ADNAN OKTAR: Cihat Hocam, ne anlatıyorsun?
CİHAT GÜNDOĞDU: Buhücrenin içindeki mitokondriyi anlatıyorduk.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hoş geldin.
SUNUCU: Hoş bulduk. Evet. Oktar Hocam, nasılsın?
OKTAR BABUNA: Elhamdülillah Hocam, çok iyiyim maşaAllah. Bu mitokondriyi anlattık Hocam inşaAllah, sizin kitaplarınızda da var. İçindeki oluşan reaksiyonlar kavrama sınırlarının ötesinde Hocam, maşaAllah. 600 tane protein görev yapıyor. Binlerce reaksiyon meydana geliyor, enerji elde edilmesi için, her bir hücrede. Bazı hücrelerden 2000 tane var. Bunu söylemiştik Allah’ın yaratma sanatı, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Cübbeli’ye soruyorlar; “evrim hakkında ne düşünüyorsun?” diyorlar. “Evrim ne ki?” diyor. Haşırt haşırt sakallarını kaşımaya başlıyor. Siz de burada evrimin olmadığını anlatıyorsunuz.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah Hocam, sizin vesilenizle inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İşte istedikleri öyle tipler yani biz öyle “evrim ne ki?” desek hiçbir sorun çıkmaz, inşaAllah. Sizleri o zaman kanal kanal gezdirirler.
OKTAR BABUNA: Allah saklasın tabii, inşaAllah. O şekilde olur.
ADNAN OKTAR: Ama evrimi işte biz böyle ezeriz dedim mi “aman” diyorlar “bize müsaade”.
OKTAR BABUNA: Zaten sizi o büyük kanala çağırmışlardı tombul Hocayla birlikte, arazi oldu bir anda, Richard Dawkins, hepsi araziye uyuyorlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tombulun kaçmasını anlıyorum da Dawkins’in nedir zoru onu anlamıyorum. Şimdi ne yapalım, ne yapalım? Taha Akyol CNN’de mi konuşuyor? Çıktı.
ADNAN OKTAR: Bugün Mehdiyet’i anlatacakmış. Şimdi bil bakalım kime cevap vermek istiyor? Ve kimden rahatsız olduğu için ve kimden tedirgin olduğu için Mehdiyet’i anlatmak istiyor? İlk sorum Beril’e, tahmin et. Bak sen halktan bir insansın, tahmin et bakalım, kime?
SUNUCU: Size.
ADNAN OKTAR: Evet, 10 puan, inşaAllah. Şimdi ne diyecek biliyor musun? “Bu bir hurafedir” diyecek. “Aman inanmayın” diyecek. “İsrail attı” diyecek. Herkesin bildiği konuları sanki yeni bir konuymuş gibi, bir de böyle tipler halkı hep cahil zannederler, yani bilgisiz zannederler, yeni bir şey üretiyor gibi öğretmeye kalkacak. Taha Bey boşa çırpınmasın. Boş yere de emek vermesin. Bizim halkımız son derece kültürlü ve bilgili. Bakın şöyle bilgi vereyim, bir, Taha Bey’e ilk şunu sormak lazım; “Kardeşim, sen Ehl-i Sünnet inancını kabul ediyor musun, etmiyor musun?” “Etmiyorum” diyor. “Tamam, şöyle bir kenara çekil”. “Şii, Caferi veyahut Alevi düşünceyi kabul ediyor musun?” “Etmiyorum” diyor. Değil mi? O zaman sen çok küçük bir marjinal grupsun, küçük, yani küçük bir marjinal inanç grubudur. Ehl-i Sünnet inancında Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafii mezhebinde Mehdi (as)’ın gelişi haktır. Bitti. Taha Akyol mezhep imamı değil. Emekli avukat. Yani herhangi bir insan. Dolayısıyla biz Ehl-i Sünnet alimlerine tabiyiz. Bütün Türkiye Ehl-i Sünnet inancındadır. Ve Alevi de kardeşlerimiz vardır. Onlar da aynı şekilde bu Mehdiyet inancı içindedirler. Hepsinde Mehdiyet haktır. Şiilikte, Caferilikte, Sünni inançta hepsinde haktır. Dolayısıyla “ben böyle düşünmüyorum” diyebilir. O CNN’nin içinde çalışan belki küçük bir grup vardır. Kendisi vardır, efendim Aydın Bey olabilir belki, Ertuğrul Bey olabilir belki, bu görüşte olan, Oktay Bey olabilir, köşesinde. Yani toplam hadi çıksın çıksın da bir 100-150 kişi falan, diğer gazetelerde falan da olduğunu düşünelim, bu kadardır. Bütün bizim milletimiz hasretle heyecanla Mehdi (as)’ı bekliyor. Ve Türk İslam Birliği’nin oluşmasını bekliyor. Şimdi ben ona güzel güzel anlatacağım. O da CNN’de güzel güzel cevaplandırsın benim anlattıklarımı. Eğer cevaplandırmazsa anlattıkları boşa gider. Değil mi? Bir kere halkımız ona sorsunlar, eğer samimiyse, dürüstse bizim bu sorumuza cevap verecek. Ehl-i sünnet inancında mı? Buna bir cevap verecek. Şii veya Caferi mi? Veyahut Alevi düşüncede mi? Buna cevap verecek. Bunların hiçbirinde değilse, marjinal ve küçük bir grupta olduğunu kabul edecek. Ondan sonra konuşmaya başlayacak, bir. Çünkü bütün dünyadaki Müslümanlar ya Ehl-i Sünnet inancındadır ya da Alevi inançtadır, yani Şii inançtadır. Başka da bir şey yok. Çok küçük bir bölümü başka türlü düşünür. Bir, onu önce şerh edecek. İkincisi, Buhari, Müslim, İbn-i Mace, Süneni Nesei, Süneni Davud gibi sahih Hadis kitaplarının tamamında Mehdiyet’ten bahsedilir. Ve çok kapsamlı anlatılır. Bir kere bu konuda da mutabık olacağız. Bir de Ehl-i Sünnet alimlerinden Mehdiyet’i reddeden hiçbir alim yok. Tamamı Mehdiyet’i savunur. Ayrıca Mehdiyet’in bütün alametleri çıktı. Mehdiyet gerçek olarak tahakkuk etti. Yani “olacak mı?”, “acaba doğru mu?” diyeceğimiz durum kalmadı. Yani bunu diyebilecek insan kalmadı. Çünkü olayların tamamı tahakkuk etti, birebir. Onun için bu konuda da boş yere çırpınmasına gerek yok.
Efendim, Bediüzzaman Said Nursi, Mehdiyet’i çok kapsamlı anlatmıştır. Bediüzzaman’ı çürütmeye kalktılar. Cübbeli’nin kanalıyla da şüpheli hale getirmeye kalktılar. Baktı ki Cübbeli büyük bir dağa çarptı. Hemen alnının üzerine yere yattı ve özür diledi. Değil mi? “Özür dilerim” dedi. “Büyük Ehl-i Sünnet alimiymiş, ben bilmemişim” dedi. Böylece hem de özelliklerini de bize göstermiş oldu. Çünkü “Ehl-i Sünnet alimiyim” diyor. Böyle büyük bir Türkiye’de çığır açmış Ehl-i Sünnet alimini tanımıyor. Bu nasıl alim oluyor bu, değil mi? Yani şimdi Buhari’yi bilmeyen bir insan, alim diyebilir miyiz? Müslim’i bilmeyen bir insana alim diyebilir miyiz biz?
OKTAR BABUNA: Diyemeyiz tabii.
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman’ı bilmeyene alim diyebiliyor muyuz? “Bilmiyorum” diyor. Yani çağa damgasını vurmuş büyük müceddid, müçtehid için “bilmiyorum” diyor. “Şimdi anladım” diyor, “okudum, anladım, büyük alimmiş” diyor. Bundan sonra alim olmaya çalışacaksın demek ki. Şu ana kadar alim değilmişsin, tabii, alimcik.
CİHAT GÜNDOĞDU: Sonrasında rüyasına da girebiliyor.
ADNAN OKTAR: Evliyalığa da bir kapı açmış. Bediüzzaman neredeyse onunla böyle, yalvarıyor rüyasında, “beni kabul et” diyor. Bu da lütfenlikle kabul etmiş oluyor. Bir de Nur talebesi kardeşlerimizin bir kısmı da sevindiler, “Cübbeli kabul etti Bediüzzaman’ı. Ehl-i Sünnet alimi olduğunu kabul etti.” Kardeşim kabul etmese ne olur yani? Cübbeli yani, bilinen bir insan. Kabul etmese ne olur? Yani bu sevince ne gerek var Cübbeli kabul etti diye? Buna da ne gerek var? Değil mi? O aradan dereden evliyalığını ortaya koymaya kalktı. Bediüzzaman gibi bir insan rüyada buna adeta kendisini kabul etmesi için ısrar ediyor. Bu da lütfenlikle kabul ediyor, rüyada, acayip.
Şimdi biraz ara verelim.
SUNUCU: Tekrar yayınımıza hoşgeldiniz.
ADNAN OKTAR: Bir kısım insanların yüzünde şaki görünüm olur, bir kısım da said görünümlü olur. Mesela bak seni sevmemin sebebi, senin yüzünde said ifadesi var. Yani efendi, mazlum bir görünümü var. Böyle insanlardan zarar gelmez. Hani ufak tefek insani hataları olur ama bu insandan zarar gelmez. Mesela bu sevimlinin de yüzünde çok insancıl, nurani bir ifade var. Ve dinlendirici, pozitif elektrik saçıyor. Bu çok önemlidir. Ama bazı insanlar yani ne kadar kibarlaşırsa kibarlaşsın hortlağın kibarlaşması gibidir. Daha da ürkütücü oluyorlar, böyle at hırsızı gibi, bela akıyor üstünden başından. Belli ki bir şey çıkacak yani. Allah öyle insanlara bir içgüdü koymuştur. İnsan hisseder. Ve korunmasını sağlar hatta halk arasında ona altıncı duyu derler. Altıncı hissim kuvvetli derler. Bellidir yani. Kuran’da da ayet var, Cenab-ı Allah diyor; “ben istersem sen onları simalarından tanırsın” diyor. “Onların bozuk konuşmalarından da anlarsın,” diyor. Zırvalama tarzında olur onların konuşması samimiyetsiz olduğu için. Samimiyetsizlikten mecburen zırvalama olur. Adamın bir dediği bir dediğini tutmaz, yani çok dengesiz olur üslubu. Ama tabii düzgün de konuşabilir ama tutmaz derken yani samimiyetsizdir. Asıl olan budur. Samimiyetsiz konuşur. Samimi konuşma hemen hissedilir.
Oktar Hocam, sen bana bir haber gösteriyordun. Nedir o?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam, inşaAllah. Bu Habervaktim internet sitesinde çıkmış bir haber inşaAllah. “BAV Üyelerine 1.000.000 TL Şantaj” haberin başlığı. “BAV üyelerine gizli tanıkla şantaj yapmaya çalışanlara yönelik polis operasyonunun ayrıntıları belli oldu. 5 şüphelinin BAV mensuplarından 1.000.000 TL talep ettiklerini, paranın verilmemesi halinde ise “yeni gizli tanıklar oluştururuz” diyerek kendilerini tehdit ettiklerini belirledi. Adnan Oktar’ın fahri başkanı olduğu Bilim Araştırma Vakfı (BAV) üyelerinin şikayeti üzerine 5 kişi hakkında şantaj suçlamasıyla savcılık tarafından soruşturma başlatılmıştı. BAV üyeleri; N.Y., K.Y., İ.U., T.U.M. ve C.M. isimli 5 kişi hakkında savcılığa verdikleri şikayet dilekçesinde bu kişilerin BAV mensupları aleyhinde iftira eden gizli tanıklar oluşturduklarını, bu tanıkların vermiş oldukları iftira ifadelerinin geri çekilmesi karşılığında BAV mensuplarından 1.000.000 TL talep ettiklerini, paranın verilmemesi hakkında ise “yeni gizli tanıklar oluştururuz” diyerek kendilerini tehdit ettiklerini belirttiler. Olayı soruşturan emniyet birimleri BAV üyelerinin şikayet ettiği kişilerden üçünü tehdit ve şantaj suçlarından gözaltına alındılar. N.Y., T.U.M. ve C.M. emniyette sorgulanırken, olayı yönlendiren şahıs olduğu söylenen İ.U. ile N.Y.’nin kızı olan K.Y. tüm aramalara rağmen bulunamadı. Bunun üzerine her ikisi hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Bulunamayan kişilerden İ.U.’nun uyuşturucu kullanmaktan sabıkası olduğu K.Y.’nin ise bir süre önce İngiltere’ye geçtiği öğrenildi. Polisin zanlıların el konan bilgisayarlarında inceleme yaptıracağı belirtildi. Emniyet’in söz konusu kişilere yönelik soruşturmasının devam ettiği belirtildi.”
ADNAN OKTAR: Hangi internet sitesi bu?
OKTAR BABUNA: Habervaktim.com internet sitesi, Vakit gazetesinin internet sitesi.
ADNAN OKTAR: Habervaktim.com. Tamam, peki, demek böyle olaylar oluyor?
ADNAN OKTAR: Evet. Allah hidayet versin, Allah akıllarını açsın, doğru yolu göstersin, değil mi? Bir hayır vardır, her şeyde bir hayır vardır. Allah böyle insanları karşımıza çıkarıyorsa onda da bir hikmet vardır inşaAllah. Ama iyileri Allah korur, daima korur inşaAllah. Böyle bir Allah’ın kanunu vardır.
Şimdi, benim aklım yine Taha Akyol’a gitti. Kardeşim rahat yazını yazıyorsun, işinde gücündesin. Niye panik oluyorsun Hz. Mehdi (as) çıkacak diye? Yani her yerde birçok insan ben Hz. Mehdi (as)’ım diye çıkıyor, ben şefkat duyuyorum. Tedirgin de olmuyorum, rahatsız da olmuyorum. Sadece uyarıyorum, günahtır yapmayın diyorum bu yaptığınız. Pakistan’da var, Hindistan’da var Hz. Mehdi (as) adayları. Aday değil Hz. Mehdi (as)’ım diyor adam, alenen söylüyor. Bütün bunlardan rahatsız olmadın da benim bir avuç arkadaşım var, yani toplam 200-300 kişiyi ancak bulur. Kardeşim Avrupa tedirgin, Türkiye’de ki malum şahıslar tedirgin. Avrupa’da sırf bununla ilgili en az bin tane gazete haberi çıkmıştır. Değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Bir de biz ispatlı söylüyoruz. Ne var? Diyoruz; “bir on yıl bekleyin.” Bak yalancı olduğum ortaya çıkacak on yıl sonra inşaAllah. Sakin olsunlar, bir şey yok. Bu kadar panik olacak ne var? Ne güzel kurtulacaklar yani. Ama benim dediğim doğruysa, o zaman tabii durumlarını düşünemiyorum.
OKTAR BABUNA: Zaten onları o korkutuyor bu kadar Allah-u alem.
