SUNUCU 1:Merhabalar, programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Teşekkür ederim. Nasılsınız efendim?
SUNUCU 1:İyiyiz Hocam hamdolsun.
OKTAR BABUNA:Hocam, yayının başında Berat Kandilimizi kutlamıştık bütün Türk Milleti’nin ve İslam dünyasının inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah. Berat Kandili bütün milletimize hayırlı uğurlu olsun. Allah tekrarına erdirsin. Güzel Berat Kandilleri nasip etsin Allah, inşaAllah. Hz. İsa (a.s.) ve Mehdi (a.s.) ile birlikte. Yalnız söyleyeyim her Ramazan Müslümanlara saldırırlar, bu Ramazan da saldırabilirler, haberiniz olsun. Adettendir; üçkağıtçılar, ateist masonlar her Ramazan öyle bir programları olur.
Oktar şöyle gür sesinle şu hadisleri bir oku.
OKTAR BABUNA:Tabii Hocam, inşaAllah. “Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) döneminde tüm dünyaya sevgi, barış, şefkat, merhamet ve huzurun hakim olacağını ve kan dökülmeyeceğini bildirmiştir:’’
ADNAN OKTAR:Kan dökülmeyecek değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kan yok. Kasap gibi adam doğrama var mı Mehdi (a.s.) döneminde?
OKTAR BABUNA:Yok Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Böyle diyenler var. “Alevileri, Şiileri, herkesi doğrayacak” diyor değil mi Mehdi (a.s.) için, böyle bir şey yok. Bunu kim söylüyor? Bizim Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor, “kan akmayacak” diyor. Aksini söyleyen yalan söyler. Buyurun.
OKTAR BABUNA:Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor; “İnsanlar, balarılarının beyleri etrafında toplanması gibi, Hz. Mehdi (a.s.)'nin çevresinde toplanırlar. Hz. Mehdi (a.s.) daha önce zulümle dolu olan dünyayı, adaletle doldurur. Adaleti o denli olur ki uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtılmaz. Dünya adeta Asr-ı Saadet devrine geri döner.”
ADNAN OKTAR:‘Bir damla’ bak ‘damla’ değil mi? Damlanın ne kadar olduğunu biliyoruz, değil mi? Bak şu kadar. “Bu kadar bile kan akmayacak” diyor. Yobaz takım ne diyor? “Oluk oluk kan akacak, kan denizi olacak” diyor. “At geçemeyecek, atın boynunu aşacak kan” diyor. Peygamberimiz (s.a.v) ne diyor? “Damla kan akmayacak” diyor. Tamam devam et.
OKTAR BABUNA:Bu hadis, siz daha iyi bilirsiniz Hocam; El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar kitabından inşaAllah.
ADNAN OKTAR:En makbul Ehl-i Sünnet eserlerinden bir tanesi.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah. Diğer hadis de Peygamberimiz (s.a.v.); “Hz. Mehdi (a.s.), Peygamber (s.a.v.)’in yolunda gidecek, uyuyan kişiyi dahi uyandırmayacak, kan da akıtılmayacaktır.”
ADNAN OKTAR:Bak uyuyan kişiyi dahi uyandırmıyor, değil kan akıtmak, değil mi? O kadar sevgi dolu o kadar şefkatli o kadar merhametli o kadar koruyucu. Uyuyorsa, durun, ellemeyin uyusun diyecek ve “kan da akıtmayacak” diyor. Evet devam et.
OKTAR BABUNA:Bu da Hocam Berzenci’nin. Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci’nin kitabı. (Kıyamet Alametleri)
ADNAN OKTAR:Asrının en büyük alimlerindendir, Ehl-i Sünnet alimidir. Ehl-i Sünnet’in gözbebeğidir. Biz yobaz takımının izahlarına göre değil Peygamber (s.a.v.)’in izahlarına ve Ehl-i Sünnet alimlerinin izahlarına göre hareket ederiz.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Yine bir diğer hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Hz. Mehdi (a.s.) zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır.” (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 44)
ADNAN OKTAR: Bak, “burnu dahi kanamayacak” diyor. Adamlar ne diyor? Denizden bahsediyor, kan denizinden. Burada ne diyor? “Burnu dahi kanamayacak” diyor. Bunu kim söylüyor? Bizim Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Biz kime itibar ediyoruz? Peygamber (s.a.v.)’e itibar ediyoruz. Kimse sahtekarlık yapmasın, doğru konuşacaklar.
OKTAR BABUNA:“Ona, Hz. Mehdi (a.s.)'a biat edenler, (Kabe civarındaki) rükun ve makam arasında biat ederler. Uyuyanı uyandırmaz, asla kan dökmezler.” (El-Heytemî, El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 24)
ADNAN OKTAR:“Asla” bak. İstisna da yok, “asla kan dökmez” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor.
OKTAR BABUNA:“Bu (Emir) de, Hz. Mehdi (a.s.) insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi yeryüzünü adaletle dolduracaktır.” (Sünen-i İbn-i Mace, 10/348)
ADNAN OKTAR:“Adalet ile dolduracak.” Sünen-i İbn-i Mace sahih hadis kitabı, değil mi? Sahtekarların tepesine tokmak. Devam et sen.
