SUNUCU:Aramıza yeni katılan Hocamız ve değerli konuklarımızla birlikte programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hoş geldiniz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Habertürk’te Fatih Altaylı’yı dinlediniz mi siz? Kim dinledi?
TARKAN YAVAŞ:Ben dinledim Hocam.
ADNAN OKTAR:Neler anlattı?
TARKAN YAVAŞ:Numan Kurtulmuş ile röportaj yapıyordu Hocam, inşaAllah. En başında o dün sizin programda sorduğunuz soruyu sordu. Dedi ki “Erbakan size etki ediyor mu? Bir vasiyet var mı? Direkt parti onun yönetiminde mi ve onun arkadaşlarının? Ne diyorsunuz, bu kongrede değişecek mi bu?” gibi bir soru sordu inşaAllah. Sizin dün dikkat çektiğiniz bir soruydu inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben “buna cevap versin” demiştim Numan Kurtulmuş’a. O da çıktı Fatih Altaylı’da cevap mı verdi?
TARKAN YAVAŞ:Verdi Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne diyor? Özetle ne anladın?
TARKAN YAVAŞ:Özetle Hocam şunu söylüyor; “partiye şu anda direkt bir müdahalesi yok. O şekilde önceden de yoktu, şimdi de yok. Ancak kendisinin birikimlerinden parti olarak istifade ediyoruz sık sık” diye onu söyledi Hocam, inşaAllah. “Diğer insanların da, Erbakan Hoca ile birlikte olan kişilerin de birikimlerinden istifade ediyoruz” dedi.
ADNAN OKTAR:Şimdi insanın sevdikleri vardır. Değer verdiği büyükleri vardır. Onlara vefalıdır, saygılıdır. Onun sözlerinden faydalı olan kısımları alır, ama partinin genel başkanı, tabii ki kendi arkadaşları, kendi yönetimiyle karar verecek. Zaten o nedenle başa getirildi, o gerekçeyle. Dolayısıyla bu üslubu iyi. Yani burada bir acayiplik yok. Oktar Hocam siz ne anlattınız?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Darwinizm konusunu anlattık Hocam, iman hakikatleriyle ve Habertürk’teki konuşmalarından örnekler verip, cevap verdik inşaAllah. Ayrıca Darwinizmin, komünizmin, masonluğun, faşizmin ortak nokta olduğunu Darwinizmin hepsinin temeli olduğu konusunu konuşmuştuk. PKK’nın, anarşinin, terörün. İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu Ertuğrul Özkök yazısında ne diyor? Var mı o yazıyı okuyan?
TARKAN YAVAŞ:Ben varım Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bugün okudun mu? Ne diyor özetle?
OKTAR BABUNA:Ben söyleyebilirim Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Söyle ne diyor?
OKTAR BABUNA:Bugünkü yazısının başlığı: “Birlikte yaşamak zorunda mıyız?” diye bir yazı yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Kimlerle?
OKTAR BABUNA:Kürtlerin Türkiye’den ayrılmaları konusunu tartışmaya açmış bu yazıda Hocam, inşaAllah. “Dün Cumhuriyet Gazetesi’nden Orhan Bursalı” diyor yazısında, “açıkça Kürtlerin ayrılması konusunun gündeme getirilmesi gerektiğini söylüyor.” Bugün de Ertuğrul Özkök aynı yazıyı yazıp, yazısının ilgili kısmında şöyle diyor: “Türkiye, tarihinde ilk defa Kürt meselesini en çarpıcı ve en gerçekçi biçiminde tartışıyor. Diyorum ki artık zamanı gelmiştir. Şarkı söylemenin zamanı da gelmiştir, farkı söylemenin zamanı da. Farklı şeyi söyleme cesaretini bugün, Türkiye’de üniter devletin en muhkem kalelerinden biri olan Cumhuriyet Gazetesi’nin bir yazarı buldu: Orhan Bursalı bakın ne diyor: ‘Türk tarafının elinde tek koz var: Kürtlerin çoğunun ayrılmayı isteyip istemediği. Çünkü doğal veya anormal, tüm ayrılıkların, herkese bir faturası olacaktır. Bu nedenle, bu kozun güçlendirilmesi gerekir.’ Cumhuriyet Gazetesi’nin yazarı açık açık, “ayrılma kozunu, Türklerin ve Kürtlerin önüne koyalım diyor. Cumhuriyet Gazetesi’nin bir yazarı bunu söyleyebiliyorsa, bütün Türkiye söyleyebilir. Haydi gelin ağzımızı alıştırmak için hep birlikte soralım: Türklerle Kürtler birlikte yaşamak zorunda mıdır? Eğer bu ortak iradeyi gösterip yaşayabileceksek, tabii ki yaşayalım. Tabii ki hem Türkler, hem Kürtler için en iyisi budur. Ama yaşayamayacaksak? Yaşayamayacaksak, artık adını koyalım” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi bir kere her halükarda Türkiye’nin bölünmesi diye bir konu olmaz. Bölünelim deseler de, yani herhangi birisi çıksa dese ki; “biz bölünelim,” böyle bir konu olmaz. Onu defalarca söyledik; 70 milyon Türkiye, 70 milyonun tamamını şehit ederler. Ne yapıyorsa yapsın, serbest. Onun dışında böyle bir hülya, rüya kimse görmesin, bu mümkün değil. Yeri göğü birbirine katarız. Öyle bir şey yok. Gök kubbeyi tepelerine çökertiriz. İmkansız o. Şu kadarcık bir yer bile mümkün değil. Onu bir kere unutacaklar, ikincisi orada farz edelim halka öyle anormal bir yapı geliştiğini düşünelim, Allah vermesin. Öyle anormal bir mantık geliştirdiklerini düşünelim bazı kişilerin ve böyle bir şey sorduğunu düşünelim. Şimdi senin kafana kalaşnikof silah dayandıysa, “bölünmek istiyor musun, istemiyor musun?” diye soruyor PKK’lılar. Ne diyecek adam? “İstiyorum” diyecek. Başka ne desin? Mahallede sıkı mı adamın aksini söylemesi? 100 kişilik bir mahallede bir tane PKK’lı olsa, 3 tane silahlı adam, çünkü halk silahsız. “Arkadaşlar ne diyorsunuz, bölünelim mi bölünmeyelim mi?” Koro halinde hepsi birlikte “bölünelim” diyecektir. Ne desin adam? Yoksa tarayacak, ağzını burnunu birbirine katacak. Bıraksınlar bana bunu. Ertuğrul Özkök... Aylardan beri yıllardan beri biz ne anlatıyoruz? “Kardeşim” diyoruz, bak Darwinist, materyalist düşünceyi savunan insanlardaki fikirler o kadar sağlıklı olmuyor dedik. Benim bildiklerimi bir anlatsam, bayağı bir şeyler olur, inşaAllah. Fakat şunu diyelim özetle. Böyle bir şeye müsaade etmiyoruz Ertuğrul Efendi. Yani bunu bilsin. Unutsun ve kimse de böyle bir teklifi hayalinden dahi geçirmesin. Bakın diyoruz gök kubbeyi tepelerine geçiririz. Kim böyle bir şeye yeltenirse. Böyle bir konu olmaz, unutacaklar. Bir kere Güneydoğu Anadolu’yu biz komünistlerin eline teslim etmeyiz. Allahsız, kitapsızların eline teslim etmeyiz. Allah, Kuran düşmanlarının eline teslim etmeyiz. Bunu bırakacaklar. Denemek istiyoruz diyorlarsa, denesinler bakalım ne oluyor bir görsünler, inşaAllah. Anlaşıldı mı? Bunu bırakacaklar. Bu ağızları bırakacaklar. Ertuğrul Özkök de çok gereksiz konuşmuş. Hatalı konuşmuş. Ertuğrul Özkök iyilik yapacaksa Güneydoğu’nun parçalanmasını, bölünmesini istemiyorsa; Allah’a, dine sevgi dolu ifadeler kullansın. Allah inancını pekiştirsin. İmani, Kurani faaliyetler yapsın. Darwinizme, materyalizme karşı tavır alsın, Stalinizmi kötülesin, köşesinden. Anarşi ve terörü kötülesin. Marksist, Leninist, Stalinist düşüncenin tamamen çöktüğünü bilimsel metotlarla açıklasın ve anlatsın. Çözüm budur. Madem böyle bir tedirginliği var. Bu, bu şekilde hallolur, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir kitabı yayınlanmış Hocam. Orada bir ifadesi var. Okuyayım mı?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Yeni yayınlanan kitabında diyor ki; “Yaradan’la tek başıma kalıyorum; kendim, sevdiklerim, yakınlarım, ülkem, dünya için dua ediyorum. Bol bol şükrediyorum. Yaşadıklarım, gezdiğim diyarlar, tavaf ettiğim şehirler, ezan dinlediğim pencereler, seyrettiğim güzellikler, bu hayat ve her şey için borcumu ödüyorum. Müzisyenler için dua ediyorum. Onların hepsini Cennete alması için Allah’a yalvarıyorum. Bu güzel ekmekleri yapanlara, bu üzümleri yetiştirenlere, bu tatları verenlere, hayatımı yaşanır kılan herkese şükranlarımı sunuyorum. İnanmak tek kişilik bir eylemdir. Kendi kendinin cemaati olmaktır” demiş inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi hiç inançsız olmasındansa böyle olması güzel de, şimdi diyor ki; “ben kendi kendime bir din çıkarttım” diyor. Bu çok acayip bir şey. Şimdi Allah, bize bizden ne istediğini bildiriyor. Şimdi “bana vahiy geliyor” diyorsa bu yanlış. “Ben vahiyle böyle bir karar aldım” diyorsa. Vahiy almadan da insan böyle bir karar veriyorsa, o zaman şükretmeyi nereden çıkarttın sen? Yani şükretmen gerektiğini nereden öğrendin? Onu