SUNUCU 1:Yayınımıza Hocamızla ve arkadaşlarımızla devam ediyoruz. Öncelikle hoş geldiniz diyorum.
ADNAN OKTAR:Efendim cümleniz hoş geldiniz.
Sorularımı kendim sorup kendim cevaplandırabilir miyim ben?
SUNUCU 1:Tabii Hocam, nasıl isterseniz.
ADNAN OKTAR:“Hocam” diyor kardeşimiz. “İddia edilen Ergenekon soruşturmaları hala devam ediyor. Son gelişmelerle bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?” Devlete herkes yardımcı olacak. Devlete, polise, savcılara yardımcı olacaklar. Biz, eziyet görsünler, canları yansın, mahvolsun... hiç kimse için demeyiz. Sadece biz Türkiye’ye zarar gelsin istemiyoruz, bölünmesini istemiyoruz. 20 federasyona ayrılmasını istemiyoruz, katliam istemiyoruz. 3 milyon milliyetçinin, Müslüman’ın katledilmesini, şehit edilmesini istemiyoruz. Bu kadar, başka bir şey yok. O yüzden bu iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün dağıtılması önemli bir konu. Herkese yardımcı olup sonuna kadar takip etmek lazım. Bunlar bize zamanında biliyorsunuz yapmadık psikopatlık, yapmadık ahlaksızlık bırakmadılar. Yani iftiralar, oyunlar. Yargı içerisinde de böyle bunların bazı oyunları oldu. Bazı atraksiyonları oldu. Fakat şu an derdest yakalanmış vaziyetteler, inşaAllah. Fakat tabii biz ıslah olmalarını, düzelmelerini isteriz tabii. Çünkü kimsenin canının yanmasını istemeyiz, inşaAllah.
“Aslan Hocam” diyor, “konuşmalarınızı kaçırmadan dinliyorum. Hocam haberlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nun Orgeneral İlker Başbuğ’la beraber yaptığı ziyareti izledim. Kılıçdaroğlu siperde kendi boyunda kum torbalarının arkasında ayakta durup poz veriyordu. Siz görmüşsünüzdür. Nasıl yorumladınız?” diyor. Ben anlamıyorum bu işi. Şimdi bir kere Başbakan’ın alçak siperde eğilmesi zaten askeri bir gerekliliktir. Bütün askerler bunu yapar. Düşmanı gördün mü hangi asker gidip ayağa kalkıp, gel beni vur der yani. Değil mi? Tabii ki siperde eğilir, hatta yüzüstü yatar askerler. Tamamen yatar. Mesela bir kayayı siper alır, bir taşı siper alır yahut bir kum torbasını siper alır. Bu adı üstünde, göğsünü açıp kabadayılık olmaz ki kurşuna, çok makul bunlar. Başbakan’ın yaptığında anormal bir şey yok. Gayet normal yani. İlker Başbuğ da Genelkurmay Başkanımız, isabetli olarak siper vaziyeti almıştır, makul. Ama tabii boyunca olunca da rahat ayakta durmuştur yani gayet normal. O da öyle. Mesela siper alçak siper olsa, tehlikeli bir yer olsa mutlaka eğilmesi gerekir. Yani öbür türlü ne bileyim yani uçurumdan kendini atmak gibi ve yahut hızla giden trenin önünde durmak gibi bir şey olur. Adamlar karşıda mevzilenmişse yahut gizli yerlerde mevzilenmişse, değil mi? Dürbünlü tüfek kullanıyorlarsa, gelin hadi vurun denmez. Bu akılcı bir hareket olmaz, yanlış.
Bir de Kemal Kılıçdaroğlu efendi bir insan. Böyle şeylere niye giriyor? Bazıları ona akıl veriyorlar, ben biliyorum kimlerin akıl verdiğini. Allah-u alem ondan oluyor bu olaylar. Bence hiç yapmasın bundan sonra böyle bir şeyleri. Bakın umuyorum yapmayacak. Çünkü nezih ve akıllı bir insan. Böyle polemiklere, bu tür klasik siyasi manevralara girmesin. Bunlar 71’lerde 60’larda falan kaldı. Çok klasiktir bunlar, çok bayat. Eski siyasilerin bir kısmı bunu yapıyorlar. Bence o hiç girmesin. Normal hayatına devam etsin. Gitti Fatiha okudu, gördüm, çok hoşuma gitti. Ben dedim, bize bir işaret verin dedim yani dindarlığınıza dair; Allah’ı, Kuran’ı sevdiğinize dair bir işaret verin dedim. Mesela bu çok güzel bir hareket. Geçenlerde de öyle, Fatiha okudu. Şimdi de öyle. Bunlar güzel de ama bu tip polemikler, falan feşmekan, bunlar yakışmaz yani, iyi durmuyor, hiç iyi durmuyor. Öyle söyleyeyim.
SUNUCU 4:Hocam, Kemal Kılıçdaroğlu’nun böyle bir gereksinimi de yok aslında.
ADNAN OKTAR:Hiç gerek yok. Aklı başında nezih bir insan, kibar bir insan. Onun yapacağı işler de değil. Yani ben kimin akıl verdiğini biliyorum.
SUNUCU 4:Politikayı duyunca biraz değişiyor sanki işler.
