SUNUCU: İyi geceler sevgili izleyicilerimiz yayınımıza Harunyahya.tv internet sitemizden devam ediyoruz inşaAllah. Hocam nasıl başlamak istersiniz ya da nerden devam edeceksiniz?
ADNAN OKTAR: Berker Hocam. Sen bir şey söyle ordan başlayalım.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam, Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, “onun adını meşhur etmeyin“ diye hadis var inşaAllah, Allah’ın izni ile.
ADNAN OKTAR: Hz. Ali (r.a.)’ye ismini söylemeyin, diyor değil mi?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne zamana kadar; Ahir zamana kadar, Ahir zamanda ismi belli olacak inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah, siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah, bir müstear isim kullanarak mı gizlenmesi?
ADNAN OKTAR: Gerçek ismi söylenmeyecek. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona söylemiş Hz. Ali (r.a.)’ye. Şöyle, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gizliyor, adı adıma benzer, babasının adı babamın adına benzer, diyor. Ama adı şudur diye söylüyor Hz. Ali (r.a.)’ye, ama söyleme, diyor. Ahir zamanda bilinecek, adı şudur, diyor. Ahir zamana kadar biliyorsunuz Ahmet, Mahmut, Muhammed, Mustafa, bu isimlerden birisidir diye düşünülmüş. Halbuki dördü de değil. Çünkü bak, adı adıma uygun diyor, adlarıma değil, adıma. Tam denk anlamındadır o. Babasının adı da, babamın adı ile aynıdır diyor. Onun için hep Abdullah oğlu Muhammedler, hep onların içinde aranmıştır Hz. Mehdi (a.s.). Halbuki babasının birçok ismi var, Peygamberimiz (s.a.v.)’in babasının da ismi, başka isimleri de vardır değil mi? Kendisinin de birçok ismi var inşaAllah. Bu olmadığı belli, soyismi kastedilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bunu bir sır olarak saklamış ve mucize olarak da insanlar bunu çözememiş, bilememişlerdir. 1400 sene bilinememiştir, Ahir zamanda ortaya çıkmıştır, bir mucizedir bu.
OKTAR BABUNA: Siz açıklamıştınız Hocam, Hz. Ali (r.a.) de kasidesinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in soyadını söylediğini inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sakalının görünümü nasıl biliyor musun? Meczum, meczum cezmedilmiş, toparlanmış. Kesilerek, düzgünleştirerek, kısaltılarak şekil verilmiş. Cezm, cezim var Arapça’da oradan geliyor.Meczum kökenlidir, meczum toparlanmış derli toplu hale getirilmiş inşaAllah, şekil verilmiş inşaAllah. Var mı hadis, bul.
OKTAR BABUNA: Var Hocam hemen bulayım, inşaAllah.
Peygamberimiz (s.a.v.); “Hz. Mehdi (a.s.) orta boylu, esmer, meczum” dediğiniz gibi hafif sakallı.
ADNAN OKTAR: Meczum sakallı.
OKTAR BABUNA:Kevsec (Sakalı yanlarda az, aşağı tarafı uzun olan).
ADNAN OKTAR: “Kevsec” ince sakal, ince, yanlardan ince. Kevsec olan sakal, yanlarda çok ince olur. Meczum da alt kısmı için de meczum deniyor, sakalın. Yani toparlanmış, alt kısmı biraz daha uzunca fakat toparlanmış, şekil verilmiş kesilmiş cezm edilmiş. Cezim kökenlidir, cezim Arapça’daki cezimden gelir. Aç sözlüğe bak bakayım cezim nedir, kelime anlamı.
OKTAR BABUNA: Tamam Hocam. İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Berker’im anlat.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’nin dünyanın yollarında yürüyeceği, evlere ve saraylara gireceği, hadisi şerifte geçen ifadeleri söylüyorum.
ADNAN OKTAR: Demek ki olduğu şehirde saraylar olacak değil mi? Nerde var saray, hangi şehirde en çok?
ALTUĞ BERKER: İstanbul’da var Hocam.
ADNAN OKTAR: İstanbul’da var, değil mi?Hakiki saraylar İstanbul’da, başka yerde yok. Saraylara girer diyor, yerini de belirtmiş bak. Demek ki Topkapı Sarayı’na gidecek mübarek, Dolmabahçe’ye gidecek bakacak, Yıldız’a gidecek, Çırağan’a gidecek değil mi? O anlaşılıyor hadisten, çok açık.
Hocam anlat.
AKIN GÖZÜKAN: Estağfurullah Hocam, siz daha iyi bilirisiniz inşaAllah. Yine hadislerde deccalin Hz. Mehdi (a.s.)’nin sırtını döve döve genişleteceğini bildiriyor Peygamberimiz (s.a.v.).