sana din öğretiyor zaten. Allah’ın emri olduğu için öğreniyorsun. Sen diyorsun ki; “Kuran’dan ben bu kısmını beğendim, öbür kısmını beğenmedim.” Birini beğenmiyorsan, hiçbirini beğenmiyorsun anlamı çıkar, değil mi? Bir hükmü beğenmiyorsan hiçbirini beğenmiyorsun demektir. Birini kabul ediyorsan, hepsini kabul etmen gerekir. Ben Allah’ın bu dediğini beğeniyorum ama bu dediğini beğenmiyorum olmaz. Çok çok cahilce bir hareket olur. Olur mu öyle şey? Adam diyecek ki o zaman “ben namazı kabul ediyorum ama orucu kabul etmiyorum, zekatı kabul etmiyorum” diyecek. Olur mu öyle şey? Öbürü de der ki; “namaz tamam ama ahlakı kabul etmiyorum” diyecek. Ne diyeceksin ona? Olur mu öyle şey? Allah en doğrusunu, tam bizim fıtratımıza uygun olanı bize anlatmış. Buna uymakla mükellefiz biz. Şükredeceğiz, Allah’ı çok seveceğiz, Allah’tan çok korkacağız, fakirlere yardım edeceğiz, affedici olacağız, müşfik olacağız, merhametli olacağız yani bütün Kuran’ın hükümlerini yapacağız. Bununla biz mükemmel insan oluruz. Lego din, tego dini falan bilmem ne, o zaman milyonlarca din çıkar, olur mu öyle şey? Ve hepsi de uydurma olur. Allah diyor ayette bak; “bir kısmını putlarına ayırdılar, bir kısmını Allah’a ayırdılar. Tamamı putlarına gider” diyor Allah. “Hiçbirini almam” diyor, “yaptıkları ibadetin hiçbirini almam. Ya benim dediğim ibadetlerin tamamını yaparlar ya kendi kafasına göre bir şey yapıyorsa; ayrı bir put, pagan düşünce veyahut ayrı kendine göre bir din anlayışı varsa, o din tamamen onun olur ” diyor Allah. “Ona ait olur, Ben almam onu” diyor Allah. Açsın baksın Kuran’da. Yani bu ne demek ‘şükrederim sadece’? Kuran’ın birçok hükmü var ve hepsi insanlığı güzelleştiren, dünyayı güzelleştiren izahlar. Birbirinden güzel izahlar, hep bereket bolluk veren. Mesela diyor ki Allah; “birlik olun, beraber olun, ayrılıp dağılmayın” bak, “ayrılıp dağılmayın,” Kuran ayeti. Diyorsun ki; “soralım, ayrılmak isteyen varsa ayrılsın.” Şimdi Allah ne diyor? “Ayrılıp dağılmayın.” Sen başka bir şey söylüyorsun. Öyle bir şey dese bile adam, cahillik ediyordur. Sen adamı Marksist, komünist, Darwinist eğit, “bölünmek istiyor musun, istemiyor musun?” Adam ‘bölünmek istiyorum’ der tabii ki. Diyebilir. Yani çoğunluk olmasa da epey bir insan diyecektir Güneydoğuda, der yani. Korkudan der kimi ama kimi de komünist eğitim aldığı için diyecektir. Komünist, Darwinist, materyalist, Stalinist eğitimden geçmiş bir adam, “bölünmek istiyor musun?” dedin mi, adama ballı baklava gibi gelir. Tabii ki bölünmek isteyecektir. Ayrıca desen ki onlara; “kendi içinizde yeniden bölünmek istiyor musun?” desen, “tabii, bir daha bölünelim” diyecektir. Çünkü Maocu ayrı bölünecektir, Troçkist ayrı bölünecektir, bölünecektir adam. Onlar da kendi içinde bölünecektir. Yani solun 12 Eylül öncesindeki biliyorsunuz nasıl bölünmelere uğramışlar, değil mi? Bölünüyor, bir daha bölünüyor; bölünüyor, bir daha bölünüyor ve çatışıyorlardı kendi aralarında solcular. O onu öldürüyordu, o onu öldürüyordu. Yani sonuç buna gider. Halkı önce cahilleştirip, tek yanlı eğitim verip; Marksist, Leninist, komünist çizgiye çekip epey bir kısmını; Darwinist, materyalist eğitimin manevi çöküntüsü içerisine sokup; ümitsizliğe, acıya gark edip; psikolojisini, dengesini tamamen bozduktan sonra epey bir insanın, “arkadaş bölünmek istiyor musun? “ denir mi? Sen ruhen onu çökertmişsin zaten. Fikren çökertmişsin. Eğiterek, anlatarak ipsiz sapsız abuk sabuk izahlarla mahvetmişsin beynini. O adama sen sordun mu, bunu yapacaktır. Sarhoşa desen ki “evini vermek istiyor musun?”, adam çıkartır anahtarı verir, “al senin olsun” der. Ayıldığında adam ne der? “Ben sarhoşken bunu yaptım. Yanlış yaptım ben. Ver evin anahtarını” diyecektir. Hakkıdır o yani. Halkın epey bir bölümünü sarhoş hale getirdiler. Ayakta duramayacak hale, sarhoş hale getirdiler. Ondan sonra soruyorlar, “ne diyorsun?” diye. Olmaz öyle şey.
