SUNUCU:İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam Harunyahya.tv, Mavi Karadeniz Radyo, Kocaeli Tv, Mushaberleri.com, Nevşehir Keyif Fm 92.7, Erzincan Kral Fm 95.5, Bingöl Fm 102.0, Iğdır Tv, Adana Ceyhan CRT Tv ve Radyo, Mardin Kanal 47’den canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programında yine sizlerle birlikteyiz. Birbirinden önemli konuların yer alacağı programımıza siz de e-maillerinizle katılabilirsiniz. Konuklarım Harun Yahya müstear ismiyle yazdığı 300’ü aşkın kitabıyla tüm dünyaca tanınan Sayın yazar Adnan Oktar, hoşgeldiniz Hocam. Nasıl başlamak istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam buyurunuz.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, nasıl uygun görürseniz inşaAllah. Gavs-ı Azam’ın bir ifadesi vardı Hocam inşaAllah, onu okuyalım mı Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili inşaAllah.
“Büyük İslam Alimi Şeyh Esseyid Muhammed Raşid Erol (k.s.) Hazretleri’nin Şeyhi ve Hocası, Büyük Mürşid Gavs Hazretleri Seyyid Abdülhakim Hüseyni (k.s.) diyor ki: Gavs Hazretleri bir sohbetinde; “Evliya yetiştirme mektepleri olan tarikatler, artık iman kurtarma mektepleri haline geldi. Eskiden insanlar yıllarca gezer, kendilerine şeyh aralardı. Şimdi ise şeyhler kapı kapı dolaşıp müslümanları imanlarının kurtulması için çağırıyor ve topluyorlar. Şah-ı Hazne (Ahmed Haznevi) Ümmet-i Muhammed’in imanını kurtarmaya çalıştı. Yoksa bu zamanda tarikat meselesi diye bir şey olmuyor. Şimdi bir oyalamadır yapıyoruz. Maksad iman kurtarmaktır. Tam hidayet Mehdi aleyhirrahme zamanında olacaktır.” buyurdu. “Gavs Hazretlerine sorulmuş: Efendimiz bu kadar cezbe ehli, muhabbet ehli, Vird ehli vardı. Şimdi hepsi gevşemişler ve tembellik içindedirler. Bu niçin böyle oluyor? Gavs Hazretleri buyurmuş: “Evet artık hidayet kalmamış da ondan. Bizimkisi bu zamanda vallahi bir durumu muhafazadır, aldatmaca gibi bir şey. Çünkü tam hidayet şimdi Hz. Mehdi (a.s.)’ın elindedir. Tam manasıyla hidayeti o yapacak. Biz ise çoluk çocuk nasıl aldatırsa, eğlendirilirse öyle yapıyoruz.”” Şeyh Seyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.)’nin Hayatı Hocam kaynak da.
ADNAN OKTAR:“Çünkü” diyor “Tam hidayet şimdi” “Bu zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’ın elindedir.” “Hz. Mehdi (a.s.) hayatta” diyor. Değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Berker’im anlat.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Her zaman söylediğiniz gibi Ehl-i Sünnet inancında 4 mezhebin hepsinde de Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi ve Hz. İsa (a.s.)’ın nüzulü hak konudur. Ve reddetme, Ehl-i Sünnet’te reddeden Ehl-i Sünnet olmaz, bu konuları reddeden. Sahih hadislerdir. Bunları kabul etmeyen Ehl-i Sünnet inancında olmayan kimselerdir.
ADNAN OKTAR:Zaman zaman televizyonlara çıkarıyorlar, falanca profesör feşmekanca baş profesör, işte bilmem uzman doktor bilmem şu falan efendim. Peki arkadaşımıza soruyoruz: “Kardeşim Ehl-i Sünnet inancında mısınız?” “Yok değilim” diyor. “Şii misin?” “Değilim.” “Caferi misin?” “Değilim.” “Hiçbirini beğenmiyorum” diyor. “Neyi beğeniyorsun?” diyorum. “Kendimi beğeniyorum” diyor. Anlat diyoruz. “Mehdi (a.s.) gelmeyecek, İsa (a.s.) gelmeyecek” diyor. Biz de teşekkür ediyoruz. Değil mi? Oradan Ataköy, Bakırköy, işte Halkalı bilmem ne falan semtleri var, oralarda gezinecek inşaAllah. Yapacak başka bir şey yok. Temiz hava alacak inşaAllah. Çünkü “Hiç kimseyi beğenmiyorum” diyor. “Herkes yanlış yolda” diyor. Şiiler, Mehdi (a.s.)’ı bekliyor. Caferiler bekliyor. Sünniler bekliyor. Sünni, Hanbeli, Hanefi, Maliki, Şafi hak. 4 mezhebin 4 mutlak müçtehidi Mehdiyet’i ve Hz. İsa (a.s.)’ın nüzulünü çok kapsamlı anlatıyorlar. Şahıs olarak geleceğini, o devirde İslam ahlakının dünyaya hakim olacağını, değil mi? Çok kapsamlı eserlerinde yazmışlar. Ve yüz tane iki yüz tane değil. Binlerce eser var böyle. Adam 1400 sene sonra ortaya çıkıyor. Pencerenin arkasından bizlere anlatıyor. Ondan sonra, canavar gibi bir surat, pirana balığı gibi. Çoluk çocuk kaçışıyor, küçük çocuklar böyle. “Ben” diyor, “bilim adamıyım” diyor. Ama “Hiç kimseyi beğenmem ben” diyor ve “hiç kimseyi de doğru yolda bulmuyorum” diyor. “Kim var doğru yolda?” “Bir tek ben varım, en iyi ben biliyorum” diyor. “Anlat Hocam” diyoruz. “Mübarek” diyoruz. “Hz. Mehdi (a.s.) da yok Hz. İsa (a.s.) da yok. İslam ahlakı da dünyaya hakim olmayacak” diyor. “Teşekkür ederim” diyor. Biz de ona teşekkür ediyoruz. Ama bizim teşekkürümüz, belasından kurtulduğumuz için.
Kardeşim çok büyük cesaret, Buhari sahih hadis kitabı, açıkça Hz. İsa (a.s.)’nın geleceği ve Mehdi (a.s.)’ye tabi olacağı ifade ediliyor. Ve Mehdi (a.s.)’nin nuzulü ile ilgili Buhari’de çok sarih ifadeler var. Evet. Buhari mi o?
OKTAR BABUNA:Buhari Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sahih-i Buhari, evet. Göster. Açsın, baksınlar. Görünüyor mu? Aç ilgili kısmı. Oku ilgili kısmı ayrıca.
OKTAR BABUNA:“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, muhakkak ileride Meryem oğlu İsa sizin içinize adaletli bir hakem olarak inecektir. O zaman o, salibi kıracak, domuzu öldürecek, cizye vergisini kaldıracak, mal o kadar çoğalacak ki, hiçbir kimse mal kabul etmeyecek. Nihayet bir tek secde dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlı olacaktır.” İnşaAllah. Ayrıca “İmamınız (devlet başkanınız) kendinizden olduğu halde” Hz. Mehdi (a.s.).
ADNAN OKTAR:Hz. Mehdi (a.s.), evet.
OKTAR BABUNA:“Meryem oğlu sizin içinize indiği zaman (Hz. İsa (a.s.)) İsa (a.s.)’da imanınıza uyduğunda acaba sizler nasıl olursunuz?”
ADNAN OKTAR:Bak. Hz. İsa (a.s.) Ulül- Azm bir peygamber, Ulül- Azm bir Peygamber bir imama uyuyor. Bu kim? Hz. Mehdi (a.s.). Nerden öğreniyoruz? Tirmizi, Sünen-i Davud, İbn-i Mace, değil mi? Hepsi var evet. Adam diyor ki “Ben alimim, Buhari geçersizdir. Müslim de geçersizdir” diyor. “Tirmizi de geçersizdir. 4 mezhebin imamı da geçersizdir” diyor. “Kuran?” “Kuran’ı da incelemek lazım, bir kısmı o devre aittir. O devre ait düşüncelerdir. Fakat bu devre uygun olanları ben size gösterebilirim.” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek mi?” diyoruz. “Gelmeyecek” diyor. “Kuran’ın da bir kısmı geçersizdir” diyor. o devre aitmiş Kuran’ın, (haşa) bir kısmı. Bir kısmı da bu devre bakıyormuş. Böyle adamları çıkartıp konuşturuyorlar, insanlar da dinliyor bunları.
İnanılır gibi değil, ne cesaret yani. Adamın ferahlığına bak. Bir de etrafı pirana balığı gibi izliyor, böyle bakıyor, milleti de korkutuyor çoluk çocuğu. İnşaAllah. Bırakacaklar bunu. Tabii ben ilgili bir kişi var onu kastediyorum. Saflığından cahilliğinden söyleyenlere bir sözüm yok. Bir üçkağıtçı mason Hoca var, onu kastediyorum, inşaAllah. O kendini biliyor, inşaAllah. Onun için de pek ortalarda görünmüyor. Hemen cevabını vereceğimi biliyor.
OKTAR BABUNA:Siz Allah razı olsun, tam delillerle ortaya çıkarttığınız için Hocam inşaAllah. Söyleyecek bir şey kalmıyor kimseye tabii. Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, bir kere Allah’ın adetullah’ıdır. Negatif varsa pozitif vardır. Gece varsa gündüz vardır. Kötü varsa iyi vardır. Allah tek yanlı hiçbir zaman için yaratmaz bir şeyi. Küfür ve deccaliyet hakim olduğuna göre dünyaya, mutlaka Hz. Mehdi (a.s.) vardır. Dünyanın hangi devrinde tek taraflı bir küfür olmuştur? Bana bir söylesinler. Nemrut varken, Hz. İbrahim (a.s.) vardı. Firavun varken, Hz. Musa (a.s.) vardı. Öyle elini kolunu sallayarak gezemezler. Mutlaka zıttı karşıtı vardır. İnşaAllah.
Ben çocukken insanlar Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerini nasıl görmezden gelirler derdim, ben şaşırırdım yani. Bu kadar açık hakikatleri nasıl anlamazdan gelirler? Ben, Peygamber (s.a.v.) mucize gösterir, görünüyor, nasıl oluyor diye şaşırırdım. Şimdi anlatıyoruz diyoruz bak, Peygamberimiz (s.a.v.) Kabe’ye baskın yapılacak ve tarihi ve zamanın da veriyor ve oluyor, diyorum. “Olabilir” diyor. “Kuyruklu yıldız çıkacak” diyor, diyorum. “Hatta ikinci kuyruklu yıldızı belirtiyor, hatta o ikinci kuyruklu yıldızın da çift uçlu olacağını” söylüyor diyorum ve “diğer kuyruklu yıldızların ters istikametine gideceğini” söylüyor, “Daha parlak olacağını” söylüyor. “Ve o kuyruklu yıldız çıkmadan önce de birkaç yıl yağmur yağmayacağını” söylüyor. Ne diyorsun?” diyorum. “Olabilir” diyor. Ama 150 tane sayıyoruz, “Olabilir”. Ne diyorsun bunlara? diyoruz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizesi mi, diyorum. “Yok, değil” diyor. “Ama Allah’a çok şükür ben Ehl-i sünnet alimiyim” diyor. “Bakın, ileride ne olacak ben sana söyleyeyim. Şimdi Hz. Mehdi (a.s.)’ın alametlerini sayayım. Çift uçlu kuyruklu yıldız çıkacak ileride” diyor, bakın bu konuşmanın üzerine. “Ondan evvel birkaç yıl yağmur yağmayacak” diyor. Tamam, diyoruz, yağmayacak. “Diğer kuyruklu yıldızların ters istikametine gidecek bu kuyruklu yıldız” diyor. MaşaAllah, Elhamdülillah, diyoruz, tamam. “Kabe’ye baskın yapılacak, hacıların kanları akıtılacak” diyor. Tamam, maşaAllah diyoruz. Hocam oldu ama bunların hepsi, diyoruz biz. “Olmuş olabilir önemli değil, bir daha olması gerekiyor” diyor. “Bir daha olabilir. Asıl onu sayalım biz, onu saymayalım. Birinci olanı kabul etmeyelim” diyor. “İlk olanı ben kabul etmiyorum. Bir daha olsun ben onu kabul edeceğim” diyor.
