ADNAN OKTAR:Bana o kadar çok yazı geldi ki. Nerede o yazılar, arabada vardı ya yanımda? Saadet Partili kardeşlerimden çok fazla yazı geldi. Ama çok çok fazla. Yani bine yakın. Bak diyor ki, “Selamun aleyküm Adnan Hocam. Sizin bir konu hakkındaki görüşlerinizi önemsediğimiz için merak ediyoruz. Konu şu; Saadet Partisi’ndeki son gelişmeler biz Milli Görüşçüleri ciddi şekilde kaygılandırıyor.” Hiç kaygılanmasınlar. 3-5 kişinin koskoca Saadet camiasına hiçbir etkisi olmaz. Olumsuz yönde. “Biz yolundan sapmayan,” hey aslanlarım benim, “her zaman Allah’ın yoluna davet eden bir topluluk olarak, bildiğimiz Milli Görüş’ü asli mecrasından çıkarmak niyetinde görünür de olmasa da, neticede böyle bir sonucu doğuracak son gelişmeyi içtenlikle söyleyebiliriz ki içimize sindiremiyoruz.” Ben hiç sindiremedim. “Acaba bu hislerimiz bize doğru mu söylüyor?” Evet, doğru söylüyor. “Bu noktada siz Erbakan Hocamız hakkındaki konuşmalarınızda; ‘benim için öncelikle Erbakan’a olan sevgi, saygı, içtenlik ve sadakat mesafesi Saadet’in başına gelecek bir lider için çok önemlidir’ demiştiniz. Sizin bu son gelişmelerden sonraki görüşleriniz bir dava için elbette önemlidir.” Allah razı olsun. “Ve biz bunu sizden duymak istiyoruz. Hürmetimizi sunarız.” İsmini de söyleyeyim. Arif Gürsel Beyefendi. Yani binlerceydi, ben birkaç tanesini aldım getirdim. Ben Numan Kurtulmuş’u severim aslında. Mazlum bir insan, efendi bir insan. Erbakan Hocamızın partiden çekilmesi durumunda, sağlık nedeniyle veyahut tutuklanması durumunda ne yapacağız diye görüşüyordu ağabeylerimiz, kardeşlerimiz. Bana sordular. Fikrimi sordular. “Hocam” dediler “kim acaba seçilse güzel olur sizce?” Hani vatandaş olarak kanaatimi sordular. Bana birkaç isim söylediler. “Bir de Numan Kurtulmuş var” dediler. “Ben tanımıyorum kendisini” dedim. “Merak ediyorum” dedim. Neyse rica ettik. Geldi, konuştum. Çok mazlum, efendi. “Hocam ne dersiniz” dedim, parti liderliği falan. Böyle çok da istekli değildi. Çekingen, mazlum. “Erbakan Hocamız için ne diyorsunuz Hocam?” dedim. “Çok severim. Beni o yetiştirdi” dedi. “Oh, iyi, elhamdülillah” dedim. Güzel. Ama içime o kadar sinmedi ilk gördüğümde. Hani kanaatim böyle... azim, kararlılık görmediğim için o zamanlar. Demek ki o kadar niyeti yoktu Hocamızın. Bir daha istirham ettim. Şöyle kafamda çok net olayı göreyim gibisinden. Bir daha konuştum. Çok net konuştu. “Ben” dedi, “Erbakan Hocamın çizgisinden asla ayrılmam, çok seviyorum, bağlıyım. O ne derse onu yaparım.” “Elhamdülillah” dedim, “Hocam, Allah kabul etsin, inşaAllah olursunuz” dedim, “dua edelim, gönlümüz sizde” dedik inşaAllah. “Efendi insansınız, mazlumsunuz.” Etrafımdakilere de söyledim. Her tanıdığımıza söyledik. Nitekim de geldi, lider oldu. Güzel. Ama gitti Taha Akyol’un karşısına, açıklamalarda bulundu. Şimdi Aydın Doğan demeden o gitmez. Yani Taha Akyol oraya gelmez. Gel görüşelim demez. O camia adına çağırıyor Taha Akyol. Kardeşim öyle bir üslup ki “Erbakan Hocamızı bir kenara al sen. Bayağı büyürsün, gelişirsin. Bak tecrübeler var bu konuda” gibi bir üslup. O da güya herhalde demiş