SUNUCU: Programımıza harunyahya.tv’den devam ediyoruz. Hocam buyurun.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Efendim hoş geldiniz, safa geldiniz.
SUNUCU: Hoş bulduk, sizler de hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam, şimdi Azerbaycan’dan bir kardeşimizin, Oktay Aliyev’in bir mektubu var, ondan başlayalım. “Selamun aleyküm nur yüzlü Hocam” diyor. Ve aleyna aleykümselam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Ve yanınızda bulunan değerli kardeşlerim. Men Azerbaycan’dan yazıram” çok şahane, ne güzel üslup “size, ben de burada çıktığınız bu güzel mücadelede acizane bir katkıda bulunmaya çalışıram. Yakın çevreme sizin anlatımlarınızı eses alarak tebligat aparıram. Zorluklar yaşasak da bunun bize ferahlatıcı bir tesiri olur. Çünkü bu zorluklar bizi daha da şevklendirir. Aslan Hocam, inşaAllah Türk İslam Birliği’nin kurulduğu ve asrı saadet döneminde sizi Azerbaycan’da Bakü’de görmeyi, ağırlamayı çok istiyoruz.” EvvelAllah geliyoruz, inşaAllah, Allah’ın izniyle.
Bir soru vardı, değil mi?
SUNUCU: ”Selamun aleyküm Hocam.”
ADNAN OKTAR: Aleyküm selam.
SUNUCU:“Sorum Hz. Mehdi (a.s.) hadisleri okurken kendisiyle benzerlikleri fark ettiğinde insanların kendini kastettiğini sanmasını istemediği için bir kısmını gizleyebilir mi? Yoksa hadisleri gizlemesinin doğru olmadığını düşünerek hepsini açıklayacak mıdır? Allah küfre sapanlar üzerinde gücünüzü inşaAllah arttırır Hocam.” Ercan Gülen yazmış.
ADNAN OKTAR: Ben olaya böyle akılcı baktığımda, makul düşündüğümde Mehdi (a.s.)’ın çekineceğini düşünmüyorum, hepsini anlatır hadislerin. Fakat bir kısmını, özellikle ledün ilmiyle, batın ilmiyle ilgili olanları anlatacağını zannetmiyorum. Yani mesela var bazı hadisler, düşündüm, “Mehdi (a.s.) olsa ne yapardı acaba?” diye, olmaz. Yine takdir onun ama Allah-u alem söylemez. Birçok hadis var öyle, yani söylenmesi uygun olmayan. Ancak zuhur ettikten sonra söyleyebileceği gibi hadisler var ki açık bu belli. Hangi hadisler olabilir? Mesela bak ben bile söyleyemiyorum. Ben Mehdi (a.s.) öncüsü olduğum halde ben söylemiyorum. Dün evvelki gün de okudum, çok kapsamlı hadisler var, fakat söylenecek gibi değil. Yani zaman müsait değil, mekan müsait değil. Ama onları da anlatacağımız, izah edeceğimiz “hakikaten böyleymiş, hakikaten doğruymuş” diyecekleri bir dönem gelecek. Ki yani biz Mehdi (a.s.) öncüsü olarak oradaki izahları biz de uyguluyoruz, ben de uyguluyorum. Fakat ben de şu an söyleyemem. Zamanı gelince söylenecek gibi. Bir tane, iki tane, on tane değil, çok fazla hadis var. Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, Bugün Gazetesi’nin internet sitesinde bir hanım bir yazı yazmış. Bir bölüm okuyacağım Hocam inşaAllah. Bu şeyden bahsediyor, “bir Yaratıcı olduğuna inanan bilim adamlarını anlamak kolay. Ama bütün o mucizeleri bu kadar yakından görüp de bunların tesadüf olduğunu söyleyenlere hayret ediyorum. Düşünsenize en basit örnek protein, yağ ve su moleküllerinden oluşan ve milimetrenin yüz binde biri büyüklüğündeki bir DNA içinde bir milyon ansiklopedi sayfası toplamı kadar bilgi yüklenmiş bulunuyor. Ve her nasılsa tesadüfen. Galiba diploma almak da ehliyet almak gibi bir şey. O kadar da akıl gerekmiyor demek. Bu yazı da bir baktım ekranımda duruyor, tesadüf işte” demiş maşaAllah. Daha da var aslında da…
ADNAN OKTAR: İsmi ne bu yazarın?
