SUNUCU 1:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam da HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Kanal S, Samsun Aks, TV Kayseri’den canlı olarak yayınlanan ‘Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri’ programında yine sizlerle birlikteyiz. Birbirinden önemli konuların yer alacağı programımıza bilmediğiniz, merak ettiğiniz sorularınızla siz de emaillerinizle katılabilirsiniz. Hocam nasıl başlamak istersiniz?
ADNAN OKTAR:Güzel başlamak isteriz. Nedir bu yengeç?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah. 5-23 milyon yıllık Arjantin’de çıkmış olan bir fosil Hocam inşaAllah. Hiçbir değişikliğe uğramamış günümüzdeki hali ile.
ADNAN OKTAR:Evrim mevrim geçirmemiş yani.
OKTAR BABUNA:Hiç Hocam hem de. Milimetresi milimetresine aynı inşaAllah. Bütün kıskacı ile gövde yapısı ile bacakları ile 20 milyon yıldır aynı.
ADNAN OKTAR:Darwin’in zamanında olsa bunu ezip tozunu her sabah Darwin'e içirirdik. Ona iyi gelirdi.
Başka?
OKTAR BABUNA:İstiridye var Hocam burada da inşaAllah. Tıpa tıp aynısı günümüzdeki hali ile. Aşağıda günümüzdeki halini görüyoruz. Üstteki fosil hali ki milyonlarca yıllık bu fosil. Tam zamanını da söyleyeceğim inşaAllah. Hiçbir değişikliğe uğramamış yani Allah’ın yarattığı çok açık, evrim geçirmediği. Aynı zamana ait bir de denizatı fosilimiz var. Onun da bilgisini söyleyeceğim şimdi. O da bakın baş kısmını şöyle tutayım, bakın baş kısmı burası kuyruğu burası. Gördüğünüz gibi en ufak bir değişiklik yok. Milimetrik olarak aynı. Tüm kafa yapısı, kuyruğu, gövde yapısı milyonlarca yıl hiçbir değişikliğe uğramamış bir fosil. Yine evrimin olmadığını çok net olarak kanıtlayan 350 milyon fosilden bir tanesi. Allah’ın yarattığını kesin olarak ispatlıyor.
ADNAN OKTAR:Bakın Atatürk’ün dindarlığını anlattığım andan itibaren yoğun olarak arkadaşlarımız Atatürk’ün ne kadar dindar olduğuna dair kitaplar basıp satışa sundular. Mesela bir tanesi de bu, Atatürk’ün İslam İnancı, bir. Atatürk’ün Kur’an Kültürü, iki. Demek ki iyi örnek oluyoruz.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah. Bilinmiyordu bunlar hiç. Siz vesile oldunuz Hocam, ilk siz ortaya çıkardınız.
ADNAN OKTAR:Bazı komünist internet siteleri, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün kurduğu ve onlarla bağlantılı Ergenekon siteleri yani iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün kurduğu sol Komünist bazı siteler, şu gazetede çıkan bazı haberlerle ilgili acayip heyecanlanmışlar. Safatorikler. Aksinin yani bu haberin yalanlığının ispat edilemeyeceği kanaatiyle böyle uçmuşlar adeta. Bu onların acizliklerini gösteriyor. Bilimsel yönden karşımıza çıkamayanlar bir gazetenin yalanıyla sanki koz elde etmiş gibi müthiş heyecanlanmışlar. Boşa heyecanlanmasınlar, haber yalan. Teşekkür ediyorum. Baştan sona kadar yalan. Çünkü bakın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosya ortada. Gider insanlar bakar. Bakamıyorlarsa biz avukatımızdan belge alalım, gitsin baksınlar. Baştan sona yalan. Tamamı yalan. Yani adamlar coşmuş bu ara. Herhalde biz Ertuğrul Özkök’ü eleştirdik ya, hani bu ateistlik konuları, işte şu bu falan, din konusunda başka konularda eleştirdik ya, cevap yandan geldi. Yani bakın taktiklere bakın. Yöntemlere bakın. Bir de böyle cevap mı olur? Geç karşıma tartış. Konuşalım, bilimsel metodlarla. Getir fosil, tartışalım. Böyle yandan cevap olmaz ve tam atış tarzında cevap, öyle de olmaz. Doğru dürüst konuşacaklar. Değil mi, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah. Ayrıca o mahkeme numarası da bütün basında çıktı. Bir yazı vardı basında çıkan. Neden yalan olduğunu anlatan, bütün basında yayınlanan. Orada dosya numarası da yazıyor. Dediğiniz gibi dileyen gidip anında bakıp 5 dakikada öğrenebilir bunun doğru olmadığını.
ADNAN OKTAR:Canım sorun değil. Bizim dosya ortada, gitsinler 2. Ağır Ceza’ya, zaten sorsalar hemen söylerler. “Hocamızın dosyası hangisi?” desinler, baksınlar. Öyle bir şey yok. Tamamı yalan bak yalnız. Bu çok manidar. Yani bütünü yalan. O çok önemli. Bir de bakın sadece Vatan Gazetesi bunu çıkarttı. Kardeşim böyle bir haber olsa Hürriyet, Milliyet, Radikal balıklama atlardı üzerine böyle. Haftalarca, değil mi? Onu haber yaparlardı. Böyle bir olay yok. Sadece Vatan, ortada böyle şey gibi kaldı tek başına, değil mi? Tavşan gibi diyelim. Tek başına kaldı. Bu da haberin yalan olduğunun bir başka delilidir. Öyle bir şey olsa Fatih Altaylı kaçırır mı kardeşim, böyle bir haberi? O da çünkü aynısını denedi, o da cevabını aldı. Değil mi? Ne Hürriyet kaçırırdı böyle bir imkanı ne de Radikal ne Milliyet ne şu ne bu, hiçbiri kaçırmazlardı. Bakın haberin yalan olduğunun bir başka ispatı işte. Tekrar tekrar vurguluyorum. Bana bu yöntemlerle değil, bilimsel yöntemlerle karşıma gelecekler. Değil mi? Bak, onda da yenerim, bunda da yeniyoruz. Orada da mahcup oluyorlar, burada da mahcup oluyorlar inşaAllah. Vatan Gazetesi, atan gazetesi havasına girmeyecek. Atan gazetesi havasına girerse, kabul etmeyiz. Vatan Gazetesi olarak devam edecek, inşaAllah. Değil mi? Atmak yok. Atana atan deriz.
OKTAR BABUNA: Ama tam atış Hocam, hepsi yalan. Bir tane doğru yok içinde.
ADNAN OKTAR:Onun için doğru konuşurlarsa tamam, güzel. Ama öbür türlü insanlar derler yani “bu Vatan Gazetesi mi, atan gazetesi mi? Tam karıştırıyoruz” derler, ondan sonra ben insanları nasıl susturayım. Doğru düzgün habercilik yapacaklar, inşaAllah. Gittik, patronlarıyla konuştuk. “Efendim” dedik, “bu nedir böyle? Bu gazete bu şekilde yalan haber yapıyor. Bak, ispatlı bu” dedik, açık aleni. “Kardeşim” dediler, “biz de” dedi patron, “müdahale etsem ters teper” dedi. Adamlara öyle söz söylemeye gelmiyor gibi bir üslup kullandı. Çünkü “bu sefer ‘bize müdahale mi ediyorsunuz? Bize baskı mı yapıyorsunuz?’ gibi derler” dedi. O da bana pek makul gelmedi. Şimdi alenen yalan haber yapıyorsa bir insan, patron nasıl söyleyemez? Der, “kardeşim doğru haber yapın, ayıptır. Bu nereden? Bunun delilini gösterin bana” diyemez mi? Şimdi çağırırsın; ‘haber yapmışsınız, güzel, iyi, ala. Delilini rica edeyim’ dese, konu biter. Nasıl müdahale edemezsin? Bana hiç mantıklı gelmedi. Bu kadar mı başıbozuk bir sistem var, böyle bir şey olur mu? İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Yayınlanmış yayın ilkeleri vardı. Yani bu yayın ilkelerine göre hareket etmemiş oluyor. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:En başlarına gittik yani patronları, onunla konuştuk. Yani o da çekiniyor onlardan. Ben buna şaşırdım. Ya öyle çekiniyor gibi gösterdi, ya hakikaten çekiniyor. “Şimdi müdahale edersek ‘bize siz baskı mı yapıyorsunuz’ derler.” Bana hiç mantıklı gelmedi, baskı yok ki burada. Bir insan haberin kaynağını merak etmez mi? Çok özgürsünüz dersin. Haberi istediğiniz gibi yapın. Ama şimdi bu önemli bir konu. Değil mi? ‘Burada bana bir delil, bir şey, hangi kaynak aldınız, kaynağınızı bir gösterin’ diyemez mi bir insan? Kardeşim bu kadar diyemiyorsan, kapat o gazeteyi. İşten çıkar adamları. Olur mu öyle şey? “Ben söz geçiremiyorum” gibi bir üslup, ben bunu hiç mantıklı bulmadım. Aydın Doğan’ın büyük kızı, Arzuhan Yalçındağ, o çocukluğunda gelmişti bize, ufakken. Kardeşi de gelmişti, kendisi de gelmişti. Tanırım o zamandan. Kibar bir insan hakikaten, çocuksu, iyi niyetli bir insan. Ama yani ben böyle bir sistemi kabul edemiyorum. O zaman adamlar istediği gibi yalan haber yapacaklar demektir. Olur mu öyle şey? Doğru haber yapacaklar, inşaAllah. Ve patron olan insan sorgulama hakkına sahiptir. Göstersin kaynağını, bassın haberi istediği gibi. Kaynak göstermeden nasıl yapıyor bunu? Ve nasıl “ben bunu soramam” diyor? Ben bunu anlayamadım. Yani bilmiyorum, ben mi yanlış düşünüyorum? Ne diyorsun?
SUNUCU 3:Doğrudur Hocam. Düzenli periyodlarla tekrarlanıyor bu durum.
ADNAN OKTAR:E tabii ya. Yani şimdi kardeşim mesela biz burada konuşuyoruz. Ben hiç ispatlamadığım bir şeyi söylüyor muyum? Getiriyorum belgesini konuşuyorum. Uzun uzun hikayeler anlatmışlar. Yok öyle bir şey inşaAllah.