anladığım kadarıyla işte “biz kendimiz karar veririz” diyor ama başka türlü anlama gelecek gibi. Biraz değişik. Tabii ki kendi karar verecek parti lideri olarak. Yönlenmesi mevzubahis olmaz da. Ama Erbakan Hocamıza saygı buram buram kokması lazım. Çünkü benimle konuşurken öyle konuşuyordu. Yani benimle konuşurken aşkla, muhabbetle bağlılığını ifade ediyordu. Ama oradaki ifadede çok flu, çok zayıf, güçsüz, Taha Akyol’un dediklerini kabul eder; “efendim doğru söylüyorsunuz, eğer kabul ederseniz ben sizin dediğiniz gibi hareket edeceğim. Yeter ki siz beni destekleyin. Biz huzura geldik” gibi bir anlam çıkabilecek gibi bir üslup oluşmuş orada. Dedim acaba yanlış mı anladık. Allah rızası için açıklasın Hocamız dedik. Habertürk’e çıktı. Bir daha açıklama yaptı. Benim evde konuştuğum konuşma gibi değil. Daha flu, yine flu. Arkasından bir kongre oldu. Bambaşka bir durum oldu. Üslup tam tahmin ettiğim gibi. Şimdi bu olmadı. Bana göre olmadı vatandaş olarak. Tabii partinin yöneticileri var. Takdir onların, ben onlara karışmam. Ama şahsi kanaatimi belirtiyorum. Benim içim burkuldu. Rahatsız oldum ben, hoşlanmadım. Yani Erbakan’a sevgi ve saygı çok hayatidir. Çünkü Saadet Partisi bir vahşi kapitalizmin partisi değildir. Diğer partileri tenzih ederim. Onlar da Anadolu partileri. Ama bir sıcaklık, bir sevgi vardır. Anadolu partisidir. Milli bir partidir. Yani bir sıcaklık derken; eve gidersin, toplanırsın, yerde oturur adam. Çay kahve içersin. Böyle bağrına basarlar gelenler. Sohbet edilir. Vatanın, milletin birliği, bütünlüğü aşkla, şevkle anlatılır. Köylü Mehmet Efendi de gelir. Boyacı da gelir. Profesör yanına oturur. Bakan hemen onun yanında oturur dizüstü. Korkmaz oradan bakan, yanımda şu var, bu var, Köylü Mehmet Efendi de var, herkesi bağrına basar. Böyleydi Saadet Partisi. Şimdi ben acayip bir koku aldım, rahatsız geldi bana bu olay, hoşlanmadım ben. Benim çocukluğumdaki, gençliğimdeki Erbakan Hocamızın ruhu, Saadet Partisi ruhu bambaşkaydı. MHP’de de vardı bu sıcaklık. Ben o zamanları bilirim, sıcaktı. Anadolu ruhu vardı. Tokat’ta ben giderdim, koçyiğit delikanlılar buram buram Anadolu kokardı. Türk ruhu korkardı böyle, klasik. O da vahşi kapitalizmin partisi değildir. Bak diğer partileri tenzih ediyorum ben. Avrupa partileri gibi değildir. Taha Akyol kim? Ona hesap verir gibi sanki, ben düzeldim der gibi alınacak gibi bir anlam çıkıyor gibi. Bol “gibi”leri kullanıyorum ki büyük konuşmayayım gibisinden. Ama rahatsız oldum. Benim bildiğim Saadet Partisi bu değildi. Benim konuştuğum Numan Kurtulmuş da bu değildi. Ama Allah yolunu açık etsin. Ama kaderi neyse o olur, partinin kaderi neyse o olur. Ama parti asliyetine dönsün bence. Saadet illa iktidar olacak diye bir şey yok ki kardeşim. MHP illa iktidar olacak diye bir şey yok. Anadolu’nun sıcak ruhunu yansıtıyor. Büyük Birlik Partisi de öyle, buram buram Anadolu kokar. İsterse iktidar olmasın. Yeter ki Türkiye’de olsunlar. Şahane, çimentodur bunlar. Bunlar okul, ahlak okullarıdır, güzellik okuludur inşaAllah. Dolayısıyla burada bir gariplik var, bir mühendislik