SUNUCU:Sevgili izleyiciler, yayınımıza kaldığımız yerden, www.HarunYahya.tv’den devam ediyoruz. Sevgili Hocam nasıl devam etmek istiyorsunuz?
ADNAN OKTAR:“Hocam ben Fransa’dan Ahmet. Ben sizi yaklaşık 8 aydan beri izliyorum. Materyalist ve ateist çevremden çok tepki görmeme rağmen, inşaAllah ben sizinle beraberim. Bir sorum olacak Hocam, bir olay bir defa olursa kazadır, iki defa olursa tesadüftür, üçüncü kez olursa istikrardır.” Bir şey öğrenmiş olduk ama bir kere, yok canım iyi niyetle söylüyor kardeşimiz. Tesadüf, bir kere tesadüfü de Allah yaratır. Mesela ben kalemi atarım, şak diye bir şekle gelir, tesadüftür ama kaderdeki tesadüftür. Tam kaderdeki şekliyle gelir, inşaAllah. “Üçüncü kez olursa istikrardır. Ben sizi hemen her gece rüyamda Mehdi (a.s.) olarak görüyorum. Hocam sizi şu an çocuklarım ve eşimle izliyoruz, inanın çok mutluyuz. Siz bana bu materyalist çevremle ilgili ne diyebilirsiniz? Savaşacak gücüm kalmadı bunlarla” diyor. “Ne olur tavsiyeniz?” Bir kere insanlar sevdiği insana teksif olursa, yani Mehdi (a.s.) midir acaba diye teksif olursa, 3 değil 30 kere bile Mehdi (a.s.) olarak görür. Bunun fıkhi bir delil yönü olmaz. Yani bu bir vahiy değildir. Yani bununla bir hüküm kurulmaz, rüya görebilir. Cennette de görebilir, Cennete gitmiş de görebilir, bir hüküm değildir bu. Ama bir hüsn-ü zandır, sevgi alametidir, hayra yorarız inşaAllah, o kadar. Onun için bazı tipler görüyoruz, bazı kardeşlerimiz, hatta İskender Evrensoğlu Hocamız’ın. Yazık ben aslında onlarla bu konuda konuşmak da istemiyorum. Çünkü hakikaten garibanlar yani oturup kendilerine göre bir şeyler yapıyorlar. Herkes de onlarla uğraşıyor. Yazık yani, birçok insan uğraşıyor. Ben uğraşacak falan değilim ama, genel olarak, fıkhi hüküm olsun diye söylüyorum. “Hocam” diyorlar, “biz hocamızı rüyamızda defalarca Mehdi (a.s.) olarak gördük.” E, gör, tamam ne olur? 30 kere gör. “O yüzden o Mehdi (a.s.)’dir.” Ee? Yani “Cennetliktir” diyor. Kardeşim olmaz. Sen o zaman Peygamberlik iddia etmiş olursun. Çünkü “ben vahiy alıyorum” diyorsun, “bu vahyi ile siz de hükmedin” diyorsun. “Falanca kişi masumdur” diyorsun. Sen Kitaplı Peygamber hükmünde olmuş olursun o zaman, kendine göre ve bu yanlış olur. Dolayısıyla böyle bir hüküm olmaz. Görürsün, tamam, “Allah razı olsun, Hocam böyle bir şey gördüm. Demek ki size karşı sevgim yoğun” dersin, hayra yorarsın. Bir muhabbet alametidir. O kadar. İnşaAllah. “Savaşacak gücüm kalmadı.” Olmadı. Ahmet ne alaka? “Savaşacak gücüm kalmadı.” Benim karşımda, küçük bir, ne diyelim; böceğimsi bir kelebek diyelim veyahut bir şey. Ben de karşısında bir arslanım. Şimdi desem ki “benim sana karşı gücüm kalmadı”, olmadı bu işte. Nefesimiz yeter, nefesimiz Ahmet Hocam, inşaAllah. Değil mi nefesimiz? Görüntüm yeter, gözlerim yeter yani. Adamlar yüzüme bakamıyor. Yan odalara kaçıyorlar yani. Gözüme bakamadılar, gözüme.