Şimdi fakat şöyle bir durum var, başka bir mahkemede, başka alakasız bir mahkemede, bazı genç kızları kandırıp, aleyhimize gizli şahit olarak konuşturmuşlar. Bunların da ufku geniş herhalde, bayağı bir sayıp dökmüşler. Sonra bu kişilerden biz daha önce de şikayetçi olmuştuk. Basına da söylemiştik. Dedik ki; bunlar bize şantaj yapıyorlar. Yani böyle hakkımızda aleyhimizde “haber yaparız, hazırlatırız, şahitlik yaparız. Şu parayı verirseniz, şu kadar miktarı verirseniz sizden şikayetçi olmayız” gibisinden. Biz önce ciddiye almadık adamları. Bunlar sürekli bu tehditleri artırdılar. Biz de en sonunda polise başvurduk. Dedik, biz böyle tehdit ediliyoruz. Yalancı şahitlikle, aleyhimize konuşmakla tehdit ediyorlar. Dedik devlet bizi korusun. Polisimiz bunları izlemeye aldı. Tak, tak, tak evlerin hepsine baskın yapıldı, birer birer. Hepsini topladılar, aldılar Emniyete götürdüler. Bu Vatan’ın anlattığı konu, inşaAllah. Anlatmaya çalıştığı daha Türkçesi. Adamları toplayıp götürdüler. Bilgisayarları incelemeye verildi. Bütün olay gün gibi ortaya çıktı. Bilgisayarın incelenmesi sonucunda ne diyor? Bir kere ‘ateist olduğunu’ söylüyor adam ve ‘dine şiddetle karşı olduğunu ve bu yüzden bizden şiddetle nefret ettiğini’ söylüyor, bir. İkinci olarak diyor ki; ‘cinsellik serbest olmalı’ diyor bilgisayarında. Bizim helal cinsellik anlayışımızın yanlış olduğunu söylüyor. Helali ile olmasının, bunun yanlış olduğunu söylüyor. Hatta dindar olan diğer kişilerin de aklının olmadığını, hayatı yaşamaları gerektiğini söylüyor. Paraya ihtiyaçları olduğunu, miktarı da söylemiş. Allah ayağına dolandırmış böyle. Miktarı falan hepsini yazmış. Yakında zengin olacaklarını. Bu olayı beklediklerini, bu olaydan para geleceğini yazışmış annesiyle, arkadaş. İsim vermiyorum inşaAllah, yazışmış. Annesi de avuçlarını böyle ovuşturarak bekliyor paranın gelişini. Bağlantılar, kimlerle bağlantıları olduğu. Fatih Altaylı merak ediyordur belki kiminle bağlantısının olduğunu ama şimdilik söylemeyeceğim inşaAllah. Pür dikkat dinliyor şu an. Bir tanesi de arazide inşaAllah. Kardeşim neler neler, şimdi anlatamıyorum. Yani aklınız hayaliniz durur. Her şey gün gibi ortaya çıkmış. Savcılık aşamasında olduğu için detay vermiyorum, isim de vermiyorum. Davanın ne olduğunu da söylemiyorum. Zaten yarın bir gün bunlar ortaya çıkacak inşaAllah. Biz bunların iddialarından, bakın dikkat edin şimdi, beraat ettik. Bir kere, iki kere, üç kere de değil. Devletin polisini kandırmak mümkün değildir. Savcısını kandırmak mümkün değildir. Mahkemesini kandırmak mümkün değildir ve beraat ettik. Hiç heyecanlanmasınlar. Ayrıca dediği gibi 2. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında böyle bir konu hiçbir şekilde yok inşaAllah. Şimdi acaba diyorum, birilerinin sahte gizli şahitlerini yakalatmamız, birilerinin böyle kuyruklarında sancı mı meydana getirdi? Derdest adamlarını yakalatmamız, bunalttı mı ki acaba? Çünkü olay biraz geniş çaplı ben tam anlatamıyorum, hukuken mümkün olmadığı için. Olay çok çaplı, bayağı çaplı. Ne hikmettir hemen olayın bir ertesi günü hazretler haber yaptılar. Acaba diyorum oradan mı sıkıldılar, bunaldılar? Onu mu toparlamaya çalışıyorlar? Bir de bayağı bir adam, inşaAllah. Her türlü ayağı bacağı çıkmaya başladı olayın. Bizim kimseye verecek haracımız yok. Kişi başı 200 milyar. Talep bu bizden. Biz darphane miyiz kardeşim? 200 kuruş bile vermem. Git şimdi mahkemede anlat, inşaAllah. Önce dediler yok öyle bir şey falan. Kardeşim maden yok o zaman o yazışmalar ne? Değil mi? O bağlantılar ne? Şimdi git anlat bakalım. Safha safha devam ediyor. İsim yok, cisim yok, bilgi vermiyoruz. Kovuşturma gizli. Ama bu kadarcığını verelim. Çünkü baksana onlar her şeyi anlatıyorlar biz de bu kadarcığını anlatalım bari. Ama Ertuğrul Bey de benim gördüğüm kadarıyla çok sıkı takip ediyor. Benim onunla bir alıp veremediğim yok. O niye panik oldu, anlayamadım. O niye korumaya çalışıyor bazılarını, onu da anlamadım. Vatan Ertuğrul Bey’i korumakla görevli değil ki Vatan gazetesi, ne alaka yani. Bakın patronları bile bunlardan rahatsız. Ayıp yapıyorlar. O hanım kız hakikaten çok efendi bir insan. Çok nazik, nezaketli bir insan. “Ters teper” diyor. Kardeşim bak, patronunu bile bir nevi köşeye sıkıştırmışsın gibi bir görünüm var, değil mi? Ama nasıl öyle patronluk yapıyor ben anlamıyorum. Yani nasıl insanın hakkı olmaz? Benim gazetem olacak, haberin kaynağını soramayacağım. Değil mi? Çağır sor.
OKTAR BABUNA:Mümkün değil Hocam. Mümkün değil öyle bir şey.
ADNAN OKTAR:Yani bana hiç inandırıcı gelmedi. Arzuhan Hanım’ın ben bu üslubunu pek makul görmedim. Yani kibarlığına, efendiliğine saygım var. Hakikaten nezaketli bir insan. Ben gıcık adama gıcık derim. O kadar nezaketli. Yani bunu vicdanen kabul etmeye çalıştım ama edemedim. Bana bir türlü mantıklı gelmedi. Ya bu kadar dev bir asparagas haberi olacak, uydurma haber, yalan haber, atan haber yani inşaAllah. Bundan vazgeçecekler. Vatan Gazetesi’ne atan gazetesi havası vermeye kalkarlarsa biz bunu kabul etmeyiz. Anlaşıldı mı? Dürüst gazetecilik yapacaklar, inşaAllah. Ve bakın o bayan bile çekiniyor. Yani hiç yakışmıyor bu durum. Çıkıp dürüstçe bu haberimiz yalandır diye yayın yapmaları lazım. Daha hala tutuyorlar. Bak bütün Türkiye öğrendi, herkes öğrendi. Kardeşim insanda biraz utanma olur. Koysana kaynağını. Ver, numara ver. Değil mi? Kaynak ver. 2. Ağır Ceza dosyası ortada. Değil mi? Söyle. Bir de açık yani istediğin, zaten avukatınız Fatih Altaylı’nın avukatı, aynı avukat. Aydın Doğan’ın avukatı aynı avukat. Bu yakalanan arkadaşlarımızın, polisin operasyon yaptığı kişilerin avukatı aynı avukat.
OKTAR BABUNA: Arkadaşımızın evini kurşunlayanın avukatı.
ADNAN OKTAR: Arkadaşımızın evini kurşunlayanın avukatı aynı. Arkadaşımızın evini kurşunladı o şahıs. Polis yakaladı ki şu an o davadan ceza aldı. Başka bir davadan da arazide bildiğim kadarıyla.
OKTAR BABUNA: Benim evimi öldürmek için basmıştı. Onların da avukatı aynı avukat.
ADNAN OKTAR: Onun da avukatı aynı avukat. Kız arkadaşımızı kaçıran kişilerin de avukatı aynı avukat. Ebru Şimşek’in avukatı ve beş kuruş para almıyor. O kadar da iyi kalpli bir insan. Hiçbirinden para almıyormuş. Aklınız hayaliniz durur. Böyle evlere şenlik bir durum var. O kadar iyi kalpli ki bu avukat. Bir tek Aydın Bey’den para alıyor benim gördüğüm. Bir de Fatih Altaylı’dan. Ondan bile para almıyor anladığım kadarıyla. Ya ne kadar iyi kalpli bir insan bu. Bedava. Kimse sorsan bedava diyorlar ve ilk defa görüyorum böyle bir avukat.
OKTAR BABUNA: Duyulmuş bir şey değil.
ADNAN OKTAR: Hayır, nasıl geçiniyor bu avukat kardeşim. Ben bunu anlamıyorum. O kadar çok insanın ki, bizim karşımızda olan hemen hemen herkesin avukatı. Hiçbirinden de para almıyor. Bir tek Aydın Bey’den para alıyor benim gördüğüm. Bu nasıl oluyor ben bunu anlamadım. Belki babasından miras kalmıştır, böyle zevkine avukatlık yapıyordur. Olabilir yani, mecbur değil para almaya. Bilmiyorum, gerekmiyor mu? En azından makbuz kesmesi gerekir. Neyse vardır bir bildiği, bir şey demiyorum. “Niye bedava bakıyorsun?” mu diyeceğiz, bir şey diyemeyiz. Ama burada delil göstermedikleri için ayıp yaptılar. Bütün Türkiye’nin gözü önünde küçük düştüler, mahcup oldular. Bıraksınlar bu ayakları, bu havaları. Solcu bazı komünist siteler de heyecanla almışlar bunu. Bu kadar mı safatoriksiniz, bu kadar mı çocuksunuz yani? Beni ne etkiler öyle o tip haberler, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Dediğiniz gibi bilimsel delil getiremeyince bu şekilde.
ADNAN OKTAR: Kardeşim fosille konuş, bilimle konuş, paleontolojiyle konuş benimle. Bu tip üslupla olur mu? Her neyse, olabilir de. İnsanlık hali. Devam etsinler.
Kardeşim şu nezaketli konuşma mecburiyeti yok mu, felç oluyorum adeta. Kanallarda hafif bir düzenleme olsa, şöyle rahat bir konuşsam ben, öyle şahane anlatacağım ki her şeyi. Gün gibi olay ortaya çıkacak yani. Bak serbest cinselliği savunan adam bize cinsellik ile ilgili iftira atıyor. Bak ne diyor Vatan Gazetesi’nde? “Şeriata çok titizler” diyor. Yani “Kuran’ın bütün hükümlerine çok titizler” diyor. Kardeşim o zaman niye konuşuyorsun, madem o kadar titiziz? Onu sen suç unsuru olarak görmüşsün, bu kadar titiz olmamızı. Senin, Kuran’a, İslam’a titizliğini, Allah’a titizliğini, onu da suç olarak görmüşler. Bunlar ne yapıyorlar, ne konuşuyorlar? Ve bak adam ne diyor; koyu ateist olduğunu, dinsiz olduğunu uzun uzun anlatmış ve nefretinin kökenini anlatıyor. Eğer dediği doğru olmuş olsa, adam kendisi zaten serbest cinselliği savunuyor, o yüzden bizi ayıplıyor. Niye serbest cinselliği yaşamıyorlar diye bizi ayıplıyor adam. Yazmış. Çalıştığı yerdeki adamlara karşı da hain. Onlara da hakaretler etmiş, aşağılamış onları da falan, karışık. Yani ismini vermeyeyim. Vermeyiz tabii ki ismini. Bir dava, bir konu, bir şahıs. İnşaAllah. Ama zamanı gelince konuşuruz tabii. Ben konuşmam, mahkemenin konuşması yeterli olacak. Kardeşim bunları da anlatmam da, çok heyecanlı günler. Yoksa benim muhatap olacağım konular değil bunlar. Fakat şimdi bizim karşılaştığımız olayları insanlar bilsin ki tarihi delildir bunlar. Yarın bir gün Hocamız nasıl zor dönemlerden geçti diye oradan buradan duymasınlar da bizden orijinalinden duysunlar diye anlatıyorum, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Sizin çok şanlı bir tarihiniz var, maşaAllah. Kimsenin öyle bir şey diyebileceği gibi değil. Sizi söylemişti hatta Sungur Ağabeyimiz; “geçmiş de gelecek de sizi alkışlayacak” diye inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sungur Ağabeyimize yarın bir gidelim. Gerçi çok hastaymış ama bir dakika da olsa görüşmemiz lazım. Yarın veya öbürüsü gün, hafta içi ne zaman müsait olursa. Allah ömrünü uzun etsin ama önemlidir. Bediüzzaman’dan ona kalan bazı sırlar var. Onu ağabeylerin yanında söylemesi lazım. Bildiği bazı şeyler var. Onları söylemesi lazım. O çok önemli.
