SUNUCU: Evet kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sizi dinliyoruz Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne anlatıyordun sen Oktar?
OKTAR BABUNA: Deccaliyetin kan dökmek istediğini, bunun her gün gündemde olduğunu, Mehdiyet’ten bahsetmemek olamayacağını, Mehdiyet’in de bunun zıttı olduğunu anlatıyordum.
ADNAN OKTAR: İnsanlar böyle rahat, mutlu yaşayacaklarını zannediyorlar Ahir zamanda. Tahsilini bitirir, iş-güç kurar, Amerikaya gider gelir falan. Böyle bir dünya yok bundan sonra, böyle bir şey yok. Deccaliyetin en azgın devrindeyiz. Biz bunun için yaratılmadık, ben bunu daha önce söyledim. Hadislerde de Peygamberimiz (s.a.v.) bunu tarif etti, açıkladı ve bu olaylar gittikçe tırmanacak. Açıkça anlatıyorum yani, aksi yok. Mutlu olmak için mutlaka Allah sevgisi ve Allah korkusu gerekir. Yani başka türlü insanların rahat etmesi imkansızdır. Ben rahat ederim arkadaş diyorsa, edebiliyorsa etsin bakalım görelim. Böyle bir şey olmaz. Materyalist düşüncede, Darwinist düşüncede olup da, Allah korkusu, Allah sevgisi olmadan, insan sevgisinin olması mümkün değildir. Maymun olarak gördüğü bir insanı, insan niçin sevsin ki? Maymundan evrimleştiğini düşünüyor, bir maymun, bir hayvan olarak görüyor. Yani biraz şekil almış bir hayvan olarak görüyor. Ve ona sevgi duyacak ve bu hayvanın bir süre sonra kesin yok olacağına inanıyor, yani sonsuz yok olacağına inanıyor. Bir insan sonsuz yok olacağına inandığı bir hayvanı sevebilir mi? Bunun imkanı var mı? İnsan beyni isyan eder buna, insan beyninin gücü yetmez buna. Seviyorum diyen de yalan söyler, mümkün değildir. Vasat bakış açısı olur. Doğrusu, Allah korkusuna dayalı, Allah sevgisine dayalı, akılcı, samimi olarak dünyayı ele almaktır.
Biz akılcı baktığımızda, yani samimi olarak baktığımızda dünyanın metafizik olduğunu görüyoruz. Çünkü görüntüyü beynimizin içinde görüyoruz biz. Göz sinirleri görüntüyü getiriyor beynin içerisine, görüntü merkezi var biliyorsunuz, şuur var, şu kadarcık yer, mercimek kadar yer, orada biz görüntüyü görüyoruz. Bütün bu görüntüyü Allah orada oluşturuyor. Bir insan bunu da önemsiz görüyorsa, yani bambaşka bir şey var demektir. O önemsiz bu önemsiz, peki ne önemli? Hamburger önemli diyor, yaşamam önemli diyor. Allah o hamburgeri boğazına tıkar senin, yaşatmaz. Bak dünyada şu an hiç kimse rahat değil. Ne Amerika rahat ne Avrupa rahat ne dünya rahat, hiç bir yer rahat değil. Ama tabii bunun çözümü yobazlık da değildir. Yobazlık, bir korkunç stil de odur. Yani şeytan çift kıskaca almıştır insanları. Bir yandan yobazlıktan, bir yandan ateizmden açmazın içerisine sokmuştur. Ne ateizm, ne yobazlık, samimi Müslüman anlayışı, yani şefkat, merhamet, sevgi, akıl, tutarlılık, dengeli tavırlar, makul düşünmek, diğergam olmak yani fedakar olmak, iyi niyetli olaylara bakmak, hayır gözüyle bakmak. Mesela şüphecilikten, insanların büyük bir bölümü deliye döndü adeta. Bir aç kurdun dağdaki vahşiliği neyse, insanların da büyük bir bölümü aç kurdun vahşiliği görünümünde. Aç kurt nasıl mesela, hayvan bir hışırtı duyuyor hemen kulaklarını dikiyor, siniyor, korkuyor, veyahut bir koku duyuyor deliler gibi kaçıyor, yaprakların arasından bakmaya başlıyor. Dünyayı adeta bir ormana çevirdiler, epey bir bölümünü ve insanların çok vahşi yaşamasına sebep oldular. Mesela ancak topluluk olarak bir parça kendilerini güvende hissedebiliyor insanlar. Mesela tek başına güvende hissedemiyor. Yanında en az bir kişi varsa güvende hissedebiliyor, yahut birkaç kişi varsa güvende hissedebiliyor. Her şeyden korkuyor, mesela kapı zil çalıyor, irkiliyorlar, “aaa kim aradı acaba” diyor. Mesela telefon çalıyor hopluyor, felaket haberi bekliyor. İş yerinde kovulma korkusu var, patronun azarlama korkusu var. Sokağa çıkıyor genç kız, tecavüz edilme korkusu, laf atılma korkusu. Laf atılma korkusunu yaşamadan bir genç kızın gitmesi, adeta imkansız hale geldi. Ödü kopuyor namusuna, haysiyetine bir şey olacak diye. Otobüse biniyor, ödü kopuyor bir şey olacak diye. Sokağa çıkıyor, bir şey olacak diye yine korkuyor. Ailesi ayrıca korkuyor, can güvenliğinden ayrı korkuluyor. İşte bu deccaliyetin özelliğidir ahir zamanda. Huzuru kaçmış haberi yok. Çok perişan yaşıyor haberi yok. Mutlu olduğunu zannediyor, mutlu değil insanlar. Bu işte Ahir zamanda, Mehdiyet devrinde bütün belalar ortadan kalkıyor. İnsanlar oh diyecek, dünya varmış diyecek, ferahlayacak, kafası açılacak. Psikiyatristler dolup taşıyor, hastaneler dolup taşıyor. Böyle en çok kullanılan ilaçlar yatıştırıcı ilaçlar, yatıştırıcı ilaç kullanmayan yok gibi bir şey, çok nadir dünyada. Uyuşturucu sular seller gibi gazoz gibi artık uyuşturucu kullanılıyor. Hatta lisede 12 yaşa düştü uyuşturucu kullanma yaşı diyorlar.
