SUNUCU 1:Sayın seyircilerimiz ve dinleyicilerimiz, programımıza Hocamızın katılımı ile devam ediyoruz. Hoşgeldiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Efendim hoş bulduk. Neler anlatıyordun Berkerim?
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam, iman hakikatleri anlatmışlardı arkadaşlarımız. Hukuk konusundan bahsettik Hocam. Çelişkiler, hukuki çelişkiler.
ADNAN OKTAR:Ne çelişkisi?
ALTUĞ BERKER:Bizim mahkememiz Hocam yıllarca 313… Madde çelişkisi Hocam evet.
ADNAN OKTAR:Doğru, Yargıtay 5, 313 dedi, 8 de 220 dedi. Çelişki meydana gelmiş. Bu çelişkiye rağmen mahkememiz de devam ediyor. Güzel onda da bir hayır vardır inşaAllah.
Efendim kardeşlerimiz çeşitli sorular sormuşlar. Ne diyor? Medine Nur hanım. Bir de küt diye girmiş konuya, heyecanlı bir kardeşimiz maşaAllah. Ama önce bir selam. Önce selam sonra kelam inşaAllah. Biz yine de ona selam söylüyoruz. Ne diyor, havarilerin Ashab-ı Kehf olabileceği gibi bir ifadeden bahsediyor. Havarilerin Ashab-ı Kehf olabileceği… Yani niye olmasın olur. Mesela o soruya karşı şöyle bir baktım İmam-ı Şaraninin Ahir Zaman Alametleri, Bedir yayınevi. Hakim et-Tirmizi rivayet etmiş silsileyi uzun uzun anlatmıyorum. “Meryem oğlu İsa ümmetim içinde havarilerinden birtakım halkı bulacaktır.’’ Yani havarileri Hz. İsa (a.s)’ya yardım edecektir diyor. Bu durumda onların sağ olduğu anlaşılıyor bir kısım havarilerin. Yani bu nasıl olabilir? Ashab-ı Kehf ehlindenseler zamanımızda da uyarlanırsa, uyanmaları durumunda bu hadis gerçekleşmiş olur. Başka türlü nasıl olsun? O yüzden Hocamız bu gözle bakabilir. “elbette Meryem oğlu İsa (kıyamete yakın indirildiği zaman) benim ümmetimde, kendi (peygamberliği dönemindeki sahabeleri olan) havarilerine halef (onların yerini tutacak kimseler) bulacaktır.’’ Ama bu ayrı bir şey şu çok net. ”Meryem oğlu İsa Ümmetim içinde havarilerinden bir takım halkı bulacaktır.’’ Sayfa 595, buradan bakabilirler kardeşimiz inşaAllah. Berkerim anlat.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Dün çok güzel Kehf Suresinde, yeni şerhlerde bulunmuştunuz Hocam. Herkes merakla ve ilgiyle dinledi Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne dikkatini çekti?
ALTUĞ BERKER:Hocam Ashab-ı Kehf ile ilgili sırlar verdiniz, yeni sırlar verdiniz.
ADNAN OKTAR:Devam edeceğiz, daha çok sır var.
SERDAR DAYANIK:Uykuda olduklarını söylediniz Hocam ama iş üzerinde olduklarını çalıştıklarını da söylediniz, dikkat çektiniz.
ADNAN OKTAR:Yani Kehf sadece uyuyan bir topluluk değil. Bir sır var. Belki bir mağara olan insanın beynini düşünün. Kafatası bir mağaradır. Kemikten bir mağaradır. Bir sağ gözü vardır bir sol gözü vardır. Güneş bir taraftan bir gözüne vurur bir taraftan diğer gözüne vurur. İki taraf olur ve insanda o mağaranın içinde yaşar. Beynin içinde yaşar, o şuurun içinde yaşar. Yani beyindeki idrak merkezi içinde yaşar ama kemik bir mağaranın içindedir insan. Ama bunun dışında da faaliyetine de devam eder inşaAllah. Bir çok yönü olabilir, işari anlamı olarak diyorum.
SERDAR DAYANIK:Estağfurullah Hocam. Kehf Suresini anlatırken inşaAllah Allah’ın o ayetlerde gençlere dikkat çektiğini vurguladınız ve Hz. Mehdi (a.s) hareketinin de gençlerle başlayacağını dikkat çekildiğini anlatmıştınız inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Siz herhalde benim bu konuları anlatmamı istiyorsunuz anladığım kadarı ile.
Bakın şimdi, bir kaynak daha buldum Medine nur Hocama… “Meryem oğlu İsa, Ravha yolundan hacı yahut umre tavafı yapıcı olarak geçmedikçe kıyamet kopmaz’’. Medine Hocam dikkatli dinle “Ve Allahu Teala Ashabı kehf ile rakimi Hz. İsanın havarileri kılar.’’ Diyor ki, “Hocam sen bunu nereden çıkarttın ben buna kaynak bulamıyorum.’’ Buyur kaynak. Bak “Ve Allahu Teala Ashabı kehf ile rakimi Hz. İsanın havarileri kılar da onlar mahiyeti yolunda hacılar rahva yolundan geçerler. Çünkü onlar hem hac yapmadılar hem de ölmediler.’’ Ben şimdi hatırlıyorum, buradan anlatmıştım. Nerden kaynağı diyor Hocamız, kaynağı bu inşaAllah.
