SUNUCU: İyi akşamlar sevgili izleyicilerimiz. Yayınımıza Harunyahya.Tv internet sitemizden devam ediyoruz inşaAllah. Hocam, buyurun inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sen ne dedin demin?
ALTUĞ BERKER: Hocam NTV kanalı sistematik bir evrim propagandası yapıyor. Her hafta bir bilim dergisi. Her haftaki şeylerinde özellikle belgesellerinde evrimi propaganda ediyor.
ADNAN OKTAR:NTV?
ALTUĞ BERKER:Evet NTV.
ADNAN OKTAR:Ne demek o, açılımı ne onun?
OKTAR BABUNA:Eskiden Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Başka bir iş adamına aitti. Nergis Televizyonu’ydu galiba, öyle kurulmuştu. Sonra el değiştirdi, şimdi Doğuş Grubu’na geçti.
ADNAN OKTAR:Doğuş. Kim o Doğuş’un sahibi?
ALTUĞ BERKER:Şahenk soyadları. Bir iş adamının.
ADNAN OKTAR:Burada sürekli evrim propagandası yapılıyor, diyorsun öyle mi?
ALTUĞ BERKER:Evet, sistematik bir şekilde her hafta mutlaka belgesellerinde, dergilerinde özellikle işliyorlar.
OKTAR BABUNA:Dün de böyle gülünç bir iddiada bulunmuşlar Hocam. Güya dik yürüyen memelilere hayali bir şekilde, boynu oluşarak oradan sinirlerin çıkıp, kollara bacaklara uzandığı, sudaki balıktan gelişerek böyle bu şekilde. Bir boyun olduğu, bu boyunda da sinirlerin aşağıya uzandığı, kollara gidiyor, bacaklara gidiyor gibi böyle gülünç iddialarla.
ADNAN OKTAR: O zaman 24:00’den sonraki programımızda saat 01:00’den itibaren “NTV’ye cevap” diye bir program yapalım, muntazam. Yani onun adı altında sürekli NTV logosunu gösterip, oradaki yazıları gösterip, sıradan teker teker onlara cevap verelim. Onlar oradan yayınlasın, biz buradan cevap verelim, o şekilde olsun. Bu şekilde hem evrime karşı çok kapsamlı bir anlatımı yapabiliriz, hem de evrimcilerin hatalarını çok detaylı anlatmış oluruz, iyi olur inşaAllah. Tamam? Her gün. Hocam anlat.
SERDAR DAYANIK: Estağfurullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinden ve sizin anlatımlarınızdan, Hz. Mehdi (a.s.)’yi Allah vesile edecek inşaAllah ve yaşadığı asırda tüm dünyayı etkileyecek, mükemmel kitaplar hazırlayacağını anlıyoruz inşaAllah. Bir hadis-i şerif var Hocam inşaAllah bu konuda. Ebu Basir şöyle der, İmam Muhammed Bakır veya İmam Caferi Sadık (a.s.)’dan naklen, Ona (Hz. Mehdi (a.s.)’ye) imameti veren ve ona ilim ve kitaplar verecek ve onu kendi başına bırakmayacak.” İnşaAllah. Şeyh Muhammed.
ADNAN OKTAR:Demek ki Mehdi (a.s.)’nin kitapları olacak öyle mi? Bediüzzaman da söylüyor zaten, inşaAllah. Bediüzzaman da söylüyor, hadiste de aynı şekilde geçiyor. Hem ilim vehbi bir ilim hem de kitaplar inşaAllah.
Bu NTV’ye kafam takıldı. Ne zamandan beri böyle?
ALTUĞ BERKER:Her hafta televizyonda.
ADNAN OKTAR:Yani kaç ay, kaç yıl?
ALTUĞ BERKER:Bir süredir böyle, bayağı birkaç aydır var Hocam.
ADNAN OKTAR:Onlar coştuysa, biz 1 milyon misli daha fazla coşarız. Değil mi? O öyle olmaz böyle olur, deriz inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Allah-u alem siz bu evrimi anlatıyorsunuz bir süredir onu şey yapmış olabilirler.
ADNAN OKTAR:Ama ne alaka, NTV nereden böyle coştu acaba? Orada başka bir yapılanma olabilir belki, değişik böyle bizim bilmediğimiz.
ALTUĞ BERKER:Siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:NTV, onun müdürü kim?
ALTUĞ BERKER:Ben bilmiyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Ona bir bakmak lazım. Belki materyalist, Darwinist bir görüşü eskiden beri benimsiyorsa, orayı da o şekilde yönlendirip böyle bir durum meydana getiriyor olabilir. O zaman son 2 aylık bütün programlarını listeye alın, 2 aylık. Bütün kullandıkları delillere, tamamına cevap verelim. Tamam mı?
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Yakın teknik takibe alalım. Teknik açıklamalarla, oradaki yanlışlıkları teker teker numaralı olarak anlatalım.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam, çok iyi olur. Bir de dergileri varmış. Orada da tamamını evrime ayırıyorlarmış, dergilerinin de.
ADNAN OKTAR:Dergi mi, adı ne derginin?
ALTUĞ BERKER:NTV Bilim Dergisi galiba Hocam. NTV Bilim.
ADNAN OKTAR:NTV Bilim. Tamam o dergiyi de getirin, dergileri de getirin. Haftada da mı çıkıyor, ayda mı çıkıyor, nasıl?
OKTAR BABUNA:Aylık.
ADNAN OKTAR:Tamam son 3-5 aylık dergilerin hepsini getirin. Teker teker yayınlayıp burada sayfa sayfa göstererek hepsini açıklayalım yanlışlarının. Halk nasıl yanlış yönlendiriliyor, NTV kanalıyla gösterelim.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam? Böylece alakasız tipler de cevabını alırlar, alakalıları da alır. Var mı burada anlattıkları için örnek?
ALTUĞ BERKER:Oktar’ın bahsettiği örnek vardı Hocam. Dün internet sitesinde NTV; “Beynimizi boynumuza borçluymuşuz?” başlığıyla sahte bir evrim haberi yapıp...
ADNAN OKTAR:Ne beyin, boynuna mı borçluymuş?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, Oktar Hocam daha iyi bilir.
OKTAR BABUNA:“Darwinistlerin iddiasına göre balıklar, dik yürüyen memelilere hayali şekilde evrimleşirken, gövde baştan uzaklaşıp boyun bağlantısı oluşmuş. Buna paralel olarak da ön uzuvları kontrol eden nöronlar (sinir hücreleri), beyinden omuriliğe doğru yer değiştirmiş. Kollar da böylelikle baştan ayrılarak boyunun altından gövdeye yerleşmiş. Böylelikle boyun daha iyi hareket olanağı ve uzuvların kullanımında ustalık sağlamış. Darwinistler boyunun oluşumunun kuşlara uçma, balinalara yüzme, insanlara da piyano çalma becerisi verdiğini ifade etmişler.”
ADNAN OKTAR:Aman Allah’ım kabus gibi bir şey. Biz dünyada yaşıyoruz değil mi? Hayret. Üniversite mezunu falan bu adamlar değil mi? Allah Allah. İyi sıhhatte olsun. Tamam mecburen cevap vereceğiz ne yapayım. Cübbeli’ye ayrı cevap vermemiz gerekiyor, bunlara ayrı cevap vermemiz gerekiyor. Çok şaşılacak şeyler.
OKTAR BABUNA:Bir cevap vereyim mi Hocam kısaca?
ADNAN OKTAR: Ver.
OKTAR BABUNA:Bunları kontrol eden binlerce genin, tamamen binlerce farklı gene dönüşmesi gerekiyor. Yeni bir şey bulundu. Sadece beyindeki bu bağlantıları, sinir hücrelerinden bahsediyor burada, kontrol eden genlerin, 3 tane gen var “Nöroksin” diye bir genler topluluğu, 3 tane gen. Bunların gönderdiği mesaj sayısı 3 binmiş Hocam inşaAllah. Bu yapı, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Mesela bir bisikletin, uzaya giden bir füzeye dönüşmesi gibi bir şey oluyor bunların dediği değişiklik. Buna da tesadüfen oluyor, diyorlar.
ADNAN OKTAR:Bunlara şimdi cevap vermek durumundayım, cevap vereceğim. Böyle bir iddiaya cevap vereceğiz. Neyse yarın başlıyoruz. Ne yapayım yani ne diyeyim? Yanlış demeyle olmuyor ki, anormal demeyle de olmuyor. Adam diyor yani, “ben uzay taksisiyim, aksini ispat et” diyor. İşin yoksa anlat. Bizim de işimiz yok. Elhamdülillah anlatırız.
Hayır kardeşim sokaktan biri derse anlarım, tamam da, ama bunlar dergi çıkarıyor diyorsun değil mi? Hayrettir. İnanılır gibi değil, mucize bu. Neyse yarın sayfa sayfa anlatırız inşaAllah. Başka ne var?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Güncel haberler vardı, eğer uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Güncel, tamam.
