SUNUCU: Sevgili izleyenlerimiz ve dinleyenlerimiz, “Adnan Oktar’la Başbaşa” programına devam ediyoruz. Hoş geldiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk efendim, sizler de hoş geldiniz. Oktar Hocam dümdüz ettin Darwinistleri baktım evde, anlatıyordun, güzel anlatıyorsun ama süratli anlatıyorsun. Yavaş yavaş, mutedil ve şerh ederek, açıklayarak tabii yani dikkat herkeste aynı olmaz. Sen 7 yaşında çocuğun da anlayacağı gibi 70 yaşında insanın da anlayabileceği gibi anlatman lazım, süratle bir anda dikkat toparlanamaz. Hayati, tak tak tak sıradan gideceksin.
OKTAR BABUNA: Sizden öğrendiklerimizle Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Benden artı kitaplardan ve hepsinin üstünde Kuran’dan.
OKTAR BABUNA: Çünkü hakikaten biz üniversitede ne Piltdown adamını biliyorduk ne proteinlerin tesadüfen oluşamayacağını biliyorduk ne ara geçiş formlarının olmadığını; bütün dünya bilmiyordu zaten bunları. Siz vesile oldunuz Hocam maşaAllah.
Aliye Hocamız sordu, bu Darwinizme hala inananlar var mı diye?
ADNAN OKTAR: Kalelerinde var işte yani üniversitelerde, devlet üniversitelerinde ve devletin koruması altında olan kurumlarda var. Amerika, İngiltere, Fransa büyük devletlerde bu böyle inşaAllah ama bekliyorlar, oraya gelmemizi bekliyorlar inşaAllah. Müslümanların aleyhinde Hz. Adem (a.s.) devrinden beri şeytan aleyhte propaganda yapar, mutlaka Müslüman eşittir alay edilen insandır. İftira edilen insandır, işkence gören insandır, mutlaka bu Allah’ın kanunu, sünnetullahtır bu, eğer Müslüman bununla karşılaşmıyorsa zaten imtihan olamıyor, yani üniversite imtihanına gitmiş adamın önünde kağıt yok, kalem yok, soru yok, soru yoksa nasıl imtihan olacak o adam? Biz buraya imtihana gelmedik mi? Ama kağıt boş, bomboş kağıt imtihan oluyorsun, boş kağıtla gelen boş kağıtla gider. Sorular zorsa puan da ona göre yüksek olur. İlkokul çocuğuna sorulan soru gibi soru kolay olursa onu herkes cevaplar, bunun sonucunda da hiçbir şey kazanamaz. Zor olacak soru, terleyeceksin; az insan kazanır. Çok az insan kazanır. Herkes kazanamaz. Biz onun için geldik; onun için Müslüman’a iftirada şaşırmayacaksın. Yani onu bir sıhhat alameti olarak gör, güzellik olarak göreceksin. İmtihanın bir şartı olarak göreceksin, yani iftira atılmayan bir Müslümandan sen şüphelen, yani bunda bir anormallik var diyeceksin, yani bu adamı herkes destekliyor herkes destekliyorsa herkesin sevdiği adam çok tehlikeli adamdır. Bakın en tehlikeli adam, herkesin sevdiği adamdır. Ahir zamanda Mehdi devrinde, Mehdi (a.s)’nin sevilmesi hariç, o apayrı bir şey metafizik bir olay o, herkes sevecektir ama başlangıçta Mehdi (a.s)’den müthiş bir nefret vardır. Bakın 313 kişinin dışında Mehdi (a.s)’nin etrafında insan yok, kimse onlarla evlenmez diyor Peygamberimiz hadiste. Ama mesela bir fahişeyi kimse eleştirmez, bir cinsi sapığı mesela televizyona çıkarıyorlar, iftihar ediyor herkes onunla beraber olmak, onunla konuşmak. Mesela bazı masonik kanallara çıkıyor, gizli sapık alenen herkes biliyor. Adamlar kırılıp dökülüyor acayip saygı duyuyorlar, hürmet ediyor, görüş alıyorlar, fikir alıyorlar. Yani adamın ne yaptığı belli, yani en aşağılık işi yapıyor, değil mi? En haysiyetsiz işi yapıyor, onu da hayranlıkla seyredenler var ayrıca. Böyle ağzı açık, iftiharla seyrediyor, tiksintiyle, iğrentiyle seyretmiyor, iftiharla seyrediyor değil mi? Mesela ünlü bir fahişe çıkıyor, belli yani herkes zaten anlatıyor adam, üslubuyla konuşmasıyla anlatıyor, çıkıyor ahlak dersi veriyor o, Müslümanları eleştiriyor; millet diyor haklı, ne güzel konuşuyor bu doğru söylüyor hakikaten diyorlar. Yani senin durumun nedir? Sen kendini önce bir düzelt, ağzını yıka, oranı buranı yıka, ondan sonra konuş diyemiyorlar. Yani o küfri azgınlıktan dolayı ona saygı ve hürmet duyuluyor. Mesela ünlü bir dinsiz çıkıyor, bakıyorsun bir din adamı iki büklüm, eğilerek elini ayağını öpüyor, müthiş saygı hürmet gösteriyor. Demek ki insanlar menfaate göre birbirini seviyorlar veyahut birbirlerinden uzak duruyorlar; bu çok yanlış. Hürmet ve sevgi Kuran’a göre olması lazım, Kuran ahlakına göre olması lazım. Mesela bir Müslüman makul bir iltifat etse onu çok acayip karşılayabiliyorlar. Ben mesela iltifat ediyorum, sevimli diyorum, Allah seni ne güzel yaratmış diyorum. Sen nasıl bunu dersin diyor adam ama öbürü çıkıyor işte Bodrum’da bilmem ne falan diyor her gün arkadaş değiştiriyor diyor, işte gece sabaha kadar beraber oldular diyor, akşam otelde sabahladılar diyor falan. Onu gıptayla ve iftiharla dinliyor, anlatıyor ve saygı duyuyor ondan dolayı ona. Bir sanatçı çıkıyor, eğer cinsi sapık ve psikopatsa hareketleri böyle cins ise ve akıl almaz gayri ahlaki şeyleri yapıyorsa ondan daha çok ona sempati duyuyor, saygı duyuyor. Müslümanın tek bir sözü bile onlara yetiyor. Bakın burada bir şartlanma var, yani makul ve güzel bir sözünden bile bir şeyler çıkartmaya çalışıyorlar güzel bir sözden. Onun için Müslümanların birbirine hüsn-ü zanla bakması lazım, insanların da birbirine hüsn-ü zanla bakması; mesela