SUNUCU: Harunyahya.tv’den hepinize merhaba. Programımıza hemen başlayalım Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah, güzel. Oktar Hocam nasılsın?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam çok iyiyim. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:Bana anlatmak istediğin bir şey var mı?
OKTAR BABUNA: Şeyh Nazım Hoca’nın konuşması vardı Hocam inşaAllah. 86 yılındaki. Şeyh Nazım Hocamız diyor ki: “Cenab-ı Hak, efendim, size Yusuf (a.s.)’ın makamını versin, salahiyetini de versin diyorum. Siz bu beyi tanıdınız mı?” Bir bayan, “evet” diye cevap veriyor. Şeyh Nazım:“Kimdir?” “Adnan Hoca değil mi oradaki, resminden tanıdım”. Siz de “sağolun” diyorsunuz. Şeyh Nazım: “Hem o rütbeyi hem salahiyeti versin diye ben dua ediyorum, Adnan Bey kardeşimize de Cenab-ı Allah, namaz için Yusuf Peygamber’in tecellisini ona giydirmek üzere ona halvet emreylemiş ve onu ihmal ettiği kimi kafidir, şık giyerekten ona icazet vermiş, ümit ederiz ki ileriye doğru Adnan Bey'in yapacağı mükemmel hizmetler vardır”. “Yusuf Peygamber’in tecellisini ona giydirmek üzere ona halvet emreylemiş” diyor inşaAllah. Makam vermiş inşaAllah. “Velayet sırrı ile, zahiri de başka da, velayet sırrı ile yapacağı ve yapmakta olduğu hizmet de vardır”. Veli sıfatı ile yapacağı, veli sırrı ile yapacakları hizmetler de vadır, inşaAllah. “Tebrik ederiz. Kendisi de sabırlılardan yazılmıştır. Sabırlıların bir ötesi, efendim, razılardan da yazılmış. Razılık da verildi ona, kendisine, efendim, ben kendime göre bir düşünüyorum, bakıyorum benim tahammül edebileceğim gibi değildi o. O maşaAllah gençti zamanında, o hizmeti tekmil etmiş, arada askerlik hizmeti gibi, velayet erbabına böyle iftiralar geliyor, size zarar vermemiştir o”.
MaşaAllah bu hastaneden çıkıldığı dönemde onun çok sabır gerektiren bir şey olduğunu da vurgulamış oluyor maşaAllah. “Allah razı olsun Hocam, duanızla, himmetinizle inşaAllah”. “Estağfurullah, o da geçmiştir, şimdi sizin Peygamber huzurunda, size bir rütbe giydirilmiştir, bu muharrem-ül şerifte hafzeten, zahir ve batında sizi tevhid edecek, hem manevi bir ruh, hem bir maneviyat giydirilmiş ve bir anlayış da, bir ilham da size açılmıştır. Ki o ilham üzerine siz, kendinizi etraf ile meşgul etmeyin. Siz Kur’an-ı Kerim’i okuduğunuz vakıtta, teemmül ile okuyunuz. Üzerinde düşüneceğiniz her ayeti kerime, her okumanızda gusül abdesti ile okuyun. Bu size olan hitaptır”. MaşaAllah. “Bir defa okuyun, lakin gusül abdesti ile okuyun. Ve tenha bir makamda okuyun ve ayak üzeri okuyun, Kur’an-ı Kerim’i yüksekte tutun”. “Allah razı olsun”. “Böyle ayakta durduğunuzda okuyabilecek yükseklikte tutacaksınız”. “İnşaAllah”. “Ve