OKTAR BABUNA: Sayın izleyiciler programımıza internet sitemizden devam ediyoruz Hocamız ile birlikte. Buyrun Hocam.
ADNAN OKTAR: Niye hep Hocanız konuşuyor? Biraz da siz konuşun. Güzel elhamdülillah, tabii ki biz konuşuruz, ama sizler de aynı şartlardasınız, aynı sorumluluk var inşaAllah. Evet, Berker Hocam sen anlat.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam, inşaAllah. İnşaAllah söylediğiniz gibi Ahir zaman gelişmeleri, daha evvel sizin anlattığınız, söylediğiniz gibi bir bir gerçekleşiyor Hocam. Büyük olayların olacağından bahsediyorsunuz, büyük olaylar gerçekleşiyor. İnşaAllah birlik ruhunun artmasına yönelik, söylediğiniz olaylar cereyan ediyor Hocam inşaAllah. Ahir zamanın bir harikası, bir alameti Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Bediüzzaman, önce ticareti geliştireceksin, sosyal sanayi tesisleri kuracaksınız, sonra İslam ahlakı hakim olacak demiyor değil mi, ne diyor? Birincisi; “çok defa mektuplarımda işaret ettiğim gibi, Mehdi (a.s.) Al-i Resul’ün temsil ettiği Kudsi cemaatin şahs-ı manevisinin üç vazifesi var. Eğer çabuk Kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler cemaati yapacağından Rahmet-i İlahiye’den bekliyoruz.” Onun üç büyük vazifesi olacak diyor, Mehdi (a.s.)’nin. Birincisi, Darwinizm ve materyalizmi çökertmek. İkincisi: “Hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) ünvanı ile (halife olarak, yani Müslümanların lideri olarak) şeair-i İslamiye’yi ihya etmek, (İslamiyeti uygulamaya geçirmek) ve alem-i İslam’ın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddi ve manevi tehlikelerden ve gadab-ı İlahi’den kurtarmaktır. İttihad-ı İslam’ın muaveneti ile bütüm ulema ve evliyanın ve bilhassa Al-i Beyt’in neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakar seyyidlerin iltihaklarıyla o vazife-i uzmayı yapmaya çalışır.” Burada ekonomiden, şundan bundan bahsetmiyor Bediüzzaman değil mi? Müslümanlar sadece ittifak etmesi lazım. Bütün sorun Müslümanların ittifak etmesinde diyor. Ticareti iyi yapamadığınız için böyle oldunuz demiyor Bediüzzaman. Ayrı olduğunuz için böyle oluyor diyor. Birleşmeniz konumunda bu olmaz diyor. Birleşmede de tereddüt olmaması için, Peygamberimiz (s.a.v.)’in seçtiği, Allah’ın bildirdiği, Peygamberimiz (s.a.v.)’in bildirdiği bir şahıs olması lazım. Bu da Mehdi (a.s.)’dir. Biz göremiyoruz diyorlarsa, Bediüzzaman imanın nuruyla görülecek diyor, inşaAllah. Arasınlar, baksınlar, Peygamberimiz (s.a.v.)’e güvensinler, Bediüzzaman’a güvensinler değil mi? Ve hepsinin başında bir kere Müslümanların bölünmüşlüğüne karşı ciddi bir tavır alsınlar. Müslümanların birleşmesi için büyük bir gayret göstersinler. İttihat-ı İslam için gayret göstersinler ve Mehdi (a.s.)’yi de arasınlar. Doğrusu budur, evet. Bak; “gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi Mehdi ve müceddid geliyor ve gelmiş. Fakat her biri üç vazifelerden birisini bir cihette yapması itibariyle Ahir zamanın Büyük Mehdi (a.s.) unvanını alamamıştır.”