SUNUCU:Hocam, bundan 40 - 50 yıl önce hani böyle bu şekilde konuşmaları anlayabilirim ama, şu dönemde şu, devirde bu kadar her şeyin açık açık gösterilen, bu kadar en geniş kapsamlı olduğumuz dönemde böyle bir şeylerle karşılaşmak hani.
ADNAN OKTAR:İşte şaşırtıcı. Ne diyelim?
SUNUCU:Çok çok daha şaşırtıcı.
ADNAN OKTAR:Berker’im ne diyorsun?
ALTUĞ BERKER:Onlar da bir Ahir zaman alameti oluyor Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz. Peygamberimiz (s.a.v) onları da söylemiş.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bak adamlara diyoruz ki, bütün alametleri sayıyorum. Teker teker hepsi çıktı, diyorum. Belgelerle fotoğraflarıyla gösteriyorum. “Tamam, olabilir. Böyle bir şey olabilir, olmuştur” diyor. Peki bize Ahir zamanın alametlerini say, diyorum. Aynısını sayıyor benim dediklerimin. Ama bak ısrarla üzerinde durduğu konu şu “Ben bunu kabul etmiyorum birinci oluşu. Bir kere daha olsun o zaman. Onu kabul edeceğim” diyor. Burada bir acayiplik var. Bunu bütün kardeşlerimiz görsünler. Bir harikuladelik var Ahir zamanda. Öyle ufak tefek bir olay yok.
Bakın adam diyor ki: “Falanca kişi Dabbet-ül arz. Hz. Mehdi (a.s.)’ın ve Hz. İsa (a.s.)’ın ruhu onun içine girecek ve o adam görev yapacak” diyor. “Ve ikisi Kuran’ın ışığı ile imanın nuruyla o adamın bedeninde birbirlerini tanıyacaklar” diyor. “Önce tanımakta zorluk çekecekler” diyor. Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) onun bedeninde buluşacaklarmış. Fakat birbirlerini tanımakta zorluk çekecekler, alametlerden anlayacaklar. Kuran’ın ışığıyla, imanın nuruyla anlayacaklar ve tanışıp birlikte o Dabbet-ül Arz denilen adamın da lütfu keremiyle herhalde, birlikte İslam ahlakını dünyaya hakim edeceklermiş. Ama beden olarak o Dabbet-ül Arz denilen şahsı kullanacakmış. Artık o kafasına, başına bir şey sarmış çıkmış bir kardeşimiz var, o da olabilir. Sarık mı, bez mi bir şey sarmış kafasına yahut şapka giymiş bilmiyorum, tam anlamadım yani. Ve buna inanan çok ciddi bir kitle var.
Mesela öbürü çıkıyor, bayağı Risale-i Nur talebelerinden oluşmuş büyük bir internet sitesi. Bayağı aklı başında insanlar takip ediyor, üniversiteli gençler takip ediyor. Bediüzzaman diyor ki: “O zat, o şahıs 100 yıl sonra çıkacak. Risale-i Nur’u hazır programı yapacak. Risale-i Nur’un gerçek sahibidir. Benden 100 yıl sonra çıkacak. Ben o zaman vefat etmiş olacağım. Hz. Mehdi (a.s.) ve şakirtleri, o zat” diyor. Bunu 60- 70 kere tekrarlıyor. “Ya diyor o zat, o şahıs, o kişi dediğine göre, defalarca tekrarladığına göre” diyor. “Kaç defa tekrarlıyor? 60 -70 kere tekrarlıyor. Demek ki, 70 kişilik bir şahs-ı manevi bu” diyor. Kardeşim buna inanıyor adamlar. İnanılır gibi değil yani. İnternet sitesini on binlerce adam ziyaret ediyor, hepsi birden kabul ediyor. “Doğru dedikleriniz, ne güzel açıklamış, maşaAllah” diyor. Ben ne diyeyim, rüya mı görüyorum ben, inanamıyorum ben.
SUNUCU:Hocam, izin verirseniz bir soru sormak istiyorum. Onlar bunları yorumlarken, böyle kesin tabirler cümleler kurarken hangi kaynaklardan yararlanarak bu şekilde yorum getiriyorlar? Ben de bunu anlamış değilim.
ADNAN OKTAR:Daha önce Nur talebelerini Ankara’dayken tanımıştım. İstanbul’da da tanıdım. o dershaneye mensup olmak, oraya gidip gelmek, oradaki kişilerin kabulünü almak için, bir kere Bediüzzaman’ın Mehdiliği konusunu ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceği konusunu tartışmaya açamaz. Bir kere Bediüzzaman’ı Hz. Mehdi (a.s.)’dir diye kabul edeceksin, bir. İkincisi de, Hz. Mehdi (a.s.) gelecek, demen de olmaz. Onu dediğinde, gerçi sert bir üslup kullanmazlar ama Allah-u alem bir daha gidemezsin oraya, özetle. O konuları açıp okuyamazsın. Hepsinde değil de dershanelerin bir çoğunda bu vardır. Dershane derken, sohbet edilen evler, inşaAllah. Orada bir ağabeyin o kişiyi uygun görmemesi, konuyu bitirir zaten. “Güvenmeyin” derse, o artık orada yabancıdır, o imkansız. “Bediüzzaman’ın mesela Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili bir konusunu, Hocam bunu bana bir anlat” dese buz gibi bir hava eser orada, anlatamaz. Halbuki Bediüzzaman onu bir müjde olarak çok detaylı, 60- 70 yerde, çok detaylı kapsamlı izah etmiş ve geri dönüşü olmayacak şekilde açıklamış. Onun psikolojisini tabii kardeşlerimiz bana bir yazsınlar. Bu neden böyle örtbas ediliyor, bunu bir araştırsınlar bütün kardeşlerimiz, Müslüman kardeşlerimiz. Bana herkes fikrini göndersin. böyle bir analiz etsinler bunu. Bu, harika bir durum var.
Bakın, kaç çeşit yanlış açıklama var. Hayretler içinde kalıyor insan. Tek bir yanlışta da kararlı değiller dikkat edersiniz. Tek bir yanlışın üzerinde de durmuyorlar. Çeşit çeşit yanlışlar yapıyorlar. Hz. Mehdi (a.s.) konusunda acayip savruluyorlar. O noktaya geldi mi anafora kapılıyorlar. Diğer konuları gayet, mesela iman hakikatlerini her şeyi çok normal anlatıyorlar. Ama Hz. Mehdi (a.s.)’da müthiş bir panik ve muazzam bir üslup bozukluğu ve mantık bozukluğu başlıyor, ama akıl almaz derecede.
Mesela diyor ki Bediüzzaman; “Hz. Mehdi (a.s.) üç vazifeyi birden yapacak” diyor. Açın bakın Risale-i Nur ile ilgili araştırma yapan internet sitelerinde. Şimdi “üç vazifeyi yapacak” diyor Bediüzzaman. “Yok, öyle bir şey yok. Bir vazife yapacak” diyor. Nereden çıkardın, dersen, “kaynak yok, kaynak benim mantığım” diyor. “Bediüzzaman böyle dedi” diyoruz. “O öyle diyebilir, öyle demiş olabilir ama biz bunu mantıkla çözmek durumundayız.” Kardeşim dinde mantık olur mu? Allah diyor ki, “zaman yok” diyor. Yok. “Mekanı Ben yokluktan yarattım” diyor. Mantıklı mı adama göre? Değil. Ama öyle, doğru. Allah’ın dediği olmuş, değil mi? Bediüzzaman, “Üç vazifeyi birden yapacak. Ve aniden yapacak bitirecek hepsini” diyor. “İlk tebliğ dönemi uzun olacak” diyor. Siyaset ve saltanat kısmının süratli olacağını da belirtiyor.
Fakat bu arkadaşlarımız, o konuda “Siyaset Mehdi’si gelecek ayrı, saltanat Mehdi’si ayrı gelecek, diyanet Mehdi’si ayrı gelecek” diyor. Bediüzzaman da diyor ki; “Eğer siyaset, saltanat ve diyanet Mehdileri ayrı ayrı olursa, Ahir zamanın Büyük Mehdisi olamaz zaten” diyor. Çok net söylüyor. “Yok” diyorlar onlar. “O zaman biz üçünü birleştirir toplam, toplarız bir araya getiririz. Onu Büyük Mehdi yaparız biz” diyor. Bediüzzaman da diyor ki; “böyle bir toplama olmaz” diyor. Ayrı ayrı Mehdiler olmaz. Onların üçünün, mesela Abdülkadir Geylani ve İmam-ı Rabbani’nin veyahut İmam-ı Gazali’nin toplamından Büyük Mehdi çıkmaz” diyor Bediüzzaman. “Bunlar ayrı ayrı müstakil Mehdilerdir” diyor. Üçünü toplarsan, yahut Mehdi Abbasi, mesela o da siyaset alanında Mehdi, değil mi? “Bunların tamamını topladığında Büyük Mehdi olmaz” diyor. Bunlar diyor ki; “Büyük Mehdi olur, ben toplarım. O zaman toplanmamış ama biz toplarız” diyor. Veyahut mesela farzedelim Abdülkadir Geylani geliyor. Abdülkadir Geylani’nin talebelerinin şu ana kadar yaptığı faaliyetlerin tamamını Abdülkadir Geylani’ye vererek, bunu bir Mehdiyet olarak kabul ediyorlar. Halbuki Abdülkadir Geylani kendi zamanının Mehdisidir ve kendi zamanındaki yaptığı faaliyet esastır. Ondan sonra zaten devam eder o. Ona kalırsa İmam-ı Cafer Sadık’ın faaliyetleri vardır, daha hala devam ediyor, değil mi? İmam Ali Rıza’nın faaliyetleri vardır, daha hala devam ediyor. 12 imamın bütün faaliyetleri devam ediyor. Hz. Ömer (a.s.)’in bütün faaliyetleri hala devam ediyor, değil mi? Hz. Ömer (a.s.) şimdi asrımızın, bu asrın Mehdi’sidir diyebilir miyiz biz?
OKTAR BABUNA:Diyemeyiz Hocam.
ADNAN OKTAR:Değil mi? O zaman deriz. Hadislerden bize yol göstermiştir, anlatmıştır. Biz ona tabiyiz, Peygamber (s.a.v.)’in de kumandanıdır. Siyaset yönünde, askeri yönden de kumandandı, değil mi? Askeri yönden kumandandı. Siyasi yönü de vardı. Saltanat yönü de vardı. İmani çalışma da yaptı. Ve bizde talebeleri olduğumuza göre, bizim yaptığımız faaliyetlerin tamamı onda toplanacağına göre, şahs-ı manevi de oluştuğuna göre, Büyük Mehdi Hz. Ömer (a.s.)’dır deriz. Ama bu yanlış olur, değil bu, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in kastettiği bu değil. Dürüstçe davranmak lazım. Böyle akıl almaz mantık esnemeleri ile konuyu örtbas etmek ve darmadağın etmeye çalışıyor arkadaşlarımız. Benim dışımda da kimse üstüne gitmiyordu. Allah’a çok şükür ki şimdi hem televizyon, hem internet, hem radyolar çıktı, çok rahat ulaşabiliyoruz. Bunu çok ustaca yıllardan beri gizlediler. Çünkü anlatılacak gibi değildi. Bunun üstüne gidenin de çok müthiş üstüne gidiyorlardı. Ağzını açamıyordu. Kimse ağzını açamıyordu, konuşamıyordu. Ben çok kapsamlı kitaplarla ve delillerle ortaya çıkınca, bana karşı atak da yapamadılar. Çünkü anormallikle, yanlış düşünceyle suçlanacak gibi değil çünkü net delillerle açıklıyorum. Net delil oluduğu için bir şey de diyemediler. Yoksa gazeteleri de var arkadaşlarımızın, internet siteleri var, cayır cayır cevap verirler. İsim vermesine gerek yok. “Falanca kişi çıkmıştır, yalan söylüyor ve doğrusu budur” der ve konu biter. Ama diyemezler çünkü doğru söylüyorum. Çünkü yalan söyleyenin kim olduğunu biliyorlar. Doğru söyleyenin kim olduğunu biliyorlar.
