SUNUCU 1: İyi akşamlar sevgili izleyicilerimiz. Programımızın bu bölümünde Sayın Hocamız Adnan Oktar da bizimle birlikte olacak. Hoş geldiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Merhabalar efendim hoş bulduk sizler de hoş geldiniz. Sefa getirdiniz.
ADNAN OKTAR: Berker Hocam, bana neler anlatacaksın?
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Şu an hazırlanıyorum. İsrail ile ilgili söylenen bir haberin doğru olmadığı bugün basında vardı. Ablukayı ambargoyu hafifletme kararı aldı diye haberler çıkmıştı dün. O doğru değilmiş galiba, İngilizcesinde öyle bir hata yapmışlar fakat gerçeği yansıtmıyormuş İbranice olan şeyde. Dolayısı ile hafifletmemişler.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bakın. Bölgede İsrail’de de, Türkiye’de de çok uzun süreden beri, ta en başlangıcından beri, İsrail’in kuruluşundan beri, 2. Mahmut Dönemi’nden itibaren iddia edilen Ergenekon Örgütü hem Türkiye’de hakim oldu hem İsrail’de hakim oldu. Şeytani bir örgütlenmedir iddia edilen Ergenekon Örgütü. Şu an İsrail’de de kan kusturuyor Müslümanlara, acayip perişan ediyor. Musevileri de perişan ediyor, Hıristiyanları da perişan ediyor. Yani iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün bayrağına baktığımızda altı köşeli yıldız vardır. Yani mavi zemin üstüne altı köşeli yıldız kullanırlar. Bozkurt kafası kullanılır baş kısmında. Üst taraflarda da pergel ve iletki, o masonluğu remz ediyor. Bozkurt güya Türk Milliyetçilerini kandırmaya çalışıyorlar, onu remz ediyor. Ama oradaki altı köşeli yıldızda Hz. Süleyman’ın mührünü, Hz. Davut’un mührünü temsil ediyor. Ama İsrail’e yakınlığı ve İsrail ile bağlantıyı remzeden bir amblem olarak kullanılıyor. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün özelliği İsrail’de de, Türkiye’de de kan akıtmaktır. Yani kan, başka bir şey istemez bunlar. Olay çıkartmak, insanları zaptı-rapt altına almak, ezmek, adam yerine koymamak (haşa), tepeden bakmak, aşağılamak, hapsetmek, katletmek, korku içinde yaşatmak, huzursuz etmek. İsrail’in bak, ta en başından beri böyledir yani. Komünist bir zihniyet ile kurulmuştur İsrail. İlk kuruluşunda komünistler kurmuştur. Türkiye’de de komünistler, iki türlü komünist vardır. Bir eylem yapan, böyle ortalığı birbirine katanlar, bir de gizlice devlete hakim olmaya çalışan komünist zihniyet var. İşte iddia edilen Ergenekon Örgütü devlete gizlice hakim olmak isteyen, komünist Allah düşmanı bir örgüttür. Ve akıl almaz pervasız ve psikopatlar, görüyorsunuz son zamanlardaki eylemlerini de. Bütün Türkiye hayretler içinde izliyor. Yani devleti nasıl işgal etmişler, devletin kilit kurumlarını nasıl ele geçirmişler, millet kanı dondu yani. Millet şok oldu yani. Ve akıl almaz arsız, akıl almaz haysiyetsiz, akıl almaz sırnaşık ve pervasızlar. Buna karşı milletimizin tam anlamı ile yek vücut olması gerekiyor. Şimdi yalnız bunların böyle haysiyetsiz olmasının kökeninde şu var; bunlar da korkuyla bunu yapıyorlar. Yani bir korku imparatorluğudur iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü. O ondan korkar, o ondan korkar, herkes birbirinden korkar. İsrail’de de, yani İsrail’de iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün Azerbaycan’da da yapılanması vardır, Türki devletlerde de vardır yapılanması. İran’da da vardır iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’nün yapılanması. Azerbaycan’da çok güçlü bir yapılanmadır. İsrail’de de çok güçlüdür. Yani Ergenekon deyince insanlar, acaba milliyetçi, Türk Milliyetçisi bir sistem mi? Türk Milliyetçiliğine amansız düşmandır iddia edilen Ergenekon Örgütü. Yani çok şiddetli düşmandır. Allah’a, dine karşı düşmandır. Bu psikopatlara mesela sorsan, arkadaş ne istiyorsun, yani zorun nedir? Yani Türkiye’yi bölmek istiyorsun, 20’ye böleceksin, nedir zorun diyorsun, bu seni tatmin edecek mi diyorsun 20’ye böldün. Yok, dini ortadan kaldırın, İslamiyet’i tamamen ortadan kaldırın diyor. Bu seni tatmin edecek mi? Yok diyor. Ne istiyorsun, kan döktün, 3 milyon insanın kanını döktün, bu seni doyurur mu? Doymam diyor adam. Çünkü şeytanın etkisi altındalar. Şeytana boyun eğmiş bir mahluk yapısı mahluk topluluğu. Mesela bak üç milyon Türk milliyetçisini, Müslümanı, Atatürkçü’yü fişlemişler. Üç milyon kişiyi katletmek üzere, şehit etmek üzere. Mesala onu yapmış olsalar, adamlar doymaz, doymuyor. Ne istediğini bilmiyoruz. Mesala bak İsrail’de de halkı perişan ediyorlar. Var mı resimleri? Yani dindar halkı perişan ediyorlar.
Bakın mesala bu İsrail’de dindarlara yapılan uygulama. Göster devam et. Bak İsrailli çocuklar, bunların da babaları tutuklanmış, çok mağdur durumdalar. İsrailli dindar çocuklar, devam et.
OKTAR BABUNA: Yüz elli bin kişilik bir protesto yapmışlar Hocam.