OKTAR BABUNA:“Zulüm ve fıskla dolu olan dünya, o Hz. Mehdi (a.s.) geldikten sonra adaletle dolup taşacaktır.” (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 20)
ADNAN OKTAR:Barış, kardeşlik, sevgi değil mi? Bütün silahlar eritiliyor, sanayide kullanılacak. Hz. İsa (a.s)’nın özelliğidir. Hiçbir silah bırakmayacak Hz. İsa (a.s.). Bütün metal silahlar; tank, top falan hepsi eritilecek. Mehdi (a.s.) de aynı şekildedir. Tank, top ne varsa hepsini eritecek. Nükleer silahlar, hiçbir şey kalmıyor, silah yok. Sadece barış ve kardeşlik kalıyor geriye. Kan içen vampirlere tabii bu ızdırap verir. Kana susamış adam, vampir, kan arıyor bulamayınca da bağırıyor mağaranın içerisinde. Kaçacaklar mağaranın içine. Kan yok Ahir zamanda. Anlaşıldı mı? Çok fazla hadis var. Açsınlar Buhari’yi, Müslim’i, Tirmizi’yi, İbn-i Mace’yi, Sünen-i Nesei, Sünen-i Davud’u, hepsinde Hz. İsa (a.s.)’nın bütün silahları kaldırdığı görülür. Silahların hepsini yok ediyor. Tevrat’ta da geçer. Silah olmayınca adam ne ile kan akıtacak? Tırnağı ile de akıtamaz. Hiçbir şey yapamaz. Mehdi (a.s.) varken, İsa (a.s.) varken kan yok. Devam et inşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Hz. Mehdi (a.s.)’nin zamanında adalet o kadar bol olacak ki zorla alınan her mal sahibine geri iade edilecektir.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 23)
ADNAN OKTAR:Şimdi oluyor ya, fakir fukara borcunu ödeyemiyor, kapıya geliyorlar, buzdolabı, çamaşır makinesi nesi varsa alıp götürüyorlar. Mehdi (a.s.) geldiğinde diyecek ki “o çamaşırın, buzdolabının falan daha iyisini alıp getirin, onları da geri verin diyecek.” Üzerine de para verecek. Yiyecek de gönderecek. “Başka isteğin de var mı?” diyecek. “Bir daha da senin kapına kimse dayanmayacak aslanım” diyecek. “Bir daha böyle bir şey olmaz. Özür diliyoruz” diyecek. O yapan adam da “özür diliyorum” diyecek. Bir daha da böyle bir olay olmayacak. Onu anlatıyor hadis. Serdarım devam et.
SERDAR DAYANIK:İnşaAllah Hocam. “Onun, Hz. Mehdi (a.s.)'nin adaleti her yeri kaplayacak ve insanlar arasında Hz. Peygamber (s.a.v.)'in sünnet-i seniyyesi ile muamele edecektir.”
ADNAN OKTAR:Aynı Asr-ı Saadet gibi. Bazıları diyor ki “Asr-ı Saadet gibi nasıl olur?” Peygamber (s.a.v.) söylüyor, ben söylemiyorum. “Nasıl olur?” diyor. Nasıl olacak, Peygamber (s.a.v.) söylediği için olur. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki, “aynı Asr-ı Saadet gibi olacak, benim devrim gibi olacak” diyor. Yok, “Peygamber (s.a.v.) yanlış söylemiş” diyorsa, o zaman bizim onlarla konuşacak bir sözümüz yok. Ama yok, “benim aklım Peygamber (s.a.v.)’den daha iyi” diyorsa onunla da yine konuşacak sözümüz yok. Ama “Peygamber (s.a.v.) doğru söylüyor” diyorsa, Peygamber (s.a.v.)’in söylediği hak. “Asr-ı Saadet gibi olacak” diyor, aynı. Cahilliğe gerek yok. İyi niyetle, samimiyetle, cahilliğinden söyleyenlerin elini öperim ben, o ayrı. Kasten, sahtekarlıkla söyleyenleri ben kınıyorum.
SERDAR DAYANIK: İnşaAllah Hocam. “Hatta birisinden, mala ihtiyacı olan kim varsa çağırmasını söyleyecek, o kişi emrini yerine getirdiğinde, sadece bir kişi gelecektir.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 20)
ADNAN OKTAR:Herkese mal dağıtılmış, para dağıtılmış, bolluk bereket var, adam gelmiyor. İhtiyaç yok ki evin içi dolu. Eşyası, mobilyası her şeyi mükemmel. Yemesi, içmesi mükemmel. Ne istesin adam? Diyorlar ki “ihtiyacı var mı ki?” diyorlar. Buradan televizyondan bağırtılacak, açıklanacak.
SERDAR DAYANIK:Bu hadis Hocam, okuduğumuz inşaAllah, siz daha iyi bilirsiniz; El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sayfa 20’dendi inşaAllah. “Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah benim Ehl-i Beyt'imden bir zatı (Hz. Mehdi (a.s.)'yi) gönderecek, yeryüzü zulümle dolduğu gibi, o yeryüzünü adaletle dolduracak.” (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)
ADNAN OKTAR:Bak Kıyamete bir gün kalmış, ertesi gün Kıyamet kopacak. Mehdi (a.s.)’nin İstanbul’a gelmesi ile Allah durduruyor. Yüz sene daha uzuyor, yaklaşık. Kıyameti durduruyor Allah, onun vesilesi ile. Yoksa dünya Kıyameti hak etmiş durumda iken, “Mehdi (a.s.)’nin gelişi ile durdurdu” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Allah’ın hikmeti.
