SUNUCU: Her akşam canlı olarak yayınlanan “Adnan Oktar İle Başbaşa” programına hoş geldiniz. Yanımda birbirinden kıymetli konuklarım var. Beyin Cerrahı Oktar Babuna ve dünyaca ünlü kitapları takip edilen Adnan Oktar. Hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Benim kedim de hoş gelmiş.
SUNUCU: Teşekkür ederim. Nasılsınız?
ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim. Elhamdülillah. Sen nasılsın?
SUNUCU: Teşekkür ederim ben de. Siz nasılsınız?
OKTAR BABUNA: Çok şükür,Allah’a şükür ben de çok iyiyim.
SUNUCU: Bu akşam Tempo Tv ekranlarından sizlere sesleniyoruz. Ayrıca bizi dinleyeceğiniz radyo istasyonlarını ve internet sitelerini de size söylemek istiyorum. Radyolar; Mavi Karadeniz Radyo 106.4, Radyo Star 94.0 Aksaray, Emek Radyo 101 Mardin, Enerji Radyo 90.0 Ordu, Keyif Fm 92.7 Nevşehir, Aktif Radyo 102.0 Hatay, ASR Fm 96.0 Adıyaman, Osmancık Fm 106.0 Çorum, Genç Radyo 95.5 Hatay, Birlik Fm 102.5 Kayseri. İnternet sitelerimiz; www.haberhilal.com,www.harunyahya.tv, www.selamhaber.com ve www.yenihareket.com, www.bizimantalya.com. Hocam, nasıl başlamak istersiniz? Sorularımız da var ya da size bırakabiliriz.
ADNAN OKTAR: Tamam, bir soru soralım.
SUNUCU: Hemen başlıyorum. Kayseri’den Seyra Tacaver: “Sayın Hocam, Angelina Jolie ve Brad Pitt, çocukları Shiloh ve ikizleri ve evlatlıkları için bir ayrılık durumunda kimin yanında hangi şartlarda bakacakları ile ilgili hukuki bir sözleşme imzalanmış. Demek ki güzellik, şöhret, her türlü maddi imkan mutlu olmak için yeterli olmuyor. Hocam eşlerin ayrılması durumunda çocuklara hangi şartlar altında bakılması gerekir. Ayrı bir konu olarak minik Shiloh hakkında ne düşünüyorsunuz?”
ADNAN OKTAR: Minik Shiloh süper şeker bir şey. Annesine çok benziyor, çok tatlı bir şey. Burada görünen demek ki yakışıklılık, şöhret, para, hiçbir şey etki etmiyor insanların ruhunda bu bir süre sonra veya hemen başlangıcında etkisini kaybediyor. Allah’a dayalı, Allah aşkıyla olan sevgi son derece güçlü, insanın içini açan, beynini açan, beynine, ruhuna gıda olan bir sevgidir. Allah bizi böyle yaratmıştır. Ama aksi olduğunda bu şekilde oluyor. Bakın sözleşme yapılması bir kere sevgi olmadığını göstertir ki yani kadın, güzel kadın, çocuk da, delikanlı da yakışıklı. Ama bak onlar için hiçbir şey ifade etmiyor bu. Demek ki hayvani içgüdüler de dumura uğruyor. Sevginin de bir anlamı kalmıyor. O, onu artık bir et kemik yığını olarak görüyor. Günlerden beri anlattığımız ne? İşte bizim anlattığımız bu. Allah aşkında, Allah sevgisinde tarif edilmez bir derinlik, tarif edilmez bir zenginlik vardır, ucu, sonu olmayan bir zenginlik. Bu çok doyurucudur. Ve ruha da, bedene de gıdadır. İnsanların ruhu, bedeni bununla güçlenir. Ama öbür türlü mesela ben o kadına bakıyorum çöktü. Mesela bayağı güzel, gösterişli bir kadındı, çöktü kısa sürede. Brad Pitt de öyle, yakışıklı delikanlıydı, o da çöktü, kısa sürede çöktü. Sevgisizlik insanı bu hale getirir. Çünkü etrafında da sevilecek insan olmuyor, kimseyi sevemiyorlar. Kimse de bunları sevmiyor. İnsanların kıskançlığından zaten korku içinde yaşıyorlar. Korumalarla, şunlarla, bunlarla yaşıyorlar. Toplumda sevgi olmaması sosyal felakettir, çok büyük bir felakettir. İşte darwinizmin insanlığa getirdiği belaların en şiddetlilerinden biri de budur, sevgisizliktir. Türkiye’de de, dünyada da, her yerde de acımasız etkisini göstertti. Ama Shilo küçük çocuk tabii, bütün şekerliği, bütün tatlılığıyla Allah’ın bir tecellisi olarak ortada. Ama Allah esirgesin onu da öyle yetiştirirlerse, o da aynı kafada olursa, gelişir, genç kız olursa onun da ruhu kararacaktır.Onun da güzelliğinin, sevgisinin bir anlamı olmayacaktır. Hiçbir şeyin anlamı olmayacaktır onun için. Fakat benim gördüğüm Angelina Jolie biraz Budist eğilimli. O da aslında gösterişe yönelik onu yapıyor. Yani gerçekten inandığından değil, Budist felsefe inanılacak gibi bir inanç değil. Sırf dikkat çeksin, kamuoyunda sükse olsun, kadın vay be neye inanıyor bu, hayret meydana getirsin şeklinde bir tavırla bunu yapıyor. Ve dolayısıyla mutsuzluğuna mutsuzluk katmış oluyor. İnşaAllah Allah hidayet versin. İkisi de Müslüman olurlar. Gerçek mutluluğu bulurlar İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Siz bu sevgisizlik konusuna hep değiniyorsunuz Hocam İnşaAllah. Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu da aynısını söylemiş. Sorunların nedenlerinden biri sevgisizlik demiş Hocam İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak bunu daha yeni söyledim. Bardakoğlu da hemen akabinde bunu söyledi. Bak, “Sorunların nedenlerinden biri sevgisizlik.” Biri değil de asıl nedeni bu, iman eksikliği ve dolayısıyla sevgisizlik. Bir soru daha soralım.
SUNUCU: Tabii. Bilecik’ten Sefer Bağdaş. “Değerli Hocam, Afganistan’da barışın sağlanması için öncelikli olarak Türkiye’nin kontrol etmesi gerektiğini söylemiştiniz ki haberlerde dikkatimi çekti. Amerika’nın Afganistan ve Pakistan özel temsilcisi Richard Holbrooke da “Afganistan’da Türkiye’den daha önemli rol alabilecek başka bir ülke yoktur” dedi. Hocam bu gelişmeler Türkiye’nin Türk İslam Birliği’nin doğal lideri olacağının bir ispatı diyebilir miyiz?”
ADNAN OKTAR: Tabii ama önce biz millet olarak birbirimizi çok sevmemiz lazım, yani kavga, gürültü, gerilim olmaması lazım. En tehlikeli şeylerden bir tanesi kadında olsun erkekte olsun özellikle ileri yaşlardaki insanlarda, çok özür dilerim kart kaşar tabir edilen insan türü vardır. Böyle sevgisi çökmüş, nasırlaşmış, bedeni nasırlaşmış, kalbi nasırlaşmış, kemikleşmiş, kemik kafa tabir ettiğimiz insanlar. Onların sevgisi çok tehlikeli. Yani o tip insanların kilit noktada olması çok tehlikeli olur. Her şeyi sevgi çözer. Mesela biz Azerbaycan’la tam birleşme aşamasındaydık sevgisiz bir üslup bazı kişiler tarafından kullanıldı, hemen durdu. Ermenistan’la bir sevgi ortamı oluşmuştu. Ortaya sevgisiz, 3-5 tane iddia edilen Ergenekon üyesi kişi çıktı. Hemen o sevgi ortamını bozdular ve gerilimi arkasından getirdiler. Bu sefer de Ermenistan’ın Anayasa Mahkemesi ırkçı, faşist kanunlarla, garip, sevgiyi tıkayan, birleşmeyi önleyen kararlar aldı. Yani oranın yargısı. Dolayısıyla gereksiz bir kilitlenme oluştu. Bakın yine dönüp dolaşıp olay Mehdi(a.s)’de kilitleniyor. Mehdi (a.s) olacak da böyle bir sevgisizlik ortamı olacak, böyle bir kilitlenme olacak, böyle bir nasırlaşma olacak. Mümkün değil. Yıldırım hızıyla çözülür inşaAllah.
SUNUCU: Bir tane daha okuyayım. Ankara’dan Burkay Çetin soruyor. “Selamün Aleyküm değerli Hocam, Kuranı Kerim’in İsra Suresinin 85. ayetinde ruh hakkında, “size ilimden ancak az bir şey verilmiştir." Buyuruluyor. Ruhla ilgili bu az bilgi nedir? Bize açıklayabilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Ruh ilgili, her şeyle ilgili Allah sınırlı bilgi veriyor. Allah’ın dilediği kadar bilgiye sahibiz, Ama ruh hakkında, ruh hiç elle tutulur bir şey olmadığı için, yani laboratuarda araştırılması mümkün değil. Değil mi? İncelenmesi mümkün değil. O yüzden de insanlar sadece Kuran’daki bilgi kadar, hadislerdeki bilgi kadar bilgiye sahipler. Onun dışında bilgi sahibi olamıyorlar, olamayacaklarda Kuran buna işaret etmiş oluyor. Yani bilimsel çalışmayla ruh hakkında bilgi edinmek mümkün değil. Yani fazlaca bir bilgi edinmek mümkün değil, bilgi edinilebiliniyor ama sınırlı. Ama 2012’lerden sonra ruh hakkında insanlar çok şey öğrenmiş olacaklar. Ama yine az olmuş olacak bu bilgi de az olmuş olacak inşaAllah.
Oktar sıra sende, sen anlat bir şeyler bakalım.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. İnsülin ile ilgili bir filmimiz var göstermek uygun olur mu Hocam inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Tamam anlat inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnsülin hormonu ile ilgili, insülin hormonu vücudumuzdaki şeker düzeyini dengeliyor. Herkesin bildiği gibi, eksikliğinde de diyabet hastalığı denen hastalık ortaya çıkıyor. Yani son derece hayati bir fonksiyonu var, insülin hormonun. İnsülin hormonu protein yapısında. Yani sağlıklı olarak çalışması için birçok gereken hormonlardan, enzimlerden bir tanesi insülin hormonu. Yediğimiz yiyecekler daha kolay sindirmeleri için bakın burada gördüğünüz gibi küçük parçalara ayrılıyor, sindirim sistemine, mideye geliyor şimdi. Oradan bağırsaklara geçiyor. Karbonhidratlar parçalandığı zaman, glikoz adı verilen bir şeker oluşuyor. İşte bunun düzenlenmesinde rol alıyor, şekerin düzenlenmesinde, insülin hormonu. Şekerde vücut hücrelerimiz için ana enerji kaynağı. Yani enerji edinen kaslarımızdaki enerjiler, beynimizde hep glikoz kullanılıyor. Kalp kası. Şeker, insülin olmadan hücreler tarafından kullanılamıyor. Şundan dolayı birazdan göreceğiz. İnsülin de vücudumuzda pankreas denilen bir organdan salgılanıyor. Pankreasın son derece hassas bir kontrol mekanizması var vücudumuzdaki şeker düzeyine göre. Milyonlarca molekül arasından şeker moleküllerini tanıyor ve sadece gerektiği kadar bu hormonu salgılıyor. Tabii pankreas bütün laboratuarlardan gelişmiş bir teknolojiye sahip. Çünkü böyle an an insülini kontrol edecek bir teknoloji yeryüzünde mevcut değil. Şeker miktarı fazla ise, bu depolanmaya başlıyor. Burada görüldüğü gibi.