ADNAN OKTAR:Hayır değiştiğinden değil. Bir uyanık var, ben biliyorum, onu yönlendiren. Yani onun tavsiyesi benim kanaatim. O hiç öyle şey bilecek bir insan değil. Bayağı düz bir insan, samimi bir insan. Onu yapacak birisi değil. Akıl vermişlerdir benim kanaatim. O da onu yapıyor. Ne onun kibarlığına, ne nezaketine uygun bu. Benim gördüğüm dindarlığa da çok yatkın. Helal olsun, güzel, böyle güzel. Bunu daha genişletsin, güçlendirsin. Türk-İslam Birliği’ni savunan tavrını ortaya koysun. Anti-komünist, anti-PKK tavrını ortaya koysun. Hele bir anti-Darwinist tavrını ortaya koysa, yani milletimiz onu uçurur, uçurur böyle. ‘Anti-Darwinistim’ dese, yani açıkça söyleyeyim, net iktidara gelir. Desin, ‘ben anti-Darwinistim, Darwin bir oyun oynamıştır, milletimizi aldattı’ desin. Ama bu tip manevralar falan, bunlar yıpratır yani yakışmıyor. Bu klasiktir, bilinir. Ben örnekler de verebilirim. Ben çocukluğumda çok gördüm bu yöntemleri. Uzun vadede çok yıpratıcı olur. Yani onun klasına da gitmez. Bir de Başbakan son derece normal hareket etti. Kim olsa onu o şekilde yapar. Haram olur zaten. Yani tehlikeye karşı tedbir almamak haramdır. Şimdi ne bileyim, düşünün; mesela dağdan taş yuvarlanıyor paldır küldür, arada dağdan, değil mi? Toprak kayması oluyor. Gidip orda beklemek ne demektir? Yiğitlik mi bu? Yiğitlik olmaz ki bu. Tedbirsizlik olur bu. Tedbirsizlik akılcı bir hareket olmaz. Onun için böyle şeylere hiç girmesin. Bu fotoğrafları da kullanmasına gerek yok, bu üslubu da kullanmasına gerek yok. Bundan hemen vazgeçsin, bunu kapatsın bence. Yapacağı en güzel şey Türk-İslam Birliği’ni savunması, yani Büyük Türkiye idealini savunması, anti-komünist olduğunu vurgulaması ve anti-Darwinist olduğunu vurgulaması. Bak ben biliyorum yani Allah’ın izni ile bir bildiğim var, söylüyorum. Sevdiğim bir insan, saygı duyuyorum. Bak solcu fakat seviyorum, saygı duyuyorum. Ben çünkü samimiyetine bakarım. Alevi zaten başımın tacı olur benim yani. İftihar ederim. Canım, ciğerim olur benim. Ben tahmin ediyorum, bunu yapacak. Böyle polemiklere girmeyecek, göreceksiniz. Çünkü ona yakışmıyor. Ve dindarlığını daha da vurgulamaya devam edecek, bunu da göreceksiniz, inşaAllah. Çünkü mazlum bir insan biliyorum, inşaAllah. Kim maneviyata ağırlık verirse o iktidar olur Türkiye’de. Kim maneviyata ağırlık verirse. Yol budur. Bizim milletimiz ekmek, peynir falan bu değil, adam “sürüneyim ben” diyor, “huzur istiyorum.” Adama Allah’tan bahsedeceksin, seveceksin. Muhabbeti göstereceksin, huzuru göstereceksin. Diyeceksin güvenlik içinde gez. Kavga olmayacak, gürültü olmayacak, anarşi olmayacak. Bizim milletimiz tamam, buna razı olur. Yarım ekmek, bir parça peynir ama maneviyatlı huzurlu, sevecen, sevgi içinde yaşamayı ister bizim milletimiz. Para, pul olmuş ama huzursuz olmuş istemezler. Zaten çilekeş benim milletim yani görüyorsunuz vaziyetlerini yani. Bütün Türkiye öyle, inşaAllah. Çileden kaçınmaz, zorluktan kaçınmaz benim milletim. Hoşturlar, güzeldirler, iyidirler yani dünyaya örnektirler.
Kıbrıs’ta Kuran Kurslarını basmış bazı arkadaşlar. Çok ayıp yapmışlar. Kuran kurslarında ne var? Kuran’ı öğretsinler, İslam’ı öğretsinler. Safiye Hanım söylemiş. “Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası üyesi öğretmen dün başlayan yaz Kuran Kurslarına baskın düzenledi. Kuran kurslarına asla izin vermeyeceklerini belirttiler.” Bu çok illegal olur. Olur mu öyle şey? Devlet engeller. Yani bir grup, güruh gidip, “biz bunu engelleriz,” ne demek? Ben devletim demektir. Olur mu öyle şey? Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası üyesi öğretmenler. “Kursların okul yerine camilerde verilmesinin şiddetle karşı olduklarını yaz tatilinde çocukların tatil yapması gerektiğini,” tatil de yapar. Yani rahat bıraksın isteyen istediğini yapar.
SUNUCU 4:Öyle bir zorunluluk.