ADNAN OKTAR: Devam et, mesela bunlar hep tutuklananlar, tutuklananların aileleri. Devam et. Bu babası tutuklanan bir çocuk. Bu tutuklananlar. Feci şekilde dövüyorlar. Kadınlar var, tutuklananlar. Bak ağlıyor çocuk, babası tutuklandı diye. Bunlar da protesto ediyorlar, olayları yani yapılan baskıyı.
ALTUĞ BERKER: Devlet kurulurken, siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah. Yüzde onmuş, dindarların oranı.
ADNAN OKTAR: Yüzde on.
ALTUĞ BERKER: Yüzde onmuş evet. O yüzden dediğiniz gibi ateist, siyonist kesim.
ADNAN OKTAR: Yani bütün devlete hakimdir. Devletin her aşamasına hakimdir. Şimdi mesala farzedelim, yargıtayda, ben daha önce de söyledim, adam yargıtayda odasında otururken, “selam, aleyküm selam” diyorlar. “Geçen günler bir yargıtay üyesinin nasıl suratına sıktık hatırlıyor musun?” diyor adam. “Hepsini tarayıp, öldürdük, biliyorsun hatırlıyor musun?” diyor adam. “Hatırlıyorum”, diyor. “Onu biz yaptık” diyor adam. “Şimdi ben seni şu anda istesem öldürebilir miyim, öldüremez miyim?“ diyor. Adam; “öldürürsün” diyor. “Şimdi sen o zaman efendice, nezaketi ile bizim dediklerimizi yapacaksın” diyor. “Ne diyorsun buna?” diyor. “Senin çocuğun şurada okuyor, karın da burada, hepsini biliyoruz. Bir de fotoğrafların da var biz de bak. Özel hayatını da tespit ettik, ne diyorsun?” diyor. Adam; “ne diyeyim, ne istiyorsanız onu yapayım” diyor. İşte iddia edilen Ergenekon Örgütü sistemi budur. Yani yöntem budur. O onu korkutuyor, o onu korkutuyor, bir korku imparatorluğu yapıyor şeytan. Ben onun için, yani cezaevindekileri de tenzih ediyorum, yargılananları da tenzih ediyorum. Yani iddia edilen Ergenekon Örgütü derken, asıl iblis takımı hep dışarıda. Tabii asıl iblis takımı dışarıda. Onun için millet olarak yek vücut olmamız gerekiyor. Yani hükümete, devlete var gücümüzle destek olmamız lazım. Polise, savcılara ve hiç tedirgin olmamak lazım. Yaptıkları eylemlerden tedirgin olunmaması gerekiyor. Mesela bak, askerlerimizi yine şehid ettiler. Değil mi? Çok fazla sayıda şehidimiz var. Allah onlara Cennet’te güzel makamlar nasip etsin, inşaAllah. Ailelerine de Allah onun gururunu yaşamayı nasip etsin. Onun güzelliğini yaşamayı nasip etsin. Bakın, kahpeler köşeye sıkışınca, bakın iddia edilen Ergenekon Örgütü diyor PKK’ya; “haydi bakalım, başlayın bakalım, sıklaştırın, bu aralar size çok ihtiyacımız var, çünkü bizim de bazen sorunlarımız var, görüyorsunuz, vurun bakalım. Hem İsrail’de de biz bir şeyler yapacağız, hem burada da bir şeyler yapacağız, hem de siz orada aşağıya bastırın, bizim bazı konularımız var, onları halledeceğiz” diyorlar. Yani bu it kopuk takımının birbirini desteklemesi, çok garip bir sistem üzerine kurulu. Şeytan çok zeki bir varlık olduğu için, bunları muazzam örgütlemiş. Yani tek tek konuştuğunda hiçbirşey yok adamlarda, bomboş adamlar. Ama birlikte olduğunda iblis hepsine hakim olduğu için, muazzam bir güç gibi görünüyor. Buna karşı iman gücü ile, akıl gücü ile Türk milliyetçileri, gerçek Atatürkçü’ler, vatanseverler, mukaddesatını seven, vatanını, milletini seven insanlar, hangi partiden olursa olsun, CHP, MHP, Saadet, efendim AKP, hiç farketmez. Omuz omuza verecekler AK parti ile, inşaAllah, mensupları inşaAllah omuz omuza verecekler, bu melanet örgütünü bir kere ortadan kaldıracağız. Burdan bir ferehlayacağız. Ondan sonra yollar açık. Ondan sonra istediğimiz gibi seçimler yapalım, partiler gelsin gitsin, hangi parti iktidara gelirse gelsin hepsi bizim canımız. MHP iktidara gelsin, o da bizim canımız, AKP o da bizim canımız, CHP o da bizim canımız. Ama yeter ki şu melanet örgütünden bir kurtulalım, bölgenin belasından bir kurtulalım. Bakın İsrail’deki insanlarımızın başına da bela, buradaki insanlarımızın başına da bela, Azerbaycan’ın da başına bela, Yakutistan, Kırgızistan. Mesela bak, Özbeklerle Kırgızları diyorlar ki çatışıyorlar, çatışma diye bir şey yok. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün cinayetleri, var başka bir şey yok. Adamlar diyor ki; “biz bu adamları tanımıyoruz, bambaşka adamlar, kim bunlar biz bilmiyoruz.” diyorlar. Kar maskeli, asker kıyafetli adamlar, böyle kendine göre bir askeri kıyafet giymiş, kimse tanımıyor. Ellerinde otomatik tüfekler, geliyor mesela Özbeklerin evlerine işaret ediyor, hepsini makineli tüfekle tarıyor. Ondan sonra gidiyor Kırgız evlerine, “selamun aleyküm, aleyküm selam biz geldik.” diyorlar. Onlar diyor ki: “Biz Özbeğiz,” onları şehit ediyorlar. Ondan sonra oraya gidiyorlar ki; “biz Kırgızız” deyip onları şehit ediyorlar. Diyorlar ki, Özbek-Kırgız çatışması var. Biz soruyoruz Özbeklere, Kırgızlara; “nedir zorunuz?” “Biz kardeşiz öyle şey olur mu, niye öyle bir şey yapalım? Öyle bir şey yok.” diyorlar. Benim Özbek çok tanıdığım var, Kırgız da tanıdıklarım var, neden birbirinizi kırıyorsunuz ne oldu dedim? “Hiç tanımıyoruz adamları, hiç tanımadığımız bilmediğimiz adamlar, dışarıdan geldiler.” diyorlar. İki tarafı da kırıp geçiriyorlar. Sonra da diyorlar ki, iç savaş var, kardeş savaşı var. Cahil cühela çocukları da ayaklandırıyorlar içki içirip uyuşturucu verip it kopuğu da ayaklandırıyorlar. Onların da ne yaptığından haberi yok. Nereye saldırıyorsun? Bilmiyorum diyor adam. Tabii ne amaçla yaptığını da bilmiyor. Dolayısıyla acilen bu melanet örgütünü iyi kavrayıp, iyi anlayıp, olayın büyüklüğünü iyi kavrayıp, hükümete, devlete tam anlamıyla bu konuda destek vermek lazım inşaAllah.
