ADNAN OKTAR: Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ne diyor? “Cereyan-ı münafıkane” diyor, değil mi? Deccal cereyanı için, “Deccal-i münafıkane.” Süfyaniyet için söylüyor. Yani şahs-ı manevisinin temsilcisi biliyorsunuz, Hafız Esad’dır. Birçok Müslümanın katline, fitneye sebep olmuştur. Ama şahs-ı manevisini temsil eden kişi olarak bir tek o değil tabii, birçok insan vardır.
Evet, şimdi yine anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah. Bir özelliği de inşaAllah, “geride kalmayı seçmeleri olarak” bildiriyor Allah. Bir ayette şöyle buyuruyor. Şeytandan Allah’a sığınırız; “Allah’ın elçisine muhalif olarak” yani Hz. Peygamber (s.a.v.)’e, günümüzde de Hz. Mehdi (a.s.)’ye karşı çıkarak, muhalefet ederek, “(savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler.” Bakın bir mücadele var, değil mi? Cihad ortamı, fikren bir mücadele ortamı. Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde de bir mücadele ortamı vardı. Hz. Mehdi (a.s.) döneminde de bu şekilde. Geride kalıyorlar yani kendilerini güya riskten korumak için, bu tehlikenin içerisine girmemek için. Ve geride kalmalarına da sevinç duyuyorlar. Yani kendilerini akıllı gibi görüyorlar, haşa üstün gibi görüyorlar. Müslümanların yaptığı bu mücadeleyi haşa aşağı gibi görüyorlar ama asıl aşağılık olanların kendileri olduklarını bildiriyor Allah. “Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücadele etmeyi çirkin görerek,” bunu kötü bir şey gibi görerek, halbuki Allah bunu emrediyor Kuran’da. “"Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı.” Yani çeşitli mazeretlerle; o dönemin sıcaklığı olabiliyor bu, “evlerimiz açıktır” diyorlar, işte “tehlikeye girmeyelim” diyorlar. Sudan sebeplerle böyle, Allah’ın emrettiğini yapmayıp tamamen aksini yaparak geride kalmayı seçiyorlar.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, çok önemli bu konu, onun için detaylı anlatmanızda çok büyük fayda var. İnşaAllah. Berker Hocam devam et.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Allah’ın elçisini ve müminleri takdir edemiyorlar münafıklar Hocam. Ayet-i kerimede şöyle buyuruyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. “Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah'ın, O'nun Resûlü'nün ve mü'minlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar.” Münafıkların sadece çıkara dayalı bir bakış açısı olduğu için, hep kendi menfaatlerine, hep nefislerine yönelik bir düşünceleri olduğu için; Allah’ın elçisinin de, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sürekli Allah’ın rızasını seçen hareketleri karşısında onlar, örneğin ben mesela müsaade ederseniz sizden örnek vereyim Hocam. Şimdi biz imanı, güzel ahlakı sizin vesilenizle öğrendik. Kuran’dan ve sünnetten gelen ilminizle Hocam. Mesela ben, 25 yıldır sizi, mesela bir şey söyleseniz, bir tavsiyede bulunsanız bunda mutlaka Allah’ın rızası vardır. İslam dininin yüksek al-i menfaatleri vardır ve bu bir kişiye ise, o kişinin mutlaka Ahiretine yönelik bir iyilik vardır. Bu üç unsur mutlaka ve mutlaka bir milyon kere söylediyseniz hepsinde ve hepsinde mutlaka vardır. İşte mesela münafıklar bunları, bunu takdir edemediği gibi her şeyi kendi nefsi için düşündüğünden kendince düşmanlık yapıyor. Çünkü siz Allah için tercih ediyorsunuz, o nefsi için tercih ediyor ve o zaman hep bir kin, bir öfkeyle kendini geri bırakıyor ve eninde sonunda doğru yoldan ayrılıyor.
ADNAN OKTAR:Münafıkların şerrinden Allah’a sığınıyoruz. Felak ve Nas Surelerini okumak lazım onlara. Oku, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Felak Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. “De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden,” yarattıklarının kötülüğünden. “Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfüren-kadınların şerrinden,” yani gecede siz açıklamıştınız Hocam, kötülüklerin olduğu, olabileceği bir ortam oluyor, onun kötülüğünden. “Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden ve hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden.” Hased eden, kıskançlık duyanın yapacağı kötülüklerden.
