SUNUCU:Yayınımıza Sayın Adnan Oktar, Sayın Altuğ Berker ve Sayın Oktar Babuna ile Harun Yahya TV’den kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:Şimdi biraz hadis söyleyeyim sizlere. “Onlar hidayete karşı hevalarına uymak istediklerinde” yani Mehdi (a.s.) karşıtları kendi hevalarına, kendi kafalarına göre hareket etmek istediklerinde, “o da,” Hz. Mehdi (a.s.) de “hevaya karşı,” nefsaniyete, işte kendi çıkarlarına karşı onların. “Hevaya karşı hidayete uymayı ister. Onlar Kuran’a karşı reylerini isterlerse o da reye karşı Kuran’a uymalarını ister.” Yani diyorlar ki onlar “çoğunluğun reyine göre hareket edelim.” “O da Kuran’a göre hareket edelim” diyecek Mehdi (a.s.) de. Reyi kabul etmiyor. Yani 10 kişi adamlar toplanıyor. Onların kanaati, toplu kanaati inşaAllah.
“Savaş her yerden yayıldığı, diz boyu yükselip şiddetlendiği zaman.” Savaş şöyle, bir maddi savaş var, bir de manevi savaş var. Şu an manevi savaş da var aslında, sırf maddi savaş yok. Mesela Afganistan işgal altında, sıcak savaştır o klasik. Irak işgal altında, sıcak savaş. Doğu Türkistan’da sıcak savaş var. Çeçenistan’da, Moro’da, Çad’da hep sıcak savaş var. Ama diğer yerlerde soğuk savaş devam ediyor. Mesela Filistin’de sıcak, ama diğer yerlerde soğuk savaş. Şeytanın güçleriyle inananlar bir mücadele halindeler. Bak “savaş her yerde yayıldığı, diz boyu yükselip şiddetlendiği zaman, yarın bilmediğiniz olaylar olacak.” Ben ne dedim? “Yakın zamanda bilmediğiniz harika olaylar olacak” dedim. Hadise dayandırarak söyledim. Diyor ki bak; “yarın bilmediğiniz olaylar olacak. Emir sahibi Hz. Mehdi (a.s.) onlardan kötülük yapan kimseleri sorguya çekecek.” Yani “niye bunu yapıyorsunuz? Neden yapıyorsunuz?” araştıracak.
“Yeryüzü, içinde, altın ve gümüş cinsinden ne varsa dışarı atacak.” Yani her türlü hazine ortaya çıkacak. Cinler kanalıyla da olsun, bilimsel araştırmalar kanalıyla da olsun. “Servet ve hazinelerini ona sunacak.” Yani yeraltı servet ve hazinelerini ona sunacak. Petrol de dahil.
“O da, Hz. Mehdi (a.s.) de adalet nasıl uygulanırmış onlara gösterecek.” Gerçek adaleti onlara göstermiş oluyor. “Kitaba ve sünnete tekrar hayat verecek.” Kitabın hayata geçmesi ve uygulanması. Kitabın bir yerinde durması vardır, bir de hayata geçmesi vardır. Hayata geçirecek.
“Bir gün İmam-ı Sadık” Caferi Sadık (a.s.), İmam-ı azamın, yani Ebu Hanife’nin Hocasıdır biliyorsunuz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in torunu. “Bir gün İmam-ı Sadık, Caferi Sadık (a.s.)’ın yanında sahib-i zaman Hz. Mehdi (a.s.)’in adı anıldı.” Yani Mehdi (a.s.)’den bahis geçmiş. “İmam Caferi Sadık (a.s.) ona saygı gayesiyle hemen yerinden ayağa kalkmış.” Ayağa doğrulmuş. İsmi geçince Mehdi (a.s.)’nin. O kadar sevgi duyuyor, o kadar saygı duyuyor. İsmine hürmeten ayağa kalkıyor inşaAllah. “Hz. İmam Rıza’ (r.a.)nın yanında”, o da Peygamberimiz (s.a.v.)’in torunlarından, 12 İmam’dan. “Yanında Kaim Hz. Mehdi (a.s.)’ın adından bahsedilince İmam Rıza (r.a.) bir elini başının üzerine koyarak saygıyla yerinden kalkıp, onun işlerinin kolaylaştırılması için duada bulundu.” Elini başının üzerine koyup ayağa kalkıyor Mehdi (a.s.)’nin ismi geçince. Müthiş bir sevgi. Taa Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in zamanındaki sevgiye bakın Mehdi (a.s.)’ye karşı. Tabiinin zamanındaki sevgi inşaAllah. Tabiinin ve sahabe zamanı. Her iki zamanda da hep sevgi duyulmuştur.
