SUNUCU 1:İyi akşamlar sayın izleyiciler ve dinleyicilerimiz. Bu akşam Harunyahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo ve Asu Tv, Kocaeli tv, Olay Tv, Kaçkar Tv ve birçok internet sitesi ve radyolardan canlı olarak yayınladığımız ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programında tekrar beraberiz. Her zamanki gibi önemli konuların yer aldığı programımıza siz de soru ve görüşlerinizle katılabilirsiniz. E-mail adresimiz ahirzamansohbetleri@hotmail.com buradan bizlere ulaşabilirsiniz. Sayın Adnan Oktar Hocamız hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR:Hoş bulduk efendim.
SUNUCU 1:Evet, Hocam nasıl başlarız.
ADNAN OKTAR:Nedir bu Vatan gazetesinde bir haber çıkmış?
OKTAR BABUNA:Hocam bu Darwinizme, materyalizme çok sıkı vurdunuz maşaAllah son zamanlarda.
ADNAN OKTAR:Biz buradan vurunca, hınk diye oradan ses geldi diyorsun.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah, iftiralar başlıyor o zaman hemen.
ADNAN OKTAR:Evet, bunu Fatih Altaylı da yapmıştı geçenlerde, cevabını verdik. Tazeleyip tazeleyip yine ortaya çıkarıyorlar. Bu sefer de bunlar. Nedir? İnternet sayfalarında da bir yazılar gördüm ben, nedir o?
OKTAR BABUNA: Bu tam bir iftirayı dile getirmişler. Bir takım güya suçlamaları alıp güya ona dava açıldı gibi. Halbuki hiçbir aslı astarı yok. Böyle açılan bir dava da yok. Onu böyle bir habermiş gibi, sanki doğruymuş gibi lanse etmişler. Olmayan bir şey, hayali bir şeyi.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam delikanlılığımızı, gücümüzü kıskanıyor olabilirler mi, kudretimizi?
OKTAR BABUNA:EvvelAllah.
ADNAN OKTAR:Neşemizi.
OKTAR BABUNA:EvvelAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Manevi iktidarımızı, onu kıskanıyor olabilirler mi?
OKTAR BABUNA:Öyledir Allahualem.
ADNAN OKTAR:Böyle pili bitmiş, içi kurumuş bazı dedeler, huzursuzlar demek ki. O acıdan artık içi geçmiş, hayatı kurumuş adamın. İçinde bir uhde kalmış demek ki. Bakıyor böyle canlı, cevval, delikanlılar var, güzel yaşıyorlar, zengin yaşıyorlar, neşeliler, Allah her istediklerini veriyor. Haset üstüne haset, haset üstüne haset, çürüyecekler bu kafayla, çürüyecekler. Allah gücümüzü, kudretimizi arttırsın. MaşaAllah, maşaAllah. Nedir bir göreyim bakalım, neler onlar?
OKTAR BABUNA:Hocam burada haberlerden bir tanesi. “Vatan’ın Haberi Asparagas Çıktı” diyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne diyor orada?
OKTAR BABUNA: Vatan gazetesinin dün yayınladığı “Adnan Oktar'a İkinci Dava da Grubuna Kattığı Çocukların Ailelerinden Geldi, başlıklı habere Bilim Araştırma Vakfından yalanlama geldi” diyor. “Vatan’ın haberi asparagas çıktı” doğru olmadığını anlatıyor ayrıntılı olarak haberin alt kısmında.
ADNAN OKTAR:Oku, duyalım ne olduğunu, şimdi bulanık yazılar, ne diyor?
OKTAR BABUNA: “Doğan Grubu'nun gazetesi olan Vatan'ın dün yayınladığı ‘Adnan Oktar'a ikinci dava da grubuna kattığı çocukların ailelerinden geldi' haberine Bilim Araştırma Vakfı sert tepki gösterdi.
‘Vatan gazetesinin kuyruk acısı' başlıklı yazıda, açıklamada haberin baştan sona uydurma olduğu belirtildi. Açıklamada: “Haberin içeriğinde belirtildiği şekilde İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinde, Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı aleyhinde açılmış yeni bir dava mevcut değildir. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı hakkında 10 yıldır devam eden davada verdiği 3 yıllık hapis cezası hükmü ise Yargıtay tarafından bozulmuştur. Yargıtay, 2 Ağır Ceza Mahkemesinin kararını bir çok yönden hatalı bulduğu için kaldırmıştır. Ve yeniden yargılama kararı vermiştir” denildi.
“Bav'dan büyük iddia. Vatan gazetesinin bu haberinin asıl sebebinin Adnan Oktar'ın ve BAV'ın son zamanlarda materyalizm ve Darwinizme vurduğu darbelerdir” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
‘İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün fikri temelinin tamamen ortadan kalkmasına vesile olarak ezilmesinde çok büyük emeği geçen Bilim Araştırma Vakfına karşı, iddia edilen Ergenekon Örgütü’ne karşı ılık bir üslup kullanan Vatan gazetesinin, neden böyle bir öfke duyduğunu anlamak zor değildir. Fakat basına halihazırda söylemediğimiz ve bu sebeple basının henüz haberinin olmadığı asıl ve büyük, önemli bir sebep vardır. Bu haberin yapılmasının gerçek nedeni Nuran Yelkenci, Tülin Uyar Muslu, Cihan Muslu'nun, şantaj çetesi kurmak, şantaj çetesi yönetmek, yalan yere gizli tanıklık yapmak, iddiası ile polis tarafından yapılan ani baskınla gözaltına alınmalarıdır. Vatan gazetesinin kuyruk acısının ve paniğinin sebebi budur. Kamuoyuna duyurulur.” Çok sayıda sitede böyle haber var Hocam.
ADNAN OKTAR:Başka hangi sitede var. Bu ne, Habervaktim miydi bu deminki?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam. “Bilim Araştırma Vakfından Vatan Gazetesine Yalanlama” diye.
ADNAN OKTAR:Nedir bu, hangi site bu?
OKTAR BABUNA:Bunun sitesi Hocam, çıkmamış etiketinde. Ama site olarak daha var Hocam inşaAllah. Cafesiyaset diye bir sitede var Hocam, bu şekilde.
ADNAN OKTAR:Bakayım.
OKTAR BABUNA:“Adnan Oktar’dan Vatan’a Sert Cevap” diye.
ADNAN OKTAR: Biz de ne çıkmışız ama yani, maşaAllah.Adamlar nasıl haset etmesin, kıskanmasın yani, maşaAllah. Bizdeki kudret, neşe değil mi? MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Daha da gençleşiyorsunuz. Hasetten çatlıyorlar şu an Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Nedir, oku bunlar ne demişler?
OKTAR BABUNA:“Serdar Sadık Şimşek’ın haberi: Vatan Gazetesinin Kuyruk Acısı, başlığıyla verilen açıklama şöyle: Vatan gazetesinin 28.06.2010 tarihli sayısının 13. sayfasında Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı ile ilgili çıkan haber baştan sona uydurma bir haberdir:
ADNAN OKTAR:Yorumlara bakayım. Altında yorumlar var.
OKTAR BABUNA:“Doğru söze ne denir” diyor. “Vatan gazetesi de Adnan Oktar aleyhinde haber yapmaya ne kadar meraklı. Manşetten yalan, iftira dolu haberler vermeye bayılıyor. Şimdi daha iyi anladım Vatan’ın acısının nedenini. Vatan'ın hayatı yalan zaten, Adnan Oktar haberlerini yalanla şişirerek psikolojik propagandanın alasını yapıyorlar. Yoldan geçen ne idüğü belirsiz tipler toplayıp hikaye yazdırıyorlar, bu habere hiçbir Müslüman inanmaz. Basına da mı güvenemeyeceğiz artık? Bıktık milletçe artık bu yalan iftira habercilikten, bugün Adnan Oktar'ın başıma gelen, yarın benim başıma gelir. Yalan habere son.” diye yorumlar atılmış Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne sitesiydi bu?
OKTAR BABUNA:Cafesiyaset.
ADNAN OKTAR:Başka var mı siteler, bak bakayım.
OKTAR BABUNA: Medyafaresi.com: “Adnan Oktar’dan Vatan’a cevap: Kuyruk acısı var. Vatan gazetesinde yer alan iftira haberine Bilim Araştırma Vakfından sert cevap geldi.” Ve açıklamaları var Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Çıplak namaz” olur mu? Hayır bunlar zaten hiç namaz kılmıyorlar. Yani bir de bize namazı öğretmeye niye kalkıyor ki bu adamlar? Yani şimdi Zafer Mutlu namaz mı kılıyor? Güngör Mengi namaz mı kılıyor? Hiç namaz kılmıyorlar. Siz niye çıplak namaz kılıyorsunuz? Çıplak niye kılalım ki bizim gayet güzel elbiselerimiz var. Allah’a çok şükür.
OKTAR BABUNA:Nasıl iftira atacaklarını şaşırdılar Hocam artık böyle.
ADNAN OKTAR: Çocuk gibi ifadeler kardeşim, ne zorumuz, niye öyle namaz kılalım?
OKTAR BABUNA:Hayır insan o şekilde dolaşmaz bile.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bıraksınlar bunu Allah aşkına, çocuk gibiler.
OKTAR BABUNA:Ama sizi kıskandıkları çok açık Hocam maşaAllah..