OKTAR BABUNA: Esra Uçar Hanım.
ADNAN OKTAR: Güzel insan güzel düşünür. Bak kendisi de güzel, huyu da güzel, düşüncesi de güzel. Kompleksli böyle bazı tipler oluyor, bunların üsluplarında ciddi bir bozukluk oluyor. Samimi olan, aklı başında olan insan gerçekleri görür. Bu hanım kardeşimizi de tebrik ediyorum. MaşaAllah çok güzel yazmış. Bugün Gazetesi’nde öyle mi? Hangi tarihli?
OKTAR BABUNA: Bugün Allahualem.
ADNAN OKTAR: Evet 19 Mayıs.
OKTAR BABUNA: Hatta diyor ki Hocam; “en azından benim aklım tesadüfen gören bir çift gözü, tesadüfen pişmiş şekilde önüme gelen bir yemek gibi kabul etmiyor. Bu arada din kavramını bilime karşı bir tuzak gibi görmek de milat öncesinde kaldı. Din bilime yol açar.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Aydın, aklı başında, kültürlü, samimi düşünen bir nesil geliyor. Yani her şeye böyle objektif bakan, akılcı bakan, derin değerlendiren, muhakemeli değerlendiren. Çünkü internet var, giriyor bilgisayardan bakıyor, değil mi? İnternetin bütün kollarına istediği anda giriş yapabiliyor, dolayısıyla gençliği kandırmak artık mümkün değil. Bu sevdadan vazgeçecekler. Ve tam aydındır bizim gençliğimiz. Bugün de gençliğin bayramı, değil mi? Atatürkümüzün onlara bir armağanı. Biz gençler olarak hepimize kutlu olsun, inşaAllah. Bu güzel gençliğin gelişmesinde Atatürk’ün çok büyük emeği oldu, çok büyük faydası oldu. Çünkü bir kere bilimle, düşünmeyle onlara öğretti. Sanata önem vermeyi öğretti. Kuran’ın aslını öğrenmemizi istedi. “Kuran Türkçe’ye çevrilsin. Vatandaşımız Kuran’ın ne demek istediğini anlasın, Cenab-ı Allah neyi anlatmak istiyor bunu anlasınlar” dedi. Elmalılı Tefsiri yaptırdı. Hür düşüncenin yolunu açtı, ufkumuzu açtı. “Geniş düşünün, geniş muhakeme yapın, geniş yargı yapın, doğru ve güzel karar verin” dedi ve sonunda bu aydın gençlik Türkiye’de güzel bir sonuç meydana getirdi. Türk İslam Birliği’nin zemini çok sağlam bir zemin üzerine oturmuş oldu şu an. Aydın, bilinçli bir gençliğimiz var. Yani üç beş tane gencimizin kandırılmış olması önemli değil. Onları biz düzeltiriz. Gerekli bilgileri onlar aldıklarında, bir süre sonra doğruyu fark edeceklerdir, inşaAllah. Ama zeminde gençliğimiz evvel Allah balistik çelik gibi. Son derece uyanık, aklı başında, şuurlu, pırıl pırıl zeka var gözlerinde, canlı, keskin bir zeka, keskin bir akıl. Okullarımız mesela, o kolejler, üniversiteler zehir gibi gençlik yetiştiriyor maşaAllah. Hurafeden arınmış, temiz beyinli. Temiz beyni eğitmek çok kolaydır. Kirlenmiş bir beyni eğitmek çok zordur. Çünkü onu sileceksin, yeniden yazacaksın. Ama pırıl pırıl bir beyin, tertemiz bir beyin çok kolay ve güzel işlenir. Çünkü doğruyu çok rahat görür. Kafasında hurafe olmayacağı için, hurafesiz net bilgiyi, açık bilgiyi