SUNUCU:Yayınımıza HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz inşaAllah. Hocam, nasıl başlamak istersiniz?
ADNAN OKTAR:Tarkan’ım ne diyelim, ne yapalım?
TARKAN YAVAŞ:Estağfurullah Hocam, nasıl uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Allah bizimle uğraşanların hep ayaklarına dolandırıyor. Birileri gittiler, gizli şahitlik ettiler aleyhimizde. İşte şunlar oluyor, bunlar oluyor, akıl almaz, ipe sapa gelmez, işte iki yüz kişi tecavüz etti bilmem ne, işte altı sene kaldım. İki yüz kişi tecavüz ediyorsa altı sene ne işin var senin orada. Değil mi? Altı saat durma. Bir de ne özelliğin var da bütün millet aklını mı yedi, seninle oturup uğraşacak, değil mi? Niçin öyle bir şey olsun? Nitekim bu tiplere, bu şantajcı takımına polis bir operasyon düzenledi. Çünkü iki yüz milyarı vermeyince adam gidip aleyhte böyle konuşuyor. “Ya bu parayı vereceksin” diyor, “ya aleyhinde konuşacağım” diyor. Biz de gittik, dedik devlet bizi korusun. Şantaj yapıyorlar. Polis izledi baktı, doğru. Sözümüz doğru. Tak gitti, enselerine yapıştılar. Aldılar eşyalarını, bilgisayarlarını, alıp götürdüler emniyete. Adam bir çıktı. Dine, imana, mukaddesata akıl almaz bir kin yazışmalarında, İslamiyet’e, Kuran’a, bizlere. Bizden şikayeti ne biliyor musun? “Serbest cinselliği kabul etmiyorlar” diyor. O yüzden öfke duyduğunu söylüyor, serbest cinselliği kabul etmediğimiz için, yazışmasında, annesi ile yazışıyor. Tabii kendi hayatı ile ilgili anlattıkları rezalet. Onları söylemeyeyim. Akıl almaz kepazelik tarzında. Paraya kavuşacakları günden bahsediyorlar. İki yüz milyar gelecek. Onun sevincine kapılmışlar. Bankaya yatıracağını söylüyor annesi. Heyecanlanmışlar para gelecek diye. Bizlere nasıl oyun oynadıklarını, nasıl tuzak kurduklarını, onları anlatıyorlar. Nasıl iftira ettiklerini, onları anlatıyorlar. Bayağı heyecanlanmışlar. Bir de baktık olayın arka planında daha da acayip olaylar var. Polis bu sefer olayı daha da genişletti ve derdest yakalandılar özetle. Allah mutlaka ayaklarına dolandırıyor böyle tiplerin.
TARKAN YAVAŞ:MaşaAllah. Bir ayet okuyacağım Hocam inşaAllah. “Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.” İnşaAllah Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’e de inşaAllah böyle münafıklar musallat olmuşlar. Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, saldırmışlar. Allah da bunu Kuran’da bize apaçık buyuruyor. Eğer bu kışkırtıcılığa bu tutumlarına eğer son vermezlerse seni onların üzerine saldırtırız ve onlar az bir süre kalırlar diyor. İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) zamanında da bu şekilde olacak. Böyle bu kışkırtıcılıklar şu an oluyor Hocam inşaAllah. Görüyoruz. Basın yolu ile oluyor, bu dönemin teknolojisi ile oluyor. Allah da onları kısa bir süre tutup sonra yurt dışına veya bir başka uzak taraflara göndertiyor Hocam, inşaAllah. Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR:Tabii devlet musallat oluyor burada da. Devlet yakalarına yapışıyor burada. Parayı nasıl yiyeceklerini oturup anlatmışlar. Kendi iş yerinde çalıştığı patronuna nasıl sarkıntılık edeceğinin planlarını annesi ile yapıyorlar, onu yazmışlar yazışmada. Annesi akıl veriyor. Nasıl sarkıntılık yapacak adama, nasıl etkileyecek. Bir de adama karşı da akıl almaz aşağılayıcı. Ne domuzluğunu bırakmış, ne hayvanlığını bırakmış. Süper aşağılıyor adamı. Yani nasıl nefret ettiğini anlatıyor. Annesi de onu nasıl kafalayacağını anlatıyor. Uzun uzun taktik veriyor sayfalarca. Böyle adamları karşımıza getiriyorlar, diyorlar “bu sizden şikayetçi”. Yani ya para vereceğiz kurtulacağız, ya “hakkında şikayet edeceğim” diyorlar. Şimdi gitsinler kanuna anlatsınlar, devlete.
