SUNUCU: Yayınımıza siz dinleyicimiz ve izleyicilerimize tekrar merhaba diyerek başlıyoruz. Sayın Adnan Oktar Hocamız’ın aramıza katılmasıyla yayınımıza tekrar başlamak üzereyiz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, neler anlattınız ben yokken?
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Ahir zaman alametlerini anlattı doktor arkadaşlarımız Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, yalnız ben yokken sesi kısıyormuş bazı kardeşler. “Hocamız gelince sesi açıyoruz” diyorlarmış. Olmaz. Çünkü kardeşlerimiz çok güzel şeyler anlatıyorlar. Değil mi? Çok acayip oluyor, yapmasınlar öyle. İnşaAllah.
SUNUCU: Bir soru okuyorum ben. “Sayın Hocam, Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişini kendilerince erteleyenler Kıyametin vaktini de bir nevi kendilerince uzatmış olmuyorlar mı? Bu kişiler şu ayetin hükmüne girerler mi? ‘Allah’ın azabından emin mi oldular? Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası Allah’ın böyle mühlet vermesinden emin olamaz’, Araf Suresi, 99.” Ferhat Güçlüsoy, demiş.
ADNAN OKTAR: Evet tabii bir yönüyle bakıyor, yani açıkça öyle. Fakat güzel gelişmeler var. Mesela eğer Risale Haber’de yanlış bilmiyorsam, Nur talebelerinin Risale Haber Sitesi’nde, “Hz. İsa (a.s.)’nin geleceği, şahıs olarak geleceği ve Mehdi (a.s.)’nin şahıs olarak çıkacağına dair bir haber var” dediler bana. Onu sana göndersinler şu an. O çok şahane. Hiç umulmadık bir gelişme. Çünkü şiddetle reddediyorlardı. “Aman” diyorlardı, “Hz. İsa (a.s.) da şahs-ı manevidir, Mehdi (a.s.) de şahs-ı manevidir. Ve şahıs olarak gelmeyecektir” diyorlardı. Değil mi? Şimdi kabul etmişler. Bu eğer doğruysa, bu haber harika. İnşaAllah. Bayağı ilginç, inşaAllah.
Ertuğrul Özkök bugünkü yazısında; “Türkiye’nin dünyaya nizam vermesini istemiyoruz. Kendine nizam versin yeter” şeklinde bir yazı yazmış. Biz Türkiye’nin dünyaya nizam vermesini istiyoruz Ertuğrul Bey. Senin arkadaşlarından beş, on kişi istemeyebilir. Ama biz yetmiş milyon istiyoruz, değil mi? İsterse sandığa gidelim, referandum yapalım, görsün. Tabii, bizim adımıza nasıl isim verir, nasıl açıklamada bulunur? Bak diyor ki; “Türkiye’nin dünyaya nizam vermesini istemiyoruz.” Biz istiyoruz. Ecdadımız istemiş, Osmanlı’da biz bunu yaptık. Allah istiyor, Kuran da istiyor, hadis de istiyor, Peygamberimiz (s.a.v.) istiyor. “Kendine nizam versin yeter.” Biz kendimize de nizam, zaten biz kendimize nizam vermiş durumdayız, dünyaya nizam vereceğiz inşaAllah. “Yurtdışında bazı yazarların PKK saldırılarının, Türkiye’nin dış politikadaki hızını kesmek ve “daha kendi içinde de düzen sağlayamıyor. Bölgeye nasıl ağabeylik yapsın?” mesajını vermek olduğunu yazıyordu. Gerçekten de saldırıların başladığından itibaren Ertuğrul Özkök, Fatih Altaylı, Mehmet Yakup Yılmaz gibi kişiler hep bu yönde yazı yazıyorlar. Türkiye’nin Ortadoğu’ya, Müslümanlara sahip çıkmasını eleştiriyorlar. Ve acilen erken seçime gitmesini istiyorlar.” Peki, erken seçime gidilsin de, ne olur yani? Ne olacağını düşünüyorlar erken seçime gidildiğinde? Ertuğrul Özkök’ü başa getirmeyeceklerine göre, değil mi? Aydın Doğan’ı da başa getirmeyeceklerine göre milletimiz. Ertuğrul Özkök’ün bugünkü yazısından bir bölüm: “Bugün ülkemde sükunet vaadinden daha büyük vizyon ne olabilir? ‘Dünyaya nizam veren adam’ vizyonu mu?
Kalsın, istemiyorum.” Biz ona sormadık ki. Yani “Ertuğrul Bey” diyeceğiz, biz huzuruna gideriz deriz ki, “Müsaade edersen biz Türk İslam aleminin lideri olmak istiyoruz. Destur var mı, müsaade ediyor musun?” deriz. O da “kalsın istemiyorum” dese tamam haklı. Ama biz ona sormuyoruz ki cevap veriyor. “Kalsın istemiyorum. Ben ülkeme nizam verecek siyasetçi arıyorum.” Bu Mehdi (a.s.)’dir. Siyasetçi değil de insan inşaAllah. Yani siyasetin dışında bir insan inşaAllah. “Ülkeme nizam verecek, huzur verecek, televizyonu bana düşman bir kavga makinesi olmaktan çıkaracak, herkesi dinleyecek, dinlediğini dövmeye kalkmayacak bir liderlik vizyonu arıyorum.” Tıpatıp Mehdi (a.s.)’yi anlatıyor. Bu güzel. Bak “ülkeme nizam verecek, huzur verecek, televizyonu bana düşman bir kavga makinesi olmaktan çıkaracak, herkesi dinleyecek, dinlediğini dövmeye kalkmayacak bir liderlik vizyonu arıyorum.”
