SUNUCU: İyi akşamlar sayın seyircilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Aksu Tv, Çay Tv, mushaberleri.com, Nevşehir Keyif Fm 92.7, Bingöl Fm 102.0, Iğdır Tv, Adana Ceyhan Crt Tv ve Radyo, Mardin Kanal 47, Sakarya Kanal 54’ten canlı olarak yayınlanan ‘Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri’ programında yine sizlerle birlikteyiz. Birbirinden önemli konuların yer alacağı programımıza, bilmediğiniz, merak ettiğiniz konulardaki sorularınızla siz de e-maillerinizle katılabilirsiniz. Nasıl başlamak istersiniz? Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Oktarım neler anlatmak istiyorsun?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. İnşaAllah. Bir hadis okuyabilir miyim Hocam Peygamberimiz (s.a.v.)’den inşaAllah?
ADNAN OKTAR:Önce konuyu söyle.
OKTAR BABUNA:Münafık karakterli insanları simalarından tanıyacaktır Hz. Mehdi (a.s.), inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sen kinlenmişsin münafıklara, hay maşaAllah. İmanından. İman alametidir. İman alametidir. İnşaAllah. Şiddetli buğz eder mümin, münafığa. Öyle olacak tabii. Evet oku.
OKTAR BABUNA: “Ebu Basir’den İmam Caferi Sadık Aleyhisselam; "Suçlular, çehrelerinden tanınacak." Muhammed Suresi 30. ayeti hakkında şöyle buyurdu; "Allah onları tanır, lakin bu ayet ‘Kaim’ Hz. Mehdi (a.s.) hakkında nazil olmuştur. Hz. Mehdi (a.s.) onları (münafıkları) çehrelerinden tanıyacak. Ve ashabı ile birlikte onları, manen darmadağın edecek."” (Şeyh Muhammed Bin İbrahim-i Numani)
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah, hay maşaAllah.
Ahmet b. Hanbel, Müsned’inde; “Gökten şiddetli yağmur yağıp taş binalar hariç bütün kerpiç evler yıkılmadıkça Kıyamet kopmaz.” Demek ki yer yer böyle Ahir zamanda şiddetli yağmurlar yağacak, taş binalar yani beton binalar hariç, kerpiç evleri yıkacak. Onun için kerpiçten ev yapılmaması için hadisin bir uyarısı aynı zamanda. Değil mi? Beton evlerin, güçlü yapılmış evlerin daha sağlıklı olacağı vurgulanmış oluyor. Ama bu olayların da olacağı belirtiliyor.
“Yağmurun çoğalması, otların azalması Kıyametin yaklaşmasındandır.” Mehdi (a.s.) alametlerinden. Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametlerinden. Yağmur çok yağıyor ama çok fazla yağdığı için otları da söküp atıyor, meyveleri söküp atıyor. Dolayısıyla yağmurun faydası değil, insanlara zararı olacak Ahir zamanda diyor Peygamberimiz (s.a.v.).
“Ev ve kulübe bırakmayan şiddetli bir yağmur yağıncaya kadar Kıyamet kopmaz.” (Kıyamet Alametleri, sayfa 253) Demek ki Ahir zamanda kulübeleri, evleri yıkan büyük, şiddetli yağmurlar olacak. Bak, “yağmurun çoğalması,” sık sık şiddetli yağmurlar olması, “otların azalması Kıyametin yaklaşmasındandır.” “Hz. Mehdi (a.s.) alametidir” diyor. (Kıyamet Alametleri, sayfa 137)
“Kıtlık ve fitneler yılı, yağmurun yağmaması değil, yağmurun yağıp yağıp da bitki adına bir şey bitirmemesidir.” Yani çok fazla yağmasından dolayıdır, yağmurların eksikliğinden değildir, diyor. Müslim’de geçiyor.
OKTAR BABUNA:Şu anda tam oluyor bunlar Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. “İnsanların üzerine yağmurun bolluğu fakat verimin azlığıyla aldatıcı yıllar gelecektir. O dönemde yalancı adam doğrulanacak,” yalancılara, ne güzel söylüyorsun, doğru söylüyorsun, diyecekler. Sahtekar bazı adamlara. “Doğru adam da yalanlanacak;” yani Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleri de yalanlanacaktır. “Hain adama güvenilecek.” Deccal’e ve deccal taraftarlarına güvenilecek. “Güvenilir adam, hainlikle itham edilecek.” Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleri de hainlikle itham edilecek. (İbn-i Mace, Kıyamet Alametleri)
OKTAR BABUNA:Hocam şu anda da Avrupa’da büyük seller oluyor. Tam hadisleri teyit eder şekilde.
ADNAN OKTAR: Başka yerlerde oluyor mu?
OKTAR BABUNA:Avrupa’da ve Asya’da Hocam. Asya’da da milyonlarca insanın evsiz kalmasına sebep olan. Bunlar Avrupa’dan görüntüler. Bu örneğin Fransa’dan. Çok büyük seller var bu şekilde. Evleri yıkan, şehirleri sular altında bırakan. Tüm evler sular altında kalmış. Burada da gözüküyor. Tren yolunu kaldırmış, rayları. Evleri yıkmış yine aynı şekilde. İnsanlar selden kaçmaya çalışıyor. Evler, şehirler sular altında. Bunlar hep Avrupa’dan görüntüler. Macaristan burası inşaAllah. Arabaları tahrip etmiş şehirlerde. Sel suları kaplamış ve birçok devlet dahil. Burası da Polonya, bu görüntüler de inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Nuh Tufanı, gibi.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah. Asya’da da çok büyük yine bu şekilde devam ediyor. 13 milyon insanın evsiz kaldığı. Pakistan, Çin gibi birçok devleti içine alan, Muson yağmurları ve seller. Tam hadisteki gibi, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s.) zuhur edinceye kadar önü ardı kesilmeden bunlar devam edecek. Hadislerde böyle geçiyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde. Anlamazdan gelenleri, ben dedim ya, Cenab-ı Allah anlar hale getirecek. Hadislerde bu şekilde. Farkına varmıyormuş gibi görünenler, farkına varacaklar. Anlamazdan gelenler, anlar hale gelecekler. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Burda da yine gazete haberleri. Muson yağmurlarını söylüyor Asya’daki; Pakistan, Hindistan ve Kuzey Kore’yi. Toprak kaymaları oluyor. “Dünyada afetler sürüyor” haberi. “Kıyamet haftası herkesi korkuttu.” Dev buzul Kanada’ya doğru sürükleniyormuş. “Çin’deki heyelan 2000 kişiyi yuttu” diyor. Yine Çin’de sel haberleri. Ve hergün oluyor, siz söyledikten sonra Hocam, bu gelişmeler. Hakikaten çok büyük gelişmeler oluyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Berkerim şimdi seni dinleyelim.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’nin karşısına çıkacak zorluklardan bahsetmiştiniz Hocam. Aynı şekilde Allah’ın kanunu olarak her devirdeki Müslümanlara, Hz. İsa (a.s.) ve talebelerine yapılan baskıdan, İncil’de bahsediliyor Hocam. Mesela Markos’da 13/9’da şöyle diyor; “Ama siz kendinize dikkat edin! İnsanlar sizi mahkemelere verecekler, havralarda dövecekler. Benden ötürü valilerin ve kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara tanıklık edeceksiniz. Ne var ki, önce Müjde'nin tüm uluslara duyurulması gerekir. Sizi tutuklayıp mahkemeye verdiklerinde, `Ne söyleyeceğiz?' diye önceden kaygılanmayın. O anda size ne esinlenirse onu söyleyin. Çünkü konuşacak olan siz değil, Kutsal Ruh (Allah’ın Ruhu) olacak.”
ADNAN OKTAR: Evet, şimdi orada bölüm bölüm açıklayalım.
ALTUĞ BERKER: Şöyle diyor; “İnsanlar sizi mahkemelere verecekler.”
ADNAN OKTAR:Her dönemde demek ki Müslümanlar, Allah yolunda mücadele eden insanlar mahkemelere veriliyor. İftirayla, baskıyla. Hz. İsa (a.s.) döneminde var. Hz. İbrahim (a.s.) mahkeme olmadı mı? Oldu. Hz. Yusuf (a.s.) oldu mu mahkeme? Oldu. Mehdi (a.s.) olacak mı? Olacak. İnşaAllah. Devam et.
ALTUĞ BERKER: “Benden ötürü valilerin ve kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara tanıklık edeceksiniz.”
ADNAN OKTAR:Evet. “Çeşitli adli makamlara gideceksiniz, ifade vereceksiniz” diyor. Evet.
ALTUĞ BERKER:“Ne var ki, önce Müjde'nin tüm uluslara duyurulması gerekir.”
ADNAN OKTAR:O zamanlar Hak Kitap İncil’di. Şimdi Kuran. Evet.
ALTUĞ BERKER:“Sizi tutuklayıp, mahkemeye verdiklerinde ne söyleyeceğiz diye önceden kaygılanmayın.”
ADNAN OKTAR:“Hakim huzuruna çıkarılacaksınız, o zaman nasıl ifade versek, ne yapsak, avukat mı tutsak, nasıl davransak? diye düşünmeyin” diyor. Evet.
ALTUĞ BERKER:“O anda size ne esinlenirse onu söyleyin.”
ADNAN OKTAR:Tabi Allah size ilham edecek. Onu söyleyeceksiniz, kaderiniz değişmeyecek. Değil mi?
ALTUĞ BERKER:“Çünkü konuşacak olan siz değil, Allah’ın Ruhu olacak.”
ADNAN OKTAR:“Evet sizi yaratan Allah, sizi kaderde konuşturuyor. Dolayısıyla, Allah’ın ilham ettiğini konuşacaksınız. Değişik bir şey konuşmaya çalışsanız da olmaz. İlla ki kaderdeki konuşma olacak” diyor. İnşaAllah.