OKTAR BABUNA:%30 diyorlar Hocam ki daha bile fazla. %30 diyorlar uyuşturucu sadece.
ADNAN OKTAR: O görebildikleri. İnşaAllah. Bunun çözümünü Allah insanlara göstermiştir, “Beni seveceksiniz, Ben de sizi seveceğim” diyor. “Beni anacaksınız, Ben de sizi anacağım” diyor. “Beni unutursanız, Ben de sizi unuturum” diyor Cenab-ı Allah. Görüyorsunuz işte yapıyor dediğini, mutlu olmuyorlar. Irak’ta adamlar nargile içip dansöz oynatıyorlardı, acayip keyifleri yerindeydi kendi kafalarına göre. Bak Allah keyiflerini kaçırdı, rahatlarını kaçırdı ve hepsi kurtuluşun İslam’da olduğunu anladılar, Müslümanlıkta olduğunu anladılar. Ama ateşten kaçarken bu sefer doluya tutuluyorlar, bu sefer de yobazların eline düşüyorlar. Bu daha da tehlikeli, o tarz bir şey olmuş oluyor. Halbuki İslam insanın aklının alabileceği en son noktada en mükemmel hayat nizamıdır, en iyisidir. Yani bizim beynimiz rahat olduğunda, en iyi hayatı bir düşünelim, kafamızdan geçirelim, en mutlu, işte İslam odur. Mesela bir genç kızın kafasında ideal damat adayı vardır, nedir? Güzel huylu, sevecen, derin düşünen, derin ahlaklı, tutkuyu bilen, merhametli, affedici. Asla bulamaz öyle birini. Çok çok nadir bulur, bulamaz. İşte bunu Kuran sağlıyor, Kuran ahlakı sağlar. O zaman her yer öyle insanla dolmuş oluyor, her taraf. O zaman dünya bir nevi Cennet’e dönmüş oluyor. Benim bunu şimdiden söylememin nedeni, bu kadar ısrarla söylememin nedeni, on yıl sonra dünyanın bütün nizamı değişecek. Bakın 2012’lerden sonra da özellikle çok ciddi bir değişiklik olacak. Buraya gelen masonlardan bir tanesi, dünya masonlarının lideri oldu. Evet, geçen gün yazı yazdı, “bütün dünya masonlarının lideri oldum” dedi. Topluca namaz kıldılar Ayasofya’da, doğru mu?
OKTAR BABUNA: Doğru Hocam.
ADNAN OKTAR: İslam’ı, Kuran’ı anlattık inşaAllah. “Hocam, 2012’den sonra dünya değişecek” diyor inşaAllah. “Dünya değişmeye başlayacak” diyor inşaAllah. “Sizin de bunda çok büyük bir fonksiyonunuz olacağı açıkça görülüyor” diyor. “Yani çok sarih görülüyor” diyor mektubunda. Yani bana özel gelmiş ama bilmiyorum ayıp mı yapıyorum söylemekle? Bende saklı gizli yok, hiç hoşlanmam gizlilikten, açıkça söylüyorum. Benim sırrım olmaz, hiçbir şeyim olmaz. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: 2012’yi de onlara siz söylemiştiniz Hocam. Dünyada büyük değişimin olacağını onlara söyleyen de sizsiniz Hocam. Bütün dünyaya söylediniz daha doğrusu 2012’lerde.
ADNAN OKTAR: 2012’ler, 2017’ler inşaAllah çok önemli yıllar. Ama bak masonlar da diyorlar, hakikaten halis İslam ahlakının dünyaya hakimiyetinin çok nefis ve güzel bir şey olacağı konusunda onlar da ittifak halindeler. İnşaAllah. Ama samimi gerçek Müslümanlığın, yobazlığın değil. 2012’den sonra tarih değişmeye başlayacak inşaAllah. Bu güzel günleri göreceğiz inşaAllah. Aynı şekilde Sanhedrin. Sanhedrin hani şu Musevilerin büyük meclisi. Onların da kanaati öyle inşaAllah. Kral Mesih’in geldiğine inanıyorlar inşaAllah, 1980’lerde ve müthiş bir güzellik, bereket ve bolluk çağının geleceğine inanıyorlar. “Ve Kral Mesih İsrail’in dışından gelecek, Davut (a.s.) soyundan olacak” diyorlar. Mehdi (a.s.)’yi tarif ediyorlar, aynısı. Tevrat’taki tarif ve Mehdi (a.s.)’nin tarifi aynıdır.
Hiç duydun mu Mehdi (a.s.)’yi? Daha önce duydun mu Mehdi kelimesi? Duymadın?
SUNUCU 1: Yani açıklayın derseniz, açıklayamam.
ADNAN OKTAR: Tamam. Sen duydun mu?
SUNUCU 2:Aynı şekilde.
ADNAN OKTAR: Biz demek ki biraz daha anlatmamız gerekiyor. Hayır, adını bilmiyorlar da faaliyetini biliyorlar. Yani şöyle, yağmur yağıyor, “bu nedir?” diyorsun, “çok güzel bir şey” diyor. “Adı ne?” diyorsun, “bilmiyorum” diyor. “Neye yarıyor?” diyorsun, “yaprakları yeşillendiriyor, meyva veriyor”, “adı ne?”, “adını bilmiyorum” diyor. Adını bilmemeleri önemli değil, faaliyetin yaşandığını görmek çok önemli. Mesela deccalde de öyledir, “kan dökülmesinden memnun musun?” diyorsun, “çok rahatsızım” diyor. “Anarşiden?”, “ondan da çok rahatsızım” diyor. “İnsanların böyle korku içinde yaşamasından memnun musun?” diyorsun, “yok çok rahatsızım” diyor. “Adı ne bunun?” diyorsun, “bilmiyorum” diyor. Adı onun deccaliyettir işte. Bu bereket yağmurunun adına da Mehdiyet deniyor, inşaAllah. Oktarım anlat.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Günlük haberler var gösterelim mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Tabii tabii seni dinliyorum.