“Cüneyt Ülsever dünkü yazısında Türkiye'yi gaibe sürükleyen hastalığın teşhisini koydu.‘İdeolojik şizofreni...’Ankara'yı Kudüs, İstanbul'u Gazze ilan eden, Kudüs'te zafer namazına hazırlanan”, çok güzel, yani bu zafer namazı demek orayı ezip orayı yok etmek değil ki. Oradaki Hıristiyanları bağrımıza basacağız, Musevileri bağrımıza basacağız, Müslümanları bağrımıza basacağız, kardeş olacağız. Bu bir zaferdir tabii ki. Kavga bitecek, anarşi bitecek, terör bitecek. Bu zafer değil mi? Zafer tabii ki. “Türk siyasetini Hamas mitingine çeviren, bu ruh halimize başka hangi teşhis konabilir?” Hamas mitingi değil, yani burada Mehdiyet’in, Hz. İsa Mesih (a.s.)’in ruhu hakim olacaktır. Hamas hakim olmayacak, İran da hakim olmayacak, efendim Hizbullah da hakim olmayacak, efendim başka örgütler de hakim olmayacak. Ne hakim olacak? Mehdiyet hakim olacak. Anlattığı zaten Mehdiyet, burada anlattığı. Bunun hakim olmasını zaten istiyor değil mi? Mehdiyet de hakim olacak. “Teşhis doğrudur da tedavisi nedir? Tabii ki seçim...” diyor. Şimdi tabii ki seçim de, tamam da, tedavisi Mehdiyet’tir. Kuran’a tam tabiiyet, sünnete tam tabiiyet, güzel ahlaklı olmak, sevgi dolu olmak, samimi olmak, bilime, teknolojiye, sanata gereken önemi vermek. “O zamana kadar da kendi yaramıza tuz basacağız.” Şimdi seçim olursa sağ ezer geçer, onu söyleyeyim. Silindir gibi ezer, o anlamda öyle bir konu olmaz. Yani neyi kastediyor o zaman tabii ki seçim derken? Sağ Türkiye’de çok güçlü. Yani şu an yüzde doksana çıktı sağ Türkiye’de. En az yüzde doksandır. Değil mi? Çünkü CHP de sağa kaydı. Yani sağ parti haline geldi. Onun için onların anlattıkları her şey benim gördüğüm Mehdiyet’i tarif ediyor.
Şimdi şu PKK’lılara biraz konuyu anlatalım. PKK’yı anlayamayan bazı kişilere, bazı bürokratlara konuyu anlatalım. Bak Stalin ne diyor? PKK’nın fikir babası olan Stalin. “Genç nesillerin zihnini yaratılış düşüncesinden arındırmak için onlara tek bir şeyi öğretmeliyiz.” Bakın, “yaratılış düşüncesini, Allah’ın yarattığı düşünceden onları ayırmak için tek bir şey öğretmeliyiz” diyor Stalin. “Darwin’in öğretilerini.” Abdullah Öcalan ne diyor? Aynısını söylüyor. “Genç nesillerin zihnini yaratılış düşüncesinden arındırmak için onlara tek bir şeyi öğretmeliyiz, Darwin’in öğretilerini.” Aynısı. Bak Stalin ile kelime kelime, harf harf aynı şeyi söylüyorlar, ikisi de. Mao ne diyor, Mao? Biliyorsunuz Türkiye’de Maocu bir düşünce sistemi de var, Maocu komünist düşünce sistemi. “Mao, kurduğu bu düzenin felsefi dayanağını ise”, bak ne diyor Mao, “Çin sosyalizminin temeli, Çin komünizminin temeli Darwin'e ve Evrim Teorisi’ne dayanmaktadır.” Eğer böyle gürül gürül Evrim Teorisi’ni anlatmaya devam ederlerse, bu konunun muhatabı olmuş olurlar. Bakın diyor ki Mao; “Bir devrim, bir zihniyet partisi ya da bir makale yazmak ya da bir resim çizmek ya da nakış işlemek değildir” diyor. Mesela bakın bir devrim. PKK’lılar “biz devrimciyiz” diyorlar, “devrim yapacağız” diyorlar. Bakın onlara açıklıyor şimdi Mao. “Bir devrim, bir ziyaret partisi ya da bir makale yazmak ya da bir resim çizmek ya da nakış işlemek değildir.” Yani diğer bazı zevatın, bazı kişilerin yaptıklarını anlatıyor. Evet. “O kadar kibar ve zarif, acele etmeden ve nazik ve o kadar ılımlı kontrollü ve yüksek ruhlu olmamalıdır” diyor. Bakın çok açık anlatıyor. “O kadar kibar ve zarif” , biz kibar ve zarif olmayız diyor komünistler olarak diyor, yani anarşistler, komünistler olarak, “acele etmeden”, aceleciyiz diyor, “ve nazik” diyor, nazik de değiliz diyor, “o kadar ılımlı”, ılımlı da değiliz diyor, kontrollü de değiliz diyor, bak “kontrollü” diyor, “ve yüksek ruhlu”, yüksek ruhlu da değiliz diyor, “olmamalıdır. Devrim; bir isyan, bir ayaklanma, bir sınıfın diğerini devirdiği bir şiddet hareketidir.” diyor. Yapılan şimdi bu. Bunu anlamazlıktan gelmenin