var, bir proje var. O mühendisliğin içine girmesinler. Numan Bey de o mühendisliğin dışında bulunsun derim, yani vatandaş olarak, bir Adnan Oktar olarak, yetmiş milyondan bir kişi olarak, herhangi bir camiayı, bir şeyi temsilen söylemiyorum, şahsım adına söylüyorum. Ama ben Erbakan Hocamın o çökmüşlüğünü beğenmedim, sıkıldım ben ondan, üzmüşler onu. Bu beni açıkça söyleyeyim kızdırdı. O dinç insan bu hale gelmez. Oğuzhan Asiltürk koçyiğittir. Diğer eski ağabeyler koçyiğittir. Onun ruhunu o meydana getiriyor, onların. Bak DYP’de de bu şekilde olmuştu daha önce. Eski ağabeyler vardı. DYP dedin mi efendi, böyle sımsıcak Anadolu kokan ağabeyler. Gelir köylüsüne sarılır, şehirlisine sarılır. Herkesi bağrına basar. Tansu Hanım, çok sağolsun, Allah ömrünü uzun etsin, teker teker hepsini aldı partiden. Küt diye parti aşağı gitti. Yapmayın etmeyin diye haber de gönderdim. Allah aşkına yapmayın. Parti o sıcaklığını muhafaza etsin, güzel o Anadolu kokan. Bizim milletimiz bundan hoşlanır. O da o şekilde oldu inşaAllah. Şimdi Milli Görüş mühendisliğin içine pek girmez söyleyeyim, kalıbı sığmaz. O kadarını söyleyeyim inşaAllah. Hiçbir yere yama, ek olacak durumu da yoktur. Buram buram Anadolu kokan yiğit bir partidir, yiğit insanlardır. Ben Ankara’dayken ev sohbetleri olurdu. Saadet Partili ağabeyler gelirdi coşkuyla dinlerdik. Herkes gelirdi. Sırf millet menfaati konuşulurdu. Sımsıcak bir üslup olurdu. Böyle olduktan sonra Saadet Partisi olmaz ki zaten. Eğer bana tarif ettikleri gibi bir şey oluyorsa yüzde 1 bile oy almaz Allah-u alem. Başka bir şey olur o. Allah aşkına, bunu bir şekline şemaline soksunlar. Erbakan Hocamıza sadakat, sevgi, şefkat, bağıra basmak, onu asla unutmamak, vefa, sonuna kadar vefa. Çok önemlidir. Vefa yoksa Saadet de yok zaten benim için şahsi olarak. Mesela Doğru Yol’un eski ağabeyleri var, şimdi isimlerini tek tek saymayayım da ellerinden, yüzlerinden nur akar. Bambaşka bir havası vardır onların hakikaten, sımsıcak bir havası vardır. Ama asıl özelliği bir tek Allah’tan korkarlar. Herkesi bağrına basarlar, çekinmezler. Aman bu gazeteciler duyacak, aman basın duyacak aman bilmem ne ise o iş bitti demektir. Olmaz öyle şey. Erbakan Hocam sonuna kadar delikanlıydı. Bizi çağırır, bağıra bağıra konuşurdu, bütün milleti toplar. Karşısına otururum böyle. Hiç, Allah’tan başka hiç kimseden korkmazdı Erbakan Hocam. Hükümeti kurdukları zaman da öyle, gazeteciler sordukları zaman da hepsini tersledi, oturttu. İnşaAllah. Bizle bağlantısını falan da sordular. “Evet, görüşüyorum” dedi özetle onlara inşaAllah, yani var mı diyeceğiniz gibisinden. Titrek bir üslubu yoktu. Herkese sahip çıkıyordu. Aslan gibi geldi, aslan gibi gitti. Başımızın tacı inşaAllah. 28 Şubat, onun şerefidir o. Güneş gibi parladı alnımızda inşaAllah. Bize öyle koçyiğitler lazım. Rüzgar esti hopla, bit kaçtı yatağın altına gir. Böyle olmaz. Ben kimseyi kastetmiyorum ama yiğit olmak lazım. Bu rahatsızlıktan kurtulamadığım için, çünkü yüzlerce yazı geldi. Bir şehit aileleri çok fazla yazı gönderiyorlar. Bir de Erbakan Hoca’nın sevdalıları inşaAllah.