ADNAN OKTAR:EvvelAllah, evalAllah. Gücümüzü, kudretimizi, neşemizi, sevincimizi, Allah’ın verdiği nimetleri, küfrü ezmemizi, Darwinistleri, materyalistleri yerle bir etmemizi, ateist masonları yerle bir etmemizi, ateist Siyonistleri yerle bir etmemizi, efendim faşistleri, komünistleri, satanistleri yerle bir etmemizi belki bir kısım kişiler hazmedemediler. Vatan gazetesi de Aydın Doğan’ın kontrolünde, herhalde bazı yönlerden, bazı tavırlarımızı hazmedemedi. Mesela Darwinizmi ve materyalizmi ezmemizi hazmedememiş gibi görünüyorlar. Hatta kendilerine buldukları şahıslar bile, bakıyoruz yazarlarına hep Darwinizmi savunuyorlar. Bir tane yaratılışı savunan kişi çıkmıyor. Niye yayınlarınızda bir tane yaratılışı savunan kişi koymuyorsunuz? Niye bir tane yazarınız, değil mi? Müsaade edin yazsın. Yaratılışı savunsun. Hep Darwinizm, hep materyalizm, hep Darwinizm. Dinle ilgili yazan bile Darwinizmi savunuyor, materyalizmi savunuyor. Olmaz. Biz buna dur diyeceğiz. İstediğiniz kadar haset edin, kıskanın ne yapıyorsanız yapın, inşaAllah. Nedir başka bakayım, bu “Medya faresi” dedin değil mi? Onda ne yazıyor oku bakalım.
OKTAR BABUNA: “Vatan gazetesinin 28.06.2010 tarihli sayısının 13. sayfasında Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı ile ilgili çıkan haber baştan sona uydurma bir haberdir: Haberin içeriğinde belirtildiği şekilde İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinde, Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı aleyhinde açılmış yeni bir dava mevcut değildir. 2. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı hakkında 10 yıldır devam eden davada verdiği 3 yıllık hapis cezası hükmü ise Yargıtay tarafından bozulmuştur. 3. Yargıtay, 2 Ağır Ceza Mahkemesinin kararını bir çok yönden hatalı bulduğu için kaldırmıştır. Ve yeniden yargılama kararı vermiştir. Dolayısıyla yeni açılan bir dava yoktur. Haklı olarak da bu mahkemeden beraat beklemekteyiz. 4. Bu iddaların yalan olduğunu anlamak için 2. Ağır Ceza mahkemesinde yeniden görülmeye başlayacak olan davanın 2010/32 nolu dosyasına tüm basın mensupları bakabilirler. Haberin baştan sona yalan olduğu bu şekilde kolaylıkla görülecektir. Vatan gazetesi bizlerle ilgili hazırladığı haberlerde sıkça yaptığı gibi akıl almaz bir cesaretle ve pervasızlıkla yeniden yalan söylemiştir. Vatan gazetesinin bu haberinin asıl sebebi ise Sayın Adnan Oktar'ın ve BAV'ın son zamanlarda materyalizm ve Darwinizm'e vurduğu darbelerdir. Bu darbeler, malum çevrelerde şiddetli bir paniğin meydana gelmesine sebep olmuştur. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün fikri temelinin tamamen ortadan kalkmasına vesile olarak ezilmesinde çok büyük emeği geçen BAV'a karşı, iddia edilen Ergenekon Örgütü’ne karşı ılık bir üslup kullanan Vatan gazetesinin neden böyle bir öfke duyduğunu anlamak zor değildir.
Fakat basına halihazırda söylemediğimiz ve bu sebeple basının henüz haberinin olmadığı asıl ve büyük, önemli bir sebep var. Bu haberin yapılmasının gerçek nedeni Nuran Yelkenci, Tülin Uyar Muslu, Cihan Muslu'nun, şantaj çetesi kurmak, şantaj çetesi yönetmek, yalan yere gizli tanıklık yapmak, iddiası ile polis tarafından yapılan ani baskınla gözaltına alınmalarıdır. Kübra Yelkenci, Önder Yelkenci ve İlkay Uyar'ın da dahil olduğu soruşturmada adı geçen kişilerin evlerinde arama yapılmış, bir çok delil içeren malzemeye polis tarafından el konulmuştur. Diğer birçok kişi hakkında da soruşturma devam etmektedir.
Soruşturma kapsamındaki bu kişiler Vatan gazetesinin ve Fatih Altaylı'nın çok yakından tanıdığı ve desteklediği, irtibatta olduğu kişilerdir. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün kışkırtmaları ile bu kişiler aleyhimizde birçok mesnedsiz dava açılmasına sebep olmuştur. Ama şu an işin iç yüzü ortaya çıkmış, polis olaya el koymuştur. Bu kişiler Vatan gazetesinin bugünkü nüshasında yayınlanan uydurma iddiaları da ortaya atan kişilerdir. Ancak şu an haklarında şantaj ve çete mensubu olmaktan savcılıkça kovuşturma devam etmekte ve polis tarafından halen bu çete operasyonu sürdürülmektedir. Vatan gazetesinin kuyruk acısının ve paniğinin sebebi budur. Kamuoyuna duyurulur.”
ADNAN OKTAR:Şimdi bu deminki haberin aynısı gibi. Aynısı değil mi bu?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Başka yok mu? Öbür başka haberlerde çıkan.
OKTAR BABUNA:Yine Hocam, memleket.com internet sitesinde “Adnan Oktar’dan Vatan’a cevap: Kuyruk acısı var!”
ADNAN OKTAR:Bir bak bakalım aynısıysa onu okunmasına gerek yok.
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Yorumlarına bakalım, halkın yorumlarına bakalım. Ne diyor?
OKTAR BABUNA: “Kimse bu yalana inanmaz. Çıplak namaz kılınmayacağını herkes bilir. Bu nasıl bir iftiradır evrimciler yenilince kuyruk acısından ne yapacaklarını şaşırdılar.” “Masonlar, medya da masonlar tarafından kullanılıyor. Doğal olarak damarına basan insanlara karşı böyle komplolar düzenleyecekler. Doğruyu anlayan anlıyor inşallah.” “Kim ne derse desin ne zanda bulunursa bulunsun maşaAllah azmi, kararlılığı artıyor Sayın Adnan Oktar'ın. İslamiyet, Türkiye adına çok samimi gayretleri devam ediyor, Allah razı olsun. Ne kadar kendilerini şartlamışlar doğru haber vermezler, açıklanan doğrulara da imalı cümleler yerleştirirler.” “İnandırıcı değil. Adnan Oktar basın yoluyla cevap yayınladı: ‘Adnan Oktar ve BAV adına açılmış yeni bir dava yoktur, Yargıtayın bozduğu aleyhte olan kararın leyhe beraati beklenmektedir.’ O zaman bu haber neyin nesi? Bu nereden çıktı? Gizli tanıklarla bunu yayınlayan haber ajansının patronunun avukatlarının aynı olması tesadüf mü? Ve Vatan gazetesi neden yanlı olarak yorum yayınlıyor?” “Vatan gazetesi kendisi aleyhinde olduğunu düşündüğü hiçbir haber yayınlamıyor. Tarafsız medya istiyoruz. memleket.com.tr’yi tebrik ederim” diyor.
ADNAN OKTAR:“Tüm yorumlar için tıklayınız” diyor. Var devamı da var. 9 tane. Tıkla bakayım.
OKTAR BABUNA:“Her şeyin hesabı bir gün sorulur. İstedikleri iftirayı atsınlar biz halk olarak kimlerin kimlerle mücadele ettiğini, gerçekten müslümanların iyiliği için kimlerin faaliyetler yaptığını görüyoruz, okuyoruz, duyuyoruz.”
ADNAN OKTAR:O yazıları gösterme.
OKTAR BABUNA:“Birileri belli ki rahatsız olmuş. DHA kökenli bu haber yalan bir haberdir çünkü DHA çıkarttığı bu haber hemen altına Adnan Oktar'ın cevabını da koymuştur. Haberin yalan olduğu tüm yasal belgelerle ibraz edilmektedir. Olmayan bir davayı varmış gibi göstermek bana çok manidar geldi. Belli ki Adnan Oktar’ın söylediği bazı şeyler birilerini bayağı rahatsız etmiş, maddesine dokunmuş ki, böyle bir haber yapma gereği duymuş.”
ADNAN OKTAR:Tamam anladım. Bu tarzda da yorumlar var. Başka siteleri de göster kısaca. Peş peşe. Onlara da bakayım. Onlar da halkın yorumları.
OKTAR BABUNA: Habervaktim’in internet sitesi. MaşaAllah çok yakışıklı bir resminizi de koymuşlar. İşte bundan rahatsız oluyorlar.
ADNAN OKTAR:Bak olay bu; kitabı da gösteriyoruz. Evrimcilerin nasıl canı yanıyor, değil mi? Avrupa’da da canları yandı. Avrupa’da da aleyhime yazılar çıkarttılar. Türkiye’de de çıkıyor. EvvelAllah, evvelAllah. Seyyid Battal Gazi gibi yarar geçerim, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bu da altındaki haber Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu aynısı, bu olmaz. Yorumlara bakalım. Yalnız yorumlarda böyle sert ifadeler varsa onları yayınlamayalım, gösterme.
OKTAR BABUNA:Yorum yeri gözükmüyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Geç o zaman.
OKTAR BABUNA:Haberhilal.com. “Adnan Oktar’dan Vatan’a cevap” diye.
ADNAN OKTAR:Yorumlar. İki tane oku. İsteyen oradan araştırsın.
OKTAR BABUNA:“Müslümanlara atılan iftiralar ilk değil, son da olmayacak. Aydın Doğan tutuştu anlaşılan kendi dinlerine menfaatlerine dokunan kim varsa tabii en başta materyalist, Darwinist mücadelenin tek ismi sayın Adnan Oktar olduğu için, saldırılan isim de o oluyor. Müminlere bir şey olmaz Allah'ın izniyle, Yaptıkları komplolar ayaklarına dolanır, aklını başına alsın.” “Sürekli yalan haber. Sürekli aynı şey yapılıyor yalan ve iftirayla Bilim Araştırma Vakfı karalanmak isteniyor kimse inanmıyor bu yalanlara” maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir de nedir o? Şu nedir? Devam et.
OKTAR BABUNA: “Doğan ve ekibi işbaşında.Kartel medya her zamanki gibi işbaşında. Müslümanlara iftira atmada bir numaralar, tebrik ederim. Ama unutmasınlar ki keser döner sap döner gün gelir hesap döner.”
ADNAN OKTAR: Evet. Hukukla, yargıyla tabii. Ne diyor? Kendi dinlerine mi diyor? Kendi inançlarına denilmesi lazım, onu yanlış demiş kardeşimiz. Kendi inançlarına menfaat eden kim varsa materyalist evet bu ondan sonra olur. Dinleri değil de inançları denmesi lazım. Başka, herhalde birçok sitede var.