alemi ne? Adam bakın çorba eksikliğinden değilmiş demek ki, evlenemedikleri için de değilmiş. Nedenmiş? Bak açıklıyor Mao. “Devrim; bir isyan, bir ayaklanma, bir sınıfın diğerini devirdiği bir şiddet hareketidir.” Anti komünist çalışma yapılmadıktan sonra adamlar bu fikirlerini bağırta bağırta uygularlar. Mutlaka anti komünist, anti Darwinist, anti materyalist ilmi çalışma gerekiyor. Bak Karl Marx ne diyor; “Şu anda kitabını okuduğum Darwin, tek kelimeyle muhteşem” diyor. Karl Marx, Marksizmin kurucusu Karl Marx söylüyor bunu. Marx yine diyor ki; “Bizim görüşlerimizin”, yani Marksist düşüncenin, “doğal tarih temelini”, yani ana yapısını, “içeren kitap işte budur.” Yani Darwin’in kitabı, yani komünizmin kökeni budur diyor, Marksizmin kökeni budur diyor, Darwin’in kitabıdır diyor. “Bizim görüşlerimizin doğal tarih temelini içeren kitap işte budur” diyor. Marx yine şöyle diyor bakın; “Darwin’in yapıtı”, Darwin’in yazdığı kitap, yani Darwinizmin temeli olan bu kitap. “Darwin’in yapıtı, büyük bir yapıttır” diyor Karl Marx. “Tarihteki sınıf mücadelesinin” yani komünist düşüncenin, “doğa bilimleri açısından temelini oluşturuyor” diyor, temelini. Marx Engels Mektuplar, cilt 2, sayfa 126. Mesela Troçki diyor ki, Troçkistlerin lideri; “Darwin’in buluşu, tüm organik madde alanında diyalektiğin en büyük zaferi oldu” diyor bak. “Darwin’in buluşu, tüm organik madde alanında diyalektiğin en büyük zaferi oldu.” Yani Marksist düşüncenin temelini oluşturduğunu bu da söylüyor. Hepsi söylüyorlar.
Şurada Lenin’in bir sözü var. Bunu sen bir oku, ben eleştireceğim sonra.
SUNUCU 2:"Propagandacılar her grubu basit bomba formülleriyle donatmalılar. Onlara işin mahiyeti hakkında açıklamalar yapmalı ve gerisini onlara bırakmalılar. Gruplar, derhal askeri eğitimlerine, operasyonlara katılarak başlamalılar. Bazıları bir casusun öldürülme işini veya bir polis karakolunu basma görevini üstlenmeli. Bir kısmı ise banka soymalı."
ADNAN OKTAR: Şimdi PKK’nın niye karakol bastığını anladık mı? Çorba eksikliğinden basmıyorlarmış demek ki, değil mi? Bak Lenin’in talimatları üzerine basıyorlar. Lenin’in dediklerini yapıyorlar. Anti Marksist, anti Leninist, anti komünist faaliyet yapılmadıktan sonra buram buram bu faaliyetler devam eder.
Sen de şunu oku bakayım. Lenin’in yine bu fikri.
SUNUCU 3: “Lenin; "Polisleri, askerleri, devlet memurlarını öldürmek, devlet kurumlarında yangınlar çıkartmak, devletin hazinelerinden paraları almak... Devrimci komünist güçler yenilmez, silahlı bir güç olarak ortaya çıkmalı. İnsanları öldürerek, bombalayarak, binaları havaya uçurarak korku yaymak ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist diktatörlüğünü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsurlarındandır."”
ADNAN OKTAR: Şimdi PKK iktidara gelmek istemiyor mu? Komünist parti değil mi? İktidara gelmek istiyor. Bak diyor ki adam; “komünist diktatörlüğünü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsurlarındandır.” PKK ne imiş demek ki? Şiddet gerekiyormuş adamların kafasına göre. Bunun zıddı bir eğitim yapılmazsa ne olur? Tek yanlı gelişirler. Bak “polisleri, askerleri”, askerleri niçin şehit ettiklerini anlatıyorlar, “devlet memurlarını öldürmek, devlet kurumlarında yangınlar çıkartmak, devletin hazinelerinden paraları almak, devrimci komünist güçler yenilmez, silahlı bir güç olarak ortaya çıkmalı”, çıkmışlar işte. “İnsanları öldürerek, bombalayarak, binaları havaya uçurarak korku yaymak ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist diktatörlüğü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsurlarındandır.” Yani bunu görmezden gelen herkes bu sistemin gelişmesine bir anlamda göz yumuyormuş gibi bir görünüm verebilir. Bundan kaçınacaklar.
ALTUĞ BERKER:Terörist başı da, “ben de bu devrin Lenin’iyim” diyor. Kendi ifadesini aktarıyorum.
