SUNUCU:Programımıza Harun Yahya TV sitesinden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Berker Hocam ne tensip buyurursunuz?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Gazete haberleriyle ilgili uygun görürseniz bugünkü haberlerden göstereyim Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam bakayım.
ALTUĞ BERKER:Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Bardakoğlu’nun “Terörist saldırılar birlik ve beraberliğimizi güçlendirmeli” ifadesi var Hocam. Aylardan, yıllardan beri üzerinde durduğunuz birliğin bu tür vesilelerle de güçleneceğini söylüyordunuz Hocam röportajlarınızda sürekli. Dün de göstermiştik gerçi Hocam ama herhalde tekrar talep geldi görmek üzere. Çok sevinmişler. Sayın Genelkurmay Başkanımız’ın “Başbuğ’dan Osmanlı’ya Övgüler” Mısır’daymış Genelkurmay Başkanımız ve Ortadoğu’da Balkanlar’da her yerde mezarlıklarımız olduğunu, her yerde Osmanlı’nın olduğunu ve 4500 şehit vermişiz oralarda Hocam. “Hepsinin ruhları şad olsun” demiş Genelkurmay Başkanımız.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Nurettin Ersin Paşa maşaAllah o zamanlar hiç unutmam Mehter Takımı’nı bu şeref locasından seyrediyordu. “Gözyaşları içerisinde izledi” diye gazetede haber çıkmıştı, maşaAllah. Paşalarımızda bir Osmanlı muhabbeti ve hayranlığı pek şiddetlidir, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam eğer müsaade ederseniz Osmanlı demişken sizleri de seven bir şehzade. Şu anda yaşayan son şehzadeler; Abdülhamit’in torunu Harun Osmanoğlu Beyefendi’nin oğulları Orhan Osmanoğlu için vatandaşlık istediklerine dair haber var, Türkiye’de. “Burada yaşamak, burada ölmek, burada toprağa verilmek istiyoruz. Kısacası vatanımızda yaşamak istiyoruz. Bize sahip çıkılsın devletimizden” diyor.
ADNAN OKTAR: O talepleri yerine getirilmemiş miydi daha önce?
ALTUĞ BERKER:Herhalde askerlik de yapmak istiyorlar, tahmin ediyorum Hocam. Benim bildiğim kadarıyla. Onlar sizin davetlerinize her zaman katılırlar. Sohbet etme imkanımız oluyor. Benim özel arşivimde sizinle beraber resimleri de var. Uygun görürseniz göstermek isterim Hocam.
ADNAN OKTAR:Hocamızı ben de çok severim. Neredeki resim?
ALTUĞ BERKER:Hocam Çırağan Sarayı’nda sizin bir iftar davetiniz vardı. Oraya teşrif etmişlerdi. Her zaman, her davetinize katılıyorlar.
ADNAN OKTAR:Çırağan’da evet.
ALTUĞ BERKER:Harun Osmanoğlu ve oğlu Kayıhan.
ADNAN OKTAR:Kayıhan çok güzel huylu maşaAllah. Ama Şehzade Hazretleri çok mübarek, muhterem ve çok mütevazı, çok güzel ahlaklı bir insan. Allah ömrünü uzun etsin, Allah bizlere bağışlasın. Olağanüstü mazlum, olağanüstü hayalı, olağanüstü terbiyeli, son derece asil ve soylu bir insan maşaAllah. Allah sağlık, sıhhat, afiyet versin; ailesine de kendilerine de. Hepsine de iyilik, bereket, bolluk nasip etsin inşaAllah. MaşaAllah. Ama ben halloldu gibi hatırlıyorum. Türkiye’ye girişleri serbest oldu bildiğim kadarıyla.
ALTUĞ BERKER:Evet burada yaşıyorlar ama vatandaşlık talebi.
