SUNUCU 1:Yayınımıza HarunYahya.TV internet sitemizden değerli Hocamız Sayın Adnan Oktar ve Sayın Oktar Babuna ile birlikte devam ediyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, Oktar Hocam on dakika sonra röportaj mı var?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, Amerika ile inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Amerika ile tamam. On dakika sonra Amerika ile ne konuşacağız, konu ne?
OKTAR BABUNA:Nasıl uygun görürseniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onlar mı soracak?
OKTAR BABUNA:Sunucu Müslüman olan Amerika’lı, sonradan Müslüman olmuş bir kişi. Onların evet, soracaklar inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Amerika’da dinlenen, geniş çapta dinlenen bir radyo.
OKTAR BABUNA:Evet, büyük bir radyo kanalı evet inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam bir hadis okuyabilir miyim inşaAllah?“Türk dilini mutlaka öğreniniz. Zira mülk ve saltanat uzun süre Türklerde olacaktır, onların ellerinde olacaktır” El Kaşğari Divan-ı Lüğat et- Türk’ten inşaAllah Hocam.
Siz ilk programda ilk bölümde çok önemli konular anlattınız, inşaAllah. Birincisi, Ehl-i Sünnet’in doğrultusunda olmayan açıklamaların nasıl zararlı olabileceğini ve delilleriyle neden doğru olmadığını kanıtladınız. Hz. İsa (a.s.)’nın gelişi, Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişiyle ilgili olarak.
ADNAN OKTAR:Hayır kardeşim, ehl-i Sünnet olmayabilir bir insan yani, bu suç değil ki. Adam Caferi olur, Şii olur, mezhepsiz olur, mezhep kabul etmez değil mi? Bambaşka görüşleri olabilir, hepsine saygı duyarız, hepsi bizim kardeşimiz. Ama bunu gizlerse çok anormal olur, bize sezdirmeden böyle el altından anlatmaya kalkarsa olmaz, bunun peşindeyiz, dürüst olacak inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Önce ılık suyla açmak çok önemli.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şöyle büyükçe bir kapta ılık su, güzelce içecekler bir beş dakika, altı dakika beklesinler. Hiç acele etmesinler. O güzel bir kanlarına geçsin sonra operasyona başlayacaklar, inşaAllah. Teenni ile yenmesi lazım, sakin. Çok zararlı olur, rahatsızlık verebilir.
OKTAR BABUNA:Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Ben de hastanede nöbet tutarken hep Ramazanda böyle felç geçirenler, şekeri oynayanlar, tansiyonu yükselenler iftar sonrası, hep o tip hastalar çok gelir Hocam Ramazan ayında.
ADNAN OKTAR:Değil mi?
OKTAR BABUNA:Dediğiniz sebeplerle inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sakin, insan çok zayıf varlık, Allah diyor; “insan zayıf yaratıldı” diyor. Bitki gibi, çok rahat dengesi bozulabilir bir anda kalbi alt üst olabilir, midesi altüst olabilir, karaciğerine mesela çok ciddi zarar verebilir. Çok özenli davranmak lazım ve birçok hastalık yiyecekten kaynaklanıyor, yemek yemeden kaynaklanıyor. Birçok ölümün kökeninde yemek yeme var. Düzgün akılcı bir tavır gösterilmesi gerekiyor. Oktar Hocam bir şey sor konuşalım.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, her konuda derin ilminiz var Hocam. Ama o kadar vakit olmayabilir bir dakika sonra falan bağlanacağız gibi, nasıl uygun görürseniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Genel kültür çok önemlidir, gerçi ben tabii daha yeni yeni öğreniyorum, bilgimi yeni artırıyorum ama.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Genel kültür eksikliği çok büyük sorun olur. Mesela Cübbeli’de genel kültür çok çok zayıf, yok gibi neredeyse. Edip Yüksel’de de öyledir. Ondan tavırlarında ciddi bozukluklar oluyor. Mesela Faruk Hoca da öyle genel kültürü çok düşük. Din konusunda çok iyi bilgisi var. Mesela, Kuran’ı iyi biliyor, hadisleri iyi biliyor, ama mantık örgüsünde zayıflık var. Yorumlama ve teşhis gücünde çok ciddi zayıflık var. Mesela bak nasıl tereddüt ediyor, görüyorsunuz. Öyle de olabilir böyle de olabilir, olmayabilir de. Beş deniyor, altı da deniyor, yedi de deniyor. Böyle olur mu? Müslüman bir tane teşhis koyar, o da doğrudur. Tereddüt içerisinde sürekli bocalıyor, karar veremiyor. Bu şekilde olur mu? Mesela Kuran’da açıklandığında çok nettir, açık alenidir, inşaAllah. Bir de Ehl-i Sünnet âlimlerine, büyük âlimlere güvenmek lazım. Yani cumhur ulemaya güvenilmesi lazım. Bambaşka bir üslup içerisinde, tavrını çok net koyması gerekiyor bundan sonra, inşaAllah. Bir de İslam ahlakının hâkimiyetine karşı bu alerji niye? Ben bunu anlamadım. Yani İttihad-ı İslam’a karşı bu alerji niye? Cübbeli’de var, bunda var ve hepsinin ortak üslubu. Hepsinde tek nokta var; Mehdi (a.s.) gelmeyecek, İsa (a.s.) gelmeyecek, gelecek diyenler çok ileride gelecek. Yahut “geçmiştir” diyorlar. Ama bu yüzyılda İslam ahlakının hâkim olması konusunda birçok kişi uzak duruyor. Yani o konuyu hiç ele almak istemiyorlar, konuşmak dahi istemiyorlar, bu garip. Biz buna karşı tabii tavrımızı koyarız. Allah onlara demek ki nasip etmeyecek, etmiyor. Bir hayır var, inşaAllah. Allah nasip edeceklerine nasip ediyor İslam ahlakının hâkimiyetini, İttihad-ı İslam’ı. Nasip edeceklerini görevlendiriyor, çok büyük mucize. Allah onlardan o görevi alıyor, yapamıyor. İttihad-ı İslam için gayret gösteremiyor. Türk İslam Birliği için gayret gösteremiyor. Allah böyle büyük bir vazifeyi, böyle büyük bir görevi vermiyor bazı insanlara, inşaAllah. Oktar Hocam bu kitaptan sen bir şeyler oku bize. Bak Mahmut Samioğlu’nun yazısı var.
OKTAR BABUNA: “Müslümanları Hz.Mehdi (a.s.) konusunda olumsuz yönlendirmek için Hz.Mehdi (a.s.) geldi geçti artık beklemeyin diyorlar. Hz. Mehdi (a.s.)’yi Kuran-ı Kerim’e, hadis-i şeriflere sünnetullaha uygun olmayacak şekilde akıl almaz özellikler ile bekliyorlar. Tarif ettikleri tarzda bir Mehdi (a.s.)’nin gelmeyeceği açıkça bellidir.’ Hz.Mehdi (a.s.) yüzyıllar sonra gelecek’ diyorlar. Ayrıca Kütüb-i Sitte’nin tamamında çok fazla sahih hadis-i şerif’te Hz. Mehdi (a.s.)’nin geleceği açıkça belirtildiği halde Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili hadis-i şerif yoktur diyerek gelişini kökten reddediyorlar. Demek ki şeytan boş durmuyor. Fakat bütün bunlar Hz. Mehdi (a.s.)’in gelişini hiçbir şekilde durdurmaz. Bilakis hepsi Hz. Mehdi (a.s.) ‘in varlığının çok daha iyi anlaşılmasına sebep olan gelişmelerdir”, maşaAllah.
ADNAN OKT AR:MaşaAllah. Ne zaman yazmış kardeşimiz onu?
OKTAR BABUNA:03.07.2009 tarihinde yazmış Hocam. 2009 Temmuzunda.
ADNAN OKTAR:2009 Temmuzunda yazmış. Demek ki bilinen bir olay.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Başka bir yeri oku.
