SUNUCU 1:İyi akşamlar sayın seyircilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo ve Kocaeli Tv’den canlı olarak yayınlanan ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programında yine sizlerle birlikteyiz. Birbirinden önemli konuların yer alacağı programımıza bilmediğiniz, merak ettiğiniz sorularınızla siz de maillerinizle katılabilirsiniz.
Hocam nasıl başlamak istersiniz?
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam taşlarını getirsinler. Ben mermer zannettim meğer bakteri bir şey dedin sen ne?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Evet bakteri fosilleri inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakteri fosili.
OKTAR BABUNA:2.4 milyar yıllık, 2.2 milyar yıllık çökelti Avusturalya’dan.
ADNAN OKTAR:Biz bunları niye anlatmak istiyoruz?
OKTAR BABUNA:Hocam 3.5 milyar yıl önce birdenbire mükemmel fotosentez yapan bakteriler ortaya çıkıyor. Bu tabii -siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, siz kitaplarınızda da açıklamıştınız- yaratılışı ispatlıyor. Ve oksijen yapan bakteriler aynı zamanda bunlar, fotosentez yapıyorlar. Bunlar da 2.4 milyar yıllık bakteri fosilleri Hocam. Tabii bakteri çok olduğu için yani bakteri olduğu anlaşılmıyor ama bunlara stromatolit deniliyor bilimsel dilde. Sığ denizlerde ve ılık bölgelerde yaşayan siyanobakterilerin yani kırmızı ve yeşil alg yosun türü organizma, ardışık tabakacıklarının birikmesiyle oluşmuş laminalı bir yığın tabakası. 2.5 milyar yıl önce mükemmel olarak vardı. Hiç değişmeden kaldılar.
ADNAN OKTAR:2.5 milyar yıl?
OKTAR BABUNA:Evet 2.5 milyar yıl Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:O zaman da bunlar fotosentez yapıyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah. Aynı zamanda 3.5 milyar yıllık olanları da bulundu. Onların da makale olarak var. Nature dergisinde de yayınlandı. Bunlar tabii tam yaratılışı, siz daha iyi bilirsiniz ispatladığı için.
ADNAN OKTAR:Ne diyor Darwinistler bunun aksi olarak?
OKTAR BABUNA:Yavaş yavaş, kademe kademe olması gerekirdi. Halbuki hücre birdenbire mükemmel ve eksiksiz olarak ortaya çıkıyor yani çok net fosillerde de bunu görüyoruz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Bu adamlar devam ediyor değil mi yaşıyorlar?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah aynısı yaşıyor.
ADNAN OKTAR:Aynısı yaşıyor. 2.5 milyar yıldan beri ne uzaylı olmuşlar ne Anuştayn olmuşlar. Bak bize de o dede öğretti Anuştayn demeyi biz de Anuştayn diyoruz artık.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Hatta siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah bu Darwinistler güya yavaş yavaş olacağını ispat etmek için bakteri, fosil bırakmaz diyorlardı. Tam tersine 3.5 milyar yıllık bakterilerin net fosilleri var elimizde de. Bunlar da 2.5 milyar yıllık olanları. Son derece önemli bilimsel deliller olmuş oluyor.
ADNAN OKTAR:Açık, evet maşaAllah. Oktar Hocam başka neler var?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bu balıkların neden karaya çıktı diye haber var böyle. “Yüzgeçlerin ayağa dönüşmesi sürecine ilişkin” güya “genetik şifreler çözüldü” diye. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Siz zaten açıklamıştınız internet sitenizde. Tiktaalik roseae diye bir fosili güya denizden karaya geçişin ara geçiş formu gibi ileri sürmeye kalkmışlardı. Halbuki mozaik bir canlı bu. Soyu tükenmiş bir canlı. Yassı bir başı, hareketli boynu ve güçlü kaburgaları olduğu için kara canlısına benziyor. Doğru. Aynı zamanda pullu bir derisi var balıklar gibi. Bu da doğru. Fakat bu tarz yaşayan mozaik canlılar var. Yani hem kara canlısının, hem deniz canlısının özelliklerini aynı anda bünyesinde barındırıyor. Dolayısıyla evrime kesinlikle bir delil değil. Böyle bir şey de imkansız zaten mantıken de imkansız, bilimsel olarak da imkansız. Çünkü yarım yamalak patolojik asimetrik bir canlı hayatta da kalamıyor zaten. Böyle bir şey mümkün değil. Dolayısıyla bu haber de tabii geçersiz bir çırpınış olmuş oluyor inşaAllah. Japonlar da bunun yine böyle bir şeyi olan coelacanth’ı iddia ediyorlardı. Onun canlı örneğini çekmişler Hocam çok net bir şekilde, filmde de gözüküyor. Mükemmel bir balık. Bunu güya ara geçiş formu gibi lanse etmeye çalışıyorlardı. Fakat kendi kendilerine de böyle mükemmel balık olduğunu ispatladılar. Ara geçiş formu falan kesinlikle değilmiş. Bu çıkan haberlerin hiçbir geçerliliği yok.
Hocam gündemde çok ilginç bir şey var siz geçen gün söylediniz maşaAllah. Ben de çok şaşırdım bugün. Bu şehit yakınlarına madalya takılsın demiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah. Bugün hakikaten hayret ettim görünce bu haberi Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet Cumhurbaşkanımız böyle bir karar almış: “Öldürülen asker yakınlarına da madalya verilecek.” Daha yeni söyledim, geçen hafta söyledim değil mi? İnşaAllah, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Övünç madalyası tam dediğiniz gibi takılması kararlaştırılmış.
ADNAN OKTAR:Şimdi bak onlara maaşlarında da artış olacak inşaAllah. Şimdi onu da bekliyoruz. Çünkü 260 milyon çok 260 bin lira yani çok düşük para. Bir de her yerde vatandaşlarımızın aleni desteği gerekir. Ben mesela bizim mahallede olsa bilmiyorum yani mesela mutlaka biz kendimize yemek yapıldığında onlara gönderirim şahsen. Vicdanen rahatsız olurum ben. Ondan sonra elime bir şey geçse götürürüm. Değil mi yani mesela bir hastaneye gidilecekse bizim çocuklara söylerim alır götürürler. Bunun, usulü budur. Aksi çok çok ayıp, çok çok ayıp. Yani ben bunu söylemek dahi istemiyorum çok çok ayıp aksi inşaAllah. Madalya da tabii 24 ayar altından. Yani manevi değeri önemli onun. Ama 24 ayar altın. Güzelce göğüslerine takacaklar. Biz baktığımızda diyeceğiz bu şehit yakını. Şehit annelerine, şehit babalarına mutlaka birer altın. Madalya inşaAllah. Babası yoksa ağabeyine, kardeşine mutlaka inşaAllah. Ama Allah razı olsun zaten Cumhurbaşkanımız da öyle bir karar almış. İnşaAllah. Ama hakikaten 1 hafta önce net, çok açık anlatmıştım.
OKTAR BABUNA:İlk defa siz söylediniz böyle bir şeyi Hocam çok net maşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Hz. Mehdi (a.s.)” rivayette var: “Mezhep İmamlarının Menkıbeleri Şeblenci (1250), Tercüme: Saim Güngör, (Pamuk Yayınları Nisan 2004 Cilt) sayfa numarası verilmiş evet. “(Mehdi ile İlgili Olan Haberler, (Nurul Ebsar)” bu kitapta. “Hz. Mehdi (a.s.) yeşil gözlü, hilal kaşlıdır” diyor. Yine burnundaki hafif bombeden bahsediyor. “Sık sakallı, yanağına doğru sakalsız bir gençtir” diyor. Yani “ince sakallıdır” diyor kenardan. Yani “yanağına doğru sakalsız bir gençtir.” İlk defa bak 2010 yılında ben Mehdi (a.s.)’ın yeşil gözlü olduğunu daha bugün öğrendim. Bak yemin ediyorum bilmiyordum yani. Hadis olduğunu bilmiyordum yani. Şiirlerde geçiyor da, birçok şiirde geçiyor Mehdi (a.s.)’ın yeşil gözlü olduğu geçiyor. Fakat hadiste olduğunu bilmiyordum, bak yazıyor. Çok acayip yani bu kadar detay olması. Mesela gözün rengini bir tek bilmiyorduk bak onu da öğrenmiş olduk. Kaşını biliyoruz, saçını biliyoruz, alnını biliyoruz, alnındaki izi biliyoruz. Hatta bu kaş çatma çizgisinde bir çukur vardır diyor ayrıca bak. Yani o çizginin bittiği yerde de.