Müslüman canlı olacak, zinde olacak, hazırlıklı olacak. Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor. Sahabeler 70 yaşında sahabe, 60 yaşında sahabe, savaşa çıkarlarken, mücadele, cehde çıkarlarken, tebliğe çıkarlarken dinç görünmeye çok dikkat etmişler, iki büklüm görünmüyorlardı. Dimdik, göğüs önde. Hazırlık yapıyorlardı, atları dinç. Mesela Allah diyor, hazırlık yapın diyor. Besili atlar bulundurun diyor. Ne demek bu biliyor musun? Bakımlı, sağlıklı. Düşmana, küfre ve münafıklara güçlü görünmek için sahabeler hep saçını sakalını siyaha boyuyorlardı, dinç görünmek için. Bitkin görünmemek için, 70 yaşında, kızdırmak için küfrü maşaAllah. Saçlarına güzel kokulu yağ sürüyorlar parlak böyle görünüyor. Dimdikler. Düşman bir bakıyor, bunlarla başolmaz diyor. Yani özetle Müslümanlıkta hımbıllık yok, bitkinlik yok, uyuşukluk yok. Onun için diyor Allah “Gevşemeyin, üzülmeyin. İnanıyorsanız, galip olan sizsiniz’’ diyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Üzülmek haram. Gevşemek de haram. Korkmak haram. Bir tek Allahtan korkun diyor. Ye’s ve ümitsizlik haramdır. Var ya genç kızlar ağlar falan böyle, selpak kutuları, biri gider biri gelir falan, haramdır. Üzülmeyecek Müslüman. Muhkem ayettir yani domuz eti gibi haramdır üzülmek. Müslüman neşeli olacak. Anlat Berkerim.
ALTUĞ BERKER:Hocam ahir zamana ve Mehdi (a.s)’ye bakan ayetlerden bir tanesini okuyorum inşaAllah. İbrahim Suresi, 14. Ayetin 14. Suresi Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz.’’ İnşaAllah her zaman bahsettiniz yıllardır, İslam ahlakının dünyaya hakim olmasına ve Hz. Mehdi (a.s) vesilesi ile hakim olmasına işaret eden bir ayet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Selamun aleyküm Hocam. Türk-İslam Birliği’nin başındaki Türk kelimesinden bazen sıkıntı yaşıyorum. Ben bu birliğin kurulacağını anlatıyorum. Anlattığım bazı insanlar; “neden Türk kelimesi var?” diyorlar. Irkçılığa getiriyorlar konuyu. Ben de Türkiye’nin önderliğinde bir birlik kastediliyor diye açıklamalar yapsam da nafile oluyor. Bu konuda nasıl bir yol izleyebilirim. Saygılarımla.”
Kardeşim, Türk demek zaten Müslüman demek. Müslüman, İslam, Türk aynı kelimeler. Türk dedin mi; İslam’ı en iyi yaşayan insan demektir. Ben mesela, ben de Çerkezlik de var, Türklük de var, Arabım da; Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundanım, seyyidim yani. Ama Türk Milletindenim ben. Türk Milletindenim demek Müslüman’ım demek. Anlaşıldı mı? Irkçılık, kan ırkçılığı anlamında değil bu. Ve liderin adı verilir. Türkiye önderse Türkiye’nin adı tabii ki verilir. Türkiye’nin öncülüğünde oluyor. Lidersiz hükümet olmaz, lidersiz hiçbir yer olmuyor. Şirketlerin bile başı oluyor, yöneticileri oluyor.
Hiç Mehdi (a.s.) ismini duydun mu? Mehdi (a.s.)’yi duydun mu hiç?
SUNUCU 2:Bir Hoca ismi mi?
ADNAN OKTAR: Bilmiyorsun, güzel. Anlatacağım. Sen duydun mu? Duymadın. Mehdi (a.s.) dünyanın son zamanlarına doğru gelip bütün insanlığı tek bir din, İslam etrafında toplayacak bir şahıstır. Tevrat’ta, İncil’de, Kuran’da, Zebur’da beyan edilir. Kuran’da kapalı olarak, Tevrat’ta açık, aleni, İncil’de yarı kapalı ama açık, Zebur’da yine aleni, hadislerde çok aleni olarak anlatılan bir insandır. Geldiğinde bütün savaşlar kalkacak. Bütün dünya tek bir dinin etrafında toplanıyor. Barış, kardeşlik, sevgi ve huzur geliyor inşaAllah. Bütün korkular gidiyor. Bütün silahlar kaldırılacak. Bütün silahlar eritilecekler. Tanklar, toplar falan. Çamaşır makinesi, buzdolabı falan yapılacak. Böyle bir dönem. Bu dönemin başlangıcındayız. 1980’de başladı. Museviler de bunu kabul ediyor. Onlar da diyorlar; “1980’de Kral Mesih geldi” diyorlar. Yani Mehdi (a.s.) inşaAllah. Bunu göreceksiniz inşaAllah. Söylüyorum, Hocamız demişti diyeceksiniz, şaşıracaksınız. On yıla kadar göreceksiniz inşaAllah. Çok daha rahat olacaksınız. Bütün korkularınız, endişeleriniz, huzursuzluklarınız kalkacak inşaAllah. Berkerim bir hadis söyle.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’nin halk içinde olacağını, saraylarda dolaşacağını söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Çarşılarda, pazarlarda, saraylarda dolaşacağını söylüyor Hocam inşaAllah. “Hemen ilk başta tanınmayacaktır, halkın içinde olacaktır.”