“Avrupa işsizlikte bir numara.”
OKTAR BABUNA:“Borç kriziyle boğuşan Avrupa Bölgesi, şimdi de işsizlik ile mücadele ediyor.” Bunu siz söylemiştiniz Hocam. Siz söylediğinizde Avrupa Birliğine en ufak bir şey yoktu. Siz ekonomik krizin onları da etkileyeceğini böyle bu şekilde, tam dediğiniz gibi oldu Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi, adam bak emek emek NTV diyor ki; “siz çamurun, çamurlu suyun, bir gün karar vermesiyle kendi kendine, çamurlu suyun karar vermesiyle oluşmuş, maymundan oluşmuş varlıklarsınız.” Eğer yanlış anlamıyorsan, anlattıkları bu tarzda. “Sonunda yok olup gideceksiniz. Sonsuza kadar yok olacaksınız” diyor ve “tesadüfen oldunuz” diyor. Şimdi böyle yetişen bir adamı Avrupa’da düşünelim, ki bayağı zibil gibi adamlar. Adamın iş adamı olduğunu düşünelim. Adam niye insanların mutlu olması için gayret edecek bir güç bulabilsin? Yani kızı demek ne demek oluyor biliyor musun? Maymunun, yani maymundan gelmiş bir varlığın, yeniden bir maymun daha meydana getirmesi gibi algılıyor Darwinistler. NTV ne diyor bilmiyorum da, Darwinistlerin şeyi bu. Şimdi bu durumda bir insan, yani böcek gibi gördüğü, herhangi bir sivrisinek gibi gördüğü, tesadüfen meydana geldiği, geliştiğine inandığı bir mahluka nasıl saygı, sevgi duysun? Nasıl çalışma azmi bulsun, nasıl büyütme azmi bulsun, nasıl sanata, estetiğe, güzelliğe karşı eğilim bulsun, o ruhu, gücü nasıl yaşasın, değil mi? Tesadüfen meydana geldiğine inanan bir adam sevgiyi nasıl yaşasın? Şevk nereden bulsun, değil mi? Karamsar olur, gücü yetmez. Zaten insan zayıf yaratılmış bir varlık. Birisine karşı topluluğa, adam maymun sürüsü olarak görecek onları, nasıl sevgi duysun onlara? Onları korumaya kollamaya nasıl içinde bir güç bulsun? Sivrisinekten farkı yok ki onun için, sivrisinek o tür evrimleşmiş, bu da bu tür evrimleşmiş, diyor. Kurt, çakal başka türlü evrimleşmiş ama hepsi aynı takım, diyor. O zaman sivrisinekle aynı görmüş oluyor onunla onu değil mi? Acayip durum var. Bunların hepsini teker teker temizleyeceğiz fikren inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah. Şimdi böyle yaparak her gün anlatıyorsunuz, terörün ekmeğine yağ sürmüş oluyorlar. Onları da besleyen fikri her gün anlatıp, propagandasını yapmış oluyorlar.
ADNAN OKTAR: Kardeşim PKK dağlarda Darwinizmi anlatıyor, materyalizmi anlatıyor. Marksizm’in kökenidir bu. Darwinizm olmadan Marksizm olmuyor. Darwinizm çıkardığında Marksizm, Leninizm ve terörizm biter. Temel, mesela bir evin temelini söktüğünde ev nasıl yıkılıyor, Marksizm de doğrudan Darwinizm’in üstüne oturmuştur. Marksizm gittiğinde, bütün hepsi gider. Bunu kim söylüyor? Bütün ünlü Marksistler söylüyor, Karl Marks başta olmak üzere. Marks, Lenin, Stalin, Mao hepsi aynı fikirdedir. Oktar’ım anlat.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Newsweek Dergisi Türkiye’yi kapak yaptı Hocam inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. “Türkiye yükseliyor” diye. “Türkiye dünyanın en ünlü dergilerinden Newsweek’in bu haftaki sayısında “Türkiye Yükseliyor” başlığında kapak oldu. Dergi eksen kayması tartışması için; “bu değerlendirme hatalı, Türkiye kendine benzersiz bir rol biçiyor” dedi. Newsweek dergisinin kapağı Hocam bu da “Türkiye Yükseliyor” maşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Ekseni mi kaydı” diyorlar Türkiye’nin.
OKTAR BABUNA: Diyenler var Hocam.
ADNAN OKTAR: Cevap vermezsek olmaz, cevap vereceğiz. Başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Yine “Türkiye Yükseliyor” haberi aynı şekilde. “Tahran’dan, nükleer krizde uzlaşabiliriz sinyali”’nden bahseden bir haber Hocam inşaAllah. “Eylül’de Batı ile nükleer görüşmelere, Türkiye ve Brezilya’nın da katılmasını isteyen İran ihtiyacımız olan yakıt sağlanırsa %20 zenginleştirilmiş uranyum üretmeyi gözden geçirebiliriz” demiş Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Daha ne desin bu adamlar. Bunların üzerine niye bu kadar geliyorlar ki, değil mi? Amerika bunların uranyumunu sağlasın, adamlar da uranyum üretmekten vazgeçsinler. Adam nereden bulsun? Petrole ihtiyacı var, petrol çıkarıyor adam. Uranyuma ihtiyacı var, toprağımdan çıkaracağım diyor. Nasıl yapsın? Eğer illaki şüpheleniyorsa Amerika; “biz verelim uranyumun ihtiyacını” desin, değil mi? Sen de bu işi bitir desin, başka türlü olmaz. Adam röntgen çekilecek bilmem ne, tedavide kullanılıyor, enerjide kullanılıyor, adamın ihtiyacı varsa ne yapsın?
ALTUĞ BERKER:Hocam aslında siz bunun arka planını çok defalar izah ettiniz. Yani Amerika’daki bazı Evanjelistlerin Armegedon sevdası, böyle büyük bir savaş olma şeyiyle Amerika’ya Müslümanları Deccal gibi gösterip, onları yok etmeye çalışan İran’ın ve buradaki diğer Müslüman Ortadoğu’daki şeyleri, bu oyununu siz bozdunuz Hocam. Amerika’daki Evanjelikleri anlatarak uzun uzun, detaylı Amerika röportajlarınızda.
ADNAN OKTAR: Kardeşim ne kadar saflar Evanjelikler, aman Allah’ım. Bir Evanjelik genç kız var, bayağı kültürlü, bilgili onunla yazışıyoruz. Karmakarışık kardeşim karmakarışık. Yani o teslisi anlatmak için iflahı kesilmiş. Kardeşim din sade bir konudur. Allah birdir, Cennet, Cehennem vardır, biz öldüğümüzde ruhumuzda Cennet’e veya Cehenneme gideriz. Allah inşaAllah Cennet nasip etsin. Geçmiş Peygamberler vardır, Kitaplar gelmiştir, kader vardır yani amentüde belirtilen gerçekler vardır. Yani karmakarışık hale getirmeye, böyle çılgınca izahlara ne gerek? Bize yazmış diyor ki, “Allah’la bağlantı için İsa (a.s.)’ya gerek vardı, başka türlü bağlantı kuramaz.” Kardeşim ne münasebetsiz izah. Allah’tan korkun, kendinizi mi kaybettiniz, ne yapıyorsunuz? Ben dua ettiğimde Allah beni nasıl duymaz, olacak iş mi şu? Ne kadar mantıksız bir konuşma. Allah’ın gücünü inkar değil mi bu? Allah sonsuz güç sahibi, nasıl duymaz kulunu? Atomu çeviren, nötronları yaratan Allah, insanın sesini duymaz mı? Ses duymayı, sesimizi zaten Allah yaratıyor, nasıl bilmez bizi? Dua etmemizi Allah sağlıyor, Allah yaratıyor, bizi nasıl bilmez? Dua etmeyi kim yaratıyor? Allah yaratıyor. “Yok duymaz Allah, İsa (a.s.)’ya ihtiyaç var” diyor. Şimdi bak, NTV’ye ayrı cevap vereceğiz, bir de bunlarla ayrıca uğraşıyoruz, bunlara da anlatacağız. Dünyaya bir şey olmuş, şeyler olmuş. Bediüzzaman açıkça “Mehdi (a.s.) gelecek” diyor, adam “yok, öyle bir şey geçmiyor, nerede geçiyor, göster bana” diyor. Öbürü diyor ki; “Allah duymaz duamızı, Hz. İsa (a.s.)’ya ihtiyaç var” diyor. Öbürü diyor ki; “çamurdan biz tesadüfen olduk”. Öbürü bölünmenin peşinde oluyor. Yani kabus gibi karmakarışık. Hepsini teker teker temizleyeceğiz inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bu Altuğ Hocam’ın söylediği konuda da bir film vardı aslında, Evanjeliklerin nasıl kan dökme düşüncelerinin olduğunu anlatan, Musevilerle ilgili.
ADNAN OKTAR:Göreyim.
OKTAR BABUNA: Göstereyim Hocam inşaAllah.