SERDAR DAYANIK:Bu hadis de Hocam inşaAllah, Sünen-i Ebu Davud, 5/92.
ADNAN OKTAR:Sünen-i Ebu Davud, en muteber sahih hadis kitaplarından. Devam et.
SERDAR DAYANIK:İnşaAllah. “Hz. Mehdi (as) bendendir, yeryüzü zulüm ve işkence ile dolduğu gibi, onu doğruluk ve adaletle doldurur.” (Süneni-i Ebu Davud, 5/93)
ADNAN OKTAR:Bak şimdi “Mehdi (a.s.) bendendir. Yani seyiddir, benim torunumdur” diyor. “Zulüm ve işkence ile dolar.” Halka zulüm ve işkence olur da Mehdi (a.s.)’ye olmaz mı? En başta ona olacak. Zulümden ve işkenceden o da geçecek. Ama “Mehdi (a.s.) vesilesiyle Allah durduracağım” diyor. Devam edelim.
SERDAR DAYANIK:Bu hadis de Hocam inşaAllah, Süneni-i Ebu Davud’tan.
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.) zulüm ve işkence için gelmeyecek. Mehdi (a.s.) zulüm ve işkenceyi durdurmaya geliyor. Kan dökmeye, kan denizi meydana getirmeye gelmiyor. Kan denizini durduracak, kan denizini zaten Çin yapıyor, Amerika yapıyor, terörist ülkeler yapıyor zaten. Mehdi (a.s.) bunu durduruyor. Devam edelim.
SERDAR DAYANIK:İnşaAllah Hocam. “Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir.” (Sahih-i Müslim, 1/136)
ADNAN OKTAR:Bak boğuşma yok, hasetleşme yok, kıskançlık yok. Bunlar kalkıyor işte. Hadis, Peygamber (s.a.v.) söylüyor.
SERDAR DAYANIK:Bu da Hocam, Sahih-i Müslim’de, bu hadis de.
ADNAN OKTAR:Müslim en muteber hadis kitaplarındandır.
SERDAR DAYANIK:“Cenab-ı Hak İslam’ı nasıl Bizimle başlatmışsa, onunla (Hz. Mehdi (a.s.) ile) sona erdirecektir.”
ADNAN OKTAR:Bak başlangıcı nasıl güzel ise sonu da öyle güzel. Başlangıçla son birbirine benziyor, Asr-ı Saadet gibi. “Nasıl benzer?” Peygamber (s.a.v.) diyor. Yani Peygamber (s.a.v.) deyince bitti. ‘Ben daha iyi bilirim’ olmaz.
SERDAR DAYANIK:İnşaAllah Hocam. “Nasıl, Bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten (husumet ve düşmanlıktan) kurtulmuş ve kalplerine ülfet (dostluk) ve muhabbet (sevgi) yerleşmişse, (Hz. Mehdi (a.s.)'ın gelişi ile) yine öyle olacaktır.”
ADNAN OKTAR:Aynısı bak, diyor; “benim devrimde ne oldu ise, Mehdi (a.s.) zamanında da aynısı olacak” diyor Peygamber (s.a.v.). Sevgi, şefkat, merhamet, dostluk, arkadaşlık hepsi olacak diyor. Evet inşaAllah.
SERDAR DAYANIK:Bu hadis de Hocam Ahir zaman Mehdisi'nin Alametleri, Celalettin Suyuti, sayfa 20’den inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Suyuti büyük alimdir. Ehl-i Sünnet alimidir. Var mı başka?
SERDAR DAYANIK:Bir tane daha var Hocam. “Onun (Hz. Mehdi (a.s.)) döneminde iyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır.”
ADNAN OKTAR:Kafaları köpek kafası gibi ezilmiyor demekki, değil mi? Ona da iyilik yapıyorsun. Çünkü kötüye iyilik yaparsan; bir iyilik yaparsın, iki iyilik yaparsın, döner ondan sonra. “Ya kardeşim bu iyi insan” der. “Ben ahlaksızlık yapmayayım” der, değil mi? Ayet var; “Size kötülük yapana siz iyilik yapın” diyor Allah, “bakarsınız ki size dost olmuş.” Köpeğe taş atarsan, havlar üstüne saldırır. İnsana taş atarsan, gelir sarılır da “canım kardeşim sen bana taş attın ama ben bunun on mislini hak ediyorum, sen beni affet” derse adamın eli ayağı boşalır. “Ya ne mübarek insanmış, ne güzel bir dinmiş” der, değil mi? Usül budur. Ama köpeğe taş atarsan ne yapar? Hırlayarak üzerine saldırır, olmaz.
SERDAR DAYANIK:İnşaAllah Hocam. Bu hadis de Hocam, kaynağı inşaAllah (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman sayfa 17).