O’nun huzurunda Sultan huzurunda durur gibi duracaksınız. Gusülle geleceksiniz oraya, iki rekat namazı kıldıktan sonra ayakta, üç kelime-i şahadet, yüz estağfurullahtan sonra destur alıp, Kur’an-ı Kerim’i siz tilavet edeceksiniz. İsterseniz, efendim, bir çeyrek tilavet edin, isterseniz yarım saat, isterseniz sizin kalbinizdeki ilhama göre okuyacaksınız. Ve ondan sonra kalbinize verilecek ilhamı göreceksiniz. Çünkü size bu yapmış olduğunuz halvetin neticesinde size bir ikram olarak bir şerik bağlanmıştır kalbe, ilhamla bağlanmıştır. Ve siz beni buraya kapattılar, kapatanlara, beni muhakeme eylediler, muhakeme edenlere, beni suçladılar, suçlayanlara diyerekten kötü bir temenni olmayacak. Onlara muğber olmak ister insanın nefsi, reddedeceksiniz. Ve siz bu minval üzerine, size mükellefiyet vardır şimdi, yanınıza kimse almadan, o hücrenizde yüksek sehpa gibi yerde Kur’an-ı Kerim’i, böyle sultan huzurunda duruyor gibi okuyacaksınız. İsterseniz bir hizip, isterseniz iki, isterseniz üç, isterseniz tekmil bir cüz okuyun. Ondan sonra size bir varidat vardır, manevi varidat verilecektir size mükafat olarak. Ki o ilhamdır, o ilham geldiği vakıt da o ilhamı kaybetmeyeceksiniz. O kıratı bitirdikten sonra diz üstüne oturunuz mecliste, elinizde kalem kağıt, efendim, kalbinize doğacak olanı zapt edin, o inkişaf edecektir ve genişleyecektir, darlanmayacak, artacaktır, eksilmeyecektir, o surette siz Kur’an-ı Kerim hakkında yeni bir görüş, yeni bir anlayışla bilhassa o gençlere çok bir hizmet yapacaksınız”.
MaşaAllah, Kur’an-ı Kerim’de yeni bir anlayışla çok büyük bir hizmet olacak diyor gençlere. “Velayet sırrı olduğu için size ben bunu söylemeye memurum bugünkü günde efendim. Sizin velayetiniz vardı, yani evliyaullahtan olduğunuz için, lakin şimdi o böyle tomurcuk gül olur, daha ne rengi belli, ne şekli belli, ne kokusu bellidir, o açıldığı vakıtında belli olur. Şimdi Adnan Bey’in hali de o kapalıdır. 24 saat zarfında bir defa bir veliullah, bir defa bir veliullah, bir defa bir veliullah, üç evliyadan rızaat çıktı. Onun kalbine nazar ettiler, o gerek mahpusta, gerek bu hastanede bulunduğu vakıtta. Öyle nazar etmese o bu halde çıkamazdı. O, efendim, zindanın sıkıntısı onu bozardı, bozmadı, bozulmaya bırakmadılar ve şimdiki imanı ve mertebesi bu halvethaneye girmezden önceki halinden çok fazla farklıdır” diyor maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.
OKTAR BABUNA:Bu kadardı Hocam.
ADNAN OKTAR:İşte bak, dünya güzeli maşaAllah. Huyu, suyu, ahlakı son derece candan, son derece samimi, son derece güzel hitabeti olan, değerli bir insan. Allah ömrünü uzun etsin inşaAllah.
Sen herhangi bir sayfa aç buradan bana oku.