OKTAR BABUNA: Sizin söylediğinizi hep teyid eden haberler çıkıyor Hocam sürekli olarak. Dünyaca ünlü İslam alimi Yusuf El-Karadavi Hazretleri’nin İslam alimleri toplantısında yaptığı konuşmada “Türkiye lider ülke” diyor. “İstanbul’da konuşan dünyaca ünlü İslam alimi Yusuf El-Karadavi, PKK’yı terör örgütü ilan ettiği konuşmasında “İslam dünyasını tam anlamıyla idare etmek için birkaç tane Recep Tayyip Erdoğan’a ihtiyaç var” dedi. İslam ümmetine ‘ittifak çağrısı’nda bulunan Karadavi, Gazze ablukasının kaldırılması için ümmetin girişimde bulunması gerektiğini söyledi.” Türkiye’nin lider ülke olduğunu söylüyor Hocam bu konuşmasında. “Türkiye’nin her alanda gelişme gösterdiğini kaydeden Karadavi “Biz Müslümanlar olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni önder biliyoruz. Türkiye’yi destekliyoruz. Türkiye’yi desteklemek vaciptir” demiş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Farz yani.
OKTAR BABUNA: Evet maşaAllah. “Yusuf El-Karadavi, 1 milyar 580 milyon kişiden oluştuğunu söylediği İslam ümmetine 6 maddelik çağrıda bulundu. Müslümanların büyük bir güç oluşturduğunu söyleyen Karadavi, ‘ittifak’ vurgusu yaptı.” Tam sizin söylediğiniz gibi maşaAllah. “Türkiye’yi desteklemek vaciptir” demiş. İnşaAllah. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. “Türkiye lider ülke.” Niye? 3-4 tane lider ülke olsa olmuyor mu? Bir tane oluyormuş değil mi, lider ülke? O zaman ülke bir tane olduğuna göre, lider ülke, lider de bir tane olur. On tane lider olmaz, değil mi? İslam ümmetinin bir tane lideri olacaktır. Dört tane Papa var mı Hıristiyanlarda? Yok değil mi? Bir tane var. Masonlarda da bir tane oluyor lider, değil mi? Ülkenin Başbakanı kaç tane oluyor? Cumhurbaşkanı da bir tane oluyor? Evet. Genelkurmay Başkanı da bir tane oluyor. İşte İslam ümmetinin lideri de bir tane olur.
SUNUCU 1:Zaten Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bu konuda bir hadisi de olması lazım Hocam. “3 kişi iseniz cemaat oluşur ve her cemaate bir lider lazımdır” diye. Yani 3 kişinin olduğu yerde bile bir lider olması gerekirken koca bir birliğin nasıl olmasın?
ADNAN OKTAR:İşte bunu da anlamazlıktan geliyorlar. İslam ümmetinin bir liderinin olması farzdır. Bak Hocamızın demek istediği de bu, inşaAllah. Karadavi Hazretleri buradaysa onu da bir görelim. İnşaAllah. Bir ara görüşelim inşaAllah.
Başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: Hocam “Amerika, içeriden Müslüman oluyor” diye bir haber var. Bu haberde Amerikan hapishanelerinde hızla yayıldığı, Müslümanların sayısının hızla arttığı anlatılıyor. İzleyicilerimiz bilmiyordur Hocam, Amerikan hapishanelerinde resmen oradaki imamların vesilesiyle sizin kitaplarınız okutuluyor. Ve onların Müslüman olmasına vesile olduğunu ben orada görevli bir çok imamdan da duydum. Resmen duyduk Hocam bu şekilde maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet benim kitaplarım en çok okunan kitaplar hapishanelerde. Amerikan hapishanelerinde hakikaten resmi olarak dağıtıldı. Resmi kanaldan evet.
OKTAR BABUNA: Amerikan yönetimi de bu uygulamadan çok memnun. Fakat çok faydalı, çok iyi insan olarak çıkıyorlar hapishaneden. Onun için devlet yönetimi çok memnunmuş Hocam bu şekilde. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hapishaneye, evliya da girer eşkiya da girer, değil mi? Bir kısmı kriminaldir, bir kısmı da çok nuranidir, inşaAllah. Ama kriminal olanlar sonra nurani olurlar. Evet inşaAllah. Anlat o zaman.
OKTAR BABUNA: Ali Bardakoğlu Hocamız da; “Kuran bizi Allah’ımızla bütünleştiriyor” demiş maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah evliya çıktı Hocamız, coştu. Atasına rahmet olsun maşaAllah, Profesör Ali Bardakoğlu. Hocamızın bu camilerdeki internet sisteminin kurulması talebi çok güzel. Birkaç kişi böyle karşı çıkmışlar. Onların karşı çıkmasında ben bir gariplik gördüm. Onu incelemek lazım. Yani o karşı çıkanlar ne mantıkla karşı çıkmışlar, o biraz acayip ve garaip. O kimdir o şahıslar ve neden böyle ortaya atmışlar onu araştırmak lazım. Hocamız nur saçıyor nur. Atasına da kendisine de rahmet olsun maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Kuran’da bilimsel hakikatler toplantısında da konuşmuş Hocam. Kuran’daki iman hakikatlerinin ve bilimsel mucizelerinin önemini vurgulamış. Kuran Mucizeleri, sizinde kitabınız vardı 3 cilt inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Helal süt emmiş maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Gilat Şalit isimli bir asker esir alınmıştı Hocam Filistinliler tarafından. Yürüyüş yapmışlar Netenyahu’nun evine kadar. Binlerce kişinin katıldığı 200 km’lik bir yolu yürüyeceklermiş bu şekilde.
ADNAN OKTAR: Evet. Şalit’in babası bir ara buraya gelecekti. Sonra dedik böyle aleni olmasın daha kapalı bir görüşme olsun dedik. Yoksa geçenlerde ekiple beraber gelecekti babası. Ama Şalit’i de bıraksınlar, Filistin’deki kardeşlerimiz yani İsrail’de tutuklu olan kardeşlerimiz, kızlarımız hepsini bıraksınlar. Hapishaneler de ne işleri var yani? O çocuğu da bıraksınlar. Çünkü bir şey yok ortada yani. Hayır adam öldürdüyse, kol kırdıysa tamam o yatar yani onu bırakmak olmaz. O haklı orada. Ama işte şunu konuştu, bunu etti bilmem ne falan şüphelendik falan. Genç kızlar, yaşlılar, çocuklar falan dolu. Onları bırakmaları lazım. O ayıp o, çok çok ayıp o. Bir an önce hallolması gerekiyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Size İsrail Hükümeti’nin yetkilileri gelmişti. Onlara da söylemiştiniz Hocam bu şekilde, anlatmıştınız. Hatta bütün dini liderler gelmişti İsrail’deki. Ortodoksların lideri, Dürzilerin lideri, hahamların, Sanhedrin’in temsilcileri ve bir de İsrail’in önde gelen yetkilileri gelmişti sizden yardım talep etmeye Gilat Şalit için inşaAllah Hocam.
SUNUCU 3: Şeye takılıyorum bu inançsız olan insanların bizim gibi inanan insanlara karşı mücadelesini çok fazla sorguluyorum. Hani özgürlüğü savunan insanlar bize göre. Özgür düşünüp özgür yaşamalıyız diyen insanlar. Ama neden biz inananlarla bu kadar uğraşıp, bu kadar hani karalama çabasındalar? Bunu çok sorguluyorum.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bu mucize işte ben buna da şaşıyorum yani. Mesela adam dinsizse, ateistse normalde hayatını yaşamaya kendini vakfetmesi gerektir diye insan düşünüyor. Çünkü “hayat kısa, ben ölüp yok olacağım” diyor adam haşa. Değil mi? Parasını, pulunu, zamanını; eğlencesine, hevasına ayırması lazım. Böyle yapmıyor adam. Ölümüne, bütün malıyla, mülküyle İslam ile mücadeleye ayırıyor. Bu mucize bu. Çok büyük bir mucize.
SUNUCU 3: Bizden çok mücadele ediyorlar. Okumak yerine sadece yargılıyorlar.
ADNAN OKTAR: Acayip, Allah’ın bir hikmeti. Bu da Allah’ın varlığının bir delilidir. Bu da bir mucizedir. Çünkü Allah’ın dinsiz yaratması ve dinsizin de bütün varlığıyla, bütün imkanlarıyla dine ve İslam’a karşı mücadele etmesi, malını-mülkünü harcaması ve hatta hayatını ortaya koyması çok büyük bir mucize. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da mesela o putperestler. Değil mi bir putperest düşünür yani ben tamam inanıyorsa inansınlar der. Ben kendi işime bakarım diyebilirdi adam. Demiyor. Hepsi hayatını ortaya koydular. Hayrettir yani, Allah’ın hikmeti. Bir de İslam şefkat, merhamet, sevgi, akıl, bilim, sanat. Güzel olan her şeyin toplamına İslam diyoruz.
SUNUCU 1: Kime ne zarar vermiş?
ADNAN OKTAR: Tabii. Yani burada bu kadar cansiperane mücadele edeceğin ne var yani? Yani nereden seni rahatsız eden bir sistem var, değil mi? Senin hürriyetine de karışmıyor İslam. İstediğin gibi yaşarsın, kimsenin sana karıştığı yok, baskı yaptığı yok. İstediğin gibi derken tabii zulüm yaptırmaz İslam yani hiçbir kanunda olmaz yani değil mi? Elaleme musallat olamazsın, inşaAllah.
