllık diyor, mesela fosil ne kadardır diyor. Artık granit haline gelmiş, karbon metoduyla tespit ediliyor mesela yüz milyon yıllık , yüz elli milyon yıllık yahut diğer bilimsel metodlarla tespit ediliyor. Yok diyorlar 6000 yıllık diyorlar.
OKTAR BABUNA: 6000 yıl önce de belli medeniyetler yaşanıyor zaten hala, baştan kaybediyorlar dediğiniz gibi Hocam ..
ADNAN OKTAR: Baştan kaybedip yeniliyorlar. İnşaAllah.
SUNUCU: Yine Hocam Cübbeli Ahmet ile ilgili birçok yazı var okuyalım mı, geçelim mi?
ADNAN OKTAR: Adamı, kardeşimizi bırakalım boşver, ama yani gündem olması açısından, yani internet sitelerine ilgiyi arttırması açısından iyi oluyor, o yönden çünkü baksana şu sayı çok acayip maşaAllah, mesela harunyahy.tv 62 bin, mesela 30 bin çevresindeydi 30 bin çevresinde gidiyordu, 62.094 mesela çok uzun süreden beri bu şekilde gidiyor.
SUNUCU: Hocam çok fazla merak var.
ADNAN OKTAR: Geçenlerde yetmiş küsur bine çıktı geçen günler birkaç gün öyle gitti, şimdi en çekildiği şey de 62 bin yani.
SUNUCU: Hocam o gün programda da kimbilir ne çok mesajlar ne çok işte mailler geldi, ama işte seçilerek okunduğu için o program esnasında okunmadı yani birçok mail geldiğinden eminim yani bu izleyenlerin hepsi mail yağmuruna tuttular orayı ben eminim ama seçilerek okunduğu için..
ADNAN OKTAR: Daha Türkçesi her halukarda hayır oluyor. Benim istediğim dinin yayılması, İslamın yayılması her ne olursa olsun. Çok faydalı oluyor, Cübbeli dolaylı yoldan hizmet etmiş oluyor. O yönden de elhamdülillah diyorum yani maşaAllah.
SUNUCU: Ama gerçekten bilimsel gerçekleri baz almak zorundayız, yani bu çok önemli.
ADNAN OKTAR: Bakın Müslüman kardeşlerimizin büyük bölümü mağlupken ilk defa bakın bizim atağımızdan sonda elhamdülillah göğüslerini gere gere galipler. Mesela birçok cemaat dedi ki Adnan Hoca’nın kitaplarını okumayın, yasakladılar. Bakıyorum her yer de benim kitapların okunuyor. Mesela bizim kardeşler yurtdışında bir cemaat isim vermiyeyim bizim çocukları şey zannetmişler yeni İslama ısınan kişiler, onlar da sezdirmemişler dersaneye götürmüşler bizim kitaplarımızın hiçbir şekilde okunmamasını söyleyen dersanede bizim CD’leri koymuşlar televizyona başka bir konu da yokmuş yani, bizim kitaplar ve bizim CD’ler onlarla anlatıyorlarmış. Hakikaten de başka türlü olacak gibi de değil kendileri de söylüyorlar, Elhamdülillah her yerde öyle. Mesela Cübbeli Ahmet’in yerinde de öyleydi onlar öyle bir yer oluşturmuş ilk başta, Hocam dediler senin kitapların sayesinde çığ gibi gençler geliyor dediler. Çok etkili oluyordu o zamanlar, sonra aman aman okumayın dediler ama pratikte bakıyoruz muazzam okuyorlar. Yani başka bir çözüm yok yani başka bir yol yok. Darwinizm’i başka anlatan yok geçersizliğini böyle, mesela evanjelikler gariban, ezik Müslümanlarla uğraşmaya kalkıyor ya her yerde eziliyorsunuz siz, ben kurtardım Allah’ın izniyle vesile oldum. Yani deccalin elinden aldım onları, Allah’ın izniyle parçalıyordu deccal onları 6000 yıl diye her yerde eğleniyorlardı bunlarla biz ortaya çıkınca böyle erik yutmuş kurbağa gibi oldular. Böyle gözler dört açıldı, bir anda apıştı kaldılar. Mesela bak yabancı televizyonlar hergün geliyordu sık sık geliyordu bir ara, şimdi yine yabancı radyolarda, yani bu kadar seri yenilmiş olmak yani bir anda sırtlarının yere gelmesi bunları çileden çıkarttı. Birçok kesimi, alışmışlar rahatça Müslümanları ezmeye, evanjelikleri ezmeye, protestanları mesela katolikleri, mesela katolikler tam eğlence unsuru onlar için yani her yerde karikatürler onlar da artık şirinlikler yapıyorlar. Kiliseye adamlar toplayıp gitar çalıp şarkı söylüyorlar oraları disko haline getirmeyi kalkıyorlar öyle dini anlatacaklarını sanıyorlar, zaten alay etmeye geliyor adam seninle bir de müzik dinliyor. Ama bizde alay etmeleri boğazlarına tıkandı. Ve şu an Allah’ın izniyle kök söktürüyoruz. MaşaAllah , Elhamdülillah Allah’ın dilemesiyle Allah’ın yardımı ve Allah’ın yaratması ile Allah bizleri vesile ediyor.
