SUNUCU:İyi geceler sevgili izleyicilerimiz. HarunYahya.Tv sitesinden yayınlanan programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz inşaAllah. Hocam nereden başlayalım?
ADNAN OKTAR:Nereden başlayayım? Benim anlatmak istediğim güzel konular var inşaAllah. Darwinizm’i ezerken gururla karşılaşacağız, yani bu gurura karşı iyi hazırlık yapılması lazım. Böyle çocuksu reaksiyonlar göstereceklerdir Darwinistler. Hatta Darwinizm’in bozgun psikolojisi üzerine bir kitap hazırlayabiliriz. Yani “ne tür reaksiyonlar gösterirler, bilinçaltlarında neler yaşarlar, direnme teknikleri nelerdir, ruh hali nasıldır?” gibisinden şey yapacağız. Darwinizm’in Psikolojik Savunma Yöntemleri diye bir kitap hazırlayabiliriz. Darwinizm hiçbir zaman için bilimsel delille ortaya çıkmaz, yani baştan sona kadar psikolojik deliller kullanır. Yani propaganda, işte sahte deliller, yalan, varmış gibi görünen yeni düzmece izahlar, anlaşılmaz bilimsel kelimeler, bilimsel sözler bunları kullanırlar. Biz de bu tekniğe karşı o oyunların detaylarını anlatırsak çok etkili oluruz. Mesela Darwinistlerin yöntemlerinden birisi, anlatıldığında “bu bana etkili olmadı” sözüdür. Yani etkili olmadığını vurgulamak isterler. Mesela çocuklar da öyle, babası mesela cezalandırırsa falan, bir şey yaparsa, “bir şey olmadı” der, bilmem ne yapar. Gerçi bu kötü bir şey, babasının çocuğu böyle bir cezalandırması. Ama bu çocuk reaksiyonudur, kendini savunmak için böyle bir şey yapar. Onlar da böyle reaksiyon gösterirler. Ama bunları detaylandırırsak bu onları çok utandırır yani çünkü dediğimizin aynısını yaptıklarını göreceksiniz. Yani hiç kaçmaz metotlardır. Onun ben bu akşam genel planını hazırlayayım. Detaylandıralım kitabı yani benim ihtiyacım olan bilgileri de toplayıp getirirseniz inşaAllah, ben o kitabı kısa sürede kurabilirim. İnşaAllah. Darwinizm’in psikolojik savunma yöntemleri. Mesela hiç böyle bir eser hazırlamadık şu ana kadar. Mesela bu propagandada yapılan yöntemlerden aklıma gelenleri ara ara, kısa kısa belirteyim. Mesela gün aşırı gazetelerde evrim ile ilgili bir haber yapılması. Mesela bir şey bulduk işte halkayı bulduk, zinciri bulduk, şunu bulduk, bunu bulduk diye haber yapılması. Bu kesintisiz sürekli devam eder. Bu haberlerde mesela on yıl geriye giderek, on beş yıl, yirmi yıl geriye giderek, hangi muntazamlıkla bu doğru olmayan bilgiyi, yalan bilgiyi insanlara sunmuşlar bunu delillendirebiliriz. Mesela yirmi yıllık bir kesit bize yeter. Mesela yirmi yıl önce işte bilmem ne gününü, farz edelim Perşembe günü çıkan haber, aradan bir hafta sonra onun paraleli bir haber, on beş gün sonra onun paraleli bir haber. Kesintisiz devam ettiğini göreceksiniz. Hiç aksatmadan böyle bir yöntem olarak. Bu basında yönlendirme yöntemidir. İnsanlar mesela on beş gün sonra Allah’a inanma eğilimi olursa ara ara onu verip, nasıl hastaya ilaç verilir ara ara. Değil mi? İlacı kesildiğinde adam yeniden rahatsızlanıyor, ilacını muntazam alması lazım. Bir kısım basın da imanını kaybetmiş insanlara ilacını muntazam verir. Ara ara. Haftada bir gün, on beş günde bir. Eğer onun, onun açısından hastalandığını düşünürsek veyahut iman etmesi onun açısından hastalanması demektir. İlacın dozunu artırır. Daha karışık yeni yeni ilaçlar denemeye başlarlar. Mesela toplumda da Darwinizm’in etkili olmaya