ADNAN OKTAR: Deccal ne yapacak? Saldıracak, hakaret edecek, küfredecek, iftira edecek. O saldırdıkça Hz. Mehdi (a.s.)’nin şanı şerefi gittikçe genişleyecek, güçlenecek, gücü gittikçe artacak inşaAllah.
SUNUCU: Bu sırtının genişlemesi mecazi anlamda mı?
ADNAN OKTAR: Mecazi evet. Yoksa insan döve döve sırtını genişlese ölür zaten. Belli ki şöhreti yayılacak, etrafa hakimiyeti artacak inşaAllah. Evet, anlat Oktar’ım.
OKTAR BABUNA: Hocam hamiyet-i İslamiyesinin çok güçlü olacağına dair bir hadis var, okuyayım mı onu inşaAllah?
“İslam'ın aleyhine söylenecek bir söz bile ona ağır gelir.” (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf.30)
ADNAN OKTAR: Müslümanlara bir saldırı olduğunda, İslama, Kuran’a bir saldırı olduğunda Hz. Mehdi (a.s.) ne yapar? Nevri döner, kök söktürür, tozunu çıkartır, ezer, sessiz kalmaz, korkmaz. Bazı pısırıklar gibi böyle uzaktan seyretmez, havada yakalar, karada da ezer inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Kılıncından da korkarlar, diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:İlimkılıncından inşaAllah. Berker’im anlat.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Bugün bahsettiğiniz önemli bir konu vardı hepsi gibi inşaAllah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişini gizleme yöntem şekillerinden bahsettiniz Hocam. Konuyu karmaşık hale getirmeye, örtbas etmeye çalışanların neler söylediğini söylediniz Hocam; bir kısmı eskiden çıkmıştır diyor dediniz, bir kısmı ruh gibidir, manevi bir şahıstır diyor dediniz. Bir kısmı yüzyıllar sonra gelecektir diyor dediniz Hocam inşaAllah. Hepsini de Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisleri ile ve Bediüzzaman’ın izahlarıyla açıkladınız Hocam, doğrusunu.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, ben Bediüzzaman’ın bu kadar sarih açık söyleyip de -ki Nur talebeleri çok zeki insanlar, çok samimi insanlar- bu kadar açık bir konuyu, bir kısmının çarpıtıp anlamamazlıktan gelerek bambaşka şekle sokmak için bu kadar zorlaması, zorlamasına rağmen yine de beceremeyeceğini bildiği halde gerekirse de yalan söylemeleri, Ahir zamanın harikalığını vurguluyor, gösteriyor. Ama her zaman söylüyorum; iyi niyetle, cahilliğinden yapanları tenzih ederim inşaAllah. Oktar Hocam bana öyle bir konu aç ki sana çok detaylı anlatayım.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam.Bir hadiste de Peygamberimiz (s.a.v.) Hocam velayetin Hz. Mehdi (a.s.)’de son bulacağını söylüyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Hatem-i Veli’dir Mehdi (a.s.). Mehdi (a.s)’nin zaten sırtında da mührü vardır, hateme mührü. Allah ona hatem çekmiştir, mühürlemiştir sırtını. Ekmeli velaiyettir, en büyük velidir. Onunla, velayet kapısı kapanıyor. İnşaAllah. Nübüvvet yolundan gelen bir velidir. Herhangi bir şeye herhangi bir mürşide herhangi bir tarikata bağlı değildir. Çünkü diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.): “Hiç kimsenin biati boynunda olmayacak.” Hiç kimseye biat etmiş olmayacak Mehdi (a.s), diyor. İmam-ı Rabbani ne diyor? O da öyle söylüyor; “nübüvvet yolunda ilerler” diyor. Yani “herhangi bir mürşide tabiati yoktur” diyor, yani sülük yolunda ilerlemiyor, nübüvvet yolunda, inşaAllah. Harikalar azdır nübüvvet yolunda. Yani keşifler, kerametler, harikalar azdır. Fakat çok berrak ve kesin, açık net yoldur, inşaAllah. Bütün tarikatlar Mehdi (a.s) ile son buluyor. Yani Nakşibendi, Kadiri, Şazeli, bütün tarikatler Mehdi (a.s)’ye hilafeti teslim ediyorlar, inşaAllah. En büyük mürşid olarak ona bağlanacaklar. Bütün dünyanın tek mürşididir Mehdi (a.s). Yani ondan feyz alacaklar, inşaAllah. Allah’ın izniyle, o vesile olacak.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Berker’im sen bir şey söylemezsen, ben bir şey söylemem. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Söylemeniz üzerine Hocam, Sungur Ağabey’i takip ediyorduk Hocam. Bugün yakın talebeleriyle konuştuk. Sağlığını sorduk Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne dediler?
ALTUĞ BERKER:Size çok selam ve hürmetlerini ilettiler. Dershanede yani evinde 2-3 kat aşağıya inip çıkıyormuş yardımla, 2-3 kişinin yardımıyla. Hareketleri daha fazla olmuş. Yemek yiyormuş, konuşuyormuş inşaAllah. Gün geçtikçe daha iyiye gidiyor, evde şu anda inşaAllah Hocam.