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, çok muteber bir Ehl-i sünnet kaynağıdır. Diyorlar ki bize; “Muhammed Raşit Erol Hocamız birçok kişiye halifelik verdi. Mehdi (a.s.)’ye de halifeliği teslim etmedi, hilafeti teslim etmedi. Nakşibendilik, Mehdiyetle son buldu demedi, dolayısıyla devam ediyor. Siz nereden çıkarttınız bu izahı acaba, merak ediyoruz?” diyorlar.Buyrun, Şeyh Said Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin bizzat ağzından, “Gavs Hazretleri buyuruyor ki;” Seyyid Muhammed Raşit Erol Hazretleri, “Efendimiz bu kadar cezbe ehli, muhabbet ehli, vird ehli vardı, şimdi hepsi gevşemişler” diyor. “Bozulmuşlar” diyor, Ehl-i tarikat. Bak “cezbe ehli, muhabbet ehli, vird ehli vardı” diyor, ehl-i tarikat. “Şimdi hepsi gevşemişler” diyor, istisnasız. O söylüyor, ben söylemiyorum. “Ve tembellik içindeler” diyor. Adam jetskiye binip geziyor farz edelim. Yani o tarz olaylar, anladınız mı? “Tembellik içindeler” diyor adam. Ya da geğirerek yemeğini yiyip uyuyor, vuruyor kafayı yatıyor. “Tembellik içindedirler. Bu niçin böyle oluyor?” Gavs Hazretleri buyurmuş: ‘Evet, artık hidayet kalmamış da ondan.’” Bak, “Evet, artık hidayet kalmamış da ondan.” “Bizimkisi” diyor, Gavs Hazretleri, Muhammet Raşid Erol Hazretleri (k.s.), canım gibi severim, mübarek, bak ne diyor; “Evet, artık hidayet kalmamış da ondan. Bizimkisi bu zamanda,” kendini kastediyor, “vallahi” diyor, yemin ediyor, “bir durumu muhafazadır.” Durumu muhafazaya çalışıyoruz. “Aldatmaca gibi bir şey” diyor. “Çünkü tam hidayet,” dikkat buyurun, “şimdi Hz. Mehdi (a.s.)’nin elindedir” diyor şu anda. “Onun elinde hidayet. Biz de yok” diyor. “Tam manasıyla hidayeti o yapacak. Biz ise çoluk, çocuk nasıl aldatılırsa, eğlendirilirse öyle yapıyoruz” diyor. “Tamamı Mehdi (a.s.)’ye geçti” diyor. Yani “halife de, mürşid de, hepsi Mehdi (a.s.)’dir” diyor. “Bizden kalktı” diyor. “Sakıt oldu” diyor. “Emaneti biz teslim ettik” diyor, buyrun. Dr. Selahattin Kınacı, sayfa 87, açsın baksınlar. Hayatını anlattığı kitapta, burada görecekler. Orijinal kaynak. Allah rahmet etsin.
“Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, esselamu aleyküm,” ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Kardeşimiz Harun Yahya” diyor. “Adnan Oktar’ın Burma’daki kardeşlerimizin yaşadığı ağır zulme son verilmesi için bir çözüm aramak amacıyla General Than Shwe ya da Burma Myanmar cunta lideriyle bağlantıya geçmesi için istirham etmenizi büyük bir aciliyet ve endişeyle rica ediyorum. Selam.” İsmini söylemeyelim. Than Shwe resmi var mı?
ADNAN OKTAR:Burma’da, nedir bu? General.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Diktatör, siz daha iyi bilirsiniz.
ADNAN OKTAR:Biz yine uygun bir üslupla Devlet Başkanı diyelim. Beyefendi. Burada elçilikleri var mı bunların Türkiye’de?
OKTAR BABUNA:Bakayım Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi özetle; bu adam kasap gibi Müslüman doğruyormuş orada, Burma’da. Biraz kaba bir tabir oldu ama çok özür diliyorum Paşamızdan. Bu vicdansızlığa son versin. Ayıp yapıyor yani. Günah yapıyor. Çoluk çocuk bütün milleti doğruyor. Binlerce insanı doğramış, haberimiz var, takip de ediyoruz. İstirham ediyoruz. Ben belki kaba bir üslup kullandım. Özür diliyorum. Artık ne diyeyim? İnsan boş bulunuyor, söylüyor. Ama hak ediyor normalde.
OKTAR BABUNA:Resimler vardı, gösterelim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Göster tabii.
OKTAR BABUNA:Bunlar işte Burma’da yapılan.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şu kepazeliğe bak. Bu Paşaya ben ne diyeyim, bu adama? Şu rezalete bak yani. Bak çocukların çektiği acıya bak. Bak işkenceden mahvetmişler çocukları.
OKTAR BABUNA:Daha da var Hocam aslında.
ADNAN OKTAR: Göster.
OKTAR BABUNA:“Bize yardım edin” diye pankart yazmışlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Obama’yla da konuşmak lazım. Mektup yazın Obama’ya. Bu fotoğrafları gönderin. Adam kasap dersiniz, doğruyor. Adam psikopatlığa başlamış. Göster bir daha resmini.
ADNAN OKTAR:Bir de süslenmiş. İnsanı gıcık ediyor. Yani şimdi katilin süslenmesi, süslü katil yani.
OKTAR BABUNA:Kitabınızda siz sahip çıkmıştınız inşaAllah Hocam. İslam’ın Kışı ve Beklenen Baharı kitabınızda.
ADNAN OKTAR:Biliyorum, eskiden beri takip ediyorum ben bunları. Şimdi bu arkadaştan istirham ediyoruz. Than Shwe Beyefendi’den. Bu Müslümanlara yaptığı zulmü durduracak. Obama’ya da şey yapalım. Avrupa Birliği’ne de, onlara da bu konuyu bir açıklayalım. Fotoğrafları da bir gönderin. Bu kanı kessin. Bu kasaplığı durdursun. Biz ona ufak bir kasap dükkanı açarız Burma’da, orada çalışsın. Helal kasap, değil mi?
