SUNUCU:Hayırlı geceler değerli izleyenler. Yayınına harun yahya.tv’den devam ettiğimiz “Gece Sohbetleri” başlıyor. harunyahya.tv sitesinden yirmi dört saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Hocamızın tüm eserlerine harunyahya.org ve harunyahya.net adresinden edinebilirsiniz. Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv’den, Mavi Karadeniz Radyo’dan ve Güneydoğu Olay Tv ekranlarından takip edebilirsiniz. Hoş geldiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk efendim, siz de hoş geldiniz, lutfettiniz.
SUNUCU:Teşekkür ederim. Merhabalar Oktar Bey.
ADNAN OKTAR: Oktar Bey nasılsınız?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, çok iyiyim inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bitki tohumu var Hocam inşaAllah. Eğer uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Tamam, göreyim.
OKTAR BABUNA:Bu futbol topu büyüklüğünde, buradan havalanan tohumların çok özel bir tasarımı var böyle. Planör gibi kayarak uzak mesafelere gidebiliyorlar. Buradan çıkan, bunun içinden çıkıyorlar rüzgarla. Tam bir planör tasarımında maşaAllah. Son derece aerodinamik böyle milimetrik, kaya kaya havada böyle çok uzak mesafelere ulaşabiliyorlar bu şekilde bitkinin tohumu.
ADNAN OKTAR:Ama hakikaten çok garip.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah yüzlerce metre yol kat edebiliyorlarmış Hocam bu şekilde. Tıpkı planör şeklinde maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bunlarla iyi oynanır bahçede falan böyle, çocukların eline geçerse.
OKTAR BABUNA:Çıkış yeri, havalanma yeri de çok değişik böyle yuvarlak, rüzgar onun içine doldurduğu zaman teker teker çıkarıyor oradan. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam, sen bana bir şey sor, o konuda konuşalım.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah. Bugün İttihad-ı İslam’ı anlattınız Hocam, önemini anlattınız, maşaAllah. Bediüzzaman’dan delillerle ve onu maşaAllah sizin vesilenizle de Nurcu kardeşlerimiz sitelerine de koymuşlar, elhamdülillah sonunda.
ADNAN OKTAR:İttihad-ı İslam deyince, yani bak Bediüzzaman onu açıklıyor. Her ülke kendi sistemini kuruyor. Yani aralarında bir Müslüman kardeşliği, Müslüman ahlakı, Müslüman muhabbeti meydana gelmiş oluyor. Yoksa bir dayatma yok, sen illa şunu yapacaksın, bu böyle yapacak, rejiminizi değiştireceksiniz, sistem değişecek, böyle bir şey yok. Kim hangi sistemi beğeniyorsa o. Ama İslam’a sevgisi, bağışlayıcılığı, kardeşlik duygusu, temizlik duygusu ve Kuran ahlakının tamamını o sistem içerisinde hakim etmek için gayret ediliyor. Anlatabildim mi? İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir de verdiğiniz delille Hocam, 1909 yılında yapmış olduğu konuşmasında “en büyük farz” dediğini söylediniz.
ADNAN OKTAR:Çok net, açık. Ama güzel, talebelerimiz, kardeşlerimiz, yani Nur talebesi kardeşlerimiz, tabii benim talebem değil kardeşlerimiz de, biz onların talebesiyiz. Çok güzel gelişmeler gösteriyorlar. İttihad-ı İslam’ı sitelerine koymaları, anlatmaları çok iyi. Bayağı güzel. Daha da güzelleşecek gibi görünüyor. Daha da iyi olacak gibi görünüyor.
OKTAR BABUNA:Soru sormak istiyorum eğer müsaadeniz olursa. İslam Birliği’nin kurulmasından sonra mı Hz. İsa (a.s.)’nın nüzulü yoksa o dönemde mi, nasıl oluyor Hocam?