“Kaim Hz. Mehdi (a.s.) kıyam ettiği zaman devletini adaletini adalet temeline uygun olarak kuracak.” Yani mevcut devleti adalet sistemine davet edecek, yeniden bir kurmayacak tabii. Mevcut devleti tamir ediyor. “Zulüm ve adaletsizlik onun döneminde yok olacak.” Zulüm ve adaletsizlik var mı şu an? Var değil mi? Fazlasıyla var evet. “Onun döneminde yok olacak” diyor, sıfır. “Caddeler, yollar onun sayesinde güven ve huzur içerisinde olacak.” Caddeler, yollar güvenli mi şu an? Her yönden güven içinde olacak yalnız, her yönden. Var ya trafik kazalarında kediye çarpar gibi habire millete vurup vurup deviriyorlar. Bunlar da olmayacak. Bak “caddeler ve yollar onun sayesinde güven ve huzur içinde olacak, yeryüzü kendi bereketini dışarı verecek, hak sahibi kendi hakkına kavuşacak.” Herkes hakkına kavuşacak diyor neyse hakkı.
“Halk içerisinde aynen Davud (a.s.) ve Peygamber (s.a.v.) gibi hüküm verecek.” Zaten Davud soyundandır biliyorsunuz Hz. Mehdi (a.s.). Seyyiddir, fakat Hz. Davud (a.s.) soyundan aynı zamanda. “İşte bu dönemde yeryüzü kendi hazinelerini aşikar edecek.” Her türlü hazine belli olacak diyor. Cinlerin de en şenlikli devresidir. Cinler de ne var ne yok hepsinin yerlerini söyleyecekler inşaAllah. Onlara izin verilecek Allah tarafından. Emir verilecek cinlere inşaAllah. “Bereketlerini ortaya çıkaracak ve infak, sadaka ve maddi yardıma müstehak biri bulunmayacaktır.” Mesela diyorsun ki “Sana yardımcı olalım.” Adam zaten zengin. Sadaka da verilecek adam yok. “Maddi yardıma müstehak biri bulunmayacak” diyor. Herkes zengin.
SUNUCU:İnşaAllah o günleri görürüz Hocam.
ADNAN OKTAR:Çok yakın inşaAllah. Bakın, “çünkü bütün müminler zengin ve ihtiyaçsız olacaktır.” diyor. Herkesin evi çaka çaka dolu. Her şey çok düzgün ve güzel.
Enbiya Suresi 105. ayet, şeytandan Allah’a sığınıyorum: “Andolsun” diyor Allah yemin ediyor. “Biz Zikir'den”, bütün semavi kitaplar “Tevrat’tan sonra Zebur'da da: "Hiç şüphesiz salih kullarım yeryüzüne mirasçı olacaktır" diye yazdık.” Yani “yeryüzüne samimi kullarım hakim olacak diye bildirdik” diyor Allah. Zikir’den bütün semavi kitaplar ve Tevrat ve Zebur’da da” diyor Cenab-ı Allah. “Hiç şüphesiz salih kullarım yeryüzüne mirasçı olacaktır.” “Dünya hakimi olacaktır” diye yazdık. İmam Muhammed Bakır, 12 İmam’dan. Ehl-i Beyt imamlarından. Allah Cennette kardeş etsin inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Dedeniz olduğunu da söylemiştiniz.
ADNAN OKTAR:Dedemdir evet. “Muhammed Bakır (a.s.) bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurmuştur, Peygamberimiz (s.a.v.)’den hadis: “Bunlar Ahir zamanda zuhur edecek olan Mehdi (a.s.)’nin ashabıdır.” Kuran’da bahsedilen bu kişiler, Mehdi (a.s.) talebeleridir diyor. “Hiç şüphesiz salih kullarım yeryüzüne mirasçı olacaktır.” Kuran’da geçen bu ayet. Diyorlar ki “Mehdi (a.s.) ile ilgili ayet var mı?” İşte buyurun. Kim söylüyor? İmam Muhammed Bakır (a.s:) söylüyor. Ehl-i Beyt imamı. 12 İmam’dan İmam Muhammed Bakır (a.s.) inşaAllah.