OKTAR BABUNA: Türkiyenin dört bir tarafında bazı olaylar başladı Hocam. Özellikle de Hatay’ın Dörtyol ilçesinde çıkan olaylar var. Bu çıkan olayları yerinde incelemek amacıyla BDP Partisinin heyeti Diyarbakırdan 20 araçlık konvoyla sabah erken saatte hareket etti bu haberde. “Sivil plakalı araçlarla hareket eden konvoyda BDP Genel Başkanı Demirtaş'ın isteği üzerine parti flamaları da yok. Hatay'da gergin bekleyiş sürerken Vali Celalettin Lekesiz, heyetin Dörtyol'a girişine izin verilmeyeceğini açıkladı. Dörtyol'a Ankara, Kayseri, Osmaniye, Adana, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Mersin'den gelen takviye çevik kuvvet ekipleri de önlemler aldı.” Bölgede bir gerginlik var Hocam.
ADNAN OKTAR: Bölgede mi, Türkiyede mi?
OKTAR BABUNA: Türkiye’de Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bütün Türkiye’de bir gerginlik var tabii inşaAllah. Buna karşı ne yapılması gerekiyor Oktar’ım?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Anti-kominist, anti-Darwinist, anti-materyalist bir çalışmayla inşaAllah ki bunların zeminini siz söylemiştiniz, fikri zeminini oluşturan bu sapkın felsefeler. Bunların kaldırılmasıyla inşaAllah Türkiye de, dünya da düzlüğe çıkacaktır diye söylemiştiniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ahir zamanda insanlar canavarı dost, Meleği de düşman görürler, yani öyle bir yapı oluşur. Yani iyi kötü bilinir, kötü iyi bilinir. Mesela en aşağılık adama en derin saygı gösterilirken, en yüksek ahlaka sahip insana da en az saygı gösterilir. Bunu Peygamberin (s.a.v.) hadisleri belirtmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da öyle olmuştur. En yüksek ahlaka sahip kişiyken, en çok düşman oldukları Peygamberimiz olmuştur sallallahu aleyhi ve sellem.En aşağılık Ebu Cehil iken, en çok saygıyı ona göstermişlerdir. Ama sistem sonra tersine dönmüştür tabii. Sonra Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) çok derin saygı, Ebu Cehil’e de derin bir nefret oluşmuştur. İnşaAllah. Ahir zamanın bir özelliğidir inşaAllah. Oktar Hocam devam et.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Oktay Ekşi’nin bir yazısı var.
ADNAN OKTAR: Ne diyor?
OKTAR BABUNA:“Erbakan affetmez” diye bir başlık atmış, kendine göre bir iddiada bulunuyor Hocam. “Tam bir hayal projesi olan Milli Görüş, nihayet kendi kendini dinamitleme noktasına geldi. Bildiğiniz gibi 11 Temmuz günü toplanan olağanüstü Saadet Partisi Kongresi’nde Genel Başkan Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, yıllardır partili herkes gibi taşımaya mecbur olduğu ‘Milli Görüş’ safsatasından kurtulmaya kalkınca olay oldu” diye açıklama yapmış. Kendince eleştiriyor Hocam Erbakan’ın parti üzerindeki etkisini inşaAllah. “Kurtulmuş’un Necmettin Erbakan’ın Oğuzhan Asiltürk, Şevket Kazan, Temel Karamollaoğlu, Fehim Adak gibi 70’lik şakirdlerini, (estağfurullah) (çıraklarını) Parti Genel İdare Kuruluna almayıp, listeyi partinin genç isimlerinden oluşturması kavgayı açığa çıkardı” diyor. “Hele Erbakan’ın oğlu Fatih ile kızı Elif’in listeye alınmamış olması, ‘Erbakan hanedanının’ hazmedemeyeceği kadar büyük bir suçtu.
Nitekim Fatih Erbakan, listeye alınmamış olmasını, siyasi yaşamın olağan tablolarından biri gibi algılamadıklarını, Akşam gazetesine verdiği mülakatta şu sözlerle açıkladı: “Bizim üzüldüğümüz, davamızın liderine, önde gelen isimlerine yapılan itaatsizlik. Erbakan Hoca’ya bir itaatsizlik yapıldıktan sonra Fatih Erbakan listeye alınsa ne olacak, alınmasa ne olacak? Beni listeye alsalar bile durmazdım. Böyle bir davanın çizgisinden çıkmış, lidere itaat etmeyen yönetimde benim olmam doğru olmazdı.” Gördüğünüz gibi önemli olan “tartışmak”, karşı tarafı ikna etmek filan değil, Şeyhin dediğinden çıkmak veya çıkmamak. Şeyhin “Milli Görüş” dediği şeyin tutarlılığı var mı yok mu, önemli değil. Uygulanabilirliği söz konusu mu, o da sorun değil. Numan Kurtulmuş bir bilim adamı kimliğiyle tartınca çok muhtemeldir ki, bu “Milli Görüş”ün bir tarihte Erbakan tarafından kurulan Pancar Motor fabrikası gibi tam bir fiyasko ile sonuçlanacağını görmüş olmalı. Hele Erbakan’ın başbakanlığı sırasında “500 bin tank yapacak fabrika temeli atması” gibi hayali projelerini de dikkate alınca, o uyduruk “Adil Düzen”i parti arşivlerine yerleştirme zamanının geldiğine hükmettiğini tahmin ediyoruz. Ama kongredeki kavga patlak verince söylediğimiz gibi, Erbakan’la mücadele etmenin, başka metotlar gerektirdiğini biliyor olmalıydı. Örneğin Erbakan’ın demokratlığının “kendisine tam bir itaat” kaydıyla söz konusu olacağını hesap etmesi gerekirdi. Kurtulmuş, gerçi parti içindeki isyanı son derece olgun bir tavırla, örneğin siyaset etiği ile bağdaşmayan beyanları görmezden gelerek karşıladı. Hatta Necmettin Erbakan’dan randevu alıp kendisini ziyaret etti. Muhtemelen Saadet Partisi’nin kendisini yeni koşullara uydurması gerektiğini söyledi. Böylece Saadet Partisi’ni birlik ve bütünlük içinde tutabileceğini umuyor olmalıydı. Ama Erbakan’ın egosunun her türlü mülahazanın önüne geçtiğini, bu deneyimle bir kere daha gördü. Şimdi Numan Kurtulmuş’u göstermelik olarak Genel Başkanlık’ta bıraksalar bile, etrafını tamamen Erbakan zihniyetindeki kişilerle doldurmayı amaçlayan yeni bir Olağanüstü Kongre toplanacak. Ama bu kongre Kurtulmuş’un mu yoksa Milli Görüş’ün mü sonunu getirecek birlikte göreceğiz” diyor.