Şimdi Bediüzzaman’a diyoruz ki; “Üstadım, biz ticaretle mi, sosyal faaliyetlerle mi, işte başka faaliyetler mi yapalım? Nasıl yapacağız, nasıl olacak?” Bediüzzaman diyor ki bak: “Ahir zamanda büyük Mehdi (a.s.) unvanlı birisi gelecek. Unvanı, Ahir zamanın ‘Büyük Mehdi (a.s.)’si’” diyor. Bakın; “Ahir zamanın Büyük Mehdi (a.s.)’si unvanını alamamışlar” diyor. Hiçbiri almamış diyor şu ana kadar gelenler. Demek ki, Büyük Mehdi (a.s.) unvanını alan birisi var. Bakın diyor ki: “ Fakat her biri (gelen müceddid ve Mehdilerin her biri) üç vazifeden birisini yapmış.” diyor Bediüzzaman, üç vazifeden birisini. Üstelik de bir cihette yapmış, diyor. Peki bu Mehdi (a.s.)’nin özelliği nedir, diyoruz. Hepsini, üç vazifeyi birden yapıyor ve bir cihette yapmıyor, her cihette yapıyor, her cihette yerine getiriyor. Bak, bir cihet ayrıdır, her cihet ayrıdır. Her cihette yapacak diyor. Diyorsa ki, benim aklım sarmıyor, bu olmaz. Ticari, sosyal sistemler gerekiyor, alt yapısı gerekiyor, Bediüzzaman böyle bir şey demiyor. Böyle bir şeye, buna gerek vardır demiyor Bediüzzaman. “Büyük Mehdi (a.s.)’nin çok vazifeleri var.” diyor bak Bediüzzaman. “Siyaset aleminde, diyanet aleminde ve saltanat aleminde. Cihad alemindeki, çok dairelerde icraatları olduğu gibi.” diyor Büyük Mehdi (a.s.)’nin. Şahs-ı manevinin demiyor. Bak: “Bundan sonra gelecek Mehdi (a.s.) Resül’ün temsil ettiği Kudsi cemaatin şahs-ı manevisinin.” “Bundan sonra gelecek.” Bundan sonra gelecek, ne demektir? Benden sonra gelecek, sonra gelecek değil mi? “Mehdi (a.s.) Resul’ün”, burada bir şahıstan bahsediyor değil mi? İsmini veriyor, Mehdi (a.s.) Resul. Diyoruz ki, Mehdi (a.s.) Resul tek mi? Bediüzzaman’a soruyoruz, ne zaman gelecek? Bundan sonra gelecek, bizden sonra gelecek, 100 yıl sonra, bir çok yerde söylüyor. Peki bir cemaati olacak mı, diyoruz. “Var” diyor bakın. “Temsil ettiği bir Kudsi cemaatin” diyor. Bir cemaati temsil ediyor. Cemaat var, bir de başında Mehdi (a.s.) var, o cemaatin temsilcisi olarak. Temsil etmek, ne demektir? Başbakan nedir, değil mi? Bakanlar Kurulunu temsil eder değil mi? Cuhurbaşkanı, milleti temsil eder değil mi? “Temsil ettiği Kudsi cemaatin.” Demek ki Kutsal cemaati. Ama peki bu cemaatin ve şahsın, şahs-ı manevisi var mı, diyoruz. Şahs-ı manevisini diyor zaten, var diyor. Mehdi (a.s.) var, cemaati var ve şahs-ı manevisi var. “Üç vazifesi olduğu bunların, imanı kurtarmak, Hilafet-i Muhammediye unvanı ile şeair-i İslamiye’yi ihya etmek ve inkilabat-ı zamaniyey ile çok ahkam-ı Kuran’iye’nin ve şeriat-ı Muhammediye (a.s.m.)’nin kanunların bir derece tadile uğraması ile o zat bu vazife-i uzmayı yapmaya çalışır” diyor Bediüzzaman. Fen ve felsefenin dine ve Müslümanlara karşı kullanılacağını söylüyor Bediüzzaman. Bak; “fen ve felsefenin tasallutiyle ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu (materyalist ve Darwinist sistem) beşer içinde intişar etmesiyle (dünyada yayılmasıyla) her şeyden evvel,” ilk vazifesi bu diyor Bediüzzaman. “Felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak,” ticarete girecek demiyor değil mi? Sosyal sistemlere girecek demiyor. Ne yapacakmış? “Felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak,” diyor. Çünkü ticaretin de tepesinde, sosyal sistemin de tepesinde Darwinizm ve materyalizm var. Bir din var. Önce ticaretin ve sosyal sistemlerin tepesindeki dini parçalıyor. O sapkın dini parçalıyor. Darwinizm’in dinini parçalıyor. Bak; “tam susturacak bir tarzda” diyor. Az, yarım değil. Tam susturacak bir tarzda. “İmanı kurtarmaktır.” Eğer kendi zamanında kurtulmuş olsa, benden sonra gelecek ve felsefeyi susturacak der mi Bediüzzaman? Demek ki susmamış ki, susturacak diyor. Susmuş bir şeye, susturacak denir mi? Bediüzzaman, ben susturdum, derdi. Susmadı, susmayacak diyor Bediüzzaman. Devam edecek diyor. Bak; “her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı delaletten muhafaza etmek.”