ADNAN OKTAR: “Saraylarda gezecek.” Mehdi (a.s.)’nin İstanbul’da çıkacağı çok aleni hadislerde belirtilmiştir. İstanbul bak. Koskoca dünyada Allah İstanbul’u seçmiştir. Hadislerde belirtilmiştir. Bütün dinlerce de kutsaldır İstanbul. Hıristiyanlıkta da kutsaldır, inşaAllah. Hz. Musa (a.s.) ile Hızır (a.s.)’ın da buluştuğu yerdir İstanbul. Biliyorsunuz eskiden Hıristiyanların kutsal kentiydi. Sonra Müslümanların kutsal kendi oldu, başkentiydi. Sonra kaldırıldı biliyorsunuz. Ama manevi yönü yine kaldı, inşaAllah. Bir hadis söyle, açıklayayım. Saraylarda gezer diyorsun. İstanbul’da saraylar var. Başka yerde yok, evet inşaAllah. devam et.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Şu an ezberimden söyleceğim inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’nin fiziksel özelliklerini de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarif ediyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ben sana söyleyeyim hadis işte. Burada açtım, çıktı. “Hadis-i Şeriflerde Mehdi (a.s.)’nin Türkiye’den ayrılmayacağı, yurtdışına çıkmayacağı şöyle belirtilmiştir: ““Mehdî Rum'dan, Türklerden (çünkü, eskiden Türkiye'ye diyar-ı Rum deniliyordu.) ayrılmayacaktır.” Mesela. “Bir rivayet de: "Şu muhakkak ki ahir zamanda mağrib memleketinin en uzak mevkiinden Mehdi denilen bir zat çıkacak. Ve ön tarafında kırk mil mesafe olarak yardım yürüyecek.” Dün Habertürk’te de bu konu işlendi. İzlediniz mi?
SUNUCU 2: Hayır
ADNAN OKTAR:Habertürk pek izlemiyorsunuz gördüğüm kadarıyla. “Mehdi'nin bayrakları beyaz ve sarıdır. İçinde çizgiler bulunur. Bayraklarında Allah'ın ism-i azamı yazılmıştır.” Yani kitapları her yeri kaplayacaktır anlamındadır, beyaz ve sarı. Ama vakti gelince ikinci, üçüncü anlamı da ortaya çıkar inşaAllah.
Genel kültürü çok arttırmak lazım. Tevrat’ı mutlaka okuyun, İncil’i okuyun, Kuran’ı okuyun, hadis kitaplarından biraz bakın. Mehdiyet çok önemlidir. Bütün üç dinin de beklediği bir şeydir. Çünkü Hz. İsa (a.s.)’yı Hıristiyanlar bekliyor biliyorsunuz ki Hz. İsa (a.s.) bizim inancımıza göre, benim inancıma göre vazife başında şu an. Mehdi (a.s.) de çoktan geldi. Hıristiyan dünyasının temel inançlarındandır Hz. Mesih (a.s.)’nin gelişi, İsa Mesih (a.s.)’nin gelişi. Bunu her Türk genci bilecek, Mehdi (a.s.)’nin çıkışını bilecek. Tevrat, İncil ve Kuran hakkında derli toplu bilgi sahibi olacağız inşaAllah. Berker’im anlat.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Zaten Allah’ın izniyle Allah’a inanma oranı dünyadaki yükseliyor, Türkiye’de de yüzde doksanların üzerinde. Bu 1980’lerden önce böyle değildi Allah’ın izniyle. 1980’de Mehdiyet’in zır ve gölgesi, sizin de izah ettiğiniz şekilde şu anda yüzde doksanların üzerinde Allah’a inanma oranı Hocam Allah’ın izniyle. Tabii bunda sizin eserlerinizin katkısı çok büyük Hocam, Darwinizmi ve materyalizmi yıkan eserlerinizle yetişiyor gençler inşaAllah ve inançlı oluyorlar Allah’ın izniyle Hocam.
ADNAN OKTAR:“Esselamu aleyküm aslan Hocam” diyor. Siz de aslansınız. “Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin vekili, talebesi Şeyh Ahmet Yasin ile ilgili bir belgesel filmden Mehdi (a.s.) ile ilgili bölümü kardeşlerimizle paylaşmak istedim. Şeyh Ahmet Yasin de Mehdi (a.s.)’nin şu an hayatta olduğunu ve 1980 yılından beri faaliyette olduğunu açıkça söylüyor” diyor. “Yaklaşık on yıldan beri eserlerinizi okuyorum. Size çok büyük hüsn-ü zannım var. Ama bugüne kadar bir türlü sizinle görüşmek kısmet olmadı. Ziyaretinize gelmek ve Allah rızası için talebeniz olmak istiyorum” diyor. “Bir röportajınızda dinlemiştim.” MaşaAllah çok hüsn-ü zanda bulunmuş, güzel ifadeler var. MaşaAllah. Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. Canımız Hocamızdır Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri. Biliyorsunuz kimya yüksek mühendisi, kültürlü, değerli, aydın bir insandır maşaAllah. Gerçek demokrasi, gerçek barış, gerçek adalet Mehdi (a.s.) devrinde olacaktır. Tam ilerici, aydın bir sistem olacaktır. Bağnazlık, hurafe, gericilik, tutuculuk tamamen ortadan kalkacak inşaAllah. Gürbüz, canlı, bilimde, teknolojide, sanatta çığır meydana gelecek. Yepyeni bir Altınçağ meydana gelecek. Adı üstünde zaten Altınçağdır. Yepyeni bir aleme gireceğiz inşaAllah, bunu göreceksiniz. Bu monoton yapı var ya dünyada genel, nereye gitsen çürümüş binalar, çürümüş evler, çürümüş sokaklar, uyuşturucu içen gençler, simsiyah olmuş uyuşturucudan suratları, görüyorum, böyle satanist gençler falan, iblis gibi keratalar. Bir de fotoğraflarını falan da koyuyorlar bazen inşaAllah. Hepsi kalkacak. Yazık onlara da yazık tabii, onları da kurtarmak lazım inşaAllah.