ADNAN OKTAR: Saadet Partisi’ne genel başkan olarak Aydın Doğan’ı getirmeyi düşünüyorlar herhalde. Genel sekreter de hazret olur. Takımı biraz daha genişletelim, efendim, Ertuğrul Özkök de genel başkan yardımcılığına gelebilirse, olur herhalde. Zihniyet olarak da Aydın Doğan zihniyeti şeklinde, yeni bir orjinal parti düşünüyorlar herhalde.
OKTAR BABUNA: Bir de Taha Akyol da vardı.
ADNAN OKTAR: Taha Akyol da, yönetim kuruluna onu da alırlar herhalde. Bilmiyorum tabii ben, vatandaş olarak diyorum, merak ediyorum da onun için. Şimdi bakın Aydın Doğan’ın, Ertuğrul Özkök’ün, bu vatandaşın düşünemediği bir şey var; Saadet Partisi’nin tabanı milli görüş düşüncesini savunuyor, partinin özelliği o zaten. O yüzden pek onların sözünü dinlemezler gibi geliyor bana, Aydın Doğan’ın sözünü. Onlar kimin sözünü dinleyeceğini bilirler. İnşaAllah. Yani kimlerin doğru konuştuğunu bilirler, ne yapacaklarını da bilirler. Akıl vermelerine hiç gerek yok bence. Yine akıl versinler de, fakat insanlara ders olması açısından bu çok önemlidir. Uyanık olmanın, daha dikkatli olmanın gerekliliğini bu gösteriyor inşaAllah. Ama tabii insan bazen hata yapabilir, yanlışlıklar yapabilir. Ama düzeltir aklını kullanır, zekasını kullanır, hayır yolda ilerler inşaAllah. Ama bunlar hep çok heyecanlı izahlar, yani bana gülme hissi getiriyor. Bunlar, yani Aydın Doğan’ın Türkiye’de çok etkili olabileceğini düşünüyor. Zannettiği gibi değil. Bizim milletimizin bakış açısı biraz daha değişik, bunu önümüzdeki günlerde daha net görecek inşaAllah. O kadar diyeyim, inşaAllah. Ama sonra daha detaylandırırım. Biraz beklerse inşaAllah dikkatlice, daha güzel şeyler görecek. Şimdi ben bu konuda çok konuşurum da olay o kadar açık ki, konuşmama gerek kalmadı yani. Düşünebiliyor musun? Ertuğrul Özkök, Saadet Partisi’ne akıl veriyor. Oktay Ekşi çıkıyor, Saadet Partisi’ne akıl veriyor. Erbakan Hocamızı da eleştiriyorlar, yani çok ilginç bir durum var. “Ne yapmamız gerekir” diyoruz, “bizim dediğimiz gibi hareket edin” diyorlar. Yani biz onların dediği gibi hareket etmek istemiyoruz. Nezaketiyle o kadar söyleyeyim. Belki ayıp olacak ama, biz kendi inandığımız gibi hareket etmek istiyoruz. Yani teşekkür ediyoruz, Ertuğrul Özkök’e de, Oktay Ekşi’ye de. Bak gözlerinin önünde eze eze, söke söke Türk-İslam Birliği oluşacak. Onlar da sevinecekler sonra. İnşaAllah. Hürriyet gazetesinde sür manşet “Türk-İslam Birliği kuruldu” diye yayın yapacaklar. Bak açıkca söylüyorum, Aydın Doğan bunu okuyacak, sür manşet. Bak, “Türk-İslam Birliği kuruldu” diye, sevinç dolu haberler yapacaklar. Ertuğrul Özkök de yazacak inşaAllah.
Neydi Hürriyet gazetesinde bir Hoca efendi vardı alim? Vatan gazetesinin ünlü alimi, büyük Hoca efendi, neydi?
OKTAR BABUNA: Süleyman Ateş.
ADNAN OKTAR: Süleyman Ateş Hoca. Beş milyar yıl sonra Kıyamet kopacak diyordu değil mi o? Beş milyar yıl. Cübbeli ne diyor? Beş yüz yetmiş yıl. Bilim adamları bak ne diyorlar, biraz onları hoplatacak ama. Hoplatacak derken, biraz tedirgin edecek diyeyim, yanlış anlamasınlar. Göster, var mı sende?
OKTAR BABUNA: Var Hocam inşaAllah. “Dünya 172 yıl sonra bir göktaşının çarpmasıyla yok olabilir.”
ADNAN OKTAR: Bir 50 yıl falan ilave yapmışlar, açıkça söyleyeyim. Bu dedikleri doğru. Yani 2120 gibi bu kastettikleri taş dünyaya çarpacak. Daha büyüğü var, bir tane daha var, o çarpacak. Bu da ayrıca ilavesi inşaAllah. Ve 2120’de Kıyametin koptuğunu görecekler. Bak dilleri toparlanmaya başladı, hani 5 milyar yıldı. Hani 570 seneydi.