Ama tabii bir de şu var. Ahir zamanda insanların imanı o kadar güçlü olmuyor, güçlü olamayacak, Bediüzzaman da diyor onu. Hadislerinde var, Peygamberimiz (s.a.v.); “ateşten kor gibidir. Avuca aldığında yakar. Avucu bıraktığında da imansız olur insan” diyor. Belki iman etmekte zorlanıyor olabilirler. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışını hakikaten pek akla yatkın bulmuyor olabilir bir kısmı. Öyle dünyaya hakim olmasını hem de kısa sürede hakim olmasını, hem siyaset, hem saltanat, hem de diyanet yönünden bir muhteşem sonuç alınmasını makul görmüyorlardır. Ki zaten kitaplarında, yazılarında yazıyorlar, “olamaz bu” diyor. “Mümkün değildir” diyor. Bediüzzaman diyor ki; “Benim zamanımda olması mümkün değildir” diyor. “Ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde ancak mümkündür” diyor. Onlar da diyor ki; “Bak, Bediüzzaman bak zaten olamaz demiştir” diyor. “Olamaz” demiştir de “Ahir zamanda olur” diyor. “Olacak” diyor. Kendi “Benim zamanımda olamaz” diyor. O kendi zamanında olamazı almış oradan, hiç olamaza getirmiş. “Burada zaten söylüyor, hiç olamayacağı anlaşılıyor” diyor. “O zaman” diyor. “Mutlaka bunların bölünmesi ve ayrı ayrı kişilerin bunları yaparak uzun silsilelerle Kıyamet’e kadar yapılan çalışmaların tamamının Bediüzzaman’a verilmesi gerekir” diyor. Halbuki Bediüzzaman orada çok açık söylüyor. “Siyaset, saltanat ve diyanet yönünde, üç görevi birden yaptığı için Hz. Mehdi (a.s.)’dır o” diyor. “Büyük Mehdi unvanını o yüzden almıştır” diyor. Akıllarının almamasına karşı da diyor ki “Kış mevsiminde aniden yaz oluyor mu?” diyor Bediüzzaman? Oluyor diyor değil mi? “Yaz ortamında birden kışa benzer bir ortam oluyor mu, oluyor” diyor. “İşte Mehdiyet de böyle aniden ortaya çıkacaktır. Ani netice alacaktır” diyor. “Siyaset, saltanat yönünde de” diyor “ani netice alacaktır”. “Fakat diyanet yönünde, iman hakikatleri yönünde çalışma en azam meselesi” diyor Hz. Mehdi (a.s.)’ın. “İman hakikatleri yönünde kitaplar hazırlaması, Darwinizme ve materyalizme karşı mücadelesi en önemli konusudur” diyor. Hadislerden anladığım kadarıyla bu 40 yıllık bir dönem. “Büyük, en önemli kısmı budur” diyor. Ve “Hz. Mehdi (a.s.)’yi de, Hz. Mehdi (a.s.) yapan kısım da budur” diyor, en önemlisi. Saltanat ve siyaset kısmı en kolayıdır. Onu da rahatça bitireceğini söylüyor Hz. Mehdi (a.s.)’ın. Ama kardeşlerimiz bunu çok çok zor görüyorlar. Siyaset ve saltanat, asıl orada kilitleniyorlar benim gördüğüm. “Onun için ayrı bir siyaset Mehdisi gelecektir” diyor. Kardeşim tamam onu kabul edelim. O kim? “Ya bir şirketin patronunu tanımak şart mı ki” diyor. “Yazmış, bak oradan anlayın” diyor. “Biz, mesela ünlü şirketler var büyük, başarılı şirketler, patronunu tanıyor muyuz?” diyor. “Niye patronu tanımaya mecbur kalalım ki” diyor. Kardeşim artık patronlu matronlu örneklere dönüşmek, bu kadar zavallı halere gelmenin ne alemi var? Bu hallere düşmenin ne alemi var, değil mi? Zavallı da demeyeyim, çok yanlış bir yola girmiş oluyorlar. Yanlış, acayip bir üslup kullanıyorlar. Bu kadar çocuksu bir üsluba ne gerek var? Ondan sonra o insanın imanı nasıl samimi olabilir oradaki insanların? Oraya gelen bir talebeyi düşünün, onu okuduktan sonra üniversite öğrencisi, oradaki buram buram kokan o samimiyetsizliği görmeyecek mi? Kime anlatsan anlar o. Sen Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsediyorsun, arkasından şirket patronundan bahsederek örnek vermiş. Ve bu şirket patronu örneği çok ünlü, bu da büyük bir internet sitesinde “muazzam açıklamış” diyor. “Hani var büyük şirketler Toshiba şu bu falan, şirketin müdürünü tanıyor musunuz sahibini?” diyor “Tanımazsın, ama şirket başarılıdır” diyor. “Aynı onun gibidir” diyor. “Biz tanımaya mecbur değiliz. Tanımamız önemli değil. Tanımayalım” diyor. Bakın Hz. Mehdi (a.s.)’den kurtulmanın yollarını görüyor musunuz? Saysam sabaha kadar bitmez. Çeşit çeşit 20- 30 çeşit yol bulmuşlar kurtulmak için.
Onun için benim kardeşlerim, üniversitede okuyan arkadaşlar, diğer arkadaşlar çok zekiler, çok akıllılar, bana bu konuyu bir analiz etsinler. Bak bizim internet sitemize girsinler, diğer internet sitelerine girsinler. Nur talebelerinin internet sitelerine girsinler. Cübbeli’nin sitesine girsinler. Şeyh Nazım Hocamız’ın sitesine girsinler. Şeyh Nazım Hocamız Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda geleceğini söylüyor, geldiğini söylüyor. Geleceğini değil, geldiğini söylüyor. Ve ümmetin ömrünün de Hicri 1500’e kadar olduğunu, aynı Bediüzzaman’ın açıklaması gibi “1500’den sonra kıyamet bekleniyor” diyor. ‘Bediüzzaman’da 1545’de Kıyamet kopacak zaten’ diyor. İnşaAllah. Allah’ın dilemesiyle. Bir analiz etsinler. Ben bu işin içinden çıkamıyorum. Anlayamadım ben bunu, bunun ne olduğunu, bunun psikolojik kökenini, böyle çok zeki akıllı kardeşlerim var, dindar kardeşlerim var. Bir haftalarını on günlerini bir ayırsınlar. Mutlaka bunu bir çözsünler. Bundan, bu konudan niye bu kadar korkuyorlar? Mesela madde madde bu kadar yanlış açıklamaya neden gerek duyuyorlar. Ve o kadar çelişkili ki ve birbiriyle uzaktan yakından alakası olmayan izahlar yapıyorlar. Bakın sırf Hz. Mehdi (a.s.) konusuna kilitlenmiş vaziyetteler. Burada muazzam bir panik var.
Mesela bakın bir şeyh efendi de bir mübarek de, Hz. Mehdi (a.s.) gelecek diye muazzam hazırlık içerisindeydi, bütün talebelerini uyarıyordu. 86-87’ler gibi Hz. Mehdi (a.s.) fitnesi ile ortaya çıktı. “Sakın bir daha Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmeyin” dedi. “Bu bir fitnedir, bu konuda bir daha konuşmasın” dedi. Mübarek Hocam, ne gördün sen? Kimi fark ettin? Neyi fark ettin de bu kadar panik oldun sen? Neyin olmayacağından emin oldun? Neyin olacağından emin oldun, değil mi?
Cübbeli yeri göğü birbirine katıyordu “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek” diye? Niye panik oldun, aniden vazgeçtin? Bakın İslam ahlakının dünyaya hakimiyetinden de vazgeçti, onu da söyleyemiyor, bak Hz. Mehdi (a.s.) korkusundan. Bir Müslümanın en başta söylemesi gereken konudur bu. En büyük farzdır İttihad-ı İslam. Bunu söyleyemiyor şu an Cübbeli korkudan. Bu konuyu kapattı. Bakın, programlarına bakın, cinsel pozisyonlar, cinsel ilişki nasıl olur? Yemek nasıl yenir? Hepsini anlatıyor. Ama İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti, İttihad-ı İslam en büyük farzdır, bu konuyu katiyetle ve katiyetle anlatmıyor. Ağzına dahi almıyor. Çünkü İslam ahlakının dünya hakimiyetinden bahsedince ne oluyor biliyor musunuz? Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmiş olacak. Hz. Mehdi (a.s.) varlığından da benim anladığım Allah-u alem adından emin olduğu gibi emin. Akıl almaz bir panik var. Akıl almaz bir panik. Kimi fark ettin mübarek Hocam? Biz gidip bir görelim o kimdir, o? Değil mi? Neyi fark ettin yani? Bu kadar emin olacağın hangi deliller var? adı gibi emin o da. Bu paniğin anlamı budur. Kardeşim bir adam zangır zangır titriyorsa, eli ayağı boşaldıysa, dışarıda mutlaka onu korkutan bir şey vardır. Yüzde yüz emin olmuştur.
SUNUCU:Ben Hocam, ben bir tek şeyi merak ediyorum. Bu Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili sonuçta kesinlikle sizin de söylediğiniz gibi biliyorlar, inanıyorlar. Talebeleri de onun görüşlerini savunan kişilere ne cevap verecekler? Hani bunlar güven kırmayacak mı? Yarın öbür gün talebelerinden birisi Hz. Mehdi (a.s.) gelmeyecek dediniz şöyle olmayacak dediniz. Hepsi böyle böyle oldu denildiği zaman verilecek cevapları?
ADNAN OKTAR:Benim gördüğüm, Cübbeli’nin eski samimiyeti yok üzerinde, ona bir şey oldu. Birçok kişinin de eski samimiyeti yok. Bu gereksiz büyük bir hatanın içine girdiler. Halbuki Allah’a tevekkül etseler açık açık Mehdi (a.s.)’yi anlatsalar, Ahir zamanı anlatsalar, kimse kim? Sen Allah’ın takdir ettiğini geri mi çevireceksin? Ne korkuyorsun? Allah’a tevekkül et, değil mi? “Ya benim istemediğim biri Hz. Mehdi (a.s.) olursa? Kardeşim Allah yapıyor, Allah yaratıyor. İstemediğin tesadüfen gayretle Mehdilik olur mu? Değil mi? Böyle uyanıklıkla, kurnazlıkla, zekilikle Hz. Mehdi (a.s.) olunmaz. Hz. Mehdi (a.s.) Allah’ın kaderde yarattığı kişidir ve kimse durduramaz onu. Olur o. Onun için üstüne bir tutukluk geldi. Bak diyor, “İki ciltlik İslam’da cinsel hayat ile ilgili kitap hazırlıyorum” diyor bak acilliğe bak. İttihad-ı İslam ile ilgili kitap hazırlasana, İslam Birliği ile ilgili kitap hazırlasana. Müslümanların çektiği ızdırabı ve acıyı anlatsana, İttihad-ı İslam’ın önemini anlatsana. İman hakikatlerini anlatsana. En acil konu cinsel ilişkinin pozisyonları, teknikleri mi şu an? Müslümanlar zaten bilir helali haramı. İlk defa senden mi öğrenecekler yani? Bu millet şu ana kadar bilmiyordu da Cübbeli’den yeni mi öğrenecek? “İki cilt birden kitap hazırlıyorum” diyor. Değil mi? Zaten Ehl-i sünnet eserleri ortada. Birbirinden kıymetli, birbirinden güzel eserler var. İlmihal kitapları var. Bizim Cübbeli’ye o yönde ihtiyacımız yok. Ama onun İttihad-ı İslam anlatmasına ihtiyaç var. Başkalarının İttihad-ı İslam anlatmasına ihtiyaç var. Müslümanlar topluca bu güzelliği istediklerinde, Allah bu nimeti nasip edecek inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ama Şeyh Nazım’ın yanında öyle demiyor Hocam değil mi?
ADNAN OKTAR:Orada kuzuya dönüyor. Elini öpüyor mübareğin. Hakikaten çok değerli bir insandır Şeyh Nazım Hocamız. Benim hem mürşidim, hem veli nimetim, çok değerli, çok büyük bir insandır Hocamız. Bizim çocuklar da çok severler Şeyh Nazım Hocamızı. Böyle nüktedan, mütevazı. Yüksek kimya mühendisi, birçok yabancı dil bilir. O müthiş kültürlüdür. Avrupa’da, dünyanın her yerinde çok sevilen bir insandır. Bakın pir-i fani müthiş bir zeka, müthiş bir dikkat, müthiş bir akıl, müthiş bir hafıza var. Bu bir mucize, başka insan olsa perişan olur o yaşta, perişan olur. Ve tam bir mücahit, tam bir cehd insanı, mükemmel anlatıyor. Bak, Cübbeli’yi kromozomlarına kadar teşhis etmiş. Tam teşhis etmiş. Var mı onun filmi?