OKTAR BABUNA:Roma’da ben adınızı söyledim. Görüntünüz de yoktu. Harun Yahya’nın öğrencisi deyince buz kesti bin kişi. Bayılıyordu Douglas Futuyma, baygınlık geçirdi.
ADNAN OKTAR: Bembeyaz oldu değil mi? Kulaklarına kadar. Bazılarında kulak kalır. Onda kulak da gitti yani.
OKTAR BABUNA:Kürsüden kaçtı, zor çevirdiler, geri getirdiler.
ADNAN OKTAR: Kardeşim adamı döveceğim, söveceğimden mi? Yalanını ortaya çıkaracağımdan, yalanını ortaya çıkaracağım için, ondan. Yoksa başka ne var, ben buradan ona ne yapacağım adama yani?
OKTAR BABUNA:İsminizi söyleyene kadar 32 diş gülüyordu. Söyleyince bembeyaz oldu. Bir şey olacak diye ben de müdaheleye hazırlandım hemen, o şekilde oldu Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA:Hocam siz sahuru anlatmıştınız Ramazan başlamadan. O gün mesajlar geldi bana, “biz de mutlaka Hocamızın sofrasında bulunmak isteriz” diye.
ADNAN OKTAR:İslam dünyaya hakim olsun, onlara sofra neymiş göstereceğim. Alasını kuracağız. Sofraların biri dolacak bir boşalacak, biri dolacak biri boşalacak. Kuş sütü eksik olacak böyle inşaAllah. Izgara kokusu böyle göklere çıkacak. Onlara Allah’ın izniyle Kudüs’te iftar vereceğim, Mekke’de bir iftar vereceğim, Medine’de iftar vereceğim ve Roma’da iftar vereceğim. İnşaAllah. Hepsi Allah’ın izniyle Müslümanların eline geçecek. Hırakl’ın şehri. İnşaAllah. Evet. “Materyalist çevremle ilgili ne diyebilirsiniz?” Şimdi ne yapacak materyalist adama? “Hocam” diyecek, “hoş geldin, buyur. Protein diye bir şey var” diyecek, “doğru” diyecek. “Bu tesadüfen olur mu, olmaz mı?” Olur diyorsa, molekül yapısını ortaya koysun, bize açıklasın. Dünyada hiçbir bilim adamı, proteinler tesadüfen olur demiyor, değil mi? “Bunu açıkla bana” diyecek, “nasıl olur?” Yahut buna ait yazı, belge, bilgi. Ne diyecek biliyor musun? “Olamaz” diyecek. “O zaman Darwinizm de olamaz” diyecek. Bu kadar. Ha, adam der ki, “arkadaş ben buna cevap vermeyeceğim ama ben komünistim, Marksistim” der, serbest. Şimdi sen alnından vurmuşsun dom dom kurşunuyla, o canlıyı diyelim. Yani arkadaşları tenzih ederim, değil mi? Küfür diyelim, yahut şeytan, dom dom kurşunuyla, domuzu alnından vurur gibi patlatmışsın sen, domuz debeleniyor. Krdeşim, debelenir, debelenir, onun özelliği o, değil mi? Kardeşlerimize de ilmi gerçeği söyledik mi bir parça çırpınırlar. Yani, adamı tenzih ederim, domuzla alakası yok da, o ayrı bir canlı olarak söylüyorum. Teşbihte hata olmaz. Veyahut diyelim, mesela, ne diyelim? Herhangi bir varlık, herhangi bir canlı, değil mi? Can evinden vurdun mu, debelenir. Debelendi mi bakarsın, “ya” dersin, “bu canlı devam ediyor, can çekişiyor.” Gerçeği anlattıktan sonra can çekişme önemli değil o. Kardeşlerim can çekişiyor deyip tepesinde bekliyorlar, olmaz. Sen anlattıktan 5 yıl sonra o Müslüman olabilir, 5 yıl sonra, 6 yıl sonra. Ben Hilmi Yavuz Hocam, ellerinden öperim, çok saygı duyduğum muhterem şahıstır. 1982’de hocama anlattım Darwinizm’in geçersizliğini, materyalizmin geçersizliğini, hocam 20 yıl sonra muttaki bir Müslüman oldu. Evet ve Marksizm’den vazgeçti, 20 yıl sonra. Şimdi Novalgin alıyoruz, bazen baş ağrısı olan kişiler alır değil mi? Alır almaz geçiyor mu Oktar?