ben tanımadığım bilmediğim insanlarla karşılaşıyorum. Mesela bir genç kız geliyor tanışıyoruz, her şey olabilir o, gayri meşru alemde yaşayan birisi de olabilir, mafya mensubu da olabilir, hırsız da olabilir, soysuz da olabilir; her şey olabilir ama ben ona hüsn-ü zan ediyorum. Yüzde 100 tertemiz insandır diyorum. Yani aksi ispat edilmedikten sonra bir insan benim için çok temizdir. Farz edelim, Allah esirgesin, hakikaten bir anormalliği çıktı. Nefret etmem, derim ki; bu günah, yaptığın yanlış, bunu düzelt derim. Düzeltmedi, bir daha uyarırım ama nefret edip kaçmam. Küfür Müslümanlardan kaçıyor, Allah diyor ki; “Arslandan ürkmüş yaban eşekleri gibi sizi görünce kaçarlar” diyor Allah, ayet, Kuran ayeti. Küfür Müslümanlardan kaçar. Yaban eşeği nasıldır? Ürkektir her an yenilme, ezilme, parçalanma korkusu içerisindedir. Arslanı o öyle tanır çünkü yani arslan ona öyle tanıtılmış, şartlanmıştır. Onun için o arslanı gördü mü eşekliği tutar ve eşek akılsızlığı ile eşek gibi kaçmaya başlar, eşek reaksiyonları gösterir, anırmaya başlar değil mi? Arslan, halbuki bambaşka bir arslandan bahsediyor Kuran’da, o gönül arslanı değil mi, iman arslanı. Onu fark etmesi gerekir. Onun için Müslümanlara karşı şimdi küfür çok güzel oyun oynama taktiği geliştirdi ve bu tuttu bu maya, cayır cayır devam etteriyorlar. Mesela geçenlerde bir ünlü bir milletvekili, Saadet Partili bir ağabeyimiz, Ankara’dan bana mesaj göndermiş; Hocam diyor akıl almaz iftiralar attılar bana diyor. O da dava adamı, büyük bir insan, anlatmış, aynısı benzer, klasik. Özellikle dindarlara hep böyle yani ya cinsellikle ilgilidir ya böyle anormal şeyle yahut onun çok anormal fikirlere sahip olmasıyla ilgilidir. Sanki bir tek onlar o cinsi sapıklar, üçkağıtçılar, sahtekarlar, fahişeler normal düşünüyor fakat Müslüman normal düşünemiyor imajı veriyorlar. Halbuki Müslüman dünyanın en akıllı, en tutarlı, en dengeli insanıdır. Fakat işin acayipliği, bazı avanak Müslümanlar da fahişelerle, cinsi sapıklarla aynı kulvarda onlarla omuz omuza ev arkadaşı oluyorlar adeta, Müslümanlara cephe alıyorlar birlikte. Mesela fahişe diyor ki, Müslümana bir şey söylüyor veyahut cinsi sapık bir şey söylüyor. Vay anasını ya diyor, o da ortasında onlarla beraber, ben de aynı şeydeyim ya ben de şüpheleniyorum ya diyor. Halbuki Allah diyor ki: “bir fasık” yani Kuran’ın, dinin, İslam’ın hükümlerini yerine getirmeyen bir insan “Müslümanların aleyhinde bir haber getirdiğinde, onu tahkik edin, araştırın” diyor Allah. Ne demektir bu biliyor musun? Gözünüzle görün, kulağınızla da işitin. Aksi, haramdır. Mesela bir kadına, bir Müslüman kadına zina iftirası atıyor adam. Diyor ki; bu gayri meşru ilişkiye giriyor. Cenab-ı Allah diyor ki; dört tane şahit getirecekler buna ait. Eğer ispat edemezlerse seksen sopa vurun diyor Allah. Seksen sopa adamın iflahını keser. İnşaAllah. Bakın kadınların iffetine ne kadar titiz Kuran görüyor musunuz? Çok aşağılayıcı bir şeydir seksen sopa. Kim göze alır öyle bir şeyi? Zaten Allah’tan korktuğu için yapmayacak, ama Allah’tan korkmuyorsa kulundan korkacak, Kuran buna işaret ediyor. Sahabe devrinde böyleydi bu, bunun uygulanması, uzun yıllar da böyle uygulandı inşaAllah. Onun için şüpheciliği, elde delil olmadan bir insan hakkında kuşku duymayı ahlaksızlık olarak görmek lazım. Ahlaksızlıktır bu. Kuran’a göre ahlaksızlıktır. Kuran ahlakında böyle bir şey yok. Ama somut delil olur, gözümüzle görür, kulağımızla işitiriz, uyarırız. Bak arkasından uyarırız, ama adam buna rağmen yapıyorsa yüz çevirme hakkımız var Kuran’a göre. Yüz çevirme hakkımız var ama o da ısrarlı uyarmaya rağmen. Emr-i bil maruf nehyi anil münker yaparsın, olmuyorsa kaçarsın. Onun dışında Müslüman, kazanılması gereken mübarek bir varlıktır. Müslümandan kaçılmaz. Müslüman sevilir, onunla dost olunur. Çünkü Cennette beraber olacağın insan o, Müslüman. Yani kafirle beraber olamazsın sen Cennette. Kafirle ayıracaklar seni zaten. Müslümanla beraber olacaksın. Onun için Müslümanı sevmek, onun tavırlarına hüsn-ü zan etmek esastır. Mesela farz edelim bakıyorum, plajda mesela üstsüz geziyor adam, tanga mayoyla falan gidiyor. Ama Müslümanı gördü mü bir iffet krizine giriyor böyle. Kafasını çeviriyor, bir şeyler yapıyor böyle, tedirgin oluyor gibi yapıyor, anormal hareketler, anormal tavırlar. Kardeşim, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Orada süper ferahsın, rahatsın. Müslümanı görüyorsun bambaşka aleme giriyorsun, orada evliya oluyor bir anda. Yani, Müslümanlara böyle davranılması gerektiğine inanmışlar çünkü. Ama orada da öyle, ama onlar da orada saygı duyuyor oradaki tavırlara karşı. Bu, çok yanlış. Yani, tek bir ahlak vardır ve her yerde uygulanır. Orada uyguluyorsan, orada da uygularsın, orada da uygularsın. Her yerde uygularsın. İnşaAllah. Böylece Müslümanlara karşı müthiş bir silah elde ettiler. Ve bu psikolojik silahı, yaklaşık 100 yıldan beri acımasızca Müslümanlara karşı kullanıyorlar. Mesela Abdülhamit Han’a kızıl sultan, işte zalim, müstebit, istibdatçı, cahil, zalim