SUNUCU: Sizin isminizi kullanmasalar da Hocam bilgilerden yararlanmak zorunda kalıyorlar.
ADNAN OKTAR: Hayır bu Harun Yahya kitaplarından ayetleri çıkartmışlar olduğu gibi kullanıyorlar . Hem Hıristiyan hem Katolikler ben size göstereyim kitaplarını.
SUNUCU: Evet değerli izleyenlerimiz bir tanıtım kuşağımız var onun ardından sohbetimize devam edeceğiz inşaAllah.
Evet yeniden merhabalar kıymetli izleyenlerimiz programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz inşaAllah. Hocamızdan çok güzel bilgiler öğrendik özellikle Mehdiyete dair Mehdi’nin alameterine dair çok güzel açıklamalarını dinledik ikinci bölümde inşaAllah, Hocam bu bölümde inşaAllah sizden güzel istifadelerde bulunacağız
ADNAN OKTAR: Evet. Şeytandan Allah’a sığınırım, Zuhruf Suresi 61, “Şüphesiz o”, Hz.İsa aleyhisselam, mesih, “kıyamet saati için bir alamettir.” O kıyamet alametidir onun gelmesi, “öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve bana uyun, dosdoğru yol budur.” Şüphesiz o kıyamet saati için bir ilimdir. Şeytandan Allah’a sığınıırım, öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın. 2026, ebcedi. Açsınlar ebced bilenler hesap etsinler. Tam Mesih’in vaktini veriyor, ayet. O alamettir diyor ayette Mesih’in vaktini veriyor.
SUNUCU: Hocam bununla ilgili bir soru var izninizle okuyabilir miyim?
“Sevgili Adnan Hocam, önceki programlarınızda Hz. İsa’nın hafızasını kaybedeceğini, yeniden dünyaya gönderildiğinde geçmişini hatırlamayacağını açıklamıştınız. Acaba sonradan Hz. İsa tekrar geçmişini hatırlayacak mı? Annesinin Hz. Meryem olduğunu, beşikteyken konuştuğunu, kendisine münafıkhane bir tuzak kurulduğunu, bu önemli detayları hatırlayacak mı? Yoksa bu gerçekleri Kuran ayetlerinden okuyup mu öğrenecek. Allah ilminizle bizi nurlandıryor, hayırlı akşamlar.” demiş Melisa Tenocak, Caddebostan’dan.
ADNAN OKTAR: Hz. Mesih de aynı bizim gibi imtihan oluyor, aynı kuldur. Dolayısıyla diğer insanlardan farklı olarak aklın ihtiyarını alacak hiçbir olay olmaz. Hiçbir peygamberde olmamıştır. Hiçbir mucize de insanın aklının ihtiyarını alacak gibi olmamıştır. O da makul şartlarda imtihan olacaktır. Mesela şimdi yakın bir zaman sonra göreceğiz. Bizim gibi bir insandır ama, güzel ahlaklı, çok akıllı, çok imanlı ve takvadır. O da acı çeker, O’nun da başı ağrır, yemek yer, uyur, rahatsızlanır, yani eli bir yere çarparsa morarır, yani bizim gibi insandır. Ve bütün peygamberler o şekildedir. Yani insanlarda öyle yanlış bir imaj oluyor. Hani bambaşka bir şey, hayır yanlızca ahlakları değişik oluyor, ahlakları çok güzel oluyor. Allah’tan şiddetli korkuyor, derin imanlı, bir kere imana kesin net karar veriyor, ondan sonra Allah’ı hiç bırakmıyor, her ne olursa olsun. Mesela çok çetin şartlarda şu anda mücadele veriyor olabilir. Ama asla yılmaz. Mesela Mehdi de aynı şekildedir, Allah’ın herhangi bir kuludur. Zorluklarla karşılaşır, çileyle karşılaşır, O da bizim gibi yemek yer. Hatta Said Nursi bakın diyor ki, “kendisi dahi kendisini bilmez” diyor. “Yakın talebeleri imanın nuruyla belki tanırlar” diyor o eşşahsı ahir zamanda. Halk tanımayacak, gözlerini önünde faaliyet yapacak, bütün Türkiye’nin gözü önünde, İslam aleminin gözleri önünde faaliyet yapacak, eze eze galip gelecek, son ana kadar yine fark etmeyecekler. Belki son zamanlara doğru kuşkulanmaya başlayacak halk, yani acaba olabilir mi gibisinden, son aşamada anlayacaklar.
