SUNUCU: Yayınımıza Harunyahya.Tv, internet sitemizden, değerli Hocamız Sayın Adnan Oktar, konuklarımız Dr. Oktar Babuna ve Sayın Altuğ Berker ile birlikte devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Habervaktim.com, delikanlı bir internet sitesi değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Helal olsun onlara.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: İP ne yapmaya çalışıyor? İP nedir?
OKTAR BABUNA: İşçi Partisi Hocam inşaAllah. Başka sitelerde de çıkmış Hocam bu haber, aynı haber. İnternet Haberde de vardı, bunlar daha değişik bir başlıkta vermişler. Bu İnternet Haber sitesi.
ADNAN OKTAR: “İkinci Sivas katliamı provası mı?” Ne anlama geliyor, olay çıkar anlamında mı?
OKTAR BABUNA: Olay çıkartır, evet.
ADNAN OKTAR: Kardeşim cahile cühelaya biz niye önem vereceğiz de yok Sivas olayı, bilmem ne olayı. Müslüman aklı başında insandır. Dolayısıyla olay ile halay ile işi olmaz, değil mi? Halay ile işi olur belki de olay ile o tip olaylarla işi olmaz, inşaAllah. Şimdi bir cahil bir şey söyledi diye biz oturup kendimizi kaybetmeyiz. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e ne diyor adam, ne demiş, onu naklediyoruz. “Sihirbaz dedi” diyor. Kuran zaten onu söylüyor, Peygamberimiz (s.a.v)’e zaten sihirbaz diyorlar, değil mi? “Sihir yapıyor diyorlar”. Diğer Peygamberlere de diyorlar, yani bu nedir? Zaten “yalancı” da, diyorlar, “sihirbaz” da diyorlar. Onların Peygamberlik alametidir zaten böyle iftira atılması, inanmayanların böyle iftira atması, onların Peygamberlik alametidir. Bunda şaşılacak ne var? “Akıl hastası” diyorlar, “deli” diyorlar.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, evet.
ADNAN OKTAR:Onların Peygamberlik alametidir. Allah yolunda mücadele eden Peygamberlere, velilere böyle iftiralar atılacak, onlar da onlara karşı mücadele verecek. İşçi Partisi’ni kaç kişi destekliyor? Sıfır virgül, sıfır virgül, sıfır bilmem kaç. Bir de İşçi Partisi içerisinde kaç kişi bunu savunuyordur? Sıfır virgül, sıfır virgül, sıfır virgül bilmem kaç, değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Efendim, tavşanlar hoplar demiş, kervan yürür, değil mi? Dolayısıyla bizi ilgilendiren bir şey yok. İnşaAllah, cevabını veririz.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
OKTAR BABUNA:Dünya masonlarının lideri yani Tapınak Şövalyeleri’nin lideri olan masonun internet sitesinde sizinle ilgili ifadeleri var, okuyayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Oku.
OKTAR BABUNA:“Sayın Oktar’ın kendisi Musevi’lerin, Hıristiyan’ların ve Müslümanların birlikte barış içinde çalışabileceğini ve ibadet edebilecekleri bir dünyayı destekliyor. Aynı zamanda terörün her çeşidine karşı ve demokrasiyi, liberal sanat dallarını ve bilimi destekliyor. Bu açılardan ve kendi görüşlerinden son derece aydın biri olduğunu düşünüyorum. Tarihin ileride kendisini, İslam dünyasının önemli bir lideri olarak tarif edeceğini düşünüyorum.” maşaAllah. “ Öncüler olarak bizlerin tüm insanlar için gerçekten daha birleştirici, hoş görülü ve kozmopolit bir dünya kurmak isteyenleri desteklememiz gerekiyor. Sayın Oktar’ın bu adımları, bu dönemde attığına inanıyorum. İşte bu nedenle, onunla görüşmemin önemli olduğunu hissettim. Buna benzer daha fazla görüşmeler, sadece tüm halklar için daha barışçıl bir dünya oluşturmaya yardımcı olacaktır. Bu da sonuçta hangi isim ile çağırırlarsa çağırsınlar, Allah’ın tüm insanlar için istediğidir. Bizler de bu toplantıya aynı zamanda Musevi’lerin, Hıristiyan’ların ve Müslüman’ların, daha iyi bir dünya kurmak için, nasıl birlikte ibadet edip çalışabileceklerini göstermek için kullandık. Ki bu Sayın Oktar’ın asıl faaliyet alanlarından birisi ve bunu uygun görüyor. Adnan Oktar Bey ve takipçileri, bu inançlara sahip oldukları için çok fazla zulüm görmüşler. Bizler de kendisi ile birlikte, bu fikirlerin ilerlemesine katkıda bulunmak için, desteğimizi göstermenin önemli olduğunu düşündük. Çünkü kendisinin İslam dünyasına çok fazla etkisi var. Bu tür bir karşılıklı görüşmenin, dünyayı daha güvenli hale getireceğini umuyoruz. Gelecekte daha fazla diyalog içinde olmayı ve aynı zamanda Amerikalı’lara, barışı ve hoşgörüyü destekleyen Müslüman gruplar olduğunu göstererek, üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeyi umuyoruz. Bu insanlar ile birlikte çalışmalı ve daha iyi ve daha istikrarlı bir dünya kurmalıyız” demiş maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Benim şaşırdığım da biz mesela barışı, kardeşliği, dostluğu savunuyoruz da bu zaten herkesin savunması gereken, yapması gereken makul hayat budur, değil mi? Mesela biz uyuruz, yemek yeriz, olay çıksın istemeyiz, kimsenin canı yansın istemeyiz. Allah Allah, bunu savunan insan sayısı dünyada az, çok az. İnanılır gibi değil, mucize bu. Kan dökmeyi savunan milyarlarca adam var, yani huzursuzluk. Adam anarşi istiyor, kavga istiyorum ben arkadaş diyor. Daha da olmazsa futbol takımı kuralım, birbirimize düşman olalım diyor. Yani onlar birbirine düşman olsun, hepsini tenzih ederim de bir kısmını.
Hıristiyan oluyor adam, “arkadaş şimdi biz Protestanız, siz de Katoliksiniz. Şimdi ne yapacağız biliyor musunuz? Kıyasıya birbirimizi öldüreceğiz” diyor. Rezelete bak. Mesela Müslüman oluyor, “arkadaş sen acayip bir mezheptensin. Nesin sen? Alevisin sen” diyor. Alevi’ye soruyor, “sen nesin? Sen de Sünni’sin” diyor. “Ne yapmak gerekiyor? Birbirimizi kırıp geçireceğiz” diyor. Tabii diyenler için diyorum. Aklı başında bir adam, normal bir Müslüman bunu niye desin kardeşim? Alevi benim canım ciğerim. Bektaşi benim canım ciğerim, kardeşim. Vahabisi, Caferisi hepsi, Şiisi, Sünnisi benim canım ciğerim. Hepsi La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah diyen insanlar, değil mi?