OKTAR BABUNA:Ben sizin Mehdi (a.s.) olmanızı çok isterim Hocam inşaAllah. Dua ederim. Kendimin de isterim inşaAllah. Ama siz söylemiştiniz yani Mehdi (a.s.) kaderde kim ise odur diye. Bunun demiştiniz “bir iddia makamı değil, ispat makamıdır” diye inşaAllah. Yani İslam ahlakını kim hakim ediyorsa odur Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ama hakikaten hayret ettim kaş çatma çizgim hakikaten tek ve bittiği yerde de hakikaten çukur var. Bugün fark ettim bak yemin ediyorum bugün fark ettim. Bir arkadaşım söyledi. Baktım hakikaten çukur. Değil mi normal de yok yani kimse de yok alnında bakıyorum burada çukur var alnımda. Değil mi? Benim.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Hem bak “kaş çatma çizgisi tektir” diyor, “bir de çukur vardır” diyor. Hafif bir çukur, o da var. Ama çok acayip.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam. Mucize. Allah’ın mucizesi elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Ama bak sakın sakın öyle bir iddiam olmaz. Ama benzemesi hakikaten hayret verici. Hoşuma gidiyor tabii ilginç. Hayret edilecek bir şey inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Herkesin, siz daha iyi bilirsiniz. Herkesin hoşuna gidecek bir şey. Öyle birisinin olması, Hz. Mehdi (a.s.)’ın olması, varlığı, İslam ahlakının hakim olması ve bütün alametlerin tutması çok büyük bir müjde bu. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ama bak Allah adına yeminle söylüyorum yani bayağı korkuyorum Cehenneme gideceğim diye. Samimi olarak korkuyorum yani. Her gün öyle. Öyle bir şeyim yok yani. Öyle bir iddiam hiçbir şekilde olmaz.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Biz şahidiz zaten Hocam. Otuz senedir yanınızdayız inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama şimdi bu çok riyakarca olur yani. Mehdi (a.s.) yeşil gözlü deyip, yok arkasından da, “yok benle alakası yok, hiç benzemiyor bana” diyemem. Benziyor yani, doğru yeşil gözlüyüm. O da öyle. Mehdi (a.s.) da yeşil gözlüymüş, inşaAllah. Yeni öğrenmiştim ben bunu söylemesem acayip olurdu, inşaAllah. Hatta bak diyor ki: “Yanağına doğru sakalsız”, diyor. “Yanağına doğru, sakalı azdır” diyor. Mesela bak, bu da ayrı bir anlatım üslubu. Bak öbür rivayette de, başka türlü anlatıyor aynı konuyu, başka bir rivayette; “Orta boylu Mehdi (a.s.), esmer, meczum (hafif sakallı).” Yani sakalı hafif, yani böyle şey değil, kaba değil sakalı. Hafif sakallı. “Kefsec (sakalları yanlarda az aşağı tarafı uzun olan)”. Anlamında bu. “Beyaz elbiseli” diyor ve devam ediyor, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben de siyah elbiseliyim. Bak oradan benzemiyor ama.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah. Beyaz elbiseniz var Hocam, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Senin var beyaz elbisen aslında, İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bu Hocam şeyde de çok şükredip, şaşırmıştık. “Adı, adıma benzer”, diye geçiyordu. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in isimlerini siz açıklamıştınız; Mahmut, Mustafa, Muhammed ve Ahmet olarak, İnşaAllah. Bir yakın zamanda Hz. Ali (r.a.)’ın kasidesi çıkmıştı. Orada da soyadının, “Adnan” olduğunu öğrenmiştik. Adnan’a kadar soyunun gittiğini elhamdülillah. Dolayısıyla o hadis yönünden de tam bir benzerlik olmuştu, inşaAllah. İşari olarak da inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Peki doğru yani benim sözüm. Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyadı Adnan’dır. Ben-i Adnan’dır. Yani aksini hiç kimse söyleyemez ki. Adnani’dir.
OKTAR BABUNA: Hz. Ali (r.a.) söylüyor zaten.
ADNAN OKTAR: Tabii. “Mustafa Adnan Peygamber” diyor. Tabii.
OKTAR BABUNA:Söylediğiniz bir şey daha, Hocam. Yine Bakanımız teyid etmiş. Siz, Özal’ın ölümünün şüpheli olduğunu söylemiştiniz Hocam. Bayağı da bir zaman olmuştu yani siz bunu söyleyeli, maşaAllah. Adalet Bakanımız da, “Özal’ın ölümü şüpheli” diye açıklama yapmış, bugün. “Adalet Bakanı Sadullah Ergin, eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümünün şüpheli olduğunu söyledi. Bakan Ergin: “Kendisinin ilk sivil Cumhurbaşkanı olması, derin güçleri rahatsız etti” demiş, Hocam.
ADNAN OKTAR:Ama otopsi yapılabilir yani. Bunun failini bulamamaktan mı endişe ediyorlar acaba? Yani otopsi ile anlaşılır, zaten. Ve rahmetli Jandarma Paşamız Jandarma Genel Komutanı olan o Paşamızın da yine aynı şekilde Eşref Bitlis Paşamızın da ben suikaste uğradığını düşünüyorum. Söylemiştim, çünkü çok dindar ve efendi bir insan. Mukaddesatçı, efendi. Bütün askerlerimiz gibi. Çok nezih bir insan o. Bazı kişilere dokunmuş olabilir, onun o milliyetçi, mukaddesatçı, Atatürkçü kişiliği.
Evet. İttihat, birlik, beraberlik üstüne Baki Çimiç isimli kardeşimiz Yeni Asya Gazetesi’nde köşe yazarıymış. Yeni Asya Gazetesi biliyorsunuz Nur talebesi kardeşlerimizin çıkardığı bir gazete. Bayağı samimiler, maşaAllah. “Feyzinur” adında blog sayfasında, yazarın bu yazısına yer verilmiş. İttihad-ı İslam ile ilgili çok detaylı bir yazı yazmış. Bayağı güzel.
Oktar Hocam, anlat.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. İslam Birliği’ne yönelik de haberler var, inşaAllah. Ali Bulaç Hocamız: “Sorun İslami temelde rahatça çözülür” diye bu PKK meselesine değinmiş. Tam sizin söylediğinizi teyid eder, şekilde Hocam.“Doğudan yükselen terör belasının, batıya sıçradığını, burada da ocaklara ateş düşürdüğüne tanık oluyoruz”, diyor. Başlıkta da belirttiği gibi bu mealde bir açıklaması var. “Sorun İslami temelde rahatça çözülür” diyor. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Türk İslam Birliği.
OKTAR BABUNA:Evet, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak herkes benim dediğimi demeye başladı, maşaAllah. Değil mi? Ali Bulaç Hocamız da alimdir yani maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Siz hatta Musevilere de söylediniz bunu. Onlardan da dindar olanlar katılıyor Hocam bu fikrinize. Türk İslam Birliği’nin koruyucu olacağına her yönden barış getireceğine, İnşaAllah.
SUNUCU 1: Hud Suresi.
ADNAN OKTAR:Evet. İnşaAllah. Hud Suresi 109’u oku.
SUNUCU 1: “Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda sakın kuşkuda olma. Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar. Şüphesiz Biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız.” Hud Suresi, 109.
ADNAN OKTAR:Şimdi şeytandan Allah’a sığınırım. Bismillah. Efendim, Kasas Suresi 63.
SUNUCU 3: “Üzerlerine (azap) sözü hak olanlar derler ki: "Rabbimiz, işte bizim azdırıp-saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (Şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Onlar bize tapıyor da değillerdi.” Kasas Suresi 63.
SUNUCU 2: “Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar. Kim O'na ibadet etmeye 'karşı çekimser' davranırsa ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır. (Nisa Suresi, 172)”
ADNAN OKTAR:Evet, Hz. İsa Mesih (a.s.) ve melekler Allah’a ibadet ediyorlar. Vefat eden bir insan ibadet eder mi? Etmez. Bu, Hz. İsa (a.s.)’ın sağ olduğunu gösteren bir ayettir. Allah Katında sağ olduğunu. Çünkü sağ olan insan, ölmeyen insan ibadetle mükelleftir. Öldükten sonra ibadet bitiyor. Değil mi? Ama melekler ibadetle mükellefler. Bak ayetinde ne diyor, Cenab-ı Allah:“Mesihve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler...” Niye başkası için söylemiyor Allah? Birçok Peygamber var. Sadece Mesih için bunu söylüyor. “Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar. Kim O'na ibadet etmeye 'karşı çekimser' davranırsa ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır. (Nisa Suresi, 172)” Yani “Allah intikam alacaktır” diyor, Allah.
Evet. Oktar Hocam. Şimdi ben sana buradan bir şeyler okutturayım. “Sebahat Özyiğit, Antalya’dan.” Ama şerh ederek oku.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “Sebahat Özyiğit, Antalya. Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.) devrinde, Hz. İsa (a.s.)’ın nüzulüyle beraber, Allah dünyaya İslamiyet’i nur olarak hakim edecektir.“ Hz. Mehdi (a.s.) ahir zamanda ve Hz. İsa (a.s.)’ın çıkışıyla Allah dünyaya İslamiyet’i hakim edecektir. “Allah’ın nuru her yeri kaplayacaktır. İslam bütün dünyaya hakim olacaktır.” Dünyanın her tarafına hakim olacağını anlıyoruz. Yani şimdiden Amerika’dan, Afrika’ya, inşaAllah. “Ağızlarıyla güya Allah’ın nurunu söndürmek için, bir kısım masonlar, darwinistler, materyalistler, Marksistler, ateistler büyük çaba veriyorlar. Fakat bütün bunlara rağmen Ehl-i Tuğyan ve Ehl-i Delalet mağlup olacak. Sevgi, barış, kardeşlik, dostluk, adalet bütün dünyaya hakim olacak inşaAllah.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar.” Darwinistler, materyalistler, masonların bir faaliyetleri var. Dine karşı bunu ortada kaldırmaya yönelik. “Oysa kafirler istemese de”; hakikaten istemedikleri halde Darwnistler, atesitler, bir kısım masonlar. “Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” Allah mutlaka İslam ahlakını dünyaya hakim kılacak inşaAllah.
SUNUCU 1: Soru soracağım Hocam.
ADNAN OKTAR: Sor bakalım.
SUNUCU1: Hazır şehadetten şehit ailelerinden bahsetmişken, Sakarya’dan Ayfer Nermin Açıkgöz’ün sorduğu bir soruyu yönelteyim isterseniz. “Hayırlı akşamlar dilerim sayın Hocam. Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner; “çocuklarım Güneydoğu’da askerlik yapsın istemiyorum” demiş. “Hocam bu sözü nasıl değerlendiriyorsunuz?”
ADNAN OKTAR: Ayıp yapmış, çok ayıp yapmış. Bu vatan hepimizin ne demek yani belirli bir sınıfın çocuğu veyahut belirli kişilerin çocuğu Güneydoğu’da askerlik yapmayacak. Her yerde askerlik yapılır. Afganistan’da da yapılır, Irak’ta da yapılır, Güneydoğu’da da yapılır değil mi? Askerlikte emir komuta zinciri vardır. Komutan ne derse onu yaparsın değil mi? Ulul emre itaat farzdır Kuran’da. Askere gittiğine göre kumandana itaat edeceksin. Olur mu ben burada askerlik yaparım, şurada yapmam, şuraya giderim, buraya gitmem pazarlıkla askerlik olmaz değil mi? Askerlikte pazarlık olmaz, bunu bilecekler.