ADNAN OKTAR: Tabii, adam övünüyor “ben Lenin’im” diyor. Öbür, Saddam da “ben Stalin’inim” diye ortaya çıkmıştı inşaAllah. Bak diyor ki Lenin; “terörü prensip olarak hiç reddetmedik ve hiçbir zaman da reddetmeyiz” diyor. Lenin, yine bak diyor ki, Leninizm’in kurucusu Lenin: “Bazı kimseler bizi zalimliğimiz sebebiyle ayıpladıkları zaman bu kişilerin en basit Marksist prensipleri dahi nasıl unutabildiklerine hayret etmekteyiz.” Marksist prensiplere göre bu böyle oluyor diyor, hayret ediyorum diyor, bunu nasıl anlamıyorsunuz siz diyor. Yani niye zalim olalım ki diyor. Yani tabii ki diyor, her yeri bombalayacağız, adam öldüreceğiz, kan akıtacağız diyor, komünizmin gereği bu değil mi diyor. Bak ne diyor Lenin; “Bazı kimseler bizi zalimliğimiz sebebiyle ayıpladıkları zaman”, hani gazetelerde çıkıyor ya ayıp yapıyorsunuz, zalimlik yapıyorsunuz, hiç mi acımadınız diyor ya, ona şaşırıyor Lenin. Bak diyor ki; “Zalimliğimiz sebebiyle ayıpladıkları zaman bu kişilerin en basit Marksist prensipleri dahi nasıl unutabildiklerine hayret etmekteyiz’’ diyor. Bunu bana sen nasıl söylersin sen diyor. Onun için bilimsel eğitim, felsefi eğitim, anti-darwinist eğitim temel yapıdır. Yani bu yapılmadan Komünizme karşı başarı elde edilemez, komünist düşünceye karşı. Güneydoğu’da Cumhuriyet tarihinin en büyük komünist ayaklanması var. Bunu görmezden geliyorlar, böyle olmaz. Bazı kişiler, bazı kişiler de biliyorlar tabii, farkındalar inşaAllah.
Şimdi sana biraz Kuran’dan okuyalım inşaAllah. Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Rad Suresi. Evet, tamam. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı” diyor Cenab-ı Allah. “Fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah'a aittir.’’ Bütün düzenleri ben kurarım diyor Allah, bütün tuzakları. Mesela PKK tuzak kurarsa Allah yaratır, bir başkası tuzak kurarsa Allah yaratır.“Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir.’’Yani Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s.)’nin zuhuruna Kuran işaret etmiş oluyor. Bak diyor ki; “Bu yurdun sonu kimindir”, ne komünistlerin olacak, ne şunların olacak, ne bunların olacak. Allah’a gerçekten gönül bağlamış, Allah’ı gerçekten seven, Türk İslam Birliği’ni savunan, vatanını milletini seven insanların olacak inşaAllah. “Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir’’ diyor Allah.
Neml Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Derler ki: "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu va'dolunan (azap) ne zaman?"” Yani Kıyamet ne zaman diyor, eğer doğruyu söylüyorsanız, madem böyle alametler var, madem böyle bir olay olacak, ne zaman diyorlar. “Şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.” Yani Allah’a şükretmiyorlar, haline şükretmiyorlar diyor Allah. “Gerçek şu ki, bu Kur'an, İsrailoğulları'na hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin birçoğunu aktarıp anlatıyor.’’ Bakın Musevilerin neden Muhammedi olmalarına gerektiğine dair bir Kuran ayeti. Yani Muhammedi olmalarının dışında Musevi olmalarının imkansız olduğunu gösteren bir ayet, gerçek Musevi olmak istiyorlarsa gerçek Muhammedi olmaları lazım. Bak ne diyor Cenab-ı Allah; “Gerçek şu ki, bu Kur'an, İsrailoğulları'na hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin birçoğunu aktarıp anlatıyor.’’ Doğrusunu anlatıyor diyor Allah. Yanlış bildikleri şeylerin doğrusunu aktarıyor diyor Allah. “Ve gerçekten o, mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.’’ Hem Kuran’a işaret var, hem Mehdi (a.s)’ye işaret var. ”Sen artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.” Yetmiş dokuzuncu ayet. Ne geliyor aklına Berker’im?
ALTUĞ BERKER: 1979, Mehdi (a.s)’nin çıkış tarihi, Hicri 1400 inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Çünkü sen apaçık olan hak üzeresin” diyor Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Ahzab Suresi, evet buradan başlıyor.“Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları ve kardeşlerine: Bize gelin diyenleri bilir. Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.” Ahzap Suresi’nde. İnsanlar, eğer Allah yolunda mücadele eden bir topluluk varsa, insan topluluğu varsa ne yapıyorlarmış? Bak Allah ayette söylüyor. “Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları”, aman diyorlar gitme evladım, sakın tehlikeli, Müslümanların yanına gitmeyin diyorlar, “kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilir.” Bize gelin diyorlar, onların yanına gitmeyin, Müslümanların yanına gitmeyin, tehlikeli olur diyorlar. “Bunlar”, diyor bak Cenab-ı Allah, “pek azı dışında zorlu savaşlara gelmezler.” Canları tatlıdır diyor Allah, çıkarcıdırlar diyor. Yani malına, evliliğine, tahsiline, işine, gücüne zarar gelir diye zorlu olan mücadeleye, Allah yolunda olan mücadeleye girmezler diyor Allah. “(Geldiklerinde de) Size karşı 'cimri ve bencildirler.” Yani terstirler size karşı diyor, aksi bir tavır içindedirler diyor. Cimri ve bencildirler, egoisttir diyor tavırları. “Şayet korku gelecek olsa, ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün.’’ Yani herhangi bir saldırı, dinsizlerin herhangi bir atağı olursa da müthiş bir korkuyla sana baktıklarını görürsün diyor Allah, korkak olurlar diyor. “Korku gidince”, yani tehlike ortamından kalkınca da, “hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleri ile eleştirip inciterek”, bu sefer sizi eleştirmeye başlarlar diyor, yani saldırı gelince, siz işte şöylesiniz böylesiniz yanlış yoldasınız, işte sapkınsınız, anormalsiniz, sivri dilleri ile sizi incitirler diyor Müslümanları. “İşte onlar iman etmemişlerdir. Böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır.’’ Yani onlar namaz kılarlar diyor Allah, oruç tutarlar, zekat verirler ama Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır, samimiyetsizler diyor Allah. “Bu Allah’a göre pek kolaydır. Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı.” Yani Müslümanların üstündeki baskının devam ettiğini zannediyorlar. Müslümanlara saldırının devam ettiğini zannediyorlar. “Eğer (askeri) birlikler”, yani Müslümanlara baskı yapacak kişiler, “gelecek olsa, çölde bedevi-Araplar arasında olup sizin haberlerinizi (oradan) sormayı cidden arzu ediyorlardı.” Yani Müslümanlardan kopup kaçıp evine saklanıp veya başka bir yere saklanıp televizyondan, radyodan, herhangi bir yerden Müslümanların nasıl ezildiğine dair yahut nasıl perişan olduklarına dair haberlerini izlemeyi cidden istiyorlardı diyor Allah. Yani hem canını kurtarmış oluyor, kendince uyanıklık yapmış oluyor, hem de Müslümanları davanın ortasında bırakıp kaçıp kendini korunmuş olarak görüyor. Bak, “sizin haberlerinizi (oradan) sormayı cidden arzu ediyorlardı.” Uzaktan izlemek Müslümanları. Aman diyorlar tehlikeli, bak ayette diyor Allah; “sizin haberlerinizi (oradan) sormayı cidden arzu ediyorlardı.” Uzaktan öğrenmek istiyorlardı. “Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.” Zaten içinizde de başınıza bela olurlar diyor Allah. Yani pislik yaparlar, rezillik yaparlar. Zaten size yaramazlar onlar diyor Allah. “Mü'minler (düşman) birliklerini gördükleri zaman ise”, yani onlara saldıranları, kimse, iddia edilen Ergenekon Örgütü mensupları olabilir, komünist düşünceler olabilir, kim olursa olsun “(korkuya kapılmadan) dediler ki: "Bu, Allah'ın ve Resûlü’nün bize vadettiği şeydir”, yani Allah bize zaten Kuran’da söylüyor Müslümanlara saldırılacağını, değil mi? Ve Resulü de söylüyor bunu. Ve Resulullah da size Ahir zamanda saldırılacak diyor. Ne diyor Müslümanlar? “Bu Allah'ın ve Resulü’nün bize vaad ettiği şeydir.’’ Biz bunu zaten biliyoruz diyorlar. “Allah ve Resûlü doğru söylemiştir’’ diyorlar. Mesela Ahir zamanla ilgili bilgiler aynısı ile çıkıyor. Değil mi? Allah ve Resulü’nün doğru söylediğini biz gördük mü? Gördük. Mehdiyet’le ilgili bütün alametlerin çıktığını gördük mü? Gördük. Ne diyoruz şimdi biz? Allah ve Resulü doğru söylemiştir diyoruz. “Ve (bu,) yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı.” İmanımızı arttırdı mı, mucize gördük çünkü, Müslüman mucize görünce imanı artıyor, şevkimiz arttı. İnşaAllah. “Hani biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık”, Ahzab Suresi’nde, “senden”, Sallallahu Aleyhi ve Sellem Peygamberimiz’den Allah bir söz alıyor Peygamberimiz’den, Hz. Muhammed’den. “Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık.’’ diyor Allah. Bu söz ne diyor Allah. Ben size diyor bir elçi göndereceğim, bir tebliğci, değil mi? Bu kişi geldiğinde ona yardım edeceksiniz diyor Allah. Yani ben size bir Mehdi göndereceğim. Bir elçi, bir Mehdi göndereceğim. O size geldiğinde yardım edeceksiniz. Buna yemin ediyor musunuz diyor Allah zer aleminde, yani biz daha dünyaya gelmeden önce. Bütün Peygamberlerden Allah söz alıyor. Peygamberimiz (s.a.v) dahil almak üzere Peygamberler Allah'a söz veriyorlar. Diyorlar ki, o kişi geldiğinde, dediğin kişi geldiğinde biz ona yardım edeceğiz diyorlar. Şimdi Peygamberimiz (s.a.v.) böyle birisine yardım etmedi. Böyle birisi gelmedi Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında. Hz. Nuh (a.s.)'nin zamanında da gelmedi, Hz. Musa (a.s.)'nin zamanında da gelmedi. Yani bakın Nuh (a.s.), İbrahim (a.s.), Musa (a.s.) ve Meryem oğlu İsa (a.s.), Mesih Hazretleri ve Peygamberimiz (s.a.v.). Bu mübarek insanların zamanında böyle bir elçi gelmedi. Kim bu? Yani işari manası ile tabii ilk Peygamberimiz (s.a.v)’e bakmak ile beraber ayet, Peygamberimize tevil ettiğimizde, açıkladığımızda Peygamberimiz (s.a.v)’e bakmak ile beraber açık ve aleni olarak da Mehdi (a.s)’ye bakıyor. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’ye uyan bir elçi, yani Hz. Musa (a.s.)'ye, İsa (a.s.)'ye. Ama bir Peygamberin yardım ettiği elçi olması gerekiyor, bir Peygamberin. Bu kim? Son gelecek elçi kim? Hz. İsa (a.s.) var. Kime yardım edecek? Hz. Mehdi (a.s.)’ye yardım edecek. Allah'a verdiği sözü yerine getirmiş olacak mı? Allah'a verdiği sözü yerine getirmiş olacak değil mi? O ayeti bana bul, oku.
