SUNUCU 1:Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:Ne anlatıyordunuz Oktar Hocam ben yokken.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, iman hakikatleri anlattık, Darwinizmin geçersizliğini, fosilleri gösterdik, Kuran mucizeleri anlattık. Bir de bu sizin Darwinizme karşı etkili mücadelenizin sonunda gelen, başınıza gelen olaylar neticesinde gelişen olaylardan bahsettik Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Serdar’ım sen ne anlattın?
SERDAR DAYANIK:Estağfurullah Hocam, ben yine sizin eserlerinizden bir iman hakikatini anlattım inşaAllah. O iman hakikatindeki harikalıktan bahsettik, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Şimdi evrim teorisi ile ilgili anlatıyorsun ya sen, evrimcilerin, dinsizlerin, ateistlerin çektiği acıyı bir bilsen o anda. Böyle hepsi, epey bir kısmı, böyle etleri koparılıyor gibi acı çekerler. Yani biz sadist değiliz ama öyle olur, yani bir harikadır, bir harikalık. Çok şiddetli ızdırap verir. Çünkü doğrudan dinlerine vuruyorsun.
OKTAR BABUNA:Sizin vesilenizle Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ve hiç görülmemiş şekilde vuruyorsun. Mesela biz ebedi olarak da anlatabiliriz, öyle değil. Al sana fosil, al sana cevap diyorsun. Şahane, arkasından iman hakikati, şahane. Ama tabii imanın perdeli, kendine has bir derinliği vardır. Önüne gelen imanlı olamaz, yani derin iman da ayrı bir şey, onun da derin perdeleri vardır, o perdeleri herkes geçemez. Böyle perdeyi açarsın bir aşamaya daha geçersin, perdeyi açarsın bir aşamaya daha geçersin. Bak diyor ki Bediüzzaman; “derin tetkik ve tecrübeye ihtiyaç olan” diyor, “nazari meseleleri elbette bedihi olmaz” diyor, “bu sebep içindir” diyor, “mucizeler ender ve nadir verilir” diyor, “ta ki Hz. Ebubekir’ler en yükseğe çıksın, Ebu Cehil’ler en aşağı düşsün” diyor. Bak, “derin tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazari meseleleri elbette bedihi ve çok açık olmaz” diyor. Onun için yani önüne gelen kolayca dünyanın en büyük lüksü olan, en büyük nimeti olan imanı elde edemiyor. Onun için bak koskoca yedi milyarlık dünyada Kuran’ı, İslam’ı hakkıyla savunan insan sayısı parmakla sayılıyor. Halbuki ne kadar kolay, Kuran ortada, değil mi? İman hakikatleri de ortada, Darwinizmi yıkacak deliller de ortada ama iman zafiyetinde insanlar bunu yapamıyor. Bak, iman zafiyetinden profesörler, alimler, çok büyük bir kitle, az bir kısmı hariç bunu yapamıyor. Bir mucizedir bu, çok büyük bir mucizedir. Her şeyi anlatıyor ama deccaliyeti yıkacak bilgiyi anlatamıyor. Ona şeytan izin vermiyor, gücü yetmiyor. Yoksa muazzam ilimleri var, derya ama bunu anlatamıyorlar. Allah’ın nasip ettikleri anlatabiliyor bunları. Bak çok büyük bir mucizedir bu. Mehdi (a.s.)’ye ve Mehdi (a.s.) talebelerine nasip oluyor bu, başka türlü olmuyor. Yani halbuki bu Cenab-ı Allah’ın hikmeti, mesela Darwinizmi Allah Mehdi (a.s.)’ye bırakmış fakat insanlar da serbest. Mehdi (a.s.) karşıtı bir insan çıkar, der ki; “ya ben Mehdi (a.s.)’den önce bunu yıkarım, dolayısıyla da Mehdi (a.s.)’ye imkan kalmaz” der. Değil mi? Yapamıyor, yapamaz, yapamadı, mucize. Az vakit de vermedi Allah, bak 150 yıl verdi, 150 yıl kimsenin gücü yetmedi. 150 yıl, bak 2010 yılına geldik, hatta bir kısmı Darwinistlere yaltaklanıyorlar. “Ya” diyorlar, “biz zaten Darwinisttik, sizden önce Darwinisttik, ayıp değil mi” diyorlar, “bizden almışsınız siz” diyorlar, “çalmışsın sen Darwinizmi bizden” diyor, “biz asıl Darwinistiz” diyor, “yaşasın” diyor.