OKTAR BABUNA: Siz söyleyince hemen bu haberler çıktı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Doğrusu bunlar. Sadece bir 50 yıllık falan hesap hatası yapıyorlar. Hatta daha da fazla, bir hesap hataları var.
OKTAR BABUNA: 110 yıl inşaAllah, onlar 62 yıl...
ADNAN OKTAR: Evet 62, 62 yıllık hesap hataları var. Ve göktaşı da o tahmin ettikleri, o büyük yıldızdan fırlayacak inşaAllah. Çift bindirme yapacak, bir kere vuracak, dönüp spin atıp bir daha vuracak ve dünyayı darmadağın edecek inşaAllah. Bunu görecekler. Bir kayaya falan yazsınlar bu sözümü, granit üzerine. Dediğimin doğru olduğunu görecekler, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Sizin açıklamalarınızdan sonra Amerikalılar bunun canlandırmasını yapmışlardı zaten Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hocam ne konuştuysak filmi oldu. Bak maddenin hakikatini anlattım, dünyanın beyinde bir görüntü olduğunu, hayal olduğunu, dışarıda aslının olduğunu ama hayalini gördüğümüzü, arkasından Matrix filmini yaptılar. Ben filmin hem yönetmenine, hem rejisörüne, hem efendim yazarına, hepsine gönderdim kitap. Ve çok çok önceden gönderdim. Aşağı yukarı milimi milimine aynı yaptılar. Bak Mehdi (a.s.) ile ilgili de şimdi etkisinde kaldılar. Şu nedir, avagatar mıdır nedir? Abuk subuk bir şey var ya maymun gibi.
OKTAR BABUNA: Avatar.
ADNAN OKTAR: Avatar evet. Bak onun filmini yaptılar. O da Mehdiyet’i anlatan bir film. Ve hep bu konularla ilgili filmler yapıyorlar dikkat ederseniz inşaAllah. Ve Kıyametin filmini yaptılar, tam dediğim tariflere uygun yaptılar, aynı. Bunlarda da hem filmin yönetmenine, rejisörüne, yazarlarına, hepsine göndermiştim. İnşaAllah. Şimdi o Hoca efendiye bunu bir göndersinler bakalım, 5 milyar yılcı Hocaya, Darwinist Hocamıza. Evrimci, evrimci Hocamız. İnşaAllah. Evrimci Hocaların ortak özelliği, İsa (a.s.) gelmeyecek, Mehdi (a.s.) çıkmayacak, Türk-İslam Birliği oluşmayacak mantığını işleyen Hocalar oluyor bunlar genelde. Bak ne diyor Dışişleri Bakanımız, “Türkiye yükseliyor” diyor. MaşaAllah. Var mı başka göstereceğin Oktar?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah, var Hocam inşaAllah. Azerbaycan’da bir kamuoyu yoklaması oluyor Hocam, maşaAllah. Siz orada evrimin, Darwinizmin yıkılmasına vesile oldunuz Hocam inşaAllah. “Neye inanırsınız” diye bir kamuoyu yoklaması yapıyorlar, “Allah’ın varlığını inanırım” %94 bir oranda kazanıyor Hocam maşaAllah. %94 Darwinizme karşı Allah’ın varlığına inanıyorlar Azerbaycan’da.
ADNAN OKTAR: Azerbaycan’ı yıktık evvelAllah. Orada ne küfür kaldı, ne dalalet kaldı. Onlar bizim canımız ciğerimiz. Bak Azerbaycan bayrağı hiç inmiyor buradan, inmeyecek de. Türk-İslam Birliği oluşuncaya kadar indirmeyeceğim o bayrağı oradan, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Çok etkili sizin kitaplarınız maşaAllah Hocam. Sizin söylediğiniz bir şey daha Hocam gerçekleşiyor. Siz vizeler kalkacak demiştiniz, daha hiç böyle bir şey yokken, 60’tan fazla vize kalktı. Pasaportlar kalkacak demiştiniz Hocam inşaAllah, bu da bugün çıkan bir haber, “Azerbaycan’a kimlikle giriş için bastırıyoruz.” Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşen Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, vizesiz giriş için önemli bir sinyal aldığını belirtirken, Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi hedefin, KKTC'deki gibi Azerbaycan'a da pasaport yerine kimlikle giriş kolaylığı olduğunu açıkladı.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah, maşaAllah. Bak kelimesi kelimesine dediklerimi yapıyorlar. Şimdi pasaport kalkacak, Azerbaycan’a “essalamun aleyküm, biz geldik” diyeceğiz, bu kadar. İnşaAllah. Benim yurtdışı yasağım var, öncelikle kaldırsınlar geliyorum. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, 1200’ü buldu Hocam sizin söylediğiniz çıkanlar böyle inşaAllah. Elhamdulillah hepsi de çıkıyor maşaAllah, kelimesi kelimesine.