Bir de Sabri Okur diye bir kardeşimiz var, o da Üstadın akrabalarından. O da sizi çok sevgiyle, saygıyla anıyor. Bugün kendisiyle konuştum. Onun da size çok selamı, saygıları var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Aleyküm selam. Sungur Hocamızın ziyaretine gitmiyor musunuz? Rahatsızlığından dolayı mı gitmiyorsunuz?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Uygun zamanı ben sordum. Kendisinin takdir ettiği, uygun gördüğü bir zaman.
ADNAN OKTAR:Öyle fazla değil, 5 dakika falan iyidir yani. Zaten çok ayıp gidip lafa tutmak. Her kim olursa olsun, ben böyle alimleri gidip lafa tutan adamları makbul görmüyorum. “Eee daha daha nasılsınız?“ falan. “Daha daha iyiyim.“ Bu nedir yani? Ne anlarsın, öğreneceksen kitabından öğrenirsin, anlattıklarından öğrensin, öyle değil mi? Sohbetlerinden istifade etmişsen, etmişsindir. Ama gidip zamanını almaya kalkarsa bir insan, bunu yüzlerce milyonlarca kişi yaparsa ne olur?
“Sayın Hocam, tüm insanlara sizin mücadelenizi anlatabilmenin en güzel yolu, sizin tüm bilgi ve birikimlerinizi içeren bir çalışma nasıl olur?“ diyor. Ali Hocam soruyor. Ali, olur da bu yöntem daha iyi, bizim yaptığımız. Bu kıvrandırma metodu, bu daha güzel. Yani o anlamda, ben küfre acı çektirmekten hoşlanıyorum. Darwinizm, materyalizmi anlatarak kıvrandırmak, Mehdi (a.s)’den bahsederek hoplatmak. İslam ahlakının dünya hakimiyetinden bahsederek. Bak koskoca Kızıl Çin, işi gücü bıraktı, benim internet sitemi yasakladı. Sonra kükredik, hemen akabinde açtılar.
Ne diyor; “Müjde Kral İsa Mesih (a.s.) ve Mehdi (a.s) geldi.” Ama böyle esrarengiz bunlar, olmaz, böyle kaynağı belli değil, falanca feşmekanca. Bak biz berrak gürül gürül ortadayız, adresimiz belli, yerimiz belli. Açık olacaklar. O zaman biraz şey olur. Delilsiz konuşma olmaz. Bak ben delilli konuşuyorum. Kuran’dan, hadisten her türlü delille açıklıyoruz. Güvenilir delillerle, inşaAllah. Oktar’ım Kehf Suresi’ni anlatayım mı?
OKTAR BABUNA:Çok iyi olur Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Anlatılmamış şeyler anlatayım mı?
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Sizin zaten hep o şekilde oluyor Hocam. Hiç bugüne kadar anlatılmadık konular anlatıyorsunuz, maşaAllah.
Hocam bir selam alır mısınız? Sungur Ağabey’in talebeleri selam söylemiş.
ADNAN OKTAR:Aleyküm selam, tabii inşaAllah. Aleyna aleyküm selam.
Kehf Suresi. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Bak diyor ki, “Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) raptetmiştik“. Sabır ve kararlılık, Allah raptediyor. Mehdi (a.s.) talebelerinin iki özelliği. Sabır ve Mehdi (a.s) müthiş bir kararlılık içinde olacaktır. “Kıyam ettiklerinde” ki 2012’dir, inşaAllah. “demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir;”Yani tek Allah’tır. “O gençler,” bir kere Mehdi (a.s) talebeleri gençlerden oluşacak. Allah bak “genç“ kelimesini özellikle vurgulamış. Orta yaş da demiyor, genç. Mehdiyet gençlerden oluşacaktır, öyle başlayacak bir harekettir, inşaAllah. "Rabbimiz, Katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl).“Mağaranın içinde iş olur mu? Uyuyanın işi olur mu? Olmaz ama Allah, “Oluyor” diyor. Bir sır içinde sır var. Demek ki biz, bir nevi rüyadayız, dünyada. Değil mi? Rüyanın içerisinde hayatı yaşıyoruz, Kuran buna işaret ediyor. Bir nevi madde var fakat biz görüntüsünü görüyoruz. Bak, “işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl).”Şimdi mağarada yatıyor Ashab-ı Kehf, ama ne diyorlar; “işimizden bize doğruyu kolaylaştır.” “Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi.” İman etmiş gençler, demiyor Allah. “Gerçekten iman etmiş gençlerdi” Gerçek iman ayrıdır. Çok nadirdir. “..gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini artırmıştık” Demek ki hidayet artabiliyor, sabit değil. “Bizim kavmimiz; O'ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi?”Darwinistlerin var mı delili?