Maide Suresi 54. ayet şeytandan Allah’a sığınırım: “Ey inananlar, sizden kim dininden geri dönerse, Allah yakında öyle bir toplum getirecek ki; Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler.” Tebliğ yaparlar, cehd ederler, gayret ederler. “Hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar”. Yani millet kınıyor, aleyhte konuşuyor. Dedikodu yapıyorlar. Gazetelerde, radyolarda aleyhinde haberler çıkacak. İnternette orada burada yazılar çıkacak. Etkilenecek mi? Etkilenmeyecek. “Kınayıcının kınamasından korkmazlar”, ayetin tefsiri ile ilgili olarak nakledilen hadislerden de aynı anlam anlaşılmaktadır. İmam-ı Caferi Sadık (a.s.) bu ayetle ilgili olarak şöyle buyuruyor: “Bu ayette işaret edilen görevin sahibi, koruma altındadır. Şayet insanların tümü gitseler de, Allah onu ve ashabını getirecektir. Onlar Yüce Allah’ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: “Şimdi şunlar bunları inkar ederse, biz bunları inkar etmeyecek bir toplumu bunlara vekil bırakmışız.” Enam Suresi, 89. “Onlar bu ayetin kastettiği kimselerdir.” Yani Mehdi ve talebeleri. “Ey inanalar, sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah yakında öyle bir toplum getirecek ki;” öyle bir topluluk, öyle bir cemaat getirecek ki, değil mi? Mehdi (a.s.) tabii inşaAllah. Bak, “sizden kim dininden dönerse,” ateizm, Darwinizm dünyaya hakim oldu mu, yayıldı mı? Oldu. Ayetin hükmü oluştu. Bak, “Sizen kim dininden dönerse,” diyor Allah ve Müslüman ülkeler de dahil olmak üzere, Darwinist ve materyalist olmuşlardı. “Allah yakında,” çok yakında, “öyle bir toplum getirecek ki,” öyle bir cemaat getirecek ki, “Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü”. Müminleri çok seviyorlar. “Kafirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler.” Pek yamanlar, mutlaka eziyorlar, mutlaka netice alıyorlar. “Allah yolunda cehd ederler.” Gayret ederler. “ve hiçbir kınayıcının,” Dedikoducunun, iftiracının, “ kınamasından, lafından, sözünden etkilenmezler” diyor Cenab-ı Allah. İmam Cafer Sadık (a.s.) da kastedilen toplum, topluluk, cemaat Mehdi (a.s.) cemaatidir” diyor, inşaAllah. İmam Cafer-i Sadık (a.s.) şöyle buyurmuştur. Bakın Ehl-i Beyt’in Mehdi (a.s.) muhabbetini görüyor musunuz? Hep Ehl-i Beyt’den geliyor rivayetler. “Hz. Kaim, Hz. Mehdi (a.s.)’nin kıyamından sonra,” ortaya çıkışından sonra, “Allah, hastalıkları müminlerden uzaklaştırır.” Yani tıpta devrim olacak. İnsanlar mükemmel beslenecekler, bakımları çok güzel olacak. “Ve hastaları tekrar sağlığına döndürecektir.” Döndü mü hastalar sağlığına, Oktar?
OKTAR BABUNA:Döndüm Hocam. Tek yaşayan hastayım, Allah’ın dilemesiyle, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Yüzde yüz ölecek” diyorlar mıydı sana?
OKTAR BABUNA:Diyorlardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Baban da ümidi kesmişti, “bu ölecek, buna para vermem” dedi, değil mi?
OKTAR BABUNA:Parayı kesti. Hatta kan toplanmaması için gayret etmişti. Akrabalardan siz kan alın demiştiniz. Akrabalarda çıkıyor diye. Telefonda bize hakaret etmişti ve akrabalar bu iş için rahatsız edilir mi demiştiniz. Siz hiç şey etmediniz, hatta 30 akraba bulmuştuk biz, siz dediniz ki “soy ağacı çıkarın, en az 400 akraba bulun.” 400 akraba bulduk Hocam, inşaAllah. Ondan sonra, oradan da bulunmadı. Onun üzerine gazetelere ilan vermiştik sizin vesilenizle tabii inşaAllah. Ve Türkiye’de, Almanya’da, Avustralya’da, Amerika’da kan toplandı Hocam, bütün dünya çapında.
