SUNUCU 1:İyi geceler sayın izleyicilerimiz, yayınımıza HarunYahya.Tv sitemizden devam ediyoruz. Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne anlatayım Oktar?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Amerika’da olan olay ile ilgili bir haber vardı Hocam, inşaAllah. “Korkulan oldu” diye. “New York’ta taksiye binen genç şoföre "Müslüman mısın, oruç tutuyor musun?" diye sordu, "evet" yanıtını alınca adamı boynundan bıçakladı, Bangladeş’li şoför yaralı kurtuldu” diye bir haber Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “"Müslüman mısın, oruç tutuyor musun?" diye sordu, "evet" yanıtını alınca adamı boynundan bıçakladı.” Ama çocuk sorunluya benziyor, yüzündeki ifade, şizofren olabilir. Böyle şeyi böyle “korkulan oldu işte, Hıristiyanlar artık Müslümanları doğramaya başladı.” Böyle başlıkla haber etmek doğru değil. Bak, 5 yaşındaki çocuk olsa anlar. Çocuğun yüzüne baktığında gözündeki korku dolu ifadeden şizofren olduğu anlaşılıyor. Normal bir insan bunu yapmaz. Yani şizofren olduğu için oluyor. Böyle şeylerde de şefkatli davranmak lazım. Akıl hastalarında bu tip olaylar olur. Şizofren ömrü boyunca normal durup bir gün bir de bakarsın ki bir psikopatlık yapar. Tahmin edilmeyen bir şey yapar. Değil mi? Bunu oturup Hıristiyanlara maletmek doğru değil.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Evet, ne anlatayım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Siz dün gerçek sevginin ancak müminlerin yaşayacağı bir nur olduğunu söylediniz. “Sevgiyi Allah yaratır” dediniz ve inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s.) döneminde de insanların hayatlarında ilk defa gerçek sevgiyi yaşayacaklarını söylemiştiniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi şu gayb meselesinde daha hala bir kısım kişiler anlamadılar. O ayetleri sen bir daha okusana.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Okuyorum Hocam, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım.
“O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görünmez bilgi hazinesini ) kimseye açık tutmaz. Ancak elçileri içinde razı olduğu seçtikleri kimseler başka.” (Cin Suresi, 26-27)
Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah sizi gayb üzerine muttali kılacak değildir. Ama Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse siz de Allah'a ve elçisine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ecir vardır.” (Al-i İmran Suresi, 179)
ADNAN OKTAR:Şimdi ezberletme amacımız da olduğu için bir daha oku.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. “O, gaybı bilendir.”
ADNAN OKTAR:“Allah gaybı bilendir.”
OKTAR BABUNA:“Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.)”
ADNAN OKTAR:Kimseye bildirmiyor Allah gaybı.
OKTAR BABUNA:“Ancak elçileri (peygamberleri) içinde”
ADNAN OKTAR:Şimdi bak, “ancak” denildiğinde Kuran’ın hükmünde mühim bir açıklama var demektir.
OKTAR BABUNA: “Elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka.”
ADNAN OKTAR:‘Elçileri’, ‘elçisi’ değil bak, “Elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka.” Onlara gaybı bildiriyor, değil mi? Ne kadar? Çok fazla sayıda Peygambere, çok fazla gaybi bilgiyi bildiriyor. Resulullah (s.a.v.) da dahil.
OKTAR BABUNA:““Allah sizi gayb üzerine muttali kılacak değildir. Ama Allah, elçilerinden dilediğini seçer.”
ADNAN OKTAR:O kadar, açık. Hangi ayet bu son okuduğun?
OKTAR BABUNA:Al-i İmran Suresi, 179, Hocam.
ADNAN OKTAR:Demek ki istediğini seçiyor Cenab-ı Allah ve istediğine gaybı bildiriyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Peki bildirilen gayb haberlerini söyle.
OKTAR BABUNA:Söylüyorum Hocam, inşaAllah. Hz. İsa (a.s.) için, şeytandan Allah’a sığınırım;
“Yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. Şüphesiz, eğer inanmışsanız bunda sizin için kesin bir ayet vardır.” (Al-i İmran Suresi, 49) İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Güzel.
OKTAR BABUNA:Hz. Yusuf (a.s.) için de aynı şekilde;
“Dedi ki: Sizin rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber veririm.” (Yusuf Suresi, 37)
Hz. Muhammed (s.a.v.) için;
“Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu açığa vurunca, O da (Peygamber) bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda haberi verince (eşi) demişti ki: "Bunu sana kim haber verdi?" O da: "Bana bilen, (her şeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi" demişti.” (Tahrim Suresi, 3) İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bunların hepsi gayb haberleri değil mi? Gaybı Peygamberlere Allah nasıl bildirdiğini gösteriyor.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi gayb bilinmez iddiasında olan kişiler, bu konuyu tam kavrasınlar artık. Allah Peygamberlere, seçtiklerine gaybı bildiriyor ve bildirdiklerini de açıklıyor buradan.
OKTAR BABUNA:“Rum orduları yenilgiye uğradı. Dünyanın en alçak yerinde (edna el-ard Arapçası.) Ama onlar yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. Birkaç yıl üç ile dokuz yıl içinde. Bundan önce de sonra da emir Allah’ındır ve o gün Müminler sevineceklerdir, Allah’ın yardımıyla.”
Tam bu süre içinde, savaş olduktan sonra, Bizans İmparatorluğu büyük bir yenilgiye uğruyor Persler karşısında. Bundan yedi yıl sonra, bu ayetin inmesinden yedi yıl sonra ayetin hükmü gerçekleşiyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Dünyanın en alçak yerinde diyor, değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Dünyanın en alçak yerinde oldu mu?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, Lut havzasında, en alçak yerinde.
ADNAN OKTAR:Galip geldiler.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu gayb haberi miydi?
OKTAR BABUNA:Gayb haberiydi Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Doğru çıktı.
OKTAR BABUNA:Doğru çıktı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Gayb biliniyormuş demek ki, Allah’ın bildirmesi ile. Peygamberlere bildirmesi ile biliniyormuş. Bir daha televizyonlara çıkıp gayb bilinmez diye ortaya çıkmayacaklar. Allah Peygamberlerine gaybı bildiriyor. Yani çok daha fazla da delil var. Peki, Ahir Zaman ile ilgili, Kıyamet Alametleri ile ilgili Peygamberimiz (s.a.v.)’e bildirilen gayb haberleri doğru çıktı mı?
OKTAR BABUNA:Hepsi doğru çıktı Hocam. Aynı dediğiniz gibi milimetrik çıktı, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bundan sonra doğru bilgi verecekler. İnşaAllah.
“Hayırlı geceler sayın Hocam. Geçmiş konuşmalarınızda karakter analizini çok iyi yaptığınızı, insanların karakterine göre iş bölümü yapmakta çok yetenekli olduğunuzu sık sık anlatırdınız. Bugünlerde de Numan Bey’in böyle bir şey yapacağı ile ilgili "aklımın ucundan geçmezdi"diye ifadeler kullanıyorsunuz. Şimdi ben insanım, eksiklerim olabilir diye ifadeler kullanacağınıza eminim. Ama geçmişte kendinize insanüstü uhrevi bir şekilde imaj çizdiğiniz için bunları belirtmek, hatırlatmak istedim. Dikkat edin de efendim böyle bir olay olmasın bir daha” diyor Mustafa Çetin. Kardeşim şimdi senin sözlerinden biz yavaş yavaş, bölüm bölüm cevaplar da verelim. Çünkü yanlış anlamış, onları anlatalım.
