SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyiciler ve dinleyicilerimiz, bu akşam www.harunyahya.tv, Mavi Karadeniz Radyo, Kanal S, Samsun AKS, TV Kayseri, Keyif FM 92.7 Nevşehir, Bingöl FM 102.0, Adana Ceyhan CRT TV ve Radyo, Ankara Beypazarı Seylan TV, Mardin Kanal 47, Sakarya Kanal 54’ten canlı olarak yayınladığımız Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programına tekrar hoş geldiniz. Sayın misafirlerimiz hoş geldiniz. Sayın Hocamız siz de hoş geldiniz tekrar.
ADNAN OKTAR:Efendim herkes hoş geldi.
SUNUCU:Nasılsınız?
ADNAN OKTAR:Allah’a hamdolsun elhamdülillah. Doktorum söyle.
OKTAR BABUNA:Bir Azerbaycan gazetesinde sizinle ilgili bir haber çıkmış Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne diyorlar?
OKTAR BABUNA:Azerbaycan’la Türkiye’nin birleşmesi gerektiğini, “Harun Yahya, Azerbaycan ve Türkiye’nin birleşmesi teklif ediyor” diye.
ADNAN OKTAR:Ama üslup çok şahane. “Harun Yahya, Azerbaycan’la Türkiye’nin birleşmesini gerektiğini teklif edir.”
OKTAR BABUNA:Bu Rice Şeki Gazetesi, Şeki şehrinde çıkan bir gazeteymiş Hocam inşaAllah. Sizin röportajınızdan alıntı yapmışlar.
ADNAN OKTAR:Geciktik, geciktik. Bunun bekletilmesi çok yersiz. Şimdi biz Konya’ya gittiğimizde “pasaport nerede?” deseler, Allah esirgesin, şimdi bunun bir mantığı var mı? Olmaz, bizim de Azerbaycan’a gittiğimizde “pasaport göster” diyor, ne demek? Bir kere Türk’üz, onlar da Türk halis. Dinimiz aynı Müslümanlar, dilimiz aynı, gayet güzel, örf anane, gelenek her şey aynı. Ne oluyor? Nasıl oluyor bu o zaman. Biz Konya ile niye bütünüz o zaman yani? Konya ile niye bütünüz? Ayrılması gerekiyorsa ayrılmamız gerekiyordur, demek ki ayrılmamız gerekiyormuş. Dili, dini, her şeyi bir olan insanlara millet deniliyor. Milletin de bir arada yaşaması gerekiyor. Pasaportla olmaz. Haklı mıyım?
SUNUCU 2:Haklısınız Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet Oktar’ım başka ne söyleyeyim?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bu gündemde ilginç haberler çıkıyor Hocam, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Ali Sirmen ve Abdullah Özkök’ün yazıları var, Türkiye, Kürdistan ayrılması yönünde. Ali Sirmen geçen günlerde bir yazı yazmış, “özerk Kürdistan olsun” diye. Göstereyim Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Cumhuriyet’ten ikinci altın vuruş,” ne demek o?
OKTAR BABUNA:Ali Sirmen’in yazısını övmüş Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kimdir bu Ali Sirmen? Onu bir göster.
OKTAR BABUNA:Cumhuriyet’in yazarı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam da nasıl bir amca, kardeş mi desek, bir görelim.
OKTAR BABUNA:Ertuğrul Özkök de onun fikirlerini öven bir yazı yazmış Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ertuğrul Özkök’e bakma sen, o herkese hayran oluyor. Kitap okuyor etkisinde kalıyor, bir şey okuyor etkisinde kalıyor. Bir rahatsızlığı oluyor haftalarca bunalıma giriyor. Ondan sonra “yok, ben sağlamım hiçbir şeyim yok” propagandası yapmaya başlıyor. “Bir okudum, tekrar bunalıma girdim, kafam karıştı” diyor. Baksana bu sefer de Ali Sirmen bilmem ne falan. Bıraksın özetle şu; Türkiye, Türk-İslam Birliği ile süper devlet olacak. Nerenin bölünmesi, ben buradayım. Gelsin eğer bölebiliyorsa, mümkün değil.
Şimdi göreyim şu Ali Sirmen denilen kardeşimizi, arkadaşımızı. Kimdir? Veyahut beyefendi mi diyeyim, ne diyeyim?
OKTAR BABUNA:Ali Sirmen’in resmi.
ADNAN OKTAR:Aman Allah’ım bu bey mi, bu amca mı? Yanlış görmüyorum. Bir son kere bakıyorum. Aman Allah’ım kaldır. Hayır, sinirlenmiş onun için bakmıyorum, sinirli insanlarla konuşmak istemem ben. Sinirlendiğinin görüntüsüdür. Sinirli bir amca ben bunu seyrettim birkaç defa. Bağırıyor, çağırıyor falan barut gibi. Solcu mudur kendisi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam solcu.
ADNAN OKTAR:Darwinist. Ne diyormuş sonra?
OKTAR BABUNA:“Kürdistan olarak ayrılsın Türkiye” şeklinde özetle şunu diyormuş Hocam inşaAllah. “Özerk Kürdistan olsun” şeklinde bir açıklaması varmış. Osman Baydemir’in geçen günlerdeki bir yazısında Ali Sirmen, “Türk bayrağının yanında Kürt bayrağı da dalgalansın, özerk Kürdistan olsun” demiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bak özerk diye bir şey yoktur. Böyle bir olay olduğunda zaten net bölünme vardır. Ne demek özerk, özerk denildikten sonra iş bitti demektir. Öyle bir konu yok. Şimdi bir kere samimiyetsiz kimse konuşmasın. Düz konuşacaklar yani net bölünme vardır veyahut bölünme yoktur. İkisinden birisi vardır. Özerk, işte bize, bunları bıraksınlar. Şimdi Türkiye büyüme aşamasında. Süper devlet oldu ve bütün dünya bunu kabul ediyor. Bütün bölgeyi yönetiyor. Bölünme olduğunda, Allah vermesin, küçük bir devletin yok edilmesi çok kolaydır. Kendi içinde bir çatışma meydana getirirler, zaten PKK kavgaya yatkın, o ona, o ona, o ona, arkasından malum bir devlet gelir müdahale eder. “Biz güvenliğimiz açısından tehlikeli buluyoruz”, bitti. Bu kadar, konu kapanır. Yani konu bu. Buna böyle safça çanak tutanlar hata yapıyorlar. Bir kere bir de böyle bir şey olmaz. Bir de Türkiye’nin bölünmesi yani biz Türkiye’yi alırken, Türkiye’nin topraklarını alırken kanla canla aldık. Şimdi biz yani bu konularda tereddüt eden bir millet değiliz. Ben tam anlatamıyorum bu adamlara. “Olmaz” diyorum, inanmıyorlar. Kardeşim şimdi almaya kalkarsın da, boğazına tıkanır, boğazını da yırtar. Olmaz öyle bir şey yani. Şimdi aslan duruyor, önce bir kükrer, kükremeden anlamazsa pençe atar. Pençeden anlamazsa dişini geçirir, dişini geçirmeden anlamazsa paramparça eder. Şimdi hiç kimse kaşınmayacak, kaşıntıyı kesecekler bak, nezaketen böyle akıllıca bu sevdadan vazgeçecekler. Böldürtmeyiz. Uzatmaya gerek yok. Münasebetsizliğe gerek yok. Güneydoğu’daki benim canlarım, benim ruhlarım, benim muhterem kardeşlerim onlar benim parçam, bir kere onlar hakkında PKK’nın iddiası olamaz. Yani komünistler gelecek benim Güneydoğu’daki dindar, tertemiz, efendi kardeşlerime diyecekler ki, “biz Stalinistiz, komünistiz, sizi yönetmek istiyoruz.” Ben de diyorum ki; “Hayır, inşaAllah ben onların sahibiyim, siz değilsiniz.” Ben istemiyorum. Onlar benim kardeşim, ben onların kardeşiyim, onlar bize sahip, biz onlara sahibiz. Nereden çıkarıyorsunuz, Allah Allah. Çok kıl herifler, “bölme, bölme”.. Biftek mi parçalıyorsun, ne yapıyorsun kardeşim? Bu hayali bırakacaklar, eskiden beri yanıp tutuşur Avrupalılar da işte ”bölelim, parçalayalım” falan. Kardeşim bak Kurtuluş Savaşı niçin yapıldı? Bölmek istemedi mi bu adamlar daha önce. Fransızlar orayı işgal etti, öbürü İtalyanlar burayı işgal etti, İngilizler işgal etti. Yani ne oldu? Detaylı bir kaşıma oluştu değil mi bu adamlara ve ferahlandılar, gittiler. Yani şimdi buna niye bizi mecbur etsinler yani niye buna gerek kalsın? Daha önce biz bunu yaptık mı? Bunun alasını yaparız, uzatmaya gerek yok yani. Böyle fiske atan yumruk atmayı da bilir. O fiskeydi Kurtuluş Savaşı’ndaki. Koyduk mu oturturuz yani delilik yapmasınlar. Öyle bir konu olmaz. “Merak ediyoruz, denemek istiyoruz.” Bir kere denersin, “bir daha bir daha hiç denemeyeyim” dersin. Türk milleti sabırlıdır, şefkatlidir, merhametlidir, sağ yüzüne vurursun, sol yüzünü çevirir, sol yüzüne vurursun, sağ yüzünü çevirir. Ama vatanı elden almaya kalkarsan evvelAllah bütün oradaki sistemi karmakarışık hale getirirsin. Yani zorla beni konuşturmasınlar, ağzıma almak istemiyorum, anlatabildim mi? Ben çevremdeki arkadaşlarımdan biliyorum. Bizim milletimizden de biliyorum yani bütün milletimizin ruhunu, kişiliğini biliyorum. Kadın, erkek öyle bir şey olmaz. Ses çıkartılmıyor olması milletimizin nezaketindendir. Bizim efendiliğimizden çünkü alelade bir terör hareketi vardır, komünist ayaklanma vardır. Askerimizin, polisimizin gücü yetiyor, gereğini yapıyor.
Bu nedir? “Balyoz davasında bir kısım arkadaşlar Adnan Hocamızı da gözaltına alacağız” demişler. Nedir o, göster bakalım.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah’ım YaRabbim. Şaka yapmışlardır.
SERDAR DAYANIK:Allah-u alem Hocam.
ADNAN OKTAR:Gözaltına, bir de sürekli gözaltına alınıyoruz zaten biz ne alaka, niye böyle bir şey?
OKTAR BABUNA:Ek klasörler yayınlanmış Hocam. Burada da,
ADNAN OKTAR:“Adnan Hoca gözaltına alınacaktı.”