(Video film)- “50 milyondan fazla Amerikalı, İncil’in, insanlığın geleceğini kesin detaylarıyla anlattığına inanıyor. Bu kişilerin çoğu, Hz. İsa (a.s.)’nın İsrail’de son bir kutsal savaşı yönetmek üzere geri döneceğine inanıyor. Kudüs Ahir zamanda, milletler için bir dehşet yeri olacak. Museviler için de dehşetli bir zaman olacak. Çünkü insan ırkının kırdırılacağı yer Kudüs olacak. Hz. İsa (a.s.) yanında bir kılıçla geri gelecek ve dünyanın son hakimi olarak gelecek.”
ADNAN OKTAR:Uzman mı bu kişiler kendi aralarında?
OKTAR BABUNA:Evanjelikler inşaAllah Hocam.
(Video film)-“Biz onun arkasında olacağız ve ben elimizdeki kılıçlar olacağına inanıyorum ve onun ordusu olacağız. Ve bu savaşta akacak kan o kadar fazla olacak ki, atların yularına kadar yükselecek. İnsan ırkının daha önce hiç görmediği bir savaş olacak. Tüm dünya savaşlarını diğer savaşlarla birleştiren tek bir savaş için. Hiroşima’yı düşünün. Gettysburg savaşının dünyanın her yerinde aynı anda olduğunu düşünün. (Amerikan iç savaşında en çok kayıp verilen savaş.) Kargaşayı, akacak kanı, hiddetini düşünün. Evanjelikler, Musevilerin Hz. İsa (a.s.)’yı kabul etmeleriyle Museviliğin sona ereceğine inanıyorlar. Musevi bakış açısına göre, Musevi kimliğinin temeli Musevi inancıdır. İnançlarını bırakmaları, Musevi olmayı bırakmaları demektir. İşte Evanjeliklerin Musevilere gösterdiği sevgi böyle bir sevgi. Sizi seviyoruz ama sizin kimliğinizin temelini olan inancınızı bırakmanızı istiyoruz. Radikaller İsrail’in en iyi dostlarıymış gibi sürekli İsrail’den bahsediyorlar. Aslında Musevileri, Hristiyan yapmak istiyorlar ve dinini değiştirmeyenlerin Cehenneme gideceğine inanıyorlar. Bu yüzden İsrail’dekilerin bu tarz radikallere ne gibi bir gerilim verdiklerine çok dikkat etmeleri lazım. Evanjelikler için kitaplar yazdım. Bir Evanjelik kilisesini yönettim. Ben bir Evanjeliğim. Ama birçok Evanjelik arkadaşımın radikallere uyum göstererek onlar tarafından ihanete uğradıklarını görüyorum. Benim dinim tek doğru din ve benim Allah’ım gerçek Allah diye düşünerek, bu tavırla Tapınak dağında yürümek, bunun bir cepheleşmeye neden olması için özel tasarlanmıştır. Onlar bir barış süreci istemiyorlar. Onlar Müslümanların Museviler tarafından oradan çıkartılmalarını sonra Musevilerin orada Süleyman’ın Tapınağı’nı yeniden inşa etmelerini ve Hz. İsa (a.s.)’nın gelmesini ve herkesi yenmesini istiyorlar. Kitab-ı Mukaddes, İsrail’in Arap komşularıyla 7 yıllık bir barış anlaşması imzalamaya zorlanacağını söylüyor. Ve Evanjeliklere göre sahte Mesih yani Deccal bu anlaşmayı hazırlayacak. Yaptırdığı tapınağa yerleşecek ve orada Allah olduğunu (haşa) ilan edecek. O zaman Museviler onun beklenen Mesih olmadığını anlayacaklar. Sonra her şey çok kötü olacak. Ve birçok Hıristiyan’ın da öngördüğü gibi bu da Armagedon’a sebep olacak. Hıristiyan Amerikan sağı kıyamete göre hazırlanmış bir dış politikaya sahip. Ve eğer Beyaz Saray ya da Amerikan Kongresi üzerinde, en çok sesini duyuran insanlar herhangi bir barış planının, Deccal’in bir tuzağı olduğuna inanıyorlarsa, bu barış sağlama çabalarının yoluna çıkacaktır.”
ADNAN OKTAR:Evet, yani kan döken diyor doğru yoldadır. Cübbeli’nin açıklamalarında da var ya, işte “kan denizi oluşacak, insan cesetlerine kuş uçacak, insan cesetleri bitmeyecek” diyor. Evanjelikler de aynı kafadalar, onlar da aynı kafadalar. Bu her ikisi de yanlış. Öyle bir kan dökülmesi, öyle bir şiddet olmayacak. Mehdiyet devrinde silahlar ortadan kalkıyor. Hayal görüyorlar, böyle bir şey yok. Bunu öğrettik onlara daha da öğreteceğiz. Mehdiyet’te damla kan akıtmaz. Burunlar kanamaz. Uyuyan kişi uyandırılmaz. Bütün silahlar ortadan kaldırılacaktır, inşaAllah. Ama bakın Evanjeliklerin bu inancı az kalsın çok kapsamlı felakete sebep oluyordu, biz bunu engelledik. Kimsenin bundan haberi yok. Yine zorluyorlar, yine engelliyoruz. Tamamen kazıyıncaya kadar devam edeceğiz inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Önderlerinden biri size gelmişti. Anlattınız konuyu, fikirleri bayağı değişmişti ondan sonra Hocam, siz konuştuktan sonra maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, çok geniş bir internet sitesinden bütün Evanjeliklere hitap ediyordu, görüşlerinde ciddi değişiklik oldu ondan sonra.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam. Siz ayrıca orada Armagedon savaşından bahsediyorlar, onun da olup bittiğini zaten hadisler doğrultusunda açıkladınız Hocam, İran’ın işgal olduğunu.
ADNAN OKTAR:Evet, İran’ın işgalini şu an düşünüyorlar, o da olmayacak, onu da yapamayacak, inşaAllah. Berker’im anlat.
ALTUĞ BERKER:Söylediğiniz hadisi şerifte şöyle geçiyor Hocam, Berzenci’de. “Mehdi (a.s.) Peygamber (s.a.v.)’in yolundan gidecek. Uyuyan kişiyi uyandırmayacak. Kan da akıtılmayacaktır.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Muhammed Resul Berzenci Hazretleri.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam. Başka bir hadiste de “bir damla kan bile akıtılmaz” diyor.
ADNAN OKTAR:Çok çok fazla hadis var. Zaten Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Süneni Nesai, Süneni Davut hepsinde bunları görebilirsiniz. Hz. İsa (a.s.) indiğinde de silahların hepsi ortadan kaldırılacaktır, eritilecektir, inşaAllah. Serdar’ım anlat.
SERDAR DAYANIK: İnşaAllah Hocam. Allah inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle Deccalliyetin zulmünü sona erdirecek inşaAllah, bu şekilde açıklamıştınız. O konuyla ilgili hadisler vardı Hocam inşaAllah. Uygun görürseniz okuyabilirim.
ADNAN OKTAR:Evet dinliyorum.