SUNUCU1: “Hocam bugün Habertürk Gazetesi’nde Abdullah Gül’e 1 milyon kişinin katılacağı teröre karşı bir miting yapılması teklifinin yapıldığını okudum. Hocam sizce böyle bir kalabalığın toplanması terörün önlenmesi için etkin bir çözüm müdür.” Nuray Sarıkaya, İzmit’ten sormuş Hocam.
ADNAN OKTAR: 1 milyon kişi, Güneydoğu’da da PKK toplar 1 milyon kişi onlar da 1 milyon kişiyi yürütür. Demirel’in bir sözü vardır, Süleyman Demirel’in. “Yollar yürümekle aşılmaz” diye. Yürümekten hiçbir şey olmaz. Slogan atmakla da hiçbir şey olmaz. Fikri mücadele ile her şey olur. Eğer Habertürk samimiyse anti-komünist propaganda yapsın değil mi? Demagojiden kaçınsın, samimi, dürüst, anti-Darwinist, anti-komünist, anti-Stalinist, anti-terör bir üslupla çok güzel ilmi yayın yapsın 15 gün değil mi? Mesela spor sayfası veyahut orada dedikodu sayfaları falan oluyor, onları çıkarsın değil mi? Dedikodu sayfalarının yerine böye bu konuyu koysun. 15 gün Habertürk’teki yayınla beraber Aydın Doğan’ı da çok iyi tanır Fatih Bey araları da iyidir. Gitsin onunla da konuşsun, Hürriyet Gazetesi devreye girsin, Milliyet de değil mi? Sabah da, Vatan da özellikle o dedikodu sayfalarını çıkartıp, bu konuyu gündeme alırlarsa anti-Marksist, anti-komünist bir propaganda çalışma yaparlarsa Türkiye’deki bu komünist ayaklanmanın köküne kibrit suyu ekilir, konu biter. Dibinden konu kapanmış olur. Yürümek, yürümek sadece spor olur o kadar, başka bir şey olmaz. 30 yıldan beri yürünüyor, hiçbir şey olduğu yok. Ben lise çağlarındaydım o zaman da yürüyorlardı, şu anda da yürüyoruz. Yürümeyle hiçbir şey olmaz. Fikirle olur, fikirle. Karşımızda sapkın bir din var. Sapkın bir felsefe var, buna bu şekilde karşılık vereceğiz o kadar. Çözüm budur, samimi yaklaşacaklar.
SUNUCU1: “Saygıdeğer Hocam, Oktay Ekşi’nin bugünkü köşe yazısında Dış İşleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’na yüklenmesi dikkatimi çekti. Oktay Ekşi’nin sözlerinden bazılarını size aktarmak istiyorum. “Vay be! BM (Birleşmiş Milletler) gibi ülke olmuşuz da, haberimiz yok! Öyle ya; dünyanın neresinde ‘sorun' varsa, ‘kimin başı ağrıyor' ise, Türkiye orada... Ya ‘arabulucu' rolü üstleniyor, ya ‘ikna' ediyor, ya ‘maddi ve manevi yardım'da bulunuyor. Ama, bir şekilde ‘sorun'u çözüyor!.. Evet ‘BM gibi bir ülkeyiz!.. Nasıl? Siz de gaza gelip coştunuz değil mi?” Hocam bu sözler Oktay Ekşi’nin yazısından alıntı yaptığım çok kısa bir bölüm, neredeyse yazsının tamamında Ahmet Davudoğlu’nu kinayeli bir üslupla eleştirmiş ve Hocam Oktay Ekşi yazısını aşağıdaki sözlerle bitirmiş. “Kudüs'teki Mescid-ül Aksa'da namaz kılmaya kalkmadan önce Sayın Davutoğlu, yanındaki “monşer”lere akıl sorsa iyi olmaz mı?” diyor. Bu da bir yorumdu.
ADNAN OKTAR: Monşerlere akıl soracak, monşerden kastı kim?
OKTAR BABUNA: Bir Başbakan kullanmıştı o deyimi böyle eski tarz monşer tarzı diplomatlar anlamında.
ADNAN OKTAR: Bir kısım diplomatları kastediyor öyle mi? Ama monşerin ne olduğunu da anlatması gerekiyordu. Efendim “Vay be!” Giriş ilginç: “Birleşmiş Milletler gibi ülke olmuşuz da, haberimiz yok!” Haberin olmuş oldu işte, Türk-İslam Birliği’ne ilk adımı attın inşaAllah. Haberin senin de olacak, komünistlerin de olacak, PKK’nın da olacak, efendim Avrupa’nın da olacak, Hıristiyanların da olacak, Yahudilerin de olacak, herkesin haberi olacak, senin de haberin olacak Oktay dede mi diyelim, dedemiz oldu tabii, Oktay dedemiz haberinin olması güzel olmuş. Efendim “haberimiz yok” diyor, haberinin olmaması da ilginç, gazete okumuyorsun herhalde, biraz git Afganistan’a git, Irak’a git, Suriye’ye git değil mi o oturduğun yerden bir kalk bakalım ondan sonra bastonuna mı dayanıyorsun artık nasıl gidiyorsan git, araştır oraları bir bak, her yerde İslam ahlakının buram buram hakim olduğunu göreceksin. Türk-İslam Birliği’nin geliştiğini göreceksin. Evet, Türkiye doğru her yerde, herkese yardım ediyor ama manen. Biz maddi yardım peşinde değiliz, manevi yardım, Türk-İslam Birliği manevi bir birliktir zaten değil mi? İslam da manevi bir dindir, mana üstüne kurulu bir dindir inşaAllah. Biz tabii ki coşuyoruz Müslüman olarak, Türk-İslam Birliği’ni savunan insanlar olarak tabii ki coşuyoruz. Ama onun neye geldiğini biz bilmiyoruz da, bizim bir şeye geldiğimiz yok inşaAllah. Mescid-ül Aksa’da namaz kılmak için de Oktay Ekşi’den bizim izin almamıza gerek yok. Tabii ki kılacağız, Hz. İsa (a.s.) ile birlikte kılacağız, Allah’ın izniyle. Bütün dünyaya İslam ahlakı hakim olacak, bütün dünyada Allah nurunu yayacak ve onu da görecek inşaAllah. Biz monşerlere değil, Kuran’a, hadise, aklımıza, vicdanımıza göre hareket ediyoruz. Bizim monşerle bir işimiz yok. Monşere kendisi danışabilir, bizim monşerle bir işimiz olmaz inşaAllah. “Birleşmiş Milletler gibi ülke olmuşuz” biz ilk defa olmadık ki, Osmanlı döneminde de Birleşmiş Milletler gibi ülkeydik biz, Oktay Ekşi’nin bundan haberi yok herhalde, bunu da bir öğrensin. Tarihimize bir baksın değil mi? Üç kıtaya biz nam salmadık mı? Birleşmiş Milletler biz değil miydik zamanında, bir daha oluyoruz bunda şaşacak ne var. Oluyoruz değil, olduk inşaAllah. Masonlar arabulucu oluyor da, masonlar dünyaya hakim oluyor da Türk-İslam Birliği içerisinde Türkler, Müslüman milletimiz niye hakim olamıyor değil mi? Niye Oktay Ekşi’nin kafası bunu almakta zorlanıyor, ben bunu anlayamadım. Mason dünya hakimiyetini aklı alıyorsa, Türk-İslam Birliği’ni de aklının alması lazım değil mi inşaAllah. Çünkü hali hazırda bir dünya hükümeti var masonluğun değil mi kurduğu. Bunu aklı almış, bu yaşanıyor. Bunun yerine Türk-İslam Birliği oluşuyor işte bu kadar.
Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Bu siz eski yazıtlardaki resimlerden bahsetmiştiniz. Onların resimlerini söylemiştiniz, gösterelim mi Hocam onların resimleri vardı.
ADNAN OKTAR: Göreyim evet.
OKTAR BABUNA: Hem resimler, hem de başka diğer deliller var Hocam inşaAllah. Bu bir ampul resminden bahsetmiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Buyurun, doğru. Camdan bak, kablosu da var.
OKTAR BABUNA: Tam dediğiniz gibi Hocam.
ADNAN OKTAR: Bak kablosu da görünüyor değil mi? Güç kaynağı görünüyor bak orada şurada güç kaynağı var. Güç kaynağından geliyor kablo ve camdan yapılmış ve içindeki akkor tarzında yılanla remz edilmiş akkor tarzında bir tel var ve içeriyi aydınlatıyor. Nedir bu? Bunun adına ampul denir değil mi? Buyurun ispatlı işte ve direnç noktaları da görünüyor bak şu ampulün altında görüyorsunuz. Şu anda da porselenden yapılıyor biliyorsunuz. Elektrikle ilgili çalışma yapan şirketler, yerler bilir bu konuları.
OKTAR BABUNA: Şeyi söylemiştiniz Hocam ayrıca piramitlerdeki resimlerin yapılırken hiç is olmamasını delil olarak da göstermiştiniz ayrıca inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Miligramın binde biri kadar is yok. Hiçbir şey yok. Yani yüzlerce metre karanlık dehlizler zifiri karanlık dehlizleri bir şeyle aydınlatmışlar. İşte neyle aydınlattıklarını şimdi görüyoruz. Bununla aydınlatmışlar bunun adına ampul deniyor değil mi? Adamlar bulmuş o devirde bir şekilde yapmışlar. Bak aynı benzeri de şimdi çağımızda yapılıyor şu resim. Aynı teknikle yapılmış bir ampul görüyorsunuz altta. Aynısı tabii.
OKTAR BABUNA: Bu da 2250 yıllık bir tapınaktaki resim Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak yine bak güç kaynağı kabloyla geliyor yine aynı şekilde aydınlatmadan dolayı da alt tarafı bu şekilde evet. Yani binanın içini aydınlattığına dair bir şey.
OKTAR BABUNA:Hator Tapınağı’nın duvarındaki resimler.
ADNAN OKTAR: Gerçi bu resim çekme tekniğinden kaynaklanıyor ama aydınlattığı oradaki yapıdan anlaşılıyor.