Sen Hamaney’den bahsediyorsun. Adam demiş ki; “Biz Avrupa’yı fethedeceğiz, silahlarla...” demiş, sen de gürül gürül her gün barıştan bahseden adam, silahsızlanmadan bahseden adam oturup onu anlatıyorsun. Kardeşim, Mehdi (a.s.) kan akıtmayacak, biz onlara öğrettik onu, Hamaney boş bulunup söylemiş onu, yanlış. Nerenin kanı, damla kan akmayacak, hadis var, “Mehdi uyuyan kişiyi uyandırmaz” diyor. Hamaney orada yanlış söylüyor, Şii düşüncesinde birçok şey yanlıştır. Görünmeyen Mehdi olmaz, Mehdi görünür, bir. Mehdi (a.s.) kan akıtmaz, iki. Biz Avrupa’yı istila falan etmeyeceğiz. Kendi silahımızı da yok edeceğiz, onların silahını da yok edeceğiz. Avrupalıları niye asıp keselim adamları? Gayet hoş insanlar, efendi, nezaketli insanlar. Hepsi canımız, ciğerimiz, bağrımıza basıp koruyup kollayacağız. Olur mu öyle şey? Silah milah yok. Hamaney’in o sözünü geri aldıralım, konuşalım. Çıksın demeç versin Hamaney. Olur mu öyle şey? “Gelecek” diyor, değil mi, “Mehdi”. Ne diyor?
OKTAR BABUNA:Hamaney; “Mehdi (a.s.)’nin gelişi yaklaştı” diyor, kendini de Mehdi (a.s.)’nin yardımcısı ilan etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Ben de ilan ettim. Sen ilan etmedin mi?
SERDAR DAYANIK: EvvelAllah.
ADNAN OKTAR:Sen de ilan ettin. Hepimiz Mehdi (a.s.) yardımcısıyız. Gelecek derken çıkacak anlamında, görünecek, herkes bilecek anlamında. Yoksa Mehdi (a.s.) çıktı, vazife başında inşaAllah.
“Anarşinin yegane çaresi hakikat-i İslamiyet’tir.” Hakikat-i İslamiyet’in de en önemli konusu nedir? İttihat-ı İslam’dır. Niye yazmamışlar? Euronur. Nedir bu, site mi? Ne bu euronur? Site mi oluyor, site adı değil mi? Olmamış, olmuş da eksik olmuş. Allah razı olsun, güzel bak, “Anarşinin yegane çaresi hakikat-i İslamiyet’tir.” İslamiyet’in hakikatine uyalım. İslamiyet’in hakikati ne diyor bize? İttihat-ı İslam, birlik, beraberlik diyor. Ne var? İki satır yazın. Ya Rabbi, bize ittihad-ı İslam’ı nasip et, Türk İslam Birliği’ni nasip et demek insanı ne kadar yorar? Çenesini mi koparır bir insanın? Yazın buraya beş dakika. Kardeşlerimiz yazsın bu euronur dedikleri site.