Vatan Gazetesi de söz verdi tekzip yapacağız diye, gittiler müdürü ile konuştu çocuklar, “buyurun hoş geldiniz. Yanlışlık olmuş. Hata yaptık. Ben haberim olsa böyle bir haber yayınlatmazdım. Nasıl oluyor bu işler...” falan demiş. Sonra haber yok. Tekzip yok. Hani tekzip yapacaktınız. Biz de şimdi mecburen mahkeme kanalı ile tekzip yaptıracağız. Bak sözlerinde de durmadılar.
Tarkan Hocam anlat.
TARKAN YAVAŞ:Estağfurullah Hocam. Hocam münafıklarla ilgili ayetler vardı. Onlardan inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok önemli. İnşaAllah.
TARKAN YAVAŞ:İnşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım inşaAllah. “Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar.” Hocam inşaAllah müminleri gördüklerinde inandıklarını söylüyorlar. Halbuki kalpten inanmamışlar, inşaAllah. Müminlerin Allah rızasına uyduklarını gördüklerinde de, Allah için yaşadıklarını gördüklerinde de bu onlar için bir yürek acısı oluyor, kendileri yapamadıkları için ve menfaatleri ile çatışıyor inşaAllah. Menfaatleri çatıştığında, müminlerden bir menfaat elde edemeyeceklerini anladıklarında da bu sefer kin ve öfke ile inşaAllah musallat oluyorlar, karşı çıkıyorlar. “De ki: "Kin ve öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.” Allah da her şeyi bildiğini inşaAllah bize buyuruyor. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sen evrim ile ilgili bir şey anlat. Yani Evrim Teorisi’nin geçersizliğini anlatan.
AKIN GÖZÜKAN:İnşaAllah Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Siz sürekli bahsediyorsunuz Hocam. Görme olayı başlı başına çok büyük bir mucize ve Evrim Teorisi’ni zaten tek başına çökerten bir şey. Şimdi bizim bulunduğumuz ortamda normalde milyonlarca parçacık var. Yani çeşit olarak da çok fazla var. Aynı zamanda foton olarak da çok fazla parçacık dolaşıyor şu anda içeride. Şimdi bu parçacıkları yorumlayacak bir göz gerekiyor. Yani eğer bir gözümüz olmaz ise bu parçacıklar sadece etrafta dolaşan parçacıklardan ibaret oluyor. Ama sadece bir göz ile bu fotonlar bir anlam kazanıyor ve biz renkli bir dünya görebiliyoruz etrafta. İnşaAllah. Mesela güneşten gelen fotonlar beyaz ışık kaynağından gelen fotonlar bir atoma çarptığı zaman o atom bütün ışığı soğuruyor. Ve sadece elektron sayısına göre bir rengin ışığını geri veriyor. Geri yansıtıyor ve o atom çıkıp bizim gözümüze geldiği zaman biz onu renk olarak algılıyoruz. Yani atomun etrafında dönen elektronlara foton geldiği zaman tüm hepsini soğuruyor ve bir alt kademeye geçiyor elektron. Tekrar bir üst kademeye geçerken bir rengi dışarı yolluyor. Tek bir fotonu dışarı yolluyor ve bu foton da bizim gözümüze geldiğinde biz ona mavi diyoruz, kırmızı diyoruz. Yani eğer bu fotonu algılayabilecek bir yapı olmaz ise bizim görme ihtimalimiz yok. Yani dışarısı inşaAllah, Hocam sizin de sürekli söylediğiniz gibi, dışarısı aslında karanlık sadece parçacıklar dolaşıyor. Ve biz gözümüze gelen fotonlar sayesinde, Allah’ın inşaAllah yaratması ile renkli bir dünya görüyoruz.
ADNAN OKTAR:Evrimciler, ne olacak işte diyorlar, bir mercek var duruyor gözümüzün üzerinde oradan görüyoruz işte diyorlar. Beyne de bir elektrik gidiyor diyorlar. Oradan bakıp görüyoruz diyorlar. Evrimcilerin en büyük hatası çok yalın, çok sıradan, çok ilkel düşünmeleri. Derin düşünmüyorlar. Sırf bunu düşünse anlar. Evrimin olmayacağını tesadüfün olmayacağını anlar, sırf bundan. Tek bir konuya iyi bir teksif olsalar konu biter ama hiçbir konuya iyi teksif olmuyorlar. Çok yüzeysel bakıyorlar. Birbirlerini dolduruşa getiriyorlar. Ondan sonra yolları ayrılıyor.