Hz. İsa (a.s.) şöyle öğüt veriyor, Matta 19:17’de. “Eğer eksiksiz olmak istersen,” mükemmel olmak istersen, “git, varını yoğunu sat,” malın mülkün, evin, evin, araban, neyin varsa sat, “parasını yoksullara ver” diyor. “Allah yolunda harca” diyor, Hz. İsa (a.s.) “Böylece göklerde hazinen olur.” “Allah Katında sevabın olur.” “Sonra gel, beni izle” diyor. “Eğer beni izlemek, bana talebe olmak istiyorsan, önce şu mal hırsından bir vazgeç” diyor. Yani çok kolay gibi görüyorlar onlar, Hz. İsa (a.s.)’ya talebe olmayı. O da diyor “bunu yapabiliyorsanız gelin peşimden” diyor. “Yapamıyorsan, zaman gelme” diyor. “İki gömleği olan, birisini hiç gömleği olmayana versin.” “Hiç olmayana versin” diyor. “Yiyeceği olanda bunu, hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın.” Luka 3-11. İşte İslam ahlakı. Hz. İbrahim (a.s.) devrinde de aynı. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da aynı. O zamanda da aynı. Markos, 10: 29-30’da; “"Size doğrusunu söyleyeyim" dedi İsa, "benim ve Müjde'nin uğruna"” yani Allah rızası için, İncil için; o zamanlar hak kitap İncil’di, “uğruna evini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını,” ülkesini, memleketini, “bırakıp da şimdi, bu çağda çekeceği zulümlerle birlikte,” bir de bunun üzerine “zulüm de çekecek” diyor, ayrıca zorluklarla da karşılaşacak, “yüz kat daha fazla eve, kardeşe, anneye, çocuğa, toprağa ve gelecek çağda sonsuz yaşama kavuşmayacak hiç kimse yoktur.” Yani, “Cennette, Allah kat kat fazlasını verecektir” diyor. Bu dünyada evinden, arabasından, işinden, şundan, bundan feragat edip, Allah yolunda mücadele edenlere, “Allah Cennette kat kat fazlasını verecek” diyor. Allah rızası için mücadele ediyor. “Kardeşlerini, anne ve babasını, çocuklarını ya da topraklarını,” hicret etmeyi, topraklarını bırakmak hicrettir, “bırakıp da Allah yolunda mücadele edenler; Ahirette, Cennette kat kat karşılığını alacaklar” diyor. “Sizden bir şey dileyen herkese dağıtın” diyor, varsa imkanınız. “Malınızı alandan, onu geri istemeyin.” Adam zaten fakir, borç para istiyor. Söke söke geri alıyor. “Geri almayın” diyor, “imkanınız olduğu müddetçe almayacaksınız” diyor. İslam’da, Kuran’da da bu şekildedir. Aynısıdır, Kuran’da. Berkerim anlat.
ALTUĞ BERKER: Hocam yine İncil’de o zorluklarla ilgili olarak; “Mesih İsa’ya ait olup, Allah yoluna yaraşır bir yaşam sürmek isteyenlerin hepsi de zulüm görecek” diyor.
ADNAN OKTAR:Bir daha oku.
ALTUĞ BERKER:“Mesih İsa’ya ait olup, Allah yoluna yaraşır bir yaşam sürmek isteyenlerin hepsi de zulüm görecek.”
ADNAN OKTAR:Evet, Allah yolunda olan herkes mutlaka zorlukla karşılaşır. Onu söylüyor. Evet.
ALTUĞ BERKER:“Ama kötüler ve sahtekarlar, aldatarak ve aldanarak gittikçe daha beter olacaklar.”
ADNAN OKTAR:“Deccaliyet ve deccal taraftarları da sahte izahlarla, yalan izahlarla insanları aldatarak, doğru söylemeyerek, Kuran’dan gerçekleri gizleyerek; cihadı, Allah yolunda mücadele etmeyi yani cihad demek cehd etmek, gayret etmek, bunu engelleyerek, insanları aldatacak” diyor.
OKTAR BABUNA:Hz. İsa (a.s.)’yı Hocam, İncil’de; halkın onlara saygı duyacaklarını, “Hz. İsa ve talebelerine ama katılmayacakları” bildiriliyor. “Elçilerin aracılığıyla halk arasında birçok mucizeler ve harikalar yaratılıyordu. İmanlıların hepsi Süleyman'ın Eyvanında toplanıyordu. Halk onlara büyük saygı duyduğu halde, dışarıdan hiç kimse onlara katılmayı göze alamıyordu.” Siz onun için Hz. Mehdi (a.s.)’nin talebelerinin sayısının 313 olacağını söylemiştiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, Hz. İsa (a.s.)’nın talebeleri tutuklandığında deprem olmuş.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Oku bakayım.
ALTUĞ BERKER:“Gece yarısına doğru Pavlus’la, Silas dua ediyor, Allah’ı ilahilerle yüceltiyorlardı. Öbür tutuklular da onları dinliyordu. Birdenbire öyle şiddetli bir deprem oldu ki tutuk evi temelden sarsıldı.”
ADNAN OKTAR: Müslümanlar tam tutuklandıkları anda, topluca tutuklarında büyük bir deprem oluyor, evet. İncil’de bu geçer.
ALTUĞ BERKER:Devam ediyor, detay veriyor, Hocam aslında. “Bir anda bütün kapılar açıldı, herkesin zincirleri çözüldü, zindancı uyandı” diye tepkiler devam ediyor, Hocam.
OKTAR BABUNA:Bu anne-babalarla ilgili Hz. İsa (a.s.) döneminden bir bölüm var Hocam, okuyayım mı inşaAllah, İncil’den?
ADNAN OKTAR: Oku, evet.
OKTAR BABUNA: “Anne, babanız, kardeşleriniz, akraba ve dostlarınız bile sizi ele verecek. Bazılarınızı öldürtecekler.”
ADNAN OKTAR:Evet, anne ve babalar işbirliği yapacaklar; çocuklarının tutuklanmaları için, ezilmesi için. Bu Hz. İsa (a.s.) zamanında da vardı, Hz. İbrahim (a.s.) zamanında da vardı, Hz. Muhammed (s.a.v.) zamanında da vardı, Hz. Mehdi (a.s.) zamanında da var. Değişmiyor.
Bu anlattıklarınız hep Allah’ın kanunları. O yüzden, İncil’den hep örnek veriyoruz. Yani çünkü Tevrat’ta da var, Zebur’da da var, Hz. İbrahim (a.s.) döneminde de var. Hiç değişmemiş, hep bu sünnet devam ediyor, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Benim adımdan ötürü Allah rızasına uyarak, beni izlediğiniz için, herkes sizden nefret edecek. Ne var ki, başınızdaki saçlardan bir tel bile yok olmayacaktır. Sebat göstermekle, canlarınızı, Cennetteki sonsuz yaşamı kazanacaksınız” diyor. MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, Allah rızası için gayret edenler mutlaka bir iyilikle, güzellikle Ahirette karşılaşacaklar. Onu belirtiyor. Cenab-ı Allah’ın kanunun değişmediğini görüyoruz, inşaAllah. Bu Allah’ın bir sünnetidir. Yani Müslümanlara saldırı anında, tam o anda tarihte hep böyle olaylar olmuştur. Mesela Hz. İsa (a.s.)’nın talebeleri tutuklandığında, tam o anda topladıklarında çok büyük bir deprem olmuştur. Aynı şekilde diğer Peygamberler zamanında da öyle. Müslümanlara toplu saldırı olduğunda, büyük depremler, görsel olaylar olmuştur. Tevrat’ta geçer bunlar, inşaAllah. Mehdi (a.s.) devrinde de bu tip olaylar olacaktır. Bu tarzda olaylar olacaktır. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman döneminde de.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman zamanında olmuştur, evet. Yani bu hatırlatma için tabii. Depremde ölenler şehittir. Onlar bizim canlarımızdır, inşaAllah. Fakat Allah böyle harikalar meydana getiriyor. Her dönemde bu olmuştur. Tarih içerisinde olmuştur. Bunu Tevrat’ı inceleyenler, İncil’i inceleyenler görürler. Hadislere bakanlar da görürler. Kuran’da da buna çok fazla işaret vardır. İnşaAllah. Başka? Oktarım anlat.
OKTAR BABUNA:İncil’den Hocam, inşaAllah. “Kardeşlerim, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğinizde bunu büyük sevinçle karşılayın. Çünkü bilirsiniz ki imanınızın sınanması sebat gücünü oluşturur. Sebat gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, mükemmelliğe erişmiş kişiler olmanız için etkili olsun.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam. İncil’den bugünlük anlatım bu kadar yeterli. Yani İncil’den anlatmamızın nedeni, Kuran’ın hükümleri her devirde hemen hemen, yakın olarak aynı olmuştur. Allah’ın hükümleri. Allah’ın sünnetinde değişme olmaz. Her zaman, her dinde; Hz. İbrahim (a.s.) zamanında da namaz vardı, Hz. İsa (a.s.) zamanında da vardı, Hz. Musa (a.s.) zamanında da vardı; hepsinde oruç var, hepsinde zekat var, hiç değişmemiştir. Allah’ın sünnetidir. “Allah’ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın” diyor Allah, ayette zaten. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hz. Mehdi (a.s.)’nin ahlakı ile ilgili çok övücü konuşuyor Hocam, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleri var. Okuyayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet, oku. Sonra Kuran ayetlerinden okuyalım.
OKTAR BABUNA: Tamam, inşaAllah.Hz. Mehdi (a.s.) insanlar arasında hakkaniyet ve adaletle hükmedecektir. “İman edenlerin Efendisi (a.s) der ki: "... İmam (Hz. Mehdi (a.s.)) neyin doğru neyin yanlış olduğunu daha iyi bilir. Kötü hükümleri üzerinizden alıp atacaktır. (Hz. Mehdi (a.s.)) Tehlikelerinizin önünü kesecek ve adaletsiz yöneticilerinizi bertaraf edecek ve dünyayı dürüst olmayanlardan temizleyecektir. Hakkaniyet ile hareket edecektir ve sizin aranızda insaflı bir adalet terazisi kuracaktır... Beklerseniz, ödüllendirileceksiniz ve sizin haksızlığa uğratılmanızın intikamını alacak olanın ve haklarınızın kurtarıcısı olanın, o olduğunu kesinlikle anlayacaksınız. Gerçekten Allah adına yemin ederim ki, doğrusu Allah dindar olan ve iyilikte bulunan kişilerle birliktedir."” (Kitab-ül Gaybet, (Bihar-ul Envar))
ADNAN OKTAR:Bölüm bölüm açıkla ben de şerh edeyim.
OKTAR BABUNA: Tamam, inşaAllah Hocam. “İman edenlerin efendisi der ki; İmam (Hz. Mehdi (a.s.)) neyin doğru, neyin yanlış olduğunu daha iyi bilir.”
ADNAN OKTAR:Allah’ın dilemesi ile, Allah’ın ilhamıyla tabii ki. Allah diyor; “Bilenlerle, bilmeyenler bir olur mu?” diyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bilenlerden sorunuz” diyor. Bakın Kuran ayeti bunlar. “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” İnsanlar genellikle tabii kendilerini en akıllı zanneder. Birçok insan öyle olur. Yani Müslümanlar olgun olur ama Müslüman terbiyesini almayan insanlar kendini böyle allame- i cihan zannederler. Özellikle bu, münafıklarda delilik derecesindedir. Aklından çok emin olur. Ama bak, Allah ne diyor? Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bilenlerle bilmeyenler hiçbir olur mu? Bilenlerden sorunuz.” Mehdi (a.s.) de bir bilen olduğuna göre, bilenden sorulacaktır. Bilenlerle bilmeyenler bir olmuyor, Mehdi (a.s.)’yle tabii ki bir değil. Dolayısıyla ondan soracağız. Doğruyu, güzeli ondan öğreneceğiz birçok konuda. Yani Kuran’ın açık hükümlerinin dışında hüküm verirken, ondan doğruları öğrenmiş olacağız.
OKTAR BABUNA:“Kötü hükümleri üzerinizden alıp atacaktır.”