ADNAN OKTAR: Nerede depolanıyor?
OKTAR BABUNA: Kas hücrelerine giriyor, ondan sonra beyinde kullanılabiliyor bu şekilde. Karaciğer de asıl depolama yeri. İşte pankreas, insülin hormonuyla bu depolama emrini veriyor insülin vasıtasıyla. İnsülin hormonunun nasıl üretileceği de DNA’mızda kayıtlı. Pankreastaki DNA’da insülin hormonu yapılıyor bu nedenle. Dolayısıyla insülin bir çeşit protein ve insülin üretiminde de yüzlerce protein görev alıyor. Dolayısıyla insülin olması için mutlaka başka proteinler gerekiyor. İşte kan yolu ile insülin, burada kan dolaşımını görüyoruz. Damarların içinde akan kan vücudumuza yayılıyor. İnsülinin reseptörleri, yani alıcıları var.Bu çok önemli. Hormonlar zaten bu sistemde çalışıyor. Alıcıları var. Bakın bağlanma anını görüyoruz burada. Alıcısına bağlandı, alıcısına bağlandıktan sonra şeker taşıyıcıları uyarılıyor ve hücre yüzeyine geliyorlar. Yani proteinler yapılıyor hücre içerisinde. Bakın bunlar şeker taşıyıcıları. Şekerin girişi kolaylaşıyor hücre içerisine ve bu taşıyıcılarla rahatlıkla girmeye başlıyor. Bunlar hep şeker molekülleri, görüldüğü gibi. Bunu insülin sağlıyor işte alıcısına bağlandığı için. Bakın şeker rahatlıkla hücre içerisine giriyor. Dolayısıyla şeker hücre içerisine girdiği için kandaki miktarı da o oranda düşüyor. O kadar hassas ayarlanıyor ki, fazla değil. Çünkü fazlası bu sefer hipoglisemi denilen şekerin aşırı düşmesine sebep olur. O da baygınlık ve koma ve ölümle neticelenirdi. Son derece hassas olarak kontrol ediliyor. İşte bu Allah’ın yaratma sanatının bir tecellisi. Hücreler enzimlerle kendilerine gönderilen emirleri, hata yapmadan tam uyguluyorlar. Dolayısıyla tabii bu hücrenin aklı değil Allah’ın sonsuz aklının tecellisi olmuş oluyor.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam bir şey daha anlatmanız gerekir.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Estağfurullah. Hocam avlanma tekniği var örümceklerin. Bir çeşit örümceğin. Kement sistemi ile çalışıyor. Şimdi nasıl olduğunu gösterecek. Bu cins örümceğin avlanma tekniği diğerlerinden biraz farklı. Önce bir ağ yapacak.
ADNAN OKTAR: Ne kadar sürüyor bu ağ yapması?
OKTAR BABUNA: Evet geldi Hocam inşaAllah. Evet ağını yapmaya başladı. Bu çok üstün bir teknoloji ile üretiliyor ki teknolojik olarak bunu yapmak mümkün değil. 21. yüzyılda insanoğlu hala yapamıyor bunu. Bakın burada gördüğünüz gibi vücudundan çıkartıyor. Burada da yapışkan bir damla var. Çok seri üretiyor. Bakın dikkat ederseniz, çok seri bir şekilde üretip hemen uzatmaya başlıyor.Şimdi bunu tıpkı bir kement gibi kullanacak ki bu örümceğin gözleri de o kadar iyi görmüyor. Karanlıkta avlanıyor.
ADNAN OKTAR: Ortasını sanki biraz daha bol bıraktı evet.
OKTAR BABUNA: Onunla avını yakalayacak. Şimdi nasıl yakaladığını gösterecek. Bunu şimdikement gibi bakın çevire çevire kement gibi kullanacak. Bekliyor avını. Evet çevirmeye başladı.
ADNAN OKTAR: Yok başlamadı başlayacak.
OKTAR BABUNA: Evet şu an başlıyor. Avının yaklaştığını hissediyor.Bekliyor, beklemede.
ADNAN OKTAR: Oktar sen bize gerilim filmi seyrettirir gibi seyrettiriyorsun.
OKTAR BABUNA: Tamam geldi şu anda ve hemen avını yakaladı. Mükemmel bir teknik ile.
ADNAN OKTAR: O öndeki yapışkanı nasıl isabet ettirdi öyle?
OKTAR BABUNA: Onun geldiğini algılıyor Hocam inşaAllah. Onu çevirirken o ona çarpıyor. Bir de bir feromen salgılıyormuş. Koku. Onunla kendine çekiyor bu böcekleri zaten. Yani o böcek o kokuya gidiyor. O da geldiğini algılıyor onun. Yaklaştığını hissettiği anda ipi sallayarak üzerine yakalıyor.
ADNAN OKTAR: Ya bu kovboy filmlerinde kement atarlar ya sığır yakalamak için onun gibi.
OKTAR BABUNA: Tam o şekilde dediğiniz gibi inşaAllah. Bir de burada diğer iman hakikati de onu çağıracak kokuyu salgılaması. Feromen dediğimiz molekülü salgılaması.
ADNAN OKTAR: Gözü az görüyor diyorsun adam yakalıyor.
OKTAR BABUNA: Evet o da yakalıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Oktar Hocam sana verdiğimiz müsaade bu kadar.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah. Allah razı olsun Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İslamiyet’in iyi olmasını isteyenler , Müslümanlığın dünyaya hakim olmasını isteyenler,Kuran’da Allah’ın gösterdiği sırları ve yöntemleri samimi olarak kabul edecekler. Bunu kabul etmezler ise olmaz. Yani Müslüman da olmazlar yoksa. Bir kere şunu isteyecekler; Kuran’ın dünya çapında herkes tarafından uygulanmasını istemeleri lazım. Bunun açıklaması yok istemiyorlar ise. Değil mi? Başka türlü çok samimiyetsiz olur. Bunu isteyecekler. Yani Kuran ahlakını bütün insanlık yaşasın diye isteyecekler. Bunun için de acele edecekler, gayretli olacaklar. Sonra surelerdeki belirtilen yöntemleribirebir uygulayacaklar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Kuran’da lideri olmayan bir topluluk yok. Yani şu an Müslümanlar başı boş. Liderleri yok. Müslümanlarda lider arayışı yok.Yani Mehdi (a.s)’nin gelmesini de istemiyorlar. Birçoğu. Bu durumda İslam hakim olmaz. Bir kere Müslümanların başına bir lider istemeleri lazım. Mehdi (a.s)’nin dışında da hiç kimseyi lider olarak kabul etmezler. Yani mümkün değildir. Mümkün mü? Bir siyasi lideri oluyor demedik laf bırakmıyorlar. Mesela Ahmedinejad geliyor. Olmadık laf bırakmıyorlar. Muazzam muhalifleri oluyor. Tayyip Erdoğan Beyefendi geldi. O kadar çok muhalifi var. Mısır’da, Suriye’de, her yerde öyle. Herkesin bir muhalif karşıtı oluyor. Muhalifi olmayan bir lider olması gerekiyor. Hiç muhalifi olmayan herkesin sevdiğibir lider olması lazım. Bu Allah’ın sevdiği bir lider olması lazım. Allah’ın gönderdiği bir lider olması lazım. Allah’ın garanti verdiği bir lider olması lazım. Resullulah’ın (sav) bildirdiği, Resullullah’ın (sav) sevdiği sahabelerin ve bütün Peygamberlerin ittifakla beklediği kişi olması gerekiyor. Ahir zamanın şahsı olması gerekiyor. Bu da Mehdi (a.s). Küfür bu kadar hakim olup da, Firavunlar Nemrutlar olup da, bunun karşıtı İbrahim’in olmaması, Musa’nın olmaması mümkün değildir. Bunu düşünecekler. Eğer Nemrutlar ve Firavunlar var ise mutlaka Mehdi (a.s) vardır. Şimdi diyor ki bazı kısımlar evet Nemrutlar var, Firavunlar var. Ateizm de var ama Mehdi (a.s) yok diyorlar. Olmadı, bu Kuran’a uygun değil. Kuran’ın hiçbir devrinde hiçbir safhada anlatılan böyle bir yöntem yok. Allah mutlaka birebir yaratmıştır. Musa (a.s) var ise Firavun var. Nemrut var ise İbrahim (a.s) var. Şu anda da dünyada deccaliyet olduğuna göre mutlaka Mehdi (a.s) var. Mehdi (a.s)’yi aramak, Mehdi (a.s)’yi aramıyor ise bir lideri aramak Müslümanlar için farzdır. Yani bir lider, bütün İslam alemini kapsayan bir lider aramaları lazım.Bundan kaçınan kişilere bakıyoruz. Mesela başı kapalı teyzeler var. Habire milleti evlendirmekpeşindeler yani çöpçatanlık peşindeler. Yaşlı dedeleri görüyoruz, onlar da sadece camiye gidip namazını kılıp evine dönüyor. Böyle olmaz. Kuran’da böyle bir sistem anlatılmıyor. Vazifeniz budur demiyor Allah bize. Mesela bak Kehf Suresi’ne bakıyoruz. Bir dünya hakimiyetinden bahsediliyor. Diğer surelere bakıyoruz, dünya hakimiyetinden bahsediliyor. Mutlaka her toplumun bir lideri var. Müslümanların bir lider arayışı içinde olmamaları haramdır. Müslümanların bir lider seçmesi farzdır. Şefkati, sevgiyi, merhameti savunabilmek için onun liderliğinde güzel ahlakı tam yayabilmek için böyle bir gereksinim olduğunu Allah bize Kuran’da her yerde göstertiyor. Bir kere bu açık. Mesela Kehf Suresi’ne bakıyoruz. Gençler, o dönemde bir avuç genç bir güzelliğin peşindeler. Çileye talipler. Zorluğa talipler. Ama onlar da Kuran’ı İslam’ı yaşayabilmek için her türlü zorluğa katlanıyorlar. Onun için Kehf Suresi’ni Müslümanların bir okuması gerekiyor. Baştan sona kadar. Zülkarynen (a.s) kıssasını okuyacaklar. Hızır (a.s) kıssasını okuyacaklar ve mutlaka Allah’tan başlarına bir lider isteyecekler. Güzel huylu, şefkatli merhametli bir lider. Bunu yapmadan huzura kavuşmaları mümkün değil. Bakın görüyorlar bütün dünyada bir ızdırap ve acı yaşanıyor.
Şimdi Oktar Hocam konuşabilirsin.
OKTAR BABUNA: Hocam güzel canlılar var. Göstereyim mi?
ADNAN OKTAR: Tamam. Ben bunları ne yaparım?
OKTAR BABUNA: Yer misiniz Hocam?
ADNAN OKTAR: Acayip şekerler MaşaAllah. Bunlar nedir?
OKTAR BABUNA: Su samuru, kunduz mu?
ADNAN OKTAR: Evet.Bu nedir bunlar?
OKTAR BABUNA: Fok yavrusu.