OKTAR BABUNA:Tam dediğiniz gibi oldu Hocam maşaAllah, tam o şekilde.
ADNAN OKTAR:Bakın mahalle şeyi gibi her türlü dedikoduyu yapıyorlar birçok yerde, gazetelerde, radyolarda, televizyonlarda ama Allah aşkını anlatamıyorlar, çok nadir insan anlatabiliyor. Deccaliyetin kafasını ezemiyorlar. Deccale sığınıyor adam, deccale sığınıyor. “Biz daha iyi Darwinistiz” diyor adam. Kardeşim Darwinizmi, Suudi Arabistan, Kuveyt gibi zengin ülkeler, Dubai; “çağıralım Amerika’dan profesörleri, Müslüman alimleri, bassın kitap” derim, al, dünyada ne kadar fosil varsa satın alır getirtirim. İman zafiyetinden yapamıyorlar. Her şey var adamlarda, futbol takımı alıyor, animasyonlar, oyunlar, abidik gubidik birçok şeyi yapabiliyorlar ama deccalle boğaz boğaza, gırtlak gırtlağa boğuşamıyorlar, savaşamıyorlar. Allah onlara onu vermemiş, vermiyor. Allah, Mehdi (a.s.)’ye ve Mehdi (a.s.) cemaatine veriyor. Bakın çok büyük bir mucize bu. İsa (a.s.)’nin gelişini kimse müjdeleyemiyor. İsa (a.s.) gelecek, İsa (a.s.) geldi. Bak söyleyemiyorlar; öldü, gitti, yok oldu, kurtulmaya çalışıyorlar İsa (a.s.)’den. Ben o güzeller güzelini bağrıma basacağım. Bağrıma basacağım böyle, yanaklarını sıkacağım. Hz. İsa (a.s.)’yi görecekler. Mehdi (a.s.)’yi görecekler, Mehdi (a.s.)’yi hiç kimse ağzına alamıyor, çok az insan söyleyebiliyor. Mehdi (a.s.) geldi diyorum açıkça. Bağırıyorum yani. Hadisleri, alametleri böyle alenen anlatan var mı? Kardeşim bak söz veriyorum. Ben büyüklük peşinde değilim, nezaketen ayakkabısını çıkarırım, bütün basının gözü önünde ayağının altını öperim öyle bir adam görsem ben. Darwinizmle adam öyle bir mücadele edecek, fosillerle bilimsel olarak çalışma yapıp yıkacak, Mehdi (a.s.)’yi müjdeleyecek, Hz. İsa (a.s.)’yi müjdeleyecek, ben de burada oturacağım. Ya kapısına dayanırım, ayağının altını öperim, otuz kere, kölenim derim, emrindeyim, kapıcınım yani. Yok direkt kapıcılık yaparım öyle; mesleğim bu, kapıcıyım derim. Çok az bunu yapan insan ve biz, maşaAllah. Bakın, ne kadar etkileyici bir mucize, deccaliyeti tepelemek ne kadar kolay, adam diyor; “çamur akıllandı birden bire, insan yaptı” diyor, çamur. Sırf bunun yalan olduğunu ispat edecek, edemiyorlar. Biz ediyoruz ve Mehdi (a.s.) talebeleri ve öncüleri olarak biz ediyoruz. Bize müsaade verdi Allah. İnşaAllah.