SUNUCU: Hz. Mesih’in inişiyle mi Hocam netleşecek?
ADNAN OKTAR: Mesih’in evet, Mesih’in zaten bütün dünya ayaklanacak, yani dünyada bütün sistemler değişecek. O zaman diyecekler ki, başka kim olabilir, herhalde odur, Allahualem o diyecekler. Ama Mehdi kendisine, yine gelip birisine herhangi bir şekilde kesin dedirtmez, yani o konuda uyarır ve dedirtmez. Kendi de kendisine demez, ama anlayacağız. Yani Mehdilik bir iddia değil isbattır. Yani söke söke İslam’ı hakim eder Allah’ın izniyle. Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin kimse durduramaz. Ne masonluk, ne iddia edilen Ergenekon örgütü. Defalarca suikast yapılacaktır, defalarca ataklar yapılacaktır, hapsedilecektir, işkence görecektir. Durdurmak mümkün değil, kaderinde yok, durduramazlar. Mesela daha erken hakim edemiyor Mehdi, daha sonra da hakim edemiyor. Allah’ın dediği tarihe kadar mecburen faaliyet yapacak. Mesela çıkış tarihi belli, mesela İstanbul’a o illa ki gelecek, nerde olursa olsun gelir İstanbul’a. Haberi bile olmaz, Allah öyle bir kadere sevk eder. Tam vakti geldiğinde tam ilgili gün gelir, ilgili saatte, daha da erkende gelemez. Yani tedbir alsa da mümkün değil. Yani ben uçakla gideyim dese bir arıza olur gidemez, tam o saatte gidecek. Tam ilgili konuşmaları yapacak. Mesela Mehdi’ye karşı bir İstanbul’da bir yobazın, yobaz bir Hocanın ortaya çıkacağını peygamberimiz hadislerinde belirtiliyor. O Hoca mutlaka ortaya çıkacak, yani elinde değil o da mutlaka yapar onu, kaderinde. Mehdiye karşı tavır alacak, işte bu bizim dinimizi ortadan kaldırdı diyecek, Mehdi’yi dinsizlikle itham edecek, dinimizi yok etti diyecek, insanları galeyana, kışkırtmaya çalışacak. O da o küçük grubuyla o tip münafığa da, diğer kişilere karşı da bir mücadele verecek. Ama bu arada yine farkedilemiyor. Bakın, mucizeye bakın. Yer belli, zaman belli. Bediüzzaman söylüyor, açık açık belirtiyor, mesela bakın bütün nur talebeleri biliyor Mehdi’nin geleceğini. Said Nursi yüzlerce sayfa açıklamış, detaylarını veriyor. Bakın darwinizm ve metaryalizme karşı mücadele edecek diyor. Madiun, tabiiun taununu ortadan kaldıracak diyor, İstanbul’a gelecek diyor, net konuşuyor Said Nursi. 1400 tarihinde gelecek diyor, vakti dar olacak diyor, küçük bir cemaati olacak diyor, faaliyet yapacak diyor. Peygamber efendimiz de diyor O’na, İstanbul’da yani medinede, ki hadiste de var zaten. Hangi medine dediğini orda açıklıyor. “Hangi şehirdir ey Allah’ın Resul’ü”, hangi medine diyorlar, “Konstantiniye” İstanbul’dur dedi diyor.
SUNUCU: Medine olarak algılatmaya çalışıyorlar insanlara gerçekten.
ADNAN OKTAR: Bak Cübbeli işte bu kitabı tavsiye etsin. Kıyamet Alametleri Berzenci’nin çok kapsamlı bir eserdir. Burda çıkartma da yok, bu kitabın güzel bir özelliği, kuyruklu yıldız da bunun içinde, Fırat’ın suyunun kesilmesi de bunun içinde, yani müthiş kapsamlıdır ve çok çok güvenilir bir eser. “Kalpleri O’nun sevgisiyle dolup taşacak, Ondan başka bir şeyden bahsetmeyecekler” diyor, Mehdi’den. Gökten bir sesleniş, gökten bir sesleniş nedir, radyo, televizyon inşaAllah. Ramazan ayındaki tutulmalar hepsi belirtilmiş. Özellikle bunu tavsiye ederim, şu eserler de çok önemli, şunları tavsiye ederim. Suyuti’nin çok güvenilir eserler. İnşaAllah, başka da mesela şu eser özellikle İbni Hacer Mekki Hazretleri’nin El Kavlül Muntazar Fi Alameti Muntazar çok ünlü bir eserdir bu “Beklenen Mehdi’nin Alametleri”. Mutlaka bu eserleri edinsinler, olmuyorsa da internetten indirebilirler.
