OKTAR BABUNA:Efendim tekrar anlattık, çok derin bir sevgiyle dinliyorlar sizi şu anda.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ben de onların hepsini çok seviyorum, hepsine saygılar sunuyorum. Çok sevinçliyim, hakkı ve hakikati kardeşlerimize anlatmak beni de çok mesut ediyor, mutlu ediyor. Allah hepsine güzellik, sağlık, sıhhat versin inşaAllah. Soruları da yine sorabilirler isterlerse.
OKTAR BABUNA: Hocam bir soru aldım şimdi. Diyorlar ki, siz delilleri sundunuz ama Darwin’i takip etmekle bütün insanlık, bütün bu insanlar hepsi yanlış mı yaptılar? Siz dediniz ki işte balık, balık olarak yaratıldı. Sürüngenler sürüngen olarak yaratıldı. Bütün herkes mi?
ADNAN OKTAR:Bir mucize oldu Ahir Zaman’da, Allah gücünü gösterdi. Yani bu kadar aleni doğru olmadığı belli olan ve tamamen uydurma olan bir teoriye dünyanın çok büyük bir bölümü neredeyse yüzde 90’ını Allah inandırdı. Ve şu an bütün insanlık bir oyuna geldiğini de anladılar. Şeytanın oyununa geldiler. Hakkı hakikati gördüler. Aynı durumda da şimdi tam tersine iyiliği ve güzelliği Allah dünyaya hakim edecek. Ama Allah’ın gücünü görmüş oldular. Yani bu kadar boş bir Sümer dinine, eski Mısır dinine, eski Pagan dinine, bu kadar ilkel bir felsefeye, hiçbir delili olmayan felsefeye insanları şeytan nasıl inandırdı, bütün insanlık bunu gördü. İnsanlık aczini anlamış oldu. Güçsüzlüğünü anlamış oldu. Allah karşısındaki acizliklerini bu kadar mükemmel anlayacakları nadir delil olur. Çünkü dünya çapında insanlık aczini görmüş oldu.
OKTAR BABUNA:Buyurun Hocam dinliyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bilimin karşısında Darwinizm tahmin etmediği şekilde bozguna uğradı. Bilim her alanda Darwinizmi ezdi. Tek bir nokta da değil. Tutundukları bütün noktalarda ezdi. Ve bu her gün daha da gelişerek devam ediyor. Bu da Allah’ın bir lütfu insanlara. Aksini hiç kimse savunacak gibi değil. Çünkü Darwinizm tesadüf üzerine kurulu teori. Diyor ki Darwinizm, ilk başlangıçta çamurlu bir su ortamı vardı. Yani atomlar vardı. Bu atomlar tesadüfen bir araya geldiler. Bir araya geldikten sonra proteinleri oluşturdular. Proteinlerden bir süre sonra hücre oluştu. Hücreden işte kol, bacak çıktı. Onlardan da Einstein gibi Obama gibi böyle siyasetçiler ve bilim adamları oluştu. Bunların tamamı tesadüfen oldu. Şimdi böyle ilkel bir teoriye, bu kadar ilkel bir düşünceye aklı başında ilkokul çocuğu bile inanmaz. Her yönden çökmüş bir teori. Bir kere proteinlerin tesadüfen olması bilimsel olarak mümkün değil. Darwinistler proteinlerin çok basit bir şey olduğunu zannediyorlardı. Halbuki çok karmaşık, çok kompleks hassas bir yapıdır protein molekülü. Tesadüfen meydana gelmesi imkansızdır. Ayrıca şu ana kadar 350 milyona yakın fosil bulundu. Bunların tamamı yaratılışı ispat eder mahiyette. Buna karşılık tek bir tane ara fosil bulamadılar. Yani ara fosil tabir edilen, onların iddiasına yardımcı olacak delil bulamadılar. Ben dedim eğer böyle bir delil getirirseniz ben size 10 trilyon para vereceğim, dedim. Daha hala böyle bir delil getiremediler. Dolayısıyla parayı da veremedik. Bizim istediğimiz samimi olmaları, akılcı olmaları, bunu gurur meselesi yapmamaları. Darwinizmin hakikaten bir açmaz olduğunu, bir oyuna geldiklerini fark edip kendilerine gülmüş olsalar da, kendilerine acımış olsalar da böyle bir oyuna gelmiş olmaktan dönmek onlar için yıkıcı bir olay değildir. Devam etmeleri yıkıcıdır. Gururlarını asıl rencide edecek devam etmeleridir. Doğruyu görenin artık doğruyu kabul edip doğru yolda devam etmesi gerekir.