ADNAN OKTAR: Bunlara suni yuva yapmışlar anladığım kadarı ile bunlar keyif yapıyorlar değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: İkisi de çok şekerler.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ooo üstüne de civciler oturmuş. Çok şahane poz vermişler. Bayağı da güzel olmuş.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kendi de kuzu zaten o da kuzu. İki kuzu bir araya gelmişler. Bu da istirahat ediyor. Şaşkınlığı çok şeker. Komedi filmi gibi. MaşaAllah. Vay garibimvay ne yapmışlar bunun tüyüne. Hep mi kesmişler?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bu da acayip yakışıklı maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Renkleri ve desenleri elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Tamam Oktar Hocam şimdilik bu kadar olsun. Bu da çok şekermiş.
Şimdi sen bize bir konu söyle ben olur veya olmaz diyeyim.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah. Ölüm ile ilgili ayetler var Hocam. Zenginlik ile ilgili.
ADNAN OKTAR: Zenginlik ile ilgili nasıl ama? Zenginliği aç.
OKTAR BABUNA: Zenginliğin nasıl bir fitne ve imtihan konusu olduğu ile ilgili ayetler.
ADNAN OKTAR: Önemli o. Tamam oku.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer Allah kulları için rızkı sınırsızca geniş tutup yaysaydı gerçekten yeryüzündeazarlardı. Ancak o dilediği miktar ile indirir. Çünkü O kullarından haberi olandır. Görendir.” (Şura Suresi, 27).
ADNAN OKTAR: Ne anladın bu ayetten?
OKTAR BABUNA: Allah eğer zenginliği sınırsızca verseydi insanların bundan azacağını bildiriyor. Yani bir azgınlık sebebi olabileceğini .
ADNAN OKTAR: Onun için dengeli verdiğini söylüyor değil mi Cenab-ı Allah?
OKTAR BABUNA: Evet. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Rızkı dengeli olarak veriyor.
OKTAR BABUNA: “Allah’a and içiyorlar ki o inkar sözünü söylemediler. Oysa and olsunonlar inkar sözünü söylemişlerdir veİslamlıklarından sonra inkara sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının kendilerini Allah’ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka bir nedei yoktu. Eğer tevbe ederler ise kendileri için hayırlı olur. Eğer yüz çevirirler ise Allah onları dünyada da ahirette de acı bir azapla azaplandırır. Onlar için yeryüzünde koruyucu bir dost ve yeryüzünde bir yardımcı yoktur.” (Tevbe Suresi, 74).
ADNAN OKTAR: Ne anladın ayetten?
OKTAR BABUNA: Münafıklar ile ilgili bir ayet Hocam inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz. İntikama kalkışmalarının yani elçiye müminlere karşı intikama kalkışmalarının, Allah’ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılması. Verdiklerinden sırf buna karşılık intikama kalkıştıklarını...
ADNAN OKTAR: Onlara verdiği huzur, güven, mal bolluğu değil mi?
OKTAR BABUNA: “Yol ancak o kimseler aleyhinedir ki zengin oldukları halde savaşa çıkmamak için senden izin isterler ve bunlar geride kalanlar ile birlikte olmayı tercih ederler. Allah onların kalblerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar bilmezler.” (Tevbe Suresi, 93).
Zengin oldukları halde savaşa çıkmayan, mazeret uydurup savaşa çıkmayanlarla ilgili ayet. Bunların samimi olmadıklarını bildiriyor Allah.
“Biz hangi ülkeye uyarıcı gönderdik ise mutlaka oranın refah içinde şımaran önde gelenleri, gerçekten biz sizin kendisi ile gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz demişlerdir.” (Sebe Suresi, 34).
Allah’ın sünnetinde nereye uyarıcı gönderilen her yerde refahtan şımarıp azan bir kesimin olduğunu ve bunların karşı çıktığını özellikle uyarıcıya bildiriyor Allah ayetinde.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. “Ve: “Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve bir azaba uğratılacak da değiliz” de demişlerdir.” (Sebe Suresi, 35).
Zenginliğin ve malın sahte bir güven oluşturduğunu, bununla azaba uğratılmayacaklarını düşündüklerini söylüyor Allah ama yanılgı içinde olduklarını inşaAllah.
“İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz." (Zuhruf Suresi, 23).
ADNAN OKTAR: Ne anladın buradan, ayetten?
OKTAR BABUNA: Yine Allah’ın, bir toplumun refah içinde şımarıp azan önde gelenlerinin, gelen elçiye ve hak dine karşı eskiden kalma hurafelerle ve o toplum içinde geçerli olan sahte dinle karşı çıktıklarını bildiriyor Allah.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Allah, kullarından dilediğine rızkı yayıp-genişletir, (ve) kısar da. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.” (Ankebut Suresi, 62).
Allah dilerse zenginlik verir, dilerse fakirlik verir. Bunu bildiriyor Allah inşaAllah.
“Onlar sanıyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklarla Biz onların hayırlarına koşuyoruz (veya yardım ediyoruz)? Hayır, onlar şuurunda değiller.” (Müminun Suresi, 55-56).
Çok mal ve çok zenginliğin samimiyet, iman için bir ölçü olmadığını Allah, hatta onların azgınlığını arttıracağını söylüyor Allah bu şekilde ayette inşaAllah. Bu kadar Hocam.
ADNAN OKTAR: Bu kadar?
OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam. Şimdi başka neler anlatacaksın? Bugün senin günün anlat.
OKTAR BABUNA: Allah razı olsun Hocam inşaAllah. Ölümle ilgili vardı. Bir bu Shiloh'un resimleri var. Gösterelim mi onu Hocam?
ADNAN OKTAR: Bakayım.
OKTAR BABUNA: Shiloh'un ve başkalarının da inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bayağı güzel. Bu sevimli o değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam inşaAllah. Küçüklüğü, daha büyümüş hali. Siz biraz önce anlattınız Hocam, anlaşma yapmalarının ne kadar samimiyetsiz olduğunu, sevgisizlikten kaynaklandığını maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet başka ne var ayetlerden okuyacağın?
OKTAR BABUNA: Ölümle ilgili var Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oku.
OKTAR BABUNA: “Her insan ölümü tadacaktır.” diye buyuruyor Allah inşaAllah, Kuran’da. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya Suresi, 35). Herkesin mutlaka öleceğini bildiriyor Allah. Hayırla da ve şerle de, şer olarak görülen her şeyde Allah’ın dilediği gibi imtihan ettiği bildiriyor inşaAllah. “Allah'ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz.”, Allah’ın izninin dışında kimse için ölmek yok. Buna intihar eden de dahil, kaza geçirip ölen de, hastalıkta olan da hepsi Allah’ın izniyle belirlenmiş bir kader içinde olduğunu söylüyor Allah inşaAllah. Dünyanın sevabını isteyene, dünyanın nimetlerine çalışana dünyanın nimetlerini. Ama ahiret için çalışana da ahiretin nimetlerini vereceğini bildiriyor Allah inşaAllah. “Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve Cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.”.Kıyamet günü herkesin ecirlerinin eksiksizce ödeneceğini bildiriyor Allah. Dünya hayatının da aldatıcı bir yararlanma olduğunu söylüyor inşaAllah. Asıl çabalanması gerekenin ahiret olduğunu. “Sonra bunun ardından siz gerçekten ölecek olanlarsınız.” (Müminun Suresi, 15). Çok kısa bir dünya hayatı mutlaka ölümle sonlanacak. “Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir.” (Zümer Suresi, 30). Yani hiçbir insanın ölmeyecekmiş yaşamaması gerekiyor. Ölüm çok yakın. Asıl düşünülmesi gereken bir konu olmuş oluyor inşaAllah. MaşaAllah. “Allah sizi yarattı, sonra sizi öldürüyor, sizden kimi de, bildikten sonra bir şey bilmesin diye, ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilir. Şüphesiz, Allah bilendir, her şeye güç yetirendir.”Allah’ın, yarattığını öldürdüğünü ve bildikten sonra bir şey bilmeyecek yani yaşlılık dönemini yaşattığını bildiriyor. Yaşlılık hakikaten insanların, hafızasının zayıfladığı, böyle zihinsel fonksiyonların zayıfladığı bir dönem. Allah ona dikkat çekiyor inşaAllah. “Senden önce hiçbir beşere ölümsüzlüğü vermedik; şimdi sen ölürsen onlar ölümsüz mü kalacaklar?” (Enbiya Suresi, 34). Allah birçok ayette ölümü vurguluyor, asıl düşünülmesi gereken konu olarak inşaAllah. “Yaşatan ve öldüren Allah’tır. Doğrusu, öldüren ve dirilten O'dur.” (Necm Suresi, 44).Yaşatan, yaratan, hayatın bütün aşamalarını belirleyen ve ölümü de yaratan Allah’tır. İnşaAllah. “Ömür sürene, ömür verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (yazılı)dır. Gerçekten bu, Allah'a göre kolaydır.” (Fatır Suresi, 11). Ömür sürene ömür verilmesi, mesela siz daha iyi bilirsiniz Hocam. Siz anlatmıştınız daha önce, bazı insanlar işte bazen haberler oluyor kanseri hastalığını yendi gibi. Kesinlikle böyle değil. Allah, ömür sürene ömür verilmesi veya onun ömründen kısaltılması, öleceği zaman hepsinin kaderinde yarattığı bir gerçek olduğunu bildiriliyor. İnşaAllah. “O, amel(davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır”. Kimin daha iyi amelde bulunacağını, kimin samimi olup olduğunu ortaya koymak için Allah, ölümü ve hayatı yaratmıştır ama buradaki denemekte tabii Allah’ın bilmediği bir şey değil. Allah biliyor, Allah bize gösteriyor hayatımızla inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu hadislerden oku.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Sayfa sayfa sakin ama güzelce şerh ederek oku. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Meleklerin Hz. Mehdi’ye yardımcı olmaları. “Onun kumandanları insanların en hayırlılarıdır.” Hz. Mehdi (a.s) için söylenen. “Onun yardımcıları Yemen ve Şam ehlinden olacaktır. Önlerinde Cebrail, arkalarında Mikail bulunacaktır. Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın yanlarında hiç erkek olmaksızın rahatlıkla Hacca gideceklerdir.” Mehdi (a.s)’nin ve öğrencilerinin, talebelerinin çok hayırlı insanlar olacağı ve onların döneminde muazzam bir emniyet ortamının olacağı ki, o kadar emniyet olacak ki birkaç kadın hiç kimse olmaksızın yanlarında hiçbir kimse olmaksızın erkek olmaksızın rahatlıkla Hacca seyahat edebileceklerdir. Bugün olmayan bir şey. Demek ki Mehdi (a.s) döneminde inşaAllah o kadar adalet ve emniyet olacak ki, bu şekilde davranabilecekler. “Allah onu üç bin Melekle destekleyecektir.” Tabii bunlar görünmeyen Melekler, şu anda olduğu gibi. Mesela her iki yanımızda da Melek var, fakat biz görmüyoruz. Görünmeyen üç bin Melekle Allah’ın Mehdi (a.s)’yi destekleyeceğini bildiriyor hadis inşaAllah. “Hadisi şerifte Hz. Mehdi (a.s)’nin yardımcıları arasında, Cebrail ve Mikail (a.s)’ın oldukları haber verilmektedir. Hz. Mehdi (a.s)’ye Allah’ın izniyle Melekler yardımcı olacaktır.” Üç bin meleğin yardımcı olacağını bildiriyor hadiste inşaAllah. Ama bunların görünmeyen Melekler, bazılarının iddia ettiği gibi görünen değil. “ Meleklerin, salih müminleri yardımcı olmaları Kuran’ın çeşitli ayetlerinde haber verilen bir durumdur. Rabbimiz Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve sahabeyi de Meleklerle desteklemiştir. Konuyla ilgili bazı ayetler şu şekildedir. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Rabbim Meleklere vahyetmişti ki: Şüphesiz Ben sizinleyim. İman edenlere sağlamlık katın,” (Enfal Suresi, 12). “Sen müminlere Rabbinizin size Meleklerden indirilmiş üç bin kişiye yardım etmesi size yetmez mi diyordun?” Tabii, Allah’ın haşa böyle bir şeye ihtiyacı yok ama Allah bir güzellik olarak, Meleklerle de böyle bu şekilde Müslümanları, elçiyi desteklediğini bildiriyor. Aynı şekilde Mehdi (a.s)’yi de görünmeyen Meleklerle destekliyor Allah inşaAllah. Bazı insanların Hz. Mehdi (a.s)’ye ortam hazırlamaları. “Doğu tarafından bir takım insanlar çıkıp, Hz. Mehdi’nin saltanatını hazırlayacaklardır.” (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar.) Mehdi (a.s)’nin yardımcıları olacağını bildiriyor bu hadis. Bazı insanların Mehdi (a.s)’ye ortam hazırlayacaklarını, yardımcı olacaklarını. “Şarktan bir cemaat çıkar ve Hz. Mehdi’nin saltanatına yardım eder.” (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler). “Binaaleyh Kudüs’e inecekler ve Hz. Mehdi için saltanat hazırlayacaklardır.” yani Hz. Mehdi (a.s) için ortamı hazırlayacak bazı insanların olacağını öğreniyoruz bu hadislerden inşaAllah. Ashab-ı Kehf Hz. Mehdi (a.s)’nin yardımcısı olacaktır. Ashabı Kehf Mehdi (a.s)’nin yardımcıları olacaktır.” (Kitabul Burhan Fi Alametül Ahir Zaman). Kehf ehlinin, Mehdi (a.s)’nin yardımcıları olacağını işaret eden bir hadis.