ADNAN OKTAR:Araya araya en sonunda %99.99 uygun iliği bulduk mu?
OKTAR BABUNA:Buldunuz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Daha önce %99 uygunu bulunmuştu. Kabul ettim mi?
OKTAR BABUNA:Etmediniz Hocam. Biz hepimiz kabul etmiştik, bir tek siz kabul etmemiştiniz.
ADNAN OKTAR:Ben dedim ki; “%99.99 olacak” dedim. “Tam uyumlu olacak, o zaman olur” dedim. Bütün dünyayı ayağa kaldırdık, bulduk. Buyurun bakın Oktar çakı gibi karşınızda.
OKTAR BABUNA:Allah razı olsun. Bir de her günüyle ilgilendiniz Hocam, sırf o aşamayla değil. Alla razı olsun.
ADNAN OKTAR:Bak, “hastalar tekrar sağlığına döndürecektir” diyor. Biz Mehdi (a.s.) talebesiyiz. Ben Mehdi (a.s.) talebesiyim, sen de Mehdi (a.s.) talebesisin. Bakın Allah, Mehdi (a.s.)’nin bereketiyle inşaAllah böyle bir güzellik oluşturdu.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Allah vesile ediyor, Allah onun bereketini vesile ediyor, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Kanser teşhisini de siz koymuştunuz, Hocam. Ki “kanser değilsin” demişti, bütün doktorlar Türkiye’deki. Siz demiştiniz, “bu kanserdir, Amerika’ya git” demiştiniz. Siz göndermiştiniz. Orada teşhis kondu, kanser olduğu ortaya çıktı.
ADNAN OKTAR:“Burada bir şey yok, savunma sisteminde bozukluk var” dediler. “Bu kanser net, kan kanseri” dedim.
SUNUCU:Şikâyetleri neydi peki Hocam?
ADNAN OKTAR:Yüzü şişti, eli yüzü şişti. Lenfleri şişti. “Yok bir şey” dediler.
OKTAR BABUNA:“Virüs hastalığı” diyorlardı. “Yok, kanser” dediniz. Hatta koltuk altımda bezeler böyle ön plana çıkmıştı, boynumda. Baktınız böyle bir 15 saniye kadar baktınız. “Hemen Amerika’ya git, bu kanserdir” dediniz siz. İki gün sonra gittim zaten Amerika’ya ve kanser teşhisi kondu Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tabii. Türkiye’nin en yetkili hastanelerine de gitti, en iyi profesörüne gitti. “Virüs hastalığı bu, kanser değil” dedi. Ben “bu kanser, git Amerika’da baksınlar” dedim. Hakikaten Amerika’ya gider gitmez kanser teşhisi kondu.
SUNUCU:Çok geçmiş olsun tekrar.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Allah şifa versin, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam sizin merhametinizle, duanızla maşaAllah. Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:Allah vesile etti, evet.
Hz. İmam Hüseyin’den, Peygamberimizin (s.a.v.) mübarek şehit torunu, dedem, inşaAllah. “Şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur; ‘Mehdi (a.s.) kıyam ettiğinde halk onu tanımayacaktır.’” Cübbeli diyor ki; “ben tanıyamadım” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Mehdi (a.s.) kıyam ettiğinde halk onu tanımayacaktır.” “Ben göremediğime göre çıkmamıştır” diyor. Kardeşim Peygamber (s.a.v.) tanıyamayacağını söylüyor. “İmanın nuruyla tanınır” diyor, Bediüzzaman. Tanıyamayacak halk. “Zira o halka, insanlara güzel simalı bir genç olarak gelecektir.” Güzel yüzlü bir genç olarak gelecektir. “Gerçekten de halkın onu yaşlı bir ihtiyar olduğunu sandıkları halde, sahiplerinin bir genç olarak onlara gelmesi en büyük imtihanlardan birisidir.” Ona şaşıracaklar, hayret edecekler diyor. Yani Mehdi (a.s.) ileri yaşlarda da genç olacaktır, inşaAllah. Görünümü genç olacaktır, zinde olacaktır, inşaAllah, Allah’ın dilemesiyle. Geçenlerde bir kardeşimiz, “zaman ve hal müsaade edemez” diyor ya Bediüzzaman. “Hal” deyince, hastalık anlamış herhalde o. Hal ayrı bir şeydir, hal. Hal ehli vardır. Mesela insan hal almıştır, hal içindedir. Hal ayrı bir konudur. Yani manevi murakabe haline de “hal” denir. “Hal ehli” dediğimizde biz, “yorgun, argın, hasta” anlamında mı alıyoruz?