çok keskin alır. Hurafe de beynine baskı yapmaz. O yönüyle çok büyük hayır var, çok büyük güzellikler var. Bizim gençliğimiz, Türk gençliği dünya öğretmeni olacak inşaAllah. Bütün dünyayı eğitecek. Yani bu yüzyıl Türk gençliğine emanettir. Bütün dünyanın öğretmeni olacaklar, mürşitleri olacaklar, dünyaya güzel ahlakı, sevgiyi öğretecekler, barışı, kardeşliği öğretecekler, cesareti, delikanlılığı, yiğitliği öğretecekler, efendiliği öğretecekler, fedakarlığı öğretecekler ve dünya son kere bir güzellik görmüş olacak. Bütün Türk Milleti Mehdi (a.s.) ordusudur. İnşaAllah, mukaddes bir millettir, mübarek bir millettir, inşaAllah. Mana yönüyle tabii. Irken değil, kan olarak değil. Ahlak olarak üstün bir millettir. O güzel ahlakı bütün dünyaya öğretecekler, inşaAllah. Başladılar, devam ediyor ve devam edecek, çok büyük bir yol aldılar.
Oktar Hocam başka neler anlatmak istiyorsun?
OKTAR BABUNA: Bir tane papağan var Hocam gösterelim mi onu? Bebek taklidi yapıyor.
ADNAN OKTAR: Hayvana ne anormal şey öğretmişler. Çocuk gülme sesi yapıyor bu sefer de. Hayret, bu kadar yetenekli olması. MaşaAllah. Aferin, ağlamasını da, gülmesini de tam yapıyor.
Bilinmeyen hadislerden biraz anlatayım. Bu kadar bilinmiyor bunlar. “İmam Mehdi (a.s.)’ın dini tebliğ üslubu öyle olacaktır ki insanlar dini, İslam’ı kalplerinin derinlerinden kabul edecekler” içten, samimi olarak, candan kabul edecekler “ve Allah’a en büyük samimiyetle bağlanacaklardır ve ibadet edeceklerdir”. “Allah’a en büyük samimiyetle” en büyük samimiyetle. “Dinden uzaklaştırılanlar” bakın, dinden uzaklaştırılanlar, “hoşnutluk ve güvenliğin meskenine geri döneceklerdir.” Yeniden dindar, akıllı, hoşnut, güvenliği hisseden insanlar haline geleceklerdir, diyor hadiste. “Ebu Basir şöyle der, İmam Muhammed Bakır ve İmam-ı Sadık Cafer (a.s)’dan naklen hadis. ‘Ona Hz. Mehdi (a.s)’a imameti veren, onu imam yapan, ona ilim ve kitaplar verecek.’ Yani Allah. Bak “…ona ilim ve kitaplar verecek ve onu kendi başına bırakmayacak.” Yani Allah’ın kontrolünde olacak. “Muhammed Ibn-i Sinan’dan, Emir Ibn-i Şamirden, Cabirden Ebu Cafir (a.s)’dan rivayet edilmiştir. ‘Yüce Allah’ın kitabı hakkında bilgisi ve O’nun elçisinin (s.a.v)’in sünneti, Mehdimizin (a.s.) kalbinde bir bitkinin en güzel şekilde büyüyüp yetişmesi gibi gelişir.’” Hadis. “İmam Sadık (a.s) buyurmuştur, ‘Hz. Mehdi(a.s) her kavmin işlerinin iç yüzünden sakladıkları şeyden haber verir ve dostunu düşmanını ferasetle tanır.’” Yani Mehdi (a.s) insanların yüzüne baktı mı, anlar onun kişiliğini. Ne olduğunu anlar, diyor. İmam-ı Sadık (a.s.)’dan geliyor, hadis. Evet. “Hz. Mehdi (a.s.) her grubun gizli planlarından haberdar olacak.” Allah-u Alem cinler kanalıyla olabilir. “…Ve planlarını kendilerine söyleyecek.” Diyecek ki yani bak siz böyle bir suikast planı hazırlıyorsunuz. Bir oyun hazırlıyorsunuz. Bir şey hazırlıyorsunuz. Onları size söyleyecek, diyor. “Ve hazreti Mehdi (a.s.) bakmasıyla dostu ve düşmanını tanıyacak.” Yani baktı mı gözünden, dost mu düşman mı insanları anlar, diyor. “Ebu Basir derki, İmam Bakır (a.s.)’