ADNAN OKTAR: Mehdi konusunu merak eden kardeşlerimiz de Risalei Nur Külliyatı’nı açsınlar, Üstad’ın Mehdi ile ilgili izah ettiği kısımlara baksınlar, aynısıyla dediğimin doğru olduğunu göreceklerdir. Çok kapsamlı anlatıyor Said Nursi Hazretleri, yani inkarı mümkün değil. Bakın ne kadar harika, bak Mesih gelecek diyoruz, önceden bildiriyorum bak bağıra bağıra söylüyorum Mesih geliyor diyorum ve bütün insanlar görecek Mesih’i. İslam hakim olacak diyorum bak görecek, onu da göreceksiniz. Cübbeli diyor olmayacak diyor, ben de diyorum ki olacak. Yani bunu on yıl içerisinde insanlar görecekler. Hergün bir haber alıyoruz görüyorsunuz hergün, televizyonlarda. Bak Libya’ya da kendi ülkemiz gibi gidip gelebileceğiz. Kardeşim on yıl, yirmi yıl önce mümkün müydü Libya düşman gibiydi. Bu Türk İslam Birliği’nin bir adımı daha işte. Ta Libya’ya kadar Allah’ın izniyle.
OKTAR BABUNA:Sırbistan, Makedonya ve Karadağ’da vize kalktı.
ADNAN OKTAR: Bakın sıradan evet.
SUNUCU: Evet Hocam özellikle sizin söylediklerinizin böyle bir bir çıkması da, insanların gerçekten çok ilgisini çekiyor Hocam. Bununla ilgili bir yazımız var “Adnan Hocam internet sayfanızda ne demişti, ne oldu başlığı altında yüzlerce haber var, bu haberlerde sizin önceden söylediğiniz konuların aynen sizin tarif ettiğiniz gibi gerçekleştiğine şahid oluyoruz. Böyle görüşleri belitirken kaynağınız ne oluyor” demiş Hocam. Reşat Aydınlı Karabükten.
ADNAN OKTAR: Bu görüşleri verirken kaynağımız, hadisi şerifler tabii ve Kuran’ın işaretleri. Kuran’ın işaretleri de çok önemlidir. Mesela bak 7 yılla ilgili bu ekonomik krizin işareti Kuran’da var ve aynısıyla çıkıyor ve bütün dünya bunu kabul etti ki 2014 e kadar ekonomik kriz devam edecek. Bak debeleniyorlar, çırpınıyorlar kurtulamıyorlar, ekonomik kriz durdurulamıyor. Durduramazlar.
OKTAR BABUNA: Mesela bir ahir zaman alameti olarak Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, afetlerin artacağı, hakikaten veriler tam onu gösteriyor. Müthiş bir artış var ahir zamanda doğal afetlerde.
ADNAN OKTAR: Bakın görüyor musunuz? 1981’den sonra bir tırmanışa geçiyor doğal afetlerde ve hadislerde de bu şekilde yani doğal afetlerde bir artış olacak diyor, Peygamber Efendimiz S.A.V muazzam bir artış oldu. Değil mi? Bu çizelgeyi bir daha göster onu.
OKTAR BABUNA: Bu da tam bir alameti yani ahir zamanda olduğumuzun tam bir alameti.
ADNAN OKTAR: Evet, bakın 2002 ve gittikçe artıyor artmış. Vel Asr. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım.
ASR SURESİ,“Asra andolsun; Gerçekten insan, ziyandadır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar“Şeytandan Allah’a sığınırım,“birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.” “iman edip salih amellerde bulunanlar” Mehdi ve talebelerine de bakıyor bu, birbirlerine hakkı tavsiye edenler onlar da hakkı tavsiye edecekler ve birbirlerine sabrı tavsiye etme yine Mehdi’nin de bir özelliğidir. Başka bakın; “Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar. Bu cümleyi Arapça bilen kardeşlerimiz açsınlar 1979 yılını veriyor ebcedi. Mehdi’nin çıkış tarihini verir. Bakın “Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar.“ Samimi amellerde bulunanlar 1979. Harf harf saysınlar.
SUNUCU: Programlarınızı ilgiyle takip etmekteyim, ve söylediğiniz her şeyin bir bir gerçekleşmesi beni çok heyecanlandırıyor Hocam. Ekonomik kriz daha da kötüleşecek demiştiniz gerçekten öyle oldu, şu anda Amerika’da kapanan bankaların sayısı gittikçe artıyor, 7 banka daha kapanmış inşaAllah 2014’te krizin bitimiyle Hz.Mehdi’yi tanımamızı Allah bize nasip edecektir. Hürmetler Hocam demiş Necip Bostan….