ADNAN OKTAR:Evet o ayrı bir şey. O tabii ki olmalı. Tabii ki. Bunu biz yine gündeme de getiririz. Üzerine de düşeriz bu konunun. Tabii çok önemli. Yani bir an önce hallolması gereken bir konu tabii, inşaAllah.
Başka neler var Berker Hocam?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Sevimli canlılar, güzel canlılardan örnek gösterebiliriz. Uygun görürseniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Bakayım kerataları biraz seveyim. Resimle de olsa yine güzel oluyor sevmek. Kardeşim şu tatlılığın şiddetine bak. O kadar masum ve şeker ki. Aranan her şey var adamda. Masumluk, tatlılık, yumuşaklık, sıcaklık, temizlik. Pamuk gibi maşaAllah. Meraka bak, maşaAllah. Allah’ın bu kadar tatlı ve şeker yaratması çok büyük mucize. İstisnasız hepsi tatlı. Yüzdeki masumluğa bak. Masumluk var, efendilik var, temizlik var, dürüstlük var. Hepsi var yani. Bak şuna baksana. Baş döndürücü bir güzellik ve masumluk var. İnsanın şefkat hissini çok şiddetli tahrik ediyor, maşaAllah. Vay, vay, vay, bu da süslü. Ben bunu anlamıyorum. Nasıl oluyor bu kadar süslü bu hayvanlar? MaşaAllah böyle bir güvercin cinsi hatırlamıyorum ben hiç. MaşaAllah mesela bu da çok acayip.
SUNUCU:Güvercin mi bu?
ADNAN OKTAR:Güvercin evet. Baksana gelin kıyafeti giyinip süslenmiş. Mesela bu da çok acayip. Ama tip çok acayip komik. MaşaAllah, bu da çok hoş. Bir şeyden huylanmış o. Acaba ne görüp? Tam istirahat halinde. Ne yiyor bu kerata?
ALTUĞ BERKER: Fındık.
ADNAN OKTAR: Bir de yapışmış eline patisiyle. Severim ben onu, tatlılığını. Şu çok acayip yani artık. İnsan ne yapar bunu? Bu da çok yakışıklıymış. Acayip güzel maşaAllah. Bak çekip çıkarıyor kovanın içinden. O dili yesin ağabeyi, burnu ve dili. Çiçekteki altın oranı, simetriyi görüyorsunuz. maşaAllah. Elhamdülillah. Bunda da öyle. Bir de çok nazik varlıklar. Çok çok mucize. Mesela şu güzelliğe baksana. Çiçekler apayrı bir alem. Onların güzelliğine, onların hoşluğuna büyük bir zevkle girmek lazım. Büyük bir zevkle seyretmek lazım. Allah’ın tecellisi olarak. Hayret ve şaşkınlıkla Allah’a hamd ederek seyretmek lazım. Çünkü Allah’ın muhteşem tecellileri. Çok müthiş sanat var. Yani muazzam detay var. Nihayet bitki ama muazzam bir akıl var maşaAllah. Baksana şu süsün güzelliğine maşaAllah. Körpelik çok tatlı bir körpelik var.
ADNAN OKTAR:İnternet ne kadar büyük nimet. Yani on binlerce böyle güzelliğe ulaşmak mümkün oluyor. Tam Mehdi (a.s.) devrinde Allah’ın interneti yaratması, dabbet-ül arz olarak göreve onları çağırması ve böyle bir kanun olması, Allah’ın kanunu olması tek başına o bile çok çok büyük bir nimet. Allah’a hamd olsun. MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bir de Almanya’dan 15 yaşındaki kardeşimiz Harun var Hocam. Geçen sefer hayvanlarla ilgili bir film hazırlayıp göndermişti. Siz de kardeşlerimiz böyle hazırlarsa yine gösterelim demiştiniz. Yine hazırlamış, rica etmiş eğer uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Harun’a maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Kedilerle ilgili kısa bir film hazırlamış.
