SUNUCU: Hayırlı geceler değerli izleyenlerimiz. Harunyahya.tv sitemizden Gece Sohbetleri programımız devam ediyor inşaAllah. Değerli Hocamız Adnan Oktar yine bizlerle ve Sayın Altuğ Berker de bizlerle. Hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk efendim. Kübra bayağı samimi ve vicdanlı bir insan. İnşaAllah Allah sayılarını arttırsın. Vicdan çok önemli. Yani Müslümanım demekle Müslüman olunmaz. Çıkarı ile çatıştığında Müslüman oluyorsa, zorda Müslüman oluyorsa Müslümandır. Sahabeler çok yüksek vicadana sahiptiler, onun için sahabe oldular. Münafıklar da vicdansızdılar, o yüzden münafık oldular. İnsan daima vicdanının sesini dinleyecek, inşaAllah. O zaman Allah onun yolunu açar. Vicdanının sesini dinlemeyene Allah hem çirkinlik, hem akılsızlık, hem bereketsizlik, hem uğursuzluk, hem bela verir. Allah diyor ki, yalnız “bilemeyecekleri bir yönden, yavaş yavaş” diyor Allah, “helake yaklaştırırım”. Bilemeyecekleri bir yönden. Sürekli sürünürler, mesela acı çekerler, azap çekerler, ızdırap çeker, sevgisizliğin acısını çeker, huzursuzluğun acısını çeker, vicdansızlığın acısını çeker. Mesela vicdan azabı, tek başına insanı öldürmeye yeter. Yani vicdan bir insana musallat oldu mu, bitti. Yani artık onun dünyası Cehenneme döner. Mümin vicdanını rahat bırakır, vicdanının sesini dinleyen insandır.
ADNAN OKTAR: Oluyor tabii, körleştiriyor. Sürekli vicdanını körleştiren insanlar oluyor. Yani o kadar çoktur ki bu konuda uzmanlaşan insanlar.
ADNAN OKTAR: Tabii. Hayır, körleştirdikçe, öldükçe vicdan içte daha da saldırır, yani çırpınır vicdan. Körleştirme ile orantılı vicdana saldırma olur ve vicdanı insanı yakmaya başlar. Yaktıkça da işte o tip kayması oluşuyor. Ahir Zaman’da hadislerde varya, “yüzlerde değişiklik olacak” diyor Allah. Yani nursuz ve uğursuz bir görünüm alacak insanların bir kısmı diyor. Arapça tam karşıtı var, hadisi tam ezberimde bilmiyorum, fakat yüzlerinin değiştirilmesi olarak net, yani Türkçe karşılığı olarak böyle. “Yüzler değiştirilecek” diyor, bozulacak ve çirkinleştirilecek diyor. Tevrat’ta da var bu. Tevrat’ta da aynısı, hadise uygun olarak var.
ALTUĞ BERKER: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, bir ayette de mealen, “kim Allah’ın zikrinden uzaklaşırsa, ona şeytan bir kabuk bağlar”, o vicdanın körelmesine mi işaret ediyor Allah-u alem Hocam?
ADNAN OKTAR: Tabii. “Bir şeytana onları kabuk gibi bağlatırız” diyor Allah. Yani üzerini kaplıyor şeytan, direk şeytana göre hareket ediyor. Şeytan ona huzursuzluk verdikçe, daha da azgınlaşıyor, huzursuzluğunun nedenini de bilmiyor, düşünmüyor. Yahut biliyor da bilmezlikten geliyor daha açıkçası, Allah affetsin doğrusu bu, bilir yani. Çünkü Allah; ayet var, “nefse fücurunu ve ondan sakındırılmayı bilen Allah’a and olsun” diyor. Nefs fücurunu da biliyor, yani yaptığı vicdansızlığı da biliyor, ondan sakınmanın nasıl olduğunu da biliyor. Ama uygulamıyorsa, tabii vicdanı bozuk olmuş oluyor. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Kuran’da her türlü bilginin olduğu, Kuran’da Allah her örneği açıklamıştır.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah’a sığınırım: “Yeryüzünde hiçbir canlı ve iki kanadı ile uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık. Sonra onlar Rablerine toplanacaklardır”, Enam Suresi 38.
ADNAN OKTAR: “Kuran’da hiçbir şeyi noksan bırakmadık” diyor değil mi Cenab-ı Allah? Peki adam, bir kısım adamlar çıkıyor ki, “Allah Kuran’da birçok şeyi noksan bırakmıştır” diyor, göğsünü gere gere söylüyor. Biz hangisine inanırız Kübra?
ADNAN OKTAR: Değil mi? Bak çok sarih ifade çünkü, açık. Evet devam et.y
ALTUĞ BERKER: “Andolsun, Biz bu Kuran’da insanlar için her örneği gösterdik.”