Ömer Bilal Ekinci:
SUNUCU 1: İnşaAllah. Ömer Bilal Ekinci, Aydın’dan yollamış. “Ebu Hureyre Resulullah'tan şöyle buyurduğunu işitti: "Meryem oğlu İsa sizin içinize, hükmünde adil bir hakim olarak inmedikçe, salibi kırmadıkça, domuzu öldürmedikçe, cizye vergisini kaldırmadıkça ve mal hiçbir kimse kabul etmeyecek derecede dolup taşıncaya kadar kıyamet kopmaz". (Sahih-i Buhari, Cilt 5, Syf.2294)
118- ... Müseyyeb, Ebu Hureyre'den şöyle dediğini işitmiştir: Rasulullah (S) şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, muhakkak ileride Meryem oğlu İsa sizin içinize adaletli bir hakem olarak inecektir. O zaman o, salibi kıracak, domuzu öldürecek, cizye vergisini kaldıracak, mal o kadar çoğalacak ki, hiçbir kimse mal kabul etmeyecek. Nihayet bir tek secde dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlı olacaktır" (Sahih-i Buhari, Cilt 7 syf.3263)
119- ... Ebu Hureyre şöyle demiştir: Rasulullah (S) şöyle buyurdu: "İmamınız (Hz. Mehdi (a.s.)) kendinizden olduğu halde Meryem oğlu sizin içinize indiği zaman (İsa'da imanınıza (Hz. Mehdi (a.s.)'ye) uyduğunda) acaba sizler nasıl olursunuz?". (Cilt 7 syf. 3264)
Hz. İsa (a.s.)'nın şahsı manevi olarak değil, şahıs olarak ineceği Sahih-i Buhari'deki sahih ve mütevatir Hadis-i şeriflerle açıkça bildiriliyor.”
ADNAN OKTAR: Ama anlarlarsa, dinlerlerse tabii. Daha da olmazsa çok samimiyetsiz olarak garip izahlarda bulunuyorlar. İşte geçenlerde anlatmıştım ya Bediüzzaman namaz kılıyormuş, bir de bakmışlar ki arkasında uzun boylu, kızıl saçlı bir insan. Sonra namaz bitmiş, o da pencereden çıkıp gitmiş. “Bu kim?” demişler Bediüzzaman’a. “Bu Hz. İsa (a.s.)’ydı” demiş. Bak Bediüzzaman’ın ağzından yalan söylüyorlar. Ne kadar zulüm bu, ne kadar büyük bir zulüm yani. Allah’tan korkun yani buna ne gerek va, bu hareketlere? Doğru konuşun. Ne gerek yani, değil mi? Bir kısmı da, Hz. İsa (a.s.) geldi, ağabeyler, Nur talebesi ağabeyler gördüler, konuştular. Onların yanında da ölmüş Hz. İsa (a.s.), hemen orada da gömmüşler. Buna ne gerek var? Bu zavallı üsluba ne gerek var? Ondan sonra samimiyetsiz insanlar gelişecek. Değil mi? Ondan sonra çoluğuna çocuğuna o adam söz geçirebilir mi ondan sonra? Adam bilmez mi, liseye giden, üniversiteye giden cin gibi çocuklar? Onun yalan olduğu, doğru olmadığı açıkça belli değil mi onun? Hz. İsa (a.s.) geldiğinde İslam ahlakı dünyaya hakim olacak. Bütün Hıristiyan Müslüman olacaklar. Nereden çıkarıyorsunuz bunları böyle? Hayır sizin ne mecburiyetiniz var bu kadar yalan söylemeye? Hayati bir durum olur da, mesela Allah esirgesin adam kanser olur, gizlersin. Kanser değil de ur çeşidi dersin, kapatırsın. Yahut birini öldürmeye gelirler, adam nerede? Yok, gitti dersin, kurtarmak için. Ama burada böyle bir gerekçe var mı kardeşim? Kuyruklu yalan söyleyebiliyorsunuz. Ne gerek var bunlara?
SUNUCU 2: Bir de Hz. İsa (a.s.) için orta boylu demiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Orta boylu tabii Hz. İsa (a.s.). Orada karıştırıyorlar yani böyle inandırıcı olsun diye uzun boylu gibi de. Öyle bir şey yok. Orta boyludur Hz. İsa (a.s.). Pencereden niye çıksın ayrıca Hz. İsa (a.s.)? Sonra da kaybolmuş. Ne kadar ayıp yani. İnsan utanır şunları söylemeye. İnsanın gözünün içine baka baka bunları anlatıyorlar.
Oktar Hocam var mı anlatacağın bir şey?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah, var Hocam inşaAllah. Endonezya’da vizeler kalkıyormuş Hocam, elhamdülillah. Siz söylediğinizden beri sürekli olarak vizeler kalkıyor Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim 2 sene önce bunların kelimesi, sözü bile geçmiyordu, değil mi? Ben dedim kaldırılacak dedim, durduk yere söyledim, bak. Takır takır takır başladı.
OKTAR BABUNA: Hatta birçok kişi belki inanmamıştı ama Allah aynısıyla oldurdu Hocam, maşaAllah. Bu Fatih Cami için bir iddiada bulunmuşlar Hocam. “Hz. İsa (a.s.)’nın 12 havarisinin kemiklerinin Fatih Camii’nde olduğu iddia edildi” diyor haberde.
ADNAN OKTAR: Tamam. Delil ne?
OKTAR BABUNA: “Gazeteci Yaşar İliksiz, bugün üzerinde Fatih Külliyesi ve Camiisi’nin bulunduğu alanda Bizans İmparatoru 1. Konstantin döneminde inşa edilen Havariler Kilise’sine,”orada bir kilise varmış, “13 tabut yerleştirildiğini, tabutlardan 12 tanesine Hz. İsa’nın havarilerinin mezarlarından kemiklerinin getirilmesinin planlandığını, kimi rivayetlere göre de bazı havarilerin kemiklerinin getirilmesinin sağlandığını iddia etmiş” Hocam. Konstantin’in Sırrı adlı eserinde de buna dikkat çekmiş.
ADNAN OKTAR: Olabilir mümkündür. İstanbul çok önemli bir yer. İnşaAllah. Başka?
OKTAR BABUNA: Müslüman alimlerin İstanbul’da dev buluşması var. Bu birçok yerde haber. “Türkiye Güney Doğu Asya’ya açılıyor” diye haber var Hocam inşaAllah. “Latin Amerika, Afrika ve Ortadoğu açılımlarından sonra Türkiye bu kez Güney Doğu Asya’ya açılıyor. Türkiye’nin son dönemdeki bu açılımlarının önemli parametrelerinden birini ekonomik kalkınma odaklı olduğu aşikardır. Endonezya Cumhurbaşkanı Suslio Bambang Yudhoyono, resmi temaslarda bulunmak üzere dün Ankara’ya geldi” diye devam ediyor haber ayrıca. Ve vizeler de kalkıyor Endonezya’yla ayrıca, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Büyük Türk-İslam Birliği’nin temelleri kuruluyor inşaAllah. Evet başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: “İslam dünyası içinde liderlik yarışımız yok diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Amerikan televizyonu PBS’de ‘Charlie Rose Show’ adlı programda İsrail krizi, İran nükleer programı ve terörle mücadele konularında soruları cevapladı.” “İslam dünyası içinde liderlik yarışımız yok” demiş.
ADNAN OKTAR: Yani?
OKTAR BABUNA: “Ekonomik kalkınma hedefimiz ilk 10 ülke arasına girmek” diye de bir açıklama yapmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Liderlik yarışımız yok çünkü lider olduğumuz için yarışla bir işimiz olmaz bizim yani. Lider niye yarışsın ki? Bizden çünkü yarışa giren kimse yok. “Yok, biz lider olacağız” diyen bir ülke yok ki yarışsın Türkiye’ye? Dolayısıyla doğal lider inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Siz söyledikten sonra Hocam inşaAllah arka arkaya haberler çıkmaya başladı, Nurcu kardeşlerimizin sitelerinde. Yine Risale Haber’de çıkan bir yazıda Hz. İsa (a.s.) ile ilgili bir ayeti basmışlar Hocam. “Ey İsa, Seni inkar edenlerden kurtaracağım.” Şeytandan Allah’a sığınırım.“Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa, Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim"” ayetini siteye koymuşlar Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet İsa (a.s.)’nın yeniden yeryüzüne geleceğine dair delil olan ayettir.“Teveffeni” “seni göğe yanıma alacağım” diyor Allah. “Katıma alacağım” Bak, “seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim.” Yani oradaki müşrikler saldırdıklarında, Romalılar onu katletmeye kalktığında, Allah’ın onların arasından onu temizlediğini, kurtardığını söylüyor Allah. “Onlar pisliktir” diyor, “o pisliğin içerisinden seni aldım” diyor, o adamların içinden. “Kurtaracağım ve sana uyanları” yani Müslümanları ve Hıristiyan Müslümanları “Kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım” diyor. Yani “dünya hakimi yapacağım sizi” diyor Allah. Dünya hakimi. Bak “sana uyanları Kıyamete kadar” diyor Allah “küfre sapanların üstünde tutacağım.” Her yönden; sosyal, siyasi, iktisadi, ekonomik, askeri, her yönden “hakim olacaksınız” diyor Allah. “Sonra dönüşünüz yalnızca Bana’dır, ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda Ben hükmedeceğim.” Birçok konuda ayrılığa düşmüşlerdir biliyorsunuz. Ortodoks, Protestan, şu bu falan. Mezheplere ayrıldılar, “onun hesabını soracağım” diyor Allah.
OKTAR BABUNA: Yine Risale Haber’de “İttihad-ı İslam’ın iki başkumandanı” diye bir yazı var Hocam inşaAllah. Murat Enver Paşa ve Üstad’a binaen yazılmış. “Osmanlı geleneği son dönemde biri ilmiyede diğeri seyfiyede olmak üzere iki başkumandan yetiştirdi. Bunların gençlik hatıraları arasında önemli benzerlikler vardır. Bu benzerlikleri başka bir yazıda ele almayı düşünüyorum” diyor ve burada İttihad-ı İslam’dan bahsediyor Hocam, inşaAllah. Siz söyledikten sonra da arka arkaya bu haberler, bu yazılar çıkmaya başladı, maşaAllah Hocam. Hatta durmasınlar demiştiniz. Bu şekilde de devam ediyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “İlmiyede ve seyfiyede iki tane kumandan” diyecek. Başkumandan ayrıdır. Başkumandan Mehdi (a.s.)’dir, inşaAllah. Değil mi? “Başkumandan” diyor Said Nursi yani Risale-i Nur’a göre hareket ediyorlarsa, hadise göre hareket ediyorlarsa buradaki ifade çok açık. “Başkumandanları olan Mehdi (a.s.)” diyor, değil mi? Çok net açıklamış. İki tane varsa o zaman kumandandır. İki tane başkumandan olmaz, iki tane Genelkurmay Başkanı var mı? İki tane Başbakan olur mu? Olmaz. Dolayısıyla bir tane başkumandan olur. Başkumandan Mehdi (a.s.)’dir. Ama kumandanlar vardır, 2 de olur 4 de olur, 8 de olur o ayrı. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bunu da siz söylemiştiniz Hocam. Demiştiniz ki Atatürk’ün ölümü şüpheli demiştiniz. Nitekim bu yönde de bir haber çıkmış. “Atatürk’ü kim öldürdü?” diye. “Mustafa Kemal Atatürk, masonlar tarafından öldürüldü. Masonlar, localarını kapatıp faaliyetlerine son verdiği için Atatürk’e düşmandırlar ve kendilerinden olan doktorlar vasıtasıyla yavaş yavaş zehir verip ölümüne sebep oldular. Getirtilen mason doktor Atatürk’ü zehirledi” diye bir haber var Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi Dolmabahçe Sarayı’nda, Atatürk’ün vefat ettiği yerde, geçenlerde bir odayı açtılar. Atatürk’ün ilaçlarının, malzemelerinin bulunduğu oda. Her yer kinin kutusu kardeşim. Yani hangi insana versen o kadar kinini yaşamaz. Yani gece-gündüz kinin, kinin, kinin, kinin. Perişan etmişler kininle. Bunun araştırılması lazım. Kutular ortada. Yani bunu kim kullandı, değil mi? Nasıl oldu belli yani. Gerçi onun muhatapları yoktur şu anda ama en azından bunun bir suikast olduğunun ortaya çıkması gerekiyor. Kardeşim öyle az boz değil yani yığmışlar kutular hesabıyla kinini. Öyle kullanılır mı kinin?