ADNAN OKTAR:Ama çok yaman Harun. MaşaAllah, böyle güzel teknik kullanıyor. Çok güzel yapmış aferin. Bunlar da Harun’un arkadaşları. MaşaAllah, gitarın üzerinde mi uyuyor ne yapıyor bu?
SUNUCU: Evet.
ADNAN OKTAR: Yatmada keyifleri de çok hoş oluyor. İnsan imreniyor bunların böyle keyif içinde yatmasına, maşaAllah. Çiçekler ayrı bir nimet, hayvanlar ayrı bir nimet bizim için. Biz de sana Allah razı olsun diyoruz. Çünkü güzel şeyler hazırlamışsın Harun. MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam Abdullah Yeğin Ağabey’in bazı söyleşilerde sizin bahsettiğiniz konuları vurguladığı hususlar var, Ahir zamanla ilgili.
ADNAN OKTAR: Bakayım.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Abdullah Yeğin Ağabey bizim canımız, maşaAllah. Çok değerli, çok muhterem, Bediüzzaman’ın çok büyük talebelerinden, inşaAllah. Değerli talebelerinden inşaAllah.
-VTR-
Abdullah Yeğin: Ha ben bir Üstad’ımızın neşr olmayan bir mektubunda gördüm, Abdülkadir yanında var, ben de fotokopisi de vardır o mektubun. Şöyle diyor; “Ahir zamanda gelecek o büyük müceddid” diyor mektubunda, hatırımda kaldığına göre, “bütün bütün tahkiki imana çalışacak, siyaseti dindar Hıristiyan ruhanilerine bırakacak” diyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir, iki tane daha var Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakayım.
-VTR-
Abdullah Yeğin: Evet ben işittiğime göre Üstad’ımız Hıristiyan dindar ruhanilerine kıymet veriyordu. Ve bunların başta Almanya, sonra Amerika; İslamiyete gireceklerini böyle müjde ettiğini başka kardeşlerden duymuşuz.”
ALTUĞ BERKER: Almanya ve Amerika’nın İslam’a gireceğini söylüyor.
ADNAN OKTAR: Almanya ve Amerika’nın?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
-VTR-
Abdullah Yeğin: “İstanbul” dedi “nasıl eskiden bütün alem-i İslam’ın merkezi olmuş, alem-i İslam’ı idare etmiş, Ankara da bir gün gelecek aynı vazifeyi görecek.” Böyle buyurmuştur.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah. Manevi merkez olacak inşaAllah. Lider Türkiye olduğu için, Türk-İslam aleminin merkezi de tabii. Ankara. İstanbul da öyle manevi merkezdir. Ama mühim olan orada inşaAllah Müslümanların tek noktada birleşmeleri, tek liderlik altında toplanmaları, o da Türklerdir inşaAllah.
Jale Hanım bir soru sormuş. Jale Başbuğ. “Muhterem Hocam, din Allah ile kul arasında, din ahlakını başkasına anlatmaya gerek var mı gibi bir yanılgı içinde olan kişilere karşı nasıl bir cevap vermeliyiz?” diyor. Emr-i bi'l ma'ruf nehy-i anil münker, farz zaten. Kuran’da ayet var. Hatta bunu yapmayanlar ülkeleri Allah “Ben helake uğrattım” diyor. Yani “tebliğ yapmayan, İslam’ı anlatmayan kişileri helaka uğrattım” diyor. Müslüman’ın üzerine farzdır inşaAllah.