Hayır fikri ayrı, anlatırsın, konuşursun çok zengin bir fikir akışı olsun, herkes fikrini anlatsın, inşaAllah. Düşüncesini anlatsın. Zor kullanmak rezalet, tam özgür olacak. Ama özgür olurken tabii adam arabasının arkasına teneke takıp tangur tungur sokaklarda gezerse, bu özgürlük olmaz. Yani ben bununla eğleniyorum derse, sen de milleti rahatsız ediyorsun o olmaz. Ona herkes müdahale eder. Kimseyi rahatsız etmemek çok önemlidir.
Beril Hocam maşaAllah titizlikle oruçlarını tutuyor, namazlarını kılıyor. Diyorlar ki; “Hocam bu gençlere anlatıyor musunuz namazı niyazı?” Anlatıyoruz tabii. Bakın buyrun, Beril Hocam örnek. Risale-i Nur Külliyatı aldı kendine, Risale-i Nur Külliyatı’nı okuyor. Ehl-i sünnet eserleri aldı, okuyor. 5 vakit namazını kılıyor, orucunu tutuyor, inşaAllah, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Evrim uzmanı oldu aynı zamanda, anti-Darwinist.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, tabii.
SUNUCU 2:Sayenizde Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah vesile etti, vesile etti maşaAllah. “Hocam niye genç kızlar sizinle röportaja çıkıyor?” diyorlar. Kardeşim yani ne ile çıkalım? Tavşanlarla mı? Allah Allah. Dev bir tavşan bulayım o zaman, onunla çıkalım. O da olur. Hem tebliğ olmuş oluyor, hem tanışmış oluyoruz, hem bilgileri artmış oluyor, hem içlerindeki o güzel duyguları, imana, Kuran’a yatkın olan o ruhlarındaki iştiyakı en güzel şekilde ifade etmiş oluyorlar. Burası bir sohbet yeri aynı zamanda, hazır sohbet yeri, inşaAllah. Birçok faydası olmuş oluyor, görüyorsunuz bakın hikmetlerine.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Siz tavşan deyince, çok sevimli bir kedi var, göstereyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Bakayım. Ne tatlı şey bu. Bir de acayip uslu. Can sahibi olması ne kadar acayip. 50 gram falan ancak geliyordur. İllaki de oynayacağı bir şeyler gerekiyor bak. Bunu sevmek ne zevkli olur. Bu yine uslu biraz. Normalde başka bir kedi olsa acayip hadise çıkartır. Ama bu çok şeker. Bak sesi de duyulmuyor, miyavlaması da miyavlamaya benzemiyor.
Berkerim anlat bir şeyler.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Her zaman anlattığınız gibi Hocam, Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Suyuti Hazretleri’nin naklettiği bir hadiste, “benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek” diyor. Bu da inşaAllah Mehdiyet’in bu yüzyılda olacağının bir çok delilinden sadece bir tanesi.
ADNAN OKTAR:Ben onu daha önce de söyledim. Bak, dünyanın ömrünün 7000 yıl olmasıyla ilgili sekiz tane hadis var. Biri de İmam-ı Hanbel’den gelen hadis, o “5600 yılı geçmiştir” hadisi. Suyuti, 7000’den 5600’ü çıkartıp, bu açıklamayı yapıyor. Hesap ortada, 7000’den 5600 çıkarsa, 1400 kalıyor. Ümmetin ömrü 1400 ile 1500 arası, başka bir vakit yok. Bediüzzaman ne diyor, Said Nursi? Var mı o Said Nursi’nin o izahları?
OKTAR BABUNA:7000 ile ilgili değil mi Hocam inşaAllah?
ADNAN OKTAR:7000 yıl ile ilgili olan evet.
OKTAR BABUNA:Buldum Hocam inşaAllah, hemen okuyabilirim. Barla Lahikası’nda “zaman-ı Adem’den, (Hz.Adem (a.s.)’in zamanından) ta Kıyamete kadar eyyam-ı şer'iye Kuran günleri ile tabir edilen 7000 sene.”
ADNAN OKTAR:Hayır Kıyametin vakti ile ilgili var.
OKTAR BABUNA:Evet, onu da okuyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sen önce şeyi bir oku, Peygamberlere Cenab-ı Allah gayb ile ilgili bilgi veriyor, gaybı bildiriyor Peygamberlere, Allah’ın bildirmesiyle. Peygamberlerin bildirdiği gayb haberlerini bildir.
OKTAR BABUNA:Tamam inşaAllah Hocam. Okuyorum Hocam inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (inşaAllah görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz. Ancak elçileri içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka.”
ADNAN OKTAR:Tamam demek ki gaybı bildiriyor Cenab-ı Allah. Bayraktar Bayraklı Hoca ne diyor? “Gayb bilinmez” diyor. Allah bildiriyorum diyor. Niye okumuyor acaba bunu? Bu ayeti okumadan; “bana gösterin, ayet gösterin” diyor, profesör. Açık. Evet.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “Allah sizi gayb üzerine muttali kılacak değildir. Ama Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse siz de Allah'a ve elçilerine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ecir vardır.” Al-i İmran 179.
ADNAN OKTAR:Şimdi Peygamberlere bildirilen gayb haberleri var, aynısıyla çıkmış. Hz. Yusuf (a.s.)’ta da var, Peygamberimiz (s.a.v.)’de de var. Onlardan örnekler ver.
OKTAR BABUNA:Okuyorum Hocam inşaAllah. Hz.İsa (a.s.)’dan, şeytandan Allah’a sığınırız. “Yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. Şüphesiz, eğer inanmışsanız bunda sizin için kesin bir ayet vardır." Hz.İsa (a.s.)’da.
ADNAN OKTAR:Şimdi bu gayb bilgisi. Gayb bilgisi, bak adamın evindeki yiyeceği ve biriktirdiğini, gizli olan bir şeyi, gayb olan bir bilgiyi bildiriyor. Evet, Hz.İsa (a.s.), evet.
OKTAR BABUNA: Hz.Yusuf (a.s.), “Dedi ki: ‘Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber veririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir.’”
ADNAN OKTAR:Bu gayb bilgisi değil mi? Olmadan önce, bak yemek oraya gelmeden önce yemeğin ne olduğunu söylüyor, gayb bilgisidir bu.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Peygamberimiz (s.a.v.) de var Hocam Kuran’dan inşaAllah, şeytandan Allah’a sığınırım. “Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu açığa vurunca, O da bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda haberi verince (eşi) demişti ki: ‘Bunu sana kim haber verdi?’ O da: ‘Bana bilen, (herşeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi’ demişti.” Tahrim Suresi 3.
ADNAN OKTAR:Bu da gayb bilgisidir. İleride olacak savaşı ve neticesini belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v.). Yıllar sonra olacak savaşı ve neticesini açık açık söylüyor. Gayb bilgisidir bu. Allah’ın bildirmesiyle bildirmiştir. Evet söyle.
OKTAR BABUNA:Okuyorum Hocam inşaAllah, buluyorum.
ALTUĞ BERKER:Hz.İsa (a.s.)’ya da Hocam, Kuran’da Saf Suresi 6. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım, “benden sonra ismi ‘Ahmed’ olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" diyor.