SUNUCU:“Rivayette var ki: "Âhirzamanın eşhas-ı mühimmesinden olan Süfyan'ın eli delinecek." Allahu a'lem, bunun bir tevili şudur ki: Sefahet ve lehviyat için gayet israf ile elinde mal durmaz, israfata akar. Darb-ı meselde deniliyor ki, "filân adamın eli deliktir." Yani çok müsriftir. İşte, Süfyan israfı teşvik etmekle, şiddetli bir hırs ve tama'ı uyandırarak insanların o zaîf damarlarını tutup kendine musahhar eder diye bu hadîs ihtar ediyor. İsraf eden ona esir olur, onun dâmına düşer diye haber verir. Bir de bu hadis-i şerif'i Cübbeli'ye sorun. Elinin ortası delik gezen, başı bulutlara değen, bir eli okyanusun dibinde olan, iki kulağının arası 20-30 metre olan ve bir adımda 120 km yol alan eşeği ile Atlas Okyanusu'ndaki bir adada gezinen ve bu adada zincirli olan deccalden bahsediyor. Bediüzzaman olmasaydı, Ahir zamanda Müslümanların durumu nasıl olurdu buradan daha iyi anlıyorum”.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam şimdi herhangi bir sayfa açıyorum onu da sen oku. Bismillah, haydi bakalım.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin izhar ediyoruz”. Çiçekler baharda gelir diyor, biz de zemin hazırlıyoruz diyor inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s.)’a ve talebelerine inşaAllah. “Elbette o kuvvet-i azîmedeki yani büyük kuvvette; bir hamiyet-i âliye, yüce bir gayret feveran edecek, coşacak ve Hz. Mehdi başına geçip, tarik-ı hak, hak yola ve hakikate sevk edecek”. Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerine zemin hazırladığını "o nurani zatlara zemin izhar ediyoruz" diyerek belirtmiştir. Ahir zamanda Bediüzzaman'ın kastettiği vakit Allah-u alem gelmiştir. Feveran, şiddetli coşku oluşmak üzeredir. Hz. Mehdi (a.s.) bu güzel hareketin manevi lideri olarak, görev alıp insanları hak yola, doğru yola sevk edecek. Bunun sonucunda muhteşem bir Türk-İslam Birliği oluşacak”. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Evet yine herhangi bir sayfa açıyorum. Çok şahane bir kitap maşaAllah. Müslüm Pehlivan’ın yazısı var, Hülya onu da sen okursan.
SUNUCU:“Fen ve felsefenin tasallutiyle (etkisiyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu, (materyalizm, Darwinizm ve ateizm hastalığı) beşer içinde intişar etmesiyle herşeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek. Bediüzzaman yukarıdaki sözünde, Hz. Mehdi (a.s.)'nin birinci ve en mühim vazifesini açıklamış. Darwinizm ve materyalizmi yok etmekten bahsetmiştir. Neden Bediüzaman bu konuyu birinci vazife olarak söylemiş? Çünkü deccaliyetin ana dini ve asıl putudur; Darwinizm. Said Nursi "deccal'in şahsını bir mikrop, bir nezle bile yok edebilir, ama deccaliyetin fikir sistemi pek azametli ve pek şiddetlidir" diyor. Hz. Mehdi (a.s.) deccalin dini olan Darwinizm ve mateyalizmi yerle bir ederek deccaliyeti yeryüzünden silecektir. Cübbeli Darwinizmin "D"sinden, materyalizmin "M"sinden anlamaz. Asıl tehlikeden haberi yok. Cahilce dedikodularla vakit kaybediyor”.
ADNAN OKTAR: Evet, üniversite gibi bu kitap maşaAllah. Oktar Hocam şimdi bir sayfa daha açıyorum, efendim, Tuncer Canoba, Gümüşhane.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sen mü'minlere: "Rabbinizin size meleklerden indirilmiş üç bin kişiyle yardım-iletmesi size yetmez mi?" diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar da aniden üstünüze çullanıverirlerse, Rabbiniz size meleklerden nişanlı beş bin kişiyle yardım ulaştıracaktır. Siz Rabbinizden yardım taleb ediyordunuz, O da: "Şüphesiz ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediciyim" diye cevap vermişti. Resulullah (s.a.v.) döneminde Allah Peygamberimize (s.a.v.) ve sahabelerine Melekler ile yardım etmiştir ancak ne sahabeler ne de küfür o sırada binlerce Melekten oluşan orduları görmemişlerdir. Hiçbir zaman aklın ihtiyarını kaldıracak bir durum olmamıştır. Şu anda da her yerde Melekler var, örneğin her insanın iki yanında hafeze Melekleri var, müminlere yardım eden Melekler var ama insanlar onları göremiyorlar. Ancak Kıyamet vaktinde bütün Melekler görünür hale gelecektir. Çünkü insanların imtihanı bitmiş olacak. Bu da Cübbeli’nin ifadesini yalanlamış oluyor inşaAllah.”