başladığını düşündükleri dönemde seyrek ilaç veriyorlardı ama karşı atak yapıldıktan sonra Darwinizm ezilmeye başlayınca, Darwinizm’i kurtarabilmek için ilacın dozunu artırdılar. Onlardan en eskilerinden bir tanesi de suni kan yaptık, suni hücre yaptık, suni doku yaptık, işte sentetik olarak şunu yaptık. Yani biz sonunda insan yaparız. “İnsanı biz de yaratırız” mantığına getiriyorlar. Teknolojideki hızlı gelişme de tabii insanların bir kısmını bunu düşündürtüyor. Yani bugün insan yaparlarsa ne olacak gibisinden. Bir kere teknik imkanların mesela atoma kadar inebilirlerse, atomları bir araya getirmek mümkün olur. Tabii dizersin. Mesela on milyar atom. On milyar atomu harf harf, tek tek dizmek mümkün olursa, on milyar atomu, bir şeyler meydana getirebilirsin. Yani mesela farz edelim bu kitap, binlerce harften oluşuyor ama her harfi tek tek yerine yerleştirilmiş bir bir. Değil mi? Harflerden bir tanesi bozuk olursa oradaki kelime bozuluyor ve genel anlamından bir bozukluk meydana getirebilir. Şimdi bunlarda da bu yöntem var, yani emek veriliyor, dikkat veriliyor ve bir aklın ürünü oluyor bu kitap. Orada da harfler eğer tek tek dizilirse, o da bir aklın ürünü olmuş olacak, yani akıl kullanarak yapmış olacaksın. Mesela mücevher yapılırken nasıl taşlar tek tek seçilerek yerine konuluyor. Değil mi? Yani rastgele taş konulmuyor veyahut araba imal edilirken arabada her türlü parça teker teker yerleştiriliyor. En sonunda araba yapılıyor ama tesadüfen araba olmuyor. Onun için mesela hücrenin küçük bir parçası yapılırken, yapıldığını düşünelim ki yapamazlar, o ayrı bir mesele de yaptıklarını düşünelim, muazzam bir emek, dikkat, intizam, plan, muntazamlık ve mükemmel bir teknoloji gerekiyor ve ondan sonra o meydana gelir. Dolayısıyla tesadüf meydana gelmez. Bunun ilk anlatılması lazım. Yani çünkü adam orada akıl kullanarak onu yapıyor. Darwinistlerin iddiası da tesadüf. “Tesadüfen oldu” diyorlar. Arada büyük fark var. Onun için bu hantal ve hımbıl teoriyi, ahmak bir teoridir Darwinizm yani çok ahmak bir teoridir. Onu ezmek yani bir ahmağı etkisiz hale getirmek kadar kolaydır. Allah esirgesin yani şey olarak demeyeyim de, yani şeytani ahmak diyelim. Şeytani ahmağı hizaya getirmek gibi kolay olur. Etkisiz hale getirebiliriz. Metotlardan a, b, c, d, e, f, g birçok şeyi ayıralım, bölümlere ayıralım. Bunların içerisinde bunlar da var. Mesela evrimle ilgili istatistikler, yapılan anketler, anket sonuçları. Darwinistler anket yapıyorlar yani inananların sayısını az göstermek için. Mesela diyorlar ki; “Hollanda’da Allah’a inananların sayısı yüzde on”. Bir anket yapıyorlar, tam tersi olduğu ortaya çıkıyor. Yani o onların acayip ciğerine oturuyor. Bilakis kendilerinin yüzde onda olduğunu anlıyorlar, inananların yüzde doksan olduğunu anlıyorlar. Bu anket neticelerini ortaya koyabiliriz. Yani anketten kasıt kendine güven vermektir. Çünkü insanlar kalabalığa uymak isterler, yani kalabalığı haklı görmek isterler. Yani “uydum kalabalığa” derler ya insan. Bir kere kalabalığa uymanın mantıksızlığını iyi vurgulayalım. Anketlerin sürekli inananları savunur mahiyette olduğunu ortaya koyalım, inşaAllah. Bir de “biz etkilenmedik” mantığının önemsizliğini ortaya koyalım. Mesela bakın, Aydın Doğan medyasında bizim Avrupa’da yaptığımız bu ezici galibiyeti, ezici