OKTAR BABUNA:Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Darwinizmin, materyalizmin çöküşünü Allah insanlara bir nimet olarak sundu. Bunda insanların sevinç duyacağı, mutluluk duyacağı çok büyük bir yön var. Bunun sevincini yaşasınlar. Allah kainatı tesadüfler sonucu yaratılmadığını insanlara gösterdi. Kendi sanatı olduğunu, her şeye hakim olduğunu, her şeyin Allah’ın kontrolünde olduğunu insanlara gösterdi. İnsanlığın böyle bir nimetin içinde olması, sonsuz bir gücün Allah’ın kontrolünde olması insanlar için çok büyük bir nimettir. Dehşet verici olurdu. Kaos olması çok korkunç olurdu. Allah kaos olarak yaratmamış dünyayı mükemmel bir sistem üzerine yaratmıştır. Bunun sevincini bu yüzyılda tam anlamıyla yaşayacak insanlık.
OKTAR BABUNA:Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Ben Darwin’in kendi itiraflarını, bilimsel açıklamaları sizin yaptığınızı bildiğim için o konulara detaylara girmiyorum. Ama açık olan bir gerçek varsa darwinistler şu an tam anlamıyla sessiz ve sakin hale geldiler. Ve tam bir yenilgi içinde oldular. Aynı şekilde Fransa’da böyle oldu. Hollanda’da böyle oldu. Almanya’da böyle oldu. Amerika’da böyle oldu. Dünya çığ gibi bu gerçeği artık görmeye başladı. Dünya, dünya olalı, dünya tarihinde böyle bir aldatmacayla karşılaşmamıştı. Dünya tarihinin en büyük aldatmacası ve dünya tarihinin en büyük olayıdır bu. Yani buna biz deccaliyet diyoruz. Deccal yani anti christ düşünce zuhur etmiştir. İnsanları şaşkınlık içinde bırakmıştır. Çünkü öyle bir yalan ortaya koymuştur ki Darwinizm ve o kadar çok insana bunu inandırmıştır ki, insanlar bunun henüz şokunu üzerinden atamadılar. Herkes bunu şaşkınlık içerisinde “biz böyle bir yalana, böyle bir uydurmaya nasıl inandık, nasıl 150 sene bu oyun içerisinde kaldık” diye bunun acısı içerisindeler ama buna bu kadar hayıflanmaya gerek yok. Bir mucizedir bu. Allah birçok mucize yaratmıştır ama dünya tarihinin en büyük mucizelerinden birisidir. Bu kadar boş bir teoriye bilim adamlarının, profesörlerin milyonlarca insanın inandırılması. Burada yapacağımız şey artık bu tahribatı tamir etmektir. Artık sevgisizlikten intihar eden insanlar olmayacak. Artık uyuşturucu içenler olmayacak. Adam öldürenler olmayacak. Egoist, bencil insanlar olmayacak. Savaş isteyen insanlar olmayacak. Terörist anarşistler olmayacak. Altınçağa giriyoruz, bu güzelliği de bize Kuran ahlakı sağlıyor. Kuran bütün dünyaya ışık saçıyor. İslam bütün dünyaya ışık saçıyor. İnşaAllah yakın bir zamanda Hz. İsa (a.s.)’ın nüzulüyle bütün dünyanın Müslüman olduğunu görecek herkes inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Oradaki misafirlerimiz, kardeşlerimiz özellikle bizim internet sitelerimize girerlerse kitaplarımızı takip ederlerse çok detaylı bilgi edinebilirler. Sizin anlattıklarınız tabii sunulan bilgilerin çok küçük bir kısmı. Benim anlattıklarım da çok küçük bir kısmı ama internet sitesinde saatlerce araştırma yapmak, bilgimizi çok arttırır. Güçlendirir. Sonucunda bu söylediklerimizin birer birer gerçek olduğunu teknik delillerle, bilimsel delillerle tam kanaatlerinin geleceği şekilde göreceklerdir. Özellikle bunu yapmalarını rica ediyorum. Ayrıca Ahir Zaman alametlerinin de tamamı zuhur etmiştir. Hz. İsa (a.s.)’ın nüzulü yani Hz. İsa (a.s.)’ın gelişinin ve Mehdi (a.s.)’ın çıkışına ait alametlerin büyük bölümü çıkmıştır. Onları da kısa ve özet olarak anlatırsan çok iyi olur. Zaten sen biliyorsun.