Berker’im anlatacağın var mı senin?
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Siz bu terörle ilgili daha evvel dağdan indirmişlerdi 19.02.2009’da, şimdi onları yargılamaya başladılar ve örgüt propagandası yapmaktan yargılamaya başladılar. Siz hemen ertesi gün televizyon röportajınızda bahsediyorsunuz Hocam; bir kere bunlar inerler, halkın arasına karışırlar, örgütün propagandasını yaparlar, çok tehlikeli riskli diyorsunuz Hocam. Ve hakikaten dediğiniz gibi oldu, şimdi o kişileri tutukladılar mesela Hocam. 20 Ekim 2009’da Kocaeli Tv’de canlı röportajınızda söylemişsiniz; “Şöyle bir risk var, bu şahısların bir kısmı öncü kuvvet olarak içeri sokulmak isteniyor olabilir, güneydoğu’ya PKK tarafından. Bir kısım poropaganda yapabilecek, halkı içeride yönetebilecek, muhtemel bir ayaklanmada halkı organize edebilecek güçleri, muhtemelen içeride tutacaklardır, tutmak isteyeceklerdir. Böyle bir çalışma var gibi görünüyor.”
ADNAN OKTAR: Koyduğum teşhis tam mıymış?
ALTUĞ BERKER: Tam Hocam. 20 yıldan beri eğitim alıyor bunlar diyorsunuz. Ve terör de arttı o dediğiniz şekilde.
ADNAN OKTAR: Aynısı birebir. Efendim Amerika’dan bir Musevi kardeşimiz yazmış. “Selamun Aleyküm. Ben Museviyim. Seyyid Harun (a.s.)’ın soyundanım. Harun Yahya’nın filmlerini izlemekteyim. Ben Tevrat ve Kuran vahyine inanıyorum.” Tevrat’a ve Kuran’a inanıyorum diyor. “Ben şahsen kutsal metinlerin üçünün de Semavi olduğuna inanıyorum, fakat İncil’in büyük ölçüde değiştirildiğini düşünüyorum. Bir kez Kuran okumaya başladıktan sonra kolaylıkla hak olduğu sonucuna vardım.” Resmini de göstereceğim şimdi bu delikanlının ama ismini vermeyeceğim. “Çünkü Kuran kendinden önce geleni tasdikliyor. Asıl güçlük şurada, kendilerine Müslüman diyen o kadar radikal insan var ki, Musevileri ve Hristiyanların çoğunun İslam’ın gerçek hakikatini görmelerine izin vermiyorlar.” Öyle yani yobazlar, üçkağıtçı sahtekar Müslümanlar var ki diyor, gerçek İslam’ı onlar sebebiyle göremiyoruz, anlayamıyoruz diyorlar. “Fakat bu tür radikal Müslümanların hareketleri İslami değerlere uygun değil. Peygamber Muhammed (s.a.v.).” bak Sallallahu Aleyhi ve Sellem diyor. “Ve onunla birlikte olan sahabeler, ancak İslam ümmetinin varlığı tehdit altında olduğunda, son çare olarak şiddet kullandılar.” Yani canını kurtarmak için, savunma için. “Günümüzde Musevilere ya da Hıristiyanlara zarar vermek isteyen ya da onları tehdit eden Müslümanlar büyük bir hata içindeler. Çünkü bizler müşrik değiliz” diyor çocuk. “Ve İslam’a karşı da ciddi bir tehdit bulunmuyor. Musevilikte bir takipçilik hareketi yok. Bunun bir problem olduğuna inanıyorum. Çünkü içimizde yaşayan Peygamber nesli var. Ve Allah Sübhan’ül Teala’ya gerçekten saygı duyuyorsak, Peygamberlere de saygı göstermeliyiz. Peygamberler bizim içimizde olmadıkları için onların çocuklarına sahip çıkmalıyız. Bu arada Musa (a.s.), Harun (a.s.) ve Muhammed (s.a.v.) arasındaki Peygamberlerin büyük bir kısmı Harun (a.s.)’un çocuklarıydı, İlyas (a.s.), Üzeyir (a.s.), Yahya (a.s.) ve diğerleri. Göreceğiniz gibi İslam Birliği’ne ilk olarak...” ve devam ediyor çocuğun açıklamaları. Bu da resmi, şöyle gösterebilirim. Buraya gelecek bu delikanlı, geldiğinde sizlerle görüştüreceğim, Amerika’dan. Bak kitaplarımı okuyor ve Müslüman, “Kuran’a tabiyim” diyor inşaAllah, “ama Museviyim” diyor. Tamam, Muhammedi olsun, tamamdır inşaAllah. Evet, maşaAllah. Tabii uzun anlatmış konuları, çok vakit alır, onun için bu kadarla bitirelim.