ADNAN OKTAR:Bu gayb bilgisi. Yüzlerce sene sonra, kendinden yüzlerce sene sonra gelecek Peygamberin ismini veriyor, ismiyle söylüyor. Bu gayb bilgisi değil mi?
ALTUĞ BERKER:Başka ayetlerde de Hocam şeytandan Allah’a sığınırım. “Bu sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir” diyor ayette açık olarak.
ADNAN OKTAR:Bir daha oku hangi ayette olduğunu söyle.
ALTUĞ BERKER:Yusuf Suresi 102. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “Bu sana ey Muhammed vahyettiğimiz gayb haberlerindendir.”
ADNAN OKTAR:Gayb haberi, hani bilemiyordu Peygamberler gaybı? Biliyormuş demek ki, Allah’ın bildirmesiyle biliyor. Durup durup bunu yapıyorlar. Çıkıyorlar televizyonlara, Habertürk’te mesela, geniş kitleye “böyle bir ayet yoktur, gayb bilinmez” diyor. Şimdi o şekliyle de kalıyor. Biz cevap vermezsek, haklı olduğunu etrafa yayacak. Bir de diyor ki, “varsa ayet gösterin, söyleyin”. Allah Allah, inanılır gibi değil. Tabii ki ayet var.
OKTAR BABUNA:Okuyayım mı?
ADNAN OKTAR:Evet oku.
OKTAR BABUNA:Rum Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım. “Elif, Lam, Mim. Rum (orduları) yenilgiye uğradı. Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün mü'minler sevineceklerdir. Allah'ın yardımıyla. O, dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.”
ADNAN OKTAR:Şimdi kardeşim bu çok kapsamlı gayb haberi değil mi? Bak tekli sayılarda olan bir zaman içerisinde, bir kaç yıl içerisinde galip gelecek diyor, ordunun galip geleceğini söylüyor, değil mi? Dünyanın en alçak yerinde diyor, mevkii de söylüyor, alçak yerinde diyor ve sevineceksiniz diyor arkasından. Tamamı oluyor, 9 yıl sonra değil mi? Bak 9 yıl sonra ki olacak olayı, savaşın sonucunu Peygamberimiz (s.a.v.) bildiriyor ve doğru söylüyor ve dediği yerde, dediği mevkide, dünyanın en alçak yerinde savaş aynen denildiği gibi neticeleniyor. Müslümanlar da seviniyorlar. İşte bu gayb haberidir. Bayraktar Bayraklı’nın bundan haberi yok mu, Hocamızın, bu ayetlerden?
ALTUĞ BERKER:Hocam duymuştur herhalde şu anda, eğer sizin iki gündür anlatımlarınızı inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Allah Allah, çok ilginç dünya maşaAllah. Mucize bunlar yani.
“Mehdi (a.s.)’nin açık düşmanları fıkh alimleri, Ahir zamandaki bazı Hocalar olacak” diyor. “Çünkü halkla aralarında bir imtiyazları kalmayacak.” Mehdi (a.s.) onları rezil rüsvay edecekmiş. İki paralık edecek inşaAllah Mehdi (a.s.). “Hatta ahkam hususunda ilimleri de azalacak” diyor. Birden açtım da sayfa orası geldi ben de okudum inşaAllah. Böyle olacakmış inşaAllah.
Sait Yeşilyurt, Samsun’dan göndermiş 21.07.2009 tarihinde. “Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar (Kıyamete kadar) hak üzerinde olacaktır.” Mehdi (a.s.) cemaati. “Hadis-i şerifinde "Ümmetimden bir taife fıkrasının (bölümünün) makam-ı cifrîsi (cifir hesâbına göre olan netice, sayı değeri) 1542 yani (2117) ederek nihayet-i devamına (varlığının sonuna) îma eder.” 1542’ye kadar diyor Müslümanlar mücadeleye devam edecekler diyor, Hicri 1542. Yani 2117’ye kadar. “Bediüzzaman Hazretleri (k.s.) 2117 yılında ümmetin icabet ömrünün biteceğini, bu durumdan üç yıl sonda da Kıyametin kopacağını söylüyor. Yani 1545 yılında Allah-u alem inşaAllah. “Enes Malik 'den tahric etti. O dedi ki, Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: Dünyanın ömrü, Ahiret günlerinden yedi gündür.”
Ben sana okutayım bunu. Sait Yeşilyurt baştan itibaren başla.
MİSAFİR:"Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar yani Kıyamete kadar hak üzerinde olacaktır." Hadis-i şerifin de, ‘Ümmetimden bir taife’ fıkrasının yani bölümünün makam-ı cifrîsi yani cifir hesâbına göre olan netice, sayı değeri 1542 (2117) ederek nihayet-i devamına (varlığının sonuna) îma eder. Bediüzzaman Hazretleri, 2117 yılında ümmetin icabet ömrünün biteceğini, bu durumdan 3 yıl sonrada Kıyametin kopacağını söylüyor, yani 1545 yılında, Allah-u alem, inşaAllah. ‘Enes Malik 'den tahric etti. O dedi ki, Resulullah (s.a.v.) buyurdu: dünyanın ömrü, Ahiret günlerinde yedi gündür. Allah-u Teala buyurdu ki: Rabbin katında bir gün sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir. Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah-u Teala onun için gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirmişcesine şu dünyanın yedi bin yıllık ömrü müddetince sevap yazar.’ ‘Ahmed İbni Hanbel İlel'inde nakletti. İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed'den o da Vehb'den rivayet etti: Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir. Hicretten 1400 sene sonraki akidlerden iki veya üç akid say. (bir akid on senedir). O vakit Mehdi Emin çıkar.’ Hadis-i şeriflerden ve Bediüzzaman'ın açıklamalarından açıkça anlaşıldığı gibi ümmetin icabet ömrü 1500 seneyi geçmiyor, yani Allah'ın dilemesiyle Hicri 1600 yılına kalmadan Kıyametin kopması gerekiyor. Hz. Mehdi (a.s.)'nin çıkışı içinde bu yüzyıldan başka yüzyıl yok. Resulullah (s.a.v.)'ın doğru söylediğini, Bediüzzaman Hazretleri'nin doğru söylediğini Cübbeli yakın bir zamanda anlayacak, inşaAllah.”
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Berker’im sen Sungur Ağabeyimizin dizinin dibinde yetiştin. Biz tımarhenede, akıl hastanesinde onları yatıştırmaya çalışırken, eğitmeye çalışırken.
