SUNUCU:İyi geceler, HarunYahya.Tv’den programımıza devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne anlatayım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, münafık konusu çok güzel, çok iyi oluyor. Hem kinimizi arttırıyor inşaAllah, hem de izleyen herkesi, insanlığı uyandırıyorsunuz inşaAllah bu konuda. MaşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakın diyor ki Hac Suresi 3, “İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilgisi olmaksızın tartışır durur”. Yani Kuran hakkında iyi bilgisi olmayan insanlar tartışmaya açık oluyorlar. Ama bakın, dikkat edin, “her azgın-kaypak şeytanın peşine düşer”. Münafıklar çok azgın ve kaypak olurlar. Tam kaypak ve oynaktırlar böyle. Yani biraz kahpe karakterli, iki yüzlüdürler. Bir öyle oynar bir böyle oynar, “şeytanın peşine düşer”. Ama kim yapıyor bakın, Allah hakkında bilgisi olmaksızın tartışanlar. Onun için, Kuran hakkında iyi bilgisi olan, Kuran hakkında derin detayları bilen bir insan, imani yönden güçlü olan bir insan, şeytanın da hedefi olmaz, münafıkların da hedefi olmaz. Münafığın hedefi, kendince zayıf gördüğü kişilerdir.
Bakın diyor ki Al-i İmran Suresi 175’te, “İşte bu şeytan” yani münafıklar, “ancak kendi dostlarını korkutur”. Yani zayıfsa, güç yönünden zayıfsa, psikolojik yönden zayıfsa, “onları korkutmaya gücü yeter” diyor, “korkutur” diyor. “Siz onlardan korkmayın, eğer mü’minlerseniz, Benden korkun” diyor Allah. Ama tabi münafık tek başına gelip böyle ortaya çıkmaz. Münafık bütün küfrü arkasına alır, diğer münafıkları arkasına alır. O yüzden bir güçmüş gibi görünür. Yani şahsi bir şeyi yoktur münafığın, bir gücü yoktur.
Hatta bak münafıkların bir karakteri olarak, Al-i İmran Suresi 173’te Allah, “Onlar, kendilerine insanlar: Size karşı insanlar topla(n)dılar”; kafirler, münafıklar, üç kağıtçılar, sahtekarlar, namussuzlar toplandılar. “artık onlardan korkun dedikleri halde imanları artanlar ve: ‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir’ diyenlerdir” diyor. Müminlere bir etkisi olmuyor. Yani münafıklara bak, toplanmaya çok önem veriyorlar, görüyor musunuz? Tek başına karşısına çıktım demiyor, toplanarak hareket ediyor münafık. Ferdi de hareket eder ama münafığın asıl gücünü dayadığı bir nokta vardır, topluluk vardır, onlara dayandırır.
Bak İsra Suresi 27’de Allah, “şeytan ise Rabbine karşı nankördür” diyor. Nankör olur münafıklar, nankör karakterlidirler, inşaAllah.
Araf Suresi 16 ve 17’de diyor ki şeytan, “Madem öyle, beni azdırdığından dolayı” bak Allah’ı suçluyor, haşa. Halbuki kendi azgınlığı, değil mi? Kendi azgınlığından dolayı. Zaten karaktersiz, ahlaksız. “Madem öyle, beni azdırdığından dolayı” diyor haşa, “İnsanları saptırmak için mutlaka Senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım”. Nasıl? Bakın, “pusu kurup”, kahpelik var ya, kahpe olduğu için pusu kurar. Nerede oturuyor? Doğru yol üstünde. Bu ne demektir? Kuran’a tabi olanlar. Mesela Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in talebelerini durdurmak yahut Mehdi (a.s.)’nin talebelerini durdurmak. Bakın, “Senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım”. Yani Kuran ahlakına karşı, Kuran’a karşı bir mücadele vereceğim. Ama bunun anlamı, mücadele edenlerin de yolunu durduracağım anlamında bu ifade. Çünkü, “dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım” diyor. Oturmaya meraklı ya münafıklar, orada da oturuyor, ayakta değil. Nereyi bulsa oturur münafıklar. Bak, “Sonra” diyor, “muhakkak” diyor, yani kendi kafasına göre, “önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım”. İnternetle yaklaşır, haber göndererek yaklaşır, başka türlü olur. Ama mutlaka bir yolla bağlantı kurmaya çalışacağım, diyor. Bağlantı kurarım, diyor. Bak diyor ki, “Muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım”. Başarılı olmaya çalışacak kendince, yapar. Ona karşı da mümin çok akıllı olacak. Yani, münafığın, şeytanın nerede çıkacağı belli olmaz. Hiç tahmin etmediğin yerde karşına çıkabilir. Kuran buna dikkat çekmiş Cenab-ı Allah.