ADNAN OKTAR: Korkacakları ne var? Onlara şefkat gösterilecek, sevgi gösterilecek İslam hakim olduğunda. Yani korunup kollanacaklar. Taha Akyol’a kimse saygıda kusur etmez ki böyle bir şeyde. Hayır, bu fikirde de kalabilir ayrıca, kimse bir şey demez. Ertuğrul Özkök’e de kimse bir şey demez, yine saygı duyulur bir şey olmaz. Aydın Bey de yine öyle kasılarak gezer, rahat rahat. Kasılarak demeyeyim de yani düzgün bir şekilde gezer, inşaAllah. Dolayısıyla bu kadar tedirgin olmaya gerek yok. Bir de millet Hz. Mehdi (as)’ı Taha Akyol’dan öğreniyorsa o zaman çok acayip bir durum vardır. Biz kimden öğreniriz, biliyor musunuz? Ehl-i Sünnet alimlerinden öğreniriz. Yani kaynağından öğreniriz. Kaynağı varken biz Taha Akyol’dan niye öğrenelim? Bu yani halkın bazen cahil olduğunu düşünen kesimler kendi kafalarına göre arada sırada halkı aydınlatmak isterler. Bizim halkımız bu konuda çoktan aydınlandı. Taha Akyol biraz geç kaldı. Bunu kaç sene önce anlatması gerekiyordu, biliyor musunuz? En az 30 sene önce anlatması gerekiyordu ki yine fark etmezdi, yine çok etkili olacaktı. Şimdi bak bugün bunu anlatmaya mecbur. Anlatacak, insanlar daha merak edecekler daha çok Hz. Mehdi (as)’ı öğrenecekler. Cübbeli’yi çıkarttılar, onunla halletmeye kalktılar, buldozer gibi ezdim geçtim. Bak Taha Akyol’u çıkarıyorlar, onu da ezerim buldozer gibi. Boşa çırpınmasınlar, sakin olsunlar, heyecanlanacak bir şey de yok. Üstelik internetten yayın yapıyoruz naçizane, bir şey yok. Yalnız 92.000 kişi girdi dün. Nedir bu? MaşaAllah. Hayrettir.
SUNUCU 1: MaşaAllah, daha çok artar inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 25.000-30.000 arasında değişiyordu normalde, arttı, arttı, arttı. Geçenlerde 75.000 oldu, “acaba yanlışlık mı var” dedik. Hatta kontrol ettirdik, 4 milyara adam tuttuk bir yanlışlık varsa tespit edelim diye. Hakikaten öyleymiş, doğru.
SUNUCU 1: MaşaAllah, bilinçleniyor insanlar. Size çok güzel bir soru yakalamıştım onu sorayım. İstanbul’dan Kerem Hürkan diye bir dinleyicimiz sormuş. “Sayın Hocam bazı arkadaşlarıma İslam’ı anlattığımda ve onları Kuran ahlakını yaşamaya davet ettiğimde bana “gücümüz yetmiyor” diye cevap verdiler. Dindar olurlarsa çevrelerini kaybedeceklerini, çalışma hayatlarından taviz vermeleri gerekeceğini, ancak kendilerinin bu zorluklara sabredecek bir güce sahip olmadıklarını söylediler. “Hiçbir nefse gücünün kaldırabileceği dışında bir yük yüklemeyiz” ayetini delil olarak gösterdiler. Hocam bu mazereti öne sürenlere nasıl cevap vermem gerektiğini bana anlatır mısınız?”
ADNAN OKTAR: Hz. Hızır (as) gibi olacaklar, eğer zorlanıyorlarsa. Ben mesela çok aleniydim. Akademi’ye gitmiştim, göğsümü gere gere, o zamanlar sakal ta göbeğimdeydi. Böyle saçım da daha uzundu. Son derece rahattım. Açık, aleni, böyle bağıra bağıra İslam’ı tebliğ ediyordum, dini tebliğ ediyordum. Onlar da bana bağıra bağıra bana öldüreceklerini söylüyorlardı devam edersem. Bir böyle model vardır, bir ikinci model daha vardır. Bu biraz zordur tabii, bunu pek yapamayacaklar herhalde de. İkinci model Hz. Hızır (as)’ın modelidir. Mesela Hz. Hızır (as) Firavun’un sarayında Hz. Musa (as) ile beraber yaşamıştır, gizlice. Kuran’da da bahsi geçer, “bir şahıs koşarak geldi” diyor, haber veriyor. Meçhul bir şahıstan bahseder, ama tam mümin, muttaki bir insandan bahseder. Sarayın içinde gizli ve tam bir Müslüman üslubuyla konuşuyor, Kuran’da uzun uzun anlatıyor. Mesela Peygamberimiz (sav), Hira mağarasına saklandığında da Hz. Hızır (as) oradaydı. Mesela bak bir bilgi, pek bilinen bir bilgi değildir, bilinen bir bilgi değildir, evet, Hz. Hızır (as) oradaydı. Koyu dindar olacaklar ama çok çok koyu dindar, fakat hiç belli etmeyecekler. Namazlarını gizli kılacaklar, namazı kolay gizlemek, yani eğer dua eder sebebe sarılırlarsa onu yapabilirler. Allah’tan bahsetmek şart değil ki, bir şeyin harika yönünü anlatabilirler. Adam düşünür yani bunu tesadüfen bir şey yapamaz der, ancak Allah yaratabilir der. İnsanları düşünmeye de itebilirler. Ama makbul olan tabii Resulullah (sav) gibi göğsünü gere gere, açık açık İslam’ı tebliğ etmektir. Çünkü Müslümanın ana vasıflarından bir tanesi de; belasını arar. Değil mi? Ben geçen günlerde de söyledim. “Hocam” diyorlar “Hz. Mehdi (as) talebesi nasıl olunur?” İlk şartı, diyecek ki adam; “ben belamı arıyorum” diyecek, “selamun aleyküm” diyecek. Öyle olursa olur. Sabah erken Peygamberimiz (sav) savunma savaşı yapılıyor, Müslümanlara saldırmışlar, çocukları şehit etmişler, hanımları şehit etmişler. Adamlar diyor ki; “sabah devam edeceğiz kıtala” diyor. “Müslümanları doğrayacağız, şehit edeceğiz” diyorlar. Şimdi Peygamber (sav) söylüyor, “hadi” diyor. Peygamber (s.a.v)’e ölüm baygınlığı geçiriyor gibi bakanlar var böyle. Diyor ki ayette; “bile bile sen onları ölüme sürüklüyormuşsun gibi sana bakıyorlar” diyor. Ben savaşmayı bilmiyorum. Bilsem gerçekten gelirim Ya Resulullah” diyor. Allah “yalan söylüyorlar, biliyorlar” diyor. Bir kısmı da diyor ki; “evim açık, ağabeyim geldi” diyor yahut “teyzem geldi, halalarım geldi” diyor, “Şam’dan misafir geldiler, onları karşılamaya gideceğim” diyor. Savaş var, adam da Şam’dan gelen akrabalarının peşinde yani. Allah diyor ki; “evleri açık değildi, yalan söylüyorlardı” diyor. Sadece kaçmak istiyor, o kadar. Keyfinin peşinde. Allah kendi yolunda ilerleyenlere, Allah yolunu açıyor. Kuran ayeti vardır, bir mucizedir bu. Bakın benim başıma gelenler dünyada kimsenin başına gelmemiş olabilir bu yüzyılda. Benim karşılaştığım iftiralar, hakaretler, baskılar. Çünkü bilmiyor halk benim nelerle karşılaştığımı. Sadece bu yüzünü görüyorlar. Binlerce düşmanım var, milyonlarca da dostum var. Yani dava üstüne dava açılıyor, olaylar üstüne, iftira atan atana, oyun oynayan oynayana. Biz hepsiyle mücadele ediyoruz. Yani Allah’a inanmasak, dine inanmasak adamlar uğraşır mı? Kim kiminle uğraşır? Sevap kazanmak istiyorlarsa böyle. Ama az sevapla Müslüman olmak istiyorum diyorsa, bu da olur ama Allah kabul etmeyebilir, onu söyleyeyim. Yani biraz zorluğa katlanacak. Allah mutlaka korur. Diyor ki kardeşimiz orada; “Allah dayanamayacağı yükü yüklemez” diyor. Bakayım, orada sen daha karşılaşmadın ki onunla. Yani muhtemelen karşılaşırsan ve dayanamayacağın bir şey olursa “Allah yapmaz” diyor. Sen zaten böyle bir olayla karşılaşmazsın. Beni akıl hastanesine koydular. Bir insanın kabusudur bu yani. Bunun üstüne daha bir kabus yoktur. Üstelik akıl hastanesinde adam öldürmüş akıl hastalarının olduğu bölüme koydular. Bak, akıl hastanesinde akıl hastası olduğu için, sürekli seri katil adam öldürüyor, onların bulunduğu bölüme koydular. Tabii herhalde bana faydası olsun diye koydular anladığım kadarıyla. Sebeplenecektik herhalde anladığım kadarıyla. Orada bize de bir nasip çıkacaktı herhalde, olumsuz bir nasip. Artık kavga mı olacaktı, gürültü mü olacaktı, kim vurduya mı gidecektik veyahut onlardan korkup, çekineceğimi mi düşündüler. Veyahut içinden öyle geldi de cehaletinden geldi de mi öyle yaptı, onu da bilemiyoruz tabii. Temiz hava alsın diye, belki bahçeliydi orası. İyi niyetle de koymuş olabilirler belki, değil mi?
OKTAR BABUNA: Ama herkes farkındaydı Hocam. O dönem Tıp Fakültesi’ndeki doktorlar da, herkes biliyordu.
SUNUCU 2: Tam bir sınav olmuş.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah. Ben temiz hava almam için koymuş olabilirler diye düşünüyorum. Çamurlu bir arazisi vardı. Böyle bataklık gibi çamur, sırf toz, toprak içinde. Akıl hastaları koşuşturuyorlardı. Kıyafet yok üstlerinde falan. Kimi kafasını duvarlara vuruyor, kimi şey yapıyor. Büyük bölümü sivildi zaten, öyle geziyorlardı. “Buyur Hocam” dediler. “Yeni mekanın hayırlı, uğurlu olsun” dediler. Biz grand tuvalet oraya geçtik. Bayağı da kaldık yani, inşaAllah. Mesela normalde oradaki hastalar koşuşturuyor, hatta evine gidiyor adamlar, evine bile bırakıyorlardı. Bir de bize ekstradan zincir de vurdular ayağıma. O ne hikmetse.
Resim mi göstereceksin?
OKTAR BABUNA: Eğer uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR: Göster bakalım. Bak ufak bir sahne. İşte 14A benim kaldığım yer. Bizim lüks mekanımız. Burada yine vatandaşlar giyinikler. Normalde şu tarzda oluyor adamlar ve deli yani. Ne yaptığını bilmiyor. Oradan oraya saldırıyor, oradan oraya. Hemşireler bağıra bağıra kaçışıyorlar korkudan. Doktor adam, bayıldı adam olayın şiddetinden, oraya geldi. Yeni gelmiş doktor, dayanamadı adam. Biz orada evvelAllah aslanlar gibi “Yahudilik Masonluk” kitabının ikinci cildinin tashihini yapmıştım ben orada.
SUNUCU 2: Görüntüsü bile gerçekten insanı ürkütüyor.
SUNUCU 1: İnsanlar da çok da pis ama.
ADNAN OKTAR: Bu yataklarda 3 tane, 4 tane bir arada yatıyorlar. Bazen ölen oluyordu, bozuluyor ölüsü, ondan sonra anlaşılıyor. Mesela dört gün sonra, beş gün sonra anlaşılıyor. Üstleri kapalı olduğu için battaniyeyle. Hiç kıpırdamadan yatıyorlar ilaç aldıkları için.
SUNUCU 2: Böyle şeyler sadece filmlerde olur gibi geliyor insanlara ama gerçek.
OKTAR BABUNA: Yerlerde yatıyorlardı Hocam. Bu şekilde fotoğrafları da var.
ADNAN OKTAR: Evet normalde bahçe de zaten bu tarzdaydı. İşte benim gezindiğim, açık hava aldığım yer de burası. Ama burada yine nezaketli, elbiseleriyle falan. Normalde güneşleniyorlar böyle. Kıyafet falan pek olmuyor. Beni doktor zannediyorlardı orada. “Doktor bey, Doktor Bey” diye. Annem meyve getiriyordu paketle. Paket tabii yolda giderken bir anda kağıtlar mağıtlar, karmakarışık oluyordu. Akıl hastası olduğu için tabii anlamıyor. Kızamazsın da. İnsan acıyor tabii, şefkat duyuyor. Bir şey denecek gibi değil inşaAllah. Kardeşim şimdi mesela Allah, “dayanamayacağı yük yüklemez” diyor. Ben burada son derece rahattım. İmanla ilgili bir şeydir bu yani. İnançla ilgili bir şeydir. Sağlamsa insanın imanı, ki inşaAllah sağlamdır imanım Allah Katında çünkü benim imanımın sağlam olduğuna kanaatim var ama Allah’ın takdiri önemlidir. Bak bugünlere kadar geldim. Bilmiyorum ben de bir anormallik görüyor musun? EvvelAllah aslan gibiyiz. Oraya akıllı giren deli çıkar. Olan aklı da gider yani.
OKTAR BABUNA: Bir saat bile durulacak bir ortam değil Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir de burada yoğun bir koku oluyor ayrıca. Adamlarda yıkanma, mıkanma diye bir olay yok. Doğal ihtiyaçlarını da bilmiyorlar. 10 ay kaldım, 10 ay. 10 ay. 10 ayın sonunda Yıldırım Aktuna’nın mekanına götürdüler. Öp bakalım dediler Yıldırım Aktuna’nın elini. Ben de öpmek istemedim. Elini böyle kaldırdı.
OKTAR BABUNA: Göstereyim mi?
ADNAN OKTAR: Bak havalandırdı. Böyle hiç el öpme gördünüz mü siz böyle? Zorla getirdi, yüzüme getirdi elini.
SUNUCU 2: Neden peki?
ADNAN OKTAR: Hizaya gelmiş oluyorum, şey pardon, tedavi olmuş oluyorum. Tedavi olmuş oluyoruz yani evet. Biz böyle tedavi ederiz işte hani ve hizaya geldin güzel, iyi. Tedavi iyi netice verdi, yani onu demek istiyorlar özetle, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Yalnız Hocam çıktığınız haliniz o kadar sağlıklı ve yakışıklı ki maşaAllah, pırıl pırıl. Onları bayağı, bir kısım insanları şey etmiş olabilir o, o dönemde.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah. Bak diyor ki Yıldırım Aktuna gazetede; “bundan sonra daha dikkatli davran” diye tavsiye bulundu diyor. Bakın, “bundan sonra daha dikkatli davran.” Yani daha ne desin. Yani dikkatli davran. Şu ana kadar dikkatli davranmadın, bundan sonra dikkatli davran. Bu bir ön tedavi. Gerekirse tedavin de devam eder. Zaten dedi bana, “ömür boyu da çıkartmayabilirim seni” dedi.
SUNUCU 2: İnce bir dokundurma olmuş orada.