OKTAR BABUNA: Kullanılmaz Hocam o şekilde. Dediğiniz gibi, kime verilse öldürücü olur öyle bir şey zaten.
ADNAN OKTAR: Tabii. Benim gördüğüm yani son zamanlarda biraz sahipsiz bırakmışlar Atatürk’ü. Yani biz olacaktık orada da, kinin minin vermeye kalkacaklardı falan. O kutuları kafasına şapka halinde getirirdik adamların değil mi? Artık olmuş bir kere, tabii Cenab-ı Allah’ın kaderi, takdiri. Ama şu anda da araştırılabilir. İnşaAllah. Turgut Özal’ın da, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın da vefatı da şüphelidir. O araştırılabilir. Eşref Bitlis, onu şehit ettiler alenen, o araştırılabilir. İnşaAllah. Çok rahat elde edilecek şeyler. Yani rahatça elde edilecek bilgiler.
SUNUCU 1:Hocam dilerseniz şimdi kısa bir ara verelim.
ADNAN OKTAR:Tamam.
SUNUCU 1: İnşaAllah. Aramızdan sonra yine birlikteyiz.
Kaldığımız yerden devam ediyoruz programımıza. Buyurun Hocam, devam edelim isterseniz.
ADNAN OKTAR:“Selamün aleyküm Hocam” diyor. Aleyküm selam. “Ben neden size bazı saldırıların olduğunu madde halinde sıralamaya çalıştım” diyor. Kardeşimiz 12 madde çıkarmış. MaşaAllah. “1-Ateist masonları deşifre ettiğiniz için. 2-Darwinistlerin dinini bertaraf ettiğiniz için.” Yani Darwinistlerin dinini yok ettiğiniz için. “3- Evrimin koskocaman bir yalan olduğunu ispatladığınız için. 4-Yaratılışı anlattığınız için. 5- Materyalizmi bitirdiğiniz için. 6- Türk-İslam Birliği’nin kurulmasını istediğiniz için. 7- İnsanları İslam ahlakına davet ettiğiniz için. 8- Daima Kuran’ı anlattığınız için.” Yani Kuran’dan konuları açıkladığınız için. “9- Peygamberlerimizi örnek aldığınız için. 10- Problemleri en kısa yoldan çözüme kavuşturduğunuz için. 11- Daima barıştan yana olduğunuz için. 12- Fikirlerinizin herkes tarafından daima benimsendiğini bildikleri için. Bakınız daha birçok şey saysak sabaha kadar sürer. İşte bu nedenle sürekli size iftira atılıyor. Allah salih kullarını emanına almıştır. Onları daima koruyor. Bunu bilsinler istedim. Dolayısıyla Allah sizi ve sizin gibileri daima koruyacaktır, inşaAllah. Saygılarımla Erdem Soylu” diye bir kardeşimiz. MaşaAllah, doğru söylüyor tabii.
Bakü’den Hüseyin Mehmetov yazmış, Azerbaycan hep ayakta maşaAllah. Azerbaycan’a selam buradan. “Selamün aleyküm Hocam” diyor. Aleyküm selam. “Azerbaycan’da konferans yapmayı düşünüyor musunuz?” Hem de nasıl, hem de nasıl. İnşaAllah. “Çünkü burada özellikle gençler arasında komünistler, ateistler var. Sizin çalışmanızdan bayağı rahatsızlar” diyor. Orası da hoplamış. Bütün dünyada demek ki bir hoplama var. Ama ses buradan geldi. “İnşaAllah, Allah’a emanet olun. Saygılar. Hüseyin Mehmedov, Bakü’den” diyor, maşaAllah.
“Hocam selamün aleyküm.” Aleyküm selam. “İnkar edenler her dönem müminlere tuzak ve baskı kurmuş. Fakat Allah her zaman inanan kullarına yardımını ve desteğini göstermiştir.” İnşaAllah. “Bunlardan biri de Hz. İbrahim (a.s.)’in ateşe atılmasıdır. Kuran’da ateşin Hz. İbrahim (a.s.)’e karşı soğuk ve esenlik olması da orada vefat etmediğini gösterir mi? Bu aklın ihtiyarını kaldırmaz mı Hocam? Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, Hakan Aydın.” Kaldırmaz. Yani mesela nasıl olur; büyük bir ateş yakarlar. Hz. İbrahim (a.s.)’i mancılıkla böyle sırf psikopatlık olsun diye o ateşin içine atmışlar. Belki 10 metreden veyahut 10 metrelik bir alana diyelim, bir mancınıkla atmışlar. Saman yığınları olabilir orada yanan. Bir şeyler olur, değil mi? Dolayısıyla düştüğü yer açısından tam akılların ihtiyarını almayacak bir olay olur. Yani olay yerinde olmuş olsak zaten hiç benim açıklamama bile gerek kalmaz. Olay yerinde olmadığımız için böyle oluyor. Hiçbirinin aklının ihtiyarını almaz. Hz. İbrahim (a.s.) dahil olmak üzere. Yani o tam usturubuyla ona göre olur. Detay veririm ama şimdi o konuya girmek istemiyorum. Nasıl olmuş olabileceğini, aklın ihtiyarını neden kalkmamış olacağını tahmin ediyorum. Ama bunu söylemek istemiyorum. Detay vermek istemiyorum. Fakat şunu bilsinler, olay yerinde olmuş olsalar anlarlar. Hz. Musa (a.s.)’nın denizin yarılması olayında da adamların hiçbirinin aklının ihtiyarı kalkmadı hatta karşıya geçtikten sonra kudurdular. Değil mi? Samiri gitti put yaptı, altından. Gidip ona taptılar. Etkilenmez insanlar. Aklının ihtiyarını kaldıran bir olay olmuyor.
“Selamün aleyküm Hocam. Vatan Gazetesi’nde yer alan iddiaların hiçbirine kesinlikle inanmıyoruz ve sizi Allah rızası için ölümüne seviyoruz. Ömer Faruk Altıparmak, Konya” diyor. MaşaAllah biz de onları çok, aynı şekilde seviyoruz, maşaAllah ama Vatan Gazetesi inşaAllah bundan sonra atan gazetesi olmayacak, Vatan Gazetesi olacak, değil mi? İnşaAllah. Yani hiçbir zaman için öyle bir duruma gelmeyeceklerine inanıyoruz. Doğru söyleyen, doğru yazan gazete olacak, inşaAllah. Kaynak verecek, delil verecek, değil mi? İnşaAllah o şekilde hareket edecekler inşaAllah. Ben asla inanmıyorum, atan gazetesi olacaklarına asla inanmıyorum. Hiç kimse de inanmasın. Bundan sonra yapmayacaklar çünkü. İnşaAllah.
Evet, bir kardeşimiz, “selamün aleyküm Hocam” diyor. Ve aleyküm selam. “Hocam benim hüsn-ü zannım,” onu geçelim, “yani tabii Allah’ın takdiri, boynumuzda kıldan ince inşaAllah ama sizin sitenizde Mehdi (a.s.)’ın uzun bir gaybeti olacağı ve daha ötesi bu gaybetin isteği dışında hapsedilmesi suretinde olacağı yazılı.” Evet, şimdi kardeşimiz ne diyor? Özetle şunu söyleyeyim, gönlü rahat olsun, Allah her şeyi en güzel şekilde yaratıyor ve yaratacak. On yıl içerisinde hepsini görecek, on yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Yani bu kadar ince ince detaya girmelerine gerek yok. Yani Mehdi (a.s.)’yi herkes görecek. Bakın ne kadar çok üzerinde durdum, değil mi? Anlamadım, duymadım yok. Mehdiyet bağıra bağıra geliyor bağıra bağıra ve bakın hiç kimse durduramayacak. Ne Vatan, ne atan, ne satan hiçbirisi durduramayacak. Anlaşıldı mı? Yani kimse engel olamaz. Türk-İslam Birliği oluşacaktır, inşaAllah. Vatan’da tabii Türk-İslam Birliği’ne karşıdırlar demiyorum da yani bazen o gazete içerisinde o kafada olan insanlar oluyor, yani Türk-İslam Birliği’ne karşı, kendi kafasına göre, ben onları kastediyorum. Gazetenin bütününde çok değerli insanlar var tabii, bizim onlara bir sözümüz olmaz, bir üslubumuz olmaz ama içinde de yanlış insanlar var, eksik insanlar var. Değil mi? Delilsiz, kaynaksız konuşan insanlar var, biz onları eleştiriyoruz. Ayıp yapıyorlar. Mesela bak bu haberin, yalan olduğu belliyken ve mahcup olacakları belliyken bunu yaptılar. Ellerine, yüzlerine bulaştırdılar ve küçük düştüler. Ne gerek, değil mi? “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” derler, üfledik gitti yalanları. Bundan sonra yalan yok, atmak yok, doğru konuşacaklar.
Dün yine böyle televizyon kanallarını gezdim. Teröre çare arıyorlar. Bir kısmı böyle monşer mantığı geliştiriyor, bir kısmı entel mantığı, bir kısmı tatlı-helvacı yine, bir kısmı çorbacı. Bir türlü özüne gelemiyorlar kardeşim, inanamıyorum yani. Kardeşim karşınızda komünist parti var. Değil mi? Bu komünist partiye karşı ne yapalım? Diyor ki; “iş adamları birleştiler, terörü durdurun, çağrı yaptılar” diyor, işte hepsi. Kardeşim senin, yani komünizm demek, iş adamlarına karşı olan sistem demektir. Sizi zaten adam burjuva sınıfı olarak görüyor, senin sözünle hareket eder mi o? “Biz toplandık” diyor, “karar aldık, dursun terör” diyor. Tamam, adam selam çakacak, senin dediğini yapacak yani, öyle mi? Olacak iş mi şu?