“Karakter analizi çok iyi yaptığınızı,” karakter analizini ben yapamam, Allah yapar. Allah bana söyletir ve şu ana kadar da gayet güzel isabetli oldu, gördünüz.
OKTAR BABUNA:Evet, maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Hayatımızla, bin küsur değil mi dediklerimin çıkması?
OKTAR BABUNA:Bin iki yüze yaklaştı Hocam, evet.
ADNAN OKTAR:“İnsanların karakterine göre iş bölümü yapmanız, çok çok yetenekli olduğunuzu sık sık anlatırdınız.” Bir kere bu tarzda bir ifadem olmadı, bir kere bu yalan.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, yalan inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Bu yalan. Söyleyen insan delil getirsin. Çünkü bizim konuşmalarımız videobant olarak arşivlerimizde var. Çıkartır der ki; “Hocam, şu konuşmanızı şurada söylüyorsunuz” der. Bu bir kere yalan. Ama Allah’ın dilemesiyle hakikaten faydalı şeyler yapıyorum. Bunlar da hayata geçiyor, görülüyor. Ama Allah yaratıyor, ben yapmıyorum, inşaAllah. “Bugünlerde de Numan Bey’in böyle bir şey yapacağı ile ilgili "aklımın ucundan geçmezdi"diye ifadeler kullanıyorsunuz.” Şimdi Mustafa kardeş, benim bir nezaket üslubum vardır, bu bir tevazudur. Bu bir tevazudur. Bak ben ne diyorum? “Numan Bey’in böyle bir şey yapacağı aklımın ucundan geçmezdi.” Numan Bey’in böyle bir şey yapacağına dair ifadeler zaten ayyuka çıkmıştı. Ben bundan şüphe etmesem iki kere ben gider onunla görüşür müydüm be hey Mustafa kardeş, Mustafa Çetin kardeş, değil mi? Benim tevazum ve nezaket üslubumu sen yanlış anlıyorsun. Çok yanlış anlıyorsun. Şüphe üzerine çağırdım zaten. Şüphe üzerine konuştum. Ama adım adım parti içerisinde bu tip olayların geliştiğini herkes biliyordu, inşaAllah. “Şimdi ben insanım.” E tabii ki insanım. “Eksikliklerim olabilir.” Ne diyorum? “Ben Peygamber değilim” dedim. “Ben bir insanım” dedim.
Benim eksikliklerim, benim iftihar ettiğim, mümin bir halimdir bu. Zaten Müslüman’ın vasfıdır bu. Allah bizi eksik yaratmıştır, kusurlu yaratmıştır. Biz Peygamberleri örnek alırız, Kuran’ı örnek alırız. Ben bunu kaç defa söyledim? Çok fazla. Ben bunu ispat eder miyim? Bantlara bakanlar videobantlara, görürler. Kardeşimiz ispat edebilir mi? Edemez, bunu da yalan söylemiş, değil mi? İnşaAllah.
Ben daha dün evvelki gün de konuştum, daha önceki günlerde de konuştum, ısrarla ben bunu söylüyorum; “ben insanım, ben örnek değilim” dedim. “Peygamberler örnektir. Bana boş yere iftira atıyorsunuz, boş yere böyle sözler söylüyorsunuz. Ben bunlardan etkilenmem” dedim. Çünkü hatam varsa düzeltirim, inşaAllah. “Geçmişte kendinize insanüstü uhrevi bir şekilde imaj çizdiniz.” Ben insanüstü değilim, bilakis insanım. İnsanüstü olan varlıklardan bahsediyorum. Meleklerdir, Hz. Hızır (a.s.)’dır, değil mi? İnşaAllah. Bir başarı oluyorsa bunu tamamen Allah yaratır diyorum. Ben yani cüz-i bir gücüm olduğuna da inanmıyorum. Cüz’i. Bütün gücün Allah’ta olduğuna inanıyorum. O zaman nasıl oluyor kardeşimizin bu iddiası, değil mi? Ama ona sorsan cüz’i gücün kendinde olduğunu iddia ediyordur. Ben Cüz-i gücün de ben kendimde olduğuna inanmıyorum. Bütün gücün Allah’ta olduğuna inanıyorum. “Uhrevi,” Müslüman zaten uhrevidir. Tabii ki uhrevi. Ahirete ait düşünür, inşaAllah. Şimdi kardeşimiz bize güzel konuşma yapmak için imkan sağladığı için ona da Allah razı olsun diyoruz inşaAllah. Karakter analizini çok iyi yaptığımı söylemek arkadaşım açısından yanlıştır. Çünkü bakın bir daha söylüyorum, iyi kavrasın diye; ben Allah’ın bende tecelli ettirdiği konuşmayı konuşuyorum. Ben kendim konuşmam. Allah konuşturur, ben de dinlerim. Ben güç sahibi değilim. Ama ‘Ne demişti, Ne oldu?’ bölümüne girerse kardeşimiz, Allah’ın ne güzel tecelli ettiğini görecektir.Ne kadar isabetli olduğumu görecektir, inşaAllah. Allah’ın dilemesiyle inşaAllah. “İnsanların karakterlerine göre iş bölümü yapmada çok çok yetenekli olduğunuzu sık sık anlatırdınız” diyor. Mesela sık sıklardan bir tanesini söylemesi yeterli olur kardeşimizin. Bak burada alenen yalan söylüyor. Ama hakikaten Allah’ın dilemesiyle; çalışmalarımızda, faaliyetlerimizde seçimlerimi Allah yaptırıyor, vesile ediyor. Hakikaten güzel netice alıyoruz ve dünya çapında etkiden bunu görüyoruz. Mesela Mustafa Çetin kardeşimiz daha emeklerken biz bunları yapıyorduk. Mustafa Çetin kardeşimiz bir kendi ile kıyaslasın. Dünya çapında hangi eserleri vermiş? Bak benim üç yüzün üzerinde kitabım var ve dünyada aşağı yukarı şu ana kadar yüz milyonun üzerinde kitabım yayıldı, satıldı. Yüz milyonun üzerinde kitap. Mustafa Çetin kardeşimizin ne kadar kitabı var, bir baksın. Milyonlarca insan benim vesilemle hidayet buldu. Kardeşimiz kaç kişinin hidayetine vesile olmuş, bana bir söylesin. Darwinizmi, materyalizmi dünyada yerle bir etmede ben vesile oldum, Allah’ın dilemesiyle. Mustafa Çetin Hocam sokaklarda gezerken biz bunu yapıyorduk. Dünyada Darwinizmi yerle bir ettim, Allah’ın dilemesiyle.
Bakın hiç kimseye Allah nasip etmedi, Allah bana nasip etti. Ve dev deccaliyeti, dev dinsizlik cereyanını dünyada balon söndürür gibi söndürdüm. Doğru mu? Doğru. Aksi varsa söylesin Mustafa Çetin. Türk-İslam Birliği’ni savunan çok kardeşimiz var. Ama benim kadar canlı, hakim olarak, bu kadar aktif olarak savunan, anlatan yaygın olarak kitaplarla anlatan kişiler varsa bana anlatsın. Yani belirli birkaç grubun dışında bunu yapan yok. İttihad-ı İslam için bu kadar geceli-gündüzlü gayret eden kimler var, bana bir anlatsın. Çok azdır, belirli sayıdadır, değil mi? Mustafa kardeşimiz hiç böyle bir faaliyet yapmış mı? Yok. İttihad-ı İslam için böyle bir faaliyet yapmış mı dünya çapında? Yok.