ADNAN OKTAR: “Kötü hükümler,” kötü uygulamalar, yanlış uygulamalar. İnsanları sıkan, baskı yapan, insanlara huzursuzluk veren; mesela insanlar birçok kuraldan, birçok uygulamadan dolayı rahatsızlar dünyada. Neşeli değiller, sevinçli değiller, tedirginler, korku içine yaşıyorlar. İnsanların üzerindeki baskıyı, zincirleri kıracak. Özgürlüğü getirecek Mehdi (a.s.); özgürlük insanıdır, kolaylaştırıcı insandır, tahfif edicidir. Baskıyı kaldıracaktır. Hani diyor ayette, şeytandan Allah’a sığınırım; “Üzerinizdeki ağır teklif zincirlerini kırar” diyor, “söker” diyor. Mehdi (a.s.) de bunu yapacaktır inşaAllah. Ağır teklif zincirlerini, ağır baskıları insanların üzerinden kaldıracak. İnsanlar üzerindeki bu gerilim kalkmış olacak. Dünyadaki insanların hemen hemen tamamı üzerinde bir gerilim var. Tedirginler, rahatsızlar. Bunu kaldıracak inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“(Hz. Mehdi (a.s.)) Tehlikelerinizin önünü kesecek ve adaletsiz yöneticilerinizi bertaraf edecek.”
ADNAN OKTAR:“Tehlikelerinizin önünü kesecek;” anarşiyi, terörü durduracak; Darwinizmi, materyalizmi durduracak; komünizmi, faşizmi durduracak, yeryüzünden kaldıracak, değil mi? Böylece insanlara huzur yolunu, rahatlık yolunu açmış olacak. Adaletsiz yöneticilerin baskıları da ortadan kalmış olacak. Çünkü onların fikir sistemini ortadan kaldırınca adaletsiz yönetici ne yapsın? Yapacağı bir şey kalmayacak. Devam et.
OKTAR BABUNA:“Ve dünyayı dürüst olmayanlardan temizleyecektir.”
ADNAN OKTAR: Hadis, tabii nezaketiyle anlatmış Peygamberimiz (s.a.v.). “Sahtekarlardan temizleyecek” diyor. Üç kağıtçılardan, namussuzlardan, münafıklardan, deccal taraftarlarından, iddia edilen Ergenekon Örgütü mensuplarının zulmünden, teröristlerin azgınlığından dünyayı temizleyecek. Etkisiz hale getirecek.
OKTAR BABUNA: “Hakkaniyet ile hareket edecektir.”
ADNAN OKTAR: ‘Hakkaniyet’, hakkı aramak. Hak, doğru neyse o. İnsanlara zulüm yapılmayacak, insanların hakkı elinden alınmayacak, insanlara candan davranılacak, dürüst ve samimi davranılacak. Dolayısıyla bu dürüstlükten dolayı insanlar rahat, huzur içinde olacaklar, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Ve sizin aranızda insaflı ve adalet terazisi kuracaktır.”
ADNAN OKTAR: Evet insaflı, demek ki insafsız bir adalet terazisi olacak dünyada. Adalet batmış olacak, hukuk ve yargı sistemi batmış olacak dünyanın büyük bir bölümünde, yargıya her türlü rezalet pislik karışacak dünyada. Dünyadaki o bozuk yargı sistemini, bozuk hukuk sistemini ayaklarının üzerine oturtacak, adalet makul hale gelecek, doğru dürüst ve güvenilir hale gelecek. İnsanlar mesela mahkemeye gittiğinde neyle karşılaşacak, Oktar?
OKTAR BABUNA: Adaletle Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Adaletle karşılaşacak. Başka?
OKTAR BABUNA: Boş mahkemeler.
ADNAN OKTAR: Mahkeme boş olacak zaten, mahkemeler lokantaya çevrilecek, hastaneye çevrilecek mahkeme. Şimdi mesela milyonlarca dosya var, Müslüman’ın Müslüman’la ne davası olur, affeder konu biter, ne davalaşsın yani niye davalaşsın? “Hakkını helal et kardeşim” diyecek, konu bitecek. Dosyalar hamur yapılmaya gönderilecek Seka’ya. Anlaşıldı mı? O kadar inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bu konuyla ilgili bir hadis daha var okuyayım mı Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet oku.
OKTAR BABUNA: “Hz. Mehdi (a.s.) Davud ve âli Davud'un hükmüyle adalet hükmedecek ve kimseden şahit ve delil istemeyecek” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi şahit oluştursun, sahtekar şahitleri getirsin, adam gözünün içine baka baka yalan söyler. Var mesela şu anda da oluşuyor; adam gizli şahit getiriyor, adam sahtekar, hepsi yalancı. Para karşılığı şey yapıyor adam, bir kısmı doğru olan da var ama sahtekar olan da var, yalan olan da var, para karşılığı yapan da var. Efendim Mehdi (a.s.)’nin karşısına gelecek de adam, “al sana delil” diyecek, mesela “adamdan biz kokain çıkarttık” diyecek farz edelim. “Öyle mi?” diyecek Mehdi (a.s.). “O kokainini sana böyle arpa gibi yedirirler” diyecek, “sahtekarlık yapmayacaksın” diyecek. “Sen bu adama, bu insana, bu masum insana iftira atmışsın. Yalan, belli, gözlerinden anladım” diyecek. “Her yerinden anlaşılıyor sahtekar olduğun, oyun oynadığın” diyecek. Ayette diyor; “suçlular simalarından tanınır.” Bir insan sinirliyse anlaşılır, üçkağıtçı ise anlaşılır, kompleksliyse anlaşılır, korku ve gerilim içindeyse anlaşılır, güvensizse anlaşılır, çıkarcıysa anlaşılır, egoist-bencilse anlaşılır, seviyorsa anlaşılır, nefret ediyorsa da anlaşılır, değil mi? Münafık da işte belli oluyor Allah’ın dilemesiyle, inşaAllah. Yüzde yüz teşhis konulmaz ama anlaşılır. Dolayısıyla suçlu da anlaşılır. Suçlu olacak da adam gidecek, suçlu mutlaka yüzünden belli olur Allah’ın dilemesiyle. Baktı mı suratına, Mehdi (a.s.) diyecek ki; “bir şey var sende, senin şu delillerini bir inceleyelim.” Onların delillerinin sahte olduğunu da belirleyecek Mehdi (a.s.). Çok akıllı bir sistem kuracak. Şimdi bazı yerlerde, dünyanın bazı yerlerinde adam getiriyorlar, elin garibanını, sahte delil oluşturuyorlar, adamı hapse attırıyorlar. Mehdi (a.s.) devrinde böyle bir olay yok. Hz. Yusuf (a.s.)’a yapmak istediler, bakın sahte delil oluşturmak istediler. Ne yaptılar? Gittiler, gömleği kana buladılar, dediler; “kurt yedi Hz. Yusuf (a.s.)’u.” Bak sahtekarlık yapıyorlar, yalan yapıyorlar, geçerli mi? Hemen anladı babası, inanmadı, inşaAllah. Mehdi (a.s.) de öyle olacak işte, ferasetle. Delilse delil işte, bak gömlek gelmiş, kan da sürülmüş ama inanmıyor, değil mi? Ahir zamanda da mesela kan da tahlil ediliyor, laboratuvara gönderiliyor, yalan mı doğru mu anlaşılıyor. Mehdi (a.s.) devrinde Adli Tıp’ın da çok iyi gelişeceği de anlaşılıyor buradaki izahtan. İnsanları kandırmanın mümkün olmayacağı, yalan delille. Çünkü çok gariban var hapiste yatan şu an, hiç bir suçu yok adamın, iftira sonucu adam hüküm giyiyor. Mesela biz de eğer ispat etmeseydik, kokainden hüküm giyecektim ben, bizim evimize polisin içindeki elemanlar tarafından konduğunu, kimse artık o. Yine Emniyetteyken polisin içindeki bazı kişiler tarafından yiyeceğime kokain konduğunu Adli Tıp’ta ispat ettim, öyle yakamı kurtardım. Yoksa pisi pisine bize hem hapis cezası vereceklerdi, hem de kokainman diye Hürriyet’te çıkmıştı; “Adnan Oktar kokainman” diye, değil mi? Bak, beraat ettim, Adli Tıp’ta olayın gerçeği ortaya çıktı, Hürriyet bunu yazmadı ama o haberi yazmıştı. Mesela şimdi bu adalet mi? Değil. İşte bu ortadan kalkacak. Mesela Ebru Şimşek ne dedi? İşte zoraki tabanca, tüfekle ona tecavüz etmeye kalkmışız güya, video kameraya almışız, falan feşmekan anlattı. Sonra biz ne yaptık? Evin filmini götürdük mahkemenin önüne koyduk. Dedik; “efendim bu evin filmi bu, bu evin filmi de bu.” Ama bilirkişiye tespit ettirilmiş resmi görüntüler, resmi tespit yapılmış. “Bu evin tavanı dümdüz, bu bayanın bulunduğu evde tavan ve kilişler aşağıya sarkıyor, burada tavan dümdüz görüyorsunuz.” Benim bulunduğum evde pencere nasıl? Tavandan tavana kadar. Orada nasıl? Pimapen, küçücük pencere var. Mahkeme heyeti bir gördü, bitti. Hemen beraat, değil mi?
OKTAR BABUNA:“Bu ev yıkılmadan bu ev yapılamaz” dedi.
ADNAN OKTAR: Hayır alanen belli çok açık belli. Biri İtalyan stili bir ev, diğeri 60 metrekare, küçücük ev. “Mümkün değil” dedi mahkeme. Şahitlerin de ve diğer teknik elemanların izahlarıyla da beraat ettim. Basına yansıdı mı? Yansıdı. Gazetelerde haber oldu mu bu konu? Oldu. Beraat edince ne oldu? Haber yok.
OKTAR BABUNA: Bu kokain ile ilgili gazete haberini buldum Hocam, göstereyim mi? Tam dediğiniz gibi Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakayım. “Adnan Hoca kokainman” hay maşaAllah. “Adnan Hoca kokainman çıktı” “Adnan Hoca’nın kokainmanlığı belgelendi”
OKTAR BABUNA: Ama beraati yazmadılar Hocam.
ADNAN OKTAR: Beraatin b’sini yazmadılar, b’sini.
ALTUĞ BERKER: Aslında, siz daha iyi bilirsiniz tabii ki Hocam, inşaAllah, ilk çıktığınız o nöbetçi hakim de inanmadı. Polislere hatta bayağı şey yaptı.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Çıktım, hakim yüzüme baktı, ondan sonra polisleri çağırdı, “nedir olay?” dedi. “Kaç kişi yaptınız aramayı?” dedi, “16 kişi yaptık” dedi, hakim bir bağırdı, “ben hayatımda ilk defa görüyorum böyle bir şeyi” dedi.
ALTUĞ BERKER: Ev de 75 metrekare.