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla . Şeytan’dan Allah’a sığınırım. De ki: Sabahın Rabbine sığınırım.Yarattığı şeylerin şerrinden, Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, Said Nursi diyor ki bu ayette, eğer diyor şimdiki tohumları mahsul-ü ıslah olmazsa 20 sene sonra diyor, tokatları dehşetli olacak diyor.Şiddetli olacak diyor miladi 1971, ikisi bir arada olsalar miladi 1971 tarihini verir diyor, o tarihte dehşetli bir şerden haber verir diyor, 1971’de anarşinin başlayacağını söylüyor. Hakkatten 1971’de anarşi başladı. Bak vefatından 20 sene önce söylüyor.“Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.” 71’de anarşi başladı 81’e kadar devam etti biliyorsunuz. 81’den sonra inişe geçti Mehdi’nin çıkışıylan beraber 91, 2001, ve gittikçe geriliyor, maşaAllah.
SUNUCU: Evet, MaşaAllah.Tamamen yok olacak inşaAllah.
Değerli Hocam, sizin İslam Terörü Lanetler kitabınızdan İslamda ehli kitaba hoşgörüyle ilgili hadisler ve alimlerin yorumlarını okudum. Siz röportajlarınızda kitap ehlini kardeşlerimiz olarak tanımlıyorsunuz neden diğer bazı Müslümanlar kitap ehline sizin hoş görünüzle yaklaşamıyor Hocam demiş.
ADNAN OKTAR: Kitap ehli bizim “La ilahe illAllah kardeşlerimiz”
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Müslümanlar “La ilahe illAllah Muhammeden ResullulAllah” kardeşlerimiz. Bir insanın bir la ilahe illalAllah kardeşi vardır bir de “La ilahe illAllah Muhammeden ResullulAllah” kardeşi vardır. Değil mi? Öz kardeşi vardır süt kardeşi vardır. Kardeşlikler çeşitlidir. İnşaAllah. Nasr Suresi : Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla, “Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman,” --Şeytandan Allah’a sığınıyorum- “insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et.” Ebcedi 2016 İslam’ın dünya hakimiyeti inşaAllah, bölge hakimiyeti. Bir dünya hakimiyeti daha ilerde çünkü. Bak, “insanların Allah'ın dinine” “Allah’ın dinine, dalga dalga girdiklerini gördüğünde,” göreceksiniz diyor Allah. Hemen Rabbini hamd ile tesbih et” Elhamdülilllah.2016’dır, hesaplasınlar Kuran ayetlerini harflerini harf harf ebced bilenler bilirler. 2016 tarihini veriyor. İnşaAllah. Kevser Suresi’ni daha önce açıklamıştık, Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Şüphesiz, Biz sana Kevser'i verdik.” 1453. İstanbul’un fetih tarihini verir aynı zamanda 1453 hicri olarak da dünya hakimiyetinin tarihidir. Bakın hicri olarak evet miladi olarak da fetih yani maddeten. Manen fethi de bakın çok acayip bir şey bu. Miladi tarihte maddi fethi, değil mi? Hicri tarihte de dünya hakimiyetinin tarihini veriyor. inşaAllah.“Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu, asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır.” Resullullah’ın soyunun ihtişamını şanının Mehdi’nin dünya hakimi olmasıyla bütün ehli küfür görmüş olacaklar. İnşaAllah. Hani Resullullah ’ın soyu kesikti ? Değil mi?
SUNUCU: Evet onun soyundan gelen birinin dünyaya hakim olması…
ADNAN OKTAR: Tabii Allah onlara cevap veriyor inşaAllah. Bak “Doğrusu, asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır.” diyor Allah. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam İslam hakimiyetinin haberleri her gün yağmur gibi geliyor maşaAllah.