OKTAR BABUNA:Geçmiyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Ama ilacı almış oluyor. Bir saat, iki saat sonra etkisini gösterir. Din de böyledir, gerçekler de böyledir. İlacı alır, sonra etkisini gösterir. Kardeşim başında beklediği için, “ya Novalgin aldı, niye başının ağrısı geçmiyor?” diye kendini helak ediyor. Bekleyeceksin. Sen ilacı ver git, ilacı ver git. Doktorlar değil mi, bir şeye çıkıyorlar, vizite mi, değil mi? Eli cebinde, o steteskop boynunda, değil mi? Bazıları da artistik hareketler yaparlar böyle, oğlumlu moğlumlu konuşurlar, 60 yaşında, dedesi yaşında adamla, “oğlum nedir bu halin” falan. Ben görüyordum öyle tipleri. İlacı verir gider, ilacı verir gider. Doktor başında beklemez hastanın. İlacını verip gideceksin. Bakacaksın hastalığına, “yavrucum, kardeşim, canım ciğerim, senin hastalığın şu, ilacın şu, haydi bakalım bana müsaade.” Sen rahat ol, sen görevini yaptın. Bir süre sonra, güler yüzle karşına geldiğini göreceksin. Ne kadar sürer? 2 yıl, 3 yıl, 5 yıl. O seni ilgilendirmez. Allah’ın ne zaman hidayet vereceği belli olmaz. Sen gerçeği bildirmekle mükellefsin. Bildirdin mi, beynini fethedersin, beynini alırsın. Bak Allah diyor ki: “Beynini darmadağın edeceğiz” diyor. Adam ağzını burnunu darmadağın etmek istiyor. Olmaz. Sen beynini darmadağın ettikten sonra tamamdır. İstediği kadar o ne diyorsa desin. Mesela bir insana diyorsun ki, mesela adam geliyor, bir şehre, bilmediği bir şehre geliyor, “burası İstanbul” diyorsun. Adam, “yok, illa bura Roma” diyor. İstanbul, mesela Ayasofya Camisini gösterirsin, birkaç yeri gösterirsin konu biter. İstediği kadar o bağırsın. “Bura Romadır” deyip, hoplayıp zıplasın. O inanmıştır artık. Önemi yok yani inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir örnek vereyim mi Hocam inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: Siz inşaAllah ilk başladığınızda buradaki kitapla ilacı vermiştiniz hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak bununla, evet, göster.
OKTAR BABUNA:İlk ilacı buydu hocam.
ADNAN OKTAR: İnceliğini de göster. Bak incecik bir kitap.
OKTAR BABUNA:Evet, bununla başladınız hocam. Sonra 73 dilde, 300 kitaba döndü. İnşaAllah, kemoterapi oldu.
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: Yaratılış Atlası inşaAllah. Bugün çıkan bir haberle bakın Hocam nasıl sonuca ulaştığınızı maşaAllah. “Dawkins liseleri ziyaret ediyor.” Bugünkü bir internet sitesinde çıkıyor. The Independent internet sitesinde, 19 Ağustos tarihli. Bakın diyor ki internet sitesinde: “İngiltere’de bir okulda, Dawkins Müslüman öğrencilerin evrim bilgisini sorguladığında, Müslüman öğrencilerin hiçbirinin evrime inanmadığını anlamış. Tamamı, evrimin Kuran’ın bildirdiği gerçeklerle ters düştüğünü söylemiş. Diğer lise öğrencilerinin genel olarak evrime inanmadığını görünce, evrim eğitiminin çocukluktan verilmesi gerektiğini düşünerek ilkokul çocuklarını davet etmiş.” Bitti Hocam maşaAllah, ilacı verdiniz bitti Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, elma yanaklı Dawkins, sen ne çırpınıyorsun? Bak çırpındıkça, kaybediyorsun. Çırpındıkça gerçeklerle karşılaşıyorsun. Bakın nereye gitse bu gerçekle karşılaşıyor. Daha önceki okullara gittiğinde hep Darwinistti. Bütün Müslüman öğrencilerin hepsi Darwinistti. Bak, nereye giderse hep inananlarla karşılaşıyor ve hiçbiri Darwinizm’e inanmıyor. Bu, Allah’a çok şükür bizim başarımızdır. İlim kılıcıyla bir vuruşta biçtik Avrupa’yı boydan boya. Ve Amerika’yı da bir vuruşta boydan boya biçtik. Nereye giderse gitsinler şu an. Mesela Türkiye’de de böyle bazı profesör ilahiyatçı