SERDAR DAYANIK:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Madem kesmeye, biçmeye meraklı veyahut ne diyorsun Serdar Hocam?
SERDAR DAYANIK:Estağfurullah Hocam, nasıl uygun görürseniz, inşaAllah Hocam.
OKTAR BABUNA:Ankara’da fahri konsoloslukları varmış.
ADNAN OKTAR:Tamam yarın gidin. Ama benim üslubumla konuşmayın. Çünkü şimdi ayıp olur. “Böyle dedi Hocamız” demeyin. Dengeleri bozulur. İstirham ederek söylersin, “bu rezalet dursun” dersiniz. Ne istiyorsunuz kardeşim bir avuç Müslüman’dan? “Para istiyorsan, para gönderelim” dersiniz, nedir zorunuz yani? Mesela hırsız oluyor, “para istiyorum” diyor, “al sana para” dersin, bırakır yakanı yani. Bu manyakların ne istediğini öğrenmek lazım yani. Nedir zorunuz, ne istiyorsun? Petrol istiyorsan petrol, para istiyorsan para. Bırak çocukların yakasını. Kitlevi, yer gök kan. Bunu durduracak. İnşaAllah. Hocam bana niye böyle dedin diyemez, çünkü hak ediyor, değil mi? Cinayet işlemiş, bir de oturup süslenmiş, süslü katil yani. Katili süsleme olmaz. Üniforma, şerefiyle şanıyla olan askerler içindir. Katile üniforma olmaz. Herkes mektup yazsın, bizi seyredenler de. Birleşmiş Milletler’e, Amerika’ya, “bu zulüm dursun” desinler. Su gibi kan akıtıyor. Başka katledilen Müslümanlar da var. Şimdi resmini gösterirsem, çoluk çocuk seyrediyor televizyonda, kaldıramazlar. Ortadan biçmiş, yandan biçmiş falan. Adam kasaplığa soyunmuş. Böyle sadistlik yok. Rezillik yok. Obama’ya yazalım, Avrupa Birliği’ne yazalım. En azından biz duymadık, etmedik falan demesinler. Madem Amerika barışçıl, değil mi? Madem adalet arıyor. Buyurun işte adalet yeri tam, inşaAllah. Oktar Hocam devam et.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Aynı zamanda Patani diye bir yer var, Tayland’a bağlı özerk bir bölge. Burada da Müslümanlar var, burada da böyle benzer... halk ya öldürülüyor ya toplama kamplarında ya da kayıpmış Hocam, inşaAllah, bu bölgede.
ADNAN OKTAR:Ben evde resimlerini gördüm de, burada millet tedirgin olmasın diye göstermemiş olabilirler. Kan deryası yerler. Mehdi (a.s.)’nin çıkışından önce bu olayların yoğunlaşacağını Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor.
OKTAR BABUNA: Böyle bir haberde; “Cami’ye saldırdılar. 10 Patanili şehit oldu” diye.
ADNAN OKTAR: Bak kan revan içinde cami. Cami de dinlemiyorlar adamlar.
OKTAR BABUNA:Bunlar da yaptıkları katliamların, zulümlerin görüntüleri.
ADNAN OKTAR:Dünyanın her yeri böyle. Millet de daha hala uyuyor, bir kısım insanlar. “Kardeşim acil Türk-İslam Birliği gerekiyor. Başka türlü mahvediyorlar Müslümanları” diyoruz. “Nereden çıkarttın ya? Diskoya geç kalıyoruz” falan diyor adam. O diskoyu senin tepene geçirirler, aklını başına al. Bugün onaysa yarın sana. Değil mi? Tabii. Yani çok anormal bir hareket olur bu. Vicdansızlık olur.
Türk-İslam Birliği bu konunun ilacıdır. İttihad-ı İslam yani. Konu kökünden hallolur. Aydınlık, barış, adalet, kardeşlik, sevgi, hürmet, ilericilik, bilim, sanat, estetik, güzelliğin tamamı, Kuran ahlakının hepsi yaşanacak. Kuran ahlakı demek dünyanın en kaliteli, insanüstü insan vasfı demektir. Dünyanın en klas insanı demektir Müslüman. En kaliteli insana Müslüman denir. Yobaz ayrı. Yobaz şeytanın pisliğidir, şeytanın pisliği. Kokuşmuşluk ondadır, aptallık ondadır, gıcıklık ondadır, zırvalamak ondadır, soytarılık ondadır, münasebetsizlik ondadır, iğrenç sözler kullanmak ondadır. Sevgisizlik, sanat düşmanlığı, aşka düşmandır, tutkuya düşmandır. Bilime, sanata her şeye düşman adam. Ne istediği de belli değil. Ne istediği belli, “kan istiyorum” diyor. “Ne kadar?” diyoruz. “At boyu” diyor. Vampir gibiler, kanla besleniyorlar.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Tek çözüm İslam Birliği’dir diyordunuz. “Dünya bu birliğe muhtaç” diye bir haber. Habervaktim.com sitesinde çıkan haber. “Tüm dünyada yaşanan sorunların çözülmesi için demokratik esaslara ve hukukun üstünlüğü prensibine dayanacak bu birliğin kurulması acildir. Dünya, bugün bu birliğe muhtaçtır. Bu birliğin kurulması, tüm dünyada güzelliklere vesile olacaktır.” “Türk-İslam Birliği yolunda” diye bir haber inşaAllah, bir yazı.