“Toprak istiyorum” diyor. Ben, şimdi ben buna çok iyi bir cevap veririm ama olmaz, inşaAllah. Biz büyüyeceğiz, büyük Türkiye olacağız. Türk-İslam Birliği’ni oluşturacağız. Ta Çin’e kadar dayanacağız, ta Roma’ya kadar, Allah’ın izniyle. Roma da dahil. “Hırak’ın şehri” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Roma, detay veriyor. “Kostantiniyye” diyor ve ayrıca soruyorlar, “hangi şehir?” diyorlar. Kostantiniyye’den bahsediyor, “hangi?” denildiğinde, Hırak’ın şehri diyor, inşaAllah. Roma da alınacak. Tekbir ve tevhidle. Peygamberimiz (s.a.v.) bayağı bir müjdelemiş Roma için de, çok güzelliklerden bahsetmiş. Alacağız da ne olacak? Mutlu olacaklar, onları da kurtaracağız. Bereket, bolluk, sevinç, sanat, estetik, güzellik, iyilik. Din nedir, Kuran? İnsan aklının alabileceği en mükemmel hayat, en mükemmel insan. Budur, dinin anlamı budur. En mükemmel insan. Şefkatiyle, ahlakıyla, sevgisiyle, güzelliğiyle, estetik anlayışıyla, bilimiyle, temizliğiyle, adalet anlayışıyla, huzuruyla ve güveniyle en mükemmel toplum, en mükemmel insan. Bunun adıdır İslam. Dünyada biz bunu istiyoruz. Biz yoksa “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur,” işte “ırk üstünlüğümüz var,” işte “bizim üstümüze başka ırk yok,” biz böyle bir şey söylemiyoruz ve ben böyle bir düşünceden uzağım. Böyle bir düşünceyi ben savunmuyorum. Bütün insanlığı biz Hz. Adem (a.s.)’in evlatları olarak görüyoruz. Fakat bir kısmı zehirlenmiş, yanlış eğitim almış. Aynı babanın evlatlarıyız biz. Aynı ailenin çocuklarıyız, Adem ile Havva’dan olduk hepimiz. Dolayısıyla her kurtardığımız insan, ‘elhamdülillah’ diyecektir. Kurtaramazsak da onda da bir hayır vardır ama şefkat duyarız, yine koruyup kollayız, yine o da 1. sınıf insandır. Kaderinde öyle. “Niye senin kaderin böyle?” der miyiz adama? Değil mi, haşa. Allah onu öyle yaratmış. Kimseye zararı olmadıktan sonra bize ne. Gönlümüz ister ki tabii yapmasın. Yani niye Cehenneme gitmesini isteyelim, istemeyiz. Ama olmuyorsa da hayır vardır, Allah onu öyle takdir etmiş, inşaAllah. Başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Günlük haberler var, eğer uygun görürseniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Birlikte yaşamak zorunda mıyız?” Evet, birlikte yaşamak zorundayız. Allah’ın bize emri bu. Yani eğer merak ediyorsa, ben söylüyorum. Bak diyor ki Cenab-ı Allah; “kurşunla kaynatılmış binalar gibi” diyor. “Cenab-ı Allah saf bağlayıp çarpışanları, mücadele edenleri, Allah yolunda mücadele edenleri sever” diyor, “kurşunla bağlatılmış bina gibi.” Başka neler var?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Kıbrıs’ta Kuran kursu, siz bir açıklama yapmıştınız Hocam, baskının konusu olmuştu. Bu yeniden olmuş Hocam, inşaAllah. “Kıbrıs’ta çocuklar için yaz döneminde düzenlenen Kuran kursları Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve Din İşleri’nin denetiminde yapılıyor ve Anayasaya uygun. Buna rağmen geçtiğimiz hafta Eğitim Sendikası’ndan bir grup insan, Kuran kursunu basıp çocukların Kuran eğitimi almalarına karşı çıkmışlardı. Bugün de bir başka yerleşim yerinde, Gönendere’deki Kuran kursunu basıp öğrencileri dışarı çıkarttıkları” haberi var. “Çocuklarının Kıbrıs’ta Kuran kursu alması engellenen ailelerin bir kısmı ise çocuklarını eğitim almaları için Türkiye’ye gönderdi.” Bu şekilde 34 çocuk dün Türkiye’ye gelmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu Doğu Türkistan’ı Çin bıraksa olmuyor mu? Niçin bu, koskoca ülke. Allah rızası için bırak milleti, niye yakasına yapıştı, ben anlamıyorum. Çin ne istiyor bunlardan? Yani ben diğer ülkenin bir ülkeyi esir almasını çok çok çirkin buluyorum ve çok tiksinti verici buluyorum, yani o ülke açısından. Çok kötü bir şey. Bu devirde, 21. yüzyılda esir alma olur mu? Bırak yakasını. Ne alaka, Doğu Türkistan? Çekil, çık. Müstakil ülke orası. Yani Çin nereden çıkarttı bu aklı, ben anlamıyorum. Yani ne üstüne vazife? Gel o zaman Türkiye’ye de müdahale et bari. O zaman da cevabını al tabii. Çin’in Doğu Türkistan’dan tamamen çekilmesi lazım. Yani hiç uzatmayacak. Biz uğraşamayız onlarla. Yani kardeşim, “şöyle adaletli ol, böyle adaletli ol”, biz ne yapalım? Kum gibi kaynıyor adamlar, biz hangi birine bir şey anlatalım? Gitsin ne işleri varsa görsünler. Doğu Türkistanlı kardeşlerimize devretmeleri lazım orayı.
SUNUCU 1:Acaba hala Hunlardan kalma bir düşmanlıkları mı var, Türklere karşı?
ADNAN OKTAR:Düşmanlık olacak bir şey yok. Doğu Türkistanlı çok mazlum, çok efendi insanlar. Kapalı kızlar, acayip mazlumlar, kuzu gibiler çocuklar. Gençleri de öyle çok mazlum. Dedeler falan yaşlı, sakallı dedeler. Çok şahane bir memleket, çok şahane insanlar. Çıkın gidin, bırakın yakalarını. Kendi kendilerine müstakil devlet, normal yaşasınlar. Koskoca, çok büyük biliyorsunuz Doğu Türkistan, ucu bucağı yok. Ne işiniz var yabancı ülkede? Yani şimdi böyle bir şey de kalmadı yani dünyada da kalmadı. Fransa falan hepsi çekildiler. Yani öyle işgal ettikleri bir yer kalmadı. Rusya da bu sevdadan vazgeçti. Çin’e kimsenin ses çıkarttığı yok. Koskoca ülken var kardeşim, çek git. Sen ne istiyorsun bir avuç insandan? Öldürüyorsun, asıyorsun, kesiyorsun, kıyma makinelerinde, şunda bunda. Bu kadar zulme, bu kadar acayipliğe, bu kadar acımasızlığa girmenin alamı ne yani? Ne istiyorsun?