OKTAR BABUNA: Evet Hocam birçok sitede var. Benim şu hazırlayabildiklerim. Daha da var inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam, bunlar yeterli.
OKTAR BABUNA: TimeTürk’te de var Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: TimeTürk. Evet ne diyor?
OKTAR BABUNA: “BAV’dan Vatan gazetesine yalanlama. Geçtiğimiz günlerde Vatan gazetesinde, "Çete suçlamasıyla yargılanan Adnan Oktar’a ikinci dava da grubuna kattığı çocukların ailelerinden geldi" adlı habere Bilim Araştırma Vakfından yalanlama geldi.” Bu iftira haberden yalanlama geldiğini söylüyor.
ADNAN OKTAR: Aynısıysa şey yapma haberi. Aynısı mı? Yoruma geç, yoruma bak. Yorumlarda da böyle şey olan olursa olmaz. Yani böyle sert değil de normal yorum varsa ona. Onu okuyabilirsin herhalde o makul görünüyor.
OKTAR BABUNA: “Yalan haber duymuştum da, bu kadar pervasızını duymamıştım doğrusu. İnsan bu kadar rahat yalan söyleyen bir basınla karşı karşı gelince korkuyor doğrusu. Yani kendi adıma, demek ben de bir anda karalanabilirim diye düşündüm açıkçası. Ne demişler 'çamur at, izi kalsın'. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak bu gibi durumların çok ağır hukuki yaptırımları olması gerekir diye düşünüyorum, yoksa gerçekten bu gibi olaylar yüzünden insan çok tedirgin oluyor.”
ADNAN OKTAR: Biz tedirgin oluyor muyuz?
OKTAR BABUNA: Olmuyoruz Hocam evvelAllah.
ADNAN OKTAR: Neşemiz artıyor değil mi? Heyecanımız artıyor inşaAllah. Şevkimiz, mücadele azmimiz, evet. Onun için yanlış diyor kardeşimiz. Bu tip şeyler Müslümana doping etkisi yapar, açar. Kudretini arttırır, neşesini arttırır. Ah pili bitmiş bazı dedeler ah. İçi kurumuş dedeler ah. Niye kıskanırsanız? Niye haset edersiniz? Baksana Vatan bize ahlak dersi vermeye kalkıyor. “İşte dünyanın seks haritası” diye yazı çıkartmış. Bayanlar, böyle çırılçıplak resimlerini koymuş. “Avrupa’da iyi sevişenler, kötü sevişenler” diye liste çıkarmış. Yani bize ahlak dersi vermeye kalkıyor. Biz Kuran’a tabiyiz. Kuran’a tabi olan adama ahlak dersi olmaz.
OKTAR BABUNA: Dediğiniz gibi Hocam, hiç namaz kılmayan, namaz kılmaktan iftira atıyor, eleştiri getirmeye çalışıyor.
ADNAN OKTAR: Evet, efendim “Güney Afrika’da seks turizmi” yine çıplak kadınların resimlerini koymuş. Onunla ilgili anlatım yapıyor, Vatan gazetesinde. “Seks ikonu anne oldu” diye kadının çırılçıplak resmini koymuş. Bize ahlak dersi vermeye çalışıyor, o çıplaktan bahsediyor. Bizim bir kere elbisemiz var Allah’a çok şükür. Öyle bir sorunumuz yok yani. Niye çıplak namaz kılalım ki yani? “Seks için her şeyi yaparlar“ diye liste yazmış öyle uzun uzun. Yani nasıl seks yapılması gerekir onu anlatıyor. Biz Vatan gazetesine uymuş olsak ne oluruz bilmiyorum yani. Allah vermesin yani değil mi? “En seksi aday” diye yine yazmış. “Mükemmel seksin süresi”, bütün konuları bu. Seks aşağı, seks yukarı. Bize de ahlak dersi veriyorlar. “Niye çıplak namaz kılıyor?” Sen zaten çırılçıplak kadınları doldurmuşsun gazetene, inşaAllah. Biz namazı çıplak kıldığımız yok. Biz normal kılıyoruz. Elbisemiz de var, kıyafetimiz de var Allah’a çok şükür. Öyle bir sorunumuz yok bizim. “Gazeteci Ayşe Arman kızıyla beraber çıktığı Bodrum tatilinde Türkbükü’nü mesken tuttu. Siyah elbisesini çıkaran Arman esen rüzgarın azizliğine uğrayınca frikik verdi.” “Aşk eşittir seks” diye yazı çıkarmışlar. Kızcağızın da resimlerini koymuşlar, orası burası açık. “Bir garip striptiz” diye bu sefer başka bir haber. Yani ben anlamıyorum bunlar ne demek istiyorlar yani? Haset ediyorum arkadaş de, kıskanıyorum gücünü, kudretini, neşeni, imkanlarını, değil mi? Yaşadığın hayatı, sevincini kıskanıyorum de, bunu aklım alır. Öyle pili bitmiş, içi kurumuş dedelerin bana akıl vermeye kalkması olmaz yani.
Bazı dedelere, bazı kişilere. Nerede o haber? Bunun içinde mi? “Adnan Hoca yine sanık sandalyesinde.” Kardeşim biz Müslümanız zaten. Müslüman olan illaki ya hapse girer, ya başka bir yerlere değil mi? Olur bu. Bediüzzaman’ın 30 yılı hapishanelerde geçti, 30 yıl. Benim için iftihardır bu, tabii. Mühim olan sürekli beraat ediyor muyum ben? Bitti. Tek bir tane delil gösterebildiniz mi? Yok. İnşaAllah bitmiş.
OKTAR BABUNA: Her sene muntazam çete davası açılıyor, beraat ediyorsunuz. Yine çete davası açılıyor, yine beraat ediyorsunuz Hocam. Muntazam olarak.
ADNAN OKTAR: Bak mesela diyor ki; biz test yapıyormuşuz, onu yazmış. Ne diyor? “Hırsızlık yapanın kolunu kesmek, çok eşlilik, İslam’ın hakimiyeti, münafıklık yapanların ellerini ve ayaklarını çaprazlama kesmek gibi sorular sor. Eğer bunlara inandıklarını söylerlerse, o zaman onları deneyebiliriz. Hayır derlerse, onlar dinsizlerdir” deriz diyor. Kardeşim bu kadar şeriata, Kuran’a tabiysek daha ne konuşuyorsun sen, değil mi? Koyu şeriatçı diyorsun sen, değil mi? Dinden asla taviz vermez diyorsun. Bak şeriatın bütün hükümlerini yazmışsın sen. Bu kadar titizsek, bu ne demek, değil mi?
OKTAR BABUNA: Kendi kendini yalanlamış oluyor.
ADNAN OKTAR: Kendi kendini yalanlıyorsun sen. Bu kadar titiz adam nasıl yapar böyle bir şeyi? Efendim, “Ebru Şimşek”, Ebru Şimşek’ten ben beraat ettim bir kere. Ağır Ceza Mahkemesi’nden beraat ettim. İftira olduğu açıkça ortaya çıktı. Beraat ne demektir? Suçsuz demektir değil mi? Nasıl ispat ettim? Ben dedim, bulunduğum evi size anlatayım. Bulunduğumuz evin fotoğraflarını biz mahkemeye sunduk. Evin tavanı dümdüz, kiriş yok. Bu evin dedik kirişleri var mı? Var. Değil mi? Benim bulunduğum evde pencereler ne kadar? Tavandan tabana kadar. Bu bayanın bulunduğu evde ne kadar? Küçük pimapen pencere, ufak. Bu ev o ev mi? Değil. Bu hanım ne diyor? Bu bu ev diyor değil mi? Ne yaptık? Mahkemeye filmleri gösterince bilirkişinin önünde, mahkeme tamam dedi konu kapanmıştır ve beraat verdi. İftira olduğuna karar verdi mahkeme. Ben buradan beraat ettim. Fatih Altaylı’nın iddialarından da beraat ettim ve Yargıtay da onadı. Her ikisini de Yargıtay onadı. Nereden çıkıyor bunlar? Değil mi? Bırakacaklar böyle izahları. Evet. Bak diyor ki ne kadar güzel sen demişsin ki, birisi diyormuş ki “falancının ben hakkından geleceğim ona kötülük yapacağım” diyormuş. Sen de demişsin ki “sen öyle bir şey yapamazsın o Allah’ın korumasında” diyormuşsun. Bunu “o Allah’ın korumasında” dedin diye bunu suç unsuru olarak yazmış Vatan gazetesi. Biz Allah’ın korumasında değil miyiz? Müslümanlar Allah’ın korumasında değil mi? Bu suç mu? Bu bir ibadet, bu Müslümanın bir özelliğidir. O Allah’ın korumasında dedi diye onu bak konu yapmış. İnanılır gibi değil. Şeriata ne kadar titiz olduğumuzu anlatmış, asla taviz vermiyorlar diye. Kardeşim o zaman, şimdi buna halk arasında bir deyim vardır diyeceğim ama tam da diyemiyoruz tabii üsturuplu konuşmamız gerekiyor. Bıraksın bunları, bıraksınlar yani inşaAllah.
Kaç dakikamız var?
OKTAR BABUNA: Daha önce de bir haber çıkmıştı Hocam. Bu Aydın Doğan’ın gazeteleriyle ilgili Hürriyet ve Milliyet en çok yalanlanan gazete diye. Onun gazetelerinin öyle bir şeyi de var.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bu gazeteye baktın mı bak anlattım, seks seks seks hep seks. Bana bıraksınlar bunu. Biz Kuran’dan öğreniriz Aydın Doğan bize öğretecek değil inşaAllah. Biz Aydın Doğan’a uysak ne olacağı belli değil mi? Seks seks seks başka bir şey anlattığı yok. Okuduklarım içinde. Başka şeyler de anlatıyor da biz biliyoruz neler anlattığını. Darwinizm, materyalizm, seks işte şu bu falan. Biz bunların hiçbirine inanmıyoruz, biz Kuran’a tabiyiz, hadise tabiyiz, sünnete tabiyiz, Ehl-i sünnetiz. Bıraksınlar bunları. Böyle başedemezler. Yiğitlerse çıksınlar karşıma tartışalım, değil mi? Darwinizmi, materyalizmi savunan en baba adamları getirsinler Dawkins’i, Aydın Doğan da başlarında olsun inşaAllah böyle değil mi Aydın Dede. Sıradan efendim hepsini bir hizaya getirelim. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Siz daha önce zaten açıklamıştınız Hocam. Böyle yapanları, böyle bir hayat yaşayanları alkışlıyorlar zaten. Yani öyle bir konuları yok.