ALTUĞ BERKER:Estağfurullah Hocam. Sungur Ağabey de bir gün bir şey oldu Hocam. Bu gelip giden oradaki talebelerden uykusu olan bir kaç kişiye herhalde kızdı Sungur Ağabey. “Ben gidiyorum” dedi Hocam derste. Kızıp çıkıyordu, apartman kapısına indi kapıyı açtı, adım atamayacak bir sisle karşılaştı Hocam, oradaydım ben de. Sis böyle apartmana girdi, dışarı çıkamadı. “Allah Allah kardaş, demek ki gitmememiz gerekiyormuş” dedi yukarı derse geri çıktı. İnşaAllah sonra da hep muntazam geldi Hocam haftada iki derse de inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Ben hayret ediyorum Sungur Ağabey, o camide karşılaştığımda, bende ne hissetti de veyahut ne anladı da bende, bir anda böyle büyük bir sırrı bana açıkladı hayret ettim yani düşünüyorum da. Hiç tanışmadım, tanımıyordum, bilmiyordum. “Selamün aleyküm,” aleyküm selam. “Adın ne senin kardeş?” dedi, ismimi söyledim. “Nerelisin?” dedi, Ankaralıyım dedim, o kadar. Ondan sonra cebinden o şeyi çıkarttı, defteri, bir ebced yaptı, ebced hesabı. Mesela hangi Nur talebesine sorarsanız sorun Mehdi (a.s.) konusunda bilgi vermez. En fazla Bediüzzaman Mehdi (a.s.)’dir der, şahs-ı maneviye dikkat çeker, konuyu kapatır. “Hocam Mehdi (a.s.) Nur talebesi mi olacak” dedim, “Nur talebesi olmayacak dedi Bediüzzaman” dedi. Acayip şaşırdım öyle deyince. Yani makul olan Nur talebesi, tabii ki Nur talebesi olacak demesi. Çünkü bir Nur talebesi psikolojik olarak da, ruhen de öyle olmasını ister. Nur talebesi olmasını ister. Arkasından da “bambaşka olacak” dedi. Hayret ettim ben öyle deyince. Ama bu kadar mühim bir bilgiyi, yani bir buçuk dakika falan daha olmadı yani, yeni geldi hemen söyledi. MaşaAllah. Çok şaşırtıcı.
ALTUĞ BERKER:Ama çok iyi takip ediyordu Hocamız, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. DGM’ye gelmesi, “mazi müstakbel” sözünü orada söylemesi orada bağırarak.
ADNAN OKTAR:“Mazi de müstakbel de seni alkışlıyor, ne mutlu sana” demişti, hakikaten DGM’de. İnşaAllah.
“Hocam sizi yıllardır izliyorum, eserlerinizi okuyorum, takip ediyorum. Tanışmak nasip olmadı, Ahiret’e kalır diye düşünüyorum.” Niye? Dünyada da görüşürüz, inşaAllah. Havva Hanım niye görüşmeyelim? Kardeşimizle görüşürüz. Daha dur bakalım, onun da ömrü uzun inşaAllah, bizim de ömrümüz uzun Allah’ın izniyle inşaAllah. “Önce Faruk Beşer Bey ile ilgili birkaç cümle yazmak istiyorum. Yıllar önce ‘Fetvalar’ isminde bir kitap aldım, üzerinde bu isim vardı. Bir türlü mantığımın almadığı, bu soru cevaplı kitabı rafa kaldırdm ve okumadım. Sonra televizyonlarda görmeye başladım. Arada sırada takip ediyorum. Acaba benim mi imanım zayıf diyorum, çünkü söylediklerini aklım ve yüreğim bir türlü kabul etmiyordu. Ben de artık izlememeye karar verdim. Ama az önce yazdığım, gibi bir yandan da düşünüyorum, benim imanım mı zayıf dedim. Bu akşam Faruk Beşer’in söylediklerini aktardığınızda rahatladım. Demek ki, benim imanım zayıf değilmiş. Hocam az önce oradaki bayan arkadaşlara on yıl sonra sizi İsa (a.s.) ile görüştüreceğim dediniz, biz ne olacağız Hocam, nasıl görüşeceğiz? Nasıl tanıyacağız? Oradaki arkadaşları kıskandım haberiniz olsun” diyor. Ne sevimli Havva maşaAllah. “Bizim bilgimiz ne İsa (a.s.)’yı ve ne de Mehdi (a.s.)’yi tanımaya yetmez ki” diyor. Tanırsınız, tanırsınız inşaAllah. “Bizler mahrum mu olacağız? Hiç görmeden ölecek miyiz? Hocam beni aydınlatırsanız sevinirim” diyor. “Allah’a emanet olun, hayırlı Ramazanlar.” Hayırlı Ramazanlar. Havva kardeş sen bana güven, inşaAllah göreceksin. Seni de tanıştıracağım inşaAllah.
“Hocam sizi ilgi ve dikkatle izliyorum, hakkınızda iyi düşünüyorum” iyi güzel Sinan kardeş. “Hoca efendiler hakkındaki söylemlerinizi biraz” diyor, ne diyor? Sert buluyormuş. Ama nasıl söyleyeyim başka türlü. İsa (a.s.) bizim gözümüzün nuru, bizim canımız. Öldü demek ne demek. Allah, “yanıma aldım” diyor, Kuran’ın üç ayetine karşı bir tavır. Bütün hadisleri, Kütüb-ü Sitte'deki hadisleri reddetmiş oluyor. Ben buna ne diyeyim? Ne güzel konuşuyor mu diyeyim? Ve bu kişiyi bir de, Samanyolu Televizyonu’na çıkartıp konuşturuyorlar. Bu da ne kadar güzel oldu mu diyeyim, ne diyeyim?
OKTAR BABUNA:Bir de Bediüzzaman Said Nursi’yi de.
ADNAN OKTAR:Ve Bediüzzaman’ı da doğru söylememekle itham ediyor. Kendi suçuna ortak ediyor Bediüzzaman’ı da, demediği halde. Nezaketle söylüyoruz, en fazla şiirle anlattık işte. Ne dedik? Bak Sinan kardeş, bu tip insanlar ümmeti manen perişan ediyorlar. Bu Müslümanların, kardeşlerimizin bitkinliği, heyecansızlığı, bitaplığı, kendilerine güvensizliğinin kökeninde bu arkadaşlar var. Çok büyük hata yapıyorlar çok. Ve İslam alemini felç ediyorlar. Bakın, adam bununla kalmamış, durmuyor. İttihad-ı İslam, ona da karşı. İttihad-ı İslamı, ne diyor biliyor musunuz? Kurnazca ve çok acayip bir yöntem. “Ya Peygamber (s.a.v.) zamanında olmadı da İttihad-ı İslam, şimdi mi olacak? Siz ne demek istiyorsunuz? Peygamberin yapamadığını Mehdi (a.s.) mi yapacak? Bunu mu demek istiyorsunuz? İsa (a.s.) mı yapacak bunu mu demek istiyorsunuz?” diyor. Kardeşim sen, ne konuştuğundan haberin var mı senin? Mehdi (a.s.), Peygamber (s.a.v.)’in kumandanı, emir eri, ayağının tozu. Hz. İsa (a.s.) kim? Sahabesi, emir eri Peygamberimiz (s.a.v.)’in ve şereftir. Aşıktır Hz. İsa (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.)’e. Allah her ikisini birleştirip biraraya getirip, birlikte bir mücadele veriyorlar ve deccaliyeti ortadan kaldırıp, dünyaya İslam ahlakını hakim edecekler. Sana ne oluyor Faruk Efendi? Niye rahatsız oldun? Peygamberin (s.a.v.) komutanlarının zaferi, Peygamber (s.a.v.)’in zaferi değil mi? Peygamberimiz (s.a.v.)’in birçok komutanı vardı, zafer kazanıyorlardı. Kimin zaferi oluyordu? Peygamberimiz (s.a.v.)’in zaferi oluyordu, değil mi?