her şeyi dediler. Kaz gibi birçok insana bu propaganda etkileyici geldi birçok kişiye. Yani, hakikaten bilgisizliğinden, cahilliğinden inananlara bir sözüm yok. Onları tenzih ederim. Fakat su-i zanla bakıp da olaya düşenleri kast ediyorum. Mesela Erbakan Hocamız dünya tatlısıdır, Necmettin Erbakan. Akıl almaz iftiralar attılar. Yani dünya tatlısı insan, tertemiz bir insan. Allah’a kendini adamış, neredeyse 80 yaşında insan, 80 küsur. Böyle bir insana daha hala kin duyuyor adam. Yani mesela devlet affediyor. Yok diyor, hapiste yatması lazım diyor. Neren soğuyacak kardeşim? Neren soğuyacak yani? Neren rahatlayacak senin? Değil mi? Kafan mı soğuyacak? Kulağın mı soğuyacak? Neren soğuyacak yani? Niye 80 yaşında Başbakanlık yapmış bir insan hapiste yatması gerekiyor? Ve neden ferahlayacaksın sen bundan dolayı? Bu nasıl bir kindir? Mesela Fethullah Gülen Hoca, tertemiz insan. Mazlum. Şeker hastalığı var, kalp hastalığı var, tansiyonu var; canıyla uğraşıyor böyle. Yani zor yaşıyor böyle. CIA’in emrinde, CIA’nin karakolunu kurdular, Türkiye’yi satmaya karar vermiş, hepsi ajan. Allah’tan korkun. Bir insan 100 dolara, 150 dolara gider taa Afrika’da öğretmenlik yapar mı? Kolay bir iş mi bu? Git hadi yap bakayım 150 dolara. Nerede görülmüş 150 dolara Amerikan ajanlığı yapılması? Hayatın bütün sosyal yönlerinden çekilerek ve buna inanan yüz binlerce insan var. İnanıyor adam, yani samimi olarak inanıyor. Bir tane, iki tane değil ki, hangi bir örneği vereyim? Mesela, Mehmet Kutlular, Yeni Asyacı Nur talebesi kardeşlerimizin lideri. İşte masonların adamıdır, masonlarla kol koladır. 70 yaşına gelmiş insan, kendini Allah’a adamış insan, ne zoru? Niçin böyle bir şey yapsın? Namazında, niyazında Allah için yaşayan bir insan. Ve buna inanan, Müslüman olup bak Müslüman olarak inanan çok fazla insan var. Süleyman Hilmi Tunahan, Süleymanlılar olarak tabir ettiğimiz mübarek kardeşlerimizin lideridir. Nefis bir insan; ahlakı, kişiliği, şahsiyeti mükemmel bir insan. Milyonlarca talebesi olmuştur, dünyanın her tarafında kurslar kurmuştur, Kuran eğitimi vermiştir. Nedir bu kişi? Git bir sor. Yahudi, siyonist, aynı zamanda masonlara yardım ediyor. Yani şimdi ağzıma dolu dolu geliyor. Nerede görülmüş Kuran’ı öğreten, Kuran aşığı, mason ve işte casus adam nerede görülmüş? Zulme müthiş yatkınlık var insanlarda, muazzam. Ve buna inanan birçok insan da var. Yani vicdanı çürümüş, tefessüh etmiş adamın, inanma eğilimde. Mesela, getir halktan bir insanları getir. Bir Müslüman Hoca, alimi getir. Akıl almaz onun aleyhinde konuşabilirler bir kısım insanlar. Getir bir cinsi sapığı konuştur. Hayranlıkla dinliyorlar böyle ağzı açık, iftihar ediyor. Beraber kol kola resimler çektiriyorlar. Mesela gidiyor Bodrum’da, orada, burada. Yani onunla birlikte olmak onun için iftihar meselesi. Ama bir Müslüman ile beraber olmak, onun için utanç verici. Yani, aman diyor ya adımız çıkmasın diyor. Mesela azılı zamparalarla falan böyle, her gün adam bir şeyler değiştiriyor. Mesela yahut fahişe kadınla mesela belli ünlü fahişe. Onlarla mesela kol kola resimler çektiriyorlar. Onunla iftihar ediyor. Playboy tabii. Bakın dikkat edin, Müslümanların da epey bir kesiminde bu vardır. Mesela, bir fahişenin resmini Facebook’una koyar. Ama mesela bir Süleyman Hilmi Tunahan’ın resmini koymaktan imtina eder ve utanır. Ağırına gider, yapamaz. Fethullah Hoca’nın resmini koyamaz. Ama bir cinsi sapığın resmini koyar. İsterseniz bakın. Yapamaz yani. Hiç gördünüz mü siz Süleyman Hilmi Tunahan’ın resmini koyan Facebook’ta? Çok nadirdir. Dünya iyisi, mübarek bir insan. Yani memleket onların manevi ikliminde sağlık, sıhhat, zindelik buluyor. Onun için Kuran’ın Nur Suresi’ndeki hükmüne de çok dikkat etmek gerekiyor. Nur Suresi’nde diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, “Size diyor, iftiralarla gelenler olduğunda, bu apaçık bir iftiradır demeniz gerekmez miydi?” diyor Cenab-ı Allah. Allah’ın emri bu, değil mi? Aç Nur Suresi’ni, bul bana o kısmı. Yani böyle akılcı olaylara bakılması lazım. Mesela ben, Müslüman kızların Facebook’larına falan hepsine bakıyorum. Böyle açık saçık, açık olabilir, o da benim vatandaşım hepsi benim canım. Hepsi benim başımın tacı. Hepsine saygı duyarım. Hepsi benim annem, kız kardeşim yani benim öyle bir şeyim yok. Fakat, yani samimiyetsizlikleri açısından diyorum. Sıkıysa Mehmet Kutlular’ın bir resmi olsun. Koyamazlar. Fethullah Hoca’nın resmini koyamazlar. Mesela Esad Çoşan’ın resmini göremezsin, Muhammed Raşit Erol’un resmini göremezsin. Gönül sultanları bunlar. Değil mi? Ama bakın hepsinde, böyle ipsiz sapsız, satanist kılıklı arkadaşları, çakal arkadaşları falan böyle. Değil mi? Onların hepsinin resimleri var. İt kopukla beraber çekilmiş resimler, böyle anormal hareketler, böyle anormal el hareketleri, anormal tavırlar ondan utanmıyor. O onu onore ediyor. Ama mesela bir Muhammed Raşit Erol’un resmini facebook’una koymak onun için bir zul oluyor, ağrına gidiyor. Bu, Müslüman ahlakına uygun değil işte. Bu, anormal bir hareket.