ALTUĞ BERKER:Tabii inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu verilen sözü. İnşaAllah. Ama ilk anlamı Peygamber Efendimiz (s.a.v)’ye bakıyor. Tefsirlerden ona bakmak lazım. Ben ikinci işari anlamını söylüyorum.
ADNAN OKTAR: Tamam sana hazır göndersinler. Sen beni dinle. Çünkü Kuran okunurken Allah “susun ve dinleyin’’ diyor. Sen oku, on, on bir ve on iki. Ben şerh edeyim.
ALTUĞ BERKER:Şeytandan Allah'a sığınırım. “Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada, iman edenler, sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı. Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı.”
ADNAN OKTAR:İnsanlar sakin bir ortamda Müslüman olurlar. İbadetlerini yaparlar, yani hiçbir baskı yoksa hiçbir tehlike yoksa ama sıkıştıklarında aklı ve imanı zayıf olan, münafıklığa meyyal olanlar sapıtıyorlar, Kuran onu söylüyor. “Alttan ve üstten sıkıştırılmıştınız” diyor. “Allah ve Resulü hakkında çeşitli zanlarda bulunuyordunuz” diyor. Bir kısmı diyor ki, “Allah var mı?” diyor. Bunalmış. İki taraftan öldürecekler, öyle görüyor kendince veyahut şehit edeceklerini düşünüyor. Allah ve Resulü hakkında çeşitli zanlarda bulunuyorlar. “Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı.” Mesela Mehdi (a.s.) için de bunu diyecekler. Bize boş şeyler vaadetmiş. Bak bize saldırdılar. Bizi hapsettiler. Acı çektirdiler bize bak. Yıllar geçti bak hiçbir şey olmadı diyecekler, değil mi? Hatta Peygamber ve yanındaki kişiler diyor. “Allah’ın yardımı, fetih ne zaman derler” diyor Allah ayette. O kadar zora gelmişler, inşaAllah. “Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok”, Yesrib halkı, yani artık dağılın. Mehdi cemaati için de bu söylenecektir. Artık çok tehlikeli bak, herkes üzerinize geliyor. Herkes size düşman, herkes sizden şüpheleniyor. Kimse sizi sevmiyor, dağılın diyecekler. “Şu halde dönün.” Evinize dönün artık, bırakın diyorlar. “Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyordu”, onlar da kendi evlerine gitmek istiyorlar, herkes kendi evinin peşinde, ailesinin, annesinin babasının yanına gitmek istiyorlar. Müslüman topluluğunu bırakmak istiyorlar. “diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi” diyor Allah. Çünkü sokakta fink atıyorlar. Her türlü ahlaksızlığı, üçkağıtçılığı yapıyorlar, gizli ve açık, canının istediği herşeyi, itliği, çakallığı yapıyor ama Müslümanlara geldi mi olay, aman aman aman diyor, inşaAllah. “Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı” diyor Allah. Müslümanlardan kaçmak istiyorlardı, başka istedikleri bir şey yok. “Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi”, veya saldırılsaydı, “sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı”, yani Müslümanların başını belaya sokacak bir şeyler yapın diyor. Mesela git şahitlik yap, git Müslümanlara iftira at veyahut kuşkulu bulduğunu söyle, şüphe ettiğini söyle, Müslümanların aleyhinde konuş diyor. “Hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı.” Bunu hemen yaparlardı, bunda tereddüt etmezler diyor. Ahlaksızlığa kaldı mı, Müslümanların aleyhine bir faaliyet oldu mu, onda risk görmezler diyor. Hemen yaparlar ahlaksızlığı. Ama Müslümanlara yardım konusunda şiddetle kaçınırlar, diyor Allah. Ondan kaçınırlar diyor. “Oysa andolsun, daha önce 'arkalarını dönüp kaçmayacaklarına' dair Allah'a söz vermişlerdi”, Müslümanız biz, İslam’da titiz olacağız diye Allah’a söz vermişlerdi diyor. “Allah'a verilen söz (ahid) ise, (ağır bir) sorumluluktur” diyor Allah. Bunun karşılığını soracağım onlardan diyor. “Derler ki: "Eğer doğru söylüyor iseniz, şu fetih ne zamanmış?" Ne zaman Mehdi (a.s.) çıkacak? Ne zaman İsa (a.s.) inecek? Ne zaman İslam ahlakı dünyaya hakim olacak? Var mı öyle bir şey diyorlar, soruyorlar. Ebcedi de bu tarihleri veriyor, inşaAllah. “De ki: "Fetih günü, inkar edenlere (o gün) inanmaları bir yarar sağlamaz ve onlara bir süre tanınmaz" diyor Allah. “Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.” Onlar da beklesin sende bekle diyor, yakında göreceksiniz diyor Allah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah’a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter” diyor, yani kimseye ihtiyacın yok diyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:O ayeti okuyabilirim. Ali İmran Suresi 81. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Hani Allah peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı: "Andolsun size kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?" Onlar: "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım" demişti.”