propagandayı, ezici yöntemleri kendilerince normal bir şeymiş gibi göstermeye çalışmışlar. Yahut işte etkisizmiş gibi göstermeye çalışmışlar. Bu bir panik ifadesidir ve psikolojik propagandadır bu. Çünkü salon ağzına kadar doluyor ve adamlarda çıt yok. Tamamı kanaat getiriyorlar ve daha önce zaten biz onları önden kitaplarımızla etkisiz hale zaten getirdik. Ama arkasından halka da yöneldik şu an. Halka yönelik bir çalışma da yapıyoruz ve bakın, sorduklarında basın, adam çok etkilendiğini söylüyor ve fikirlerinin değiştiğini söylüyor. Onun için bir kısmı ideolojik olarak dinine sıkı sıkıya, taassupla bağlı kalabilir Darwinistlerin. Yani her ne delil gösterirsen göster, Kuran’da da ayet vardır, “gökten” diyor “Melekler inse, ölüler dirilse” diyor Allah ayette. Değil mi? “Bunlar yine iman etmezler” diyor. Yani böyle bir de kitle vardır, böyle insanlar da vardır. Biz bunlarla da karşılaşacağız, yani anlamayan veyahut anlayan ve anlamayan görünen. Yani bak, anladığı halde anlamayan görünen. Allah diyor, “vicdanları kabul ettiği halde” diyor Allah, “zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler” diyor, “isyan ettiler” diyor, “itaat etmediler” diyor, “inanmadılar” diyor Allah. Böyle kitlelerin varlığını bir kere anlatalım. Yani çocukça direnecek olanlar vardır. Onu anlayan aslında Darwinizm’in kökenindeki bütün bozuk alt yapıyı kavrayabilir. Biz gerçi Darwinizm’in psikolojisini küçük küçük kitaplar içerisine yaydık, yayarak anlattık. Yani bir orada, bir orada, bir orada anlattık. Ama toplu olarak, teksif olarak anlatmadık. Mesela büyük basının Darwinizm’i savunmasındaki arka plandaki destek nasıl sağlanıyor? Mesela ateist masonlar bu konuda büyük basını nasıl destekliyor? Ateist mason localarında bu konuya gösterilen reaksiyon nedir? Bunların hepsini anlatalım, inşaAllah.
Senin anlatacakların var mı?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Sevimli canlılar gösterebiliriz Hocam isterseniz.
ADNAN OKTAR:Göreyim. Evet, şimdi ben bu adama ne diyeyim yani? Tam sevmelik, hayır sıcak, yumuşak, tatlı, bir de mis gibi de oluyorlar. MaşaAllah. Güzel bir elbise gibi. Bayağı süslemiş Cenab-ı Allah. Bak bunların makyajı da elbisesi de hazır.
SUNUCU:Renkleri çok güzel.
ADNAN OKTAR:Bu da. Bu kuş kendi süslenmeye kalksa bu kadar süslenemez belki. Allah akıl fikir verse, mükemmel süsler oluşmuş maşaAllah. Bu da bir köfte. Mesela renk uyumu, renk zıtlıkları falan çok manidar. Bak bu da süslü kendinden maşaAllah. Bayağı güzel. Bu herifler punkçılığa mı merak sardı, nedir? Hepsi punkçı takılıyor, nedir böyle bu sincaplar? Bayağı bir süslenmiş bu?
Berker’im sen şimdi unutmadan bu dediklerimi bilgisayarda yaz şu an.
ALTUĞ BERKER:Yazacaktım Hocam şu an fakat kayda alındığı için dinleyerek itinayla takip ederim.
ADNAN OKTAR:Peki öyle yapalım. Tamam peki. Benim söylediklerimi sen bana bir sıradan anlat bir kısaca. Aklında kalanları. Sen manen kayda aldın.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah.
ADNAN OKTAR: Banda tamam ama sen manen kayda aldın.
ALTUĞ BERKER: Darwinizm’in o ezik psikolojisini ve psikolojik propaganda metotlarını ve aslında daha evvel sizin anlattığınız o bilinçaltında kabul edip, bilinç üstünde kabul etmiyormuş gibi gözükmeleri. Fakat etkilenmelerine rağmen, etkilenmemiş gibi gözükmesinin nedenlerini.