ADNAN OKTAR:Tatil yapmak istemiyorsa yapmaz. “Kuran’ı öğrenmek istiyorum,” Allah Allah. Yahut Marksizmi de öğrenmek isteyebilir çocuk. Ben öğrenmek istiyorum. Sana ne, değil mi? “Arap harfleri ile verilen eğitimin, Arap emperyalizmine hizmet ettiğini iddia ettiler.” Al bir tane daha. İngilizce niye öğreniyoruz biz o zaman? O zaman İngiliz emperyalizmine hizmet ediyoruz. Her yerde devlet İngilizce öğretmiyor mu, her yerde?
Laf mı şunlar? Bir de ayrıca Kuran Arapça inmiş değil mi? Bu nasıl bir üslup? Buna protesto tarzı yazılar göndermek gerekir. Bu üslup, üslup değil. Çok acayip, Arap harflerine düşman olmak. Yani İngilizceye karşı değilsin sen, Fransızcaya karşı değilsin, Arapçaya karşısın. Bu ne demek? Biz Ortadoğu’da yaşıyoruz. Araplar bizim kardeşimiz, canımız, ciğerimiz, parçamız. Tarihimiz hep beraber geçti. Osmanlı döneminde de hep beraberdik, değil mi? Allah’ın kulu onlar. Nedir Araplara karşı olan bu öfke? Çok garip.
SUNUCU 4:Hocam Araplara değil de aslında biraz ön yargıdan olabilir mi sizce? Belki farklı amaçlarda kullanılmasından dolayı, öyle bir önyargı oluşmuş olabilir mi? Direkt tepki gösteriyorlar.
ADNAN OKTAR:O zaman sen bunu farklı amaçta kullanacaksın ilkokul açmayın deriz, farklı amaçta kullanabilirsin, ev yapma, farklı amaçta kullanabilirsin. Bu mantık mı? Adam ev yapıyor. Sen burayı anarşi, terör için kullanabilirsin. Ben bu evi yıkacağım. Şimdi buna benziyor. Ne alaka? Bizim milletimiz bin küsur seneden beri İslam’ı yaşıyor. Kuran’ı Osmanlı her zaman öğretmiştir. Milletimiz her zaman öğrenmiştir. Zoraki milletin eğitimini engellemek despot bir hareket olur. Çok anormal bir hareket olur. Yani zannediyorum cahilliklerinden yaptılar. Kötü niyetli yaptıklarını zannetmiyorum. Fakat ya kışkırttılar, ya cahilliklerinden, bir sebep var yani bir gariplik var. Niye? Çinceyi de öğrensinler, Arapçayı da öğrensinler, Fransızcayı da öğrensinler yabancı dil niye öğrenmeyelim? 7-8 tane yabancı dil bilelim. Ne güzel Kuran’ı anladınız işte okuyup, değil mi, inşaAllah.
Nahl Suresi, 125. Şeytandan Allah’a sığınıyorum.
SUNUCU 3:“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir. Ve hidayete ereni de bilendir.”
ADNAN OKTAR:“Rabbinin yoluna hikmetle” yani kısa ve özlü uzatmadan, derin etki yapan sözlerle ve güzel öğütle yani böyle ters, sert bir ifade ile değil, “çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et.” Kırıcı, yıkıcı olmadan; sevecen, akılcı, bilimsel; sanatı ve estetiği kullanarak, değil mi? Ruhunu sarsmadan. Hep bak Allah güzelin üstünde duruyor. Güzel öğüt, güzel biçimde mücadele.
SUNUCU 1:Hocam bir de “kısa ve özlü” dediniz ya, mesela ayetlerde Hz. İbrahim (a.s.)’in tebliğinden de bahseder. Hani “benim Rabbim öldürür, diriltir” der. Hani kafirler de, “biz de onu yapabiliriz” der. Ama ondan sonra Hz. İbrahim (a.s.) şey diyor, ayetlerde geçiyor inşaAllah; “Allah güneşi doğudan doğdurur, batıdan batırır. Hadi sen de tam tersini yap” diyor.
ADNAN OKTAR:Başka bir ayet daha okutayım. Araf Suresi, 75. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz.
SUNUCU 4:“Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler), içlerinden iman edip de onlarca zayıf bırakanlara dediler ki, Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz? Onlar: Biz gerçekten onunla gönderilene inananlarız dediler.”
ADNAN OKTAR:Evet maşaAllah. Müstekbir; enaniyetli, kendini beğenmiş, büyüklenenler. Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar. “İçlerinden iman edipte onlarca zayıf bırakılanlar’’ yani devlet tarafından ezilmiş, insanlar tarafından ezilmiş ve zayıf bırakılmış, suni olarak zayıf bırakılmışlara.
SUNUCU 1:Bir de Hocam, mesela Hz. Musa (a.s.)’ya da, daha çok önde gelenlere ilk anlatın derler ya, “Firavun ve çevresindekilere ilk tebliğ yapın” der ayetlerde. Hani o etkilenince çevresi de uyar diye.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Firavuna git çünkü o azmış bulunuyor’’ diyor Allah burada, tam söylediğin maşaAllah. “Dedi ki; Rabbim benim göğsümü aç, işimi kolaylaştır, dilimden düğümü çöz.” Konuşurken üstüne bir sıkıntı geliyor Hz. Musa (a.s.)’nın. Bir süre sonra konuşamayacak hale geliyor. Onun için yanında Harun (a.s.)’u bulunduruyor. Zaman zaman Harun (a.s.)’u devreye sokuyor, konuşmada rahatlık olsun diye. Şeytandan Allah’a sığınırım 40. ayeti oku inşaAllah.