TARKAN YAVAŞ:Hocam sizin Atom Mucizesi kitabınızda inşaAllah teferruatlı bunlar yazıyor. Allah razı olsun. Orada atom ile ilgili olarak çok güzel özellikler var. Bir tanesinde atomun yapısı ile ilgili bir özellik vardı. Atomu, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, meydan getiren parçacıklar da meydana getiren proton, nötron, elektronlarda, atomun yapısını protonların sayısı belirliyor. Yani aynı protonlar belli bir sayı adedinde birleştiğinde örneğin demiri oluşturuyorlar ama sayılarında farklılık olduğu zaman altına dönüşebiliyor. Ama demiri de altını da oluşturan atomlar aynı. Bu da Allah’ın bir büyük mucizesi. Bir de bizim zahiren gördüğümüz maddesel bir dünya var ama sizin dediğiniz gibi daha derine inildiğinde daha derin araştırma yapılıp tefekkür edildiğinde bambaşka bir alem ile karşılaşıyoruz.
ADNAN OKTAR:Evet sen bir konu anlat.
AKIN GÖZÜKAN:İnşaAllah Hocam. Şimdi fosil kayıtlarında biz hep düzgün canlılara rastlıyoruz. Yani kafatasında iki boşluk olan, burun deliği olan ve çenesi olan. Çenesinde dişleri olan, kol uzunlukları aynı, göğüs kafeslerindeki kemiklerin uzunlukları aynı. Bacak kemikleri ve ayak uzunlukları da aynı. Bütün fosillerde hep buna rastlıyoruz. Evrimcilerin eğer iddia ettikleri gibi olsaydı insan vücudunda canlının büyümesini sağlayan hormonlar var. Ve bu hormonlar özellikle belli bir yaşta salgılanmaya başlanıyor vücuda ve vücudun büyümesini sağlıyor. Boy olarak uzamasını sağlıyor. Kollarının, bacaklarının ayaklarının uzamasını sağlıyor. Belli bir süreden sonra da bu hormonlar duruyor inşaAllah Hocam. Şimdi eğer evrimcilerin iddia ettiği gibi olsaydı, o hormonun mutlaka çalışmadığı bir anın olması gerekiyordu. Durmadığı bir anın olması gerekiyordu ve bizim fosil kayıtlarında devasa canlılara rastlamamız gerekiyordu. Yani o hormonun durmadığı ve insanın üç metre boyuna, dört metre boyuna kadar ulaştığı ve ondan sonra ölüp fosilinin kaldığı fosillere rastlamamız gerekiyor. Ama hormonlar ilk yaratıldığı andan itibaren hep belli bir yaşta salgılanmaya başlıyor ve belli bir yaştan sonra durduğu için biz fosil kayıtlarında en fazla iki metrelik insanlara rastlıyoruz. Eğer evrimcilerin iddia ettiği gibi olsaydı dediğim gibi hormonların daha uzun salgılandığı canlılar olacaktı ve çok büyük insan fosillerine rastlamamız gerekecekti.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Evrimcilerin artık bundan sonra yaşama imkanı kalmadı. Tentürdiyot içerisinde yaşamaya çalışan bir canlı gibiler. Bilimin içinde yaşayamazlar. Gerçek bilim boğar onları.
Evet, Tarkan Hocam, sen bir şey anlat.
TARKAN YAVAŞ:Estağfurullah Hocam. Münafıklardan bahsederken siz şöyle söylemiştiniz; “Kuran’ın yeterliliğine kanaatleri gelmez”. Allah’a, Kuran’a, dine düşmandırlar demiştiniz. Bir ayet okuyacağım inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Ayetin son kısmını okuyorum. Nahl Suresi, 89. ayet. “Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik” diyor Cenab-ı Allah. Ayette belirtildiği gibi Allah bu Kitapta bize her şeyi açıklıyor. Bir rahmet ve bir müjde olarak indiriyor. MaşaAllah. “Kur'an'dan mü'minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz” diyor inşaAllah Cenab-ı Allah başka bir ayetinde. “Ve gerçekten o, mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.” Hocam, Şura Suresi’nin 52. ayetinde de “Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz.” Elhamdülillah. Allah’ın seçtiği kullar, Kuran’ı Allah vesile ediyor insanların hidayete ermesi için. İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’in çağında da Kuran bizim için nur olacak inşaAllah. İnsanların hidayetine vesile oluyor Allah, Allah’a çok şükür.