OKTAR BABUNA: Mustafa Kafkaslıoğlu, Elazığ. “Benim bildiğim duyduğum şu ana kadar birçok Müslüman göğsünü gere gere kendi şeyhinin, mürşidinin, Hocasının Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu söylemiştir. Kitaplarında, makalelerinde, yayınlarında açık açık bu durumu ifade etmişlerdir. Bu konuda en net ve doğru tavrı ortaya koyan Adnan Hoca olmuştur. Herhangi bir kişi için, falanca Hz. Mehdi (a.s.)’dir demenin. Yada şahsın kendisinin Hz. Mehdi’lik iddia etmesinin haram olduğunu, kişiyi dinden çıkarabileceğini böyle bir şey yapan kişinin Allah’a tevbe etmesi gerektiğini , yeniden kelime-i şehadet getirmesi gerektiğini açık açık defalarca röportajlarında söylediğini biliyoruz. Bütün bu gerçeklere rağmen milleti eğlendirmeye çalışan bazı kimselerin Sayın Adnan Oktar’ın Mehdilik iddia ettiğini söylemesi çok alçakça ve şerefsizce bir iftiradır. “
ADNAN OKTAR:Devam et Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. “Biz öyle bir ev halkıyız ki, Allah bizim için Ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beyt’im, soyum muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır. Benden sonra Ehl-i Beyt’im soyum bela ve mihnetler ile eziyet, sıkıntı ile karşılaşacaklar ve darbe maruz kalacaklardır”. (Kitab-ül Burhan- Fi Alamet’il Mehdiyy’il Ahir zaman) Hadis- i Şerif’ten anlıyoruz ki, Ehl-i Beyt’in en sonuncu imamı ve dünya tarihinde gelmiş geçmiş en büyük veli olan Hz. Mehdi (a.s.)’e karşı akıl almaz saldırılar, işkenceler, komplolar, oyunlar olacaktır. Fakat hadis-i şerifin işareti ile karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır. "El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet'il-Mehdiyy'il-Muntazar", maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Onlar çırpındıkça Hz. Mehdi (a.s.)’ye kapı daha çok açılmış olacak.
OKTAR BABUNA:Elhamdülillah maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Var mı aklına gelen soru?
SUNUCU:Estağfurullah Hocam. Ahir Zaman alametlerinden bahsedebiliriz Hocam.
ADNAN OKTAR:Ahir zamanda Allah bir kere teknolojiyi tam İslam ahlakının hakim olması için en uygun olacak şekilde geliştirdi. Mesela uydu yayınlarını insanlar hayal dahi edemezlerdi. Doğrudan İslam ahlakının hakimiyeti içindir. Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz.İsa (a.s.)’e kolaylık olması içindir. İnternet, kimin aklına gelirdi böyle bir şey olacağı. Hz. Mehdi (a.s.)’nin ve Hz.İsa (a.s.)’nın dünyaya hakimiyeti içindir. Çünkü insanlar düşünüyorlar, İslam ahlakı nasıl bütün dünyaya hakim olur? Düşünemediler mesela uydu yayınları olacağını, televizyon olacağını, radyo olacağını tahmin edemediler. Hayatın geniş dairesinin bir anda oluşacağını tahmin edemediler. Şu an muazzam şekilde hayatın geniş dairesi oluştu ve Allah her türlü teknolojik ve teknik imkanı elimizin altına koydu. İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti için. Birçok yanlış görüşü karşımıza çıkartıyor Allah.
Mesela çok rahat etkisiz hale getirilecek yanlış görüşler ile karşı karşıyayız. Darwinizm çok kolay ezilecek bir fikir. Mesela Faruk Beşer’in fikirleri çok rahat ekarte edilecek gibi mesela yalnış düşünceleri, değil mi? Mesela Cübbeli’nin çok rahat ekarte edilebilecek gibidir. Diğerlerinin hataları eksikleri çok rahat ortaya konulabilecek gibi oluyor. Dolayısıyla çalışmalarımız çok kolay olmuş oluyor, inşaAllah. Mesela Cenab-ı Allah, Hz.Mehdi (a.s.)’nin alametlerini çocuğun bile anlayabileceği şekilde net olarak ortaya çıkardı, maşaAllah. Allah isterse yapmayabilirdi. Mesela kuyruklu yıldızı çıkarmazdı. Kabe’de baskın olmazdı. Irak işgal edilmezdi. Afganistan işgal edilmezdi. Hiçbiri olmazdı. 15 gün ara ile ay ve güneş tutulması olmazdı. Bakın hepsini yaptı Cenab-ı Allah. Hz. Mehdi (a.s.)’nin bütün alametlerini oluşturdu. Mesela binalar yükseldi. Zina arttı. Mesela Halifeliği kaldırdı Cenab-ı Allah. Halifelik hiç kalkacak bir müessese gibi görülmüyordu. Çok şaşırtıcı geldi insanlara Allah halifeliği kaldırdı. Çünkü halifeliğin kalkması gerekiyor Hz.Mehdi (a.s.)’nin gelmesi için. Halife varken Mehdi olmaz, inşaAllah. Dolayısıyla bu yüzyılda bu kısa süre içerisinde İslam’ın dünyaya hakim olması için Cenab- ı Allah bütün yolları, bütün kanalları, bütün imkanları gözlerimizin önüne getirdi. Artık bundan sonrası çok kolay, inşaAllah. Bir parça gayretle görüyorsunuz çok büyük netice alınıyor, maşaAllah.
Ayrıca ilaveten ne anlatayım? Bağlantıda ne anlatayım, onların sorusunun dışında.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Eğer uygun görürseniz daha önce de anlatmıştınız, Hıristiyanlıktaki üçlemenin yanlışlığını bahsetmiştiniz. Hz.İsa (a.s.)’nın net geldiğini Hocam. Ahir zamanda yaşadığımız üç dine göre, hadisler doğrultusunda. Hz. Mehdi (a.s.) ile Kral Mesih’in aynı kişi olduğunu Tevrat’ta ki Kral Mesih’in inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.)’nin hiç kan dökmeyeceğini inşaAllah. Büyük savaşların olmayacağını söylemiştiniz daha önce, bölgede. Bundan sonra da beklenmediğini inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şiirde ne diyor; “hem bir rüya tabir etmişsin Mısır’a, 7 sene kıtlık olacakmış 7 sene bolluktan sonra. Artık hazineler sana. Teslimse eğer acı da bu sefer. Bu şefkate aç rahmete susuzlara. Evet açız hepimiz kalp dolusu bir gıda bekler ruhumuz. Mücrim olsak da bir su, rahmet gibi bir su, bir zemzem, bir ab-ı hayat lazım bize. Bir merhem gerek bir ilaç gerek gönlümüze. Boş çevirme geldikse kapına. Seni ararız yıllar yılı ovada, obada.” Bu şiiri yazan kim? Fethullah Hocamız. “Seni ararız, yıllar yılı ovada obada. Ve aldatan seraplar arasında. Sakınıp terk etme bizi. Seni iyi tanımamışsak da bir rahiya sezdik semtinde çıldırtan bir koku sevgilinin köyünde”. Hz.Mehdi (a.s.)’nin çıkacağı yer demek ki köy olarak anılan bir yer. Kadıköy olabilir, Karaköy olabilir ama bir köyden çıkacağı anlaşılıyor, inşaAllah. “Sevgilinin köyünde hani yaya yaya onun ruhuna işaret eden o yeşil kubbe. İşte öyle bir huşu bu”. Her ne kadar Abdullah Aymaz yazdı deseler de benim kanaatim Fethullah Hoca’ya ait, inşaAllah. Oktar Hocam sen bir şeyler oku kitaptan.
OKTAR BABUNA:Sizin Hz. İsa (a.s.) Ölmedi kitabınızı Harun Yahya. org’dan indirebilirler, izleyicilerimiz Hocam. Orada bütün bu anlattığınız iddialarına verilen deliller zaten var o kitapta, inşaAllah daha detaylı bilgi alabilirler. Sahih Buhari’den Hz.İsa (a.s.)’ın gelişi ile ilgili hadisler. Ebu Hureyre, Resullullah (s.a.v.)’tan şöyle buyurduğunu işitti. “ Meryem oğlu Hz. İsa (a.s.) sizin içinize hükmünde adil bir hakim olarak inmedikçe...” Hocam yazı okunmuyor.