ADNAN OKTAR:Bak “beraberinizdekini doğrulayan”, mesela ne yapıyor Mehdi (a.s.); Kuran’ı doğruluyor, “Kuran doğru” diyor. Kuran’a tabi oluyor. Ama Kuran getirmiyor, bir Kitap getirmiyor, Kitaba tabi oluyor. Bak gelecek olan kişinin özelliği ne? Hazır kitaba tabi olması, onların getirdiği kitaba tabi olacak diyor, bir elçi göndereceğim, bir Mehdi (a.s.) göndereceğim diyor Allah. Ve Ona yardım edeceksiniz diyor. Bütün Peygamberlerden; “Bu ağır ahdimi, bu sözü aldınız mı?” diyor bakın, çok büyük bir olay olduğu için, Mehdiyet çok çok büyük bir olay olduğu için bakın için Allah diyor bakın ”bu büyük ahdimi bu büyük sözümü aldınız mı?” diyor. Onlar da hepsi birden “evet aldık” diyorlar “ve yapacağız” diyorlar. İşte verilen bu sözü Hz. İsa (a.s.) yerine getirecek. Onun için geliyor yani Kuran’daki bu ayeti yerine getirmek için, bu Allah’ın hükmünü yerine getirmek için inşaAllah. İkinci işari manası olarak oku şimdi, ayeti bir daha oku.
ALTUĞ BERKER:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Hani Allah peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı.”
ADNAN OKTAR: Peygamberlerden bakın, bütün peygamberlerden. Kesin söz evet.
ALTUĞ BERKER: Evet."Andolsun size kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde.”
ADNAN OKTAR: Bakın, size Kitap vereceğim, hikmet vereceğim ama sizin beraberinizdekini doğrulayan da bir insan göndereceğim diyor. Bir Mehdi göndereceğim. Onlar biliyor, ismini biliyorlar, Peygamberler biliyorlar ama Allah Kuran’da ifade etmemiş kim olduğunu evet.
ALTUĞ BERKER:“Ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız.”
ADNAN OKTAR: Bak “ona kesin iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız” diyor. Hz. İsa Mesih (a.s.)’ye vahiyle bildiriyor, Mehdi’nin Mehdi (a.s.) olduğu yüzünü mesh ediyor Mehdi (a.s.)’nin, Mehdi (a.s.) olduğunu söylüyor, Cennetteki makamını söylüyor ve Kuran’a uyan Hz. Mehdi (a.s.)’ye yardımcı oluyor ve Allah’a verdiği sözünü yerine getirmiş oluyor. Evet.
ALTUĞ BERKER: “Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?"”
ADNAN OKTAR: Bak bunu Peygamberlere Allah zer aleminde ikrar ettiriyor çok büyük bir olay olduğu için ve “bu ağır yük” diyor bakın çok büyük bir olay olduğu için. Herhangi bir söz değil ağır bir yük “bu ağır yükümü aldınız mı?” diyor. Bütün Peygamberler hepsi birden “aldık” diyorlar, Hz. Mehdi (a.s.)’ye yardım sözünü, evet.
ALTUĞ BERKER:“Onlar: "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım" demişti.”
ADNAN OKTAR: Bak Allah, ben şahidim, siz de şahitsiniz, yardım edeceksiniz diyor. Ve bu olayın tahakkuk edeceği zamana geldik şu an, bu ayetin tahakkuk edeceği zamana geldik inşaAllah. Bunu göreceğiz bu son derece hayati bir konudur. Evet.
ALTUĞ BERKER:Ayet numarası da Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, 81. ayet.
ADNAN OKTAR: Tabii Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkış tarihini veriyor, 1981, evet. Ve “beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde”, 1956 ebcedi. Risale-i Nur Külliyatı’nın serbest bırakıldığı tarihi veriyor inşaAllah. O da çok manidar inşaAllah.
SUNUCU 3: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun, Biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azapdan önce, yakın (dünyevi) azaptan da taddıracağız”.
ADNAN OKTAR: “Andolsun, Biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azapdan önce, yakın (dünyevi) azaptan da taddıracağız.” Dünyada da belanızı vereceğim ben diyor Allah. Sırf Ahirete bırakmıyorum diyor Allah bakın, sırf Ahirete bırakmayacağım özellikle dünyada da belanızı vereceğim diyor “geldiğinde de anlarsınız” diyor Allah, yani o anlama geliyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: On dokuzuncu ayeti oku. Ankebut Suresi, on dokuz.
SUNUCU 2:“Onlar görmediler mi ki, Allah yaratmaya nasıl başlıyor, sonra onu iade ediyor? Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır.”