ADNAN OKTAR:Evet. Efendim. “Hayırlı Cumalar Hocam” diyor, “ben Fransa’dan Ahmet”. “Öncelikle zat-ı alinize selam eder ve sonsuz saygılarımı sunarım” diyor. Ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatuhu. “Sorum şu sevgili Hocam, Allah’ın varlığını, vahdeniyetini, yaratılıştaki muntazamlılığı okuyamamak; yani ezberci bir inanç diyor, Allah anlayışındaki inanç ile İslamiyeti yaşamak ezbercilik, kopyacılık değil mi?” diyor. “Allah’ı hissetmek, O’nu yaşamak O’nunla bir bütün olabilmek insanı insan yapan erdemlerden değil midir? Bu anlayışla imanımız sahih olur mu? Saygılar Hocam” diyor. Tabii Ahmet kardeş ezbercilik olmaz, derin düşüneceğiz, samimi düşüneceğiz, candan olacağız, ufkumuz geniş olacak, halisane inanacağız, iyi niyetle değerlendireceğiz, güzel bakacağız, o zaman uslübumuz da, düşüncemiz de, inancımız da çok berrak olacak. Aksinde garip bir durum olmuş olur, olmaz. Ama onu zaten yaşayan anlayan bir insan, olduğu anlaşılıyor. Ahmet Hocam, böylece Ahmet’in sorusu da unutulmamış oldu. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: İzleyicimizin bir talebi var okuyayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:“Selamun aleyküm Adnan Hocam ve talebelerine. Ya söyleyin bana bir aleyküm selam desin oradan Hocamız ya, çok seviyorum Hocamı”, Arif Gürsel.
ADNAN OKTAR:Çok sevimli Arif, aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatuhu. Sevimli Arif, Allah ömrünü uzun etsin, Allah sağlık sıhhat, sevinç nasip etsin kalbine inşaAllah. Ahirette de inşaAllah Cennette de bizleri kardeş etsin. Muhabbet ehli MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Bana da çok mesaj geliyor Hocam, selam söylüyorlar size. Hepsini toptan söyleyeyim inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hepsine aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü.
SUNUCU:Ben size bir şey sorabilir miyim Hocam? Şimdi sizi bu kadar insan seviyor ya, size sürekli mesajlar gönderiyorlar peki sizin bu insanlarla buluştuğunuz bir nokta oluyor mu? Yani hep böyle selamla mı yetiniyorlar onlar?
ADNAN OKTAR:Aslında inşaAllah, Allah nasip ederse önümüzdeki günlerde şöyle geniş bir salon toplantısı yaparız. Böyle hepsiyle bir kucaklaşırız, bir sohbet ederiz.
SUNUCU:Yani eminim merak etmişlerdir onlar da bunu.
ADNAN OKTAR:Evet onlar haklılar bu konuda inşaAllah. Ama onun için işte yazın olabilir şöyle geniş bir toplantı yaparsak veyahut birkaç toplantı yaparsak, hanımlara ayrı yapalım beylere ayrı yaparız öyle iyi olabilir inşaAllah. Güzel fikir inşaAllah. Evet maşaAllah.
Oktar Hocam ne yapalım? Bir 10 dakika ara verelim, sonra yine devam edelim. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
SUNUCU:Ve programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet inşaAllah, Oktar Hocama biz emanet edeceğiz. Oktar Hocam senin güzel filmlerin vardı. Göster.