ın şöyle buyurduğunu duydum. ‘Buyurdu ki, Hz. Mehdi (a.s.) kıyam ettiğinde,’ yani ortaya çıktığında “Resullullah (s.a.v.)’in yolundan gidecektir. Yalnız O Mehdi (a.s.) Resullulah (s.a.v.)’in eserlerini açıklayacaktır.” Yani hadislerini insanlara açıklayacak, beyan edecek. Söyleyecek. İnşaAllah. “Ey inananların Efendisi,” diye o zaman soruyorlar. “…Bize senin Mehdi (a.s.)’ın hakkında haber ver. İnananların Efendisi dedi ki,” yani Peygamberimiz (s.a.v.)’e söylüyorlar. “Ey inananların Efendisi, bize senin Mehdi (a.s.)’ın…” yani sana ait, senin emrinde olan Mehdi (a.s.)’ın, kumandanın olan Mehdi (a.s.)’ın hakkında haber ver. “İnananların Efendisi dedi ki, ‘O Mehdi (a.s.) en iyi sığınaktır.’” Yani onun yanına giderseniz, eminsiniz diyor. Sığınaktır. “Aranızdaki en iyi bilinen ve en nezaketli olandır.” Mehdi (a.s.) için. “Ey Allah’ım ona sadakat andını, ızdıraptan çıkışını vesile yap.” Sadakatini yani sadakat nasip et diyor. Yani insanların da ona sadık olmasını, “ızdıraptan çıkışının vesilesi yap.” Yani acıdan ve çileden kurtuluşunun vesilesi yap diyor inşaAllah. “Ve ümmetin dağılmışlığını,” yani Müslümanların parça olmasını, “onun eliyle birleştir.” Dua ediyor. “Size izin verildiğinde bunu yapın ve eğer ona Mehdi (a.s.)’a ulaşacak bir yol bulacak olursanız, ondan Mehdi (a.s.)’dan başka yol tutmayın.” Yani sadece onun dediği gibi hareket edin diyor. Mehdi (a.s.)’a göre hareket edin. İnşaAllah bak. Peygamberimiz, (s.a.v.) hadis. İnşaAllah. “Ona sadakat andını, yani çok sadık olunmasını vesile yap. Izdıraptan çıkışın vesilesi yap” diyor Allah. Değil mi? Peygamberimizin duası ona bakın Mehdi (a.s)’a duası. “Ey Allah’ım…” diyor. Bak, 1400 sene sonra çıkacak Mehdi (a.s.) için dua ediyor, Peygamber (s.a.v.). “Ona sadakat andını, Allah’a, Kuran’a bağlılığını, ızdıraptan çıkışın vesilesi yap.” Yani onu ızdıraptan, o acılardan, zorluklardan çıkar. “Ve ümmetin dağılmışlığını onun eliyle birleştir. Size izin verildiğinde bunu yapın” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “…Ve eğer ona Mehdi (a.s) ulaşacak bir yol bulacak olursanız,” herhangi bir şekilde onunla karşılaşırsanız, “…ondan Mehdi (a.s)’dan başka yol tutmayın.” Kendi kafanıza göre hareket etmeyin diyor. Kuran’a, sünnete ve imam olarak da Mehdi (a.s)’a uyacaksınız diyor. İnşaAllah. “Mehdi (a.s) ilahi bilgiyle karar verecek. İnsanları gerçek karakterlerinden tanıyacak.” Yani gerçek karakterlerini anlayacak. Yani