ADNAN OKTAR: Tabii. “Sen bu faaliyetleri bırakacaksın. Bu kadar yani özetle bunu söylüyorum” dedi. “Benimde üstümde güçler var, ben yalnız bir insan değilim” dedi. Yani Bakan’ı kastetmedi. Başka bir şeyi kastetti de ben tam anlamadım yani. Yıldırım Aktuna tabii bunu demekle bir mesaj vermiş oluyor. “Eğer bu faaliyetlerine devam edersen” dedi, bak hastalıkla ilgili muhabbet yok zaten, konuşma yok. Hastalık köşede. “Senin faaliyetlerinden biz çok rahatsızız” dedi. “Başörtülü kızlar gelmeyecek buraya” dedi, hastaneye. Arkadaşlarım için, ondan sonra onlar da gelmiyordu hastaneye. Yahut geldiklerinde ben telefon ediyormuş gibi yapıp konuşuyordum. Postaneye gitmiş, telefon ediyormuş gibi yapıyordum. Çok nadir beni bırakıyorlardı dışarıya. Hastanenin bahçesine bırakıyorlardı. Onu da anladılar, ona da müsaade etmediler. Bu sefer tamamen kapattılar. Benim arkadaşlarım pencereye tırmanıp pusula getiriyorlardı. Yani dışarıda ne yaptıklarını, ne ettiklerini bildirmek için. Ben de onlara yazıp, pencereden aşağı atıyordum. Öyle bağlantımız devam ediyordu. Bunu kim yapıyordu, kim yaratıyordu? Allah yaratıyordu. Anlı, şanlı olsun diye yaratıyor Allah. Güzellik olsun diye yaratıyor. Yapmayabilir de Allah. Çok orijinal bir durum. Benim akıl hastanesinde ne işim var? Bütün doktorlar, akıl hastası olmadığımı hepsi biliyorlardı. Bakın hatta bir örnek vereyim de anlayın. Artık bu söylenmez ama. Bir tanıdık doktor vardı orada. “Doktor arkadaşlar seninle görüşmek istiyorlar” dedi. Bir odaya girdim, çaka çaka doktor dolu. Hepsi birden ayağa kalktılar, doktorların hepsi birden. Yani ben akıl hastasına ayağa kalkıldığını bilmiyorum. Yani gayet nezaketiyle konuştular, “Hocam nasılsınız, ne yapıyorsunuz?” dediler. Ben faaliyetlerimi anlattım, kitaplarımdan, şundan, bundan, yani hepsi biliyorlardı. Ama 10 ay kaldık. Onun için o kardeşimize bilmiyorum cevap oluyor mu yani? Hapishane fasıllarını söylemiyorum. Ondan sonra, polisteki maceralarımızı söylemiyorum. Poliste yapılan işkenceleri söylemiyorum. Tabii, bak evvelAllah, değil mi? Aslan gibi karşılarındayız yine.
OKTAR BABUNA: Doktorlar akın akın sizi görmeye geliyorlardı. Sonra doktorlarla görüşmenizi yasaklamışlardı, asıl. Bir hastanın doktorla görüşmesinin yasaklanması, böyle bir şey tarihte ilk defa oluyor o şekilde.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam da gelmişti. Ekip olarak, bunlar öğrenciydiler o zaman. Akıl hastaları ile görüşsünler diye bunları getiriyorlardı. Hemen hemen hepsine Yahudilik ve Masonluk kitabım vardı o zaman, Darwinizm ile ilgili de içinde kitap var. O kitapları dağıttım, tebliğ yaptım, çok etkilendiler. Gittiler, tabii hemen namım yayılmış okulda. Öğrencilerin benimle görüşmesini yasakladılar, etkiliyor diye. Öğrencileri hemşire odasına dolduruyorlardı benimle görüştürmemek için. Hastaların yanına bırakmıyorlar ki ben görüşürüm diye. Ben de direkt gittim odalarına , “Selamun aleyküm, ben akıl hastasıyım” dedim. “Siz buraya şeye gelmediniz mi?” dedim. “Tecrübenizi, bilginizi artırmaya gelmediniz mi?” dedim. “Ben paranoid şizofrenim, akıl hastasıyım. Tam tipik bir vakayım. Beni incelemeden niye gidiyorsunuz siz?” dedim. Böyle dondu kaldılar. Hipnotize olmuş gibi bakıyorlar. Yani “bütün akıl hastalığı alametleri var bende” dedim. Anladılar espri yaptığımı o zaman. Biraz sohbet ettik, konuştuk. Bu sefer hiç binaya sokmamaya başladılar. Hiç gelmemeye başladılar. Anladılar yani benim eninde sonunda bulacağımı. Sonra da Yıldırım Aktuna hışımla geldi. Hepimizi sıraya dizdi böyle. Hemşireler, doktorlar, hepimiz hazır oldayız, içtima vaziyetinde. O da karşımıza geçti. Bir yürüyor ileri, geri geliyor. Hani var ya böyle filmlerde falan olur. Eli arkada falan. “Bak ben sana söyledim, kimseyle görüşmeyeceksin dedim, sen daha hala görüşmeye devam ediyorsun” dedi. Bundan sonra hemşerilerle de görüşmeyeceksin dedi, doktorlarla da görüşmeyeceksin” dedi. “Çok özür dilerim” dedim, hazır olda, “kiminle görüşeyim ben?” dedim. “Akıl hastalarıyla görüşeceksin” dedi. “Sadece onlarla görüşeceksin.” Adamlar, zaten ağzından cümle çıkmıyor ki adamın. Yani homurtular çıkıyor, garip sesler çıkartıyor, bilmiyor. Kimi kendisinin işte ne biliyim uzayda olduğunu söylüyor, böyle garip yani adamların şuuru tamamen kapalı. “Ben onlarla” dedim, “onların şuuru kapalı nasıl konuşayım onlarla dedim.” “O zaman hücrene çekil, orada tefekkür et. Ben buraya niye geldim diye bir düşün” dedi. Zaten bak orada da diyor değil mi? Ne diyor? “Bundan sonra daha dikkatli davran” diyor. Sanki arabaya çarptık yani yolda yürürken. Dikkatli davran. Benim bildiğim bilmeden trafik kazası falan yaparsın, bundan sonra daha dikkatli davran diye ona derler.
Çok ısrar ettiler gazeteciler falan. Yani “öp elini” dediler. Ben “Niye öpeyim? El öpecek bir şey yok” dedim. “Bak çok ayıp yapıyorsun” dediler. “Niye ayıp olsun?” dedim. O zaman, o arada zorla elini kaldırdı böyle yukarıya doğru, yüzüme doğru. O anda da gazeteciler resmimi çektiler. Yine de öpmedim, bak sakalıma değdirdi elimi. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Öğrencilerin Hocam hiçbiri normalde oraya gitmiyorlar. Rotasyon var ama son sene kimse gitmiyor. Gitmeden de devam ediyorlardı, geldi diye. Sırf Hocamızı görmek için herkes, her gün Bakırköy’e gidiyordu. Normalde hiçbir öğrenci gitmez Hocam o hastaneye ve gitmeden de devam veriyorlar yani normalde. MaşaAllah, herkes sizi görmeye geliyordu Hocam. Solcusu, komünisti.
ADNAN OKTAR: Ama acayip sevimli tipler geliyordu, küçük kedi gibi. Beyaz gömleklerle doluşuyorlardı. Benim böyle güzel bir odam vardı. Banyodan bozma yani. Kapısı da kovboy kapısı gibi üstünden de görünüyor, alttan da görünüyor. Açık. Zaten ittin mi giriliyor böyle. Öyle orijinal bir odaydı. Duvarlar falan dökük.
SUNUCU 2: Hücre miydi peki? Yoksa bir toplu yerde mi kalınıyordu?
ADNAN OKTAR: Bu toplu yerin içerisinde küçük ve ayrı bir hücre vardı. Şeyin içerisinde içeri doğru giden bir çıkıntı. Bina çıkıntısı. Orada tahtadan bir kapısı vardı ama kapı değil, ittin mi açılıyor zaten, öyle bir konu yok. Duvarlarda dev delikler. Yani detay vermeyeyim de şimdi. Her şey vardı yani aşağı yukarı. Zaten şu kadar bir şey oda dediğim şey. Şu kaldığımız yer kadar. Toplam 6 metrekare falandı. 7 metrekare falandır en fazla. Yani küçük bir şey. Bir somya vardı II. Dünya Harbi’nden kalma somyalar var ya, bir ondan vardı, bir de küçük alüminyum gibi bir şeyden, küçük bir masa gibi bir şey vardı, o kadar. Yani hücremiz baktın mı görünüyor zaten üstten. inşaAllah. Kardeşim şimdi biz burada Allah’a şükrettiğimize göre, ibadetlerimize devam ettiğimize göre kardeşlerimizin de o ruh içerisinde olması gerekir. Ama “illaki” diyorlarsa, tamamen terk etmektense, Allah esirgesin, derin bir imanla çok gizli yaşayabilirler, gizleyecek şekilde. İmanını gizleyen insanlar vardır. O şekilde de olabilir inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam siz kaldı ki yani, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, sizin başladığınız dönemden sizin vesilenizle öyle bir noktaya geldi ki, İslamiyet kesin zafer kazandı maşaAllah şimdi. Yani Darwinizm ezildi, ateizm ezildi. O dönemle alakası yok bugünkü dönemin, maşaAllah sizin vesilenizle.
ADNAN OKTAR: Şimdi Taha Akyol’dan bana naklen yayın yapın. Her dediğine cevap vereceğim buradan. Anlaşıldı mı, her doğru söylemediğinin doğrusunu söyleyeceğim. Kaçtaymış program bana bir bildirsinler. Taha Akyol’un programı. Hayır, cesaretine şaşıyorum. İlmi düzeyi belirli. Hukuk bilgisi tamam vardır da onun. Ama hiç alanı olmayan bir konu yani.
OKTAR BABUNA: Şimdi başlamış Hocam inşaAllah, şu an.
ADNAN OKTAR: Şimdi bana o zaman ara ara bilgi versinler inşaAllah. Hepsini cevaplandıracağım, tek tek. Yarın da cevaplandıracağım. Bugün de cevaplandıracağım. Gece 12’den sonra da cevaplandıracağım. Benden kurtulamaz evvelAllah. Oğlu bizimleydi Taha Akyol’un. Oradan biraz kulak acısı var. Kulaklarındaki sancının sebebi o. Kaç yıl kalmıştı Mustafa Akyol?
OKTAR BABUNA: En az 10 yıl. 15 yıl Hocam, daha fazla hatta.
ADNAN OKTAR: 15 yıl falan benim talebemdi. Amerika’da konferanslara gönderiyordum ben onu, Mustafa Akyol’u. Buradaki konferanslara gönderiyordum. Ama genellikle yurt dışındaki konferanslara gönderiyordum. İşte öğrettiklerimizi anlatıyordu. Ama sonradan onun da ayarı, bizden ayrıldıktan sonra bir acayip şekle girdi. Etiler’de gezmeye başladı. Etiler’de gezmek suç değil de fakat oradaki bazı kahvelerdeki kişilerin felsefesini aldı gibi yani üslubu. İlk başta diyor, Allah yarattı, sonra evrimle gelişti. Ya kardeşim başta yaratan, sonra da yaratmaz mı? Yani ne yapıyorsunuz siz? Şunu çocuk söylemez yani. Başta Allah yarattı, sonra evrimle oldu. Bu söz mü, şu? Ona gücü yeten, ona yetmez mi? Evet. Taha Bey’in kulağındaki sancı hala devam ediyor demek ki. Yani bilgi sancısı, kulak duyuyor ya, o anlamda inşaAllah. Bir de öğrendikleri bilgiler de çok sathi bilgiler, klasik. İşte “her devirde, eski mitoslarda, eski düşüncede kurtarıcı beklenmiştir. İnsanlar hep bir ümit düşüncesinde olurlar. O yüzden de insanlar hayallerinde böyle inançlar doğurmuşlardır...” gibi buna benzer, işte “eski Musevi kaynaklarındaki İsrailiyat düşüncesidir bu...” gibi böyle klasikleşmiş, klişeleşmiş cevaplardır. Kardeşim şimdi sen Tevrat’ta İsrailiyat deyip bir kenara koyarsan olmaz. Tevrat bozulmamış bölümleri olan bir kitaptır. Tevrat’ın tamamı bozulmuş değil. Tahrif olan yerlerini Kuran bize açıklıyor. Bozulmamış çok fazla yeri vardır. Biz bunu kitap yaptık hatta. Efendim nerede?
ADNAN OKTAR: Evet. Tevrat’ı Allah Kuran’da övüyor. “Nurdur” diyor Allah, “Nur” Tevrat için. Ve İncil’i de övüyor Allah. Ve insanlara bir nimet olarak Allah tarafından indirilmiştir Tevrat. Tevrat’ı inkar eden zaten kafir olur dinden çıkar. Ve İncil’i de reddeden dinden çıkar. Biz tahrif olmuş kısımlarına karşıyız. Tevrat’a ve İncil’e Müslüman karşı olmaz. Tevrat’tan Hikmetler ve Güzel Öğütler, bu kitabı evet geçenlerde göstermiştik. Evet, hepsi hak izahlar mesela burada, mesela Eyüp, 14/5 “İnsanın günleri belirlenmiş, aylarının sayısı saptanmış. Allah’ım” diyor “sınır koymuşsun, öteye geçemezler” diyor. Kaderi anlatıyor. Şimdi bu, hak değil mi bu izah? Neresi tahrif olmuş bu izahın? Niye İsrailiyat olsun? Kuran’la tam mutabık. “Daha sözü ağzıma almadan, söyleyeceğim her şeyi bilirsin, Ya Rab” diyor. “Daha ben konuşmadan sen onu yaratırsın” diyor. Bu hak değil mi bu? Kuran’la tam mutabık. Tahrif olmuş bir şey yok buradaki izahta. Tevrat’ın her söylediği yanlış diye bir şey yok ki. Tevrat, Kral Mesih’ten bahsediyor ahir zamanda gelecek Mehdi (as)’dan bahsediyor. Hadis-i Şeriflerle aşağı yukarı aynıdır. Tam bir Mehdi (as) tarihidir. Yani Musevilerin beklediği Mehdi (as) ile Müslümanların beklediği Mehdi (as) aynıdır. Ben-i İsrail’in huzur içinde yaşamasına vesile olacaktır, Müslümanların huzur içinde yaşamasına vesile olacaktır, Hıristiyanların huzur içinde yaşamasına vesile olacaktır ve bütün dünyanın huzur içinde yaşamasına neden olacaktır. Dinsizi, ateisti hepsi rahat edecekler o dönemde. Ve hepsi iman edecek inşaAllah. Bakın “bana ayrılan günlerin hiçbiri gelmeden, hepsi Senin kitabına yazılmıştı.” Kaderi anlatıyor ve çok mükemmel bir söz bu. Mezmurlar, 139/16. “Dahası insan kendi vaktini bilmez: Balığın acımasız ağa, kuşun kapana düştüğü gibi, insanlar da üzerlerine ansızın çöken kötü zamana yakalanırlar.” Mesela bela insanlara aniden gelebilir diyor Allah. Değil mi? Gayet güzel. Bakın yine Mezmurlar, 90/4. “Çünkü Senin gözünde bin yıl, aslında geçmiş bir gün, dün gibi, bir gece nöbeti gibidir.” Aynısı Kuran’da var. Yaklaşık aynısı. Niye tahrif olsun? Hak söz. Bakın,“Senin Katında bin yıl, aslında geçmiş bir gün gibidir” diyor. Aynısı Kuran’da var. Onun için yani İsrailiyat diye Tevrat’ı böyle devreden çıkartmaya kalkmak da pek olmaz. Öyle bir yöntemle de bir yere varamazlar. Ama bakın burada en önemli şey, Ehl-i Sünnet düşüncesinde, Şii düşüncede aksini iddia eden hiç kimse yoktur.
OKTAR BABUNA: Başladı Hocam bilgi gelmeye.
ADNAN OKTAR: Gelmeye başladı. Söyle bakalım ne diyorlar?
OKTAR BABUNA: “Günümüzde” demiş “Mehdiyet’i kullanıp gençleri kandırıyorlar. Birtakım...”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Direkt isim versin, direkt. Hakikaten hakkımı helal ediyorum, inanın yani ben şikayetçi falan olmam. Direk ismimi versin çekinmesin. Telefon edin söyleyin yani. Panik olacak ne var bunda?
OKTAR BABUNA: Bu şekilde başlamış Hocam zaten. Demiş ki; “Birtakım insanlar Mehdilik pozisyonuyla ortaya çıkıyorlar ve gençleri kandırıyorlar.”
ADNAN OKTAR: Birtakım değil işte, direkt söylesin. Adnan Hoca desin, Allah Allah bir şey yok. Ben böyle bir şey demiyorum ama. Desin isim versin, hakikaten bütün milletin önünde söz veriyorum. Şikayetçi olmam, bir şey demem. Hakaret değil ki diyebilir bir şey yok.