ADNAN OKTAR:Hz. İsa (a.s.) geldiğinde İslam zaten yaşanıyor olacak, yani Hıristiyanlar da İslamiyeti tam kavramış ve Müslüman olma istidadında olmuş olacaklar. Onların gönlünde Müslüman olma isteği olacak. Ama bir tereddüt olacak, yani tereddüt halindeyken. O arada yine Darwinist ve materyalist düşüncede devletin kurumlarında, orada, burada falan can çekişiyor şeklinde de olsa devam edecek. “Hz. İsa (a.s.)’nın gelişinde o dinsiz meslek mahvolur” diyor Said Nursi. “Tamamı ortadan kalkar” diyor. Yani mahvolma ayrıdır, baygın hale gelmesi, direnmesi ayrıdır, can çekişmesi ayrıdır. Mehdi (a.s.) devrinde can çekişecektir, felç olacak. Ama sistemin içerisinden sökülüp atılmayacak. “Hz. İsa (a.s.)’nın nüzulüyle o dinsiz meslek mahvolur” diyor. Tamamen tarih sahnesinden gidiyor, kaybolacak. Ama Mesih (a.s.), Mehdi (a.s.)’nin veziri, onun yardımcısı, onun koruyup kollayıcısı, o da onun koruyup kollayıcısı, birbirlerinin dostları da, birbirini çok seven iki insan fakat ağırlık Mehdi (a.s.)’dedir. Yüzde doksan Mehdi (a.s.)’de. Hatta yüzde doksan beş diyelim, rivayetlerden bunu anlıyoruz, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Siz daha iyi bilirsiniz Hocam. Bir hadisi anlatmıştınız. Bir sandıkta bin tane kitap bulacağı ve onlarla tebliğ yapacağı, yani hazır.
ADNAN OKTAR:Mesela kitapları da hazır Hz. İsa (a.s.)’nın. Tabii “Peygamberimiz (s.a.v.)’in mührünü taşıyan kitaplar bulur” diyor sandık içerisinde. “Onunla tebliğ vazifesini yapar” diyor, “Hz. İsa (a.s.)”. Ama tabii biraz daha var Hz. İsa (a.s.)’ya, Mehdiyet şu an buram buram ortadadır. Nuh (a.s.)’un gemisinin bulunması mesela çok büyük bir olay. Net gemi, yani Allah-u alem bulmuşlar. Bugünkü belgelerle fotoğraflarda gösteriyor. Sen seyrettin mi onu Mine? Nuh (a.s.)’un gemisini?
SUNUCU:Yok Hocam.
ADNAN OKTAR:Göster onu bir daha.
OKTAR BABUNA:Filmini mi, fotoğrafını mı?
ADNAN OKTAR:Filmini de göster, fotoğraflarını da göster.
OKTAR BABUNA:Tamam inşaAllah Hocam. Hemen hazırlıyorum.
ADNAN OKTAR:Çok şaşırılacak bir durum. Bak beş bin yıldan beri insanlar nerede diye merak ediyorlar, araştırıyorlar, binlerce yıldan beri bulamıyorlardı. Depremin etkisiyle bir oyuk açılmış küçük, o kanalla bağlantısı olacak. Buzlarda eriyince oradaki araştırmacılardan birisi içerisine düşmüş bak şu delikten içeriye ondan sonra bulmuşlar. Bak, her yer buz. Yüksek, dört bin metrede mi?
OKTAR BABUNA:Dört bin metrede. İki bin metre yukarıya da kamyon çıkmıyormuş Ağrı Dağı’nda Hocam inşaAllah. Bazı bölümlerine oksijen yokluğundan girememişler Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ama oksijen tüpü falan bulundurmaları lazımdı. Nasıl düşünemediler.
OKTAR BABUNA:Herhalde açıkta mı acaba bulacaklarını tahmin ediyorlardı. Tam beklemedikleri bir şekilde buldular buzulların altında.
ADNAN OKTAR:Bir de oksijen olabileceğini düşünmüş olabilirler.
OKTAR BABUNA:Evet inşaAllah, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. On iki metre kadar düşmüş düşen kişi de bir derinliğe böyle.