ADNAN OKTAR: .. “İslam’ı Birlik Geliyor” diyor değil mi? MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Evet, “Clinton da, Türkiye olmadan olmaz “Türkiye’nin önemine değinmiş Hocam inşaAllah. “Esad, Türkiye ile yola devam dedi.” Fransa’ya Türkiye’nin seçilmesi “Türkiye bizim için önemli bir model, Barack Obama” , “İslam ülkeleri olarak güç birliği yapmalıyız. Yani sürekli bu şekilde haberler son 1 senedir özellikle, çok büyük artış…
ADNAN OKTAR: Evet, Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla, Şeytandan Allah’a sığınırım.“Biz, göğsünü yarıp-genişletmedik mi?” diyor Peygamber Efendimize Cenab-ı Allah. “Ve yükünü indirip-atmadık mı? Ki o, senin belini bükmüştü; Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi? “ Ebcedi 2009. Bu yılı veriyor bak,“Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi? “Mehdi’nin adı şanı her yerde duyulacak bütün dünyada Türkiye’de bütün İslam aleminde duyulacak. Ayetin ebcedi çok manidar bakın, “Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi? “Mehdi’nin ismi her yerde duyulur diyor bakın demin hadis okudum. Ve bu da tam 2009 tarihini veriyor.“Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.” Mehdi’de çok zorlukla karşılaşacak değil mi? Kolaylıklarla karşılaşacak sonunda. “Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.” 56. Bakın 5 ve 6’da var. Risalei Nur’un serbest bırakıldığı tarihi veriyor aynı zamanda. Bakın iki kere tekrarlarda hep bir şey vardır. “Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.” 5, 5. Ayet. 6, “Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.” 2 kere tekrar ediyor Cenab’ı Allah. Bir “Demek ki” ekliyor bir de “Gerçekten” diyor. Fakat aynı sözlerle diyor “gerçekten “ aynı. 56 Risale-i Nur’un intişarının başlaması, münafıkane cereyanın sonudur diyor Said Nursi 1956 için. Risale-i Nur Külliyatında. Evet ta, yıllar önce 40 yıl öncesinden bildiriyor. Değil mi? 1956 yılında bitecek diyor. Munafıkane ceryan. Bitişinin başlangıcıdır diyor ve Risale-i Nur Külliyatının da serbest bırakıldığı tarih. “Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın yorulmaya-devam et.” Mehdi’nin de bir özelliği bu. Her anı doludur Mehdi’nin. Çünkü diyor vakit ve hal müsahade edemez diyor Mehdi’de. Boş vakti yoktur diyor.“Ve yalnızca Rabbine rağbet et.” Allah’a güven diyor sadece Rabbine güven diyor, inşaAllah. Yine devam eden ayet. Tin Suresi.. Duha Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Elbette Rabbin sana güzellikler ihsan edecek, böylece sen hoşnut kalacaksın.” Ebcedi 2009. Değil mi? Yani yine bak bu yılı veriyor 2009. “Bir yetim iken, seni bulup da barındırmadı mı?” Mehdi de yetimdir. Peygamber Efendimizde bir yetimdi.“Bir yetim iken, seni bulup da barındırmadı mı?” “Ve seni yol bilmez iken, 'doğru yola yöneltip iletmedi mi?” Mehdi de Allah onu bir gecede ıslah eder diyor. Daha önce bilmiyor. Daha önce eksiklikleri olan bir insan. Ama Allah onu diyor bir gecede ıslah eder irşad eder diyor. Bir gecede olağanüstü ilimler verir Cenab-ı Allah diyor.“Ve seni yol bilmez iken, 'doğru yola yöneltip iletmedi mi?” diyor Cenab-ı Allah, Mehdi’ye işsareten aynı zamanda.“Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi?” Mehdi de Allah onu zengin edecektir. Güçlü kılacaktır. Hazreti Süleyman gibi olacaktır. Ayet onda da işaret ediyor. 1. anlamı Peygamber Efendimize bakıyor 2. anlamı Mehdiye bakıyor.“Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi?”, “Rabbinin nimetini durmaksızın anlat.” diyor, surenin sonunda da, Duha Suresi. Şimdi demin anlattığım surenin sonucunda “Rabbinin nimetini durmaksızın anlat.” Duha suresinin sonunda şimdi anlattığım devam ettiğim surenin sonucunda. “Rabbinin nimetini durmaksızın anlat’’ Mehdi de öyle sürekli anlatacaktır. Tarihi 1956’yı veriyor. Baksınlar “Rabbinin nimetini durmaksızın anlat” 1956 yine Risale- i Nur’un inşar tarihini veriyor ve münafık cereyanın o dönemde yıkılmaya başlayacağını ve son döneme kadar devam edeceğini ve bakın hem 2009 tarihine işaret var hem 1956. “Elbette Rabbin sana verecek. Böylece Rabbin sana hoşnutluk, güzellik nasip edecek. Böylece sen hoşnut kalacaksın” 2009 ebcedi, 11. ayet devamı, “Rabbinin nimetini durmaksızın anlat” bu da 1956 yılını veriyor.
SUNUCU: Evet Hocam gerçekten çok büyük mucizeler var okuduğumuz ayette.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu ikinci anlamlarını anlattıktan sonra tamamen bitirirsek inşaAllah Allah nasip ederse, üçüncü anlamlarına geçeceğiz daha da acayip olaylar var yani. Hayret edecekler.
SUNUCU: Daha da sırlı olaylar var yani.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mesela. Şeytandan Allah’a sığınırım. Hangi surede var? Beled Suresi.