hocaları da evrimci olarak bizlere sundular. Onların da taktiğini yerle bir ettik. Onların da nefesini kestik, değil mi? Şahs-ı manevicilerin, şunun, bunun falan hepsinin ayağına takoz gibi bir şeyler oluşturduk inşaAllah. Ve bundan sonra ilerleyemezler. Rahat olacaklar, samimi olacaklar inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bugün TRT’de de bir haber çıkmış Hocam, siz söylemiştiniz burada. Özür diliyorum, Vakit Gazetesi’nde. “TRT evrimci baskıya boyun eğmesin” diyor Hocam inşaAllah. Bu, siz söyledikten sonra, evrimci yayınlar yapıyordu TRT, onları kaldırdı. Siz “yanlış bilgi verilmesin” demiştiniz, Vakit Gazetesi de bunu haber yapmış. “’Evrim yalan, her şey yaratılışı gösteriyor.’ Bilim dışı olan bu teorinin herhangi bir yayın organında sanki gerçekmiş gibi anlatılması hem ilmen hem de vicdanen doğru bir davranış olmaz” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet devam et.
OKTAR BABUNA:“Bu nedenle TRT’de evrim teorisini savunan yayınlar yerine, doğru bilgilerin bulunduğu bilimsel yayınların yapılması çok daha doğru olur diyen biyolog Onur Yıldız, Vakit Gazetesi’ne yaptığı açıklamada: “Bilim dünyasında, özellikle son yüzyıldaki gelişmeler, bize bu teorinin ne kadar çürük ve asılsız bir iddia olduğunu göstermiştir. Bilim bize gösterdikleriyle evrim teorisini patlamış balon gibi yok etti.” dedi. “Bilim bize hayatın komplekslikle başladığını söylemektedir. Başka bir deyişle Allah’ın “ol” demesiyle o anda hayat için gereken bütün koşullar tüm kompleksliğiyle hepsi bir anda yaratılmıştır” diye konuştu. TRT’nin evrim teorisine karşılık bilinçlendirici yayınlar yapmasının daha yerinde olacağına değinen Onur Yıldız: ‘Şu ana kadar 350 milyon fosil bulunmuştur. Ve bu fosillerin hepsi yaratılışı ispat ederlerken, evrimciler her gün dünyanın ayrı bir yerinde, binlerce ayrı kazı yapmalarına rağmen, hiçbir ara geçiş fosili bulamamışlardır’ şeklinde konuştu” Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onur, bu bizim Onur mu?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, güzel söylemiş. Ne anlatayım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam. Dünyanın her tarafından İslam’ın hakimiyetine yönelik haberler geliyor hocam inşaAllah. “Harvard’da Cuma ezanı” diye bir haber var Hocam inşaAllah. Harvard Üniveritesi’nde Cuma namazları kılınıyormuş ve her Cuma ezan okutuyorlarmış maşaAllah. Ayrıca hocam, bu da çok değişik bir haber. İsrail’li şirketlere ait hisse senetlerini satıp, Türkiye bonosu satın almış Harvard Üniversitesi. MaşaAllah. “Aldığı için gündemde olan Harvard Üniversitesi” diyor, haber yapmışlar hocam. “Ramazan heyecanı yaşanıyor.” MaşaAllah.
“PKK’nın yeni hedefi din adamları” diye bir haber var Hocam inşaAllah. “Terör örgütünün Doğu ve Güneydoğu’ya din adamlarını ve kanaat önderlerini ölümle tehdit ettiği öğrenildi” diyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi kardeşim, kanaat önderi mesela çıksa Şaşar Beşer kardeşimiz değil mi? Anlatsa gevrek sesiyle, ne anlatacak, değil mi? Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliği Marksistlere anlatılmadan, anti-komünist propaganda yapılmadan, doğrudan samimiyetsiz bir üslupla, “şahs-ı manevi” diyerek konuyu anlatırsan, adam senin samimi olarak inandığına, ciddi şekilde şüphe eder, değil mi? “Kuran’da da evrim vardır”la başlarsan zaten tamamen kaybedersin. Son derece samimi, candan, içten bir üslupla, bilimsel, felsefi delillerle, önce Darwinizm’i çökertip, arkasından Kuran hakikatlerini bütün samimiyetinle, bütün candanlığınla doğru olarak anlatacaksın. İnşaAllah. Evet, Oktar Hocam devam et.