ADNAN OKTAR:Bir şey olmamış mı?
OKTAR BABUNA:Olmamış bağlı olduğu için Allah-u alem olmamış, iplerle bağlılar.
ADNAN OKTAR:İple bağlı. Bak her yerde ahşap görüyor musun? Bak, duvarlar da, her yer, geminin yan duvarları. Aslında iyi arasalar Nuh (a.s.)’a ait suhufu da bulabilirler. Nuh (a.s.)’a gelen kitabı da bulurlar.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah burada mıdır?
ADNAN OKTAR:Tabii tabii o da burada. Yani geminin bir bölümündedir. Tam girmemişler diğer bölümlerini ararlarsa. Tabii Hz. Nuh (a.s.) devrinden kalma o suhufu da bulabilirler. Nuh (a.s.)’a biliyorsunuz, Nuh (a.s.) yasaları olarak Allah göndermişti. Aslında birçok kullandıkları eşyaları da bulabilirler. Ana bölümlere girmemişler daha.
OKTAR BABUNA:Girmemişler oksijen yokluğundan dolayı bir ufak bir giriş var, diyorlar. O tarafa geçmemişler. Bir de o büyük geminin güvertesi gibi bir yer var. On ikiye beş metre çapında, oraya da inmemişler, sadece fotoğrafını çekmişler.
ADNAN OKTAR:Yalnız oraya bir jandarma karakolu kurulması lazım. Devletin kontrolüne girmesi lazım oranın. Yani önüne gelenin oraya girmemesi çok önemli. Araştırmacıların da çok akılcı bir çalışma yapmaları gerekiyor. Biz bu konuyu takip edelim.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii çok önemli inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Fotoğrafları var. Onları da gösterelim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Göster.
OKTAR BABUNA:Hayvanların muhtemelen bulundurulduğu. Ağrı Dağı burası. Basamaklarla iniş, merdivenlerle iniş bölümleri.
ADNAN OKTAR:Bak, tam gemi tahtası. Tam içi içe geçme, düzgün yapılmış. Aslında iyi arasalar o aralarında da katran kullanılmıştır, tahta aralarında. Zift kullanılmıştır, su geçmesin diye, onları da tespit edebilirler. Bir de parmak izi de kalmıştır her yerde. Eğer dikkatlice ararlarsa Hz. Nuh (a.s.)’un parmak izini de bulabilirler. Nuh (a.s.)’un, talebelerinin parmak izleri birçok yerde çıkmıştır. Adamlar biraz ulu orta gidiyorlar. Aslında biraz dikkatlice çalışma yapsalar o özellikle demir aksamında, onda birçoğunda kalmış olabilir parmak izi.
OKTAR BABUNA:Onlar da tahmin etmiyorlardı herhalde böyle bu şekilde bulacaklarını belki de.
ADNAN OKTAR:Tabii onlara mutlaka dokunmuşlardır o şeylerin üzerine.
OKTAR BABUNA:Hayvan bağlama yerleri. Tahtalar olduğu gibi korunmuş Hocam maşaAllah. Eski olduğu da çok belli zaten. Burası işte o büyük bölüm buraya inmeden fotoğraf çekmişler sadece.
ADNAN OKTAR:Bayağı büyük yapmış maşaAllah Hz. Nuh (a.s.) gemiyi.
OKTAR BABUNA:Evet, burada tahta parçalarını almışlar, analizini yapmışlar Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Baksana bayağı taze duruyor tahtalar da. Şu nedir? Şunu anlamadım, şunlar nedir o?
OKTAR BABUNA:Ben de tam çıkaramadım Hocam. Bakayım inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir de kristal de kullanmışlar. Acaba nerede kullanmışlar o kristali? İp de bulmuşlar öyle mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu adamlarla biz bağlantıya geçelim. Bu kişiler ortada değil mi bunlar?
OKTAR BABUNA:Ortada Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam bunlarla görüşelim biz.
OKTAR BABUNA:Çok iyi olur Hocam inşaAllah.
SUNUCU:Ağrı Valisi de burada.