SERDAR DAYANIK: Hocam, siz daha önce anlatmıştınız inşaAllah. Müslümanlar arasında Hz. Mehdi (a.s.) ile müjdelenmelerinin önemine dikkat çektiniz. Efendimiz (s.a.v.)’nin de bu yönde bir emri var inananlara; “Hz. Mehdi (a.s.) ile müjdelenin” diyor inşaAllah. Bu müjdeyi de inananlardan saklamaya çalışan, bu yönde mücadele eden bazı kişiler olmasına rağmen sizin vesilenizle inşaAllah Peygamberimiz (s.a.v.)’nin bu müjdesi bütün dünyaya yayıldı inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak, Erkan Aydemir, Isparta’dan yazıyor. 25 09 saat 21.48’de göndermiş bu mektubunu. Oku yüksek sesle.
SERDAR DAYANIK:İnşaAllah Hocam. “Adnan Hoca Mehdi (a.s.)’yi tarif ederken hadislere dayandırarak tarif ediyor. Hz. Mehdi (a.s.)’nin alnı geniştir. Kaşı kavislidir.”
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz söylüyor değil mi bunları?
SERDAR DAYANIK: Hadis inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani 1400 yıl önce peygamber söylüyor bunu. Yani 1000 yıllık kitaplarda, 800 yıllık kitaplardan alınmadır bu açıklama.
SERDAR DAYANIK:“Hz. Mehdi (a.s.)’ın alnı geniştir. Kaşı kavislidir. Dişleri düzgün ve parlaktır. Rengi esmerdir. Yani kırmızıya çalan beyazdır. Beni İsrail görünümdedir.”
ADNAN OKTAR:Ne demek?
SERDAR DAYANIK:Yani heybetli ve acardır.
ADNAN OKTAR:O yapıyı da gösteriyor. Heybetli acar derken Beni İsrail’in Avrupai görünümü vardır. O anlamda. Avrupaidir. Avrupa ırklarını andırır bir ırk.
SERDAR DAYANIK:“Omuzları, karnı, uylukları geniştir. Bacağında bir iz vardır. Yürürken adımlarını dışarı doğru atar. Konuşma zorluğu çektiğinde ellerini kullanır. Yanağında inciyi andıran siyah olmayan bir ben vardır. Alnında tek çizgi halinde bir çatılma çizgisi vardır.”
ADNAN OKTAR:Kaş ortasında tek bir çizgi. Kaş çatma çizgileri genellikle çifttir. Onda tek şöyle ortadan.
SERDAR DAYANIK: “Yüzü nurludur, parlaktır ve güzel yüzlüdür. Saçı güzeldir, bekar olacaktır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın dünyada üstüne kayıtlı mal olmayacaktır. Bu hususları kameranın karşısında hadis kitaplarından okuyarak anlatıyor. İnsanlarda haklı olarak sen kendini mi tarif ediyorsun diye soruyorlar. O da “evet doğru bu hadislerin hepsi beni anlatıyor ama ben Mehdi (a.s.)’lik iddia etmiyorum” diyor. İnsanların gözünün içine baka baka bu alametler bende yok mu diyeyim. O zaman çok samimiyetsiz bir görünüm olmaz mı? Evet, benziyorum” diyor ama “Hz. Mehdi (a.s.) olduğumu iddia etmiyorum” diyor. Bu husus başka ne şekilde söylenir, bilen varsa yazarak söylesin. Ya bu hadisleri anlatmayacak gizleyecek ya da anlatacak cevap verecek, anlatmasa bile bu hadisler 1400 seneden beri İslam aleminde meşhur olmuş bütün eserlerde yazıyor. 100 milyonlarca Müslüman’ın evlerindeki kitaplarda ve internette her yerde var bu bilgiler.
ADNAN OKTAR: Evet ben buraya Musevilerin hahamlarını çağırdım. Eskiden Peygamberler döneminde hep bir Sanhedrin Meclisi var. Musevilerin ünlüdür, 3000 yıllık bir gelenektir. 70 kişiden oluşan bir şey, meclis. Bu yeniden meydana getirildi. Bu Kral Mesih’in geldiğinin alametidir. Kral Mesih’in yani bak çok uzun süreden beri yoktu böyle bir şey, çok çok uzun süreden beri ilk defa yeni olarak Sanhedrin meclisi oluştu. Sanhedrin meclisinin başkanı buraya geldi, yanıma geldi ve beni çok seviyorlar. Ekip olarak geldiler, onlarında inancı o 1980 yılında Kral Mesih’in yani Mehdi (a.s.)’nin geldiğine inanıyorlar. Zaten bizim yurdumuzun dışından İsrail’in dışından gelecek diyorlar Kral Mesih. Yani Amerikalı Hıristiyanlar da, Avrupa’daki Hıristiyanlar da, oradaki Museviler de hepsi ittifak halindeler. Yani bir olağanüstülük olduğunu bu yüzyılda Mesih (a.s.)’in geleceğini, İsa İbni Meryem’in geleceğini ve Mehdi (a.s.)’nin geleceğini. İnsanlar zannettikler ki hep geçmişte olmuştur hep böyle şeyler, mucizeler olmuştur, harikalar olmuştur, artık bu devir bitmiştir. Modern çağa girdik, internet çağındayız, konu kapanmıştır zannediyorlardı. Halbuki kesintisiz devam eden bir sistem var. Şimdi bütün alametleri zuhur etti Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametleri ve Tevrat’a göre de çıktı. Bakın Tevrat’ta da açıklanmış, İncil’e göre çıkmıştır. İncil’de de bu devir tam tarif edilmiştir. Aynısı olmuştur. Tevrat’ta da tarif edilmiştir, aynısıyla olmuştur. Ama çok uzun bir konu olduğu için kısa, özetle anlatıyorum.