Sinan kardeş biz her konuşmanın arkasından “inşaAllah” diyoruz, “inşaAllah’ı” unutuyor herhalde. “İnşaAllah” ne demektir biliyor musun? “Allah’ın izniyle, kaderde varsa, Allah izin verirse, Cenab-ı Allah’ın lütfuyla, O’nun yaratmasıyla” anlamına geliyor Sinan kardeş. “İnşaAllah”ı sen fazla ağzına almadığın için, fazla söylemediğin için “inşaAllah”ın manasını bilmiyorsun tabii. Ne diyoruz? İnşaAllah on yıla kadar İslam ahlakı hakim olacak, kaderde varsa, Allah emrettiyse, Allah’ın gücüyle, Allah’ın yaratmasıyla diyoruz. İnşaAllah.
Bak güzel, diyor ki; “benim de kalbim Hz.İsa (a.s.)’nın geleceği hususunda mutmain değil ancak, sizi izledikçe gelecekmiş gibi kalbim değişiyor, yani mutmain olmaya yakın” diyor. Hah, bak kalbindeki o zehiri atacağım Allah’ın izniyle. Kardeşim bakın diyorum ki, gözlerimin içine bakın ne demek istediğimi anlayın. Ben diyorum emin olmadığım bir şeyi söylemem. Allah Allah, bir bildiğim var ki söylüyorum. Mehdi (a.s.) çıktı diyorum, İsa (a.s.) da nüzul etti diyorum. Papa bile merak ediyor, öğrenmek istiyor. İnşaAllah.
“Hocam ben de o cemaatin içinde olmak istiyorum Allah nasip ederse. Ben de Hz. İsa (a.s.) ve Mehdi (a.s.)’yi görebilecek miyim?” İnşaAllah tam anlamıyla göreceksin. İnşaAllah. Bak İsa (a.s.)’mı şöyle alacağım bağrıma, şöyle bir sıkacağım. Bir de alıp buradan böyle bir sıkacağım. Sonra da yanaklarını sıkacağım. Ev sahibiyiz, en güzel şekilde yedirip içireceğim, gezdireceğim ve çok şahane bir kızla da onu evlendireceğim, annemiz. Çok şahane. Ben bulacağım, hatta hani böyle diyecek ki “Hocam mükemmel, benim hiçbir sözüm yok” diyecek inşaAllah. Var ya Osmanlı’da usül, aynı o şekilde. İnşaAllah. Allah’ın dilemesiyle inşaAllah.
Kardeşim hamiyet-i İslamiye denen bir şey vardır. Yani benim gözümün nuruna adam “öldü” derse, ben bunu tahammülle karşılayamam, rahatsız olurum. Ne yapıyoruz? Bir şey de dediğimiz yok yani. En fazla.
OKTAR BABUNA:İlmen çürüttünüz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İlmen çürütüyoruz yani, ne diyoruz.
OKTAR BABUNA:Kuran’dan dile getiriyorsunuz, hadislerden getiriyorsunuz Hocam, Üstad Bediüzzaman’ın izahlarından getiriyorsunuz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bakın, koskoca bir Fethullah Hocamız’ın camiasının ve zaten Samanyolu’nu herkes izliyor, biz de izliyoruz, herkes izliyor. Bütün milletin akidesini bozmuş oluyor. Bak çocuk yazmış, hanım kardeşimiz, ne diyor? “Hocam kendimden şüphe ettim, imanından şüphe ettim” diyor. Ve “Allah razı olsun. Şimdi kalbimde oturdu mesele” diyor. Ya müthiş bir tahribattır bu kardeşim. Bakın sırf Mehdi (a.s.)’ye karşı olmakla kalmıyor adam, İsa (a.s.)’ ya karşı olmakla, İttihad-ı İslam’ı da istemiyor. Ve yönteme bak sen, yönteme. “Sen Peygamber (s.a.v.)’e karşı mı geliyorsun” diyor. “Eğer öyle bir şey olsaydı, İslam ahlakı dünyaya hakim olacak olsaydı, onu Peygamber (s.a.v.) yapardı” diyor. “Siz Peygamber (s.a.v.)’den daha mı üstünsünüz? Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.) daha mı üsütün, ne demek istiyorsunuz siz?” diyor. Millet de diyecek ki, “haşa, olur mu? Tabii ki o zaman İslam ahlakı dünyaya hakim olmasın. Madem Peygamber (s.a.v.) zamanında hakim olmadı, olmasın. Müslümanlar böyle sürünsün” diyeceğiz güya. Biz de ne diyoruz? “ İnsan beşer. Faruk Beşer. Elbet şaşar. Hata işler. Üçer beşer. Toprağı eşer.” dedik arkası gelmedi yani, o kadarıyla durduralım. Var devamı söylemeyeceğim.
ALTUĞ BERKER:Ayet okuyorum konuyla ilgili olarak, şeytandan Allah’a sığınırım. Furkan Suresi’nin 33. ayeti. “Onların sana getirdikleri hiçbir misal yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Bir daha oku ayeti.
ALTUĞ BERKER:“Onların sana getirdikleri hiçbir örnek (misal) yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım.”
ADNAN OKTAR:Evet. Ayet açık.
OKTAR BABUNA:Hocam o camiadan yine birisinin, Hekimoğlu İsmail Hocamızın bir ifadesi var Mehdi (a.s.) ile ilgili, okuyayım mı?
ADNAN OKTAR:Evet söyle.
OKTAR BABUNA:Gerçek ismi Ömer Okçu bilmeyenler için, Hekimoğlu İsmail adını kullanıyor. “İslam’a hizmet edenler, çeşitli manevi rütbelerde ki kimselerdir. Fakat Mehdilik makamı bunların en yücesidir. Hz. Mehdi (a.s.) cevapsız kalan sorulara müdellel yani kesin delillerle cevaplar verir. Hz.Mehdi (a.s.) de bulunduğu asra bir baş tabip gibi çıkar, hastalığı teşhis eder. Böylece Hicri 14. asır başladı ve 1979 yılına kadar devam etti. 1980 yıllarında ise kitleleri peşinden sürükleyen liderlerin kalmadığını, adeta güneşlerin batıp yıldızların kaldığını gördük. Çünkü 1980’de Hicri 15. asra girilmişti, asrın başında idik. Bu asrın mühim şahsları çocuk veya gençlik çağında. Öyle ise 2000 yılı önemlidir. Zaten 2000 yılının önemi buradan ileri geliyor. Ya İslamiyet hakimiyet noktasında ortaya çıkacak veya insanlığını kaybeden insanlar bütün güçleriyle Kıyameti arzu edecek.” Müslüman ve Para, Hekimoğlu İsmail.