Nas Suresi, Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla. “De ki: İnsanların Rabbine sığınırım. İnsanların malikine, insanların (gerçek) İlahına; 'sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran' vesvesecinin şerrinden.” Yani kalplere vesvese veren, kötülük fısıldayanın kötülüğünden Allah’a sığınırım. “Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar); gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan her hannas'tan Allah'a sığınırım).”
ADNAN OKTAR:Ayet el Kürsi’yi de okumak gerekir. Ayet el Kürsi’yi de aç, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah… O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür.”
ADNAN OKTAR:Bir defa daha oku. 3 kere okuman lazım. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. “Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür.”
“Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Münafıkları yaktın. İblisi, şeytanı da yaktın, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam, vesilenizle.
ADNAN OKTAR:Devam edelim, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Dinde zorlama (ve baskı) yoktur.” Dinde hiçbir şekilde zorlama olmaması gerekir. Zorla ibadet etmek, zorla kimse Müslüman da yapılmaz. “Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulba yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir.” Kim inkarcı düşüncelere, inkara sapmayıp, Darwinizmi, materyalizmi kabul etmeyip Allah’a inanırsa; Müslüman olursa, Kuran’a uyarsa, “o sapasağlam bir kulba yapışmıştır.” “Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır;” karanlık inkarsa, nur Allah’ın aydınlattığı Kuran, İslam, inşaAllah. “İnkar edenlerin velileri ise tağut'tur.” Şeytandır, inkarcılardır. “Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır.” Cehenneme atılacaklardır. “Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda İbrahim'le tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demişti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti.” Yani bir tartışmaya giriyor. Hz. İbrahim (a.s.); “Allah’ın sonsuz güç sahibi olduğunu dirilttiğini ve öldürdüğünü” söylüyor. O da kendi küçük aklınca; “ben de öldürür ve diriltirim” diye cevap veriyor. “(O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah Güneş'i doğudan getirir, (haydi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı.” Bunu günümüze uyarlarsak Hocam inşaAllah, Darwinistler de bu şekilde bir şeyi iddia ediyorlar. Tesadüfen olduğunu, hatta diyorlar ki; “hücre yaptı” diye haberler çıkmıştı. Bir parça geni alıp, siz radyonun parçaları gibi açıklamıştınız; “bir parçayı alıp diğer parçaya naklediyorlar ama radyoyu yapan kim?” demiştiniz. “Biz hücre yaptık” diye ortaya çıkmışlardı. “"Şüphe yok, Allah Güneş'i doğudan getirir, (haydi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı.” Yani bu şekilde olmadığı anlatılınca, delillerle Allah’ın sonsuz gücü, verecekleri hiçbir cevap olmadığını görüyoruz inşaAllah. “Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şimdi göster o güzelliklerden.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Neler var?
OKTAR BABUNA: Sevimli canlılar var.
ADNAN OKTAR:Bakalım. Ah onları yiyeceğim ben, onları. Onların ben burnunu yiyeceğim, kulaklarını yiyeceğim. MaşaAllah, çok şiddetli sevimliler, maşaAllah. Tam öpmelik. MaşaAllah. Annesiyle, maşaAllah. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, gözleri masmavi.
ALTUĞ BERKER: “Allah merhamet edenlerin merhametlisidir” diyor. En merhamet sahibinin tecellileri maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tam bal, şeker bunlar, maşaAllah. Hepsi birbirinden hoş, maşaAllah. Cennette bunlar dolu olacak, inşaAllah, Allah’ın izniyle. Daha güzelleri, daha hoşları. Tam öpmelik, maşaAllah. Pamuk, tam pamuk.
Ama çok iyi oldu, münafıkları bu kadar detaylı anlatmanız. Süper oldu, inşaAllah.