SERDAR DAYANIK:“Dünya herc-ü merc (kargaşa, zulüm) içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı davranmadığında Allah, bu sırada onlardan adavetin (düşmanlığın) kökünü kazıyarak dalalet (sapkınlık) kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, Ahir zamanda dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini (Hz. Mehdi (a.s.)’yi) gönderecektir. (Kitab-ül Burhan)
ADNAN OKTAR:Evet. Bakın şimdi dünya Kuran’ın etrafında dönüyor. Dünyaya hakim olan Kuran’dır. Tevrat ve İncil değildir, yani Tahrif olmuştur Tevrat, İncil de tahrif olmuştur. İçlerinde hak bölümler çoktur, biz onları kitap haline getirdik. İncil’de de hak bölümler vardır, onları da açıkladık, kitap haline getirdik. Ama hakim olan Kuran ve Kuran taraftarlarıdır. Yani hiçbir zaman için Kuran’ın dışındaki bir düşüncenin dünyaya hakim olması mümkün değildir. Şimdi mesela bak, Evanjelikler bunları söylüyorlar, bak çok güçlü görünüyorlar. Silahları var, adamları var, imkanları var. Museviler de çok güçlü görünüyorlar, ama hakim olan Kuran olacaktır. Bunu göreceksiniz inşaAllah. İsa Mesih (a.s.)’te Kuran’dan yana tavır alacaktır, Kuran’ın tarafı olacaktır. Kuran’ın şefkatiyle, Cenab-ı Allah’ın izniyle, Mehdiyetin şefkatiyle, Cenab-ı Allah’ın korumasıyla, ehl-i Kitap koruma altına alınacaktır. Ama hakim ve hükümran olan Cenab-ı Allah, Kuran’ı vesile edecektir. Mesela bakın Kuran, şu an sanki Kuran taraftarları ablukaya alınmış gibi görünüyor, ama göreceksiniz dünyadaki tek fikir olacaktır, tek düşünce olacaktır. Çünkü Kuran doğru, bozulmamış. Mesela akşam da baktım Tevrat’a, çok bozmuşlar. Muazzam ilave var. İncil’e bakıyorum yani karmakarışık hale getirmişler. Yazık, o insanlara da yazık. Kuran o kadar arı ve saf ki ne kadar güzel saf vahiy. Yani hiçbir ilave, ek hiçbir şey yok. Saf vahiy ve tam doğru, kusursuz doğru. Çok mükemmel bir nimet. Dünayayı anlamak isteyen Kuran okudumu, tam Allah’ın varlığının neyi amaçladığını, Cenab-ı Allah’ın bizden ne istediğini, bizim ne olduğumuzu, en doğru ve kesin olarak öğreniyorum. İncil’den öğrenmeye kalkan perişan olur. Çok zorluklarla karşılaşır. Tevrat’tan öğrenmeye kalkan da yani kafası karmakarışık olur. Mesela bak Tevrat’ta namaz var, namaz kılmıyorlar. Çok az Musevi namaz kılıyor. İncil’de namaz var, çok az Hıristiyan namaz kılıyor. Bir kere namazı kaldırmışlar. Orucu da kaldırmışlar. Çok az bir oruç anlayışı var dar, kendilerine göre değişik bir oruç anlayışı geliştirmişler. Zekat var hem Tevrat’ta, hem İncil’de, oda bir kenarda duruyor. Arada sırada İncil okuyanlara işte yahut İncil’e hizmet edenlere, kiliseye bir parça para veriyorlar, böyle zekat olmaz. Böyle zekat olmaz, hakkıyla verecekler. Namazlarını kılacaklar, oruçlarını tutacaklar, zekatlarını verecekler. Tevrat ve İncil’in emrini terk etmiş durumdalar. Ama bak biz Kuran’a tabi oluyoruz, ne kadar arı ve saf. Akşam da düşündüm, yazık. Mesela okudum Tevrat’ı perişan olur bir çocuk orada. Allah’ı, Kuran’ı anlamaya, dini anlamaya kalkarsa, çıkamaz, kafası karmakarışık olur. İncil’de de kafası karmakarışık olur. Kuran okuduğunda çok net oluyor. Onun için bak, mesela Tony Blair okuyor. Kuran’ı bir okuyor, adamın kafası berraklaşıyor, açılıyor kafası. Fransa’da da mesela üst yönetim, İngiltere’de üst yönetim, hep Kuran okuyorlar. Gizli gizli, açıkça da söyleyemiyorlar. Ama açıkça söyleyecekleri dönem de gelecek inşaAllah. Museviler de mesela, çoğu Kuran’ı açık açık okuyorlar ve seviyorlar. Müslüman olmak istiyorlar ama çekiniyorlar etrafındaki insanlardan. Çünkü gerçek anlamda Musevi olmak için mutlaka Muhammedi olmak lazım. Çünkü Museviliği, doğru Museviliğini Kuran’dan öğrenebilir. Doğru İseviliği Kuran’da öğrenebilir. Ancak Muhammedi olarak İsevi olabilir insan. Ancak Muhammedi olduktan sonra Musevi olabilir. Hakkıyla Musevi olur o zaman. Gerçek Muhammedi olması lazım. Onun için biz Müslüman olarak tam Nuhi’yiz, tam İsevi’yiz, tam Musevi’yiz. Yani bütün Peygamberlere uyuyor, çünkü hepsine uymuş oluyoruz. Kuran’da belirtilenlerin tamamına uymuş oluyoruz. Bu konuda taasup yapmaya, “bizim Museviliğimiz ne olacak?” diyor. Senin Museviliğin en mükemmel şekline gelecek, doğru şekline gelecek. Allah’a dil uzatılmayacak, değil mi? “Allah’ı yendi” diyor mesela Tevrat’ta. Şimdi bu hak izah mı bu? Olacak iş mi bu, Allah’a böyle denilir mi? “Allah’ı yendi” denilir mi? Kuran’a uyun işte ne güzel. Hz. Musa (a.s.)’yı aşkla sevin, coşkuyla sevin, namazlarınızı kılın, orucunuzu tutun değil mi? Kudüs’ün toprağına gidin sarılın, öpün. O kutsal beldede Hz. İbrahim (a.s.)’in mezarını ziyaret edin, sevin, bütün beldeler sizin olsun, değil mi? Ağlama duvarının önünde, orada da gidin namaz kılın. Ananelerinizi, örfünüzü terk edin diyen yok ki zaten. Geleneklerinizi terk edin demiyoruz ki biz, değil mi? Tam doğru Musevi olun diyoruz biz. Tevrat emrediyor namazı, niye kılmıyorsunuz, değil mi? Ne bahane var? Kral Mesih geldiğinde namazını kılacaklar. Kral Mesih onlara öğretecek. Zekat verdirecek onlara, orucu emredecek onlara Allah’ın emrini gösterecek. Çünkü Tevrat’ta da var, yapmıyorlar. Kurban, kardeşim tamam kurban zaten İslam’da da var kurban. Hep beraber götürüp keselim. İftihar ederiz, sizin kurban kesmenizden mutlu oluruz, memnun oluruz. Hz. Süleyman (a.s.)’ın Mescidi’ni, zaten biz kuracağız Hz. Süleyman (a.s.)’ın Mescidi’ni. Biz Hz. Süleyman (a.s.)’ı aşkla sevmenizi istiyoruz. “Hz.Musa (a.s.)’ı aşkla sevin, daha sıkı sarılın” diyoruz. Yakup (a.s.)’a aşkla sevgi duyun. Aşkla değil mi? Coşkuyla. Ama dediklerini tam yapın. Şu an yapılıyor mu? İsrail’li gençlerin durumu nedir, görmüyor musunuz? Mesela Mesih (a.s.) ile ilgili, çocuklara yazdırmışlar. Çocuklar rock müzik sanatçısı havasındalar. “Konu mübarek ve muhterem bir konu. Böyle bu çocukların bu üslubu, bu şekilde mi olur bu?” dedim. “Yine yaptırın, ama sevgi hissedilsin, saygı hissedilsin” dedim. “Allah razı olsun doğru söylüyorsun” dedi hahamlar. Sanhedrin hahamları “doğru söylüyorsun” dediler. Doğru söylüyorum tabii. Ben Kral Mesih’in aşığıyım. Mehdi (a.s.) aşığıyım, Kral Mesih. Hz.Musa (a.s.) üç defa Allah’a yalvardı Mehdi (a.s.) olmak için, Kral Mesih olmak için, değil mi? Hepimiz aşkla bekliyoruz Kral Mesih’i. Geçenlerde de anlattım ya, sordum ben Musevilere, çünkü orada bir sorun çıkaracak gibi bir üslupları vardı. Çok seviyorum hepsini, dedim ki; “İsrail devletine Kral Mesih mi tabi olacak?” dedim. “İsrail devleti Kral Mesih’e mi tabi olacak” dedim. Çok zor bir soruydu onlar için, bayağı bir zorlanan bir üslup kullandılar. “Allah aşkına net bana cevap verin.” dedim. “Tabii, devletin kendisidir Kral Mesih” dediler, bitti. İsrail devleti diye bir şey yok, Kral Mesih var, Mehdi (a.s.) var. Ona tabi olacaksınız. Ona tabi olduğunda devletin kendisi o zaten, kendi devlet zaten. İsrail devletinin kendidir o, inşaAllah. Ve İslam aleminin de halifesidir, lideridir, büyüğüdür, mürşididir anlaşıldı mı? Dolayısıyla İsrail devletine ihtiyaç yok. Sen huzur içinde yaşamak istemiyor musun? İbadetlerini yapmak istemiyor musun? Coşkuyla bütün atalarını, bütün Peygamberlerini sevmek istemiyor musun? O sana bunu sonuna kadar, gücünün yettiği en son noktaya kadar yaptıracak sana. Bereket, bolluk istemiyor musun? Sonuna kadar. Güvenlik mi istiyorsun? Sonuna kadar. Sen ona tabi olacaksın, gerisine karışma. Peygamber neslinin devamını mı istiyorsun? O zaten Peygamber aşığı, sen ona bırakacaksın değil mi? İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam maşaAllah bütün dünyada böyle etkiniz görülüyor. Bir de bu masonların liderleri gelmişti size, siz söylemiştiniz Hocam. Biri dünya masonlarının lideri oldu. Size yazdığı bir mektup var okuyayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR: Şimdi adamcağız, muhterem... İsim vermeden okuyabilirsin.
OKTAR BABUNA: Tamam inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Yani kim olduğunu söylemezsen olur. Yalnız benim dur dediğim yerde dur.
OKTAR BABUNA: Tamam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çünkü bilmiyorum şimdi, bizde yok mu o mektup? Anlat sen peki tamam.
OKTAR BABUNA: “Allah’ın üzerinize nimetlerini yağdırmasını ümit ediyorum. Lütfen Sayın Oktar’a” yani size, “sevgilerimi ve iyi dileklerimi iletin. Aynı zamanda eğer uygun olursa kısa süre önce Tapınak şövalyelerinin dünya lideri üstad-ı azam olarak görevlendirildiğimi kendisine iletir misiniz?”