ADNAN OKTAR: Ne diyor Cenab-ı Allah burada, ayette: “Onlar görmediler mi ki”, bak, şeytandan Allah’a sığınırım, “Allah yaratmaya nasıl başlıyor.” Şimdi biz bunu nasıl tespit edeceğiz. Paleontoloji bilimine ihtiyacımız var. Değil mi? Mikrobiyolojiye ihtiyacımız var, embriyolojiye ihtiyacımız var, var var var var. Bütün bilim dallarına ihtiyacımız var. Çünkü bakın, Allah emrediyor “onlar görmediler mi ki”, görün diyor Allah. Nasıl göreceğiz? elektronmikroskoba ihtiyacımız var ve bilimin bütün dallarına ihtiyacımız var, “onlar görmedi mi ki; Allah yaratmaya nasıl başlıyor”, bunu bulacaksınız diyor Allah, araştırın diyor. Mikroskop yapın, başka şey yapın, paleontoloji ile araştırın, fosillere bakın, her şeye bakın, yaratmayı bulun, nasıl yarattığımı bulun diyor Allah. “Sonra onu iade ediyor” diyor Allah. “Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır” diyor. Bakın “De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da"”, bu nedir, bu da bilimsel tespit içindir, coğrafi tespitler yapın, sosyal tespitler yapın, bilimsel araştırmalar yapın, yeryüzünü gezip dolaşın, yani boş boş gezilmez tabii, bir amaç için diyor Allah, “böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın”. Yeryüzünü nasıl araştıracağız? Yeryüzü katmanlarını araştıracağız, bakacağız o zaman, değil mi? Bütün fosil katmanlarını araştıracağız, fosillere bakacağız, Allah’ın nasıl yarattığını bulacağız. “Sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır.” Sonra da sizi dirilteceğim diyor Allah. “Şüphesiz Allah her şeye güç yetirendir. Dilediğini azaplandırır, dilediğine merhamet eder. O'na çevrilip-götürüleceksiniz.” Sonunda öleceksiniz diyor Allah. Birkaç on sene içerisinde. Kaç yaşındasın sen mesela?
SUNUCU 2: On dokuz.
ADNAN OKTAR: On dokuz, yirmi dokuz, otuz dokuz, kırk dokuz. Üç on sene sonra kırk dokuz, elli yaşında bir hanımsın. Üç on sene, göz açıp kapayıncaya kadar geçer.
Çabuk geçmedi mi? Kaç yaşındayken gelmiştin sen; on sekiz yaşındayken gelmiştin.
ALTUĞ BERKER: Şimdi kırk üç yaşındayım.
ADNAN OKTAR: Kırk üç yaşındasın, ne dedim kısa sürede iki on sene çok çabuk geçer demedim mi?
ALTUĞ BERKER: Hemen, gün gibi yani.
ADNAN OKTAR: Değil mi? “İnkar edenler, iman edenlere dedi ki: "Siz bizim yolumuzu izleyin, hatalarınızı biz yüklenelim".” Aman diyorlar, Müslümanların yanına gitmeyin, siz bizim yolumuzu izleyin, hatalarınızı da biz yükleniriz diyorlar. “Oysa kendileri, onların hatalarından hiçbir şeyi yüklenecek değildir. Gerçekten onlar, elbette yalancıdırlar” diyor Allah. “Şüphesiz onlar, hem kendi yüklerini, hem kendi yükleriyle birlikte başka yükleri de yüklenecekler”, saptırdıklarının da yüklerini üstlerine yüklenecekler diyor Allah. “Kıyamet günü düzüp uydurduklarına karşı sorguya çekileceklerdir” diyor Allah. “İnsanlardan öylesi vardır ki, "Allah'a iman ettik" der; fakat Allah uğruna eziyet gördüğü zaman, insanların (kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Allah'ın azabıymış gibi sayar.” Allah’a karşı kinleniyor, Müslümanlardan uzaklaşıyor. Her şey çok güzel gidiyordu yiyip içiyorduk geziyorduk, evlendik falan hiçbir şey yoktu, birdenbire başımız belaya girdi, olaylar çıktı, hastalıklar çıktı, dertler çıktı. Bunu, Allah’ın imtihanını Allah’ın aleyhine olarak yürürlüğe koyuyor kendi kafasınca. “Allah'ın azabıymış gibi sayar; ama Rabbinden 'bir yardım ve zafer' gelirse, Andolsun: "Biz gerçekten sizlerle birlikteydik" demektedirler.” Biz sizinle beraber değil miydik diyor, zaten kardeşiz, Müslümanız diyor elhamdülillah, her şeyi birlikte yapmadık mı zaten diyor. Ama başlangıçta Müslümanların zor anında, sen Müslümanlardan kaçmadın mı? Müslümanlara şüphe ile bakmadın mı? Gidip gıybetlerini yapmadın mı? Ayaklarına dolanmadın mı? Değil mi? Açıkça yardım edebilecekken gücün imkanın varken, korkup uzaktan izlemedin mi, kaçmadın mı? İşte bak ne diyor Allah; “Rabbinden 'bir yardım ve zafer' gelirse, Andolsun: "Biz gerçekten sizlerle birlikteydik demektedirler. Oysa Allah, alemlerin sinelerinde olanı daha iyi bilen değil midir?” diyor Allah. Ben onların ahlakını biliyorum diyor, nasıl karaktersiz olduklarını biliyorum diyor Allah. “Allah muhakkak iman edenleri de bilmekte ve muhakkak münafıkları da bilmektedir” diyor Allah. Evet, bitirelim yavaş yavaş.
SUNUCU:HarunYahya.Tv sitesinden yirmi dört saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz, soru ve görüşlerinizi bize AhirZamanSohbetleri@hotmail.com adresinden gönderebilirsiniz, aynı zamanda HarunYahya.Org ve HarunYahya.Net adresinden Hocamızın tüm eserlerini indirebilir ve ulaşabilirsiniz. Şimdilik kısa bir aramız var.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu - Video
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Canlılar Dünyası
Devamı ...