ADNAN OKTAR:Tamam ben şiire devam ediyorum. Sen Yusuf musun, isimli şiirden. Diyor ki; “7 neyin remzi, mahkumiyet düğümlerin en son 7 senede”, demek ki 7 li bir tarihte bir mahkumiyet var, Mehdi (a.s.) de. Bu çıkıyor, değil mi? Hz. Yusuf (a.s.)’da da 7 de inşaAllah. “Hakimiyet mahkumiyet hep 7 de karar kılar”. Demek ki 7’li bir tarihte hem bir kurtuluş var ama mahkumiyete de rastgelen bir sene inşaAllah. Hem kurtuluşa, hem mahkumiyete rast gelen bir sene, inşaAllah. “Söyle 7 de ne var”, ekonomik krizde 2007 de başladı biliyorsunuz. “Çöz bu muammayı kar zarar. Bir de 700 de bir devre başlar. Hıdır Çeşmesinde bir kase içinde ölümsüzlük iksiri bu milletin tarihinde”. “Bir de 700 de bir, bir devre başlar” diyor. İki 700 ne yapıyor?
OKTAR BABUNA:1400.
ADNAN OKTAR: 1400, 700 ün iki katı. Hz. Mehdi (a.s.) in çıkış tarihi Fethullah Hocamız bildiriyor bakın. “Bir de yedi yüzde bir devre başlar.” Yani yedinin iki katı 1400 de başlar” diyor. Bir ondan öncesi yine hakimiyete gidiyor, Türklerin hakimiyetine gidiyor, inşaAllah. “Hızır çeşmesinde bir kase içinde ölümsüzlük iksiri bu milletin tarihinde, Nebiler beşiğinde sallanmış gibi bir eda var sende”, “Peygambere benziyorsun sen” diyor. Yani “edan, görünüşün, heybetin Peygamber gibi” diyor. “En mukaddes dinin nakşolunmuş gibi gönlüne ve nağmeler hala peşinde sevk ediyor seni bir hedefe”, İslam ahlakının hakimiyeti için Allah sana ilham ediyor” diyor inşaAllah. “Ey dağınık kahkülünde amber kokusu, kalbinde derin bir huşu taşıyan Mesih soluklu, Faraklit pazulu (Mehdi (a.s.)’nin diğer ismidir) ve Mesih soluklu, Hz. İsa (a.s.) gibisin sen” diyor. Yani Mehdi (a.s.) Kral Mesih olarak geçiyor, biliyorsunuz Tevrat’ta. Aynı zamanda Mehdi (a.s.)’nin diğer bir vasfı da odur, Kral Mesih’tir. Bak, “Mesih soluklu. Hz. Mesih gibi soluğun” diyor. Yani küfrü ve deccaliyeti öldürüyor, bitiriyor diyor. “Ey Yusuf meşrep bitmedi mi çilen?” diyor. “Hapishaneler, ızdıraplar, acılar devam mı ediyor?” diyor. “Bitmedi mi zindanın, yalnızlığına hicranın, ne zaman sonsuzluk seyehati, Hızır (a.s.) Musa (a.s.) buluşması”. “Ne zaman Hızır (a.s.) ile buluşacaksın” diyor, Mehdi (a.s.)’ye soruyor. Değil mi? “Sırlı yolculuk” diyor. Hz. Musa (a.s.) ile değil mi? Nasıl buluşmuştu Hz. Hızır (a.s.)? Nasıl olmuştu? Söyle bakayım.
OKTAR BABUNA:İki denizin birleştiği yerde buluşuyorlar Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Hz. Musa (a.s.) ile Hz. Hızır (a.s.).
OKTAR BABUNA:Hz. Hızır (a.s.), evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İstanbul’da.
OKTAR BABUNA:İstanbul’da evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O da soruyor, diyor; “ne zaman? Mehdi (a.s.) ile Hızır (a.s.)’ın buluşması. Sırlı yolculuk ne zaman diyor. “Ne zaman olacak Zülkarneyn gibi güneşin doğduğu, battığı iklimlere varış? Dünya hakimiyetini ne zaman yapacaksın” diyor. Zülkarneyn’de dünya hakimiyeti olmamış mıydı?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
TELEFON BAĞLANTISI
OKTAR BABUNA:“Selamün aleyküm” diyorlar Hocam size ve “hoş geldiniz” diyorlar.
ADNAN OKTAR:Ve aleyna aleyküm selam, ve rahmetullahi ve bereketuhu. Ehlen ve sehlen. Yani Arapça söyleyebilirim, başka? İngilizce bilmiyorum.
OKTAR BABUNA:“Sizinle birlikte olmak çok önemli bir an bizim için. Siz dünyadaki lider Müslümanlardan birisiniz” diyor, inşaAllah. “Bu Müslümanlarla diğer dinler arasındaki diyaloğu sağlayan, ilişkiyi sağlayan. Amerika’da çok önemli bir tartışma var şu anda. 11 Eylül saldırılarının yapıldığı yerde bir camii yapılması. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?”
ADNAN OKTAR:Orada bir camii yapılması son derece güzel, faydalı, mübarek, hoş bir davranış olur. Zaten onun kararı da verildi gördüğüm kadarıyla. Hıristiyan aleminin, Müslüman aleminin birlikte şeytana karşı mücadelesinde inşaAllah mühim bir kale olur.
OKTAR BABUNA:“Ben size tamamen katılıyorum fakat Amerikalı Müslümanların bir çekincesi var. Bu İslam’a karşı fobinin tekrar ortaya gelmesinden, uyandırılmasında. Buna karşılık bir öneri var, bu camii fikrini geri çekip, bunu yerine 11 Eylül’ün araştırılması. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”
ADNAN OKTAR:Yok alınan karar çok güzel, yerinde. Camii mutlaka yapılsın. 11 Eylül araştırılırsa Amerikan Derin Devleti’ne ulaşılır. O da pek iç açıcı bir şey olmaz. Herhalde Amerika’daki bazı yöneticiler açısından. CIA bu olayı kimin yaptığını çok iyi biliyor. Darwinist, materyalist, eski Marksistler kullanılmıştır bu olayda. Marksist teröristler kullanılmıştır ve Müslümanlarla, Hıristiyanların arasını açmak için şeytani örgütün, şeytani dünyadaki yapılanmanın bir oyunudur. Hiçbir gerçek Hıristiyan, gerçek dindar Hıristiyan, gerçek bir Müslüman böyle bir oyuna gelmemesi gerekir.
OKTAR BABUNA:Birkaç dakika ara, “size tamamen katılıyorum, amin” dedi siz zaten açıklama yaptıktan sonra. Birkaç dakika ara veriyorlar Hocam şimdi inşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam. Haklıyım, doğru söylüyorum.
OKTAR BABUNA:Hocam çok hikmetli, çok net maşaAllah. Kimsenin de itiraz edebileceği gibi değil maşaAllah. Hocam, siz konuşmalarınızda dünya çapında barışa ve hak dine davet ettiniz inşaAllah. Hem Hıristiyanları hem Musevileri.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, ben diyorum ki yani şimdi biz insanları barışa, kardeşliğe, sevgiye davet ediyoruz. Diyorum ki, zaten herkes bunu yapar. Yani biz de onlardan birisiyiz gibi. Kardeşim, dünyanın yüzde doksan dokuzu kan istiyor, olay istiyor. Bir tek Türkiye, Türkler, kardeşlerimiz yani bir ortalığı yatıştırmaya çalışıyor. Nereye gitsek kan istiyorlar. Kavga, şamata, yaygara, işte camii yakalım, Kuran’ı yakalım diyorlar, onlar işte İncil dağıtanları öldürelim, asalım, keselim. Yani çok garip, çok şaşırtıcı bir durum var. Sanki böyle deccalin kuyruğunda dans ediyorlar hepsi. Birçok insan. Onun için Türkiye’nin liderliği, öncülüğü çok hayati. Sevecen, yatıştırıcı, kavgadan uzak insanlar bizim milletimiz, değil mi? Ordumuz da mesela, değil mi? İsterse bayağı sert bir karşılık verebilir düşmanlarına. Çok ılımlı, çok akılcı ve şefkatli bir tavır gösteriyor. Polisimiz de öyle, istese kırar geçirir yani. Gayet sakin, akılcı, kendileri zarara uğruyor ama yine de insancıl bir tavır gösteriyorlar, maşaAllah. Bir buçuk dakika mı bekleyeceğiz Oktar sence?
OKTAR BABUNA:Birkaç dakika dediler Hocam. “Birkaç dakika sonra birlikte olacağız” dediler.