ADNAN OKTAR: Masonların düyadaki lideri olmuş evet.
OKTAR BABUNA: “Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Museviler arasında Allah’ın adına, dünya barışı ilerletmesi için biz kendisini destekliyoruz.”
ADNAN OKTAR: Beni?
OKTAR BABUNA: Sizi evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Masonlar destekliyormuş.
OKTAR BABUNA: Evet, barış için maşaAllah, bütün dünya çapında.
ADNAN OKTAR: Şimdi Serdar’ım sabahtan itibaren artık işin yoksa uğraş. Elhamdülillah işimiz de yok, uğraşırız.
OKTAR BABUNA: “Müslümanları, Hıristiyanları ve Musevileri barış içinde bir araya getirmeye çalışmak için bir çok şey yapıyoruz. Kısa süre önce, haziran ayında bir tapınak toplantısında yaptığım konuşmada, sayın Oktar’ın ne kadar harika olduğunu onlara anlattım. Aynı zamanda İstanbul’unda ne kadar muhteşem olduğundan söz ettim. Tapınak geleneğimiz içerisinde on yıllardır Türkiye’nin, gelecekte halklar ve ülkeler arasında barışın tesis edilmesi için çok önemli bir yere sahip olacağını anlatıyoruz. Ayrıca 2012’ye...”
ADNAN OKTAR: Bir daha o cümleyi baştan al.
OKTAR BABUNA: “Tapınak geleneğimiz içerisinde on yıllardır Türkiye’nin, gelecekte halklar ve ülkeler arasında barışın tesis edilmesi için çok önemli bir yere sahip olacağını anlatıyoruz.”
ADNAN OKTAR: Türkiye, Türkiye merkez. Ne diyorum ben? Dünya’nın lideri, dünyanın. Bak Tapınak şövalyeleri yani dünya masonluğunun kanaati de bu, “Türkiye lider” diyorlar değil mi? Oktar’ım anlıyorsun değil mi olayları? Devam et inşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah Hocam, elhamdülillah. “Ayrıca 2012’ye yaklaşırken Türkiye ile önemli işler yapacağımızı düşünüyoruz. Artık çok açık görülüyor ki, bu da Sayın Adnan Oktar ile olacak.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sanhedrin de o kanaatte. Sanhedrin, yani Museviler. Fakat asıl konu, bu Evanjeliklerin saplantısını çözmek, bu çok önemli. Şimdi ona bastırıyoruz. Evanjelikler de Türkiye liderdir dediğinde, bismillah başlıyoruz. Çünkü, hepsi karşı olsa ne olur? Masonlar karşı olsa ne olur? Efendim Hıristiyanlar karşı olsa ne olur, museviler karşı olsa ne olur? Hiç bir şey olmaz. Yine İslam ahlakı hakim olur.
OKTAR BABUNA: Zaten öyleydiler Hocam.
ADNAN OKTAR: Hiç fark etmez ama nur ala nur, destek olur, tabi olurlarsa çok daha güzel, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Ama Allah razı olsun Hocam. Dünya çapında çok önemli şeylere vesile oluyorsunuz, hakikaten açık bir şekilde.
Biraz önce anlattıklarınızda sizin zaten ben şahid oldum, siz Hıristiyanlara da anlattınız. Yani gerçek Hıristiyanlığın ancak Muhammedi olarak yaşayacağını, Musevilere de anlattınız canlı yayında.
ADNAN OKTAR: Dünya masonlarının lideri sizinle gitti Ayasofya’da namaz kıldı, alnı secdeye gitti. Ne dedi; “La ilahe illallah” dedi, “Muhammeden Resulullah” değil mi? Masonlar ayaklandı, çok büyük olay çıktı, mason localarının arasında, “Nasıl der” diye. Der, Allah derse, der, değil mi? Hepsine dedirteceğiz Allah’ın izniyle. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah demedik kimse kalmayacak. Çünkü doğru, doğru. Hz. Muhammed (s.a.v.) Peygamber, doğru bu. Kuran hak, doğru bu. Bakar bakmaz anlaşılıyor. Yani hayali bir şey söylemiyoruz. Doğru olduğu için Allah kalplerine ilka ediyor imanı. Çünkü gerçek Hıristiyan olmak istiyorsa, zaten Kuran’a muhtaç. Gerçek Musevi olmak istiyorsa, Kuran’a muhtaç, başka türlü olmaz.
Mason efsanesinde, mason geleneğinde, Ahir zamanda Adon’un geri döneceğine ve masonların başına geçeceğine dair masonların bir inancı vardır. Nasıl biz Hz. İsa Mesih (a.s.), Mehdi (a.s.)’yi bekliyorsak, onlarda da bir Mehdi (a.s.) inancı vardır masonlarda, onun ismide Adon’dur. Adonay, Adon yani Ahir zamanda, dünyanın son zamanlarda gelip dünyada tek bir dinin hakimiyetine vesile olacak, dünyayı kardeş yapacak bir insandır Adon veyahut Adonay. İkisini de kullanıyorlar. Yani iki ismi de kullanıyor o şekilde, yoksa onların, buraya gelenlerin kendilerinin çıkardığı bir şey değil.
OKTAR BABUNA: NTV’nin bir haberi var Hocam evrimle ilgili, nisan ayında çıkardığı.
ADNAN OKTAR: Nisan, anlat göreyim.
OKTAR BABUNA: Bu Afrika’da bulunan bir şeyi, “Evrim sürecinde bir halka daha” diye maymun kafatasını, maymun kemiklerini. Buna siz cevap vermiştiniz gerçi Hocam sitenizde. Güney Afrika’da bulunan, böyle bu tarz haberler yapıyorlar Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Evrim sürecinde bir halka daha” NTV de bu halkaya takılmış gördüğüm kadarıyla.
OKTAR BABUNA: Siz bunlara zaten düzenli cevap veriyorsunuz Hocam inşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi bu şimdi alenen maymun. Maymun kafatası bulmak bu kadar mağrifet mi? Ben gidip Afrika’da yüz tane daha bulurum, bunda şaşacak ne var, bu NTV ne yapıyor bu çocuklar? Fert fert bir görüşelim bunlarla. Bunlar dünyaya kapalı yaşıyor anladığım kadarıyla. Bizim linkleri ver onlara sen, inşaAllah. Kitap gönderelim, inşaAllah. Tabii, Yaratılış Atlasını gönderelim yöneticilerine, okusunlar, bir araştırsınlar. Bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor tabii. Oktar’ım ne anlatayım?
OKTAR BABUNA: Siz nasıl uygun görürseniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir şey söylemen lazım.
OKTAR BABUNA: Hocam münafıklar, anlattığınız çok güzeldi maşaAllah. Kehf Suresi’nden izahlarda bulundunuz.
ADNAN OKTAR: Tamam münafıklardan anlatayım. Ayet söyle açıklayayım inşaAllah.
SERDAR DAYANIK: Okuyayım mı, hazırdı Hocam inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.”(Münafikun 4)
ADNAN OKTAR: Bak Cenab-ı Allah onları lanetliyor. Allah münafıklar için; “Allah onları kahretsin” diyor. Biz de Allah’a dua ediyoruz, “Allah bütün münafıkları kahretsin” inşaAllah. Şimdi ayeti bana cümle cümle söyle, açıklayayım inşaAllah.
SERDAR DAYANIK: İnşaAllah Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır.”
ADNAN OKTAR:Dıştan baktığında adamların evi oluyor, arabası oluyor, yani bu hepsi dâhildir. Kılığından, kıyafetinden bazı insanlar onları böyle makul bir insanmış gibi görür, sanki normal bir insanmış gibi görür dış görünüşte, evet.
SERDAR DAYANIK: “Konuştukları zaman da onları dinlersin.”
ADNAN OKTAR: Mesela; ayetle konuşuyor, Kuran ayetiyle konuşuyor. Hakikaten adamın bir şeyden bahsettiğini düşünür insan en başta, yani makul bir şey konuştuğunu zannedersin. Evet.
SERDAR DAYANIK: “Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler.”
ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah şimdi bu noktaya geldi. Ruhu yok adamın. O kadar aşağılık ve o kadar boş ki, tam bir odun. Zaten bakışlarından da diyor Cenab-ı Allah, bakışlarından da anlarsın, konuşmalarından da anlarsın. Etten kemikten bir odundur onlar. Odun selülozdan oluştuğu biliniyor, bir de etten, kemikten bir odun vardır. Bunlar et kemik odunu anlaşıldı mı? Nerde çıkar var, o orda. Nerde yiyecek var, o orda. Nerde uyuyacak yer var, o orda. Nerde sığınılacak yer var, o orda yani bir hayvanın bir bitkinin tavırlarını gösterir. Mesela bitki ne istiyor? Gelişmek ister değil mi? Büyümek ister, oradan da kıpırdamak istemez. Münafığın da özelliği budur, bir yere sabitlenip orada kütük gibi gelişmek ister o kadar, devam et.