ADNAN OKTAR: Azerbaycan’daki canlarımız maşaAllah, sayıları on binleri buldu maşaAllah. Oktar Hocam anlat başka neler var?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, bu Türkiye’deki olaylar, işte Dörtyol ilçesinde birkaç gündür devam eden çatışmalar, siz bunlar daha da yayılır demiştiniz. Hakikaten bugün de Diyarbakırda bazı olaylar oldu bu şekilde. Artarak devam ediyor.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi bakın, Diyarbakır’da, Mardin’de, Urfa’da, Siirt’te dünyanın en mükemmel insanları var. Kürtler, çok yüksek ahlaka sahip muhterem ve mübarek insanlardır. Bak geçenlerde bizim gemideki yemeğimize de, Kürt kardeşlerimiz de geldi. Kürtlerden ileri gelen insanlar vardı. Dünya iyileri, son derece efendi, hürmetkar, tertemiz insanlar. Biz onları deccale kaptırmayız, küfüre de kaptırmayız. Hiç kimseye de vermiyoruz onları inşaAllah. Asla da böldürmeyiz, onlar bizim canımız ciğerimiz. Tamam mahçup edildiler, iddia edilen Ergenekon Örgütü onların kahpece ve alçakça gururuyla oynadı, haysiyetiyle oynadı, şerefiyle oynadı, onurlarıyla oynadı. Ve onları üzdüler, eziyet ettiler, işkence yaptılar, biz bunun farkındayız. Hepsi adına o kahpelerin yaptığı zulmü görüyorum ben ve bütün tanıdıklarım, herkes adına, kendi adıma özür diliyorum Kürt kardeşlerimden. Sonuna kadar kazıyacağız zulmü oradan ve tüylerine, kıllarına zarar getirttirmeyiz biz onların inşaAllah. Biz zulüm yapılmadı demiyoruz, gördük biz zulümü inşaAllah. Süper alçak ve şerefsiz herifler iddia edilen Ergenekon Örgütü mensupları. Fakat oldu bir kere inşaAllah. Yani deccale kızıp insan kendini Cehennemin içine atmaz. Deccale kızıp Cennete gelecekler. Mehdi (a.s.) tarafına geçecekler, Türk-İslam Birliği tarafına geçecekler inşaAllah. Büyük devlet olacağız, süper devletiz inşaAllah. Bütün bölge bizim kontrolümüze geçecek inşaAllah, Allah’ın izniyle. Irkçılık değil bu, yani Türkler yönetecek derken, Kürt de onun içinde olacak, Laz da, Çerkez de, Çeçen de. Yani ben ırk anlamında demiyorum, hars anlamında diyorum. Atatürk milliyetçisiyiz, Türküm diyen herkes Türk. Şimdi bizim genetik kodumuza bir bakılsa, her ırktan çıkar aşağı yukarı. Ben, hem Çerkezim ben, hem Türkmenim, hem Arabım, seyyidim ben, ama Türküm. Türkiye’de yaşayan insana Türk denir. Onun için bunu anlamazlıktan gelmesinler. Irkçılık olup olmadığı burada belli. Dünyada ırkçılık olması mümkün değil, çok mantıksız bir felsefe zaten. Fakat kardeşlerimiz kudurmuş köpeğe kızıp kendilerini çamura atamazlar. Cennet bahçesi gibi Mehdiyet’in içine gelecekler. Türk-İslam Birliği’nin içine gelecekler inşaAllah. Ve o mübarek beldede ki bütün Peygamberlerin gezindiği yerlerdir. Diyarbakır, Urfa, Siirt, oralar hep Peygamber diyarıdır oralar. Deccal oraları mahvetmek istiyor. Deccali lime lime edeceğiz oralarda, lime lime, adım attırmayız. Ama üç beş tane, on tane şehit, kardeşim şehit zaten gerekir. Oradan olmasa başka yerden Allah şehit alır. Şehitlerin bir makamı ve yeri var. Bak diyor ki ayette; “kendilerinden sonrakiler beklerler” diyor. Şehitler orada oturup beklemiyorlar sadece. Sonra gelecek kardeşlerini bekliyorlar şehitler. Sürekli gelir oraya. Mesela sen evinde olsan, hiçbir ziyaretçin olmasa mı iyi, sürekli yeni misafirlerin gelse mi iyi? Sürekli misafir gelir, Allah gönderir onlara, her geleni karşılarlar onlar. Ama şehit ailelerine çok güzel sahip çıkmak önemlidir. Her şehit ailesi bizim annemiz, babamızdır. Öz anne babadan daha ileri benim için. Muhabbetle bağrıma basarım, benim evim onların evi mantığının olması lazım. Benim yiyeceğim, onların yiyeceği mantığının olması lazım inşaAllah. Bu şekilde olacak inşaAllah.
Şu şahane “Azerbaycan’a kimlikle giriş için bastırıyoruz.” Herkes bastırsın, bütün sevenler kardeşlerimize, herkese söylüyorum. Bunu bir kere hemen bir bitirelim. Kardeşim Azerbaycan’a pasaport ne demek? Azerbaycan’a gidip pasaport gösteriyorum, yani inanılır gibi değil. Nerenin pasaportu, ben Konya’ya giderken pasaportla mı giriyorum? Dinimiz bir dilimiz bir yani her şeyimiz bir. Nasıl olur pasaport kullanırız biz? Olacak iş mi şu? Hemen kalksın. Herkes bastırsın, biz de bastırıyoruz inşaAllah. İslam dünyasının lideri olun, El Kaide’nin ikinci adamı El Zevahiri, “Türkiye’nin İslam dünyasının lideri olma çağrısı yaptı.” Bak onlar bile Mehdi (a.s.)’nin çıktığını anlamışlar. Tabii onların yöntemi daha değişik. Mehdi (a.s.) kan akıtmayacak. “Damla kan akıtmaz” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “İnsanların burnu dahi kanamaz” diyor. “Uyuyan kişiyi uyandırmaz.” Şefkat, merhamet, muhabbet, sevgi, akıl. “Öyle Mehdi (a.s.) mı olur?” diyor, geçenlerde bir yobazı dinledim. Allah’ın ahlakı öyle, yobaz. Allah öyle istiyor, yobaz. Allah zulüm istemez. Allah kan istemez. Allah insanların iyiliğini ister. “Allah size zulmedip de ne yapsın” diyor Allah. “Size acı çektirip de ne yapsın” diyor, ayet var. Kancı yobaz, illaki kan istiyor. Peygamberimiz (s.a.v.) “kan akıtmayacak” diyor, “yok ben kan akıtmak istiyorum” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) “damla kan