Burjuvaziden bahsediyorsun, değil mi, yani komünistler bahsediyor, adamlar seni zaten dinlemez ve dine karşıdır komünizm. Komünizmde bizim karşı olduğumuz, dine, ahlaka ve aileye karşı tavırları. Yoksa sosyal adalet istekleri insancıl. Ama böyle bir olay olmuyor zaten. Zıtlıklar var. Mesela (komünizmde) yönetici sınıf, halkı sömürüyor. Muazzam bir farklılık oluyor ve halk ezim ezim eziliyor. Aç, sefil perişan oluyor. Rusya’da ezdiler, Çin’de ezdiler. Sürünüyorlar. Halen de sürünüyor Çin’de halk. Rusya’da da bak hala komünizmin etkisi ve belası hala üzerlerinden kalkmadı. Süründü halk. Dolayısıyla dini karşısına alan bir sistem. Dine karşı düşman. Ne diyor bak Marks; “din halkın afyonudur” diyor. Apo ne diyor? “Din halkın afyonudur” diyor. “Halkın aldatıcı mutluluğu olarak dinin ortadan kaldırılması, halkın gerçek mutluluğunun beyan ettiği taleptir” diyor Karl Marx. Aynısını Apo söylüyor, Abdullah Öcalan. “Bir Marksist materyalist olmalıdır yani din düşmanı.” Kim söylüyor bunu? Lenin. Lenin’in sözü. (Toplu Eserler, Cilt 35, sayfa 121.) Bak “bir Marksist materyalist olmalıdır,” Darwinist, materyalist, “yani din düşmanı” diyor. Açıklık getiriyor bak adam. Materyalist deyince, dindar materyalist, onu mu kastediyor? “Hem Darwinistim, hem materyalistim hem de Müslümanım” diyorlar ya, bak adam açıklık getirmiş, Lenin. “Bir Marksist, materyalist olmalıdır, yani din düşmanı” diyor. Çok net konuşmuş. Adam dürüst konuşmuş aslında. Lafı ağzında eğmiyor yani. Açıkça söylüyor. “Marksizm bir materyalizmdir. Bu niteliği ile 17. yüzyıl ansiklopedicilerinin materyalizmin ya da” saymış, saymış “dine karşı koymalıyız.” “Bu materyalizmin, dolayısıyla Marksizmin abc’sidir” diyor. Marx, Engels, Lenin, Anarşizm ve Anarko Sendikalizm, sayfa 282. Yine Marx, Engels, Lenin Anarşizm ve Anarko Sendikalizm, sayfa 285; “Marksist bir materyalist olmalıdır. Yani dinin düşmanı olmalıdır” diyor. Aynısını Abdullah Öcalan söylüyor. “Ama diyalektik bir materyalist olmalıdır, yani dine karşı savaşını birtakım spekulatif, hiç değişmeyen, tek düze bir propagandanın soyut ve salt teorik zemini üzerinde değil; somut bir biçimde, kişileri her şeyden daha çok ve her şeyden daha iyi eğiten,” bak, “kişileri her şeyden daha çok ve her şeyden daha iyi eğiten,” PKK’nın yaptığı bu işte, komünist-materyalist eğitim yapıyorlar, “yürürlükte olan sınıf savaşı zemini üzerinde olmalıdır” diyor. Marksist somut durumu, olduğu gibi tümüyle hesaba katmayı bilmelidir." Yani “olayların tümünü hesaba katmayı bilmelidir” diyor. "Dine karşı savaşım devrimci burjuvazinin tarihsel görevidir ve batıda, burjuva demokrasisi, kendi devrimleri ya da feodalizme ve Ortaçağ uygulamalarına karşı saldırıları döneminde bu görevi geniş ölçüde yerine getirmiştir.” Ortaçağ uygulamaları ve feodalizme karşıysan niye ta Sümerlerden kalan putperest dine tapıyorsun sen? Niye Mısırlılardan kalma putperest feodal dine tapıyorsun? Değil mi? “Bizde ise Ekim İhtilali yasası ile bunlar sonuna dek çözümlenmiştir. Dine karşı gerçek olarak savaştık ve savaşıyoruz” diyor bak, Lenin. “Dine karşı gerçek olarak savaştık ve savaşıyoruz” (Marx-Engels-Lenin-Stalin, Kadın ve Marxizm, sayfa 225) Yani Lenin’in de sözü bu, Marx’ın da düşüncesi. Çang Çi Yi, Çin Komünist Partisi Birleşik Cephe faaliyetleri Şubesi Müdür Yardımcısının açıklaması; “Hiç şüphesiz, biz komünistler, kelimenin gerçek manasıyla Allah'a inanmıyoruz” diyorlar. “Hiçbir dine inanmayız” diyorlar. “Bizim dünya görüşümüz diyalektik materyalizmin ve tarihi materyalizmin görüşüdür” diyorlar. Yani “Darwinist, materyalist düşüncedeyiz biz” diyor. "Dinsel yasalara karşı savaşırken son derece dikkatli ilerlenmelidir” diyor, Marx-Engels-Lenin-Stalin, Kadın ve Aile isimli kitapta yazıyor bak, sayfa 220. “Bu savaşımda” yani dine karşı mücadelede “dinsel duyguları yaralayan kimse, büyük zararlara yol açar.” “Halkı galeyana getirirsiniz. Yavaş yavaş yapmak lazım” diyor. “Savaşım, propaganda ve aydınlatma yoluyla yürütülmelidir.” PKK’nın yaptığı yöntem de işte bu. Bak “Savaşım, propaganda ve aydınlatma.” Aydınlatma, herhalde evin içini aydınlatıyor, onu da aydınlatma olarak görüyor. Kafasının içini, beynini aydınlatacağız biz. Çünkü kafasının içi simsiyah, fakat odayı aydınlatmış, olmaz. “Savaşımı sert yöntemlerle yürütürsek, yığınları kendimize karşı kışkırtabiliriz.” “Sinsice yapılması gerekir” diyor, görüyor musun? “Böyle bir savaşım yığınların ağırlığını din ilkesine göre derinleştirir.” Yani “dine sarılmalarına sebep olur” diyor. “Oysa bizim kuvvetimiz birliktedir.” “Az bir kuvvetimiz var, onun için birlik olmamız lazım” diyor. “Dinsel önyargıların en derin kaynakları yoksulluk ve bilgisizliktir, bu hastalıklarla savaşmalıyız.” Bak “dinsel önyargıların en derin kaynakları yoksulluk ve bilgisizliktir.” Yani “din, yoksulluk ve bilgisizlik ortamında gelişir” diyor. Ben yoksul değilim, sen yoksul musun?
OKTAR BABUNA:Değilim Hocam.
ADNAN OKTAR:Ben bayağı bilgiliyim, sen bilgisiz misin?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, inşaAllah Hocam, sizin vesilenizle.
ADNAN OKTAR:Kanırta kanırta, eze eze materyalizmi, Darwinizm’i yerle bir ediyor muyuz? O zaman Marx bunu yuttu işte, bu sözü. Bu sözünü yutturduk demektir. Boğazından geçmezse odunla teperiz, yuttururuz adama böyle.
OKTAR BABUNA:Herkese tepeden bakıyorlardı ama ezim ezim ezdiniz Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:En seçkin, en zengin delikanlılar, filinta gibi insanlar, filinta gibi genç kızlar, en derin şekilde dindarlar, en derin şekilde takvalar. Bu paniğin nedeni o. Ben herhangi bir yerde bir cami Hocası olacağım veyahut herhangi bir Hoca olacağım da benimle böyle Vatan’ı, atanı, satanı, benimle uğraşacak. Uğraşmazlar kardeşim, en büyük tehlike olarak gördükleri için uğraşıyorlar. Hodri meydan 7 sülaleleri de bir araya gelsin, devam edeceğiz. Ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Vatan derken, Vatan içindeki belirli kişileri kastediyorum. Vatan deyince orada benim çok değerli insanlarım var, kardeşlerim var, sakın ha, bu yanlış anlaşılmasın. Sembolik anlamda diyorum. Orada o garip hareketleri, o yanlış hareketleri yapan, yalan haberleri yapan şahıslar ve onlara müsaade edenleri kastediyorum. Kim ise onlar. Yoksa Vatan evelAllah bizden yani kardeşimizdir. Yani yanlış tavırlar gösteriyorlar, onları kastediyoruz. Evet, şimdilik bu kadar yeter.
Komünist siteler, keratalar, direkt bu Vatan’ın haberini almışlar. Peki, niye karşıma bilimsel metotlarla çıkmıyorsunuz keratalar?
OKTAR BABUNA:Çıkamazlar.
ADNAN OKTAR:Bir kere insan bir düşünür. Ben dindar bir insanım. Eğer ben zaten komünist olmuş olsam, bu Vatan’daki haberin bir anlamı kalmamış oluyor, değil mi? Çünkü komünizmde aile yok, din yok, ahlak yok. O zaman sen nasıl eleştireceksin beni? Ben komünist değilim diye eleştiriyorsun sen beni. O zaman keratalar, sitenizde, bu komünist sitelerde yazan gençler, peki komünizm ne? Din var mı? Yok komünizmde. Ahlak var mı? Yok. Aile var mı? Yok. Siz ne bahsediyorsunuz, oradaki suçlamalar ne? Demek ki biz de o kafada olmuş olsak, komünist olmuş olsak sorun çıkmayacak. Komünist olmadığımızdan sorun çıkıyor, keratalar. Yani tabi hepsini tenzih ederim, komünistin içinde dindar olanı, dürüst olanları da çok. Benim okuldan arkadaşlarım vardı komünist, çok efendi çocuklardı. Ben böyle kerataları söylüyorum. Serbest cinsellik sizde keratalar, seks partileri sizde, komün hayatı sizde, aile kabul etmezsin, din kabul etmezsin. Ama hepsini demiyorum tabii belirli bir kısmı. Bana ne anlatıyorsun sen, değil mi? Ben senin gibi olmadığım için zaten sorun çıkmıyor mu yani? Ama tabii her yerde, komünistin de iyisi vardır, Vatan Gazetesi’nde çalışanların da iyisi vardır. Biz yamuk yumuk yanlışlarını söylüyoruz. Mesela komünist olup da namaz kılan bile var. Gerçi yanlış bir şey yapıyor, ne işin var komünistlerin içerisinde? Şimdi kardeşimiz bana muhalif olanlara düz gitmiş ama ben bunu okuyamam.
Şeytandan Allah’a sığınırım. 6. surenin 20. ayetini; “Bizim kendilerine Kitap verdiklerimiz,” tabii bunun içine Ehl-i Kitap giriyor ama Kuran’ı da dahil edebiliriz, “onu,” Peygamberimiz (s.a.v.) kast ediliyor, ikinci anlamı Mehdi (a.s.), Mehdi (a.s.)’yi, “çocuklarını tanır gibi tanırlar.” Çünkü öyle bir eşgal bildirilmiş ki, öyle bir dış görünüm bildirilmiş ki tanımaması mümkün değil. Milim milim, santim santim tanıtılmış, değil mi? Bak ayet ne diyor; “onu,” işari mana olarak söylüyorum, yani Mehdi (a.s.)’yi “çocuklarını tanır gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar; işte onlar inanmayanlardır” diyor Allah. Ebcedine bakıyoruz, 1959 tarihini veriyor, Risale-i Nur’un en güçlü atak yaptığı tarihler, 1959. Tek ebced veriyor.