OKTAR BABUNA:Dünyada zulüm gören Müslümanlara sizden daha çok sahip çıkan yok Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bunları yapmış mı? Yok. İnşaAllah. Birçok cemaate Türkiye’de güzel öncülük edip, onlara etkili bir çalışma yöntemi sağlamalarında örnek olmuş mu? Yok. Ama bakın bizim örnek olmamızı herkes biliyor. Cübbeli Ahmet’e varıncaya kadar örnek oluyoruz. O da kendince bizi taklit etmeye çalışıyor, değil mi? Birçok cemaat, grup, topluluk bizi örnek alıyor. Bunu açıkça söylüyorum. Mesela Fethullah Hocamızın talebeleri de geldiler. “Biz on yıl sonra sizi takip etmeye başladık Hocam” dediler. Yani “sizin yönteminizi, stilinizi on yıl geriden takip ediyoruz. Fakat anlaşılır ve net anlatım sizde” dediler. “Biz şimdi bu vakitten sonra üslup ve stil değiştirmiş olsak, bu olmaz artık, çok geç” dediler. Hayır diyen varsa çıksın. Ve fiilen ortada bu, inşaAllah. Ve “sizin stilinizi biz taklit ediyoruz” dediler, yöntem olarak. Demek ki Allah beni vesile etmiş inşaAllah. Komünizmin tehlike olduğunu, PKK hareketinin komünist hareket olduğunu benim kadar güçlü vurgulayan, anlatan çok nadir insan vardır. PKK’ya karşı fikri mücadele yapan çok çok az insan vardır, başka varsa söylesin Mustafa kardeş. Mustafa kardeş yapıyor mu böyle bir faaliyet? Yok. Yok, yok, yok, yok, yok hep. Ama bende hepsini fiilen görmüş oluyor.
Ayrıca benim insanüstü yönümün olmadığını vurgulamam çok yoğundur, çok yoğundur, sık sık söylerim. Çünkü karşı taraf bunu böyle bir şeyi varmış gibi göstermeye çalıştı. Ben de diyorum ki; “ben Allah’ın herhangi bir kuluyum” diyorum. “Ben örnek değilim” diyorum. Ben günahkar bir insanım. Herkes gibi günahkarız. Tevbe ediyoruz. Kim örnektir diyorum ben? Peygamberler örnektir. Kimi örnek alalım? “Kuran’daki Peygamberleri örnek alalım” diyorum ve onların dilini ben böylece burmuş oldum ve buna da cevap vermiş oldum. Mustafa Çetin kardeşimizin bunlardan da haberi yok. Ayrıca ismi de Mustafa Çetin değil. Bir münafık kardeşimiz. Bakın harika yönümü arıyorsa, harikalık arıyorsa burada arasın, inşaAllah. Bak Allah’ın ilhamı bu işte.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Elazığ’dan da yazmıyor ayrıca. İstanbul’dan yazıyor. Hoplamıştır herhalde şu an.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Bak mesela çok şaşıracağı bir şey. Ustaca bunu kim anlayabilir? Ki ben direkt okudum, doğrudan okudum. Önceden incelemiş de değilim yazıyı, gerçekten incelemedim. Fakat isterse adını da söyleyeyim, hangi münafık olduğunu. Ama isterse yapmayayım yani. Bana bir daha yazı yazsın, isterse adını da açıklayayım. Adresini de açıklayayım. Elazığ’dan da gelmiyor bu yazı. Bakın hiçbir incelemem, araştırmam yok. Metafizik bir şey değil bu tabii ama Allah ilham ediyor kalbime. Değil mi? Şaşırmıştır. İnşaAllah.
En büyük deccali harekettir. Dünya tarihinin bak, Hz. Adem (a.s.)’den itibaren gelen en büyük deccali hareketi durdurduk. Darwinizm, materyalizm dünya tarihinin en büyük deccali hareketidir. Birinci Dünya Harbi’nin, İkinci Dünya Harbi’nin de çıkmasına sebep olmuştur. Üç yüz elli milyon insanın ölmesine sebep olmuştur. On binlerce şehir, köyün ve kasabanın yerle bir olmasına sebep olmuştur. İnsanların intihar etmesine, mutsuz olmasına sebep olmuştur. Dünyanın materyalizm pençesine düşmesine sebep olmuştur. İslam aleminin paramparça olmasına sebep olmuştur bu dinsiz, ateist akımı. Darwinizmi yıktık, yıktım, Allah’ın dilemesiyle. Mehdi (a.s.) öncüsü olarak. Allah’ın yardımıyla Mustafa kardeş, nam-ı diğer neyse söylemeyeyim. Münafık akılsızlığı. Münafıklar çok akılsızdır. Çok çok akılsızdırlar. Yani rahatça anlaşılacaklarını tahmin etmezler.
Bak zaten diyor yani, neyse. Bak be hey münafık. Bak böyle güzel şeyleri bize anlattırıyorsun, ne güzel. Değil mi? Hep hayra sebep oluyorsun, be hey münafık. Kaç defa güzelliklere vesile oldun, kaç defa İslam’ın daha yayılmasına vesile oldun. Değil mi? İblis’in atına binmişsin ama Müslümanlara zarar vereceğine fayda sağlıyorsun. Hep hayra vesile oluyorsun. Kendin şer atına binmişsin ama bizde hep hayra vesile oluyorsun. Müslümanlara zarar veremiyorsun, bereket getiriyorsun. Kendine şersin. Bize hayırsın inşaAllah, değil mi?
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam, evet.
ADNAN OKTAR:İman hakikatleri konusunda bu kadar eser dünyada kimse yazmamıştır. Yani benim yazdığım tarzda, bizim vesile olduğumuz tarzda şu an dünyada iman hakikatleri çalışması yapan kimse yok.
OKTAR BABUNA:Yok Hocam inşaAllah. Geçmişte de yok Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yok. Yani bu kadar detaylı açıklama yapan yok. Bediüzzaman diyor; “Ahir zamanda bu tarz eserler yazılacak, iman hakikatleri genişleyecek” diyor. Buna Allah beni vesile etti, inşaAllah. Allah yazdı, Allah hazırladı, gölge varlık olarak ben yazıyormuşum gibi gösterdi Allah. İnşaAllah. Akılcı olarak imani ve Kurani konuları anlatmanın bir gerçek olduğunu, bir güzellik olduğunu göstermeyi Allah bana ve çok az insana nasip etti. Yapmacık Kuran anlatmalar, yapmacık sahabe devri anlatmalar, yalandan ağlama tarzında çocuksu bir üslupla duygusal, romantik bir üslupla inanılmayacak bir görünümde, samimiyetsiz bir üslupla anlatma üslubunu kaldırıp, yerine yüzde yüz gerçekleri, hakikatleri anlatan, insanın ruh hali ile gerçek samimiyet ile anlatan karakteri insanlara gösterdik. Nadirdir böyle insanlar. Onlardan biri de benim. Allah vesile etti. Allah yarattı. Ben de kendimi seyrediyorum, inşaAllah. Değil mi?
İttihad-ı İslam’ı barışçıl yoldan, sevgi ile, kan akıtmadan anlatan kaç kişi var kardeşim? Kansız, silahları ortadan kaldırarak, şefkat ve merhametle çok nadirdir, çok nadirdir. Onlardan biri de benim. Mustafa nam-ı diğer malum şahıs, bay münafık. Yazsana şimdi bak, “ben, hayır Mustafa Çetin’im” de, yaz bir daha.