SUNUCU 2:Hocam Çin’deki kendi memleketinde yaşayan insanlar kendileri özellikle temkinli hareket ediyorlar. Yani kendi memleketinde dahi can korkuları taşıyarak yaşıyorlar.
ADNAN OKTAR:Kardeşim özgür değiller, çok acayip bir ortam.
SUNUCU 1:Hala komünizm...
ADNAN OKTAR:Tabii. 21. yüzyıldasın, bırak artık yakasını. Bırak adamları, değil mi? Mesela Rusya da öyle, millete kök söktürüyordu. Bıraktı milletin yakasını, millet şöyle bir “oh, elhamdülillah” dedi, kendine geldi insanlar. Deliye çevirdiler halklarını. Adamlar, insanlıktan çıkmış Çinliler. Geçenlerde bizim çocuklar bir Çinli arkadaşını getirdi. Adam bakıyor, kanım iliğim çekildi yani böyle. Acayip, cin görmüş gibi oldum. Bir hoş oldu beynimin içi böyle. İnsanlıktan çıkartmışlar garibimi. Oksit sarı, böyle anlamsız gözlerle bakıyordu. Dedim, “cinle mi karşılaştım acaba?” dedim. Yazık değil mi? Adam gülsün, konuşsun, normal hayatını yaşasın, bırakın adamları. Bu kadar delirtmenin alemi ne bunları? Gariplerim, bakın resimlerine, Çin resimlerine, oradaki fotoğraflara falan, tam anlamıyla dehşet içinde yaşıyorlar. Bırakın, liberal ekonomi, adamlar ne yapıyorlarsa yapsınlar, güzel, açın. Zaten zengin bir ülke. Bu kadar azap vermenin alemi ne bu gariplerime? Ben Çinlilere de çok acıyorum. Yazık adamlara. Yani onları tabii bu konuda ikna etmek için Avrupa’yı da ikna etmek lazım. Amerika’yı da ikna etmek lazım. Çünkü toplu kamuoyu kanaatinin bildirilmesi lazım Çin’e. O zaman diyecekler “biz ne yapıyoruz? Hakikaten kendimize gelelim” diyecekler. Kimse karışmıyor Çin’e. “Uzak” diyor, kardeşim uzağı var mı? Ticaret de yapalım, bağlantımız da olsun ama mutlu olsun gariplerim. Adamların evleri var, şu kadar odalar. Karı koca ömür boyunca orada yaşıyor. Resimleri var. Adam mühendis. 4 metrekare, 3 metrekare. Allah’tan korkun diyeceğim ama Allah’a da inanmıyorlar, ben ne diyeyim bunlara? Ömür boyu 3 metrekarede yaşanır mı? Bırak adamlar yapsın evi, koskoca Çin, nereye yapıyorsa yapsın, sen ne karışıyorsun? Özellikle Doğu Türkistan’da ne işiniz var? Tamam, bir yanlışlık yapmış girmişsin, çık, git, işine bak. Oraya yaptığın askeri harcamayı bilmem neyi, dağıt milletine dağıt, kendi insanlarına dağıt. Sana ne, gece yarısı Doğu Türkistanlı genç kızları toplayıp götürüyorsun? Ne yaptığı belli değil, nereye götürdüğü belli değil. Dehşet verici bir hareket bu.
SUNUCU 1:Kimsenin de ses çıkardığı yok.
ADNAN OKTAR:Dehşet verici, tabii görünümüyle de, tabii biz dehşete kapılacağımızdan değil ama insanlara öyle bir imaj veriyorlar.
OKTAR BABUNA:Hocam sizin yaptığınız bu açıklamalar, sahiplenmenizden sonra maşaAllah bugün bir Amerikalı yazar yazmış. Sizin söylediklerinizi teyit eden, Doğu Türkistan’la ilgili bir yazısı var Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne diyor?
OKTAR BABUNA:Diyor ki Hocam; İslam Dünyası’nın bile Uygurların yaşadığı zulümle yeterince ilgilenmediğini anlatıyor. Yazıda verilen bazı bilgiler de şu şekilde Hocam; “Müslüman dindaşları bile Uygurların içinde bulunduğu bu durumla pek ilgilenmiyor. Çin'in Uygurların bir halk olarak varlığını tehdit eden politikasına karşı çıkmanın vakti geldi” demiş Hocam, Amerikalı yazar. “Görgü tanıklarının ifadelerine dayanan rapor protestoculara açılan ve yüzlercesi ölümle sonuçlanan ateşin yanı sıra toplu dayağa, binlerce insanın rastgele gözaltına alınmasını ve bölgenin dış dünyayla bağını koparacak şekilde iletişim araçlarının 10 ay boyunca kapatılmasını ayrıntılarıyla anlatıyor. En az bunlar kadar önemli bir nokta da şu; Çinli yetkililer Kaçkar’daki eski kenti tahrip ediyor. 60 bin evden 200 bin insanı çıkarıyor ve Uygur kültürünün beşiği diye adlandırılan bu kenti yok ediyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri General Ban Ki-Moon Doğu Kudüs’te Filistinlilere ait 22 evin yıkılması planını ‘tahrik edici ve uluslar arası hukuka aykırı’ diye niteledi. Fakat eski Kaşgar’ın ve bütün Uygur kültürünün toptan yok edilmesi tek kelimeyi bile hak etmiyor” demiş.