ADNAN OKTAR:Bak diyor ki; “ne zaman olacak Zülkarneyn gibi güneşin doğduğu, battığı iklimlere varış”, “dünya hakimiyeti ne zaman olacak” diyor. “Ne zaman fitneye karşı kuracağın set”, yani “Darwinizme, materyalizme karşı, dinsizliğe, ateizme karşı kuracağın seddi Zülkarneyn’i ne zaman yapacaksın” diyor, değil mi? Bak, biz Mehdi (a.s.) öncüsü olarak, bir set yaptık, yapıyoruz. Ne dedi Sungur Ağabey? “Seddi Zülkarneyn oldun, seni aşıp bize gelemiyorlar” dedi. Bak, Mehdi (a.s.) öncüsü olarak biz bunları yapıyoruz.
OKTAR BABUNA:11 Eylül herhalde bahsediyorlar. Bu sunucu kişinin zaten 11 Eylül’le ilgili, çok özellikle o konuda fikirleri varmış, inşaAllah.
“Bu İslam Terör’ü Lanetler kitabınız var. Bundan bahsedebilir misiniz?”
ADNAN OKTAR:Bu kitapta, komünizmin, faşizmin, terörizmin kökeninin şeytani olduğu, deccali olduğu anlatılıyor ve dünyadaki terörün asıl kaynağının, felsefi kaynağının Darwinizmden kaynaklandığı belirtiliyor. Darwinist felsefe dünyadaki bütün terörist hareketlerin ana çıkış noktasıdır. Stalin açık resmi beyanlarında bunu belirmiştir, Mao belirtmiştir, Lenin belirtmiştir. Bütün teorinin, Marksist teorinin, terörist teorinin ana yapısının Darwinizmin oluşturduğunu sarih beyanlarından açıklamışlarıdır. Bu konular anlatılıyor.
OKTAR BABUNA:“Bu Darwin kendisi kötü bir insan mıydı? Yani Darwinizme bağlıyorsunuz”.
ADNAN OKTAR:Şahıs olarak iyi veya kötü insan olduğunu bilmiyorum ama felsefesi dünyaya, yaydığı felsefesi, Allah inancını insanların kalbinden çıkarmıştır. Dolayısıyla komünizmin ve faşizmin, vahşi kapitalizmin dünyada yerleşmesine sebep olmuştur. 350 milyon insanın, Birinci Dünya Harbi’nde, İkinci Dünya Harbi’nde katledilmesine sebep olmuştur. Yüzlerce şehrin, binlerce kasabanın, on binlerce köyün yerle bir edilmesine sebep olmuştur. İnsanların kalbinden sevgiyi almıştır. İnsanları ruhsuz robotlar haline getirmiştir ve dünyayı felç etmiştir ve en sonunda dünya ekonomik krize girerek adeta şu an çırpınıyor. Bunu sağlayan Darwinizm’dir. Bütün terör hareketlerinin kökeninde yine baktığımızda, Marksist teröristlerin felsefesine baktığımızda hep Darwinizmi görüyoruz. Dolayısıyla Darwinizmin bilimsel olarak, felsefi olarak ortadan kaldırılması çok hayati bir çalışmadır. Hıristiyan alemiyle, Musevilerle, Müslümanların bu konuda tam bir iş birliği içerisinde olması gerekir.
OKTAR BABUNA:“Buradan güncel olaylara geçelim. Türkiye’nin biliyorsunuz, İsrail hükümetiyle bir konu oldu; Mavi Marmara Gemisi’nin Netanyahu hükümetiyle. Mavi Marmara Gemisi’ne olan saldırıda bu konuda sizin düşünceleriniz nedir? Sizin duruşunuz nedir?”
ADNAN OKTAR:Ben daha önce ilk başında söyledim. İsrail ile bu konuda bir anlaşma yapılsın. Gemi oraya geldiğinde İsrail askerleri davet edilsin ve barışçıl, kardeşçe bir ortamda gelip gemide kontrol yapsınlar. Sonra da gemideki dağıtılacak malları hep birlikte eşyaları, sevgiyle, barış ruhu içerisinde hatta bir kısmını da İsrail’de fakirlere de dağıtarak neticelendirsinler istedik. Fakat bu bizim istediğimiz gibi olmadı. Bambaşka bir şekilde oldu. Bizim belirttiğimiz gibi olsa çok isabetli olurdu diye düşünüyoruz. Yani bunun zaten ikinci bir ihtimali de yok gibi görünüyor.
OKTAR BABUNA: “Bu bir ihtimal olan İsrail-İran savaşı ve Amerika’nın da bunun içinde olması, buna katılması konusunda ne düşünüyorsunuz? Böyle bir ihtimal konusunda?”
ADNAN OKTAR:İran’ın yapacağı şey şu; bir kere görünmez Mehdi (a.s.) inancını, görünür Mehdi (a.s.) inancına çevirmesi lazım. Çünkü görünür Mehdi (a.s.), herkesin muhatap olabileceği, gerçek olan, doğru olan Mehdi (a.s.) inancıdır. Mehdi (a.s.) gelmiştir, bizim kendi inancımıza göre. İnsandır, anneden, babadan doğma bir insandır. Mehdi (a.s.) ile insanlar muhatap olduklarında şefkati, sevgiyi, barışı bulacaklardır. Hıristiyanlara, Musevilere karşı çok dostane, candan bir tavır bulacaklarıdır. Dolayısıyla ne Amerika’nın, ne İsrail’in, ne Rusya’nın hiçbir şekilde yıkılmasını istemeyen bir Mehdi (a.s.) ile karşılaşacaklardır. Bilakis onların da mutlu olmasını, iyi olmasını isteyen bir Mehdi (a.s.) inancı ile karşılaşacaklardır ama görünmez Mehdi (a.s.) inancından Amerika tedirgin olur, İsrail de tedirgin olur, Müslümanlar da, herkes tedirgin olur. Yani çünkü bir ışığın veya görünmez bir varlığın, bir insanın kulağına ne fısıldadığını bilmediği bir sesin emrinde olması çok garip olur. Bunun düzelmesi gerekiyor. Bir an önce düzelmesi gerekiyor.
Fakat büyük bir savaşın olmayacağını da söylüyorum. Armegedon denen savaş olmuştur. Irak’la yapılan savaş Armegedon’dur, bitmiştir. Bundan sonra barış ve kardeşlik çağına girdik, yani bundan sonra geniş çaplı bir savaş olmaz ama İran, bu konuda insanları rahtlatması gerekir. Yani görünmez Mehdi (a.s.) inancının, görünür, gerçek Mehdi (a.s.) inancı olarak insanlara anlatılması gerekir.
OKTAR BABUNA:“Siz en etkili Müslüman seçildiniz, en etkili Müslüman olarak kimin görünmesi lazım?”.
ADNAN OKTAR:En etkili Müslüman kimin görünmesi lazım? Bence Hz. İsa (a.s.)’dır ve Hz. Mehdi (a.s.)’dır ama biz öncüsüyüz, ben Mehdi (a.s.)’nin öncüsüyüm, Hz. İsa (a.s.)’nın talebesiyim, Mehdi (a.s.)’nin talebesiyim. Bir de en etkili Müslüman, herkes kendi mürşidini en etkili Müslüman olarak görür. Bu da yani öyle net, kesin bir ölçü değildir. Yani benim sevenlerimin bir etkinliğe katılıp beni seçmeleri kesin, net ölçü olmaz. Her camia, her topluluk, kendi mürşidini en etkili Müslüman olarak görür ve haklıdır da, çok da makul.
OKTAR BABUNA:“Yani siz en etkili olarak, en önemli, beğenilen Müslümanlar dünyada kimlerdir?” diye sormuş.
ADNAN OKTAR:Kimler diye soruyor?
OKTAR BABUNA:Hz. İsa (a.s.) ve Mehdi (a.s.) dediniz zaten.
ADNAN OKTAR:Evet, yeterli inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasında, Hz. İsa (a.s.)’nın gelişi ile ilgili fikir ayrılıkları, Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili fikir ayrılıkları ve ortak noktalar nelerdir?”.