ADNAN OKTAR:Vali de burada. Tamam.
OKTAR BABUNA:Siz daha iyi bilirsiniz, bir kısım medyada da sessizlik var Hocam inşaAllah. Sanki üzerini örtbas mı etmek istiyorlar böyle.
ADNAN OKTAR:Örtbas olacak gibi değil ki. Yani çapı örtbas olacak gibi değil. Anlamazdan geliyor olabilirler.
En’am Suresi,şeytandan Allah’a sığınırım. “İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir.” Zulümle imanı karıştırmayacak, zulümden kaçınacak. Şeytandan Allah’a sığınıyorum.“Bu, İbrahim'e, kavmine karşı verdiğimiz delilimizdir. Biz, dilediğimizi derecelerle yükseltiriz.” Yani istediğim kişiyi diyor Cenab-ı Allah manen yükseltirim. Peygamber yaparım, veli yaparım, Mehdi (a.s.) konumuna getiririm. Yahut Hızır (a.s.) haline getiririm. “Şüphesiz senin Rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir. Ve ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik, hepsini hidayete eriştirdik; bundan önce de Nuh'u”, dedim şimdi bak Nuh (a.s.) çıkacak dedim Allah-u alem, kafamdan geçti, çıktı yani, keşke söyleseydim. Konuyla ilgili olduğu için o çıkar dedim.
OKTAR BABUNA: Ben de Hz. Nuh (a.s.)’un filmini hazırlamıştım Hocam, ilk başladığınız ayette Nuh (a.s.)’un adı geçmişti, bu programa, iki saat önce ilk başladığınızda. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Nuh’u ve onun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u hidayete ulaştırdık. Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.” Mehdi (a.s.) de biliyorsunuz Nuh (a.s.)’un soyundandır. “Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı da (hidayete eriştirdik.) Onların hepsi salihlerdendir. İsmail'i, Elyasa'yı, Yunus'u ve Lut'u da (hidayete eriştirdik). Onların hepsini alemlere üstün kıldık. Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik. Bu, Allah'ın hidayetidir”, Allah Hadi ismi ile tecelli ediyor, “hidayetidir. Kullarından dilediğini bununla hidayete erdirir. Onlar da şirk koşsalardı, elbette bütün yapıp-ettikleri 'onlar adına' boşa çıkmış olurdu.” Şirk olduğunda her şey boşa çıkar diyor Allah.
OKTAR BABUNA: Allah saklasın.
ADNAN OKTAR:Tabii, Allah vermesin. “Bunlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Eğer bunları tanımayıp-küfre sapıyorlarsa, andolsun, Biz buna (karşı) inkara sapmayan bir topluluğu vekil kılmışızdır.” “İnkara sapmayan bir topluluğu vekil kılmışızdır.” Belki de Mehdi (a.s.)’ye bakıyor, Mehdi (a.s.) topluluğuna bakıyor, cemaatine bakıyor ayet. “İşte Allah'ın hidayet verdikleri bunlardır”, Allah’ın Hadi ismiyle tecelli ettiği bunlardır, “öyleyse sen de onların bu hidayetlerine uy”, Mehdi (a.s.)’ye uy, Mehdi (a.s.)’nin izahlarına, Kuran’a uy anlamına da gelir, ona da işaret eder. “De ki: "Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur'an), alemlere bir 'öğüt ve hatırlatmadan' başkası değildir.” Ücret istememek çok önemlidir. İnsanlar maddi bir karşılık olduğunda çok sarsılırlar. Bu sevgide de, dostlukta da