Ne diyorsun sen bu anlattıklarıma?
SUNUCU: Hocam haklısınız, dediğiniz gibi facebook’ta gereksiz bir sürü resimler var. Sizin dediğiniz gibi bir Fethullah Gülen’in fotoğrafını hiç kimse koymuyor dediğiniz gibi, utanç duyuyorlar nedense.
ADNAN OKTAR: Nasıl koysun, CIA ajanı, casus, vatanı satıyor. Onların kafasına göre böyle. Bak Allah’ın evliyasını, tertemiz insanı, mübarek, Allah’a kendini tam teslim etmiş bir insanı ne şekilde lanse ediyorlar ve buna inanan ne kadar çok insan var biliyor musunuz? Müslüman’ım diyen, anlı secdeden kalkmayan. Bu yetiyor işte, Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmak yetiyor. Onun için Bediüzzaman diyor, düşmanlarımız diyor cehalet, zaruret, ihtilaf diyor. Bak bir cehalet, cahil, eşekler gibi cahil bir kısmı. Çok alim, güzel insanlarımız var ama eşeklemesine cahil olanlar da var. Cehalet, zaruret, fakirlik diyor, çünkü fakirliği kullanıyorlar ve en vurucusunu söylüyor, ihtilaf, Müslümanların birbirine düşmesi. O kadar kolay oluyor ki provoke etmek bir insanı. Ya diyor sen adamla görüşüyorsun diyor onlar Süleymancı kardeşim, sen aklını mı yedin diyor. Bir polis operasyonuyla ananı ağlatırlar, mahvederler seni sen ne yapıyorsun, gidilir mi onların toplantısına diyor. Onun evine gitme, mimlenirsin kardeşim diyorlar. Fotoğraflarını çekerler, dosyaya koyarlar, hayatın kayar diyor, işinden mişinden olursun bir daha da yükselemezsin, bitersin sen diyor. Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin talebeleriyle görüşebilir miyiz? O daha da fena ya diyor, onda mahvolursun o zaman diyor. Onların zaten Taliban falan olayları var ya diyor. Bitersiniz diyor, Guantanamo’ya gidersiniz sonunda ha diyor. İşinden de atılırsın diyor. Peki, Fethullah Hoca ile olabilir mi? Onun talebeleriyle görüşebilir miyiz, Fethullah Hoca’ya karşı sevgi, saygı gösterebilir miyiz? Ya kardeşim deli misin sen diyor. Onlar zaten devletin düşmanı, sen ne yapıyorsun ya diyor. Çıldırdın mı, mimlendin, bittin diyor. Yedi sülalen gelse seni kurtaramaz bir daha diyor. Peki, fahişe ile görüşebilir miyim diyor. Ne demek tabii ki görüşeceksin diyor. Onur olur senin için diyor. Cinsi sapıkla? Öyle deme diyor, cinsi sapık olur mu, adamın tercihi o ya diyor. Ne diyorsun, ne biçim konuşuyorsun sen diyor. Ayıp yapıyorsun, modern adamsın, 21. yüzyılda böyle laf edilir mi diyor. Ki bak it sürüsü gibi sapık var memlekette. Değil mi? Bin bir türlü. Satanisti, şusu, busu falan her türlü sapık var ve iftihar ediyor, hatta onun taklidini de yapıyor. Yani onlara benzemeye çalışıyor, değil mi? Kardeşim hiçbirini koyamıyorsan, hiçbir şey koyamıyorsan, “Bismillahirrahmanirrahim”, onu koy. Allah’ın adını koy, Allah, Muhammed, Resul onların ismini koy. Bir Kuran ayeti koy. Onu da koyamıyor, ağırına gidiyor çünkü mimlenecek. Müslüman eşittir gerici diyeceklerinden korkuyor. Kardeşim tamam birkaç 10 sene burada yaşayacaksın, sonra debelenerek öleceksin, morga götürecekler seni, toprağı eşecekler, toprağın içine koyacaklar, üstüne de kalıcı toprağı örtecekler, kalın toprak tabakasının altında kalacaksın. 10. günü mü, 15. günü mü bağırsak muhtevası ağzından çıkmaya başlıyor basıncın etkisiyle, gaz basıncı. Mesela kadında rahim dışarı atılıyor. Gözler jöle oluyor, jöle haline geliyor, toprağa akıyor, burun düşüyor. Kaç senede oluyor biliyor musun bunlar? 20 yaşında bir genç kız düşünelim. 10, 10, 10, 10, dört on senede 60 yaşında. 5 on sene hadi diyelim. Bak 20, 40 yaşına birisi için, 50, 60, 70 en fazla diyelim, 3 on sene. On seneler nasıl geçiyor biliyor musun? Bir sene gibi geçiyor. Yıldırım hızıyla geçiyor. Herkes bilir yani, yaşıyor insanlar. Şu an ben tahmini konuşuyor olsam yani inandırıcı olmaz. Ama bunu yaşayan, mesela 40-50 yaşında olan insana şimdi sorun bakın ne kadar çabuk geçmiştir süre. Onun için bu yani kaz gibi oyuna gelme ve inanma politikasından Müslüman vazgeçecek, aklını başına alacak. Haber getirdiğinde soracak. Ey fasık diyecek, ey fasık, bana bir haber getirdin Müslüman aleyhinde, bana delilini getirmezsen Allah’ın laneti üzerine olsun diyecek. Getir bana delilini diyecek. Ben gözümle görmedim, kulağımla da