SUNUCU:Hayır.
ADNAN OKTAR:Değil mi? “Harikalar sahibi” anlamındadır “hal ehli”. İnşaAllah. Onun anlamı ayrı.
SUNUCU:Hocam izin verirseniz bir şey sorabilir miyim?
ADNAN OKTAR:Evet sor.
SUNUCU:Bu bahsettiği genç bayan ya da erkek, cinsiyet vermiş mi?
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.) için mi?
SUNUCU:Evet.
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.) erkektir tabii. “Benim soyumdan bir genç”. Senin Mehdi (a.s.) hakkında hiçbir bilgin olmayabilir. Sana biraz bilgi verelim: Peygamberimiz (s.a.v.) Ahir zamanda, “benim neslimden bir genç gelecek” diyor. Tarihini vermiş net. Bakın yeri hakkında çok fazla hadis var. İstanbul’da çıkacağı belirtiliyor. Bediüzzaman Said Nursi de ta 1920’lerde, 1930’larda yazdığı eserlerde Mehdi (a.s.)’nin Hicri 1400’de yani 1980 yılında ortaya çıkacağını söylüyor, 79, 80 gibi. İstanbul’da faaliyete başlayacağını söylüyor. “Darwinizm’i ve materyalizmi bitirecek, birinci görevi bu olacak” diyor, çok net açıklamış. Müslümanlardan küçük bir grup olacağı belirtiliyor. “313 kişi kadar” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Çok fazla hadis var, 313 kişi olduklarına dair. Bediüzzaman da zaten “sayıları azdır talebelerinin” diyor. Çıkış tarihini vermiş Bediüzzaman, çok fazla yerde geçiyor. “Saçları güzeldir”, diyor, uzun saçları, Peygamberimiz (s.a.v.)’inki gibi, yani bazen uzun, bazen kısa. “Alnı geniştir” diyor, geniş alınlı Mehdi (a.s.). “Hafif alnında iç bükeylik vardır” diyor, yani “dışa doğru değil de hafif içe doğru büküktür” diyor. Burnu “küçük burnu vardır, kalkık küçük bir burnu vardır” diyor. “Burnunda da hafif bir bombe vardır” diyor. Ama hafif, dikkatle anlaşılacak gibi. “Yanağında ben vardır” diyor. “Yüzü parlaktır, nurlu bir yüzü vardır. Dişleri düzgündür” diyor. “Sakallıdır. Hafif çekik gözlüdür. Kaşları kavislidir” diyor. Yani kavisli kaş, onu kastediyor.“ ”Alnında biz iz vardır” diyor. Küçük bir iz, yara izi vardır gibi geçiyor rivayette. Yüzüyle ilgili başka ne vardır, detaylar?
OKTAR BABUNA:Siyah, sakalı ve saçı siyah.
ADNAN OKTAR:Evet. Başka ne var aklına gelen? “Omuzları geniştir. Göğsü geniştir. Karnı geniştir ve uylukları da geniştir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Boydan boya geniş bir insan olduğu anlaşılıyor. Çok fazla hadis var onunla ilgili. “Omzunda Peygamberimiz (s.a.v.)’in nübüvvet beni vardır, mührü vardır” diyor. Küçük bir ben yani şöyle küçük. “Güvercin yumurtası kadardır. Öyle bir ben vardır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Ama Mehdi (a.s.)’da ilaveten bir ben daha var. “Bir et beni daha vardır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “O da mersin ağacının yaprağı gibi yani dışarı çıkık bir ben” diyor. Bir düz cilt beni vardır, bir de et beni, dışarı çıkmış bir et beni vardır” diyor. Aynı yerde ve ona yakın biraz üstünde. Yani onun biraz daha ilerisinde, üst tarafındadır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Mehdi (a.s.)’nin sağ bacağında bir ben vardır” diyor. “Orta boyludur. Adımlarını dışarı doğru atar” diyor. Bununla ilgili çok fazla hadis var.