OKTAR BABUNA:Şimdi yatağın altına saklanmıştır. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi? Yanında birileri var şu an onun göremediği, değil mi?
Mehdi (a.s.)’nin gelişini, bu yüzyılda olduğunu, Mehdi (a.s.)’nin geldiğini, İsa (a.s.)’nın zuhur ettiğini Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerine tam uygun olarak, bütünüyle; Kuran’a tam uygun olarak anlatan başka kim var Bay münafık, bana anlat. Bir kişi söyleyeceksin bana, tek bir tane. Bir kişi söyle bana, yaz, adres açık. De ki, “şu kişi yazıyor” de. Nur talebelerinin şahs-ı manevi yanılgılarını, hatalarını onlara öğreten kim var? Çok nadirdir, inşaAllah. Mehdi (a.s.)’nin şu anda faaliyette olduğunu kim anlatıyor? İsa Mesih (a.s.)’in faaliyette olduğunu kim anlatıyor?
Ama dikkat et. Rüya görerek değil, rüya ile değil, demagoji ile değil. Resulullah (s.a.v.)’ın zuhur etmiş gerçekleşmiş gerçek hadisleriyle, sahih hadisleriyle. Bakın dikkat edin. Gerçekleşmiş diyorum, ispat edilmiş olaylarla anlatan kim var? Başka yok, değil mi? Yani saysam sabaha kadar sayarım.
Meşhur münafıklardan bir tanesi bu, meşhur inşaAllah. Ahir zamanın ünlü münafıklarından bir tanesi. Ne diyor? “Numan Bey’in böyle bir iş yapacağı ile ilgili "hiç aklımın ucundan geçmezdi."Bakın, soruya bakın, Numan Bey’e ben ne soruyorum; “Erbakan Hocamıza sadık mısınız?” diyorum, “seviyor musunuz?” Değil mi? Ve konular hep bu yönde, sorulan sorular. Ve onun verdiği cevaplar da hep bu yönde. Teyit ettiriyorum. Konu bu. O da defalarca ikrar etti, sadık olduğuna ve bağlı olduğuna ve sevdiğine Erbakan Hocamızı ve Milli Görüş çizgisinde olduğunu söyledi. İnternet sitelerine bir girdik, Milli Görüş ile ilgili bütün ifadeler kaldırılmış.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam. Göstereyim mi? Hazırlamıştım zaten, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet, göster.
OKTAR BABUNA:Bu Saadet Partisi’nin resmi sitesi şu anda. Erbakan Hocamız ile ilgili en ufak bir ifade, hiçbir şey yok Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Milli Görüş ile ilgili bir ifade var mı?
OKTAR BABUNA:Yok Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hepsi kaldırılmış.
OKTAR BABUNA:Evet kaldırılmış.
ADNAN OKTAR:Biz bunun böyle olacağını biliyorduk. Benim nezaket ifadelerimi yanlış anlamayacaklar. Yani çocuk olsa, beş yaşındaki çocuk olsa bile bilir. Niçin görüşülsün, değil mi? İki saat bu konuyu anlattırdım, iki saat anlattı bu konuyu. Neden sadık olduğunu, neden bağlı olduğunu, neden Milli Görüş’ü savunduğunu, neden Erbakan Hocamıza karşı hürmet duyduğunu, kendisini Erbakan’ın yetiştirdiğini, her şeyi ondan öğrendiğini. Ama bakın bugün Erbakan’dan bahsedilmiyor, resimleri de kaldırılmış ve Milli Görüş ile ilgili bütün ifadeler kaldırılmış. Bunu tahmin ettiğimiz için, Allah’ın dilemesi ile konuştuk, özetle konu bu.
Ama ben nezaketen buna benzer çok üslup kullanırım, nezaket üslubu kullanırım. Ama beş yaşının üzerinde çocuk olsa bile anlar, inşaAllah. Neyi kastettiğimi, inşaAllah.
Mustafa Çetin demek ki senden daha çetin olanlar varmış, nam-ı diğer Mustafa. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam mesajlar geldi size okuyayım mı inşaAllah.
“Siz mütevazi davranıyorsunuz hay maşaAllah. Ben sizden başka bu kadar canlı ve samimi olarak dinimizi anlatanı göremedim inşaAllah. Türk-İslam Birliği’ni sizden başka bu kadar etkili ve güçlü savunanı görmedim inşaAllah. Darwinizmi yerle bir eden sizden başkasını ben görmedim inşaAllah. Allah’ın dinini sizden başka böyle güzel anlatanı görmedim inşaAllah ve sizden başka hiçbir Hocayı bu kadar sevdiğimi hatırlamıyorum. Sanki Hocam ben sizi hep tanıyordum geliyor Allah-u alem bana, inşaAllah. Aslan Hocam, aslansınız siz. Siz Türk Milleti’nin yüz akısınız. Siz Allah’ın merhamet tecellisi, siz hidayet tecellisisiniz, inşaAllah ve siz hem sevgili hem çok sevensiniz. Allah rızası için ve sizin Allah’tan korktuğunuz kadar korkanını görmedim Allah-u alem, inşaAllah. Yaşasın Adnan Oktar Hocam inşaAllah. Sizi çok seviyorum ve şahidim ki her dediğiniz Allah’ın lütfu ve izni ile gerçekleşiyor. Ben şahidim inşaAllah. Onlar görmedilerse, görmüyorlarsa, kimse görmese bile ben Allah’ın izni ile görüyorum, inşaAllah. Gördüğüm ise siz İslam’ın güneşi ve şefkatisiniz inşaAllah. Sizi çok seven acz içinde olan bir kardeşinizim, selamun aleyküm aslan Hocam. Hakan Eryılmaz.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ve aleyna aleyküm selam rahmetullahi ve berakatühü. Bu ne sevgi böyle, bu ne sevgi böyle, maşaAllah, maşaAllah. Tabii ki çok değerli kardeşlerimiz var, hizmet edenlerimiz var. Hizmet eden efendi, candan, halis, mümin, muttaki kardeşlerimiz var. Ama bizim de bu gerçekleri vurgulamamız gerekiyor, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam biz yurt dışında da çok şahit olduk yani sadece Türkiye’de değil.
ADNAN OKTAR:“Özü doğru, sözü doğru.” Yani benim yanımdaki konuşmaları böyle değildi ama. Şimdi “özü doğru, sözü doğru.” İnşaAllah öyle olur. Ama benim yanımda en az iki saat konuştu. Öbür geldiğinde de en az bir buçuk saat kaldı yanımda, görüştü. Böyle konuşmamıştı Numan Kurtulmuş Hocamız. Yani tamamen değiştirdi konuşmayı.