ADNAN OKTAR:Ehl-i Sünnet inancı ile Şia inancı arasında, Mehdi inancındaki farklılık, Ehl-i Sünnet’te görülür. Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan bir anneden bir babadan olma Mehdi (a.s.) vardır ki, bizim inancımıza göre Hz. Mehdi (a.s.) gelmiştir. Ama Şiilik’te de bir Mehdi (a.s.) inancı vardır. Onlara göre de Hz. Mehdi (a.s.) gelmiştir, ama görünmez ve ışık tarzında bir Mehdi’ye inanıyorlar. Bu çok risklidir. Yani çünkü bir insan, “Benim kulağıma ses geldi, Hz. Mehdi (a.s.) bana şunu dedi” derse, çok tehlikleli olaylar gerçekleşebilir. Fakat Ehl-i Sünnet inancındaki Mehdi (a.s.)’de kan dökmeyen, sevgiyi isteyen, barışı isteyen, kardeşliği isteyen, insanların burnunun dahi kanamasına dahi müsaade etmeyen, uyuyan kişiyi uyandırmayan, sevgi dolu, sanatı, estetiği, güzelliği isteyen bir Mehdi (a.s.) inancı vardır. Doğru olan da budur.
OKTAR BABUNA:“Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasındaki farklılıkları” sordular, Hz. İsa (a.s.)’nın gelişi ile ilgili.
ADNAN OKTAR:Hz. İsa (a.s.)’nın onlar vefat ettiğine inanıyorlar. Hıristiyanlar, çarmıha gerilip vefat ettiğini ve göğe çekildiğini. Biz, vefat etmeden, herhangi bir işkence görmeden, uyku halinde göğe çekildiğine inanıyoruz. Ama, Hz. İsa (a.s.) zaten gelmiştir. Bizzat kendisinden sorup öğrenecek zaten Hristiyanlar. Onun için gönülleri çok rahat olsun. En fazla 10 yıl içerisinde, Hz. İsa (a.s.)’yı görecekler. Orjinal kaynağından, bizzat kendisinden bu bilgiyi alabilirler zaten.
OKTAR BABUNA:Bir ara veriyorlar. Aradan sonra tercümeyi alacaklar, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne anlattım?
OKTAR BABUNA:Hocam, görünür Mehdi ile görünmez Mehdi’nin farkını ve ondan dolayı bu gerginliğin olduğunu ve bunun yanlış olduğunu, düzeltilmesi gerektiğini, düzeltince de hiçbir sorun olmayacağını, büyük savaşlar olmayacağını, inşaAllah. Hz. İsa (a.s.)’nın, çarmıha gerildiğini, vefat ettiğine inandıklarını ama, vefat etmediğini, geldiğini, zaten 10 yıl içerisinde, kendisinden öğreneceklerini, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Hz. İsa (a.s.)’ya hiçbir şey yapamadılar. Doğrudan bir başka boyuta, ikinci bir boyuta Allah onu aldı. O boyuttan da şimdi yeniden, dünya boyutuna geri getirildi. Tabii Faruk Beşer bunun farkında değil ama, yakın bir zamanda farkına varacak, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir de Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında benzerlikleri de sormuşlardı, Hz. İsa (a.s.)’nın gelişi ile ilgili.
ADNAN OKTAR:Her ikimizde, her iki taraf da Hz. İsa (a.s.)’yı beklediğine göre, şefkatli, merhametli, sevgi dolu bir İsa (a.s.) bekliyoruz ve zaten ahlakı da o şekildedir. Aynı İsa (a.s.)’dan bahsediyoruz. Geldiğinde zaten, her iki taraf da ona karşı derin bir sevgi ve muhabbet duyacak. Ve Hristiyanlar ile Müslümanlar’ın birlikte, ortak hareket etmesini sağlayacak, Hz. İsa (a.s.). Bütün Hıristiyan aleminin de Kuran’a tabi olmasını sağlayacak, inşaAllah. Çünkü Hz. İsa (a.s.) Kuran aşığıdır, Hz. Muhammed (s.a.v.) aşığıdır, Allah aşığıdır hepsinin üstünde. İnşaAllah.
SUNUCU 2:Şu an dışarıdan bakıldığı zaman Müslümanların geneline, Hıristiyanların olsun, Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelmesindeki konularda Hocam, Nur talebeleri olsun, fikir ayrılıkları oluyor. Yani mesela bunları da, onların fark ettiğini düşündüm.
ADNAN OKTAR:Bakın Amerika’daki bizim görüştüğümüz bütün radyo kanalları, Hz. Mehdi (a.s.)’nin geldiğinden adları gibi eminler. Museviler de adları gibi eminler, hatta onların yazışmaları da geldi bize. Musevi Haham söylüyor; “Bana göre Hz. Mehdi (a.s.) kesinlikle geldi. Yani “samimi kanaatim olarak geldi” diyor. Açıklıyor, aralarında konuşuyorlar, Hristiyanlarla. Hristiyanlar da biliyorlar Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğini. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.), Hz. İsa (a.s.)’ın müjdecisidir. Yani onun kardeşidir, ona yer hazır eden bir muhibbidir. Onu çok seven gönüldaşıdır, kardeşidir. Dolayısıyla Hz. Mehdi (a.s.) geldiği zaman, Hz. İsa (a.s.)’nın gelmemesi diye bir konu mümkün değildir. İniş açısından yani vakit açısından zaten inmesi kesin olmakla beraber, iniş vakti açısından, Hz. Mehdi (a.s.) geldiyse, Hz. İsa (a.s.) mutlaka inmiş olması gerekir. Yani ikisinin birbirinden ayrı olması mümkün değildir. Hz. Mehdi (a.s.) geldiğinde bitti, mutlaka gelmiştir Hz. İsa (a.s.). İnşaAllah. Biraz bekleyen bunu görecek, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Buna da siz vesile oldunuz, Hocam. Hakikaten hiç bilinmiyordu. Siz birkaç sene önce başladığınızda Hıristiyan kanalları ve Musevi kanalları ile röportaja. Şu anda tam kanaatleri geldi, dediğiniz gibi maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak bir de bak, ısrarla söyledikten sonra, Hz. İsa (a.s.) ile karşılaşmaları daha da onları heyecanlandıracak. Çünkü insanlar hiç ummuyorlardı, unutmuşlardı. Hz. İsa (a.s.)’yı, Hz. Mehdi (a.s.)’yi unutmuşlardı. Bakın “Hz. Mehdi (a.s.) geldi” dedim. Herkesin samimi kanaati geldi. Bu “Faruk Beşer hata işler, üçer beşer” var ya bana inan, adı gibi emin Hz. Mehdi (a.s.)’nin geldiğinden, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:“Birkaç dakikamız kaldı. Bu dinler arası, Müslümanlar, Hristiyanlar, Museviler arasındaki ilişkiyi daha düzeltmek için ne yapılabilir?”
ADNAN OKTAR:Hepimiz aynı Allah’a inanıyoruz, tek Allah’a inanıyoruz. Gerçi teslis inancı var ama Hıristiyanların, inşaAllah o da yakın bir zamanda düzelecek. Tek Allah inancına sahip olacaklar onlar da inşaAllah. Ki kökeninde tek Allah’a inanıyorlar. Aynı Peygamberlere inanıyoruz; Hz. İbrahim (a.s.), Hz. İshak (a.s.), Hz. Yakup (a.s.). Ahiret’e inanıyoruz hepimiz, Cennete Cehenneme inanıyoruz. Birçok yönümüz ortak, Hz. İsa (a.s.)’nın inişi ile zaten Ehl-i Kitabın tamamı, bütün Hıristiyan ve Museviler inşaAllah Kuran’a tabi olmuş olacaklar. Böylece Hıristiyanlar gerçek Hıristiyan, Museviler de gerçek Musevi olmuş olacaklar. Kuran’a tam tabi olan kurtuluşa erer. Bunu vicdanlı ve samimi olarak değerlendiren herkes açıkça görür. Ben bunu böyle herhangi bir söz olarak söylemiyorum. Gerçekten vicdanımın samimi kanaati olarak belirtiyorum.
OKTAR BABUNA:“Allah sizi korusun. Bizim için çok büyük zevk ve şerefti. Gecenin bu geç saatinde sizi kabul etmek, ağırlamak.”
ADNAN OKTAR:Aynı şekilde benim için de şeref onlarla görüşmek. Çok teşekkür ediyorum, selamlar ediyorum.