ADNAN OKTAR:Müslümanlar birbirini çok sevmeli. Birbirlerini çok iyi koruyup kollamalı. Müslümanlar birbirine düşman olmayacak. Ayrı gayrı olmayacak, muhabbet çok önemli. Ruhun gıdasıdır.
TARKAN YAVAŞ:Hocam Allah razı olsun, siz vesile oldunuz. Çok uzun yıllardır bütün Müslümanlara güzellik, iyilik, birlik mesajları gönderdiniz. Biz de şahit oluyoruz. Biz de sizinle birlikte olduğumuz için görüyoruz inşaAllah. Özellikle son yirmi yıl içinde çok muazzam gelişmeler oldu. Müslümanların birlik beraberlik şevki arttı inşaAllah. Dünyadaki Müslümanlarda da gelişmeler oluyor inşaAllah. Sizin verdiğiniz birlik mesajları, şevkiniz, imanınız Allah’a çok şükür Müslümanlara örnek oluyor. Onların da şevklenmesine ve birlik olmasına vesile oluyorsunuz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hatalı, eksik diye Müslümana öfke duymak çok yanlış. Müslümanın Müslümana düşman olması haram. Hatalı ise dua edersin düzelmesi için. Gayret edersin. İnşaAllah. Sen bir şeyler anlat.
AKIN GÖZÜKAN:İnşaAllah Hocam. Materyalistlerin amacının gerçek bilim olmadığı ile ilgili örnek verebilirim inşaAllah. Şimdi Big Bang yani evrenin bir başlangıcı olduğu bulunmadan önce materyalistler şöyle diyordu. George Politzer diye bir felsefeci var, ateist felsefeci. Ünlü bir kitabı var, Felsefenin Temel İlkeleri diye. Orada “evrenin bir yaratıcısı olduğunu kabul edebilmemiz için evrenin olmadığı bir anı ve hiçlikten bir şeyin çıktığını gözlemlemiş olmamız gerekir” diyor. Yani “evrenin olmadığı bir an olacak ve hiçlikten bir şey çıkarak evrenin yaratıldığının gözlemlenmesi gerekir” diyor. “Ama bu bilime aykırı olduğu için kabul edemeyiz” diyor o zamanki ilkel bilim düzeyi nedeniyle. Sonra Big Bang bulunuyor. Yani evrenin aynen o ateistin söylediği gibi yokluktan var olduğu, olmadığı bir anının olduğu ve hiçlikten çıktığı bulunuyor. Ama materyalistler hala daha kendi iddialarını yani ateizme ve –haşa- evrenin yaratılmadığını iddia ediyorlar. Kendi söyledikleri ile kendileri çelişmiş oluyor.
ADNAN OKTAR:Biz anlatıp öğretmeye devam edelim.
SUNUCU:Hocam bugün internette bir şey okudum, bir haber. Said Nursi ile ilgili bir film çekiliyormuş Hocam. Sizce nasıl olur? İyi midir?
ADNAN OKTAR:Çok iyi. Süper olur.
SUNUCU:Said Nursi’yi daha iyi tanıma açısından iyi olur mu?
ADNAN OKTAR:Çok çok iyi olur. Hatta geç kalınmış bir konu. Bayağı iyi olur. Detay detay. Hatta iki bölüm olarak da çekebilirler. Bütün detayları ile çekerler ise çok güzel olur. Özet değil de detay çok iyi olur.
SUNUCU:Bunun altında gereksiz açıklamalar yapan bir sürü arkadaşlarımız da vardı ama sanırım bu filmi izledikten sonra daha iyi anlayacaklardır.
ADNAN OKTAR:Cahil cühela takımı onlar. Hiçbir şey okumaz, araştırmaz. Yüzeysel bakıyor. Onlar önemli değil, inşaAllah.
TARKAN YAVAŞ:İnşaAllah. Siz Hocam MaşaAllah Said Nursi Bediüzzaman Hazretleri’nin daha iyi tanınmasına da vesile oldunuz. Külliyat’tan sürekli burada da bize de okuyarak inşaAllah, öğreterek, göstererek Üstad’ın daha çok bilinmesine, daha çok sevilmesine de vesile oldunuz. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Daha çok tanınacak, daha çok.
TARKAN YAVAŞ:Evet. inşaAllah. Siz daha çok gündeme getirdikten sonra bu tür haberler de çoğaldı Hocam. Üstad ile ilgili çok fazla yazı yazılmaya başlandı. Köşe yazarlarının çoğu yazı yazmaya başladı. Bu tarz konular da oldu.