ALTUĞ BERKER:2 dk’ya hazır.
ADNAN OKTAR:Tamam. Bak tam analiz etmiş ve çok nezih bir üslupla anlatıyor. Onun yanına gitmiş kendince tabii. Ben Cübbeli’nin niye gittiğini, biz biliyoruz. Şeyh Nazım Hocam, “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek” diyor. “İnşaAllah kavuşuruz” diyor. Hani Hz. Mehdi (a.s.) gelmeyecekti. “İstanbul’da çıkacak” diyor. “İnşaAllah, efendim” diyor. Bekliyoruz üslubunda. “İnşaAllah, Allah görüştürür” diyor. Desene, “570 sene sonra gelecek” diyorsun. Söyle orada, “Hocam ben böyle biliyorum. Doğrusu nasıldır?” desene. “Ben İstanbul’da çıkmayacak diye biliyorum” desene. Değil mi? “İnşaAllah, Allah görüştürür” diyor. O alim, sen zaten alimin yanına gitmişsin. Sorsana yanlışını değil mi?
VTR
ADNAN OKTAR:Acayip sevimli maşaAllah. Adaba edebe müthiş dikkat eden, olağanüstü bir insan. Ben tam anlatamıyorum. Mesela beni -lütuf etti, kerem buyurdu- ziyaret etmişti bizim fakirhanede. İki kere ziyaret etti. “Ben kimsenin ayağına gitmem” dedi. Ve “Adnan oğlum beni çok seviyor” dedi. “Beni sevdiği için geliyorum” dedi. Hakikaten de çok seviyorum. MaşaAllah. Sohbet ediyoruz, mesela ufak tefek insanlarda adap bozuklukları oluyor, tavır bozuklukları oturmada kalkmada. Hiç sezdirmeden sohbet içerisinde, o konuşmaların içerisinde, çok kapalı bir ima ile söylüyor. Adamlar düzeltiyor, insanlar. Ama şahane bir akıcılık içerisinde, şahane bir akıcılık. Hayret edersin. En ufak bir detay gözünden kaçmıyor. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Sizin bulunduğunuz bir ortamda da bir konuşması var. Onun da filmi var Hocam. Eğer uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Bakayım.
VTR
ADNAN OKTAR:MaşaAllah acayip sevimli. Acayip mübarek maşaAllah. Hayrettir ama, aynı o dediği gibi oldu. Hakikaten benim böyle bir hücrem var. Hakikaten Kuran yüksekte, hakikaten de çok fazla kitap yazdım. Hocamızın demesinden sonra, 300’ün üzerinde kitap yazdım. Ben böyle bu kadar olacağını bilmiyordum maşaAllah. Bu kadar etkili olacağını da bilmiyordum. Her dediği doğru çıktı maşaAllah. Söyleyip de Hocamızın çıkmayan hiçbir konu yok. MaşaAllah. Bu konunun da dışında yani, her konuda maşaAllah.
Bir ara mı vereceğiz? 2 dk sonra. Tamam.
SUNUCU:Hocam izin verirseniz sizin izleyicilerimizden birisinin bir yorumunu okumak istiyorum.
ADNAN OKTAR:Ben sana daha da önemli bir haber vereyim. O da önemli ama bunu da okuyayım. “
CubbeliahmetHoca.org sitemize hackerlar saldırmış şu an. Şu an site açılmıyormuş. Ama cubbeliahmetHocayacevap.com sitesi açıkmış. Ama bu çok komik bir şey, böyle bir şey yapmaları. Bak “CubbeliahmetHoca.org sitemize hackerlar saldırdı” diyor. “Şu an site açılmıyor” diyor. Ancak cübbeliahmetHocayacevap.com sitemiz açıkmış. Şimdi ona da saldırırlar herhalde. Buluruz çözümü, dert değil. İnşaAllah.
2 dakikamız mı var? Bir ayet okuyalım. Sonra ikinci yarıda devam ederiz ona inşaAllah. Allah Bismillah. Efendim, Yusuf Suresi’ni açmışız. Bak Şeyh Nazım Hocamız ne dedi mübarek? “Sana Hz. Yusuf (a.s.)’ın makamı verildi” dedi. İnşaAllah öyle olur. Dua ettiği gibi olur İnşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım. “Babalarının kendilerine emrettiği yerden (Mısır'a) girdiklerinde, (bu,) -Yakub'un nefsindeki dileği açığa çıkarması dışında- onlara Allah'tan gelecek olan hiçbir şeyi (gidermeyi) sağlamadı. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler.” diyor, maşaAllah. “Yusuf'un yanına girdikleri zaman, o, kardeşini bağrına bastı; "Ben" dedi. "Senin gerçekten kardeşinim. Artık onların yaptıklarına üzülme." Hz. Yusuf (a.s.)’a kardeşleri muazzam zulüm yapıyorlar. İşte onlara üzülme, diyor. Ama onu destekleyen de var. Kardeşlerinden imanlı olanlar var, değil mi? Hz. Mehdi (a.s.)’ye de öyle olacaktır. Hz. Mehdi (a.s.)’ye de işaret vardır inşaAllah. Yusuf Suresi’nde Peygamberimiz (s.a.v.) diyor “Hz. Yusuf (a.s.)’a benzer” diyor. Değil mi? “Ne yönden Ya Resulullah (s.a.v.)” diyorlar. “Zindan cihedinden” diyor. Ve diğer bir hadiste yine Hz. Yusuf (a.s.)’a benzetiyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). birçok yönden Hz. Yusuf (a.s.)’a benzediğini anlıyoruz inşaAllah. Biz de Hz. Mehdi (a.s.) yolunda olduğumuz için bizde de tecelliler olur. Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebelerinde de Mehdi tecellileri olabilir. Mesela sende de olur, onda da olur, bende de olur. Herkes de olur inşaAllah. Tamam, o zaman bir ara verelim. Sonra devam edelim.
SUNUCU 1:Yayınımıza kısa bir aradan sonra devam ediyoruz.
Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:Evet. “Hocam selam.” Aleyküm selam. “Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun” diyor. Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahü ve berekatühü. “Dün akşam Habertürk’teki “Öteki Gündem” adlı programda araştırmacı yazar Oktan Keleş konuktu. Programda Hz. Davud (a.s.)’ın kılıcının Osman Bey’in dedesi tarafından muhafaza edildiğini, daha sonra elinden alındığını ve Yavuz Sultan Selim zamanında tekrar Mısır’dan getirildiğini, geçmiş dönemde Kabe’yi Türklerin koruduğundan bahsetti. Programın son bölümünde ise İsrailoğullarının hakimiyetinin olamayacağı, Arapların kendi aralarında karşılaşacağı hadislerin gerçekleşmesi ile Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkacağını ve Birleşmiş Milletler gibi İslam Birliği kurulacağını söyledi.” Biz başından beri, Peygamberimiz (s.a.v.)’in söylediği bir konudur bu, artık biliniyor. Ama Habertürk’te de, her yerde de Mehdiyet gündem, geceli gündüzlü Mehdilikten bahsediliyor. İsteseler de istemeseler de. Değil mi? O Fredy’nin kabusu ötüyor orada burada, ama bak kimse dinlemiyor onu demek ki. “Biz istesek de istemesek de bu gerçekleşecek” diye konuştu. Ayrıca bak maşaAllah, biz istesek de istemesek de değil mi? ‘Bu gerçekleşecek’ diye konuştu.” Ben ne diyorum? İnsanlar Hz. Mehdi (a.s.)’ye ister yardım etsinler, ister etmesinler, İslam ahlakı hakim olacak inşaAllah. “Ayrıca Hz. Zülkarneyn (a.s.)’in Türk olduğundan ve bu yüce hakimiyetin ilk defa olduğu gibi son defa Hz. Mehdi (a.s.) ile yine bir Türk liderliğinde olacağını söyledi” diyor. Doğru. Hz. Mehdi (a.s.) de Türk’tür, Türkiye’den çıkacaktır inşaAllah. Seyyiddir, Peygamberimiz (s.a.v)’in neslindendir ama Türk’tür, inşaAllah. Evet. Nihan kardeşimiz.
OKTAR BABUNA:Söylenen başka şeyler de var Hocam programda sizin söylediklerinizin paralelinde. “Hz. Mehdi (a.s.) diye bir zat gelecektir” diyor. “Türkiye asla bölünmeyecektir tam tersi büyüyecektir. Türk Birleşmiş Devletleri kurulacaktır” diyor. “Türkiye’nin bölünmesi yoktur. Büyüyecek ve lider olacak. Geleceğimize daha mutlu bakabileceğimiz ortaya çıkıyor. Türklere bir lider gelecektir. Bunun ismi çeşitli kaynaklarda Hz. Mehdi (a.s.) diye geçer” diyor.
“Allah-u Teala, onu Hz. Mehdi (a.s.)’yi destekleyecektir. Türkler Kıyamet’e yakın, Ahir zaman dediğimiz bu dilimde de büyük bir rol üstlenecektir. Türkler dünya hakimiyetini ilan edeceklerdir” demiş Hocam. “Ve Türklerin bir misyonu vardır. İslam diniyle de alakalı, bu yolda adım adım Türkler ilerlemektedir. Bu bizim becerikliliğimize bağlı bir şey değil. Eşyanın tabiatına bağlı bir şey, bu alın yazısı kaderi bir şey, muradullah diyoruz buna. Allah’ın takdiri, o istikamete doğru gidiyor” demiş. MaşaAllah Hocam.
SUNUCU:“Hayırlı akşamlar Hocam.”
ADNAN OKTAR:Hayırlı akşamlar.
SUNUCU:“Ben bu yıl biyoloji bölümünden mezun oluyorum inşaAllah. Bölümüm itibariyle de, özellikle Darwinizm ile ilgili çalışmalarınızı sürekli okuyorum. Sıklıkla bu konuyla ilgili dünya çapında araştırmalar yapıyorum. Fakat gördüğüm kadarıyla siz ve arkadaşlarınız bu konuda teksiniz. Hocam bütün dünya Darwinizme teslim olmuşken, sizin aydınlatıcı çalışmalarınız vesilesiyle, artık Darwinizmin bilim karşısında savunacak yönü kalmadı. Dünyadaki Müslümanların durumları ile de sizin kadar yakından ilgilenen ve insanların barış ve huzur ortamında yaşaması için Türk İslam Birliği’ni kurmakta ısrarla faaliyet gösteren başka kimse yok gibi. Dünya, Müslümanların birlik olması gerektiğini sizden öğrendi. Ayrıca gördüğüm kadarıyla bir tek siz ve tüm Müslüman topluluklar ve mezheplerle iyi ilişkiler içerisindesiniz. Ahir zaman, Hz. İsa (a.s.)’nın yeryüzüne dönüşü, Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhuru ile ilgili en yoğun faaliyeti siz yapıyorsunuz. İnternete bakıyorum, hemen hemen sadece sizin çalışmalarınıza rastlıyorum. Ayrıca Hocam en dikkatimi çeken hususlardan birisi, günümüzde en ufak bir baskıda davasından vazgeçerken, örnekler varken, siz Allah yolundaki bu fikir mücadelenizde 30 yıldır başınıza gelen onca zorluğa, çileye rağmen, yılmadan kimseden çekinmiyorsunuz. Sizi ve arkadaşlarınızı, bu başarılı faaliyetleriniz konusunda gönülden tebrik ediyorum ve sürekli destekliyorum Hocam. Orhan Salimoğlu.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Kardeşimiz bize sevgiyle bakıyor maşaAllah. Türk-İslam Birliği için tabii uğraşan gayret eden çok kardeşlerimiz var. Ama biz de bu konuda hakikaten çok akılcı, olayı sosyal yönlerinden değerlendiren, teşvik eden, ilmi kültürel çalışmalar yapan, çok güçlü bir faaliyetiz. İnşaAllah bu görülüyor. inşaAllah.
SUNUCU:Hiç pes etmeyen.