OKTAR BABUNA: Sürekli biraz alaycı bir üslup kullanıyormuş, genel olarak da espri yapıyormuş konuyla ilgili.
ADNAN OKTAR: Şimdi bak o daha da vahim. Baştan kaybettiğini anlamış demek ki. Yani bir insan bu hale geldiyse artık bitti demektir. Bize bilgi versin, bilgi. Yani değil mi? Kuran’dan, hadisten bize bilgi versin. Ve olan olayları bize açıklasın. Bakın; Fırat’ın suyu kesildi, 15 gün arayla üst üste ay ve güneş tutulmaları oldu, Peygamber (sav)’in aynı dediği gibi. 1400 sene önce söyledi ve aynısı çıktı. Ve 81 ve 82 yıllarında peş peşe. Hiç bir açıklaması yok. Ve 15 gün arayla bakın. Ve Ramazan ayında. Kabe’de baskın oldu, hacıların kanları akıtıldı ve hac yolu engellendi. Tam hicri 1400’de. Tam Peygamberin dediği gibi (sav). 1400 yıldan beri ilk defa olan olaydır. Bir kere olmuştur tarihinde. Kabe’nin tarihinde bir kere olmuştur. İlk defa oldu.
Efendim, bilgi mi geliyor?
OKTAR BABUNA: Evet geliyor. Hızır (as) ile ilgili de bir şeyler söylemiş.
ADNAN OKTAR: Şimdi ondan da kurtulmaya çalışıyor demek ki. Hızır (as) onu bir yerde bulur. Kendini anlatır ona.
OKTAR BABUNA: “Kuran’da sadece Allah tarafından ilim verilen bir kişi olarak geçiyor. Başka yerde yok.” Hızır (as) ile ilgili olarak “geçmez” demiş. “Başka yerde ilgili olarak geçmez” demiş Hızır (as) ile ilgili olarak, Kuran’da geçmiyor.
ADNAN OKTAR: Kuran’da ve hadiste geçer. Başka nerede geçecek zaten? Nerede geçmesini istiyor?
OKTAR BABUNA: “Hızır (as) isim olarak geçmiyor”, öyle bir iddiada bulunmuş.
ADNAN OKTAR: Hızır, isim. Biz hadisle anlıyoruz onun ismini inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bunlar hep sizin de üzerinde çok durduğunuz konular maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi o psikolojik olarak dağıldı Allah-u alem şu an konuşamıyor. O çok iştahlı girmiştir bence, böyle heyecanlı girmiştir. Yani hakikaten aydınlatacaktı. Haberim gitti, şimdi onun eli ayağına karıştı. Adam konuşamaz şu an yani. Şokta o inşaAllah. Bütün keyfi kaçmıştır Allah-u alem.
OKTAR BABUNA: Haberininizi alan giriyordur inşaAllah. “İslamiyet’te yok” demiş Hocam, “Hz. Hızır (as), İslamiyet’te yok” demiş.
ADNAN OKTAR: Hızır (as) yok? Yani Kuran’da olan bir konu yok muymuş?
OKTAR BABUNA: İşte yani bilgisizliği ortaya çıktı zaten şu anda.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah, Allah Allah. Dur bakalım. İyi saatte olsunlar. Şeytandan Allah’a sığınırım, bakın “Derken, Katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve Tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular." Kullarımızdan bir kulu buldular. “Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?” Hz. Musa (as) gibi ulul azm bir Peygamber, halktan birisine gel bana bilgi ver der mi? Bak ne diyor bak diyor ki: “Doğru yol” doğru yol rüşd, vahiy alıyor yani Cebrail geliyor vahiy alıyor. Böyle bir mübarek Peygamber, diyor ki; "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden” yani Allah’ın sana öğrettiğinden “bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?” Yani onun vahiy aldığını biliyor o zaten. Ve diyor; “Allah, senden daha alim” diyor. “Ona tabi olacaksın” diyor. Nasıl yok Kuran’da?
OKTAR BABUNA: Var Hocam. Çok net olarak var.
ADNAN OKTAR: Hızır (as) demek istemiyor adına. Kardeşim yani Allah’ın kulu desin, yani farketmez ki. Böyle bir insan var mühim olan o. Değil mi?
SUNUCU: O yüzden ortaya bir şey iddia atarken, herhalde kaynağını da göstermek gerekiyor.
ADNAN OKTAR: Tabii. Bak “Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."” Kim söyleyebilir Peygambere böyle bir sözü? Yani bir olağanüstülük var. “(Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?" “Özünü kavramayacaksın” diyor. Vahiyle ona bildiriliyor. “(Musa:) "İnşaAllah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi.” Ve uzun bir kıssa bu, devam ediyor. Bakın 60. ayet “Hani Musa genç yardımcısına demişti:” Genç yardımcı, Mehdi (as)’ın talebeleri hep gençtir. Değil mi? "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim” İki deniz nerede birleşiyor? İslam aleminde? İstanbul’da değil mi? Hızır (as)’ın demek ki mekanına işaret var inşaAllah.”Ya da uzun zamanlar geçireceğim." Yani zaman boyutlarına girmekten bahsediyor burada. “Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca” 1984 tarihini veriyor ebcedi. Bakın “Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca” Bak 2-2. Bu çok manidardır 2’ler, 2-2. “Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu” diyor bunu sonra açıklayacağım dedim açıklayacağız sonra. Ama ebcedinin 1984 vermesi çok manidar.
OKTAR BABUNA: “Bir kişi Mehdi (as) gelmeyecek derse dinden çıkar mı?” diye sormuş. Bir de oradaki bulunan ilahiyatçılar kim varsa Hocam şey demişler; “Mehdi inancı her toplumda meydana getirilen bir figürdür”, estağfurullah, “Aztekler’de, İnkalar’da da vardır, Yahudiler’de, Babil esareti sırasında böyle bir figüre ihtiyaçları vardı, oradan da İslamiyet’e geçti” gibi.
ADNAN OKTAR: Bakın, “Babiller’de vardı” diyor. Demek ki ta Hz. Adem (as) devrinden beri Mehdi (as)’ın geleceği biliniyor. Demek ki bütün hak dinlerde ve bozulmuş dinlerde bu inanç kalmış. Değil mi? Mesela hakikaten kaya yazmalarında bile var. Yani hatta 2120 tarihini en eski yazıtlardan elde ediyorlar, 2012’yi. İnşaAllah. Şimdi oraya gelen ekip de özel bir ekip anladığım kadarıyla. Şimdi aynı zamanda oradaki ekip, hepsi de Darwinisttir de. Yani, işte birileri oraya demek ki onları davet etmiş, onlar da oraya icabet etmişler. Peki, oradaki şahıslara bir sorsunlar bakayım, alimlere, kişilere. Ehl-i Sünnet inancında Mehdi (as)’ın gelişini reddeden herhangi bir alim var mı? Yani, İmam-ı Hanbeli, Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik. Bunların dördü de Mehdi (as)’ın gelişini net olarak açıklamışlardır. Buradaki ulema, buraya gelenler demek ki dört mezhep imamından daha büyük alimler. Mutlak müçtehidler gelmiş herhalde anladığım kadarıyla ve biliyorlar. Yani ben büyük olarak, alim olarak mezhep imamlarını biliyorum. Ve oradaki alimlerin o derece bir ilime sahip olduklarına inanamıyorum. Eğer bana seçme yetkisi veriyorlarsa öyle. Ayrıca Kütübi Sitte’nin tamamında Mehdilik ile ilgili izahlar vardır. Yani oradan da olayın netliği açık. Ve Kuran’da İslam ahlakının dünyaya hakim olacağına dair çok fazla ayet var. Çok fazla ayet var. Dolayısıyla Mehdiyet eşittir İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti. İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti eşittir Mehdiyet. Dolayısıyla bundan ayrı bir düşünce inandırıcı olmaz. “Kuran’da Mehdi (as)’ın geleceğine dair hiçbir ayet yoktur dediler” diyor. Tamam. Nur Suresi 55. ayeti, bana aç. Ya da İslam’ın dünyaya hakimiyetiyle ilgili ayetleri çıkart sen, hepsini çıkart. Sen internetten çıkart. Kardeşim bakın İslam ahlakının dünyaya hakimiyetinin adı Mehdiyet’tir zaten. Yani Mehdi kelimesinin geçmemesi diye bir konu yok. Yani hangi ismi verirse versinler. Mehdiyet zaten şahıs olarak bir Mehdi gelse fakat İslam dünyaya hakim olmasa bu önemli bir konu olmaz ki. İslam dünyaya hakim olsa da, fakat kişinin ismini Mehdi demesek hiç önemi yok. Zaten Mehdi (as) demeyeceğiz. Burada İslam ahlakı dünyaya hakim olacak bunun üzerinde dursunlar. Yani İslam ahlakı dünyaya hakim olacak mı olmayacak mı bu alimlere bir sorsunlar. Herhalde biraz zor diyecekler anladığım kadarıyla. Yani muhtemelen ve Darwin’in evrim teorisi hakkında da ilginç düşünceler açıklayacaklar. Eğer açıklamıyorlarsa ki inşaAllah açıklamazlar. O zaman İslam dünyaya hakim olacak mı onu bir sorsunlar. Herkes yazsın. Hocam diyecekler, İslam ahlakının dünyaya hakim olması ihtimali var mı? İmkanı var mı? Yani onlara başka türlü sormak biraz zor olur. Bu şekilde soracaklar.
OKTAR BABUNA: Hemen çıkartıyorum Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam. Oktar Hocam sen onu ararken ben başka konular anlatayım. Bulduğunda bana söylersin.
OKTAR BABUNA: Tabii inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Böyle naklen cevap çok iyi olur. İnşaAllah. Buldun mu ayetleri?
OKTAR BABUNA: Var Hocam çıktı inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam oku.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım ”Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: “Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa...”
ADNAN OKTAR: Şimdi “ondan öncekileri güç ve iktidar sahibi kıldıysa” Kim bunlar?
OKTAR BABUNA: Zülkarneyn (as) ve Hz. Süleyman (as).
ADNAN OKTAR: Kuran’da geçiyor, dünya hakimiyeti. Olmuş iki kere olmuş değil mi? Evet.
ADNAN OKTAR: Yeryüzü ne demek? Dünya, “güç ve iktidar”. Siyasi, iktisadi, politik, sosyal, dini, her yönden hakim kılacağım diyor Allah. İslam’ı hakim edeceğim dünyaya diyor. Evet.
OKTAR BABUNA: “Kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.”
ADNAN OKTAR: Bu saf dünya hakimiyetidir işte. Mehdiyet’le ilgili ayet yok diyorlarsa Nur Suresi’nin 55. ayetini okusunlar. Evet, şimdi devam et.
OKTAR BABUNA: Tevbe Suresi, 33. ayet. “Müşrikler istemese de o dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.”
ADNAN OKTAR: Şimdi bütün dinlere üstün olması ne demektir? Siyasi, sosyal, kültürel, her yönden hakimiyet demektir. Dünya hakimiyeti demektir. Bunun olacağını söylüyor Allah. Bu Mehdiyet’tir işte.
OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah. “Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile.”
ADNAN OKTAR: Buyurun. İşte Mehdiyet’le ilgili ayet yok diyenler burada geçiyor. İnşaAllah. Çünkü Mehdiyet deyince illa bir şahıs, asıl isminden bahsedeceksin. Kardeşim Mehdiyet’in anlamı İslam’ın dünya hakimiyetidir. Bu kadar. Yani Mehdi (as)’ın vasfı bu zaten. Mehdi (as) niye geliyor buraya? Dünyaya yani vazifesi ne? İslam’ın dünyaya hakim etmek. İslam’ın dünya hakimiyetinin bahseden ayet neyi anlatmış olur? Mehdiyet’i anlatmış olur. Evet.
OKTAR BABUNA: “Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.”(Nasr Suresi, 1-3).
ADNAN OKTAR: Bu da İslam’ın hakimiyeti evet bu ayet de.
OKTAR BABUNA: “Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.”
ADNAN OKTAR: Bu yani fetih olması, bir zafer olması için Müslümanların birleşmesi, İslam’ın hakim güç haline gelmesi gerekir. Kuran’ın anlattığı Mehdiyet işte.
OKTAR BABUNA: De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur."
ADNAN OKTAR: Şimdi batıl yok olucudur ne demek? Dünya da batıl hiç kalmayacak demektir. Ne diyor Cenab-ı Allah ayette; şeytandan Allah’a sığınırım, “din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar Allah yolunda mücadele edin.” İşte tam Mehdiyet. Fitne demek, anarşi, terör, sevgisizlik, egoistlik, bencillik, pahalılık her şey kalkıncaya kadar devam eder. Çünkü ekonomik kriz de fitnedir, terör de fitnedir, sevgisizlik de fitnedir. Egoistlik, bencillik de fitnedir. Hepsi kalkıncaya kadar mücadele edeceksiniz diyor. İşte Mehdiyet. Evet.
OKTAR BABUNA: “Onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık.” (Yunus Suresi, 13-14).
ADNAN OKTAR: Mesela Müslümanların yine dünya hakimiyetiyle ilgili ayet. Evet.
OKTAR BABUNA: “Andolsun, Biz Zikir’den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105).
ADNAN OKTAR: Bakın “Zikir’den sonra Zebur’da da:” Yani Tevrat’ta da Zebur’da da değil mi? “Şüphesiz” Bak Allah şüphesiz diyor hiç şüphesiz, “Arz’a” yani dünyaya arz dünya demektir. “Salih kullarım” yani samimi kullarım yani Ahir Zamanda Mehdi (as) “varisçi olacaktır.” Yani bütün dünyaya hakim olacaklardır “diye yazdık.” Varisçi olmak ne demek? Arz’a varisçi olunca, dünya onun olmuş oluyor. Değil mi? Bir insan öldüğünde, varisleri ne yapıyor? Bütün mülk onların üzerine geçmiyor mu? Varis oluyor. Allah da diyor; “küfrü yok edeceğim, Arz’ın varisleri olan sizlere bir intikal edecek dünya. Varis olarak intikal edecek ve üzerinize kaydedeceğim dünyayı” diyor Allah. “Size ait bir mülk olacak dünya” diyor. Sizin olacak diyor. Kimin? Müslümanların.
OKTAR BABUNA: Bir de siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah. Bu ayetler Kuran’dan beri hiç gerçekleşmedi. Mutlaka gerçekleşmesi için, mutlaka Mehdi (as)’ın dünya hakimiyeti gerekiyor Hocam inşaAllah. Ayetlerin tecelli etmesi için.
ADNAN OKTAR: Tabii. İslam’ın dünya hakimiyeti hiç olmadı. Yani bu ayetler hiç oluşmadı. Şimdi, Mehdi (as) devrinde hakim olunca biz çıkıp o şahsa Mehdi (as) mı diyeceğiz? Kardeşimiz, ağabeyimiz diyeceğiz. Muhterem diyeceğiz yahut ismiyle hitap edeceğiz. Ama Mehdi (as) olduğuna için için ona inanacağız. Yani zann-ı galible hissedeceğiz. Ama aleni olarak söyleyemeyiz. Mesela ben Bediüzzaman’ın Cennet’e gittiğine inanıyorum, inşaAllah. Hüsn-ü zan ediyorum, ümit ediyorum. İnancım bu, inşaAllah öyledir. Ama yüzde 100 böyledir diyemem. Mehdi (as) için de biz inşaAllah veli diyeceğiz ve inşaAllah Mehdi (as)’dır diyeceğiz. Ama Allah-u alem diyeceğiz.
OKTAR BABUNA: Bir şey daha var Taha Akyol’dan.