“Dün Genelkurmay Başkanlığı saldırıların artacağı yönünde açıklama yapmıştı. Bugün Hakkari’nin Şemdinli ilçesindeki çatışmalarda sekiz askerin şehit olduğunu, on dört askerin yaralandığını açıkladı. On dört tane de gazimiz var. Öğleden sonra ise yine Hakkari’de mayın patlamasında iki askerimiz şehit oldu. Teröristleri takip eden Hava Kuvvetleri’ne ait F16’lar Kuzey Irak’ı bombalıyor.” Kardeşim, bombalama tamam, mesela adamların geçeceği köprüler bombalanır, başka yollar varsa bombalanır, ikmal yolları kesilir. Bu tamam olabilir. Ama bunları manen bombalamak önemli, Darwinist, materyalist düşünce, yani kafa yapılarını bombalamak çok önemli. Buların kafası, bunların bedenini yok etmeyle bir yere varılmaz. Tabii kafasında bunun, bizim bedeniyle değil ki alıp veremediğimiz, kafasındaki bilgi, kafasındaki zehir. Kafasındaki zehiri ne ile atarsın? Kuran hakikatleri ile, iman hakikatleri ile atarsın. Kafasındaki zehiri attın mı bitti, adamı kurtardın işte değil mi? Konu bu. Adamı öldürerek de kafasındaki bilgiyi atmak mümkün, eğiterek de, bilgiyle de mümkün. Eğiterek, bilgiyle olursa adamı kazanmış oluruz, hem de kolayca kafasından o zehiri de atmış oluruz. Bataklık dururken, sivrisinekleri kurutmanın mümkünü yok. Darwinist, materyalist eğitim verildiği müddetçe PKK’nın durması diye bir konu olmaz arkadaşım, söyleyeyim. Mümkün değil, mümkün değil. Ta ben lise yıllarındayken vardı PKK hareketi, bak elli dört yaşındayım ben, devam ediyor, lise yıllarında vardı yani. Kardeşim bak bu konu gurur yapılacak bir mesele değil, uzatılacak bir mesele değil. Adamların kafası zehirlenmiş, adam şaşı görüyor, yanlış görüyor, yanlış bilgiden dolayı. Adama doğrusunu anlatacaksın. Her yerde PKK propagandası yapılıyor. Bakın Habur’dan gelenler bile, hemen propagandaya başlamış. Bak ne dedim? Bu adamlar propaganda için geliyorlar dedim değil mi? Şimdi adamlar tutuklanmış. Adamlarda zebil gibi öğretmen var, öyle bir konu yok ki. Her yer öğretmen kaynıyor, komünist öğretmen kaynıyor. Adamların öğretmen sorunu yok. Şimdi tutukladın, koydun hapishaneye. Kaç yıl yatacak? Beş yıl. Beş yıl sonra adam komünist profesör olarak mezun oluyor. Üniversite olarak kullanıyorlar cezaevlerini. Cezaevlerinin tamamı şu an komünist üniversite şeklinde PKK’lılar için. Muazzam eğitim veriyorlar. Mesela altı kişilik bir koğuş diyelim. Bir tanesi onların Hocası oluyor. Akşama kadar onları eğitiyor. Pratik yapıyorlar anlatıyor, o ona anlatıyor, o ona anlatıyor, yeni bir gelen oluyor, o aldığı bilgileri, yeni bilgileri ona aktarıyorlar. Herkes birbirlerine tecrübelerini aktarıyor, fikirlerini aktarıyor, tam anlamı ile bir okul. Mesela koğuşa geçiyorlar, etüt odaları oluyor mesela, orada da yine komünist propaganda yapıyorlar. Kahvehaneye gidiyorlar, komünist propaganda yapıyorlar. Peki biz gidip yapabiliyor muyuz? Yasak, gidemiyoruz. Kardeşim dedim ki, şu TRT Şeş’i Allah rızası için, çıkartıyorsunuz lorke aşağı lorke yukarı davul zurna ile eğleniyorlar, zılgıtlar çekerek. Bir günde yarım saat bize ayırın, yarım saat fazla değil yani. Gece vakti de olur yarım saat. Anlatalım Darwinizmin, materyalizmin, komünizmin geçersizliğini, halkı bir eğitelim, değil mi? Halkın epey bir bölümü de cahil olduğu için hemen inanıyorlar.
SUNUCU: Evet, bilgisizlikten dolayı inanıyorlar.
ALTUĞ BERKER: Hocam doğru çözümün bu olduğunu terörist başı da anlamış, kitabında sizden bahsediyor o yüzden.