Şeyh Nazım Hocam 86 yılında dedi ki; “Bir Kuran tefsiri yapacaksın” dedi, “kitaplar yazacaksın” dedi, “sadece sana müsaade verildi” dedi, “bir tek sana müsaade verildi” dedi, “sen velisin” dedi, “razı olunanlardansın”. Tabii hüsn-ü zan ediyor, iltifat ediyor. Ben bilmiyorum. Cennete de gidebilirim, Cehenneme de gidebilirim. Her gün korkudan tir tir titriyorum ben Cehenneme gideceğim diye. Benim böyle bir iddiam yok. Ama onun bir tecellisi bizde zuhur etti. Bakın, hakikaten veli insandır Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, muhterem insandır. Yaşlandı diye bir insanı devreden çıkartmak ahlaksızlıktır, aşağılıklıktır, şerefsizliktir, cibiliyetsizliktir, en aşağılık adam demektir. Yaşlı insanı insan yerine koymayan bazı üsluplar görüyoruz son zamanlarda bazı kansızlarda, kanı bozuklarda. Dava adamının beyni mezara kadar, ölünceye kadar Allah yolunda hizmet eder. Bazı kahpeler vefasızlık eder, büyüklerine küstahlık yaparlar yaşlandı diye. Yok beyaz saçlı, yok başka saçlı, Hz. İsa (a.s.) de kızıl saçlı. Biz saçına göre mi insanları değerlendiriyoruz, yaşına göre mi değerlendiriyoruz? Aklına ve imanına göre değerlendiriyoruz. Hz. Musa (a.s.) 130 yaşındaydı, Peygamberdi, Hz. Yusuf (a.s.), o güzeller güzeli, 120 yaşında Peygamberdi, Nuh (a.s.) 950 yaşındaydı, Peygamberdi. Bazı ahmaklar da yaşa göre durum tayini yapıyorlar, bazı avanaklar. Böyle şey olmaz. Şey Nazım Hocam’a karşı çıkanlar aklıma geldi de birden. Gazab-ı şahanem depreşti birden. İnşaAllah. Haklı mıyım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Tamamen Hocam maşaAllah, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:Kardeşim İsa Mesih (a.s.), dünya güzeli, ben onun bir kere eline yüzüne elimi sürsem ihya olurum ben, dünya güzeli. Geldi, dünyada, büyük bir şeref ve müjdeliyorum herkesi. Göreceksiniz. Ve Mehdi (a.s.) geldi, bunu da göreceksiniz. İslam ahlakı dünyaya hakim olacak, bunu da göreceksiniz. Türk İslam Birliği oluşacak, bunu da göreceksiniz. Nasıl olacak biliyor musunuz? Ben buradayım. 2010 değil mi? 1980’lerde demiyor muydum, anlatmıyor muydum?
SERDAR DAYANIK: İnşaAllah Hocam, aynısını söylüyordunuz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:1986’larda. 2010’lar ne kadar uzaktı değil mi 86’da?
SERDAR DAYANIK: 90’lar uzaktı Hocam.
ADNAN OKTAR:90’lar gelmeyecek gibi görünüyordu. 10 yıl çok çabuk gelir. Ben burada olacağım yine. Bu müjdeleri yayın. “Müjdelenin” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Bak Allah bize nasip ediyor Mesih (a.s.)’yi müjdelemeyi. Kral Mesih’i de İsa ibn-i Meryem, kurban olayım ben onu yaratan Allah’a. Annesi annemiz. Hz. Meryem, bütün alemlerin en üstün kadınıdır, Melek gibi. Ben yolunun çamuruyum onların, yolunun çamuru, tabii ve müjdeliyorum. Bakın müjdeleyemiyorlar. Korkuyor adam, Mehdi (a.s.)’yi müjdeleyemiyor. 250 yıl geriye atıyor, 500 yıl geriye atmaya çalışıyor gelişini, tarihini. Geçmişe götürmeye çalışıyor, ruh haline getirmeye çalışıyor, “ruh” diyor, “görünmez” diyor. Bir kısmı “şahs-ı manevi” diyor. Mehdi (a.s.)’den kurtulmaya çalışıyorlar, Hz. İsa (a.s.)’den kurtulmaya çalışıyorlar. “O da şahs-ı manevi” diyor koskoca alim bilinen adamlar. İsa (a.s.) şahs-ı maneviymiş. İnsan, insan o. Havarilerin yüzüne elini sürüyor. Beraber yemek yediler. “Gökten bize bir sofra indir” diyorlar talebeleri. Gökte onun yemek yiyeceğini biliyorlar ya. Canlı Hz. İsa (a.s.), Allah Katında yiyip içip besleniyor. “Oradaki sofradan bize indirsene” diyorlar. Ama tabii Cenab-ı Allah; “O sofrayı indiririm” diyor, şeytandan Allah’a sığınırım, “ama bir acayipliğinizi de görürsem kimseye yapmadığım azabı size yaparım” diyor. İnşaAllah. O gökten sofra istemeleri çok manidar. Hiçbir Peygamberden istenmemiştir gökten sofra. Onun yiyeceği yerden istiyorlar, kendi sofrasından, Hz. İsa (a.s.)’nın sofrasından inşaAllah. Sırlar çok. İnşaAllah. Hoşuna gidiyor mu anlattıklarım?