işitmedim, sen de görmedin, nereden çıkartın bunu diyecek. Baron dedi bana diyor baron. Kardeşim işte baron tam aradığın adam. İddia edilen Ergenekon örgütünün bir numaralı adamı. Adam kendi Batı Alman İstihbaratı’na çalıştığına dair belge var adamın. Ve ajan adam. İşte arıyorsan bunu al ve her türlü ahlaksızlık üstünde adamın ve Türkiye’deki ahlaksızlığın büyük bölümünü organize ediyor. Değil mi ve her türlü müptezelliği organize ediyor ve Türk gençliğini bozmaya çalışıyor. Dejenere etmeye çalışıyor, ahlakı yozlaştırmaya, Türk Milliyetçiliğini ve İslam anlayışını ortadan kaldırmaya çalışıyor, Türkiye’yi 20’nin üzerinde eyalete bölmeye çalışıyor. Karşı olacaksan ona karşı ol. Ona karşı olamam ya diyor, olur mu o zaman diyor. Toplumda ne olur konumumuz diyor.
Onun için öyle kitibiyoz, itin, kopuğun sözüne göre Müslüman hareket etmeyecek, aklına göre hareket edecek. Diyelim ki haber getirdi, ulan ahlaksız dersin, sen önce bir o pis ağzını bir yıka. Allah’tan kork, yarın bir gün dersin Ahirette değil mi, mezarın altında perişan olacaksın, Ahirete de gideceksin, Allah sana delil ver dese, ne diyeceksin? Kaz gibi susacaksın, cevap yok. Duydum. Ben de seninle ilgili duydum o zaman. Olur mu öyle şey? Duydum. Duydum ne demek? “Duydum”u herkes kullanmaya kalkarsa Türkiye’de kimse kimseyle görüşemez ki. Dost olamayız, değil mi? Mesela bazen geliyorlar, misafir geliyorlar. Mesela çocuğun halinden anlaşılıyor, yani kötü yolda anlıyorum halinden, üslubundan, konuşmasından, her şeyinden anlıyorum. Oturuyor beni sorguluyor. Ben de ona sakin sakin cevap veriyorum, bir bir mesela her şeyine cevap veriyorum. Ama ben onu sorgulamıyorum. Üstünden, başından akıyor, sen kimin, neyin nesisin, hırsız mısın, fahişe misin, soysuz musun demiyorum. Ben onu kafamdan diyebilirim istesem. Ve tapu gibi de delilim var ayrıca. Yani o kadar çok ki delilim, her yerinden olay oynuyor yani. Bağırıyor. Ben diyor afedersin öyleyim diyor adam yani, nerdeyse. Ama diyorum ki ben, bu Allah’ın bir kulu, yapsa bile ben bunu düzeltirim hatasını. İkna ederim, izah ederim. yüzde 100 seveyim diyorum, peşin. Tertemiz insan kabul ediyorum. Bak, bağırmasına rağmen olay bağırıyor. Çünkü hatası varsa, nedir gayri meşru bir şey yapıyorsa ikna ederim, konuşurum. Hırsızlık yapıyorsa ihtiyaçlarını karşılarız, söyleriz, vazgeçer. İkna ederim. Nefret etmem, kaçmam. Kaçılmaz Müslümandan, insandan kaçılmaz. Niye kaçayım? Yani zapt edilmez bir delildir de yani, saldırgandır, elinde silah falan ondan kaçarsın sen. Başka çözüm bulunmaz, ne yapacaksın? Deliyle deli olunmaz. Ama laf söz dinleyen bir insanı, kendini ifade edebilen bir insandan kaçılmaz. Konuşurum, eksikliklerini tespit ederim, yanlışlarını tespit ederim. Değil mi?
OKTAR BABUNA: Ki, öyle iyi olup değişen çok insan oldu Hocam sizin vesilenizle.
ADNAN OKTAR: Bak bu dev silahla Müslümanları paramparça ettiler dünyada. Ayrı ayrı bir böldüler, mezhepler olarak zaten ayrı. Tarikatlar olarak ayrı böldüler, tarikatlar içerisinde ayrıca böldüler. O bölmenin içinde de sonra kendi içlerinde birbirlerini düşman ettiler küçük küçük gruplar halinde. O küçük gruplar da şahıslar olarak birbirlerini düşman ettiler. Ve kuşku duyan, birbirinden nefret eden, korkuyla yaşayan bir toplum özlemi içerisinde şeytan bir politika uyguluyor. Bu oyuna hiç kimse gelmesin. Kardeşim dışarı çıkın, gözünü kim yerden kaldırabiliyor? Böyle şey hayat olur mu? Gözünü yerden kaldıramıyor adamlar. Bakamıyor yüzüne. Sen görüyor musun dışarıda birbirinin yüzüne bakabilen insan? Çok nadir. Selam veren birbirine, yani mümkün mü? Nerede selam vermek. Selam versen, arkasını döne döne bakar, ne oluyor falan diye böyle. Çok özür dilerim diyor, niçin, nereden icab etti diyor, değil mi? Yani merhaba diyemiyorsun. Güleryüz mesela, güleryüz göstertsen, adam bön bön bakıyor, dehşete düşüyor yani. Hatta bir de takip de ediyor, bir şey mi oldu acaba ya diyor, ajan majan mı bunlar diyor. Yani delice bir paranoya var bir kısmında. Mesela bir iltifat mümkün değil, tabii. Mesela arabası güzel olsa, desen ki araban çok güzel, adam yani çok tehlikeli bir konum meydana geliyor yani.