Evet, ne anlatayım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bir haber vardı. “Cinler burada Müslüman oldu” haberi Hocam inşaAllah. “ATV ekibi Cin Suresi’nin nazil olduğu yer olarak da bilinen Cin Mescidi’ni, Mescid-i Cin’i görüntüledi. Mescid uzun süren çabaların ardından yenilenip ziyarete açıldı” Hocam, inşaAllah. “Burada cinlerin Kuran’ı Kerim dinleyip Peygamber (s.a.v.) döneminde, hatta haberini de vermiş: “Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) İslam’a davet için gittiği Taif dönüşünde yol üzerindeki Nahle Vadisinde namaz kıldı.” Burada da cinlerin gelip Müslüman olduklarını söylüyorlar, Cin Suresi’ni dinleyerek Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Peygamberimizin (s.a.v.) Hırka-i Şerif’inin görüntüsü vardı Hocam, inşaAllah. MaşaAllah. “Resulullah kokuyor” demişler haberde de.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Deve tüyünden yapıldığını ve parlak olduğunu. Açılmış, tam açılmış olarak ve ilk defa da onarılmış böyle inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak 1400 seneden beri ilk defa onarıldı ve 2010’da. Çünkü Hz. Mehdi (a.s.)’nin hırkayı giymesinin vakti yaklaştı. Teberrüken, teberrüken giyecek, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in kılıcını da teberrüken kuşanacak, inşaAllah. Çift kılıç, bir Hz. Davud (a.s.)’un kılıcını kuşanacak, bir de Resulullah (s.a.v.)’ın kılıcını kuşanacak. İnşaAllah. Sancak-ı Şerif sağ elinde olacak, inşaAllah. Sancak-ı Şerif açılacak. Oktar Hocam. O gün yaşlı olanlara, kalbi olanlara o töreni göstermemek lazım. Yani samimi olarak söylüyorum göstermemek lazım. Hakikaten canı dayanmaz. Tabii, çünkü Abdülkadir Geylani de keramet göstermişti camide, çok fazla vefat eden olmuştu. Keramette ona tedbir alınması lazım, inşaAllah. Dayanamaz insan, inşaAllah. Yani o şoku kaldıramazlar, manevi şoku. Onun için önceden tedbir alacağız inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s.) zuhurundan önce, o biat anından önce, Sancak-ı Şerif çıkarken, hırka giydirilirken, kılıç kuşanırken tedbir alacağız. Yani herkese söyleyeceğiz, “aman,” kalp rahatsızlığı olanlara, “sakın ha” diyeceğiz.
Bak diyor ki, “Dabbet-ül Arz çıkar, iblis gelince iblisi tokatlayacaktır” diyor. Şimdi iblis tokatlanıyor mu şu an?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Dabbet-ül Arz vesile oluyor mu?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Bizi hiç terk etmiyor Dabbet-ül Arz. Nereye gitsem yanımızda Dabbet-ül Arz. O da Allah’ın bir mahluğudur. Tabii, onda da Allah’ın ruhu var. Oradaki sesi Allah meydana getiriyor. Bizim ağzımızda sesi nasıl meydana getiriyor, aynı sistem vardır, aynı. O da Allah’ın bir mahluğudur. O yassı görünümlü. Mesela papağandan nasıl ses çıkıyor, o sesi de Allah yaratıyor. Bu Dabbet-ül Arz’dan da insanlar zannediyor ki bu mekanik aletleri... Allah vesile ediyor, bizim gırtlağımızın telini vesile eder, ses doğrudan Allah tarafından yaratılır.
“Batıda olan kimsenin gördüğü gibi, doğuda olanda (aynı anda) rahatlıkla onu görebilecek” diyor. Şu an her yerde insanlar bizi görüyor mu, rahatlıkla? Hadiste diyor ki bak, “rahatlıkla” diyor, zorlukla demiyor. Batıda, Avrupa’da olan, Amerika’da olan şu an bizi görüyor mu?
OKTAR BABUNA:Görüyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çin’de olan?
OKTAR BABUNA:Görüyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Aynı anda?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Rahatlıkla görüyor mu?
OKTAR BABUNA:Görüyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Dabbet-ül Arz’ı Allah vesile ediyor. Bak biz kaç kişiyiz şimdi burada? Dört kişiyiz. Beşincisi Dabbet-ül Arz. Beşincisi Dabbet-ül Arz. Allah ona bir göz vermiş, onun gözü küçük. “Ufak domuz gözü gibidir” diyor Resulullah (s.a.v.). Küçük oradan bakar, oradan konuşur. Aldığı bilgiyi bütün dünyaya yayıyor. Mesela bak şu an burada konuşuyoruz, Dabbet-ül Arz bütün dünyaya aktarıyor. Aynı anda herkes duyuyor. Yapan kim? Allah. Bu mahluğu yaratan kim? Allah. “Yerden mamul” diyor Allah, topraktan mamul, “tükelli mihum.” “İnsanlara hitap eder, din zayıfladığı zaman ortaya çıkar” diyor. “O söz başlarına geldiğinde.” Kuran’da sözlere baktık, bir söz var, ‘o söz’, Peygamberlerin Allah’a verdiği bir söz var. Öyle mühim ki, Allah diyor ki; “bu ağır ahdimi aldınız mı?” diyor, Peygamberlere. Hepsi birden “aldık Ya Rabbi,” diyorlar, kabul ediyorlar. Hz. İsa (a.s.) Ahir zamanda zuhur ediyor, Mehdi (a.s.)’ye yardımcı olacak, inşaAllah. Ayetin işari manası tahakkuk etmiş olacak, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam bir izleyiciniz daha mesaj göndermiş.
“Selamun aleyküm muhterem Hocam.”
ADNAN OKTAR:Aleyküm selam ve rahmetullahi.
OKTAR BABUNA:“Şu koca dünyada tek başınıza küfürle gece-gündüz mücadele ediyorsunuz, tıpkı sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) gibi. Rabbim yardımcınız olsun ve oluyor da. Allah’ın izniyle hepsini Kayseri pestili gibi ezip geçeceksiniz. Çünkü Rabbim doğrunun yardımcısı, sevgili Hocam. Bu yolda ben de Rabbimin bana verdiği tüm imkanlarla hizmet etmeye hazırım ve ediyorum da. Sizin vermiş olduğunuz mücadelede mücadele vermeye son nefesime kadar devam edeceğim, inşaAllah. Türk-İslam Birliği kurulacak, İslam dünyaya hakim olacak bu yüzyılda. Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Dualarınızı bekliyoruz, Allah’a emanet olun. Esselamu aleyküm. Kayserili Necati Yılmaz, Hollanda’dan.”
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. MaşaAllah.
“Yüzü insan yüzüne benzer” diyor. Gözü var mı?
OKTAR BABUNA:Var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kulağı var mı?
OKTAR BABUNA:Var Hocam.
ADNAN OKTAR:Senin de var gözün, kulağın. Onun da var gözü, kulağı değil mi? İnşaAllah. Orada da insan yüzü tezahür ediyor veyahut başka görüntüler oluşuyor. Her türlü renk var mı? Bak diyor ki hadiste Ebu Hureyye (r.a.); “Dabbet-ül Arz’da her türlü renk mevcuttur.” Var mı her türlü renk?
OKTAR BABUNA:On altı milyon renk var Hocam.
ADNAN OKTAR:Hah. “Gagası kıllı” diyor. O bir takılı aletler var orada.
OKTAR BABUNA:Evet kablolar geçiyor böyle tel tel.
ADNAN OKTAR:Çıkarttığında, o gagasını çıkarttığında çok fazla kablodan oluşuyor mu? Kıllardan?
OKTAR BABUNA:Oluşuyor.
ADNAN OKTAR:Oluşuyor. Bak şu anda da bayağı bir şey var takılı. “Gagası kıllı” işte o şekilde anlatılıyor, yoksa gagada kıl ne arar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in güzel bir anlatımı, bak gagaya benzetiyor aynen oradan çıkan kablonun, ince bakır teller de onun tüyü olmuş oluyor, inşaAllah.