OKTAR BABUNA: Aynı zamanda büyük bir delil daha var Hocam inşaAllah. Kristal bir kafatası bu fakat kuartz kristali kullanıldığı için teknolojik olarak bunu o dönemde yapmak imkansız. 3600 yıllık Mayalara ait bir kafatası bu kristal ve bugün kullanılan ve teknolojinin en üst düzeyi olan bilgisayar ve LCD saatlerinde kullanılan kuartz kristalinden yapılmış. Böyle bir şeyi normalde teknoloji kullanmadan yapmak için 150 yıl boyunca nesilden nesile hayatlarının her günü sabırla koskoca bir kristal kaya bloğunu kum ile ovalamakla elde edilebiliyor. Siz kitaba basmıştınız Hocam inşaAllah. Ancak günümüzdeki teknolojiyle yapılabiliyor böyle bir şey de olmayacağına göre demek ki çok yüksek bir teknoloji kullanarak yapmışlar bunu inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sonra bunu daha detaylandıralım kuartz kristalini düzeltmekte hangi aletler kullanılıyor, nasıl teknoloji kullanılıyor onu anlatalım. Onunla beraber anlatırsak daha anlaşılır olur. Yani imkansızlığını daha iyi anlarlar böylece inşaAllah. O devirdeki o çağdaki teknolojinin yüksekliğini gücünü daha iyi görmüş olurlar inşaAllah.
Başka Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: Bunlar Hocam bir duvarda bulunan resimler yine böyle bu şekilde. Abidios tapınağının duvarında doktor Ruth Hayward tarafından bulunan bu resimlerdeki araçların günümüzde de kullanılan helikopter, jet, uçak gibi araçlarla olan benzerlikleri Hocam siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şu tanka benzemiyor mu öbürü? Şu tanka benziyor, şu helikoptere benziyor, şu denizaltı gibi bir şey değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet maşaAllah helikopter birebir aynısı Hocam. Binlerce yıllık resimler bunlar inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Acayip, açıklanacak gibi değil. Değil mi? Çok ilginç.
OKTAR BABUNA: Bir de som altından uçak modeli bulunmuş Hocam inşaAllah siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Nazca’da bulunan som altın uçak modeli. Geçmiş medeniyetlere ait hava taşıtları kanıtları sadece Mısır’da değil Washinghton DC müzesinde bulunuyor bu model. Bin yıldan daha yaşlı olduğu tahmin ediliyor. Normal uçak yani siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet bu da garip açıklaması nasıl olur bilemiyorum da.
OKTAR BABUNA: Bir de burada yine M.S. 200 yılına ait olan bu heykel günümüzdeki hovercraft denen bir taşıma aracı var karada da gidebilen. Onun birebir aynısı hatta üzerindeki kişinin giysileri bile çok benzer. Dikkat çekici benzerlik var üzerinde. Hem karada hem deniz üzerinde giden bir araç hovercraft. Ona çok benziyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: O zaman daha değişik bir teknoloji ile bizim bilmediğimiz bir teknolojiyle bir şeyler yapmışlar anladığım kadarıyla. Yani teknoloji tek değil mesela biz şimdi televizyon teknolojisi kullanıyoruz ama bak dedim geçenlerde üç metreye beş metre gibi neredeyse büyük ekran tam ekran görüntü oluşuyor. Hiçbir sebep yok alet edavat da yok ama oluşuyor. Bunlar da öyle hiç tahmin etmediğimiz bir teknoloji, bizim bilmediğimiz bir teknoloji kullanmış olabilirler. Yani bildiğimiz klasik teknolojinin dışında bir teknoloji yani belki duyunca şaşıracağız.
61’nci ayeti okuyalım.
SUNUCU 3: “Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiçbir şey bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler.”(Nahl Suresi 61)
ADNAN OKTAR: Şeytan’dan Allah’a sığınırım: “Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiçbir şey bırakmazdı;” Allah “hepinizin canını alırdım” diyor, “eğer zulümleriniz nedeniyle sorguya çekecek olsaydım” diyor. Demek ki öyle günahsız hatasız insan yok değil mi? Bak ne diyor Cenab-ı Allah? Çok açık: “Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde)” yani dünyanın üzerinde “canlılardan hiçbir şey bırakmazdı”. “Ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler.” “Onlar, Allah'a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın 'kendilerinin olduğunu' düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (Cehennemde) öncülerdir.” “Onlar, Allah'a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler,” Kendilerinin hoşuna gitmeyen şeyi Allah’a uygun görüyorlar yani vicdansızlık yapıyorlar, ahlaksızlık yapıyorlar. “dilleri de yalan olarak en güzel olanın 'kendilerinin olduğunu' düzmektedir.” Kendi sapkın düşüncelerinin en güzel olduğunu söylüyorlar. Mesela Darwinistler değil mi? Ne diyorlar en güzel olanın kendilerinin olduğunu söylüyorlar en güzel düşüncenin veya Marksistler, komünistler, faşistler de. “Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (Cehennemde) öncülerdir.” “Biz kitabı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik.” Kuran’ın iniş amacını Allah açıklıyor. Bak “ihtilafa düştükleri şeyleri onlara açıklaman”, ihtilafı kaldırıyor Kuran. Ne Hıristiyanlarda ne Musevilerde ihtilaf kalmıyor. “ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet” Hem Allah’ın rahmeti hidayetle iman bulması. “dışında (başka bir amaçla) indirmedik” diyor Allah. 33. ayet Sebe Suresi.
SUNUCU 1:“Za'fa uğratılanlar da büyüklük taslayanlara: "Hayır, siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı bize emrediyordunuz" dediler. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını saklarlar; Biz de inkar edenlerin boyunlarına halkalar geçirdik. Onlar, yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?” “Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın 'refah içinde şımaran önde gelenleri': "Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz" demişlerdir.”
ADNAN OKTAR:Mesela Mehdi (a.s.)’ı biz kabul etmiyoruz tanımıyoruz diyorlar değil mi inşaAllah. Bak “mutlaka karşı geldiler” diyor Allah inşaAllah. 28 ve 29 Sebe Suresi.
SUNUCU 3:“Biz seni ancak bütün insanlara bir müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar. Onlar: "Eğer doğru sözlü iseniz, bu va'd(ettiğiniz azap) ne zamanmış?" derler.”
ADNAN OKTAR:Evet, şimdi burada ne anlıyoruz ayetten. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Biz seni ancak bütün insanlara” bakın bütün insanlara deyince ne demektir? Bütün dünyaya, değil mi? Kuzey kutbu, güney kutbu dahil. “Bir müjde verici” Biz ne diyoruz? İslam ahlakının dünyaya hakimiyetinden bahsediyoruz. Hz. İsa (a.s.)’ın geleceğinden bahsediyoruz. Ahir zamana bakış açısı açısından o yönüyle Kuran’ı açıklarsak, tefsir edersek bunları görüyoruz. Cennetle müjdeliyoruz inşaAllah. Huzurla, bereketle, bollukla müjdeliyoruz. Anarşinin kalkması, bütünlük ve beraberlikle müjde veriyoruz. “ve uyarıcı olarak gönderdik.” Biz de uyarıyoruz insanları, hatalara, günahlara, yanlışlıklara karşı uyarıyoruz. Mehdi (a.s.) ne yapacak? Bunları yapacak, bizim dediklerimizi yapacak. Biz ne yapıyoruz? Mehdi (a.s.) öncüsü olarak aynı şeyleri yapıyoruz. “Ancak insanların çoğu bilmiyorlar.” Demek ki, insanların çoğunun bilmemesi normal. Kuran’a göre bilmiyorlar. Çoğunluk ne demektir? Dünya 7 milyarsa yarısından çoğu bilmiyor en az. “Onlar: "Eğer doğru sözlü iseniz, bu va'd(ettiğiniz azap) ne zamanmış?" derler.” Mehdi (a.s.) ne zaman çıkacak? Hz. İsa (a.s.) ne zaman inecek? Kıyamet ne zaman kopacak? “De ki: "Sizin için belirlenmiş bir gün vardır ki, ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de (bir an) öne alınabilirsiniz.” O vakit geldi mi o olur diyor Cenab-ı Allah. Hz. İsa (a.s.)’ın vakti belli, Mehdi (a.s.)’ın çıkış vakti belli. İslam ahlakının dünyaya hakim olma vakti belli, yıkılış vakti belli. Kıyametin başlangıç vakti belli, değil mi, inşaAllah.
Oktar Hocam senin bize göstereceğin resimler var mı? Bir şeyler var mı?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, bir de duvarlardaki resimlerden bahsetmiştiniz. 30-35 bin yıllık, onlarla da ilgili görüntüler var burada. Bunlar mağara duvarlarında görülen resimler, çok özel bir teknikle Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. En az 10-20 bin yıllık, 35 bin yıllık olanları da var. Mağara resimleri. Hiç bozulmadan boyaları devam etmiş on binlerce yıl Hocam. Kimya eğitimi almış biri bile hazırlayamıyormuş bunu çünkü boya karışımları çok özel bir teknikle hazırlanıyormuş. Bu dönem insanları mangan oksit, demir oksit, dentin kili yani omurga dişlerindeki kolajen ve kalsiyum tozundan elde edilen karışımlar. Bunlar normal bir kimyagerin bilmesine dahi pek olanak olmayan karışımlar.
ADNAN OKTAR:Bir daha say, tek tek.
OKTAR BABUNA: Söylüyorum Hocam inşaAllah. Mangan oksit diye bir madde kullanıyorlar.
ADNAN OKTAR:Mangan oksit.
OKTAR BABUNA:Kimse ne olduğunu bilmez onun.
ADNAN OKTAR: 30 bin yıl önce adam mangan oksiti nereden bilsin? Sen mangan oksit bulabilir misin? Bir toprakta arazide. Bu mangan oksit ben bunu ayırayım diyebilir misin?
SUNUCU 1:Hayır.
ADNAN OKTAR:Sen?
SUNUCU 3: Hayır.
ADNAN OKTAR:Hiç kimse bulamaz değil mi? Ertuğrul Özkök bulabilir mi?
OKTAR BABUNA:Bulamaz.
ADNAN OKTAR:O da bulamaz. Evet.
OKTAR BABUNA:Demir oksit.
ADNAN OKTAR:Demir oksit, o da çok zor bulması da. Başka?