öyledir. Yani maddi çıkar devreye girdiğinde buz gibi bir hava eser. Sevgi sarsılır. İmani konularda da. Yani bir çıkar mevzubahisse manaya muazzam zarar verir, yani etki gücü çok çok azalır veyahut bazen de tamamen yok olmaya doğru gidebilir Allah esirgesin. Bak diyor ki Mehdi (a.s.) için; “dağlar arasında sesini yükseltse sert kayalar un ufak olur” diyor Mehdi (a.s.) için. Demek ki küfre öyle bir hitap edecek ki darmakeşan edecek inşaAllah. “Musa (a.s.)’nın asası, Süleyman (a.s.)’ın yüzüğü ondadır.” Demek ki bunlar bulunacak, Hz. Musa (a.s.)’nın asası ve Hz. Süleyman (a.s.)’ın yüzüğü. “Allah dilediği zamana kadar onu gözden uzak tutar.” İnsanlardan gizlenecek diyor, bir süreye kadar. “Daha sonra zuhur eder ve yeryüzünü önceden zulümle dolduğu gibi adaletle doldurur.” “Hz. Mehdi (a.s.)'nin kıyafetleri alev gibidir” diyor. Yani ışıldar diyor kıyafetleri, Mehdi (a.s.)’nin. “Parlaktır” diyor, evet. “Yüzü bazen açık renk ve altın gibi parlak, bazen daha koyu renk ve ay gibi parlaktır.” Yani yüzü zaman zaman açık renk, yani beyazlık daha hakim olur diyor. Fakat “altın gibi parlar yüzü” diyor. Metal gibi parlar. Bazen de daha koyu renk oluyor. Muhtemelen güneş yanığı oluyor. O zaman da yine “ay gibi parlaktır yüzü” diyor, Bihar-ül Envar’da. “Yüce Allah onun velâdetini (zuhurunu) gizleyecek ve şahsını saklayacaktır.” İnsanlardan gizli olacaktır. Böylece o, zuhur ettiğinde kimsenin biatı onun boynunda olmayacaktır.” Yani hiçbir tarikata mensup olmayacak Mehdi (a.s.). Hiç kimsenin biatı üzerinde olmayacak. “Hz. Mehdi (a.s.) dünyaya gönül bağlamaz.” Dünyayla bir bağlantısı olmaz diyor, dünyadan kopar diyor. “Ve bunun için de taş üstünde taş yığmaz.” Yani mal biriktirmez diyor. “Uzak yerlerdeki talebeleri”, Avrupa’daki, Asya’daki, neredeyse, “Hz. Mehdi (a.s.)'ye biat edecek. Zulmü ve zalimleri fikren etkisiz hale getirecek, ülkeler düzelecek,” bütün ülkeler düzelecek, “Cenab-ı Hak kendisine İstanbul'u (manen) fethettirecektir.” Hz. Caferi Sadık şöyle buyuruyor: “Adeta Kaim Hz. Mehdi (a.s.)’yi görür gibiyim ki Peygamber (s.a.v.)’in altın mühürle mühürlenmiş sözleşmesini cebinden çıkarıyor. Mührünü açarak onu insanlara okuyor.” Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözlerini, anlattıklarını, hepsini elinde bir kitap veyahut eser olacak diyor. O da “altın mühürle mühürlenmiş” olacak diyor hadiste bak, “altın mühürle” diyor. “Ali b. Hazma, İbn-i Sirâc ve İbn-i Ebi Said, bir ara İmam Rıza (a.s) 'nin huzuruna vardıklarında Ali B. Hazma İmam'a şöyle arzetti: "Ey Resulullah'ın oğlu, biz, siz (Ehli Beyt imamların)dan şöyle işittik ki; her imam ölmeden önce mutlaka evladını görür. (Acaba bu doğru mudur?) İmam (a.s) cevabında şöyle buyurdu: "Şunu da hadise eklediniz mi"” Peygamberimiz (s.a.v.)’nin hadisine şu ilaveyi eklediniz mi? “Kâim Hz. Mehdi(a.s.) hariç?” Bir tek onun çocuğu olmayacak diyor. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hz. İsa (a.s.)’nin çocuğu olacak mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Olabilir tabii. Ama Kıyamet yakın olduğu için Hz. İsa (a.s.) da çocuk olmasını istemeyebilir. Yani Kıyamet çok çok yakın. Çünkü Hz. İsa (a.s.)’nın çocuğu görür Kıyameti. Çünkü 2120 gibi falan Allah-u alem Kıyamet kopacak, çok yakın. “Mehdi (a.s.)’nin yemeği sadedir” diyor. Öyle karışık yemekler yemediği anlatılıyor. “Hz. Mehdi (a.s.) yetim olacaktır.” Yani babasını küçük yaşta kaybedeceği belirtiliyor hadiste. “Hz. Mehdi (a.s.) mutedil ahlaklı ve iyi yaratılışlıdır.” “Onun atı, karanlıklarda on dörtlük ay gibi parlar.” Yani farlarına arabanın dikkat çekmiş. “Bizim Kaim'imiz (Mehdi) ile Allah'ın resulleri arasında birtakım benzerlikler vardır.” Peygamberlerle arasında benzerlikler vardır diyor. “Nuh (a.s.), İbrahim (a.s.), Musa (a.s.), İsa (a.s.), Eyyub (a.s.) ve Muhammed (s.a.v.) gibi Peygamberlerin her biri ile bir benzerliği vardır. Nuh (a.s.) ile uzun ömürlü olmasında, İbrahim (a.s.) ile doğumunun gizli olması (doğumunun evde olmasında) ve halktan uzak durmasında Musa (a.s.) ile korku hali yönünden de yine aynı şekilde, İsa (a.s.) ile halkın onun hakkındaki ihtilafa düşmesi ile benzer” diyor. Bir kısmı, “Mehdi (a.s.) gelecek” diyecek, bir kısmı “gelmeyecek” diyecek, ihtilaf olacak. “Eyyub (a.s.) ile beladan sonra kurtuluşun yetişmesinde”, çok bela gelecek diyor Hz. Mehdi (a.s.)’ye, fakat Hz. Eyyub (a.s.) gibi kurtulacak diyor. “Muhammed (s.a.v.)’e de kılıçla kıyam etmesiyle” benzeyecek diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)'nin kutsal emanetlerini giymesi yönünden Peygamberimiz (s.a.v.)’ye benzeyecek diyor. “Ahlakı da benzer” diyor Peygamberimiz (s.a.v.)’ye, Hadislerde var.
Oktar Hocam şimdi sen bir şeyler anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bu asıl site buymuş Hocam inşaAllah. “Bediüzzaman’a göre en büyük farz nedir?” İttihad-ı İslam ile ilgili. “Risale Akademi’de yayınlanan İttihad-ı İslam konulu makale” diye. Altta da veriyor makaleyi olduğu gibi Hocam inşaAllah. Bu şekilde. Başlık da şu şekildeydi: “Bediüzzaman’a göre en büyük farz nedir?” MaşaAllah. “İslam Birliği’nin anlamı” diyor altta da devam ediyor.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bak şimdi olaylar hızla gelişmeye başladı, değil mi? Daha önce biz bu yazıları göremiyorduk. Ama şu an elhamdülillah ortada.
OKTAR BABUNA: Buraya da Bediüzzaman ve bütün Ortadoğu’nun haritasını koymuşlar, Afrika, Kuzey Afrika’nın. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bediüzzaman’ın gözleri açık maviymiş. Biliyorsunuz değil mi? Mavi gözlü. Bir de saçları uzundu Bediüzzaman Said Nursi’nin. Bayağı uzun. Biliyor musun sen böyle olduğunu Mine?
SUNUCU:Uzun olduğunu bilmiyorum. Hep bu şekilde gördüğüm için fotoğraflarda.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Çok keskin bakışlı maşaAllah.
SUNUCU:Evet çok.