“Sevgili Hocam, Allah birlik ve beraberlik içinde olmamızı şu ayette emretmektedir” diyor. Selen Pak yazmış, Selen Hanım. Şeytandan Allah’a sığınıyorum, “Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın.” Müslüman alemi de şu an parçalanmış, ayrılığa düşmüş ve anlaşmazlığa düşüyorlar, “düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır” diyor Allah. Yani haram, karşılığı da Cehennemdir bölünmenin. Bak Müslüman aleminin bölünmesinin karşılığı Cehennem. Allah ne diyor? “Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra” Kuran, hadis, “geldikten sonra, parçalanıp,” ufak ufak parçalanıp, bir de kendi aralarında da ayrıca bir daha parçalanıyorlar. Nur talebelerinde de var, birçok parçalara ayrılmışlar. Parçalanıp bir de ayrılmış, bak “parçalanıp ayrılan,” arkasından da “anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın” diyor Allah. Bir de anlaşmazlığa düşüyorlar. “İşte onlar için büyük bir azap vardır” diyor Allah. Haramdır. Birleşmek farz, ayrılmak haram. Al-i İmran Suresi, 105. Onun için bütün İslam aleminin tek vücut halinde birleşmesinin farz olduğunu açıkça görüyoruz. Allah Kuran’da; “kurşunla kaynatılmış binalar gibi birleşerek mücadele edenleri Allah sever” diyor. Yani lehimlenmiş gibi. “Bir bütün, blok olarak hareket edeceksiniz” diyor Allah. “Ayrılıp dağılmayın” diyor Allah bir de. Kuran ayeti var. “Ayrılıp dağılmayın.”
“Hocam selam.” Aleyküm selam. “Ankebut Suresi 17. ayette, Hz. İbrahim (a.s.) kavmine şöyle sesleniyor: ‘Siz yalnızca Allah’tan başka birtakım putlara tapıyor ve birtakım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah’tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler, öyleyse rızkı Allah’ın Katında arayın, O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz O’na döndürüleceksiniz.’ Huzur, mutluluk, sevgi gibi Allah nimeti olan şeyleri de başkalarında ya da başka şeylerde arayan, bunları putlaştıran insanların da bu ayetin hükmüne girebilecek olduğunu düşündüm. Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Hiçbir şekilde şirk koşmadan iman etmeye bir kez daha değinir misiniz Hocam?” diyor. “Selamlar, saygılar.” Aleyküm selam. Çok güzel söylemiş zaten. Bak, “huzur, mutluluk, sevgi gibi Allah’ın nimeti olan şeyleri de başkalarında ya da başka şeylerde arayan, bunları putlaştıran insanların da bu ayetin hükmüne girebilecek olduğunu düşündüm” diyor. Doğru, tam isabet. Çünkü ayet zaten bu konuyu anlatıyor. Buna ait konuları anlatıyor. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Siz yalnızca Allah’tan başka bir takım putlara tapıyor ve bir takım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah’tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler, öyleyse rızkı Allah’ın Katında arayın, O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz O’na döndürüleceksiniz.” Kardeşimiz zaten çok güzel açıklamış.
Şimdi Berker Hocam sen eski Nur talebesisin, bak Bediüzzaman’dan bize binlerce yazı geldi. İçlerinden kardeşlerimiz çok az bir kısmını seçip, bizlere veriyorlar, vaktimiz dar olduğu için.