SUNUCU:Ne kadar çok detay varmış.
ADNAN OKTAR:“Konuşurken sağ elini depretir, hareket ettirir. Bazen dili tutukluk yapar yani konuşma zorluğu çeker. Bazı cümleleri çıkaramaz. O zaman elini depretir, elini hareket ettirir” diyor. Yani “zaman zaman dil tutukluğu oluşacak yani cümleyi kurmada zorlanacak” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.) belirtmek için.
ADNAN OKTAR:“Elbisesi parlaktır” diyor.
OKTAR BABUNA:“Kafkaslar üzerinden gelir” diyor inşaAllah. “Evde doğum olmuştur” diyor.
ADNAN OKTAR:“Doğumu evdedir. Malı mülkü olmayacak. Evli olmayacak. Yani çocuğu olmayacak Mehdi (a.s.)’ın” diyor.
OKTAR BABUNA:“Ümmidir. Hiçbir tarikata mensup değildir” diyor.
ADNAN OKTAR:“Arapçayı pek bilmez”, diyor, ümmi. “Arapçayı pek bilmez, ümmidir” diyor. “Doğumu gizlidir” diyor. Evet, doğumu gizlidir yani evde olacak şekilde.
OKTAR BABUNA:Ten renginden bahsediyor.
ADNAN OKTAR:“Ten rengi kırmızıya çalan beyazdır rengi. Rengi Arabî’dir” diyor. Başka?
OKTAR BABUNA:Tanker patlamasının olduğu gün İstanbul’a geleceğinin…
ADNAN OKTAR:Büyük bir ateş, duman sütun olduğunda, büyük bir gürültüyle büyük bir patlama olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Dev bir duman sütunu ve gök gürültüsü gibi bir ses, müthiş bir aydınlanma, hatta insanlar sabah oldu zannedecekler, gündüz oldu zannedecekler. Uyuyan ayağa kalkacak, ayakta olan da oturacak, gürültünün şiddetinden. Ve çok fazla insan telef olacak bu patlamayla” diyor. 1979 yılında çok büyük bir tanker, dünyanın en büyük tankerlerinden birisi patladı biliyorsunuz İstanbul’da. Bütün insanlar ayağa kalktılar. Yatanlar hep yataklarından fırladılar. Yani bakın patlama vakti açısından da, uyku vaktinde patlayacağı anlaşılıyor. “Bütün insanlar ayağa kalkacak ve gece patlayacağı için insanlar gündüz oldu zannedecekler” diyor. Hakikaten gazetelerde yazıyor, o günün gazete manşetlerinde var, herkes gündüz oldu zannediyor. Pırıl pırıl aydınlanmış İstanbul, öğlen gibi. Böyle cayır cayır parlıyor İstanbul. Herkes kıyamet kopuyor zannetti, acayip korkmuşlar, inşaAllah. Ve muazzam gürültülerle. “Günlerce sürecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Dev bir duman sütun olacak” diyor, bunun aynısı oldu, 1979 yılında. “İşte bu olay olduğunda bilin ki mukaddes beldeye gelmiştir Mehdi (a.s.). O günlerde” diyor. Veya “artık bilin ki o günlerde artık başlamıştır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İftiralar atılacak, hapse girecek, ellerinden ayaklarından zincirlenecek.
ADNAN OKTAR:Evet, Mehdi (a.s.)’ye mesela çok iftiralar ve çok uğraşılacak Mehdi (a.s.) ile, çok acı çekecek” diyor. “Hapsedilecek” diyor, iki kere hapsi var Mehdi (a.s.)’ın. Hatta ona “Gaybet-i Kubra”, “Gaybet-i Sugra” deniyor. Yani bir küçük kayboluş, bir büyük kayboluş. “İki kere insanların gözünden kaybolacak. İnsanlar onu göremeyecekler” diyor. “Onlarla kimse evlenmez, talebeleriyle. Kimse onlarla ticaret yapmaz” diyor. Yani “toplum onlara baskı yapacak, tecrit edecekler” diyor, hadiste.
OKTAR BABUNA:Kitapları olacağını, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mührünü kullanacağını bildiriyor.