ADNAN OKTAR: Sünnete uygun olarak da kına kullanıyor ayrıca inşaAllah saçları uzun. Evet, keskin bakışlı. Namaz kılarken de öyle sakin değil de güçlü hareketlerle, seri hareketlerle kılıyormuş namazı. Tekbir getirirken de yüksek sesle tekbir getiriyormuş. Bilinmeyenleri olarak bunları söyleyeyim inşaAllah. Çok hafif yemekler yiyor. Ağır yemek hiç yemiyor. Yoğurt kullanıyor, torba yoğurdu var güzel. Günde bir yumurta yiyor anladığım kadarıyla. Tavuğu var zaten, her gün yumurtluyormuş zaten. Ama çok sevimli tavuğunun olması. Şehriye çorbası yapıyor, onu yiyorlar. Meyve yiyor. Onun dışında ağır yemekten kaçınıyor. Genellikle çorba tarzı. Ama çok iyi maşaAllah, elhamdülillah beslenme şekli. Bayağı sağlıklı olmasına vesile olmuş. Allah öyle onu vesile etmiş. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Savaşa gidiyor değil mi Hocam, Rusya’da?
ADNAN OKTAR: Tabii, kumandandır, albaydır. Milis albay olarak, yani gönüllü milis albaydır. Savaşa gitti tabii, gazidir Said Nursi Hazretleri. Çok defa çatışmaya girmiştir talebeleriyle birlikte. MaşaAllah, elhamdülillah.
Evet, İzzet Alpago, İzzet Alpago’nun yine bir yazısı daha var. İkisini de okursan rica edeyim.
SUNUCU: Tabii ki.İzzet Alpago, Yozgat’tan yazmış. “"Hz. Mehdi (a.s.)'nin yardımcıları Arap olmayacak. Diğer milletlerden olacak. Fakat Arapça konuşacaklar." (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 187) Hz. Mehdi (a.s.) Türkiye'de çıkacak. Talebelerinden bir çoğu Arapça dahil birçok lisan bilecekler. Ben bu hadis-i şerifi bu şekilde anlıyorum. Yanlışsam bana bildirirseniz memnun olurum.” Yine yazmış kendisi. “Semure'nin rivayetine göre, Rasulullah aleyhissalatü vesselam şunu söyledi: "Allah, avuçlarınızı acemlerle (Türklerle) dolduracaktır. Ondan sonra onları aslanlaştıracak ve onlar sizin düşmanlarınızla (inkar edenlerle) savaşacak (fikren mücadele edecek) ve ganimetlerinizi yiyeceklerdir" (Ahmet, Bezzar, Taberani, Ebu Nuaym, Hakim) (İsmail ibn Yusuf Nebhani, Resullerin Efendisi Hakında Allah'ın Alemlere Karşı Hücceti Peygamber Efendimizin Mucizeleri, cilt 2, Çeviren: Abdülhak Duran, s. 759, no: 1840). Hadisteki "Allah avuçlarınızı Türkler’le dolduracaktır" sözleriyle, Ahir Zamanda, ateist siyonistlere ve masonlara karşı "Türklerain büyük bir güç sahibi olacağı" belirtilmiştir. "Allah’ın onları aslanlaştıracağı" ifadesi ise, bu dönemde Türkler’in cesur ve atak tavırlarıyla dikkat çekeceklerini ve cesur konuşmalarıyla bunu tüm dünyaya göstereceklerini ortaya koymaktadır. Hadisteki bilgilerden Türklerin Ahir Zamanda aslanlar gibi olacağı, ateist siyonistler ve masonlar gibi, o dönemin tüm sapık unsurlarına karşı çok etkili bir fikri mücadele yürütecekleri anlaşılmaktadır. Hadisteki "Türkler’in ganimetleri yiyecekleri" sözleriyle de, Türk İslam Birliği'nin kurulması sonucunda Türkler’in çok büyük bir güç elde edecekleri ve bu birliğin imkanları sayesinde hem Türklerin çok zengin hale gelecekleri hem de tüm İslam alemini zengin edecekleri anlatılmıştır. Sitenizdeki bu yazı diğer yazılar gibi çok güzel. Türkler, İslam'ı dünyaya hakim edecekler. Türkiye lider ülke olacak. Türk İslam Birliği'ni Allah en kısa sürede nasip etsin inşaAllah” demiş.