ADNAN OKTAR:Allah Allah. Ama Habervaktim delikanlı bir sitedir, yazar onlar. Türk-İslam Birliği’ni yazmış, Helal olsun. Ama niye bir tek orada var? Risalehaber de yazsın, Haber5.com, Haber7.com, hepsi yazmaları lazım. Anlat Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Dün gece İnegöl’de bir olaylar olmuştu Hocam inşaAllah.
“Bursa’nın İnegöl ilçesinde dün gece doğu kökenli şoförün kullandığı minibüsün önünü kesen Orhaniye mahallesinden gençler; ‘bir daha buradan geçme dediler.’” Bunun üzerine olaylar çıkmış Hocam inşaAllah. Tartaklanıyor sürücü, saat 21.30 sıralarında arkadaşlarıyla beraber tekrar mahalleye geliyor. Bu kişiler gençlerin oturduğu kahvehaneye girerek bıçak ve sopalarla saldırmışlar. “Çıkan kavgada 5 mahalleli genç bıçakla yaralandı. Yaralılar İnegöl Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı. Polis 3 şüpheliyi gözaltına aldı. Olay duyulunca bu sefer…”
ADNAN OKTAR:Şimdi burada senin anlatmak istediğin nedir?
OKTAR BABUNA:Olaylar çıkmış Hocam, Doğu’lu diye birini sokmamışlar. Ondan sonra halk polise…
ADNAN OKTAR:Kardeşim çok ayıp yapıyorlar. Diyarbakırspor çıkıyor, abuk subuk sloganlar. Diyarbakırlılar bir kere silme delikanlıdır. Tertemiz insanlar, ayıp. Güneydoğulular nur gibi insandır, son derece efendidir onlar. Misafirperver, nezaketli, hürmetkar, yani bunlar kasten yapılan provakatif hareketler. Çünkü adam ayrılmasını istiyor ya. Şimdi bir kişi var, sen evinde bahçe duvarını açacaksın, dost ahbap olmak istiyorsun, değil mi? Gider adamın evine saldırırsan, kapısına; adam senin duvarını daha da kuvvetlendirir, hiç görüşmek istemez. Şimdi bu saldırıların amacı ne biliyor musun? “Ayrılın” diyor adam, “bölelim Türkiye’yi” diyor. Onlardan daha şiddetli bunlar. Yani PKK’dan daha kararlı olarak bölmek isteyenler var. Bir kısmı saflığından, cahilliğinden yapıyor. Bir kısmı da kasten yapıyor. Çünkü bölmenin tek yolu bu. Adama kötü davranacaksın, karşındakine, ters davranacaksın ki bir daha görüşmesin, değil mi? Başka ne yolu var bunun? En sağlam bu yol vardır. En sağlam yolu seçiyorlar. Bu oyuna kimse gelmesin. Hepsi bizim canımız ciğerimiz. Güneydoğulu kardeşlerim şimdi burada olacaklar, şahane bir ortam olur. Güzel böyle Güneydoğu havaları söylerler inşaAllah, değil mi? Cümbüşle falan, şahane güzel söylüyorlar maşaAllah. Sıra gecesi yapıyorlar maşaAllah. Ayakta karşılarlar, içeri bir girsen; hürmet, nezaket, saygı, sevgi. Çok nadir görüyorsunuz böyle bir şeyi. Dünyanın en mübarek insanları oralarda. Tüylerine, kıllarına zarar getirttirmeyiz. Çakallık yapanların da çakallıklarını hukuk ve kanun ölçüleri içerisinde durdururuz. Kimse dangalaklık yapmasın. Ne demek Güneydoğulu? İftihar ederim ben. Karadenizli, iftihar ederim. Tokatlı, Turhallı, Yozgatlı... iftihar ederim. Türkiye’nin her yeri nurdur. Kimse bize oyun oynamaya kalkmasın. Bize ait insanlar hepsi, bizim insanlarımız. Kimseye laf söyletmeyiz. Başka ne var Oktar?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bir haber daha vardı inşaAllah. İran’da büyük bir toplantı olduğundan bahsetmiştik Hocam. Mehdiyet toplantısı. Sizin kitaplarınız dağıtılmış. Hem Kültür Bakanı’na verilmiş, bir İranlı bakana da ve büyük İslam alimleri çok ilgi göstermişler. Arkadaşlarımız da hem basın kuruluşlarıyla ve televizyonla röportaj yapmışlar Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İsa (a.s.)’yı göreceksiniz. Ama tabii inanmak mecburiyetinde değilsiniz. Farz değildir inanmak. Vicdani kanaatle diyeceksin; bu kadar güzel yüzlü bu kadar nurlu bu kadar tarife benzeyen, annesi-babası yok çünkü. Kıyafetleri, iki bin yıllık kıyafet. Götürün bakın karbon metoduyla, tespit edin. Ama kendisi ter-ü taze duruyor. İsa (a.s.)’nın gelmesini isteyenlere şimdi ben buradan bir sır veriyorum, görmek isteyenlere. Hıristiyanları Müslümanlarla birleştirmek, onlara Müslümanları sevdirmek için uğraşsınlar. Hıristiyanlık bir nevi Müslümanlığa benzesin. Mesela tek Allah’a inanmalarını sağlasınlar, tek Allah’a, Hıristiyanların. “Tam birleşme