OKTAR BABUNA:Estağfirullah Hocam, “Bediüzzaman’ın talebelerinden Tenekeci Abdullah dua bekliyor” diye bir haber var hocam inşaAllah. 105 yaşındaymış Hocamız. Abdullah Gayretlioğlu’nun ilerleyen yaşı…
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin inşaAllah hayırlısıyla. Sağlık sıhhat versin inşaAllah. Evet.
OKTAR BABUNA:Yunan Başkonsolosluğu, “Atina’da cami yapılacak” demiş Hocam, onunla ilgili bir haber var inşaAllah, maşaAllah. Bu arada Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ekonomik kriz, siz demiştiniz, bu 7 sene devam edecek, 2007’de başladı, 2014’e kadar sürecek diye. Hemen geçer diyenler, yine onu yalanlayan bir haber Hocam. “Obama’dan itiraf, Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinin durgunluktan çıkması birkaç yıl sürecek” diyor. “Çanlar ABD için çalıyor” diye bir haber var Hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi bak, Obama büyük konuşmasın. Ben ne dedim? 2014. Bunu söylesin Obama. Birkaç yıl, bak birkaç yıl sonra Amerika daha da zora girecek, inşaAllah, yani bunu görecek. Böyle demesin. 2014’ten sonra imani canlanış olacağı için, Kurani canlanış olacağı için, Allah dünyaya bereket ve bolluk vermeye başlayacak. İnşaAllah. Mucizedir. Yani ekonomik kriz şu an mucize, açıklayamıyorlar.
OKTAR BABUNA:Evet hocam, 108 banka batmış şu ana kadar Amerika’da.
ADNAN OKTAR:Amerika’da değil mi? Bu devam edecek. İnşaAllah. Başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Yine, “TRT’den dini programlar istiyoruz” diye bir haber var hocam inşaAllah. Dışişleri Bakanı Davutoğlu: “Azerbaycan ile vizeleri kaldıracağız” diyor.
ADNAN OKTAR: Vize var mı ki Azerbaycan’la?
OKTAR BABUNA:Onların bize var Hocam. Bizim onlara kalktı, Türkiye’nin vizesi kalktı, kaldırdı yani Türkiye. Azerbaycan’ın vizesi duruyor daha.
ADNAN OKTAR: Aa, şimdi olmadı Azerbaycan. Aman, muhterem Aliyev’den biz istirham ediyoruz, bu, daha hala nasıl duruyor? Yıldırım gibi kaldırsın, yıldırım gibi, hatta bu günlerde bekliyoruz. Ve pasaport da kalksın. Daha hala vize, olmadı. Evet.
OKTAR BABUNA:Ama diğer Türki Cumhuriyetlerin çoğunda kalkmış Hocam vizeler inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA:Hüseyin Hilmi Işık Hocamız Hocam, Hz. Mehdi (a.s.) hakkında şöyle söylüyor, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s.) çıkacağı zaman, yer yüzünde halife, manevi lider bulunmayacağı, Mehdiliklerini ilan edenlerin Mehdi (a.s.) olmadıkları buradan anlaşılmaktadır.”