ADNAN OKTAR: Tabii ki birinci kısmı olacak. Şimdi Faruk Beşer şaşar Hocaya, Hoca demeyelim de en iyisi, çünkü Hoca efendi deyince Fethullah Hoca anlaşılıyor, yani karışıyor. Ona sadece Faruk Beşer diyelim, inşaAllah, Hoca efendi demeyelim. Hoca Efendi Fethullah Hocamız var, o benim canım. Ben ona söz söyletmem, ben onu cansiperane savunuyorum. Benim kadar Fethullah Hocayı savunan da kimse yoktur Allah-u alem. Yani hatta söyleyeyim, en iyi savunan benim diyeyim yani inşaAllah, açıkça söyleyeyim. Her yerde televizyonlarda, radyolarda benim kadar çok Fethullah Hoca lehine konuşma yapan bir kişi varsa, bana getirsinler.
OKTAR BABUNA: Biz şahidiz Hocam, herkes de şahid inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Yani yoktur. Kendi televizyon kanallarında da öyle. Benim kadar Fethullah Hocanın lehine onu savunan ve o kadar onun lehine konuşan bir kişi varsa bana getirsinler. Yoktur. O benim canım, ben onun konuşmalarına saygım var. Şahs-ı manevi gibi konuşuyor ama, bir nevi esir. Amerika’da adam şimdi dese ki oradaki adamlar, “Mehdi (a.s.) geldi mi?” O da dese ki, “evet geldi” “gel bakalım buraya” derler. “Anlat nerede?” “İsa (a.s.) geldi” dese, Hıristiyan alemi. Etrafını hep Hıristiyanlar sarmış. Bir milyon kristal sırtında. Hastalık bir yandan, dertler bir yandan, zor bir ortamda. Ben onun hiçbir sözünden tedirgin olmam. Ama şahs-ı manevi diyorsa, bilki şahıs demektir. Dese ki İsa (a.s.) gelmeyecek, bilinki İsa (a.s.) gelecek anlamında demiştir. Zorda çünkü. Ama bu sağlıklı, zinde ağabeyimiz, ucu bucağı yok, önü açık, son derece rahat, istediğini konuşabilen bir insan. Kardeşim sen ne yapıyorsun sen? Bütün Kütüb-ü Sitte’yi ortadan kaldırdın sen reddedince. Kardeşim bakın elbisesine varıncaya kadar, kıyafetine varıncaya kadar Peygamber (s.a.v.) Allah adına yemin ederek sayıyor, anlatıyor. “Bu o anlamda değildir” dediğinde sen, Kütüb-i Sitte’de ki namaz, oruç, zekat, hac ile ilgili bütün her şeyi reddetmiş olursun. Yani bu kadar açık hadisi sen reddedersen, aleni bu şahs-ı manevidir diyorsan, orada reddedilmeyecek hiçbir şey kalmıyor ki o zaman. Hepsini reddetmiş oluyorsun. Bir tek onunla kalmıyor, Kuran ayetleri, onları da reddetmiş oluyorsun. Geriye ne kalıyor o zaman? Sen neyi savunuyorsun o zaman? Hayır kardeşim şunun arkasına bak, lafa bak, İslam ahlakının dünyaya hakimiyetine de karşı, ittihad-ı İslam’a da karşı, bunu kutsal bir şey gibi bize sunuyor. “Peygamberin (s.a.v.) yapamadığını onlar mı yapacak?” diyor. “Mehdi (a.s.) mi yapacak, İsa (a.s.) mı yapacak?” diyor. Eee ne yapalım? Ne istiyorsun? Zorun nedir o zaman? Ne demek istiyorsun? Kütüb-i Sitte’yi bir kalemde geçtin. Hiç lafı böyle evirip çevirmesin, bak hadis orada çok açık. Oku sen o hadisi, Hz.İsa (a.s.) ile ilgili hadisi, kıyafet var ya açıklıyor. Ki mütevatir sahih hadis bu, okuduğu hadis.
OKTAR BABUNA:“Onunla (İsa ile) benim aramda hiçbir Peygamber yoktur. O şüphesiz inecektir. Onu gördüğünüz zaman tanıyın. O, orta boylu, beyaza çalar kırmızı renktedir. Sarıya boyalı iki elbise içinde olacak. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır. İnsanlarla İslam için savaşacaktır.”
ADNAN OKTAR:Şimdi bak bir dakika, başa gel kıyafetini anlat.
OKTAR BABUNA:“O şüphesiz inecektir. Onu gördüğünüz zaman tanıyın”
ADNAN OKTAR:Hah, tanıyın. Şimdi o şahs-ı manevi dedi değil mi? Onu gördüğünüz de tanıyın şahs-ı manevi dedi. Başla tamam şimdi anlayalım.
OKTAR BABUNA:“O, orta boylu, beyaza çalar kırmızı renktedir.”
ADNAN OKTAR:Devam et.
OKTAR BABUNA:“Sarıya boyalı iki elbise içinde olacak. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır”.
ADNAN OKTAR:Şimdi bak canım kardeşim, bak şimdi sen hep Müslüman kardeşlerimizi tanıyorsun. Şimdi bir adam çıkıp da bu adam şahs-ı maneviyi anlatıyor burada derse, bu hadis, kardeşim öbür hadislerin artık bir anlamı kalır mı ondan sonra, diğer hadislerin, yani o gözle bakılırsa? Mesala namazdan bahsediyor diyeceksin, “yok o namaz değil, başka bir şey diyor” diyecek adam. Namazı, “manen namazdan kastediyor orada” diyecek. Oruç, “oruç da öyle şahs-ı manevinin kastetdiği bir ruh hali, maneviyat hali” diyecektir. Kardeşim bütün hükümleri kaldırırsın sen bu mantıkla o zaman. Kalkmayacak hiçbir hüküm yok. Ben buna nasıl sakin davranayım. Ve bakın Müslüman kanalları içerisinde en etkili kanaldır Samanyolu, en itibar edilen, saygı gören. Adam da en saygı duyulan adam konumunda lanse ediliyor. Dinliyoruz güzel, el pençe diınliyoruz ve adam bunu anlatıyor. “Ne kadar güzel konuştu” diyor milyonlarca insan. Ne olur bu durumda Müslümanların hali.
OKTAR BABUNA:Olmaz Hocam tabii inşaAllah, Allah saklasın.
ADNAN OKTAR:Ne diyelim?
ALTUĞ BERKER:Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi yayınlarında bir şey var Hocam.
ADNAN OKTAR:“Diyanet yardıma gelsin” diyor adam. Bak şeyhülislamlık gibi görüyor, adamın kafa nerelere gitmiş. “Diyanet bizi kurtarsın bundan” diyor. “Bak ne açıklıyor, Mehdi (a.s.) gelecek, İslam ahlakı dünyaya hakim olacak diyor, İsa (a.s.) gelecek. Diyanet devreye girsin bizi kurtarsın” diyor. “Tehlike büyük” diyor adam. Anlat Diyanet ne diyor? Hayır sığındığı Diyanet, bir kere Diyanet’in başındaki adam tam anlamıyla delikanlı ve Müslüman adam. Diyanet’tekiler de aslan gibi koç yiğitlerden oluşuyor. Halis muhlis Müslüman evladı hepsi de. Onun kafa bir yerlere gitmiş. Anlat Diyanet ne diyor bu konuda?