OKTAR BABUNA: Demir hidroksit.
ADNAN OKTAR: Demir hidroksit. Nereden bulsun demir hidroksiti? Ne olduğunu ne bilsin de nereden bulsun? Başka?
OKTAR BABUNA:Bir de bunu ilk duydum Hocam. Dentin kili, omurgalı hayvanların dişlerindeki kolajen ve kalsiyum tozundan meydana gelen iç kısım gibi bir element yani bu.
ADNAN OKTAR:Dentin kili. Ben de ilk defa duyuyorum. Adamlar bunlara karıştırıp boya elde ediyor. Ve bu boya 30 bin yıl dayanıyor. Okside olmadan, bozulmadan. Sonra ne diyor; mağara adamı, bilmem ne. Senin kültürüne bak, senin bilgine bak, bir de adamın bilgisine, kültürüne bak. Ki sırf resim tekniğindeki bilgisi bu. Onun için her çağda ilkel düşüncede insan olmuştur. Her çağda da çok kültürlü ve bilgili insan olmuştur, her zaman. Her zaman mağarada yaşayan adamlar da olmuştur, puta tapanlar da olmuştur, Ay’a Güneş’e tapanlar da olmuştur. Ama Hak dine inananlar da olmuştur. Günümüzde de bu böyledir. Geçmişte de böyle olmuştur.
Başka Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Şöyle açıklamalar vardı Hocam. “Halkalı’daki saldırıda eşi Çağlar’ı teröre kurban veren Elif Bölük isimli hanım demiş ki, ‘Saldırıyı yapanlar birer maşa, ne Türk ne de Kürt’ diyor Hocam inşaAllah. “Onlar hain, kalleş, şerefsiz. Oğlum yok ama bu vatan uğruna kızımı da asker yapacağım. Devletim bunun öcünü alacak” demiş.
ADNAN OKTAR:Ama en güzel mücadele fikri mücadeledir. Yani fikri mücadelenin önünde hiçbir güç durmaz. Bunun aksini savunan varsa bana yazsın buraya. “Yok arkadaş ben bu fikirde değilim” desin, bir kişi. Değil mi? Milyonlarca kişiye hitap ediyoruz şu an. Bir kişi desin ki, “o çözüm değildir” desin. Hiç kimse bunu diyemez herkes bunun doğru olduğunu biliyor. Yani konu nettir. Hastalık nettir. İlacı da nettir. Hastalık kanserdir, ilacı tedavisi ise bilimdir. Bilimsel felsefi delillere dayalı anti-komünist, anti-Darwinist, anti-materyalist, anti-Stalinist çalışma yapılmasıdır. Bu yapıldığında konu biter, inşaAllah.
Başka neler var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bu Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın bir açıklaması. “Türkiye, nefes aldırır” diyor. “İsrail bölgede bütün ülkelerle kavgalıdır. Onun da bir nefes borusuna ihtiyacı var. O da ancak Türkiye olabilir” demiş Hocam inşaAllah. Tam sizin dediklerinizi teyit eden bir açıklama yapmış. Siz “Türk-İslam Birliği İsrail’i de kollayacak, onların kurtuluşu da Türk-İslam Birliği’nde” demiştiniz Hocam inşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Her zaman söylüyoruz. İsrail’in de bölgedeki diğer ülkelerin huzuru da Türkiye’ye bağlı. Gerçi Aydın Bey’in ekip biraz bu konudan alerji kapmış gibi görünüyor ama doğrusu bu. Değil mi? Ertuğrul Özkök de alerjen bir yapı gösteriyor. Türk-İslam Birliği’ne karşı, Oktay Ekşi de. Demek ki yukarıdan bir alerji var, anladığım kadarıyla. Bu alerjiden kaçınacaklar. Bunu tedavi edecekler. Türk-İslam Birliği illaki oluşacak. Değil mi? İllaki neticelenecek. Bunun geliştiğini görmeleri de hayret verici güya alaycı bir dil kullanmış ama Oktay Ekşi alay etse de gülse de ağlasa da bu gerçek oluşacak ve oldu, oluyor. Devam edecek onun gözünün önünde bu gelişecek inşaAllah. Ama hayret aynı kafada, böyle bir orkestra elemanları gibiler. Yani hepsi aynı şeyi söylüyorlar. Değil mi? Zıt fikirler olabilir. Mesela Oktay Ekşi ile Ertuğrul Özkök şu bu ayrı ayrı düşünebilir ama Hürriyet böyle bando gibi yani toptan çalıyorlar. Nasıl oluyor bu?
OKTAR BABUNA: Tam dediğiniz gibi Hocam evet.
ADNAN OKTAR: Değil mi yani muhalif fikirler olması lazım. Herhalde bir şef mi var nedir, anlamadım ben değil mi? Herkes aynı notayla çalıyor.
OKTAR BABUNA: Aynı anda başlıyorlar bir de aynı fikirle inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hepsi Darwinist aşağı yukarı, hepsi materyalist düşünceyi savunuyor. Hepsi Türk-İslam Birliği’ne karşı bir alerji var gibi görünüyor. Biraz değişik. Ama alerjiyi biz merhemle tedavi edeceğiz inşaAllah değil mi? Merhemi bilimdir.
SUNUCU 2: Anti-alerjen.
ADNAN OKTAR: Evet anti-alerjen ilaç kullanacağız inşaAllah. O alerjileri geçecek inşaAllah.
Evet bir ara vermemiz gerekiyor herhalde.
SUNUCU1: Evet Hocam müsaadenizle bir ara verelim. Sonra devam edelim inşaAllah.
Değerli konuklarımız ve Hocamızla birlikte “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza devam ediyoruz. Evet Hocam kaldığımız yerden devam edelim dilerseniz.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Oktar Hocam sen bir şeyler daha anlatacağım diyordun.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Bu sizinle röportaj yapan İsrailli bir basın mensubu vardı. Onunla ilgili bir haber yapmış Hocam inşaAllah. Bu tabii İbranicesi ama İngilizce metni var önümde, bu İsrail’in tanınmış gazetelerinden Macorvison diye bir gazete Hocam. Sizinle ilgili “Türk manevi lider” diyor, bu başlığı atmış. Sizin açıklamalarınıza dayanarak da İsrail’in kendisini savunma hakkı olduğundan bahsetmiş Hocam inşaAllah. Bu Marmara gemisi yola çıktığında orada sizin tam söylediklerinizi nakletmiş. Yani İsraillilerin oraya davet edilip, geminin aranmasına izin verilmesi ve böylece birlikte gemiyi bir limana çekerek dağıtımını da hatta birlikte yapabileceğini böylece bir sorun olmayacağı yönünde inşaAllah. Aynı zamanda Hocam devam ediyor, bizim, sizin İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkilerdeki bu gerilimin olmasını istemediğinizden bahsetmiş ve bunların düzeltilmesi gerektiğinden. Aynı zamanda da diğer açıklamalarınıza da yer vermiş Hocam inşaAllah. Bu şekilde de uzun haber yapmış inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Savunma hakkı Türkiye’nin de vardır, İsrail’in de vardır, her ülkenin de vardır ama mazlum adamlara, mazlum insanlara silah sıkmak kalleşliktir, zulümdür ve caniliktir. Şimdi silahsızsa, karşısına silahsız çıkılır. İlla ki birşey yapacaksa ama silahsız insana silah çekmek silah kullanmak ahlaka, vicdana, dine, imana sığmaz. Ama tabii ki her ülkenin savunma hakkı vardır. Kendilerini savunma hakkı vardır, orada onun demek istediği herhalde bu tabii ki biz İsrail’i kendini savunma hakkı olduğunu kabul ederiz. Ama hakikaten bir saldırıya uğrar bir silahlı saldırıya o zaman silahlı mukabele hakkı vardır. Ama silahsız insanlara silahla karşılık verme hakkı yoktur inşaAllah. Ben onu anlattım adamlara. Biz ne dedik? “’Kimse yok mu’ derneği gibi gidersiniz” dedik “kardeşlerimiz arkadaş gelin istediğiniz gibi arama yapın. Ondan sonra gelin gibi birlikte dağıtalım.” Bunu dersiniz dedim, anlaşıldı mı? Ama adamları tedirgin etmek onlara işte demir sopa ile saldırmak falan bunlar gereksiz hareketler. Tamamen silahsız olsalardı ve orada o insanlar öyle şehit edilseydi, gök kubbeyi başlarına geçirirdim. Bak gök kubbeyi başlarına geçirirdim, çok büyük olay olurdu. Ama yerde sürüklenen İsrailli askerler, ağlayan İsrailli askerler var, ağzı burnu demir sopa ile dağıtılmış, şimdi adam kendini savunabilir o durumda. Ama silahla değil. Aynı şartlarda yapması lazım, kurşun kullanılmaz, en fazla plastik mermi kullanabilir.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Haberin devamında da zaten her türlü öldürmeye karşı olduğunuzu, teröre karşı olduğunuzu bu ister hükümet ister bireysel olsun, terörün hepsinin yanlış olduğunu söylemiştiniz. İslam’ın lanetlediğini inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Adam bana sordu “Teröre karşı mısın?” dedi. Ben de dedim “devlet terörüne de karşıyım, bireysel teröre de karşıyım” Ne demek bu?
OKTAR BABUNA:Çok açık Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Devlet terörü sen mazlum bir insanı gidip suratına kurşun sıkıp şehit ediyorsan bu devlet terörüdür. Bir İsrailli yaşlı anneye, babaya veya çocuklara gidip bomba atıyorsan bu da bireysel terördür. Her ikisi de vicdansızlık, her ikisi de gayri ahlakidir ve zulümdür. Ben onu söyledim inşaAllah. Orada da yazmış zaten.
OKTAR BABUNA:Nitekim yazmışlar, evet. Hem radyoda yayınladı konuşmanızı hem de iki tane haber yapmışlar ayrıca inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir de İsrail’in kendini savunmasına gerek yok. Biz savunuruz İsrail’i zaten. Türk İslam Birliği içerisinde niye kendisini savunmasına ne gerek var İsrail’in?
OKTAR BABUNA:Bunu da söylemiştiniz Hocam zaten.