İslam ahlakının dünyaya yaklaşan bir güzelliği var. Bunu önümüzdeki günlerde bütün açıklığıyla göreceğiz inşaAllah. Münafıkların eleştirilmeleri son derece önemli, anlatılması çok önemli. Çünkü doğrudan küfür değil de, İslam aleminde en büyük tehlike münafıklık. Münafık tehlikesi var. Bediüzzaman da diyor; cereyan-ı münafıkane” diyor. Bak, “cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacak” diyor. Yani hem küfrü, hem cereyan-ı münafıkaneyi. Onun için Mehdi (a.s.)’nin görevi zordur, kolay bir görev değil, inşaAllah. Siz bu ayetleri her okuduğunuzda münafıkların beyni paramparça oluyor. Ama bununla bırakmayacağız tabii, çok detaylı anlatacağız. Hadislerle anlatacağız, ayetlerle anlatacağız, yine anlatacağız, yine anlatacağız. En az Darwinizmi anlattığımız kadar bu konunun da anlatılması gerekiyor. Son derece hayati bir konu inşaAllah ve günümüze uyarlanarak anlatılması çok önemli inşaAllah. Peygamber (s.a.v.) devrindeki münafıkların tavrını çok kapsamlı anlatmamız gerekiyor, inşaAllah. O devirdeki münafıkların hayatı hep rapt altına alınmıştır, yazılmıştır. Onları Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hayatından alıntılarla kapsamlı anlatacağız, inşaAllah. Ama önce ayetler tabii. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) müthiş zor bir ortamda kalmıştır, münafıklardan dolayı. En eşet mahluklar onlardır. Hem çok cibilliyetsiz, karaktersizdirler. Hem bakarsın evliya görünümündedir, takva görünümündedir. Ama çok küçük bir şeye tamah eder, süper aşağılıktırlar. İçte dinsiz oluyorlar, imansız. Allah’a düşmandırlar, haşa. Fakat Müslümanlardan çekindikleri için kendilerini dindar gösterirler. Buna karşı da münafığın en önemli özelliği deşifre edilmesidir. İyice anlatmak gerekiyor. Kuran’ın yeterliliğine inanmaz, Kuran’a inanmaz. Hurafeye yatkındır münafık, hurafe arar. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da hep hurafe aradılar. Hz. Ömer (r.a.)’i niye şehit ettiler? Hurafeye karşı olduğu için münafıklar şehit etti. Hz. Ali (r.a.)’yi niye şehit ettiler? Hurafeye karşı olduğu için, Kuran’ın yeterliliğine inandığı için şehit ettiler. Böyle bir kahpe zihniyet içindeler. Hz. Ömer (r.a.) de, Hz. Ali (r.a.) de sünnete tam uyan, Kuran’a tam uyan insanlardı. Şimdi devam et Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, estağfurullah Hocam. Münafıkların Allah’ın elçisi ve Kuran’ı takdir edememelerini anlıyoruz Kuran’dan. Allah bir ayette şöyle buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırız; “Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah'ın, O'nun Resûlü'nün ve mü'minlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar.” Yani münafıklar Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde Peygamber (s.a.v.)’i ve Müslümanları takdir edemiyorlar. Güç, onur ve üstünlüğün onun yanında olduğunu. Küfürle iş birliği yaparak onların yanında olduğunu zannediyorlar. Günümüze uyarlayacak olursak da Hz. Mehdi (a.s.) ve Mehdi (a.s.)’nin yanındaki Müslümanların yanında değil, güç ve onuru küfürde, ona düşmanlık yapanlarda, aşağılık olanlarda arıyorlar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Berker’im anlat.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Ayetlere devam edeyim, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Evet.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah’a sığınırım. “İşte orada, iman edenler, sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı. Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı. Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyorlardı.”
Başa dönüyorum. Şeytandan Allah’a sığınırım. “İşte orada, iman edenler, sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı.”
ADNAN OKTAR: Müslümanlara saldırı olduğunda etraf sarsılır, bu imtihan ortamıdır.
ALTUĞ BERKER: “Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı.”
ADNAN OKTAR: Bak imanlarını kaybediyorlar, hemen imanlarında zafiyet.
ALTUĞ BERKER: Onlar bir menfaat bekledikleri için boş geliyor Allah’ın rızası, inşaAllah. “Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyorlardı; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.”
ADNAN OKTAR: Yani Peygamber (s.a.v.)’in aileye önem vermediği iddiasında onlar. “Biz aileyi senden daha iyi koruyoruz” diyorlar, haşa, Peygamber (s.a.v.)’e karşı. Yani aile mefhumunu esas alıyorlar. Kuran’ı esas almıyorlar.
ALTUĞ BERKER: Evet, inşaAllah Hocam. “Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın.” Kafirden eşettir, söylemiştiniz Hocam. En tehlikeli varlıklar. O yüzden Allah “en alçak tabakasındadırlar” diyor, münafıklar Cehennem’in, inşaAllah.
“Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır.”
“Ki (bunlar) Allah'ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah'ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Kayba uğrayanlar, işte bunlardır.” Önce onaylıyorlar, daha sonra bozuyorlar. Önce söz veriyorlar, sonra sözlerinden dönüyorlar. Sahtekarlar yani, sözleriyle yaptıkları birbirini tutmuyor. “Allah'ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler” Kuran ile Allah’ın varlığını, birliğini anlatmayı; emr-i bil-ma'ruf, nehy-i ani'l-münker'i yapmamaya çalışıp, engellemeye çalışıyorlar.