ADNAN OKTAR:Önce Cübbeli bastırdı Bediüzzaman’a yönelik, baktı yıkamayacak, geri adam attı. Önce “otuz cihette hatası vardı” diyordu.
TARKAN YAVAŞ:Evet sonra, sizden sonra kendini yarandırmaya çalışmaya başladı.
ADNAN OKTAR: Evet, evliyalık havasında, yani güya fikren yıkacak düşüncesinde idi. İnsanların gözünden düşürecekti. İnsanların gözünde büyümesine vesile oldu. Kendisini mahcup etti. Bediüzzaman, Everest Dağı gibi. O, onun yanında kum dahi olmaz.
TARKAN YAVAŞ:Bir de maşaAllah çok fazla kerametleri var. Onlar da bilinmiyordu Allah-u alem. Siz onların da bilinmesine vesile oldunuz.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Anlat bir konu.
AKIN GÖZÜKAN:İnşaAllah Hocam. Yine materyalistler bundan yüz elli sene önce evrenin sonsuzdan beri var olduğunu iddia ediyorlardı ve buna Allah’ın varlığını inkar etmelerine neden olan bir şey olduğu için de, çok rahat kanaat getirmişlerdi. Evrenin zaman olarak sonsuzdan beri var olduğuna. Fakat Big Bang bulununca evrenin on beş milyar yıl önce yaratıldığı bulundu. Dolayısı ile onu yaratan varlığın sonsuz olduğu inşaAllah bulundu. Allah’ın sonsuz bir varlık olduğu bulundu. Fakat şimdi materyalistlere bakıyoruz, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah Hocam, hepsinin genel olarak söylediği şey “biz Allah’ın varlığının sonsuz olduğunu, sonsuzdan geldiğini bir türlü anlayamıyoruz” diyorlar. Halbuki aynı kişiler yüz elli yıl önce evrenin varlığının sonsuzdan geldiğini çok rahat anlıyorlardı. Bu da çok büyük bir samimiyetsizlik oluyor.
ADNAN OKTAR:Anlamamaları sorun değil.
TARKAN YAVAŞ:Bir de Hocam maşaAllah, Hocamızın anlattığı konuyu Kuran-ı Kerim’de Allah 1400 yıl önce bildirmiş bize. Kuran mucizesi olarak ayeti okuyacağım inşaAllah. “O, gökleri ve yeri yoktan var edendir” diyor Allah. Tam bugünkü bilimsel bulgular ile mutabık bir şekilde. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
TARKAN YAVAŞ:Hocam yine başka bir ayette Cenab-ı Allah; “Biz göğü büyük bir kudret ile bina ettik ve şüphesiz onu genişleticiyiz” diye buyurmakta inşaAllah. Gerçekten de geçtiğimiz yüzyılda 1929 yıllarında bu inşaAllah Edwin Hubbel tarafından keşfedilmiş bir gerçek. Evrene baktığında bütün yıldızların birbirinden uzaklaştığını görüyor ve bunu ortaya atarak evrenin sürekli genişlediğini ileri sürüyor. Daha sonra da bu 1992 yılında Cobe uydusu ile bizzat gözlem yapılarak sabitleniyor. Artık kesin bir gerçek oluyor. Yine Kuran mucizesi olarak 1400 yıl önce Cenab-ı Allah tarafından evrenin genişlediği bizlere bildirilmiş Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Sen anlat bir şeyler.
AKIN GÖZÜKAN: İnşaAllah Hocam. Yine Big Bang ile ilgili başka bir ayet daha var inşaAllah. Şimdi Big Bang ile şu bulundu. Bütün evrenin tüm parçalarının, yani gökteki gezegenlerin, dünyanın, atmosferin bütün parçalarının tek bir noktada olduğu ve bir şekilde, Allah’ın yaratmasıyla birbirinden ayrıldığı ve evrenin oluştuğu inşaAllah bulundu. Bilimsel olarak bu ispatlandı. Allah bir ayette inşaAllah Kuran’da, şeytandan Allah’a sığınırım, “O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık” şeklinde buyuruyor Allah inşaAllah. Yani göklerin ve yerin tüm maddesinin birbiriyle bitişik olduğunu ve Allah’ın onları ayırdığını ayet bildiriyor.
ADNAN OKTAR:Bilim bunu sonra buldu.
AKIN GÖZÜKAN:Bilim daha yeni buldu Hocam inşaAllah, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 1400 sene sonra buldu bilim. Kuran 1400 sene önce söyledi.