OKTAR BABUNA: Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Bu delillerinin aynı şekilde Tevrat ve İncil’de de ve Kuran’da da bulunduğunu kardeşlerimize bildirmek istiyorum. İncil’deki delillere göre zaten net olarak Ahir Zaman’dayız. Tevrat’taki delillere göre Ahir Zaman’dayız, Kuran’ın delillerine göre yine Ahir Zaman’dayız. Ahir Zaman, bir mutluluk çağıdır, kardeşlik çağıdır. Dolayısıyla bütün ateistler, bütün Marksistler, Darwinistler hepsi iman edecekler. Çünkü gerçeğin karşısında hiçbir güç direnemez. Bilim artık Kuran’ın hakikatlerini, Kuran’ın sırlarını insanlara ispat ediyor. Kuran’ın her anlattığını bilim insanlara tasdik ederek gösteriyor. Bilimin yok ettiği şeytani düşünce, artık bir daha dirilememek kaydıyla toprağın altına geçmiştir. Bundan sonra bilimin hakikatleri, Kuran’ın hakikatleri, Hakk’ın hakikatleri dünyaya hakim olacaktır inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşlerimin belki sorusu olacaktır. Onlara önce soru hakkı verelim. Eğer soruları olmazsa ben devam edeyim.
OKTAR BABUNA: Hocam şöyle bir soru geldi size. Sizin işte yurtdışına çıkamadığınızdan bahsederek, biraz önce dediniz ki Allah yarattı tüm evreni. Bu şekilde siz de daha önce dediniz ki uzaylıların getirmiş olduğu, imkansız olduğu proteinlerin. Böyle bir şeyin imkansız olduğunu, uzaylıları kim yarattı diye sordunuz. Ben de o zaman size şunu soruyorum: “Allah’ı -haşa- kim yarattı?” diye soruyorum.
ADNAN OKTAR: Önce ve sonra kavramı, zaman içerisinde olan varlıklar içindir. Yani daha öncede ne vardı daha sonra ne vardı diyen bir varlık zamanlıdır. Ama Allah zamansızdır yani zamanı sonradan yaratmıştır. Dolayısıyla an içerisinde böyle bir sorunun sorulması mümkün değil. Yani zamanlı olan bir varlık için bu geçerlidir. Allah’ın zamansız olduğunu düşünürse kardeşimiz bu sorunun cevabını almış olur.
OKTAR BABUNA: Hocam şöyle bir soru geldi. Biz elektrikte bazı dengelerin iyisini seçecek şekilde bir program geliştiriyoruz. Ve bu şekilde devrelerin iyisini program seçiliyor. Bu sizce etik değil mi böyle bir şey yapmak? Çünkü siz evrimin yanlışlığından bahsettiniz. Böyle bir metodu kullanmak ahlaka aykırı olur mu?