ADNAN OKTAR: Hayır o yazıda var yok mu orada yazmıyor mu?
OKTAR BABUNA:Yazıyı kapatmıştım açayım tekrardan Hocam.
ADNAN OKTAR:“Bütün her yerde yaşayacaksınız” dedim. “Suriye’de de, Ürdün’de de, Türkiye’de de, her yere gelin” dedim. “Biz sizi koruruz” dedim Türk İslam Birliği olarak.
OKTAR BABUNA:Evet söylediniz bunu da inşaAllah Hocam. Ayrıca da burada yazıyor zaten. “Müslümanların Yahudilere de, Musevilere de saygı duyması gerektiği siz Peygamber neslindensiniz” diyorsunuz. “Ben de İsrail’e gelip oradaki Musevilerle, hahamlarla tanışmak onlarla birlikte olmak isterim zaten” diye inşaAllah. “Musevi gençlikle tanışmak isterim” diye yazıda da geçiriyor zaten bu sözleriniz.
ADNAN OKTAR:Tabii ki görüşeceğiz konuşacağız onlar da bizim yedi emanımızda olan insanlar. Hırıstiyanlar da özellikle Müslüman kardeşlerimiz tabii ki Kudüs’e gideceğiz birlikte namaz kılacağız Mescid-i Aksa’da, birlikte yemek yiyeceğiz sohbet edeceğiz inşaAllah Allah’ın izni ile. Oralar hepimizin, değil mi, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Tarihte de bu olmuştu” diyorsunuz, yazıda bunu söylemiş nasıl “Nasıl Musevileri İspanya’dan, Portekiz’den biz getirdiysek sahip çıktıysak” diyorsunuz, “yine aynı şekildedir” yine örnek vermişsiniz onu da yazmış Hocam.
“Türk manevi lider” diyor, “memleketinin tavrının bu Musevilere genelde olumlu olduğunu söyledi” diyor. “Biz” diyor, “binlerce Musevi’yi tırnak içine almış binlerce Musevi’yi” diyor, “İspanya’dan çıkartılan” diyor, “atılan, Portekiz’den onları korumuştuk” diyor, “ülkemizde onları korumuştuk onlara sevgi göstermiştik ve anlayış göstermiştik” diyor. Diye bu ifadelerinizi de geçirmiş yazıya bu şekilde.
ADNAN OKTAR:İşte devlet terörünü de açıkladık, bireysel terörü de açıladık. “Devlet terörü kendisini savunma durumda olmayan mazlum bir insana devlet makineli tüfekle falan ateş açarsa bu devlet terörü olur. Mazlum genç kızlara, delikanlılara, insanlara yaşlılara da elinde silah yokken herhangi bir atak yapmamışken gidip kafasına bomba atarsan bu da terör, anarşi, zulüm, katilliktir. Her ikisi de aynı durumdadır” dedim. Bunu söyledim inşaAllah.
Başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Bir siyanobakteri ile ilgili bir bilgi daha var onu göstereyim mi Hocam? Nasıl olduklarını siyanobakterilerin. Bu demin gösterdiğimiz fosillerle ilgili.
ADNAN OKTAR:Tamam anlat.
OKTAR BABUNA:Bunlar mavi yeşil oksijen yapan bakteriler. Üç buçuk milyar yıllık fosilleri bulundu en son Hocam siz daha iyi bilirisiniz inşaAllah. Bunlar da bakterilerin görüntüsü fosil görüntüsü ve canlandırması. Günümüzdeki hali ile tıpatıp aynısı. Yine bir görüntüsü siyanobakteri fosili diyor. Bu da yazının başlığı. Evet üç buçuk milyar yıllık Avusturalya’da Warrawoona denilen bir bölgede bulunuyor bu bakteri fosilleri. Ve hayatın canlılığın birden bire Allah tarafından yaratıldığını kanıtlayan kesin bilimsel fosil kayıtları. Nature dergisinde de ayrıca yayınlandı “hayatın delili” diyor. “Dünyadaki hayatın delili üç nokta sekiz milyon yıl önce başlamıştı” diyor. Üç nokta sekiz milyar yıllık ve bu günkü hali ile birden bire ortaya çıkıyor ve tıpatıp aynısı üç milyar yıl hiç değişmiyor, üç buçuk milyar yıldır.
ADNAN OKTAR:Evrimciler ne diyor bu konuya?
OKTAR BABUNA:Hiçbir şey diyemiyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Ağlıyorlar diyorsun.
OKTAR BABUNA:Bunu gizlemeye çalışıyorlardı siz ortaya çıkarttınız böyle. Normalde çok önemli bir delil. Fakat hiç lafını etmiyorlar. Siz ortaya çıkarınca ancak böyle duyuyor herkes inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, Yasemin Koçhisar.
SUNUCU:Yasemin Koçhisar, Almanya Körl, 10 Temmuz 2009’da yollanmış bu. Hicr Suresi 15 sure, 91. ayet: “Ki onlar Kur'anı parça-parça kıldılar. Rabbine andolsun, onların tümüne (bunu) soracağız. Yapmakta oldukları şeyleri. Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme. Şüphesiz o alay edenlere (karşı) Biz sana yeteriz.” Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru zamanında bazı insanlar alaycılıkla İslam’a güya hizmet görünümünde saldırıya geçeceklerdir. Hadis-i şeriflerde bu gerçeği açıkça görüyoruz. Bu fevkalade duruma işaret eden, “Şüphesiz o alay edenlere (karşı) Biz sana yeteriz”ayeti kerimesi çok manidardır, Hz. Mehdi (a.s.) doğu tarafından çıkacak karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek o dağlarda kendisine yol bulacaktır.” Demek ki Hz. Mehdi (a.s.) ne alaydan ne baskıdan etkilenmeyecek bilakis bu tarz durumlar onun daha çok sevap kazanmasına ve daha çok hizmet etmesine sebep olacaktır. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’a Allah yetecektir.
ADNAN OKTAR:Evet. MaşaAllah. Mehdi (a.s.) adalet sahibi olacaktır, Hıristiyanlara da ve Musevilere de. Yani adam başka dinden diye onlara zulüm yapmayacaktır. Mesela Hıristiyan, Müslüman adalet ile karar verecektir. Hıristiyan olması onun ezilmesini gerektirmez. Müslümanın hakkı neyse onun da hakkı aynıdır. O da birinci sınıf insandır. Musevi ile Müslüman onlar da birinci sınıf insandır. Musevi diye onu aşağılamak, ezmek haramdır. Böyle şey olmaz. Onlara da şefkat esastır ve adalet ile karar verilir. Bir olay olduğunda, “Bir kavme olan öfkeniz sizi, adaletten ayırmasın” diyor Allah ayet var, Kuran ayeti var değil mi? Bir kavme olan husumetiniz sizi adaletten ayırmasın” mealen yaklaşık. Biz ön yargı ile hareket etmeyiz, adalet ile hareket ederiz Müslüman olarak. Mehdi (a.s.) da böyle olacaktır. Çünkü biz Mehdi (a.s.) talebesiyiz. Mehdi (a.s.) da anladığımız bizim Mehdi (a.s.)’ın Kuran’a uymasıdır ve hadise uymasıdır. Biz de Kuran’a ve hadise uyuyoruz. Dolayısıyla mesela ateist de olabilir. Yine onda da adaletle hükmederiz. Mesela bir olay oldu; bir Müslüman gitti haksız yere bir ateisti dövdü mesela, farz edelim. Bu ateist, o zaman bir de biz dövelim demeyiz. Değil mi? Adamın neyse cezası o onu alır. Yani ateistin hakkını koruruz orada, yani ona zulüm yaptırmayız. Mesela adam evini yıkmaya kalkmıştır, tazmin ettirirsin, özür dilettirir ve karşı olan cezayı verirsin. Adalet budur, yani adalet sadece kendi tarafında olan insanı korumak değildir. Hepsini korumaktır, yani çünkü Mehdiyet; aynı zamanda dünyayı kucaklayan bir sistemdir. Bütün dünyadaki insanların adaletini koruyacaktır, Mehdiyet. Böyle bir zulüm sistemi, acı sisteminde adalet olmaz. Adam sadece kendi adamını korur-kollar. Mesela farz edelim yabancı ülkelerde oluyor. Adam kendi vatandaşına sadece saygı gösteriyor. Yabancı bir kişiye saygı göstermiyor, bu çok çirkin. Müslümanlıkta bu yok, işte. Kendi vatandaşı olsun veya olmasın, kendi dininden olsun veya olmasın, kendi milletinden olsun veya olmasın; adaletle karşılık verir, hak neyse onu savunur inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Göklerin, yerin ve içlerinde olanların tümünün mülkü Allah’ındır” Maide Suresi, 120, İnsanların güya atası diye resimler yapmışlar Hocam. Bir evrim haberi, onu gösterelim mi? Bu şekilde hayali çizimlerle, bunların hepsi sizin sitelerinizde ve kitaplarınızda zaten yalanlanmış olanlar. Mesela bu bir kere evrimi yalanlayan sizin kitabınızda var Hocam inşaAllah. “Sahelanthropus tchadensis” 2002 yılında bulunan bir fosil var. Bu zaten evrimi yalanlıyor, çünkü 7 milyon yıllık. Bunların insanın atası olduklarını iddia ettikleri Australopitecus’dan daha insanımsı bir görünümü var. Bu hayali bir çizim tabii, zaten evrimi yalanlayan bir şey. Bunun direkt maymun olduğunu zaten evrimciler de artık söylüyor. Küçük kafası olan, gözleri birbirine yakın, tam maymunsu. Böyle hayali bir çizim yapmışlar yine. Güya insanın atası gibi lanse etmeye çalışıyorlar. Güney Afrika maymunu zaten Australopithecus ifadesi. Fakat siz kitaplarınızda da belirtmiştiniz; en önde gelen Tim White, Ellen Walker, Don Johanson gibi paleoantropologlar zaten bunu maymun sınıfına dahil ediyorlar. Bu da yine aynı şekilde Australopithecus sınıfına ait bir maymun. Yine hayali