ADNAN OKTAR: “Öyle değil” diyor adamlar. “Kuran’ın öyle demesine bakmayın siz” diyor, “öyle her örneği göstermemiştir Kuran” diyor. Biz Kuran’a inanırız. Çünkü muhkem, açık ayet. Çok sarih ifade. Evet.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah’a sığınırım: “Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz ona karşı sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım”, Furkan Suresi 33.
ALTUĞ BERKER: “Andolsun Biz bu Kuran’da, belki öğüt alır, düşünürler diye insanlar için her bir örnekten verdik.”
ALTUĞ BERKER: “Andolsun, Biz bu Kuran’da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp düşünsünler diye”, İsra Suresi 41. “Elif, Ram, Ra. Bu, ayetleri muhkem kılınmış, sonra hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından birer birer açıklanmış bir Kitap’tır”. “Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. Bu Kuran, düzüp uydurulacak bir söz değildir. Ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, her şeyin çeşitli biçimlerde açıklaması ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir”.
ALTUĞ BERKER: “Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. Bu Kuran, düzüp uydurulacak bir söz değildir. Ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı”
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. “Her şeyin çeşitli biçimlerde açıklaması.”
ADNAN OKTAR: “Her şeyin”. Bakın, “herşeyin çeşitli biçimlerde”, bak bir tane de değil. Çeşitli biçimlerde açıklaması. Evet.
ALTUĞ BERKER: “Ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir”.
ADNAN OKTAR: Kuran tek başına değil mi? Evet, hidayet bulmak isteyen için diyor, değil mi? Evet.
SUNUCU: Peki Hocam, Kuran’ın tefsirini herkes yapabilir mi?
ADNAN OKTAR: Onu açıkladım. O zaman adam müceddid ve müçtehid olmuş olur, olmaz inşaAllah. En güzel tefsirini yapan Peygamberimiz (s.a.v.)’dir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in tefsirine göre hareket ediyoruz, edeceğiz inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah’a sığınırım: “Bugün size dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip, beğendim”, Maide Suresi, 3. “Bu, kendisinde şüphe olmayan muttakiler için yol gösterici olan bir Kitap’tır”, Bakara Suresi, 2.
ADNAN OKTAR: Kuran değil mi? Tek başına yol gösterici bir Kitap, evet.
ALTUĞ BERKER: “Bu Kuran, insanlar için bir beyan, sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.” “Ey Kitap Ehli, Kitap’tan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve birçoğundan geçiveren elçimiz geldi. Size Allah’tan bir nur ve apaçık bir Kitap geldi. Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır.”
ADNAN OKTAR: Kuran ile kurtuluş yoluna ulaştırır, rızasına uyanları. Evet.
ALTUĞ BERKER: Evet inşaAllah. “Ve onları, Kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip, iletir”.
ADNAN OKTAR: Evet, İncil ve Tevrat’taki yanlışlıkları Kuran’da Allah, “Ben açıkladım” diyor değil mi? “Eksik olanları açıkladım, bir kısmını da açıklamadım” diyor, diğer bir kısmını. Ama Allah “önemli gördüklerimi açıkladım” diyor. Evet.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. “Andolsun, Biz onlara bir Kitap getirdik. İman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere, bir bilgiye dayanarak, onu çeşitli biçimlerde açıkladık”.
ADNAN OKTAR: Kuran’ı değil mi? Cenab-ı Allah. Evet, “Kuran’ı açıkladık” diyor. Evet.
ALTUĞ BERKER: “Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve Müminler için bir hidayet ve rahmet geldi”.
ALTUĞ BERKER: “Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve Müminler için bir hidayet ve rahmet geldi”.
ADNAN OKTAR: Bak, hem şifa, hem hidayet, hem rahmet, bunu yapan ne? Kuran. Kuran değil mi? İnşaAllah. Yani duvara asılmasının dışında bir şey bu, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam, saygı olarak duvara asarız ama, duvardan alıp değil mi okuyup ona uyacağız inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: “Her ümmet içinde, kendi nefislerinden, onların üzerine bir şahit getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerine bir şahit olarak getireceğiz. Biz, Kitab’ı sana her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlar’a bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.”
ALTUĞ BERKER: “Her şeyin açıklayıcısı” diyor Hocam inşaAllah. “Kuran’da Müminler için, şifa ve rahmet olan şeyleri indirdiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz”.
ADNAN OKTAR: Şimdi Kuran hakim oldu mu, zalimler kayba uğrayacaklar. Müslümanlar’a şifa, ruhen ve bedenen, sosyal şifadır.