SUNUCU 1:Şeytandan Allah’a sığınırım. “Siz ona (peygambere) yardım etmezseniz Allah ona yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak onu Mekke’den çıkarmışlardı. İkisi mağarada olduklarında arkadaşlarına şöyle diyordu; Hüzne kapılma elbette Allah bizimle beraberdir. Böylece Allah ona huzur ve güvenlik duygusunu indirmişti. Onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah’ın kelimesi yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.”
ADNAN OKTAR:Bunu şerh et, açıkla ayeti. Üzerine bakarak yap. Kelime kelime, cümle cümle.
SUNUCU 1:Hani mesela Hz. Muhammed (s.a.v.) savaşa gittiği zaman, “evimiz açık” deyip de gitmeyenler var. Halbuki ayetlerde şey der; “onların evleri açık değildi” der. Burada da “onların yardım etmese bile, münafıkların; Allah’ın ona yardım ettiğini” söylüyor. “Hani kafirler ikiden biri olarak onu Mekke’den çıkarmışlardı.”
ADNAN OKTAR:Hz. Ebubekir (r.a.) ve Peygamberimiz (s.a.v).
SUNUCU 1:Tamam, beraber gidiyorlardı. Hatta hicreti sırasında mağaraya sığınıyorlardı. Hz. Ebubekir (r.a.) sanırım telaşlanıyordu. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in tevekkülü ve samimiyeti iyi olduğu için, “Allah bize yardım eder” dedi ve mağaranın kapısı örümcek ağlarıyla örülüyordu, yanlış hatırlamıyorsam, siz daha iyi bilirsiniz tabii, örülüyordu ve geldiklerinde, “evet, buraya kimse girmemiştir” deyip uzaklaşıyorlardı.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, bak bayağı iyi biliyor. Şeytandan Allah’a sığınırım, 105. ayet, Müminun Suresi.
SUNUCU 4:“Ayetlerimiz size okunuyorken, yalanlayanlar sizler değil miydiniz? Dediler ki, Rabbimiz mutsuzluğumuz bize üstün geldi. Biz sapan bir topluluk imişiz.”
ADNAN OKTAR:Mutsuzluklarını iddia ediyorlar. İnsan mutsuzluktan kaçınacak, neşeli olacak. Bak onlar ne diyor; “mutsuzduk, sürekli mutsuzduk ve bize üstün geldi. Mutsuzluk bünyemizi kapsadı, karamsar olduk, anormal olduk ve bu hale geldik” diyorlar. “Biz sapan bir topluluk imişiz” diyorlar. Onun için neşesizlik, karamsarlık, korku, hüzün çok tehlikelidir. Allah haram kılmıştır. Mesela korkmayı haram kılmıştır. Allah, “bir tek Ben’den korkacaksınız” diyor. Üzüntüyü haram kılmıştır, üzülme beyni iptal eder. Onu da haram kılmıştır Allah. Yeis, ümitsizlik o da haramdır. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi sanmıştınız” diyor Allah. Onu açıkla.
SUNUCU 1:Şimdi Hocam hani hakikaten ölüme, Kıyametin kopacağına, Ahiretin olmadığına inandıkları için, tekrardan yaratılışa inanmıyor. Halbuki zaten hiç yoktan, tabii insanları vesile edip şey yapıyor Allah, aklın ihtiyarı kalkmasın diye inşaAllah. O yüzden onlara da şey diyor mesela, Hz. İbrahim (a.s.) örneğindeki gibi; “biz de öldürür ve doğururuz” diyor. Onun gibi. Halbuki Allah delilleri ile beraber gösteriyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi? “Bu kadar yaratılan detay boş bir amaç için olmadı” diyor Allah. “Hepsini amaçla yarattım” diyor.
SUNUCU 1:Hocam siz söylüyorsunuz mesela, kalem yazmak için, atıyorum şu bardak su koyup içmek için. İnsan neden amaçsız olsun. Bütün bunlar zaten insan için varken.
ADNAN OKTAR:Yani milyonlarca şey, trilyonlarca şey amaçlı diyorlar, bir tek insan amaçsız diyorlar. Şimdi bu olmadı yani, değil mi?
SUNUCU 1:Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani en ince detaya kadar. “Fincanın amacı var” diyor, “bunun amacı var” diyor. Masanın amacı var, sandalyenin amacı var, insanın amacı ne diyoruz? Niçin, hangi amaçla, yaratıldın? “Onun hiçbir amacı yok, boş yaratıldı” diyor. Allah işte onu kınıyor, bu akılsızlıklarını. 110. Ayet, Müminun Suresi.
SUNUCU 3: “Siz onları alay konusu edinmiştiniz; öyle ki, size Benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüp duruyordunuz.”
ADNAN OKTAR:Küfrün özelliğidir. Müslümanlarla kendi kafasınca alay ettiklerini zannederler. Ya gizli, ya açık alay ederler. Allah onları yalnız alay edecek şekilde yaratıyor. Onlar alay etme gücünü bağımsız olarak elde ettiklerini zannediyorlar. Halbuki alay edecek şekilde özel yaratılıyorlar. Yani onların gülmesi, ne zaman güleceği, ne zaman alay edeceği belli. Kadere uygun olarak, tam vaktinde alay eder ve gülerler. İmtihan için özel yaratılmışlardır. Fakat o kendini bağımsız zanneder. O da onun aczidir inşaAllah. 111. ayet.