ADNAN OKTAR: Kardeşim ben onların dediği gibi çapkın olsam ama dinsiz olsam, bak bu çok önemli. Darwinist ve materyalist olsam ve dedikleri gibi de çapkın olsam her gün manşetteyiz. İşte falancayla çapkınlık yaptı, yine arkadaşını değiştirdi. İşte falan değil mi böyle iftihar ederler. Yani ne diyeyim ben bunlara? Şöyle diyeyim bak özetle; gücümü, neşemi, kudretimi, aklımı, bilgimi kıskanmasınlar. Haset etmesinler bundan bir şey çıkaramazlar. Ah o pili bitmiş, içi kurumuş dedeler ah. Bana bıraksınlar bunu. Ne acı çekiyorlardır kim bilir? Allah her şeyin güzelini nasip ediyor bana, her şeyin. Sevincin, hayatın, her şeyin en güzelini nasip ediyor. Elhamdülillah bak 54 yaşındayım.
OKTAR BABUNA: 25 yaşında gibisiniz Hocam, 20 yaşında maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani söylemeyeyim.
OKTAR BABUNA: 18 inşaAllah, MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah elhamdülillah. Efendim, Aydın dedeye bizi böyle sevindirdiği için ona teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun. Bizi çok neşelendiriyor. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bu sizin de ne kadar etkili olduğunuzu gösteriyor Hocam inşaAllah. Yerle bir ediyorsunuz. Fikren bir şey yapamayanlar, hep böyle bu şekilde saldırmaya çalışıyorlar ama Allah hepsini püskürtüyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bunların demesi şu; bu diyorlar dedesi gibi çok kudretli diyorlar. Peygamberimiz gibi (s.a.v.). Hz. Süleyman (a.s.) gibi çok güçlü, kudretli diyorlar. Ve Allah ona çok nimet nasip ediyor diyorlar. Ne olması gerekiyordu yani? Değil mi? İçi kurumuş eli kurumuş dedeler. Bırakın bana bunları. Ben helalden kıl kadar ayrılmam. Bak kendiniz söylüyorsunuz şeriata nasıl titiz diye değil mi? Ve onu şikayet konusu etmişsin sen, şikayet konusu. Bak şeriata, Kuran’a titizliğimi şikayet konusu yapmışsın. Değil mi? Bak her şeyi Allah yapar, Allah’ın kudretinde diyorsun onu şikayet konusu yapmışlar. Biz Kuran’a tam tabiyiz, ehl-i sünnete tam temessük. Bize böyle konuları bıraksınlar inşaAllah. Tabii belirli bir kişiyi kastetmiyorum onlar ilgili kişiler. Bu sözlerimin muhatabı ilgili bazı kişiler. Onlar kendilerini biliyorlar. Yoksa ben bütün Vatan gazetesi camiasını, bütün Aydın Doğan camiasını kastetmiyorum içinde iyi insanlar da çok. Ama değişik tipler de var ben onları kastediyorum inşaAllah. Onlar kendilerini biliyorlar. Ayrıca bu tip haberlerle hiç rahatsız olmuyoruz. Görüyorlar yani nasıl bizi açıyor, nasıl hoşumuza gidiyor. Devam. Devam. Mümkünse her gün böyle haber yaparlarsa böyle neşemizi yerine getirirler. Allahım YaRabbim, kardeşim başka konu mu yok. Ne güzel faaliyetlerimi anlatsana Darwinizm ile ilgili faaliyetlerimi, materyalizmle ile ilgili faaliyetlerimi. Anti komünist PKK’ya karşı faaliyetlerimi anlatsana. Yok hiper seksüel, yok şöyle güçlü, yok böyle kadınlarla beraber oluyor. Deli misiniz siz? Değil mi? Diyen kişiyi kastediyorum. Tabii ki akıllıdır da yani yakışmıyor acayip bir şey. Değil mi Oktar Hocam? Bizim hiç böyle, anlatsana kitaplarımdan 300’ün üzerinde kitabım var ondan bahsetsene. Değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet maşaAllah. Tüm dünyada fikirleriniz iktidarda. Bütün dünyada yani 7 ülkesinde dünyanın.
ADNAN OKTAR: EvvelAllah evvelAllah, Allah’a çok şükür elhamdülillah maşaAllah. Ne diyorsun Hocam bunların bu haline böyle?
SUNUCU: Hocam çok çirkin buluyorum.
ADNAN OKTAR: Değil mi çok yanlış. Evet, doğru haber yapacaklar doğru. Kardeşim bir kere, bir insan düşünün gidiyorsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde böyle bir şey var. En basitinden bir insan düşünür, bu adam der, avukatı gönderir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyasına bakar, bu olayın doğruluğunu anlar. Değil mi? Gitti mi baktı mı haberin yalan olduğunu görecek. Değil mi? Haber baştan sona kadar yalan. Ne gerek var buna? Koskoca adamsın. Yazık değil mi o gazete sayfasına? Oraya güzel benim kitaplarımdan mesela Mehdi’yle ilgili kitabımdaki bir yazıyı yayınla orada güzel. İnsanların imanı artsın. Bir iman hakikati yayınla. Değil mi? Kuran’dan ayet yayınla. Yani iftira niye yayınlıyorsun? Ne gerek var yani? Gerçi tabii benim şevkimi arttırıyor, heyecanımı arttırıyor ayrı mesele de. Anlaşıldı mı? Bir de her seferinde mahcup oluyorlar. Niye böyle boş işlere girersiniz yani? Değil mi? Yalan söyleyenin mumu derler, yatsıya kadar yanar değil mi? Doğru konuşun, doğru anlatın. Yani ispatı an meselesi olan, çok kolay olan bir konuda ne gerek var böyle yalan ifade veriyorsunuz? Yalan haber veriyorsunuz değil mi? Kardeşim git bak, 2. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası ortada. Avukatlar istediği gibi bakabiliyorlar serbest. Zaten Aydın Doğan’ın avukatı, bu yakalanan ve çete suçlamasıyla yakalanan bu kişilerin de avukatı aynılar. Yani aynı avukat bakıyor inşaAllah. Yani Aydın Doğan’ın avukatı bedava bakıyor hatta onlara bildiğim kadarıyla. Parasız bakıyor. Bak hepsini polis derdest yakaladı inşaAllah. Ve kovuşturma devam ediyor. İddia ne? Malum, değil mi? Yani bize yapılan bazı iddiaların kökenini polis tespit ediyor, araştırıyor. Kaç mahkeme, kaç savcılık birden yakalama ve el koyma kararı aldırdı. Değil mi? Evlerine baskın yapıldı, polis baskın yaptı. Cd’lere falan neyse artık onlara el koydu artık malzeme ne ise bilmiyoruz şu an. Kovuşturma gizli olduğu için bilmiyoruz. Bunun sonucunda bir kısmı elimize geçti, bir kısmı yansıdı. Bir baktık, mesela bir sanık dine ne kadar şiddetle karşı olduğunu yazıyor. İslam’a, Kuran’a ne kadar karşı olduğunu yazıyor. Bilgisayarda, internette yazmış. Yani akıl almaz şeyler. Akıl almaz izahlar. Onları ayrı bir anlatacağım inşaAllah. Akıl almaz izahlar. Zaten mahkeme onu değerlendirecektir inşaAllah. Ben bu kadar diyeyim yani inşaAllah. Ama çok manidar mesela dine ve İslam’a karşı bu kadar öfke dolu bir yazı yazması o kişinin değil mi? Olayın kökenini gösteriyor. Yani akıl almaz bir öfke. Tam bir ateist olduğunu söylüyor. Değil mi? Ve Aydın Doğan’ın avukatı da bunların avukatı. Tabii. Aynılar derken aynı avukat bakıyor ve bedava. Birçoğuna bedava bakıyor. Bir kısmından para alıyordur tabii. İnşaAllah. Ebru Şimşek de aynı avukat aynı. Fatih Altaylı’nın avukatı aynı.
OKTAR BABUNA: Benim evime bir saldırı olmuştu.
ADNAN OKTAR: Onun avukatı da aynı. O evine saldıran. Evimizi kurşunlayan adamın avukatı da aynı. Yani bir garip. Hepsine aynı avukat bakıyor. Hepsine aynı avukat bakıyor. Fatih Altaylı’ya da aynı avukat bakıyor, Aydın Doğan’a da aynı avukat bakıyor, evimizi kurşunlayana da aynı avukat bakıyor.
OKTAR BABUNA:Ebru Şimşek’e de aynı avukat bakıyor.
ADNAN OKTAR:Ebru Şimşek’e de…
SUNUCU 1:İsabetin böylesi Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu acayip bir şey, çok acayip inşaAllah. Yani şimdi o şeyler belgeler yarın bir gün mahkemede ortaya çıkacak. Aklınız hayaliniz durur. Ne olaylar, ne olaylar, yazışmalar bir baksanız hayretler içinde kalırsınız. Bağlantılar, kimlerle bağlantı halindeler. Polis hepsinin üstünde şu an. Yani şok olacak millet. İnsanlar şok olacaklar. Geçen günlerde de polis baskın yaptı. Yine olaylar var inşaAllah. Polis takip ediyor. Yani çok büyük bir yapılanma ortaya çıktı. Yani bizim karşımızda büyük bir yapılanmanın olduğu ortaya çıktı. Şimdi soruşturma aşaması olduğu için fazla bilgi vermiyorum. Ama acayip şaşırırsınız. Yani her şeyi tam çözecek tarzda bir durum var. Bilgisayarlar incelemeye verildi. Polis inceliyor. İnceleme sonuçlarının bir kısmı geldi. Yani acayip şaşırdık. Yani gün gibi olaylar ortaya çıkıyor inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Çok şanlı bir tarihiniz var Hocam maşaAllah. Atılabilecek bütün iftiraları attılar Hocam. Atılmadık bir iftira hemen hemen kalmadı Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:EvvelAllah, beşer beşer, onar onar gelsin.