TARKAN YAVAŞ:MaşaAllah. Hocam iddia ediyorlardı haşa bilimle din ayrı, birbirine zıt diye. Ama siz bilimsel bulguları da ortaya koyarak inşaAllah, Kuran ayetlerini de göstererek vesile oldunuz inşaAllah ve dinin bilimi farz kıldığını, inşaAllah Allah rızası için zaten insanların bilim yapmak zorunda olduğunu, detay öğrenmek durumunda olduklarını söylediniz. Ve gösterdiniz de Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bilim panzehirdir, dinsizliğin panzehiridir. İnşaAllah. Dinsizlik geldi mi karşısına bilimi koyarsan o eritir onu, anında eritir. Dinsizliği yok eden en önemli silahtır inşaAllah, din ve bilim, inşaAllah. Ama bilimsiz din olmaz, dinsiz de bilim olmaz inşaAllah.
TARKAN YAVAŞ:Materyalistler sözde bunu kullanıyorlardı Hocam, güya. Ama siz bunu inşaAllah dindarların emrinde olduğunu gösterdiniz Allah’ın izniyle, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Evet Tarkan Hocam yine bir konu daha anlat.
TARKAN YAVAŞ:İnşaAllah Hocam. Bakırköy Akıl Hastanesi’nin kitabı var Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim iyiki Bakırköy’e girdik çıktık. Sürekli bahsediliyor, herkes bu konudan bahsediyor. Başka daha neşeli bir konu aç.
TARKAN YAVAŞ:İnşaAllah. Estağfurullah. Hz. Mehdi (a.s.)’nin inşaAllah geleceğini söyleyen alimlerin listesi vardı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Onları say.
TARKAN YAVAŞ: Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, Efendi Baba, Şeyh Ali Haydar Efendi Hazretleri, Şeyh Mehmet Zait Kotku Hazretleri, Şeyh Mahmut Efendi Hazretleri, Şeyh Nevşehirli Hacı Abdullah Baba Hazretleri, Şeyh Çorumlu Hacı Mustafa Anaç Hazretleri, Şeyh Nimetullah Hocaefendi Hazretleri, Şeyh Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri, Şeyh Mustafa İhsan Karadağ Hazretleri, Şeyh Esseyyid Hacı Osman Hulusi Efendi Hazretleri, Şeyh Hasan Burkay Hocaefendi Hazretleri, Şeyh Muhammed Raşid Erol Hazretleri. MaşaAllah Hocam hiçbiri kendilerinden sonra bir vekil bırakmıyorlar, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) inşaAllah zuhur edeceği için bu çağda hepsi ona bağlanacak, bütün tarikatlar, mezhepler Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR:Kadiri ve Nakşi tarikatları, diğer Şazeli ve bütün tarikatlar, on iki büyük tarikatın tamamı Mehdi (a.s.)’de toplanacaktır. Bunu İmam Rabbani söylüyor. “Onunla tamam ve tekmil olacaktır” diyor. İnşaAllah. Taha Suresi, şeytandan Allah’a sığınıyorum, “Artık size Benden bir yol gösterici gelecektir”, ebcedi 1982. 123. ayet, Taha Suresi 123.
Sürekli yağmur yağıyor Tarkan Hocam. Ne diyorsun?
TARKAN YAVAŞ:MaşaAllah Hocam rahmet.
ADNAN OKTAR:Küresel ısınma var, yağmurlar durdu, falanca ırmaktan su getireceğiz, o da yetmez, kuyu da açacağız, bittik, mahvolduk diyorlardı. Küresel ısınma, şu kriterine bu kriterine uyacağız diyorlardı. Şimdi de yağmurdan şikayetçiler. Mehdi (a.s.) devrinin özelliği yağmurdur, bol yağmur. Küresel ısınma konusunda, Allah bütün bilim adamlarını, o tarz düşünen bütün bilim adamlarını mahçup etti.
TARKAN YAVAŞ:Siz o dönem söylemiştiniz inşaAllah. Tam kuraklık gibi bir ortam var diyorlardı. Yağmur da yağmıyordu gerçekten. Öyle söylemişlerdi ama siz öyle olmayacak dediniz. “Kuraklık, öyle ısınma falan yok. Bilakis çok yağmurlar yağacak” dediniz.
ADNAN OKTAR:Dediğim de çıktı.