ADNAN OKTAR:Evet, elhamdülillah. Bu gerçek inşaAllah. Arkadaşlarımızın, bizi izleyenlerin bizi seyredenlerin en önemli yapacağı konu şu an, Müslüman cemaatlerde ve diğer insanların; Hıristiyanların, Musevilerin bakış açılarını kendi imkanlarıyla analiz ederek, bu Mehdiyet’ten duyulan korku ve tedirginliğin kökenlerini araştırsınlar. Mesela Nur talebelerini bir analiz etsinler. Onların internet sitelerine girsinler, okusunlar. Birçok internet sitesi var. Neden Mehdiyet’ten çekiniyorlar? Bunu bir araştırsınlar. Neden İttihad-ı İslam’a... Biz geçenlerde zorladık, biraz ısrar ettik, ondan sonra biraz gündeme aldılar. Fakat şimdi yine gündemden çektiler. Yine gündem değil. Neden bu konu Bediüzzaman’ın ısrarla üzerinde durduğu Kuran’ın zaten ısrarla vurguladığı, Cenab-ı Allah’ın ısrarla vurguladığı bu konuyu, neden ikinci üçüncü derecede gören bir üslup içindeler? Bir kısmı, hepsini demiyorum bir kısmı. Neden Mehdiyeti kapatmak için bu kadar değişik, birbiriyle uyum halinde olmayan garip izahlar var? Bunları bize bir analiz etsinler bizi sevenler. Onlarla da görüşsünler. Bu kadar, Bediüzzaman açıkça “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek” dediği halde. Neden bunu örtüyorsunuz? Allah rızası için biz bizeyiz. Sen gelip Hocana, şeyhine bunu söylemene gerek yok. Biz arkadaşız dersin, mesela komşusuysa, “Allah aşkına, içinden geldiği gibi samimi bilinçaltını söyle. Beni kandırmaya, oyun oynamaya girme. Candan ol.” Ama hepsi için demiyorum yani. Kandıran olur, samimiyetsizler var. Ben samimi, iyi niyetli olanları tenzih ediyorum. Ama mesleği kandırma olan büyücüler de var, değil mi? Mesela “Ey büyücü” desin, neyse artık. Para istiyorsa, para da versinler gerekiyorsa. Sahte izahlar yapan, yalanlar söyleyen bu büyücülere -bakın, iyi niyetli samimiyetli olanları tenzih ediyorum- ondan dolayı. Ben profesyonel büyücüleri kastediyorum. Götürsünler, gerekirse insan hakikaten ortaya çıkması için para da harcar. “Bize söyle” desinler “Niçin bunu kapatıyorsunuz bu konuyu? Ve bu paniğin sebebi ne? Hakikaten sen buna inanıyor musun?” desin bir kere. Mesela diyor ki, “60-70 yerde Bediüzzaman ‘zat, şahıs, o kişi’ diyor. O zaman bu 60-70 kişi demektir” diyor. “O zaman bu bir şahs-ı manevidir” diyor. Bak, bir kişiden Peygamberimiz (s.a.v.) sürekli “o zat, o kişi” diye bahsedecek, adam da o kişiyi 70’e çıkaracak sayısını bir anda. Ben Oktar’a sürekli o zat, o şahıs, o zat, o şahıs diyeceğim. Sonra diyeceğim ki, “Oktar, 70 tane Oktar var” diyeceğim. Kardeşim buna çocuklar dahi gülmeye gerek duymaz. Bu kadar mantıksız bir izah, değil mi? Böyle akıl almaz bir izah. Bunun kökenini analiz etmek, mesela güzel, aklı açar bunlar. Hakikatler de öyle.
Mesela diyorlar ki; “Nasıl hizmet edebiliriz?” Bu çok mükemmel bir hizmettir. Biz her yerde göremeyiz onları. Mesela komşusudur, talebesidir, arkadaşıdır. Fethullah Hocam’ın talebelerinden olabilir, Yeni Asya Grubu’ndan olabilir, Risale haberden olabilir. Her yerde olabilir. İllaki bir tanıdıkları vardır. Veyahut onları tanıyan kişileri tanıyanlar vardır. Cübbeli Ahmet’in arkadaşlarından olan vardır. Mesela der ki, desin ki; “Hocam, Cübbeli Ahmet, İttihad-ı İslam’dan, İslam Birliği’nden uzun süreden beri hiçbir şekilde bahsetmiyor. Paniğe mi kapıldı? Birisini Hz. Mehdi (a.s.) zannediyor da ondan mı çekiniyor? Bu konuda neden bu garip tavrı var? Mesela Şeyh Nazım’ın önüne gidiyor “Allah bizi Hz. Mehdi (a.s.)’a kavuştursun” diyor. “İnşaAllah görürüz” diyor. Kendi duasında da “İnşaAllah görürüz” diyor. Ama Habertürk’e çıkıyor “570 sene sonra Hz. Mehdi (a.s.) gelecek. Biz göremeyiz” diyor. “İstanbul’da çıkmayacak” diyor. Şeyh Nazım Hoca’nın önünde de kabul ediyor İstanbul’da çıkacağını. bu çelişkilerin kökeni nedir?” diye bir sorsunlar. Ve bizlere yazsınlar, o zaman çok geniş bir araştırmamız olur. Onu biz kitap haline getirebiliriz o zaman.
Bu, Peygamber Efendimiz, Hz. Musa (a.s.) gelmeden önce de müthiş bir korku vardı. Ben mümin kardeşlerimi tenzih ederim. Firavun paniğe kapılmıştı Hz. Musa (a.s.) gelecek diye. Hatta bütün küçük çocukları şehit ettiler. Sırf Hz. Musa (a.s.)’yı engellemek için. Psikopatlığa ve gözü dönmüşlüğe bir bakın. On binlerce çocuğu şehit ettiler. “Niye yapıyorsun?” diyorsun. “Ya Hz. Mehdi (a.s.) çıkarsa”. O devrin Mehdisi Hz. Musa (a.s.), bakın onu engellemek için o zamanki Firavun sistemi dehşetli bir paniğe kapıldı, ama dehşetli bir panik. Ne oldu? Adam kendi sarayında besledi onu, haberi bile olmadı. Durdurulamaz kader. Şimdinin de bazı Firavunları, bazı sahtekarları İtthad-ı İslam’ı engellemek için, Hz. Mehdi (a.s)’nin zuhurunu engellemek için, akıl almaz kepazelikler, rezillikler yapmaya çalışıyorlar. Sanki engelleyebileceklermiş gibi. Halbuki kader böyle. Zaten onlar direnecekler, buna rağmen Hz. Mehdi (a.s.) çıkacak. Ama yine tekrar ediyorum. İyi niyetle, samimiyetle, candanlıkla ve yanlış bilgiden dolayı Hz. Mehdi (a.s.)’ye karşı tavır alanları, Mehdiyet’i anlamayanları veyahut karıştıranları eğer bu konuda yanlış yorumlar ve teviller yapanları, ben tenzih ediyorum. Çünkü ben birçok kişiyi tanıyorum hakikaten iyi niyetli insanlar. Bilgi eksikliğinden oluyor. Özel konuştuğumuzda böyle olmuyor. Mesela geçenlerde ben, Nur talebelerinin ileri gelenlerini çağırmıştım. Bize gelmişlerdi. Epey oluyor. Sen var mıydın?
ALTUĞ BERKER:Beraberdik evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Beraberdik, evet. Böyle mükemmel bir heyet-i hazıra, hep ileri gelenler. Abi bu Hz. Mehdi (a.s.) konusu açık değil mi Risale-i Nur Külliyatı’nda, dedim. “Tabii ki, çok açık” dedi. “Belli Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceği” dedi abiler, hepsi ittifakla kabul etti. “Çok açık, aleni” dediler. Peki niye biz bunu anlatmıyoruz? dedim. Ne demişlerdi? Hatırlıyor musun?
ALTUĞ BERKER:Hocam aslında materyalizm, Darwinizm’den de bahsettiler orada. Onun delili gibisinden.
ADNAN OKTAR:O ayrı ona geleceğim ben. Ama çeşitli yorumlar yaptılar o.
ALTUĞ BERKER:“Taassup ve bahsedilmez bizde” dediler. Bir cemaat taassubu şeklinde.
ADNAN OKTAR:Bir anane, bizde gelenektir, işte bu konuda hakikaten bir kapalılık vardır, bizde eskiden beri gelenek, değil mi? Gelenek tarzında. Böyle bir şeydir gibi. Tam da o kadar sıhhatli olmuyor ama uygun bir şekilde açıkladılar. Ama bizim yanımızda, Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini kabul ettiler. “Evet” dediler. “Bir Mehdi’nin geleceği çok açık” dediler. “Bunun inkarı mümkün değil, çok açık dediler.” Peki Hocam, dedim. Darwinizmi, materyalizmi Mehdi (a.s.)’nin yok edeceğini söylüyor Bediüzzaman dedim, okudum o kısmı. Ne diyorsunuz? “Üstad sizden bahsediyor burada” dedi. Başka da yok dediler Darwinizmden bahseden. Şimdi öyle deyince çok acayip bir durum oldu. “Sen Hz. Mehdi (a.s.)’sin” der gibi oldu. Biz de tabii ona uygun bir karşı cevap verdik. Sonra Hocamız da tevil etti açıkladı, “siz Hz. Mehdi (a.s.) öncüsü olarak ortam hazırlıyorsunuz,” dedi. Ona benzer işte, klasik Nur talebelerinin açıkladığı bazı izahları yaptı. Ve konu böylece kapanmış oldu.
Ama analiz yapılmasında çok büyük fayda var. Konunun daha araştırılması. Çünkü arkasından bunun bereket gelir, güzellik gelir. Boş yere korkuyorlar. Hz. Mehdi (a.s.) bela olsa, Allah onu söylerdi Cenab-ı Allah. Hz. Mehdi (a.s.) (haşa) bela değil, rahmet. Ama şeytan, bela gibi gösteriyor. Belayı da rahmet gibi gösteriyor. Deccal’i de rahmet gibi gösteriyor bir kısım insanlara. “Hiçbir şey yok şu an” diyor Cübbeli. Geçenlerde çıkan Hoca da TGRT’de “Deccal, meccal yok” diyor. Deccal meccal yoksa, sen diyorsun ki şu mesela farzedelim kendi kanalında, tabii benim şeyim değil de diyor ki “Müzik haramdır” diyor Hocamız. “Müzik külliyen haramdır, bütün sazlar hepsi haramdır” diyor. Radyoda konuşma yapıyor, bak, kendi radyosu, bakın kendi radyosu dikkatinizi çekiyorum. “Müzik haramdır” diyor. Hocamızın konuşması bittikten sonra tefli, darbukalı, kanunlu, kemanlı fasıl başlıyor. Peki, bu ne Hocam o zaman? Ben ne anlıyorum? Ne anlamam gerekiyor, değil mi?
Kardeşim bir başka kişi, şeyh, bakın tarikat şeyhidir. Hem bir holdingin patronudur, hem de tarikat şeyhidir. Hakikaten mübarek muhterem bir insandır, görüştük konuştuk. Öyle biliyordum, daha Türkçesi öyle diyelim. Birçok kişinin tanıdığı bir kişidir. Zaman bu insanları öyle bir yıprattı ki. Bakın koskoca şeyh bu insan, hangi ekolden şeyh olduğunu söylemeyeyim çünkü netleşir o zaman. Cinsi sapıklarla beraber fotoğraf çektiriyor ve iftihar ediyor. Detay da verirdim de, televizyonda çıkıyor, onlarla beraber sohbet ediyor, değil mi? İftihar ediyor yani. Bak Müslümanlarla görüşmekten utanan adam, hiçbir Müslüman ile bağlantısı varmış gibi göstermek istemeyen insan, cinsi sapıklarla beraber getirip programda, televizyonda çıkıp gövde gösterisinde bulunuyor. Ve iftihar ediyor, bundan sevinç duyuyor. Şen kahkalar atıyor yani. Bir başkası da çıkıyor diyor ki; “deccal meccal yok” diyor. Bir başkası diyor başka bir şey söylüyor.