OKTAR BABUNA:“’Balyoz Darbe Planı’ çerçevesinde emekli Albay Kubilay Aktaş tarafından hazırlandığı iddia edilen ‘İstanbul’da gözaltına alınacak irticai faaliyette bulunan kişiler’ isimli dosyada tarikat ve cemaat liderlerinin gözaltına alınmasının planlandığı ortaya çıktı.” Burada isimler saymış.
ADNAN OKTAR:Say, ne var Allah Allah.
OKTAR BABUNA:Sayayım Hocam inşaAllah. ”İBDA-C gibi örgütlerin yanı sıra İskenderpaşa Cemaati, Şeyh Muhammed İlyas Kandehlevi tarafından Hindistan’da oluşturulan İslami Tebliğ Cemaati, Necmettin Erbakan’ın önderliğindeki Milli Görüş Cemaati, kamuoyunda Adnan Hoca olarak bilinen Adnan Oktar, Halveti Cemaati, Süleymancılar ve Hizbullahçılar gibi grupların bazı üye ve liderlerinin gözaltına alınması için liste hazırlandığı belirlendi. Gözaltına alınacak kişilerin kimlik ve adres bilgilerinin yer aldığı dosyanın emekli Albay Aktaş’a ait bilgisayarda oluşturulduğu tespit edildi.”
ADNAN OKTAR:Hocamız internete girip bilgisini artırıyordur, yanlış anlamışlardır. Darwinizme ve materyalizme karşı bilgisini artırıyordur. Atatürk’ün dindarlığını öğreniyordur. Atatürk’ün milliyetçiliğini öğreniyordur. Onları biz öğrettik. Subayımız da oradan bizden bilgi almıştır. Yanlış anlamışlardır. Atatürk’ün dindarlığından biraz anlat. Albayımız dinlesin, inşaAllah. Biliyordur da biz yeniden tekrar edelim.
SERDAR DAYANIK:Çok iyi olur Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Kardeşim Türk Ordusu çok aklı başında bir ordudur. Psikopatlığa asla müsaade etmez. Yani öyle elini sallayan “arkadaş ben ihtilal yapacağım” bilmem ne falan. Adamın böyle boynunu sündürürler, geri yapıştırırlar. Öyle münasebetsizlik olmaz. Türk Ordusu birçok öyle ilginç girişimle karşılaşmıştır, hatta affetmiştir de şefkatle, “yapma ayıp, terbiyesizlik yapma” deyip susturmuştur. Öyle bir konu olmaz. Türk Ordusu nerede neyin yapılacağını ince ince düşünür. Aklı başında bir kurumdur. Ondan sonra devletle birlikte akılcı kararlar verir. Hiçbir zaman için uç bir karar vermez ordumuz. Dolayısıyla Albayımız Kubilay Hocamız da şeyi okumuştur, bizim www.harunyahya.net, www.harunyahya.org sitelerine girmiştir. Evrim’in geçersizliğini anlamıştır bir, komünizmin bela olduğunu öğrenmiştir iki, Atatürk’ün dindar olduğunu öğrenmiştir üç, Atatürk’ün anti-komünist olduğunu öğrenmiştir dört. “Beyler, şurası unutulmamalıdır ki, Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir.” “...şurası unutulmamalıdır ki, Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir” diyor Atatürk. “Ezme” ne demektir biliyor musun Oktar? Biraz daha değişik bir üslup. Yani bunun içine PKK da dâhildir. Bölücüler de dâhildir. Biz Atatürkümüz’ün vasiyetini de yerine getiriyoruz aynı zamanda. Böyle bir olay olmaz. Ordu içinde komünist varsa ne olur? Onun da hukuk kanunları ölçüleri içerisinde boynunu kırarlar. Rezil rüsvay eder, aşağılarlar ve konusu biter. Ordu öyle içine it kopuk sokmaz. Çakal sokmaz ordu. Türk ordusu çelikten Ağrı Dağı’nı düşün, üstünde uyuz köpek gezinse dağa zarar verir mi? Yok, ordu hemen tespit eder, hemen gereğini yapar inşaAllah. Çok nezaketli insanlardır. Ordumuzu seviyoruz. Cahillik yapan olursa, onları da devlet, hukuk sistemimiz var düzeltir, yargılar. Biz oturup biz cezalandırmayız. Ordu da cezalandırmıyordur da sadece gereğini yapıyorlar, engellenir, bir şey yapılır falan nezaketen. Yani Türkiye olgun bir ülkedir, devleti de olgun devlettir. Bizim heyecanlanacak bir halimiz yok. Adamlar, o amcayı bir daha göstersene gözlerini açmış, sinirlenmiş amca. Kardeşim şimdi bu durumda bölücü bir, ne diyor federasyon mu olsun diyormuş Hocamız.
OKTAR BABUNA:Evet “özerk olsun” diyor, Kürdistan bayrağıyla.
ADNAN OKTAR:Bunu açıklarken bu halde mi? Yani belki sinirlenmiştir de söylemiştir o anda. Ben inanamıyorum yani. Ali Sirmen Beyefendi hazretleri, bak su var önünde o suyu içtikten sonra bence daha sakinleşmiştir. İkinci ifadesi daha geçerli olur. Şimdi bu sinirlenmişken alınan ifade geçerli değildir. İnsan sinirlenince birçok şey söyleyebilir. Şu haldeyken bu sinirde söylendiyse bu, geçerli olur mu?
OKTAR BABUNA:Olmaz.
ADNAN OKTAR:Muhakkak neşeli, güler yüzlü hali vardır Hocamızın o halini bekleyelim. Niye acele ediyoruz, niye ön yargılıyız? Çok acayip bir şey. Ne diyorsun Serdar’ım?
SERDAR DAYANIK:Estağfurullah
ADNAN OKTAR:Öfkelenmiş amcamız.
SERDAR DAYANIK:Öyle görünüyor.
ADNAN OKTAR:Bak o suyu içecek inşaAllah, göreceksiniz sakinleşecek, bir daha açıklayacak hiçbir şey olmadığını göreceğiz inşaAllah. Ali Sirmen Beyefendiye kitap da gönderelim, Hocamıza.
OKTAR BABUNA:Çok iyi olur inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Yaratılış Atlası. Evrimci o. Gerçi yani bu yaştan sonra “bilgi değişir mi?” diye düşünür mü acaba? Düşünsün çünkü değişir. Hakkı hakikati anlatıyoruz. Atatürk’ün bölücülüğe karşı tavrını anlatalım. Atatürk’ün Türk-İslam Birliği konusundaki görüşlerini anlatalım. Atatürk ne diyor; “Bütün Turani devletler birleşecek” diyor. “Büyük bir Türk Birliği oluşacak ve bütün İslam ülkeleri de birleşecek, Türkiye başına geçecek” diyor. Atatürk’ün vasiyetidir bu, tabii yapacağız, evvel Allah, evvel Allah.
Biz Atatürk’ümüz hakkında biraz bilgi verelim. Milletin aklı açılsın yani bazı kardeşlerimizin.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “Hafız Yaşar Okur da Atatürk’ün Ramazan aylarındaki davranışlarını şöyle gözlemlemiştir: “Ramazanların Atam için çok büyük bir önemi vardı. Beni huzurlarına çağırır, Kuran-ı Kerim’den bazı sureler okuturdu. Ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu içinde dinlerdi. Ruhunun çok mütelezziz olduğu her halinden anlaşılırdı. Ramazanlarda bir ay müddetle Hacı Bayram-ı Veli ve Zincirlikuyu camilerinde şehitlerin ruhuna Hatim-i Şerif okumamı emrederlerdi. Nuri Ulusu, Atatürk’ün 30 Ramazan gecelerine büyük önem verdiğini şöyle anlatmaktadır: ‘Atatürk 30 Ramazan geceleri o devrin hafızları olan beyleri davet ederdi. Atatürk davet ettiği bu hafızlardan tek tek din hususunda bilgiler alırdı. Ayrıca çok üzerinde durduğu Türkçe Kuran-ı Kerim hakkında görüşlerini de sorardı. Yine bir Ramazan ayı gecesinde hafızlar geldiğinde hep birlikte salona girdiler. Konu yine Türkçe Kuran-ı Kerim’di. Atatürk hepsiyle ayrı ayrı ilgilendi. Kuran-ı Kerim’den okudukları duaları zevkle dinledi. Atatürk, ‘Hâlbuki elhamdülillah hepimiz Müslüman’ız, hepimiz dindarız.’’” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2).
ADNAN OKTAR:Kardeşim ben anlamıyorum. Nasıl kıymetini anlamazlar? Hangi insan bu kadar dindar olur? Çok nadirdir bu kadar dindar insan. Mübarek vefatından 1 ay önce bir onun vasiyeti var. Okusana sen. Peygamberimiz (s.a.v.)’le ilgili, Kuran’a uymakla ilgili. “Herkes Peygamberin (s.a.v.) sünnetini, Peygamberin dediklerini birebir yerine getirsinler” diyor bak. Vefatından 1 ay önce. Net. “Kuran’a da tam uyulsun” diyor. Daha ne desin? MaşaAllah. Oturuyorlar Atatürk hakkında kendilerince bir şeyler söylemeye çalışıyorlar. Kardeşim orijinal kaynaklardan söylüyorum. Şahitli ispatlı yani. Hangi insan bu kadar dindar? Çok nadirdir bu kadar dindar insan. Kuran’ı bu kadar iyi anlayan, her gün Kuran okuyan, dinleyen insan nerede görülmüştür? Hafızlara her gün Kuran okutuyor. Kuran aşığıdır. Çıkıp hutbede, hutbe okuyor kendisi.
OKTAR BABUNA: Peygamberimiz (s.a.v.)’e de büyük hayranlığı var Hocam aynı zamanda.
ADNAN OKTAR:Hem de ne hayranlık. Hem de ne hayranlık. Bak “benim senin ismimiz unutulur, onun ismi ebediyete kadar unutulmaz” diyor. Bak, “benim de, senin de ismin unutulur zaman gelir. Ama onunki sonsuza kadar unutulmaz onun ismi” diyor. Böyle bir insana kardeşim ters tavırlar yani akıl alacak gibi değil. Ne kadar güzel modern Türkiye’yi kurdu, tam bir fikir özgürlüğü var. Cayır cayır istediğiniz gibi konuşuyoruz. İstediğiniz fikri ifade ediyoruz. Tam demokrasi ortamı var. Eksiklikler, yanlışlıklar var ama Atatürk’ün dediğini yapmadıkları için bu bozukluklar oldu. Tabii, dediklerini tam yapsalar. Atatürk hayatta olacaktı da böyle adamlar iddia edilen Ergenekon Örgütü bilmem ne falan, şeyinde onları boğardı onu Allah’ın izniyle. Mason derneklerini söylediler Atatürk’e, Atatürk bir inceliyor diyor ki “bunların kökü dışarıda.” Kardeşim hangi hükümet cesaret edebilir? “Derhal kapatın bu akşam”, diyor, bu kadar.” “Hepsi kapansın” diyor. Adamlar “emredersin Paşam” diyorlar. Ne Osmanlı döneminde, Abdülhamit cesaret edemedi, Abdülhamit. Hiç kimse cesaret edemedi. “Kapanacak” dedi kapandı, bu kadar.