AKIN GÖZÜKAN: “Anlayamıyorlar” demiştiniz Hocam, “onun ismini öyle koymuşlar, yakında çok fazla yağmur yağacak” demiştiniz Hocam. Sonradan açıklama yaptılar “anlayamadığımız için o şekilde dedik” diye yağmur başlayınca inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tarkan Hocam, seni dinliyorum, devam.
TARKAN YAVAŞ:Estağfurullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhuruyla ilgili olarak Said Nursi Hazretleri, Hocam inşaAllah Sözler’de 318. sayfada “istikbal-i dünyevide 1400 yüz sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında karib zannetmişlerdir” diye buyuruyor inşaAllah. Halbuki inşaAllah 1400 sene sonra, Hicri 1400’de Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhuru var. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında ise o dönemde yaşayanlar kendi dönemlerinde Hz. Mehdi (a.s.)’yi beklemişlerdir. Halbuki bulunduğumuz döneme bakmaktadır inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Müslüman her şeyin en güzeline layıktır. En güzelini isteyecek Allah’tan, en iyisini isteyecek, dünyada da Ahirette de. İşte “dünya küfründür, Ahiret bizimdir”, hayır. Cenab-ı Allah doğrusunu söylüyor; diyor ki “dünya da sizin, Ahirette yalnızca sizindir” diyor. Müslümanın evi de güzel olacak, elbisesi de güzel olacak, yemesi, içmesi, her şeyi güzel olacak, fikri, sözü, eli, yüzü, temizliği, insancıllığı, her şeyi.
Son günlerde Baron’un adamları Türkiye bölünsün diye bas bas bağırıyorlar. Değil mi? Bir tane sahtekar vardı. Ben Baron’dan ayrıldım dedi, hiç alakam yok. Dedim bu adam bunun beslemesi, bu bundan ayrılmaz, bir oyun var dedim. Bir de baktık ki hakikaten oyunmuş. Yani muhalif gibi görünüp o da ondan yana. Türkiye bölünmeyecek, büyüyecek, göreceksiniz inşaAllah. Baron boş yere çırpınıyor adamlarıyla beraber. Devam et.
AKIN GÖZÜKAN:İnşaAllah Hocam. Yine Kuran’da 1400 sene önce bildirilen bir gerçek var inşaAllah insanın yaratılışıyla ilgili, anne karnında. İlk yaratılıştan bahsederken Allah, “insanı bir alak olarak yarattık” diye bildiriyor. Alakın kelime manası da bir yere yapışıp tutunan şey manasında. Arabistan’da da özellikle bir yere asılıp tutunan sülükler ve oradan kan emen sülükler için kullanılıyor alak kelimesi. Anne karnında da, şu an günümüz teknolojisiyle bulunmuş bir şey bu, 1400 sene önce bulunması imkansız bir şey, anne karnında insanın ilk oluşum safhasında zigotun damar olarak en yoğun olan yerde bir yere asılıp tutunduğu ve oradan kan emerek beslenmeye başladığı bulundu. Yani Allah ayette 1400 sene önce haber veriyor bunu alak kelimesiyle, bir yere asılıp tutunan ve oradan besin emen şey manasında. İnşaAllah şu an bilim daha yeni buldu bunu.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Tarkan Hocam sen bir şey anlat.
TARKAN YAVAŞ:Estağfurullah Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah Hz. Yusuf (a.s.) kıssasında Hocam, Hz. Mehdi (a.s.)’ye işaretler vardır. “Muhammed Bakır (a.s.) buyurdu ki; "işin sahibinde (Mehdi'de) Yusuf'a bir benzerlik vardır" (Şeyh Muhammedb.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 189) Bu işin sahibi, yani velayetin sahibi demektir. Bütün imamlarımız velayet sahibidir. Bununla birlikte mezkur hadislerimizde geçen velayetin sahibi sadece onikinci imamımız Hz. Mehdi aleyhisselam’dır.”“Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır Aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Bu gaybetin (Mehdi’nin) sahibinde dört peygamberin sünneti vardır: Dedim ki: "Hz. Yusuf’un sünneti nedir?" Buyurdu ki: "zindan ve gaybet." (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 190)” Hocam inşaAllah Hz. Yusuf (a.s) ile ilgili, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah Kuran’daki kıssada Hz. Yusuf (a.s.)’nin zindana düştüğünü ve gaybet dönemi yaşadığından bahsediyor. Aynı şekilde Ahir zamanda da Mehdi (a.s.) de zindanda bir dönem kalıyor ve aynı şekilde de bir gaybet dönemi inşaAllah geçiriyor. Bu haliyle inşaAllah her ikisi de mutabık oluyor Hocam inşaAllah ikisinin de yaşadıkları.