Müslüman kardeşlerimiz şöyle bir uyanırlarsa, özellikle üniversite öğrencileri, değil mi? Yüksek lisans öğrencileri biraz akılcı analiz yaparlarsa, bu gerçeği tam ortaya koyarsak, bizim milletimiz tam atak devresinde. Bir anda silkinir çıkarız. Yalnız analiz etsinler, bana bu konuda bir yardımcı olsunlar. Ama bunu yaparken nefrete, öfkeye, kine falan gerek yok. Herkese şefkatle bakacağız. Ben Cübbeli’ye eleştiri yapıyorum ama acıyorum. Çünkü zarar veriyor. Zararını engellemek için. Yoksa garibanın teki, benim şahsı ile ne alıp veremediğim var. Hakikaten acıyorum yani. Biri de bir şey yapsa korurum aslında işin doğrusu. Geçenlerde öyle bir panik olmuştu falan, kükredim. “Gök kubbeyi tepesine geçiririm” dedim. Garibanın teki, niye oturup ezdirteyim yani. Öyle çekiniyordu, birileri bir şey yapacak diye. Olmaz, en fazla cahil Müslümandır, cahildir, inşaAllah. Cahil denmesine kızıyor ama hakikaten cahil. Genel kültür aşağı yukarı hiç yok, sıfır genel kültür. Kuran bilgisi var. Kuran’dan bilgisi var, hadis bilgisi var. Fakat işine gelen hadisleri alıyor, işine gelmeyen hadisleri almıyor. Kardeşim sen Suyuti’yi beğenmeyen bir üslup kullanıyorsun. Sen kimsin, Suyuti kim? Suyuti diyor ki; “Hicri 1500”. “Onu sıkıştırdılar” diyor, sanki yanındaydı. Bu, “sıkıştığı için 1500 dedi, başından savdı onları” diyor. Kardeşim sıkışmayla alim insan böyle bir şey söyler mi? Bediüzzaman sıkıştığı için mi “Hicri 1500’e kadar ümmetin galibane ömrü” dedi. “1545’te de Kıyamet kopacak” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in 8 tane hadisi var. Ve bunu İmam-ı Hanbel gibi mutlak müçtehid, mutlak müceddid olan ve hadis imamı olan kişi naklediyor, ne diyor? “5600 yıl geçmiştir” diyor değil mi? İnşaAllah. “7000 yıldır dünya” diyor. “Bundan hesap çıkmaz” diyor. Kardeşim sen çocuk musun? 7000’den 5600 çıkmazsa, o kadar zor mu bundan hesap çıkması? Ne demek bundan hesap çıkmaz? Hesap çıkarttığı için Suyuti yazmış onu. Onun yaptığı hesabı da beğenmiyor ve o hadislerden de pek bahsetmek istemiyor. Birçok kişi bahsetmek istemiyor. Halbuki çok net orada, olay tam ortaya çıkmış oluyor. Onun için kardeşlerimiz bize yardımcı olmak istiyorlarsa, bunun üzerinde çok dursunlar. Çeşit çeşit bize analiz yapsınlar. Cübbeli’nin mantığı nereden kaynaklanıyor? Neden bu panik? Nur talebelerinde meydana gelen Hz. Mehdi (a.s.) paniğinin nedeni nedir? Cübbeli’deki paniğin nedeni nedir? Bir başka kişideki, mesela Hocamızı gördünüz, o da aynı Cübbeli gibi. Bir 1000 yıl daha koydu araya, 3000 yıla çıkarttı, İmam-ı Rabbani’nin izahını. İmam-ı Rabbani diyor ki; “1000 yılından sonra, ikinci bin yıla girildiğinde Hz. Mehdi (a.s.) gelecek” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) gelecek” diyor.
OKTAR BABUNA:Kitabı da burada Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Aç onu, oradan oku, göster.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Mektubat-ı Rabbani İmam-ı Rabbani’nin kitabı 10. baskısı, inşaAllah. 628. sayfayı açıyoruz inşaAllah. “Bu ümmetin ahirliği, ikinci binin başlaması ile başlar. Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’in irtihalinden (vefatından) itibaren. Şeriatın teyid hasretleri, milleti tecdidi bu ikinci bindedir. Bu davanın doğruluğuna adil şahit, Hz. İsa (a.s.)’ın Hz. Mehdi (r.a.)’ın bu bin içinde var oluşlarıdır.” diyor. Hatta bir yerde daha geçiyor ikinci bindedir, diye.
ADNAN OKTAR: Daha birçok yerde geçiyor. Kardeşim şimdi, ben bilemiyorum, birden sonra kaç gelir?
OKTAR BABUNA:2 gelir Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hocam “3 gelir” diyor. Şimdi 1000 yılı bitti. 1001’e girdiğinde, ikinci 1000’e girmiş olmuyor musun? “Yok” diyor “Üçüncü 1000’e girilir” Hocam diyor. Bambaşka bir mantık geliştirmiş. “Öyle demiyor orada” diyor. Nerede o 3000 yıl denen bahis?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, yok Hocam öyle bir şey inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Ne diyorsun Berker’im?
ALTUĞ BERKER: Beş milyar diyenler de var Hocam.
ADNAN OKTAR:Beş milyar yıl hay MaşaAllah. Kimdi onu beş milyar yıl diyen?
ALTUĞ BERKER:Süleyman Ateş.
ADNAN OKTAR:Süleyman Ateş Profesör Doktor. O da “beş milyar yıl var” diyor. Allah’ım Rabbim.
OKTAR BABUNA:Dediğiniz gibi değişik bir durum var Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Analiz çok açar kardeşlerimizin ufkunu. Herkesi sevsinler. Tarikat mensubu olan kardeşlerimizi sevsinler. Nur talebelerini sevsinler. Sülayman Hocamız’ın talebelerini sevsinler. Hakikaten candan sevsinler şefkatle, merhametle. Ama doğruları da gösterip onları aydınlatsınlar, kim ise yanlış yapan. İçlerinde doğru olanlar da var, ben onları tenzih ediyorum. Onlara saygı duyarım ben. Ama bu batıl yanlış şeyden kurtulduğumuzda, dünyanın en akıllı, en şuurlu Müslümanları Türkiye’de. Öyle, farzedelim 1000 kişi oluştuğunu düşünün, 1000 kişilik üniversite demektir Türkiye. Muazzam netice alınır. Öyle sessiz sedasız seyretmesinler bu durumu.
Bir şiir göndermişler. Yine Mehdiyet ile ilgili Necip Fazıl Hocamız’ın bir şiiri, bak ne diyor şiirinde. “Yalnız iman ve fikir” bak, bizim anlattığımız ve Bediüzzaman’ın da anlattığı şey bu. “Yalnız iman ve fikir, düşünce. Ne sevgili ne kardeş” oturup insanlar ne sevgilisine, ne kardeşine, ne evine, ne barkına, Kuran’da var ya. Allah için sevginin bir anlamı vardır. Kardeşliğin de Allah için vardır. Allah için değilse, onlarla bir bağlantımız olmaz. O ne sevgili olur, ne de kardeş olur o. “Bir akıl gelecek ki” Mehdiyeti çok güzel ifade etmiş bak. “Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek” diyor. Diyorlar, ne akıldır, ne irfandır, ne güzelliktir, ne mükemmel delillendirmedir, ne mükemmel vuruştur diye, dünya dize gelecek Mehdiyet’in karşısında bakın. “Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek” diyor. Muhteşem bir anlatım. “Ve bir devrim,” kültür devrimi, bilgi devrimi, akıl devrimi. “Evvela devrimi devirecek” komünist, Darwinist devrimi devirecek. Marksist devrimi devirecek. Diyalektik devrimi devirecek. “Her şey birbirine denk, her şey birbirine eş.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.) belirtiyor; Hz. Mehdi (a.s.) devrinde herkes saha üzerinde oluyor. Mal dağıtılıyor, imkanlar dağıtılıyor, zengin fakir ayrımı neredeyse kalmıyor. Herkes zengin oluyor. Tam bir adalet oluyor. “Kalkacak artık güreş.” Mücadeleler, insanların birbirleriyle uğraşması artık kalkacak. “Herkes tek tek sırtına toplumu bindirecek.” Bütün topluma insanlar hizmet edecek, herkes. Herkes herkese hizmet edecek. Egoistlik kalkacak. “Gökler iki şakkolmuş haberi bildirecek” Hz. Mehdi (a.s.)’nin dünyaya zuhurunu bildirecek gökler. “İki şakkolmuş haberi bildirecek” Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) inşaAllah. Ama bakın gökler melekler bildiriyorlar. Yalnız Cübbeli’nin de dediği gibi değil, görünerek değil. İlhamla bildiriyorlar insanların kalplerine. “Müjdeler olsun size; doğdu batmayan güneş” İslam ahlakının dünya hakimiyeti ve Hz. Mehdi (a.s.)’in zuhuru. “Müjdeler olsun size” diyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de “Müjdelenin” diyor. Necip Fazıl Üstadın mükemmel şiirlerinden, mükemmel anlatımlarından birisi daha. İnşaAllah Allah rahmet etsin. Tekrar söylüyorum, son bin yılın en büyük şairidir, velidir, mürşiddir, çok derin bir insandır, Kuran aşığıdır. Kuran aşığıdır, tabii, Allah aşkının delisidir böyle. Allah sevgisinin delisidir, inşaAllah. Hapiste de yatmıştır, çile de çekmiştir, acılar çekmiştir, iftiraya uğramıştır. Aslanlar gibi dimdik devam etmiştir mücadelesine. Ve nefis bir anlatımı var görüyorsunuz. Şerh etmeye kalksa sabaha kadar şerh ederiz. Derin sırlarla dolu maşaAllah.
Berker’im var mı anlatacağın?
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, Bediüzzaman Hazretleri diyor ki; “Hiçbir şeyde ifrat olmaz ama uhuvvette, kardeşlikte ifrat edin” diyor. “Aşırılık derecesinde kardeş olun” diyor. “Görüşün” diyor. “Sevin” diyor birbirinizi.
ADNAN OKTAR:İrtibatta ifrat olsun diyor evet.
ALTUĞ BERKER: Nur talebesi kardeşlerimizin de o öğüdü, o sözü, siz tabii farklılıklar olmasın diyorsunuz ama...
ADNAN OKTAR:Bazı Nur talebesi kardeşlerimizi pek göremiyoruz biz. Herkes herkesle dost olsa, bir de illa cedelleşmek doğru değil. Fikrini anlatan anlatsın. Siz de anlatın o kadar. Onun üstüne gitmeye gerek yok ondan sonra. Kabul etmezse etmez. Ama her halükarda sevmek lazım. “Şahs-ı manevi” dese de sevin. Efendim, ne diyorsa desin, her halükarda Müslümana şefkat esastır. Dinsiz de olsa acıyın ona, onu kurtarmak için gayret edin. Allah vermesin dinsiz olmak çok büyük bir felaket. Zaten dünyası acı içinde onun, yazık. Münafık çok aşağılıktır. Münafık uyuz köpeğin üstündeki keneden de daha beterdir. Tarifi mümkün değil münafığın. Kafir mesela, ne bileyim küfür içindedir ama açıkça söylüyor. Kurtulmak ister o insanlar zaten inşaAllah.
Mesela kardeşlerimiz, liseli, üniversiteli kardeşlerimiz desinler “Hocam Tasdik-i Gaybi kitabının sayfa 9, ‘Ümmetin beklediği Ahir zamanda gelecek zatın üç vazifesinden en mühimi’ “Hocam” desin “Bana bu satırı Allah için bir aç.” Fazla değil, başka bir şey yok. Ne diyecek? “Ümmetin beklediği” Bediüzzaman yalan söyleyecek bir insan değil. Takiye yapacak bir insan da değil. “Ümmet bekliyor” diyor. şimdi kendi olmuş olsa, “Ümmet bekliyor” demez. “Ahir zamanda gelecek” diyor. Demek ki, daha kastettiği zaman daha gelmemiş. “Gelecek” diyor. “Zat” diyor, bir kişiden bahsediyor. Ve “üç tane vazifesinden” diyor en mühimi. Üç vazifesi var. “Allah aşkına” desin “Yalan söylemek haramdır. Müslümanı aldatmak haramdır. Bütün içtenliğinle, candanlığınla, şimdi grup taassubunu falan bir kenara bırak, dershaneye gitmediğini düşün. İşte falanca abinin sana afaroz yapmayacağını düşün. Biz bizeyiz, ben senin sırdaşınım, kardeşinim. Allah rızası için bütün candanlığınla, buradan ne anlıyorsun? Hiç beni kandırmaya falan kalkma, Allah’a sığın, şu iki satırı bana açıkla” desin. Başlarsa böyle samimiyetsiz izahlara. “Allah razı olsun” dersiniz, işine bakarsın. Ama mutlaka vicdanı ayaklanacak. Mutlaka vicdanen huzursuz olacak insanlar olacaktır, inşaAllah.