ADNAN OKTAR: Kehf Suresi ile ahir zamanın bağlantısını kuran bir hadis aynı zamanda o. Değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet. İnşaAllah Hocam. Hz. Mehdi’nin, işleri çok hızlı halletmesi. “Bu durum 7 yıl devam edecektir. Ancak onun her senesi, sizin 20 senenize bedel olacaktır…” (El Kavlül Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntasar).Hz. Mehdi (a.s)’nin çok süratli hareket edeceği, çok hızlı hareket edeceğini işaret ediyor hadis. İnşaAllah. “Hadiste Hz. Mehdi (a.s)’nin bir yılının, insanların yirmi yılına bedel olduğu haber verilmektedir. Hz. Mehdi (a.s)insanların uzun yıllardır yapamadıkları işleri çok kısa sürede halledecektir. Her konuya çok hızlı, akılcı, hikmetli ve kalıcı çözümü bulacak ve uygulayacaktır”. Hz. Mehdi (a.s)’nin çok hızlı hareket edeceği, bir de Said Nursi’nin izahlarında da Hocamız siz defalarca vurgulamıştınız inşaAllah. Mehdi (a.s)’nin çalışmalarında halinin, vaktinin müsaade etmeyeceğini yani çok yoğun olacağı ve çok süratli hareket edeceğini işaret ediyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman Risale-i Nur Külliyatı’nda Mehdi (a.s)’nin bu yüzyılda geleceğini söylemesine rağmen, neden acaba bu konuyu anlamazlıktan geliyor bir hayli çok sayıda nur talebesi kardeşimiz sence?
OKTAR BABUNA: Bir kere siz daha önce şöyle bir açıklama da bulunmuştunuz Hocam. Bir kere güya bir saygı gibi addediyor olabilirler. Sanki Bediüzzaman Mehdi değilse... Halbuki Bediüzzaman onun piştar bir neferi olduğunu söylüyor. Kendisinin Mehdi (a.s) olmadığını çok açık bildiriyor. 1400’de geleceğini bildiriyor.
ADNAN OKTAR: Ama bir hayır vardır. Hayırsız olmaz tabii. Bir hayır vardır inşaAllah. Allah onları o şekilde sevk ediyorsa, hikmetle sevk ediyor. Bir vakti var, o vaktini erteliyor Allah o yüzden. Hikmetle oluyor.
Evet. Oktar Hocam başka bize neler göstereceksin?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Kamuflaj yapan canlılar var. Mesela burada, bu bir sünger. Sünger şeklinde bir balık görüyoruz burada. Tıpkı onun şeklini almış. Hiçbir şekilde ayırt edilmesi mümkün değil hakikaten.
ADNAN OKTAR: Hangisi balık bunların?
OKTAR BABUNA: Bu çerçeve içindeki burası balık Hocam. MaşaAllah. Tıpa tıp aynısı, sünger gibi davranıyor.
ADNAN OKTAR: Vay uyanık vay.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Bunlar da böyle deniz yosunu gibi, yaprağı gibi. Hatta dalgalarla böyle dalgalanma suretiyle kandırıyorlar etraflarını. Yeşil renkleri yeşilli ve alacalı bulacalı olduğu için, deniz bitkisi zannediyor bunu görenler. Bu da bir kamuflaj yöntemi. İnşaAllah. Burada yine bir balık, tam adapte olmuş ortama kamuflaj yapmış. Ortamdan bitki gibi görünüyor. Bu da aynı şekilde deniz bitkisi gibi, özellikle bu dalgalanan yapısı böyle suyla hareket eden yapısı. Onu deniz bitkisi gibi gösteriyor. Ve bu şekilde bir kamuflaj tekniği uyguluyor. Bu şekilde avlanmaktan tabii kurtuluyorlar.
ADNAN OKTAR: Ama bizi radyoda çok dinleyen var, bu tip şeyleri sözlü anlatsak daha iyi olur. Çünkü Türkiye’nin büyük bölümü radyoyla dinliyor.
OKTAR BABUNA: Yani bu üzerlerindeki desenlerin, renklerin mesela bakın ortamın zeminine. Bir kedi var sevimli kedi onu gösterelim mi inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet göster.
OKTAR BABUNA: Bu Çin çubuğuyla…
ADNAN OKTAR: Bak yeme sesini duyuyor musun? Bak patisiyle de vuruyor ki, biraz hızlı hareket etsin, iştahı felaket gelişmiş. Abartılı tatlı bir şey yani, böyle tarif edilecek gibi değil. Doymak diye de bir olay da yok. Bu bayağı uzun bir film bu kadarda kessek iyi olur.
OKTAR BABUNA: Tamam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Sen de arada sırada bana sorular sor kendi aklından.
SUNUCU: Tabii, aklıma geldikçe…
ADNAN OKTAR: Bir daha ki programlarda. Tamam? O çok hoşuma gider, çok iyi olur inşaAllah. Bana Kuran’dan bir sayfa açıp ver, herhangi bir sayfa.
SUNUCU: Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Bismillah.Hud Suresi, 32.“Dediler ki: ‘Ey Nuh, bizimle çekişip-durdun, bu çekişmede ileri de gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bize vaadettiğini getir’” diyorlar. Şimdi bize de diyorlar değil mi, bayağı ileri gittin diyorlar. Yani susmamızı istiyorlar. Müslümanlara da aynı şekilde olur yani sırf Peygamberlere değil. "Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdümün size yararı olmaz” diyor Nuh. “O sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz. Onlar: ‘Bunu kendisi uydurdu’ mu diyorlar? De ki: ‘Eğer onu ben uydurduysam, günahım bana aittir. Ama ben, sizlerin suç olarak işlemekte olduklarınızdan uzağım.’" Sürekli Peygamberleri de yalancılıkla itham ediyorlar. Müslümanları da değil mi ahir zamanda, yalancılıkla itham ediyorlar. Bu son derece normal bir durum. Yani Müslüman bundan gocunmayacak, şaşırmayacak. İmtihan olarak bununla karşılaşır Müslüman. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Fosiller var Hocam, gösterelim mi Hocam inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Göster. Yalnız uzun uzun girişler yapma yalnız fosil göster.
OKTAR BABUNA: Bir uçan balık fosili Hocam, 100 milyon yıllık, sizin Atlas’tan. Burada da bugünkü halini görüyoruz.
ADNAN OKTAR: Bir değişiklik var mı?
OKTAR BABUNA: Hiç milimetresi milimetresine aynı. Sizin Hocam Atlas’ta tabii şu özellik de var inşaAllah. Çok yakın planda resimleri var. Daha da yakın planda var böyle. Milimetresi milimetresine aynı, artık o derece.
ADNAN OKTAR: Yani bu balık 100 milyon yıl içerisinde kuşa dönüşmemiş değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet hatta milimetresi değişmemiş. Her şeyiyle aynı inşaAllah. 144-65 milyon yıllık Mersin Balığı. Bakın tıpatıp aynı. Çok net gözüküyor balığın şekli. Bu da günümüzdeki hali. 150 milyon yıllık at anlı yengeci. Artık her şeyiyle yani bakın milimetresi milimetresine. 150 milyon yıldır hiç değişmemiş.
ADNAN OKTAR: Aynı yani?
OKTAR BABUNA: 100 milyon yıllık vatoz, yine aynı şekilde en ufak bir değişikliğe uğramamış. Bu kesinlikle evrimle olmadığını kanıtlıyor. Bakın yakın plan çekim, milimetrik aynı. Bütün kemik yapısıyla, kılçıklarıyla, her şeyiyle. 50 milyon yıllık dikenli kınkanatlı. Bu amber fosilleri tam muhafaza ediyor her şeyiyle, bakın gördüğünüz gibi. Bu günümüzdeki haliyle 50 milyon yıl önceki hali birbirinin tıpatıp aynısı. Antenleriyle, bacaklarıyla, gözleriyle. 25 milyon yıllık suikastçı böcek. Yine bir amber fosili bu da, amberin içinde tam muhafaza edilmiş. En ufak bir değişiklik yok, bakın antenleri, her şeyi olduğu gibi korunmuş. Bacaklarıyla, vücut yapısı tıpatıp aynısı. 50 milyon yıllık Sekoya kozalağı. Aynısıyla muhafaza edilmiş kayanın içerisinde, burada kozalağın günümüzdeki halini görüyoruz. Bakın yakın plan çekimde, hiçbir değişiklik yok, değişikliğe uğramamış. 45 milyon yıllık Çomak böceği. Yine bakın burada böceğin amber içindeki halini görüyoruz. Burada da günümüzdeki hali, antenleriyle, her şeyiyle tıpatıp aynısıyla mevcut. Bunun devamı için www.harunyahya.org sitesine girip ya da www.yaratilismuzesi.com sitelerinden daha yüzlercesini, binlercesini görebilirler inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Gayrimüslim vatandaşlar konuşurdu böyle filmlerde.
SUNUCU 1: Teşekkür ederiz, kısa bir ara veriyoruz. Ve programımıza 3 değerli konukla devam ediyoruz. 3. Konuğumuz Esra Bayraktar, hoş geldiniz.
SUNUCU 2: Teşekkür ederim. Hoş bulduk.
ADNAN OKTAR: Esra Hocam, ilim ehlidir. Biliyorsun hem psikolog, hem Kuran’ı güzel bilir, ondan sonra hem de dindar. Ama benim güzel kızım da öyle çok sevimli ve dindar, o da öyle inşaAllah. Hepsi çok dindar, çok güzel huylular inşaAllah.
Hocam ben rica etsem Kehf Suresi’ni bana bir okur musun?