OKTAR BABUNA:Hiç yok Hocam.
ADNAN OKTAR:“Apaçık delil getirsinler” diyor bak Cenab-ı Allah. “Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira edenlerden daha zalim kimdir?"diyor. Bu yalanlarını da açıklayacaklar, bu iftirayı da açıklayacaklar Ahirette.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım. "Madem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız” Ailelerinden, işinden, gerekirse okulundan ayrılıyor.“O halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." İş, faaliyet var. Bakın hem uyuyorlar, hem faaliyet var. Yani rüyadalar, inşaAllah. “Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı.” O kadar çok konu var ki, yani ben %70-80’ini geçiyorum. Yani zaman olmadığı için. “Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu,” Mehdi (a.s.)’nin çıkışının, İsa Mesih (a.s.)’in inişinin, Kıyametin yakın olmasının, İslam ahlakının dünya hakimiyetinin. “Ve gerçekten Kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için.” Kehf Suresi’nde niye Kıyametten bahsetsin? Kehf Ehli ile ilgili niye Kıyametten bahsetsin? Kehf Ehli’ni Kıyamet alameti olarak belirtiyor. Doğrudan Mehdiyete bakıyor inşaAllah. İkinci işari anlam olarak. “Onları buldurmuş olduk.” Onlar ortaya çıkmıyor, Mehdi (a.s.)’yi insanlar buluyor. Kuran buna işaret ediyor. “Onları buldurmuş olduk.” Kendini göstermek ayrıdır, ilan etmek ayrıdır, başkalarının gidip onu bulması ayrıdır. Mehdi (a.s.)’yi insanlar kendileri gidip bulacak. Kuran buna işaret ediyor, inşaAllah. “Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı,” istişare. Demek ki hak cemaatin özelliği, Mehdi (a.s.) cemaatinin özelliği olacak. Tartışarak kendi aralarında durum değerlendirmeleri yapıyorlar. “(Bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin,” Demek ki bu mübarekler bina inşa etmeyi de bilecekler. Bina inşasıyla da ilgilenecekler. Demek ki o tarz bir meslekle de bağlantıları olacak bu gençlerin. “Bina inşa edin.” "Rableri onları daha iyi bilir." “Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: ‘Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız’ dediler.” Bu çocukların demek ki evleri mescid. Bu gençlerin bulundukları yerler mescid. Yani keyfi bir yer yok. Ama bina yapmada da ustalar. Var öyle bir özellikleri. “Hiçbir şey hakkında: ‘Ben bunu yarın mutlaka yapacağım’ deme. Ancak: ‘Allah dilerse’ (inşaAllah yapacağım de).” Mehdi (a.s.) talebeleri de, en çok ‘inşaAllah’ı Mehdi (a.s.) talebelerinde duyacağız. ‘İnşaAllah’ı, ‘maşaAllah’ı en çok kullananlar bu kilit kelimelerle dünyaya hakim olacaklar. Sırrıdır dünyanın; ‘inşaAllah’, ‘maşaAllah’. Dünya hakimiyetinin sırrıdır. Mehdi (a.s.) talebelerinin sırrıdır. Kilit kelimesidir. Kehf Suresi’nde açıklanmış bu. “Unuttuğun zaman Rabbini zikret.” Ahir zamanda unutkanlık yayılacak demek ki. İnsanlar hatırlayamayacaklar birçok şeyi. Bediüzzaman ne diyor? “Ahir zamanda unutkanlık artacak” diyor, hadis var. Mehdi (a.s.) devrinin özelliğidir. Kuran’da ne diyor, bak; “Unuttuğun zaman Rabbini zikret.” Demek ki Allah’ı zikredenler unutmaya karşı beyinlerini daha güçlü tutacaklar. Allah’ı zikredenin beyni daha sağlıklı olacak. Öbür türlü unutma daha yaygınlaşacak. “De ki: ‘mulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir.’” Kısa zamanda dünya hakimiyeti olacak. Bak, ne diyor? “Beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir” Yani 309 yıl değil, çok kısa zamanda. 1980’de başlayacak, 2020’de bitecek. İnşaAllah. Bak Peygamber (s.a.v.)’e Allah böyle dua ettiriyor. “Bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir.” Kısa sürede bir dünya hakimiyeti inşaAllah. “Üç yüz yıl kaldılar,” 300 sayısı, hatırlıyor musun Berker’im? 313, 300.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’nin yardımcılarının sayısı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Sana Rabbinin kitabından vahyedileni oku. O'nun sözlerini değiştirici yoktur.” Demek ki Kuran’a çok sadık olacak Mehdi (a.s.) talebeleri, buna işaret var. Kuran’ı çok okuyacaklar, Kuran’a dayandıracaklar açıklamalarını, inşaAllah. “Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret.” Demek ki Mehdi (a.s.) talebeleri de sabah da akşam da Allah’a dua edecekler, inşaAllah. “Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma.” Yani kokmuş dedenin malı için, kokmuş amcanın yemeği için; aşağılık, kendini, malını, mülkünü küfür yolunda kullanan için değil. Allah için çalışanlara gözünü kaydıracak. “Süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına” yani yeme içme, yatıp kalkma, “(hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.” “Onlara uymayın” diyor. “Birbirinize sadık olun” diyor Cenab-ı Allah. “Ve de ki: 'Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.’” Bu demokrasi değil mi? Bak; “dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.” Baskı yok. “Şüphesiz Biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.