ADNAN OKTAR:Evet, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadislerinde o da var. “Kitapları olur ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in altın mührünü kullanır” diyor, altından mührünü, inşaAllah. Yani Allah, Muhammed, Resul (s.a.v.) isimlerinin geçtiği bir mühür var, yuvarlak. “O mührü kullanır” diyor. Başka ne vardı?
ALTUĞ BERKER:Çıkacağı zamanki diğer alametleri de söylemişti Hocam. Irak-İran savaşı.
ADNAN OKTAR:O çıkmadan önce olacak olaylar var. O devirde iki tane kuyruklu yıldızdan bahsediyor Peygamberimiz (s.a.v.). Birisi Halley, çıktı. Bir de Lulin Kuyrukluyıldızı çıktı. İkinci çıkan kuyrukluyıldızı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarif ediyor, “iki uçludur, parlaktır, diğer kuyrukluyıldızların ters istikametinde gidecek o ve aşırı parlaktır, çok parlaktır,” diyor. Onunla ilgili hadiste devamında da, o devirde yağmurların bollaşacağı, yani çıktıktan sonra yağmurların bollaşacağı fakat çıkmadan önce de kuraklık olacağı, yağmurların duracağını söylüyor. Yaşadın değil mi, aynısını, oldu?
SUNUCU:Evet.
ADNAN OKTAR:Lulin Kuyruklu Yıldızı iki uçlu olarak çıktı, gazetede de resimleri çıktı. Ters istikamete gitti, diğer yıldızlardan ters istikamete gitti. Ve binlerce yılda bir çıkan bir yıldız, çok nadir gelen bir yıldız. Bilim adamları daha önce ne zaman geldiğini bilmiyorlar zaten. Ama Peygamber Efendimiz (s.a.v.) biliyor bak, bu mucize. Bilim adamları bilmiyor, onlara sürpriz oldu. Peygamberimiz (s.a.v.) biliyor ve tam Peygamberimiz (s.a.v.)’in tarif ettiği gibi çıktı kuyrukluyıldız da. “Çıkacağı zaman Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları olacak. On beş gün arayla olacak ve peş peşe olacak” diyor. Bu da aynısıyla oldu. “Irak işgal olacak. Irak’ın para birimi kalkacak” diyor. O da oldu. “Ordu bir günde yok olacak” diyor. O da oldu. “Afganistan işgal olacak” diyor, hatta diyor ki “yazık oldu Talikan’a”. “Talikan” Afganistan’ın o zamanki ismi. “Yazık oldu Talikan’a, orada değerli madenler de vardı“ diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Oranın da işgal olacağını söylüyor. “Azerbaycan da işgal olacak o devirde. Ve Müminlere muazzam zulüm uygulanacak, müthiş Müslümanların kanı akacak” diyor. Yani şu an olduğu gibi. “Ve Müslümanlar parçalanacaklar, bölünecekler ve birbirleriyle uğraşacaklar. Müslümanlar birbirlerinin kanını dökecek. Birbirlerine düşman olacak Müslümanlar” diyor. Yani “aralarında ciddi bir bölünme olacak, parçalanmaya uğrayacaklar. Mehdi (a.s.) geldiğinde de bütün bu parçalanmaları, bölünmeleri kaldıracak ve onları tekbir vücut haline getirecek, birleştirecek” diyor. Başka ne var bildiklerin, hatırladığın?
OKTAR BABUNA:Fırat’ın suyunun kesilmesi. Kâbe baskını.
ADNAN OKTAR:“Fırat’ın suyunun kesilmesi” var. Fırat’ın suyu ilk defa tarihte, 1400 yıldan beri ilk defa Keban barajı ile kesildi. Gazetelerde yazdılar, “Fırat’ın suyu kesildi” dediler.
ALTUĞ BERKER:Bir ordunun çölde kaybolması var.
ADNAN OKTAR:İşte demin söylediğim o. Irak ordusu bir gecede kayboldu. Ve Kâbe’ye ilk defa, 1400 yıldan beri ilk defa Kâbe’de kanlı baskın oldu, Hicri 1400’de. Hacılar esir alındılar ve Kâbe’de Hac yapılması engellendi. “Hac engellenecek. Kan akacak ve Kâbe’ye baskın olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). İlk defa, İslam tarihinde ilk defa oldu, bir kere oldu. O da Hicri 1400’de oldu.