ADNAN OKTAR: Ne diyor?
OKTAR BABUNA: “Şah İsmail Mehdi (as) değil mi?” Konuk olan kişi de; “biraz zorlasanız Yavuz Sultan Selim de aynı iddiada bulunuyor. Birbirlerine Sahib-i Zaman diye sesleniyorlar. Yani ikisi de kolay kolay sıradan insanlığı kabul etmiyorlar” demiş konuk olarak katılan kişi.
ADNAN OKTAR: Mantığa bak. Hitler’e de söylesen, şimdi Hitler de adam psikopat, Yavuz Sultan Selim’i tenzih ederim de, yani, değil mi? Şimdi Mussolini de öyle. “Ben, dünyanın lideri benim” diyordu adam. Napolyon da “dünyanın lideri benim” diyordu. “Sahib-i Zaman’ım” ben diyordu. Yani kötü örnek, iyiyi ortadan kaldırmaz ki. Biz Kuran’a göre hareket ederiz. Yani ne alaka onunla onun bağlantısı. Bak bu bir çaresizlik ifadesi bu, değil mi?
OKTAR BABUNA: Hiç delil yok Hocam.
ADNAN OKTAR: Delile bak da, değil mi?
OKTAR BABUNA: Öyle afaki ifadelerle.
ADNAN OKTAR: Evet. Bize Buhari’den, Müslim’den, Tırmızi’den, İbn-i Mace’den, Süneni Nesai, Sünen-i Davut’dan örnekler versinler, rica edelim. El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, İbn-i Haceri Mekki Hazretleri’nin oradan versinler bilgi. Bu verdiğimiz Kuran ayetlerini açıklasınlar bize değil mi? Yani Taha Bey, bu sefer böyle sert kaya ile karşılaştı herhalde. Yani çünkü bu konuşmalar Allahualem şey değil. Önce herhalde bir esip savuracaktı anladığım kadarı ile, bazı konularda. İnşaAllah dini konuları tenzih ederim.
Evet, diğer ayetleri okumaya devam et sen.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun gönderilen kullarımıza şu sözümüz geçmiştir. Gerçekten onlar, muhakkak nusret, yardım ve zafer bulacaklardır ve hiç şüphesiz Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır.” Saffat Suresi.
ADNAN OKTAR: Şimdi bütün dünyada hakim olan, mesela bir ordu var hakim olmuş küçük bir yerde ama onu ezen başka bir ordu var, ezecek bir ordu var ve onun üzerinde ordular var. Bu ayet tahakkuk etmiş olur mu o zaman? Değil mi bak diyor ki, evet; “Andolsun gönderilen kullarımıza”, şeytandan Allah’a sığınırım, “şu sözümüz geçmiştir.” Yani bu kaderde olmuştur. Bak şu sözümüz geçmiştir demek bu. Bu oldu, bitti diyor Allah. Yani Ben bunu yarattım, zaten bitti bu konu diyor. “Gerçekten onlar,” bak gerçekten Allah vurguluyor, “muhakkak”, yüzde yüz “nusret, yardım ve zafer bulacaklardır ve hiç şüphesiz” diyor Allah, yine vurguluyor. “Bizim ordularımız”, yani Müslümanlar, “üstün gelecek olanlar onlardır.” Yani ekonomik, siyasi, politik her yönden üstün olma anlamındadır. Yoksa senin karşında izbandut gibi bir tehlike varken ben üstün oldum dersen, bu geçerli olmaz. Yani mantığı da olmaz bunun. Dünya çapında olursa bu ayet tam karşılığını bulmuş oluyor. İnşaAllah.
Konuk diyormuş ki; “Mehdi (as) ve Mesih (as) beklentisi, kesinlikle Yahudi ve Hıristiyan kültüründen geçmiştir.” Niye kesinlikle? Niye kesinlikle? Sakin olun, bir şey yok. Bakın, “Yahudi ve Hıristiyan kültüründen geçmiştir”, çünkü İncil’de de Mehdi (as) müjdeleniyor. Kral Mesih olarak da Tevrat’ta çok uzun Mehdi (as) müjdeleniyor. Kuran’da bu ayetler ile müjdeleniyor, değil mi? Hadis-i şerifler ile müjdeleniyor. Dolayısı ile konuk diyor ki, sıkıntıda olan bütün toplumlarda yaratılan bir figürdür Mehdi (as). Rusya’da kimse Mehdi (as) beklemedi, komünizm döneminde değil mi? Hz. İsa (as)’ın gelişini bekler Hıristiyanlar ki gelecek, ki geldi ayrı mesele inşaAllah. Sıkıntıyı zaten Allah diyor; “bir elçi gönderdiğimizde, Allah’a yalvarıp yakarsınlar diye” diyor, şeytandan Allah’a sığınırım, “orada ekonomik kriz ve sıkıntı meydana getiririz” diyor Allah, Ayet var. Yani, “bunalım meydana gelir toplumda” diyor. “Allah’a yaklaşsınlar diye yaparız Biz bunu” diyor, Kuran ayeti. Dolayısı ile bu Kuran ayetinin açıklaması. Bak, “sıkıntıda olan bütün toplumlarda, Müslüman toplumlarda” diyor. Ama bütün toplumlar derken Müslüman toplumu bizim için esastır. Yani bir ateist nasıl Mehdi (as) beklesin? Bir Budist Mehdi (as) bekleyebilir mi? Bıraksınlar böyle.
Konuk, “İslam kültüründe, eski Mezopotamya kültüründen kaynaklanan bir şeydir. İnsan ihtiyacı olarak Yahudiler’de gelişti oradan da İslam’a geçti bu kültür” diyor. Eski Mezopotamya’ya Hz. İbrahim (as)’dan geçmiştir. Hz. Nuh (as)’dan geçmiştir. Hz. Nuh (as) da Mehdi (as)’ı müjdelemiştir, Hz. İbrahim (as) da müjdelemiştir, ta Hz. Adem (as) devrinden beri Mehdi (as) biliniyordu. Dolayısı ile tabii ki bütün kültürlerde, bütün eski yazıtlarda Mehdi (as) aynı figürler ile anlatılır. Hatta Nostradamus da anlatıyor ve tarih olarak da bu devri veriyor. O da eski kültürlerden alıyor. “Dalgalı saçlı, dalgalı sakallı biri gelecek, beyaz yüzlü, beyaz tenli” diyor. “Ortadoğu’dan çıkacak, ta Roma’ya kadar hakim olacak” diyor. “Bütün Avrupa’ya, bütün Asya’ya hakim olacak” diyor. Mehdi (as)’ı anlatıyor.
Taha Akyol; “psikolojik bakımdan insanın bir gerçek Mehdi (as) beklemesi faydalı da.” Hani ona psikolojik, yani insanlar sıkıntıda olduğu için, hani böyle ilaç gibidir... Dolayısı ile Freud havasında toplumu analiz ediyor, yani çocuklar, insanlar rahatlamak için böyle bir Mehdi (as) inancına ihtiyaçları var da, hani onu düşünürlerse rahatlarlar, iyidir, faydalıdır hani böyle açılırlar, inansınlar ama faydası yok gibi konuşmuş. Şu üst perdeden konuşmayı bırakması lazım bir kere Taha Bey’in. Anadolu delikanlısı zaten. Cemil Çiçek ile aynı yazıhanede yıllarca beraber avukatlık yapmış bir kişidir, Bakan Cemil Çiçek ile. Eski ahbabıdır, arkadaşıdır. Cemil Çiçek de çok namazını, niyazını bırakmayan bir insan, değil mi, onun yanında? Tabii Cemil Çiçek benim açımdan daha değişik, tabii daha değişik ama böyle bir yönü de var.
Konuk; “psikolojik ihtiyaçları bazen çaput bağlamak şeklinde, bazen de ağaca bağlanmak şeklinde gelişir.” Bakın millete bakış şekline bakın, yani şu anlatımdaki sathiliğe bakın, şuradaki yüzeyselliğe bak. Yani böyle çaput bağlama ile Mehdiyet’i bağdaştırmak. Yani çaput bağlamanın ilkel olduğunu herkes bilir. Bunu oturup anlatmaya gerek var mı? Aklı başında her Müslüman bilir. Yani anlatımdaki sathiliği kaldırmaları lazım. Bir de böyle akılcı, makul deliller versinler. Avrupa Birliği oluşuyor, oluşabildi mi? Taha Akyol ısrarla savunuyor. Bir sorsunlar bakayım İslam Birliği oluşabilir mi? Yani Avrupa Birliği neden oluşabilir, neden İslam Birliği, Türk İslam Birliği neden oluşamaz? Oluşur diyorsa ve oluşacak diyorsa bu yüzyılda, hiç sorun yok, Mehdi (as)’ı kabul etmemesi hiç sorun değil, zaten Mehdi (as) gelecek yani. İnşaAllah.
Devam et sen ayetleri okumaya.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah yazmıştır, andolsun Ben galip geleceğim ve elçilerim de. Gerçekten Allah en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.”
ADNAN OKTAR: Şimdi bu ayetin oluşması için dünya hakimiyeti gerekmiyor mu? Yoksa Müslümanlar küçük bir grup olsa, ezim ezim ezilseler, üstlerinde değil mi heyula güçler olsa, bu ayet oluşmuş olmaz. Bunun oluşması için İslam ahlakının dünyaya hakim olması gerekiyor. Devam edelim.
OKTAR BABUNA: “Allah’ı sakın elçilerine verdiği sözden dönen sanma. Gerçekten Allah Aziz’dir, intikam sahibidir.” İbrahim Suresi.
ADNAN OKTAR: Allah söz verdi mi dünyaya hakim edeceğim diyor. Bak “Allah’tan bu söz geçmiştir” diyor, “Ben söz verdim” diyor, değil mi? “Dünyaya hakim edeceğim ve sözümde dururum” diyor. İşte o sözün vakti geldi şu an, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Ki O, elçilerini hidayet ile ve hak din ile diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi. Şahit olarak Allah yeter.” Fetih Suresi.
ADNAN OKTAR: Şimdi üstün olması için ne gerekir her yönden? Her yönden üstün olması lazım. Yani Kuran’daki açıklamanın tam, net karşılığı olması için dünyada tek din haline gelmesi lazım ve bütün her yeri kaplaması lazım İslam’ın. Bu da ancak Türk İslam Birliği ile olur. Kuran’ın anlattığı da budur ve Mehdiyet’tir bu. Evet.
OKTAR BABUNA: Kuran geldiğinden beri de bu olmadı. Demek ki inşaAllah olacak.
ADNAN OKTAR: “Ki O, elçilerini hidayet ile ve hak din ile” Mesela Mehdi (as) da hidayet ile ve hak din ile geliyor. Hak din İslam’ı savunuyor. Hadi, Mehdi aynı kelime kökenlerindendir zaten. “Ve diğer bütün dinlere,” yani Hıristiyanlığa karşı, Musevilik, Budistlik yahut müşrik inançların hepsine karşı üstün kılmak için gönderildi. “Şahit olarak Allah yeter.” “Ben şahidim” diyor Allah. Yani bu olur mu diyenlere, Allah; “Ben şahidim” diyor. “Ben söz verdim, yapacağım” diyor. Ve “bu söz geçmiştir” diyor. Allah yani bak, “şu sözümüz geçmiştir, artık söyledim, bu söz bitti. Kaderde yarattım” diyor. Olacak demiyor Allah, “oldu” diyor. Çünkü geçmiş ne demek? “Yaptım, bitirdim” diyor. Evet.
OKTAR BABUNA: “Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait bir ayrıcalıktır. Fetih istediler, sonunda her zorba inatçı bozguna uğrayıp yok oldu gitti.”
ADNAN OKTAR: Şimdi bak, her zorba ve inatçı yok olduğunda, İslam dininden başka bir şey kalır mı dünyada. Çünkü zorba ve inatçı, İslam dışındaki her düşünce bu ekolün içerisine giriyor. “Tamamını yok edeceğim” diyor Allah, değil mi, bakın. Fetih istediler, Müslümanlar fetih istiyor. Sonunda her zorba, ama dünyanın neresinde olursa olsun, Kuzey Kutbu’nda, Güney Kutbu’nda, Amerika’da kim varsa, hangi zorba varsa, hangi inatçı varsa hakka karşı direnen bozguna uğrayacaklar diyor. Darwinistler, materyalistler şu an nasıl bozguna uğradılar? “Yok oldu, gitti” diyor Allah. Bakın yok olacak demiyor. “Gitti, bitti” diyor. “Benim kaderimde bu oldu” diyor. İbrahim Suresi 14-15. Ve onlardan sonra, küfürden sonra, küfürden sonra. Yani Darwinist, materyalist sistemden sonra. “Sizi o arza, dünyaya mutlaka yerleştireceğiz.” Allah söz veriyor, dünya sizin olacak diyor. İşte Mehdiyet, evet.
OKTAR BABUNA: “Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. Öyle ki Allah, seni geçmiş ve gelecek her günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola yöneltsin ve Allah sana üstün ve onurlu bir zaferle yardım etsin.” Fetih Suresi.
ADNAN OKTAR: Bakın, “Üstün ve onurlu bir zafer” , tam hakimiyet olamadığında bu olur mu? Değil mi? Yani bölgesel bir zafere de tabii ki işaret eder ama tam anlamı ayetin dünya hakimiyetidir. İnşaAllah. Evet.
OKTAR BABUNA: “Fakat Allah sizin bilmediğinizi bildi. Böylece bundan önce size yakın bir fetih nasip kıldı.”
ADNAN OKTAR: Mesela bu da, bütün dünyaya hakim olduğunda bu tam karşılığını bulur. Evet.
OKTAR BABUNA: “Bu yurdun sonu kimindir inkar edenler pek yakında bileceklerdir.”
ADNAN OKTAR: Bu yurt dediği Allah’ın, dünyadır. Yurt derken yani küçük bir yer, 10 kilometrekare, 20 kilometrekarelik bir yer kastetmiyor Allah. Değil mi? Bak, “Bu yurdun sonu kimindir inkar edenler pek yakında bileceklerdir.” Süresi de geldi işte. Rad Suresi, 42, değil mi?
OKTAR BABUNA: Sizin söyledikleriniz gitmeye başlamış, sormuşlar soru olarak Hocam. “İslam alimlerinden Mehdilik inancını reddeden var mı? Net bir cevap ver.” Şimdi de Nur Suresi 55. ayeti sormuşlar Hocam.
ADNAN OKTAR: Demek ki bağlantı tamam, güzel, böyle olacağına yani bizi de bir davet etselerdi şöyle naçizane şöyle. Ama fark etmez, böyle daha iyi. Şimdi oraya kim gidecek, zor olur. Hayır, gideriz Allah rızası için de, fakat herhalde çekinirler tahmin ediyorum, yani o kadarı kaldıramazlar herhalde. Yaşlı insanlar varsa orada değil mi? Tansiyon- mansiyon çıkabilir.
OKTAR BABUNA: Biraz kıvırmaya başlamışlar.
ADNAN OKTAR: Öyle deme, öyle deme. Kağıdı kıvırdılar de ama kıvırdılar diyemezsin. Ama önünde bir kağıt vardır, hafiften kağıdı kıvırabilir. Ama dini konular için tenzih ederiz.
OKTAR BABUNA: Dini konuları tenzih ederim, evet, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bak dedim ben, çırpındıra çırpındıra sırtını yere getiririm. Bak boş yere uğraşıyor dedim, değil mi?
Evet, sen devam et. Onlar kendi aralarında sohbet ederken.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah’ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar başka. Zulmetmekte olanlar nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.”