MaşaAllah bak buradaki simetriyi Darwinistler hiçbir şekilde açıklayamıyorlar. Mutasyon olmuş olsa, mutasyonla olmuş olsa bir tarafta olanın diğer tarafta olmaması gerekiyor. Ama bir tarafta ne varsa en ince detayına kadar karşı tarafta da aynısı var. Aynı renk kalitesinde ve aynı güzellikte oluyor. Bir de altın oran var üzerinde ayrıca bakın, hem simetri hem altın oran. Bu çok şaşırtıcı. Yani bütün kelebekler de bütün böceklerde var bu. Mutasyonda böyle bir şey olmaz. Mutasyon vurdu mu bir yerini bozar. Mesela koluna gelir sağ koluna, sağ kolunda patoloji meydana getirir. Sol koluyla farklı olur sağ kolu. Yüzünün bir tarafına gelirse mesela bir gözüne gelse gözü dışarı çıkık oluyor veyahut gözü arkada oluyor, gözü tepesinde oluyor. Müthiş bir patoloji meydana gelir ama hepsinde matematik düzgünlük böyle milimetrik düzgünlük oluyor. Tam bir simetri olmuş oluyor. Bunun hiçbir açıklaması yok.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah. Hocam bu büyük dalgalar devrilirken, su köpürüp önüne düşüyor ve onun kenarından çizilen dikdörtgenlerin tam altın oranla olduğu ortaya konmuş ve de uzaydaki galaksilerin sarmanları oluyor. Kolları dönerek hareket ediyorlar. O sarmanlar da altın oranla yaratılmış Hocam maşaAllah. Onu da göstermişler.
ADNAN OKTAR:Çok acayip denizin dalgası dahil maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sebe Suresi var açtığım. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında”, “bereketler kıldığımız” yani mübareklik meydana gelen, güzellikler meydana gelen, bolluk meydana gelen. “Arasında biri diğerinden görünebilen şehirler var ettik ve orada yürüme imkanları taktir ettik.” Şimdi İstanbul’da da bütün şehirler görünebilir değil mi? İlçeler şehir haline geldiler, hepsi birbirine bağlantılı, hepsi görünebiliyorlar, geniş yollar var. İstediğimiz gibi yürüyebiliyoruz. “Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın.” Bak geceleri, Allah geceleri önceye almış, gece güvenliği çok önemlidir. Gece de güvenlik var. “Ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın.” Ebcedi 2023 inşaAllah. 2023’de İstanbul’da da, İzmir’de de, Şam’da da, Kahire’nin sokaklarında da aynı şekilde tam bir güvenlik olmuş olacak inşaAllah. Kimse kimseye zulmetmeyecek, kötülük etmeyecekler, acı çektirmeyecekler, ızdırap vermeyecekler, soyguncu olmayacak, gaspçı olmayacak, baskı yapan olmayacak. Mehdiyet devrinin güzellikleri oluştuğu için, Mehdiyetin bereketi oluşacağı için inşaAllah böyle güzel bir dönem olacak İnşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun biz Davut’a tarafımızdan bir fazl üstünlük verdik. Ey dağlar onunla birlikte Beni tesbih edip yankıyla ses verin dedik ve kuşlara da aynısını emrettik. Ona demiri yumuşattık”. Şimdi mesela biz konuşuyoruz. Her yerde bizim sesimiz duyuluyor; bütün dağlarda, bütün ovalarda, internette her yerde bizim sesimiz duyuluyor. Kuran’ın bu işareti oluşmuş oldu. “Ve kuşlara da” diyor, kuşlarda da biliyorsunuz gittikçe yetenek artıyor, konuşkanlıkları inşaAllah. Baksana onlar da dansetmeye başlamışlar artık maşaAllah. “Geniş zırhlar yap” diyor Allah, “onları düzenli bir biçime sok.” Şimdi mesela tanklar geniş zırhlardır, askeri araçlar geniş zırhlardır. Ahir Zaman’da geniş zırhlar kullanılmaya başlandı. Bütün askeri tesislerde zırh sistemleri esas oldu. Kuran’ın bu işareti de yerine gelmiş oldu. “Ve düzenli bir biçime sok ve hepiniz salih ameller yapın.” Yani samimi olun diyor Allah. “Gerçekten ben yaptıklarınızı görenim diye vahyettik.” Allah her yaptığımızı yani