Bilim de böyle kendi kendisini, kendi kendine işleyecek bir program işleyip, devrelerin iyisini kullanacak şekilde bunu kullanıyoruz. Acaba evrimin yanlışlığından bahsettiniz, böyle tesadüfen ilerlemenin. Dolayısıyla böyle bir metodu kullanmak ahlaka aykırı olur mu? Evrim anlayışından dolayı.
ADNAN OKTAR: Şimdi her türlü çalışmayı, her türlü laboratuvar ortamını Allah bize beynimizin içinde gösteriyor. Dolayısıyla bilimsel çalışma yapan, mutlaka Allah’ın gösterdiği bilimsel çalışmayı yapmak durumundadır. Yani Allah’ın istemediği bilimsel bir çalışmayı insanın yapması mümkün değildir. Mesela laboratuvar ortamını biz gördüğümüzde, laboratuvarı beynimizde bir yapı olarak görürüz. Ama dışarıdaki laboratuvar normalde simsiyah ve karanlık. Ve üstelik saydam. Yani iki özelliği var bakın, simsiyah karanlık olması; eğer görünse bile saydam olması. Atomun yapısından dolayı. Dolayısıyla dışarıdaki maddeyi biz zaten o haliyle göremiyoruz. Bize Allah beynimizin içerisinde o laboratuvarı gösteriyor. Dolayısıyla bilimsel çalışmayı yapan da mutlaka Allah’ın kaderde gösterdiği bilimsel çalışmayı beyninde yapar. Bunun dışında hiçbir şey yapamaz.
OKTAR BABUNA: Hocam size şöyle bir soru geldi inşaAllah. Siz bir Müslüman olarak Kıyamet tarihinin 2120 yılında, (hicri) 1545 yılında olacağını söylediniz Kıyamet tarihinin. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ve Allah’ın bildirdiğine göre Kıyameti Allah’tan başka hiçkimse bilemez. Hiçbir İslam aliminin bilmediği bir şeyi siz nasıl olur da böyle tarih vererek biliyorsunuz? Evet, alametleri var ama kesin tarihi nasıl verebiliyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah gaybı, Peygamberlerine bildirdiğini Kuran’da bildiriyor. Zaten Peygamberimiz (s.a.v.)’e gaybtan birçok haber vermiştir Kuran-ı Kerim’de Cenab-ı Allah’ın bildirmesiyle. Ve alametlerinin, Kıyamet alametlerini bildirmiştir. Demin saydın sen Kıyamet alametlerini. O alametleri peşipeşine getirdiğimizde, vaktin yaklaşık 2120 gibi olduğunu anlıyoruz. Ama tabii yine de Allah-u alem diyerek söylüyoruz. Çünkü Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, hicri 1577 tarihini de vermiştir, 1545 tarihini de vermiştir. Ama benim kanaatim Allah-u alem 1545 tarihi. Yoksa Kıyamet şu anda da kopabilir, 1545’de de kopabilir. Ama eğer o tarihte koparsa, dediğimin doğru olduğunu anlamış olacaklar. Ama Allah-u alem o tarihte kopacak. Çünkü Peygamberimizin (s.a.v.) hadisi var, dünyanın ömrü 7000 yıldır diyor. 7000 yıllık bir takvim vermiş. Yani herhangi bir takvim, Hz. İsa (a.s.)’ın nasıl doğumu bir takvim olarak alındıysa; 7000 yıllık bir eski kadim takvimi esas alarak Peygamberimiz (s.a.v.) 7000 yıllık süreyi esas almış ve demiştir ki: “bunun 5600 yılı geçti.” O zaman 7000’den 5600’ü çıkardığımızda hicri 1400 sayısına ulaşıyoruz. 1400. Şu an 1431 de olduğumuza göre, Hicri 1500’den sonra Kıyametin her an kopması bekleniyor demektir. Dolayısıyla bu hadis-i şeriflere de uygun. Çünkü, Suyuti gibi büyük bir alimin eserinden ben bu hadisleri aldım. Sekiz tane hadis var. Ve mutaber hadisler bunlar. Ama bu anlaşılmayabilir, biraz detaylı anlatırsan Oktar iyi olur.