ADNAN OKTAR: Evet, 75 metrekare. Savcılık ifadesini okudu hakim; “üç dakikada bulmuşsunuz, üç dakikanın içinde, eliyle koymuş gibi” dedi. “Allah Allah, ne çabuk buldunuz böyle, üç dakikanın içinde” dedi, üç dakika sürmüştü arama. Ondan sonra, “bir de 16 kişiyle arıyorsunuz” dedi, “ben ilk defa görüyorum hakimlik hayatımda” dedi. Polisin ama başı yerde, eli böyle göğsünün önüne bağlı, başı önünde. Hemen anladı hakim, ondan sonra Adli Tıp’a sordu; bu yemeğine, içeceğine karıştırılarak verilebilinir mi, kokain? Bunu bir öğrenin” dedi. Yani bak, hiç söylemeden hemen çözdü. Adli Tıp’a gidip sordular, “Emniyet’teyken verilmiş, yemekle verilmiş” dedi Adli Tıp.
ALTUĞ BERKER: Kırk sekiz saatte tamamen atılıyor vücuttan, siz yetmiş saat civarında kalmıştınız içerde.
ADNAN OKTAR: Kırk sekiz değil, yirmi dört saatte atılıyor. Yirmi dört saate kanda kalmıyor. Eser miktarda bile kalmıyor.
OKTAR BABUNA: Bir de üçüncü, dördüncü gün çıkıyor sizin kanda.
ADNAN OKTAR: Yetmiş iki saat sonra 5 mikrogramın üzerinde çıktı, en yüksek dozda. Yemeğime katmışlar. Allah ayaklarına doladı tabii. Ama bu Adli tıp’la tespit ediliyor işte.
OKTAR BABUNA: Ayrıca Hocam eve koyma bölümünde de siz bir komplo yapılacağını hissedip, faks çekiyorsunuz; “bana komplo yapılacak” diye.
ADNAN OKTAR: Evet iki gün öncesinden faks çektim bütün emniyet birimlerine; “bana komplo yapılacak” dedim. Haberini aldım ben, yani böyle bir oyun oynanacağını bildim. Faks çekmiştim, onu da mahkemeye gösterdim, “efendim, bana komplo yapılacağını daha önceden bildirdim” dedim. Hakim, hemen olayı çözdü.
OKTAR BABUNA: Bir önlem daha almıştınız Hocam inşaAllah. Bütün evi; anneniz, komşunuz ve kapıcınıza temizletiyorsunuz baştan aşağıya.
ADNAN OKTAR: Böyle bir oyun oynarlar diye bütün evin tozunu, toprağını aldırttım ki bir şey koymasınlar evin içerisine diye. Buna rağmen gelmişler; benim kütüphaneme, kitaplarımın arasına paketler halinde kokain koymuşlar. Polis geldi, Bismillah kapıdan içeri girdik, hepsi yüzünü benim kütüphaneye, kokainin olduğu yere doğru döndüler. Büyük kütüphanem var; üçüncü katı, altı katlıydı benim kütüphanem, üst katı da vardı aslında, yedinci katı da vardı aslında, üçüncü kattan başladı, birinci kitabı aldı şöyle elinden geçirdi, ikinci kitabı aldı şöyle elinden geçirdi, üçüncü kitabı açtı; “bu nedir? Böyle bir şey buldum ben burada” dedi. Bismillah, daha iki dakika olmamış içeri gireli, hepsi de kütüphaneye bakıyor, tam olay yerine doğru. “Bu ne? Anlamadım” dedim. Karbonat zannettim, pazarda satılan ucuz karbonat, şeyin üzerinde oluyor, karton üstü jelatinli. “Bu karbonattır herhalde” dedim, “siz biliyorsanız bir bakın” dedim, orada polis açtı, komiser, parmağı ile şöyle aldı diline sürdü, “kokain” dedi. Anladım ben, “haydi bakalım” dedim.
ALTUĞ BERKER: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah, aslında iddia edilen Ergenekon Örgütü davasında bunların sorgulanması veya meclis komisyonu araştırılması gereken konular bunlar.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, şimdi işte şu yargıda bir değişiklik yapılsın, ondan sonra biz ortaya çıkacağız. Benim anlayamadığım yargıdaki bu değişikliğin istenmesi, yapılan bu referanduma neden hayır denmesi gerektiğini anlamıyorum. Büyüklerimiz var, sevdiklerimiz var, hakikaten çıkıyorlar diyorlar, bağırıyorlar, “’hayır’ deyin.” Tamam diyelim ama neye göre diyelim? Kardeşim adamlar bize neler yaptılar gördünüz, değil mi? Yargının düzelmesi gerektiği de belli. Bu yargıyı düzenleyici bir sistem, Avrupayi yargıya doğru gidecek bir adım. “Şu mahsuru var” deyin, “şu yüzden ‘hayır’ deyin,” deyin, amenna. On parmağımla hayır diyeyim. Neye göre ‘hayır’? Sırf iktidarı iktidardan düşürmek içinse, bu çok mantıksız. Seçimleri beklersin, basarsın istediğin partiye, indirirsin aşağıya. İktidarı alaşağı etmek için bu yöntem mi? Yargıda bir düzenleme yapılacaksa bu ne güzel bu. Çok az sayıda olan Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri çok fazla sayıya getirilecekse, bu ne kadar güvenli, güzel bir şey, ne kadar rahatlatıcı. Kimse de itiraz etmez buna. Bunda ne var? Sırf iktidarı düşürmek için insan bu kadar faydalı olan bir şeyi reddeder mi? Bir de ayrıca iktidarı düşürecek bir şey de değil bu. İktidar niye düşsün bundan? Seçim değil ki bu. Seçimlere kadar bekler iktidar. Niye böyle bir şey yapsın? Hiç bir mecburiyeti yok. Belirleyici bir olay değil bu. Adam AK Partili olur da, ‘hayır’ da verebilir, bu şey değil ki. Bana ‘hayır’ın nedenini akılcı olarak açıklamadıktan sonra ben ‘evet’ veriyorum. ‘Evet’ vereceğim çünkü yargıda çok ciddi eksiklikler, boşluklar ve yanlışlıklar var. Bunu bütün yargı sistemini bilen herkes biliyor, yargı sisteminin içinde olan herkes biliyor, değil mi? Lehinde, aleyhinde olan herkes biliyor.
ALTUĞ BERKER: Bunu birCHP’li milletvekili de söyledi Hocam, geçen dönem başkan yardımcısıydı, Eşref Erdem; “Evet, bu hayırlı bir şey, ‘evet’ verilmesi gerekir” dedi. Disiplin Kuruluna sevk edildi, istifa etmek zorunda kaldı.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, ne alaka? O da çok yakışık alacak bir şey değil. Allah Allah. AK Parti’ye karşı olmak ayrıdır; böyle hayırlı, güzel bir şeyi tasdik etmek ayrıdır. Tabii ki ‘evet’ vereceğim. Ben anlayamıyorum buradaki mantığı, anlamak da zor yani. Niçin olduğunu söylemiyorlar.
OKTAR BABUNA: Sizin zaten başınızdan geçen bu olaylar, en büyük delili bunun. Bu komplo yapıldıktan sonra şikayet edilecek merci bulamıyorsunuz, kimi kimine şikayet edeceksiniz, nasıl bir araştırma yapılacak. O zaten bu yapılanmayı gösteren deliller bunlar, inşaAllah. Mahkemeniz, devam eden mahkemeler, gelişen, geçen olaylar inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii ki ben herkesin fikrine saygı duyuyorum, ben kendi kanaatim olarak bunu söylüyorum. Ben adaletli, çok güçlü bir düzenleme yapılmasının elzem olduğunu düşünüyorum. Yargıtay’ın aldığı, kendi içinde aldığı kararları, Yargıtay yarısını bozuyor. Kendi içinde aldığı kararların, mahkeme kararlarının hemen hemen tamamına yakınını Yargıtay bozuyor, büyük bir bölümünü bozuyor, bir şey var demektir yani. Düzenleme, Avrupai anlamda demokrasinin gelişmesi hepimizin lehine olur değil mi? O ayrı AK Parti hata yapıyorsa ona göre seçimlerde karşılığını verirsin. Yahut seviyorsan da destekliyorsan da daha fazla gider oy verirsin, iktidarda tutarsın. O ayrı bir mesele, inşaAllah. Evet, Berkerim.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Adaletle ilgili bahsedince Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çok güzel buyurmuş, Hz. Mehdi (a.s.) için şöyle diyor; “Kâimimiz (Hz. Mehdi (a.s.)) kıyam edince,” Mehdi (a.s.) zuhur edince, çıkınca, “insanların kalbindeki düşmanlık ve ihtilaf sebeplerini kökten kazıyacaktır” diyor.
ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Olayın kökten gitmesi çok önemli, birbirlerine kardeş olduktan sonra. Kardeşim adam öksürüyor, gidiyor şikayet ediyor. Elli milyon alacağı oluyor, gidiyor şikayet ediyor. Kardeşim affet bitsin, her şeyde şikayet olur mu? İslam’da affedicilik vardır, sabır vardır, şefkat vardır, fedakarlık vardır. Mahkemelerin, benim kanaatim, mesela şu andaki mahkemeleri kendim açmış olsam, %99.99’undan vazgeçerim. Bir şey yok. Değil mi? Kan dökmek, ondan sonra adam öldürmek, zulüm, gasp falan bunlar olaydır. Parasını vermedi, bilmem ne. Kardeşim, fakir adamın neyini alacaksın? Gidip adamın buzdolabımı, çamaşır makinesini almak falan bana çok acayip geliyor, bilmiyorum yani.
-VTR – HABERTÜRK
ADNAN OKTAR: Bak, herkes görüyor demek ki.Bak, yer gök inliyor. Her yerde Mehdi (a.s.) konuşuluyor, inşaAllah. Mübarek görevde, inşaAllah.
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi
ADNAN OKTAR:Papa biliyorsunuz Şeyh Nazım Hazretlerini Kıbrıs’ta ziyaret etti. Hakikaten de doğru söylüyor Hocamız, çok net. Zaten ben sözüne inanırım da, haşa tasdik mercii de değilim ben de. Çok mühim bir olay için, çok mühim bir konu için Şeyh Nazım Hazretleri ile görüştü Papa. Özel olarak sırf onun için görüştü. Olay Hz. İsa ( a.s.) ile ilgili bir konu. Önümüzdeki günlerde bunu duyacağız, anlayacağız inşaAllah. Yani mühim bir haber vardı. Onu Hocamıza ilettiler, inşaAllah. Şeyh Nazım Hocam bir şey daha söyledi ama onu da ben burada söyleyemem.
OKTAR BABUNA: Bir hadis okuyorum Hocam, inşaAllah. “Dedi ki: "Ey Emirülmüminin, bu Mehdi (a.s.) kimdendir?" Buyurdu ki: "Benî Haşim’dendir, Arapların yüce dağının zirvesinden. O öyle bir denizdir ki o mana denizinde insanlar ilmen ve ahlaken sonsuz gelişebilir."” O denizde ilmen ve ahlaken istediğinin sınırı yok, inşaAllah. Allah Katında gelişmek için. “Kendisine sığınanlar için amandır.” inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi şerh ederek oku bakalım.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. “Dedi ki: "Ey Emirülmüminin, bu Mehdi (a.s.) kimdendir?" Buyurdu ki: "Benî Haşim’dendir.” Peygamberimiz (s.a.v.)’in neslindendir. “Arapların Yüce Dağın zirvesinden. O öyle bir denizdir ki o mana denizinde” yani manevi alemde, inşaAllah, “insanlar ilmen ve ahlaken sonsuz gelişebilir.” Onun varlığında onun yönetiminde insanların ilmen ve ahlaken, imanen çok gelişeceklerini anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Demek ki sanatta, bilimde, estetikte muazzam bir gelişme olacak Mehdi (a.s.) çağında. Hz. Mehdi (a.s.) bunun zeminini hazırlayacak, ortamını hazırlayacak, teşvik edecek. Bunu görüyoruz.