OKTAR BABUNA:Bir de 11 Eylül konusunda zaten çok soruları, araştırmaları ve çalışmaları olan biriymiş. Sizin söylediğinizi net kabul etti. “Ben tam katılıyorum” dedi. Siz demiştiniz ki; “Onu araştırmakla iyi olmaz bu. Amerikan derin devletine ulaşılır. Bazı yöneticilerin olduğunu, ama CIA neler olduğunu çok iyi biliyor” dediniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani bir bildiğim var ki söylüyorum, inşaAllah. Ama en arkasına gidersen, çok tanıdığımız bir simayı bulursun. En arkasına gidersen, inşaAllah. Yani silsile silsile silsile gidersek, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam bu masonların lideri, mektubunda söylüyordu. Şimdi tam onun gerçekleşmiş olduğunu gördük Hocam, maşaAllah. Diyordu ki; ileride kendisini, İslam dünyasının önemli bir lideri olarak göreceğini düşünüyorum, diyor inşaAllah. Ve dünya çapında Musevilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların birlikte barış içinde çalışabileceklerini ve ibadet edebilecekleri bir dünyayı desteklediğinizi söylüyor. Bunun da örneğini Allah göstermiş oldu, maşaAllah. Sizin vesilenizle. Savaş şeyleri yapıyorlardı Evanjelikler özellikle, dünya çapında savaşa hazırlanıyorlardı. Onun da önünü kestiniz Hocam bu anlatımlarınızla, maşaAllah. Hakka dayalı anlatımlarınızla.
ADNAN OKTAR:Baksana, kadın olduğu halde çıkıyor diyor ki; “Ben bizzat elimde kılıçla adam doğrayacağım” diyor. “Bizzat” diyor. Yani inanılır gibi değil. Ben diyorum ya; “Herkes barışı, kardeşliği zaten savunur” diyorum. Öyle değilmiş meğer. İnsanların ağzından kan akıyor, kan istiyorlar. Onun için barışı, kardeşliği savunmak çok önemli. Biz Hıristiyanlarla niye savaşalım kardeşim? Musevilerle niye savaşalım? Allah’ın kulu. Ehl-i Kitap. Sana ne, adam gider kilisesinde ibadetini yapar. Musevi gider sinagogda ibadetini yapar. Biz İslam’ı tebliğ ederiz. İman ederse eder Kuran’a, etmezse etmez, kendi bilir. Ama İslam ahlakı dünyaya hakim olacak, bunu göreceğiz.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak ne diyor Fethullah Hocamız şiirinde; “Ne zaman olacak, Zülkarneyn gibi, güneşin doğduğu, battığı iklimlere barış?”, “Dünya hakimiyeti ne zaman olacak?” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ye soruyor; “Ne zaman fitneye karşı kuracağın set? “, Sedd-i Zülkarneyn. “Ne zaman bozgunculuğa dur deyiş?” Yani iddia edilen Ergenekon Örgütü, terör, anarşi, Darwinizm, Materyalizm. “Ne zaman buna dur diyeceksin” diyor. “Bil ki Kenan ili perişan”, Kenan ili biliyorsunuz, Türkiye de içine dahil, bütün Ortadoğu. “Seni ovandan, obandan koparalı” Yani, geldiğin Medine şehrinden, şehir yani Medine şehir. “Koparalı, boyunlar buruk, gözler yaşlı, beller bükük, dinmez Yakuplar’ın gözyaşı” diyor. “Sana kavuşmak için gözyaşı dökenler var” diyor. Yani “Ağlayarak, bekliyorum sana kavuşmayı” diyor. “Artık bir sahne bekliyoruz, bedeviyetten medeniyete geçiş hazırlayan” Yani, “modern dünyaya, kaliteli dünyaya geçişi hazırlayan, bir sahne bekliyoruz” diyor. “Ne zaman saklanacak melikin taşı?” Bu bir sırdır. Bakın diyor ki; “Ne zaman saklanacak melikin taşı, Bünyamin’in çuvalına, esrarın düğüm noktası?” diyor.
Oktar Hocam. Yani Fethullah Hocam dehşetli bir insandır. Dehşet demeyeyim de olağanüstü bir insandır. Onun için böyle tipleri etrafında bulundurması, manen bulundurması mümkün değildir. O şeşer Beşer, coşar mı, taşar mı neyse adam, değil mi? Faruk Beşer, böyle insanların, Hocamızın yanında bulunması inanılır gibi değil. O Mehdi (a.s.) aşığı, bak ne diyor? “Ne zaman apaydın çözülecek, ne zaman bitecek Yakup’un yası?” Yani “Ben bu ağlamayı ne zaman keseceğim?” diyor. “Ey boyu bala bu kıtlık ne zaman erecek sona?” diyor. “Bu ekonomik kriz ne zaman bitecek?” diyor. Yıllar önce ekonomik krizden, yıllar önce ekonomik krizi söylüyor. “Kıtlık ki kıtlık” diyor. “En başta insan kıtlığı, nasıl varam yanına? Mısır civarına. Yabancı mihraklı, eli mızraklı eşkiya pusu kurmuş.” “Seni izleyenler var” diyor. “Eli silahlı seni izleyenler var” diyor. İddia edilen Ergenekon Örgütü’ne de işaret var. “Sinsi, kurnaz ve haince” diyor. Sinsi, kurnaz ve haince. Demek ki, Mehdi (a.s.) ile sinsice, haince ve kurnazca uğraşacak bazı alçaklar, bazı kahpeler, bazı üçkağıtçı, avanaklar olacak. “Yahudi oyuncağı, asık suratlı, çehreleri uğursuz, yüzü karalar topluluğu “ diyor. Yani ateist olan, Yahudiler tarafından yönetilen, iddia edilen Ergenekon Örgütü üyelerini bak nasıl tarif ediyor? Çehreleri uğursuz, yüzü karalar topluluğu onlara yardım eden bazı sahtekar din adamları, bazı üç kağıtçı din adamları ki bak, “Çehreleri uğursuz, yüzü karalar topluluğu” diyor, tam açıklıyor. “Bak asık suratlı” diyor, görüyor musun? “Suratı asık” diyor. “Çehreleri uğursuz, yüzü karalar topluluğu” “ Neredesin İsa nefeslim” diyor. Hz. İsa (a.s.)’ya benzeyen, “İsa nefeslim” diyor, yani “Gittiğin yerlerde darmadağın edersin, Hz. İsa (a.s.) gibi” diyor. “Yusuf gülümseyişlim”, “Hz. Yusuf (a.s.) gibi gülüyorsun, güldüğünde” diyor. “Bilirsin yol vermez Piramitler, binbir paradoks” diyor. Yani “Önüne dağlar çıkacak, engeller çıkacak” diyor. “Ve nefes kesen labirentler, nasıl geçilir bu içi düşman dolu, dehliz dehliz engeller.” “Her yerde karşına engeller çıkacak” diyor. “Binbir türlü sahtekarı, yobazı, üçkağıtçısı, dinsizi, imansızı hepsi karşına çıkacak” diyor. “Yine de enteresan devreler, tamamladı müddetini. Hani var ya talihimizin 700’lü düğümleri” İki 700, 1400 yapıyor. Zaten yazmıştı orada, hesabı var. 700’de şu oldu, 700’de şu oldu. “İki 700 bir araya geldiğinde 1400 eder” diyor. Bediüzzaman’ın verdiği tarih. Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkış tarihi. Bak “700’lü düğümleri” diyor. Hep 700’lü düğümlerden, hakikaten 700 sene öncesine gidilirse yine hakimiyet vardır. 700 sene sonra, mesela yıkım oluyor aynı zamanda. Ama 1400’de, iki 700 bir araya geliyor, hakimiyet oluyor. “Adil pederin, ‘arayın’ dedi ,“ Yani Peygamberimiz (s.a.v.); “Onu arayın, (Hz. Mehdi (a.s.)’yi)’ diyor. “İnse de gözlerinize perde”, yani, gözünüz onu görmese de, Hz. Mehdi (a.s.)’yi göremeseniz de, “Kokunu almak ister. Ne olur hiç olmazsa bir gömleğini gönder” diyor Hz. Mehdi (a.s.)’ye inşaAllah. “Rayihan burnumda tüter de masum evlat seni”, Hz. Mehdi (a.s.) biliyorsunuz, ahkamda masumdur. Onun için “Masum evlat seni” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in torunu oluyor. Masumdur Hz. Mehdi (a.s.) ahkamda masum, inşaAllah. “Rayihan burnumda tüter”, güzel bir kokusu olacaktır Hz. Mehdi (a.s.)’nin. “Bir hissi kalbel vuku ile sezen, adil peder dedim ya, anlatamam. Mukaddes pederimiz İslam. Alemi İslam’daki evlatlarını edip teker teker ikaz. Toplayacak Yusuf’un arkasında”. “Yusuf’un önderliğinde, Hz. Mehdi (a.s.)’nin önderliğinde, bütün İslam alemi toplanacak” diyor. Hani şahıs yoktu, değil mi? Şeşer Beşer hani şahıs yoktu? Niye anlattı Hocamız böyle bu şiiri aşkla şevkle. “Ey gözyaşlarının suladığı fidan” diyor, Hz. Mehdi (a.s.)’ye. “Ey ruhumda açan gönülde tomurcuklanan nazenin çiçek”. Diyor ya Bediüzzaman; “tomurcuk gibidir” diyor, Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.) için. “Tohumlardır, onlar açacaktır” diyor, değil mi? “Bak gönülde tomurcuklanan nazenin çiçek”, “bir çiçek gibi açacaksın” diyor. “Ey kalp sedefinde kıyamete dek gülümseyecek inci” diyor. “Ey duaların meyvesi”, “dualar sonucunda Cenab-ı Allah, sana böyle bir başarı nasip ediyor” diyor, inşaAllah. “Bu sesi ve bu nefesi senin destanlarında tükettik” diyor. “Sen bir destansın” diyor, Hz. Mehdi (a.s.) için. “Şimdi bir ışık belirdi” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) zuhur etti” diyor, bak, “Işık belirdi”. “Ziya ziya gözlerimize” diyor. “Doğdu güneş” diyor. “Bir Yavuz yürekli, Yunus nefesli” diyor. Bak “Bir Yavuz yürekli” yani, delikanlı ve “ Yunus nefesli”, Hz. Yunus (a.s.) gibi. “Gökte aranıp, yerde bulunan”, “Bak bulduk, Hz. Mehdi (a.s.)’yi” diyor. “Adına binler destan yakılan”, çok fazla şiir, yazı yazılmıştır, Hz. Mehdi (a.s.) adına, değil mi? “Bir yiğit gibi çıktın karşımıza”, “Seni buldum Hz. Mehdi (a.s.)” diyor, değil mi? “Soruyoruz sana, son bir defa daha” diyor. “Yusuf sen misin yoksa?” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) sen misin, söyle bize” diyor. “Yusuf sen misin yoksa?” Yusuf kelimesi çok manidar da inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bu daha önce okutmuştunuz Hocam, Sızıntı’da çıkan başka şiirleri de.