OKTAR BABUNA:Vasiyetini buldum Hocam Atatürk’ün.
ADNAN OKTAR:Oku.
OKTAR BABUNA: "Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son Peygamberi Hz. Muhammed(s.a.v.)'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları.”
ADNAN OKTAR:Şimdi bir dakika bak. Emekli Albay Kubilay Aktaş Hocamız şu an dikkatlice incelesin. O bizi sever normalde. Seviyordur da bilgilenmek için bizim sitelere girmiştir. Yanlış anlaşılmıştır, “ifade versin” falan. Biz zaten ifademizi anlatıyoruz internette, bilgisayarda. Hocamız dinlesin. Söyle, baştan.
OKTAR BABUNA:Atatürk’ün vasiyeti."Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın Peygamberi Hz. Muhammed(s.a.v.)'in gösterdiği yolu takip etmeli.”
ADNAN OKTAR:Bitti. Bak “Peygamber (s.a.v)’e tam uyalım. Gösterdiği yola uygulayalım” diyor. Atatürk diyor bunu, orijinal kaynak. Vefatından 1 ay önce. Diyorlar ki “son zamanda fikri böyle değildi.” “1 ay önce diyorum” daha ne diyeyim? Ve vefat ederken “selam” demiştir. Hangi insan bunu vefat ederken söyleyebilir, “selam”? Bir kere bak, vefat edebileceğini biliyor ve nasıl huzurdan ayrılacağını da biliyor. Müslüman selamı vererek ayrılıyor. Bir kısmı "bay bay" falan diyor. Bak o “selam” diyor. Son sözü “selam” olmuştur. Sonra başı düştü Atatürk’ün, çok acayip bir şey bu. Devam et.
OKTAR BABUNA: “Ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli.”
ADNAN OKTAR:Talimatı nedir Peygamberimiz (s.a.v.)’in? Sünnetinin tamamı. “Sünnet-i seniyye'ye tam iktida edin” diyor, Atatürk söylüyor.
OKTAR BABUNA: “Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareketetmeli. İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli,”
ADNAN OKTAR: Kardeşim, evliya üslubu bu, başka ne diyeyim? Bunun üzerine Atatürk’e bir adam laf söylüyorsa yani ben onun ağzına artık uhu süreceğim yani başka şeyi yok.. İnanılır gibi değil. Kardeşim ne kadar kapsamlı. “Peygambere (s.a.v.) uyun” deyip bitirebilir. Bak ne kadar kapsamlı söylüyor. Detay veriyor iyice anlasınlar diye. Baştan oku bir daha.
OKTAR BABUNA: "Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son Peygamberi Hz. Muhammed(s.a.v.)'in gösterdiği yolu takip etmeli.”
ADNAN OKTAR:Bakın bütün dünya Müslümanlarına sesleniyor. Bu İslam Birliği değil mi bu? “Türkiye Müslümanları” derdi. Bak, bütün dünya Müslümanlarına bir Müslüman lider olarak sesleniyor. Kurtuluş yolunu gösteriyor. İslam Birliği’nin yolunu gösteriyor. Şimdi devam et.
OKTAR BABUNA: “Ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli.”
ADNAN OKTAR:Peygamber (s.a.v.) ne diyor? “Müslümanlar birlik olsun” diyor. Talimatı o, “ona uyun” diyor işte.
OKTAR BABUNA: “Tüm Müslümanlar, Hz. Muhammed'i (s.a.v.) örnek almalı ve kendisi gibi hareketetmeli. İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli, zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.”
ADNAN OKTAR: Bak, “kurtulma ve kalkınma”, yani ekonomik kurtuluş, siyasi, sosyal her yönden kurtuluş Peygamber ahlakını uygulamakla olur. Net Atatürk’ün sözü. Ve 1 ay önce vefatından, şahitler huzurunda söylüyor bunu. İmzalı belgeli yani. Ondan sonra da “yok şöyle”. Kardeşim Atatürk hakkında sen laf söylüyorsun da Atatürk’ün bildiği şu dini bilgilerden, Kurani bilgilerden hangisini biliyorsun. Ve bu ifadelerden hangisini kullandın ömrün boyunca? Bak açıkça İttihad-ı İslam’ı söylüyor Atatürk. Açıkça söylüyor, anlatıyor. Hiç ağzına aldın mı ömründe? Ondan sonra yok “ben Atatürkçüyüm” bilmem ne falan diye ortaya çıkıyorlar. Sahtekâr Atatürkçülerin sonunu biz getirdik. Kardeşim bak, daha önce sahtekâr Atatürkçüler fokur fokur kaynıyor muydu Serdar’ım?
SERDAR DAYANIK:Evet Hocam kaynıyordu.
ADNAN OKTAR:Ötüyordu. Allahsız, kitapsız ve dinsiz imansız çakallar, Atatürk düşmanı çakallar, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün yalakası it kopuk takımı, sahtekâr herifler, sapık herifler, masonlara yalakalık yapan it kopuk takımı, İsrail bayrağıyla İsrail’e yaranmaya çalışan çakallar artistlik yapıyorlardı. Oyun oynuyorlardı. Ne yaptık? “Sahtekârlık yapmayın. Atatürk Türk milliyetçisidir” dedik. Türklerin, bütün Türklerin birleşmesini istiyordu. Turan fikri vardı, bütün Türk milletinin birleşmesi. Bunu niye istiyor? Dünyanın huzuru için. Çünkü güçlü bir lider güçlü idare meydana getirecektir. “Baştaki lider güçlü olsun, Türkler yönetsin. Ve bütün İslam âlemini kucaklasın” dedi. Sonra Atatürk’ün başka konuşmaları da var. Diyor ki “sonra bu birliktelik sonra dünya birliğine dönüşecek” diyor. Dünya hâkimiyeti inancı da var Atatürk’ün. Tabii ona ayrı geleceğiz. Dünya hâkimiyeti düşüncesi de var Atatürk’ün.
OKTAR BABUNA: Bir de açıklanmayan vasiyetini de söylemiştiniz Hocam. Henüz açıklanmayan.
ADNAN OKTAR:O açıklanmayan vasiyetinde zaten Mehdi (a.s.)’dan açıkça bahsediyor. Vasiyetini gören var. Amca, Akdeniz tarafında bir yerde yaşıyor. Şimdi söylemem. Rütbeli, böyle değerli bir ağabeyimiz. Bizzat gören, okuyan bir kişi. Mehdi (a.s.)’dan Hz. İsa (a.s.)’ın nüzulünden, İslam Birliği’nden, hepsinden bahsediyor. Velidir Atatürk. Öyle milletin anladığı gibi değildir. Mehdi (a.s.)’a geniş çapta zemin hazırlayan bir insandır. Ve bütün dünyanın huzurunu isteyen, güzelliğini isteyen bir insandır. Allah onları karanlıktan korudu. Bağnazlıktan korudu, yobazlıktan korudu. O manyak ruhtan korudu. Kuran’ı ve sahabe ruhunu pırıl pırıl alma gücünü onlara verdi. Beyinlerini kirlettirmedi Allah. Çünkü kirlendi mi bir beyin onu temizlemek çok zor oluyor. Yobaz pisliğine battı mı adam işin yoksa uğraş. Zifte batmış gibi yani. Zifti sen suyla ne kadar çıkarabilirsin? Çok zordur. Allah korudu nesli, bak pırıl pırıllar, kuzu gibi, ellerinden yüzlerinden nur akıyor. Tertemiz bir dimağla arı ve net bilgiyi çok temiz alıyorlar. Genel kültürleri de çok güzel. Bu üniversite imtihanı olayları da çok iyi oldu. Çocuklar işte liseye girebilmek için de imtihana çalışıyorlar. Genel kültürleri de gelişiyor. Atatürk’e laf yok. Zaten söyleyemiyor kimse, dikkatini çekerse. Zınk diye kesildi. Bir de sahtekar Atatürkçüler, eskiden sürekli gündemde tutan Atatürkçüler vardı. Biliyorsunuz. “Adın ne?” desen, “Atatürk” derdi. Sahtekâr, niye Atatürk’ten bahsetmiyorsun? Ne oldu? Boğazına ne tıkandı? İşine gelmedi sahtekârın. Çünkü baktı Atatürk milliyetçi, Türk milliyetçisi, Atatürk dindar, Atatürk anti-Darwinist, büyük Türkiye istiyor, bölünmeye karşı, anti-Komünist. Türk-İslam Birliği isteyince ne yapsın adam, istemiyor tabii.
SERDAR DAYANIK: Açıklaması var Hocam, Türk-İslam BirliğiBirliği’ni istediğine dair.
ADNAN OKTAR:Söyle.
SERDAR DAYANIK: İnşaAllah Hocam.“Türk Birliği’nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk Birliği'ne inanıyorum. Onu görüyorum. Yarının tarihi yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacaktır. Dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır.”
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Bak veli karakterli. Bak, “Hz. Hızır arkadaşıydı” diyorum, inşaAllah. Nereden bilsin? Adım adım bak gidiyor Türkiye Türk İslam Birliğine. Azerbaycan’ın pasaport konusunun hallolması için herkes mektup yazsın, bastırsın. İstemiyoruz pasaport. Kardeşim şu an ben gidemiyorum, pasaportum yok. Olsa da zaten bırakmıyorlar beni sevdikleri için, maşaAllah. Biliyorsunuz, dışarı çıkış yasağım var. Allah-u alem çok seviyorlar, başka açıklaması yok. Allah-u alem kıskanıyorlar, başka açıklaması yok. Şimdi ben bir ara dedim ki “Fransa’ya gideceğim” falan, gazetecilerin gönüllerini almak için nezaketen dedim, “orada size de gelip konferans da veririz” gibisinden. Bu haber bir uçtu, ertesi haftasına bana yurtdışı yasağı geldi. Çıkmam ben, usulen söyledim Allah Allah. Bırakır mıyım ben vatanı. Allah-u alem çok seviyorlar, net yani inşaAllah. Allah sevgilerini arttırsın, inşaAllah. Mahkeme başkanımız Salih Öztürk Beyefendi, muhterem insandır, ellerinden öpüyorum, böyle hürmet ile yad ediyorum. Hikmete binaen, mübareğin elleri bembeyaz, nurlu attı imzayı, çıkış yasağımızı koydu. Allah razı olsun. O veli tiynetli, bir bildiği var maşaAllah.