ADNAN OKTAR:Bir de etkilenme oluyor fakat etkilendiğinde adam, kabul ettiğinde toplum onu nasıl dışlar? Mesela komünist bir gruba üye bir çocuk düşünelim, bir genç, bunun konumu ne olur? Mesela bir komünist. Terör örgütü mensubu bir komünist. 20 yılı arkadaşlarıyla geçmiş ama anladı Darwinizm’in geçersizliğini. Şimdi gitse dese ki; komünist arkadaşlarının toplantısında “Ya arkadaşlar ben Darwinizm’in geçersiz olduğunu anladım. Bir Yaratıcı var”. Yani bitti adam, çok acayip bir durum olur. Komünistliği bir kere bitmiş oluyor. Teröristlik de bitmiş oluyor. Veya bir satanisti düşünelim. “Ben artık Allah’a inanıyorum. Darwinizm’in geçersiz olduğuna kanaat getirdim” dese. Bir satanistin satanistliğin içinde ne konuma düşeceğini bir düşünün. Bunlara kurtuluş yollarını da gösterelim. Veyahut bir üniversite Hocası Darwinizm’in geçersizliğini anladı. Ama Darwinizm’le ilgili dolaylı yoldan, Darwinizm’le ilgili bir kürsüde profesör, ne yapacak bu adam? Bunlara kurtuluş yollarını gösterelim. Veyahut it çakal arkadaşları var, böyle dine muhalif, onlar içerisinde yaşıyor. Fakat bir gün anladı. Darwinizm’in olmadığını ve Allah’ın var olduğunu anladı. Kendini nasıl savunacak? Yani o topluluk içerisinde nasıl kendini sezdirmeden veyahut sezdirerek mücadele etmesi gerektiğini, onun da psikolojik kökenini anlatalım. Şimdi mesela büyük bir gazete grubu bizim yurt dışındaki başarımızı ve ezici gücümüzü gördü. Şimdi ses çıkarmasa bu gururlarına çok ağır gelir. Dese ki “Adnan Hoca’nın arkadaşları gittiler, adamları dermakeşan ediyorlar” dese olmaz. Veyahut “gittiler konferans verdiler” dese bu da olmaz. Ne yapması gerekir? “Konferans verdiler ama hiç etkilenmedik” demesi gerekir. Koskoca tüylü tüslü adamlar çocuk gibi bunu söylüyor. Yani en ilkel psikolojik savunma metodu. Yani “Anlattılar, hiç kimse etkilenmedi” diyor. Kardeşim şu yöntem mi? Şu stil mi yani. Nereden biliyorsun? Sen adamın beynini mi okuyorsun. Bir adama sen bilimsel gerçeklerle proteinin olmadığını net ispatlarsan o adam nasıl Darwinist olsun bir daha? Etkilemedi olur mu? Konu bitmiş oluyor. Teknik olarak net ispatlayınca adam nasıl olur da inanmaya devam etsin. Değil mi? Böyle çocuk kandırır gibi çok kötü savunma metotları yapıyorlar. Bu da bir stildir, bunu söylememiz lazım. Yine psikolojik yöntemlerden bir tanesi; delil bulduklarında, fosil bulduklarında yani evrimi çürüten bir fosil bulduklarında, mesela eski bir insan kafatası bulduklarında bunu tahrip ediyorlar. Bunu göstermiyorlar. Kambriyen dönemi canlılarına ait fosilleri saklamışlardı, biliyorsun.
ALTUĞ BERBER:Yetmiş yıl boyunca.