Bir de Mehdiyet bağnazlığı, tutuculuğu, gericiliği ortadan kaldıracak bir sistemdir. Onun için bak hadislerde de diyor, çok detaylı olarak anlatıyor. Bütün yobaz takımı Mehdi (a.s.)’ye karşı ayaklanıyorlar. Hatta diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.) başı tıraşlı, sarıklı başında taylasan sarık bulunan tıraşlı bak başları tıraşlı 70 bin yobaz yani yobazı ben ilave ediyorum. Peygamber tabii ‘’70 bin kişi deccale tabi olur yani Mehdi’ye (a.s) karşı ayaklanırlar’’ diyor. Mehdi’ye (a.s) karşı deccal taraftarı olurlar mücadele edecekler 70 bin kişi 70 binden kasıt çokluk ifade etmek için çok daha fazladır. Belki çok çok sayısı daha fazla olabilir insanların kafasında anlamaları için söylüyor Peygamberimiz (sav) yani ‘’bütün yobaz takımı ayaklanacak’’ diyor. Mehdi’ye (a.s) karşı çünkü yobazlığı ortadan kaldırıyor, Çünkü hayatı öldürenleri ortadan kaldırıyor, fikir sistemin ortadan kaldırıyor. Cübbeli de diyor ki ‘’70 bin sarıklıyı kesecek dedi’’ diyor benim için çocuk gibi yalan söylüyor. Mehdi (a.s.) kan akıtmayacak diyen ben değil miyim. Uyuyan kişiyi uyandırmayacak diyen ben değil miyim, burnu dahi kanatmayacak diyen ben değil miyim? Niye çocuk gibi yalan söylersin, konuşmam benim bantta zaten, videoya da aldık inşaAllah. Arada sırada böyle çocukça doğru olmayan sözleri oluyor ve hemen yakalıyorum tabii inşaAllah.
Sizin gibi böyle nur yüzlü tertemiz bir gençlik hakim olacak dünyaya tertemiz mesela; kalbiniz fitneyle fesatla yoğrulmamış, yobazlığın karanlığıyla pisliğiyle yoğrulmamış ari ve tertemiz Kuran Müslümanı, sahabe Müslümanı olacaksınız inşaAllah. Asr-ı saadet müslümanı olacaksınız. Yobazlığın kirini Allah üstünüzden aldı. Allah sizi öyle bir pisliğe bulaştırmadı, maşaAllah, elhamdülillah bu da Allah’ın bir mucizesi, onu zannettiler ki aleyhimize zannettiler halbuki çok büyük lehimize bir şeydi o, her şeyde bir hayır var. Pırıl pırıl hiç kirlenmemiş bir gençlik nur gibi asr-ı saadet Müslümanı olacak ve oluyorlar, inşaAllah. Kültürlü, bilgili, sevgi dolu, neşeli, hayat dolu, Allah’tan korkan, Allah’ı seven, dürüst, keskin akıllı, sevgiyi buram buram yaşayan, sevgi düşmanı değil, aşkın düşmanı değil, tutkunun düşmanı değil, güzelliğin, estetiğin düşmanı değil inşaAllah. Atatürk’ün bu konuda çok büyük hikmetli bir tavrı oldu, hayır tavrı oldu. Hızır (a.s) yardım etti Atatürk’e ve her şeyde bir hayır olduğu gibi Atatürk’te de çok büyük bir hayır var, çok büyük bir hayır var. Asr-ı Saadet İslamlığına vesile olmuştur. Karanlığı, kiri kaldırmıştır saf İslamiyetin hakim olmasına vesile olmuştur ve bunu söylemiş bakın veli tiniyetli hayret yani diyor; ‘’arı ve saf İslam hakim’’ olacak diyor tertemiz ‘’hurafeden arınmış’’ diyor, getirin yazısını göstereyim. Mektubu yayınlanmıyor Mehdi’nin (a.s) çıkışını anlatıyor mektubunda Atatürk’ün notere verdiği kendisinden yıllar sonra açılmasını vasiyet ettiği mektubu var. 1980’de açılması gerekiyordu normalde açmadılar gene açmadılar tutuyorlar mektubunu İslam ahlakının hakim olacağını, Mehdi’nin (a.s) çıkacağını hepsini açıklıyor mektubunda ve bir ünlü paşamız ‘’çok büyük bir olay olur’’ dedi, ‘’ben bunu açıklayamam’’ dedi. Biz açıklayacağız inşaAllah. Allah’ın izniyle biraz daha var bir 10 yılı kaldı, Allah’ın izniyle inşlaAllah. Hızır’la (a.s) kol kolaydı. Gaybı Hızır (a.s) biliyor, geleceği Allah’ın dilemesiyle bilir. Atatürk de bazı tahminlerde bulunan bir kimseydi gelecekle ilgili, hep de tutmuştur. Avrupa Birliğinin kurulacağını söyledi, Türk İslam Birliğinin oluşacağını söylüyor. ‘’Müslümanlar birleşecek’’ diyor, ‘’Türkler’de birleşecek’’ diyor.’’ Arı ve saf İslamiyet hakim olacak’’ diyor. Bazıları da Atatürk’e yandan bakıyorlar ama ben düzeltiyorum inşaAllah. Hayır ve hikmetle geldi, Allah hiçbir şeyi hayırsız yaratmaz. Hayırla ve hikmetle geldi. Halifeliğin kalkması gerekiyordu, Mehdi (a.s) geliyor, halife varken Mehdi (a.s) gelmez. Öyle zannedildiği gibi değil. Bediüzzaman Said Nursi ile sohbet etmiştir Atatürk. Köşkte ta dışarıya kadar geliyordu konuşma sesleri, yüksek sesle konuşuyorlardı, bazen de gizli konuşuyorlardı inşaAllah. Bediüzzaman Hızır (a.s)’la kol kolaydı, Atatürk de Hızır’la (a.s) iç içeydi inşaAllah. Zamanı gelince ben sırları daha da açacağım inşaAllah. Berkerim anlat.