CİHAT GÜNDOĞDU: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, özellikle Türkiye’de bu çok rastlanan bir şey.
ADNAN OKTAR: Türkler gene dünyanın en iyi insanları yani. Türkiye Avrupa; yani Fransa, İngiltere, Almanya adamlar böyle ruh gibi geziyorlar. Annesine babasına sevgi yok, amcasına yok, dayısına yok, halasına yok, çocuğuna yok. Baba, daha 18 yaşına geliyor, kız daha 18 yaşına gelmeden, git işine işine bak diyorlar, kız çocuğunu evden gönderiyor babası. Kız kendine garsoniyer tutuyor daha. Aile ile bağlantı hemen kopuyor. Yok 18’ine gelmeden daha, daha 13 yaşında. 14 yaşında gönderiyorlar. Ne yapıyorsan yap diyor. Ne yapıyorsan yap demek nedir biliyormusun? Yani fuhuş da yap, ahlaksızlık da yap, ne yapıyorsan yap, ama git diyor. Daha iyi pişer öyle diyor. Yani böyle büyük bir bela var dünyada. Gene Türkiye’de geleneklerimiz duruyor, örfümüz duruyor, İslam dininin o güzel atmosferi, o ayakta tutuyor evet. Ama tabii ahlaksız bir ailenin yanında durulmaz. Mason bir ailenin yanında, adam aynı inancı paylaşacaksın derse, duramaz adam değil mi? Satanist bir aile olmaz, Sabetaycı bir aile olmaz. Ensest ilişkiye giren, ahlaksız bir annenin babanın yanında duramaz bir çocuk. Mafya mensubu ise, duramaz. Tabii ki kaçacak, hicret edecek. Ashab-ı Kehf ne yaptı? Ailesi ahlaksız olduğu için çocuklar kaçtılar. Bir araya geldiler. Allah övüyor Ashab-ı Kehf’i ve Mehdi (a.s.)’ye benzetiyor onu. Yani Mehdi (a.s.) talebelerinin de bu özelliği olacak anlamında, Ashab-ı Kehf diyor, Mehdi (a.s.)’nin yardımcılarıdır. Yani aynı hayat olacak anlamına geliyor. Onun için şeytani unsurlar, Müslümanlar’ı birbirlerine düşürmek için kuşku, vesvese verebilirler. Karakterli, kişilikli bir Müslüman asla bir oyuna gelmez. Hoşt köpek der, değil mi? O kadar, gönderir. Ben, Müslüman kardeşimin aleyhinde laf söyletmem diyecek. Kim olursa olsun. Ben gözümle gördüğüme inanırım, kulağımla işittiğime inanırım, sen kendi işin ile meşgul ol diyecek. Çünkü kökeninde hasetlik olabilir, kıskançlık olabilir, psikopat olabilir, cins olabilir. Şahsiyetli bir insan karaktersiz bir insanın, Allah’tan korkmayan bir insanın yönlendirmesi ile hareket edemez. Şahsiyetli olacak diyorum, inşaAllah. Bak, “Bu durumda, siz onu, iftirayı dillerinizle aktardınız.” Dilinle aktarmak, mesela bu da suçtur. İftira aktarılmaz. “Hakkında bilginiz olmayan şeyi...” hakkında bilgisi nasıl olur bir insanın?
Gözü görür, kulağı ile işitir değil mi? O bilgidir. “Bilginiz olmayan şeyi, ağzınızla söylediniz.” Olmadığı halde, böyleymiş diyor. Neye göre? Öyle duydum diyor. O da der ki, ben de seninle ilgili, ben de böyle duydum diyecek. Bu ne olur? Karşılıklıdır bu yani. İnsan isterse diyebilir, o da ondan şüphelenebilir. “Bunu kolay sandınız.” diyor Allah. Bak, Allah tel’in ediyor, kolay değil. “Oysa Allah katında, bu çok büyük bir suçtur.” diyor Allah. Çok büyük bir suç. Bakın, Allah şimdi diyor ki: “Onu işittiğiniz zaman...” şeytandan Allah’a sığınırım, “...bu konuda söz söylemek, bize yakışmaz.” Böyle iftiralar, böyle çirkin sözler bize yakışmaz. “Allah’ım, Sen Yücesin, bu büyük bir iftiradır.” Ahlaksızlıktır, “...demeniz gerekmezmiydi.” diyor Allah. Kuran’ın emri bu. “Eğer iman edenlerden iseniz” diyor tabii. İmansızsa istediğini söyleyebilir, o ayrı. “Bunun gibisine, bir daha dönmemeniz için, Allah size öğüt vermektedir.” Bir daha dönmeyin böyle bir şeye, diyor Allah. “Allah, size ayetleri açıklıyor. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” İslam’ın, Müslümanlar’ın güçsüz olmasının nedeni, ne Masonlar’dır ne ateist Siyonistler’dir, ne satanistlerdir, ne komünisterdir, ne şu, ne budur. Bizzat Müslümanlar’ın içine sokulan bu fitnedir. Müslümanlar’ı birbirine kırdırıyorlar. Sevgilerine engel koyuyorlar. Birbirlerine düşman tanıtıyorlar birbirlerini ve inanıyor buna Müslümanlar’ın çoğu. Burada bir anormallik var. Allah diyor; “kurşunla kaynatılmış binalar gibi, saf bağlayarak mücadele edenleri Allah sever” diyor. Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, Kuran’ın ipine, sakın diyor Allah ayrılıp, dağılmayın ve mümin kardeşlerinizin arası bozulduğunda, aralarını düzeltin diyor Allah, emrediyor. Bunu yapmadıkları için, şu an mesela soruyorsun birçok kişiye; İslam’ın dünya hakimiyeti için gayret edelim mi diyorsun. Kardeşim diyor, 21. yüzyılda olacak iş mi, sen ne biçim konuşuyorsun, diyor. Bırakın böyle şeyleri diyor, bu geçmiş bunlar diyor. 1400 sene önce olmuş bunlar diyor. Peki diyorsun, öbür adama gidiyorsun, mümkün mü diyorsun, yani Mehdi (a.s.) çıkacak mı, İsa (a.s.)