ADNAN OKTAR:Şimdi sen dinle. “Yusuf’un tabiri” diyor, Hocamız. Bunları ilhamla yazıyor Fethullah Hoca, manevi sarhoşluk halinde yazıyor. Cezbe halinde yazıyor. Öyle şey değil. Yani sizin anladığınız gibi yazmaz. “Bir kutlu kadın söylemişti bana” diyor. “Meryem oğlu ile aynı safta”, değil mi Hz. Meryem, evet “Namaz kıldığını” Hz. Mehdi (a.s.) önde, Hz. İsa (a.s.) yanında, biraz yanında, aynı safta namaz kılacaklar. “Asıl ışık kaynağın”, kimdir?
OKTAR BABUNA:Hz. Mehdi (a.s.).
ADNAN OKTAR:Evet. “Nurlu Üstadı, Haydar-ı Kerrar adında”, Hz. Ali (a.s.)’nin neslinden, Haydar-ı Kerrar; döne döne dövüşen aslan, Haydar-ı Kerrar. Hz. Ali (a.s.) biliyorsunuz, 17 yerinden yaralandı benim yiğit dedem. Delikanlıların sultanıdır, inşaAllah. “Haydar-ı Kerrar adında, düşte görmüş gerçeği. Ayağımız yere değmediği günlerde, o kutlunun dediği şeyleri tam söylemedim ki ben sana. Diyeceklerim var daha”. Burada bunlar sır açıklamalar, bunları geçelim. Bakın, “Zaten demişti, feyzini alarak sonsuzdan istikbalı semavatı ve zemini asiyaba hem olur teslimiyeydi beyza İslam’a”, “İslam ahlakı dünyaya hakim olacak dedi” diyor, Bediüzzaman değil mi? Peygamberimiz (s.a.v.) diyor, Kuran’da da işaret var, ayetler var. “Bugün şaşkın dolaşsa da beşer” Ben bunu, bakın çok manidar. Yıllar önce yazılmış bir şiir bu. Yıllar önce çok eski, İzmir baskısı. Kitap sararmış bir kitap. Bakın, “Bugün şaşkın dolaşsa da beşer”, şaşkın şaşkın dolaşsa da beşer, “dönüp gelecektir onun sözlerine” diyor. Bak “en sonunda onun sözünü dinleyecek” diyor. “Beşer” diyor. Bu Hocamızın kerametidir. Bak “Bugün şaşkın dolaşsa da beşer, dönüp gelecektir onun sözlerine”, “Hz. Mehdi (a.s.)’nin sözlerine gelip inanacak” diyor. “Hem de müezzin gibi haykırmıştı, niceler duydu o sesi. Adım adım ilerleyen zaman” Sahibi Zamandır, biliyorsunuz. Adım adım ilerleyen odur, Mehdi (a.s.) . “Kucağı müjdelerle dolu”, Hz. İsa (a.s.)’nın geleceğini söylüyor, İslam ahlakının dünyaya hakimiyetini söylüyor. Her yeri müjde dolu. “Tabii sağır duyamaz, kör de göremez” diyor. “Adamın kulağı sağırsa duymaz” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’in anlattığını. “Kör de Hz. Mehdi (a.s.)’yi zaten göremez” diyor. Yok adamda yani. “O dedi diyeceğini, korkusuz ve telaşsız, çağlayanlara inat gelen nesle bak”. Bak, “yeni nesil geliyor, Hz. Mehdi (a.s.) nesli” diyor. “Billah doğru çıkıyor dedikleri” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Yani “Ne dediyse bütün hadisi şerifler, doğru çıkıyor” diyor. Ama Hoca ne diyor? Şaşar Beşer Hoca?
OKTAR BABUNA:Bütün hadisleri yok sayıyor Hocam.
ADNAN OKTAR:“Bak billah doğru çıkıyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’in dedikleri” diyor. “Hepsi doğru çıkıyor” diyor. “Zaman, mekan önün de dürülmüşte”, bak “Zaman, mekan önünde dürülmüş”; Peygamberimiz (s.a.v.)’e bütün, zaman ve mekan dürülmüş, hepsini bütün olarak görüyor, anı. “Bütün olayları gördü Peygamberimiz (s.a.v.)” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’yi, Ahir zamanı “Hepsini gördü” diyor. “Görüp, söylemiş her söylediğini” diyor. Yani “ne gördüyse onu söyledi” diyor. Ne diyor, bizim şaşar Beşer Hoca? “Hepsi gerçek değil” diyor. Ama Peygamber, hepsini gördüğünü söylüyor, değil mi? “Bir dinle neler dememiş ki” diyor. Şimdi Bediüzzaman’a geçiyor. “Yarım asır önce aya gidileceğini”, aynı zamanda Bediüzzaman’a da bakıyor, bu şiir. “Hem de 71’deki fitneyi” , “İkisi beraber olsa, Cengiz ve Hülagü fitnelerine bakar” diyor. “İkisi beraber olsa Miladi 1971’i verir, eğer şimdi tohumlar mahsulü islah olmazsa 20 sene sonra tokatları dehşetli olacak” diyor, değil mi? “71’de fitne başlayacak” diyor. Bak onu söylüyor, Fethullah Hoca. “Duyabilir miydik gümbürtüyü önceden” diyor. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nü, efendim 1997’deki 28 Şubat’ı hepsini önceden bildirdi, Bediüzzaman. “Altüst edecek Asya’daki hercü merci”, “Asya’da çıkacak olayları bilir miydik, eğer söylemeseydi?” diyor. “Ve söylemedi mi” diyor, bak dikkat et Oktar “erim erim eriyeceklerini” diyor. Nihat Erimin vurulacağını bildiriyor. Nihat Erim yıllar önce onun vefatından önce bakın Başbakan Nihat Erim vurulmuştu. Bak “o söylemedi mi” diyor “erim erim eritileceğini”. Nihat Erim’in eritileceğini vurulacağını bildiriyor inşaAllah. “Sonra hüküm süreceğini Asya’nın evvel ahir hakimleri.” Yani orada hüküm sürecek Asya’nın hakimleri. “Söyler miydi kati bilmediği şeyleri ve her kıtanın başına dirilip geçecek nesilleri isim isim birer birer.” Şu geçecek şu geçecek, şunlar olacak şunlar olacak. “O ak günleri işaret eden beyaz nişan baharda gelecekler elbet”. “Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri baharda gelecek” diyor, Bediüzzaman. “Baharda gelecekler elbet takacaklar her renk inci, mercan, zümrüt, zebercet”, diyor. Biraz daha açarsak burada çok acayip sırlar var. Ben bunların içinde anlatmadığım geçtiğim yerler de çok.