ADNAN OKTAR: Yani demek ki, halifeliğin kalkışından itibaren Mehdi (a.s.) bekleniyor. Hüseyin Hilmi Hocamız orada çok doğru söylüyor. Bayağı değerli bir ehl-i sünnet alimidir Hüseyin Hilmi Hocamız, inşaAllah. Allah rahmet etsin. Ben onun ilmihalini ilk aldığımda büyük bir heyecanla sonuna kadar okumuştum. Acayip bilgiler var, muazzam bilgiler var içinde, inşaAllah. Çok hayret edilecek, ne bileyim yemek içmek konusundan tut, vücuda sağlıklı şeyler, astronomi, her şey, ansiklopedi gibi, inşaAllah. Ben o zaman o kitabı okuduğumda, bana bir çok Müslüman kızardı, “sen niye Hüseyin Hilmi Işık’ın ilmihalini okuyorsun?” Hatta bir de baktım, acayip bir reaksiyon var. Yani Hüseyin Hilmi Işık lafını duydu mu, adamların tüyleri diken diken oluyordu. Hatta o yüzden Hocamız ismini değiştirdi. Yani ilmihaldeki yazarın ismini değiştirdiler. Uzun yıllar öyle. Vefatından sonra Hüseyin Hilmi Işık diye yeniden yayınlamaya başladılar. Yani bak satılan ilmihallerde hiç yazmaz Hüseyin Hilmi Işık. Uzun süredir Hüseyin Hilmi Işık diye yayınlandı. Fakat o kadar şiddetli reaksiyon oldu ki, sonra ismini değiştirdi. Mesela ben o an anlamadım neden böyle bir reaksiyon gösterdiler, hiçbir sebep yok, bayağı samimi bir insan Hüseyin Hilmi Hoca. İnşaAllah. Es-seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri’nin halifesidir. Nakşibendi şeyhidir. Bilinmiyordu o zamanlar, o kadar Hocamız kendini ortaya koymuyordu. Hem kimya mühendisiydi, yüksek kimya mühendisi bildiğim kadarıyla. Hem eczacı, emekli albaydı. Ondan sonra, çok zeki bir insan. Bayağı yamandır yani maşaAllah, çok uyanık. Ehl-i sünnete çok titizdir, ehl-i sünnet alimlerine karşı sevgisi muhabbeti çok yoğundur maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Mehdiyet olduğunda sevgi ve huzur ortamı olacağını söylüyorsunuz inşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyuruyor: “Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın yanlarında hiç erkek olmaksızın rahatlıkla Hacc’a gidebilecektir.” El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Sayın Hocam, Hürriyet’te okuduğum bir haber dikkatimi çekti. Pakistan’da selde evsiz kalan kişiler için bir kampanya başlatılmış, bu kişilere ev yapılacakmış. Bu kampanya için Hürriyet’te ‘Kardeşlik Mahallesi için el ele” diye başlık atılmış.” Hürriyet orada kardeşlik mahallesi yapılması için bir girişimde bulunmuş. İnsanları yardıma çağırıyormuş Hürriyet. Hürriyet Gazetesi, maşaAllah. “Hocam, Hürriyet Türk-İslam Birliği için el ele deseydi, dünya çapında yardıma muhtaç herkes için kesin çözüm olacaktı. Oysa ben, böyle bir çağrıya hiç rastlamadım. Siz ne düşünüyorsunuz?” diyor Akif Umutoğlu. Hürriyet, kardeşim. Evet, Hürriyet o tip şeylerde bir çıkış yapar. İşte, “falancaya yardım yapalım.” Ama konuyu kökten çözecek bir neticeye tavır alır. Mesela, desen ki: “İttihad-ı İslam’a ne diyorsunuz Aydın Bey?” İşte o Oktay Ekşi, ondan sonra, Ertuğrul Özkök, efendim, Taha. Başka ne var onların ünlü?
OKTAR BABUNA:Zafet Mutlu, Vatan Gazetesi’ndeki, Güngör Mengi.