Evet. Ben gezerek bakıyorum sayfalara, inşaAllah. Çünkü kitap bayağı güzel oldu maşaAllah. Türk İslam Birliği hakkında, evet. “O zatın üçüncü vazifesi Hilafet-i İslamiye’yi (İslam Halifeliği’ni) İttihad-ı İslam’a bina ederek.” Demek ki bir İttihad-ı İslam olacak. Demek ki Müslümanların bir lideri olacak, inşaAllah. “İsevi ruhanileriyle, Hıristiyanlarla ittifak edip, dini İslam’a hizmet etmektir.” Hıristiyanlarla ittifak edecek diyor, ruhanilerle. Bediüzzaman’ın, Mehdi (a.s.)’nin sürati hakkında belirttiği bir Risale-i Nur’da bölüm var. Allah’ın fırtınayı bir anda teskin etmesi, bir anda kış ortamında yaz numunesi meydana getirmesi. Yaz ortamında bir nevi kış gibi yahut işte başka türlü, yani zor bir ortam meydana getirmesi, gibi ani ve süratli Allah’ın Mehdi (a.s.)’ye böyle bir güç vereceğini belirtiyor Bediüzzaman, inşaAllah. Bak; “böyle bir cemaat-ı azime içindeki mukaddes kuvveti tehyic edecek ve uyandıracak hadisat-ı azime vücuda geliyor.” Yani büyük hadiseler, Müslümanları uyandıracak, heyecenlandıracak, şevklendirecek büyük olaylar. “Vücuda geliyor.” Devam ediyor diyor bak. “Vücuda geliyor.” Bediüzzaman’ın bu harikasıdır ve kerametidir ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizesidir. Yani bu devirde olacak olayları söylüyor. “Elbette,” bakın elbette diyor. “O kuvvet-i azimedeki bir hamiyet-i aliye feveran edecek, (Müslümanlar ayağa kalkacak.) ve Hz. Mehdi (a.s.) başına geçip,” ticaret başa geçecek demiyor. Sosyal sistemler başa geçecek demiyor. Mehdi (a.s.) başına geçecek diyor, Mehdi (a.s.), şahıs. “Hz. Mehdi (a.s.) başına geçip, tarik-ı hak ve hakikate sevk edecek.” Şahs-ı manevi başa geçecek demiyor. Niye anlamamazlıktan geliyorlar değil mi? “Böyle olmak ve böyle olmasını, bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi Adetullah’tan, Rahmet-i İlahi’den bekleriz ve beklemekte haklıyız.” Kıştan sonra baharın gelmesi gibi, demek ki kıştayız diyor Bediüzzaman. Ben kışta, kıyamette geldim zaten diyor. Baharda gelecek onlar, o zaman çiçekler açacak diyor değil mi? “Adetullah’tan, Rahmet-i İlahi’den bekleriz ve beklemekte haklıyız.” Allah’ın kanunu diyor.
Siz şimdi Darwinizm’e devam edin.