akıtmaz” diyor. Damla artık, bak damla, detay detay veriyor. “Bütün silahları kaldıracak” diyor, eritecek Mehdi (a.s.) bütün silahları. Silah yok, kan yok Mehdi (a.s.) devrinde. İran’la nükleer savaş için hazırlık yaptılar, Allah’ın izniyle önledik. Gizli ve açık faaliyeti önledik. Yani bizim özel toplantılarımız da oluyor, İsrailliler’le sohbetlerimiz oluyor, Sanhedrin hahamlarıyla. İkna ettik, konuştuk, Amerikalı Evanjeliklerle de konuştuk, gerçek deccali onlara tarif ettik. Darwinizm ve materyalizmdir gerçek deccal. “Yanlış hedefe gidiyorsunuz” dedik ve ikna ettik. Obama’yı da ikna ettik. Yoksa çoktan kan revan içinde bırakacaklardı Türkiye’yi. Dünyayı da, İran’ı da. Tahran’a nükleer bomba atmayı düşünüyorlardı, biz engelledik Allah’ın izniyle inşaAllah. Yoksa Ahmedinejad’ı da yanlış yönlendirmişlerdi, “İsrail’i yerle bir edeceğiz” diyordu Ahmedinejad. “Haritadan sileceğiz” diyordu, bak “haritadan sileceğiz” diyordu. Deccalin oyununa getirmişlerdi. Biz dedik, “sen ne yapıyorsun?” dedik, Mehdi (a.s.) kan akıtmayacak, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, yanlış söyledin o sözünü düzelt dedik. Çıktı bütün dünya medyasına açıklama yaptı, “sözlerim yanlış anlaşıldı, biz İsrail’de böyle bir şey yapmayı düşünmüyoruz. Kan akıtmayacak, çıkacak Mehdi (a.s.) kan akıtmayacak, burnu dahi kanamayacak, sevgiyi, barışı, kardeşliği getirecek” dedi. Onun filmi de var gösterelim. Bütün üslubunu değiştirdi. Hatta dedi ki hahamlar, “buna inanabilir miyiz, takiye yapıyor olmasın” dediler. “Yok takiye yapmıyor, kader böyle” dedim. “Kader böyle, Allah böyle emrediyor” dedim. “Mehdi (a.s.) bunu yapacak” dedim ve ikna ettim inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hatta siz şeyi de söylediniz Hocam, onu da birebir söyledi. Atom bombasının haram olduğunu, bir Müslümanın hiçbir zaman böyle bir şey yapmayacağını, aynen söyledi onu. “Atom bombası haramdır” diye.
ADNAN OKTAR: Defalarca bunu söylesin dedim, defalarca söyledi. Ama tabii Sanhedrin hahamlarının başkanları, onlar da vardı. “Nasıl güvenebiliriz?” dediler. “Onlara güvenmiyorsanız, bana güvenin” dedim. “Sana güveniyoruz” dediler, “öyle ise mesele yok” dedim inşaAllah.
İsrail’in de kılına dokundurtmayız, İran’ın da kılına dokundurtmayız, Irak’ın da kılına dokundurtmayız. Dünyada hiç kimsenin kanını akıttırmayacağız inşaAllah. Mehdi (a.s.) öncüsüyüm, Mehdi (a.s.) talebesiyim, Mehdi (a.s.)’nin ayakkabısının altındaki çamurum ben. Benim hiçbir iddiam yok. Ama durum bu görülüyor yani inşaAllah, faaliyetimiz bu yönde inşaAllah. Oktar’ım anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Hıristiyanlıkla Türkiye arasında bir bağlantı var. Türkiye çok önemliymiş maşaAllah. Ben de yeni...
ADNAN OKTAR: Kardeşim bak Tevrat’ta, İncil’de geçen hemen hemen bütün kutsal mekanların tamamı Türkiye’dedir. Hz. İsa (a.s.) niye Türkiye’de çıkacak anladın mı şimdi Oktar’ım? Bütün Tevrat’ta geçen, İncil’de geçen, hemen hemen tamamı buradadır. Oku sen o dediklerinin hepsini oku.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. “Yuhanna İncili’nin esinleme, vahiy bölümünde yedi kiliseden bahsedilmektedir. Bu kiliselerin hepsi Türkiye’de bulunmaktadır. Bunlar, Efes (İzmir-Bergama), Thyateira (Akhisar), Sardes, Piladelphia (Alaşehir) ve Laodikya yani Denizli kiliseleridir. En önemli kiliselerden biri olan Ayasofya Kilisesi ve Ortodoks dünyası için büyük öneme sahip olan Fener Patrikliği İstanbul’da bulunmaktadır. Konsil toplantılarının ilk sekizi Türkiye’de yapılmıştır. Bu toplantılar, konsil toplantıları geleneğinin oluşmasına neden oldu. Geleneksel inanca göre Matta İncili Antakya’da yazılmıştır. Hz. İsa (a.s.)’ya inananlara göre ilk kez Hıristiyan adı Antakya’da verilmiştir. Yuhanna Antakyalı olarak bilinmektedir. Ayrıca kutsal kitap okulu Antakya’dadır. Dünyanın ilk kiliselerinden olan San Pierre Kilisesi Antakya’da bulunmaktadır. İsa (a.s.)’ya inananlar Hıristiyan adını ilk kez bu kilisede aldığı için, 1963 yılında Papa 6.Paul tarafından hac yeri olarak ilan edilmiştir. Her yıl 29 Haziranda Katolik kilisesince burada ayin düzenlenmektedir. Kapadokya’da kayaların içine kurulmuş kaya kiliselerinin sayısı 2220’nin üzerindedir. Hıristiyanlar bu kiliseleri sık sık ziyarete gelmektedirler. Isparta’daki San Paul Kilisesi, dünyanın ilk Hıristiyan kiliselerinden biridir.”
ADNAN OKTAR: Neyse bunu saysak sabaha kadar sayarız. Onun için bak diyor ki Bediüzzaman: “Vukuat-ı Ahir zaman ve Ahir zaman eşhaslarının zuhur yeri olarak,” İstanbul’un neden merkez olduğunu çok detaylı anlatıyor Bediüzzaman. Hz.İsa Mesih (a.s.) burada olacaktır, İstanbul’da. Kudüs’te, Mekke’de ve Medine’de olacaktır, ama bakın “İstanbul’da olacak” diyor. Ve bütün Hıristiyan alemini Kuran aşığı yapacak, Allah aşığı ve İslam aşığı yapacak. Hepsine La ilahe illallah, Muhammedün resulullah dedirttirecek ve bunu bütün dünya bizzat gözleriyle görecek, kulaklarıyla da işitecek. Alanen açıkca söylüyorum. 2020’lerde biz burada olacağız inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Azerbaycan’dan mesaj var Hocam size.