Bu da herkese inanıyor Ertuğrul Özkök. Ne bu böyle kardeşim? “Kitap okudum etkisinde kaldım” diyor. “Bir şey okudum, tamam, yeni bir boyuta girdim” diyor. Kenan Erçetingöz ile röportajı vardı. Bana çocuklar bilgisayarda getirdiler. Kenan benim anlatmıştım, Akademide arkadaşımdı. O zaman yeni gelmişti, çok mazlumdu. Biz beraber onunla Molla Camii’nde her gün namaza gelirdi yanıma, çok mazlumdu. Çok da fakirdi, mütevazı bir insandı. Bir gazetede çalışıyordu, onun bürosunda yatıp kalkıyordu. Ama o güç şartlarda muntazam namazını kılıyordu maşaAllah. Beş vakit namazını kılıyordu, titizlikle de gidip geliyordu. Sonra tabii gelişti, bir şeyler yaptı falan gazeteci oldu ama samimi çocuktu. Ertuğrul Özkök ile bir röportaj yapmış. “Ölümden korkuyorum” diyor. Çocuk gibi, diyor ki “teyzem, ablam yanımda yatardı” diyor. “Işık yanıyordu” diyor, ışık yanıyormuş ölümden korktuğu için ablasının yanında yatıyormuş. Seni ablan kurtaracak mı yanında yattığı için. Işık seni kurtaracak mı yani? Öleceksen ışık varken de ölürsün ablan varsa da ölürsün. Biraz çocuksu benim gördüğüm. Her yerden etkileniyor, her yerden heyecanlanıyor, biraz da iradesi zayıf. Mesela PKK biraz bastırıyor “doğru” falan artık işte PKK’mı o adamın neydi ismi, PKK değil canım o neydi, Osman Baydemir, evet, Güneydoğu’da bir belediye başkanı, o söylemiş. Hemen “doğru” “federasyon” falan. Kardeşim federasyon falan, sen çocuk musun? Federasyon ile kalır mı bu iş. Bayrağı dikti mi adam kendi kafasına göre, nerenin federasyonu, bitti. Ondan sonra, kurtlar kapıda bekliyor zaten. 30 kişi üşüşür başına. Peki, biz orada Fransızlar ile falan neden mücadele ettik? İngilizler ile neden savaş verdik? Kurtuluş Savaşı’nı niye yaptık? Madem öyle bölüp parçalayıp herkese dağıtacakmışız. Bir de bak saflığına bak acayipliğe bak yani. Saflığından demeyim cahilliğinden, Karadeniz’i de ikiye bölmüş. Diyor ki “Karadeniz’in bir tarafı ayrı federal devlet olsun, o taraf ayrı.” Bir kere “Karadeniz” diyorsun sen, en olmayacak işi söylüyorsun. Karadeniz boydan boya delikanlı kaynar. Türk Milliyetçiliğinin kalesidir. Olacak iş mi yani şu? Alın kaşır gibi bir söz yani. Karadenizliler, ne şahane insanlar. Neden biz onlara pasaportla bilmem neyle gidelim. Olacak iş mi bu? Cennet gibi, Cennet gibi, akıl almaz derecede güzel. Yapmasınlar, etmesinler. Şeytanın etkisinde kalıyorlar. Bölünme diye bir şey olmaz. Bakın ben Osman denen o arkadaşımıza da söylüyorum. Osman Baydemir denen arkadaşa da söylüyorum. 10 yıl sonra yine karşılaşacağız. İslam Birliğinin kurulduğunu görecekler. Ne kötü. Bölünmek ne kadar ürkütücü. Ne kadar kirli bir şey. Şimdi koskoca bir sarayda yaşayan bir insan düşün, sarayın küçücük bir odasını kontraplakla ayırıyorsun, bir daha ayırıyorsun, küçücük bir yer, daha da küçük bir yer, 2 metrekare içinde “haydi burada yaşa” diyorsun. Niye ben öyle yaşayayım? Püfür püfür geniş arazi istiyorum. Benim ruhum özgürlük istiyor. Ben Azerbaycan sınırına geldiğimde kapıda bana pasaport sorduklarında sıkılıyorum ben. Ben direkt yürüyerek geçeceğim, istemiyorum. Kalksın pasaport. Yalnız İran’dan bir koridor isteyelim. Ermenistan ile biraz zor. Çünkü adamları küstürdüler. Çok iyi bir safhaya getirmiştik. Uğraştık uğraştık uğraştık, Ermenistan ile Türkiye’nin sınırlarını kaldıracaktık. Maçlar ile şunla bununla, bir bayan var, Azerbaycan’dan geldi, insan azmanı yani, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün yalakası, manyak bir kadın, geldi ortalığı karıştırdı, defoldu gitti.
OKTAR BABUNA:Evet. Tam onun için geldi.
ADNAN OKTAR:Tabii. Anında etkisine girdiler yani inanılır gibi değil. Cadı gibi uçtu süpürgesi ile. Sonra süpürgesine bindi gitti kadın. Şimdi onun yaptığını temizlemek biraz vakit alacak gibi görünüyor. Ama İran ile kolay. Ahmedinejad ile görüşelim. Bize 20 km.lik bir koridor versin, Azerbaycan ile bağlantı için. Püfür püfür geniş. Sekiz şeritli cadde yapacağız. Sekiz şeritli böyle. Sağlı sollu. Sekiz şerit orada, sekiz şerit orada. En az 200 ile gitmemiz gerekiyor. Kimseye tavsiye etmem ama ben ağır giden arabada bunalıyorum. Hoşlanmıyorum. Beni 200 ancak açar. Köküne kadar arabanın gazına basacağız. O ağaçlar duvar gibi görünecek. Ankara’dan geliyorduk, 120 ile filan geliyordum. Arabalar önümüzden geçer, önümüzden geçer. Gıcık oldum. Dedim bu bizim şanımıza yakışmaz. “Basın geçin” dedik. Altımızda da Mercedes var. Hepsini geçtik. Küçücük bir araba böyle ufak, Wolksvagen gibi. Dedim “şu adamı da geç, şu keratayı da, oturup karşımızda artistlik yapıyor” dedim. Korna çaldık. Dörtlüleri yaktık. “Çek git, geçeceğiz” der gibi. O da bütün dörtlüleri yaktı söndürdü, adam bir bastı kardeşim. Yetişmek mümkün değil. Meğer Porsche'muş. Dedim “ah bu bize yapılır mı?” Çok ağrıma gitti. Kardeşim bir anda gözden kayboldu. Anlatılır gibi değil. 220’ye çıktık yine vız geldi. Ama bakın hiç kimseye tavsiye etmem, sakın sakın. En fazla kaç?
ALTUĞ BERKER: 120.
ADNAN OKTAR:120 en fazla. Dinç kafa, uyuyacak, uykumuzu alacağız. Yorgunluk olmayacak. En az 8 saat uyku. Alkol, gazoz mazoz o tip şeyler sakın. İnşaAllah. Kafa berrak olacak. Öyle 4 Novalgin alıp çıkmak, o da olmaz. Veya işte yaş kuru ne varsa bazı tipler oluyor, anlayamıyor insan ne yaptığını sakın. Dar yolda o tip şeyler olmaz. Özetle Ahmedinejad bize bir mübarek, koridor versin. İnşaAllah. Kendine de yarar, ticarette kullanır. Bak yolu biz yapacağız, o ticarette kullanacak. Turizmde kullansın, zibil gibi turist de gider.
Bazı tipler var gazeteciler falan görüyoruz, herif alenen iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün yalakası ama bir şey diyemiyoruz. Adam Sabetaycı, çakal, belli, ağzından itlik akıyor ama diyemiyoruz. Mesela alenen arka çıkıyor alenen, ama söyleyemiyoruz. Ama bir de şöyle arka çıkanlar var, tehdit ediyorlar, iddia edilen Ergenekon Örgütü’ne gebe kalmış adam. Millet de diyor ki, kardeşim mesela ben bir şahsı destekliyorum, dediler ki, “sen bu adamı niye destekliyorsun? İddia edilen Ergenekon Örgütü’ne açıkça bu destek veriyor” dediler. “Kardeşim bak, adam ellerine düşmüştür. Bilmediğiniz olaylar vardır yani zannettiğiniz gibi değildir” dedim, tak, adama vurdular. Müthiş kepazelik çıkardılar. İddia edilen Ergenekon Örgütü’ne iyi hizmet etmediği için, dediklerini tam yapmadıkları için, eksik yaptığı için. Bak eksik yapmayı bile suç gördüler, adama vurdular ve aşağıladılar. Demek ki dediğim doğruymuş. Nice değerli insanı, nice efendi insanı iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün uyuz köpekleri tam bir açmaz ve tehdit çemberi içine almış durumdalar. Buna karşı çözüm tabii polise destek olmak. Özellikle savcı ve hâkimlere destek olmak. Ama var gücümüzle, bir şey oldu mu hemen göğsümüzü onlara siper edeceğiz böyle. Çok efendi, delikanlı hâkimlerimiz maşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah, evet.
ADNAN OKTAR:Savcılar da delikanlı maşaAllah. Sürekli onlara yardımcı olmak lazım. Hükümete bu yönde yardımcı olmak lazım. Hükümetin hatası varsa seçimde başka partiye oy verir düşürürsün ama bu konuda desteklemek durumundayız biz vatandaş olarak, hangi vatandaş olursa olsun. Ben iktidarda herhangi bir sol parti falan olsaydı, bu konuda var gücümle destek verirdim o hükümete. Benim öyle bir saplantım falan yok. Ben bütün sağı kucaklayan insanım. Mesela Erbakan Hocama bir laf söylediler kükredik, ben kükredim yani, şahsım adına. Kılına tüyüne zarar getirttirmem. Diyorlar ki işte, “malına mülküne el konacakmış”, konsun, yüz misli mal getiririz Hocama, yüz misli. Trilyoner ederiz, Allah’ın izniyle. Malımız mülkümüz her şeyimiz onun, feda olsun, Allah için. Başka olaylar vardı tabii böyle, ama o da boğazdan geçmedi inşaAllah. Efendim, kardeşim canlı yayında tabii çok dikkatli olmak gerekiyor. İşte bir söz söyledik, arkadaşımızın Cübbeli’nin sigortaları attı böyle.
OKTAR BABUNA:Onu da söylemediniz ki, ondan değil Hocam siz yani.
ADNAN OKTAR:Hayır, laf söyledik derken yani Cübbeli’nin seyrettiği bir ortamda, adama yani, şimdi ben size söylüyorum şu an, size de söylemiş oluyorum, herkese söylüyorum. Yani şahsına zaten benim bir iddiam olmadı. Dedim ki ben “Suriye’de de var, Irak’ta da var, iddia edilen Ergenekon Örgütü bazı Hocaları bazı sahtekar Hocaları Müslümanlar üzerinde hakim kılmak için onların önünde olan, alim olan, daha seçkin görünen alimleri şehit ediyorlar ve yol açıyorlar. Böyle bir kişiden bahsettim. Dedim ki “iddia edilen Ergenekon Örgütü bir Hocaefendiyi başa geçirmek için önündeki kişileri şehit ediyor, etti ve onun yolunu açıyorlar” dedim. “Vay sen bunu nasıl söylersin?” Kardeşim ben senin adını verdim mi, “yok”, memleket ismi verdim mi, Suriye, Irak, Türkiye herhangi bir şey dedim mi, “yok”. Ben bunu birçok ülke için söylüyorum, birçok yer için söylüyorum. Ne alaka alınıyorsun? “İşte senden tazminat isterim.” Parası, herhalde ihtiyacı var.