SUNUCU 1:Yağıyor ama tutmuyor.
ADNAN OKTAR:Tutmuyor, artı beni bayağı neşelendiriyor, açıyor. Bugün biraz böyle daha sakindim. Haberi bir gördüm acayip açıldım. Üstüme bir güç ve kudret geldi. Daha bir neşe geldi inşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Haydi bakalım Aydın dede sen oradan ben buradan.
Ne anlatayım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Hep büyük müjdeler veriyorsunuz. Kuran’dan çok güzel anlatıyorsunuz Hocam inşaAllah. Söylediklerinizde hep maşaAllah gündem oluyor.
ADNAN OKTAR:Bazı olayları daha detaylı anlatalım. Daha delillendirelim. Yalnız tabii hukuki yönden sorun olmaması için akılcı konuşuyoruz, temkinli konuşuyoruz. Bir de kovuşturma aşaması olduğu için. Ama hakikaten acayip şaşıracaksınız. Bilgisayar yazışmalarını polis deşifre etti. Dosyaya kondu yani hayretler içinde kalırsınız. Bak zincirleme operasyon devam ediyor. Polis operasyonu kesmedi devam ediyor. Oradan oraya, oradan oraya, değil mi?
Oktar Hocam biraz Kuran’dan ayet oku bize. Bismillah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:41. ayetten itibaren oku Furkan Suresi. Açtım orası geldi inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırız. “Seni gördükleri zaman seni yalnızca alay konusu edinmektedirler. Allah’ın elçi olarak gönderdiği bu mu?’’ maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ha değil mi? İnşaAllah. Bak biz Mehdi (a.s) öncüsüyüz. Diyorlar “Mehdi (a.s) öncüsü bu mu? Bak çıplak namaz kılıyor’’ diyorlar. Değil mi? Kardeşim benim elbiselerim senin sülalenin şeyinde yoktur yani. Benim elbisem var elhamdülillah öyle bir sorunum yok inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam dediğiniz gibi gücünüzü, kudretinizi kıskanmaktan çatlamışlar.
ADNAN OKTAR:Hayır bakıyor hakikaten müthiş bir enerji ve güç görüyor. Anlıyor, “ah ben ne hallerdeyim o ne durumda’’ diyor. Evet sen o hallerde olacaksın, ben bu durumda olacağım inşaAllah. Allah ahirette de daha iyilerini nasip etsin inşaAllah. Cennette daha güzellerini nasip etsin. Sen oku oku.
OKTAR BABUNA:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı. Azabı görecekleri zaman kim yol bakımından daha sapıkmış öğreneceklerdir.”
ADNAN OKTAR:Yani diyor ki; “az kalsın bizi Darwinizm’den, materyalizm’den saptıracaktı. O kadar etkili anlatıyor ki’’ diyorlar değil mi öncüsü olarak Mehdi (a.s.) öncüsü olarak aynı mantıkta yaklaşıyorlar. Peygambere bakıyor o zaman müşrikler nerdeyse bizi putlarımızdan bizi soğutacaktı diyor. Bunlar diyor ki; “bizi Darwinist puttan neredeyse bizi soğutacaktı’’ diyorlar. Soğudun bile onun şoku içerisindesin.
Oktar Hocam programımız bitti herhalde. Yani bu yarı bitmiş ikinci yarı için bir ara vermemiz gerekiyor.
SUNUCU 1:Tüm yayınlarımıza harunyahya.tv adresinden takip edebilirsiniz. Ayrıca Hocamızın tüm eserlerine harunyahya.net ve harunyahya.org adresinden indirebilirsiniz. Şimdi kısa bir araya gidiyoruz.
Yayınımıza tekrar kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:Şimdi Oktar Hocam. İslam ahlakı gürül gürül dünyaya hakim oluyor. Türkiye hakikaten Allah’ın hikmeti lider oldu. Oktay Ekşisi, şunu bunu Aydın Doğan’ı bir şok içindeler, hayret ediyorlar. Çok büyük bir hayret içindeler. Birden bire bu olay nasıl oldu, nasıl gelişti? Diyorlar mesela Türkiye’nin gücü belli. Askeri gücü ve imkanları belli, bu nasıl oldu? Allah dedi de öyle oldu. Allah sevdirdi ve Allah lider yaptı. Mesela Rusya, Çin, Amerika karşı olması gerekiyor onlar da istiyorlar Türk-İslam Birliği’nin oluşmasını. Çünkü demokrasi, sevgi, barış, kardeşlik huzur hepsi Türk-İslam Birliği’nin içerisinde. Şahane bir ortam, şahane bir zemin her yeri kapladı elhamdülillah.
Milletimizin gözü aydın olsun. İslam ahlakı Türkiye vesilesi ile dünyaya hakim olacak inşaAllah. Çok güzel bir gidişat var. Herkes birbirini koruyup kollasın inşaAllah. Herkes birbirine destek olsun. Sağcısı solcusu falan onlar da bizim kardeşimiz. Hiç bizim öyle bir derdimiz yok. Ateiste de biz şefkat duyarız. Acırız, kurtulması için gayret ederiz. Nefret olmaz içimizde, şefkat olur. Yani koruma arzusu içinde. Allah esirgesin ben niye insanların Cehenneme gitmesini isteyeyim? Kurtulması için gayret ediyoruz. Bu Yaratılış Atlası çok pahalıya mal oluyor bize. Çok uğraşıyoruz çok emek veriyoruz. Niçin; hidayet bulsunlar, Cehennemden kurtulsunlar diye. Allah bizi vesile ediyor.
OKTAR BABUNA:Allah razı olsun Hocam.
ADNAN OKTAR:Allah’ın istediği insanların Cennete gitmesi. Allah bizim Cehennem’e gitmemizi istemez. Değil mi? Allah diyor; “Allah size azap edip ne yapsın?’’ diyor Allah. Bizim iyi kul olmamızı istiyor. Ama zorla ahlaksızlık yapar da zulüm yaparsa Allah Cehennem’e koyuyor tabii.
Bereket, bolluk, iyilik, güzellik bizi bekliyor. Ama münafıklarla çok uğraşacağız. Aç Ahzab Suresi’ni, münafıkları biraz tarif edeyim inşaAllah. Müşriklerle uğraşacağız. Tabii cahil Müslümanlar da oluyor bazen, yanlış hatalı insanlar da onlarla uğraşıyoruz. Ama benim anlamadığım, Fatih Altaylı hiç aklımızın hayalimizin almayacağı adamlarla ittifak ediyor. Mesela bakıyoruz Cübbelisi, kubbelisi falan peşinde. Aynı ortamdalar. Özelde görüşelim diyor adam. Evine davet ediyor. Yani Fatih Altaylıyı evine davet ediyor. Orada ne konuşacak neler yapacak onu da bilmiyoruz. Ve ortak konuşacakları, ortak inançları, ortak fikirleri, ortak stratejileri, ortak düşmanları mı var acaba? Değil mi? Yani ortak atak yapmaları gereken, karşı mücadele vermeleri gereken, ittifak ederek mücadele vermeleri gereken insanlar mı var acaba diye insanın aklından geçiyor. Yani Müslümanlara karşı tavrına bakıyoruz Cübbeli’nin, Fatih Altaylı’ya karşı tavrına bakıyoruz çok şaşırtıcı ve çok hayret verici. Allah hidayet versin, Allah akıllarını açsın inşaAllah.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ey Peygamber’’ Peygamberimize bakıyor ayet. Ama asrımıza bakarsa Ey Mehdi (a.s)’ye bakar. “Allah’tan sakın kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah bilendir hüküm ve hikmet sahibidir. Sana Rabbinden vahyedilene uy.’’ Kuran’a uy. “Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter.’’ Yine dünkü ayet. “Hani biz Peygamberlerden…’’ geçenlerde anlatmıştım, çok defa anlattığım ayet. “Hani Biz Peygamberlerden kesin sözlerini almıştık. Senden…’’ Peygamberimiz (s.a.v)’den. “Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık.’’ Nasıl bir söz Mehdi (a.s)’ye yarım edeceksiniz diye hepsinden söz aldı ve YaRabbi dediler biz Mehdi (a.s) geldiğinde ona yardım edeceğiz dediler. Ayetin ikinci işari anlamı budur. Baksınlar ayeti görecekler inşaAllah. “Ey iman edenler Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın’’ verdiği gücü, kuvveti, neşeyi, sevinci, iyiliği, güzelliği hatırlayın Allah’a hamdolsun. “Hani size ordular gelmişti.’’ Kafir orduları, münafık orduları, aşağalık pislik herifler Müslümanların üzerine hücum edecektir. Mehdi (a.s)’nin üzerine hücum edeceklerdir. “Böylece de Biz de onların üzerine bir rüzgar…’’ Sizin görmediğiniz ordular. Mehdi (a.s)’nin meleklerden oluşan ordusu değil mi? Aynı zamanda buna bakıyor. Cibril, Cebrail (a.s), Mikail (a.s) ve İsrafil (a.s) ve 46.000 melek inşaAllah. “Sizin görmediğiniz ordular göndermiştik, Allah yaptıklarınızı görendir.’’ Onları yerle bir ettik diyor Allah. “Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi’’, yani her yönden saldırmışlardı. Asrımıza bakacak olursak basınla, gazeteyle, radyoyla, televizyonla değil mi? Adamıyla şalgamıyla, iddia edilen Ergenekon Örgütü’yle. Kafalısıyla, küfeliylisiyle değil mi? “Gözler kaymış yürekler hançere dayanmış ve siz Allah hakkında birtakım zanlarda bulunuyordunuz.’’ O devirde Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında bir kısım kalbinde hastalık olanlar münafıklar sarsılıyorlar. Müslümanların üstüne saldırı olunca panik oluyorlar ve Allah hakkında şüpheye düşüyorlar. Asrımıza bakacak olursak ne yapacaklardır? Allah hakkında şüpheye düşecek, Peygember (s.a.v.) hakkında şüpheye düşecek, Mehdi (a.s.) hakkında şüpheye düşecek. İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti hakkında şüpheye düşecek, değil mi? Bak “Siz Allah hakkında birtakım zanlarda bulunuyordunuz’’ İlk önce Allah’a şüphe ediyor. Demek ki böyle kahpe, alçak ve şerefsizler Mehdi (a.s.) cemaati içerisinde korkakça ve kalleşçe bir korku içerisinde yaşayacaklar. Alçakça bir korku içinde yaşayacaklar ve Müslümanlara her saldırı olduğunda bunların yürekleri ağzına gelecek. Müslümanların şevki artacak ama bu kahpelerin değil mi? İçi korku ile sarsılacak. “İşte orada iman edenler sınanmış’’ Müslümanlar sınanıyor mu?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:“Ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğramışlardı.’’ Ne diyor rivayette; “Mehdi (a.s.) cemaati Medine’de İstanbul’da sarsıntıya uğrayacak.’’ Hadis sarsıntıya uğrayacak. “Üç defa sarsılacak’’ diyor Medine, İstanbul ve bütün münafıklar atacak diyor içinden. Yani saldırı anında münafıkların her yeri hoplar. Ağzı burnu seyirir, orası burası kasılır. Yani sapıtırlar. Değil mi her yeri kasılabilir. “Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı.” Asrımıza bakarsak ne diyorlar? “Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar:” bu asrın kahpeleri, alçakları böyle haysiyetsiz, şerefsiz ve gücünü kaybetmiş, iradesiz zavallılar, mahluklar “Allah ve Mehdi, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" yani Kuran’daki hükümler de yanlış, Mehdi’nin anlattıkları da yanlış diyecekler. Değil mi? “Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı",” Yesrib Medine İstanbul için de söyleniyor biliyorsun. “artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Artık dağılın, evinize gidin “Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır"”; anam, babam bekliyor beni diyor. Evlenmem lazım, işime gitmem lazım, çoluğuma çocuğuma gitmem lazım diyor değil mi? Avrupa’ya gitmem lazım diyor, falan. “Gerçekten evlerimiz açıktır” diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Diyor Allah: “Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.” Kahpece ve alçakça ve şerefsizce kaçmak istiyorlardı diyor. Korku sarmış çünkü. “Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi” her yerden baskın yapılsa, gazete, televizyon, radyolarla, şurayla burayla mesela değil mi malum. “sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı,” yani Müslümanların bir oyun oynayın, yalancı ihbar da bulunun, yalancı şahitlikte bulunun, bir kahpelik yapın değil mi? Bir onları sırtlarından vurmaya kalkın, yapar mısınız dendiğinde ne diyorlarmış? “hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı.” Bu kahpeliği mutlaka yaparlardı diyor Allah, bu alçaklığı. Ama Allah için hizmete, ona yanaşmazlar diyor. Ama kahpelik istendiğinde, alçaklık istendiğinde onu hemen kabul ederler diyor Allah münafıklar için. “De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız,” bunlar çok hayata meraklıdır. Köpek gibi korkarlar ölmekten veya öldürülmekten. Kanser korkusu, ülser korkusu. İt gibi titrerler korkudan. “kaçış size kesin olarak bir yarar sağlamaz; böyle olsa bile, pek az (bir zaman) dışında metalanıp-yararlandırılmazsınız." Zaten az yaşayacaksınız diyor Allah. Birkaç 10 sene sonra canınızı alırım diyor. Veyahut çok az bir süre. Ne ise Allah’ın takdiri. “Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilir.” Münafıklar diyorlar ki “ya ne yapıyorsunuz siz? Mehdi cemaati içinde ne işiniz var? Gelin bize. Bak burada yeme-içme var, namaz da kılmıyoruz, oruç da tutmuyoruz. Her türlü ahlaksızlık var. Gelin bize.” diyorlar. Veya biz kendimize göre bir şeyler yapıyoruz, bize gelin diyorlar. “Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.” Allah, bunalırlar diyor, korkarlar. Sıkıya gelemezler. Rahatlık olacak bunlara. Tatlı su balığı gibi böyle suyun içinde gezecek. Değil mi? Delikanlılığa gelmez diyorlar, zorlamaya. Değil mi böyle yiğitlik gereken şeylere gelmez. Niçin? Kahpeler de onun için. Bak diyor; “korku gidince,” Müslümanların üzerindeki saldırıyı Müslümanlar püskürtünce “hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar.” Müslümanları eleştirirler diyor. İşte “namazı şöyle kılıyorsunuz, orucu böyle tutuyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz, eksiksiniz, hatalısınız gibisinden göstererek sizi keskin dilleriyle incitirler” inşaAllah. “İşte onlar iman etmemişlerdir;” Allahsız, Kitapsızlar. Yani Allah’a inanmıyorlar. Allah Müslümanlar için tabii ki, sonsuz büyük Allah onlar için de -haşa- yok. Onların inancına göre. “böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu Allah'a göre pek kolaydır. Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı.” Yani Müslümanların muhasarası ve Müslümanlara baskının devam ettiği kanaatindeler. “Eğer (askeri) birlikler gelecek olsa,” asrımıza mesela baktığımızda basın, televizyon, şunlar bunlar falan. Bir kısım basın, bir kısım yani ben kafir olan, Allahsız, Kitapsız olanı kastediyorum. Yoksa bizim basınımız medyamız nur gibidir. İçindeki kahpeleri kastediyorum her kim ise onlar.
Fikrin hiçbiri karşımda duramaz ama işte böyle karşımda durabiliyorlar; belden aşağıya edebiyat. Bıraksınlar çok kötü bir model eski bir model. Bayat bir model. Benim karşıma fikirle çıksınlar. Getirsinler atalarını, ağabeylerini falan kimse değil mi? Yüz kişi birden tek başıma çıkacağım karşılarına. Toplasınlar, Hürriyet’te Güngör Mengi gibi on bıyıklı neydi o?
OKTAR BABUNA: Oktay Ekşi.
ADNAN OKTAR: Oktay Ekşi falan Ertuğrul Özkök falan.
OKTAR BABUNA: Oktay dede.
ADNAN OKTAR: Hepsi yani. Aydın dedeyi de böyle göbekli, neşeli bir şekilde oturttursunlar karşısına. O tombul mombul hepsi de gelsin. Tek başına hepsini yerle bir ederim. Fikren eğer akılları başlarına yetiyorsa.
OKTAR BABUNA: Gelemezler Hocam mümkün değil.
ADNAN OKTAR: Evet, ama böyle işte bu tip şeyler. Akla bak kardeşim, şeriata Kuran’a ne kadar titiz olduğumu suç olarak anlatıyor bana. Bu kadar şeriata Kuran’a titizsem ben, konu bitmiş zaten sen ne anlatıyorsun o zaman? Değil mi? Niye bunu şikayet unsuru olarak anlatıyorsun. İftihar edilecek bir şey bu. Bak senin Allah’a teslimiyetini şikayet unsuru olarak almış.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, evvelAllah.
ADNAN OKTAR: İftihar edeceğimiz bir güzelliktir bu. MaşaAllah.
Ne anlatayım Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Esftağfurullah Hocam. Çok güzel dersti maşaAllah, ayetlerle. Münafık ayetleriyle inşaAllah, mücadele ayetleriyle.