Kemal Bakır da bizlere Avustralya’dan yazmış, Sidney’den. Rad Suresi, 42. ayet ile başlamış yazısına. ““Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir.” (Rad Suresi, 42) “Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) Kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.” (Yunus Suresi, 82) Bu iki ayet adeta Mehdiyet'in özeti gibi. Ateistler, Darwinistler, materyalistler, masonlar istemese de hak yerini bulacak, Allah'a derin iman, sevgi, kardeşlik, barış, adalet, dostluk, mutluluk, sevinç bütün dünyaya yakın bir zamanda hakim olacak. Bu dünya yurdunun sonu Hz. Mehdi (a.s.)'nin, onun değerli yardımcısı Hz. İsa (a.s.)'nın ve onları seven Müslümanların olacak. Bu güzelliği pek yakında inşaAllah bileceklerdir. Belki 2014’lerde, belki de 2021’lerde. İnşaAllah.” demiş.
OKTAR BABUNA:“Selam Adnan Hocam, lütfen bu sorumu cevaplandırınız. Şu an bildiğimiz kapitalizm artık çökmüş durumdadır. Kapitalizmin neden olduğu krizden dolayı şu an dünya çok zor durumdadır. Şu krizden çıkmak için yeni bir sistem ve yeni bir ekonomi modeline ihtiyaç var. Hz. Mehdi (a.s.) zamanında bütün dünya adaletle dolacağına göre ve mal bol olacağına göre demek ki Hz. Mehdi (a.s.) yeni bir sistem ve yeni bir ekonomik modelle de gelecek. Bu konuda ne diyebilirsiniz?” İlham, bir seyirci sorusu İlham diye birisi.
ADNAN OKTAR: Modeli Allah yaratacak, yani Mehdi (a.s.)’nin bir planı olmaz o konuda. Allah yaratır. Plan, sevgi planıdır. İnsanlar birbirini sevdi mi, ekonomi de rayına oturur, Allah’ı severse, Allah için de insanları severse her şey rayına oturur, her şey mükemmel olur. Ama sevgi yoksa egoistlik, bencillik varsa, kavga varsa hiçbir şey düzelmez. Karmakarışık değildir, formüle ihtiyaç yoktur. Sadece Allah’tan çok korkmak, Allah’ı çok sevmek, şefkatli olmak, egoist ve bencil olmamak, Kuran ahlakına tam bağlanmak, bu kadar, bu olduğunda zaten Allah sistemini kendi yaratıyor zaten. Ayrı bir sistem yapmamıza gerek yok. Yani bizim mesela bedenimizin sistemini, biz mi yapıyoruz, bedenimizin. Allah yapıyor. Biz ne yapıyoruz? Sadece güzel ahlaklı oluyoruz. Bizi Allah sağlıklı hale getiriyor. Biz sebebe sarılıyoruz sadece. Dünya da öyledir. İnsan gibidir. Sevgiyle canlanır. Sevgisizlikle de ölür, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Bazı insanların aklına şöyle bir şeyler geliyor. Yok karma ekonomi, liberal ekonomi gibi, hepsi başarısız oldu. Böyle kapitalist sistemler.
ADNAN OKTAR:Öyle bir şey yaparlarsa, her ne yaparsa batar, olmaz. Samimiyetin hakim olması, sevginin hakim olmasıyla oluyor. Yani Mehdi (a.s.) bir planla çıkmayacak. Samimiyet ve sevgide zaten Allah onu yapıyor. Sistemi yapıyor, meydana getiriyor. Bir anda bereket ve bolluk oluyor. Güzellik oluyor. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’in zamanında Peygamber bir siyaset sistemi mi getirdi? Yeni bir ekonomik model mi getirdi? Kuran’a uydu. Kuran ahlakına uydu, bitti konu. Herkes bereket bolluk içindeydi, her yere bereket geldi, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hatta siz detay olarak şeyi de söylemiştiniz, o kadar mal bolluğu ve bereket olacak ki (vergi) bile kalkacak demiştiniz.
ADNAN OKTAR:Evet inşaAllah. Tamam, biraz ara verelim.
SUNUCU:Kısa bir aranın ardından yeniden devam edeceğiz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...