Şeyh Nazım Hocam onun hakkında bir şey söylüyordu, var mı onun filmi? Şeyh Nazım Hocam, tatlı diliyle onu anlatmış, Cübbeli’yi, orada göreceğiz. Benim, kardeşim alenen bir kişiye oturup “sen şöylesin, böylesin” der miyim? Ben ne bileyim ben adamı. Ama İran’da da bu olay var, Irak’ta da var, Suriye’de de var, Türkiye’de de var. Bu tip olaylar var. Ve benim kastettiğim de bir şahıs var tabii ki. Ama sen ne biliyorsun kendinle ilgili olduğunu, nerden çıkarıyorsun?
Kardeşim bak, Şeyh Nazım Hocamız’ın, Kıbrıs’a gitti, iki büklüm eline sarıldı, elini öptü, “efendim, siz dünyada kutupsunuz, en büyük âlim, en büyük mürşitsiniz” dedi. “Kurtuluş nasıl olacak efendim?” dedi. O dedi ki, “Anadolu’dan olacak, Türkiye’den olacak ve Mehdi (a.s.) çıkacak. İstanbul’dan çıkacak” dedi. “İnşaAllah görürüz efendim” dedi, daha yeni bu daha yeni. Hani Mehdi (a.s.) çıkmayacaktı, hani Türkiye’den çıkmayacaktı, hani İstanbul’dan çıkmayacaktı, hani Mehdi (a.s.) beş yüz yetmiş yıl sonra gelecekti? Kabul ediyorsun bak, değil mi, “inşaAllah görürüz” diyorsun. Cübbeli’yi ta ciğerine kadar gördüğü için mübarek, velidir, evliyadır. Hızır (a.s.)’la bağlantısı olan bir insandır. Cinlerle beraber sohbet eden bir insandır, gerçekten kutuptur. Hal ehlidir. Her dediği de çıkar, bilinir. Bakın Cübbeli ile ilgili teşhisini gördünüz. Bunun üzerine daha söze gerek var mı? Ta ciğerine kadar Allah ona okutmuş. Ta kromozomlarına kadar okutmuş. Anlatıyor. Bak “kutupsunuz efendim” diyor yani, doğru söylüyor. İki büklüm, ikide bir eline sarılıyor. Teşhiste hata yok. Mükemmel bir teşhis koymuş Şeyh Nazım Hocamız, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Size bir izleyicimiz bir not atmış Hocam, mesaj. “Selamlar saygıdeğer Adnan Hocam. Şu anda TRT 1'de ‘Galapagos’ isimli bir belgeselde Evrim Teorisi anlatılıyor. Çok seviyorum sizi Hocam. Ben Kübra Güzelcan.”
Bu TRT 1 daha önce, bu ilk bölümüymüş. Daha önce de yayınlamış Hocam bu Evrim belgeselini.
ADNAN OKTAR:‘Galapagos’, yani turistik yönden mi anlatıyor Galapagos adalarını, nedir?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Nedir bu, Evrim olayına mı girmiş?
OKTAR BABUNA: Evet, Evrim olayına girmişler.
ADNAN OKTAR:TRT? Ondan sonra diyorlar ki, “PKK niye komünist eylem yaptı?” Kardeşim sen Darwinizmi anlatırsan, Darwinist olan bir adamın diyalektik felsefeyi savunmanın dışında hangi yolu olabilir, bana bir söylesinler. Yani “şu yolu savunabilir” desin. Diyalektiği savunan bir insanın Marksist olmanın dışında hangi yolu vardır bana bir söylesinler.
OKTAR BABUNA:Olmaz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Marksist olanın da Leninist olmanın dışında hangi yolu vardır bana söylesinler. Leninist olanın da terörist olmanın dışında hangi yolu vardır, bilimsel yönden bana açıklasınlar. Sen burada Darwinizmi anlatırsan, adam da oradan hoplar.. Sen buradan Darwinizmin tohumunu ekersen, oradan komünizmin dikenli çalısı çıkar. Bunun usulü budur. TRT bu hatasına hemen son versin. Herkes mektup yazsın. Başbakan’a da yazalım, Cumhurbaşkanı’na da yazalım, TRT’ye de yazalım. Milletimizin gözünün içine baka baka bu yanlışlığı bize anlatmasınlar. Darwinizm bir sahtekârlıktır. Yalan ve oyundur. Kardeşim, TRT çıksın bir tane fosil yayınlasın, bir tane. Ben TRT’ye 350 milyon fosil getireceğim. 350 milyon. TRT bir tane bize fosil getirmek durumundadır, bir tane. Proteinleri, tek bir proteini tesadüfen oluşabileceğine dair bize en ufak bir açıklamada bulunması lazım. Kardeşim, proteinin tesadüfen olamayacağını kabul ediyorsun, “tek bir ara fosil yok” diyorsun, ondan sonra Galapagos malapagos bilmem ne onları anlatıyorsun bize. Olmaz, bizi böyle doğru bilgilendirilecek TRT. Biz kendi paramızla adamları oraya getiriyoruz, maaşını biz ödüyoruz. Bize doğru bilgi verecekler. Yanlış bilgi istemiyoruz biz. Anlaşıldı mı? Bizi yanıltan bilgi aktarımına artık son. Yani kardeşim böyle bir şey olsa Evrim, biz “evet var, Allah böyle yarattı” derdik. Yok, bakın bir proteinin olması için en az 60 çeşit proteine ihtiyaç var. Sen nerenin Galapagosunu malapagosunu anlatıyorsun.. Bizim turistik bölgeye ihtiyacımız yok, böyle araştırmaya falan, biz buluruz. Dürüst ve doğru bilgi verecekler. Milletin gözünün içine baka baka bu eylemlere devam ederlerse, bu çok anormal bir hareket olur. PKK da gidip Darwinizmi anlatıyor, TRT de gidip Darwinizmi anlatıyor. Bu nasıl oluyor ki böyle? Olur mu böyle şey?
OKTAR BABUNA:Bölücü başı kitabında Darwinizmi yazıyor.
ADNAN OKTAR:Kardeşim Stalin anlatıyor, Lenin Darwinizmi savunuyor, Marx savunuyor, TRT savunuyor, PKK savunuyor, maaşı da biz ödüyoruz. Bu nasıl oluyor bu? Ben maaşımı onun için vermiyorum TRT’ye, yani ben onun için vergi vermiyorum. Anlaşıldı mı? Biz istemiyoruz ve üstelik yanlış bilgi. Niye aksini anlattırmıyorsunuz?
SUNUCU:Yayınımıza kısa bir ara veriyoruz. Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, biz de şeyhimize müracaat ediyoruz.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, ne haddime. Bir haber geldi Hocam, yeni çıkmış, göstereyim mi onu?
ADNAN OKTAR:Nedir?
OKTAR BABUNA:“Adnan Oktar’dan Erbakan’a tam destek” diye.
ADNAN OKTAR:Yani severiz, ben vefalıyım. Ne diyor Hocamız?
OKTAR BABUNA:“Necmettin Erbakan’a bir destek de Adnan Oktar’dan geldi. Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı kırk yıllık dava arkadaşları yarı yolda bırakıp ‘Numancı’ olurken, Erbakan’a bir destek de kamuoyunda 2Harun Yahya’ olarak da bilinen Adnan Oktar’dan geldi.” MaşaAllah. “Katıldığı bir televizyon programında Adnan Oktar’a Saadet Partisi’nde yaşanılanlar ve Taha Akyol’un Milli Görüş Lideri Erbakan ile ilgili kaleme aldığı yıpratmaya yönelik yazılar, ilgili görüşleri soruldu.” Ve sizin ifadelerinize yer vermiş Hocam inşaAllah. “Allah’ım, Erbakan Hocama olan sevgimi, muhabbetimi” estağfurullah, “deliliğe çevir’” duası ile söze başlayan Adnan Oktar, “Erbakan Hocamın ben tırnağı edemem.”
ADNAN OKTAR:O doğru. Cümle düşüklüğü olmuş. Benim Allah’a olan sevgim, “deli aşığım” dedim ben, yani “Allah’ın delisiyim” dedim. Aşk anlamında, o ayrı. Onu ilave yanlış yazmışlar. Evet.
OKTAR BABUNA:“Dünyada ve Ahirette yanındayım.” Estağfurullah, “ayağının...”
ADNAN OKTAR:Doğru, ayağının tozuyum ben, tabii.
OKTAR BABUNA:“Görüşlerinin şahsı adına olduğunu vurgulayan Adnan Oktar, programda söylediği sözlerle adeta ‘Numancı’ kesime ders verdi.”
ADNAN OKTAR:Hâşâ hâşâ, yani görüşümü bildirdim. Naçizane bir fert olarak, birey olarak. Evet.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “Erbakan’ın bir televizyon kanalı aracılığı ile Saadet Partisi’nin kongre sürecine ilişkin yaptığı açıklamaya atıfta bulunan Oktar, ‘Erbakan Hoca, dünyanın en mükemmel insanıdır. Ne diyorsa doğrudur. O ne diyorsa o!’ sözlerini büyük bir coşku içinde söyledi. ‘Erbakan, kalp ehli mübarek bir insan. Milli Görüş liderinin çok büyük hizmetleri olduğunu belirten Adnan Oktar, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ‘Kalp ehli (Ehl-i Velayet), mübarek bir insan’ olarak tanımladı ve sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Bu yaşında hala Allah’ın (cc) ismini yaymak için uğraşıyor. Hala ceht içerisinde gayret gösteriyor. Dünyalık hiçbir çıkarı yoktur. Ne eziyetler, ne zorluklar gördü.’ Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan hakkında olumsuz yazılar kaleme alan Milliyet Yazarı Taha Akyol’a da göndermede bulunan Adnan Oktar, Taha Akyol’un yazılarının Erbakan’a karşı olan hislerini daha da pekiştirdiğini söyledi. ‘Taha Akyol inançlı insanlara karşı. Taha’ya bakar olayı anlarım’ diyen Adanan Oktar, Taha Akyol’un benim inancımda sevilecek insanlara karşı tavır aldığını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: ‘İşte ben oradan anlarım kaliteli insanı. Taha Akyol, Aydın Doğan’ın yanında çalışan bir insan. Erbakan’la felsefesi ayrı, fikirleri ayrı. Tabii ki Erbakan’a karşı çıkacak.’”