ADNAN OKTAR: Bakın diyor; “Adnan Hoca MİT’in elemanı, MİT elemanı o” diyor. “Devlet onu görevlendiriyor” diyor adam. Hayır, iftihar ederim MİT elemanı olmuş olsam, iftihar ederim. Benim en hoşuma gidecek olaylardan birisi olur herhalde Benim öyle bir çekinerek konuştuğum bir konu değil. Fakat diyor ki; “devletin hep böyle filozof din alimleri olmuştur. Hep Osmanlı döneminde de böyle olmuştur, hep devlete yol göstermiş ve devlete ideoloji enjekte etmişler ve devlet de onu uygulamış” diyor. Dolayısıyla, “Adnan Hoca gibiler” diyor. Sonra konuya geçiyor. Darwinist, materyalist, karşıt hareket olduğumuz için, çok ağırına gitmiş, onlarla ilgili yazılar yazmış. Adam farkında, onlar da farkındalar, ama elimizin kolumuzun bağlı olduğunu da gördüğü için, gönlü de çok rahat. Mesela çıkıyor böyle bazı siyasiler, siyasi liderler, şimdi biz buna çözüm getireceğiz diyor, ağır ağır sakin sakin... Nedir çözüm diyorsun? “Bu çocuklar, dağda ailelerinden ayrı, bir kere annelerinden ayrılar. Evladım in, seni bir evlendirelim. Sana bir kız bulalım evlendirelim, işte bulalım, git annenin sıcak çorbasını iç, konu bitsin” diyor. Adamın iki sorunu varmış PKK’lının; bir evlenememek, bir de çorba, annesinin çorbası. Bu ikisi bir araya geldi mi, bitti. Kafasındaki zehir adamın akıp gidiyormuş, tertemiz oluyormuş. Ne komünistliği, ne Darwinistliği, ne materyalistliği, ne din düşmanlığı hiçbir şey kalmıyormuş. Kardeşim bu mantık oldu mu, işte adam bunu yapar. Ben çocukluğumdan, lise yıllarımdan beri bunu duyarım, yani bu şekilde. Çorba edebiyatını duyarım ve aynı şekilde devam ediyor bu olay. Bu konuda bize milletimiz destek vermesi lazım. Bunun önemi konusunda yetkilileri herkes uyarsın, yazı yazsınlar, dilekçe versinler. Konu sadece anti-komünist eğitimde, PKK komünist, Stalinist bir hareket. Eğer karşıt hareket olmazsa, komünist düşünce, parti lider uygulaması içerisinde organize bir hareket olduğu için, azimli bir hareket oluyor ve kararlı olarak korkutmaya da dayalı olduğu için, insanlar zayıf yaratılmıştır. Korkuya dayanamıyor insanlar. İnsanların çok büyük bir bölümü korku karşısında pes eder, güçlüden yana olur. Komünist hareket de terörle güç kazanmış oluyor. Mesela her asker şehit edilişinde, PKK’nın oyu binlerce artar. Her PKK, her şehit haberinde PKK’nın oyunda muazzam artış oluyor. Çünkü adamlar güç gösterisinde bulunmuş oluyorlar. Diyorlar ki mesela; “PKK’lılardan on iki kişi öldü, on kişi öldü.” Adamlar diyorlar ki; “kardeşim biz üç bin kişi falan adamız burada, yıllardan beri bizim öldürüldüğümüz söyleniyor, üç bin kişi biz olduğumuz gibi duruyoruz. Eğer bu hesaba göre biz gerçekten ölmüş olsaydık, otuz kere yok olmuş olmamız gerekiyordu” diyorlar, “otuz kere”. “Toplamında çünkü on binlerce insan ölüsünden bahsedilmiş oluyor” diyorlar, anlaşıldı mı? “Dolayısıyla böyle bir şey yok, biz vurup kaçıyoruz” diyorlar. Bu müthiş bir propagandadır, muazzam. “Biz zaiyat vermiyoruz” diyor adamlar. “Daima zaiyatı, karşı tarafa biz zaiyat verdiriyoruz. Biz zaiyat vermiyoruz ve komünist ideolojinin gücünü gösteriyor bu. Komünist düşüncenin, Stalinist, Leninist düşüncenin ne kadar isabetli olduğunu, ne kadar doğru olduğunu, organize bir hareketin, partileşmiş bir hareketin, lidere dayalı bir hareketin yüzde yüz başarısını gösteriyor ve biz de bunu halka gösteriyoruz. Ve halk da güçlüden yana oluyor, görüyorsunuz.” diyorlar. Kardeşim bu seyredilir mi bu durum? İnanılır gibi değil yani, kâbus gibi. Alacaksın, geçeceksin karşısına, mesela TRT Şeş muazzam bir imkân, devletin radyoları muazzam bir imkân. “Benim mazlum halkım, benim canım halkım, benim canım milletim Darwinizm, materyalizm bir aldatmacadır. Size bak bilimsel delilleriyle anlatacağız” diyeceksiniz. Mesela bir aylık bir program, her gün bir saat, 30 saatlik program. Kardeşim % 70 netice alınır, % 80 netice alınır, biter olay. Kafasındaki zehire tentürdiyot basmış oluyorsun. Mikroba tentürdiyot basmış oluyorsun değil mi? Antibiyotik vermiş oluyorsun hastalığa. Zehire karşı panzehir vermiş oluyorsun ve yok etmiş oluyorsun. Panzehir vermiyorsun, antibiyotik vermiyorsun, değil mi? Tentürdiyot kullanmıyorsun. Adam ağır hasta, gittikçe gelişiyor, yayılıyor, bünye müsait. Bakın iklimi müsait, ortam müsait. Bir kere gerilla savaşı için muazzam uygun. Dağların yapısı, ormanların yapısı, yolların yapısı, çetin koşullar, sık sık sis basması, yani tam gerilla savaşı için uygun bir yer. Ayrıca bakın Irak, Amerika’nın eline geçti. Irak’a da müdahale yapamıyor ordumuz. Yani eskisi gibi derinlere gidemiyor. Gitse de zaten bir şey değiştirmiyor da, ayrı mesele. Çünkü ideolojik mücadele yapılmadıktan sonra, hiçbir şekilde netice alınmaz. Mesela Amerika da, Vietnam’da uğraştı. 10 binlerce ton bomba yağdırdı. 