ADNAN OKTAR: Münafık Müslüman’ın içinde olur ama köpek gibi korkar o, yani aklı küfürde kalmıştır, Müslüman’a nereden bir kusur bulsa da yakayı kurtarsa. Yani nasıl bir iftira atsa da Müslümanların aleyhine bir rüzgar estirse. Tam küfre de geçemez, onlara da yanaşmıyor tam, Kuran’da var. Ne sizlerdendirler, ne onlardandırlar diyor. Bocalayıp dururlar diyor. Böyle kapana kısılmış köpek gibi yani oradan oraya oradan oraya, pek kestiremez onlar. Ama fitne istediğinde pislik istediğinde birisi. Mesela, herhangi bir kişi istediğinde Allah diyor koşarak gelirler diyor. Ama hayır oldu mu bir bahaneyle kaçar. Mesela şuna bir bahane ona bir bahane. İtaate yanaşmaz münafık. İtaatsizdir. Yani itaat çok ağırına gider. Şeytanın iblisin özelliğidir. Yani iblise mesela Cenab-ı Allah ne dedi, Adem’e secde et dedi, onda tam bir sapık karakteri olduğu için asla yapmam dedi. Beni ateşten yarattın dedi, bak enaniyete bak. Ateşi yaratan da Allah, sen nesin, değil mi? Onu topraktan yarattın, bak aradaki farka bak toprak da azizdir, ateş Allah’ın yarattığı ateş, o da ateş bir şeydir, değil mi Allah’ın yarattığı bir güzelliktir. Nimet olarak yaratıyor Allah ateşi. Ve Allah’ itaat etmedi ve Kıyamete kadar da Allah’tan izin istedi o karaktersiz kişiliğini muhafaza etmek için. Ama ona zannediyor ki insanlar, ne kadar uzun süre vakit verildi. Şeytana sorulduğunda ne kadar vakit verildi denilse, 1 gün diyecektir. Ve yahut 1 günün bir vakti kadar diyecektir. 1 saat kadar bir vakit verirler. Yani Allah’ın bana verdiği vakit 1 saat falan diyecek. Hatta bir kısmı da diyor ki bir göz açıp kapama vakti kadar diyor. Yani çok kısaydı diyorlar. O kadar kısa kaldık diyorlar dünyada. Yeniden dönelim diyorlar. Allah, size bayağı bir vakit verildi diyor. Yeteri kadar vakit verildi. Onu yapmadınız diyor Allah. Sonra dilleri onlara şahit oluyor işte dilleri ve ayakları. İnşaAllah. Her şeyleri. Münafık çok enaniyetlidir. Kendini çok akıllı zanneder. Yani mesela bir uyuz köpek kendini çok uyanık zanneder değil mi? Gelir aralardan falan oradan bir eti çıkarmaya çalışır falan. O hayvan aklıyla kendini çok akıllı zanneder. Münafık da öyle, hayvan aklı vardır onda da. Böyle çok akıllı uyanık zanneder. Çok kurnazca Müslümanları aldattığını zanneder, halbuki Müslümanların avucunun içindedir o. Yani çok görür Müslümanlar onu. Allah’ın dilemesiyle, Allah hissettirir. Bazen Allah hissettirmez münafığı. Onda da çok büyük hayır ve bereket vardır. İnşaAllah. Bir itaate gelemez münafık, aklı küfürde kalmıştır. Onların malları çocukları, onu hep kasar böyle hep böyle şey yapar ona bir aç köpek gibi sürekli kafası onda kalır. Müslümanların başarısı çok ağır gelir münafığa, ızdırap verir. Çok sıkar. Yani birisi bir saldırsa da bir şey yapsa da hani bir Müslümanlar dağılsa da hem kendi konumunu bir sağlamlaştırsa, yani haklılığını bir ortaya koysa. Değil mi? Yani ben dememiş miydim diyecek. Ayette de var ya, diyor ya. Biz demiştik diyorlar. Değil mi? Biz diyorlar sana söylememiş miydik, gittin işte bak gittin şehit oldu çocuklar diyor. Gitmeseydin bizimle olsaydın hiçbir şey olmayacaktı diyorlar. Tam münafık aklıdır bu. Allah diyor, yüksek kalelerde şatolarda da olsalar Allah onların yine canını alır diyor. Yine kurtulamazlar diyor Allah. Yani canı alınacağının yine canını alır diyor. Onun için öyle sefil perişan tereddüt içerisinde bocalayıp dururlar. Kusur ararlar Müslümanlarda, kendilerinin de en takva olduğunu düşünür münafıklar. Peygamber Efendimizi (s.a.v) haşa beğenmiyordu münafıklar, ayrı mescid kurdular Peygambere dini öğretiyorlar. Haşa. Yani bu kadar alçak ve bu kadar kahpe ve şerefsizdir Münafıklar. Delidirler yani. Mesela Mehdi (a.s) döneminde de olacaklar, Mehdi’ye (a.s) din öğretmeye kalkacaktır münafıklar. Biz daha iyi biliyoruz daha güzelini biliyoruz diye Mehdi’ye (a.s) öğretmeye kalkacaklar. Ve münafıklarla ilgili Mehdi (a.s) döneminin münafıklarıyla ilgili çok hadisler vardır Peygamberimiz (s.a.v)’den çok fazla açıklama vardır. Ama bu Müslüman’ın şevkini, heyecanını, gayretini, kat be kat arttırır. Nitekim biz de Mehdi (a.s) öncüsüyüz, biz de bunları yaşıyoruz. Biz de bu heyecanı yaşıyoruz değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Münafık bir gün haklı çıkmak heyecanını yaşar ama şeytanda da vardır aynısı. Şeytan da kendisinin haklı çıkacağı inancıyla şeytanlığını devam ettiriyor. Yani süre istemesinin nedeni o. Yani bir gün haklı çıkacağı kanaatinde. Ve sonuna kadar, Kıyamete kadar onu bekliyor. Münafık da öyle sürekli hiç umudunuz kesmez, yani bir gün haklı çıkacağı kanaatinde olur. Bakın Peygamber Efendimize (s.a.v) karşı Dırar mescidini kuruyorlar, bir de haber gönderiyorlar gelin diyorlar, burada mescid burası daha güzel. Daha iyi biz burada ibadetimizi daha iyi yapıyoruz diyorlar. Peygamberi (s.a.v) de beğenmiyorlar. Bak Kuran’ı, vahyi Allah onun üzerine indiriyor. Değil mi? Peygamber (s.a.v). Tam tabi olmamızı istiyor Allah. Peygamberi (s.a.v) beğenmiyorlar. Yani münafığın aklı bu kadar deli ve bu kadar manyaktır ve bu kadar cinstir yani. Çok garip. Dırar mescidi ünlüdür biliyorsunuz. Orada da yine kendi aralarında da gruplaşıyorlar. Ben haklıyım, sen haklısın, o haklı, işte en sonunda bu üç kağıtçılar, Müslümanları birbirine düşürtecek bu şeytani ruhu bir şekilde uyguladılar ve Müslümanları birbirine düşman ettiler. O güruhun devamı işte o Dırar mescidindeki güruhun devamı ve Müslümanların içerisine bir düşmanlık ruhu, birbirleriyle mücadele ruhu koydular ve paramparça ettiler İslam alemini. O onu beğenmiyor, o onu beğenmiyor. Bu belayı kaldıracak olan da Mehdi’dir (a.s) işte. Yani başka türlü mümkünü yok. Yani alimler toplanıyor. O usulen bir toplantıdır. Yani sorsan her biri kendini ayrı beğenir. Yani hiçbir şekilde aralarında bir ittifak olmuyor. Yani Şii alimle Sünni alim. Mümkün değil yani anlaşmaları. Mümkün değil. Yahut mesela başka bir alim mümkün değil. Hepsini tenzih ederim. Ben belirli kişiler için söylüyorum bunu yani bu konuda hasta olanlar var onları söylüyorum. Bunların hastalığının ilacı Mehdi’dir (a.s) Yani bu aradaki bölünmeyi ortadan kaldıracak olan Mehdi’dir (a.s). İstediğiniz kadar uğraşın düzelmez. Mesela bak Nur talebeleri de paramparça olmuşlardır. Mehdi (a.s) birleştirecektir, yani asla birleşmezler. Allahualem birleşmezler. Ancak Mehdi’nin müdahalesiyle birleşeceklerdir. Ama güzel tabii Nur talebesi kardeşlerimizde çok güzel gelişmeler var, şu ittihad-ı İslam konusu üzerinde çok yaklaştılar. Ama o konuda bir durgunluğa girdiler yeniden. Bakın aşk katlanarak gelişmesi gereken bir şeydir. Heyacan katlanarak gelişir. Deli aşığın ruhuyla olur bunlar. İttihad-ı İslamın yazısını koydular bitti. Olmadı. Onu genişlet. Dal budak salsın, meyvalar bıraksın, çiçekler açsın değil mi? O kadar kısa tutulacak bir konu mu bu ittihad-ı İslam. En büyük fazdır diyor Bediüzzaman. Nasıl bunu küçük bir konu olarak alır da konuyu bitirirsin. Uyardık Allah razı olsun koydular. Bitti mi yani bu şimdi? Yani bu biten bir görev değildir ki. Yani biz bir, namaz kılıyoruz, namaz bitti kıldık diyor muyuz? Yine kılıyoruz namazı, ibadet bu. Geliştirerek devam edecekler. İttihad-ı İslamı dünyaya hakim edinceye kadar Nur talebelerinin yeri göğü birbirine katmaları lazım. Muazzam bir heyecanla Allah rızası için istirham ediyorum, Allah’ın emri bu, ben onlara naklediyorum hemen bu konuya sıkı sıkıya sarılsınlar, madem Mehdi (a.s.) konusunda tedirgin oluyorlar. Tamam Mehdi (a.s.) konusunu açmayayım ben onlara bir şey demeyeyim. Ama bu İttihad-ı İslam’ı yere göğe sardıracaklar inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bu yönde haber var Hocam. Risalehaber sitesinde “Kırkıncı Hoca efendiyle” yapılan bir röportaj yayınlanmış Hocam inşaAllah. Konusu İttihad-ı İslam.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Kırkıncı Hocam’ın ellerinden öperim. O benim mübarek büyük Hocamdır, mürşidimdir. Ben gerçi görmedin kendisini, gıyabında biat ediyorum. Çok değerli bir insandır. Hürmetlerimi, sevgilerimi, saygılarımı bu vesileyle bildiriyorum. Allah görmeyi de nasip etsin inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Yine sizin vesilenizle Hocam. Hz. İsa (a.s.)’nın da şahıs olarak geleceğini açıklamışlardı. Siz geçen gün açıklamıştınız maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kırkıncı Hocamız ne demiş?
OKTAR BABUNA:Sormuşlar Hocam röportajda “peki Hocam çare nedir?” diye. Bu tüm Müslümanların durumu, Filistin sorulduğunda, Hocamız da “Artık uyanmanın vakti geldi ve geçiyor.”
ADNAN OKTAR:Yani Mehdi (a.s.)’nin vakti geldi diyor. Vakti de ilerliyor diyor. Güzel.
OKTAR BABUNA: “Arap âleminin ve petrol ağalarının, zevk ve sefayı bir tarafa bırakıp, İslam alemiyle birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleri gerekir. Aksi halde, bu yangın bütün İslâm alemini tehdit edecek boyutlara ulaşabilir ve ulaşmıştır da.“Ey Âlem-i İslâm! Uyan, Kur'ana sarıl; İslâmiyete maddî ve ma’nevî bütün varlığınla müteveccih ol!” (B.S.Nursî, Tarihçe-i Hayata)” bir ifadesini nakletmiş. Sonra demiş ki Hocam; Şimdi bütün Müslümanlara düşen en büyük görev, Bediüzzaman Hazretleri’nin bu sözüne kulak açıp, ittihad-ı İslam fikrini milletimizin ruh dünyasında yeniden canlandırmalarıdır.”