ALTUĞ BERKER: Bediüzzaman dediniz Hocam inşaAllah. Resulullah (s.a.v) müjdesini ona da veriyor. Şöyle diyor, Kastamonu lahikasında 57. sayfada ; “Hakiki beklenen ve bir asır sonra gelecek O zat” diyor. Hem kendisine yapılan hüsnü zanları hem ben değilim diyor. “Benden bir asır sonra gelecek gerçek beklenilen O’dur” diyor.
ADNAN OKTAR: Bakın Nur talebesi olmayan kardeşlerimizin dışında da bütün Müslümanlar bu konunun üstüne gitsinler. Şahsı manevi diye Mehdi (a.s) gizlenmeye çalışıyor. Bakın bizim verdiğimiz delillerle bu konunun üstüne şiddetle gitsinler, bu yalan ortadan kaldırılsın. Samimi olanları tenzih ediyorum, ben onları yalancı olarak itham etmiyorum. Ama kasten yapanlar halis yalancı inşaAllah ve ne kadar güzeldir ki bütün dünyanın üstünden yalancılık kalkacak. Yahudi yobazlığı da kalkıyor, Hıristiyan yobazlığı da yobazlığı da kalkıyor, Müslüman yobazlığı da kalkacak. Yobazlıktan bu dünya inim inim inledi, sel gibi kan aktı yobazlık yüzünden; ateist yobazlar kırdırıp geçirttiler ve vahşi, sevgisiz insanlık dışı modeller meydana getirdiler. Yahudi yobazlığında da sevgi yoktur, şefkat yoktur, merhamet yoktur, sanat, ilim, estetik hiçbir şey yoktur, her şey ölmüştür. Hıristiyan yobazlığında da insanlıktan çıkmıştır insanlar hayvan gibi yaşatırlar. Müslüman yobazlığında da müthiş bir yobazlık hâkimdir, kokuşmuşluk, pislik, akılsızlık, aptallık, düşmanlık, insan sevgisine karşı mücadele sahtekarlık, yalancılık, üç kağıtçılık ve en azılısı münafıklık ve imansızlık. Bak Atatürk’e, ne güzel bir ifadesi var diyor ki ‘’imansız Hocalar’’ diyor, bir kısım imansız, dindar Hocaları Atatürk çok severdi. Mesela Bediüzzaman’ı müthiş severdi acayip saygılıydı Atatürk, açıkça söylüyordu biliyorum. Çok saygılıydı ve onu özel olarak getirtirdi, doğudan fikirlerinizden istifade edelim Hocam diye. Gerçekten iman ettiğini biliyordu ama yobazlardan nefret ediyordu Atatürk. Ben de nefret ediyorum, herkes de nefret eder, buğz ediyoruz yani çünkü sanatı, sevgiyi, güzelliği, aşkı, tutkuyu öldüren herkes Allah’a savaş açmış demektir haşa ve mutlaka mağlup olurlar o yüzden yobazlık her yerde aşağılanmış ve ezilmiştir. Hak daima galip gelmiştir ama karıştırmamak lazım tabii, hak yolda mücadele edenler zorluklarla karşılaşırlar ama mutlaka galip olurlar. Fakat yobaz boğuşur boğuşur yine mağlup olur. Boğuşur boğuşur yine mağlup olur. Zaten boğuşması yoktur yobazın, yobaz sadece kaçar, gizlenir. Porsuk gibi, uyuz porsuk gibi karanlıklara kaçar. Orada kıstırırlar adamı odur, başka bir şeyi yoktur yobazın. Gerçek Müslüman aslanlar gibi mücadele eder. Göğüs göğse söke söke de ezer sonunda, 17 yerinden yaralandı Hz. Ali (a.s.) benim dedem. Aslan gibi Hayber Kalesinin kapısını söktü böyle inşaAllah. Asla da yenilmedi, Müslüman samimi, ruhu Allah aşkıyla dolu olacak, karıncaya aşık olacak. Mesela Hz. Süleyman (a.s.).
Oktar dünyada tek. Yani elli seneden beri hiç görülmemiş. Bir kişi yaşıyor bu hastalıktan.
SERDAR DAYANIK: Yüzde yüz demişlerdi Hocam ölecek diye.