ADNAN OKTAR:Evet, “sözleri tıkla, izle” diyor. Kardeşim bir kere vefa denen bir şey vardır. Diyor ki bir insana, “bir lider yaşlanınca kenara konur”. Ayıp, vicdana uygun değil bu. Olur mu, Erbakan Saadet Partisi’ni, Refah Partisi’ni parti yapan odur, o hale getiren odur ve coşkulu bir insandır. Ağır Sanayi hamlesini başlatan bir insandır. Onlara bayağı bir koymuş o, “tank yapacak, yüz bin tank yapacak”, yani yüz bin top. Kardeşim niye yapılmasın? Bu bir ideal, bir ülküdür bu. Yani sen yüz milyon tane buzdolabı, milyon hesabıyla buzdolabı yapıyorsun da niye yapmasın? Gerekirse yapar.. Onun candanlığına, sevecenliğine ben bizzat şahidim. Allah’tan başka hiç kimseden korkmaz. “Seçimlerde sizi Adnan Oktar desteklemiş ne diyorsunuz?” dediler. “Evet, destekledi” dedi açıkça. Delikanlıdır Erbakan çekinmez. Mesela bizim çocukları alıp yanına, oturup konuşurdu, alenen gazeteciler resim çekerdi. Bazıları böyle, bazı kişiler mahalle bayanı gibi oluyor. Ürkek, çekingen, tırsık, arkamda polis var, önümde bilmem ne var, falan. Öyle lider mi olur? Lider bütün milleti kucaklar. Herkesi sever. Erbakan öyleydi. Herkesi muhabbetle bağrına basardı. Bir tek Allah’tan korkardı. Çok candan bir insan ve inşaAllah da Cumhurbaşkanı olacak benim ümidim. İnşaAllah.
Kardeşim bir de ne acıdır. Taha Akyol geliyor, akıl veriyor. Yani ne kadar acayip bir durum bu. Ayağına gidiyor Taha Akyol’un, adam ona nasihat ediyor, diyor ki, “sen işte şunu şunu yaparsan tamam olursun, iyi olursun” diyor. “Öyle mi efendim” diyor. Yani bu çok acayip bir şey. Aydın Doğan, Taha Akyol takım bunlar. Ertuğrul Özkök falan takım. Erbakan’dan eskiden beri haz etmeyen kişilerdir, inşaAllah. O, bizim milletimize mal olmuş bir insan. Bakın bir tek dili oraya da uzanmıyor, uzun dili, bayağı uzun dili. Rahmetli Türkeş’e de uzanıyor. Diyor ki, “o gittikten sonra parti ferahladı, gelişti” diyor. Kardeşim MHP’yi MHP yapan Türkeş’tir. Ülkücülüğü kuran Türkeş’tir. Ne konuşuyorsun sen yani? Canımız gibi seviyoruz. Türkeş’le ben bizzat gidip görüşmüştüm, çok efendi bir insan. Çok nezih, şefkatli, merhametli, Türk-İslam Birliği için böyle canını verecek bir insan. Yani bunlara karşı dikkatli olmak lazım, bu üsluba ve tam aksine hareket etmek lazım. Taha Akyol bir şey mi diyor, güney diyorsa kuzeydir. Kuzey diyorsa güneydir. Tam tersi. Onun için o benim için turnusol kâğıdı gibidir. Bakarım, tamam. İnşaAllah.
Oktar’ım anlat bir şeyler.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bu gazete haberi var Hocam inşaAllah. “Ekşi sözlüğe Fatih Altaylı darbesi” diye. Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'nın, “ekşi sözlük” adındaki internet sitesinde yer alan hakaret ve iftira içerikli yorumlarla ilgili Beyoğlu 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nde açtığı dava sonuçlanmış, Hocam inşaAllah. Ve bunların kaldırılmasına karar vermiş mahkeme. Yayından sürekli olarak çıkarılmıştır şeklinde. Mahkeme kararıyla çıkartılmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Böyle bir sözlük mü var? Ekşi sözlük diye? Nedir bunların suçu nedir?
OKTAR BABUNA:Hakaretamiz ifadeler oluyor. Benim de adıma var mesela Hocam inşaAllah. Hakaretamiz ifadeler taşıyabiliyor böyle.
ADNAN OKTAR:Fatih Altaylı bu konuda işe mi yaramış ilk defa.
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:İyi güzel. Aferin, maşaAllah, güzel. İnşaAllah başka faydalı işler de yapar. Biz de açalım dava rahatsız olduysak.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Hatta bildiğim kadarıyla dine, mukaddesata da.
ADNAN OKTAR:Kardeşim ayıp yapıyorlar. Ekşi sözlük, inci sözlük falan. Bunlar çıktı yeni. Hakaret ediyorlar, milleti rahatsız ediyorlar falan. Bu nedir bunlar? Bunlar çok gereksiz, böyle münasebetsiz hareketler. Ayıp yapıyorlar. Yani bu nefret ve öfke de meydana getirir, kızdırabilir insanları. Şakaya falan da benzemiyor ki hakaret ne? İç açıcı bir şey mi bu? Ayıp yapıyorlar. Ekşi sözlük de, inci sözlük mü ne bunların öbürleri de var. Bu işi bıraksınlar. Ama nüktedan olabilir insan. Mesela espri yapabilirsin ama hakarete ne gerek var. Biraz espri makuldür. İnsan ona hoşgörüyle bakabilir, espriye. Ama hakaret ve aşağılama çok ayıp. Bu olmaz. Oktar’ım anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. İsrail-Lübnan sınırında bir çatışma çıkmış. Çatışmada da 5 kişi ölmüş. Her iki taraftan da bazı kimseler. “Ortadoğu’da savaş rüzgârı” diye bir haber var bu yönde.
ADNAN OKTAR: Yok, yok bir şey olmaz. Biz Sanhedrin hahamlarıyla görüşüyoruz. Öyle bir şey olsa haberimiz olur, öyle bir şey de olmaz. Onlar sordular, “savaş olacak mı?” dediler, Sanhedrin hahamları topluca. Ben de “olmayacak” dedim. Çok dikkatlice yüzüme baktılar, “tamam” dediler, inşaAllah. Onlar ”böyle diyorlar, böyle bir şeyler var diyorlar” dediler, hatta kendi kaynaklarından da gösterdiler, “yanlış bu, doğrusu Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in söylediğidir. Savaş yok” dedim.
Allah’ım ne güzel. Erbakan Hocamız hakkında, Fethullah Hoca hakkında sormuşlar. Her ikisi de nur gibidir, tertemizlerdir. Bazen Hoca efendiler kendi aralarında bir şeyler söylerler birbirlerine. Onda da taraf olmamak lazım, hikmet vardır. Onlar ledün ilmiyle, batın ilmiyle hareket eden insanlar. Bir bildiği vardır. Ama biz Erbakan Hocamızı da çok severiz, Fethullah Hocamızı da çok severiz, ne denirse densin. O konuya kafa takmalarına gerek yok. İnşaAllah Cennette Allah’ın izniyle hep beraberiz. Erbakan Hocam da orada olacak, Fethullah Hocam da olacak, bütün sevdiklerimiz, bütün değer verdiklerimiz, bu vatanı aşkla sevenler, Mehmetçiklerimiz, hepsiyle beraberiz inşaAllah. Gönülleri rahat olsun inşaAllah. Allah’ın dilemesiyle inşaAllah. Söyle Oktar’ım.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Bir şey ekleyebilir miyim Hocam? TRT’de çocuk belgesellerinde de Evrim anlatılıyormuş. Biraz önce bahsettiğiniz konu ile ilgili olarak.
ADNAN OKTAR:TRT kendine gelsin. Programların hepsini buraya getirelim. Bunu ilan da yapalım, konuşalım da, anlatalım da. TRT ne demek istiyor? Bizim paramızla biz oraya o insanları memur tayin ettiriyoruz, devlete talepte bulunuyoruz, devlet onları oraya memur tayin ediyor, maaşlarını bizden alıp onlara veriyor ve adam yanlış olan bir şeyi ama alenen bilimsel olarak ispatlanmış yanlış olan bir şeyi halka anlatıyor. Doğru olmayan bir şeyi halka anlatmak suçtur. Evrim olsa bir tane delil olur. TRT’nin koca koca kameraları var. Gayet güzel çekim yapabiliyorlar. Getirirsin, üzerine zoom yaparsın, biz de görürüz. Biz TRT’de hikâye dinlemek istemiyoruz, bilimsel delil istiyoruz. Bize bilimsel delil sunsunlar. “Yok” diyor. O zaman sus. İş mi bu? Delilin yok. “Ama ben savunurum”, olmadı. Delil yaratılışta var. Kamyon hesabıyla ben fosil getireyim yayınlasınlar, yaratılışı ispat eden fosil. Ama onlar ara fosil dedikleri yani Darwinizmi ispat ettiğini iddia ettikleri bir tane fosil getirmeleri lazım. Getiremiyorlarsa doğru söylemiyorlar demektir.
OKTAR BABUNA:Getirene 10 trilyon veriyorsunuz. 3 yıldır kimse yok. Dünya medyasında haber oldu, bütün dünya medyasında, bir kişi yok.
ADNAN OKTAR:TRT’ye de 10 trilyon vereceğim. Böyle püfür püfür bahçe yaparlar önüne güzel. TRT Genel Müdürü de orada eğlenir, hoşuna gider. Helali hoş olsun. Bir tane fosil yayınlamalarını da kabul ediyorum, getirmesinler. Ben ekranda göreceğim, bir tane fosil. Ama gösteremiyorlarsa, Sayın TRT Genel Müdürümüze ben buradan istirham ediyorum, çok ayıp yapıyorlar demektir, ayıp. Doğru olmayan bir şeyi anlatmak ayıptır. Kardeşim soruyoruz bak, “bir tane protein olabilir mi?” diyoruz. “Olur” diyor. “Nasıl olur?” diyoruz, “60 tane proteine ihtiyaç var” diyor. “Yani olabilir mi?”, “olamaz” diyor tabiî ki. “Nasıl olabilir?” diyoruz, “mucizeyle olabilir” diyor. “Mucize mi oldu?” diyorsun, “evet bir nevi ilmi mucizeyle oldu” diyor. “Tesadüfen olmaz.” diyorsun, ”efendim tabii ki biz buna tesadüf diyemeyiz” diyor. “Ama özünde nedir?”, “tesadüf” diyor. Kardeşim etmeyin, çatmayın şimdi bana bir şey söyleteceksiniz, beni delirtmesinler. Olmadığı belli. İlmi bir gerçeği biz niye gizleyelim? Ne zorumuz kardeşim? Allah Allah. “İstediğiniz kadar fosil getirelim” diyoruz. TRT bu mantığı çok rahat üzerinden atabilir ama halkın uyarması gerekiyor. Mesela üç beş tane Marksist uyarıyor, bak böyle bir şey oluyor. Biz uyaralım, doğruyu anlatsınlar.