OKTAR BABUNA:“Kendisine sığınanlar için amandır.” Son derece merhametli, şefkatli, koruyup kollayıcı bir özelliği var.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şeyh Nazım Hocam bana kavuğunu ve sarığını göndermiş. MaşaAllah. Dün elime geçti. MaşaAllah. Çok mübarek. Çok tatlı, çok muhteşem bir Hocamızdır Şeyh Nazım Hocamız. İnşaAllah. Teberrüken saklıyorum, inşaAllah, böyle özel olarak inşaAllah. Bakın dünyada bir Kutb-ul Aktab vardır bir de Kutb-ul İrşad vardır. Hz. Mehdi ( a.s.) Kutb-ul İrşad’dır. Benim kanaatim, yani eğer bir şey bildiğime dair insanların kanaati varsa, Kutb-ul Aktab da Şeyh Nazım Hocamızdır. Bak Kutb-ul Aktab’tır. Kutuptur yani. Kutb-ul Aktab’tır. Yani bu asrın Kutbudur, Kutb-ul Aktab’tır, Şeyh Nazım Adil El Kıbrısi Hazretleri.
VTR ( Şeyh Nazım Kıbrısi – Cübbeli Ahmet Hoca)
ADNAN OKTAR: Bak benim dediğimin üzerine çok manidar oldu. Bilmiyordum hakikaten bu filmin yayınlanacağını. Kutuplardan biri. Bir Kutb-ul Aktab, bir de Kutb-ul İrşad vardır. Kutb-ul İrşad Hz. Mehdi (a.s.)’dir. Veysel Karani de Kutb-ul Aktab’tır. Peygamberimiz (s.a.v.) Kutb-ul İrşad’dır o devirde, inşaAllah.
VTR ( Şeyh Nazım Kıbrısi – Cübbeli Ahmet Hoca)
ADNAN OKTAR: Bak Hz. Mehdi (a.s.) ‘in çıkacağını anlatıyor.Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Hocamız. “İnşaAllah yetişiriz” diyor. Söylesene 570 yıl sonra çıkacak desene. “Sizden çıkacak, İstanbul’dan.” Hani Mekke’den çıkacaktı? Hani Medine’den çıkacaktı? Hani İstanbul’dan çıkmıyordu? Bak “İstanbul’dan, Türkiye’den, sizden çıkacak” diyor. “İnşaAllah yetişiriz, görürüz” diyor.
OKTAR BABUNA:Zaten siz daha önce de belirtmiştiniz. 1996 yılı konuşmalarında her an Hz. Mehdi (a.s.) çıkabilir diyordu, inşaAllah.
VTR ( Şeyh Nazım Kıbrısi)
ADNAN OKTAR:Cübbeli Ahmet’i bu kadar mükemmel anlatması Hocamızın muhteşem. Yani tam böyle. Hikmetli gayet güzel. Teşhis tam, değil mi. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Evet tam Hocam. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Hocam siyaset böyle işte” diyor. “Hocam işte Başbakan bu boş…” neyse, “Başbakan bazı engeller ile uğraşmak zorunda kalıyor” diyor. “Her şeye hayır diyerek engellemeye çalışıyorlar. Tam bir set oluşturmuşlar. Gelişmenin önünü tıkıyor, işleri geciktiriyor, bazen de engelliyorlar.” Hükümet ne diyorsa ‘evet’ demek zorunda değiller, doğrudur. Ama burada alenen hayır var, güzellik var. İnsaf artık. Biz Türk insanı, üniversiteliler, liseliler aydın insanlarız. Aklı başında insanlarız. “Bakın kardeşlerim, şu nedenden ‘hayır’ demeniz gerekiyor” dersin. “Şu, şu, şu nedenden. Bakarız hakikaten ‘hayır’ dır. Yok öyle bir şey. ‘Evet’ yüz yönden ‘evet’ görünüyor. Ama neden ‘hayır’, biz bunu göremiyoruz. Göremiyorsak göstermeleri lazım. Anlatsınlar. Benim saygı duyduğum insanlar, birçoğu ‘hayır’ diyenlerden. Ama nedenini bilmeden ‘hayır’ olmaz. Başbakan da benim gördüğüm samimi, Anadolu delikanlısı, Anadolu çocuğu. Vargücü ile gayret ediyor. Yani yapıcı eleştiri yapmak lazım, tamam. Biz de buradan gerekirse kükrüyoruz eksik bir şey olursa. İnsandır, Başbakan hata yapabilir, Hükümet de hata yapabilir. Uyarırsın, yapmaz. Ama böyle klasik muhalefet bence pek doğru bir şey değil. Çünkü ben sağın tamamını destekliyorum.
Sayın Kılıçdaroğlu’na da saygımız var. Yeni bir şey çıktı böyle, birbirlerine isimleri ile hitap ediyorlar. Yani o böyle hani garip bir şeymiş gibi görünüyor ama ben ondan etkilenmem olumsuz. Tayyip Bey’in ismi; Tayyip, gayet güzel. Tayyibe, Kuran’da geçiyor Tayyip kelimesi. Kemal de kemal mertebesidir. O da güzel. Tayyip de çok güzel bir kelime. Yani mahcup edecek şey değil ki bu. Öyle bir üslup ile söylüyorlar gibi görünüyor. Ben daha önce Sayın Kılıçdaroğlu’na söyledim. Böyle işlere siz girmeyin, hiç yapmayın böyle bir şey, dedim. Yine durup durup böyle şeylere giriyor. Bence yakışmaz. Ne gerek yani? Sempati toplayacak, hoşa gidecek bir hareket değil. Mesela bazen gidiyor, şehitlerin ruhuna Fatiha okuyor. İçim açılıyor, hoşuma gidiyor, takdir ediyorum. Kuran okunuyor, dinliyor. Mesela Kuran okunması için teşvik ediyor; orada insanları topluyor, şehitlerin ruhuna. Mesela bunlar çok güzel. Dürüst üslup kullanıyor, çok güzel. Ama bunlara ne gerek var. Klasik 1960’larda, 70’lerde kalmış stil. Gerçi dozunu azalttı ama yine arada yapıyor. Böyle uyanık birisi var orada. Hafiften teşvik eden, ben biliyorum böyle. Cin gibi gözler böyle. Olmaz. Daha sıcak, daha sevecen bir ortam güzel olur. Bizim milletimiz gerginlikten zaten bunalmış vaziyette. O tip şeyler sıkar insanı. Bağırtı, çağırtı, o tip konuşmalar. Bizim milletimiz içini açacak, hoşuna gidecek şeyler arıyor. Gerçekten hoşlanmıyoruz. Buna gerek yok. Ağız kavgası, işte; “o ona onu dedi, o ona onu dedi, amma lafı oturtturdu, işte o da lafın altında kalmadı, o da ona bunu söyledi” gibi görüşte değiliz biz millet olarak. Gerek yok. Hiç gerek yok. Biz doğruyu yanlışı görüyoruz. Tabii ki bir muhalefet gerekir, tabii ki Hükümete bir eleştiri gelmesi gerekir. Faydalanıyordur Hükümet bundan. Ama yıkıcı olmamak lazım. Kim iktidara gelirse gelsin, inşaAllah.
Özetle adalette, adalet sisteminde çok köklü bir değişiklik şart. Hatta bu olay bile yeterli değil. Bu düzenleme de yeterli değil. Bunu bir adım olarak kabul edelim. Her konuda reforma gidilsin, güzellikler oluşturulsun, yenilemeler olsun, Türkiye daha güzel olsun; daha modern daha kaliteli olsun, özgürlükler artsın. Üzerimizdeki zincirler kırılsın, neşemiz artsın, sevincimiz artsın, daha zengin olalım daha müreffeh olalım. Birbirimizi sevelim millet olarak. Bizi kimse kavgaya teşvik etmesin, birbirimizi sevmeye teşvik etsinler, dost olmaya teşvik etsinler, çok güzel olur. Aynısını yapsınlar daha başarılı olacaklar, inşaAllah. İkinci yarıda devam edelim.
SUNUCU 1: Şimdi sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
OKTAR BABUNA:Günlük haberler var Hocam İnşaAllah. “Afetler günlük yaşamın bir parçası olacak” diyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ne zamana kadar? Mehdi (a.s.) çıkıncaya kadar.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Söylemiş miydim daha önceden?
OKTAR BABUNA:Evet söylediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Resullullah (s. a.v.)’ın söylediğini naklettim ve aynısı ile çıkıyor. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Kilise otoparkında Teravih namazı” şeklinde bir haber var Hocam, inşaAllah. “Ramazan ayı ile beraber İtalya’da cami tartışmaları alevlendi.” İbadethane sorunu yaşadıklarını belirten Müslümanlar Milano’da kilisenin otoparkında Teravih namazı kılmışlar.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bak sığmıyor, maşaAllah camilere.
OKTAR BABUNA:“Güney Pasifik’te de 7,5 büyüklüğünde deprem” olmuş inşaAllah, ayrı bir olay olarak.
ADNAN OKTAR:Dün ne dedim? Zemin titriyor dedim dün, değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet dediniz, Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne anlamda dedim ben sence?
OKTAR BABUNA:Sarsıntılar, depremler.
ADNAN OKTAR:Depremden önce söyledim ama. Zemin titriyor dedim. Dün bilerek söyledim.
SUNUCU:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Benim öyle kullandığım bir kelime değil o, kullanmıyorum. Özel seçerek söylüyorum. Zemin titriyor dedim ve bunun arkasından bu deprem oldu. Türkiye’de de oldu herhalde deprem, değil mi? 4.8.
OKTAR BABUNA:“2010 yılı felaketler yılı” diyor haberde. Dünyanın dört bir yanından doğal afet haberleri geliyor” diyor Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kıyamet Alametleri isimli kitabı alırlarsa kardeşlerimiz, Berzenci Hazretleri’nin. Bu kitapta bütün detayları görecekler. Berzenci biliyorsunuz büyük Ehl-i Sünnet alimidir. Geçmiş yüzyıllarda gelen büyük alimlerin eserlerinden derleyerek hazırlamıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in neslindendir. Çok çok değerli, güvenilir bir alimdir. Bütün Ehl-i Sünnet uleması bu konuda ittifak halindedir, Berzenci konusunda. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Çin’de toprak kayması olmuş. Bu da büyük bir olay. 337 kişinin öldüğü, 11.000 kişinin kayıp olduğu. Bu da Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde geçtiği şekilde Hocam, Ahir zaman alameti olarak. Hıristiyanlar da pankart asarak Ramazan’ı kutlamışlar Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Obama da biliyorsunuz güzel kapsamlı bir açıklama ile Müslümanların Ramazan’ını kutladı inşaAllah. Bu video olayları hoşuma gitti, devam edelim.