ADNAN OKTAR:Şimdi bunlar işin başka yönüne giriyorlar. İşin pratiğine bakmak lazım. Çözümü nedir bunun? Çin’in vicdanına seslenip olacak iş mi bu yani, “ey Komünist Partisi vicdanlı olun da çekilin”, tabiki dinlemeyecekler. Ben bunu usulen hükmen yani ibadet olsun diye söylüyorum. Adam bundan anlamaz. Tutarsın kolundan, kenara çekil kardeşim dersin, konu biter, bu kadar. Bu neyle olur? Türk İslam Birliği ile olur. İttihadı İslam ile olur. Değil mi? Gidersin oraya, “bak canım kardeşim, bu arkadaşlar bizim kardeşlerimiz, rahatsız oluyorlar, hadi istirham edelim şu askerinizi falan çekip gidin” dersin nezaketiyle. Tıpış tıpış gider adam, bu kadar basit. E çıkmıyorum derse de kolundan tutar çıkarırsın, bu kadar basit yani. Çıkmıyorum demez zaten, deli olması lazım, onu diyemeyeceği belli. Türk İslam Birliği olacak da, 30 milyon kişilik İslam ordusu olacak, dünyanın en büyük ordusu oluşacak, sen diyceksin ki “yok arkadaş ben çıkmıyorum”. Böyle nezaketiyle bir de süpürür de arkasından oraları, temizler de yani. Gıcır gıcır yapar çıkar yani. Çok güzel çıkar. Biz de güle güle deriz başka bir şey olmaz.
Doğu’daki olaylar karşısında ne diyor, Genelkurmay Başkanımız? “Önemli olan, terör eylemleri arttığı sürece hep beraber, tek yumruk halinde en az zararla atlatmak durumundayız” diyor. Doğru söylüyor ama tabii anti-komünist mücadeleyle, anti-Darwinist, anti-materyalist mücadeleyle. Birlik ve beraberlik zaten Allah’ın emri, farz, onu yapacağız. Bak Cenab-ı Allah ne diyor? “Lehimlenmiş gibi olacaksın, kurşunla kaynatılmış binalar gibi” diyor Allah. “Ayrılıp, dağılmayın” diyor, haram bak. Hüküm, muhkem ayet. “Ayrılıp, dağılmayın”. Hiçbir gerekçeyle ayrılamaz Müslüman. İnşaAllah. İttihad-ı İslam’ı kardeşlerimiz çok gündemde tutsunlar. Türk-İslam Birliği’ni sürekli gündemde tutacaklar. Çözüm budur, başka çözüm yok. Oktar Hocam anlat, başka neler var?
OKTAR BABUNA:Hocam, Türk-İslam Birliği sizin söylemelerinizle Hocam inşaAllah, bu Taksim’deki gösterideki fotoğraflar Hocam inşaAllah. Doğu Türkistan ile ilgili bir yürüyüşte Türk-İslam Birliği pankartları açılmış inşaAllah. Türk-İslam Birliği Gönüllüleri ismini veren kardeşlerimiz Hocam dediğiniz gibi bu şekilde resimlerde de inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hay, MaşaAllah. Bak Doğu Türkistanlı kardeşimiz. “Birlik olmak en büyük farzdır.” Tabii, açık Kuran’ın hükmü. Bak bu net çözümdür, çözüm bu. Ve bunu herkes söylediğinde bu konu olacak yani Türk-İslam Birliği olacak. Bakın ben ne kadar kolay bir şey söylüyorum. Diyorum ki; “herkes, yani %70-80 halkımız, milletimiz ‘ben Türk-İslam Birliği istiyorum’ desinler, Türk-İslam Birliği oluşacak” diyorum. Bak ben buradayım. “Demiştin olmadı” desinler bana, yakama yapışsınlar. “Olacak” diyorum. Bir bildiğim var ki söylüyorum. Yani doğrudan talep ve duayla alakalıdır bu. “Türk-İslam Birliğini, YaRabbi biz istiyoruz” dedin mi, Allah nasip eder. Canı gönülden, bak hakikaten helal olsun Hocamıza bak, o Doğu Türkistan’lı bir kardeşimiz demek ki. Başka var mı resimler?
OKTAR BABUNA:Bunlar vardı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam bir daha baştan göster bakayım. Çok güzel. Koçyiğit bunlar, koçyiğit maşaAllah. Bak hiçbirini tanımam, bilmem. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Evet maşaAllah. Kendilerine Türk-İslam Birliği Gönüllüleri ismini vermişler Hocam.
ADNAN OKTAR:Doğru söz. MaşaAllah. Tabii şimdi bizim askere veya devlete anti-komunist mücadele yapın, anti-Darwinist mücadele yapın dememiz biraz zor. Bunu tabii sivil toplum kuruluşları yapacak. Biz yapacağız. Ama mühim olan da bizim yolumuzun açılması. Yani yolumuz açılırsa buldozer gibi ezeriz, inşaAllah. Allah’ın izniyle. İnşaAllah. Oktar Hocam başka ne var.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, PKK lideri Times’a konuşmuş, “daha geniş kapsamlı saldırı olabilir” demiş Hocam. O yönde bir haber vardı.
ADNAN OKTAR:“Daha geniş saldırı olabilir.”