? Yahu ne yapıyorsun sen kardeşim, diyor. Hayal mi kuruyorsun sen diyor. Peki, komünizm olur mu diyorsun, olur, niye olmasın diyor. Avrupa Birliği? O da olur diyor değil mi? Mason dünya hakimiyeti olabiliyor mu diyorsun, olmuş bile diyor, niye olmasın diyor. Peki Avanos Dağı’nın karlı zirvesi, İslam niye hakim olamıyor o zaman? Değil mi? Madem mason hakimiyeti ile bir avuç mason dünyaya hakim oluyorsa, bir avuç Müslüman niye dünyaya hakim olamıyor? Yani ne var bunun önünde engel? Masonlar, birbirlerini çok iyi koruyup kolluyorlar. Birbirine iftira atmaz, uğraşmaz, maddi, manevi desteklerler. Müslümanlarda bu olmadığı için, bak diyor Said Nursi, çok az bir kuvvet ile diyor, deccal diyor, Müslümanların şikak ve nifakını diyor, kullanarak koskoca İslam alemini esir alır, diyor. Rivayetlerden anlaşılıyor diyor, bak. Şikak ve nifakını, fitnesini, yani birbirleri ile uğraşmasını, birbirleri ile dedikodu yapmasını, kuvvet alarak diyor, birini öbürüne kırdırarak, koskoca İslam alemini diyor, az bir kuvvet ile esir alır diyor deccal diyor, ahir zamanda. İşte bu, deccalın köpek sistemini, Mehdi (a.s.) deccalın kafasını köpek kafası gibi parçalayarak ortadan kaldıracaktır. İlim ile, fen ile, sevgi ile ve muhabbet ile inşaAllah. Bu şikak ve nifakı ortadan kaldıracaktır. Bak, açık açık söylüyor Said Nursi. Bir avuç kuvvet ile esir alır diyor. Toplam, yani dünyada en fazla 100 milyon mason vardır. En fazla. Bütün dünyayı esir almış vaziyetteler. Anormal birbirlerini korur, kollarlar. Bir Müslümanın birbirlerine iftira atması çok normaldir, uğraşması. Bir masonun, mümkün değildir. Yani İngiliz Locası’ndan geldiyse adam, acayip hürmet eder yani. Pek muhterem diyor zaten, pek muhterem. Müslüman, birbirine geldi mi ne ajanlığı kalıyor, ne bilmemneliği kalıyor. İşte kimi İsrail’in emrinde, kimi Amerika’nın emrinde, kimi Suudi Arabistan’ın emrinde, yani herkes birinin emrinde olmuş oluyor, ne hikmetse. Ve buna da ördek gibi inanan bayağı adam çıkıyor. Bu oyun çözüldüğünde, o gün İslam hakim olur. İnşaAllah. Diyecekler ki: “BİZ TÜRK-İSLAM BİRLİĞİNİ İSTİYORUZ.” Ben Müslüman kardeşlerimi seviyorum, gerisine karışmasınlar. Şeytan bu lafı, Müslümanlara söyletmiyor. Bu sözü söyleyecek Müslüman. Biz diyecekler, Kuran Ahlakı’nın dünyaya hakimiyetini istiyoruz, bu kadar.
OKTAR BABUNA: Tam dediğiniz gibi Hocam, maşaAllah. Yani tam, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Mesela AKP, Ak Parti, nur gibi insanlar. MHP nur gibi insanlar. Bakıyoruz, birbirleri ile uğraşmaları için bir kısım basın körüklüyor, teşvik ediyor. Her ikisi de kale ve Türkiye’nin her ikisi de sigortasıdır. Mesela Deniz Baykal, çok muhterem bir insandır, çok efendi. Elinden yüzünden nur akar. Bakın, çok efendi bir insandır. O biraz atak yapmak istedi, böyle İslami, Kurani, manevi, milliyetçi bir atak yapmak istedi. Parti içerisindeki o komünist kafadaki bazı kokoşlar, hemen gittiler yakasına yapıştılar, ne yapıyorsun sen gibisinden. Bırakın bu insanı, bakın neler yapacak. Yani alelade bir insan değil o, Deniz Baykal, çok değerli bir insandır. Mesela bıraksalar kendi haline ve tam destek sağlansa, şahane insan. Daha adım atmadan ayaklarına sarılıyorlar. Mesela bu da ayrı bir sorun. Ama Alperenler’i ile, Ülkücüler’i ile, Saadet Partisi ile bizim milletimiz düğün salonu gibidir, evelAllah yani. Çok mübarek ve muhterem bir millettir. Her biri ayrı güzel bir gruptur. Hepsinin hedefi de aynıdır; Türk İslam-Birliği’dir. Yani bunun hiç kaçarı, kurtarırı yok Allah’ın izni ile inşaAllah. Mesela şehidimiz, Alperenler’i bize emanet verdi. Geçenlerde geldi o koç yiğitler, aslan hepsi, tertemiz, nur gibi Anadolu delikanlıları. Ne istiyorsunuz diyoruz. Türk-İslam Birliği’ni istiyoruz diyorlar. Kuran Ahlakı’nın dünyaya hakim olmasını istiyoruz diyorlar. Ülkücüler’e soruyoruz, Türk-İslam Birliği’ni istiyoruz diyorlar. AKP soruyoruz, AKP demeyeyim, Ak Parti, Türk-İslam Birliği’ni istiyoruz diyorlar. Saadet Partisi, zaten Erbakan Hocamız bu işin aşığıdır, bu konunun aşığıdır. Aynı görüşteler. Sakın ha sakın, kardeşleri birbirine düşürmeyelim. Aman ha aman. Bütün mesela burada. Kale gibiyiz. Alevi-Sünni ayırımı, bak yukarıda şimdi bir Alevi dostumuz var, üç tane. Bir anne, bir baba, bir de kızları var, çok sevimli, şeker bir kız, çok efendi. Onu da şimdi getirecektim, ama vakit olmadı. Vardır bir hayrı inşaAllah. Hocam dedi, Aleviler ile ilgili biraz konuşsanız dedi, şimdi yukarıda muhterem. Hocam dedim, biz aylardan beri anlatıyoruz, onlar bizim canımız, ciğerimiz değil mi?