Mesela diyor ki, “O zatın, ikinci vazifesi” zat duruyor. Bakın, “İkinci vazife” demiş, Bediüzzaman söylüyor. “Şeriatı icra ve tatbik etmektir.” “Allah rızası için bunu bana söyle” desin. “O zat,” şimdi o zat hep gidiyor ya, “İşte bak şahs-ı manevi oluştu işte. Kaç tane zattan bahsediyor” diyor. Kardeşim bir zatı, bir kişiyi 70 kere vurgulamak, onun o zat olduğunu 70 kere vurgulamış olmuyor mu? 70 kere ispat edilmiş olmuyor mu? 70 kere ispat edilmiş şeyi, 70 parçaya ayırıp, 70 insana çeviriyor. Kardeşim ondan sonra sen nasıl vicdanen rahat yaşıyorsun? Nasıl insanların yüzüne rahatça bakıyorsun? Etmeyin canım kardeşim. Buna niye gerek var? Bir de bunu söyle, bize Müslümanlara ne zararı var bunun? Gerçeği kabul etmenin ne zararı var? Kaybedeceğimiz şeyi söyle, onu hiç sormayalım sana o zaman. “Şu zararı var, bu yüzden” de.
SUNUCU:Hocam, Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişinden tutun, Hz. Mehdi (a.s.)’nin yapacaklarının her şeyin kabul edildiğini, gerçek olduğunu, ama biz bu konuyu konuşmuyoruz diye söyleseler.
ADNAN OKTAR:Bu dürüstçedir. “Allah razı olsun kardeşim. Ben anlıyorum” dersin. Ama tabii bunu yine bu derecede yine bırakmamak lazım. Dersin “Allah’tan korkun, bir şey yok. Gönlünüz rahat olsun.” Bunu zaten söyleyin diye söylüyor Bediüzzaman. Peygamberimiz (s.a.v.) söyleyin diye söylüyor. Bu ümmeti iştiyaka getirir, heyecana getirir, beyinlerini açar. Bir bereket ve güzellik var ki, Allah bunu sır olarak vermiş. Mehdi kelimesini söylemek bile beyni açar, bir sırdır. Mehdi, Mehdi, Mehdi her yerde bak. Bak diyor ki, “Mehdi (a.s.) ismi Ahir zamanda herkesin dilinde olacak” diyor. Bu bir sır, Allah’ın “Hadi” isminin tecellisidir Mehdi. Hadi kelimesinin bir başka türlü açıklamasıdır. Özel hidayet olunan ve hidayete vesile olan anlamındadır. Hidayet ne demek? İman, Allah’a imana vesile olan. Mehdi (a.s.) kelimesi bütün dünyada duyulduğunda, İslam ahlakı hakim oldu demektir inşaAllah. İnşaAllah, maşaAllah, Mehdi her yerde duyulacak bu sözler. İnşaAllah. Bu Allah’ın hükümranlığını gösterir inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’yi Allah vesile ediyor.
Mesela bak; “Büyük Mehdi (a.s.)’nin çok vazifeleri var” diyor Bediüzzaman. “Siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, mücadele aleminde.” Mesela “Hocam bunu bize açıkla” desin, bir şey yok. “Allah aşkına, candan, hiç önyargısız, ilk defa okuyan bir insan olarak, falanca abinin feşmekanca abinin seni tart etmesinden, afaroz etmesinden çekinmeden, dürüstçe söyle diyeceksin” bu kadar. İnşaAllah. Bak diyor ki Bediüzzaman; “Hem bu üç vezaif (bu üç görev) birden bir şahısta,” tek bir şahısta “veyahut cemaatte” bir toplu cemaatte “bu zamanda” “benim zamanımda” diyor Bediüzzaman. İşte 1940’lar 30’lar, 40’lar, 50’ler. “Bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerh etmemesi” birbirlerine zıtlık oluşturmaması “pek uzak, adeta kabil görünmüyor.” Mümkün değil diyor bu devirde Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkması diyor. “Şahıs”, ne böyle bir şahıs çıksa da bir şey olmaz, cemaati de olsa, hiçbir şekilde faaliyet yapamaz şu an diyor. Bak diyor ki; “Ahir zamanda Al-i Beyti Nebevi’nin (Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyunun) cemaati nuraniyesini temsil eden Hz. Mehdi (a.s.)’de ve cemaatindeki şahs-ı manevide ancak içtima edebilir.” Bakın; “Ahir zamanda, benden sonra” diyor. “Ahir zamanda Ali Beyt-i Nebevi’nin (Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyunun) cemaat-i nuraniyesini, (cemaatini temsil eden) Hz. Mehdi (a.s.)’de,” bir kere bak, Hz. Mehdi (a.s.) var diyor, bir. “Ve cemaati,” cemaati de var diyor. “Cemaatindeki şahs-ı manevide ancak toplanabilir. Benim zamanımda olması mümkün değil” diyor. Ahir zaman, bak Hz. Mehdi (a.s.)’ı ayrıca belirtiyor. bir topluluk olarak belirtmiyor bak. Bir Mehdi (a.s.)’yi belirtiyor, cemaatini belirtiyor, ve cemaatinin şahs-ı manevisini belirtiyor. “Ancak içtima edebilir” bak orada olacak, “Ahir zamanda olacak” diyor. Şimdi bunu sorsun kardeşlerimiz. Akılcı olarak sorsunlar. “Allah rızası için, dürüstçe söyle” desin. Mesela biz özel sohbette doğrusunu öğrendik, gördük. Onlarda özel sohbetlerde. Ve bu samimiyete uygun bir hale gelsin artık dershanelerde bu konular. Bazı yerlerde çok samimiyetsiz, dürüstçe konuşulsun. Aklı yatmıyorsa, imanı yetmiyorsa, Allah’a dua etsin “Ya Rabbi imanımı arttır” desin. Ahirete imanı zayıf olabilir. Cennete, Cehenneme imanı zayıf olabilir, imanını arttırsın. Aklı almıyor olabilir, “nasıl olur bu güzel sonuç” diyor olabilir. Olur, Allah’ın dilemesi ile olur.
SUNUCU:Siz böyle söylüyorsunuz burası böyle söylüyor, bunun sebebi ne? Hani onlar uyduruyor, diyebilirler. Peki onlar belgeleriyle sunuyorlar. Hani siz neden bize sunmuyorsunuz dedikleri zaman da Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak şimdi Mustafa Aydın kardeşim yazmış, bak şu an gelen bir mesaj. “Herkese selamün aleyküm.” diyor. Herkes aleyküm selam, herkes derken oturanları kastediyor herhalde. Ayaktakiler değildir. Çünkü şimdi bütün arkadaşlarımıza derse o olmaz. Ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Hocamız” diyor, “Hocam az önce analiz yapmaktan bahsetti. Ben de sevgili aslan Hocamın sıkı takipçisiyim,” maşaAllah. “Pendik’te oturuyorum. Burada yer alan Fethullah Hocamız’ın cemaatinin bir grubunun ev sohbetine katıldım. Hocamızı sürekli takip ettiğimi anlattım ve Mehdiyet’ten bahsedince ‘Biz bu konuya fazla girmiyoruz. Çünkü biz önce kendi kendimizin Mehdisi olmalıyız’ diyerek geçiştirdiler. Ayrıca yine Fethullah Hoca cematinin, Fethullah Hocamız’ın cemaatinin bir yurduna gittim. Bir akrabası sohbet yaptı ve Fethullah Hocamızın Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu ima etti.” Desin, güzel, inşaAllah Mehdi (a.s.) olur. Bu anormal bir şey değil ki, yeter ki bahsetsin. Biz illa şudur budur demiyoruz, inşaAllah olsun. Niye olmasın? Tertemiz insan, keşke olsa yani, inşaAllah. “Bunun dışında, Nur talebelerinin iki ayrı evine gittim. Orada da Mehdiyet konusunu geçiştirdiler. Bu cemaatlere tabi çok sayıda insan var ve Mehdiyet konusunun böyle geçiştirilmesi beni çok üzdü” diyor. Niye üzsün? Müslümanda üzülmek haram. Üzme yok, şevkini arttırsın. “Aslan Hocamdan Allah razı olsun ki, kendisi sürekli Mehdiyeti en ince ayrıntısına kadar anlatmakta ve benim gibi birçok kendi çapında Harun Yahya oluşturmakta, imanımızı kuvvetlendirmekte, ağızlarınıza sağlık” diyor. MaşaAllah. Bak iki ayrı yere daha gitmiş. Orada da Mehdiyet konusunu geçiştirmişler. “Fethullah Hocamız’ı ima etti” diyor. Tamam hiç olmazsa orada bir şey var, bir hareketlenme var. Olur, o da olur, keşke öyle olsa. Kökten red çok rahatsız edici.
ALTUĞ BERKER:O bir delil de olabilir mi Hocam? Fethullah Hocamız şahs-ı maneviyi özellikle söylüyor dediniz ama, talebeleri bir şahıs olara hüsn-ü zan ediyorsa, değil mi bir şahıs olacağı.
ADNAN OKTAR:Tamam ne güzel etsin yani, inşaAllah olsun. Bu rahatsız edecek bir şey değil ki tertemiz insan. Örtbas edilmesi, İttihad-ı İslam’ın reddedilmesi çok anormal, kapatılması çok anormal. “Biz kendimizin Mehdisi olmalıyız.” Tamam biz kendimizin Mehdisi olacağız ama Allah, “Siz kendinizin Mehdisi olun, oturun” demiyor ki Kuran’da değil mi? “İttihad-ı İslam’ı yayın” diyor Allah, farz. Bediüzzaman diyor ki; “En büyük farz vazifedir” diyor. Biz kendimizin Mehdisi olalım, namaz da kılmayalım, oruç da tutmayalım, zekat da vermeyelim, nedir ne yapıyorsun? Ben kendimin Mehdi’siyim de ondan. Kardeşim sen kendinin Mehdisi olduğunda, zaten Kuran’a uyup Kuran’ı uygulamakla mükellefsin. “En büyük farz vazife” diyor Bediüzzaman, “İttihad-ı İslam’dır” diyor. Sen İttihad-ı İslam’ı yaymaya başlayınca, sen zaten istesen de istemesen de Hz. Mehdi (a.s.)’nin talebesi olursun sen zaten. İstediğin kadar isteme, zaten talebesi olmuş olursun. Ama sen İttihad-ı İslam’ı da ağzına almıyorsan, namaz niye kılıyorsun o zaman? Kendi kendisinin Mehdisi olma, öyle olmuyor ki o. “En büyük farz vazife” diyor bakın. En büyük farz vazife ne demek? “En öncelikli görev budur” diyor Bediüzzaman. Kuran’ın bütününde hakimdir İttihad-ı İslam. Bütün İslam aleminde milyonlarca insan katlediliyor. Çocuklar, anneler perişan vaziyetteler. Yerlerde süründürülüyorlar. Filistin boydan boya perişan. Gazze perişan. Afganistan’dan kimsenin haberi yok. Buradaki diskolar gibi değil Afganistan. Orada ırzına geçilen genç kızlar, perişan edilen çocuklar. Akıl almaz bir sefalet ve perişanlık yaşanıyor, İttihad-ı İslam olmadığı için ve bu muhteşem medeniyet kurulmadığı için. Bakın Necip Fazıl Üstad bas bas bağırıyor. “İttihad-ı İslam geliyor” diyor. Bediüzzaman bağırıyor. Şeyh Nazım bağırıyor. Hepsinin üstünde Peygamberimiz (s.a.v), o gür sedasıyla yeri göğü inletmiş, “Hz. Mehdi (a.s.) geliyor” diyor değil mi? Bunu niye örtbas edersiniz kardeşim, ne gerek var? Niye çocuklar ağlasın, niye anneler feryat etsin? Niye Müslümanlar, milyonlarca insan katledilsin, şehit edilsin, yazık günah değil mi? Açlıktan sefaletten perişan haldeler. Hemen hemen hiçbir İslam ülkesinde hürriyet tam anlamıyla oluşmuş değil. Kimsenin haberi yok.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Müslümanların duası var 75. ayette Nisa Suresi’nde.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Size ne oluyor ki, Allah yolunda,” Bak Allah, Cenab-ı Allah “Size ne oluyor ki,” diyor, Allah uyarıyor. “Allah yolunda” Allah için “ve: ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar.’” Öldürüyorlar, asıyorlar, kesiyorlar, şehit ediyorlar, ırzlarına geçiyorlar, perişan ediyorlar. Bak Müslümanlar yalvarıyor; “’bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib)’” Bir Mehdi “’gönder, bize Katından bir yardım eden yolla"’ Yani,Rabbim bize bir kurtarıcı yolla, bir Mehdi, bir kurtarıcı. Bak açık; “’Bize Katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar, ezilmişler adına Allah rızası için,” “niye savaşmıyorsunuz?” diyor Allah, “niye mücadele etmiyorsunuz?” diyor Allah. Ben kendi kendimin Mehdi’siyim de ondan mı diyecek Ahirette bu adam, bu arkadaşımız değil mi? Böyle olmaz. Kuran’ın bak açık hükmüdür İttihad-ı İslam. Türk-İslam Birliği’ni kurmadan ne Türklük alemine, ne İslam alemine rahat yok. Her yerde millet birbirini kırıp geçiriyor. Bak, PKK’nın Güneydoğu’da neler yaptığını herkes biliyor, benim anlatmama gerek yok. İttihad-ı İslam olsa, Türk-İslam Birliği olsa, olur mu öyle bir olay? Söylememize gerek kalır mı, PKK buradan gitsin falan dememize gerek kalır mı?