Mesela bak diyor ki; “hiç kimse ona yetişemeyecek, kaçan da kurtulamayacak.” Müthiş bir sürat, elektrik süratiyle gidiyor. “Kaçan da kurtulamayacak.” Mesela münafıklar da şu an bizi dinliyorlar. Kurtulabiliyor mu?
OKTAR BABUNA:Kurtulamıyor.
ADNAN OKTAR:Kurtulamaz. İnşaAllah. “Gözü hınzır gözü gibidir” diyor hınzır. Yani domuz. “Kulağı da fil kulağı gibi” diyor. Açıp, kapanıyor. Tamam. “Yüksek sesle şöyle bağıracak: İnsanlar artık ayetlerimize yürekten iman etmez oldular.” Şimdi Dabbet-ül Arz ayet sahibi değil, orada ne anlatılmış oluyor? Dabbet-ül Arz’dan bir ses geliyor. Kuran ayeti. “İnsanlar artık ayetlerimize yürekten iman etmez oldular.” Bu ayet duyulacak. Anlaşıldı mı? Bu ayet duyulacak. Duyuluyor mu şu an?
OKTAR BABUNA:Duyuluyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Değil mi? “Yüksek sesle bağıracak” diyor. Yükseliyor mu bunun sesi açıldığında?
OKTAR BABUNA:Bayağı yükseliyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Değil mi? “Yeryüzünde bir yıldız gibi seyredecek” diyor. “Olağanüstü sürati olacak” diyor.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah, saniyeler içerisinde bütün dünyayı dolaşabiliyor.
ADNAN OKTAR:“Yerle gök arasında olan herkesin duyabileceği bir sesi var” diyor. Yerin altında internet çalışıyor mu?
OKTAR BABUNA:Çalışıyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Gökte çalışıyor mu, uçakta?
OKTAR BABUNA:Çalışıyor.
ADNAN OKTAR:Çalışıyor. “Ve namaz kılan kişinin yanına geliyor.” Aklın ihtiyarı kalkmamış, İslam yaşanıyor. Bir kısım kişiler diyorlar ki; “o çıktığında zaten aklın ihtiyarı kalkacak, imtihan kalkacak.” Böyle bir şey yok. Namaz kılıyor kişi. İmtihan kalktığında namaz kılar mı adam? Değil mi? Geçerli de olmaz artık. Namaz kılıyor insanlar, şu anda da namaz kılıyorlar. Ama Dabbet-ül Arz faaliyet halinde. Demek ki aklın ihtiyarının kalkmadığı bir dönemde, aklın ihtiyarını kaldırmayacak şekilde Dabbet-ül Arz zuhur ediyor, inşaAllah. “"Münafığın ta kendisisin" diyerek iki gözünün arasına yalancı damgasını vuracak” diyor. Şimdi biz burada münafıkları alnının ortasından damgalıyor muyuz?
OKTAR BABUNA:Damgalıyoruz.
ADNAN OKTAR:Damgalıyoruz, değil mi? Yalancı olduğunu ilan ediyor muyuz? İlan ediyoruz. Kim yapıyor? Dabbet-ül Arz vesilesiyle oluyor. Bu hadis de tahakkuk etmiş mi?
OKTAR BABUNA:Etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Etmiş. İnşaAllah. “Şeytanı öldüreceği” diyor. Şeytan şu an debeleniyor mu yerde? Değil mi? Can çekişiyor, inşaAllah. Muhammed b. Resul El Hüseyni El Berzenci Hazretleri eserinin 278. sayfasında Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den hadisi şerif olarak naklediyor. ‘Dabbet'ül Minel'ard’ şeklinde geçiyor. ‘Minel’ard’, toprak kelimesi, ‘El’ard arz’ olarak geçiyor. Bu kelime dünya anlamına da gelir. Arz, dünya. “Dünyadan bir dabbe çıkartırız.” Bütün dünyayı kaplayan bir dabbe. Kapladı mı bütün dünyayı?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam kapladı.
ADNAN OKTAR:Dabbe; Hafif yürüme, debelenme demektir. Ağır ağır, kıpır kıpır yürümek, debelenmek anlamına geliyor. İçine sızmak, işlemek anlamına geliyor. İçkinin bedende yayılması, bir çürüğün etrafa sirayeti gibi hareketi gözle fark edilmeyen, hareketi gözle fark edilmeyen şeyler için de kullanılır. Manyetik ışınım gibi manyetik hareketler için de kullanılıyor. Kapıdaki demir kalın yassı enli demir için de kullanılıyor. Kapılardaki demir için. Dolayısıyla her yönüyle mutabık.
OKTAR BABUNA:Her yönüyle mutabık Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mısır’dan bir kardeşimiz; “Esselamun aleyküm Sayın Adnan Oktar Hocam” diyor. İngilizce gelmiş ama tercüme etmiş kardeşler, şimdi gelmiş. “Ramazanınız mübarek olsun.” Allah hepimize mübarek etsin, bütün mümin kardeşlerimize, hepimize. “Allah sizi korusun, sizi esirgesin, hepimize doğru yolu göstersin, inşaAllah. Şu anda canlı yayınınızı Türkçe hiç anlamamama rağmen” “hiç anlamıyorum” diyor, “buna rağmen internet yoluyla Mısır’dan izliyorum. Acaba sunucunuz benim şu sorumun cevabını İngilizceye çevirebilirler mi? Çok müteşekkir olurum, inşaAllah. Sizin eserlerinizi dokuz yıldır takip ediyorum, maşaAllah. Benim karakterimin şekillenmesinde ve düşünce şeklimin değişmesinde sizin eserlerinizin çok büyük katkısı ve faydası oldu, elhamdülillah. Yaşasın İttihad-ı İslam” diyor Mısır’dan kardeşimiz. Bu sorusu uzun bir soru, bunu bize şeyden sorsun, internetten sorsun. Çünkü Kuran ayetleriyle biz bunu detaylı ispat edip, hadislerle anlatmamız gerekecek. Şimdi burada anlatırsak en az üç saat sürer.
OKTAR BABUNA:İsim var mıydı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mısır’dan kardeşimiz Amır.
OKTAR BABUNA:Söyleyeyim mi Hocam İngilizcesini?
-İngilizce açıklama-
Hocam, maşaAllah. Türkçe anlamamasına rağmen dinlemesi mucize Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:İsrail’de de hahamlar dinliyorlar. Bilmiyorlar, yani öyle dinliyorlar, Allah’ın hikmeti.
OKTAR BABUNA:Sizin vesilenizle Müslüman olmuş bir İtalyan kardeşimiz var Hocam Avrupa’da. Hiç Türkçe bilmediği halde o da bu şekilde dinliyor. Ama oradaki Türk tanıdıklarına da tercüme ettiriyormuş böyle. Hele onların yanındaysa sürekli tercüme ettiriyormuş böyle.
ADNAN OKTAR:Kalp kalbe karşıdır, seviyorlar demek ki. Hal, halden istifade ediyorlar. Burada bir hal oluşuyor, sizlerden.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah, sizin vesilenizle Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Benim de vesilem, sizin de vesilenizle. O halden istifade ediyorlar, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Oradaki Türk çocuklar söylemişti Hocam, “tercüme etmediğimiz halde sizi görünce Türkçe konuşmasa bile müthiş seviniyor” diyor, İtalyan kardeşimiz için. Anlatmıştı bize, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:“Ve izâ vakaal dâbbeten minel ardı”Çok şahane Kuran’ın üslubu, maşaAllah. Nefes kesici bayağı. Arapça orijinali şifadır, nefistir, maşaAllah.