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Benim aslan Hocama bak. O da bu konuyu ele almış artık bak bahane yok. İnşaAllah, elhamdülillah o bizim güzel uyarımızdan sonra Allah vesile etti. Kardeşlerimiz de adeta manevi bir patlama oldu. Çok güzel. Kırkıncı Hocam da bunu söylediyse artık iş bitti. Allah’ın izniyle hadi bakalım, ya Allah bismillah. Bu konuyu bitirinceye kadar uyumak yok. 6 saat uyku en fazla, gece yemek vaktine ayıracağız, geceli gündüzlü İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği oluşuncaya kadar gayret edeceğiz. Ama Mehdi (a.s.) konusunu açmayacağım. Onlar madem o kadar tedirgin oluyorlar. Açacağım da açmayacağım derken tabii biz de mecburen söyleyeceğiz. Bediüzzaman söylüyor, Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor, tabii söyleyeceğiz ama İttihad-ı İslam demek zaten Mehdiyet demektir. Kırkıncı Hocam zaten Mehdi (a.s.) geldi vakti bile geçiyor, acele edin diyor. Onu belirtmiş. İttihad-ı İslam eşittir Mehdiyet, Mehdiyet eşittir İttihad-ı İslam. Ama o Mehdi kelimesinden tedirgin olmaları yakışık almıyor bir kısım kardeşlerimize. Mehdi (a.s.)’nin gelmesinden tedirgin olmaları yakışık almıyor. Bediüzzaman övmüş, Peygamberimiz (s.a.v.) en başta peygamberimiz övmüş. Allah bir lütuf ve ikram olarak gönderiyor. Ve Kuran’da bak ayette Hz. İsa (a.s.) Allah’a söz veriyor. “Bir elçi geldiğinde ona yardım edeceğim” diyor.
(Sayın Oktar kendisine verilen notu okuyor): “Kırkıncı Hocamızla görüşmüştük.” Berker Hocamız görüşmüş. Ve Fatih Hocamız görüşmüş. “Sizin çalışmalarınızı -benim çalışmalarımı- müspet hareket olarak ifade ederek desteklediğini ifade etmişti” diyor. Kırkıncı Hocamız demek bizi seviyor. Biz de onu çok seviyoruz maşaAllah. Çünkü samimi insan. Hiç İstanbul’a gelmiyor mu Hocamız? Biz şimdi Erzurum’a, Erzurum’da değil mi Hocamız?
OKTAR BABUNA:Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir geldiğinde rastlasak da bir elini öpsek şöyle. Duasını alsak. Sungur Hocam nasıl acaba, onu takip ediyorsunuz değil mi?
OKTAR BABUNA:Berker Hocam takip ediyordu. Şimdi öğrenirim inşaAllah son durumunu.
ADNAN OKTAR:“Selamün aleyküm arslan Hocam. İnşaAllah, maşaAllah” diyor. Tamam, bak Kehf ehli gibi. Dünyaya hakim olacak insanların şifresini söylemiş. “Azminiz ve şevkiniz bize gönül vermiş ve Allah’ın lütfunden ve zaferinden başka bir şey beklemeyenler için apaçık bir müjde ve zuhurdur inşaAllah. Allah bize yeter inşaAllah. Allah davamızda ayaklarımızı... ve küfre karşı cabbar olanlardan eylesin. inşaAllah, elhamdülillah, sübhanallah, Allah-u ekber yaşasın Türk-İslam Birliği” hay maşaAllah. “Sevgi ve muhabbetle ellerinizden öperim inşaAllah. Hakan Elyılmaz.” Koç yiğit Hakan Elyılmaz kardeşimiz gerçi nereden yazdığını göndermemiş ama fark etmez dünya zaten Allah’ın evi.
“Selamün aleyküm Hocam. Daha yeni öğrendim Vatan gazetesini. Gerçek Türk vatanımıza kurban olsunlar” diyor. Allah rızası için. “Bu ismi aldıkları için ben bu kadar…” Yazı yazdıklarını kınamış. “İnsanları kışkırtıyorlar” diyor. “Çok sinirlendim” diyor. Sinirlenme olur mu hiç? Coştum de coştum. EvvelAllah. “Allah onları…” biraz ağır yazmış onları söyleyemeyiz. “Biz gençler hep sizin yanınızdayız” diyor evvelAllah. Ben de sizlerin yanındayım. “Benim Seyyid Battal Gazi Hocam” diyor. “Gizli tanıkmış” diyor. “Her isteyen o zaman gitsin işte karşı olduğun adama gizli şahidlik etsin” diyor. Bu nasıl olur böyle bir şey diyor. Kardeşim şu an o adamlar polis zaten tek tek tek topluyor yani. Her şeyleri ortaya çıkacak acele etmesin. Yani gördüm yazışmaları, dosyaya konmuş. O bilişim şubeden gelmiş. Yani akıl almayacak durumlar. Olay gün gibi çıkmış ortaya. Şimdi mahkemede hesap verecekler Allah’ın izniyle. “Nasıl bir mantık bu? Allah sizinle, Müslümanlarla beraberdir. Kıskananlar çatlasın” diyor. Elhamdülillah hidayet bulsunlar diyelim. Allah hidayet versin. “Her gün Türk-İslam Birliği için dua ediyorum. Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’nın talebesi olmak için. Kadir Ünlü Kırşehir’li. Almanya’dan”. Lakabı Kırşehir’liymiş herhalde. Almanya’dan. ”Haydi bakalım Kırşehirli, Almanya’yı şöyle yeri göğü birbirine kat Allah’ın izniyle.
OKTAR BABUNA:İzleyicimizin selamı olmuş Hocam.
ADNAN OKTAR: Aleyna ve aleykümselam ve rahmetullahi ve berekatühü. Bazen selam unuttuğum selamlar oluyor, onlara aleykümselam diyorum.
Ertuğrul Özkök “Erkeklik kaç yaşında ölür” diye biz yazı yazmış. “İçimde o derin şüphe, kontrol edemediğim sessiz çığlık geliyor.” Ertuğrul Özkök.
“Allah’ım, bir gün her erkek bu ıstırabı tadacak mı... Yani ölümden önceki en beter şeyi...” aman Allah’ım. “Karşılık alsan bile, bedeninden asla emin olamayacağın korkuları yaşamak; Allah’ım bu nasıl bir şeydir? Böyle bir alın yazısı mı bekliyor bizi? “Allah gecinden versin” sözleri güzel bir temenni mi...? Yani, Allah ne kadar gecinden versin ki, beynimdeki o en hain merkez bana bu kahredici cezayı veremesin. Yaşlı dostum kadar yaşlı bir adam, ölüm döşeğinde.” Bak mesela kendi konuştuğu ne diyor?” neyse bu anlatılacak bir şey değil. Ertuğrul Özkök’ün başına bir şeyler gelmiş benim anladığım. Yani bu normal bir şey değil. Bak, Allah’ım, bir gün her erkek bu ıstırabı tadacak mı?” diyor. Ne yapalım. Ama haset ve kıskançlık olmasın. Değil mi? Allah’a çok şükür akıl almaz derece de sağlıklıyız. Akıl almaz derece de güçlüyüz. Zindeyiz ve kudretliyiz, neşeliyiz, zenginiz, bereketliyiz, değil mi, huzurluyuz, güvenliyiz inşaAllah. Böyle de ağlamıyoruz da yani inşaAllah. Olay birer ikişer ortaya çıkmaya başladı şimdi. Baksana üsluba. Bu ağlama normal bir şey değil. Sağlığı bozulmuş anladığım kadarıyla.
Evet, biz elhamdülillah. Yani tahmin edemeyeceği derecede sağlıklı ve güçlüyüz. Her yönden. Değil mi, elhamdülillah. 100 metreyi Allah’ın izniyle kaç saniyede koşarım söylemeyeyim. MaşaAllah. Dedeler medeler falan böyle 60 yaşına geldi mi, iki 10 senem kaldı falan diyor. Babam da 80 yaşında vefat etmişti diyor Ertuğrul Özkök, Aydın dedenin derdi bambaşka o da. Yani kardeşim şimdi dediğimi anladınız. Bu haset kıskançlık falan olmayacak inşaAllah. Allah kime lütfunden isterse, bereket verir, bolluk verir, sağlık sıhhat verir, kimine de vermez. Müslüman en fazla gıpta eder. Haset etmez. Akıllı olacaklar. Güzel huylu olacaklar. Sevecen olacaklar. İyi niyetli olacaklar. Demokrat olacaklar. Ilımlı olacaklar. Her insanı sevecekler Allah için. Fikri mücadele de mert delikanlı çıkacaklar. Bel altından dolaylı yolla, bunlar acayip şeyler değil mi? Yöntemle değil bir de boş iş bunlar. Netice de alamazlar. Bak, kaç yıldan beri deniyorlar bunu? 1986’dan beri deniyorlar. 86’dan beri. Ne oldu? Biz daha güçlendik. Daha kudretlendik. Daha sağlıklı olduk.
OKTAR BABUNA:Tüm dünyaya yayıldınız Hocam.
ADNAN OKTAR: Bak bu stili 86’dan beri istisnasız sürekli yaparlar. Bu Güngör Mengi o zamanlar Sabah’taydı. Gece gündüz sürmanşet Sabah Gazetesi. Bir kalkarım sabah, benim bir koskoca fotoğrafım gazete kaplamış. Sürmanşetten haber. Hoca yine çapkınlık yaptı. Şunu yaptı bunu yaptı. Kardeşim şimdi beni konuşturmayın Allah Allah. Başka konu yok mu? Değil mi? 1986’dan beri anlatıyorlar bunu. Artık bu ne şeydir böyle. Yüzlerce gazete haberi var. Bir tane, üç tane, dört tane, on tane değil. Tek şey bu. Bana ilmi olarak karşıma gelin. Darwinizme, materyalizme karşı düşüncenizi açıkça söyleyerek gelin. Bu konuda yeniliyorsunuz. Yenilince kapıdan dolanıp tavandan hareketler yapıyorsun. Olmaz. Orada da yakalarım sizi. Tavanda da yakalarım. Nereye kaçsanız uyuduğunuz yere kadar bile olsa kovalarım ben sizi. Yine yakalarım ben sizi.
Bitmiş program. Ne yaparız Tv’den devam ederiz.
SUNUCU 1:Yayınımızı yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv internet sitemizden, Çay Tv, Mavi Karadeniz Radyo ve Güneydoğu Olay Tv ekranlarından takip edebilirsiniz. Şimdi yayınımıza HarunYahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...