“ “Onlar; altından ırmaklar akan Adn Cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup-dayanırlar.” "Bağına girdiğin zaman, 'MaşaAllah, Allah'tan başka kuvvet yoktur' demen gerekmez miydi?” Bak, Kuran’da sırf Kehf Suresi’nde var; ‘inşaAllah’ ve ‘maşaAllah’. 39. ayet. “Belki Rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir.” Demek ki Mehdi (a.s.) talebelerinin bulunduğu yerler böyle bağlık, bahçelik, güzel yerlerde olacak. Hoş yerler olacak. Bir şeyler anlatılıyor Kuran’da inşaAllah. “(Seninkinin) üstüne gökten 'yakıp-yıkan bir afet' gönderir de kaygan bir toprak kesiliverir” diyor Allah. ‘Kaygan toprak’. Erozyon Ahir zamanda mı oldu?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Erozyon değil mi?Büyük bir tehlike olmadı mı? Kuran bak erozyona dikkat çekiyor. Ahir zamana dikkat çekiyor. Bak; “kaygan bir toprak kesiliverir.” değil mi? “Veya onun suyu dibe göçüverir de böylelikle onu arayıp-bulmaya kesinlikle güç yetiremezsin.” Yerin altı su dolu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında sondaj aletleri yoktu. Yerin altından bu kadar derinden su çıktığı bilinmiyordu. Kuyudan çıkarıyorlardı, mesela 20 metre, 30 metre, 40 metre diyelim en fazla. Ama şimdi sondaj aletleri 250 metre, 300 metre, 400 metrede, 500 metrede su buluyor. Bak diyor ki Allah; “veya onun suyu dibe göçüverir de böylelikle onu arayıp-bulmaya kesinlikle güç yetiremezsin.” Yani Cenab-ı Allah; “Ben istersem onu yapabilirsiniz” diyor. Yerin altındaki suyu çıkarabilirsiniz. Yerin derinliklerinde su olduğunu söylüyor Allah. “Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici-süsüdür.” Münafıklar hep mal ve çocuk için kahpelik yaparlar. En hoşlandıkları şeydir, mal ve çocuk. “Sürekli olan 'salih davranışlar' ise, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır.” Samimi ibadetleri Allah makbul buluyor. Mal ve çocuklar için imanını satmayı Allah aşağılayıcı bir tavır olarak gösteriyor. “Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca” 1984 yapıyor ebcedi. Ne diyorsun Oktar?
OKTAR BABUNA: MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Kim buluştu 1984’te, iki denizin birleştiği yerde acaba?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.).
ADNAN OKTAR: Olabilir. Allah-u alem. Bak hep geçiyor. “İki seddin arasına kadar ulaştı,” 2015. “Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik.” 2017 ebcedi. Hep Kehf Suresi’nde. “Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır.” 1987 veriyor ebcedi.
“Esselamu aleyküm, Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.” Aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “İnşaAllah sizi bir süredir izliyor ve takdir ediyorum. Size karşı bir muhabbet de bizde oluştu.” Allah razı olsun. “Ama programınızda birkaç kere söylendi. Muhammed Raşid Erol Hazretleri halife bırakmamıştır diye. Kusura bakmayın içime sindiremedim. Mutlaka söylemem icap etti. Muhammed Raşid Erol Hazretleri bizim bildiğimiz kadar 6 tane halife bırakmıştır. Hatta bir tanesi de Gavs-ı zamandır. Hakkınızı helal edin, dua edin inşaAllah. Aydın Yıldız.” Muhammed Raşid Erol’un bizzat kendi ifadesi var. Artık bizim vazifemiz bitti, vazife Mehdi (a.s.)’de diyor. Kendi konuşması. Bu herhalde Aydın Yıldız kardeşimize yeter. Onu göndersinler, Muhammed Raşid Erol’un, bizzat kendi ifadesi. Bakın “artık bizim vazifemiz bitti” diyor. Net söylüyor. Vekaleten yönetiyorlar, halife olarak değil, vekaleten. Bitti deyince bunun üzerine daha ne olabilir. “Ve bundan sonra görev Mehdi (a.s.)’dedir” diyor. Bundan daha açık ne olabilir.
İbrahim’im geç şöyle sana zahmet. Şimdi gittin Ankara’ya. O muhterem hanımefendiyle görüştün. İbrahim Hocam sen hayatında yalan söylemeyen, dürüst bir adamsın. Şimdi nasıl oldu? Sen arabadan indin, bu son görüşmede nasıl oldu? Olayı anlat.