ADNAN OKTAR: Evet aynı takım zaten. “İslam birliğine, İttihad-ı İslam’a ne diyorsunuz?” “Aman” derler, “sakın, sakın.” “Peki,” desek, Aydın Bey ve ekibi, Ertuğrul Özkök, “İttihad-ı İslam olduğunda, Pakistan’daki kardeşlerimiz,” o mahalle kuracağız diyorsunuz ya. Mesela senin kuracağın mahalle milyonda birdir. Milyonda birlik bir yeri tedavi edecek bir şey. Yani bir insanın bütün bedeninde, parmağının ucunun kenarındaki ufak bir enfeksiyonu Hürriyet tedavi etmek istiyor. “Bütün bedeni nasıl kurtarırsın?” diyoruz, İttihad-ı İslam’la değil mi? “Peki bütün bedeni kurtaralım mı?” diyoruz. “Yok biz bunu istemiyoruz” diyorlar. “Neyi istiyorsunuz?” diyoruz. “Parmağının ucunda küçük bir enfeksiyon var, orayı kurtaracağız. Hem insanlara şirin olur, güzel görünür. Hürriyet’in ne kadar sevgi dolu, şefkat dolu, Müslümanlara karşı nasıl muhabbeti olduğunu göstermiş oluruz. Ama bedeninin tamamını kurtarma, “aman” diyor “arkadaş, sakın bize bundan bahsetme.” Şimdi burada bir yanlışlık var işte. Eğer Pakistan’ı kurtarmak istiyorsan, bütününü kurtaralım. İttihad-ı İslam olsun, bütün Pakistan, biz Paris’e, Londra’ya çeviririz oraları. Herkes bilir öyle olacağını. Nerenin seli yani hiç bir şey kalmaz değil mi? Sel, oradaki sel bir havuz oluşturdu biliyorsunuz. Orada, kayıklarla gezer insanlar. Eğlence, bahçe, parklara çeviririz oraları. Güzelliğe çeviririz. Ama Hürriyet bunu istemez. İttihad-ı İslam’ı istemez. Ama böyle küçücük, sembolik yardımları sever. Çünkü muhabbet meydana getirir. Yani, diyecekler ki: “Hürriyet ne kadar ince düşünceli, ne kadar sevecen, ne kadar Müslümanları seviyor.” Değil mi? “Ne kadar hayırsever. Dolayısıyla bu gazeteye ne sözümüz olabilir? Aydın Bey’e ne sözümüz olabilir? Hep beraber destekleyelim. Hürriyet Gazetesi’ni de alalım okuyalım. Doğru yolda bu adamlar” diyeceğiz. Ben demiyorum. Ben ne diyorum? İttihad-ı İslam’ı desteklesinler, Türk-İslam Birliği’ni desteklesinler. Başlık atsın, “Pakistan’ın tamamını kurtaralım. Afganistan’ı kurtaralım, Türk devletlerini kurtaralım, Irak’ı kurtaralım, İsrail’i kurtaralım, Ermenistan’ı kurtaralım, hepsini kurtaralım.” Dürüstlük, samimiyet bunu gerektirir. Doğru mu?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Bayraktar Bayraklı Hocayı sormuşlar. Zaten cevap verdik. “Değerli hocam, geçen haftalarda o güzel hitabetinizle ve açıklamanızla, Necip Fazıl’ın Sakarya şiirini okudunuz” diyor. “Bu şiirin Mehdiyet’e baktığını, Mehdiyet hakkında olduğunu belirtmiştiniz. Sizden birkaç gün sonra Sayın Başbakanımız da, partisince Sakarya Kent meydanında düzenlenen mitingte, Sakarya şiirinden bir bölüm okudu. Sanırım bu şiirin anlam ve önemi sizin dile getirmenizden sonra daha iyi anlaşıldı Hocam.” diyor. “Saygılarımla, Zafer Karasu” kardeşimiz yazmış. MaşaAllah. “Değerli hocam, 11 Eylül’de, Florida’daki bir kilise protesto amacıyla Kuran-ı Kerim yakacağını açıklamış. Kilisenin lideri olan rahip, zaten İslam’a olan önyargılı bakış açısıyla biliniyor. Sizin anlattığınız şekilde, bazı Evanjeliklerin yanlış bir bakış açısı var. Ben Amerika’da yaşıyorum Hocam. Böyle eylemlere karşı bir Müslüman olarak nasıl tepki vermek gerekir? Sizi çok seviyoruz değerli hocam. Sohbetinizden çok faydalanıyoruz. Allah sizi başımızdan eksik etmesin.” Nurdan Hanım yazmış. Allah sizleri de bizlerin başından eksik etmesin. Allah sizi orada güçlü kılsın, hakim kılsın, İslam’ı Amerika’ya tamamen hakim etsin Cenab-ı Allah. Sevimli Nurdan’ın yapacağı ne? Diyecek ki, Kuran’ı açacak; “sen Hıristiyansın değil mi? Bak Cenab-ı Allah burada Hz. İsa (a.s.)’