Bak, “Yardımların duyulması bizi incitti” diyor. Al bir şey daha. Doğru söylüyor tabii. “Van'da şehit olan Jandarma Komando Çavuş Serdar Yeşilyurt'un Adana'nın Bucak Köyü'nde yaşayan ailesi, belediye tarafından kendilerine yapılan yardımın duyulmasıyla rencide olduklarını söyledi.” Kardeşim ayıp. Davulla bu ilan edilmez ki. Nedir yani? O oğlunu vermiş. Bir tane can parçasını vermiş. Sen bir ev veriyorsun tuğladan, kiremitten; niye oturup bunun şamatasını yaparsınız yani? Niye mahcup edersiniz? Bu gizli yapılır kardeşim, tamamen gizli. Hiç sezdirmeden inşaAllah. Üzülmesin. Rencide olacağı da bir şey yok. Asaleti yeter ona. “Serdar duysa üzülürdü.” Yok, Serdar koçyiğit, hiçbir şey olmaz. “Kimseden yardım kabul etmezdi.” O benim aslanım, tabii etmez. Allah’ın rızası ona yeter. “Yoksuluz ama o kadar düşmedik, incindik” dedi. Düşmediler. Olur mu? Onlar bizim canımız, ciğerimiz. Şimdi verilen o ev, zaten onların kendi hakkı. Kuran’da gazilerin, şehitlerin pay hakkı vardır. Allah’ın emridir bu. Onlardan alınanı onlara veriyoruz biz, onların payını veriyoruz. Bakın, şehitler ve gaziler için, mücahitler için Kuran’ı açıp bakalım, özel pay vardır. Farzdır bu pay, farz. Allah’ın emri. Allah onlara ayırıyor, bir pay ayırıyor, onlara verilmek üzere. Bu verilmemiş. Adam da götürüp verecek. Bu kadar. Allah’ın emri yerine gelmiş, ne üzülüyor? Üzülecek bir şey yok. Aksi yanlış olur. Aksi acayiptir diyeyim de anlasınlar. Yanlışlıktır yani. Sen birisine ait malı alırsan, sonra da lütfenlikle ucundan bir parça az bir şey verirsen, bu nedir bu? Kendine ait olanı. Allah onlara bir pay ayırmış. O payın çok az bir kısmı onlara veriliyor şu an. Çok az bir kısmı. Çok büyük bir payı hak ediyor onlar. Açsınlar Kuran’ı, baksınlar. Hiç incinmesin benim koçyiğit babam, Ümmet Yeşilyurt. Hepimizin babası, gönlü çok rahat olsun. Hak ettiği yani, hak ettiği. Kimse onlara lütufta bulunmuyor. Allah’ın emri yerine geliyor inşaAllah.
Ne zaman bu şey, oy ne zaman atıyorduk, hangi gün?
SERDAR DAYANIK:12 Eylül.
OKTAR BABUNA:12 Eylül Hocam.
ADNAN OKTAR:12 Eylül. Kaç gün kaldı?
OKTAR BABUNA: Bir buçuk ay.
ADNAN OKTAR: Vallahi hiç kimse benim kusuruma bakmasın ben ‘evet’ diyorum. Yüz bin kere ‘evet’ diyorum. Ben hukuk sisteminde çok büyük hatalar olduğunu düşünüyorum, eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Bir kere değil, yüz bin kere ‘evet’ diyorum. Kardeşim hükümeti destekleriz, desteklemeyiz ayrı mesele. Tayyip Erdoğan Anadolu delikanlısıdır, mazlumdur. Yani eksiklikleri var, kusurları var, onu herkes kendi takdir etsin. Ben AKP’li falan da değilim, ben bütün sağı destekliyorum. Ak Partili değilim, yani herhangi bir partinin adamı değilim. Sağın her partisini desteklerim ben. Ama bu konuda haklı ve çok az aslında bu değişiklik. Avrupa ayarında bir Anayasa düzenlemesi yok şu an. Yüzde bir diyelim, eh diyoruz yani ona da razıyız. Yüzde bir düzenlemedir. Ona da razıyız. Şu an Bismillah, bir başlayalım da. Şimdi karşı olanlara da saygı duyuyorum, daha güzelini yapacaklarsa. Diyorlarsa ki, farz edelim; “biz daha güzel, daha iyi düzenleyeceğiz” diyorlarsa ona ben bir şey demem. Ama hiç yoktan iyidir şu an. Ben mükemmel demiyorum şu an. Hiç yoktan iyidir. Mutlaka bir düzenleme gerekiyor.
Bir ayet okuyalım da bitirelim. Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “O, gaybı da, müşahede edileni de bilendir. Pek büyüktür, Yücedir.” Yani “her şeyi Allah bilir” diyor. “Pek büyüktür, Yücedir.” Biz de O’na sığınıyoruz inşaAllah. Tamam şimdi bitirelim, sonra HarunYahya.Tv’den devam edelim, inşaAllah.
SUNUCU: Programımızın sonuna geldik. HarunYahya.Tv sitesinden 24 saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi bize AhirZamanSohbetleri@hotmail.com adresinden gönderebilirsiniz. HarunYahya.org ve HarunYahya.net adreslerinden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo ve Kocaeli Tv ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz. İyi akşamlar.
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Harun Yahya Etkiler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...