10 binlerce ton. Hallaç pamuğu gibi attılar. Ho Şi Minh’in yöntemlerini uyguladı adamlar. Ho Şi Minh çivileri koydular yerlere. Amerikan arabalarını sırf çivi atarak yerlere, üçgen çivi atarak durduruyorlardı. Amerikalıları kendi silahlarıyla onları vurdular. Kendi mayınlarıyla onları vurdular ve başarılı olamadı Amerika Vietnam’da. Geri çekildi. Yendiler adamlar, koskoca Amerika’yı yendiler. Gerilla savaşı çok çetin bir savaştır. Amerika da, yine burada ne yaptı? Muazzam bir hata yaptı, ideolojik mücadele vermedi. Anti-komünist, anti-Darwinist mücadele vermedi. Sadece kuvvetle yapmaya kalktı. Onlar da öyle olmaz, böyle olur dediler. Amerika’yı feci şekilde ezip evlerine gönderdiler. Binlerce ölü, on binlerce yaralı, trilyonlarca dolar para harcanmış olarak kös kös Amerika geri döndü ve bitti olay, bu kadar. Fakat ideolojik mücadelenin önünde hiçbir şey duramaz. Kardeşim bakın şuradan örnek vereyim size; Osmanlı’da ne yaptılar? “Osmanlı’yı ne tutuyor bir arada? Kuran tutuyor, değil mi? Gayet kolay bizim işimiz” dediler. “Biz Kuran’ın etkenliğini ortadan kaldırdığımızda, bunların manevi gücü kalkacak mı? Kalkacak. Birlik ve beraberlik gücü kalkacak mı? Kalkacak.” Devletin gücünü ne sağlıyor, Osmanlı’nın birlik, beraberliğini ne sağlıyor? Kuran. Aileyi ne sağlıyor? Din, değil mi? Birlik ve beraberliği? Din. Ahlakı ne sağlıyor? Din. Bütün sosyal alt yapıyı din sağlıyor. “Tamam, buyurun Darwin Bey, devreye girin” dediler. Adam bir kitap yazdı, Türlerin Evrimi. Osmanlı aydınlarına bir okuttular, adamlar sapır sapır boydan boya bütün Osmanlı aydınlarının en az %80’ini, en az %80’ini döktüler bir kalemde. Gizlice yayıldı. Hep komünist oldular. Ömer Seyfettin diyoruz mesela, değil mi? Koyu Darwinist’tir, bilmiyorlar, kimse bilmez. Ender Paşalar falan, hepsini Darwinist yaptılar. Yani gizli bir bela, gizli bir ur olarak Osmanlı’nın içine yayıldı o. Ondan sonra, Osmanlı “ne yapalım, ne yapalım?” dediler. “Dinle olmayacak, anlaşıldı” dediler. Bitti işte. Ondan sonra sapır sapır döküldüler, her yeri vermeye başladılar. Sıradan; Balkanları kaybettiler, orayı kaybettiler, Yemen’i kaybettiler, burayı kaybettiler. En sonunda kendi vatanımıza geldi, orayı da kaybettiler. Atatürk yiğitlik yaptı da, milleti şöyle bir toparladı. Allah ondan razı olsun, hiç olmazsa vatanı kurtardık, bir kısmını kurtardık yani, değil mi? Ki yani küçücük bir toprak parçasını kurtardık, inşaAllah. Bakın ideolojik mücadeleyle adamlar savaşı kazandı. Biz de ideolojik mücadeleyle, aynı yöntemle savaşı kazanırız. Bunu çözümü budur. Bak adam koskoca imparatorluğu, Türlerin Evrimi kitabıyla yıktılar, bir kitapla yıktılar. Türlerin Evrimi, bu kadar başka bir şey yok. Biz de Yaratılış Atlası’yla koskoca komünist imparatorluğunu yıktık. Ve iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün beynini dağıttık, bir kitapla inşaAllah. Ama kollarımızı çözsünler de şunları bir hallaç pamuğu gibi atalım. Gurur yapılacak bir şey yok bunda inşaAllah. Yani bu konu uzar, dallanıp budaklanır ve gelişir yani bütün bölgeyi ezer bu. Adamların amacı; dev bir koskoca komünist Kürdistan devleti kurmak, kızıl komünist yani. Ve Stalin’in yarım bıraktığı, Lenin’in yarım bıraktığını biz tamamlayacağız diyorlar adamlar ve halkı da inandırmışlar. Sefalet ortamı var tabii, komünizmin gelişmesi için müthiş bir imkân. Cehalet ortamı var, müthiş bir imkân. Arazinin coğrafi yapısı müsait ve İsviçre, Danimarka, Norveç, Almanya, Amerika say say bitmez, hepsi destekliyorlar PKK’yı. Silah, para ne istiyorsa, ideolojik destek, anlaşıldı mı? Buna karşı bunların ciğerine oturtacak en güzel şey, onlara Osmanlı’yı yıktıkları kitabı yıkarak karşılık vermektir. Türlerin Evrimi, türlerin işte şunu bunu falan hepsiyle, yani Darwin’in tabii tek bir tane kitabı yoktu, ben örnek olarak veriyorum. Bir kitapla bitirmek, Yaratılış Atlası’yla bitirmek, inşaAllah. Darwin’in kurduğu o ideolojiyi, karşı düşünceyle, hak olan düşünceyle, gerçek düşünceyle, bilimin desteğinde, sanatın desteğinde, aklın desteğinde yok etmek. Bunu yapmadıktan sonra bu zalim imparatorluk insanlara kök söktürmeye, canlarını yakmaya devam edecektir, söyleyeyim.
ALTUĞ BERKER: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, inşaAllah. Kitabın o etkiyi oluşturacağını Avrupa fark edip, Avrupa Birliği Parlamenterler Birliği’nde kitabı yasaklamaya çalıştılar.
ADNAN OKTAR: Kardeşim adam çıkarttı, toplantı koskoca Avrupa Birliği’nin toplantısında, böyle kadın kaldırdı; Yaratılış Atlası’nın büyük bir tehlike olduğunu bütün Avrupa’ya duyurdu. Fransa bilmem ne havalara hopladılar çok büyük bir tehlike diye. Çünkü nasıl Osmanlı’yı tek bir kitapla, birkaç kitap tabii yani öyle tek derken külliyatla yıktılarsa, aynı karşıt hareketin anti-Darwinist eserlerle karşı zafer kazanacağını anladılar adamlar. Ve onun için çırpınıyorlar. Osmanlı’yı, bakın tek bir kitap yıkmıştır. Şimdi Avrupa’daki bu komünist yapılanmayı da iddia edilen Ergenekon Örgütü’nü de yine tek bir kitap yıkmıştır. Ama bunun kitlelere, tabana, üniversitelere, her yere yayılması için bize herkesin yardımcı olması lazım, başka türlü olmaz. Aksi fikirde olan varsa, dediklerin yanlış diyen varsa, bir kişi varsa, bana gelsin, yazsın, söylesin, değil desinler. Sorduğumda herkes haklısın diyor. O zaman desteklesinler, yardımcı olsunlar değil mi? Tek başına yapılacak bir şey değil bu. Yapılır tabii, yapılmaz diye bir şey yok yaparız evelAllah da, ibadet olarak herkesin buna katılması gerekir. Ben bunu söylüyorum inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Onu şimdi aydınlar, yazarlar da anladı Hocam. Bu sizin yıllardan beri söylediğiniz komünist derin devlet çetesi diye iddia edilen Ergenekon Örgütü’nden bahsettiniz. PKK’yı kurdu ve bu şeyleri yapıyor. Bugün Yargı’nın içine sızmış olan iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün uzantılarının işte ne kadar tehlikeli olduğuna dair haberler vardı. Örneğin Mehmet Altan’ın bugünkü yazısı, “Şiddet ve Ergenekon karşı atakta” şeklindeydi Hocam. Nuh Gönültaş da, oda aynı şeyde anayasa referandumunun öneminden bahsetmiş. Ergenekon çözüme ulaşmaz demiş, yargı düzeni demiş değişmezse, diye.