SUNUCU: Kuran’ı son ayetleri de Hocam ahireti, kıyameti anlatan ayetler oluyor. Dünyanın sonunu anlatıyor, Kuran’ın sonunu da.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mesela bakın Fecr suresi. 21’inci ayet mesela diyor ki 21. ayette ; Şeytandan Allah’a sığınırım “Hayır yer parça parça yıkılıp darmadağın olduğu’’ 21’inci ayet. 22’inci ayet; “Rabbinin buyruğu geldiği ve meleklerin dizi dizi durduğu zaman” yani kıyamet koptuğu zamam. 21. yüzyılda birinci kısım anlatılıyor, 22. yüzyılda da yani 2120’de de kıyametin kopacağına işaret etmiş oluyor ayet. Bakın 22. ayet. Böyle de gizli remizler işaretler vardır Kuran’da inşaAllah. “O gün cehennem de getirilmiştir, insan o gün düşünüp hatırlar. Ancak bu hatırlamadan ona ne fayda” diyor. Ahirette “ ha evet biz hakikatten dünyadaydık’’ diyorlar ama bakın düşündükten sonra hatırlar diyor yani rüya görmüş gibidir. Ne yaptın sen, diyorlar, anlat diyorlar. Bir kısmı da hatırlamazdan geliyor, anlamazdan geliyor, biliyorsunuz dili konuşmaya başlıyor, kulağı konuşuyor,evet. “Ey mutmain olmuş nefis” diyor Allah “Rabbine hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön”. Bak hoşnut edici, güzel ahlaklı ve hoşnut edilmiş olarak, Allah tarafından da hoşnut edilmiş olarak” olarak dön, artık kullarımın arasına gir’’ salih müminlerin arasına gir, cennete” ve cennetime gir” 30. Mesela Beled Suresinde de çok derin izahlar var. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Hayır, bu şehre yemin ederim ki sen bu şehirde oturmakta iken babaya ve doğan çocuğa da” diyor… Bunu bir dahaki sefere anlatayım.
SUNUCU: Hocam bunların içine dalınca gerçekten insan çıkamıyor.
ADNAN OKTAR: Yani hayretler içinde kalıyorum. Yani perde perde maşaAllah. Bakın Cenab-ı Allah diyor ki 13.ayeti “Gerçekten son da ilk de bizimdir”, yani bütün sonsuzluk Cenab-ı Allah’ın kontrolündedir. “Sakınan insan ondan uzak tutulacaktır ki o malını vererek temizlenip arınır”. Demek ki Müslüman malını verecek, bak diyor ki “ki o malını vererek temizlenip arınır.” Cübbeli diyor ki “niye malınızı mülkünüzü veriyorsunuz?’’ Allah diyor “Temizlenip, arınır” diyor. “Ancak Yüce Rabbinin rızasını aramak için malını verir” diyor Müslüman.
SUNUCU: Evet niyeti öyle omalı.
ADNAN OKTAR: “Muhakkak kendisi de ilerde razı olacaktır” o da Allah’ın rızasına tabii olacak ve cennetine girmiş olacak inşaAllah. Demek ki mal ne için tasadduk ediliyormuş? Allah rızası için… Demek ki o yasaklanacak değil, teşvik edilecek bir şey. E adamın diyor malını istesek kaçar, Müslümanlıktan vazgeçer cemaate gelmez diyor. Böyle bir Müslüman yok, Kuran’daki anlatılan Müslüman bak diyor ki; şeytandan Allah’a sığınırım. 18. ayet Leyl suresi “ ki o malını vererek temizlenip arınır.” Temizleniyor mümin, 20, “Ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için malını verir” 21. “Muhakkak kendisi ilerde razı olacaktır.” 21. yüzyıla da tabii burada işaret var, inşaAllah. Mesela bu, özellikle şu kısa sureler yani dehşetli izahlar, dehşetli de demeyeyim de, Allah affetsin, olağanüstü izahlar maşaAllah.
SUNUCU: Her okuduğumuzda Hocam Kuran gerçekliğini ve mucizelerini de bir kez daha kanıtlamış oluyor gerçekten.
Evet Hocam, programımızın sonuna doğru yaklaşıyoruz. Gerçekten bugün bizi birçok kanaldan izlediniz değerli izleyenlerimiz. Sayın Hocam bunları sayayım inşaAllah. Bugün bizleri Kanal 35 ve Tv Kayseri’den izlediniz değerli izleyenlerimiz. Bunun dışında Türkiye’nin dört bir yanından, Gaziantep’ten Samsun’dan Malatya’ya birçok şehirden bizi izlediniz. Mega TV Gaziantep’ten bizleri izlediniz, Mersin TV’den, BGRT Konya’dan, Kanal32 Isparta, Seylan TV Ankara, Kanal 59 Tekirdağ, Kırşehir TV, Ufuk TV Malatya, Kanal G Giresun, Düzce TV, Şah TV Muğla, Söz TV Diyarbakır, CRT Ceyhan, Destan TV Kütahya, Sefa TV Tokat, Elif Tv Kayseri, Kırıkhan TV Hatay, Sun TV Konya, ART Uşak, ORT Ordu, Kanal 72 Batman, BRT Hatay, Kanal 5 Gaziantep, 21. Yüzyıl TV Fethiye, Konya TV, Tavşanlı TV, Kapadokya TV, Best TV Maraş, Kanal 56 Siirt, Kanal 78 Karabük, ART Amasya, Süper TV Tokat, MRT Osmaniye, Can TV Erzincan, KANAL 19 Çorum, Karahisar TV, Otağ TV Adana, Güney TV Hatay, Kanal 47 Mardin, Iğdır Tv, Can TV Diyarbakır, Genç TV Karaman, Trabzon TV, ORT Osmaniye, Çağdaş TV Karaman, KANAL 54 Sakarya, Kanal Malatya, Ahi TV Kırşehir, Güneydoğu TV Urfa, Öz Ege Uşak, IGRT Mersin, Venüs TV Bilecik ve Öz Ege TV Samsun’dan bizleri canlı olarak izlediniz.