ADNAN OKTAR:Yetmiş yıl saklamışlardı. Mesela bu çok büyük bir olay. Kambriyen dönemi canlılarını, adam buna ait fosilleri yetmiş yıl saklıyor. Bu da bir savunma metodudur. Sahte fosil meydana getirilmesi, bu da bir psikolojik propaganda metodudur. Mesela en sıkıştığında uzaylıları devreye sokmak. Çünkü Allah’ı kabul etmeyecek ya “artık hiç olmazsa uzaylılar devreye girsin” diyor. Oradan kurtulmaya çalışıyor. Uzaylılar da elinden alınsa o yine bir yol bulmaya çalışacaktır. Yani o köşeden o köşeye kaçacaktır. Kaçma metotlarını da anlatalım. Ama tabii önce bu kitabı sade küçük bir kitapçık olarak hazırlayalım. Sonra bu kitabı geliştiririz. Eğer kapsamlı hale getirmeye kalkarsak bu kitabı çok vaktimizi alır. Şimdi mesela ben akşam anlatayım. Normalde bir haftada bitiririz kitabı. Allah’ın izniyle. Bağlantılarını koyayım, yorumlarını yapayım. On güne de basarız.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam. Hazreti Mehdi (a.s.) kitabını da tarif etmiştiniz. O şekilde. Bir haftada on günde maşaAllah oldu.
ADNAN OKTAR:On güne. Mesela bu kitap, geçen gün göstermiştim. Bir daha gösteriyorum. Şahane bir eser ve hep orijinal bilgi dolu. Çoğu orijinal bilgi. Bunu daha internete koymadık herhalde. Daha satışa da sunulmadı anladığım kadarıyla. Ama internete yakında koyacağız, fakat bence kitap olarak almaları çok önemli. Çünkü bilgisayarı açacak, ilgili bölümlere girecek. Gerek yok. Elinin altında hemen. Açtım mı çok şahane. Bayağı da mükemmel hazırlanmış. İnşaAllah. Evrimle ilgili bölüm de var. İnşaAllah. Bu kitabı bana Allah-u alem en erken bir hafta sonra getireceklerdi. Çok önce hazırladım bu kitabı bitirmiştim. Sordum, aman Allah’ım. Önce dediler kapak tashihine gidecek, şunlar olacak bunlar olacak. Bayağı bir hikaye anlattılar. Ben şahane bir açıklama yaptım dedim ki: “Bu akşam kitap benim elime geliyor. Teşekkür ederim” dedim. Bir anda genişleyen zaman kısaldı. Şu kadarcık oldu o zaman ve konu bitti. Ve akşam biz sohbetteyken kitap buraya geldi biliyorsunuz. Şimdi bu kitabı da “Darwinizm’in Psikolojik Savunma Yöntemleri” kitabını da on güne çıkarıyoruz. Tamam mı? İnşaAllah. Sıkı bir ekip çalışması bana ilgili belgeleri hemen getirin. Çok fotoğraf ve habere ihtiyacım var. Birçok gazete kupürüne ihtiyacım var. Son on yılın veya son yirmi yılın gazete kupürü taraması gerekiyor. Bu ihtiyaç. Yurtdışında çıkan haberler var. Onların bana gelmesi gerekiyor. Arşivden onların bakılması gerekiyor. Bağlantılarını ben kurayım, açıklamalarını da yapayım. Yıldırım gibi kitabı basalım. Yani avucumuzun içinde olduklarını bilsinler Darwinistler. Oyun oynadıklarında, yalan söylediklerinde, çocuksu direnmelerinde, yaptıkları taktiklerde her şeyde en ince detaylarına kadar ruh hallerini ve psikolojilerini bildiğimizi bilmeleri çok önemli. Yaptıkları bütün oyunları bildiğimizi bilmeleri çok önemli. Mesela bilimsel kelime kullanma yöntemleri vardır Darwinistlerin; hiç akla hayale gelmeyecek latince bir kelime kullanır, formüller kullanır. Ama kullandıkları latince kelimelerin karşılığında hiçbir şey yoktur. Kullandıkları formüllerin de tamamı boştur. Bu çok önemli. Ama bakana hipnoz etkisi yapar, bilmeyen cahil bir insan “adam neler biliyor. Derya adam” der. “Bilmediği yok” der. Halbuki hiçbir şey yok ortada. İşte o deccaliyetin büyü özelliği, hadislerde belirtilen büyü özelliği budur. Büyü özelliği yapıyor. Ve dünyanın %95’ini bu büyüyle kandırmıştır. Bu psikolojik yöntemlerle kandırmışlar. Bediüzzaman diyor ki: “İkna ve telkin kabiliyeti geliştikçe bu taun (veba) da gelişir’’ diyor. İkna ve telkin kabiliyeti yani hipnoz telkini gibi telkin yapıyorlar tekrar tekrar ara ara muntazam açıklamalar. On günlük, haftalık açıklamalar işte “evrim var, sakın evrimden ayrılmayın, Darwin’in evrim teorisi doğru işte eksik halkalar bulundu, parçalar bulundu sakın kafanız dağılmasın". Bu yıllarca devam eden tekrarlayan kelimelerdir bunlar. Büyü telkini.