ADNAN OKTAR: Şerhi kendi aranızda da yapın. Şerh çok önemlidir. Yani günümüze uyarlanması çok önemlidir. Onu detaylı anlatacaksınız inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. “Ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar.” Nifaka yönelik, bozgunculuğa yönelik, fitneye yönelik; hareketleri ve tavırları hep böyle şeylere yönelik oluyor inşaAllah, Hocam. “Kayba uğrayanlar, işte bunlardır” diyor Hocam. Cehenneme gönderiyor Allah onları.
ADNAN OKTAR:Oktar’ım anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Müminlere karşı ve özellikle de Peygamberimiz (s.a.v) döneminde Peygamber (s.a.v)’e ve günümüzde de Hz. Mehdi (a.s)’ye karşı yanından ayrılan münafıklar çok büyük bir kin taşıyorlar. Ama asıl kin duydukları Peygamber (s.a.v) ve Hz. Mehdi (a.s) günümüzde. Allah ayette şöyle buyuruyor; “Yoksa onlar, Allah’ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar?” Büyük ölçüde haset ederler. Müslümanların güzel hayatı, onların güzel evleri; rahat, güzel yaşantıları onları müthiş bir kıskançlığa sürükler. “Size bir iyilik dokununca tasalanırlar.” Müminlerin başına gelen iyilikler, güzellikler onlara müthiş bir kıskançlık sebebi oluyor, haset sebebi oluyor, çatlıyorlar. “Size bir kötülük isabet ettiğinde ise buna sevinirler.” Yani “zorlu imtihan ortamında müminlerin, Müslümanların başına gelen, Allah’ın dilemesi ile başına gelenler onları çok sevindirir” diyor Allah. “Eğer siz sabreder ve sakınırsanız onların hileli düzenleri size hiçbir zarar veremez.” Onların yapmaya çalıştığı faaliyetler, Müslümanların aleyhine hileleri, örgütlü faaliyetleri, Allah “kesinlikle hiçbir zarar veremez” diyor.
ADNAN OKTAR:Münafıkların bir mucize olarak etki etmeme gücü vardır. Müslümanlara zarar veremiyorlar. Kaderlerinde yok. Ne yaparlarsa yapsınlar zarar veremiyorlar. Hep kendi ayaklarına dolanır. Her türlü kurdukları tuzak kendi ayaklarına dolaşır. Bu, mucize olarak böyledir. Onlar bağımsız yaşadığını zannediyorlar. Halbuki onları yönlendiren de Allah, onları yaratan da Allah. Onlar farkında değil onun. Evet, devam et Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:“Şüphesiz Allah yapmakta olduklarını kuşatandır.” Ama Allah sonunda hesaba çekecek inşaAllah. “Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler.” Yani Müslümanlara saldırıp da onları ele geçirdikleri takdirde, ona düşmanlık yapacakları, zulmedecekleri. “Ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar” diyor Allah. Bakın “ellerini ve dillerini,” ‘dillerini’ günümüzdeki haline uyarlarsak; medya yoluyla, basın yoluyla, attıkları iftiralarla, “onlar sizin inkar etmenizi içten arzu etmişlerdir.” Müslümanların da kendileri gibi inkar etmelerini istiyorlar. İman etmeleri onları çok kızdırıyor ve imanlarında kararlı olmaları, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Münafıklar, haşa Allah’ı beğenmezler asıl. Sonra Peygamber (s.a.v)’i, sonra imamları. Yani onların hastalığı oradadır. Asıl Allah’a karşı içlerinde öfke vardır. Onu Peygamber (s.a.v)’e yansıtıyorlar. Yahut mesela asrımızda Mehdi (a.s)’ye yansıtırlar. Kökende imansızlıktan kaynaklanıyor asıl hastalıkları. Evet devam edelim.