Bir de radyolarımız vardı bizleri canlı olarak dinlediğiniz. Marmara FM’den bizleri bugün 105.2’den dinlediniz, Radyo Bay Amasya 89.1 frekansından, Radyo Bay Merzifon 88.8 frekansından, Siirt FM 98.0, Yıldız FM 87.7, Körfez radyo 104.4 Hatay’dan, Kafkas FM 95.5 Kars’tan, Adıyaman’ın Sesi radyosu ASR FM 96.0’dan, Amasya Radyo Gül 102.5’ten, Kent FM 90.0‘dan, Iğdır FM 93.0’dan, Ergani Söz Radyo 93.3 Diyarbakır’dan. Bingöl FM 102.0, Kahramanmaraş Best FM, Kozam FM 90.0 Adana’dan, Radyo Star 94.0 Aksaray’dan, Emek Radyo Mardin 101.0’dan, Genç FM 93.3 Karaman’dan, Siverek radyo Urfa’dan, Renk Radyo Karaman, Keyif FM 97.2 Nevşehir’den, enerji Radyo 90.0 Ordu ve RADYO 37 Kastamonu 95.2 frekansından bizleri canlı olarak dinlediniz. Ve www.harunyahya.tv – www.diplomathaber.com ve www.haberhilal.com sitelerinden de bizleri canlı olarak izlediniz değerli izleyenlerimiz. İnşaAllah yarın Kral Karadeniz, Adıyaman ASU ve Ekin TV’de 22 ve 24 saatleri arasında Adnan Oktar’la Baş Başa programımız devam edecek. Bu güzel sohbet o şekilde oradan devam edecek.
İzleyenlerimiz, programlarımızın bittiğine üzülüyorlarmış, mailler de böyle geliyor. Hiç üzülmesinler inşaAllah yarın akşam yine bu sohbet, bu güzel bilgi dolu toplantımız yarın akşam 22 ile 24 arasında devam edecek, evet Hocam söylemek istediğiniz son bir şey varsa onları da alalım inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben kardeşlerimize şu kitabı da tavsiye edeyim. Şunu evet. Çok çok kapsamlı, ahir zamanı öğrenmek için, isteyen kardeşlerimiz için “Hz. İsa ve Hz. Mehdi bu yüzyılda gelecek” isimli eser. Bir hayli hacimli, çok kapsamlı. 720 sayfa. Her konu var içinde, hep ehlisünnet kaynaklarına dayandırarak açıklanmıştır. Öyle eksiltme arttırma falan yok inşaAllah. İmamı Şarani’nin kitapları ve bu diğer Berzenci’nin eserleridir. Çok değerli eserler. Bunlar mutlaka Müslümanların kütüphanesinde bulunsun. Mesela bak diyor; 162. sayfada “O açık alınlı, küçük burunlu” diyor Berzenci, Mehdi için. Efendim, evet.“Omuzunda peygamberin nişanı vardır”. Mesela bu çok önemli.Uyluklarından bahsediyor, rengi Arabî’dir diyor, dilinde ağırlık vardır diyor, onu açıklamıştık daha önce. Bazen konuşmasında zorlanacak, inşaAllah, Mehdi’nin öyle bir özelliği var. İnşaAllah. Bazen de pasif konuşacak.
OKTAR BABUNA: Elini kullanacak zorlandığı zamanda.
ADNAN OKTAR: Evet. Onun bir anlamı var. Onu zamanı gelince inşaAllah insanlar görürler.
SUNUCU: İnşaAllah Hocam. Çok teşekkür ediyorum.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür diyorum.
SUNUCU: Ağzınıza sağlık.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.
SUNUCU: Size de çok çok teşekkür ediyoruz.
Evet değerli izleyenlerimiz bugünkü programımızın sonuna geldik. Sizleri emanet edilmesi gereken en emine emanet ediyoruz, Allah’a emanet olun.