SUNUCU 2: Evet Hocam, çok güzel.
ADNAN OKTAR:Ne hissediyorsun, neler anlıyorsun?
SUNUCU 2: Seviniyorum. Sizin söylediğiniz gibi doğru çıkması bizim de hoşumuza gidiyor ve bizim için daha çok umut oluyor.
ADNAN OKTAR: Binbir türlü güzelliklerle yaratılacaksınız inşaAllah Cennette. Yedi kat elbise giyeceksiniz, yedi katı da ayrı ayrı görülecek, teker teker, bir bakışta. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “Yedi kat hülle giyerler” diyor, “bakar bakmaz yedi katı ayrı ayrı görünür” diyor. Kadınlar güzel kıyafete meraklıdır biliyorsunuz. Beğenilmeyi de çok sever ama öküzler tarafından değil. Hakkını veren, gerçekten sevmeyi bilen, aşk ehlinin, tutkuyu bilenin sevmesinden hoşlanırlar, öküzün değil. Öküz ottan hoşlanır gibi hoşlanır, o anlamda değil. Kadın gözdeki kıvılcımdan, derinlikten, tutkunun elektriğinden anlar. Çok hassas varlıklardır. Öyle film artisti gibi poz yapması, etkileniyor gibi yaparlar ya, öyle değil. Gerçek etkilenmeyi, gerçek beğenmeyi kadın bilir. Onun için de sevdiğine, helaline süslenir. Beğendi mi de içi erir, çok hoşuna gider, en zevk aldığı şeylerden birisidir. Sevgiyi, sevilmeyi sunabilmek. İnsana, Allah aşıklarına, Allah’ın delilerine onu sunduğunda hoşlanır kadın inşaAllah. Allah’ın tecellisiyse o, saygı duyuyorsa, değer veriyorsa, seviyorsa, kıymetini biliyorsa, koruyup kolluyorsa, kendi çocuğundan, kendinden daha değerli görüyorsa, gözünü kırpmadan kendini ölüme atacaksa onun için, Allah rızası için o zaman aşkla, tutkuyla sever. Öbür türlü olmaz. Onun için o içgüdünüzü Allah özel vermiş size, Cennette olan bir şeydir. Nefis takılar takacaksınız. Cennet takıları nefistir, kıyas olmaz. Doğal makyajlı olacaksınız, makyajla uğraşmayacaksınız. Kelebekler nasıl, çiçekler nasıl doğal makyajlı? Doğal makyajlı olacaksınız. Aklınızdan geçtiği an o güzelliğe kavuşacaksınız. Hemen, ister istemez oluyor anında. Allah’ın nasıl büyük bir akla sahip olduğunu ve gücünü de göreceksiniz inşaAllah. Kromozomları nasıl dizayn ediyor Allah. Bir kromozomun içine bir kütüphaneyi yerleştiriyor, değil mi? Bir gözün üstüne de o süsü yapar işte. Kelebeği nasıl süslüyor? Nefesimiz kesiliyor, değil mi?
Bir insan ya said karakterlidir, ya şaki. Şaki olanların iblis suratı süner üzerine, anlaşılır elektriğinden ama takdir Allah’ın tabii, bilinir. Said olanlarda da bir nur, hoşnutluk olur. Allah anıldığında içi açılır, ferahlar, kafası açılır. Şaki karakterliden bir alamet istiyorsak Allah anıldığında adama sanki şehir elektriği vermişsin gibi kasılır, ızdırap duyar. Ezana tahammül edemez. Allah duyuldu mu adam bunalır. Oktar anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Siz şehit ailelerine nasıl davranılması gerektiğini günlerdir vurguluyorsunuz Hocam, haftalardır hatta inşaAllah. Bu yönde gelişmeler olmaya başladı. Bunları gösterelim mi Hocam inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA: Sizin sitenizde de 1100’ün üzerinde söylediklerinizin gerçekleştiği var zaten inşaAllah. Oradan daha detaylı bilgi de alabilirler. Bu şekilde Hocam bir şehit ailesinin evi yenilenmiş. “Şırnak kırsalında teröristlerle girdiği çatışmada 3 ay önce şehit olan piyade er Muhammet Özbek’in ailesinin yaşadığı ev, Denizli Valiliği tarafından 12 bin TL harcanarak bakım ve onarımdan geçirilmiş” Hocam inşaAllah. Soldaki eski hali.