çizim yapmışlar, güya yarı maymun, yarı insan gibi. Bu da aynı şekilde yine bir maymuna ait, küçük kafatası olan. Yine hayali bir çizimle böyle canlandırma yapmışlar. Bu da boisei denen yine ayrı bir grubu yine maymun cinsine, Australopithecus cinsine ait olarak hayal edilen yine hayali bir çizim. Bu da yine aynı şekilde 2.8 milyon yıllık maymun olduğu bilinen, yine önde gelen evrimci paleoantropologların; maymun Australopithecus sınıfına dahil ettikleri bir maymunu yine hayali çizimle böyle benzetme yapmaya çalışmışlar. Bu da soyu tükenmiş bir insana ait. Bakın zaten daha insansı çizmişler. Yine hayali bir çizim gerçi. Normal bir insana ait bir fosil yine kafatası kalıntısı. Bu da aynı şekilde, Neanderthal bilinen zaten; flüt çalan, dikiş diken modern bir insan. Hatta kafatası hacmi normal bir insandan da daha büyük. Soyu tükenmiş bir Avrupalı insan ırkı olduğu biliniyor zaten günümüzde. Dolayısıyla yine hayali çizimlerle böyle haber yapmaya çalışmışlar Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi bunlar uzun konular. Bir kere bir fosil yok, yani evrimi anlatabilecek, izah edebilecekleri fosil yok. Bitmiş konu, bir protein tesadüfen meydana gelemiyor. Buradan da bitmiş. Onun için oturup apotoncurius falan onlarla uğraşmaya gerek yok. Olay dibinden bittiyse. En alttan biten en üstten de bitmiştir. Kökten bittiyse bitti. Oturup putekius mutekius onların sonu gelmez. Adamların hangi biriyle uğraşacaksın, hepsiyle tek tek. Hani “Bir akıllı bir kuyuya taş atar. 70 akıllı çıkaramaz” filan derler. Tabii biraz değiştiriyorum da. Şimdi bunlarla uğraşmak böyle olmaz. Tırnağıyla uğraşıyorsunuz, çıt parmağıyla uğraşıyorsunuz. Beyninin ortasını patlattın mı, beynine vurup dağıttın mı konu bitmiştir. Ondan sonra konu biter. Ama tırnağından başlarsan uğraşırsın. Çok uğraşırsın inşaAllah. Ona cevap veriyorsun onu söylüyorsun, o onu çıkarıyor. Adamların vakti bol. Zamanı da bol. Arkadaş “Sen neden bahsediyorsun? Bu varlık proteinlerden mi oluşmuş? Bir protein tesadüfen meydana gelebilir mi?” dersin. Gelemiyor. E bitti. “Haydi bana müsaade” dersin. Ara fosil var mı? Yok. “Bana müsaade” diyeceksin. “Bir tane fosil göster” diyeceksin. Var mı? Yok. Hepsi mükemmel varlıklardan bahsediyor. Milyonlarca hayvan ortadan yok olmuş. Yani şu an kalanlar 100’den biri. Mesela 99 tür kaybolmuş. Mesela 99 maymun türü varsa, bir türü kalmış şu an dünyada. 99 kedi türü varsa bir tane kedi türü kalmış. O kadar azalmış. Bu türleri bir araya getirdiğimizde adam bir bakıyor çeşitli kediler, irili, ufaklı, büyüklü, ayağı uzun, ayağı kısa. “Herhalde bunlar birbirinin evrimi” diyor adamlar. Kardeşim bu getirdiğin varlık mükemmel, kusursuz, altın oranla yaratılmış, simetrik, gelişmesini tam anlamıyla bitirmiş mükemmel canlılar. Bunun evrimle ne alakası var. Sadece soyu tükenmiş bir tür. Mesela panda ayısı ona dikkat etmeselerdi, bakım yapılmasaydı o tür de tükenecekti. Onun fosilini bulduğunda adam bizim karşımıza gelecek ne diyecek? “Bu” diyecek “ayının atası, ayının ilk gelişimi böyle oldu. Daha küçüktü ayı sonradan evrimleşti kocaman ayı oldu” diyecekler. Şimdi bunu düşünen adam neylik yapmış oluyor? Hatalı hareket etmiş oluyor değil mi? Yanlış hareket etmiş oluyor. Mantıklı değerlendirecekler.
OKTAR BABUNA:Bir de Hocam 10 trilyon teklif etmekle tam bitirdiniz.
ADNAN OKTAR:Tabii kardeşim, lafı uzatmaya gerek yok. Madem bu kadar iştahlı evrimcisin sen. Yüklen sırtına al bir tane fosil getir. Veyahut cebine koy. Ufacık bir şey olsun. Kabul ediyoruz. Bütün basını çağıracağım. Aydın Doğan’ı da çağıracağız, herkesi çağırırız veya onların mekanına gideriz. Ben çantayla getireceğim 10 trilyonu. Ben fosili alacağım. O da parayı alıp gidecek. Ne kadar açık değil mi? Bak artık düştükleri aczin anormalliğin durumunu buradan değerlendirin ki “fotoğrafını getirin arkadaşım onu da kabul ediyorum” dedim. Nereden bulursan git fotoğrafını bul. Onu da getiremiyorlar. E konu bitmiş. Oturopus, koturopus... Çünkü milyonlarca var. Milyonlarca fosil bulunuyor ve hepsi mükemmel. Bizim yaratılış için kullandığımız fosili adam bize getiriyor. Kardeşim bu altın oranla yaratılmış mı? Yaratılmış. Kusursuz mu? En ufak bir eksiklik var mı? Yok. Zamanında yaşamış türünü tüketmiş bir maymun türü. Sen bana nasıl bunu ara fosil diye getirirsin?
OKTAR BABUNA:Sizin gösterdiğiniz bu fosilleri Hocam dünyanın hiçbir yerinde sergilemiyorlar. Bunları sadece siz gösteriyorsunuz bütün dünyaya. Yaratılış Atlası’nda da görülen normalde bütün müzelerde göstermeleri gerekiyor, sergilemeleri gerekiyor. Hiçbir müzede yok dünyanın hiçbir yerinde. Yaratılış Atlası’ndaki fosiller de yine aynı şekilde. Hiçbir müzede yok Hocam. Dünyanın hiçbir yerinde.
ADNAN OKTAR:Şimdi fosil deyince yanlış anlaşılabilir o. Mermer parçası filan diyecekler. Ne fosiliydi o?
OKTAR BABUNA:Bu 2.4 milyar yıllık bakteri fosilleri. Siyanobakterinin... Ama böyle çökelti oluşturuyor. Bakteri görünmediği için.
ADNAN OKTAR:Çökelti böyle bir yapı meydana getiriyor. Bakteri çökeltisi inşaAllah.
SUNUCU:Soru sorayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Tamam.
SUNUCU:Konu biraz değişik. İsmet Söğüt İstanbul’dan şöyle bir soru yöneltmiş. “Selamün aleyküm Adnan Hocam. Meleklerin fiziki yapısı nasıldır? İnsan ile arasındaki farklar nelerdir?”
ADNAN OKTAR:Aleyküm selam. Cibril geldiğinde yakışıklı bir insan şeklinde geldi. Çok güzel bir delikanlı şeklinde geliyor. Ama asıl şekli Peygamberimiz (s.a.v.) ilk gördüğünde biliyorsunuz baygınlık geçirdi. Bayıldı. Heyecandan. Yani bütün ufku kaplayan, geniş kanatları olan bir görünümdedir. Olağanüstü güzel görünümdedir. Ama bütün ufku kaplayacak derecede büyük, ama geldiğinde insan şeklinde de geldiği oluyor. Çok yakışıklı güzel bir insan şeklinde geliyor. Hz. Meryem (a.s.)’a öyle görünmüştür mesela. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile bir görüşmesi vardır. Hz. Dıhye (a.s.) suretinde gelmiştir Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanına da.
Oktar Hocam, “Kadri Oflaz, İstanbul”. Şerh ederek oku.
OKTAR BABUNA:“Mehdi (a.s.)’ın zuhur zamanı yakındır. Onun zuhur zamanı olan yüz (asır) başına gelinceye kadar nice mebde'ler (başlangıç alametleri) ve mukaddimeler (ön alametler) zuhur edecektir...” Mehdi (a.s.)’ın çıkış zamanı yakın. 100 yıl başında çıkıyor mücedditler inşaAllah. Onun zuhur zamanı da 100 yıl başında olacaktır yine. Onun çıkışının başlangıç alametleri ve ön alametleri ortaya çıkacaktır önce.
“Mehdi (a.s.) dahi büyüktür. Onun sebebi ile İslam'a ve Müslümanlara büyük takviye gelecektir.” Büyük destek gelecektir.
ADNAN OKTAR:İmam Rabbani Hazretleri Mektubat’ta söylüyor.
OKTAR BABUNA:Evet inşaAllah. “Onun velayetinin dahi, zahir ve batın büyük tasarrufu vardır.” Hem görünende hem de batınında, derinliğinde büyük tasarrufu vardır. “Nice harika hallerin ve kerametlerin sahibi olacaktır.” Kerametler gösterecektir, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:“onun zamanında, nice hayret veren haller zuhur edecektir.” Çok hayret verici olaylar ortaya çıkacaktır, inşaAllah. “...Onun vücudunun zuhurundan evvel, adet harici harika haller meydana gelecektir.”
ADNAN OKTAR:Doğumundan evvel.
OKTAR BABUNA:Evet inşaAllah. “(İmam-ı Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 2. cilt, 381. Mektup, s. 1184-1186) “İmam Rabbani Hazretleri'nin Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den aktardığı bu hadis-i şerifteki harika olaylar Hicri 1400 senesinden beri, yani 1979-80, bugüne kadarki 30 yıllık sürede gerçekten de mucizevî şekilde "tespih taneleri gibi" birbirini izleyerek gerçekleşmiştir,” Arka arkaya. “Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: ‘... Eskimiş ipi kopan bir kolyenin taneleri gibi birbiri ardına gelen alâmetleri beklesinler.’" (Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.)”
Olayların arka arkaya gerçekleşeceğini bildiren bir hadis, Peygamberimiz (s.a.v.)’den inşaAllah.