ne yaparsa yapsın kişiliğini bilecek diyor. Hz. Davut (a.s) ve Hz. Süleyman (a.s) gibi Hz. Mehdi (a.s)’ın da karar vermesi için şahide gerek olamayacak. Yani adama baktı mı, adam istediği kadar hikaye anlatsın, ne yaparsa yapsın, ne düşündüğünü, ne yaptığını bilecek. Suçluysa suçlu olduğunu bilecek. Doğruysa doğru. Mesela, delil getirsin adama -Allah vermesin- adam öldürdü derler, delil gelir. Şahitler getirirler. Hepsi nettir. Ama adamın oyun oynadığını Mehdi (a.s) çözer. Baktı mı, şahitlerin sahtekarlığını da anlar, onun samimiyetini de anlar. Anladı mı konu hallolur. Ve ispat eder sonunda, inşaAllah. “O’nun Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışını bir heves” yani heveslendiği için bazı insanlar söyler “veyahut bir söylenti sanacaklar” diyor bak hadiste. Yani bir heves veya bir söylenti. Öylesine insanların kafasından çıkarttığı, herhangi bir alıntı veyahut insanlar öyle istediği için heves olarak söylediğini sanacaklar diyor. “Oysa Hz. Mehdi (a.s) bir gerçek olacak” diyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.). “Gerçek” diyor. Ne söylentidir, ne de bir hevestir. Tam bir gerçektir, diyor. “Koyunların çobanlarından kaçması gibi, insanlar Hz. Mehdi’ (a.s) dan kaçacaklardır.” Mesela koyun, zaten o güdüyor, değil mi? Koyun yani ona emanet. Ama havyan vahşi olduğu için kaçıyor, bilmiyor. Yani çobanın onun lehine olduğunu bilmiyor. Mehdi (a.s.)’dan da bir kısım insanlar kaçacaklar. Onların lehine olduğu halde. Hayrına hareket ettiklerini bildikleri halde kaçacaklar. Daha sonra insanlar her yerde bir ıslahatçı, kurtarıcı aramaya başlarlar. “Ancak ondan başka, Mehdi (a.s)’dan başka kendilerine yardım edecek birini bulamadıklarından çaresiz ona koşmaya başlarlar” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Yine ona koşacaklar. Yani hiçbir yerden kurtuluş bulamayacaklar, diyor. “Allah, halkın nefislerine karşı zulmü yüzünden” yani kendi nefsine karşı zulmetmesi, hakkı görmezlikten gelmesi, doğruyu anlamazlıktan gelmesi ve cefası yani etrafa cefa vermesi, acı çektirmesi ve israfı yüzünden. Yani sürekli bir şeyler harcaması, boş işlerle uğraşması yüzünden, “Hz. Mehdi (a.s)’ı halktan gizleyecektir.” Allah bunları vesile ederek, halk göremeyecek diyor. Çünkü zulüm içinde olacaklar, diyor, cefa içinde olacak ve israf içinde olacaklar. Yani sürekli birilerine bir şeyler harcayacaklar. Bir şeylere koşturacaklar. Zulüm peşinde olacaklar, insanlara cefa çektirecekler. Gözleri körleşecek adeta ve Mehdi (a.s)’ı anlayamayacaklar. Ve böylece Allah onu halktan gizleyecektir, diyor. Halkın arasında olduğu halde halk fark edemeyecektir diyor. Kaç dakika oldu program başlayalı? Tamam şimdilik bu kadar yeterli.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...