SUNUCU 2: “Bugün Ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir.”
ADNAN OKTAR:Müslüman sabırlı olacak, zorluklara karşı, ters üsluba karşı, her şeye karşı sabırlı olacak. Sabır sevgiyi devam ettirmenin anahtarıdır. Sabır olmadı mı sevgiyi götüremezsin. Yoksa insan zaten eksiklikli, kusurlu. Ufacık kusurunda soğur, bırakırsın. Ama sabırlı olursan, ısrarla devam ettirip götürebilirsin. Onun için küfürde sevgi gitmez. 10 gün, 1 gün, 4 gün, 5 gün o kadardır yani hemen biter. Ama Müslüman’da sonsuza kadardır. Ahirette de devam eder. Ölümüne kadar devam eder. Ölümünden sonra da Ahirette devam eder. Asla bırakmaz sevdiğini Müslüman. Ama küfürde de çok kolay harcar. “Tipine gıcık oldum” der, “üslubuna gıcık oldum” der. “Bana laf soktu” der. Bir şey der, bilmem ne. Anında bırakır veyahut “parasını kaybetti” der. “Tipini beğenmedim, tipi bozuldu” der, yahut “daha güzel birini buldum” der. “O yüzden beğenmiyorum” der, yahut “babası iflas etti” diyor. “O yeterli bana” diyor. Bahane çok, onlar için. 23. ayet, Hud Suresi.
SUNUCU 1: “İman edip salih amellerde bulunanlar ve 'Rablerine kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlananlar', işte bunlar da Cennetin halkıdırlar. Onda süresiz kalacaklardır.”
ADNAN OKTAR:Şerh et.
SUNUCU 1: “İman edip salih amellerde bulunmak,” Hocam şöyle, insanlar şey diyor; tamam anlatabilir Kuran’ı, tebliğ yapabilir ama yaşamadıktan sonra hani Allah’ın inşaAllah, dilemesiyle olmaz. Hem iman ediyorsun, hem de amel olarak bulunmaktan da bahsediyor burada inşaAllah. “Rablerine kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlananlar” yani gerçekten samimiyetle, bunu anlayarak bağlanmış olanların, Cennete kavuşacaklarını inşaAllah söylüyor. Ve orada sonsuz bir hayatın olacağını.
ADNAN OKTAR:Salih amel, samimiyet. Samimi olarak, her şeyi samimi olarak meydana getirmek. İbadetlerinde samimiyet, sevgide samimiyet, dostlukta samimiyet, konuşmada samimiyet, davranışlarda samimiyet. Samimiyet bir kere insana zevk verir. Samimi bir insan çok etkileyicidir. İnsan doyamaz samimi bir insana. Samimiyetsize de tahammül çok güçtür. Ne kadar hoş olursa olsun hareketleri, tavırları çok kızdırıcı olur. Yani bir gıcıklık olur. Allah ikisine de bir ayrı özellik vermiştir. Samimiyete sevilecek gibi, samimiyetsizliğe de böyle itici bulacağımız gibi bir hususiyet vermiştir. “Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum” 2029 ebcedi. Daha önce de söylemiştim. Sen bir sayfa aç bakayım. Şeytandan Allah’a sığınıyorum.
SUNUCU 4: “Bugün Ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir." Dedi ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?"”
ADNAN OKTAR:Bak; “bugün Ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim” diyor Allah. Hep sabır üzerinedir. İnsanlar mesela arabayla gidiyor, kadın bir arabaya manevra yaptıramıyor, hemen kuduruyor, aşağıya iniyor. Bağırıp çağırıyor. Manava gidiyor, orada hemen adamla kavgaya tutuşuyor. Veyahut sevdiği insan herhangi bir şey yapıyor, tahammül edemiyor, bir anda morarıyor kan beynine çıkıyor, alıyor tabağı yere atıyor, bilmem ne? Rezillikleri görüyorsunuz, duyuyorsunuz. Sabretmedikleri için çok tehlikeli ve gergin bir ortam oluyor. Halbuki sabreden bir insanla baş başa olsa, hiçbir sorun çıkmaz. Yani ne zarar gelebilir, sabreden bir insandan? Çünkü ters konuşsan da makul cevap verecektir. Ters bir hareket de yapsan Allah’tan korktuğu için saygılı bir üslup kullanacaktır. Çözümcü olacaktır. Yani konuyu hayır hale getirmeye, iyiye çevirmeye çalışacaktır. Her şeyde bir hayır vardır zaten. Ama hep hayrı arayacaklardır. Ama öbür türlü, sabırsız adam çok tehlikelidir. Sevgi de sabredemez, dostluk da sabredemez, arkadaşlık da sabredemez. Mesela sır verirsin şeytan kulağını dürtükler, illaki gider anlatır. Halbuki sır, sabır gerektiren bir şeydir. Yani irade kullanması gerekir ki onu devam ettirebilsin. Mesela güzel söz, adam güzel konuşuyor, güzel konuşuyor, sinirleniyor ama sürekli, birden patlıyor, ters konuşup, bağırıp çağırıp sille tokat giriyor. Rezalet çıkarıyor sabırsız olduğu için. Halbuki sabrını kesintisiz devam ettirmesi lazım. Allah onun için “Cenneti ancak sabredenlerin kazanacağını” söylüyor ayette. Sabır çok hayati bir konudur.