ADNAN OKTAR: Benim koçyiğitlerimi böyle evlerde ben bunları yaşatır mıyım? O bile az yani. Yayla gibi ev açacaklar. Büyük mescit gibi yapacaksın. Kral gibi yaşatacaksınız böyle. Çok büyük bir zevktir. O köyün kralı onlardır. Şehit ailesidir. Soracaklar bu köyün kralı kim? İşte falancanın babası diyecekler. Şehit babasıdır. Alameti yakasında olacak. Madalyası. Anlaşıldı mı?
OKTAR BABUNA:Yine aynı şekilde Hocam bir şehidin ailesi için ev yaptırılacakmış.
ADNAN OKTAR:Kardeşim davul zurna çalmaya gerek yok, böyle yapmasınlar. Direkt dağıtalım. Allah onların krallığını ilan ediyor, Cenab-ı Allah. O annelerimiz de kraliçelerimiz, ayaklarına kapanacağız onların. Anlaşıldı mı? Ne güzel, şehit evlatları veriyorlar. Nur saçılıyor nur o beldeye. Bereket, güzellik geliyor. Şehidin olduğu yer Meleklerin en yoğun olduğu yerlerdendir. Çok makbul nurani bir varlıktır. O aileler de öyle nur saçarlar. Gürül gürül Kuran okunsun oralarda. Her gün sofra. Şehit ailesinden para almak bak tekrar tekrar söylüyorum ayıp. En hafif ifadeyle ayıp. Kardeşim ihya mı olacaksın ne olur yani. Bir ceket pantolon aldık farz edelim veyahut bakkala girdi, yiyecek içecek aldı. Para alınır mı ondan. Şamatası da yapılmaz. Sarılıp bağrına basarsın, kapıya kadar geçirirsin. Bir çay, kahve içirirsin, konusunu dahi etmezsin, değil mi? Elini cebine atarsa nezaketiyle aman Allah esirgesin dersin. Yani bana böyle bir kötülük yapma diyeceksin. Bana kıyma diyeceksin değil mi? O para olmaz. Yani ağır konuşmak istemiyorum ama olmaz. Anlaşıldı mı yani? Ne bileyim, bak evi görüyorsunuz? Köyün delikanlıları 5 dakikada orayı... bahçe de yapmak lazım. Güzel meyve ağaçları dikin, değil mi? Şehidin babasıyla beraber güzel yer sofrası yapıp yemek yiyelim. Anlatsın bize genç delikanlıyı, şehidimizi. Güzel, Ahiretten bahsedelim, Cennetten bahsedelim. Serdar’ım anlat.
SERDAR DAYANIK: Estağfurullah Hocam. Siz az önce güzel bir müjde verdiniz inşaAllah tüm dünyaya. Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’nin geldiklerine dair. Söylemiştiniz konuşmanızın içinde. Peygamberimiz (s.a.v.)’nin yine bir hadisi var. “Hz. Mehdi (a.s.) ile müjdeleşin” diyor inşaAllah. İkinci hadiste de, “Sizden ona kim yetişirse kar üzerinde sürünecek dahi olsa ona gelsin. Ona katılsın. Zira o, Hz. Mehdi (a.s.)’dir” diyor.
ADNAN OKTAR:Oktar niye Mehdi (a.s.)’den bahsediyorum biliyor musun? Bak Bediüzzaman diyor ki, bağıra bağıra söylüyor mübarek. “Mehdi (a.s.), Hicri 1400’de gelecek” diyor. Yapacağı çalışmayı da, hepsini de anlatmış. Peygamberimiz (s.a.v.) de, asıl Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Ben de söylüyorum. Çok söylenip de gördüler mi çok acayip olur. Yani iki üç kere söylesen o kadar olmaz da. Bu çok güzel.