İBRAHİM TUNCER: Ben arabadan indiğimde kendi kişisel eşyalarımı arabanın içine torpido gözüne bıraktım. Bıraktıklarım arasında bir tane tesbih vardı. Cüzdanım vardı. Gözlüğüm vardı. Bir tane de telefon bırakmıştım.
ADNAN OKTAR: Doğrusöylediğine Allah adına yemin eder misin?
İBRAHİM TUNCER: Yemin ederim tabii ki Hocam. Allah adına yemin ederim. Bunları özellikle bıraktım ki içeride sorabileyim diye. O hanımefendiyle birlikte başka bir hanım vardı. Esas gören başka bir hanım vardı. İsimlerini söylemiyorum. Ona cinler geldi, heyet halindelerdi zaten ve Müslüman cinlerdi. Biraz konuştuktan sonra yani onlara samimi olduğumuzu sadece onlara güvenmek için bazı sorular sormak istediğimizi söyledim. Ve arabamın içinde kendime ait bazı kişisel eşyalarım bıraktım ve bunların neler olduğunu söylemelerini istedim. Orada bakan hanımefendiye arabanın torpido gözünü açmışlar.
ADNAN OKTAR:Cinler.
İBRAHİM TUNCER:Evet cinler. Olduğu gibi o görüntü olarak geliyor Hocam, arabanın içini. Benim sormadığım şeyleri de söyledi esasında, mesela küçük bir tane kolonya bidonu vardı. Kolonya bidonu var dedi mesela. Ben onu sormamıştım halbuki. Arabayı olduğu gibi göstermişler. Arka bagajda kitaplar vardı. Onları söyledi. Hatta içinde olduğu kasanın rengini, gözükmeyen bir tarafında vardı onu bile söyledi. Sonra torpidoda tesbihimin olduğunu, telefon olduğu, cüzdanın siyah deri bir şey gibi söyledi. Bunları söyledi Hocam. İşte bazı kağıtlar var dedi. Yani olanları aşağı yukarı hepsini söyledi inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam, benimle ilgili ne söyledi?
İBRAHİM TUNCER:Sizinle de birkaç kere sohbet olmuştu. Ara ara ben ziyaret ediyordum. Sizinle ilgili de o ortamda sizin de bir keresinde geldiğinizi söyledi. Size çok büyük hürmet ve saygı göstermişler. Orada cinlerin padişahı vardı. O özellikle size hürmet göstermiş. Üzüm ikram etmişler size. Siz bir tane almışsınız. Sonra diğer oradaki cinlere ikram etmişsiniz, evet. Ve ben bazı kerelerde, orada olduğumda sizinle ilgili sürekli konu açılıyordu cinler tarafından. Hatta ben orada sordum, dedim ben Hocamla ilgili soru sormuyorum niye böyle? Senin onun talebesi olduğunu biliyorlar ve o yüzden sürekli Hocamızla ilgili bazı işte beyanlarda, görüntülerde bulunuyorlar dedi.
ADNAN OKTAR: Beni çok seviyorlar İbrahim Hocam, maşaAllah.
İBRAHİM TUNCER:Evet Hocam maşaAllah. Çalışmalarınızı da biliyorlar Hocam. Ben onu da sordum. Nasıl buluyorsunuz dedim. Hepimiz çok takdir ediyoruz, destekliyoruz. Yani o yönde sevgi ve muhabbetlerini de ilettiler Hocam.
ADNAN OKTAR:Öbür gittiğinde de bildiler değil mi?
İBRAHİM TUNCER:Evet Hocam. Her seferinde sizden mutlaka konu açıldığında, bildiklerini ve sevgilerini ve muhabbetlerinden bahsettiler.
ADNAN OKTAR:Şimdi samimiyetine inandım. Çünkü sen hayatta yalan söylemeyen bir adamsın. Araba da zaten kilitli.
İBRAHİM TUNCER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bagajı da kilitli, anahtarı sende. Zaten onların bilemeyeceği bir yerde araba da, değil mi? Dolayısı ile onu bilmeleri, öbür detayları bilmeleri ve o eşyanın gizli olan, görünmeyen yüzeyine varıncaya kadar en ince detaya kadar, torpido gözündeki en ince detaya kadar olayları anlatmaları ifadelerinin doğru olduğunu gösteriyor.