SUNUCU 2: Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla. “Hamd, Kitab'ı kulu üzerine indiren ve onda hiçbir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir. Dosdoğru (bir Kitap'tır) ki, Kendi Katından şiddetli bir azapla uyarıp-korkutmak ve salih amellerde bulunan mü'minlere müjde vermek için (onu indirdi); şüphesiz onlara güzel bir ecir vardır.”
ADNAN OKTAR: Bu müjdeler neler Oktar Hocam? İslam’ın dünya hakimiyeti bir.
OKTAR BABUNA: Ahir zaman müjdesi var.
ADNAN OKTAR: Kuran’da Mehdi (a.s.)’den alenen bahsedilmez. İslam’ın dünya hakimiyetinden bahseder. Cennet müjdesi vardır ve dünyada Müslümanlara bolluk ve bereket vaat ediyor Cenab-ı Allah. Huzur ve güven vaat ediyor. “Ve onda hiçbir çarpıklık kılmayan Allah'a” diyor. Kitap’ta hiçbir çarpıklık yoktur, her şey mükemmel anlatılmıştır. Evet devam edelim Esra Hocam.
SUNUCU 2: “Onlar orda ebedi olarak kalıcıdırlar. (Bu Kur'an) "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarıp-korkutur. Bu konuda ne kendilerinin, ne atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne (kadar da) büyük. Onlar sadece yalan söylüyorlar.”
ADNAN OKTAR: Hıristiyanların bu teslis inancının ahir zamanda ortadan kalkacağına Kuran ayette işaret ediyor.
SUNUCU 2: “Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa Sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi)? Şüphesiz Biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye.”
ADNAN OKTAR: Evet Kuran’a inanmayan insanlara üzülüp, esef etmek haram. Müslüman böyle bir şey yapmayacak. İnanmayabilir, inanmayanı Allah yaratır değil mi? Bak diyor, “peşi sıra esef edip kendini kahredeceksin öyle mi?” Allah burada bir tehditte bulunuyor, böyle bir şey yapamaz. “Yeryüzü üzerinde olan şeyleri bir süs kıldık.” diyor Cenab-ı Allah. Ne bunlar? Her şey. Eşyalar, mallar. Değil mi? Çocuklar, süsler. Evet. Devam edelim.
SUNUCU 2: “Biz gerçekten (yeryüzü) üzerinde olanları kupkuru-çorak bir toprak yapabiliriz. Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini Bizim şaşılacak ayetlerimizden mi sandın? O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, Katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl).”
ADNAN OKTAR: Ne yapıyor bu gençler? Mağaraya sığınıyorlar, Allah’tan rahmet istiyorlar ve bir işleri var ve bunun kolaylaşmasını istiyorlar. Değil mi? Bu gençlerin ailesi yok mu? Var. Çevresi de var. İsteseler bunlar evlenip çocuk çocuğa karışabilir mi? Karışırlar. O topluma uyum sağlayabilirler mi?Sağlarlar. Ne yapıyorlar? Yapıyorlar mı? Yapmıyorlar. Bir araya geliyorlar. Ve ailelerinden ayrılıyorlar, toplumdan da ayrılıyorlar. Mağara gibi zor hayat şartlarını kabul ediyorlar. Bak mağara. Mağara da yaşamak en zor hayat şartlarından bir tanesidir. Bunu kabul ediyorlar. Bunu Allah Kuran’da övüyor. Mümin ahlakı olarak gösteriyor. Müminlerin, ehli keyif olmamasını Kuran işaret ediyor. Gerekirse insan, anasını babasını terk edebilir. Toplumu da terk edebilir. Değil mi? Çıkarlarını terk edebilir, mesleğini terk edebilir. Bunların mesleği yok mu? Mağarada adam doktorluk yapabilir mi? Mühendislik yapabilir mi? Hiçbir şey yapamaz. Mağaraya çekildiğine göre, sadece Allah’a kendini teslim etmiş. İşte dünya hakimi olmak için, gereken ahlak budur diyor Allah. Mehdi ahlakı budur, Mehdiyet ahlakı budur diyor. Bu ahlakla İslam dünyaya hakim olur diyor Allah. Bunu anlatıyor. Evet devam edelim.
SUNUCU 2: “Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik). Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap ettiğini belirtmek için onları uyandırdık. Biz sana onların haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve Biz de onların hidayetlerini artırmıştık. Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştik;”
ADNAN OKTAR: Sabır ve kararlılık. Sabır neye karşı olur? Böyle, çay kahve içerek sohbet ederek sabır olur mu? Acıya, zora, ızdıraba, şahsi menfaatlerinin elinden alınmasına, çıkarlarının elinden alınmasına. Değil mi? Bunlara sabırlı olunur. Ve kararlılık, azim. Net kararlılık. Yani bir hedef var, mutlaka bunu elde edinceye kadar kararlılık. Buna denir kararlılık diye. Evet devam edelim.
SUNUCU 2: “Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir; İlah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız."
ADNAN OKTAR: Ahir zamanda Mehdi (a.s) ve talebeleri ne diyecekler? Kıyam edecekler. Kıyam ne demek? Ayaklanmak. Fikren, ilmen, ahlaken ayaklanacaklar. Değil mi? Ve diyecekler kidiyor ki bak: “O'ndan başkasını ilahlar edindiler,” şu an nedir? Darwinizm’i ilah edindiler. Değil mi? “Onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi?” diyor. Fosil getirin diyoruz. Getiremiyorlar. Proteinlerin tesadüfen olabileceğine dair delil getirin diyoruz, getiremiyorlar. “Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup” Darwinistler demek ki Allah’a karşı yalan uyduruyorlar değil mi? “İftira düzenden daha zalim kimdir?” diyor Allah.
ADNAN OKTAR: Fosil getirin diyoruz, getiremiyorlar. Proteinlerin tesadüfen olabileceğini dair delil getirin diyoruz, getiremiyorlar. “...Öyleyse Allah’a karşı yalan uydurup...” Darwinistler, demek ki Allah’a karşı yalan uyduruyorlar değil mi? “... iftira edenden daha zalim kimdir?” diyor Allah. Zulüm yapıyorlar diyor Allah. Evet, devam edelim Esra Hocam.
SUNUCU 2: "Bunlar, bizim kavmimiz; O'ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? (İçlerinden biri demişti ki:) ‘Madem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, (dağlara çekilip) mağaralara sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın.’"
ADNAN OKTAR: Demek ki, Müslümanlar böyle kokoş karakterli olmayacak. Delikanlı karakterli olacaklar. Gerekirse hayatın her yönünde bak, canını vermeyi kabul edecek. Malını vermeyi kabul edecek. Sakatlanmayı kabul edecek. Hapsi kabul edecek. Efendim, iftirayı ve hakareti kabul edecek. Her türlü zorluğu kabul edecek. Canı tatlı Müslümanlar yüzünden, Müslümanların canı yanıyor ve İslam, o yüzden hakim olmuyor. Kuran buna işaret ediyor. Bak,“...onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız.” Müslüman ne yapıyor? Ben Darwinizm’e karşıyım diyor. Ailesi baskı mı yapıyor? Sizden de ayrılıyorum diyor. Kopup-ayrılıyor değil mi? “O halde, mağaraya sığının.” Yani en zor hayat şartının oluştuğu yere sığının diyor, mağara. Yani mağarada hiçbir lüks yoktur. Yani Müslüman gerekirse, her türlü lüksten de kendini tecerrüd etmeyi bilecek. Evet, devam edelim.
SUNUCU 2: “(Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın.”
ADNAN OKTAR: Hidayet verilen, Mehdi (a.s.)’dir. Saptırılan, saptıran deccaldir. İki düşünceyi Allah burada vurguluyor. Saptırıcı, yani adı üzerinde, deccal. Hidayet verilen de, Mehdiyet’tir. Yani Kuran, buna da işaret ediyor. Burada bir binadan bahsediliyor. Bunun anlatımının, Mehdiyet ile bağlantılı olduğunu zannediyorum ve bunu zaman gösterecek. Yani buradaki binayı anlayacağız. Bakın diyor ki; “sağ yandan yönelen güneşin, battığında sol yandan kesen-geçen ve geniş boşluğunda toplandıkları” bu gençlerin, bir yer var. Kuran bunu boş yere anlatmaz. Yani herhangi bir amacı olmadan, bir konu anlatılmaz Kuran’da. Mutlaka bir olay vardır. Yani çünkü detay veriliyorsa, Kuran, detayı boş yere vermez. 18. ayet, devam edelim.
SUNUCU 2: “Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı.”
ADNAN OKTAR: Şimdi, Mehdi (a.s.) ve talebelerini insanlar görünce ne yapacaklar biliyor musunuz? Geri dönüp, onlardan kaçmaya çalışacaklar. Kuran, buna işaret ediyor. “ Onları görünce, içlerini korku kaplayacak.” Bunu Kuran, durduk yere, boş yere anlatmaz. Ashab-ı Kehf’ten nasıl insanlar korkup kaçarsa, ki Peygambere (s.a.v.) diyor bak bunu, “Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı.” Bu, Mehdi (a.s.) talebelerinin bir özelliğidir. İnsanlar onlardan korkacaktır, kaçacaktır. O yüzden sayıları az olacaktır. 313 kişi olmalarının sebebi budur. Anormal bilineceklerdir, garip bilineceklerdir, tehlikeli bilineceklerdir, yanlış yolda bilineceklerdir. Yani o devrin uleması da, onların anormal olduğunu söyleyecek. Hatta Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerini, Cübbeli de anlatıyor, İmam Rabbani Hazretleri de anlatıyor değil mi? Ulema ne diyor? Bu adam, bizim dinimizi değiştirdi diyor. Yani dini, zorlaştırmıyor Mehdi (a.s.), dini kolaylaştırıyor. Kolaylaştırdığı için sapık zannediyorlar. Tahfif ediyor, yani dine konmuş fazlalıkları kaldırıyor, ilaveleri kaldırıyor. İlaveleri kaldırdığı için, sapık ve anormal diyorlar. Yani Mehdi (a.s.) ilave yapmış olsa, sapık, anormal demezler. Bakın, bu çok önemlidir. Mehdi (a.s.) mesela mevcuda, mevcut ilavelere, yeni ilaveler yapmış olsa, takva olduğunu düşünür ulema. Kendini ezik hisseder. Tahfif ettiği için, Kuran’ın aslına döndürdüğü için, sünnetin aslına döndürdüğü için anormal görüyorlar. Bidatları kaldırdığı için, bak bidat, ilave, ek olanları kaldırdığı için, yani sorun budur. Bidatları kaldırdığı için öfkeleneceklerdir. Ama diyor, bu bidat değil diyor. Halbuki o da bidat. Mesela Mehdi (a.s.)’nin kaldırdıklarının, bidat olmadığını iddia edecek ulema. Olur mu diyecek, bu Peygamberin (s.a.v.) sözü diyecek. Sen nereden çıkarıyorsun diyecekler. Kavganın nedeni budur, Mehdi (a.s.)’ye karşı düşmanlığın nedeni budur. Evet, devam edelim.
SUNUCU 2: “Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın kimseye sezdirmesin."