Tamam, kısa bir ara verelim.
SUNUCU 1:Programımız kaldığı yerden devam edecek.
Yayınımız kaldığı yerden devam ediyor. Hocam, söz sizde.
ADNAN OKTAR:Kardeşimiz diyor ki; “Hocam "cüzi irademin bende olduğuna inanmıyorum" dediniz. İnşaAllah doğru nakletmişimdir. Bu ifade kötülük yapanlar için şöyle bir şeye yol açar mı? "Allah (c.c.) isterse ben bu kötülükleri yapmam, Allah bana yaptırıyor, benim suçum yok" gibi. Bu ifadenizi biraz daha açabilir misiniz? Cüzi irade bizim istememiz veyahut Allah-u Teala’nın o an da isteyeceğimizi bilmesi ile istememizi dilemesi, külli irade Allah’ın yaratması değil midir? Allah’a emanet olun” diyor.
Benim canım kardeşim, ne mütevazi maşaAllah, üslubu da çok güzel. Şimdi ben bu konuyu okudum, kardeşimizin yazısını okudum. Allah kimi vesile etti? Beni vesile etti. Şimdi ben bu yazıyı isteseydim de istemeseydim de okuyacaktım, inşaAllah. Bakın Kıyamete kadar olacak olan olayların tamamını da insanlar kendi iradesiyle isteyerek yapıyorlar. Ama hepsi Allah Katında olup bitmiştir. Sonsuz kısa zaman, an. Anın ismi budur, sonsuz kısa zaman. Sonsuz kısa zaman içerisinde, sonsuz önce ve sonsuz sonra yaratılıp bitmiş. Şimdi burada nerede cüzi irade var? Ha yaparken adam, mesela merak ediyorsa, kafire soruyorsun, diyorsun ki; “arkadaş sen zorlanıyor musun şu an, sana baskı yapan var mı?” diyorsun; “sen ne konuşuyorsun, tabii ki kendim yapıyorum” diyor. Mesela Müslüman kardeşimize soruyoruz, diyoruz ki; “seni namaz kılmak için zorlayan biri var mı şu an?” “Yok, ben kendim isteyerek yapıyorum” diyor. O zaman sen onu iradenle yapmıyorsun. Peki bu, an içerisinde olup bitmiş bir olay mı? Sonsuz kısa zaman içerisinde? “Evet, sonsuz kısa zaman içinde olup bitti” diyor. O zaman ne oluyor? Cüzi iradeyi de külli iradeyi de yaratan Allah’tır. Cüzi irade denilen irade şeklini yaratan Allah’tır, külli iradeyi de Allah yaratır. “Külli iradeyi Allah yarattı, cüzi iradeyi ben yaratıyorum” dediğinde dinden çıkar adam. İlahlık iddia etmiş olur. Cüzi iradeyi de Allah yaratır, külli iradeyi de Allah yaratır. Kardeşim bakın sonsuz kısa zaman, sonsuz kısa zaman içerisinde, sonsuz önceyi ve sonsuz sonrayı Allah bitirmiş, bitmiş. Bu kadar.
ADNAN OKTAR:Diyor ki mesela kardeşimiz; “Allah isterse ben bu kötülükleri yapmam, Allah bana yaptırıyor.” Kuran’da var zaten o. Ayette söylüyor, kafirler; “Allah dilediği için oluyor” diyor. Allah da ona cevap veriyor ayette, “tabii ki Allah’ın dilemesiyle” diyor Cenab-ı Allah. Ama Allah onların yalan söylediğini söylüyor, yani sahtekarlık yaptıklarını söylüyor. Çünkü onu o an da zorlayan kimse yok. Mesela biz burada konuşuyoruz, ben zorlandığımı hissetmiyorum. Sen zorlanıyor musun şu an? Herhangi bir baskı var mı konuşman konusunda?
SUNUCU 2:Hayır, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sen öyle bir şey hissediyor musun?
SUNUCU 1:Hayır Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam irademizle yapıyoruz. İrademizle yapıyoruz demem geçmiş zaman oldu. Bu irademizle yapıyoruz dediğim son an var ya, daha ben annemden doğmadan önce onu demiştim. Annem, babam yokken daha, ben bunları söylemiştim. Hz. Adem (a.s.)’in çamuru yoğrulurken söylemiştim. Yani daha Hz. Adem (a.s.) doğmadan önce söylemiştim, yani yaratılmadan önce. Ama irademle söyledim. Yani konu bu. Ama yine anlaşılmazsa bana sorabilirler, inşaAllah.
“Hocam sizin...”, olmaz o şekilde. Güzel bir hüsn-ü zanı var kardeşimizin ama.
OKTAR BABUNA:Kaderle ilgili ayet okuyorum Hocam inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım.
“Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık.” “Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.” “Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, Biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın.”
ADNAN OKTAR:Bakın “tamamı kayıtlı” diyor Allah, hepsi. Bak en küçüğü, mesela diyorlar ki; “cüzi irade de mi o kaydın içinde?” Cüzi irade de onun içinde kayıtlı, hepsi. Külli irade, cüzi irade hepsi kaderdedir. İnşaAllah. Ayeti başından al.
OKTAR BABUNA:“Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey”
ADNAN OKTAR:Mesela şu an ki durum gibi. Evet.
OKTAR BABUNA:“ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, Biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım.”
ADNAN OKTAR:Ayeti en başından al. Bana sen göster ayeti. Bir üzerindeki ayeti oku. Yok mu?
OKTAR BABUNA:Kuran’dan açayım Hocam, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım.
“Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerin kıyamet günü zanları nedir? Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük ihsan sahibidir, ancak onların çoğu şükretmezler.”
“Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, Biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım.”
ADNAN OKTAR:Şimdi öbür ayeti, üstteki ayeti başından bir daha oku.
OKTAR BABUNA:“Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerin kıyamet günü zanları nedir?”
ADNAN OKTAR:Allah hakkında iftirayı nasıl yapıyor? Diyor ki; “benim müstakil bir cüzi iradem var” diyor. “Allah (haşa) buna karışamaz” diyor. “Ayrıdır” diyor. “Ama Allah’ın bir külli iradesi vardır, ona da ben karışamam” diyor. “Ben küçük bir putum” diyor. Bu Allah’a karşı yalan söylemektir. Cüzi iradeyi de, külli iradeyi de, hepsini Allah yaratır, inşaAllah ve tek bir an içerisinde hepsi olup bitmiştir. Bak diyor Allah, “en ince detaylarına kadar, en ince, hepsi bir kitapta yazılıdır” diyor. Bütün kader bir kitapta yazılı olduğuna göre, senin cüzi iraden o kitabı mı değiştirecek? Kitabın hükmü mü değişecek? Kitap duruyor, kitapta değişiklik olmaz. Dolayısıyla cüzi irade de külli irade de Allah’ın kaderi içerisindedir, hepsi.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Siz daha iyi bilirsiniz, başka bir ayette de Hocam, şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet maşaAllah. Bak önce Allah dileyecek, sonra biz dileyebiliyoruz.