OKTAR BABUNA: Ankara’daki gösterilerde yine Hocam Türk İslam Birliği haritaları açılmış, bayraklar açılmış.
ADNAN OKTAR: Bakayım.
OKTAR BABUNA: Reuters de röportaj yapmış, hatta oradakiler ile konuşmuş. Bu Ankara’daki gösteriler Hocam. MaşaAllah. Türk İslam Birliği haritaları ellerinde. Halk da çok ilgi göstermiş, en ön sırada böyle.
ADNAN OKTAR: Hah, maşaAllah. Çözüm budur. Evet güzel. Helal olsun delikanlılara. Evet, bak bunlar ilacı gösteriyorlar, çözümü. Sürekli hastalığı anlatmakla olmaz. Eziyorlar, kesiyorlar, biçiyorlar, perişanız... Bu kısmı zaten biz biliyoruz değil mi? “Kahrolsun zulüm” denecek. “Yaşasın İslam”, değil mi? “Müslümanlar birleşsin,” bunlar denecek inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Reuters da bu pankart tutan arkadaşlardan ikisi ile röportaj yapmış. İki tanesi en öndeymiş, bayağı dikkat çekmişler. Fotoğrafları çekilmiş maşaAllah. Halk da çok ilgi göstermiş. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Güzel. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: TRT’de Hocam İsrail’de yapılan gösterilerin görüntülerini yayınlamışlar.
ADNAN OKTAR: Bakayım, göreyim.
OKTAR BABUNA: Orada da çok güzel konuşmaları oluyor İsraillilerin. Tam sizin söylediğiniz gibi Hocam inşaAllah.
(TRT’nin yapılan gösteriler ile ilgili görüntüleri.)
(Uluslararası arenada şiddet yanlısı tutumundan ötürü her geçen gün ...İsrail halkının da tepkisini çekiyor. İsrail’in Tel Aviv kentinde düzenlenen hükümet karşıtı gösteriye binlerce kişi katıldı. Türk bayrakları taşınan gösteride, İsrail hükümetinin sertlik yanlısı tutumu protesto edildi. “İsrail aydınlarının saldırgan tavrından ötürü, hükümete yönelik haftalardır süren eleştiri bombardımanı sokağa yansıdı. Tel Aviv’de düzenlenen hükümet karşıtı gösteride, Natenyahu hükümeti eleştiri oklarının hedefiydi.” “Hükümet İsrail’in imajına zarar vermekten başka bir şey yapmıyor. Gazze’de insanları aç ve sefil bırakması yetmiyormuş gibi, bir de yardım götüren insanları öldürmeye çalışıyor.” İsrail hükümeti sedece uluslararası arenada yanlızlığa sürüklenmiyor. İsrail halkının da tepkisini çekiyor. Türk bayrakları sadece Filistin’de değil, İsrail’de de dalgalanıyor. “ Biz dünyanın bir parçası olmak istiyoruz. Bunu insanları öldürerek yapamayız. Dışişleri Bakanı Libermen ve Savunma Bakanı Ehud Barak, İsrail’in vahşi ve saldırgan bir ülke haline getirdi.” “Mavi Marmara gemisindeki cinayetleri şiddeti kınayan İsrailliler, Türkiye’ye dostluk ve barış mesajı gönderdi.” “İsrail halkı şiddet yanlısı Netanyahu hükümetini tanımadığını kanıtladı. Türkler bizim dostumuz. Bizim Türk halkı ile aramızı açmak isteyen bu hükümeti istemiyoruz.” Gösteride, canileri artık iktadarda görmek istemiyoruz şeklinde sloganlar atıldı. “Hepimiz üzülüyoruz ne oldu geçen hafta olanlara. Hepimiz tam şoktaydık. İnşaAllah bütün barış sever insanlar bu hükümete karşı geleceğiz.” “Natanyahu hükümeti çok aptalca işler yapıyor. Türkiye, Avrupa ile, bütün dünya ile aramızı açıyor. Artık bu hükümetten kurtulmalıyız.” Göstericiler arasında İsrail’in uluslararası üne sahip barış aktivisti Uri Averi de vardı. “Türkiye gibi barış için mücadele veren bir ülkeyi ve bu ülkenin hoşgörülü halkını inciltmek, felaketten başka bir şey değil. İsrail hükümeti derhal Türk Milletinden özür dilemeli.” Aynı anda düzenlenen hükümet yanlısı gösteriye az sayıda kişinin katılması dikkat çekti. “Türklerle bizim çok güçlü tarihi bağlarımız var. Onlar asırlarca bizi canilerden korudu. Türk Milleti ile bizim aramızı kimse açamaz. Biz Türkleri çok seviyoruz.” “Türkler, Türkler, Türkler geliyor.”)