ADNAN OKTAR: Şimdi dünyanın her tarafında zulüm var mı? Afganistan’da var, Irak’da var, Pakistan’da var, her yerde var zulüm değil mi? Filistin’de var. Bak ne diyor Allah? “Zulmetmekte olanlar”, ne kadar var ise, tamamı. “Nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında”. Ki 1400 sene sonradır bu inşaAllah. “Yakında bileceklerdir.” Allah söz veriyor. Hepsini yıkacağım diyor. Bütün zulüm yıkılınca ne kalır geriye? İslam kalır. İslam’ın dışındaki her şey Kuran’a göre zulümdür. İnsanlara acı çektirmek, sevgisizlik, egoistlik, bencillik, yalan söylemek, oyun oynamak, tuzak kurmak değil mi? Nezaketsizlik, hepsi zulümdür. “Pek yakında bileceklerdir.” İşte bu pek yakında olacak olayın adı Mehdiyet’tir.
OKTAR BABUNA: “Sonra Biz, elçilerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız. Müminleri kurtarmamız Bizim üzerimize bir haktır.”
ADNAN OKTAR: Bakın burada 3 tane müminden bahsetmiyor Allah. “Ne kadar Mümin varsa hepsi kurtaracağım” diyor Allah. Bu da dünya hakimiyeti ile ancak olabilir. Evet.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. “De ki: “hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur.”
ADNAN OKTAR: Şimdi hak geldi, batıl duruyor ise birçok yerde, batıl yok olmuş olur mu? Tabii, kısmen olabilir o zaman. Mesela inanç olarak. Ama siyasi, sosyal, askeri, iktisadi, her yönden yok olması için İslam’ın dünyaya hakim olması gerekir. Yani Türk İslam Birliği olması gerekiyor. O zaman bu ayet tam tahakkuk etmiş olur. İşte hak geldi dediği, Mehdi (as)’ın zuhuru ve İslam’ın dünyaya tam hakimiyetidir; Kuran ahlakının tam hakimiyetidir. Tam demokrasi, tam özgürlük, tam hürriyet, tam sevgi ortamı, barış ortamı, kavganın ve gürültünün tamamen ortadan kalktığı, insanların göğsünü gere gere sokakta gezdiği, sanatın, estetiğin, bilimin en güzel devrini yaşadığı hoş bir devir olacaktır. Mehdiyet bunun adıdır. Şu an bak ekonomik kriz bütün dünyayı kastı kavurdu. Bütün dünya kasıldı, kasılma var, açamıyorlar. Ekonomik kriz geçti geçti diyorlar. Kardeşim bakın, bana 50 kere söyletmesinler. Söylerim, farketmez, Allah affetsin öyle demeyeyim. 2014’e kadar devam edecek ve bundan da kurtuluşları yok. Bak, çırpınmaları da mucizedir. Bütün bu çırpınmalarına rağmen 2014’ten sonra Mehdiyet’in bereketi ile inşaAllah, Kuran’ın bereketi ile ekonomik kriz kalkmaya başlayacak. Bakın, “yağmurlar kesilecek” dediler. Allah sözlerini geri aldırttı. Ben dedim, “yağmurlar yağacak” dedim ve yağmurlar yağdı. “Kriz bir yıl devam edecek” dediler, ben “7 yıl devam edecek” dedim, “doğru söylemişsin” dediler. Kim söylüyor bunu biliyor musun doğru söylediğimi? IMF’nin resmi açıklaması.
OKTAR BABUNA: CIA eski başkanı da söyledi sonra Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii ve devletlerin resmi açıklaması oldu. Kardeşim yani gitsin sorsunlar IMF’nin başkanına. Kardeşim sen bunu söylerken hangi sosyal delillere, hangi ekonomik delillere dayandırarak bunu söyledin. Benim verdiğim bilginin dışında bilgileri yok. Yani hiçbir şekilde bir açıklaması yok bunun.
OKTAR BABUNA: Yok. Teknik hiçbir açıklamada bulunmadılar zaten.
ADNAN OKTAR: Yani şu nedenden diyemiyorlar; kardeşim niye 2014, niye 2015 değil? Niye 2013 değil? Yahut niye 2000 başka tarihler değil, değil mi? Bak tam dediğim tarihi verebiliyorlar. Demek ki bir bildiğim olduğundan eminler. Yani inşaAllah. Devam edelim.
OKTAR BABUNA: “Sonra Biz Kendisine bereketler kıldığımız, yerin doğusuna da, batısına da o hor kılıp zayıf bırakılanları müstaz'afları mirasçılar kıldık.”
ADNAN OKTAR: Ne demek o, bu ayet sence?
OKTAR BABUNA: Bütün dünya Hocam. “Yerin doğusuna da, batısına da” diyor, doğuya ve batıya her tarafa zayıf bırakılanlar, bugünün Müslümanları bir dönem ezilmişti inşaAllah, onlar demek ki hakim olacaklar bütün dünyaya inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Bak ayette, geçerek anlatıyorum, bak ağızları ile, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar.” Yani konuşarak, röportajlar yaparak, toplu konuşmalar yaparak, televizyonlara çıkarak, radyolara çıkarak veyahut işte internetten. “Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar.” Yani İslam’ın dünya hakimiyetini durdurmak istiyorlar diyor Allah. Oysa diyor Allah, “Kafirler istemese de Allah kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” “Dünyaya hakim edeceğim” diyor Allah. “İstemeseler de, çırpınsalar da ben bunu yapacağım” diyor Allah.
OKTAR BABUNA: “Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah Kendi nurunu tamamlayıcıdır, kafirler hoş görmese bile.” Saf Suresi.
ADNAN OKTAR: Nur, Allah nurunu nasıl tamamlar?
OKTAR BABUNA: Hakimiyet ile Hocam. İslam ahlakını hakim kılarak, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii. Yani zulüm varken kısmen tamamlanmış olur o zaman Allah’ın nuru, kısmen. Tam anlamı ile olması için dünya hakimiyeti gerekir.
OKTAR BABUNA: “Ve sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadığınız bir yere mirasçı kıldı. Allah her şeye güç yetirendir.” Ahzap Suresi.
ADNAN OKTAR: Bakın her yere hakim olacaksınız diyor Allah. Hani yoktu mehdiyet ile ilgili Ayetler? O kadar çok ki, o kadar çok ki. Yani daha bir kısmını, yarısını daha okumadık inşaAllah.
Ne diyormuş Hazret?
OKTAR BABUNA: “Kuran’da sadece geleceği müjdelenen şahıs olarak sadece Hz. Muhammed (sav) ile ilgili ayet vardır. Ahmet adında ayeti, “seni çocuklarını tanır gibi tanırlar” der. Bu da Muhammed (sav) ile ilgilidir.”
ADNAN OKTAR: Niye panik oluyorlar ki? Tamam, Muhammed (sav) ile ilgilidir ama Hz. İsa (as) Peygamberimiz (sav)’in ismi Muhammed, Kuran’da Muhammed diye geçiyor. Ama orada Hz. İsa (as) özellikle bir Ahmet’ten bahsediyor. Ahmet ayrı bir isim. Yani Peygamberimiz (sav)’in ismidir ama, Kuran’daki bahis şeklinde değil. Kuran’da sadece Muhammed (sav) diye geçiyor. Muhammed diye geçiyor. Ama Hz. İsa (as), Ahmet diyor. O zaman anlıyoruz ki aynı şekilde Peygamberimiz (sav)’in ve Mehdi (as)’a verdiği ismi de aynı şekilde anlatmış oluyor değil mi? Bakın ismi Ahmet olan bir kişiden bahsediyor. “Bunun müjdecisiyim” diyor. “Bu kişinin müjdecisiyim ben” diyor. Ahmed Muhammed Mehdi’dir. Said Nursi’de Muhammed Mehdi (as) diye geçiyor, Said Nursi’de de. Yani ona verilen, Peygamberimiz (sav)’in verdiği isimdir. Dolayısıyla Hz. İsa (as)’ın inişiyle ilgili de 2 tane ayet var, çok net. Birincisinde “Ehl-i Kitaptan sana inanmayacak hiçbir fert kalmayacak” diyor Allah. Yani bu ne demektir? Dünya hakimiyetidir. İslam ahlakının dünya hakimiyetidir. Bir de bakın, “bir de seni sevenleri Kıyamete kadar”, Kıyamet’in son vakitlerine kadar, “dünyaya hakim kılacağım” diyor Allah. Nedir bu?
OKTAR BABUNA: Hakimiyet.
ADNAN OKTAR: İslam ahlakının dünya hakimiyeti, Hz. İsa (as)’ın gelmesi inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Taha Akyol, “yoksa Kuran’da Mehdi (as) gelecek diye bir şey yoktur.” Diğeri; “tarihte Mehdi adı ile çıkanlar hep siyasi çıkar için yaptılar. Osmanlı’da Kanuni’yi sahib-i zaman olarak lanse ettiler ki bu akım dursun.”
ADNAN OKTAR: Şimdi Mehdi (as)’ın zaten çıkacağını hepsi biliyordu, Osmanlı da biliyordu, Osmanlı’da sürekli bu gündemde. Sahte Mehdilerin çıkışı da ayrıca Mehdi (as)’ın çıkış alametidir ve eskiden beri sürekli sahte Mehdiler çıkmıştır, sahte İsalar çıkmıştır, bunlar da Hz. İsa (as)’ın çıkış alametidir. İsa (as) diyor, “ben çıkmadan sahteleri gelecek” diyor. “Sahte İsa’lar çıkacak, onlara kanmayın, bakın size alametini söylüyorum” diyor. “Büyük dünya savaşları olacak, büyük dünya savaşları, ondan sonra bir insan ömrü geçecek, ondan sonra ben geleceğim” diyor. I. Dünya, II. Dünya Harbi kaçta bitti?
ADNAN OKTAR: Evet. Üstüne bir insan ömrü ekle 90 yıl.
ADNAN OKTAR: Tabii azaltıp kısaltabiliriz de. Ama tam tarihimizi veriyor, mühim olan bu. Bu yüzyılı veriyor. Ve “depremler çoğalacak” diyor Hz. İsa (as). Hakikaten tarihte görülmemiş şekilde depremler çoğaldı. Yani eskiye göre kıyas yaptığımızda depremlerin muazzam arttığını görüyoruz. Dolayısıyla İncil’in de desteklediği bir gerçek ortaya çıkmış oldu.
OKTAR BABUNA: ”Buhari, Müslim’de yok mu?” “Kesinlikle tek bir ibare yoktur. Onların dışındaki kaynaklarda geçiyor. Hep Emeviler dönemindeki siyasi atmosferi yansıtıyor.”
An an gidiyor Hocam sizin söyledikleriniz.
ADNAN OKTAR: Sakin olsunlar, sakin olsunlar, sakin olsunlar. Taha Bey çok sakin olun. Şimdi Buhari ve Müslim’de Hz. İsa (as)’ın inişi uzun uzun anlatılıyor değil mi? Gökten inecek diyor, ahir zamanda. Kimin yanına geliyor orada? Diyor ki, “imamınız sizden olduğunda ve arkasında da o namaz kıldığında” diyor. Hz. İsa (as) gibi ulul azm bir Peygamber bir kişiyi imam tayin ediyorsa ve Müslümanların lideri tayin ediyorsa, sen Müslümanların liderisin diyorsa bu kimdir, bu?
OKTAR BABUNA: Mehdi (as) inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nereden anlıyoruz? Süneni Nesai, Süneni Davut, Süneni Tırmizi, Süneni İbn-i Mace, hepsinde açık açık belirtiliyor. Hz. İsa (as)’ın namaza Mehdi (as)’ın sırtından iterek onu namaza geçireceği ve namazda onu imam yapacağı belirtilmiştir. Buhari ve Müslim’de Müslümanların imamı olarak geçer, isim olarak geçmez. Kuran’da da dünya hakimiyeti olarak geçer, isim olarak geçmez. İsme bu kadar meraklı olmasınlar, zaten Mehdi (as), Mehdi ismini kullanmayacak, niye onun üzerinde bu kadar duruyorlar. Yani ben “Mehdi’yim” demeyecekki. İslam ahlakının dünya hakimiyeti Mehdiyet’tir. Yani bunu ağızlarına almıyorlar, anlamazlıktan geliyorlar. Yani İslam ahlakı dünyaya hakim olmadıktan sonra Mehdi (as) gelse, zaten Mehdi (as) olmaz ki o. Demin de söyledim ama İslam ahlakı dünyaya hakim olursa zaten o şahsa biz Mehdi (as) demeyeceğiz ki, vesile olan şahsa. Niye onun derdine düştüler ben anlamadım.
OKTAR BABUNA: “İslam’ın dünyaya hakimiyetini beklemek gerekir mi bir Müslüman için?” “Gerekmez” diyorlarmış.
ADNAN OKTAR: Of, bitti. Bitti bak ağızlarındaki baklayı çıkardılar. Biz bunu söylemelerini istiyorduk işte. Doğruyu söylemelerini istiyorduk. “İslam’ın dünyaya hakimiyetini beklemek gerekir mi bir Müslüman için?” Canlı yayında, “gerekmez”. Deminden beri okuduğumuz ayetler o zaman geçersiz mi yani? O geçersiz olmayacağına göre, dünya hakimiyeti ile ilgili ayetler, yani şu an çok zora girdi onlar.
SUNUCU: Ayeti de sormuşlardır sanırım.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bir Müslüman İslam’ın dünyaya hakimiyetini nasıl isteyemez ve nasıl istemez? Emr-i bil maruf, nehy-i anil münker niçin yapılıyor? Bu okuduğumuz Kuran ayetleri neyi anlatıyordu? Neyi anlattık biz sabahtan beri? Allah Allah.
OKTAR BABUNA: “Dünya hakimiyetini görenin fazileti ve görmeyenin suçu ne?” diyorlarmış.
ADNAN OKTAR: Şimdi, Taha Bey cevabını vereyim naklen yayındayız. Ben şimdi İslam ahlakının hakimiyeti için vargücümle çalışıyorum, değil mi? Çıkarım sokağa adamlar kafama 4 kurşun sıkar, vurur şehit ederler, aynı sevabı alacağız. Yani ha Mehdi (as)’ın talebesi olmuşum, ha olmamışım aynı sevabı alırım. Çünkü ben o yolda ilerlerken, Allah yolunda canımı verdim mi, vermedim mi? Şehit oldum mu, olmadım mı? O önemlidir, anlaşıldı mı? Burada niyet önemli. Görenin fazileti nedir? Görenler de kendini kaybeder zevkten. MaşaAllah. Taha Bey en yapmaması gereken şeyi yaptı. Allah Allah, maşaAllah. Bakın, Taha Akyol; “Tarihi konularda bilgi edinmek istiyorsanız”, bak tarihi konu, Allah Allah, “kaldırın atın eski tefsirleri” üsluba bak, üsluba bak. Bir de biz tarihi konularda bilgi edinmek için mi Kuran okuyoruz? Allah’ın hükmünü, Allah’ın bize ne dediğini öğrenmek için okuyoruz. Tarih kitabı mı Kuran? Allah-u alem bir şey oldu herhalde, yani bir acayiplik var, ortam gergin herhalde? “Kaldırın atın eski tefsirleri”, haşa, Kuran’ın tefsirine böyle denmez. Yani en fazla der ki, “o kitaplardan ise diğer kitapları tercih etseniz daha doğru olur” denebilir. Ama kaldırın atın denmez. Allah’ın hükümleri olan kitaplar. Kaldırın atın, yakın; o şekilde bir üslup kullanılmaz. “Yeni tefsirleri okuyun.” Oradaki Hocaların tefsirlerini mi okuyacağız? Biz ehl-i sünnet alimlerinin tefsirlerini okuruz. Değil mi? Yani oradaki Hocanın tefsiri, hayır onu da okuruz da, biz kaldırıp atmayız. Zaten onları da okuyoruz, ama doğrusuna uyarız. Mesela diyorlar, Elmalılı Hamdi Yazır tefsirini. Elmalılı Hamdi “dünyanın ömrü 7 bin yıl” diyor zaten. “5600 yılı geçti” diyor Peygamberimiz (sav), geriye 1400 ile 1500 kalıyor. Şu an 1430’dayız. Bu yüzyılda dünyaya hakim olması gerekiyor zaten İslam.