Şimdi yine devam edeyim mi? “Asya’dan bir atlı dört nala dirilişimin tılsımlı muştusuyla bir velvele saldı” diyor. “Mehdi (a.s.) her yere velvele saldı” diyor. Seyyid Battal Gazi gibi anlaşıldı mı? “ Hinde, Yemene, Cizretül Araba ve Afrika içlerine”, “dünyanın her yerine bilgisini müjdesini saldı” diyor. “Gök gürültüsü gibi bir tarakayla ve yüreklerde Cennet meltemleri lebbeyk sesleriyle”. İlk çıkışında biliyorsun Peygamberimiz (s.a.v.) “gök gürültüsü gibi sesler oluşacak” diyor. O tankerin patlamasını belirtiyor. İstanbul’daki o büyük gürültüye ona dikkat çekiyor. “Adil pederler toplayacak evlatlarına demedi miydi asrın yiğidi? (Mehdi (a.s)) Bunlar onun müjdeleriydi”. Yani “bütün bu alametler onun müjdeleriydi” diyor. “Ey büyük şanlı oğul” diyor Peygamberimizin (s.a.v.) soyundan manevi evladı oğlu.” Geç başımıza Serdarımız ol”. “Bütün İslam aleminin başına geç Serdarımız ol” diyor. Nerede burada şahsı manevi, şaşar Beşer Hoca? Bir de “Fethullah Hoca’yı çok seviyorum, Nurcuyum, Nur talebesiyim” diyorsun.
Bugün hep şiirden gittik maşaAllah ne güzel, hayır var inşaAllah. Mesela ben okuyacağımı zannetmiyordum. Hakikaten ben bu şiiri biliyordum ben bunun şerhini de aslında örtülü geçiyorum. Bu kitap baştan sona kadar Fethullah Hocamız’ın açıklamalı sırlarıyla dolu. O yüzden çok severim Fethullah Hoca’yı. Ama Allah aşkına Samanyolu Televizyonu, neydi öbürü? Mehtap TV bu Faruk Beşer denen arkadaşımızı netleştirsin. Yani adam “ben mezhep kabul etmiyorum” diyorsa ve kendini hangi mertebede görüyorsa, bunu açıklayacak. Ehl-i sünnet alimlerinin hepsini silmiş durumda çok acayip bir durum var. Tamam “Ehl-i sünnet alimi ama dediklerini kabul etmiyorum” diyor. Kardeşim bu nasıl oluyor hem tabiyim diyorsun hem ehl-i sünnet alimlerinin dediklerini kabul etmiyorum diyorsun. Kabul etmiyorsan tamam alim kabul etmiyorsun demektir değil mi? inşaAllah. Bugün bu şiirlerin üzerinde çok durmayayım da ben fazla. Çünkü çok fazla sır var içinde ama birinci aşamasından biraz anlattım inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bir de Amerika’da milyonlarca kişi dinledi sizi Hocam.
Saadet Pertisi’nin İstanbul’da düzenlediği iftar yemeğinde arbede yaşandı.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bu tip olaylar ne alaka arbede-marbede bunlar doğru şeyler değil. Normal demokratik ölçüler içerisinde akılcı makul bir üslupla konular anlatılır. Yazılı anlatırsın sözlü anlatırsın ama arbede-marbede bunlar çok yersiz çok yanlış yöntemler, yanlış bir üslup. Sakın ha sakın aman ha aman hiç olacak iş değil. Anlatırsın, Numan Kurtulmuş da Allah’ın bir kulu nihayet Hocam dersiniz; “bizim görüşümüz bu, düşüncemiz bu siz ne diyorsunuz?” Demokratik bir zeminde olması lazım, böyle bu şekilde olmaz. Bu şekilde olursa acayip bir şey olur. Ama ben işin doğrusu benim Erbakan Hocamız’a karşı derin bir sevgim var, muhabbetim var. Çok saygı duyduğum, çok sevdiğim bir insan. Türkiye’de İslam ruhunun, Kuran ruhunun canlanmasında büyük emeği geçen, bence mürşit olan -ben onu mürşit olarak görüyorum- derin imana sahip, Allah’a aşık, sadece Allah için yaşayan, dünyadan geçmiş veli tiynetli, veli bir insandır, inşaAllah. Ve Milli Görüşün uygulanmasında, yaşanmasında asıl emeği geçen kişidir. Ona derin bir vefa derin bir saygı, derin bir hürmet, derin bir nezaket gerekir. Ben Erbakan Hocamı görsem, anında ayağa kalkarım. Ben onun ayağının tozuyum. Tabii, yok tevazu olarak söylemiyorum çok çok mübarek bir insandır. Kardeşim bana bir şey diyecek, ben “emredersiniz” derim başka bir şey demem, bu kadar, el pençe dururum. Derin saygım ve sevgimden dolayı çok değerli bir insan ben ona olan vefasız bir üslubu vicdanen kaldıramam çok ağırıma gider. Bana yapılmış derin bir hakarettir o, derin bir hakaret olarak görürüm. Ve vicdanen kalben buğz ederim. Bir tek vefa değil saygı, hürmet, itaat benim için çok önemlidir. Benim büyüğüm o, değil mi? Bu kadar candan İslam’a, Kuran’a hizmet eden bir insana vefada kusur yapmak çok büyük bir eksikliktir. Zaten bu yoksa mesela bir adam diyor ki; “ben bunları yapmıyorum” diyorsa, benim için orada Saadet Partisi’nin o bölümünde o ruh yoktur. Yani öyle bir parti olmamış oluyor o zaman benim için, benim görüşüme göre. Şahıs olarak, fert olarak, ben orada öyle bir parti göremiyorumdur. Saadet Partisi demek benim için vefa demektir sabır, şefkat, merhamet, güzellik, iyilik, yiğitlik Allah’tan başka hiç kimseden korkmamak, candanlık demektir. Ben bunları göremediğimde Saadet Partisi benim için şahsen yoktur. İnşaAllah bu fluluk gider, gönlümüz bunu istiyor. Ama sertlik falan bir şeyler de olmaz. Bunlar çok acayip hareketler, acayip şeyler. Sonuna kadar yanındayız Hocamızın. Benim için Saadet Partisi demek Erbakan Hocamız demektir. Başka bir partidir olabilir, ben hepsine saygı duyuyorum ona da saygı duyarım, sevgi duyarım ama o benim için artık Saadet Partisi değildir artık başka bir şeydir yani değişik bir partidir. Allah selamet versin, devam etsinler. Ama samimi kanaatim yüzde sıfır virgül bilmem kaç oy alır öyle bir parti benim kanaatim. Ama bu görüş olduğunda Erbakan Hocamız’ı çok sevdiğimiz için o görüşü sevdiğimiz için o partiye gönül veriyoruz, inşaAllah. Benim şahsım adına bir de onu söyleyeyim bu yanlış anlaşılıyor olabilir. Ben aynı zamanda hem MHP’liyim koyu MHP’liyim, koyu AK Partiliyim, koyu Doğru Yolcuyum, koyu BBP’ liyim herkes bilir İnşaAllah. Sağ demek benim ruhum, hepsini çok severim, hepsinin başarılı olması için gayret ediyorum, istiyorum. Şahsım adına hepsine dua ediyorum başarılı olmaları için; kim hayırlıysa Allah onu geliştirsin, inşaAllah. CHP’nin de daha dindar, mukaddesatçı olması için dua ediyorum, gayret ediyorum, istiyorum yani ruhen dua ederek inşaAllah.
Onur Özçetin bir yazı yazmış; “Adnan Hocam’a şunu sorar mısınız” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) İstanbul’u tekrar fethedecek ifadesini açıklayabilir misiniz?” Manen fethedecek tabiî ki.
Evrim Sözlüğü
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...