ALTUĞ BERKER:“Çok sevdiğim Hocam, büyük İslam alimi Said Nursi Müslümanların ihlas ve samimiyetle oluşturacakları birlikle ne kadar büyük kuvvet kazanacaklarını şu örnekle ifade ediyor; “Elbette dört fertten (dört kişiden) 1111 manevi kuvvet sağlayan ihlas sırrını kazanmak ile,” “dört tane biri yan yana koyduğumuzda 1111 eder” diyor Üstad. Dört kişi o kuvvettedir anlamında söylüyor. Siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah. “Elbette dört fertten (dört kişiden) 1111 manevi kuvvet sağlayın ihlas sırrını kazanmak ile dayanışmaya ve hakikate inanmaya muhtacız ve mecburuz. Dört kere dört ayrı ayrı olsa 16 kıymeti var. Eğer kardeşlik sırrı ve birlik gayesi ve birleşme vazifesiyle de denk gelip, bir çizgi üzerinde omuz omuza verseler, o vakit 4444 kuvvetinde ve kıymetinde oldukları” diyor ve devam ediyor. ““Sırrı şudur ki, hakiki, samimi bir birlikte her bir fert, diğer kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya, on gerçek birleşmiş adamın her biri, yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda, manevi kıymeti ve kuvvetleri vardır.” Risale-i Nur Külliyatı, 21. Lema, sayfa 669. Hocam Bediüzzaman’ın bu sözleri İslam dünyasının birleşmesi ve Müslümanların güçlü bir ittifak oluşturması gerektirdiğini göstermiyor mu?”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Üstad’ımızın çok özlü, güzel anlatımlarından; yüzlerce anlatımından sadece bir tanesi. Çok şahane bir üslupla anlatmış. Yani içinde birçok sırlar var, birçok hikmetler var. Ama ilk zahirde baktığımızda bile, çok müthiş bir güç oluşacağını, Müslümanların birleşmesi sonucunda, muazzam bir güç oluşacağını, ama ayrı ayrı sadece bir oluyor. Mesela o orada bir, o orada bir, o orada bir, o orada bir; dört tane bir, çok rahat ezilebilecekleri gibi olmuş oluyor. Güç yetiremeyecekleri gibi oluyor, materyalistlere, Darwinistlere, Darwinizm, materyalizm yani ateist her türlü düşünce topluluğu. “Ama 4 tane bir bir araya geldiğinde 1111 eder” diyor. Yani “birden bire güç muazzam yükselir” diyor. Tabii bunu hikmetle de söylüyor, birçok anlamı var. Ama derin düşünmeye bizi çeken, mükemmel izahlarından sadece bir tanesi, maşaAllah.
Berker’im bu tutuklanan kardeşlerimizi bırakmaya başlamışlar, doğru mu o, haber?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam öyle, haberlerde biraz evvel söylüyordu, bırakacaklarını ifade etmişler. Herhalde sabahtan itibaren tahmin ediyorum, bölüm bölüm gönderecekler.
ADNAN OKTAR:Evet, inşaAllah. Bir de gıda sevkiyatı başlamış herhalde.
ALTUĞ BERKER:Mısır, bir kapısını açtı Hocam. O ambargonun devam etmemesi için herhalde, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Bir kapıyı açtı evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mısır tamamen açsa ne olur yani, bu ne oluyor ben anlamıyorum. Ne mahsuru var? Hayır, kontrol etsinler zaten, gireni çıkanı da kontrol etsinler. Silah, mühimmat giriş-çıkışı olmasın tamam bir şey dediğimiz yok. Ama yiyecek, içecek gıda zibil gibi aksın kardeşim.