İkinci ayet; ikinci surenin 146. ayeti, birincisi 6/20, ikincisi ikinci Surenin 146. ayeti: “Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar.” Biz bunu zamanımıza göre şerh ediyoruz, işari manası olarak, “Kendilerine kitap verdiklerimiz, Mehdi (a.s.)’yi, çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler.” Bakın, “buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri” ve anladıkları halde, çok iyi anladıkları halde, “gerçeği gizlerler” diyor Allah. Bunun da ebcedi yine 1959 tarihini veriyor. 1959’da bir şey var demek ki, bakmak lazım, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Çocuktan bahsediyor, siz söylemiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, doğru tabii. “Çocuklarını tanır gibi” diyor. Evet, Mehdi (a.s.)’nin çocukluğuna bakıyor mu diyorsun?
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Olabilir, tabii. Mehdi (a.s.)’nin çocukluk yıllarına bakıyor olabilir işari anlamda, tabii.
Ertuğrul Özkök’ün bir kitabı varmış, Ertuğrul Özkök bu kitabında lego dinini savunuyormuş. Lego dini, sen duymuş muydun bunu?
OKTAR BABUNA:Duymadım, yeni oradan duydum Hocam.
ADNAN OKTAR:İyi saatte olsunlar. Açıklıyor; “kişinin Müslümanlıktan, Hıristiyanlıktan, Budizmden, Yahudilikten beğendiği unsurları alarak kendi kendine inşa ettiği yeni bir inanç.” İyi saatte olsunlar, Ertuğrul Özkök diyor bunu, hayırdır inşaAllah. “İnsanın Allah’a kendi oluşturduğu şahsi bir dinle ibadet ederek ulaşabileceği yeni bir ibadet çağından bahsediyor. Bu nedenle giderek Hallac-ı Mansur’dan etkilendiğini söylüyor. Ayşe Arman’la bir röportaj yapmış. Ayşe Arman’ın da bugün güzel bir sözü vardı. “İnşaAllah”ın önemini anlatıyordu.” Helal olsun Ayşe’ye. O bana şeyde okurken, Boğaziçi’nde mi okuyordu, bir yerde okuyordu. Boğaziçi’nde de bir yurtta kalıyordu. Bizim Ortaköy’deki eve gelmişti. Daha Nokta Dergisi’ne yeni geçmişti o zamanlar. Ondan sonra epey bir süre görüşemedik. Ama bayağı dindar oldu gördüğüm kadarıyla şimdi. İnşaAllah’ın önemini söylemiş.
OKTAR BABUNA: Evet Hocam. “İnşaAllah” diyor, “inşaAllah,” bir kere daha inşaAllah diyor, “ne güzel bir kelime aslında, Allah izin verirse, inşaAllah verecek ve Zehra Teyze iyileşecek” demiş, “çok güzel bir kelime” diyor, inşaAllah demenin güzel olduğunu söylüyor.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah’ı, maşaAllah’ı sevdiren, anlatan, Kuran’dan alıp anlatan bizleriz. Demek ki Ayşe Hanım da bizi izliyor maşaAllah. O bizim canımız ciğerimiz, onu da seviyoruz. Yani hataları, eksiklikleri olabilir insanın ama insan olarak seviyoruz, inşaAllah.
“Hayatınızın bu döneminde yeni ve farklı takıntılarınız mı var?” diyor, Ayşe Arman soruyor. “Tek kişilik tarikat, kendi tarikatının şeyhi ve müridi olmak gibi”. EÖ herhalde Ertuğrul Özkök oluyor.“Yeni icat değil bu duygu, küçüklüğümden beri var bende” diyor, “ama ‘tarikat’ kavramına kendim yeni bir anlam verdim: Kendi kendimin müridi ve şeyhi olmayı öğrendim.” Allah Allah, hayırdır inşaAllah.
“Orada bir ben varım, bir de benden içeri ben. Ama bu duygu, yalnızlığı seçen veya yalnızlığa mahkum olmuş her insanda vardır. Sonucu bir tür narsizmdir. Her dakika o tarikat aynasına bakarsın. Gördüğün şey, kendi gerçekliğindir. Dindar mısın dinsiz mi? İnsan hem dindar olmayıp, hem inançlı nasıl oluyor? -Ben dindar değilim, inançlıyım. Müslüman’ım ama inancımın içine başka inançlardan aldığım şeyleri de koyuyorum.” Lego dinlerden bahsediyor. Hayırdır inşaAllah. Canım sırf imansız olmasından iyidir yani yine ama konuşmak, görüşmek lazım.
Mehmet Şevket Eygi Hocamız, “Kıyamet alametleri belirdi” diyormuş, inşaAllah. Otuz üç adet Kıyamet alameti saymış. “Risale Haber sitesinde bugün iki önemli yazı var; bir tanesi Hz. İsa (a.s.)’nın ölmediğini haber veren ayetin açıklaması yer alıyor. Bir tanesinde de İttihad-ı İslam konusu.” Ama Allah rızası için İttihad-ı İslam’ı iyice canlandırsınlar, her yerde konuşsunlar. Böyle yandan, hafif olarak anlatılacak bir konu değil inşaAllah. Bir an önce bu nimeti görmeliyiz inşaAllah. İttihad-ı İslam deyince aklımıza gelecek olan hürriyet, bereket, bolluk, sevinç, neşe, sanat, bilim, estetik, güzel olan her şey; bağnazlığın yok olması, yobazlığın yok olması, ilerlemek, aydınlanmak demektir, dünyada güzel olan her şey inşaAllah. Bunu Mehdi (a.s.) vesilesiyle elde edeceğiz. Mehdi (a.s.) olmadan ne İslam alemi birleşir, mesela alimler geldi, toplandılar; her yıl toplanıyorlar, hiçbir şey olmaz. Bin kere toplansalar yemek yerler, sohbet ederler, giderler; yemek yerler, sohbet eder, giderler. Hiçbir şekilde birleşemezler ve temennileri olur, birleşelim temennileri olur, olmaz. Ancak Mehdi (a.s.) iledir. Bunu göreceksiniz, yani mümkün değildir başka türlü. Bu dediğim güzelliklerin oluşması da ancak Mehdi (a.s.) iledir. Çünkü Kuran vardır fakat hayata geçirilmesi ayrı bir konudur. Hayata geçirecek olan Mehdi (a.s.)’dir. Sahabe ahlakını hayata geçirecek olan Mehdi (a.s.)’dir. Allah onu görevlendirmiştir. “Ben anlamazdan geliyorum” diyorlarsa Allah anlayacakları şekle getirecektir, inşaAllah.
Allah, Allah.Ertuğrul Hocam ne oldu böyle biz bir şey demedik ki ona kendini savunmuş falan bir şeyler. Biz ne dedik ki ona?
OKTAR BABUNA: Biraz bilimsel olarak cevap verdiniz Hocam tabii.
ADNAN OKTAR: 30 Haziran 2010 Çarşamba. Uzun uzun cevap vermiş. Biz bir şey demedik ona.
ADNAN OKTAR: Kimsenin sağlığı ile ilgili bir şeyimiz yok iddiamız yok hiçbir şey değimiz yok. Allah’ım Ya Rabbim. Ne kadar vesveseli. Ne kadar vesveseli. Uzun uzun kendini savunmuş. Allah sağlık, sıhhat versin. Bir şey demiyoruz, bize ne. Bir şey de demedim yani. Allah-u alem vesveselenmiş başka açıklaması yok.
Evet, bak Vatan Gazetesi’nin bugünki internet sitesinde yer alan haberler:
“Bodrum yine yanıyor” Çıplak erkek ve kadınlar sarmaş dolaş, denizde resimleri var. “Havuz şov” 16 tane bikinili kadın havuz kenarında resimleri var. Bize çıplak diyor ya, yani bu ne, ne oluyor ? “Kelly Brook bikinisiyle çok konuşuluyor” diyor. Onun resmi var. “En seksi kadın evlendi” diye onun resmi var, çıplak. “Böyle eğlendiler”. Çamur içinde bikinili kadın ve adamlar alt alta, üst üste görüntüleri var. “2010’un en seksileri” Çamaşırlı kadın resimleri var.”Fifa’dan en seksi maç” diye yine, bu bir video, bikinili kadınlar maç yapıyor, “yere düşüp frikik veriyorlar” diyor. Bak bize kıyafet dersi verenlere bak. “Siz elbise giymiyorsunuz” diyor.
OKTAR BABUNA: Bir günlük haber değil mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Evet.Ben gece-gündüz böyle kadınlarla beraber, dolayısıyla kıyafet giymeye vaktim olmuyormuş. Akla bak, şu mantığa bak ben ne diyeyim bunlara kardeşim? Bak yine “Tribünde coşan insan”. Tribünde bikinisi açılan kadınların çıplak görüntüleri var. Seksi kadın çizimleri yapılmış, 60 tane resim var. Bugün ki Vatan Gazetesi’nin sitesinde. Bana da orada kıyafet dersi veriyorlar. Üstünü giy de öyle namaz kıl diye.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR: Sen ne biliyorsun benim nasıl namaz kıldığımı evde.
OKTAR BABUNA: İftira atıyorlar alenen Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne kadar gıcık hareketler kardeşim. Biz Allah’a çok şükür birçok elbisem var, her gün görmüyor musunuz, giyiyorum. Allah Allah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Hayır bana akıl verenlerin aklına bak. Değil mi? Sorun zaten ben bunları kabul etmediğim için çıkmıyor mu?
OKTAR BABUNA: Zaten onları, siz daha iyi bilirsiniz, övüyorlar Hocam, övmek için yapıyorlar o haberleri. Yani öyle bir konuları yok.
ADNAN OKTAR: Canım yeriyor demedik biz zaten, yeriyor mu dedik?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah. Öyle olsa bile zaten yermezler, överlerdi, siz gerçekten öyle olsaydınız, estağfurullah, Allah saklasın.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, adam poz poz filmlerini koymuş, resimlerini koymuş. Yani adam ne için yapar bunu? “2010’un en seksileri” diyor. Bu zaten bu aleyhte bir yazı değil ki bu? Överek yazmış. Yani ayıp yapıyor Vatan Gazetesi yani akıllarını başlarına alsınlar. Vatan Gazetesi’ne biz atan gazetesi dedirtmeyeceğiz. Anlaşıldı mı? Bunu akıllarına koysunlar. Onların içinde çok akıllı çok fazla insan var. Uyarsınlar burada, o cahilleri. Akıllarını ne şekilde düzeltirler artık, bilemiyorum. Bak patronları bile diyor, ben onları düzeltemiyorum diyor yani çok acayip. Bir şefleri, bir kumandanları vardır, bir büyük ağabeyleri, bir şey söylesin bunlara yani. Yani hayır bana fark etmez de ayıp yapıyorlar. Ona ayrılan sayfaya yazık kardeşim, sür manşet tam sayfaya onu ayırmışsın. Güzel hayırlı güzel bir şey yazsana, imani bir konu yazsana, Kurani bir konu yazsana, Türk-İslam Birliği ile bir konu. Göndereyim, makale göndereyim, onu yayınlayın. Boş işler ne alaka yani.
Habertürk, al bir tane daha. “Erkekle şempanzenin benzerliği ispatlandı” Fatih Altaylı’dan yeni bir inci daha. Kardeşim yani açıklıyoruz, anlamıyorlar. Ne diyeyim? Haber yorumlarında “azıcık kitap okusanız” diyor. Bir şeyler demiş ama olmaz şimdi tabii onlar.