ı övüyor. Mübarek Peygamber olduğunu söylüyor.” Ne diyor? “O dünyada da ahirette de masumdur” diyor değil mi? Cennetlik inşaAllah. Annesine ne diyor? Hz. Meryem annemize, “bütün dünya kadınlarının en üstünüdür” diyor. “Sen bunu mu yakıyorsun hemşerim?” diyecek. “Hz. İbrahim (a.s.)’a inanıyor musun?” diyecek, “inanıyorum, seviyorum.” “Bak burada Allah Hz. İbrahim (a.s.)’i övüyor” diyecek. “Nuh (a.s.)’u övüyor, İshak (a.s.)’ı övüyor, Eyyüb (a.s.)’ü ve bütün Peygamberleri övüyor. Sen neyi yaktığının farkında mısın? Sen kendini yakıyorsun” diyecek. Değil mi? “Kendi Cehennemini hazırlıyorsun, aklını başına al” diyecek inşaAllah. “Sen İncil’e tabiyim diyorsun” değil mi? “İncil’in özünü, aslını, gerçeğini yakıyorsun” diyecek. “Çünkü Kuran, İncil’in gerçeğidir. Tevrat’ın gerçeğidir. Hz. İbrahim (a.s.)’in getirdiği dinin gerçeğidir. Hak olan, İslam dinini anlatan, şu an tahrif edilmemiş tek kitaptır. Sen ne yaptığının farkında mısın?” diyecek inşaAllah. Çünkü gerçek İncil’i öğrenmek istiyorsa Kuran’a bakacak. Gerçek Tevrat da Kuran’ın içerisindedir. İnşaAllah. Evanjeliklerle ilgili bir video. Tamam bakalım
-VTR – Bazı Evanjeliklerin Savaş Kışkırtıcılığı
OKTAR BABUNA:Tam savaş kışkırtıcılığı yapıyor Hocam. Müslümanları deccal gibi ilan ederek, onların nasıl düşman olduklarını. “Bir savaş var” diyor, büyük bir savaş. “O savaşı kazanmamız gerekir” diyor, “yok etmemiz gerekir” diyor.
ADNAN OKTAR: “Müslümanlara deccal ordusu” diyor değil mi? “Armegedon’la hepsini yok edeceğiz” diyor. Ve Evanjeliklerin genel kanaati bu. İnşaAllah. Biz ne yapıyoruz? Ne diyoruz?
OKTAR BABUNA:Siz Müslümanların, Hz. Mehdi (a.s.)’nin tek bir damla kan dökmeyeceğini, barışı getireceğini söyleyerek bunu ortadan kaldırdınız aslında. En önderleriyle konuşarak Hocam inşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Doğru düşünmediklerini, yanlış düşündüklerini söyledik inşaAllah. Müslümanların içerisine bu tip yanlış bilgilerin aktarıldığını, fakat bu yanlış bilgiyi bizim düzelttiğimizi, Hz. İsa (a.s.)’nın da barışı getireceğini. Hz. İsa (a.s.) ile Hz. Mehdi (a.s.)’ın birlikte hareket edeceklerini, Hıristiyanlığın, Müslümanlığa kaydolacağını ve dünyada İslam’dan başka hiçbir din kalmayacağını, silahların ortadan kalkacağını, hiçbir silah kalmayacağını ve mutlu, güzel bir çağa doğru gittiğimizi anlattık. Ve tam anlamıyla sakinleştiler. Mehdi (a.s.)’ın geldiğinden, bir çok Evanjelik emin. CIA emin. Yani bilgim var da ona göre söylüyorum. Amerikan hükümeti emin. Ama iyi bir Mehdiyet olacağından da emin. Yani güzel bir Mehdiyet olacağından emin. Mesih’in geldiğinden de eminler. Amerika’nın, bakın en önemli haber alma kurumudur CIA. Bak, Hz. İsa (a.s.)’nın geldiğinden haberdarlar. Mehdi (a.s.)’nin geldiğinden de haberdarlar. Ve dünyaya İslam’ın hakim olacağını da hepsi biliyor. Ve hatta bizim tanıdığımız bildiğimiz istihbarat örgütleri de biliyor. Yani bayağı iyi biliyorlar. Böyle derinlerde bazen böyle samimi faaliyet yapanlar var, onlar da biliyorlar, tabii. Biz bunu taa aylar önce duyduk ve biliyoruz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...