ADNAN OKTAR: Tabii, maddi, manevi. Her iki yönden de şifa oluyor. Bir kere topluma sosyal şifa oluyor ayrıca. Korku olmuyor, hüzün olmuyor, tedirginlik olmuyor, vahşet olmuyor, kavga olmuyor, adaletsizlik olmuyor. Ama hastalıklar da yok oluyor. Mesela kanserler çok düşer, kanser olanlar çok düşecektir. Ülserler kalkar. Alkolden ölümler, uyuşturucudan ölümler kalkar, Kuran Ahlakı yaşandığında. Bu ne demektir biliyor musunuz? Milyonlarca insan canlı kalacak demektir. İşte şifa. Saysam, sabaha kadar sayarım. Yani Kuran’ın getireceği şifaları saysam, gerçekten sabaha kadar bitiremeyiz. Evet.
ALTUĞ BERKER: “Ve gerçekten O, Müminler için bir hidayet ve bir rahmettir”. “Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen Kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak Biz onu, bir nur kıldık. Onunla, kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz Sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip iletiyorsun.” “İşte bu Kuran, bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenler ise, onlar için iğrenç olanından acı bir azap vardır”.
SUNUCU: Hocam, “dilediklerimizi hidayete erdirdik” diyor. Yani hidayete ermeyenler, Allah’ın dilememesiyle mi hidayete ermemiş oluyorlar?
ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi Allah’ın ledüni yönü vardır. İnsanlar bunu anlamaya çalışıyorlar. Ben bir kısmını kapalı anlatıyorum, ama yine birçok insan anlayamıyor demek istediğimi. Bakın, bir kere Cehennem olmazsa, Müminler’in mutluluğu azalır. Yani Müminlerin mutlu olması için Cehennem’e ihtiyaç var. Yani haline şükretmesi için, Allah’ın intikam aldığını görmesi için ve Cennet’in, özellikle Cennet’in detaylarını, güzelliklerini daha iyi fark edebilmesi için, kıyasa ihtiyacı var. Bu yönü ile Müminler’e nimettir Cennet ve çünkü sık sık görecek Müminler Cehennem’i. Bakın Cennet’te, Cehennem’i gördüklerini, Kuran’da Allah ayet ile belirtiyor. Yani Cehhenem’i görmesinin bir amacı var ki Allah gösteriyor ve hepimiz, bütün insanları Cehennem’in kenarına bizi bir toplayacak Cenab-ı Allah, herkesi. Arazisine gireceğiz Cehennemin. Mümin olanları Allah ayırıyor, onların hepsi Cennete giriyorlar. Öbürlerini orada “diz üstü bırakırız” diyor Allah. Küfür diz üstü bırakılır, onlar oradan Cehennem’e alınıyorlar. Biz bunu sonsuza kadar unutmayacağız. Yani sürekli bunu kıyaslayacağız inşaAllah, Allah nasip ederse Cennet’i.
SUNUCU: Hocam, Cennet içerisinde de bir kıyaslama yok mudur? Hani Cennet’in katları vardır, Adn Cennetleri, Firdevs Cenneti gibi. Onlar arasında da bir fark?
ADNAN OKTAR: O olmaz. Allah’ın adaletine, Cennet’in vasfına uygun değil. Biz Peygamberimiz (s.a.v.) ile beraber aynı sofradayız, nasıl, hangi Cennet ayrı olsun? Beraber olacağız, hep birlikte olacağız. Yani Hz. Musa (a.s.), Hz. İsa (a.s.), hepsini görecekler. Onlar ayrı bir bölümde, Müslümanlar ayrı bir bölümde değil. Bütün iman edenler aynı Cennet’tedir. Ama katlar, katlar halindedir, fakat hepsinin birbirini görme imkanı vardır. Yani Mehdi (a.s.)’yi herkes görecek. Hz. Peygamber (s.a.v.)’i herkes görecek. Hz. Musa (a.s.)’yı herkes görecek. Hz. İsa (a.s.)’ı herkes görecek. Birlikte olacaklar. Cennet’in özelliği odur. Öbür türlü ceza olmuş olur o zaten. İnşaAllah. Aldıkları zevkler farklı oluyor, imanından dolayı.
ADNAN OKTAR: Evet, orada. Yani mesela Cennet’in meyvesinden aldığı bir zevk, diğer kişide daha farklı olur, zevk farklılıkları var. Zaten hadisler bu konuları çok açık açıklamış, izah etmiş. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde bu konular çok net açıklanmıştır. Yani herkesin bir arada olduğu, Cennet’te olduğu, bütün Müminler’in birlikte oldukları. Fakat iman derecelerine göre zevk alacakları, değişik zevk alacakları hadislerle açıklanmıştır. Onun için bu net açıklamadır, belki diyemeyiz, net inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah’a sığınırım: “Oysa o Kuran, alemlere bir zikirden başka bir şey değildir. Çünkü o Kuran, Allah’tan sakınan muttakiler için bir öğüttür. Ve şüphesiz o, kesin bir gerçektir. Gerçek şu ki, o Kuran, elbette bir öğüttür. Artık kim dilerse öğüt alıp, düşünür. O Kuran, alemler için yanlızca bir zikirdir. Sizden dosdoğru bir yön, istikamet tutturmak isteyenler için”.