ADNAN OKTAR: Şimdi, Mehdi (a.s.) talebelerinin yöntemi anlatılıyor, bakın. Bir kere temiz yiyecekler yiyecekler. Fakat nezaketliler, fakat kimseye kendilerini sezdirmemek için, özen gösteriyorlar. Çünkü yakalarlarsa, feci şekilde ezerler Mehdi (a.s.) talebelerini. Küfür, Masonluk, iddia edilen Ergenekon Örgütü, it-kopuk takımı, yobazların gözü dönmüş olanları değil mi? Hepsi Mehdi (a.s.)’yi hedefleyecektir. Bunu, Resulullah (s.a.v.) söylüyor. Onun için, kendilerini sezdirmemek için, özen gösterecekler. Evet, devam edin.
SUNUCU 2: “Çünkü durumunuzu bilip, ele geçirirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız."
ADNAN OKTAR: Bak, taşa tutarlarsa diyor ya, yobaz azgınlığıdır. Mesela taşlayarak adam öldürür yobazlar, meşhurdur değil mi? Vurun der mesela, haydi böyle kütüklerle, odunlarla, yani feci şekilde öldürüler sizi diyor. Veyahut dinlerine geri çevirirler. Kendi aynı abuk-subuk kafalarına, kendi o manyak düşüncelerine, sizi geri çevirirler diyorlar. Yani o ölmüş, kokuşmuş, çökmüş, çürümüş sisteme sizi geri sokmaya çalışırlar, başka da kurtuluş bulamazsınız diyor. Mehdi (a.s.)’nin de karşılaşacağı olay budur. Kuran, buna işaret ediyor. Evet, devam edelim.
SUNUCU 2: “Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk...”
ADNAN OKTAR: Bakın, “Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu...” Allah bir şeyi vaad etti mi, yapar. Mehdi (a.s.) çıkacak dedi mi, çıkar. İsa (a.s.) inecek dedi mi, iner. Kıyamet kopacak dedi mi, kopar. Kuran, buna işaret ediyor. Ve diyor ki: “...kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için...”. Kıyametten bahsedildiğine göre, ahir zaman ile ilgili olay. Nerede Kıyamet’ten bahsediyorsa, ahir zamandan bahsediyor demektir. Dolayısı ile Mehdiyet ile Kıyamet’in iç içe olduğunu, Ashab-ı Kehf’in de Mehdiyet ile bağlantısını böylece anlamış oluyoruz. Evet.
SUNUCU 2: “(Onları görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.”
ADNAN OKTAR: Demek ki, Mehdi (a.s.) talebelerinin binaları da olacak, fakat evleri de Mescid olacak. Allah yolunda evlerini Mescid gibi kullanacaklar. Kuran, buna işaret ediyor. Evet.
SUNUCU 2: “(Sonra gelen nesiller) Diyecekler ki: "Üç'tüler, onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan) dışında kimse bilemez.” Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve haklarında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma.”
ADNAN OKTAR: 22. ayet. 2, 2. 2012, 2120, tekrarlayan ikiler, Kuran’da çok hayatidir. Kıyamet’in tarihi de 2 ile kilitlenmiştir. 2, 2. “Üç’türler, dördüncüsü köpekleridir.” 3 ve 4, 34. Ne aklına getiriyor?
OKTAR BABUNA: İstanbul.
ADNAN OKTAR: İstanbul’un kodunu veriyor değil mi? “Beş ve altıncısı köpekleridir.” 56, ne aklına getiriyor?
OKTAR BABUNA: Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı 1956 yılı.
ADNAN OKTAR: “Ve munafıkhane cereyanın” diyor, “bitişinin başlanğı tarih” diyor, 56, 1956. “Yedidirler, sekizincisi köpekleridir.” 78, ne aklına getiriyor?
OKTAR BABUNA: Mehdi (a.s.)’nin çıkışı zamanı.
ADNAN OKTAR: Hicri 1400. Evet. Burada, köpeklerden bahsediyor. Demek ki, Mehdi (a.s.)’nin bulunduğu yerde, koruma için, köpek kullanılacak. Bol miktarda köpek. Ashab-ı Kehf nasılsa, onlarda da o olacak. Burada 3 kere köpekten bahsedilmiş. 3 köpekten bahsediliyor. Ve köpek de, demek ki tatlı hayvanlar, güzel hayvanlar. Nalet hayvanlar değil. Bir kısım cahil-cüheylanın söylediği gibi böyle iğrenç mahluklar değil. Allah övüyor onları. Ashab-ı Kehf’i koruyan varlıklar olarak övüyor. Nasıl örümcek güzel görülüyorsa, güvercin nasıl görülüyorsa, demek ki köpek de hoş bir hayvan. Bunu dikkat çekiliyor değil mi? Bak, “...onları pek az dışında kimse bilemez.”, Mehdi (a.s.) talebelerini de pek az insan dışında kimse bilemeyecek. Kuran, buna işaret ediyor. “...Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve....”. Mesela biz de, Mehdi (a.s.) konusunda, açık açık bir bilgi var ama, bir tartışma da var insanların arasında, Mehdi (a.s.) konusunda. “...Ve haklarında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma.”Yani Mehdi (a.s.) ve talebelerini, ele vermeye yönelik bir soru veya soruşturma yapılmaması gerekiyor. Kuran, buna işaret ediyor. Evet, devam edelim.
SUNUCU 2: “Hiçbir şey hakkında: " Bunu yarın mutlaka yapacağım" deme. Ancak: "Allah dilerse" (inşaAllah yapacağım de). Unuttuğun zaman Rabbinizikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir."
ADNAN OKTAR:Şimdi, Mehdi (a.s.) talebeleri ne diyecekler demek ki, sürekli inşaAllah. Demek ki, ‘inşaAllah’ı, ‘maşaAllah’ı çok kullananlar, dünyaya hakim olacaklar. Mehdiyet’in şifresidir ‘inşaAllah’. Mehdi (a.s.) talebelerinin dilinde ve Mehdi (a.s.)’de sürekli ‘inşaAllah’ olacaktır.Yazılarında, sözlerinde kilit kelimedir, ‘inşaAllah’. Dünya hakimiyetinin kilididir ‘maşaAllah’ ve ‘inşaAllah’. Bunu söyleyenler, dünyaya hakim olacak, Kuran buna işaret ediyor. “Ancak: “Allah dilerse” de. Unuttuğun zaman Rabbini zikret....” Demek ki, ahir zamanda, unutkanlık artacak. Bunu nereden biliyoruz? Hadislerden biliyoruz. Bunu nereden biliyoruz? Said Nursi’nin izahlarından biliyoruz. Rivayette diyor ki: “Ahir zamanda unutkanlık artacak.” diyor değil mi? “Hafızların göğsünden diyor, Kuran alınıyor” diyor, rivayetlerde belirtiyor, unutkanlık. Buna işaret ediyor. Ama bak, çözüm olarak diyor ki: “Rabbini zikret. Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir”. Yani Ashab-ı Kehf’in, beklediği süreden, daha kısa bir sürede bir hakimiyet ver Ya Rabbim bana, diyor Peygamber (s.a.v.) Demek ki, dünya hakimiyetinde, hakimiyette bekleme arzusu olmayacak. 309 sene var burada. Bak Resulullah (s.a.v.) diyor ki: “Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-ilet.” Daha çabuk olsun, hemen olsun. Biz nasıl isteyeceğiz? 500 yıl sonra mı isteyeceğiz İslam’ın dünya hakimiyetini, Cübbeli gibi. Hemen diyeceğiz. Kuran buna işaret ediyor. Bak, “Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-ilet” diyor, Allah’a dua ediyor. En kısa zamanda İslam’ın hakim olmasını istemek gerekiyor. Buyrun, devam edelim.
SUNUCU 2: “Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.”
ADNAN OKTAR: İslam’ın gerilemesi ve hakimiyetinin tamamı, 300 yıl alıyor toplam. Kuran buna işaret ediyor. Gerilemesi ve hakimiyet devresi ve Kıyamet. Hepsi bu 300 yılın içersinde olacak, inşaAllah. Ayrıca 309 da, Mehdi (a.s.) ve talebelerinin sayısına da işaret ediyor, 309 sayısı. Kuran, buna işaret ediyor, ayrıca. Evet.
SUNUCU 2: “De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz. Sana Rabbinin kitabından vahyedileni oku. O'nun sözlerini değiştirici yoktur ve O'nun dışında kesin olarak sığınacak (makam) bulamazsın.”
ADNAN OKTAR: Bakın, diyor ki: Bak, “Sana Rabbinin kitabından vahyedileni oku.” Kuran oku. Demek ki Kuran ile mücadele verecek Mehdi (a.s.). Kuran’a sahip çıkacak. “O'nun sözlerini değiştirici yoktur.”Hiçbir yobaz, hiçbir akılsız, Kuran’ı hükmünü değiştiremeyecektir ve Mehdi (a.s.) de söke söke, Kuran’ı dünyaya hakim edecek. Buna dikkat çekiliyor burada. Evet.
SUNUCU 2: “Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidenlere itaat etme.”
ADNAN OKTAR: Bak, “...sabah akşam”, “...Rabbinin rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret...” Demek ki, sabah kalkıyor, Müminlerle. Akşam yatıyor, Müminlerle. Sabah kalkıyor, Müminlerle. Akşam yatıyor, Müminlerle. Gece gündüz Müslümanlar’la birlikte, Kuran buna işaret ediyor. Bu Mehdi (a.s.) talebelerinin özelliğidir. “...Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek”. İşte, evlenerek, işine gücüne bakarak, ev-bark sahibi olarak, işte yurt dışında ihtisas yapacağım diyerek, kariyer yapacağım, ondan sonra çocukluklar alacak. Bak, dünyanın diyor bak, “ ... Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma.” Mehdi (a.s) ve talebelerinden ayrılmayın. Haktan ayrılmayın. Hak cemaatten, Müslüman cemaattinden ayrılmayın. Eğer biz Kuran’ı savunuyorsak, Kuran bunu söylüyor. O yüzden dünyaya İslam hakim olmadı. Mehdiyet, bunu delen güçtür işte. “Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz,kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidenlere itaat etme”. Adam dini, sırf çıkar için yaşıyor, evlenebilmek için. Mesela adam, kapalı kadın alıyor, işte başkasıyla belki ilişkiye girmez de sağlam olsun diye. O da, dindar adam arıyor ki, o da başkasına gitmeyen adam olsun. Ama orada, cinsellik kökenli. Yani dindar adamdan kastı, bu adam diyor, başkalarına gitmez ki, kıskanç. Kıskançlığını ne ile durdurabilir? Dindar bir adam ile durdurabilir. Öbür yönü onu ilgilendiriyor mu? Hiçbir şekilde ilgilendirmiyor. O da, kadın da neyi arıyor? İşte bu diyor, oraya buraya gitmez, bana sadık olur. Sadece bu. “...kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidenlere itaat etme”. Mesela Kuran hükmünü değiştiriyor. Yepyeni ilaveler yapıyor, işinde aşırılığa gidiyor. Aşırılık, yani olmayan şeyleri ilave koyuyor. Buyrun, devam edelim.
SUNUCU 2: “Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Şüphesiz Biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup-yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.”