ALTUĞ BERKER: Hocam bugün bir haber dikkatimizi çekti uygunsa göstereyim inşaAllah. Daha birkaç gün önce söylemiştiniz Hocam şehit ailelerine bütün mahallece yardım edilmesi, komşularının yemek getirmesi, kiminin başka ihtiyaçları varsa “emret yapalım” demesini anlatmıştınız. Şehit uzman çavuşumuz kredi çekmiş bankadan, banka iptal etmiş kredisini, tapusunu vermiş “al ev senindir” demiş inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu kadar kardeşim maşaAllah. Helal olsun. Bak hakikaten daha yeni söyledim ben bunu. Yeni açıkladım. Evi kirada ise ailece, arkadaşça, mahallece birleşip o evi alıp onlara verelim. Bak çok güzel bir örnek başlangıç Bismillah bu şekilde başlayalım. “Hakkari’de şehit düşen İstihkam Uzman Çavuş Birol Mutlu’nun”, aslanım benim, “ölmeden bir ay önce ev almak için çektiği kredi borcu banka tarafından iptal edildi. Banka görevlileri Mutlu’nun tapusunu Şehit’in eşine törenle teslim etti”. İşte bu kadar. Batacak mı banka yani şu an? Bereket gelir, güzelliktir bu. Hayırlara vesile olur inşaAllah. Belki daha banka yeni yeni güzel güzel evler yapar. Talep çoğalır inşaAllah. Halkımız da bu şekilde inşaAllah. Şehit ailesine yemek yaptırılmaz. Her gün birisi götürecek yemek, her gün. Bir yere mi gidecekler? Aman diyeceksin araba burada, biz sizin emrindeyiz. Mahallenin delikanlıları gençleri arabası olan kim var ise değil mi? Hep bağrına basacaklar o evin hiç boş olmaması lazım. Yemek getirdiklerinde de biraz konuşup hal hatır sorup. Hatta beraber sofrayı kuracaklar. Herkes bağrına basacak şehit ailesini. Çok mübarek şehit ailesi. Bereket gelir onlardan, güzellik gelir, sevap gelir. Allah’ın rızası oluşur inşaAllah. Nur akar şehit evlerinden. Bütün mahalleye, kasabaya oraya yeter inşaAllah. Kirada şehit ailesi olur mu? Mesela 500 konutluk bir mahalle. Bir tane şehitleri var. 1’er milyar verilse 500 milyara şahane bir ev alınır. Ki evi satan da bir güzellik yapması lazım. Ondan kar alınmaz öyle bir insandan değil mi? “Bak bu anamızın ak sütü gibi helal para. Topladık biz bunu getirdik. Şimdi sen bundan kar almayacaksın” demesi lazım. Durumu müsait ise hiç para almadan vermesi lazım. Ama durumu müsait değilse sıfır kar ile verecek. Şehit ailesinden kar alınmaz. Olmaz öyle şey. Her şeyin en iyisi en güzeli onlara. Tekrarlıyorum o evlerden nur bereket akar. Bundan istifade etmek lazım. Allah’ın rızası orada inşaAllah. Şehit ailesine yardım, çok makbul güzel bir hizmettir. Allah’ın rızasını kazanmak isteyen mutlaka bu ibadeti bu güzel tavrı göstermek durumunda. Ama böyle güzel bir örnek oluşması da hayret. Daha yeni söyledim çünkü ben bunu.
ALTUĞ BERKER: Bu ilk defa da görülen birşey. Ülkemizde ben ilk defa duyuyorum.
ADNAN OKTAR: İlk defa duyuyorum tabii. Ne desem oluyor maşaAllah, elhamdülillah, Allah’a hamd olsun.
Evet, biraz ara verelim mi? Ara verelim evet.
SUNUCU:Sevgili izleyenlerimiz kısa bir aradan sonra tekrar devam edeceğiz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...