ADNAN OKTAR: Aferin bak.
OKTAR BABUNA: “Türkler geliyor” diyor.
ADNAN OKTAR: İşte biz inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde, bunları da bağrına basacak, bu insanları da. İnşaAllah Hıristiyanları da bağrına basacak. Müslüman kardeşlerimizi de coşkuyla bağrına basacak ve böylece huzur, bereket, bolluk gelecek. Aksinde, Allah rahatlık vermez. Cahiliye yöntemleriyle de bu yöntem, yöntem olmaz değil mi? Peygamberimiz (s.a.v.)’in yöntemi, Kuran’ın yöntemi esastır. Bediüzzaman bu kadar açıkladığı halde, bunu hala daha acayip şekillere sokmaya kalkmak, böyle teviller getirerek Müslümanları böyle açmaza sokacak üsluplar geliştirmek, hiç yakışmaz Müslümanlara değil mi? Bediüzzaman ne diyorsa onu aktar, inanır veya inanmaz ayrı mesele. Yapar veya yapmaz. Ama yepyeni çığırlar açmak, kendi kafasından yeni yeni böyle uydurma izahlar meydana getirmek ve açmaz olduğu da açıkça görülen, kilitlenmiş böyle berbat stiller meydana getirmeye kalkmak Müslümana yakışmaz değil mi? Kuran’ın nur gibi anlatımı, hadislerin nur gibi anlatımı, Bediüzzaman’ın nur gibi anlatımı esastır. Bunlara göre hareket edilecek, yorumu milletimiz yapar. Bediüzzaman ne diyorsa aktarın, anlatın. Mesela Mehdi (a.s.) ile ilgili anlatımlarını anlatın. Niye korkuyorsunuz? Niye yasaklıyorsunuz anlatılmasını ve kendi kafanızda yeni yeni orijinal şeyler çıkartıyorsunuz? İsa (a.s.)’nın nuzulü ile ilgili anlatılanı olduğu gibi anlatın. Hadisleri de Bediüzzaman zaten şerh etmiş, açıklamış. Hadislerden şerh edip açıklıyor değil mi? Daha da olmazsa Risale-i Nur’u değiştirmeye kalkıyorlar. Bunlar doğru hareketler değil. Bütün bunlara rağmen Mehdi (a.s.) zuhur edecektir. Bütün bu engellemelere rağmen zuhur edecektir. Bediüzzaman onun için diyor: “Gerçek sahipleri Mehdi (a.s.) ve talebeleridir” diyor. Demek ki Bediüzzaman’ın bazı talebesi olduğunu iddia eden kişiler, bambaşka çığır açmaya kalkacaklar. Risale-i Nur Külliyatı’nın dışında yeni yeni tefsir metodlarıyla ne Mehdi (a.s.)’den bahsederek, ne Hz. İsa (a.s.)’dan bahsederek, İsa (a.s.)’nın işinden, ne İttihad-ı İslam’dan bahsederek bambaşka bir stil meydana getirmeye çalışacaklar. Şimdi İttihad-ı İslam’dan bahsediyor ama, anlattığı yöntemle İttihad-ı İslam mümkün değil o anlattığı metodla. Dünyadaki diyor paraya hakim olmamız lazım önce. Önce bir yönteme bak. Hadise göre hareket etmek ayrıdır, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözüne göre hareket etmek ayrıdır, bir de cahiliyenin sistemlerine göre hareket etmek ayrıdır. Açmaza Müslümanları götürmeye kalkmak, sorumluluk getirir. Tam hadise göre, Bediüzzaman’ın izahlarına göre, hepsinin üzerinde Kuran’a göre hareket edilecek inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bir önceki bölümde de çok güzel açıkladınız, çok etkilendik maşaAllah. Böyle oturarak, ticaretle hakim olarak değil, Mehdi (a.s.) bulunur, Mehdi (a.s.)’ye tabi olunur, Mehdi (a.s.) bütün sorunları çözer demiştiniz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii. Ticareti