ADNAN OKTAR: “Katı bir sıvı”, yani böyle artık erimiş demir gibi. Yani içini, ciğerini yakan bir sıvı. Allah, onunla tehdit ediyor. Bak, “artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin”. Bu da, fikir özgürlüğü. Mehdiyet’in temel yapısıdır. Dileyen iman eder, dileyen inkar eder. “Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize.” Kuran’da ayet var biliyorsunuz ve dinde zorlama yoktur, diyor Allah. Baskı yok, inşaAllah. Cübbeli diyor ya, Müslümanlığa girerken diyoralttan kesiliyor diyor, çıkarken de üstten kesiliyor, boynu kesilir. Bu işte bir uydurmadır. Yani adam şimdi Müslüman. Ben diyor, imanımı kaybettim diyor, Allah vermesin. Tamam, Allah affetsin, yardım edilir bu insana, niye boynunu keselim adamın. Yahu şu akıl mı? Adamın boynu, diyeceksin ki, sen Müslümanlık’tan çıktın mı? Ha, gel seni bir keselim, boynunu keseceğiz. Adam diyecek ki, yok yok pardon, özür dilerim diyecek. Ben çıkmadım tabii diyecek. Ne olacak? Münafık olacak. Kafirden kıyaslanamayacak derecede aşağılık bir mahluka dönüşecek. Kardeşim, adam dürüstçe söylüyor, kafirim diyor. Kafir, git tebliğ yap, anlatırsın, adam bir riski yok, her şeyi anlatabilirsin. Ama münafık, yılan gibi, süper tehlikeli bir şey, şeytan gibi, görünmeyen bir mahluk. Niye adamı munafıklığa sokuyorsun? Dürüstçe söylesin kafir olduğunu, yardımcı olalım adama. Niye münafık yapıyorsun? İşte bu sistemi uyguladılar Osmanlı içerisinde. 100 binlerce münafık oluştu ve Osmanlı’yı yerle bir ettiler. Dağ taş münafık kaynadı. Halbuki serbest bıraksa, kafir adama konuşursun, ikna edersin ve insan da ona göre tedbirini alır. Evet, buyrun devam edelim.
SUNUCU 2: “Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; Biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.”
ADNAN OKTAR: Bu Mehdiyet’e işaret eden bir ayet. Evet.
SUNUCU 2: “Onlar; altından ırmaklar akan Adn Cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup-dayanırlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destektir.”
ADNAN OKTAR: Burada Allah, Müminler’in evlerinin de nasıl olmasına işaret ediyor. “Adn Cennetleri onalarındır, orada altın bileziklerle süslenirler.” Hanımlar mesela, evlerinde helaline istediği gibi süslenir. Hafif ipekten, mesela elbiseler giyer. Ve “...atlastan yeşil elbiseler giyerler...”,yeşillik, dünyayı da Allah, yemyeşil yarattım diyor. Cennet de yeşildir, inşaAllah. Tahtlar, yerde oturmuyor tahtta oturuyor Müslümanlar. Değil mi? Hz. Yusuf (a.s.) tahta annesini babasını getirip oturtuyor. Ne demektir, tevazu ediyor ve de diyor ki, mesela tahta yaşlı bir insanı getirtip oturtmak, bir büyüğünü oturtmak iltifattır, gönül almadır. Bir adap, bir ahlak gösterilmiş oluyor. Mehdi (a.s.)’nin de yapacağı bir ahlak anlatılmış oluyor. İnşaAllah, evet devam edin.
SUNUCU 2: “Onlara iki adamın örneğini ver; onlardan birine iki üzüm bağı verdik ve ikisini hurmalıklarla donattık, ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik. İki bağ da yemişlerini vermiş, ondan (verim bakımından) hiçbir şeyi noksan bırakmamış ve aralarında bir ırmak fışkırtmıştık. (İkisinden) Birinin başka ürün (veren yer)leri de vardı. Böylelikle onunla konuşurken arkadaşına dedi ki: “Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm.” Kendi nefsinin zalimi olarak (böylece) bağına girdi (ve): "Bunun sonsuza kadar kuruyup-yok olacağını sanmıyorum" dedi.”
ADNAN OKTAR: Mesela şimdi de insanlar ne yapıyorlar, işte dokuz tane çocuğum var, şu kadar da gelinim var, şu kadar torunum var... Onlarla övünüyor. Zenginiz diyor, mal mülk zibil gibi, ticaret de yapıyoruz, özel işyerimizi de kurduk diyor, sanki dünyaya bunun için gönderilmiş gibi, hedefi bu oluyor. Kuran bu ahlakı kınıyor, Kuran bunu anlatıyor. Biz 39. ayetten devam edelim.
SUNUCU2:"Bağına girdiğin zaman, 'MaşaAllah, Allah'tan başka kuvvet yoktur' demen gerekmez miydi? Eğer beni mal ve çocuk bakımından senden daha az (güçte) görüyorsan."
ADNAN OKTAR: Bakın demin ne dedik, Mehdiyet’in iki anahtarı , ‘inşaAllah’ ve ‘maşaAllah’. Ne diyor Cenab-ı Allah, “bağına girdiğin zaman maşaAllah, Allah’tan başka kuvvet yoktur demen gerekmiz miydi?”İşte dünya hakimiyetinin anahtarı.
“Eğer beni mal ve çocuk bakımından senden daha az (güçte) görüyorsan." Mehdi(a.s.) ve talebelerinde ne mal olacak, ne çocuk olacak, Kuran buna işaret ediyor. İnşaAllah aynı zamanda.
"Belki Rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir, (seninkinin) üstüne gökten 'yakıp-yıkan bir afet' gönderir de kaygan bir toprak kesiliverir". Burada da erezyona dikkat çekiliyor Kuran’da. Ahir zamandaki ekonomik krize de dikkat çekilmiş oluyor ve kıtlığa da dikkat çekilmiş oluyor.
"Veya onun suyu dibe göçüverir de böylelikle onu arayıp-bulmaya kesinlikle güç yetiremezsin". Burada da artezyen, su kaynaklarına Kuran dikkat çekiyor, suyun altta birikmesine inşaAllah.
SUNUCU 2: “(Derken) Onun ürünleri (afetlerle) kuşatılıverdi. Artık o, uğrunda harcadıklarına karşı avuçlarını (esefle) oğuşturuyordu. O (bağın) çardakları yıkılmış durumdaydı, kendisi de şöyle diyordu: ‘Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım.’”
ADNAN OKTAR: 46. ayetten devam edelim.
SUNUCU 2: “Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici-süsüdür; sürekli olan 'salih davranışlar' ise, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır.”
ADNAN OKTAR: Demek ki böyle üreme içgüdüsüyle haraket etmeyi Allah makbul görmüyor. “Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici-süsüdür”diyor. Bunu hedef haline getirmeyin diyor Allah. Mal edinmek, üremek, çünkü hayvanlar da ürüyorlar, bunu hedef etmeyeceğiz inşaAllah. Evet biraz atlayarak devam edelim. 65. ayetten devam edelim.
SUNUCU 2: “Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.”
ADNAN OKTAR: Bu da yine aynı şekilde Hızır(a.s.)’a bakan bir ayet, Hızır(a.s.)’ı anlatan, fakat Mehdi(a.s.)’ye de işaret eden bi r ayet. Bak kendisine bir ayet verdiğimiz, Mehdi(a.s.)’ye özelrahmet verilmiştir. “Ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz”,özel bir vehbi ilim vardır Mehdi(a.s.)’de buna işaret var. Ki zaten ebcedi de 2009’u veriyor. Bu ayetin toplamının ebceti 2009 tarihini veriyor. Hızır (a.s.)’la Hz. Musa (a.s.)’nın karşılaşması anlatılıyor, söylüyor, sabırlı olamayacağını söylüyor. Fakat Hz. Musa (a.s) olsun ben sabırlı olurum diyor. Halbuki olamıyor. 77. ayetten devam edelim.
SUNUCU 2: “(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."
ADNAN OKTAR: Hz. Hızır (a.s) duvarcı ustası aynı zamanda. Bu ne demektir biliyor musunuz? Mehdi (a.s) masonlara da hakim olacak, buna işaret ediyor. Yani hepsinin başına geçecek ve hepsini idare edecek. Çünkü onlar ‘Adonay’ı bekliyorlar, masonlar yüzyıllardan beri. Onlar Mehdi (a.s.)’ye ‘Adonay’ diyorlar, ‘Adonay’. O’nun kaybolduğuna inanıyorlar, sonradan yeniden dirileceğine inanıyorlar. Dünyaya geleceğine, aslında bu efsane olara anlatılıyor ama, işin doğrusu bir dünya hakimiyetinden bahsediyorlar. Bunun da ‘Adon’ kanalıyla olacağına inanıyorlar. Ve yüzyıllardan beri masonlarbeklerler ‘Adonay’ı , ‘Adon’u inşaAllah. Hızır (a.s)’ın da onlara hakim olduğunu burada görüyoruz. Yani buna bir işaret var. 79. ayette de: "Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim”.79’da bir gemi var kusurlu olan bir gemi, kusurlu hale gelen, parçalanan bir gemi var. Var mı böyle birşey aklına geliyor mu?
OKTAR BABUNA: Independent Tankeri patlamıştı 1979 yılında İstanbul’un önlerinde.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametlerindendir. Büyük bir duman ve büyük bir ateş.
“İlerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı" diyor.Zorba sisteme dikkat çekiyor değil mi, kral kafalı zorba sistem, nerede var bu, iddia edilen Ergenekon örgütünde var.
"Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı;”iki öksüz çocuk daha önce de söylemiştik, biri Mehdi (a.s), biri Hz.İsa (a.s), ikisi de öksüzdür. Onlara bakıyor. Defineler Mehdi(a.s) zamanında çıkacak defineler hadislerde belirtilmişti.
“Babaları salih biriydi.”Her ikisi de Hz. İbrahim(a.s) soyundandır. Hz. İbrahim(a.s)’dir babaları ona bakıyor.
“Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar;”ileri ki yıllardaergenlik çağı oluşmuş olacak. Mesela Mehdi (a.s) 40 yaşında, Hz.İsa (a.s) da 33 yaşında yeryüzüne görderiliyor inşaAllah. Mehdi (a.s)’nin çıkışı da 30’la 40 yaş arasındadır. Faaliyete başlama tarihi. Ben biraz atlayarak okuyorum hızlı olsun diye, vaktimiz dar.
“Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik -84.ayet- ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.”.2017 ebcedi, Mehdi (a.s)’ye bakıyor yine “Gerçekten, Biz ona yeryüzünde –bütün yeryüzünde-sapasağlam bir iktidar verdik”bu Mehdi (a.s.)’den başka yok zaten, bir Zülkarney (a.s.)’de var, bir Hz.Süleyman(a.s.)’da var, bir de Mehdi(a.s.)’de var. “Ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.”.
Bugün bu kadarla bitirelim çok uzun sure çünkü.Sonra da Meryem Suresi’ni inceleyelim, Meryem Suresi’nde çok fazla sırlar var. Tabii bir de anlatamadıklarımız var. Bunlar anlatabildiklerimiz. Zaman gelecek anlatamadıklarımızı da anlatacağız. İnşaAllah. Anlatamadıklarımız, anlattıklarımızın yanında on misli olabilir. İnşaAllah. Yani çaka çaka sır dolu. Mesela Kuran’da isimler var, açık aleni isimler var, aleni mevkiiler var, aleni olaylar var anlatılan. Ama şu an anlatamayız. Vakti gelince anlatacağız. Bakın ta 2067’lere kadar İslam’ın, 2067’lerde de İslam’ın en güçlü dönemleri olacağını Kuran’dan anlıyoruz.
"Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut.” -Allah’ın verdiği kitabı kuvvetle tut “Daha çocuk iken ona hikmet verdik.” mesela 2067 ebcedi.İnşaAllah.
“Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı, temizlik verdik. O çok takva sahibi biriydi.’’ Sevgi duyarlılığı ve temizlik, kalp ve beden temizliği. Bakıyoruz sevgi dünyadan gitmiş. Kalp temizliği gitmiş. Beden temizliği de gitmiş, çevre temizliği de gitmiş. Kuran buna işaret ediyor. Hz. Mehdi (a.s) da muazzam bir sevgi duyarlılığı olacak. Kuran buna işaret ediyor ve muazzam bir temizlik anlayışı olacak, inşaAllah. ‘’ Ve o, çok takva sahibi biriydi’’ Hz. Yahya (a.s) için. Biliyorsunuz. Hz. İsa (a.s)’nın yardımcısıydı. Mesela daha yeni Diyanet İşleri Başkanlığı “en büyük sorun sevgi eksiktir ‘’diyor. Ve yeni söyledi. Yeni uyardım, topluma ben bunu açıkladım. Hemen akabinde birkaç gün sonra Diyanet İşleri Başkanlığı açıklama yaptı. Esra Hocam nasıl buluyorsun anlattıklarımı?
SUNUCU 2: Çok keyifli Hocam, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Evet, İnşaAllah. Ne diyor Bardakoğlu?
OKTAR BABUNA: “Sorunların nedenlerinden biri sevgisizlik.’’
ADNAN OKTAR: Sevgisizlik. Doğru söylüyor.
OKTAR BABUNA: Tam dediğinizin aynısını söylemiş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: 22. ayet. “Böylelikle ona gebe kaldı. Sonra ıssız bir yere çekildi.’’ 2 ve 2. 22. Hz. İsa (a.s) ile ilgili. “Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Keşke bundan önce ölseydim de hafızalardan silinip, unutulsaydım’’. Bu bir zelledir tabii, bu makbul bir konuşma değil. Bunu Allah onun bir zellesi olarak, Hz. Meryem’in bir zellesi olarak belirtiyor. Yani hatalı bir üsluptur bu. Müslüman tabii Allah’a tam tevekkül edecek, Allah’tan gelen her şeye razı olacak. Bunu müminler örnek alıp daha dikkatli olması için Kuran buna işaret etmiş. “Altından bir ses ona seslendi: ‘Hüzne kapılma’” çünkü haram. “‘Rabbin senin alt yanında bir ark kılmıştır.’’’ Zaten bulundukları yerde bir mevki belirtiyor. Burada da bir su var. Bulunduğu yerde de bir su var, inşaAllah. Ve hurma var, hurma ağacı var. Meyve veren bir ağaç var. Ağaçlar var. ‘’kendine doğru salla’’, hareket ettir. “Üzerine henüz oluşmuş hurma dalı dökülüversin’’ diyor. Tabii suda doğuma da işaret var. Kadınların bir yere tutunup doğum yapmasının önemine dikkat çekiliyor ki modern tıbbın yeni uygulamaları bunlar biliyorsunuz.
SUNUCU 1: Soru sormamı ister misiniz?
ADNAN OKTAR: Tamam hadi sor bakalım.
SUNUCU 1: İstanbul’dan Sanem Özyurt soruyor. “Sevgili Hocam siz aylar öncesinden söylemiştiniz. ‘’Fakir bir şekilde muhtaç olarak Avrupa Birliği’ne girmek olmaz. Ülke daha kötü duruma girer’’ demiştiniz. Bugün Yunanistan’ın durumu tam dediğiniz şekilde oldu. Hocam, ayrıca Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Türk İslam Birliği’nin önemini fark etmiş olacak ki, Avrasya ülkelerine Avrupa Birliği benzeri bir yapılanma önerdi. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz Hocam?”
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah! Ağzından bal akıyor Ahmet Davutoğlu Hocamızın. Bak ne dedim? Türk İslam Birliği oluşacak dedim değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, Allah Ahmet Davutoğlu Hocamızı vesile ediyor. Başka insanları vesile ediyor ve Allah’ın dediği oluyor. Daha önce, 2 yıl önce söyledim ben bunları. Daha bunlar hiç gündemde yoktu, esamesi yoktu. Duyuyor muydun daha önce, 2 yıl önce Esra Hocam böyle şeyleri?
SUNUCU 2: Hayır.
ADNAN OKTAR: Şimdi Türk İslam Birliği’nin oluşumu bu. Resmi oluşumu, net ifade yani, açık.
OKTAR BABUNA: Siz daha hiç yokken vizeler kalkacak demiştiniz. Aylarca hiçbir şey yoktu. 57 ülke kalktı şu anda.
ADNAN OKTAR: Ama böyle işte böyle keyfine, zevkine düşkün bir dünya istemiyor Cenab-ı Allah. Bakın, Peygamber Efendimiz (sav)’e diyor, “Hayatın bütün sosyal yönlerinden çekil’’ diyor. ‘’Bütün gücünle kendini Allah’a teslim et’’diyor. Değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR: Hatta ‘’gece kalk’’diyor. “Sabah sana uzun işler, uzun uğraşlar var’’diyor. Müslüman böyle olacak, Peygamberimiz (sav) gibi olacak. Bir insanın güzel ahlakından dolayı Allah dünyaya hâkim etti o zaman İslam’ı. İslamiyet’i yaydı. Eğer Peygamberimiz (sav) o çileyi çekmese, o acıyı çekmese bunlar olmazdı. Yani keyfine, zevkine düşkün olup, üreme içgüdüsüyle, mal içgüdüsüyle yaşam durumda İslam dünyaya hâkim olmuyor. Allah elinde, avucundakileri de onlardan alıyor. Hastane parası yapıyorlar. Sürünüyorlar. Allah mutluluk vermiyor. Çocuğu da başına bela oluyor, malı da başına bela oluyor. Mesela, çekler ödenmedi diye mide kanaması geçiriyor. Senetler ödenmedi diye tikler başlıyor.Değil mi? Çocuğunun yüzünden huzurlu yaşayamıyor. Ya başına bir şey gelirse, ya bilmem ne olursa. Mesela okula gönderiyor, dönecek mi acaba? Acaba başına bir şey mi gelecek? Onun stresi de onun başına bela olmuş oluyor. Allah rahat, dirlik, huzur vermiyor, vermez. Kendine tam teslim olunmasını istiyor Allah, o zaman “İslam’ı dünyaya hâkim edeceğim’’ diyor.
OKTAR BABUNA. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yoksa sırf namaz kılmak, oruç tutmak… Öyle bir şey olsaydı Osmanlı yıkılmazdı o zaman zaten. O zaman da namaz vardı, oruç tutuyorlardı. Binlerce ulema vardır Osmanlı döneminde. Allah buna rağmen Osmanlı’yı yıktı. Bu büyük bir felakettir. Büyük bir beladır. Bunu anlamazlıktan gelmenin ne âlemi var yani? Aynı Osmanlı döneminde yapılan hataları yeniden yaparak İslam dünyaya hâkim olmaz. Osmanlı döneminde yapılan hatalar yapılmadığında İslam dünyaya hâkim olacaktır. Osmanlı’nın güzel yönlerini alacağız, hatalarını almayacağız. Yanlışlarını almayacağız, inşaAllah. Oktar Hocam bir şey mi anlatmak istiyorsun?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah, o haberin linkiydi bu. “Avrasya’ya AB modeli.”
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. İşte kurtuluş bu. Avrasya AB modeli denilen şey budur. Türk İslam Birliği’dir, yani Mehdiyet’tir. Mesela Avrupa Birliği oluşturuldu. Yine bereket çıkmaz. İlla ki Hz. Mehdi (a.s) olması gerekiyor. Avrupa Birliği’ni kurdular, hiçbiri mutlu değil Avrupa Birliği’nden. Hiçbirisi zengin de olmadı, mutlu da olmadı. Hiçbir şey kazanamadılar. Şimdi Avrasya Birliği de olsa, birleşseler yine mutlu olamazlar. Yine sevgi olmaz, yine sevinç olmaz. Yine neşe olmaz. Yine bilim olmaz. Yine sanat olmaz.
OKTAR BABUNA. Evet, Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yine o heyecan olmaz. İlla ki Hz. Mehdi (a.s). İlla ki Hz. Mesih (a.s). Hz. Mesih (a.s) gelmeden de Hıristiyan âlemi asla mutlu olamaz. Asla yani mümkün değil. Onunla gerçek İslam’a kavuşmuş olacaklar. Mesih’in inişiyle. Onları Kuran’la şereflendirecek. Hz. Mesih (a.s), inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) de bütün İslam alemini kurtaracaktır. Onun için, geleneksel kokoş kafa, bazı kişilerde olan kokoş kafa, böyle kart kaşar kafa ölüme götürür toplumu. Bu olmaz! Sevgi dolu, hüsnü niyetli, sevecen, iyi niyetli, güzel gözle bakan, gıpta gözüyle bakan, haset etmeyen, şüpheci, kuşkucu olmayan. Fitne fücurdan kaçınan, iyi niyetli, her şeyde hayır gören, içinde Allah’a imanın neşesini yaşayan, Kuran’a imanın neşesini yaşayan, gözlerinde iman parıltısı olması lazım. Suratı simsiyah kesilmiş, nasıl bir iman neşesi bu? Sen Müslümanım diyorsun ya. Cennet’e gideceksin inşaAllah. Allah’ın kulusun, sevinsene sen. Yüzünden düşen bin parça.Sürekli lanetlik, sürekli lanet bir üslup, sürekli fitneci bir üslup, Allah’ a inananda bu nasıl oluyor? Allah’ a inananda sevinç olur, neşe olur, aşk olur, tutku olur. Doğru mu Esra Hocam?
SUNUCU 2: Kesinlikle.
ADNAN OKTAR: Tevekkül olur. Her şeyden pimpirikli. Mesela, ya kanser olursam, ya ölürsem, ya araba çarparsa… Geleceğim ne olacak? Bana kim bakacak? Sana bu vakte kadar kim baktı? Allah baktı değil mi? Ya yalnız kalırsam? Ya bilmem ne olursam? Öyle düşündükçe de Allah veriyor zaten. Tam düşündüğünü veriyor. Hep korktuğu başına geliyor. Allah’a tevekkül edenin, Allah ruhunu açar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Hem her şeye hâkim Allah’tan bahsediyorsun sen. “Nefes almanı, görmeni, konuşmanı, her şeyi Allah sağlıyor’’ diyorsun. Arkasından “Allah’a ben güvenmiyorum’’ diyorsun. Şirk bu, inkar bu. O zaman da Allah belalarını veriyor işte. Allah’a mutlak güvenilecek ve mutlak teslim olunacak. O zaman bereket, bolluk, güzellik olur. Bir dakikamız kalmış, doğru mu görüyorum?
SUNUCU 1: Evet. Kapanışı yapalım o zaman, müsaadenizle diyorum. Bizi izleyeceğiniz radyo istasyonlarını ve internet sitelerini tekrardan söylemek istiyorum. Radyolarımız: MAVİ KARADENİZ RADYO 106.4, RADYO STAR 94,0 AKSARAY, EMEK RADYO 101 MARDİN,ENERJİ RADYO 90.0 ORDU, KEYİF FM 92.7 NEVŞEHİR, AKTİV RADYO 102.0 HATAY, ASR FM 96,0 ADIYAMAN, OSMANCIK FM 106.0 ÇORUM, GENÇ RADYO 955 HATAY, BİRLİK FM 102.5 KAYSERİ. İnternet sitelerimiz; www.haberhilal.com, www.harunyahya.tv, www.selamhaber.com,www.yenihareket.com,www.bizimantalya.com. Yarın bizi 20:00 ile 22.00 saatleri arasında GAZİANTEP OLAY TV ekranlarından izleyebilirsiniz.