istidadındayken” diyor Bediüzzaman. “Cismi beşerisiyle semavatta bulunan Hz. İsa (a.s.)’nın nuzulü kati olmakla beraber,” kesin diyor. Bir kısım sahtekarların dediği gibi böyle daha değişik değil. “Kati” diyor Bediüzzaman. Bakın şartı budur, Hıristiyanlıkla Müslümanlığın birleşme istinadının çok artması, bunu bekliyor Hz. İsa (a.s.), sadece bunu bekliyor. Başka şartı yok. Tam bu istidadta iken çıkacak, gayret etsinler. Gitsinler Hıristiyanlardan arkadaş edinsinler. Bir Allah’a inanmaları için uğraşsınlar, tek Allah’a. Bu teslis konusunu halledeceğiz. Burada bir acayiplik var, Allah; “gökler parçalanacak neredeyse” diyor. Üç tane Allah olur mu? Beş yaşındaki çocuk inanmaz. Hem ayıp hem günah hem garip yani, insaf. Yemek yiyen bir insan, banyoya gidiyor, uyuyor, Allah’a dua ediyor, o Allah olur mu? Bir insan ona nasıl inansın. Çok çok acayip hareket ediyorlar. Allah rızası için bu şeyden vazgeçsinler; bu garip sözden, bu yanlış sözden. İsa (a.s.) kendisi diyor; “Ya Rabbi! Sen teksin” diyor, “birsin” diyor. Açsınlar İncil’i baksınlar. “Başka Allah yoktur, bir tane Allah var” diyor. Nereden çıkarıyorsunuz üç Allah var demeyi? Yapmasınlar, Allah rızası için bundan vazgeçsinler. Bakın; tek Allah’a inanma Hıristiyanlıkta arttığında, İsa (a.s.) çıkacak ortaya, Hz. İsa (a.s.), bunu bekliyor.
Ama Mehdi (a.s.) çıktı, ben söyleyeyim. Mehdi (a.s.)’nin öyle bir şeyi yok. Çünkü iddiası olmadığı için o serbest. Kasıp kavuracak.
Şu Paşayı bir daha göstersene. Ne istersin çoluk çocuktan? Beş yaşındaki çocuklardan, kadınlardan, değil mi? Kafasına kasket geçiren Müslüman doğruyor, delirdi bunlar. Süslenip süslenip millete saldırıyorlar. Üniformayı hak eden giyer; delikanlı olan yiğit olan efendi olan. Katillere üniforma olmaz. Ben onun üniformasını biliyorum, şöyle şöyle çizgili, peşpeşe var ya, paralel çizgiler, Daltonlar’da falan oluyor.
OKTAR BABUNA:Bir açık, bir koyu renk.
ADNAN OKTAR:Bir açık, bir koyu renk. Ben ona öyle bir üniforma giydireceğim, bayağı beğenecek. İnşaAllah. Yeni moda öyle, inşaAllah. Bayağı sevecek, çok hafif de pamuklu falan. Daltonlar’daki gibi. Haklı değil miyim? Öyle resimler var ki yayınlanacak gibi değil. Kafasını ortadan biçmiş, ikiye bölmüş, kadınların karnını deşiyor. Deli misiniz siz? Dünyanın her yerinde öyle. Ses çıkaramıyor bu gariplerim. Bana söylüyorlar; “Hocam siz müdahale edin, bir şey deyin” diye.
SUNUCU 2: Hocam şu anki konunun üzerine, bu Burmalı Müslüman kardeşlerimizin ölümleri, yakın zamanda Özbek kardeşlerimizin şiddet ve işkencelere maruz kalması, bunlar da yine Mehdi (a.s.) alametlerinden, değil mi inşaAllah Hocam? Yani öncesinde.
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.) Allah’ın izniyle Battal Gazi gibi ortasından girdi mi, böyle biçip atacak. Fakat bunun olması gerekiyor. Mehdi (a.s.) çıkmıyor bu olmazsa. Şimdi ben bağırıp çağırıyorum, söylüyorum ya, bu zaten gerekiyor. Bu olmadan Mehdi (a.s.) çıkmaz. Bu kan akacak, bu olaylar olacak. Afganistan işgal edilecek, Irak işgal edilecek, zulüm artacak. Bizzat Mehdi (a.s.)’nin kendine zulüm artıyor, işkence yapılıyor Mehdi (a.s.)’ye, bizzat. Peygamber (s.a.v.)’in gözleri doluyor anlatırken, Resulullah (s.a.v.)’ın. “Rengi soldu” diyor. “Benim Ehl-i Beytim, azap edecekler” diyor, işkence edecekler, Mehdi (a.s.)’den bahsederken. Peygamberimiz (s.a.v.)’e soruyorlar, rengi soluyor mübareğin. Mehdi (a.s.)’yi, Peygamberimiz (s.a.v.) çok seviyor. Onun can tanesidir yani. Çok sevdiğidir, hep sena ile bahsetmiştir. Hz. Musa (a.s.) üç kere Allah’a yalvarıyor Mehdi (a.s.) olmak için. Üçünde de Allah kabul etmiyor. “O ayrı” diyor. Tevrat’ta çok fazla vasfını görünce, çok çok fazla anlatılıyor Mehdi (a.s.), çok övülüyor. “Ya Rabbi, beni Mehdi (a.s.) yap” diyor. Bir daha söylüyor, bir daha, üç kere söylüyor, üçünü de kabul etmiyor Allah. Ahir zamanda gelecek inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Siz açıklamıştınız Hocam, Hz. Musa (a.s.)’nın da özelliklerin taşıyor Hz. Mehdi (a.s.), Peygamberimiz (s.a.v.)’in de.