şu anki tavrınızı da, konuşmanızı da görüyorum diyor. “Süleyman için de sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay mesafe olan rüzgara boyun eğdirdik.” Şimdi uçaklar var, helikopterler var. Bu süratin de üzerine çıkılıyor. Allah hava ulaşımına o devirde, muhtemelen planör olarak yapılmıştı, planör tarzında veyahut daha basit uçaklar da olabilir. O tarz, o devirde de uçaklar olduğuna, uçuş için uygun imkanlar olduğuna dikkat çekmiş Cenab-ı Allah. “Erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık.” Geniş çaplı bakır kullanılacağını Ahir Zaman’da, mesela şu an bakır sel gibi kullanılıyor. Özellikle de Ahir Zaman’a bakıyor. “Eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı. Onlardan kim bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından tattırırdık.” Cinlerin ateşten korkmasına da Kuran burada işaret etmiş oluyor. “Eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı.” Cinlerin kendi başına olmadığını Allah gösteriyor. Cinler mutlaka Allah’ın kontrolünde ve Allah’ın emriyle iş yaparlar, hareket ederler. Yani başı bozuk bir cin mantığı yoktur. Bir takım insanlar cini Allah’tan bağımsız hareket eder zannediyor. Halbuki bak Allah diyor: “Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardır” diyor Allah. Hz. Süleyman (a.s.) “ona dilediği şekilde kaleler”, yani büyük savunma yerleri, savunma mevzileri, “heykeller”, o devirde demek ki heykeller varmış bir süs olarak, bir güzellik olarak.
SUNUCU:Put mu heykel mi?
ADNAN OKTAR:Yok, süs, süs heykeli.
“Havuz büyüklüğünde çanaklar”, muhtemelen büyük yüzme havuzları, büyük çanaklar ve “yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı.” Yani o kadar büyük kazanlar ki; yüzlerce, binlerce insanı besliyorlar, büyük yemek kazanlarından bahsediyor burada. Biliyorsun Hz. Süleyman (a.s.)’ın sarayında günlük ziyafet için harcanan et miktarı ve av hayvanları miktarı çok yüksek boyutta. Tevrat’ta bunlar çok detaylı anlatılıyor. Onu başka bir gün anlatırım inşaAllah. “Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın.” Bakın çalışın demiyor Allah, şükrederek, Allah’a hamd ederek çalışın. “Kullarımdan şükredenler azdır.” Çok az insan Allah’a şükrediyor.
Evet. Oktar Hocam ne var sende hazır şu internetinde?
OKTAR BABUNA:Bir kedi var. Bir de bir soru var Hocam. Bu kişi bu soruyu da daha önce bir kaç defa daha göndermişti. Onu okuyalım mı?
ADNAN OKTAR:Oku, evet.
OKTAR BABUNA:“Esselamun aleyküm ve rahmetullahu ve berekatuhu”.
ADNAN OKTAR:Ve aleyne aleyküm selam ve rahmetullahu ve berekatuhu. Evet.
OKTAR BABUNA:“UFO hakkında bilgi verir misiniz Hocam?” Bakü, Hüseyinzade Hüseyinzade.
ADNAN OKTAR:Bakü’den Hüseyinzade? UFO?
OKTAR BABUNA:Evet, daha önce de göndermişti bu soruyu.
ADNAN OKTAR:UFO’lar cinlerin yaptığı gösteriler. Cinler zaman zaman metal görünümü alırlar, insan görünümü alırlar, kedi görünümü alır, akrep görünümü alır, kuş görünümü alır. Havada uçuyor şeklinde bir görüntü olur. Sonra o görüntü birden kaybolur ani patlamayla. Kokuya çevirebilirler. Mesela değişik bir koku oluşturabilirler istediklerinde cinler. Klasik cinlerin özellikleridir. Yani UFO diye o tarz bir şey yok. Onu söyleyeyim. Cinlerin gösterileri vardır. Evet.
SUNUCU:Sizin var mı evinizde beslediğiniz bir hayvan yada hayvanlar?
ADNAN OKTAR:Kedi var, köpek var, tavşan var, kuşlar var. Tabii. Bir hayli kalabalıklar. MaşaAllah...
Tamam yine bir ara verelim, siz devam edin biraz sonra darwinizmi, materyalizmi biraz anlatırsınız, inşaAllah.
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...