Fethullah Hoca ve Erbakan Hoca karşılıklı birbirleri hakkında şöyle diyorlar böyle diyorlar, böyle bir şey yok. Erbakan Hoca, Fethullah Hocayı çok sever. Fethullah Hoca da, özünde tek konuşun, Erbakan Hocamızı aşkla sever. Nasıl sevmez mümini? Ama orada ledünni bazı tavırlar var, ona kafa takmasınlar. Mesela ona kalırsa Fethullah Hoca diyor ki “Hz. Mehdi (a.s.) da, Hz. İsa (a.s.) da Şahs-ı manevidir” diyor. Benim hiç oturup, “Fethullah Hoca hata yapıyor, yanlış yapıyor” dediğimi gördünüz mü?
OKTAR BABUNA:Yok, demediniz.
ADNAN OKTAR:Çünkü ben biliyorum ki Fethullah Hoca adı gibi emin Mehdi (a.s.)’ın çıkacağından. Mehdi (a.s.)’dan bahsedildiğinde fenalık geçiriyor Fethullah Hocamız. Camide talebelerini diyor “aranızda görüyorum” diyor, cinnet geçiriyorlar, cinnet. “Talebelerinden var şu an aranızda” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ı çok uzun açıklıyor. “Mehdi (a.s.) çıktığında” diyor. Onlar unuttular, biz unutmuyoruz. 79’da açıklıyordu, kasetleri hepsi duruyor bende. “Mehdi (a.s.) çıktığında, kiminin çocuğu hâkim çocuğu olacak, kimi profesör çocuğu olacak, kimi genel müdürün çocuğu olacak ve çok dikkat çekecek. Elit olacak, seçkinci olacak Mehdi (a.s.) ve çok büyük olay olacak Türkiye’de. Ve herkes onun üstüne yüklenecekler” diyor. Açık söylüyor. Açsınlar Sızıntı’yı, Sızıntı Dergisi’ni orada görecekler. Mehdi (a.s.)’ın her aşamasını anlatıyor. Bak “şimdi tek başınasın okulda” diyor. Gördüğünü anlatıyor. “Koridorlarda yalnız başına geziyorsun. Ve Evrim Teorisi’nin geçersizliğini oradakilere anlatıyorsun. Şu an yalnızsın, teksin ama bak göreceksin yakında o birler binler olacak. Ve etrafında çiçekler açacak” diyor. Bak bir okulda Mehdi (a.s.)’ın faaliyete başladığını söylüyor. Bak “herkesten perde perde gizlenmişsin” diyor. Mehdi (a.s.)’ın özelliğidir. “Sessiz dehlizlerde yani okul koridorlarında kimsesiz izbelerde dolaşıyorsun.” Tek başına olduğu için, “izbelerde dolaşıyorsun” diyor. “İçin gizli bir feryat koparıp inlerken aşina arayan gözlerin” yani, “imanlı Müslüman arayan gözlerin kıvılcım parlak”, “gözlerin parlak” diyor. “Ama baksana şu kumsala” diyor, deniz kenarında okuldan bahsediyor. “Sanki yalnız düşen her yağmur tanesi buhar buhar uçmaya hazırlanıyor”, yani “ilk talebelerini hemen kaybediyorsun. Anlatıyorsun, tebliğ yapıyorsun ama ilk dönemde etkilenmiyorlar, kaybediyorsun” diyor. Neyse uzun uzun devam ediyor. Devam et. Evet bak, “şu an da terk edilmiş garip gibisin, tek başına” diyor. Efendim, oradaki komünistlerin ters bakışlarından, sert şaşı bakışlarından bahsediyor. “Ama nice ağızlar vardır ki galip gelir yığın yığın çoklara” diyor. Bu hadistir, Mehdi (a.s.) ile ilgili, Kuran ayetidir. Kuran ayeti ve ayrıca Mehdi (a.s.) ile ilgili de ayrıca hadis vardır. Bakın mağarada Peygamberimiz (s.a.v.) zamanından bahsediyor, “o zaman da çok azdılar” diyor. Bak, “300” Mehdi (a.s.)’ın talebelerinin sayısını veriyor, 300 kişi. Sen oku onu baştan sona oku, ben size açıklayayım.
OKTAR BABUNA: Baştan mı başlayayım?
ADNAN OKTAR:Evet baştan.
OKTAR BABUNA: “Çalınan zille bir kapıdan boşananlarla dopdolu koridorlarda yapayalnızsın kendi başına. Gürültülerin içinde dolaşırken sanki herkesten perde perde gizlenmişsin de sessiz dehlizlerde ve kimsesiz izbelerde dolaşıyorsun. İçin gizli bir feryat koparıp inlerken aşina gönüller arayan gözlerin kuruyu gözle yen bir kıvılcım gibi parlak. Ama baksana şu kumsala, sanki yalnız düşen her yağmur tanesi buhar buhar uçmaya hazırlanıyor! “Cız!”deyip sönenler de var,
nice dönenler gibi taklidi olarak doğru bildiklerinden. Öyle, damlalar varlıklarını korumak için ya göle düşmeliler veya bir araya gelmeliler. Senin gönlün günde kaç defa döner. Hakka dönenlerle beraber, sönmeyen hakikat güneşine, yoksa nice olurdu halin karanlığa alışık körlerin içinde körele körele. Evet, burada sadece bir sen varsın, bir de için için andığın.”
ADNAN OKTAR:Yani “Allah bir de sen” diyor, Mehdi (a.s.)’ın tek başına faaliyet yaptığını söylüyor okulda.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah. “Hem elbet altı cihetten veya cihetsiz duydukları ile Gar-ı Hira; seninle beraber duvarları çınlaya çınlaya inleyen bu mekândan.”
ADNAN OKTAR:“Hira dağı daha sessizdi” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). O da “Peygamber (s.a.v.) de Hira Dağı’nda yalnızdı, sen de yalnızsın” diyor. Evet.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah. “İnleyen bu mekândan binler defa daha sessizdi. Ondaki Dürr-i Yekta ise, elbette daha yalnızdı.”
ADNAN OKTAR:Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.)’i kastediyor. Evet.
OKTAR BABUNA:“Çünkü o zaman, henüz gönül şerh edeceği başka bir aşina yoktu. Hem seni kim anlasın, siyah gözlüklerden seyredilen kapkara manzaranla.”
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.)’in o devirde siyah kıyafet giydiğini söylüyor ve “siyah gözlükle” yani “sana kötü gözle, karanlık gözle, Marksist, Darwinist, materyalist gözle bakıyorlar, onun için ters değerlendiriyorlar seni” diyor. Evet.
OKTAR BABUNA:“Ve kim var dinleyen, kör süzgeçlerden geçirilen kısık sesini. Evet, şu anda terkedilmiş bir garip gibisin, yalnız başına. Ne kimse döner gönül kapına, ne kimse açar dost kalbini. Bad-i sabada yok ki için gibi sızlayan sade bir ezan sesi”
ADNAN OKTAR:“Yakında bir cami var” diyor, bakın “o camiden de ses geliyor” diyor. Okulun bitişiğindeki camiye dikkat çekiyor.
OKTAR BABUNA:“Çok yakınından, yanık sesli müezzinin nağmelerinden”
ADNAN OKTAR:Bak “çok yakınından” diyor.
OKTAR BABUNA:“Gönlüne mızrap gibi inen, fakat katı kalplere sızamayan. Ama aldatmasın seni asla çok görünmeleri.”
ADNAN OKTAR:“Okulun tamamen Marksistlerin kontrolünde olması seni etkilemesin” diyor, evet.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah. “ve kabarmaları Hakka ters ve şaşı bakanların”
ADNAN OKTAR:“Marksist, Leninist çizgide bakanların enaniyet, gurur yapması seni etkilemesin” diyor.
OKTAR BABUNA:“Zira sel üstündeki köpükler, elbet bir dönemeçte silkelenecektir.”
ADNAN OKTAR:Kuran’da da var bu. Yani 12 Eylül darbesinin, hepsi yok oldular. Onu kastediyor yani, “darbe olacak ve köpüklerin hepsi gidecek” diyor. Yani “Marksist hareket tamamen duracak” diyor. Ona dikkat çekiyor.
OKTAR BABUNA:“Hem nice azlar vardır ki, galip gelir yığın yığın çoklara.”
ADNAN OKTAR:Zaten bu dedim, hem Mehdi (a.s.) hadisinde vardır, hem de Kuran’da ayettir bu.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. “Soruyorum, kim vardı yanında, mağaranın koridorunda? Kaç kişiydi Mekke sokaklarında? Musallat edilmemiş miydi? Taif’te ayaklarına taş atan...”
ADNAN OKTAR:Yani “sana da hakaret edecekler, Peygamber (s.a.v.)’e nasıl hakaret ettiler, iftira attılar, uğraştılar, aynısı sana da olacak” diyor.
OKTAR BABUNA:“Çoluk çocuk ve bir sürü insan ayak takımından. Hangi orduyla dalmıştı Yesrib ufuklarına? Üç yüzle Bedir’de kaç yüze muzafferdi?”
ADNAN OKTAR:Mehdi (a.s.)’ın talebelerinin aynı sayısını veriyor. Bedir sayısı kadardır Mehdi (a.s.)’ın da, 313 kişidir.
OKTAR BABUNA:“Karşı koymadı mı Uhud’da binle, kinle bilenmiş üç bine? Ama bak sen berekete, savaşsız girerken on sene sonra ana yurdu Mekke’ye!”
ADNAN OKTAR: 2010’dan sonra 2020’de bitecek anlamına gelir inşaAllah. Evet.
OKTAR BABUNA:“Hem sana bir reşha‘dan haber verenler de, önceleri senin hissiyatınla dolup taşmıyorlar mıydı? Yumurtalarına baka baka yavrularını elde eden kuluçkadaki kaplumbağa gibi, samimi ve sıcak göz nurunu, yetiştirmek istediklerinden ayırma.”
ADNAN OKTAR:Yani “talebelerini eğitme konusundaki kararlılığında devam et. Ama yavaş gelişecek” diyor. “Yavaş gelişecek çok sabırlı olman lazım” diyor. Evet.
OKTAR BABUNA:“Kaplumbağa ayağı ile dahi yürümüş olsan, bir de bakacaksın ki, Aşil’den fazla yol almışsın.”
ADNAN OKTAR:Yani “bir süre sonra muazzam etki meydana getireceksin dünya çapında” diyor. Evet.