OKTAR BABUNA:Evet İngiliz The Times Gazetesi’ne konuşan PKK liderleri, Türkiye’nin düzenlediği hava saldırılarına misilleme yapmak amacıyla yeni bir silahlı çatışma sürecine girmeye hazırlandıklarını belirtti” diye bir haber var.
ADNAN OKTAR:Çözüm ne?
OKTAR BABUNA: Türk-İslam Birliği Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Başka hiçbir çözümü yok. Yani aksi durumda felaket kapıda, Allah esirgesin. Ama Mehdiyet devrindeyiz. Yani ikinci bir ihtimal yok. İnşaAllah. Mutlaka Türk-İslam Birliği oluşacak inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir de Hocam, Allah’ın izniyle, bu dediğiniz fikri çalışmayla bir tek siz yapabilirsiniz. Anti-Darwinist, anti-komunist, anti-materyalist dünyada bir kişi var, Allah’ın izniyle. Bunu herkes de biliyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir tek ben?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, olsa bilirdik, başkası olsa bilirdik.
ADNAN OKTAR: Şöyle de o zaman. Bak kardeşlerimiz, herkes faaliyet halinde görüyorsun. Siz öncü oluyorsunuz, vesile oluyorsunuz, de.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Yoksa milyonlarca insan var Oktar, yapma.
OKTAR BABUNA:Ama sizin vesilenizle onlar ve yetiştirmenizle Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet inşaAllah Allah vesile ediyor, evet. Vesilelerden bir vesileyim, inşaAllah.
Bu ayetleri yüksek sesle bir oku, inşaAllah.
SUNUCU 1: Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişine ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden Kuran ayetleri: “Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: "Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir."” (Nur Suresi, 55)
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.) ile ilgili ayet var mı diyorlardı, işte buyurun. “Daha öncekiler gibi” diyor. “Daha önce dünya hakimiyeti yaptıklarım gibi yine dünya hakimi yapacağım sizi” diyor Allah. Değil mi? Kimi yaptı Cenab-ı Allah? Hz. Süleyman (a.s.) ve Zülkarneyn’i. İki tane de Buhtunnasır ve Nemruttur, dünyaya hakimiyeti. 5. olarak da “evlatlarımdan Mehdi (a.s) hakim olacak” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Ayette açık açık bunu ifade ediyor.
SUNUCU 1:Evet, Nur Suresi 55. ayet. “Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.” (Saff Suresi, 13. ayet)
“Andolsun, Biz Zikir’den sonra Zebur'da da "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105. ayet)
ADNAN OKTAR:Bu ayet için Cafer-i Sadık yani Peygamberimiz(s.a.v)’in torunu, İmam Cafer-i Sadık ki bütün mezhep imamlarının Hocasıdır. Bütün mezhep imamlarının. Hepsinin Hocasıdır. Ne diyor? Peygamberimizin (s.a.v) hadisini naklediyor. “Bu ayet doğrudan Mehdi (a.s.)’ye bakan bir ayettir” diyor. Bir daha oku ayeti.
SUNUCU 1: “Andolsun, Biz Zikir’den sonra Zebur'da da "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.”
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.) ve talebelerine, İslam ahlakının dünya hakimiyetine, inşaAllah. “Ona bakıyor” diyor İmam Cafer-i Sadık. “Mehdi (a.s.) ve talebelerine” diyor hadiste.
SUNUCU 1:“Andolsun, gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: "Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. Ve hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır."” (Saffat Suresi, 171-173. ayetler)
ADNAN OKTAR:Bizim ordularımız nedir? Türk-İslam Birliği’nin oluşturduğu, 30 milyon kişilik o büyük ordu. “Galip gelecek” diyor Allah ayette. Merak edenler işte. Yok diyorlar ayette. Gösteriyorum işte ayet. “Bizim ordumuz galip gelecek” diyor Allah. Türk-İslam Birliği orduları, 30 milyon kişilik. Bunu da göreceksiniz. İnşaAllah.
SUNUCU 1:“Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.” (Mücadele Suresi, 21. ayet)
ADNAN OKTAR:İşte buyurun, Mehdi (a.s) ile ilgili ayet merak edenler, bir ayet daha. Dünya hakimiyeti ile ilgili bir ayet daha.
SUNUCU 1:“Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile.” (Saff Suresi, 9. ayet)
“Ki O, elçilerini hidayetle ve hak din ile, diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi. Şahid olarak Allah yeter.”
ADNAN OKTAR: Bak bu ayetler açık aleni İslam ahlakının dünya hakimiyetiyle ilgilidir. Bak, “bütün dinlere üstün kılmak için” diyor. Siyasi, sosyal, iktisadi askeri her yönden, inşaAllah.
SUNUCU 1:Bu da Fetih Suresi, 28. ayetti.
“Müşrikler istemese de o dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.” (Tevbe Suresi, 33. ayet)
ADNAN OKTAR:Mehdi’ye (a.s) bakan bir ayet.
SUNUCU 1:“Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır). Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.” (İbrahim Suresi, 14-15. ayetler)
ADNAN OKTAR:Merak edenlere ayetler açık. Evet.
SUNUCU 1:“Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman, Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. (Nasr Suresi, 1-3. ayetler)
“Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik. Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola yöneltsin. Ve Allah, sana 'üstün ve onurlu' bir zaferle yardım etsin.” Bu da Fetih Suresi’nden, 1 ve 3. ayetler.
“Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı.” (Fetih Suresi, 27. ayet)
“Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir.” (Rad Suresi, 42. ayet)
ADNAN OKTAR:Yunus Suresi, 82.
SUNUCU 3:“Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) Kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.” (Yunus Suresi, 82. ayet)
ADNAN OKTAR:Al-i İmran Suresi, 139. En sonuncu ayet. En sonuncu.
SUNUCU 2:“Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.” (Al-i İmran Suresi, 139)
ADNAN OKTAR:Ne diyor Cenab-ı Allah: “Gevşemeyin ve üzülmeyin.” PKK’ya karşı da, komünistlere karşı da. Yani komünist derken komünistin iyisi de vardır. Onu da söyleyeyim. Yani vatanseverdir, insancıldır. Ben böyle kahpe, alçak takımını ayırıyorum. PKK türü, böyle zalim. Yoksa Akademideyken benim komünist arkadaşlarım vardı, gayet insancıl çocuklardı. Saygılı nezaketli. Değil mi? Yani birçok yazar da mesela komünisttir ama nezaketli insanlardır. Bu ayırımı da yapmak lazım. Mesela bölünmeye şiddetle karşıdır. Ama tabii komünizm bünyesi itibariyle zaten bölücüdür. Ama o anlayamadığı için belki, komünizm ruhunu kavramadığı için, o belanın içine girmemiş. Evet. Rad Suresi, 42. ayet.
SUNUCU 4:Rad Suresi, 42. ayet: “Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir.”
ADNAN OKTAR:Bizim milletimizin yüzde 99’u dindar. Yapılan anketle sabit ve Darwinizme inanmıyorlar. Kale evvelAllah. Bölünme, çatlama, kenardan kopma falan, böyle bir olay yok. Olmayacak. Yani ben buradayım. Ve büyüyeceğiz. Ertuğrul Özkök’e de müjdele. Türk-İslam Birliği oluşuyor. Bilakis bölünme yok inşaAllah, büyüme var. Azerbaycan, Irak, Suriye, Doğu Türkistan, hepsi inşaAllah. Gönlü çok rahat olsun. Tedirgin olmuş, gönlünü rahatlatalım buradan, inşaAllah. Bu, gösterdin mi bu hayvanı?
OKTAR BABUNA:Yok göstermedik Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ver bakayım nedir bu?
OKTAR BABUNA:150 milyon yıllık karides Hocam.
ADNAN OKTAR:Hakikaten kalıp gibi kalmış, maşaAllah. 150 milyon yıl.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şu Darwinistler, materyalistler de falan şöyle masanın üstüne. Ertuğrul Özkök de bir tane getirse, Aydın Doğan Bey’le. Değil mi? Biz gazeteyi ihya ederiz yani. 10 trilyon bayağı bir şey olur. Aydın Bey borçlarını da öder. Çok şahane olur yani. Bir tane bana fosil getirecekler. Ertuğrul Bey Darwinist değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hem Darwinist, hem Müslümanım diyor. İyi maşaAllah. Elhamdülillah. Müslüman olsun da. Ama Darwinistliğini düzeltmesi için bizi takip etmesinde titizlik göstermesi gerekiyor. Çok dikkatli dinlesin.
OKTAR BABUNA:Ama artık Hocam, siz olduğunuz sürece, Darwinistler de pek bir şey söyleyemeyecek duruma geldiler. Hatta bir konferans olduğunda; hep sizin bir talebeniz var hep sizi seven biri orada bulunacak diye kimlik kontrolü yapıyorlarmış artık.
ADNAN OKTAR: Allah, Allah. Fikirlerimizi bomba gibi görüyorlar. Acayip tehlikeli yani bir konuşma yapar iş biter diye. Bol boy çay içip, ondan sonra o dedemiz, ‘Anuştayn, Anuştayn’ (Einstein kastediliyor) diye ortalarda geziniyor böyle, eli sırtında. Mehdi’den (a.s) bahsediyor. Evrim konferansı, adamlara benim Mehdi (a.s.) olmadığımı anlatıyor. Kardeşim ne alaka? Ben Mehdi (a.s.)’yim dedim mi? Sen evrimle ilgili bir toplantı yapacağım diyorsun, konuyu Mehdiyete getiriyorsun. Aç Kütüb-i Sitte’den, güzel güzel izah et.
OKTAR BABUNA:Bütün toplantı bu konuyla ilgiliymiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Şimdi Hocam bana herhangi bir sayfa açsın. Bir sayfa ver. Ya Allah, Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Kasas Suresi. “Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.” Dünya hakimi yapmak istiyorduk diyor Allah ve ebcedi 2021 tarihini veriyor. Tek bir tarih veriyor, 2021. “Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak”. Müslümanlar güçten düşürüldü, değil mi? “Lütufta bulunmak, onları önderler yapmak,” hakim yapmak ve önderler yapmak istiyorduk. Yani “mirasçı kılmak istiyorduk” diyor Allah. 2021. Hz. Mesih (a.s.)’in vakti aynı zamanda, inşaAllah.
Evet, programımıza internetten devam edeceğiz, değil mi? HarunYahya.Tv’den.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
SUNUCU 1:HarunYahya.Tv sitesinden 24 saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi bize AhirZamanSohbetleri@hotmail.com adresinden ulaştırabilirsiniz. HarunYahya.Org ve HarunYahya.Net adreslerinden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo, Kanal S Tv, Samsun AKS ve Tv Kayseri’den takip edebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv sitesinden devam edeceğiz. Şimdilik hoşçakalın.
Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...