SERDAR DAYANIK: “Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar.”
ADNAN OKTAR: Her türlü konuşma, yani dışarıdan, içerden, Müslümanlardan, küfürden nerden gelirse gelsin, sürekli bir korku içindedirler. Hem sağlık korkusu, hem ölüm korkusu. Dinsiz imansız oldukları için de Allah’a Ahirette hesap veremeyeceklerini bilmenin verdiği gerilim içindedirler. Çünkü kendilerini Allah’tan daha büyük görür münafıklar (haşa). Allah’tan bahsederler, ama Müslümanları kandırmak için yani kendi taraflarına çekmek için bahseder. Hem de Allah’tan bahsetmek istemez çünkü çok bunalır. Allah’ı hiç duymak istemezler. Müslümanların yanından kaçmak istemesinin sebebi zaten Allah’ı duymamak içindir, Allah’tan bahsedilmemesi içindir. Ama Müslümanları etki etmek için de sürekli Allah’tan bahseder. Kendince Müslümanları kendi kafasına çevirebilmek için kendi gibi odun ve kütük yapabileceğini düşünür Müslüman’ı evet.
SERDAR DAYANIK: “Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının.”
ADNAN OKTAR: Fıtratında var. Müslümanlara karşı kin duyduğu için, öfke duyduğu için, Allah’a ve Kuran’a savaş açtığı için, ama bunu gizler tabii. Muttaki zannedersin, Müslüman zannedersin dış görünümde, onun için diyor Allah; “dış görünümüne baksan beğenirsin” diyor anlayamazsın, ilk bakan anlayamaz. Ama düşmandır, fakat kof düşman kütük düşmanıdır, evet.
SERDAR DAYANIK: “Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.”
ADNAN OKTAR:Onların kahrolması için dua etmenin önemi olduğunu Allah burada gösteriyor, ibadettir. Münafıklara her namazda helak olmaları için, Allah’ın onları kahretmesi için dua etmek lazım. Her Müslüman bunu yapması lazım. Yalvararak Allah’a dua edecekler, bu bir ibadettir. Allah’ın onları içten yakması için, manen çökertmesi için, Allah’ın onlara ruhen azap etmesi için, bedenen azap etmesi için ve çökertip Cehenneme göndermesi için dua edilecek. Kuran’ın emri bu, evet.
SERDAR DAYANIK:Az önce de Hocam inşaAllah, Onlar Peygambere çağırılıyorlar, Peygamber (s.a.v.) onlar için mağfiret dilemesi için; “ama sen onların yüz çevirmekte olduklarını görürsün” ayetini okumuştuk. Devamı da vardı, inşaAllah Hocam. Kovulmuş şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Senin onlar adına mağfiret dilemen ile mağfiret dilememen onlar için birdir.”
ADNAN OKTAR: Zaten onlar Allah’a karşı bir öfkeleri var (haşa). Ama münafığın ağzında hep ayet, hadis, Peygamberimiz (s.a.v.)’den bahseder, doğruluktan, dürüstlükten, efendilikten, namustan, aileye itaatten. Fakat çok kahpedir, alabildiğine kahpedir. Tam tipik namussuzdur, tam haysiyetsizdir yani fırsatını bulduğunda tam haysiyetsizdir. Ama dış görünüşüne çok dikkat eder, dışarıya karşı sezdirmemeye çalışır. Her münafık kendi iç dünyasında sapıktır aslında, aklının alabileceği her alanda sapıktır. Aklının alabileceği her alanda namussuzdur ama bunu sezdirmez, yani çıkarına göre hareket eder ve bunu da kullanır kendi kafasınca, kendi mantığınca. Aileye düşkündür, aileden nefret eder, çünkü aileyi çıkar kadar sever. Mesela fakir babası olsa, nefret eder münafık. Fakir ise annesi, nefret eder. Zenginse onlara karşı yalakalık yapar. Yiyecek elde edecekse, para elde edilecekse onlara gider yapışır. Anne baba derken tabii kafirse. Müslüman anne babanın yanına gitmez zaten münafık, dindarsa kaçar zaten. Allah’ı anmayansa, alçaksa onların yanına yanaşır. Her zaman söylüyoruz ya mesela uyuz bir domuzu düşün, nasıl keneler ona yapışır, değil mi? O, onu temizliyorsa gider ona yapışır, ondan çıkar sağlar. Karşılıklı çıkar vardır, inşaAllah.
SERDAR DAYANIK: “Allah, onlara kesin olarak mağfiret etmeyecektir. Şüphesiz Allah, fasık bir kavme hidayet vermez.” (Münafikun Suresi 6)
ADNAN OKTAR: Bak işte münafıklara hidayet vermiyor Allah ve mağfiret de etmiyor. Onun için helak olmalarını istiyoruz Allah’tan. Mesela kâfirin kurtuluş imkânı var. Fakat münafık bir mikroptur, cemiyet mikrobudur. Ama hepsi de takva adına ortaya çıkar, dürüstlük adına. En akıllı olduklarını, en iyi olduklarını söyleyerek ortaya çıkarlar. Bu çok manidardır, şaşırtıcıdır. Mesela direk kâfir olduğunu söyleyip ayrılabilir, yapmıyor. Mesela Dırar Mescidi kuruyor, “biz daha takvayız” diyor. Uzun uzun ayetle, hadisle kendini savunur münafık, anlatır. Evet.
SERDAR DAYANIK:Devam edeyim mi? Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar ki: ‘Allah'ın Resûlü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler,’ derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar.” (Münafikun Suresi 7)
ADNAN OKTAR:Münafık parayı alandır, menfaati alandır, asla dağıtan olmaz. Acayip ızdırap çeker, acayip koyar onlara. Beş kuruş dahi olsa, çok ızdırap verir. Ayeti bölüm bölüm açıklayalım.
SERDAR DAYANIK: İnşaAllah Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar ki: ‘Allah'ın Resûlü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler,’ derler.”
ADNAN OKTAR: Bak kendi para vermediği gibi, imkan sağlamadığı gibi, destek olmadığı gibi, başkalarını da engelliyorlar. Nasıl yapıyor? Ayetle, hadisle engellemeye çalışıyor. Çok sahtekardır onlar, Allah’ı anarak engellemeye çalışıyorlar. Ama bak amaca dikkat edin, dağılıp gitsinler, dağılma ister. Çünkü Müslümanlar durdukça, münafığın azabının durmasına imkân yoktur. Tek bir tane Müslüman kalıncaya kadar dağılmaları lazım, üç kişi bile kalsa istemez. Hepsinin dağılmasını ister. Çünkü Müslümanlara baktıkça, kendi ahlaksızlığını anlayacaktır, kendi alçaklığını anlayacaktır. Onların ondan ne kadar tiksindiğini bilecektir. Ama bir gün onların, ondan intikam alacağını düşünür. Bu çok korkutur münafığı, bir türlü rahat edemez. Allah’ın intikam alacağını da bilir, ama kendini Allah’tan büyük görür münafık (haşa), onun için bunalımdadır. Manyaktır münafık, hastadır yani beyni gitmiş bir ahmaktır. Kendini çok akıllı zanneden bir ahmaktır. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sohbet ediyor, birisi çıkıyor, onu siper ederek çıkıyor, bak ahmağa bak. Avanak, orada bir sürü Müslüman var görünüyorsun sen, Peygamber (s.a.v.)’e söyleyecekleri belli, sezdirmediğini zannediyor. Münafığın sırtı açıktır, gözü kapalıdır, öyle gezer. Sırtı boydan boya açıktır. Gözünü kapattı mı tamam, hiçbir şey olmuyor zanneder. Yani bir hayvan aklına sahiptir münafık ve üst perdeden de her yere akıl vermeye kalkar. Berker’im dinleyelim anlat.
ALTUĞ BERKER: Başka bir ayette şöyle diyor Hocam münafıklar için, şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar, müminleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler.” (Nisa Suresi 138)
ADNAN OKTAR:Evet, kafir nerede dinsiz, imansız... çünkü Allah anılmadığında münafık rahat eder. Şimdi münafığın yanında sen dinden, imandan bahsedersen onu yakarsın. Çok bunalır. Müslüman’ın yanından kaçış nedeni zaten o, Allah’tan bahsedilmesinden dolayı rahatsız oluyor. “Namaza üşenerek gelirler” diyor Allah. Dağıttığında bir şeyi, nefret ederek yapıyor. Ama konuştuğunda acayip bilmiştir münafık, akıldanedir. “Dinlersin”, diyor Cenab-ı Allah, konuştuğunda. Dış görünümü düzgün de oluyor, dış görünümü. Ama bir mahluk yani şeytanın bir tecellisidir. Yani şeytanın bir insan şeklinde görünenidir, inşaAllah. Evet Berker’im.