Habertürk’te demin yine baktım. Yine Mehdi (a.s.) konusu işleniyor. Kardeşim bu ne heyecan. Bu ne heyecan böyle. Bazıları diyor “Mehdi (a.s.) geldi diyor” diyor hanımefendi, güzelce bir genç kız var. Tabii saygıyla, sevgiyle anıyorum. Bir arkadaş var böyle. Biraz kibar konuşuyor. Bilim adamı mı ne çocuk. Ona da soruyorlar, meraktan kıvranıyorlar. Fatih Altaylı anladı Mehdi (a.s.)’nin geldiğini. Murat Bardakçı da anladı. Habertürk’ün takımı komple anladılar. Ben şahsen beni ilgilendirmeyen konunun hiç üstüne gitmem. Habertürk’ün ana konusu Mehdiyet oldu, ana konusu. Kurtulamıyor. Dönüyor dolaşıyor geliyor tam Mehdiyet’in üzerine. Dönüyor dolaşıyor geliyor yine Mehdiyet’in üstünde. Hiç kurtulamıyor. Demek ki eminler. Kardeşim bu delilleri görüp de Mehdi (a.s.)’yi anlamamak için çok çok özür dilerim şey olmak lazım, yani bilgisiz olmak lazım. Ne diyeyim yani. Cahil olmak lazım yani. Kardeşim o kadar aleni ki yani. O kadar aleni ki. Olayın kendisi net. Bizim siteye girip de bunu anlamamaları mümkün mü?
OKTAR BABUNA:Değil Hocam. Mümkün değil Hocam.
ADNAN OKTAR: Anlamışlar belli. Hani bir kurtarırı var mı? Süleyman Ateş Hoca’yı çıkarmışlar. O da “5 milyar yıl var” diyor. Kardeşim Peygamber (s.a.v.) dünyanın ömrü ne kadar diyor?
OKTAR BABUNA:7000 yıl.
ADNAN OKTAR:Ne kadarı geçti diyor?
OKTAR BABUNA:5600 yılı geçti.
ADNAN OKTAR:Ne kalıyor geriye?
OKTAR BABUNA: 1400 yıl inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Açık işte. Suyuti, en büyük alim.
“Söylediğiniz programın sonunda Pelin Çiftçi, ‘2012, Miladi 2120 gibi Kıyamet kopacak diyenler var’ dedi.” Kıyamet kopacak 2120’de, yıkılacak İslam alemi, yıkılacak. Kıyamet nedir? Ayağa kalkış. Kıyam, namazda kıyamda duruyoruz biz. Nedir kıyam? Kıyam ayakta durmaktır. Değil mi? Ayağa kalkacak doğru, Allah dedirtmiş. Yeryüzünün yerle bir olmasına daha var. Kaç?
OKTAR BABUNA:2120 Hocam.
ADNAN OKTAR:2120 inşaAllah. “Sizden başka bu konuyu söyleyen yok inşaAllah. Yakın takip ediyorlar diyor maşaAllah.” Pelin Hanım da tabii bizi takip ediyor. Edecekler tabii ki.
Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.) dönemindeki teknolojik gelişmeler var. Onunla ilgili bir sunumumuz vardı inşaAllah. Hadislerde inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Aklıma gelmişken söyleyeyim. Teslis inancına karşı yoğun bir mücadele başlatalım bu hafta, teslis. Kapağa koyalım, Hıristiyan alemini bu beladan kurtaralım. Yani bu çok büyük bir felaket. Allah diyor; “gök yarılacak nerdeyse” diyor Cenab-ı Allah, “bu söylediklerinden dolayı” diyor. Çok büyük bir felakettir teslis. Allah üçtür demek, haşa. Mesela Hz. İsa (a.s.)’yi ayrı, Allah’ı ayrı, Ruhu’l Kudüs ayrı. Bir tane Allah var. Bunun çok üstünde duralım. Bu konu halloluncaya kadar gündemden bırakmayalım.
OKTAR BABUNA:Siz bunu sürekli olarak Hocam Amerika’daki radyo ve televizyon bağlantılarınızda, gazete röportajlarınızda, Avrupa’da yine aynı şekilde sürekli gündeme getiriyorsunuz, Hıristiyanlarla yaptığınız konuşmalarınızda Hocam teslisin yanlış olduğunu.