Şimdi ben Mehdi (a.s.) geldi deyince, insanlar niye şaşırıyor? Alametler tam, hepsi oluşmuş. Yani şimdi mesela bize bir misafir gelse, ayaklarının sesini duysam, getirdiği hediyeyi de masanın üstüne bırakmış, elbisesi de duruyor, sürdüğü parfümün kokusu da geliyor, düzenlemiş evi. Ben “Mehdi (a.s.) geldi” dersem bunda şaşılacak ne var, “misafir geldi” dediğimde. Bütün alametler oluşmuş. Ama “başlangıçta görünmez” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “halka görünmez, halk göremez onu, başlangıcında” diyor. Bediüzzaman da diyor, “halk bilemez. İmanın nuruyla belki tanınabilir” diyor.
SUNUCU:Hocam o zaman güzel günler yakında, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah’ın izniyle, inşaAllah. Bediüzzaman’dan biraz anlatayım o zaman.
Şu kitap, yeni olan şahane oldu maşaAllah, şu, “Hz. Mehdi (a.s.) Hakkında Bilgiler” Ama bu daha henüz satışa sunuldu mu bilmiyorum ama herkesin bir tane edinmesi çok iyi olur.
Bak Mehdi (a.s.) hakkında ne kadar çok Bediüzzaman’ın açıklaması var. “Siyasete girmeyecek Mehdi (a.s.), girmeyeceğini umuyorum” diyor Bediüzzaman, tavsiyede bulunuyor aslında, inşaAllah. Bak “ey 100 sene sonra gelenler” diyor Mehdi (a.s.)’ın talebelerine, Hicri 1400. Hicri 1300’lerde bunu söylüyor, biz 1400’deyiz, 1430’dayız. Bak diyor ki; “Ahir zamanın o büyük şahsı Al-i Beyttenolacak, yani Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan olacak” diyor Bediüzzaman da söylüyor, hadisler de. “Bundan sonra gelecek Mehdi (a.s.) Al-İ Resul'üntemsil ettiği kudsi cemaatin şahs-ı manevisinin üç vazifesi vardır” diyor Bediüzzaman. “Her asırda çeşitli Mehdi’ler gelmiştir fakat her biri üç vazifeden birisini bir cihette yapması itibariyle Ahir zamanın büyük Mehdi (a.s.)’si unvanını alamamışlardır” diyor. Çok fazla Mehdi (a.s.) gelmiştir. Ama hepsi o üç görevden yani hem diyanet, siyaset ve saltanat yönünden, üçünden sadece bir tanesini yapmışlardır” diyor. “Üçünü bir arada yapan hiçbir Mehdi (a.s.) olmamıştır ve yapanlar da bir cihette yapmışlardır” diyor. Kendisi de dahil olmak üzere bunu bu şekilde söylüyor. “Mesela ben diyanet yönünde bir cihette yaptım” diyor. “Mehdi Abbasi siyaset yönünde bir cihette yapmıştır. Ama Mehdi (a.s.) üç görevi de tam mütekâmil halde, mükemmel halde ve topluca ve kusursuz olarak yapacak. Tam anlamıyla yapacak” diyor. Bak “Ta Ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri” “Risale-i Nur Külliyatı’nın da asıl sahibidir Mehdi (a.s.)” diyor. “Asıl sahipleri yani Hz. Mehdi (a.s.) ve şakirtleri (talebeleri), Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişletir.” Yani 1300’lerde, 1900’lerde oluşan o küçük grubu genişletip, büyütecek, Mehdi (a.s.)” diyor Bediüzzaman. Bakın “ta Ahir zamanda”, bu devri kastediyor, “hayatın geniş dairesinde”, hayatın geniş dairesi nasıl oldu? Şu an internetten her yere hitap ediyoruz, değil mi? Radyoyla, televizyonla, Bediüzzaman’ın zamanında yoktu bu. Devletin radyosu vardı, birkaç tane radyo vardı. Televizyon zaten yoktu, olsa da daha deneme yayınları vardı. İnternet yoktu. Ama şimdi hayatın geniş dairesi oluşmuş oldu. Bediüzzaman net tarih vererek söylüyor zaten, “benden 100 yıl sonra gelecek Mehdi (a.s.) inşaAllah” diyor.
Biraz ara verelim sonra devam ederiz.
SUNUCU:Yayınımıza kısa bir aradan sonra devam ediyoruz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Allah'ın İsimleri
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...