OKTAR BABUNA: Tabii, inşaAllah Hocam. Hocam bir soru daha geldi ama önce sizin söylediğiniz bir şeyi unutmuştum. Onu da hatırlatabilir miyim tekrar? Siz Allah-u alem demiştiniz. Allah bilir. Yarın da olabilir. İki gün sonra da olabilir. Allah bilir. Bunu tercüme edebilir miyim sorudan önce?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA:Hocam şimdi bir soru olarak şöyle sordular. Sizden önce hiçbir İslam alimi bir tarih vermemişti. Hiçbir Müslüman bu şekilde bir tarih vermemişti. Peygamberimiz (s.a.v.)’in de bilmediği bir konuda nasıl, sadece Allah’ın bildiği bir konuda nasıl böyle tarih verebiliyorsunuz? Mesela bazı insanlar 2012 diyor, bazıları 2013 diyor ama Müslümanların bu şekilde tarih vermesi Müslümanlara ve diğer insanlara yardımcı olur mu?
ADNAN OKTAR: Allah-u alem diyerek. İslam alimleri, mesela bakın şu an elimde Berzenci’nin bir eseri var. Naim Erdoğan tercüme etmiş. Ünlü ehl-i sünnet alimi Berzenci, o da Kıyamet için bir tarih vermiştir. Ama genellikle bu hadise dayandırarak, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisine dayandırarak hicri 1400 ile hicri 1500 arasında Mehdi (a.s.)’ın geleceği, 1500’den sonra da Kıyametin kopacağı, yani kısa bir süre sonra da Kıyametin kopacağı anlaşılıyor. Biz bunu söylerken Peygamber (s.a.v.)’e dayandırarak bunu söyledik. Arkadaşımız dikkat etmemiş orada. Suyuti’nin bize naklettiği sekiz tane hadis var. 7000 yıldan 5600’ü çıkarttığımızda hicri 1400 kalıyor zaten. “Allah Mehdi (a.s.) vesilesiyle Kıyameti durdurur ve İslam dünyaya hakim olur ve sonra Kıyamet kopar” diyor hadiste. Dolayısıyla “Peygamberimiz (s.a.v.) böyle bir şey dememiştir” demesi yanlış. Peygamberimiz (s.a.v.) zaten burada tarih vermiş. Yani 7000 yıl bir tarihtir. 5600 yıl bir tarihtir. Rakamdır. 7000’den 5600’ü çıkardığımızda geriye çıkan tarih de bir rakamdır ve tarihtir. Dolayısıyla bunu Peygamber (s.a.v.) zaten söylemiş. Bediüzzaman da bunu tasdik eder mahiyette, şerh eder mahiyette açıklamış, ben de Bediüzzaman’ın o açıklamasını naklediyorum ve Allah-u alem diyerek naklediyorum. O da Allah-u alem diyor.
OKTAR BABUNA:Hocam nasıl devam etmemiz uygun olur?
ADNAN OKTAR:Bir de demin çıkan alametlere kardeşimiz dikkat etmemiş olabilir. Senin saydığın hadisler ve belirttiğin alametler, bunlar oluşmuş zaten. Yani bunların farkına varmaması, 7000 yıl ile ilgili hadisi fark etmemesi, bunun 5600 yıl geçti denmesini düşünmemesi kardeşimizin... Ahir Zaman’ın bütün alametleri oluşmuş. Zaten vaktin geldiği alametlerden anlaşılsın diye Peygamber (s.a.v.) söylemiş. Bu kadar alameti, Kıyamet alametlerini neden saymış Peygamber (s.a.v) o zaman? Madem belli değilmiş, Ahir Zaman’da olduğumuz madem bilinmeyecekmiş, Kıyametin yakınlığı bilinmeyecekse Peygamber (s.a.v.) niçin bildiriyor? Ve çok detaylı tarif vererek bildirmiş. Dolayısıyla Kıyamet alametlerini kardeşlerimiz incelesinler, bizim internet sitemize girsinler, Ahir Zaman’da olduğumuzu, Mehdiyet’in oluştuğunu, Hz. İsa (a.s.)’ın nuzulünün çok yakın olduğunu hatta Hz. İsa (a.s.)’ı görmelerinin an meselesi olduğunu da göreceklerdir. Ama bunu incelemeden olmaz. Ehl-i Sünnet alimlerinin Kıyamet alametleri ile ilgili Hadislerini mutlaka incelesinler. İnternet sitemize girip bu hadislerin tahakkuk ettiğini görsünler. Öbür türlü olmaz.