SUNUCU 3: İmtihanlar da bu yüzden değil midir Hocam?
ADNAN OKTAR:Tabii ki de. Bu şekilde imtihan oluyoruz. Sabırla imtihan oluyoruz. Yani ana konulardan bir tanesidir sabır imtihanı. “Dedi ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor."” Düşünüyor, “en fazla 24 saattir” diyor veyahut “öğle vakti yatmış olsam, akşama kadardır” diyor. O kadar kısa kaldım” diyor. Zaman izafi olduğu için bir inanç olduğu için beyinde onu çıkaramıyor Ahirette dirildiğinde. Bir türlü kavrayamıyor. Birçoğu çıkaramıyor zaten, anlayamıyorlar. Mesela bir kısmı da diyor ki; “göz açıp kapama vakti kadar, çok kısa kaldık” diyor. Samimi inanıyor yani. “Dedi ki: "Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz"” diyor Allah ayette. 75. ayet.
SUNUCU 2: “Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler), içlerinden iman edip de onlarca zayıf bırakılanlara (müstaz'aflara) dediler ki: "Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar: "Biz gerçekten onunla gönderilene inananlarız." dediler.”
ADNAN OKTAR:Önde gelenler; büyüklük, enaniyetli olanlardır. Kendini beğenen, “( müstekbirler), içlerinden iman edip de onlarca zayıf bırakılanlara (müstaz'aflara)” yani devlet veya devletin içindeki güçler tarafından ezilip, güçsüz bırakılanlara, “dediler ki: "Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?"” ayetin tekrar çıkması da manidar, evet. “Onlar: "Biz gerçekten onunla gönderilene inananlarız." dediler.” “Biz o gelene inanıyoruz, onunla gelene” diyorlar. “"Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?"” yani “hakikaten samimi mi inanıyorsunuz buna?” diyorlar. “Bu inancınız hakikaten böyle mi?” diyorlar. Onlar da o şekilde diyorlar. Bu sefer diyorlar ki; “Büyüklük taslayanlar” enaniyetli, kendini beğenenler “(müstekbirler de şöyle) dedi: "Biz de, gerçekten sizin inandığınızı tanımayanlarız."” “Biz de senin dediklerini tanımıyoruz o zaman” diyorlar. 79. ayet.
SUNUCU 1:İnşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim, andolsun size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Ama siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz."
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.)’yi niçin sevmeyecekler? Öğüt verdiği için. Peygamberimiz (s.a.v.)’e müşrikler niçin düşman oldu? Öğüt verdiği için. Hz. İbrahim (a.s.)’e putperestler niye düşman oldu? Öğüt verdiği için. Hz. Musa (a.s.)’ya kendi kavmi dahil Firavun niye düşman oldu? Öğüt verdiği için. Allah ona dikkat çekiyor. “Öğüt verenleri sevmiyorsunuz” diyor. İnsanlarda bir şeytani öfke olur, öğüt verenlere karşı, iyilik yapanlara karşı. “Bize karışma” derler. “Bize öğüt verme. Biz kendi kafamıza göre hareket edelim” derler. İçlerinde bir öfke olur. Kuran o hakikate dikkat çekmiş. Biraz da şu kitaptan okuyalım. Yağız Türkkan. Ama çok yavaş ve dikkatli okumanız gerekiyor.
SUNUCU 2: “Enes Malik 'den tahric etti. O dedi ki, Resulullah (s.a.v.) buyurdu: "Dünyanın ömrü, Ahiret günlerinde yedi gündür." Allah-u Teala buyurdu ki: "Rabbin katında bir gün sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir."
ADNAN OKTAR:İzafi yani, zamanın izafi olduğuna dikkat çekiliyor.
SUNUCU 2:“"Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah Teala onun için gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirmişçesine şu dünyanın yedi bin yıllık ömrü müddetince sevap yazar. "(Ali B. Hüsameddin el-Muttaki, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 88)
"Ahmed İbni Hanbel İlel'inde nakletti. İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed'den O da Vehb'den rivayet etti: ‘Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir.’ " (Ali B. Hüsameddin el-Muttaki, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir zaman, sf. 89) Ehl-i Sünnet hadis imamlarının, büyük alimlerin ittifak ile kabul ettikleri sahih hadislerden Cübbeli Ahmet'in düşünmesi ve hesaplaması için sitenize yazdım. İlkokul çocuğu olsa bu kolay hesabı yapabilir. 7000-5600 = 1400 Bu hesaptan ne anlaşılıyor?
Ümmetin icabet ömrü en fazla Hicri 1500'e kadar. 1600'a ulaşmadan kıyametin kopacağı anlaşılıyor. Hadis-i Şeriflerin sahihliğine Cübbeli bir şey diyemez. Hesaba da bir şey diyemez. Bu konu susmakla olmaz. Cübbeli bu konuyu açıklasın ya da hatasını kabul etsin. Hz. Mehdi (a.s.)'nin de neden Hicri 1400 yılında çıkması gerektiğini yani çıktığını herhalde Cübbeli anlıyordur. Eğer anlamazlıktan gelmezse. İnşaAllah.”