ADNAN OKTAR: Şimdi ben bu ayetleri niye okutuyorum biliyor musunuz? Ahir Zaman’da Müslümanlar Kuran’a tam tabi olacaklar, inşaAllah. Yani Kuran tam hakim olacak. Bediüzzaman da mesela “Hizb-ul Kuran” diyor, kendi talebeleri için. Hizb-ul Kuran, Kuran Hizbi diyor. “Yanımda başka hiç bir kitap taşımıyordum” diyor Bediüzzaman. Sadece Kuran’ı taşıyordum diyor. Hadisler ezberindeydi Bediüzzaman Hazretleri’nin. Yani Küttüb-ü Sitte’yi ezberden biliyor, hepsini ezberden biliyor. Biliyorsunuz, Bediüzzaman aynı zamanda hem hafızdır, hadis hafızıdır aynı zamanda. Risale-i Nur Külliyatı’nda yazdığı bütün hadislerin hepsini ezberden yazmıştır. Biliyor musun öyle olduğunu? Tabii. Hangi hadisi söylerse söylesin, yaptığı tamamen ezbere dayalıdır. Yani su gibi ezberden biliyor. Öyle harika bir özelliği var.
ALTUĞ BERKER: Evet. O Mucizat-ı Ahmediye Risalesi’ni yazdırırken Hocam yüzün üzerinde hadis kullandı.
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.)’in Allah’a bu şikayetini, Müminler esas alması lazım. Bakın Allah, Resulü (s.a.v.)’nün ağzından, Peygamberimiz (s.a.v.)’in şikayetini Kuran’da şöyle belirtiyor. “Yarabbi, benim bu ümmetim, bu Kuran’ı terk edilmiş bıraktılar” diyor. Biz bu terk edilmeyi ortadan kaldırmak için mücadele ediyoruz şu an. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bak bir tanecik, bir tek şikayeti var, başka yok. Ümmeten bir tane şikayeti var. “Bu Kuran’ı terk edilmiş bıraktılar” diyor. Mehdi (a.s.) devrinde, özellikle Kuran terk edilmiş bırakılacak. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında Kuran okunuyordu ve Kuran’a göre yaşıyorlardı zaten. Peygamberimiz (s.a.v.) bunu söylerken, asıl Ahir Zaman’ı hedefleyerek söylediği açık anlaşılıyor. Dolayısı ile Mehdiyet devrini hedefleyerek söylediği anlaşılıyor. Dolayısı ile Mehdi (a.s.)’nin de en çok üzerinde duracağı şey, Kuran’ın yaşanması ve Kuran’ın esas alınması olacaktır. Kuran Ahlakı’na tam uyulması olacaktır ve Kuran’ı terk etmiş olan ümmeti, ki epey bir bölümü, büyük bir bölümü terk etmiş durumda, yeniden Kuran’a yaklaştıracaktır. Biz de Mehdi (a.s.) öncüsü olduğumuz için, Mehdi (a.s.)’ye zemin hazırladığımız için, bu görevi yapmakla mükellefiz. Yani ben onun için tekrar tekrar okutturuyorum. Evet, yani yaptımız çalışmanın nedeni bu. Ahir Zaman’da Kuran’ın terk edildiğini herkes görüyor, terk edilmiş olduğunu değil mi? Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu şikayeti gerçekleşti inşaAllah. Fakat Mehdiyet bunu ortadan kaldıracak inşaAllah. Bu durumu ortadan kaldıracak. Kuran bütün dünyaya hakim olacak, Kuran Ahlakı. Hz. Mesih (a.s.)’in inişi ile de, en yüksek noktaya erişmiş olacak. İnşaAllah. O Peygamberimiz (s.a.v.)’in şikayet ettiği yer, tarihleri inşaAllah sonlandıracağız. Yani terk edilmiş kısmı, bu yaşandı yani, Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu sözü oldu. Dediği bu olay oldu. Şimdi bu ortadan kalkacak bu durum. Bu felaket ortadan kalkacak ve güzel, hayırlı, iyi bir noktaya gelmiş olacak inşaAllah.
Şimdi siz bizim çocuklar ile devam edin. Bir yarım saat daha devam edebiliriz. Yarım saat veya bir saat de olabilir. Tamam?
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...