“Hz. Yusuf gibi Hz. Mehdi’ye de Allah Katından Özel Bir İlim ve Hikmet Verilmiştir:
Kuran'da Hz. Yusuf’a Allah Katından özel bir ilim ve hikmet verildiği bildirilmekte, Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 162’dedir: "Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek.” (Yusuf Suresi, 6) "Ona sözlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik." (Yusuf Suresi, 21) "Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz." (Yusuf Suresi, 22)” Allah, Kuran’da Hz. Yusuf’a inşaAllah ilim verdiğini, sözlerin yorumunu öğrettiğini bildiriyor bize. Hadiste ise, Ahir zaman Mehdisinin Alametleri, Müellif: Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Kahraman Neşriyat. S. 77’de “O, kimsenin bilemediği gizli bir gücün sahibi olduğu için kendisine Mehdi denilmiştir.” İnşaAllah bu yönde de benzerlik vardır Hz. Yusuf (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) arasında. Her ikisine de Allah katından bir ilim verilmiştir inşaAllah. MaşaAllah. Diğer bir benzerlik de “Hz. Yusuf Gibi Hz. Mehdi de, Belirli Bir Döneme Kadar Yaşadığı Toplumda Tanınmayacaktır”: Hadiste inşaAllah, Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 162’de “Ama Hüccet (Mehdi) halkı tanır, halk ise onu tanıyamaz.” Yani Mehdi (a.s.) halkın içinde olacak, halkı görecek, bilecek ama halk içinde olmasına rağmen onu bilemeyecek, tanımayacak inşaAllah. “Tıpkı Yusuf gibi. Yaşadığı toplumdaki insanlar Hz. Mehdi’nin üstün özelliklerini, yürüttüğü hayırlı faaliyetleri açıkça gördükleri halde Hz. Mehdi ve cemaatini bilemeyecekler, fark edemeyeceklerdir. Tıpkı Kuran’da bahsedildiği gibi “(Kuraklık başlayınca) Yusuf’un kardeşleri gelip yanına girdiler, onu tanımadıkları halde kendisi onları hemen tanıdı” (Yusuf Suresi, 58) ayetinde buyurduğu gibi tanınmayacaklar inşaAllah.” Böyle de bir benzerlik var. “Hz. Yusuf Gibi, Hz. Mehdi’ye karşı da kıskançlık duyulacaktır”: inşaAllah. Ayetlerde belirtildiği gibi Hz. Yusuf (a.s.)’ye kardeşleri kıskançlık duyuyorlar. Babasına karşı ondan daha evla olmak istiyorlar. O sebeple de ona bir tuzak kuruyorlar inşaAllah. Aynı şekilde de Mehdi (a.s.)’ye karşı bir kıskançlık olacak.
ADNAN OKTAR: Müslümanlarda, değil mi? Bir kısmı, bazı Müslümanlar.
TARKAN YAVAŞ:Evet, inşaAllah Müslümanlar arasında. Ondaki Allah’ın rahmeti, Allah’ın ona bahşettikleri, imkanları, güzelliklerini kıskanacaklar inşaAllah. Ondan dolayı ona muhalefet edecekler Allah’ın izniyle. Bir kısmı, bir kısmı.“Hz. Yusuf gibi Hz. Mehdi’ye de haksızlık yapılacaktır.” İnşaAllah. Hz. Yusuf’u (a.s.) zindana atmakla, daha sonra Vezir’in karısının attığı iftirayla...
ADNAN OKTAR:Cinsellikle suçladılar, cinsellikle ilgili tecavüz suçlamasıyla.
TARKAN YAVAŞ:Evet, aynı şekilde Hz. Mehdi (a.s.)’ye de iftiralar atılıyor, atılacak.
ADNAN OKTAR:Hz. Yusuf (a.s.)’yi yedi yıl mütecaviz olarak bildiler. Yani o kadına karşı gayrimeşru ilişkiye giren kişi olarak tanıttılar etrafına. Halbuki tertemiz bir insan, tertemiz bir mübarek Peygamber. Ama o onun imtihanıydı.
TARKAN YAVAŞ:MaşaAllah. Bir de siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, suçsuz olduğu bilindiği halde, bile bile. İnşaAllah Ahir zamanda da Mehdi (a.s.)’de bu şekilde tecelli edecek inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi kısa bir ara verelim. Biraz sonra devam ederiz.
SUNUCU:Kısa bir aradan sonra yayınımız devam edecek.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...