ADNAN OKTAR:Güzel maşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) 7000 yıllık bir takvim vermiş. Nasıl Hz. İsa (a.s.)’nın doğumu bir takvim başlangıcı olduğu, Peygamberimiz (s.a.v.)’nin hicreti bir takvim başlangıcıysa, belki Hz. İbrahim (a.s.) döneminin, Nuh (a.s.) dönemini esas alan bir takvim başlangıcını esas almış Peygamberimiz (s.a.v.). 7000 yıllık bir takvim. “7000 yılın 5600 yılı geçmiştir” diyor. Geriye 1400 sene kalıyor. Biz de 1431’deyiz. O zaman Mehdi (a.s.)’nin mutlaka bu yüzyılda çıkmış olması gerekiyor. Buna dikkat çekmiş kardeşimiz. Zaten Bediüzzaman da diyor. “1400-1500 arasında her şey olup bitecek” diyor. Osman Faruk Ataç.
SUNUCU 1: “"Hz. Mehdi-i Âl-i Resul'ün temsil ettiği kudsî cemaatinin şahsı manevîsinin üç vazifesi var. " (Emirdağ Lâhikası-1 sf. 265)Burada Bedüzzaman Hz. Mehdi-i Âl-i Resul'den bahsetmiştir. Onun temsil ettiği kudsî cematten söz etmiştir. Ayrıca Hz. Mehdi (a.s.) ve cemaatinden oluşan şahs-ı manevi olduğunu belirtmiştir.” Hocam hani söylemişti ya, “sadece şahs-ı maneviden oluşuyor.” Bediüzzaman da şahıs ve bunun oluşturduğu bir şahs-ı maneviden ve cemaatinden bahsediyor inşaAllah.
“Bediüzzaman Hz. Mehdi-i Al-i Resul ve kudsî cemaatinin diyanet, siyaset ve saltanat aleminde gerçekleştirecekleri üç vazifenin ne olduğunu da bildirmiştir.” Mesela Bediüzzaman için de Hz. Mehdi (a.s.) yakıştırması yapılmıştır. Fakat “3 vazifesi olmadığı için Hz. Mehdi (a.s.) ünvanını alamamıştır” demiştiniz.
“1. Vazife: fen ve felsefenin tasallutiyle (etkisiyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu, (materyalizm, Darwinizm ve ateizm hastalığı) beşer içine intişar etmesiyle (insanlar arasında yayılmasıyla), her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini (materyalizm, Darwinizm ve ateizm gibi Allah'ı inkar eden dinsiz akımları) tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktır.”
ADNAN OKTAR: Şimdi bu kısmı açıklayalım. Nasıl açıklarız?
SUNUCU 1:Hocam hani Hz. Mehdi (a.s.)’nin ilk görevlerinden biri Darwinizmi yıkmak ve böylece din anlayışını getirmektir.
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.)’nin bir kere anti-komünist olduğunu anlıyoruz. Buradaki konudan. Anti- Marksist, anti-komünist, anti-sapkın akımlar yani ne varsa, yani materyalizmin üzerine yüklenmiş her türlü düşünce. Dolayısıyla en önemli görevinin anti-Darwinist propaganda olduğunu anlıyoruz, Mehdi (a.s.)’nin. “Ve bilimle fenle ortaya çıkacak” diyor Bediüzzaman. Bak “bilimi kullanacak” diyor. Bilimi ve sanatı. Ve öbür eserlerinde de “sanat, marifet ve ittifak” diyor. Üç silah kullanılacağını söylüyor. “Sanat, marifet ve ittifak” yani insanları ittifak hale getirmek, sanatı kullanmak ve bilim. Bilimi en mükemmel şekilde kullanacağını diğer eserlerinde çok detaylı anlatıyor. Fakat burada özetle kısaca anlatmış. Dolayısıyla Mehdi (a.s.) kucaklayıcı, birleştirici, toplayıcı vasfı vardır. Sevgiyi, barışı, kardeşliği, adaleti savunacaktır. Huzuru savunacaktır, inşaAllah. Bu insanların durduramayacağı bir güçtür. Yani Mehdiyet insanlar tarafından engellenecek bir güç değildir. Allah’ın dilemesiyle. Mutlaka olacaktır. Önümüzdeki günlerde Kuran’dan, Kuran ayetlerinden anlatacağız Mehdiyeti. Sırf Kuran’dan anlatacağız. Sonra da sırf sahih hadislerden anlatacağız inşaAllah, bölümlere ayırıp. Bir de sohbetlerimiz sabah 05:00’e kadar sürecek. Üç ayrı arkadaş grubumuz gelecek. 12:00’den mesela 01:30’a kadar. 01:30’dan, 02:30-03:00’e kadar. 03:00’den 04:30-05:00’e kadar. Anlatabildin mi? O şekilde yapacağız inşaAllah. Şimdi sana bir şeyler okutturayım. Muhammed Salih.