ALTUĞ BERKER:Diyanet İşleri’nin resmi yayınlarında Hocam, Türk Diyanet Vakfı yayınlarında “ehl-i sünnet mezhepleri Hz.İsa (a.s.)’nın yeryüzüne, Kıyamete yakın bir dönemde geri geleceğine, deccalin çıkışından sonra yeryüzüne ineceğine, deccali öldüreceğine, domuzları öldüreceğine, namaz kılarken Kabe’ye yöneleceğine ittifak etmişlerdir. Bu konuda ki muhalefeti sapıklık sayarlar.”
ADNAN OKTAR:Şimdi bir daha oku. Sapık. “Sapıklık sayarlar” diyor değil mi aksini söyleyeni? İnşaAllah. Bak ben çok nezaketli bir üslup kullanıyorum ama Diyanet bunu söylüyor, bu şekilde söylüyor. Evet devam et, şimdi bir daha söyle de duysun Beşer Faruk.
ALTUĞ BERKER:“Ehl-i sünnet mezhepleri Hz.İsa (a.s.)’nın yeryüzüne, Kıyamete yakın bir dönemde geri geleceğine, deccalin çıkışından sonra yeryüzüne ineceğine, deccali öldüreceğine, domuzları öldüreceğine, namaz kılarken Kabe’ye yöneleceğine ittifak etmişlerdir. Bu konuda ki muhalefeti sapıklık sayarlar.”
ADNAN OKTAR:Bu konuda muhalif olanların hepsini sapık olarak görürler diyor. Sapık, tamam teşekkür ediyorum, anladım. Bunu Diyanet söylüyor değil mi?
ALTUĞ BERKER:Türk Diyanet Vakfı Yayınları, Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı.
ADNAN OKTAR:Faruk Hoca işte okursa, oradan cevabını alır. Diyanet’in görüşü bu. “Diyanet bizi kurtarsın” diyor ya. İnanılır gibi değil. İttihad-ı İslam’ı suç gibi gösteriyor. İnanılır gibi değil. Bizi tabii böyle vakalar coşturuyor. Yani ilmi, fikri yakasını bırakmam. Yani ben bu konuya acayip takıldım ben. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Siz olmasanız zaten bu fikir yayılacaktı böyle insanlara, siz vesilenizle. Durdurdunuz maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim inanılır gibi değil bak, kurnazlığa bak sen. Kurnazlığa bak yani. Bak yöntemlere bak. Nereden nereye bak, ittihad-ı İslam’ı suç haline getirecek üsluba bak sen. Tek bir noktada da değil, Bediüzzaman’ı da doğru söylememekle itham ediyor. Ve onu kendi hatasına şahit olarak gösteriyor.
OKTAR BABUNA:İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin sözünü de okuyayım mı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Faruk Beşer duysun. Evet söyle.
OKTAR BABUNA:“ İmam-ı Azam Ebu Hanife, Fıkhı Ekber adlı eserinini son bölümünde şunları bildiriyor: Deccal'in, Ye'cüc’ün ve Me'cüc'ün çıkması, Güneş'in batıdan doğması, Hz. İsa'nın gökten inmesi ve diğer Kıyamet alametleri, sahih haberlerde aktarıldığı üzere, haktır, olacaktır” diyor.
ADNAN OKTAR:Bilmiyoruz ki hazret Ebu Hanife’yi kabul ediyor mu? Yani biz söylüyoruz ama. Yani durumu bilmiyoruz. Eğer Ebu Hanife’yi kabul ediyorsa Hocası olarak, dizinin dibine oturup, bu dediğini dinlemesi lazım. Bediüzzaman’ı eğer Üstadı olarak kabul ediyorsa, dizinin dibine oturup dinlemesi lazım Bediüzzaman’ı. Açıkça şahıs olarak geleceğini söylüyor Hz.İsa (a.s.)’nın. Dünden beri anlatıyoruz değil mi?
Kardeşim ben aşkla, coşkuyla sevdiğim Hz. İsa (a.s.)’yı heyecanla karşılamaya hazırlanıyorum. Bütün İslam alemi heyecanla karşılamaya hazırlanıyor. İttihad-ı İslam gürül gürül gelecek. Yani eminim biliyorum. On yıl sonra hep beraber görüşeceğiz. İnşaAllah. 2020, 2021, 2022, 2023, 2025, hepsinde beraberiz Allah’ın izniyle. Cenab-ı Allah’ın dilemesiyle. O zaman daha da delireceğim sana söyleyeyim, daha da delireceğim. Ben şu an çok usluyum. Delireceğim o zaman Allah’ın izniyle. Yıkacağım ortalığı Allah aşkıyla. Allah’ın delisiyim ben. Süper sakin gidiyorum şu an inşaAllah, inşaAllah. Çünkü Allah aşkında coşku yoksa hastalık vardır. Ne kadar güzel yaratmış Allah dünyayı. İslam ahlakını ne kadar kolay hakim kılıyor.
Her yere Dabbet-ül Arz gelmiş maşaAllah. Nereye gitsek yanımızda maşaAllah. Allah’ın yaratması, bunlar da bir mahluk, bunlar da bir mahluk, Allah’ın yarattığı mahluktur. Fabrika yapıyor zannediyorlar, hiçbir bilgisayarı, hiçbir fabrika yapmaz. Hepsini Allah yapıyor mahluktur bunlar. Gezer onlar öyle kordonlarla mordonlarla her yerlerde evlerde konuşurlar insanlarla. Etten olmadığı için insanlar şaşırıyor. Diyorlar mahluk nasıl oluyor, bu da topraktan mahluk işte. Ne diyor Cenab-ı Allah? “Yerden” diyor, “topraktan mamul” diyor inşaAllah. Bir dabbe ve tükellimihum “insanlara hitap eder, konuşur.” Bak sürekli içiçeyiz, devamlı bakarak konuşuyorsunuz. İnşaAllah, inşaAllah.
Bir de benim sevgili Üstadım ne diyordu o benim canım, o çile insanı, otuz yıl hapishanelerde çile çekmiş o mübarek veli ne diyor? Bak, benim canımın üslubuna bak, “ben onun pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim ve hizmetçisiyim” diyor. “Anladık ki biz bu görevle Ahir zamanda Mehdi (a.s.)’ye öncülük yapıyoruz, pişdarlık yapıyoruz” diyor. “Benim görevim bu, pişdar bir neferiyim” diyor. “Ben kışta geldim, o baharda gelecek” diyor. “Ben de mezarımdan Allah’a şükredeceğim” diyor. İnşaAllah.
Kardeşim, Mehdi (a.s.) doğduğunda Bediüzzaman’ın haberi olmuştu. Bak, size bilgi veriyorum, biliyordu yani, doğduğunu biliyordu. Anlaşıldı mı? Bediüzzaman’ın vaktinde onun yaşı küçüktü. Bir tek Bediüzzaman mı söylüyor? Başka bir alim daha söylüyor. “O henüz birkaç yaşında şu an” diyor. Bediüzzaman da biliyor. Onu nezaketiyle de söylemiştir Bediüzzaman, anlayanın anlayacağı şekilde.
“Hocam selamün aleyküm. STV’ye ve Mehtap TV’ye mail attım.” STV ne oluyor? Samanyolu TV mi?
OKTAR BABUNA: Samanyolu Hocam, Mehtap da onların.