-VTR-
ADNAN OKTAR:Şeyh Nazım Hocam dünyanın en tatlısı, en iyisidir inşaAllah bildiğim gördüğüm insanlar içerisinde. Çok muhteşem ve çok mübarek bir insandır. Bakın, harikulade bir olay herkes Papa’nın yanına gider görüşmeye, konuşmaya. O, Şeyh Nazım Hocamızı görmeye özel olarak Kıbrıs’a gitti. Çeşitli bahaneler gösterdi ama hiçbiri değil doğrudan Şeyh Nazım Hocam ile görüşmek için gitti ve bir sır verdi ona, bir şey söyledi Hocamız ona, o ona inşaAllah. Hocamızın bir bildiği var. Önümüzdeki günlerde onu göreceksiniz ne olduğunu inşaAllah. Hocamızın zahirde batında bayağı bir tasarrufu vardır, inşaAllah. Ahir zamandaki manevi meclisin çok önemli bir üyesidir, inşaAllah. Biliyorsunuz üçler, yediler, kırklar vardır inşaAllah. Hocamıza sorulmadan öyle pek bir karar alınmaz, inşaAllah. Onun mutlaka görüşü alınır, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Sizinle ilgili bir söylediği daha vardı Hocam inşaAllah. Gazetelere haber olmuştu. “Adnan Hoca’yla uğraşılmasını pek tavsiye etmem” demişti inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nasıl o, nedir o? Var mı onun haberi?
OKTAR BABUNA:Bulayım Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Güneş Gazetesi’nde çıkmıştı, değil mi?
Beklenen Mehdi (a.s.) Hakkında Tüm İslam alimlerinin Görüşleri. Bakın, bir kere Sahihi Buhari’de var, Sahihi Müslim’de var, çok uzun uzun anlatılıyor. Mesela Sahihi Müslim’de yine; “Hayatım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Meryem oğlu (İsa aleyhisselam)'ın adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır. O, salibi (haçı) kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracaktır, mal o kadar çoğalıp taşacak ki, hiç kimse mal kabul etmez olacaktır.”
Bir tane, iki tane, on tane değil, çok çok fazla. Bazı Hocaları da çıkarıyorlar. “Hz. İsa (a.s.)‘nın çıkışıyla ilgili hadis yoktur, Hz. Mehdi (a.s.)‘nin çıkışıyla ilgili hadis yoktur” diyorlar. Hadis kitaplarının en büyüğü hangileri? Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Süneni Nesei, Süneni Davud. Hepsinde çok kapsamlı ve detaylı var. Diyor ki; “hadis kitaplarında yoktur.” Bu ne biçim bir ifadedir. Dolu, görüyoruz, ispat ediyoruz. Üstelik sahih ve mütevatir. Ve dört mezhep imamı da Mehdi (a.s.)’nin çıkışının hak olduğunu söylüyor, İsa (a.s.)’nın inişinin hak olduğunu söylüyor. Şiilik’te de böyledir, Caferilik’te de böyledir, Vehabilik’te de böyledir. “Ben orijinal Hocayım, orijinal görüşlerim var” diyor. İyi, orijinal olarak yaşarsın orijinal görüşlerinle ama inandırıcı olmaz. Çünkü kaynağa göre konuşmuyorsun, kendi kafasında konuşuyor, olmaz.
Hüseyin Hilmi Işık, Allah rahmet eylesin, onun ünlü bir ilmihali vardır Hocamızın. Ne diyor mesela; “Hz. Mehdi (a.s.) çıkacağı zaman yeryüzünde halife ve manevi lider bulunmayacak, Mehdiliklerini ilan edenlerin Mehdi (a.s.) olmadıkları buradan anlaşılmaktadır.” Yeryüzünde halife yok Mehdi (a.s.) çıktığında, inşaAllah. Çok önemli bir delil olarak bunu belirtmiş, İmam Rabbani’ye dayandırarak ne zaman olabilir? Demek ki geçmiş yüzyılda, yani Hicri 1400’den evvelki dönemde gelen alimlerin hiçbirinin Mehdi (a.s.) olması mümkün değil çünkü halife var. Halifenin olmaması gerekiyor Hz. Mehdi (a.s.)‘nin çıkması için.
Mevdudi, mesela o da büyük alimlerdendir. “O, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde açıkça tanımlanmış olan İmam Mehdi (a.s.)'dir. İmam Mehdi (a.s.) geldiği zamanın en ideal komutanı, lideri olacaktır.” En ideal, en klas, en kaliteli. “Buradaki idealden maksadım şudur” diyor, açıklıyor; “çağın bütün gerçeklerini bilecek,” böyle bağnaz, tutucu, kendi dünyasında yaşamış, genel kültürü olmayan değil, “tam bir yönetici yeteneğine sahip bir insan olacaktır. Korkarım ki, onu ilk reddedecek olanlar gelenekçi ulema sınıfından başkası olmayacaktır.” Doğru, hadise dayandırıyor bunu. “Mehdi (a.s.), geldiği zaman, Müslümanların düşünce ve inançlarında bulunan cahiliye pisliklerini temizlemeye çalışacak.” Böyle abuk sabuk Hocalar var ya, çıkıyor helale haram diyor, harama helal diyor. Milletin kafasını karıştırıyor. Dini içinden çıkılmaz hale getiriyor. Her şeyi yasaklıyor, güzel olan insana neşe veren, sevinç veren her şey yasaktır diyor. Hayatı Cehenneme çevirmeye çalışıyor. Ama kendisi üçkağıtçı herif bizzat uyguluyor. Ama millete de yasaktır diyor. Bak diyor ki; “cahiliye pisliklerini temizlemeye çalışacak, en saf şekliyle İslam'ı ortaya koyacaktır.” En saf şekli nedir? Sahabe dönemidir. “İslam'ı her alanda hakim kılmak için çalışacaktır.” Her alanda. “Kendisine ait veya kendisinin oluşturduğu bir iddia veya davası yoktur.” “Ben Mehdi (a.s.)’yim, ben şöyle üstünüm, böyle üstünüm demeyecektir” diyor. “Bunun karşısında cahiliye de boş durmayacak,” ben bunu daha önce okumamıştım, ilk defa okuyorum, bilinmiyor o kadar bu konu, “bunun karşısında cahiliye de boş durmayacak,” yani deccaliyet, “boş durmayacak, bütün gücüyle 'batılı' hakim kılmak için çalışacaktır.” Yani Darwinizmi, materyalizmi, ateizmi. “Ama hak için yapılan bu büyük cihadda Allah (cc)’ın yardımıyla, Allah’ın hizbi galip gelecektir” diyor, “cahiliye hezimete uğrayacaktır.” “Mehdi (a.s.) galip olacaktır” diyor, inşaAllah.
Mahmut Esat Coşan, rahmetli, çok sevdiğim mübarek bir Nakşibendi şeyhiydi, çok değerli bir alimdi. Biliyorsunuz Mehdi (a.s.)’nin gelişiyle tarikatların tamamı Mehdi (a.s.)’ye bağlanmış ve tarikatlar kalkmıştır. Diyorlar ki mesela; “Mehdi (a.s.) Nakşibendi tarikatına bağlı olacak, bir halifesi olacak ve ona bağlı bir kişi olacak.” Peki, nasıl oluyor? Şeyh ona bağlı, o da şeyhe bağlı. Bütün Nakşibendi şeyhlerinin, Kadiri şeyhlerinin hükmü Mehdi (a.s.)’ye bağlanmıştır. Hepsinden halifelik alınmış, Mehdi (a.s.)’ye verilmiştir. Dolayısıyla Mehdi (a.s.)’nin birisine bağlanması mümkün değil, imkansız. Ama bir Nakşibendi halifesinin sohbetinde kemale gelir. Kısa bir sohbet, on beş saniye, otuz saniye bile olsa, sohbette kemale gelir, kemale gelmişken nübüvvet yolunda ilerliyor ama hepsi ona bağlıdır. Dolayısıyla bir şeyhe bağlanması mümkün değildir. Abdülkadir Geylani, İmam Rabbani, hepsi Mehdi (a.s.)’ye bağlıdır. İmam Rabbani, hayret, şaşkınlık, özlem, beğeni ve muhabbetle Mehdi (a.s.)’den bahsediyor. Kendi mürşidi olduğunu, ona bağlı olduğunu buram buram açıklıyor. Abdülkadir Geylani de öyle. Mehdi (a.s.)’ye tam anlamıyla bağlanmış, tam anlamıyla ondan feyz alan insanlardır inşaAllah. “Ben bazı arkadaşlara dedim ki: "Bakın Hz. Mehdi (a.s.) Kıyamet alametlerinden birisidir, çıkacak. Onun zamanında yaşayan insanlar, (velev habven ales selci) buz üzerinde emekleyerek dahi olsa, ona ulaşıp, onun yardımcısı olmaları lazım." Buz üzerinde kayarak, sürünerek de olsa yanına gidin diyor, Esad Coşan Hocam. Bak uzun uzun sayfalarca anlatmış.
Mehmet Şevket Eygi Hocam, Ehl-i sünnetin kalelerindendir. Bak ne diyor İmam Hocamız gazetedeki yazısında: “"Bazı keşif sahipleri Hazret-i İmam Mehdi radiyAllahu anh'ın 1400 Hicri yılında zuhur edeceğini tahmin etmişlerdir.” “1980 yılında çıkacağını söylemişlerdir” diyor. “Bazıları ise 1422 yılını göstermiştir.” Yani şunu demek istiyor, Hicri 1400’de çıkar, 1422’de bayağı anlaşılır. Bak diyor ki Mehmet Şevket Eygi Hocamız, Milli Gazete’de yazıyor biliyorsunuz; “Haberlerde Mehdi (a.s.) Hazretleri zuhur edince bir kısım ulemanın onu tanımayacağı,” bazı yobazların onu tanımayacağı, “karşı geleceği bildiriliyor. Bunlar ulema-i su'dur. Müslümanları oyalayan, afyonlayan, aldatan, uyutan kişiler.” (Mehmet Şevket Eygi, Milli Gazete, 15/06/1998) Yani demek ki böyle adamlar da zuhur edecek.