Mehdi (a.s.) düzeltecektir. Adaletsizliği Mehdi (a.s.) düzeltecek diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Siz oturacaksınız, bir kısım şahıslar toplanacak, kendi aranızda karar vereceksiniz, böyle açmazlar, garip şeytani yöntemler meydana getireceksiniz demiyor Peygamberimiz (s.a.v.) değil mi? Hayır diyor, fakat Mehdi (a.s.) bu anormal kafadaki, düşüncedeki insanları etkisiz hale getirecek diyor. Yani bununla bunu yapacak zaten, hadislerde var bunlar. Evet, şimdi o zaman ne yapalım?
OKTAR BABUNA: Hahamlar Ankara’da da yaralıları ziyaret etmişler Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kardeşim biz ateist, satanist, siyonistlere dindar Musevi halkı bırakmayız. Yani Müslümanlığa yakışmaz, haram. Müslüman yapamaz öyle bir şey. Onların eline teslim edemeyiz onları. Onlar bizim yedi emanımızdadır, biz koruyacağız. İstedikleri gibi ibadetlerini yapacaklar, istedikleri gibi dinlerini yaşayacaklar, huzur ve güvenlik içerisinde olacaklar. Müslümanların yedi emanındadır onlar. “Ben ilgilenmiyorm, al ateist, sen ilgilen” der miyiz biz onlara? Alın ezin bunları der miyiz?
OKTAR BABUNA: Demeyiz Allah’ın izniyle inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bizim sorumluluğumuzda olan bir şeydir. Ve İsrail halkını gasp etmiştir ateist siyonistler. Gasp etmiştir oradaki milleti. O gaspların elinden o milleti alacağız. Gaspı çözeceğiz, gaspı kıracağız, inşaAllah. Onların da mürşidi, beklediği Mehdi (a.s.)’dir, yani Kral Mesih (a.s.). Binlerce seneden beri bekliyorlar. Her gün dua ediyorlar ağlayarak. Yarabbi bize Kral Mesih (a.s.)’i nasip et, Mehdi (a.s.)’yi nasip et diye, her gün. Her gün ibadetlerinde bu vardır. Sabah kalktılarmı, Yarabbi Kral Mesih (a.s.)’i gönder, Mehdi (a.s.)’yi gönder diye dua ederler Museviler. Günün diğer saatlerinde de, onların böyle belirli saatlerinde biliyorsunuz ibadetleri var. Orada da aynı şekilde dua ediyorlar. Ama bakın istisnasız her gün dua ediyorlar. Allah o dualarına icabet etti işte inşaAllah. Zalimlerin eline bırakmayız biz. Dindar Hıristiyanları da öyle, zalimlerin eline bırakmayız değil mi? Allah’a inanıyorlar, Allah’ın birliğine inanıyorlar. İnşaAllah o teslis de tamamen ortadan kalkacak, hepsi La ilahe illallah diyecekler. Hz. İsa (a.s.) geldiğinde de, Muhammeden Resulullah diyecekler. Muhammedi İseviler oluşacak, Muhammedi Museviler oluşacak inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam size biraz önce İsrail konusu ile ilgili yazan kardeşimiz yeni bir not göndermiş. “Selamun aleyküm çok sevgili Hocam. Az önce yazdıklarımı, sizin değerli açıklamalarınızla çelişkili olması için yazmamıştık. Sizlere ek bilgi sunmuştuk. Haliyle biz de inşaAllah insanların kötü tezahüratlarını tasdik etmiyoruz. Bize göre en güzel tezahürat “YaRabbi bir an önce sağlam İslam Birliğini bize nasip et ve nurunu en yakın zamanda tamamla inşaAllah. Hayırlı geceler. Sabır, selamet ve bereket üzere kalınız inşaAllah. Selim.