ADNAN OKTAR:Öyle mi? Mehtap?
OKTAR BABUNA:Evet. Orada da çıkıyor, Faruk Beşer’in çıktığı bir kanal.
ADNAN OKTAR: “Beşer Hocayla ilgili yanlışlık yapıyor, diye. Ya yalanlasın ya da adam bir daha programa çıkmasın.” Yok canım çıksın, niye çıkmasın, bize ne. Çıksın, her gün çıksın isterse. “Ama mailime cevap gelmedi. Oradan çağrı yapsanız da canlı yayında sizi izleyenler kanallara mail gönderseler.” Yok canım öyle yer yerinden oynatacak bir şey yok, nezaketiyle söylüyoruz işte. Mühim olan kardeşlerimizin bilgilenmesi. Adamın mantığını ortaya koyduktan sonra isterse açıklama yapsın yapmasın o fark etmez. Mühim olan cevabının verilmesi. Yani etrafa yaysın kardeşlerimiz, Bediüzzaman gürül gürül okuyun Bediüzzaman’ı Risale-i Nur Külliyatı’ndan. Mehdi (a.s.)’nin geleceğini nasıl açıklıyor, şahıs olarak geleceğini nasıl açıklıyor, İsa (a.s.)’nın şahıs olarak geleceğini nasıl açıklıyor. Bediüzzaman adına -Faruk Hocayı tenzih ederim- yalan söyleyenlerin Allah dilini koparır. Bakın söylüyorum, Allah dillerini koparır. Bediüzzaman adına yalan söylemesinler. Ama Faruk Hocayı tenzih ediyorum, kendi fikrini söyleyebilir. Ama Bediüzzaman’ı şahit göstererek yalan söylerse bu olmaz. İnşaAllah.
“Ne için Bediüzzaman’ı çarşıya çıkardınız? Şimdi çarşıda gördüm" diyor cezaevi müdürü. Eskişehir’de. Bunlar öyle menkıbe değil, resmi evrakları var. Ben hikaye anlatmam. “Müdür de” savcı soruyor, Cumhuriyet Savcısı, devletin resmi savcısı hapishane müdürüne soruyor: “Ne için Bediüzzaman’ı çarşıya çıkardınız? Şimdi çarşıda gördüm" diyor savcı bizzat Cumhuriyet Savcısı gözüyle görüyor. “Müdür de, ‘Hayır, efendim. Bediüzzaman hapishanede, hatta tecriddedir, bakınız’ diye cevap verir.” Hakikaten duruyor iki yerde, hem orada hem orada. Doğru, ikisinin de dediği doğru. Evet hapishanede ve hakikaten de orada. Hızır (a.s.) ilmi var da onun için mübareğin, konu bu. Yine cezaevi müdürü diyor ki: “Ak Camide bulunmam lazım” diyor müdüre Bediüzzaman, “Cuma” diyor bugün. Cuma kılamadığı için çok rahatsız Bediüzzaman. “Camiye bırakırsanız gideyim” diyor. Öğle vakti sela veriliyor. Bediüzzaman’ın gönlünü alayım, camiye gidemeyeceğini söyleyeyim diye adam gönlünü almak istiyor Bediüzzaman’ın. Üstadın koğuşuna gidiyor, koğuş penceresinden bakıyor Bediüzzaman içeride yok. Zaten küçük tecrid, ufak kaldığı yer, öyle geniş bir yer değil, küçük de penceresi var, bakıyor yok. Hemen jandarmaya soruyor. Orada biliyorsunuz cezaevinin güvenliğini jandarma sağlar, halen de öyledir. “İçerideydi, hem de kapı kilitli” diyor, “yani mümkün değildir” diyor jandarma. İçeride, kapı da kilitli, kilit duruyor zaten üzerinde. Derhal camiye koşuyorlar. Bediüzzaman'ın ileride birinci safta sağ tarafta namaz kıldığını görüyor müdür. Müdürün kendi anlatıyor bunu. Jandarma şahit, devletin jandarması şahit, devletin müdürü şahit. Namazın sonlarında Bediüzzaman'ı yerinde göremeyip hemen hapishaneye döner. Oradan alıp cezaevine götürmek istiyor, onun için bekliyor ama tam son namazda orada olmadığını görüyor. Yani namaz bittiğinde orada olmadığını görüyor. Bediüzzaman'ı yerinde göremeyip hemen hapishaneye döner, Bediüzzaman’ı namaz kılarken görüyor bu sefer de hücresinde. Hapishane müdürü de yaşayan bir insan, yaşamış görmüş, akrabalarına falan anlatmış. Vakadır inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam böyle müthiş acip bir şahıs, Mehdi (a.s.)’ye acip şahıs diyor maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak, “Ahir zamanın o acip şahsı gibi hiçbir cihette olamam” diyor. “Onun pişdar bir neferi, öncü bir askeriyim, hizmetçisiyim ben” diyor. “Anladık ki biz ona yer hazır ediyoruz, benim görevim bu” diyor. Şimdi bakın, Bediüzzaman’ın pişdar bir neferi olmayı biz şeref sayarken, bir Nur talebesi eğer bunu, Mehdi (a.s.)’ye talebe olmayı şeref saymazsa, nedir durumu bir düşünsün. Çünkü bak Bediüzzaman diyor: “Bu benim için görev” diyor. “Benim görevim bu” diyor. Nedir efendim göreviniz? “Ben Mehdi (a.s.)’nin pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim” diyor. Zamanımızda soruyoruz adama, sen nesin görevin arkadaş diyorsun, “ne Mehdi (a.s.) gelecek, ne İsa (a.s.) gelecek, ne de İttihad-ı İslam olacak” diyor. “Ben kendi kendimin Mehdisiyim” diyor. Bakın, bir acayiplik olmuş. Bunu dedirttirenler halen ortada elini kolunu sallayarak geziyorlar. Biz de bunlara karşı anlatıyoruz. Bak ne kadar nezaketli dil kullanıyorum.
Halbuki bak Nur talebesine sorduğunda ne diyecek? “Ben Mehdi (a.s.)’nin pişdar neferinin neferiyim” diyecek. “Öncü askerinin öncü askeriyim” diyecek. Bediüzzaman diyor bunu. Ve “Mehdi (a.s.)’nin hizmetçisinin hizmetçisiyim” diyecek. Bediüzzaman görevini böyle açıklıyor, “benim görevim bu” ve “Mehdi (a.s.)’ye zemin ihzar ediyorum” diyor. “Benim görevim bu” diyor. Adamlar bambaşka bir şeyler oldular, bir kısmı.
OKTAR BABUNA:Bir Protestan var Hocam inşaAllah, önceden Protestanmış. Bu üçlemeden dolayı Müslüman oluyor ve üçlemenin yanlışlığını anlatıyor, bir filmimiz var.
ADNAN OKTAR:Hemen mi anlatalım, biraz sonra mı?
OKTAR BABUNA:Nasıl uygun görürseniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Biraz sonra anlatalım, on dakika sonra. İnşaAllah, çünkü ona ilave açıklayacağımız şeyler de var.
Aileler Sn. Adnan Oktar için ne dediler?
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...