ADNAN OKTAR:Ben çekinmem, alttan almam. Gürül gürül söylerim hak neyse. Ama yani bir hücuma geçelim, yani imani bir hücum. Bu konuyu sökünceye kadar tansiyonu alabildiğine yükseltelim. Yani bu çok acayip bir şey. Anlatıyoruz gerçi sitelerimiz var, bilgilerimiz var, röportajlarda, her yerde anlatıyorum, doğrudan da anlatıyorum ama daha sökücü bir atağa geçelim inşaAllah. Aklıma geldi birden. Devam et.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Peygamberimiz (s.a.v.) hadiste şöyle buyuruyor; “(Deccal) Bütün yeryüzünü 40 günde dolaşacaktır. (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci.”
ADNAN OKTAR:Şimdi bak, kaynağı çok uzun anlatıyorsunuz. Öyle yapmayın, sadece Berzenci dersiniz.
OKTAR BABUNA:Tamam inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ona ayırdığınız vakit olmaz.
“40 günde dolaşacak.” Uçakla mümkün mü bu?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam ancak dediğiniz gibi uçakla mümkün sadece inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet her yeri gezersin uçakla. Ahir zamana açık işaret. Ahir zaman teknolojisine.
OKTAR BABUNA:Hatta siz daha iyi bilirsiniz Hocam, yeni uçaklar yapılıyor. 6000 kilometreyi çok kısa sürede, dört buçuk saat içine düşürecek uçaklar imal ediliyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben bu uçağa binmem. Hipersonik uçak saatte 6000 kilometre. Bu ne? Uçağa da benzemiyor, roket gibi bir şey bu. Deli olmak lazım buna binmek için. Ben sağlamcıyım inşaAllah. Değil mi? Böyle tam bakımlı normal uçak olursa olur. Bu çılgın bir uçağa benziyor.
OKTAR BABUNA:Zaten yaptıkları uçaklarda sürekli düşüyor Hocam. Bazı firmaların uçakları özellikle.
ADNAN OKTAR:İşte sağlam olacak. İnşaAllah bakımdan geçmiş sağlam uçak.
OKTAR BABUNA:Yine tren, bu Çin’de yapılan bir tren. Saatte 394 kilometre hız yapabiliyor.
ADNAN OKTAR:Komünist Çin?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Var mı öyle yollar bunlarda? Böyle uçak bilmem ne yapacaklarına, karakollarda Müslümanları kıyma makinesi ile doğramasınlar, ondan vazgeçsinler. Bizim internet sitemizi Kızıl Çin engellemişti, Komünist Çin. Giremiyordu Uygur Türkleri, Doğu Türkistan. Biz buradan bir kükredik, cayır cayır açtılar anında.
OKTAR BABUNA:Elhamdülillah Hocam. Hemen akabinde açtılar Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak kaç yıldan beri kapalıydı, uzun zamandır kapalıydı. Kükreyince açtılar. “Hocam, gel gezdirelim seni” diyorlar. Ben aklımı mı yitirdim? Kıyma makinesine girmeye hiç niyetim yok. O karakolların altlarını bize gösterecekler. O kıyma makinelerini bir kere kaldıracaklar. Gitsinler başka işte kullansınlar. Sanayide kullansınlar onu, değil mi? Müslümanları ne yaptılar onları anlatacaklar. Müslüman genç kızları nereye götürdüler? 100 binin üstünde genç kız yok. 100 binlerce Uygur Türkü yok ortada. Bunları ne yaptılar, bunları söyleyecekler. Kardeşim filmleri koydum ben internete. Çocuklar gönderiyorlar bana, Uygur Türkleri. Gizlice böyle ufak şeylere koyup gönderiyorlar. Çok tehlikeli ama yine de yapıyorlar Allah razı olsun. Ya kardeşim çocuklar sokakta gösteri yapıyor, bizim polisimiz ne yapıyor? Su sıkıyor değil mi? Bu herifler ne yapıyor biliyor musunuz? Ağır makinelerle tarıyorlar. Delik deşik ediyor. Manyak bunlar. Tarıyor, kardeşim dağılmış, her yerinden kan fışkırıyor, kolunu bağlıyor. Adam can çekişiyor, herifin neyini bağlıyorsun, alçak herif. Arkadan elini bağlıyor. Adamdan kan fışkırıyor, delik deşik etmiş. Ayağı ile de üstüne basıyor. Gitsinler baksınlar, benim internet sitemde var. HarunYahya.org’da var. Birçok yerde var. Göster onları.