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Selim kardeş eleştiri de olabilir, gayet makul. Yanlış bir şey olduğunda düzeltiyorum zaten yani. Ben insanım, çok makul. O sözü de çok güzel, mesela insanların daha aydınlanmasına vesile oldu. Daha detaylı bilgi almalarına vesile oldu, güzel. İyi niyetinden de asla şüphem yok. Saygısı, hürmeti açık. Çok nezaketli, hürmet dolu, böyle Allah aşkı ile coşmuş bir üslupla yazmış. Sevgide, saygıda en ufak bir kusuru yok kardeşimizin, maşaAllah. Allah razı olsun ondan. Yanlış anlamadık, gönlü çok rahat olsun, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Siz de öyle bir noktaya dikkat çektiniz ki, hiç dikkatimizi çekmemişti maşaAllah. Tam dediğiniz gibi ama, böyle bir peygamber adı da olduğu için kahrolsun diye şey etmek de.
ADNAN OKTAR: Kahrolsun zulüm, kahrolsun zalimler değil mi? Kahrolsun deccal, kahrolsun deccaliyet, niye Peygamberimiz (s.a.v.)’in diliyle söylemiyorsunuz? Kahrolsun deccaliyet deyin. Kahrolsun deccal deyin. Zaten o ilgili adrese o bilgi gidecektir. Biliyor onlar kendilerini. Asıl sorun deccaliyet değil mi? Kahrolsun decalliyet dersiniz değil mi? Yaşasın Mehdiyet dersiniz, inşaAllah. Yaşasın İslam dersiniz. Yazılarında bunu yazsınlar. Üsluplarında bunu kullansınlar. Her türlü yazışmalarda bunu kullansınlar.
ALTUĞ BERKER: MaşaAllah çok iyi olur Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Kahrolsun kör deccal desin değil mi? Kahrolsun tağut desin. Kahrolsun tuğyan, delalet desin, inşaAllah. Yaşasın adalet, yaşasın hak, yaşasın güzellikler, yaşasın sevgi, barış, kardeşlik, inşaAllah. Bunları yazılarında ifade etsinler, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bugün Hocam bir film göstermişlerdi, Youtube’tan çıkarmışlar. Ahmedinejad konuşuyor, tam sizin söyledikleriniz doğrultusunda Hocam. Bir yabancı televizyon kanalında röportaj yapıyor. Orada Mehdi (a.s.)’nin geldiğinde işte büyük bir apoklips dedikleri büyük bir savaş, Kıyamet savaşı gibi bir şey olacağını söylüyor spiker. Hemen düzeltiyor, ben hiç böyle bir şey söylemedim diyor. Mehdi (a.s.) geldiğinde bütün savaşları kaldıracak, hiç kan dökülmeyecek diyor. Bilim ile, sanat ile, teknoloji ile hakim olacak diyor maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama hayret yani, bakın Mehdi (a.s.) geldiğinde kan dökülecek diye ısrarla söyleyen kişilerdi, değil mi? Özellikle Şii kardeşlerin hepsi bunu söylüyorlardı, ben bunu söyledikten sonra, böyle söylesin dedim, bak enaniyet yapmadı, maşaAllah, aynen dediğimi birebir söyledi. Bunu bizden başka söyleyen de yok zaten. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Sizin tarifinizin kelimesi kelimesine söylemiş, yani duruyor hatta burada inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. O yönüyle çok güzel. Ahmedinejad mütevazı bir insan. Mazlum, enaniyet, gurur, kibir yok. MaşaAllah.
Tamam, biraz ara verelim, inşaAllah.
Web siteleri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Harun Yahya Etkiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...