ADNAN OKTAR: Ne diyorlar?
OKTAR BABUNA: “Selamun aleyküm, iyi akşamlar Hocam ve stüdyoda bulunan herkes.”
ADNAN OKTAR: Aleykümselam.
OKTAR BABUNA: Aleykümselam. “Hepinizi selamlıyorum. Sayın Hocamın dediklerine dayanarak hakikaten bugün Ahir zaman olmalı, çünkü artık iyileri hiçbir yerde iyi karşılamıyorlar. Kötü, ahlaksız olanları ise çok iyi karşılıyorlar. Birçoğumuz dostu düşman, düşmanı dost görüyoruz maalesef. Saygım ve sevgilerimle, selamunaleyküm.” Azerbaycan, Astara İlahe Aliyeva.
ADNAN OKTAR: Evet Aliyeva, biz Aliyeva diyelim sadece inşaAllah. Aliyeva Hanım maşaAllah. Bizi sevenlerden birisi.
OKTAR BABUNA: Evet Hocam. Orada çok sevenleriniz var.
ADNAN OKTAR: Değerli bir kardeşimiz, değerli bir hanımefendi maşaAllah.
Çok aşağılık adamların yanında bazen görüyoruz televizyona çıkıyor ama çok iğrenç, sapık, ahlaksız, üstüne çıkıyorlar. İftihar ediyorlar, mesela onunla beraber resimlerinin çıkması, onunla beraber olmak, iftihar ediyor. Müslüman birinden de ödü kopuyor adamın. Yani sanki boğacak onu yani, acayip çekiniyor. Ahir zamanın işte iblisane düşüncesidir bu. Mesala dünyanın en haysiyetsiz adamlarıyla beraber olmakla adamlar iftihar ediyor. Gazetelerde, dergilerde görüyorsunuz, poz poz resimler çektiriyor adam. Yani hem aşağılık, hem ahlaksız, tescilli ahlaksız, sapık yani biliniyor net. Adam gurur duyuyor, adam hem Facebook’una koyuyor, hem albümüne koyuyor, cüzdanına. Gösteriyor bak ben beraberdim onunla, diyor. Onur duyuyor ondan. Bir Müslümanla beraber olmaktan da adam tirtir titriyor, acayip titriyor yani. Bu işte şeytanın Ahir zamanda iblisane bir oyunudur. Peygamberimiz Efendimiz zamanında, sallallahu aleyhi ve sellem, onunla beraber olmak çok büyük bir suçtu. Onunla beraber olanlarla ticaret yapmıyorlardı, alışveriş yapmıyorlardı. Konuşmuyor, ekonomik ambargo uyguladılar. Ama yıllarca, bir iki yıl değil. Üzerine deve işkembesi atıyorlar o mübarek dünyanın nuruna, güzeller güzeline. Geçeceği yolların üzerine diken atıyorlar ayağına batsın diye, dikenli çalı atıyorlar kahpeler. İman ettiyse tabii ki tenzih ederiz. Anlaşıldı mı? Yani münafık olarak ölenleri kastediyorum. Ama bak şu an bütün dünyanın sevgilisi o inşaAllah. Haklı mıyım? Görüyor musun böyle şeyler dünyada?
SUNUCU 1: Zaman kötü.
ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.Bak “zaman kötü” bu ne demektir? Deccal geldi demektir. Kardeşimiz halktan bir insan, yani yönlendirilmiş bir insan değil. Sorun bir amcaya sokakta “zaman nasıl?” dersiniz, “zaman kötü” diyecektir. Ne demektir biliyor musun? Deccal geldi diyor. Mehdi (a.s.) devrinde, halka sorduğunda, “zaman nasıl?” dediğinde, “adeta Cennet, Allah’a hamd olsun. Ne güzel bir çağdayız, ne güzel bir zamandayız” diyecek. Bak bunun denileceği vakte geleceğiz şimdi. Kime sorsan, gidin Amerika’da “zaman nasıl?” dersiniz, “çok kötü” diyor. Londra’ya da gidin sorun, “zaman çok kötü” diyecektir. Ama on yıl sonra, tam tersini duyacaksınız. İnşaAllah. Evet Oktarım seni dinliyorum.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah, sevimli canlılar var Hocam.
ADNAN OKTAR: Göreyim. Bu herif iyiki burada yok, ben bunu yerdim. Acayip şeker, tam sevmelik. MaşaAllah, acayip yakışıklı, çok güzel maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bunların yüzünde de altın oran varmış inşaAllah, siz daha iyi bilirsiniz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hoppala, bunlar ahbap olmuşlar. MaşaAllah, bak Allah’ın güzelliğinden bir tecelli inşaAllah. Bak, Ahir zamanda Mehdi (a.s.) devrinde, vahşi hayvanların vahşiliği gidecek diyor Peygamberimiz (s.a.v.), bak işte alamet, görüyorsun. MaşaAllah her yerde Allah, bak burada da altın oran var çiçekte görüyor musun? Bu da altın oranla yaratılmış ve tam bir sanat eseri. Şu güzelliğe bak, şu güzelliğe maşaAllah. Bu da çok yakışıklıymış, bu da güzel maşaAllah. MaşaAllah, ne yüzel hayvanlar, ne şahane varlıklar maşaAllah.
Tamam programımızı Hocama vereyim bitirsin. Oktar Hocam sen bir şeyler söyle bana.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, harunyahya.tv’den devam edeceğiz inşaAllah yayınımıza.
MİSAFİR 3: Bizi yarın 22:00’den itibaren harunyahya.tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo, Aksu TV ve Kaçkar TV ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza harunyahya.tv sitemizden devam edeceğiz.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...İttihad-ı İslam
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...