Burhan Bozgeyik de Nur talebelerindendir, o da Mehdi (a.s.)’nin geleceğini açık açık, detaylı olarak anlatıyor. Şaban Döğen, rahmetli, o da anlatıyor inşaAllah. Şeyh Nazım Adil El Hakkani Hazretleri zaten biliyorsunuz. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız vardır, Şeyh Nazım Kıbrısi Hocamız’ın vekili, halifesi, o da “Mehdi (a.s.) çıktı, şu an hayatta” diyor. Şeyh Nazım Hocamız’dan aldığı bilgiyi naklediyor, “hayatta şu an, faaliyette” diyor inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Onun da videosu vardı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Var mı? Göreyim. Osman Çataklı Hocamız da aynı şeyi söylüyor, Hüseyin Hatemi Hocamız aynı şeyi söylüyor ki Yaşar Nuri Öztürk’e varıncaya kadar Mehdi (a.s.)’nin geleceğini söylüyorlar. Gerçi Yaşar Nuri Öztürk sonradan “Mehdi (a.s.) gelmeyecek” dedi ama gerçeğini açıkladı. Bizim için mühim olan bu. “Ben derim ki on beşinci yüzyılın uyarıcısı gelmiş, görevine başlamıştır.” Bitti, inşaAllah. “"İşte bu, Allah'ın lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, büyük lütfun sahibidir." (Kuran, Cuma Suresi, 4)” Oradan da kaynak vermiş, inşaAllah. Bakın Kuran’dan ayet veriyor. “İşte bu, Allah'ın lütfudur ki, onu dilediğine verir.” Demek ki Mehdi (a.s.)’ye verdi bunu, inşaAllah. “"Allah, büyük lütfun sahibidir." (Kuran, Cuma Suresi, 4)” Şeytandan Allah’a sığınırım. Bakın, “ben derim ki” on beşinci yüzyılın uyarıcısı gelmiş, görevine başlamıştır” diyor. İnşaAllah. Yani Mehdi (a.s.) gelmiş, görevine başlamıştır, inşaAllah.
VTR – Şeyh Ahmet Yasin
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ahmet Yasin Hocam, Şeyh Nazım Hocamızın çok efendi, mübarek, muhterem ve mazlum, mütevazi talebelerinden ve halifelerindendir. Ama söylüyorum, “bak Mehdi (a.s.) geldi” diyor, Mehdi (a.s.) geldiğinde, İmam Rabbani ne diyor? “Bütün tarikatları tamam ve tekmil edecektir.” Tarikatlar bitiyor. Ve tekmil, mükemmel hale geliyor. Ve hakiki mürşide bağlanmış oluyor insanlar. Onun için diğer Nakşibendi büyükleri, hepsi diyorlar, “Biz usulen, hükmen devam ettiriyoruz. Şu an görev Mehdi (a.s.)’de” diyorlar, “Hidayetin kaynağı odur. Asıl ona bağlanılması gerekiyor. Çünkü feyzi de biz ondan alıyoruz” diyorlar. “Feyzi, bereketi, nuru onun vesilesiyle alıyoruz, Allah’ın dilemesiyle” diyorlar inşaAllah. Dolayısıyla “Mehdi (a.s.) hiç kimsenin biatı üzerinde olmayacaktır”, bir hadis var, ikincisi de İmam Rabbani’nin bir izahı, ondan da açıkça anlaşılıyor, değil mi? Bu nasıl bir cahilliktir ki Mehdi (a.s.) bir şeyhe bağlı, şeyh ona bağlı. Olur mu öyle şey? O kat kat üzerindedir. Şeyhin bağlı olduğu Bahauddin Nakşibendi Hazretleri, İmam Rabbani Hazretleri gibi büyük insanlar, Abdülkadir Geylani gibi büyük insanlar Mehdi (a.s.)’ye bağlılar ve Mehdi (a.s.)’nin talebesiler, inşaAllah. o nasıl onların, Abdülkadir Geylani’nin talebesine tabi olsun, olacak iş mi? İnşaAllah.
VTR – Cübbeli
ADNAN OKTAR:Şimdi Cübbeli’nin hangi sözüne biz inanalım kardeşim. Bak çıktı Habertürk’te “dünyanın yedi bin sene olmasıyla ilgili hadis-i şerif yok” dedi. Sonra da “hadis-i şerif vardır” dedi, çıktı ve Arapçasıyla, orijinaliyle söyledi. Niye söyledi biliyor musun yedi bin yılla ilgili hadis yoktur diye? Şimdi Mehdi (a.s.)’yi reddetmek için ne yapmak gerekiyor? Yedi bin yılla ilgili hadisi kabul edince ne oluyor? Suyuti sekiz tane hadis nakletmiş Peygamberimiz (s.a.v.)’den. Peygamberimiz (s.a.v.) yedi bin yıllık bir takvim vermiş. Kimi takvim Hz. İsa (a.s.)’nın doğumuyla başlar, kimi hicretiyle başlıyor, Hicri Takvim. Fakat Peygamber Efendimiz (s.a.v.), eski devirlerden kalma bir takvimle yedi bin yıllık bir süre veriyor. “Bu yedi bin yıllık sürenin beş bin altı yüz yılı geçmiştir” diyor. Bunu söyleyince geriye ne kalıyor? Hicri 1400 ile 1500. Bu içinde bulunduğumuz yüzyıl dışında Mehdi (a.s.)’nin çıkmasının dışında bir imkan kalmıyor. Yani tamamen konu kilitlenmiş durumda şu an. Bu sahih hadislere göre. Net kilitleniyor. Yani aksini kimse iddia edecek gibi değil şu an. Bu yüzyılda mutlaka çıkması gerekiyor. Şimdi Cübbeli, “evet, böyle bir hadis var” dediğinde, “yedi bin yılla ilgili bir hadis var” dediğinde Mehdi (a.s.)’nin çıkmasını kabul etmiş durumda olacak. Ama onu çıkaran aileler; Oktar’ın annesi, babası falan, çıkmadan önce bir toplantı yapılmış, o malum avukat falan, bunu Habertürk’e çıkarttılar, Mehdi (a.s.) gelmeyecek desin diye, yani bunu açıklasın diye. İşte bunlara da “dağılın, gidin” diyor, “bir arada olmanıza gerek yok” diyor Cübbeli. “Mehdi (a.s.) de gelmeyecek, İslam ahlakı da dünyaya hakim olmayacak, böyle bir şey yok, siz de dağılın” diyor. Bunu vurgulaması için delile ihtiyacı var. Yedi bin yılı kabul ettin mi, bak boş bulundu, orada yedi bin yılı söylemek durumunda kaldı, fakat hadis var dediğinde konu biteceği için ve Mehdi (a.s.)’yi de kabul etmek durumunda olacağı için “hadis yok” dedi. Sonra ben onu tabii bütün kanallarda anlattım. Bütün hadisleri verdim. Bu sefer çok büyük açmaza girdi tabii, doğru söyleyen konumuna geldiği için. Bağıra bağıra Arapçasıyla hadisi söyledi, “evet, hadis var” dedi. Türk-İslam Birliği’nden hiç bahsetmiyordu, hiç ağzına almıyordu. Yavaş yavaş, herhalde bu kadar üzerine gidince, sürekli söyleyince, yavaş yavaş İslam ülkelerindeki zulümden bahsetmeye başlamış geçen günler. Yakındır, dili çözülecek Allah’ın izniyle. Türk-İslam Birliği’ni ve İttihad-ı İslam’ı ona söyleteceğim inşaAllah. Bu yüzyılda İslam ahlakının hakim olması gerektiğini sevgiyle, şefkatle, ilimle, fenle söyleteceğiz inşaAllah. Oktar Hocam, başka ne var anlatacağın?
OKTAR BABUNA: Gazetehaberini buldum Hocam, Şeyh Nazım’ın sizinle ilgili söylediği, Hürriyet Gazetesi’nde. “Hoca’ya Şeyh Desteği- Şeyh Nazım da Adnan Oktar'a 21 Ocak 1989 tarihli Güneş Gazetesi'nde yayınlanan röportajında destek verir: 'Allah ile arasında ne gibi bir rabıta olduğu belli olmaz.'”
Şeyh Nazım söylüyor, değil mi bunu? “Allah ile arasında ne gibi bir rabıta olduğu belli olmaz.” Benim için söylüyor.
OKTAR BABUNA: Evet sizin için söylüyor. “Belki bir icabat saatinde dua eden olur, başlarına bir felaket gelir. Onun için Adnan Hoca ile uğraşılmasını tavsiye etmem. Bundan sonra da uğraşanlara bir felaket geleceğini haber veririm. Çünkü ben de bazı şeyler bilirim. Maneviyat yolunda bazı haberlerim olur. Haber verirler” diyor Hocam, inşaAllah. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet gazetede yayınlanmıştı. Ama hakikaten Allah’ın hikmeti, Allah’tan tabii, ben insanlara felaket gelsin istemem. Benimle kim uğraştıysa Allah feci şekilde belasını verdi. Ama öyle az buz değil, anlatsam nefesiniz kesilir. En az elli kişilik bir liste verebilirim. En az elli kişilik liste veririm. Makamındaysa Allah makamından etti. Diliyle bir rezillik yaptıysa Allah dilini burdu, konuşamayacak hale getirdi.
OKTAR BABUNA: Mallarını, imkanlarını aldı.
ADNAN OKTAR:Evet, onu kullandıysa, Allah malını çökertti. Allah, bir yere geldiyse oradan aldı.
OKTAR BABUNA: Size hapse koyanlar ve işkence yapanlar hapse girdiler.
ADNAN OKTAR:Zaten bütün insanların gözü önünde olduğu için söylemiyorum. Şimdi felakete de tabii sevinilmez. Hayretler için kalacağımız, seri şekilde Allah. Mesela on beş gün önce hakkımda bir şey söyledi, on beş gün sonra Allah feci şekilde belasını verdi. Ama böyle feci şekilde. Bir başka şahıs yine aynı şekilde. Ama tabii özel olarak gösterebilirim, özel olarak söyleyebilirim. Şimdi oturup burada seviniyormuşum gibi olmaz. Ama bu harika çok çok şaşırtıcıdır.
SUNUCU 1: İlahi adalet.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. “Alma mazlumun ahını” derler değil mi? İnsanlar arasında güzel bir söz vardır, “çıkar aheste aheste.” “Yavaş yavaş Allah belanızı verir” diyor. değil mi? Söz vardır halk arasında evet, inşaAllah. Başka ne var Oktarım anlatacağın.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Bu tarikatlardan bahsetmişti. Gavs Hazretleri’nin ifadesi var.
ADNAN OKTAR:Görelim, tamam bakalım.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, tam dediğiniz gibi Hocam “Büyük Ehl-i Sünnet Alimi Şeyh Esseyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.) Hazretleri'nin Şeyhi ve Hocası, Büyük Mürşid Gavs Hazretleri Seyyid Abdülhakim Hüseyni (k.s.) diyor ki: Gavs hazretleri bir sohbetlerinde; “Evliya yetiştirme mektepleri olan tarikatler, artık iman kurtarma mektepleri haline geldi.”
ADNAN OKTAR: “Tarikatlar kalktı” diyor. “İman hakikatleri anlatılıyor” diyor. “Mehdi (a.s.)’nin yöntemleri başladı” diyor. Çünkü bu Mehdi (a.s.)’nin yöntemidir. Evet.
OKTAR BABUNA: “"Eskiden insanlar yıllarca gezer, kendilerine şeyh ararlardı. Şimdi ise şeyhler kapı kapı dolaşıp Müslümanların imanlarının kurtulması için çağırıyor ve topluyorlar. Şah-ı Hazne (Ahmed Naznevi) Ümmet-i Muhammed’in imanını kurtarmaya çalıştı. Yoksa bu zamanda tarikat meselesi diye bir şey olmuyor. Şimdi bir oyalamadır gidiyoruz. Maksad iman kurtarmaktır. Tam hidayet Mehdi Aleyhirrahme zamanında olacaktır" buyurdu.”