OKTAR BABUNA:Müslümanların arasında oldukları süre içerisinde de, Müslümanların arasını açmaya çalışırlar. Allah şöyle buyuruyor. Şeytandan Allah’a sığınırız; “Zarar vermek” yani Müslümanlara zarar vermek, “inkarı (pekiştirmek), müminlerin arasını ayırmak,” yani müminlerin inkar etmelerini istiyorlar, insanların inkar etmesini istiyorlar. “Müminlerin arasını ayırmak,” müminleri bölmek, onları birbirinden ayırmak, “ve daha önce Allah’a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler,” Kendilerinde böyle bir risk gördükleri için Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde Hz. Peygamber (s.a.v)’in yanında, Hz. Mehdi (a.s) döneminde Mehdi (a.s)’nin yanında ayrı bir yere geçip, sığınacakları bir yer bulup, oradan onların mücadelelerini, onların başlarına gelenleri uzaktan bakmak.
ADNAN OKTAR:Onlara yapılan saldırıları uzaktan izliyorlar. Takip etmek istiyorlar. Korkuyorlar, yanlarında durmak istemiyorlar, onlara da bir zarar gelir diye. Müslümanları uzaktan izleyerek kendilerince kurnazlık yaptıklarını düşünüyorlar.
OKTAR BABUNA: “Mescid edinenler ve: "Biz iyilikten başka bir şey istemedik" diye yemin edenler (var ya,)” çok yalancılar, süper yalancılar. Güya böyle bu şekilde iyilik istediklerini, Müslümanların iyiliğini istediklerini iddia ediyorlar ama içlerinde tamamen sahtekarlar ve çok büyük kin ve nefret taşıyorlar aslında. Özelliklede Hz. Mehdi (a.s)’ye ve yanındakilere karşı. Peygamberimiz (s.a.v) döneminde, Peygamber (s.a.v)’e inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Birbirlerinden çok şiddetli nefret eder münafıklar. Çok aşağılık görürler birbirlerini.
SUNUCU:Birbirlerini de?
ADNAN OKTAR:Tabii, Kuran’da var. “Kalpleri paramparçadır” diyor. Yani akıl almaz bir nefret. Çünkü hepsi birbirlerinin aşağılık olduğunu biliyor. Fakat bir çıkar grubu oluştuğu için, çıkarlarından dolayı birbirlerine ses çıkarmıyor. Mesela köpekler, sokak köpekleri birbirleri ile şey yapamaz. Menfaatlerine dokunduğunda birbirlerine saldırırlar, değil mi? Kurt da öyledir, değil mi? Gerekirse birbirlerini parçalarlar. Münafıklar da öyle.
OKTAR BABUNA: “Diye yemin edenler var ya, Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahitlik etmektedir.” Allah çok iyi biliyor tabii kalplerinden geçirdiklerini, inşaAllah. “Eğer yakın bir yarar” yani bir dünyevi çıkar olsaydı. Onların düşüncesi ile evler, arabalar, evlilik, para, “ve orta bir sefer olsaydı,” yani kolay işler, onların görüşüne göre, kolay dünyevi şeyler, “onlar mutlaka seni izlerlerdi.” Yani mutlaka arkandan gelirlerdi. “Ama zorluk onlara uzak geldi.” Müslümanların mücadelesi, küfre karşı verdiği mücadele onlara uzak geliyor. Onu istemiyorlar.
ADNAN OKTAR:Berker’im biraz da sünnetten, Peygamberimiz (s.a.v)’in dış görünümünden anlatalım.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Peygamber (s.a.v) ve ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler var Hocam onları okuyacağım inşaAllah. Sünen'i Nesei’den bir hadis okuyorum. “Berâ (RadiyAllahu anh)'dan; Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) kadar güzel kimse görmedim. Kırmızı hırkasını giymiş, saçları omuzlarına yaklaşmıştı.”
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam. Uzun saçlı, omuzlarında maşaAllah. Kütüb-i Sitte’den yine. “Ebû Katâde (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Ey Allah’ın Resulü" dedim. "Benim omuzlarıma kadar dökülen gür saçlarım var. Tarayıp tanzim edeyim mi?" "Evet" dedi. "Evet, ona ikramda bulun!" sözü sebebiyle, günde iki sefer (bakım yapar ve) saçlarını yağlardı.”
“(Ebû Talib'in kızı) Ümmü Hâni (Radiyallahu anhu) şöyle demiştir: "Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) Mekke'ye dört gadiresi (örgüsü) olduğu halde girdi." Ümmü Hâni gadire ile saç örgülerini kastetmiştir” diyor. (Sünen-i Tirmizî, Cilt. 3) de geçiyor bu inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet şunlardan devam edelim.