OKTAR BABUNA:“Akıllarından bile geçiremezler” demiştiniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Karanfil sularlar onlar, inşaAllah. Papatya yetiştirirler. Hiç söylemeye dahi gerek yok. Bak adamlar oturuyorlar, kabadayılık yapıyorlar. Çakallık yapıyorlar Güneydoğu’da değil mi, niye? Türk-İslam Birliği olmadığı için. Ben kendi kendimin Mehdi’siyim. İşte böyle olur kendi kendinin Mehdisi olursan sen. Kendi kendisinin Mehdisi olmanın amacı, Kuran’a tam tabi olmaktır. İttihad-ı İslam’ı savunmaktır. Kendi kendisinin Mehdisi öyle olursun sen. Kendi kendisinin Mehdi’siyim, iki türlü yorumlanacak gibi. Bir rahmani, bir şeytani yorumlama vardır. Rahmani; Kuran’a tam tabi olma, İttihad-ı İslam ve Allah’ın dinini her yere dünyaya yaymaktır. Yazık Hristiyanlar da bak teslis inancıyla perişan oluyorlar, üçleme ile değil mi? Allah’a şirk koşuyorlar. Yazık günah değil mi o insanlara da? Türk-İslam Birliği olsa, o da kalkacak ortadan. Ben kendi kendimin Mehdi’siydim dediğinde Ahirette, bir de bakar ki Cehennemin tam ortasında. Çünkü onu bambaşka yorumlamış oluyor. Kendi kendimin Mehdi’siyim, diyorsun, evet. Yüzlerce ayet İttihad-ı İslam’ı anlatıyor Kuran’da, sen ne yaptın? Yapmadın, hiçbir şekilde de yapmadın. Peki o zaman namazı da diyeceksin ki; “ben İttihad-ı İslam’ı kabul etmedim, ona gerek duymadım, çünkü kendi kendimin Mehdi’siydim” diyeceksin. Namazı da kılma o zaman kendi kendinin Mehdi’siysen o zaman sen. Çünkü eğer tırstığın, çekindiğin için Mehdiyeti kabul etmiyorsan, namazı da annen baban ayıpladığı için yahut arkadaşların, iş yerinde ayıplandığın için namazı da bırakacaksın. Nitekim bırakıyorlar, bırakıyor adam değil mi? Adam mücella bir vaziyette geziyor. Ondan sonra işi sadece şarkıya, türküye döküyor. Olmaz. Şarkıyla, türküyle kendi kendisinin Mehdisi olunmaz. Akllarını başlarına alacaklar. Korkmasınlar, Allah korur. Allah’a vereceğin bir can borcun var ne var? Bir şey yok. Müslüman zaten barışçıl, zaten sevecen. Damla kan akıtılmayacak zaten. Bütün silahlar kalkacak değil mi? Gerçek demokrasi, gerçek barış, gerçek kardeşlik, gerçek sevgi, gerçek muhabbet, gerçek sanat ve gerçek bilim. Ne kadar güzel. İnsanların kafasına bir kan gelecek, kendilerine gelecekler. Yazık değil mi benim milletime? Sapsarı yüzleri, dışarı çıkıyorum, hemen hemen hiç kimsenin yüzü gülmüyor, kimse kimsenin yüzüne bakamıyor. Böyle hayat olur mu? Türk-İslam Birliği olacak da, yüzü sapsarı olacak. Kan damlayacak benim milletimin yüzünden, kan inşaAllah. Böyle acayip sıhhatli, sağlıklı olacaklar. Neşeli olacaklar, güler yüzlü olacaklar, şakacı olacaklar. Her gören birbirine selam verecek, bağrına basacak. Birbirlerine yemek ısmarlayacaklar, sohbet edecekler. Kardeşim köylerden geçiriyoruz mesela arabalarla, akşam oldu, ben niye evime gideyim? “Selamün aleyküm. Tanrı misafiri, Allah’ın misafiriyim” derim gelirim. En güzel yatağı hazırlar, yemeği, o da bana gelir kardeşiz. Herkes birbirinden korkuyor, herkes birbirinden çekiniyor. Tabii korkmayan, çekinmeyen de var, rahat olan yerler de var ama dünyanın genelini söylüyorum. Bu dehşet verici, dünyayı bir Cennete çevirelim, Cennet gibi olsun dünya. Ahirette de gerçek Cennete gidelim inşaAllah. Berker’im var mı anlatacağın.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Kendi kendisinin Mehdisi, Üstad “Ben Hz. Mehdi (a.s.)’a hizmetkarım” diyor. “O ileride gelecek acayip şahsın bir hizmetkarıyım, bir dümdarıyım, bir neferi olduğumu zannediyorum o büyük kumandanın” diyor.
ADNAN OKTAR:Hiç olmazsa bunu deyin. Kardeşim ondan sonra çok güçsüz ve cılız bir yapı oluşuyor. Bilmiyorum, Allah rızası için kulağımıza söylesinler hiç olmazsa ne olduğunu. Bu nasıl bir mantıktır bu? Ne yapmak istiyorlar anlamıyorum ki.
OKTAR BABUNA:Bu demin Hocam Osman Ünlü Hoca’nın üçüncü bin yılı söylediğini açıklamıştınız Hocam siz inşaAllah. Aynı grubun Türkiye Gazetesi’nde Mehmet Oruç da 08.09.2009 tarihinde bir yazısında diyor ki Hocam, İmam Rabbani’nin sözü için; “İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin bu keşfine göre, Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelmesi Hicri 2000’li yıllarda olacak 6 asır sonra olacak diye söylemiş” diyor.
ADNAN OKTAR:Kardeşim İmam-ı Rabbani adına yanlış bir şey söylemek ne kadar ağır bir hükümdür. Aradan 1000 yıl geçtikten sonra, bak çok net ifade ediyor. 1000 yıl geçtikten sonra ikinci 1000 yıla girilir. Üçüncü 1000 yıla mı girilir? İlkokul çocuklarına gidip sorsun Hocamız, Oruç Hocamız. İlkokulun dağılışında kapının önüne çıksın, “yavrum burada kastedilen nedir?” desin. Hepsi “Hocam, ikinci 1000 yıla girme” diyeceklerdir. Hicri 1400’ü tarif etsin değil mi? Peygamberimiz (s.a.v.)’in irtialinden itibaren, cin gibidir ilkokul çocukları, değil mi? 1420 yıl geçti, “Peygamberimiz (s.a.v.)’den sonra ikinci 1000 yıla girilmiş mi girilmemiş mi?” diye sorsunlar. İlkokul çocuklarının hepsi diyecekler ki, “Hocam 1420 yıl geçmiş” diyecekler. Bütün ilkokulları gezsin Oruç Hocam. Öbür Hocaefendi’nin ismi neydi o?
OKTAR BABUNA:Osman Ünlü.
ADNAN OKTAR:Osman Ünlü Hocam. Bakın herhangi bir ilkokul önüne gitsin, ilkokul bir ve ikinci sınıf çocuklarının hepsine sorsun. Üçüncü sınıfa da sorabilir, dördüncü sınıfa da sorabilir. Tek verecekleri cevap budur. Nasıl oluyor da bütün Türkiye’nin gözü önünde bu şekilde 3000’e çıkarıyorlar? Bir 1000 daha ekliyorlar. Kardeşim ayrıca Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerini niye görmezden gelirler? 7000 bin yılla ilgili Peygamberimiz (s.a.v)’in, Suyuti’nin hadisleri var. Suyuti dedin mi, akan sular durur. Hüseyin Hilmi Işık Hocam, Suyuti’yi öve öve göklere çıkarıyor. Son derece saygı duyduğu ve onun hadislerine tam güvenen bir insandır, Suyuti hadis imamı çünkü. Kardeşim bakın 8 hadiste, Resulullah (s.a.v.)’dan nakledilen 8 hadiste, “dünyanın ömrü 7000 yıldır” diyor. Yazsana Oruç Hocam, 7000 yıl ile ilgili hadis vardır. “5600 yılı geçmiş” diyor mu İmam-ı Hanbel.
OKTAR BABUNA:Diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Çıkart, ilkokul çocuklarına sor bakayım 7000’den 5600 çıktığında kaç kalıyor? 1400 kalır, 1400. 1400 ile 1500 arasında hepsi bitecek, demektir. Nereden çıkartıyorsun 500 sene daha ilave ettin sen? Orada hem yanlış söylüyorsun, hem Suyuti’nin hadislerine itibar etmiyorsun, hem alimlere izahlarına itibar etmiyorsun. Bütün Ehl-i sünnet alimleri Suyuti’nin bu izahını kabul ediyorlar. 7000 yıl ile ilgili bu hadisleri kabul etmeyen hiçbir Ehl-i sünnet alimi yok. Hani sen Ehl-i sünnet’tin? Hani Ehli sünnet’i savunuyordun sen? Suyuti’yi savunsana işte. Ama yine de çok seviyorum, saygı duyuyorum. Ben bundan dolayı öfkelendiğimden değil, ben hakkın ve doğrunun ortaya çıkması için hatırlatıyorum. Hocam çıksın anlatsın. Ama ben yanılıyorsam, Suyuti’nin dedikleri bu hadislerin tamamı yanlışsa, bana anlatsın. Ama bana göre bu imkansız. Ben, mutlak müçtehid, mutlak müceddid varken, Osman Hocam’a inanmam. Ben Peygamber (s.a.v.)’in ifadesi varken ona inanmam. Ve imam Rabani’nin bu kadar açık ifadesi varken Türkiye’deki bütün ilkokulları gezsin hepsi aynı şeyi söyleyecekler. 1000 bittikten sonra 2000 başlar, 3000 başlamaz. Onun için Allah rızası için onu düzeltsinler. Burada amaç ne ben bunu da anlayamadım.
OKTAR BABUNA:Burada değişik bir durum var. Siz daha iyi bilirsiniz değişik bir durum var. Bir delil daha verelim mi Hocam inşaAllah? Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Hz. Ali (a.s.)’da divanında “Hz. Mehdi (a.s.)’ın Hicri 1400’de geleceğini” söylüyor.
ADNAN OKTAR:Hz. Ali (a.s.) Keremullahi veche, dedem Allah’ın aslanı, inşaAllah. Esedullah, İnşaAllah oku.
Bitti dediler. Tamam o halde bitirelim. Harunyahya.tv’den devam edelim.
SUNUCU:Harunyahya.tv internet sitesinden 24 saat yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden bizlere ulaştırabilirsiniz. Harunyahya.net ve Harunyahya.org adreslerinden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz indirebilirsiniz. Bizi yarın 22.00’den itibaren Harunyahya.tv internet sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo, Kanal Avrupa ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza harunyahya.tv internet sitemizden kaldığımız yerden devam edeceğiz. İyi geceler.
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...