“Selamun aleyküm Hocam. Ben Nahçivan’dan yazirem Hocam, Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun.” Amin, ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Benim vetenimde Azerbaycan’da sizleri sevirler. Hem de çok ama çok, sizi daimi izleyirem. Demek olam ki bütün eserlerinizi okumuşam. Hocam sizden çok şey öğrendim ve öğreniyorum. Allah sizden razı olsun. Amin. Şu an internetten canlı yayini izliyirem. Hocam ben rüyamda Hz. İsa (a.s.) Peygamberi gördüm. Bana kovadan su içirdi. Bunun anlamı ne?” İşte kova çağına giriyoruz. Mehdi (a.s.)’nin çağına giriyoruz inşaAllah kova çağı. Diyor ya, “kova olan kişinin peşini takip edin” diyor. “Ben rüyamda İsa (a.s.) Peygamberi gördüm. Bana kovadan su içirdi. Bunun anlamı ne? Canlı yayında söyleyin. Ben de izliyorum zaten lütfen. Allah hepinizin yardımcısı olsun. Amin. Tokay Kualliyev.” Çok güzel rüya görmüşsün. İnşaAllah Mehdi (a.s.) biliyorsunuz kova çağında. Demek ki Mehdi (a.s.)’nin ilmini bol bol içeceksin, Mehdi (a.s.)’den ilim içeceksin, inşaAllah. İnşaAllah. Hz.İsa (a.s.) da vesile olacak, inşaAllah.
“Selamun aleyküm Hocam.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Hocam müjdeyi alalı daha 10-15 gün oldu, eşimle yayınlarınızı takip ediyoruz. Siz değerli insanları seyretmeye başladığımız günden itibaren, gecemiz, gündüzümüz, rüyalarımız, konuşmalarımızın tamamını Mehdi (a.s.) ve İslam’ın hakimiyeti, Kuran oluşturuyor. Allah o güzel günleri görmeyi hepimize nasip etsin, inşaAllah. Allah eşimden razı olsun ki siz değerli insanları tanımamam yardımcı oldu. Sizleri tanımaya başladığım günden itibaren geceleri hep İslam’ı, Kuran’ı düşünüyorum. Hatta bir yandan ne kadar nasipli olduğumuzu, Mehdi (a.s.) ve Mesih (a.s.) ile tanışacak olmanın vermiş olduğu duyguyla coşuyorum. Allah hepimizden razı olsun” diyor Aydın kardeşimiz. Ankara’dan yazmış, maşaAllah.
“Hocam bizim burada papazlar İsa (a.s.) Peygamber ve Mehdi (a.s.)’nin geleceğine inanıyorlar ama bizim bazı Müslüman Hocalar inanmıyorlar. Neden Hocam?” Özay Yunanistan’dan yazmış.
“Selamun aleyküm muhterem aslan Hocam” diyor. Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. Evet maşaAllah. “Allah sizlerden razı olsun, maşaAllah, deccali yerle bir eden aslan Hocamız” diyor. Vesile oluyoruz, öncülerinden bir tanesiyiz. Mehdi (a.s.) talebeleri yamandır. Biz de Mehdi (a.s.) talebesiyiz inşaAllah.
“Hz. Mehdi (a.s.) hakkında bazı hadislerde, onun Mekke’de doğduğu ve kırk yaşında zuhur edeceği yazılıdır. Bu hadisler doğru mudur?” diyor Burak kardeşimiz. “Hz. Mehdi (a.s.) Medine’de doğar” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). ‘Medine’ şehir anlamındadır. Peygamberimiz (s.a.v.)’e sorduklarında, “hangi şehir” diye soruyorlar, Medine deyince, hangi Medine denilmesi lazım? Peygamberimiz (s.a.v.) onu muğlak bırakmış. Medine bir şehir, büyük bir şehirde doğacağı anlaşılıyor, inşaAllah. 30-40 yaşlarında, evet doğru, zuhur edecek. 30-40 yaşlarında zuhur edecektir. İlk başlangıç faaliyete başladığı yaşlar o yıllardır, inşaAllah.
“Hocam size bir sorum olacaktı. Pek çok sohbetinizde Hz. Mehdi (a.s.)’nin çeşitli özelliklerinden bahsettiniz ve bu konuyla ilgili birçok bilinmeyeni gün yüzüne çıkarttınız, inşaAllah. Yakın bir tarihte Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhur edeceğini söylüyorsunuz. Peki Hz. Mehdi (a.s.)’nin yaşı konusunda bir bilgi sahibi olmamız mümkün mü? Yani Hz. Mehdi (a.s.) genç biri mi olacak, yaşlı biri mi? Bu konuda bizi aydınlatırsanız çok memnun oluruz.” İleri yaşlarda, genç görünümlü olacaktır Mehdi (a.s.). 30 veya 40 yaş arasında ilk faaliyete başlıyor. Ama kırk yıllık bir mücadelesi var. Yani mesela 30 yaşında başladı desek faaliyetine, yani kırk yıllık bir tebliğ süresi var, inşaAllah. “Allah’ın selamı ve esirgemesi üzerinize olsun” diyor. Ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü.
“Merhaba Hocam, nasılsınız?” diyor başlangıcında. “İnşaAllah sağlığınız ve sıhhatiniz yerindedir.” EvelAllah, evelAllah, Allah’a çok şükür, gördüğünüz gibi. Hatta bunun çok daha fazlası. “Sizi ne zaman izlesem karşımda enerjisi hiç bitmeyen heyecanlı birini görüyorum. Sizi dinlemek bizleri ihya ediyor” diyor. İnşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah.
OKTAR BABUNA:Onlar sizi belirli bir süre görüyorlar. Siz 3-4 saat uykuyla hep otuz senedir böylesiniz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah.
Bak Atatürk ne diyor, Gazi Mustafa Kemal; “Bir gaza eyledik, hoşnut eyledik Peygamber (s.a.v.)’i” diyor. Bakın altına da bu yazıyı yazmış. Görülüyor mu?
OKTAR BABUNA:Görülüyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e bağlılığından, bakın kendi el yazısıyla, “bir gaza eyledik, hoşnut eyledik Peygamber (s.a.v.)’i” diyor, inşaAllah.
“Bu elimde görmüş olduğunuz resim bizzat Mustafa Kemal Paşa adına bastırılmış bir kartpostal.” Atatürk kendi bastırıyor. “1918 yılında. Yıldırım Ordulara Grup Kumandanı iken. Adana Ulu Camii’nde Cuma namazını eda eden Atatürk bu kartpostalı neden yaptırmış acaba? Siz hep haklı çıktınız, bundan sonra da böyle olacak. Her şey sizi takip edecek. Yaşasın Türk-İslam Birliği, yaşasın…” diyor, maşaAllah. Bir mahsuru yok söyleyelim, “yaşasın Mehdiyet” diyor, “kutlu olsun Hz. İsa (a.s.)’nın dönüşü Mesih (a.s.)’in. Güzel günler göreceğiz. Ebediyete susamış gönüller olarak, selam ve dua ile” diyor. Ve aleyküm selam ve rahmeltullahi ve berekatühü. Sebahattin kardeşimiz yazmış. MaşaAllah. MaşaAllah.
Oktar Hocam. Şu Darwinistlerin midesine biraz ekşime yapalım mı?
OKTAR BABUNA:EvelAllah.
ADNAN OKTAR:Sıkı olsunlar, tansiyon ilaçlarını alsınlar, Darwinistler.
OKTAR BABUNA:Münafıkları titrettiniz şimdi sıra Darwinistlerde Hocam inşaAllah. Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR:Tansiyonu yüksek olanlar, alçak olanlar falan ayarlarını yapsınlar geliyoruz, inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...