Evet, bu eseri çok güzel hazırlamış, Medineli Allame Muhammed bin Resul el-Hüseyin, el-Berzenci, Kıyamet Alametleri isimli eser. Ehl-i sünnet alimi, değerli bir büyüğümüzdür. MaşaAllah, bu eserden herkeste bulunması gerekir, inşaAllah. Bakın “Peygamberimiz (s.a.v.) in yolunda gidecek” diyor, Mehdi (a.s.) için. “Uyuyan kişiyi uyandırmayacak, kanda akıtmayacaktır. İhya etmedik sünnet, kaldırılmadık bidat bırakmayacaktır.” Yani bütün uydurma, yobazların, münasebetsizlerin çıkardığı, bütün uydurmaları ortadan kaldıracak. “Ahir zamanda aynı Peygamber (s.a.v.) gibi dinin icablarını yerine getirecektir. “Sahabe dönemi gibi olacak” diyor. “Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.) gibi bütün dünyaya hakim olacaktır. Salibi (haçı) kıracak, domuzu öldürecektir.” Yani Hz. İsa (a.s.)’dan önce haçı kırarak Hz. İsa (a.s.) ortam hazırlıyor. Kastedilen şu; “Hıristiyanlık bir nevi Müslümanlığa dönecek” diyor. Daha Hz. İsa (a.s.) gelmeden veya geldiği dönemlerde. “Müslümanlara bütün her şeyi geri verecek.” “Müslümanlardan alınan her şey Müslümanlara geri verilecek” diyor. “Yeryüzü zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır” diyor. “Her şeyi hak ve adalet ölçülerinde eşit bir halde taksim edecektir.” Mehdi (a.s.) sosyal adaleti mükemmel uygulayacak bir insandır. Bakın diyor ki; “Her şeyi hak ve adalet ölçüleri ile eşit bir halde taksim edecektir.” Tam sosyal adalet değil mi bu? “Böylece yer ve gök sakinleri ondan razı oldukları gibi,” bak; yerde olanlar, gökte olanlar yani Melekler ondan razı oldukları gibi insanlarda razı oluyorlar. “Havadaki kuşlar, ormandaki yırtıcı hayvanlar, denizdeki balıklar bile memnunluk duyacaklar.” “Balıklar bile onu sevecekler” diyor, Mehdi (a.s.)’yi. “Ormanda ki yırtıcı hayvanlar, onlarda yumuşak huylu, mülayim ve sevecen olacaklar” diyor. “Ümmet-i Muhammed’den memnun olmadık hiçbir fert kalmayacaktır, hatta ‘ihtiyacı olan yok mu?’ diye tellal bağırtılacak. ‘İhtiyacımız yoktur’ cevabı verilecektir.” Yani o kadar bol mal dağıtılıyor. Böyle kıtlık, zorluk yok inşaAllah. “Beraberinde Allah’ın Resulü (s.a.v.)’nün gömleği, kılıcı ve sancağı bulunacaktır” diyor. Teberrüken üstünde bulunacaktır, inşaAllah.
Berker Hocam bundan sonra sana Risale-i Nur’dan da ders yaptırmak istiyorum.
ALTUĞ BEKER:Hocam estağfurullah.
ADNAN OKTAR:Sen eski Nurcusun. Aslında vazgeçmedin de, yine Nurcusun da fakat daha derinleştin.
ALTUĞ BEKER:Estağfurullah, vesilenizle Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
ALTUĞ BEKER:Hocam sayenizde tanımıştık Risaleleri de inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Bu zamanda öyle fevkalâde hâkim cereyanlar var ki; her şeyi kendi hesabına aldığı için,” yani o kadar çok düşünce sistemleri, o kadar çok felsefeler, o kadar çok siyasi cereyanlar var ki” diyor, “her şeyi kendi hesabına aldığı için, farazâ hakiki beklenilen o zât dahi” Mehdi (a.s.) dahi, bak; “bir asır sonra gelecek o zat dahi bu zamanda gelse, harekatını o cereyanlara değiştirecek diye tahmin ediyorum.” “Mehdi (a.s.)’nin siyasete girmeyeceğini zannediyorum” diyor, “bir asır sonra gelecek kişi” diyor. 90. sayfa. Ama tabii kardeşimiz bu Risale-i Nur Külliyatı’nda, ‘bir asır sonra gelecek diyorum’ ya ben, ben bunu buraya kalemle yazdım üzerine.
ALTUĞ BERKER:Çıkartılmış oradan.
ADNAN OKTAR:Hah. “Biz böyle bir şey yapmadık” diyorlar. Kardeşim şimdi yayınevinin adını vermeyeyim de, yapmadıysan ben niye bunu elimle yazdım buraya o zaman. Bak orijinalinde var, orijinali burada. Bakın orijinali burada. “Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, her şeyi kendi hesabına aldığı için, faraza hakiki beklenilen ve,” bakın, ben burada niye kalemle yazmaya gerek duymadım? Bakın; “bir asır sonra gelecek o zat,” değil mi? Burada var mı o yazı? Yok, değil mi? Biz kalemle üzerine ekledik. Ne gerek var bu şeylere? Değil mi?
ALTUĞ BERKER:Tabii, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam şimdi bir ara verelim.
Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...