ADNA OKTAR: Kardeşim bak, iki yıl önce dedim ki; televizyonlara çıktım, “en büyük tehlike” dedim, “Türkiye için en büyük tehlike, iddia edilen Ergenekon Örgütü’dür. İddia edilen Ergenekon Örgütü içerisinde de en büyük tehlike, örgütün yargı içerisindeki yapılanmasıdır” dedim değil mi? “Acil bu konuda önlem alınsın” dedim. O zaman sözümüzü dinletemedik. Halbuki çok büyük fırsat ve imkan vardı o zamanlar, ciddiyetini hissettiremedim. Vargücümle bağırdım, defalarca söyledim, ama ciddiyetini hissettiremedim. Hatta gittik, konuştuk da, söyledik de bazı kişilere, inanmadılar bana. Bak şimdi yılanın çöreklendiğini gördüler değil mi? Yani ne kadar pervasız, ne kadar pişkin, ve ne kadar arsız bir yapılanma olduğunu da gördüler. Mesala bize de o zamanlar kendilerince baskı yapmak için, akıl almaz oyunlar yaptılar. Akıl almaz ataklar yaptılar. Allah bütün oyunlarını bozdu ve bozuyor da inşaAllah.
SUNUCU 1 : Hocam, izleyicilerimizin, dinleyicilerimizin size soruları var.
SUNUCU 2: “Essalamü aleyküm ve rahmetüllahi ve berakatühü. Muhterem Hocam, sitelerde deccal hakkında bir sürü haber var. Kimisi Dawkins diyor, kimisi Pakistan’da çıkmış biridir, diyorlar. Resmini de yayınlamışlar, bir gazete sayfasında. Deccal hakkında hareketi Darwinizm’i kavradık inşaAllah. Peki deccal şahıs olarak zuhur edecek mi? Saygı ve hürmetlerim ile” Abdürrahim İlhan. Mardin.
ADNAN OKTAR: Abdürrahim kardeşimiz, maşaAllah. Essalamü aleyküm ve rahmetüllahi ve berakatühü, canım kardeşim. “Muhterem Hocam,” demiş. “Sitelerde deccaliyet ile ilgili bir sürü haber var. Kimisi Dawkins diyor, kimisi Pakistan’da çıkmış biri diyor.” Yok ben size söyleyeyim, açıkça Darwin’dir. Darwin yani tam hadisin açıklamasına uygundur. Tipi, görünümü, yaptığı icraat, tahribat ve 150 yıl içerisinde dünyayı mahvetti. Ve böyle akılalmaz bir putperest din. Dünyanın en mantıksız putperest dinidir. En münasebetsiz, en akla zıt putperest dinidir. Çünkü öbürleri taş yarattı diyorlar ama, bu taşı da Allah yarattı diyorlar. Yine orada kendince bir mantık üretiyor. Bunlar tamamen tesadüfe dayandırmışlar, sırf tesadüf. Dünyanın en anormal putperest dinidir, pagan dinidir. Ve bütün dünyanın %99’unu teslim aldı bakın. Ondan sonra, biz müdahele ettikten sonra, dünya şu an rahat bir nefes almaya başladı. Dünyayı komaya sokmuşlardı. Dünyayı komadan çıkarttık. Öldürmüşlerdi dünyayı yani. Kıyamete ramak kalmıştı adeta. Mahvetmişlerdi dünyayı. Allah vesile etti, inşaAllah. Deccalin ana özelliği, bütün dünyayı dinsiz, ateist yapmasıdır. Dünyanın %99’unu veya %95’ini dinsiz ve ateist yaptı. İşte en büyük alameti budur bakın. Deccalin en tutulur, görülür, bilinir alameti, net alameti budur. Dünyayı, dünya tarihinde görülmemiş şekilde ateist yapması. Ne Firavun devrinde olmuştur böyle bir şey, ne Nemrut devrinde, ne Buhtunasr devrinde. Hiçbir devirde, bu kadar dünyayı kasıp kavuran bir dinsizlik, ateist cereyan olmamıştır. İlk defa oluyor ve bütün Peygamberler diyor. Peygamberimiz (s.a.v.), Ahir zaman’daki bu deccal fitnesine karşı ümmetleri uyarmıştır. Ve dünyanın en büyük fitnesidir ve en büyük olayıdır, diyor. Bu olaydan daha büyük olay yok diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Deccaliyet olayından daha büyük olay yok. Buna karşı da işte Muhammed Mehdi (a.s.) isminde bir zat-ı nurani diyor, Bediüzzaman. Çıkıp bu taunu, bu beşer üstüne çöken bu kabusu, bu büyük belayı Allah’ın izni ile yerle bir edecek diyor. Yani deccaliyet budur. Ama mesala şimdi biz en ucunda çıksak, şu anda dünyada bir lider olarak, yani sembolik anlamda, var tabii. Mesela dünya derin devletinin başı olan bir kişi var. Ama bunun nedir arkadaş özelliğin dediğimizde, Darwinisttim ben, diyor. Yani onu kendine Peygamber kılmış, Darwin’i. Yani o dinin tabiisi adam, bir özelliği yok. Asıl olay Darwin’dir. Asıl konu budur. Onun da dedesi Erasmus Darwin, bilmem ne falan vardı. Lamarck vardı, şu vardı, bu vardı ama bunlar bir komite. Fakat asıl beyni Darwin’dir, onda toplanmıştır. Dolayısıyla deccal çıkmıştır, tahribatını yapmıştır. Şimdi Mehdi (a.s.) hareketi, o tahribatı temizleyip, düzenleyip, onarıp, normal hale getirecektir. Çünkü deccalin önce çıkması, tahrip etmesi gerekiyor. Deccal çıkar çıkmaz tahribat yapamaz zaten. Diyorlar ki mesela; deccal çıktığında hemen Mehdi (a.s.) çıkar, öyle olmaz. Yani deccal çıkacak, muazzam bir tahribat yapacak, bu tüm dünyayı kaplayacak, en ince hücrelerine kadar işleyecek, en ince detaylara kadar girecek olay, bütün dünyayı kaplayacak, ondan sonra Mehdi (a.s.) devreye giriyor. Yani dünyanın ölümünden sonra dünyayı diriltecektir Mehdi (a.s.).