Zaten ben Hz. Ali (r.a.)’nin soyundanım, inşaAllah. Seyitim inşaAllah. Aleviler, bir kere bakın, en başta diyorum, delikanlıdır. Yani yiğittirler. İslam’ın Anadolu’ya gelişinde bayraktardı onlar. Anadolu’da da İslam’ın yayılmasına çok büyük emekleri geçti, Anadolu ile bırakmadılar sadece, bastılar Avrupa’ya; Bosna’ya, ta İtalya’nın ta böğrüne kadar İslam’ı oralara yaydılar değil mi? Hacı Bektaşi Veli’nin koç yiğitleri yani inşaAllah. Osmanlı Ordusu da biliyorsunuz, Bektaşi Tarikatı’na mensuptu, Yeniçeriler. Hepsi silme Bektaşi idi yani inşaAllah. Gözlerinden cesaret, yiğitlik, delikanlılık akıyordu, inşaAllah. Aleviler bizim canımız, ciğerimiz, ruhumuzdur. Tüyüne, kılına zarar getirttirmeyiz. EvelAllah, evelAllah. Şiiler de öyle, Caferiler de öyle, Vahabiler de öyle. Biz onları öyle kıyma gibi, pastırma gibi yahut işte pırasa gibi doğramak isteyenlerin karşısında çelikten duvarız biz. Kimse bizi aşamaz Allah’ın izni ile. Böyle yamuk yumuk kafayı biz, o kafayı açar, dümdüz hale getiririz. Nur ile, sevgi ile, güzellik ile, barış ile inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Konu ile ilgili bir ayet var Hocam, okuyayım mı inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Enfal Suresi, 73: “İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.”
ADNAN OKTAR: Bak diyor ki Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. Nur Suresi, 11:“Doğrusu...” diyor, “...uydurulmuş...”, uydurma ne demek? Kafadan, hayali. “...Bir yalanla gelenler,...”, yalanla gelenler, “...sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır....”çünkü manevi makamı yükselir. Mehdi (a.s.)’ye denmedik kalmayacaktır, o yüzden Mehdi (a.s.) oluyor zaten. Çektiği çileden dolayı Mehdi (a.s.) oluyor.“...Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır...”, iftira edenlere. “...Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır.” diyor. Ahirette hesaplaşacağız, inşaAllah. “Onu işittiğiniz zaman, erkek mü’minler ile kadın mü’minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: ....”, hayırlı bir zan. Müslüman hüsn-ü zanda bulunacak. Hayırlı bir zan, hüsn-ü zan. “...Bu açıkça uydurulmuş iftiradan bir sözdür” demeleri gerekmez miydi?” diyor Allah. Farz, Allah’ın emri. “Ona karşı dört şahitle gelmeleri gerekmez miydi?...” diyor Allah. Hem de salih mümin. Gözü ile görüp, kulağı ile işitecek. “...Şahitleri getirmediklerine göre...” diyor Allah. Yapılan ahlaksızlığı anlatıyor. “...Artık onlar Allah Katında yalancıların ta kendileridir.” diyor, yalancı. Yalancı ne demek biliyor musunuz? Cehennem ehlinin diğer adıdır, tabii. “Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler, kötü kadınlara;...” böyledir kanun, Allah’ın kanunu. “...İyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kadınlara (yaraşır).” Onlarla dost olacaklar, onlara güvenecekler, kaçmayacaklar onlardan. “...Bunlar, onların demekte olduklarından uzaktırlar. Bunlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır.” Yani müminler tertemizdir diyor Allah. “...Onlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır.” diyor Cenab-ı Allah. “Namus sahibi, bir şeyden habersiz, mü'min kadınlara iftira atanlar, (zina suçu) atanlar, dünyada ve Ahirette lanetlenmişlerdir...” diyor. Müslüman kadınlara da iftira atılıyor değil mi? Çok yaygındır. Akıl almaz iftiralar atıyorlar. Allah dillerini koparsın. “Namus sahibi, bir şeyden habersiz, mü'min kadınlara iftira atanlar, (zina suçu) atanlar, dünyada ve Ahirette lanetlenmişlerdir...” diyor. Allah’ın laneti üzerlerine olsun. Allah’ın laneti üzerlerine olsun. Allah lanetlemiş zaten. Biz de lanetliyoruz. İnşaAllah. Yani dua ediyoruz Allah’ın bu lanetini yerine getirmesi için. “...Ve onlar için büyük bir azap vardır.” diyor Allah. İnşaAllah. “O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunucaklardır.” Ben demedim, etmedim şimdi burada yapıyorlar ya, Ahirette öyle bir şey yok. Böyle şakıyor, tabii dili, derisi her yeri konuşuyor.
Bitmiş program, öyle mi? MaşaAllah. Kuran’ı da öpüp şöyle yerine koyalım inşaAllah. Çünkü elimden bırakırken biraz hızlı bıraktım, o yüzden.
SUNUCU: Evet sevgili izleyenlerimiz ve dinleyenlerimiz, “Adnan Oktar’la Başbaşa” programının daha sonuna geldik. Yarın bizi 22.00 ile 24.00 saatleri arasında Çay TV ekranlarından izleyebilirsiniz. Hayırlı akşamlar.
Kuran Tefsiri
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...