“Selamün aleyküm” diyor, ama şimdi ağır yazmışlar, bunu söyleyemeyiz. Usturuplu göndersinler kardeşlerimiz. Tabi biz de istiyoruz ki tabi dolu dolu konuşalım istiyoruz ama yakışık almaz şimdi oturup uğraşmayalım. Fakat Cübbeli Ahmet’e hiçbir söz söylemediğimiz halde adam musallat oldu, kerata. Anlattım dün, ondan sonra. Sen biliyor musun?
SUNUCU 3: Hayır bilmiyorum.
ADNAN OKTAR: Dedim ki; bir cemaatte, bir dini cemaatte -ülke yok, millet yok nerede olduğu belli değil- bir şahsı başa geçirmek için ona engel olacağını düşündükleri bazı alimleri iddia edilen Ergenekon Örgütü şehit etti dedim. Ve bu şahsı destekliyor dedim, iddia edilen Ergenekon Örgütü. Bağlantılı dedim yani. Fatih Altaylı’nın gazetesi, Habertürk sürmanşet haber yaptı. “Adnan Hoca, “Cübbeli Ahmet’e böyle bir şey söylüyor.” İşte “iddia edilen Ergenekon Örgütü onu başa getirmek için yani cemaatin başına getirmek için, onun önündeki diğer alimleri şehit etti dedi” gibi yayın yaptı. Cübbeli Ahmet bu gazeteyi kesmiş küpürü, üzerine de bir dilekçe yazmış, götürmüş savcılığa, işte “şu kadar milyar para isterim, dava açıyorum.” Kardeşim ben senin adını andım mı? Memleket adını andım mı? Suriye’de de Müslüman alimler var. Birçok örgüt var, birçok cemaat var. İsimlerini tek tek saymayayım da. İddia edilen Ergenekon Örgütü oralarda birçok cinayet işliyor, birçok alimin önünü açmak için, başa geçirmek için. Kendi adamlarını başa geçirmek için, güya alim olan bazı sahtekarlara yönelik bu tarz faaliyetleri var. Suriye’de oldu bu tip olaylar, Irak’ta oldu, birçok yerde oldu. Sen nereden bunu iş çıkarttın da Habertürk’ün yaptığı haberle, böyle bir dava açıyorsun? Aç, tamam bir şey dediğimiz yok, hakkındır ama haklı bir nedene dayanması lazım, değil mi? Delile dayanması lazım. Ben böyle bir şey dedim mi? Demedim. Habertürk diyor. Git Habertürk’e dava aç. Değil mi? Onu söyleyen Habertürk. Git Fatih Altaylı’nın yakasına yapış. Paraya ihtiyacın varsa tamam, o ayrı mesele. Gani gani şey yaparım yani, ihtiyaç varsa o ayrı mesele ama garip. Tabii bizim mahkemeye her zaman saygımız var, hürmetimiz var. Kararlarına da saygımız var. Fakat ben böyle bir şey demediğim halde böyle bir dava açmış olmasına şaşırdım. Hayretler içinde kaldım. Kardeşim biz iddia edilen Ergenekon Örgütü’nden bahsediyoruz, mesela ben diyorum ki; “başı tıraşlı 70 bin tane yobaz, Mehdi (a.s.)’ye karşı mücadele verecek” diyoruz. Başı sarıklı ve başı tıraşlı. Cübbeli’nin başı tıraşlı, başı da sarıklı. Şimdi dese ki; “bu hadiste kastettiğin benim. Sana dava açıyorum.” Şimdi bu olur mu? Herhangi bir şahıs, başı tıraşlı, Peygamber (s.a.v) söylüyor bunu; “başı tıraşlı, sarıklı 70 bin tane yobaz Mehdi’ye (a.s) karşı deccalle birleşerek mücadele edecek” diyor. “Yok böyle hadis” dedi. Tabii biz de getirdik, gösterdik. Şimdi ben bunu dedim diye dava açmaya kalkarsa bunun mantığı olur mu? Diyecek ki; “işte benim saçım tıraşlı ben de sarıklıyım, sen beni kastettin o zaman.” Olur mu bu? O zaman hiçbir şey konuşamam ki ben. Kimseyi eleştiremem. O zaman diyecek ki; “sen bunu bana dedin.” Öbürü de; “bunu da bana dedin.” der. Hiç kimse bir şey diyemeyiz. Bu mantık, mantık değil. Kimi kastettiysem o. Yarası olan gocunacak. Ne alaka. Habertürk dedi diye böyle ortaya çıkmak. Onu Habertürk diyor. Git ona sor sen. Bize ne soruyorsun? Dava açmış, ona bir şey demeyiz. Saygı duyarız, isteyen istediği gibi dava açabilir. Türkiye serbest. Yüzlerce dava açıyorlar bana yani ilk defa karşılaştığım bir olay değil. Dava açsınlar. Mahkemelere de biz saygılıyız. Kararlarına da saygılıyız. Ama işin doğrusu da budur, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İslam alimleri toplantısında Hocam, kitaplarınız çok büyük ilgi görmüş. Yüzlerce kitap 15 dakikada tükenmiş, resimler vardı bazı, göstereyim mi? İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet kitaplar benim kitaplar. Fi sebilillah, bedava da olduğu için, maşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Parayla da olsa alırlar Hocamlar ama bedava inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Zaten biliyorlarhepsiinşaAllah Hocam. 15 dakikada hepsi tükenmiş maşaAllah.
SUNUCU 3:Ben Mehdi (a.s.) olayını kaçırdım ama Mehdi (a.s.) ile ilgili bir şeyler sormak istiyorum size.
ADNAN OKTAR: Sor.
SUNUCU 3: Tamam, bu az önce bir tarihten bahsettiniz, 1959 yani şu anda Mehdi (a.s.)’nin aramızda olduğu ama kim olduğunun bilinmediği anlamına geliyor.
ADNAN OKTAR: Evet doğru.
SUNUCU 3: Pek hani bunu bilen insanların olduğu bir topluluk olduğunu düşünüyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’yi Bediüzzaman diyor; “imanın nuruyla bazı eşhas” diyor, “bazı kişiler bilirler” diyor. Biz de dua ediyoruz farkına varmak için ama ben Mehdi (a.s.) öncüsüyüm, gayret ediyorum ama her an Mehdi (a.s.) ile karşılaşacağım umudundayım. Ama bak, “imanın nuruyla, o eşhas-ı Ahir zaman tanınır” diyor. Yani “iman gözüyle, Kuran gözüyle, samimi bakıldığında anlaşılır” diyor.
SUNUCU 3: Aslında tam olarak söylemek istediğim şu anda bunu bilen ve koruyan insanların olup olmadığı. Hani öyle bir mason demek istemiyorum öyle bir şey değil de, o tarz bir loca var mıdır sizce? Bilen, varlığını bilen ve onu koruyan, şu anda yanında olan insanlar mevcut mudur?
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.)’ye ateist masonlar zaten can düşmanı şeklinde karşı olurlar. Fakat Mehdi (a.s.) anti-mason, anti-dinsiz, anti-komünist ve anti-faşist olarak ortaya çıkacaktır ve anti-kapitalist. Vahşi kapitalizme karşı olacaktır. Kuran’ı ve İslam’ı savunacaktır. Ama bak Kuran’ın işaretiyle diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.), Yahudi alimler de o zamanlar alametleri bildirmiş, daha önceki Peygamberler de. “Çocuklarını tanır gibi tanırlar” diyor aslında. Bayağı iyi tanırlar. Demek ki daha çocukken tanınır anlamına geliyor yani bir nevi. Peygamber (s.a.v.)’i de anlıyorlardı ama anlamazdan geliyorlardı. Yoksa nasıl anlaşılmaz Peygamber (s.a.v.), bakar bakmaz anlaşılıyordu. Mehdi (a.s.) de öyle, anlaşılmayacak bir şahıs değildir. Yani dünyayı şu an sardığı Mehdiyetin açıkça görülüyor. Yani neden İttihad- ı İslam konusu bu kadar gündem olsun? Tarihte ilk defa oluyor böyle bir şey. İslam Birliği bu kadar ilk defa gündeme geldi. İlk defa Türk-İslam Birliği’nin yapısı bu kadar sosyal yönden, tarihi yönden, her yönden şekillendi. İlk defa siyasete bu kadar maneviyat yansıdı. Dünyada siyasete yansıdı. Her yerde sağ iktidara geliyor. Mesela Türkiye’de ezici şekilde sağ hakimiyeti var. Bütün bunlar, vizelerin kalkması ki pasaportlarda kalkacak şimdi sırada, İslam ülkelerinin ısrarlı birlik çağrıları, bak alimler toplandı, yine İslam Birliğini istiyorlar. Bütün bunlardan Mehdi’nin (a.s) geldiğini anlıyoruz. Biz baharın geldiğini nereden anlıyoruz? Çiçeklerden anlıyoruz değil mi? Güzel kokulardan anlıyoruz, bahçeye çıktığımda ben mis gibi ıhlamur kokusu geliyorsa, bahar gelmiş derim. Mesela beni bir yere kapatsalar, mevsimleri göremesem, gözü kapalı bahçeye çıkarsalar beni, mis gibi bir ıhlamur kokusu geliyor, aklıma ne gelir? Derim ki bahar gelmiş derim. Hava sıcaksa, yaz gelmiş derim. Alametlerinden anlarız Mehdi’yi (a.s), inşaAllah.
“Selamün aleyküm. Bu Ayşe Arman herkesin bildiği Ayşe Arman ise biraz kafam karışıyor çünkü ortalıkta çıplak resimlerle dolaşan bir kadın için nasıl dindar diyebiliyoruz? Bütün kızlar onu örnek almalı mı?” Şimdi kardeşim, çıplak ayrıdır. Çıplak olması onun dindar olmadığını göstermez. Kapalı olması da dindar olduğunu göstermez. Bu net ölçü değildir. La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah diyen herkes Müslüman’dır. Şimdi inşaAllah dedi bu kardeşimiz, değil mi? Allah vermesin vefat etti, musallaya geldi. Biz bunun namazını kılar mıyız, kılmaz mıyız. Kılarız. Bitti. O zaman nasıl Müslüman değilmiş? Değil mi? Bırakın böyle münasebetsizliği. La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah dedi mi adam Müslüman’dır. Başı örtülü, kapalı falan bu değiştirmez olayı. Musallaya geldiğinde sen değil mi? Bu kişinin bir tane delili olsa, bak eğer dine inanıyorsa, İslam’a inanıyorsa, ölçü bellidir. La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah. İnşaAllah dese bile Müslümanlığına hükmederiz.
Tamam süremiz bitmiş, internette bunun cevabını vereyim. Devam edelim. Yani HarunYahya.Tv’de devamında açıklayayım.
SUNUCU: HarunYahya.Tv sitesinden 24 saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi bize AhirZamanSohbetleri@hotmail.comadreslerinden yollayabilirsiniz. Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz olarak HarunYahya.Net ve HarunYahya.Org adreslerinden indirebilirisiniz. Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo, Aksu Tv ve Kaçkar Tv ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv den devam ediyoruz. Şimdilik hoşça kalın.
Kuran Tefsiri
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...