ALTUĞ BERKER: O iman çalışması da 40 yıl sürüyor diyorsunuz Hocam, Mehdi (a.s.) inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii, bakın Mehdi (a.s.)’nin de karşı atağı 40 yıl sürüyor. O mesela 150 yıllık bir tahribat yapıyor, Mehdi (a.s.) de 40 yılda temizliyor onun batırdıklarını. Yani o da uzun süreli bir çalışma. Sonra siyaset ve saltanat aleminde çalışmaları var Mehdi (a.s.)’nin, o çok süratli oluyor. Genel olarak tabii orada İsrail’i de deccalin elinden kurtaracak, Afganistan’ı da deccalin elinden kurtaracak, Türkiye’yi de deccalin elinden kurtaracak. Yani Darwinist, materyalist düşüncenin elinden kurtaracak ve dünya bir nefes almış olacak. Daha yeni anladılar deccalin Darwinizm olduğunu insanlar. Kardeşim mesela bir hırsızın alameti nedir? Evi soymasıdır, değil mi? Öyle anlıyoruz biz; “bilgisayar yok, paralar gitmiş” diyor, anlıyorsun. Camı da kırmış, her yeri dağıtmış, hırsız girmiş. Deccalin nedir alameti? Herkesi dinsiz, imansız yapması, %95’ini. Başka alameti yok ki deccalin, yani en belirgin alameti. Kaşı, gözü, ağzı, burnu böyle bir sorunu yok ki zaten adamın. Sakalının boyu, kaşı, gözü falan öyle bir şey yok, tahribatı önemlidir. Mehdi (a.s.)’de de yine tamiratı önemlidir. Mehdi (a.s.)’de de yani biz eşgalinden yola çıkıyoruz ki, tamiratıyla. 40 yılda tamir edip bitiriyor. “Tamam bu Mehdi (a.s.)” diyoruz. Bu kim? Deccal. Yerle bir etmiş dünyayı, dinsiz yapmış. Dinsiz yapana deccal, dindar yapana da Mehdi (a.s.) deniyor. O kadar, özetle budur. İki alamet vardır. Karışık bir şey yoktur inşaAllah.
“Sayın Hocam, Allah’ın selamı üzerinize olsun.” Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Sohbetiniz sırasında Türk-İslam Birliği haritası üzerinde konuşurken, haritanın sınırlarını kartal kanatlarına benzetmiştiniz o an” diyor. Tabii, Türkiye kartalın başı görünümünde, isterlerse baksınlar. Türkiye kartalın başı gibi, o da kanatları, şurası da kuyruğu. Şu da kuyruğu olmuş oluyor, çatal kuyruğu. Genişçe değil mi? Batıya doğru uçuyor gibi, evet doğru. Kardeşimiz ayet vermiş. Hicr Suresi, 88. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma,” yani üzülme diyor. “Müminler için de (şefkat) kanatlarını ger.” “Şefkat kanatlarını ger.” Yani kanatlarının altına al bütün Müminleri diyor. Hakikaten de bak Türk-İslam Birliği o bölgeyi olduğu gibi kanatlarının altına almış, inşaAllah. Ne diyor? “’Müminlerin üzerine inecek şefkat kanatları’nın Türk-İslam Birliği olduğunu düşündüm.” Çok güzel düşünmüşsün, maşaAllah. Çünkü bu birlik olduğu zaman, tüm Müminler Allah’ın izniyle, Mehdi (a.s.)’nin şefkatinin altına girmiş olacak. Bu görüşüme katılır mısınız Hocam? Antalya’dan kardeşiniz Ufuk.” Tam, tam, gayet güzel. MaşaAllah. Selamlarını unuttuğum herkese yeniden selam veriyorum. Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. Allah’ın selamı, bereketi, rahmeti üzerlerine olsun. Bütün kardeşlerimizin, selam veren herkesin, inşaAllah.
Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Efendim Nur Suresi’ni açmışsın. Allah nurunu artırsın, maşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı,” bak, “sizi boş bir amaç” yani öylesine, “yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?” diyor Allah. Mesela bu müthiş bir ayettir bu, çok önemlidir. Bakın ne diyor Allah; “sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı,” şimdi fincanın amacı var, elimin amacı var, kitabın amacı var, televizyonun amacı var. “İnsanın amacı?” “Yok” diyorlar. Onun Ahirette cevabını bol bol vereceğiniz vakit olacak işte o zaman. “Gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?” diyor Allah. Yani “bunun hesabını sormayacağımı mı sanmıştınız?” diyor Allah.
Tamam bugünlük bu kadar olsun inşaAllah.
SUNUCU 1: Programımız bu akşamlık sona eriyor. Harunyahya.Tv sitesinden 24 saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi bize ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden gönderebilirsiniz. www.harunyahya.org ve www.harunyahya.net adreslerinden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Bizi yarın 22:00’den itibaren www.harunyahya.tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo ve Kanal Avrupa ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza www.harunyahya.tv adresinden devam edeceğiz. İyi akşamlar.
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...