ALTUĞ BERKER:Ayette Cenab-ı Allah buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırım: “Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi.” (Tevbe Suresi 42)
ADNAN OKTAR: Münafık zaten bir süre verir. Sürenin uzunluğunda çok bunalır münafık. Mesela Mehdi (a.s.) cemaatinde de, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in zamanında da öyleydi. 10 yıl oluyor, hakimiyet olmuyor. “Hadi bana müsaade” diyor, münafık. 20 yıl oluyor, 20 yıllık münafıklar vardır, yani 20 yıla dayanabilir, “hadi bana müsaade” der. Veyahut yeni gelir mesela, 3 yıl, 4. yıla gücü yetmez, gider. Limit koyduklarını gösteriyor münafıkların. Yani zamanla başları derttedir münafıkların. Yol uzunsa bakar, netice gelmiyorsa, “bana müsaade” der. Hem Mehdi (a.s.) de hem Peygamberimiz (s.a.v.) de bunları görürüz, hadislerde de var, ayette de var. “Çıkılacak yol, onlara uzun geldi”diyor, değil mi ayette? Bir türlü istedikleri sistem oluşmuyor, vakit uzuyor, zaman uzuyor. Onlar mallara, oğullara kavuşmak istiyor, rahat etmek istiyor. Cihadın bitmesini istiyor, tebliğin bitmesini istiyor.
ALTUĞ BERKER: Şeytandan Allah’a sığınırım; “Ama zorluk onlara uzak geldi.” (Tevbe Suresi 42)
ADNAN OKTAR:Zorluk; münafığın dayanamadığı bir konudur. Münafık keyfini arar, rahatını arar. Müslüman da zorluğu bir ibadet olarak, muhabbetle karşılar, sevinçle karşılar. “Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır” diyor Cenab-ı Allah. Yine tekrar ediyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınıyorum; “Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır”diyor. Zorluk, zaten Mehdi (a.s.)’nin de karşılaştığı bir olaydır. Zorluk olmasa, imtihan olmaz zaten. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:“Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte çıkardık, diye Allah adına yemin edecekler.” (Tevbe Suresi 42)
ADNAN OKTAR:Allah’ın adını kullanıyor bak münafık. İnanmadığı halde kahpe, Allah’ın adını kullanıyor. Ama mesela “benim yeteneğim yok” diyor. Neye yeteneğin var? Sahtekarlığa yeteneğin var, gezmeye, tozmaya yeteneğin var, yemeye, içmeye yeteneğin var, it gibi kendini sağlama almak için tedbir almaya yeteneğin var, “İslam’ı tebliğe yeteneğim yok”, diyor. Para versen yapar mı? Yapar. Çıkarı olsa yapar mı? Yapar. Çıkarı olmadığı için yeteneği olmadığını söyler münafık.
Gel bakalım profesör. Sen biyoloji ilminde, mikro-biyolojide, evrim konusunda hakikaten deryasın. Sen anlat güzel bir konu anlat.
AKIN GÖZÜKAN: Estağfurullah Hocam, sizin vesilenizle inşaAllah.
Şimdi atomların yapısı inşaAllah, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, teknolojinin ilerlemesi ile bulundu. Atomların normalde böyle katı parçacıkları olduğu düşünülüyordu, fakat sonradan daha detayına inildiği zaman, atomun içirsinde çok büyük bir boşluk olduğu bulundu. Yani %99,999 hatta devam eden bir bölümünün boşluktan olmuş olduğu anlaşıldı. Yanlız bu boşluk böyle hava boşluğu gibi değil, çünkü havada hidrojen veya karbondioksit atomları var, onun gibi bir boşluk değil, hiç bir şey yok. Hiçbir şeye ayit bilgi yok, sadece hiçlik var bu bölüm içersinde. Ve sadece dolu olan kısmı olarak, çekirdek ve elektronlar gösterildi. O da zaten %0.000001 gibi bir bölümünü oluşturuyor.
ADNAN OKTAR: O zaman madde dışarıda cam gibi bir şey, saydam olması gerekiyor. Bilim adamları saydam diyor değil mi bilim adamları? Bizim gözümüz bölye görüyor, Cenab-ı Allah bizim gözümüzde böyle gösteriyor. Normalde saydam, saydam olduğu için de yokmuş gibi gözüküyor bakıldığında. Işık yok, renk yok dışarda, evet.
AKIN GÖZÜKAN: Hatta bilim adamları bununla atom içideki boyutlarla ilgili örneklendirmeler yaptılar. Mesela bir elmayı dünya boyutuna getirdiğimizde, içindeki çekirdek sadece bir kiraz tanesi kadar oluyor. O atom, sedece kiraz tanesi kadar olmuş oluyor, elmanın içerisindeki atom, sadece kiraz tanesi kadar oluyor. O kiraz tanesini de, 200 metrelik dev bir balon haline getirirsek, içindeki çekirdek sadece bir toz tanesi kadar kalıyor. Atom’un çok büyük bir bölümü boşluktan oluşuyor. Everene baktığımız zaman da, evrenin de nerdeyse tamamına yakını boşluktan oluşuyor. Allah hiçlikten inşaAllah, böyle muhteşem renkli her şeyi ile çok güzel evren yaratmış, ayette de bildiriyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu bilinmiyor ama, bunu tek bir tarif ile değil de şemalarla, detaylı anlatımlarla, bir de hareketli anlatım da yapabiliriz sonra. Buranın dizaynını değiştirebiliriz, mesela tahtada çizerek göstererek de yapabiliriz. Berker’im ne okuyorsun, ne anlatabilirsin?
ALTUĞ BERKER:Hocam şimdi, estağfurullah şimdi siz her zaman anlatıyorsunuz. Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç vazifesi olduğunu, hadis-i şeriflere binaen Bediüzzaman Hazretleri anlatıyor. Birincisi, materyalizmi ve Darwinizmi tam susturmak. İkincisi, Türk-İslam Birliği’ni kurup manevi lideri olmak ve Kuran ahlakını hayata geçirmek. Üçüncüsü de, Hz. İsa (a.s.) ile birlikte yeryüzüne Kuran ahlakı hakim etmek. Üstat hazretleri diyor ki; “bu üç vazifenin hepsi birden bir şahısta veya bir cemaatte bu zamanda bulunması, kendi zamanında bulunması ve mükemmel olması ve birbirini çürütmemesi pek uzak ve adeta mümkün görünmüyor, kabil görünmüyor” diyor.
ADNAN OKTAR: Burda aklı başında bir insan baktığında, karmaşık bir yapı değil, çok net bir açıklama görüyorum. Benim kendi zamanımda diyor, teknolojinin imkanları, sosyal imkanlar sebebi ile “Hz. Mehdi (a.s.) olsa dahi”, bir kişi cemaat olsa, olması mümkün değil. Cenab-ı Allah’ın adetullahına göre mümkün değil. Ancak Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’in devrinde, hayatın geniş dairesinde bu imkan oluşacaktır. Hz. Mehdi (a.s.)’yi yaratan Allah, hayatın geniş dairesini de ayrı yaratıyor. Bakın Hz. Mehdi (a.s.)’yi bir yaratıyor, Hz. Mehdi (a.s.)’nin İslam ahlakını hakim etmesi için hayatın geniş dairesi gerekiyor, Allah hayatın geniş dairesini Mehdiyet için özel olarak yaratıyor. Özel olarak interneti yaratıyor, televizyon kanallarını yaratıyor, radyoları yaratıyor, matbuatı yaratıyor özel. Amaç, Hz. Mehdi (a.s.) İslam ahlakını hakim etsin. İnsanlar da zannediyorlar ki eğlence için yaratıldılar. Halbuki Hz. Mehdi (a.s.)’nin dünya hakimiyeti için yarattı diyor. Bazı insanlar eğlence için zannediyor, bazısı da hakikatini görüyor. Hayatın geniş dairesi Mehdiyet için özel yaratılmıştır. Hayatın dar dairesi de Bediüzzaman devri de özel olarak yaratılmıştır. Mehdiyetin imkansızlığını göstermek için, Cenab-ı Allah tarafından özel olarak yaratılmıştır. Evet Berker’im.
ALTUĞ BERKER: Dediğiniz gibi Hocam şöyle devam ediyor; “Ahir zamanda, Ali Beyt-i Nebevi'nin (Peygamberimiz (s.a.v.)'in soyunun) cemaat-i nuraniyesini (nurani cemaatini) temsil eden Hazret-i Mehdi de ve cemaatindeki şahs-ı manevi de ancak içtima edebilir, ancak toplanabilir.”