“Tüm İslam alemi büyük bir şevkle ard arda gerçekleşen bu alametleri izlerken ve coşkuyla Hz. Mehdi (a.s)'ın ve Hz. İsa (a.s.)'ın gelişini beklerken Cübbeli Ahmet Hoca neden Hz. Mehdi (a.s)'ın tüm geliş alametlerini ve Resulullah (s.a.v.)'in bu konudaki tüm hadislerini yok sayıyor?”
ADNAN OKTAR:“Hayırlı akşamlar Hocam. Avrupa’da yaşayan ve yeni Müslüman olan bazı arkadaşlarımız ‘Sufist ve Sufizm hakkında ne düşünüyorsun?’ diye çok soruyor. Eskiden Hıristiyan olan bu arkadaşlarımız İslam’ın zenginliğinin farkındalar ve daha iyi anlamak istiyorlar. Bu kişileri nasıl yönlendirmek ve bu konuları nasıl açıklamak lazım? Ayrıca Hocam bu arkadaşlarımıza güzel dinimize sonradan sokulmaya çalışılan hurafelerden uzak durmaları konusunda nasıl uyarmalı ve yönlendirmeliyiz? Saygılarımı ve en derin sevgilerimi sunuyorum. Hollanda’da yaşayan kardeşiniz.” Ayşe Nesibe Erten Hanımefendi göndermiş. Sufizm, Sufi nedir Sufizm? Biz Sufist düşünceye göre değil Kuran’a göre hareket ediyoruz. Ben Kuran’dan başka, sünnetten başka bir yol tanımam. O kadar yani bana yeni yeni yollar, yeni yeni izahlar yapmasınlar. Kardeşlerimiz de hiç tavsiye etmesinler. İslam vardır, Kuran vardır, hadis vardır, başka bir şey yoktur. Buna göre hareket edecekler. “Şuna ne diyorsunuz, buna ne diyorsunuz?” diyebilir kardeşlerimiz. Ben hepsinde aynı şeyi söylerim. Kuran’a ve sünnete temessük, o kadar, başka bir şey yok. Bana bin bir türlü süslü isimle birçok şey söylüyorlar. Bilmem yani ben sadece Kuran’ı bilirim. Yani sadece Kuran’ı kabul ederim. Birçok inanç olabilir, düşünce olabilir, Kuran’la çelişen her şey, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti ile çelişen her şey kabul edemeyeceğimiz bir düşüncedir. Anlaşıldı mı? Bir şeylere de çeşitli isimler koymaya gerek yok. Bizim adımızı Allah vermiş. Müslüman. Bu bana yetiyor. Müslüman olmak bana yetiyor. Dolayısıyla detaya girmeye gerek yok. Detay bizi boğar. Vaktimiz olmaz. Bizim zaten dünyada kalacağımız vakit belirli, imkânlarımız belirli. Onun için diyorum “evrimle oturup bunlarla tek tek uğraşmayın” diye. Kardeşim şimdi sen bana 500 tane maymun kafası getirirsin, şimdi ben her biriyle seninle nasıl uğraşayım. Değil mi? Hatta binlerce maymun kafası var. Adam diyor ki “bu benim atam.” “Kardeşim atan değil” diyoruz, iki saat anlatıyoruz. “Tamam, bir tane daha maymun kafatası buldum, bu benim atam” diyor. “O da senin atan değil” diyoruz. Ben seninle mi uğraşacağım yani?
OKTAR BABUNA:Ama Allah razı olsun, hepsini de cevapladınız tek tek.
ADNAN OKTAR:Toptan cevap önemli, kökten. Bu maymun atam diyen adama soruyoruz, “kardeşim protein tesadüfen meydana gelir mi gelmez mi?” “Gelmez” diyor. Niye oturup “maymun atam”, bilmem ne ortaya çıkıyorsun o zaman? Değil mi? Konu bitmiş. Kökü olmayanın üstü olmaz artık. Başlangıcı olmayanın sonu olmaz. Uzatmayacak yani inşaAllah. Yani şehir İstanbul havada mı duruyor? Yerde duruyor. Bunların teorisi havada duruyor.
Bakalım.
VTR: (Cübbeli Ahmet Hoca’nın Mehdi’nin gelişiyle ilgili duası)
ADNAN OKTAR:Ne diyorsun?
OKTAR BABUNA:Hocam maşaAllah, Allah söyletmiş yani. Hem dua ediyor, gelmesi için dua ediyor inşaAllah, daha sonra “geldiğinde tanımayız, böyle olacak bu Medineli alimde bildirildiği gibi” diyor. “Maddesine dokunacak” diyor çünkü menfaatine dokunacak, “tanımayacak” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi kardeşim benim anlamadığım Cübbeli ve bir kısım Nur Talebesi kardeşlerimiz de Mehdi (a.s.) konusunda müthiş azimliler. Yani bu yüzyılda Mehdi (a.s.)’ın gelmeyeceği konusunda bayağı kararlılar. Ama bunun başını Cübbeli çekiyor. Adı gibi emin, güya. Ne Türk-İslam Birliği’nden bahsediyor, ne İttihad-ı İslam’dan bahsediyor, ne Müslümanların birliğinden bahsediyor. Ağzına dahi almak istemiyor böyle bir konuyu. Muhterem Hocam sence ne olabilir bunun sebebi? Ben çıkaramadım, anlayamadım. Onun için danışıyorum insanlara.
SUNUCU: Bilemiyorum Hocam siz ne dersiniz?
ADNAN OKTAR:Benim anladığım “ben Mehdi olmuyorsam, Mehdi (a.s.)’ın gelmesine gerek yok” mantığında olabilir yani. Çünkü diyor, “bana Mehdi diyorlar” diyor. “Benim sağlığım müsait değil, beynime damarıma stent taktılar, kalbime de” diyor, damarına bir yerine takmışlar, stent takmışlar. “Her yerim, damarlarım donmuş zaten” diyor, ona benzer bir şeyler söylüyor. “Ben bitmişim. Ben nasıl Mehdi olurum? Benden Mehdi olmaz” diyor. Yani “sağlığım yerinde olmadığı için Mehdilik hakkımı kaybettim. Eğer sağlığım yerinde olsaydı bakın nasıl Mehdi olacaktım” der gibi bir üslubu var. “Benden sonra” yani derler ya, o tarz bir üslubu olabilir gibi geliyor bana. Çünkü önce bir “570 yıl sonra gelecek” dedi. Sonra bir 200 yıl geriye aldı. Sonra yine bir tarihler verdi, yine değiştirdi. Fakat bu yüzyılda gelmemesi konusunda kararlı. Haydi Mehdi (a.s.)’dan diyelim rahatsız oldun ki bu da çok anormal bir şey, İslam Birliği’nden niye bahsetmiyorsun? Türk-İslam Birliği’nden bahset. İslam ahlakının dünyaya hâkimiyetinden bahset. Hiç bundan da bahsetmiyor. Bir Müslüman İslam ahlakının dünyaya hâkimiyetinden nasıl bahsetmez? Dua et, de ki; “Ya Rabbi en kısa zamanda İslam ahlakını dünyaya hâkim et, Müslümanlar dünyada acı çekmesin, azap çekmesin. Kardeş olalım, birlikte olalım. Senin emrin bu zaten” demesi lazım. Değil mi, Cenab-ı Allah’ın emri. Müslümanlar birlikte olacak. Allah diyor, “kurşunla kaynatılmış binalar gibi birlikte saf bağlayarak mücadele edenleri Allah sever” diyor. “Ayrılıp dağılmayın” diyor Allah. Haramdır Müslümanların ayrılıp dağılması. Çok açık Kuran hükmü. Ama tabii etrafındaki kişilerin sorması lazım. “Hocam ne mahsuru var Türk-İslam Birliği’nden bahsetmiyorsun? İttihad-ı İslam’dan niye bahsetmiyorsun? Yani neden böyle bir alerji meydana geldi sende? Niye böyle bir huzursuzluk duyuyorsun bu konudan?” diye sormaları lazım. Çok garip sorular soruyorlar, çok değişik sorular soruyorlar. İnsan bir pusulaya yazar gönderir. Soruyorlar da haberimiz mi olmuyor acaba? Ama Cübbeli cevap verse biz duyarız, inşaAllah.
“Selamun aleyküm. Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’den arkadaşlar sizin sitelerinizden faydalanıyorlar. Bana söylediklerine göre harunyahya.tv sitesinden videoları izleyebiliyorlar ancak...” Çince mi istiyorlar yani yazılarımızı? Tamam, biz Doğu Türkistan’la zaten çok yoğun ilgileniyoruz, bağlantı halindeyiz inşaAllah. “Kitap göndermek riskli” diyor, doğru kitap gönderemiyoruz. Ama bizim çok güzel web sitelerimiz var, kardeşlerimizin haberi olmuyor. Doğu Türkistanlı kardeşler birbirlerine dilden dile, kulaktan kulağa aktarsınlar. Başka türlü bizim onlara ulaşma imkânımız yok. O şekilde birbirlerine hatırlatacaklar. Bir de bir düşünelim bakalım daha geniş... çünkü komünist Çin hükümetinin baskısını yarmak o kadar kolay bir şey değil. Çünkü çok yoğun tedbir alıyorlar. Bizim Harun Yahya sitesine girişi de engellemek için talimat vermişler. Bizim sitelerimizi engellediler. Ama yine bir yolunu buluyoruz, başka yollar da buluyoruz. Teknik yönden yine araştırmamıza devam edelim. Ama kardeşimiz işte artık bu konuda elinden gelen gayreti gösterecek. Sadece bizim gayretimiz de yeterli olmaz. Biraz da onların gayret etmesi gerekiyor. Biraz da yardımcı olmaları lazım bize, inşaAllah.
SUNUCU:Harunyahya.tv sitesinden 24 saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi bize ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden gönderebilirsiniz. Harunyahya.org ve harunyahya.net adreslerinden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Bizi yarın 22.00’dan itibaren harunyahya.tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo ve Kanal Avrupa ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza harunyahya.tv internet sitemizden devam edeceğiz. Şimdilik hoşça kalın.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...