“İslam’ın bir de etrafında eski antik kültürlerden, mitolojiden gelen bir kültür var.” Bak, “bir de antik, mitoloji”, işte eski Yunan bilmem ne falan, yani çok kültürlüler böyle, yarılıyor ortalık böyle. Yani halkın bilmediklerini öğretiyorlar, cahil insanlar var, diz çöktük önlerinde, anlatıyorlar, genel kültürümüzü açıyorlar, bilgilendiriyorlar, bilmiyoruz anlatıyorlar güya. “Essatürün evvelin diye geçer Kuran’da, bu yoğun mitolojik kültür hadis kitaplarına da girmiş.” Yani sahabelere de mitolojiden gelmiş bilgi, Peygamber (sav)’den duymamışlar, haşa, peki, nasıl tahakkuk etmiş bu mitolojiden gelen bilgiler aynısıyla? 150 hadis var, 150 ayrı bilgi var, hepsi tahakkuk etti. Hani mitolojiden gelen bilgiydi bunlar. Demek ki vahye dayalı bir bilgiymiş ki, tam doğru olarak tahakkuk etmiş. “Artık yeni tefsirlerde zaten bu tür meseleler yok.” Hiç derdine düşmesinler, biz yeni tefsirleri zaten okuyoruz. Tabii ki o tip konular olmayacaktır, olmaması da zaten bize ilginç geliyor. Ama rahatsız da olmuyoruz, herkes fikirlerini savunabilir. Ama biz Kuran’ın doğrudan özüne göre ve hadislerin doğrudan özüne göre hareket ederiz.
“Mehdi meselesi ile ilgili birçok mesaj geliyor, ayetleri söylüyor izleyiciler” diyor. EvvelAllah tabii gelecektir. Bak daha hala takıntı, konuk; “hiçbir ayette Mehdi (as)’dan bahsetmiyor. Tevil ve zorlamalarla insanlar böyle yapıyor” diyor. Kardeşim tevil ve zorlama var mı? Dünyaya hakim olacağını söylüyor Allah, yemin ediyor Allah, söz veriyor, bunda tevil var mı, bu açıklamalarda? Bu ayetler neyi anlatıyor o zaman? “Mehdi meselesiyle ilgili hiçbir ayette Mehdi (as)’dan bahsedilmiyor” diyor. Kardeşim iki kere söyledim, üçüncü kere söylemeyeyim artık. Mehdi kelimesini bir kere aramasınlar, dünya hakimiyeti, İslam’ın dünya hakimiyeti. “İslam’ın hakim olması konusu, İslam’ın özüyle ne kadar bağdaşır?” Bak cevaba bak, “Buhari ve Müslim’de kesinlikle Mehdi (as) ile ilgili bir şey yoktur” cevap bu. Allah’ım Ya Rabbim. “İslam’ın hakim olması konusu İslam’ın özüyle ne kadar bağdaşır?” Özüyle tam bağdaşır tam. Kuran’ın bütünü zaten hakimiyetten bahsediyor. Yani Kuran dünyaya hakim olsun diye gönderdi zaten Allah Kitab’ı. 3-5 kişi okusun diye mi geldi Kuran dünyaya?
OKTAR BABUNA: ”Bütün dinlere karşı üstün kılacağım” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani Taha Bey’e ne oldu böyle, ben anlamıyorum. İnşaAllah. Dua edelim Allah hidayetini arttırsın. Bak daha hala “kesinlikle” diyor. “Mehdi (as) ve Mesih (as) beklentisi kesinlikle Yahudi ve Hıristiyan kültürden geçmiştir.” Kardeşim Yahudi ve Hıristiyan dediğiniz kişiler İncil’e ve Tevrat’a tabi oluyorlar. Tevrat ve İncil’in bozulmamış kısımları Müslümanlar için haktır. Ve Allah nur olduğunu söylüyor, bu iki kitaba inanmak Müslümanlar için farzdır zaten. Allah Tevrat ve İncil’i Kuran’da övüyor, geçersizdir demiyor ki Allah. Ama tahrif ettiklerini söylüyor. Tahrif edilmeyen yerleri biz Kuran ile mutabakatından anlıyoruz. Kuran ile mutabık aynısı, okudum gösterdim demin.
OKTAR BABUNA: Biraz konuyu değiştirmeye çalışmış, konuklar da demişler ki; “Mehdiyet’i neden hızlı geçiyorsunuz?” “Bu kadar” demiş Taha Akyol. “İleride beklenen kişi anlamında Kuran’da hiçbir ifade yok” demişler. Bunu katılan konuk söylemiş. “Elmalılı dünyanın ömrünün 7 bin yıl olduğunu söylüyor, bu konuyu açıklar mısınız?” sorusu geldi.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, canlı direk Taha Bey’in karşısındayız. MaşaAllah, maşaAllah. Kardeşim yani hiç...
OKTAR BABUNA: ”Madem onu tavsiye ediyorsunuz, Elmalılı Hamdi Yazır’ı tavsiye ediyorsunuz, 7 bin yıl olduğunu söylüyor” diye soru gelmiş.
ADNAN OKTAR: Şimdi ona da böyle sosyolojik açıklamalar yaparlar. İşte bilim bize gerçekleri sunuyor, fosillerden dünyanın ömrünün 7 bin yıl olmadığı anlıyoruz, halbuki orada kastedilen herhangi bir takvim. Mesela Hz. İbrahim(as)’ın, Allah ona selam etsin, veyahut Allah’ın selamı üzerine olsun, onun hicreti olabilir. Veyahut onun doğumu olabilir veyahut ölümü olabilir. Yani bir takvim başlangıcı var, 7 bin yıllık. Yani dünya 7 bin yıl önce yaratılmıştır demiyor Peygamberimiz (sav), bir tarih olarak veriyor 7 bin yıl. Yoksa 124 bin Peygamberden de bahsediyor, 7 bin yıla sığmayacağı belli, onunla alakasız. Bu bir zaman tespiti yapmamız için bize bildirilmiş bir mucizedir. Nitekim ne diyor Peygamberimiz (sav); “bunun 5600 yılı geçmiştir” ne anlıyoruz? 1400 yıl. Yani 1400 ile 1500 arasında her şey bitecek anlamına geliyor.
OKTAR BABUNA: Cevap olarak da, “Elmalılı’da ben görmedim ama güzel bir perspektifi vardır, bana göre çok önemli bir alimdir” demiş. “Cumhuriyet devrinde yazılmış en güzel tefsir” diyor bir adam, Beyan-ı Hak dergisinde Darwin’i eleştiren biridir.
OKTAR BABUNA: Kim için demiş? Sonra demişler ki Hocam, “Elmalılı Hamdi’de ben dünyanın 7 bin yıl olduğuna rastlamadım ve bu tefsirin her cümlesi tek tek doğru olmayabiliyor” demiş.
ADNAN OKTAR: Allah’ım. Yani şimdi tam anlamıyla tuş oldular.
OKTAR BABUNA: Biraz önce övüyorlardı.
ADNAN OKTAR: Hep beraber kalkıp gidelim artık yani. Bir de “rastlamadım” diyor, demek ki okumamışsın bak. Daha bundan haberin yok.
OKTAR BABUNA: Bitirdiniz Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ben dedim, “dağılacak” dedim “daha başlangıcında” inşaAllah. Çöktü yani bu kadar.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah Allah razı olsun. Hocam sizi vesile ediyor Allah, siz olmasanız nasıl bir ortam olacağını, neler olacağını da gösteriyor Allah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, Türkiye’de, Pakistan’da, Amerika’da, Rusya’da kimse anormal bir hareket yapamaz, ben sana söyleyeyim. Biz olduktan sonra ve biz derken, bizim nerede olduğumuz da belli değil, her yerdeyiz yani. Ve hiç bir şekilde yenemeyecekleri bir güç, hiç tahmin etmedikleri yerlerdeyiz, yani tahmin, tahayyül edemeyecekleri yerdeyiz, her yerdeyiz. İnşaAllah. Kimin nerede imanı olduğunu, nasıl imanlı bir insan olduğunu kimse bilemez. Değil mi? İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam ne anlatayım?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, cevap vermeye devam edelim mi? Ama 15 dakikada bitirdiniz Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Darmakeşan oldular. Bak, izleyicilerden gelen mesajlardan okuyorum, “Hocam kekelemeye başladılar, hepsi kıpkırmızı oldu” diyor. MaşaAllah, bu halktan gelen sorular. Allah-u alem bu gece uyuyamaz bunlar. “Şirin görünmek için bazı soruları okuyorlar, ah bir bilseniz hepsinin tansiyonu çıktı maşaAllah” diyor. Canım tansiyonunun çıkmasını istemeyiz tabii. Sen doktorsun, ne tavsiye edersin tansiyonu çıkanlara, ne yapmaları gerekir?
OKTAR BABUNA: Pritor ya da biraz dinlensinler, istirahat etsinler.
ADNAN OKTAR: Değil mi, soğuk suyla güzel elini yüzünü yıkasın, programdan biraz dışarı çıksın, şöyle biraz gezinsin, açık havaya, sakinleşsin benim hiç konuşmadığımı düşünsün. Yok, öyle olmaz, konuştuğumu düşünsün de, doğruyu kabul etsin. Tabii Allah affetsin öyle düşünmesin demiyorum da, doğruyu kabul etsin. “Artık Allah-u alem galibane mücadelemizin inşaAllah, sübhanAllah mübarek bir gecesini yaşıyoruz” diyor. Evet maşaAllah. “En doğrusunu Yüce, Kerem Sahibi Allah bilir. Sevgi ve muhabbetle ellerinizden öperim Hocam” diyor.
“Selamun aleyküm Hocam”. Aleyküm selam. “Çok Sevgili Hocam, Taha Akyol’a gönderdiğimiz maili size de gönderiyoruz, fakat onlardan herhangi bir cevap gelmedi” diyor. Cevap verecek halleri kaldı mı adamların? “Hocalarımız Hz. Mehdi (as)’ın folklorik bir sembol, bir efsane olduğunu söylediler” biraz beklerlerse efsaneyi, folkloru hepsini görecekler, ne olduğunu anlayacaklar. “O halde niçin Peygamber Efendimiz (sav)’in Mehdi (as) hakkında yüzlerce hadisi mevcut? Bu hadisler yalan mı? Yoksa Hocalarımız bu hadislere inanmıyor mu? Hayırlı geceler” diyor. Kardeşim şimdi hadisler ayrıca tahakkuk etmiş, yani çok bu çok önemli. Bakın Mehdi (as)’dan önce hadisler çıkacak diyor, bire bir, yani bir tanesi bile değişmeden tamamı tahakkuk etmiş. Yani gerçek mi, doğru mu denecek gibi değil. Şimdi biraz Kütübi Sitte’den hadislerle başlayalım. Taha Bey şöyle bir balkona çıksın, şöyle güzel bir elini yüzünü yıkasın, diğer misafirlerle, çay iyi gelir mi, yoksa?
OKTAR BABUNA: Yükseltir mi acaba çay tansiyonu?
ADNAN OKTAR: Çay içmesinler evet, ıhlamur olabilir. Fazla çay iyi değildir. Kardeşim biz olduğumuz müddetçe, benim kardeşlerim olduğu müddetçe ki dünyanın her yerindeler, bunların böyle şeyleri bir daha geçmesi mümkün değil. Eskiden hakikaten anlatırlardı, bir kısım insanlar da ağzı açık dinlerdi bunları. Kaç kişi internete girmiş biliyor musun? Kaç?
OKTAR BABUNA: 100 bini geçmiş midir?
ADNAN OKTAR: 180 bin.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Elhamdülillah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İlk defa, tarihte ilk defa görüyorum maşaAllah. Ama aslında normal, biz hayret ediyoruz ama en az 200 bin olması lazım. Çünkü gazetelerin tirajı 500 bin, 600 bin, 700 bin tirajı var. Bizim en az 200 bin olması lazım. En az! Yani vasatın da 200 bin olması lazım, çok normal 180-190.
OKTAR BABUNA: Siz söylemiştiniz Hocam, bunların hepsi aslında Mehdiyet’e hizmet ediyorlar diye. Programı yapınca burada sizi dinliyor herkes, geri dönüp o programı gören. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani dedik, başında söyledim, mağlup olursun dedik, yapmayacaksın bu işi dedik. Ama buna rağmen denedi bak 15 dakikada içerisinde tuş. Bakın nasıl, ne diyor, “İslam’ın dünya hakimiyetini Müslümanın istemesi gerekmez” diyor özetle.
ADNAN OKTAR: Şu söze bak yani, şu söze bak Kuran neyi anlatıyor kardeşim o zaman? Baştan sona kadar neyi anlatıyor Kuran? Kime geldi Kuran? Bütün dünyaya geldi. Ama “Avrupa Birliği olur” diyor. Türk-İslam Birliği olunca “olmaz” diyor. Olmaz dediği şeyi olduracağız Allah’ın izniyle, onu görecekler Allah’ın vaadi var. Allah “bitirdim” zaten diyor, olacak demiyor, “oldu, bitti” diyor.
OKTAR BABUNA: Sizin siteniz var girebilirler inşaAllah. http://www.kutubisittedemehdiveisa.com/ sitesinden Arapçalarıyla, orijinalleriyle siz zaten hazırlatmıştınız bunu İnşaAllah. Buhari, Müslim, Tirmizi, bütün hepsi hadisleriyle mevcut Hocam inşaAllah. Naklettikleri hadisler inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Peki bu 180-190 bine nasıl çıkıyor? İnsanlar birbirlerine mi haber veriyorlar, nasıl oluyor bu? Birbirlerine haber veriyorlar herhalde, demek ki bu tip mücadeleler önemli oluyor.
OKTAR BABUNA: Bir de öyle bir duyulmuştur ki Hocam karşılıklı canlı yayın oldu. Bir de 15 dakika da mağlup olunca MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hişan bin Selim der ki, İmam-ı Cafer Sıddık (as) şöyle buyurdu: “Mehdi’nin zuhuruna kadar halkın, her sınıfı halka hüküm sürecek.” Yani her türlü iktidar ve fikir sistemi dünyada yayılacak diyor. “Öyle ki artık hiç kimse eğer biz hükmetseydik, adaleti uygulardık diyemeyecek.” Herkes denenecek diyor Mehdi (as)’dan önce her fikir yani, komünizm, faşizim, liberalizm, hükümetler hepsi denenecek diyor. “Daha sonra kaim Mehdi (as) hak ve adaletle kıyam edecek.” Hişan bin Salik şöyle buyurduğu rivayet etmektedir: “ Halkın tüm kesimleri iktidara ulaşmadıkça Hz. Mehdi zuhur etmeyecektir.” Yani her düşünce iktidar olacak diyor. Her türlü parti iktidara gelecek, her türlü fikir iktidara gelecek diyor. “Böylece hiç kimse eğer biz egemen olup hükümet kursaydık, adaletle davranırdık diyemeyecektir” diyor. Her türlü hükümet denenecek diyor. Her türlü fikir denenecektir diyor. “Bundan önce toplumda, aklı örten ve cinayetlerle bağlı ölümler artacaktır.” Aklı örten maddelere bağlı yani uyuşturucu şu-bu falan, kokain, o devirde esrar vardı. Onun için yani aklı örten şeyler. “Bundan önce toplumda, uyuşturucu ve cinayetlere bağlı ölümler artacaktır” şu an arttı, sürekli uyuşturucudan ölen daha önce var mıydı bu kadar uyuşturucudan ölüm?