ALTUĞ BERKER:Sahih-i Buhari, 9/177. “Abdullah ibn-i Ömer (ra) dan rivayet olunduguna göre Nebi (sav) demiştir ki:"Ben bu gece kendimi rüyamda Kabe'de buldum. Ansızın esmer bir kişi gördüm. Sanki o, esmer insanlardan görülenlerden en güzeli, başının saçı iki omuzu arasında sarkıyordu. Taranmış ve arınmıştı da başı su damlatıyordu. İki elini iki kişinin iki omzuna koyarak Beyt-i tavaf ediyordu. 'Bu kimdir?' diye sordum. Onlar: Bu Meryem'in oğlu Mesih'tir, dediler."”
ADNAN OKTAR: Şunlardan devam edelim.
ALTUĞ BERKER:Sahîh-i Müslim, Cild 7, Hadîs No: 95. “Katâde, Enes'den şöyle tahdis etti: "Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın saçları iki omuzu arasını döver dururdu."”
“Hz. Aişe (Radiyallahu anha)'den şöyle rivayet var: "Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın omuzlarına ulaşmayan ve kulak yumuşaklığını geçen saçı oldu."”
“Ziyad bin Husayn babasından naklen anlatıyor: "Medine'de Resûlullah'ın yanına gittiğimde bana: Yanıma yaklaş, buyurdu. Yanına yaklaşınca elini saçımın örgüsünün üzerine koydu, saçımı okşadı, bana dua etti.”
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v)’in saçı da uzun, iki taraftan örgülü. Sahabelerin de uzun veörgülü oluyorlar. Ondan bahsediyor hadiste, inşaAllah. Hz. Musa (a.s.)’nın saçının uzun olduğuna dair de hadis var. “Hz. Musa (a.s.)’nın da saçları uzundu” diyor hadiste. Hz. Harun (a.s.)’un da saçları uzun biliyorsunuz. Hatta kardeşi saçlarına elini tutuyor. Ayette, Kuran’da geçiyor. Eliyle sarıp tutuyor, onu yakalarken, ondan bahsetmesi saçının uzun olduğunu açıkça gösteriyor.
Evet bir ayet okuyalım. 157, Araf Suresi. Berker okusun.
ALTUĞ BERKER:Okuyayım Hocam inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar ki yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de geleceği yazılı bulacakları ümmi haber getirici olan elçiye uyarlar.’’
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz (s.a.v)’e bakıyor. Ama aynı zamanda Mehdi (a.s)’ye bakıyor. Mehdi (a.s) de ümmi biliyorsunuz. “Arapçayı pek bilmez” diyor Peygamberimiz (s.a.v).
ALTUĞ BERKER:Burada not almışsınız, ebced yazmışsınız Hocam. 2025 ebcedi, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ebcedi 2025.
ALTUĞ BERKER:“O, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.” MaşaAllah. “Taassuplardan kurtarıyor” demiştiniz Hocam siz daha önce de.
ADNAN OKTAR:Bak MaşaAllah. Hz. Musa (a.s.)’nın öfkesi demiştim ya, ondan bahsediyor ayette. 154. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Musa kabaran öfkesi (gazabı) yatışınca levhaları aldı. (Onlardan bir) Nüshasında "Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vardır" (yazılıydı).”
ALTUĞ BERKER:150. ayette Hocam, saçını tutması.
ADNAN OKTAR:“Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu” diyor, “(ki Harun ona:) "Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma"” diyor. Bak “kardeşini kendine doğru çekiyordu” diyor. Saçlarından ve sakalından tutuyor inşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah, şimdi bahsetmiştiniz Hocam, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Evet, çok manidar açar açmaz çıkması, maşaAllah. “Kabaran öfkesi yatışınca’’ diyor Cenab-ı Allah, inşaAllah. “Musa kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndüğünde onlara: "Beni arkamdan, ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?" dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu.” O da diyor ki; “Annemin oğlu, bu topluluk beni zayıflattı.” Onu merhamete davet etmek için annesinden bahsederek yaklaşıyor, maşaAllah.
Evet, bitmiş programımız. İnternetten devam edeceğiz inşaAllah.
SUNUCU:HarunYahya.Tv internet sitemizden yayınlarımızı 24 saat takip edebilirisiniz. Soru ve görüşlerinizi bize AhirZamanSohbetleri@hotmail.comadresinden bildirebilirsiniz. HarunYahya.Org ve HarunYahya.Net adreslerimizden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz indirebilirsiniz. Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo ve Kocaeli TV ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv internet sitemizden kaldığımız yerden devam edeceğiz. İyi geceler.
Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Canlılar Dünyası
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...