ADNAN OKTAR:Babası dedi ben para mara vermem dedi, Cevat Hoca. Ölecek zaten bu dedi. Niye para vereyim boş yere harcayacağız dedi. Ve bıraktı çocuğu. Televizyona çıktı söyledi. Ben dedi hiç para vermem dedi. Boşa gider vereceğim para dedi. Yok, olmaz öyle şey dedik biz. Dediler ki tehlikeli falan. Yok, gidip yatayım hapis ne olacak fark etmez. Kan kampanyası yapıldı. Hakikaten vesile olduk, inşaAllah.
SERDAR DAYANIK: Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR:Bulduk sonunda.
SERDAR DAYANIK: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hindistan’a kadar her yeri ayağı kaldırdım yani. İllaki bulunacak. Kardeşim uyuyamam ben. Çok acayip rahatsız olurum. Gencecik delikanlı göz göre göre gözümün önünde vefat edecek, ben de seyredeceğim. Zaten geçiyor adam kurtulamaz diyeceğim, olur mu öyle şey. Zorla bulduk Allah’a çok şükür. İnşaAllah. Bütün imkânlarımızla yeri göğü birbirine kattık vesile olduk elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:Bütün dünyada şahit oldu Hocam. Amerika CNN’ ne kadar.
ADNAN OKTAR:Evet inşaAllah.
Cennette kat kat kat daha güzeli olacaksınız. Bu taktığınız takılar falan. Orada doğal olarak olacak. Allah çok fazla Ahiret de taş kullanıyor, cennette güzel parlak taşlar. Bütün vücudunuz her yer onlarla dolu. Doğal olarak olacak inşaAllah. Allah bütün güzel güzel taşlar Kuran’da da geçiyor güzel kıymetli taşlar. Evlerde öyle hadislerde de geçiyor. Evlerde kıymetli taşlardan oluşuyor. Parlak taşlardan. Kadınların süslemesinde de bu var. Ama kadınların kıyafetlerinin güzelliğini ve süslerini Allah çok detaylı olarak anlatıyor cennette. Aslında bilemeyeceğin bir sistem ile sizi süsleyen de Allah. Ama siz kendiniz süslendiniz zannediyorsunuz. Hâlbuki Allah diyor ben süslüyorum diyor. Ben giydiriyorum elbiseyi ben veriyorum diyor. Ama insan farkına varamıyor. Çünkü beyninizin içinde bu dünya. Allah beyninizin içinde yaratıyor. Ama bilemiyorsunuz. Metafiziktir dünya. Dışarıda var aslı, ama siz beyninizin içinde görürsünüz. Beynimizin içinde kemik bir mağaranın içinde yaşarız biz. Kemikten mağara. Kocaman bir mağara iki pencerelidir. Güneş bir bu tarafından gelir bir bu tarafından keser geçer. İnşaAllah. Berker’im ne düşünüyorsun?
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah. Tefekkür ediyorum sizin tefekkürünüzü.
ADNAN OKTAR:Bir yönü ile, İnşaAllah.
Bismillahirrahmanirrahim. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Hud Suresi 15 ‘’ Kim dünya hayatını ve onun çekiciliğini isterse ‘’ yani sadece dünyada yaşamayı isterse ahreti istemezse yapıp ettiklerini onlara tastamam öderiz. Yani ne istiyorlarsa veririz diyor süs, araba, canları ne istiyorsa veririm diyor Allah. ‘’ Ve onlar bunda hiçbir eksikliğe uğratılmazlar’’ hepsini alırlar diyor Allah. ‘’ İşte bunların Ahirette kendileri için ateşten başkası yoktur’’ diyor Allah. Ama başka hiçbir şey vermem Ahirette de diyor. Çünkü nankörlük yapmış oluyor. Allah’ın nimetini görecek. Bazı kıl tipler var benim tanıdıklarımdan da var. 60-65 yaşında dinsiz belli. Kafaya şapkayı geçirmiş falan. Balıklardan bahsediyor, kuşlardan bahsediyor, keyfinden bahsediyor. Bir 10 dakika ayıramıyor musun bu nasıl oldu diye. Sadece eğlencesinden bahsediyor. Ne kadar güzel diyor, besleniyoruz ne güzel balık, ne güzel ahtapot pişiriyoruz yiyoruz diyor. Gök ne güzel, dağlar ne güzel diyor. Peki, kim yarattı? O beni ilgilendirmez diyor. Boğazına tıkanır o zaman. Böyle denilir mi kardeşim. Böyle şey olur mu? Ben burada bir ziyafet vereceğim. Adam yiyip içip böyle geğirerek çekip gidecek. Adama soracaklar sana kim ziyafeti sağladı diyecekler, bana ne diyecek. Bir daha ben onu çağırır mıyım buraya. Kim çağırır öyle bir adamı. Bir nezaketi vardır bir teşekkürü vardır. Bir muhabbeti var. Nezaket? Allah bir daha çağırmam diyor o zaman. Sadece ateşi vereceğim diyor. Çağırır mı Cenab ı Allah. MaşaAllah. “Onların orada dünyada bütün istedikleri boşa çıkmıştır.’’ Bitmiş işte. Arabası öldükten sonra kapıda kalıyor arabası. Cenaze kaldırılıyor; ya diyorlar mübareğin ceketini kime verelim, pantolonu kime verelim diyorlar. Arabayı kim satacak. Evini müze yapıyor bazı kişiler de. Bana dün gösterdiler bazı ünlülerin evlerini, müze olmuş. Adamlar çoktan... Şarkıcı bir adam var. Onun evini gösteriyorlar. Bir zamanlar böyle artistlik hareket yandan pozlar, pırıl pırıl kıyafetler falan janti hareketler. Nerede adam? Duruyor evi bak. Arabaları duruyor o model, hepsi ama kendi yok ortada. Kendi nerede iki metre toprağın altında hiç kıpırdamadan yatıyor, karanlığın içinde. Arkadaşı kurtlar mikroplar, başka bir şey yok. Hayır dinsiz imansızdır demiyorum, bilmiyorum. Hrıstiyan mıdır bilmiyorum yani. Bir vaka olarak söylüyorum. İnşaAllah. Mesela genç bir kız oluyor veyahut genç delikanlı oluyor tam diskoda falan oynarken kalbi tutuyor, tak yığılıp kalıyor. Diskoda oyun devam ediyor hala, arkadaşları devam ediyorlar. O, morgda. Morgdan toprağın altına. Facebook ki arkadaşları falan kontrol ediyor yok adam ortada. Mezarın altında onlarla bağlantı da kuramıyor, kablo falan da yok, ışık da yok. Su kayağı da yapamıyor. Çıkacak ama topraktan çıkamıyor, bir yere de gidemiyor. Çıkamaz zaten de anlaşılması için diyorum. Ağzına burnuna toprak doluyor. Yiyeceği sadece topraktır. Başka bir şey yiyemez. İnşaAllah. Bol bol toprak. Diyor ya gözünü toprak doyurur insanın. Gözünü toprak dolduruyor o kadar. Bekler de bekler kıyamete kadar. Kıyamete kadar bekleyecek, kıyamette kalkacak. Böyle günde üç vakit yemek yemek, arkadaşlarla ızgara mızgara eğleniyorlar. Biralar falan havada uçuşuyor. O tek lokma yiyemez orada. Sadece toprak yiyebilir. Işığın esamesi yok. Sadece ona azab yapanların ışıklarını görebilir o kadar. Başka bir şey göremez. İnşaAllah. Ama bunu düşünmüyor tabi insanlar. Gününü gün etme peşinde. Ölümü hiç aklına getirmiyorlar. Ölüm, bir kuş için ölüm ne kadar mukadder ise bir böcek için ölüm ne kadar mukadder ise, sivrisinek için ölüm ne kadar mukadder ise bir insan için de aynı şekilde mukadderdir. Hiç ölmez havasında adamlar. Sanki çelikten yapılmış, demirden yapılmış gibi. İnsan marul gibi anında ölür. Çok zayıf bir varlıktır. Beyninde bir şey oluyor ölüyor, kalbinde bir şey oluyor ölüyor. Yani vücudun herhangi bir organındaki bozukluk bütün vücudu çökertiyor. Karaciğerinde tümör çıkıyor, vücut küt devriliyor. Gücü yetmiyor. Şu kadarcık bir pıhtı deviriyor adamı yetiyor. Veya da ufak bir pıhtı. Herkes birbirine ahireti unutturmaya çalışırsa veyahut büyük çoğunluk unutursa unutuyorlar, o zaman. Bu olmaz. Ahiret bir gerçek, Allah bir gerçek. Beynimizin içi simsiyah bir karanlık, kemikten kutu. Işığa bak beynimizin içindeki ışığa. Nasıl aydınlık değil mi kafamızın içi.
SUNUCU: Çok.
ADNAN OKTAR:Ama beynin içi kapkaranlık. Beyinde olmuyor mu bu görüntü. Bak şu kaliteye bak. Hangi televizyonda var şu kalitedeki görüntü. Hangi fabrika yapabilmiş. Beyindeki şu kadarcık et yapıyor bunu. Allah o eti vesile ediyor. Bütün dünya bir araya geldi şu kadarcık etin yaptığını yapamıyorlar daha. Şu ses kalitesine bakın. 3 boyutlu. Stereo sistemden daha gelişmiş. Hışırtı falan da yok. Ne kadarcık et yapıyor şu kadarcık et de oluyor. Değil mi en kaliteli ses cihazlarında oluşmuyor bu. Mükemmel kokuyu alıyoruz sesi duyuyoruz, düşünüyoruz, görüntüyü mükemmel alıyoruz. O küçücük mağaramızda mutlu yaşıyoruz. Adam diyor ki bana ne diyor. Sen bana ne dersen bir daha o nimeti Allah sana vermez. Madem o kadar nankörsün diyor Allah, tesadüfen yaratıldığını inandığına göre o zaman tesadüfen yaratılmış dünya nasıl olurmuş ben sana göstereyim diyor Allah. Ki tesadüfü de Allah yaratır. Yani hayalindeki dünyayı. Onunla yaşa diyor o zaman Allah. İnsan maymundan geliyor demiyor musun? Abuk subuk ağzı birbirine kaymış mutasyona uğramış adamlarla iç içe yaşayacak. Kendin mutasyona öyle demiyor muydun.
Bitti mi nedir? O zaman harunyahya.tv’den devam edelim.
SUNUCU:Evet sayın seyircilerimiz ve dinleyicilerimiz. Programımızın burada sonuna geldik. harunyahya.tv sitesinden 24 saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi bize ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden gönderebilirsiniz. harunyahya.net harunyahya.org adreslerinden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Bizi yarın 22:00’den itibaren Harun Yahya.tv internet sitemizden Mavi Karadeniz Radyo ve Asu Tv ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza harunyahya.tv sitesinden devam edeceğiz iyi akşamlar.
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Yaratılış Delilleri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...