SUNUCU: Yoktu Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çok çok nadir duyulurdu, şu an Amerika’da, Avrupa’da çok normal, her yerde buluyorlar uyuşturucudan ölmüş adamı. Cinayetler zaten yaygın. Bakın bu hadisi, şu hadisle desteklemiş bir başka hadis. Hz. Ali (as) şöyle buyurmuştur: “Mehdi’nin kıyamın öncesinde (Mehdi çıkmasının öncesinde) kırmızı ölüm” yani normal kanlı vurarak, silahlı falan ölüm “bir de beyaz ölüm olacak” uyuşturucudan olan ölümler. “Ümmetim içinde kokunç olaylar olur, insanlar sığınmak için, alimlerin, bilim adamlarının yanına dönüp gelirler. Ve birdenbire onların maymun ve domuz olduklarını görürler.” Ne anlıyorsun? Yani biraz Darwinizm’e de bakıyor gibi..
SUNUCU: Evet bakıyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii odun gibi adamlarla karşılaşılır anlamına da geliyor, kafası çalışmayan, küt alimler, hınzır olarak geçiyor, hınzır, domuz demek.
Biraz Kütüb-i Sitte’den oku.
SUNUCU: İnşaAllah Hocam, sizin bu sitenizde Hocam Sahihi Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, İbn-i Mace ve Hz. Ali, İmam-ı Rabbani, Muhyiddin Arabi ve bütün İslam alimlerinin naklettikleri hadisler var inşaAllah. Mesela Buhari’ye baktığımızda burada orjinal Arapcalarıyla birlikte, burada gösteriyor mesela Sahih Buhari’deki hadisler, Hz. İsa (as), Hz. Mehdi (as), deccal ile ilgili olan, çok sayıda var gördüğünüz gibi böyle Mesela burada “Lakin o şöyle buyurdu: “Ben buyurmuştum rüyamda Kabe’yi tavaf ediyordum. O sırada esmer, salıverilmiş düz saçlı bir kişi gördüm. İki arasında onlara dayanarak iki tarafa bocalayarak sevkediliyordu (tavafı böyle yapıyordu), başı da su damlatıyordu yahut başı su akıtıyordu. Ben: “Bu kimdir?” diye sordum. “Meryem oğlu’dur”, dediler. Ona yönelmek üzere yürüdüğüm sırada bir de kırmızı yüzlü, uzun boylu, başı kıvırcık saçlı, sağ gözü sakat, pörtlek: sanki salkımındaki emsalinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi. “Bu kimdir?” diye sorunca, “bu deccaldir” dediler. Yine Hz. İsa (as) ile ilgili çok net olarak Hadislerde, Buhari’de bu şekilde geçiyor. “İmamınız, devlet başkanınız kendinizden olduğu halde Meryem oğlu sizin içinize indiği zaman (İsa’da imamınıza uyduğunda) acaba sizler nasıl olursunuz?”
ADNAN OKTAR: İmam dediği işte Mehdi (as).
OKTAR BABUNA: Bu da Buhari, Buhari’de yok diyorlardı. Halbuki var çok net olarak inşaAllah. Domuzun, öldürülmesi, Hz. İsa (as)’ın nasıl yapacağını da anlatıyor hadislerde inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak “Adil bir hakem olarak, Meryem oğlu İsa, sizin içinize, hükümde adil bir hakim olarak inmedikçe, salibi kırmadıkça (haçı kırmadıkça) domuzu öldürmedikçe, cizye vergisini kaldırmadıkça ve mal hiçbir kimse kabul etmeyecek derecede dolup taşıncaya kadar kıyamet kopmaz.” Yani o kadar çok mal olacak diyor, Mehdi (as) devrinde. Hani Hz. İsa (as) inmeyecek diyorlardı? Buhari’de, değil mi? Bak açık açık anlatıyor. Kuran’da da iki ayet var, Kuran’daki ayetleri nasıl inkar ediyor bunlar? Ben onu anlamadım yok demişler. Bakın diyor ki: “Hz. İsa (as)’ın inişi kıyamet için bir alamettir” diyor. Bir ayet çok net, iki “İsa Mesih’i sevenler, ona inananları kıyamete kadar küfrün üstüne geçireceğim” diyor Allah. Küfre hakim olacak, dünya hakimiyeti nasıl olur bu? Ancak Hz. İsa (as)’ın gelişi ile olur. Sırf Hz. İsa (as) için bu ayetler başka hiçbir Peygambere böyle bir açıklama yok. “ Ehl-i Kitaptan hiçbir fert kalmayacak” diyor, “hepsi sana iman edecekler” diyor. Yani Hıristiyan ve Musevilerden bu nasıl olur ancak onu görerek olacak işte “sana” diyor, şahsına “hepsi iman edecekler” diyor.
SUNUCU: İlk geldiğinde 12 kişi vardı Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İlk geldiğinde 12 kişi vardı, kimse iman etmedi. 13’üncüsü zaten sapıttı, ama bak bu sefer Allah: “sana inanmadık hiçbir fert bırakmayacağım” diyor. “Ehl-i Kitap’tan hepsi iman edecek” diyor. Şimdi ilk geldiğini esas alırsak böyle bir şey olmamış. Hiç kimse 12 kişi çok az bir sayı, ama öbüründe Ehl-i Kitap’tan tamamı diyor Allah. İşte bu Hz. İsa (as)’ın dünyaya inişi demektir inşaAllah. Ama en iyisi tabii bu siteye girip o detayları görmeleri.
OKTAR BABUNA: Bütün İslam alimlerinin naklettikleri de var. Hz. Ali (ra)’dan itibaren inşaAllah. Ve Kütüb-i Sitte var Hocam inşaAllah. Kütüb-i Sitte’de Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as) bakın http://www.kutubisittedemehdiveisa.com/ Kutubi -i harfi var yanında-sittedemehdiveisa.com
ADNAN OKTAR: Evet, bunun bir kopyasını efendim, Hocaya göndersinler,
OKTAR BABUNA: Göndersinler Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Öbür Hocalara da göndersinler. Bol bol baksınlar. Sabaha kadar inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hayır yani, siz daha iyi bilirsiniz Hocam, bu bilgisizlikten mi yoksa bilip de bilmemezlikten mi gelme?
ADNAN OKTAR: Hayır kardeşim, şimdi durduk yere bir insan niye telaşlanır? Biz niye telaş yapmıyoruz? Mesela diyor ki Budistler; “Budha ahir zamanda hortlayacak gelecek” diyorlar. Yani “Budha gelecek” diyorlar. Bir bilgi. Sen şu an etkilendin mi?
OKTAR BABUNA: Etkilenmedim inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ki tahrif olmuş, yani o da tahrif olmuş bir bilgi, bakın Budizm’de ahir zamanda bir insan önce vefat edecek sonra gelecek şeklinde bir bilgi var. Onlar da bunu Budha’ya uygulamışlar. Halbuki Hz. İsa (as) kastediliyor burada. Ama Budist düşüncede bu değişmiş, şekil değiştirmiş mesela Budistler’de namaz da var ama değişmiş. Yani din tamamen bozulmuş. Tesbih çekiyorlar. Ama yere yatıyor böyle rükuya eğiliyorlar, kıyam ediyorlar ama kaybolmuş. Mesela oruç tutuyorlar ama değişik bir oruç şekli. Yani hak bir din gelmiş fakat zamanla bozuluyor. Musevilik’te de olmuş bu, Hıristiyanlık’ta da olmuş. Ama bir tek Allah Müslümanlığı, Kuran’ı garanti vermiştir. Kuran bozulmamıştır. Buradaki telaş, mesela masonlar ahir zamanda Adon’un geleceğini söylüyorlar. Bütün masonların lideridir Adon ki yine Mehdi (as) kastedilmiş oluyor. Bütün yazıtlarda, eski taş yazmalarında hepsinde bir Mehdi (as) hakkında bilgi var. Yani nasıl oluyor diyor? Çünkü Hz. Nuh (as) da bildirmiştir Mehdi (as)’ı, Hz. İbrahim (as) da bildirmiştir. Nuh (as) takriben 10.000 yıl önce olmuş olabilir. Hz. İbrahim (as) da 7000 yıl önce olabilir. İnşaAllah. Dün rakamlarda bir değişik anlattım ama doğrusu bu şekilde. İnşaAllah orada bir dil sürçmesi oldu. Hz. İbrahim (as) 7000, Nuh (as) Allah-u alem, 10.000 yıl hatta 12.000 yıl olabilir. Daha da eski olabilir. Nuh (as)’ın vakti. Ama bütün o devirden kalma yazıtlarda taş kabartmalarda bu ifadeleri görüyoruz.
Mesela İncil de çok kapsamlı. Şimdi bizim, evet mesela bakın. “Havariler Hz. İsa’ya nerede hazırlık yapmamızı istersin” diyorlar, “gelecek şahıs için” diye sordular. “İsa onlara bakın dedi, kente girdiğinizde O büyük şehre girdiğinizde karşınıza su testisi taşıyan bir adam çıkacak.” Yani Kova burcundan bir adam çıkacak. Kova burcu bak, Koca burcu her zaman testiden su döken bir adam, su taşıyıcısı şiddetli yağmurları getiren kişi olarak tasvir edilmiştir. Çünkü Mehdi (as)’ın gelişi aynı zamanda bol yağmur yağmasına da vesile oluyor biliyorsunuz. Kova burcu, bak, “her zaman, testiden su döken bir adam olarak sembolize edilmiştir” diyor. Kova Çağı yaşam suyunun, kutsal ruhun, insan üzerine akması olarak yorumlanır. İncil’de de bakın diyor “kente girdiğinizde karşınızda su testisi taşıyan bir adam çıkacak, adamı gideceği eve kadar izleyin.” Yani onu takip edin. Onun yolunda olun, yani Mehdi (as)’a da diyor ya Peygamber Efendimiz (sav) , “karda sürünerek dahi olsa onun peşinden gidin” diyor. Burada da onu diyor. Luka 19/11. “Öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderdi. Kente gidin. Orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza”, yani Kova burcundan birisi çıkacak, “onu izleyin”, Markos 13, “ve sonra Kovayı taşıyan adam bir cennet arkının altından geçecek”, yani muazzam bir güzellik meydana getirecek. İnsanoğlunun sembolü ve mührü, doğu gölünde yükselecek. Mehdi (as)’ın mührü yani Allah Muhammed Resul Peygamber Efendimiz (sav)’in mührü kastediliyor. Doğu göğünde yükselecek. Doğu göğü ne taraf? Avrupa’ya göre Doğu ne taraf?
OKTAR BABUNA: Türkiye.
ADNAN OKTAR: Türkiye, değil mi? Doğu göğünden yükselecek. O zaman bilge olanlar başlarını kaldıracak, yani doğru yolda olanlar, bilge olanlar, hakkı gerçeği bilenler başlarını kaldıracak ve dünyanın kurtarılışının yaklaştığını bilecek. Dünyanın dünya hakimiyetinden bahsediyor bakın İncil. Kim yapıyor bunu? Su testisi taşıyan adam. Su hep bu şekilde geçiyor. Kova burcundan birisi. İsa (as) Balık Çağını temsil ediyordu. Burada İsa (as) aslında bütün söylediği Balık Çağından sonra Kova Çağının geleceğiydi. Çünkü İsa (as) zamanında Balık Çağı bitti. Bu balık hangi balık sonra anlatacağız tabii. İnşaAllah. Kova Çağının geleceğiydi. Astrolojiye göre 2012 yılında dünya Kova Çağına girecek. 2012 yılında. Yani onlar “Kıyamet kopacak” diyorlardı ya, “2012’de”. Kova Çağına giriyor. Yani Mehdiyet’in çağı başlıyor. 2012’de.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kova burcu, evet. Çağ değişimi 2000 yılda bir olur. En sonuncusu Hz. İsa (as)’ın gelişine denk gelmişti. Buna göre bizler milenyumun başındaki tarihte, Balık Çağını geride bıraktık ve Kova Çağına girdik. “İsa (as), sizinle dünyanın sonuna kadar birlikte olacağım der” diyor. Matta’da 28/20. Burada aslında dünya olarak çevrilen kelime Aeon’dur ve çağ anlamına gelir. Yani şöyle düşünüyor Hz. İsa (as), “sizinle çağın sonuna kadar birlikte olacağım. Bu yüzyılın sonuna kadar sizinle birlikte olacağım” diyor. Bakın 2000’li yıllarda milenyum da geldi. İnşaAllah. Kıyamet’in son vaktine kadar sizlerle birlikte olacak. Çağın sonuna kadar sizinle birlikte olacağım. İncil. İnşaAllah. Mesela Nostrodamus diyor ki, “dünyada huzurlu, mutlu, savaşsız bir Altınçağ yaşanacaktır.” Bak huzurlu, mutlu, savaşsız, bir Altınçağ yaşanacaktır. “Ama önce her geçiş döneminde olduğu gibi, bir acımasız çağ yaşanacaktır” diyor. Yani “zulüm çağı yaşanacaktır” diyor. İnsanlığı çok parlak bir dönem ve altın çağ denildiği farklı bir boyut beklemekte. Ancak bunu 2015 yılından sonra öngörüyor, şey Nostrodamus. 2015. Ki hadis-i şeriflerden alıyor bunu. Muhyiddin Arabi’nin eserlerinden almıştır. Altınçağ’da kadın-erkek ilişkileri sosyal yaşam ve birçok konularda büyük değişiklikler olacaktır. Yani, tam bir hürriyet ve güzellik olacak. Mesela Mayalara göre de bu şekilde. Maya takvimine göre ki çok eski bunlar. “Mayaların kriptolarına göre dünya için 2012 yılı çok önemli çünkü onlar Kova Çağının başlangıcını 2012 olarak kabul ediyor. Yani insanlık için, düşünüşün yükselişe geçmesi ve yeni bir başlangıç. Maya’lar 2012 için zamanların sonu diyor. Fakat bu anlatımlarda sembolik, sembolik olarak zamanların sonu, yani bir zamanın, yeni bir zamanın başlangıcı anlamına gelir diyor. Yani bir zaman bitecek. Yeni bir zaman Kova Çağı başlıyor. Yalnız Mayalar değil, Sümer takvimlerinde de aynı takvimler işlenmektedir” diyor. Onlar da “2012’lerden sonra bir Altınçağ başlayacak” diyor. Demek ki bak Peygamberler 12.000 yıl evvel, 20.000 yıl önce hakkı bildirmişler ve bu efsanelerde de Maya takvimlerinde de Mayaların yazdıklarına da geçmiş, Sümerlerin yazıtlarına da geçmiş, hepsine geçmiş.
Mesela astrologlara göre de Kova Çağını şöyle açıklıyor. Zaten bunlar bizim için delil değil ama onlar da aynı Hak Kitaplardan etkilendikleri için söylüyorum. “1996’da Uranüs yöneticisi olduğu Kova burcuna girecek. Böylece materyalizm ve bencilliğin hakimiyeti sona erecek ve iyilik ve evrensel bütünleşmenin güçlü olduğu yeni bir toplum yaratılacak.” Meydana gelecek ve bak bunu da astrologlar söylüyorlar.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama bu bizim için geçerli değil tabii ki. Çünkü tekrar söylüyorum, bunlar hadislerden ve ulemanın değil mi din bilginlerinin eserlerinden alınmış izahlardır ki, çoğu vahye dayalı bilgiler onların. Yöneticisi olduğu diyor, Kova burcuna yönelecek diyor.
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...