Şimdi yeni soru almayalım. Kardeşlerimiz bizim sitemize girip oradan okusunlar. Okuduktan sonra biz onların fikirlerini alalım. Çünkü şu anda bir bilgiye dayalı konuşmuyorlar. Bilgiye dayalı konuşmaları çok önemli. Yani tabii ki bilgiye dayalı konuşuyorlar ama az bilgiye dayalı. Geniş araştırma yaparlarsa daha iyi görürler. Bizim anlattıklarımıza harunyahya.com sitesinden araştırsınlar. Zaten Allah-u alem diyerek söylüyoruz. Yani şu anda da Kıyamet kopabilir, Allah-u alem, on yıl sonra da kopabilir, Allah-u alem, 2120’de de kopabilir, Allah-u alem. Yani bu normal, biz bunu söyleyebiliriz.
OKTAR BABUNA: Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Ahir Zaman alametleri oluşmadan önce, mesela ekonomik kriz oluşmadan önce ben bunu söyledim, çıktı. Lulin kuyrukluyıldızının çıkacağını söyledim, çıktı. Diğer alametlerin çıkacağını söyledim, çıktı. Yani bunları söylediğimde nasıl bu çıktıysa, Allah-u alem diyerek söyledim ama Allah çıkarmayabilirdi de bu alametleri. Ama çıkardı. Şimdi de diyorum, Allah-u alem 2120 gibi de Kıyamet kopacak diyorum. Çıktığında dediğimin doğru olduğunu anlarlar. İnşaAllah. Çıkmazsa yanlış olduğunu anlarlar. Ama çıktığında doğru olduğunu anlarlar. Fakat şu ana kadar söylediklerimin tamamı doğru çıktı. Çünkü hadislere dayalıydı. Yani tek bir tanesinde yanlış çıkan bir konum olmadı. Yani yüz elliye yakın alamet saydım, tamamı doğru çıktı ve hepsi tahakkuk etti. Zaman geçtikçe bunların doğru olduğu da artarak delilleri iyice görülüyor. Dolayısıyla bunu da bu gözle değerlendirmeleri lazım kardeşlerimin.
OKTAR BABUNA: Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Artık geç vakit de oldu. Kardeşlerimiz inşaAllah biraz dinlensinler. Hem bu anlattıklarımızı bir araştırsınlar. Çünkü bir anda kavrayamayabilirler. Hadis kaynaklarına baksınlar. Olayların tahakkukuna baksınlar. İnternet sitesine girsinler. Hayretler içerisinde kalacaklar. Ahir Zaman’da olduklarını görecekler kardeşlerimiz. Bu kadar diyelim. Biz buradan yayını bu konuşmayla bitirelim. Hepsine selamlar, saygılar, hürmetler. Hepsini çok seviyoruz. İnşaAllah onların da samimi olduğuna inanıyorum. Ama dediğim tarzda bakarlarsa bu ehl-i sünnet inancına uygundur yani garip olan, yanlış olan bir şey yok inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam size iyi geceler diliyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben de iyi geceler diliyorum bütün kardeşlerime selam ediyorum. Hepsi benim canım. Hangi mezhepten olursa olsun, hangi inançta olursa olsun, Mehdi (a.s.) devrindeyiz. Ben Mehdi (a.s.) talebesiyim. Onlar da Mehdi (a.s.) talebesi. inşaAllah Mehdi (a.s.) ordusu bütün dünyaya hakim olacak inşaAllah, Allah’ın izniyle.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...