OKTAR BABUNA:“Bu bir sırdır ki, göz görür, kalp tasdik eder de akıl sadece hayran kalır! Çünkü Sırlar Muallimimiz: Hakka bir karış gidene Hakkın bir arşın; bir arşın gidene bir kulaç; yürüyerek gidene koşarak geleceğini, ifade ediyor.”
ADNAN OKTAR: Yani “sen Allah’ın izni ile ilerle Allah senin sürekli yolunu açacak” diyor Mehdi (a.s.)’a.
OKTAR BABUNA: “Öyleyse bir bahçıvan gibi elindeki testi veya fıskiye ile
bahçede nasibine düşenleri ab-ı hayata doyurmaya çalış. Göreceksin ki, birini bin edecek. Tohumlar çok bere ketli sümbüller verecek.”
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman diyor ya “tohumlar sümbüllenecek” diyor Mehdi (a.s.)’de. Bak aynı Bediüzzaman’ın ifadesinin aynısını almış, yani Mehdi (a.s.) olduğunu iyi vurgulamak için. Bediüzzaman ne diyor “tohumlar sümbüllenecek Mehdi (a.s.) zamanında” diyor. O da onu söylüyor. Mehdi (a.s.)’ın tohumları sümbüllendireceğini söylüyor. Evet.
OKTAR BABUNA:“Biraz üzerinde titrediklerinin etrafında yüzlerce çiçekler açtıracak!” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet “acayip bir gelişme olacak” diyor, evet.
OKTAR BABUNA:Hocam tarih de çok manidar. Aralık 1979 yazıldığı tarih. MaşaAllah tam Hicri 1400’ün başları Hocam böyle.
ADNAN OKTAR:Sorsan “şahs-ı manevi” der. Kardeşim, bak ben böyle ledünni kastı ile Şahs-ı manevi diyenlerin elini ayağını öperim. Sahtekârlık olarak, üçkâğıtçılık olarak yapanları ben kastediyorum. Cahilliğinden yapanlara da ben bir şey demem. Ama büyücüler var, sahtekâr büyücüler, ben onlara söylüyorum. Mehdi (a.s.)’ın şahıs olarak geleceğini açıklıyor muymuş Hocamız? Aynı şekilde Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın da geleceğini biliyor.
OKTAR BABUNA:Bir de birine işaret, birini bilerek diyor.
ADNAN OKTAR:Tabii ki bak “bir kişi çoğalacaksın” diyor. Tek kişiden bahsediyor.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:TRT bize ara fosil göstersin. Yani dedikleri ara fosili göstersin. Göstermezlerse doğru söylemediklerini bütün Türkiye’ye yayacağız. “TRT doğru söylemiyor” diyeceğiz. Bak diyor ki Fethullah Gülen, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğine dair hadisi şerifler vardır ki inkâr etmeye adeta mecal imkân yoktur” diyor. “Mümkün değil inkâr etmek” diyor. Bak diyor ki, "Fatih'ten bahsederken, ne güzeldir o emir, buna mazhar (sahip) olmak için 21–22 yaşındaki genç serdar (kumandan). Maddi, manevi fizat hislerinden fedakârlıkta bulunuyordu. 20. asırda Kuran’a sahip çıkmasını beklediğimiz genç delikanlımız” diyor. Buyurun. Hani Şahs-ı maneviydi? “Genç delikanlımız”, bakın “20. asırda” yani 2000 yılında, “Kuran’a sahip çıkmasını beklediğimiz”, İslam’a sahip çıkmasını beklediğimiz, sahib-i zaman, “genç delikanlımızın yaşındaydı büyük hünkâr” diyor. Genç yaşta olacak Mehdi (a.s.) diyor, bitti. Hani gelmiyordu? Bak "Mesih (a.s.) ve Mehdi (a.s.) ile alakalı hadis-i şerifler ve ümmetin kabulü esas alınınca, Hz. İsa (a.s.)’ın nüzûl-ü İsa’ya (Hz. İsa'nın tekrar yeryüzünü gelişine) ve zuhur-u Mehdî'ye (Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışına) inanmak Efendimiz (s.a.v)'e itimadın ve güvenin bir ifadesidir" diyor. “Eğer ona güveniyorsanız, bu doğru” diyor. Hani Şahs-ı maneviydi? Ama okursan, “Şahs-ı manevi” diyor. Bunları bıraksınlar. Öyle olsa, aksini olsa zaten ben cevap verirdim. Ben biliyorum Hocamızın nasıl baktığını inşaAllah.
“Hocam Allah sizden razı olsun. Bizi her konuda aydınlatıyorsunuz inşaAllah. Olayların hiç bilinmeyen yönlerini anlatıyorsunuz” diyor. Bilineni zaten her yerden okursunuz, herkes anlatıyor. Sakin sakin anlatıyorlar her yerde. Ve anlatılmış şu ana kadar. Ben hakikaten dediği gibiyim. Bak “İnşaAllah olayların hiç bilinmeyen yönlerini anlatıyorsunuz, inşaAllah. Hocam sizde şimdi anlatamayacağım bir olağanüstülük var, maşaAllah.” Öyle mi, öyle bir şey var mı? Varsa da Allah verir.
OKTAR BABUNA:Var inşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Bizi size yönelten ve sizi sevdiren Allah’a hamdolsun Hocam. Allah inşaAllah sizin elinizi öpüp bize”, beni Mehdi (a.s.) gibi gören bir üslup kullanmış kardeşimiz. Bakın ben Mehdi (a.s.)’ın ayağının çamuruyum. Alelade bir kardeşinizim yani deli dolu, Allah’a kendini tamamen teslim etmiş, dünyadan geçmiş bir adamım. Ama coşkulu sevgi doluyum. Hayat doluyum. Ondan sonra şiddetli coşkuluyum. Türk İslam Birliği de oluşuncaya kadar da kimsenin yakasını bırakmam yani. İnşaAllah yani ilgili şahısları kastediyorum, ilgili vatandaşları inşaAllah.
SUNUCU:“Değerli Hocam, Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun inşaAllah.”
ADNAN OKTAR:Ve aleyna aleyküm selam rahmetullahi ve berekatühü.
SUNUCU:“Hocam dünkü programınızda münafıklıkla ilgili 2 ciltlik kitap hazırladığınızı söylediniz, maşaAllah. Mehdiyet’in deccaliyet ile olan savaşında kâfirlerle ve münafıklarla olan fikri mücadelenin, belirli bir zaman sıralaması olacak mı? İnşaAllah. Yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın 40 yıl gibi bir zaman mücadele vereceğini düşünürsek, acaba münafıklarla olan fikri mücadelenin daha çetin olması açısından kâfirlerden sonraya bırakılacağını anlayabilir miyiz inşaAllah? Sevgiler ve saygılar, Karadenizli kardeşiniz Serdar Yavuz, İskoçya'dan” Hocam.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yok, küfür toptan çökecek, mesela iddia edilen Ergenekon Örgütü, deccaliyetin ve şeytanın bir organize halidir. Mesela bak bunlar hedeflerinden de anlaşılıyor, bakış açılarından anlıyoruz. Oradaki arkadaşın bizimle ilgili sözü önemli değil, benim kitaplarımı okumuş etkilenmiş o ayrı mesele de. Ama münafıklarla ilgili şimdi Kuran ayetleri var, ama Kuran bizim onu düşünmemiz için var. Onu ince analiz etmemiz için var. Şimdi ben şeytanın bu gizli iblisane sistemini açıklayacağım ve şeytan felç olacak. Münafıklar detaylı açıklanmadığı için bu kadar ferahlardı. Şimdi onların ta ciğerine kadar kromozomlarına kadar tarif edeceğim. Dolayısıyla pek gizlilikleri kalmayacak, inşaAllah. Zaten zamanı gelince de onlar böyle siyah beyaz resimlerle bayağı meşhur olacaklar inşaAllah. Ve münafıklara Allah, Allah kendi dili ile lanet edip bela diliyor Allah, yani “böyle dua edin” diyor Allah. Münafıkların helakı ile insanlar kurtulacaklardır. Bak küfre ben demiyorum, küfre ben hidayet diliyorum ve düzelmeleri için gayret edeceğim ama münafık çok kahpedir, çok alçak bir sistemdir. Ve Allah diyor ki, “yetmiş kere onlar için bağışlanma dilesen yine de vazgeçmezler” diyor. “Kalpleri parçalanmadıkça vazgeçmezler” diyor. Ve Ahirette de vazgeçmiyorlar.
“Selamlar Hocam. Okuduğunuz şiiri dinlerken aklıma Sayın Fethullah Gülen'in neden Amerika'ya giderek orada yaşadığına dair bir fikir geldi. Acaba katılır mısınız? Eğer Hocamız İstanbul’da yaşasaydı, kendisine karşı Hz. Mehdi (a.s.) olduğuna dair hüsn-ü zan olup da bu gerçek Mehdi (a.s.)’ın anlaşılmasına zahiren de olsa engel olabileceğine düşündüğünü ve buna imkân vermemek için sürekli orada yaşadığını düşünebilir miyiz? Ufuk”
Ufuk uyanıklık yapma, bunu ben anlatmıştım daha önce. Ufuk yaman. Yani ama Fethullah Hoca tabii ne görünüşü ile, ne stili ile, ne üslubuyla Ahir zamandaki Mehdi (a.s.) tarifine uygun düşmüyor. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’ın stilinde delilik vardır, delikanlı bir yırtıcılık vardır. Fethullah Hocanın sisteminde bir temkin ve itminan vardır. Mehdi (a.s.) deli bir coşkunluk içindedir Mehdiyet. Yani tank gibi ezer geçer ve belanın içine içine girer. Bela yağmur gibi yağar Mehdi (a.s.)’a. Orada beladan kaçma var, mecbur o beladan kaçacak. Mehdi (a.s.) belanın içine içine girer, arada fark budur. Bela nerdeyse onu arar Mehdi (a.s.). Fethullah Hoca stili itibari ile beladan kaçmak durumundadır hizmet için. Mehdi (a.s.) da hizmet için belanın içine girmek durumundadır. Nerede bela oranın içine girer Mehdi (a.s.). Biraz beklenirse bu görünecektir. Fethullah Hoca'nın zaten böyle bir iddiası yok. Böyle bir şeyi de yok, öyle bir yöntemi de yok. Birçok rahatsızlığı olan, Allah rızası için hizmet eden, kendini tamamen Allah’a adamış, mazlum bir insandır. Dünya hırsı yok. Bitmiş program.
SUNUCU: Yayınımızı kapatmadan önce tekrar hatırlatalım. Harunyahya.tv adresimizden bütün yayınlarımızı yirmi dört saat izleyebilir, harunyahya.org ve harunyahya.net internet sitemizden Hocamızın bütün eserlerini ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Ve ahirzamansohbetleri@hotmail.com tüm soru ve görüşlerinizi bekliyoruz. Şimdi internet yayınımızdan canlı olarak devam edeceğiz.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...