İBRAHİM TUNCER: Aslında son seferinde Hocam ben başka bir deneme daha yapmıştım, daha yeni olmuştu bu. İki tane şey sormuştum. Bir tane İstanbul’da bir konuyla ilgili sormuştum. Bir de bazen yanıldıkları olabiliyor Hocam veya zaman ve mekandaki kaymadan dolayı tam tutturamayabiliyorlar veya yanlış da söyledikleri olabiliyor. Yani bu söylediklerim yüzde yüz hepsini bildikleri şeklinde değil ama yüzde 70 oranında isabet kaydediyorlar. Ankara’da bir arkadaşım vardı, oraya gitmeden önce onu tembihledim. Dedim ki: “Şimdi ben seni arayacağım telefonla, sana eline birkaç bir şey almanı isteyeceğim veya masanın üzerine bir şey koymanı isteyeceğim.’’ Onu önceden öyle tembihledim. “Ben seni aradığımda sana neler olduğunu söyleyeceğim, bakalım doğru mu değil mi diye test edeceğim’’ dedim. Tamam, dedi Hocam. Ben orada sordum yine çağırdığımızda. “Elinde ne var şu an arkadaşımın?’’ dedim. O, “Poşet var’’ dedi. Sonra aradım “Poşet mi var?’’ dedim. “Hayır poşet yok’’ dedi. Sonra ben bir daha sordurdum, dedim ki, bakın dedim padişah ve hadimlere tekrar doğruyu söyleyin, dedim. Bir daha sorduğumda, bu sefer dedi ki, bir tane dedi telefon var dedi. Bir tane böyle siyah deri bir şey var elinde dedi. Aradım ne var elinde dedim. Bir tane telefon var dedi, siyah anahtarlığı varmış, bir üçüncü bir şey daha varmış onu bilemediler Hocam. Sormadığım bir şey var dedi ki, onun yanında birisi var dedi, hafif beyaz tenli, kilolu, kumral birisi var dedi. “Şu anda yanında hafif toplu, beyaz tenli, kumral birisi var mı?’’ dedim, “yanında biri var mı?” “Evet bu özelliklerde biri var.’’ dedi. Bunu sormamıştım mesela.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Hanımefendi benimle görüşmek istemiş değil mi?
İBRAHİM TUNCER: Evet.
ADNAN OKTAR:Ne dedi benim için?
İBRAHİM TUNCER: Sizi çok çok seviyor ve yaptığınız çalışmaları eşi ile birlikte son derece yakinen takip ediyorlar Hocam. Çok büyük sevgi ve muhabbetleri var. Her seferinde diyorlar, Hocamızın yaptığı çalışmaların samimiyeti ve etkisine inanıyoruz, Ahir zamanda bizim de bir katkımız olursa çok çok mutlu oluruz, memnun oluruz diyorlar. Hocamıza her türlü desteği vermeye hazırız diyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:O nasıl baktı bu son bakan, suya bakarak mı?
İBRAHİM TUNCER: Hayır Hocam her seferinde tırnağa, bir kere suya baktırmıştım daha önceki şeylerde, bu son baktığımda yine tırnağa bakarak söylüyorlar.
ADNAN OKTAR:Allah Allah bu çok acayip.
İBRAHİM TUNCER:Ve şu şekilde görüyor Hocam. Onları özellikle sordum. Baktığında nasıl görüyorsun, dedim. Daha önceden bir küçük kız vardı, o, ekran gibi gördüğünü söylemişti. Bu bakan hanım direk kendisini şu andaki meclis gibi içeride görüyor Hocam.
ADNAN OKTAR:O, olayın yerine, cinlerin içine direk giriyor?
İBRAHİM TUNCER:Mesela diyor ki, padişah yukarıda oturuyor diyor, Adnan Hocam diyor yanımda oturuyor diyor. Ben orada oturuyorum diyor, o şekilde söylüyor.
ADNAN OKTAR:Allah Allah çok acayip.
İBRAHİM TUNCER: Birebir içinde görüyor.
ADNAN OKTAR:Çok garip. Tırnağına bir şey yazdı mı?
İBRAHİM TUNCER: Yazıyor, onun bir şeyi var Hocam, bir yazısı var, bir de duası var. O cinleri davet eden hanım bunu yazıyor ve duayı okuyor, gören başka birisi.
ADNAN OKTAR:Ne ile yazıyorlar yazıyı?
İBRAHİM TUNCER: Kalemle yazıyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Nasıl bir kalem?
İBRAHİM TUNCER: Herhangi bir kalem. Yani onun bir şeyi yok, ehemmiyeti yok. O yazılan bir yazı var.
ADNAN OKTAR:Sadece tırnağın üstüne mi yazıyor onu?
İBRAHİM TUNCER: Evet sadece tırnağın üstüne, şu kısmına şöyle yazıyor, ondan sonra o duayı okuyor. Zaten o hanım bu konuda çok şey, çok rahat görebiliyor yani, herkes göremiyor malumunuz Hocam, belirli kişiler görebiliyor. Bunu çok net görebilen bir hanım. Esasında okuma yazması da yok, öyle bir hanım ama samimi ve içten bir insan.
ADNAN OKTAR:Başka bu konuda böyle yine ilim sahibi olanlar varsa bizimle bağlantıda olsunlar, istirham edelim. Ama bu hanımefendi bayağı yaman maşaAllah.