SUNUCU 2: “Bütün Müslümanlar arasındaki bölünmeler, ayrışmalar, kavgalar, hizipleşmeler, çekişmeler Hz. Mehdi (a.s.) zamanında tamamen ortadan kalkacak. Her ay, her yıl bu gelişmeler hızlanarak devam edecek. 2021'lerde inşaAllah çok güzel günleri hep birlikte göreceğiz. Allah bizimle insanları nasıl şirk adavetinden (düşmanlığından) kurtararak, onların kalplerine ülfet ve muhabbet yerleştirmiş ve din kardeşi yapmışsa, Mehdi ile fitne adavetinden kurtaracak ve kardeş yapacaktır. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, Ali b. Hüsameddin el-Muttaki, s. 20) "Kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı" (Al-i İmran Suresi, 103)”
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Ahir zamanda, bu yıllarda böyle bir olayın olacağını söylüyor ve hakikaten siyasete sosyal olaylara, geniş zemine, Mehdiyetin gölgesinin, ruhunun yansıdığını bütün Türkiye gördüğü için benim tekrar tekrar söylemem olayı sadece pekiştirir, inşaAllah. Daha kısa bir bölüm bulayım. Seyfullah Pazarcı, Ordu’dan.
SUNUCU 3: “Resulullah Efendimiz (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor; Naim buyurdu ki: "Ben Hz. Mehdi (a.s.)'yi Peygamberlerin suhufunda (sahifelerde; Adem (a.s.), Şit(a.s.), İdris (a.s.) ve İbrahim (a.s.) Peygamberlere indirilen sahife şeklindeki kitaplarda) şöyle bulurum: "Hz. Mehdi (a.s)'nin amelinde ne zulüm ne de ayıp yoktur." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 21) peygamberlere dair olan kitaplarda, "Hz. Mehdi (a.s.)'nin işi zulüm ve kötülük değildir" şeklinde işaret edilmiştir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)
Daha önceki Peygamberlerin kitaplarında ve suhuflarında bile Hz. Mehdi (a.s.)'den bahsedilmesinin, çap ve dünya insanlığına yaptığı etki açısından ve birçok yönden dünya tarihinin en büyük olayı olduğu anlaşılıyor.”
ADNAN OKTAR:Peygamberlerin suhuflarında da var Mehdi (a.s.) hakkında bilgi, Tevrat’ta var, İncil’de var, Zebur’da var. Peygamberimiz (s.a.v.) Peygamberlerin kitaplarında da detaylı olarak Mehdi (a.s.)’nin geliştiğini belirtiyor. Ve konunun önemine dikkat çekiyor.
SUNUCU 1:Bir de “damla kan akmaz” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet, “uyuyan kişiyi uyandırmaz ve damla kan akıttırmaz” diyor. Celal Yılmazer, Aydın’dan.
SUNUCU 2: “Ünlü Nur talebelerinden Hekimoğlu İsmail (Ömer Okçu), Müslüman ve Para adlı kitabında Ahir zamanın büyük velisi, kutb-u azamı, en büyük müceddidi olan Hz. Mehdi (a.s.)'den şöyle bahsetmiştir: "1980 yıllarında ise, kitleleri peşinden sürükleyen liderlerin kalmadığını, âdeta güneşlerin batıp yıldızların kaldığını gördük. Çünkü 1980'de hicri 15. asra girilmişti. Asrın başında idik. Bu asrın mühim şâhısları çocuk veya gençlik çağında... Öyle ise iki bin yılı önemlidir. İşin garip tarafı sağ da, sol da iki bin yılına büyük önem vermektedir. Her iki taraf da, olacak hadiseleri şimdiden hissetmiş durumda."”
ADNAN OKTAR: “Her iki tarafın da lideri ortada” diyor, “deccaller de, Mehdi (a.s.) de ortadadır” diyor. “Fakat gençler şu anda” diyor. O tarih için söylüyor. “2000’lerde iyice çıkmış olacaklar” diyor. Hakikaten Mehdiyetin gücü iyice dikkat çekecek hale geldi ve önümüzdeki yıllarda daha da artacak inşaAllah.
Bir video varmış ama vaktimiz dar, tamam bakalım.
-VTR –
ADNAN OKTAR: Cevat Hoca normalde bizi çok sever, hanımı da çok sever. Beni de çok severler. Zaten ifade ediyor, ne kadar muhabbet duyduğunu, ne kadar eserlerime sevgi duyduğunu. Ben de geçen gün Oktar’la konuştum. Dedim bu insanlar yaşlı başlı insanlar, böyle küskünlük olmaz. Küskünleri barıştırmak gerekir dedim. Git konuş dedim, barışın dedim. Oktar da sözümü dinledi, dün mü, bugün mü, annesiyle görüşmüş, yine telefonla görüşmüş. Şu an araları iyi yani araları güzel. Biz de sevabına ereriz inşaAllah. Aralarını düzeltmek için gayret ediyorum inşaAllah, küskünlüklerini kaldırmak için. Çünkü İslam’da küskünlük yok, inşaAllah. İnşaAllah daha iyi olacaklar, daha samimi olacaklar. Ben de gayret ediyorum inşaAllah. Ama Cevat Hoca kendi özünde beni çok sever, görüyorsun.
Tamam, peki bu kadar olsun, HarunYahya.Tv’den devam edelim.
SUNUCU 1: Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo’dan ve Kanal Avrupa ekranlarından izleyebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz. Hayırlı geceler.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kuran Mucizeleri
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...