ADNAN OKTAR: Bak büyücülere, lafı böyle değiştirmesinler sözü değiştirmesinler diye her kapıyı kapatmış bak. Hz. Mehdi (a.s.) de ve cemaatindeki şahs-ı manevide. Mehdi (a.s.)’den kurtulmak istiyorlar ya, Bediüzzaman da gözlerine gözlerine Mehdi’yi getiriyor ki, sahtekarlık yapıp konuyu kapatmasınlar diye. Mehdi (a.s.) ve şakirtleri, Mehdi (a.s.)’de ve cemaatindeki şahs-ı manevide diyor anlamazlıktan gelmesinler diye. Saflığından, cahilliğinden söylemeyenleri tenzih ediyorum. Büyücülerin kaçacağı her noktaları kapatmıştır Bediüzzaman ve Allah onları rezil rusvay ediyor şu an. Rezil ediyor büyücüleri, sahtekar büyücüleri, yalancı büyücüleri. Ve büyülerini kırdık, büyü yaptırmayacağım onlara. Kitleleri aldatamayacaklar artık. Ne Hıristiyan büyücülere müsaade edeceğim, ne Musevi, ne de Nur talebeleri içerisine sızmış büyücülere müsaade edeceğim. Ne de yobazların büyücülerine müsaade edeceğim. İnsanları kandıramayacaklar, insanlara zulmedemeyecekler, insanların beynini uyuşturamayacaklar. İnsanlara büyü yapıp beyinlerini uyuşturuyorlardı. Bunu kaldırdık ve kaldırmaya devam edeceğiz.
SERDAR DAYANIK:Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, bir hadis-i şerifte Hz. Mehdi (a.s.)’ye işaret ediyor. “İslam’ın aleyhine söylenecek tek bir söz bile onun ağırına gider” diyor, siz daha iyi bilirsiniz. Hz. Mehdi (a.s.)’nin derin hamiyetini ve inananları sahiplenmesini anlıyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak tek bir söze bile tahammülü olmayacak. Biz de talebeleri olarak, Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri olarak tek bir söze tahammülümüz yok, vurup indiriyoruz. Bak, nerede küfür var, karşısında bizi görüyorsunuz. Nerede Allah’a, Resule (s.a.v.)’e karşı bir söz var, biz karşısındayız. Nerede materyalist, ateist bir düşünce var, biz karşısındayız. Nerede Darwinist propaganda var, karşısındayız. Sedd-i Zülkarneyn’iz maşaAllah.
Sungur Ağabeyi ziyarete gitmiştim, “Allah’a çok şükür, elhamdülillah, Sedd-i Zülkarneyn oldunuz” dedi bana. “Sizi aşıp bize gelemiyorlar” dedi. “Sedd-i Zülkarneyn” dedi bak. “Sizi aşıp bize gelemiyorlar. Siz olmasanız direk bize saldıracaklar ama sizi aşamıyorlar” dedi. Sedd-i Zülkarneyn. Neden oluşuyordu; demirden, çelikten oluşuyordu değil mi Sedd-i Zülkarneyn. Aşamıyorlar ve aşamazlar. Ciğerlerini sökeriz fikren. Ne aşması, yanımıza yaklaşamıyorlar.
SERDAR DAYANIK:Siz çağırıyorsunuz hatta Hocam, yanınıza gelemiyorlar.
ADNAN OKTAR:Tabii. Böyle kaya porsuğu gibi uzaktan izliyorlar. İnşaAllah. Evet, Berker’im anlat.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Münafık konusunda bir ayet okuyayım Hocam inşaAllah tekrar. Münafıkların korkak olduğunu söylemiştiniz Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Şayet korku gelecek olsa, ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün”.
ADNAN OKTAR:Canları tatlı münafıkların kendilerine göre. İt gibi yaşamanın peşinde olurlar münafıklar. Münafığın en korktuğu nedir biliyor musunuz? Allah’ın adının herhangi bir yerde yazması. Allah’ı duydu mu aklına ne gelir biliyor musun? Peygamber (s.a.v.), Peygamber (s.a.v.)’i gördüğünde aklına ne gelir biliyor musun? Mehdi (a.s.). Mehdi (a.s.) de aklına geldi mi ne olur biliyor musun? Beyni zehirlenir, perişan olur münafık. Onun için ne ayet görmek ister, ne Kuran görmek ister, ne Allah’ın anılmasını ister, hiçbir şekilde duymak istemez. Çünkü Mehdi (a.s.) onların kabusudur, münafıkların kabusudur. Ezan okundu mu, aklına Mehdi (a.s.) gelir. Biri bismillah dedi mi, Mehdi (a.s.) aklına gelir. Mesela evde Kuran olmasını istemez münafık, bunalır. Kuran’ı gördü mü, Mehdi (a.s.) aklına gelir. Allah onları çepeçevre sardı, inşaAllah. Sen bir konu anlat.
AKIN GÖZÜKAN:Estağfurullah Hocam. Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerde, Ahir zamanda doğru söyleyen kişilerin yalancı, yalan söyleyen kişilerin de doğru olarak bilineceğini bildiriyor inşaAllah. Ayrıca şu dönemde, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, televizyonda bakıyoruz, gazetelerde de bakıyoruz, her yerde.
ADNAN OKTAR:Bir kısım gazetelerde, bir kısım radyolarda evet.
AKIN GÖZÜKAN:Evet, bir kısımda, sürekli olarak yalan söyleniyor, göz göre göre yalan söyleniyor ve de çoğu insan onların doğru söylediğini zannediyor, inşaAllah.
SERDAR DAYANIK:Estağfurullah Hocam, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurundan önce inşaAllah, namının ve şöhretinin sürekli yayılacağını işaret ediyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Şu şekilde hadis vardı Hocam; “Hz. Mehdi (a.s.) zuhur eder. Herkes sadece ondan konuşur, onun sevgisini içer ve ondan başka bir şeyden bahsetmezler. Hz. Mehdi (a.s.) gelince insanlar onu aşk ve muhabbetle kucaklayacaklardır.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Münafıkların Ahir zamanda tek duymak istemedikleri kelime nedir biliyor musun? Mehdi (a.s.). Yani yakar yakar ciğerini yakar. Allah’ı duydu mu, aklına Mehdi (a.s.) gelir. Peygamber (s.a.v.)’i duydu mu, Mehdi (a.s.) gelir. Cami görür, Mehdi (a.s.) aklına gelir. Televizyonda Hac’dan bahsederler, Mehdi (a.s.) aklına gelir. Tam bir kabustur onlar için dünya, Mehdi (a.s.)’dan dolayı. Allah onlara azap olarak göndermiştir Mehdi (a.s.)’yi, müminlere de müjde olarak göndermiştir, inşaAllah. Berker’im anlat.
ALTUĞ BERKER:Hocam biraz evvel hayatın geniş dairesindeki iletişim araçlarından bahsederken, bir müjdenizi vermek istiyorum dinleyici kardeşlerimize. Harun Yahya eserlerini artık ipod ve itunes uygulaması olarak bulabilecekler Hocam inşaAllah sitenizde. Resmini de buradan göstereyim. Buradan uygulamalar bölümünden, bu İngilizcesi tabii Hocam.
ADNAN OKTAR:Tarif et.
ALTUĞ BERKER:Harunyahya.org sitesine girerlerse, oradan kardeşlerimiz ulaşacaklar inşaAllah Hocam. Ama ipod ve itunes uygulaması başladı inşaAllah. Daha kolay eserlerinize ulaşacaklar, ellerinde görecekler hepsini inşaAllah.
SERDAR DAYANIK:Hocam siz Hz. Mehdi (a.s.)’ın münafıkların kabusu olacağını söylediniz, inşaAllah. Hadis var. Münafıkların bir özelliği de, siz daha iyi bilirsiniz Hocam, Allah’tan çok Hz. Mehdi (a.s.)’dan korkmalarıdır. “Daha birçok insan Kuran’dan çok onun, Hz. Mehdi (a.s.)’nin korkusu nedeniyle günahlarından kaçınacaklardır” diyor, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Allah onu da hayırla hikmetle yaratıyor maşaAllah. Evet, sen bir konu anlat.
AKIN GÖZÜKAN:İnşaAllah Hocam. Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım, “Andolsun ben galip geleceğim ve elçilerim de” şeklinde buyuruyor inşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz, Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’ya işaret ediyor olabilir mi ayet inşaAllah Ahir zamanda?
ADNAN OKTAR:Tabii ki, tabii ki. İşari anlamda tabii ki, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hadis-i şerifte münafıklar için şöyle diyor Hocam; “Ayrılanlar da muhalifler de ona, Hz. Mehdi (a.s.)’ye zarar veremeyecek. O kendisinden ayrılanlara rağmen muzaffer olarak yoluna devam edecektir.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Muzafferdir, arslandır, inşaAllah. Serdar Hocam söyle.
SERDAR DAYANIK:Estağfurullah Hocam. “Ahir zamandaki münafıklar, Hz. Mehdi (a.s.) zamanındaki münafıklar, buğdaya musallat olmuş kurtlar gibidir” benzetmesi yapılıyor Hocam inşaAllah. “En sonunda da o kurtlardan geriye en sağlam buğdaylar kalır” diyor Hocam, elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah maşaAllah. Sürekli bakacak demek ki mübarek buğdaylara. Bir ara verelim, inşaAllah.
SUNUCU:Peki, kısa bir aradan sonra devam edeceğiz.
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...