İBRAHİM TUNCER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Doğru olduğu belli. Çünkü bu kadar detay bilmesi çok acayip, Allah’ın dilemesi ile.
İBRAHİM TUNCER: 3-4 kere bu ve buna benzer denemeler yapmıştım. Dediğim gibi yüzde 70 oranında başarı elde etmişlerdi.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. İnşaAllah beraber Hz. Süleyman (a.s.)’ın sandığını, Tevrat’ın orijinali, İncil’in orijinali, Hz.Yusuf (a.s.)’un gömleği, diğer kutsal emanetler... inşaAllah bunları bulacağız Allah’ın dilemesiyle inşaAllah. Tamam İbrahim gidebilirsin. Onlar da Allah’ın bir kulu, Allah’ın tecellisi. Allah emretmeden milim yerlerinden oynayamazlar. Allah ne derse onu yapıyorlar. O görüntüyü sağlayan da Allah, cini vesile ediyor Allah.
AKIN GÖZÜKAN: Ahir zamanda, insanlar tarafından da Hz. Süleyman (a.s.) zamanında ki gibi görülebileceğini söylemiştiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Cinnilerin?
AKIN GÖZÜKAN: Cinlerin inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet.
Astara Azerbaycan “Esselamun Aleyküm saygıdeğer Adnan Hocam. Kaç zamandır ekranlarda göremiyorum.” Beni zaman zaman göremeyeceksiniz, zaman zaman göreceksiniz, onda şaşacak bir şey yok. “Tüm dünya ona karşı bile olsa ben Rabbimden korkan biri olarak son nefesime kadar Hocamın yanındayım. Onun her kelimesini destekliyorum. Yaşadıkları haksızlıklar karşısında dik duruşuna hayranım.” EvvelAllah evvelAllah. “Allah onu düşman önünde mahçup etmemiş ve mahçup etmesin, amin. Alizade Gunel Mir Hasan.” MaşaAllah bu Azerbaycan’da benim canlarımın sayısı binlerce, maşaAllah elhamdülillah. “Esselamun Aleyküm Hocam, Ahir zaman alametlerinden biri olan güneşin batıdan doğması ve şeytanın tövbe kapısının kapanmasıyla ilgili bilgi verir misiniz? Ve olay tahminen ne zaman olacaktır, bu alametten sonra şeytanın durumu ne olacak?” Şu an ben şeytanın kafasını evire çevire bir koparttım, dikkat ederseniz etrafında çevire çevire, bağırta bağırta. “Pişmanlıktan sonra fiillerini durduracak mı, yoksa devam mı edecek?” Tabii biz İslam ahlakının dünya hakimiyetine vesile olacağız inşaAllah Mehdi (a.s.) öncüsü olarak, talebeleri olarak. Ama bizden sonra kuduracak tabiiki şeytan yine. “Ayrıca çoğu kaynakta cinler Hz. Mehdi (a.s.)’nin emrine geçecek diye geçiyor.” Bu doğru. “Bu Hz. Süleyman devrindeki gibi mi olacak?” Onu Allah bilir. “Diğer soru Hz. İsa zuhur ettiği zaman kaç yaşında olacaktır? Teşekkürler hayırlı akşamlar Yusuf.” 2002’de 33 yaşında olan bir insan şimdi kaç yaşında olur Oktar?
OKTAR BABUNA: 41 Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Öyle mi oluyor? Evet veyahut biraz daha eksik veya biraz daha fazla, evet o aralar olması lazım. Yaklaşık 2002 gibi, 2002-2003 inişi inşaAllah.
Aliyeva Azerbaycan’dan yazmış maşaAllah. “Hayırlı akşamlar Adnan Hocam ben Azerbaycan’dan yazıyorum, Astara’dan. İnşaAllah sizi takdir ediyorum, maşaAllah. Konuştuğunuz her bir kelime münafıkları darmadağın ediyor. Arkadaşlarımla konuştuğumda hep sizin konuşmalarınızdan delil veriyorum. Allah sizden razı olsun. Size ve arkadaşlarınıza başarılar. Benim için sizi seyretmek Hz. Mehdi (a.s.) gelmiş duygusu artık maşaAllah“ Ne demek istiyor?
OKTAR BABUNA: Siz hep Mehdi (a.s.)’yi müjdeliyorsunuz Hocam, geldiğini söylüyorsunuz.
ADNAN OKTAR:Onu hatırlıyorum, Mehdi (a.s.)’yi hatırlıyorum, demek istiyor maşaAllah. “Sizi çok seviyorum Adnan Hocam Allah sizden razı olsun saygılarımla Aliyeva Azerbaycan, Astara.”
OKTAR BABUNA: Bir önceki okuyucumuz da selam vermişti Hocam.
ADNAN OKTAR: Hepsine Aleyküm Selam ve rahmetullahi berekatühü.
Evrimcilerin Sahtekarlıkları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...