OKTAR BABUNA:Tamam inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Deli bunlar. Kardeşim gösteri yapan adama makineli tüfekle ateş edilir mi? Haydi vurdun, alçak herif kelepçeleyip ayak basılır mı üstüne? Adam can çekişiyor, canı çıkmak üzere. Yani Çin şu psikopat tavrından vazgeçsin. Bu psikopatlıklarından vazgeçsin. Kardeşim bıraksın ne kaybeder, Doğu Türkistan’ı. Ne zararın olur? Para istiyorsan para verelim kardeşim, petrol istiyorsa petrol verelim, bıraksınlar çocukların yakasını genç kızların, delikanlıların. Ne istiyor? Maden? Maden verelim. Para? Para verelim. Ne istiyorsa verelim. Bıraksın yakalarını. Çıkar için yapmıyor mu bunu? Biz çıkar sağlayacağız değil mi? Müthiş zulüm.
OKTAR BABUNA:Bu sizin HarunYahya.org sitesinde Hocam, makaleler bölümünde.
ADNAN OKTAR:Bak, Uygur Türklerini döve döve öldürüyorlar. Bak yerde görüyor musun? Polis orda seyrediyor bak. Bak seyrediyor Çin polisi. Sopayla döve döve orada şehit ediyorlar. Bir de beni davet ediyorlar Çin’e, “gel Hocam buyur” diye. Bak polis görüyor musun? Çin polisi seyrediyor bak. Adamı orada nasıl tekmeliyorlar bak. Kan revan içinde yerde. Bak sopaları görüyor musun ellerindeki sopaları? “Buyur sizi gezdirelim” diyor Çin Büyük Elçisi. Ne kadar güzel olur gidip gelseydik. Önce bunları halletsinler. Tamam, bu yeter. 21. yüzyılda böyle vahşet olur mu?
OKTAR BABUNA:Olmaz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir de orada olimpiyat yapıyorlar. Kardeşim nasıl giderler o olimpiyatlara ben anlamıyorum. Bir kişi gitmemesi gerekiyor, tek kişi. Önce şu kanı kesin diyeceksin. Kasap gibiler, değil mi? Yüz binlerce, milyonlarca insanı katlettiniz ve devam ediyorsunuz, önce bunu bir durdurun diyeceksiniz. Görüyorsun hali, inkar edecekleri gibi mi? Polis seyrediyor. Çin psikopatları, Çin çakalları, it kopukları sopayla vura vura kan revan içinde bırakıp şehit ediyorlar, seyrediyor polis. Ondan sonra gelin sizi Çin’de gezdirelim, Shanghai mangay falan eğlendirecekler bizi. Alay eder gibi bir ifade bu. Çin Büyük Elçiliği’ne gönderin bu filmleri. Bunu bize açıklayın dersin, nedir bunlar dersin, değil mi? Önce bunu bize açıklasınlar. Amerika’ya da gönderin, Avrupa’ya da gönderin. Bunun neyini seyrediyorsunuz, neyi bekliyorsunuz dersin. Bir kedi köpek bile ölse yeri yerinden oynatıyorlar. 100 binlerce, 30 milyon Uygur Türkü yok kardeşim. Yani son 50 senenin içerisinde 30 milyon Uygur Türkü’nü yok etti adamlar. Parça parça ediyorlar adamları, ayrı ayrı, kıyma makineleri ile. Rezalete bak. Bir de buraya ziyarete gidiyorlar, turistik ziyarete. Böyle kepazelik olur mu? O polisler orada seyrediyor. Ben onların polisliğine şimdi ne diyeyim?
Sen ne yap biliyor musun, kapanışı yap. HarunYahya.Tv’den devam edeceğimizi de söylersin.
SUNUCU 1:Programımızın sonuna geldik. HarunYahya.Tv sitesinden 24 saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi bize AhirZamanSohbetleri@hotmail.com adresinden gönderebilirisiniz. HarunYahya.Org ve HarunYahya.Net adreslerinden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo ve Kanal Avrupa ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv sitesinden devam edeceğiz.
Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...