ADNAN OKTAR:Hepsinin özetidir, Peygamberlerin özetidir. “Dilinde bir ağırlık vardır, konuşmada zorlanır zaman zaman” diyor. Bir hal demek ki, bir hal. Bediüzzaman da diyor; “hal müsaade etmez bazen” diyor, hal. Zaman “Ne vakti, ne hali müsaade etmez” diyor. Zaman zaman hal alıyor. “İşte onda bir elini depretir” diyor. “Ondan sonra dili çözülür” diyor. Bazen konuşması duruyor. Konuşamayacak hale geliyor, Mehdi (a.s.)’nin özelliğidir. “Elini depretir, ondan sonra konuşmaya başlar” diyor. O da imtihan, mesela Hz. Musa (a.s.)’ya benziyor bu yönüyle. Musa (a.s.)’nın da zaman zaman dili tutuluyor. Onun için konuşma tamamen durduğu için, konuşamadığı için belki veyahut dilinde ara ara tutulmalar olduğu için; “Ya Rabbi, Ben firavunla konuşacak durumda değilim, dilim tutuluyor” diyor. “Bir de göğsüm daralıyor çok heyecanlanıyorum” diyor. Çok heyecanlı. “Kardeşim Harun’u bana yardımcı kıl” diyor. Masonların bir duası var; “Ya Rabbi, Harun’un saçlarından sakallarına akan güzel kokulu yağın” diyor, yani “güzel koku yağının” diyor, onun etkisiyle yani ona benzer, fakat onların ana duasıdır. Sürekli o şekilde, Harun (a.s.)’un ismiyle dua ediyorlar. Saçından ve sakalından bahsediyorlar Harun (a.s.)’un. Onu ben size göstereyim, toplu bir araya gelip dua ediyor masonlar. İnşaAllah. Tek duaları inşaAllah.
Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Biz İsrailoğulları'nı denizden geçirdik’’ diyor Cenab-ı Allah (Yunus Suresi 90) “Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü’’. Şimdi Müslümanlara “firavunun askerleri azgınlık ve düşmanlıkla peşlerine’’ düştü mü? Düştüler değil mi? Her yerde ne yapıyorlar Müslümanlara? Zulüm yapıyorlar. Bak herhangi bir sayfa açtım o çıktı, bu ayet çıktı. “Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun) diyor ki: ‘İsrailoğulları'nın kendisine inandığı (İlah'tan) başka İlah olmadığına,’” yani Kuran’ın tarif ettiği, anlattığı Allah’tan başka Allah olmadığına “’inandım ve ben de Müslümanlardanım’ dedi.” İman ediyor. “Allah diyor ki; Şimdi, öyle mi?” diyor Allah. Boğuluyor çünkü. “Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın” diyor Allah. Bütün herkesi asıp kesiyordun, değil mi? “Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız’’ diyor Allah. Sadece bedene inanmıyor muydun sen? Ruhun varlığına inanmıyor herif değil mi? Bedenin varlığına inanıyor. Tamam, kurtulmak istediği için, ruha inanmadığına göre, ben de seni bedeninle kurtaracağım diyor Allah. Ama bak diyor ki: “Tarihi bir belge ve ibret olarak kurtaracağız, (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, Bizim ayetlerimizden habersizdirler’’. Bak o mikrobun cesedi hala duruyor değil mi? Kurtulmak istemedi mi? Allah kurtardım işte seni diyor. Ruha da inanmadığına göre değil mi? “Andolsun, Biz İsrailoğulları’nı, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik.” Mehdi (a.s.)’nin gelişinde İsrailoğullarının kurtuluşu da vardır. Ancak Mehdi (a.s.) ile kurtulacaklardır ve Kuran’da ve Tevrat’ta bahsedilen İbrahim (a.s.) neslinin bölgeye hakimiyeti yani Müslümanların, Allah aşıklarının hakimiyeti o zaman olacaktır. O zaman da İsrailoğulları Kuran’ın ve Tevrat’ın o hükmüne göre, oralarda özgürce gezeceklerdir. Mehdi (a.s)’nin bizzat kendisi İsrailoğulları için bir devlettir. Ben onlarla yazıştım Musevilerle. Mehdi (a.s.) mi devlete uyacak dedim İsrail devletine, devlet mi Mehdi (a.s.)’ye uyacak dedim. Devlet Mehdi (a.s.)’ye uyacak dediler. Ben de dedim ki, bak o zaman detay vereyim, Mehdi (a.s.) devletin kendisidir dedim. İsrailoğulları için devletin ta kendisidir dedim. Onun için gönlünüz rahat olsun, Mehdi (a.s.)’ye uyduğunuzda siz, zaten iş bitti dedim. Bütün bölge sizin, her yerde istediğiniz gibi yaşayın. Ama hakim olan Mehdi (a.s), Müslümanlar inşaAllah. Evet ne yapıyoruz HarunYahya.tv’den devam ediyoruz, tamam inşaAllah.
SUNUCU 1:İnşaAllah Hocam. Bizi yarın 22.00’den itibaren Harunyahya.tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo, Çay TV ve Güneydoğu Anadolu Olay TV. ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza Harunyahya.tv internet sitemizden devam edeceğiz.
Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Bir Ayet Bir Açıklama
Devamı ...