ADNAN OKTAR:Bitti. Çok net bak çok büyük Nakşibendi halifesi ve Gavs’tır. Hakikaten çok büyük Alimdir ve seyiddir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in neslindendir. O bu konuyu söylüyor.
OKTAR BABUNA: “Gavs Hazretleri’ne sorulmuş: "Efendimiz bu kadar cezbe ehli, muhabbet ehli, Vird ehli vardı. Şimdi hepsi gevşemişler ve temellik içindedirler. Bu niçin böyle oluyor?" Gavs Hazretleri buyurmuş: "Evet artık hidayet kalmamış da ondan. Bizimkisi bu zamanda vallahi bir durumu muhafazadır, aldatmaca gibi bir şey. Çünkü tam hidayet şimdi Hz. Mehdi (a.s.)’nin elindedir. Tam manasıyla hidayeti o yapacak. Biz ise çoluk çocuk nasıl aldatılırsa, eğlendirilirse öyle yapıyoruz."” (Şeyh Seyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.)'nin hayatı, dr. A. Selahaddin Kınacı)
ADNAN OKTAR:“Tarikatlar kalktı” diyor. “Bütün hidayet Mehdi (a.s.)’dedir” diyor.” Allah onu vesile ediyor” diyor. Kutbu-l İrşad’dır Mehdi (a.s.).
OKTAR BABUNA: Şeyh Nazım şunu söylüyor inşaAllah. “Şeyh Nazım Adil El Hakkani Hazretleri; “En şerefli asırların içerisinde Efendimiz’in asrıdır. Ne için? Efendimiz’in içinde bulunduğu için. Bütün şeytanların, deccallerin, Allah’a yol kesicilerin, kafirlerin, müşriklerin asrı bitip tüm şerefsizliklerin sona erip, Hazret-i Mehdi (a.s.) iki bininci yıllarda hazır olsun ve Hazret-i İsa (a.s.) yirmi birinci asrın içinde gökyüzünden inip yeryüzünde hazır eylesin. İnancımız budur şimdi. Asrın yarısından fazlası bu suretle Hazret-i İsa (a.s.) ve Hazret-i Mehdi (a.s.)’nin mevcudiyetiyle şeref kazanacak.”
ADNAN OKTAR:Bakın “2000 yılın içinde ve çevresinde Mehdi (a.s.) geldi” diyor. 2000’den sonra, yani 2001, 2002, 2003 gibi de Hz. İsa (a.s.)’nın geleceğini söylüyor ki Hz. İsa (a.s.) da geldi, inşaAllah. “Ama bu surette” diyor bak, “asrın yarısından fazlası bu surette, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)’nin mevcudiyetiyle şeref kazanacaktır.” Yani “bundan sonra, bu önümüzdeki yıllarda sürekli onların etkisi görülecektir” diyor. Talebesi de zaten “şu an hayatta” diyor. Şeyh Nazım Hocamız’dan duyduğu bilgiyi veriyor. “Mehdi (a.s.) şu an hayatta, görevine devam ediyor” diyor. Şeyh Nazım Hocamız da anlattığı odur. İki bininci yani şu an zaten 2010’dayız değil mi, inşaAllah? 2000’den önce 1980’lerde Hz. Mehdi (a.s.) çıkmıştır. Ondan sonra ona işaret ediyor, 2000’lerde de 2002 gibi de inşaAllah, Hz. İsa Mesih (a.s.) inmiştir, ona işaret ediyor ve “bu asır hep onlarla birlikte olacaktır” diyor.
OKTAR BABUNA:Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, halifesi de “Hz. Mehdi (a.s.) hayattadır” demişti biraz önce Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. Evet, demin anlattığım o zaten. Mehdiyet devrinde ne olacak? Modernlik, bilim, teknoloji, demokrasi, özgürlük, huzur, güven; sevginin, tutkunun en güzeli, aşkların en güzeli; insancıllığın, sevecenliğin en güzeli ve adaletin tam tahakkuku, sosyal adaletin tam tahakkuku, zenginlik ve bolluğun tam hakimiyeti, kardeşliğin tam tesisidir, inşaAllah. “Kardeşim” diyorlar, “biz dünyaya çile çekmeye geldik, acı çekmeye geldik ve dünya deccalindir.” Mehdi (a.s.) diyecek ki; “dünya Mehdiyetindir. Dünyada tabii ki imtihan olacaksınız ama bereket içinde, bolluk içinde, adalet içinde, huzur ve güven ve neşe içerisinde imtihan olacaksınız” diyecek, inşaAllah. Bize getireceği budur. Bağnazlık, yobazlık, üçkağıtçılık, sahtekarlık, yalancılık, münafıklık, fitne, fücur, İddia Edilen Ergenekon Örgütü, komünistler, faşistler, teröristler, anarşistler, ateist masonlar, hiç kimse kalmayacak. Hiç kimse kalmayacak derken yani kılıçtan geçirilecek anlamında değil, manevi kılıçtan geçirilecek, yani sevgi ve muhabbet çemberiyle onlar eritilecekler, inşaAllah. Mehdi (a.s.) zamanında çünkü silah yok, kan akıtma da yok. Hem İncil’de, hem Tevrat’ta, hem hadis-i şeriflerde bu açıkça beyan ediliyor. Muazzam bir devirdeyiz, o yüzden bu kadar harika olaylar oluyor. Bakın önümüzdeki günlerde de devam edecek. Yer yerinden oynayacak. Hz. Mehdi (a.s.) çıkıncaya kadar ardı arkası kesilmeyecek. “Ben anlamazdan geliyorum” diyorlarsa, “hah” diyecek sonunda adam “hakikaten ben anlamazdan geldim, artık vazgeçtim” diyecek. “Hakikaten anladım” diyecek, anladım deyinceye kadar o olaylar devam edecek. Şimdi istedikleri kadar anlamazlıktan gelsinler.
Mesela Hocayı çıkarttılar dün, Vatan Gazetesi’nin Hocasını, bas bas bağırıyor. “Mehdi (a.s.) yok, Kıyamet alametleri yok.” Kıyamet alametlerinin üzerine binmişsin sen, kayık gibi gidiyorsun, haberin yok. Uçuyorsun yani, tam hız gidiyorsun, kayığın içinde bağırıyorlar; “Kıyamet alametleri yok.” Seni almış sürüklüyor, gidiyorsun sen. Oktarım anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, hadisi bulmaya çalışıyordum. Mehdi (a.s.)’nin kan dökmeyeceği, “kimsenin burnu kanamaz” diyor, “uyuyanı da uykusundan uyandırmaz” diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çok fazla hadis var, evet. Al-i İmran Suresi, 55, Kuran’dan ayet, şeytandan Allah’a sığınırım, “Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu"” diyor Allah, doğrusu, “senin hayatına Ben son vereceğim”, teveffeni, yani Katıma alacağım, ve açıklık getiriyor Allah, “ve seni Kendime yükselteceğim,” ref edeceğim, uyku halindeyken seni kendime yükselteceğim. Her insan uyuduğunda ölür, Hz. İsa (a.s.)’yı da Allah uyuduğunda göğe alacağını söylüyor. “Yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim.” Çünkü inkar edenler etrafını sardı, bir anda tuzağa düşürmeye kalktılar, bak onların içerisinden “temizleyeceğim ve sana uyanları,” seni sevenleri, senin aşıklarını, Allah rızası için seni sevenleri, “Kıyamete kadar inkara sapanların,” deccallerin, “üstüne geçireceğim” diyor Allah. Tuğyan ve delaletin üzerine geçeceksiniz. “Dünya hakimi yapacağım” diyor Allah sizi. İsa (a.s.)’yı sevenleri. Seviyor musun?
OKTAR BABUNA:Canımdan çok seviyorum Hocam, deli gibi.
ADNAN OKTAR:Bütün Müslümanlar seviyor, Hıristiyanlar da seviyor. İşte “sevenleri dünya hakimi yapacağım” diyor Allah. Allah vaad ediyor. “Sonra dönüşünüz yalnızca Bana’dır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim” diyor Allah.(Al-i İmran suresi, 55)
ADNAN OKTAR: Nisa Suresi, 159. ayet, şeytandan Allah’a sığınırım. Bak Allah yemin ediyor; “Andolsun, Kitab Ehlinden,” Hıristiyan ve Musevilerden, “ölmeden önce ona,” Hz. İsa Mesih (a.s.)’e “inanmayacak hiç kimse yoktur” diyor Allah. “Hepsini iman ettireceğim” diyor. “Kıyamet günü, o da onların üzerine şahid olacaktır.” Hani Kuran’da ayet yoktu? Kafalarını iyice yaklaştırıp, böyle 4 santimden okutturacağım, Allah’ın izniyle. Ya gözlük taktıracağız onlara. Başka türlü olmayacak gibi görünüyor. Nisa suresi 157. ayet; “Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler.” “Ma katelehu” diyor Allah, “öldürmediler.” Adamlar diyor ki; “öldürdüler.” Allah diyor ki; “öldürmediler” diyor. “Ve onu asmadılar.” Bak, en kafası çalışmayan insan bile anlar bunu, “asmadılar” diyor Cenab-ı Allah.” Ama onlara (onun) benzeri gösterildi.” Hz. İsa (a.s.)’nın benzeri gösterildi. “Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler” yani öldürüldü diyenler, işte kaçırıldı diyenler, “kesin bir şüphe içindedirler” diyor Allah. “Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur.” “Sadece tahmin ediyorlar” diyor, yani bu öldürüldü iddiası ile. “Onu” diyor Allah, bir daha söylüyor, “onu kesin olarak öldürmediler.” “Kesin olarak” diyor ve “yanıma aldım” diyor Allah, “ref ettim.” Küfrün içinden onu temizledim ve tuzaklarını bozdum” diyor Allah, inşaAllah. Zuhruf Suresi, 61; “Şüphesiz o,” Hz. İsa Mesih (a.s.), “Kıyamet-saati için bir ilimdir.” “Kıyamet için alamettir gelişi” diyor Allah. Hiçbir Peygamber için söylememiştir, sadece Hz. İsa (a.s.) için söylüyor Cenab-ı Allah. Bak “Şüphesiz o (İsa Mesih(a.s)) Kıyamet-saati için bir Kıyamet alametidir. Öyleyse ondan (Kıyametten) yana hiçbir kuşkuya, şüpheye kapılmayın” diyor Allah, “ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.” Zuhruf suresi, 61. Yani bu açıklamalar hiçbir Peygamber için yapılmıyor, sadece Hz. İsa (a.s.) için yapılıyor. Çok fazla devam ediyor, fakat vaktimiz dar olduğu için bu kadarla bitirelim. Biraz sonra HarunYahya.Tv’den devam edeceğiz.
SUNUCU: HarunYahya.org ve HarunYahya.net sitelerinden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz indirebilirsiniz. Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.Tv sitemizden, Mavi Karadeniz Radyo, Kocaeli TV’den takip edebilirsiniz. Yayınımıza HarunYahya.Tv internet sitemizden devam edeceğiz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...