Fatır Suresi 5 ve 6. “Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın va’di haktır” İslam ahlakı dünyaya hakim olacak, Mehdi (a.s.) çıkacak, İsa (a.s.) inecek, değil mi? “Allah’ın va’di haktır, öyleyse” cennet var, cehennem var, müminler cennete gidiyor, küfür ve münafıklar cehennem, değil mi? Küfür ve münafıkların yeri cehennem, müminlerin yeri cennet. “Allah’ın va’di haktır” diyor Allah. Burada tabii, Mehdiyet’in zuhuruna, Türk İslam Birliği’ne de bir işaret var.” Öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın” yani dünya çıkarları seni aldatmasın, gelecek korkusu, dünya korkusu seni aldatmasın. “Ve aldatıcı(lar) da” münafık ve şeytan, “sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak) aldatmasın”. Münafığın silahı budur. Allah’ın adını kullanarak aldatır, aldatmaya çalışır, aldattığını zanneder. “Gerçek şu ki, şeytan” münafıklar “sizin düşmanınızdır”. Yani artık onu kin bürür, düşmanınızdır. “Öyleyse siz de onu düşman edinin”. Mümin de onu düşman edinecek. Yani bir ibadet bu, münafığı düşman edinmesi mümin için bir ibadettir. İlmen, fikren sürekli bir mücadele içinde olacak. “O, kendi grubunu” yani münafıklar, şeytanın ekibi, kendi grubunu, arkadaşlarını, artık nerdeyse, nerelerde topladıysa onları, “ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır”. Cehenneme çağırırlar onları diyor Allah. Fatır Suresi 5 ve 6.
Al-i İmran Suresi 155. “İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün”, mesela asrımızda nedir? Mehdi (a.s.) güçleriyle deccal güçleri karşı karşıya geldiği gün. “Sizden geri dönenleri” bakın zayıf insanlar çıkıyor, geri dönüyorlar. “Kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti”. Şeytan, yani münafıklar bazı vaadlerle Müslümanın ayağını kaydırmak istiyor. Yani vazifesi bu olduğu için bunu yapar.
Hadid Suresi 14. “(Münafıklar) Onlara seslenirler: ‘Biz sizlerle birlikte değil miydik?’” Münafık yüzünde teneke çakılmıştır. Yani bakarsın, senle dosttur, seni koruyor mesela, “Ya” diyor, “falanca sana kötülük edecek” diyor, “sakın dikkatli olun” diyor. “Yemeğine dikkat ediyor musun, kilona falan?” diyor. Yani böyle bir mikroptur, değişiktir yani. “Biz sizlerle birlikte değil miydik?” Bak yüzünde eşekler tepişmiş, utanma yok. “Derler ki: ‘Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz’”, birbirlerini suçluyorlar münafıklar. Yani onu elde ettikten sonra, birbirlerine düşüyorlar. “(Müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz”. Yani tabii, münafıklar onlara sesleniyorlar, “Biz sizlerle birlikte değil miydik?” diyorlar, Müslümanlara sesleniyorlar. Müslümanlar diyorlar ki: “Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz”. Yani münafıklığın içine girdiniz siz diyor, onlara açıklıyorlar. Ve, “(Müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz”. Acılar nedir? Tutuklanmaları, parçalanmaları, hasta olmaları, saldırıya uğramaları ve yıkım, ekonomik yönden yıkımları, maddi yıkımları, hapsedilmeleri gibi her şey. “Gözetip beklediniz”. Gözetiyor bir de bekliyor. Yani bir çıkar gibi görüyor bunu. “(Allah’a ve İslam’a karşı) kuşkulara kapıldınız”. İmam’a karşı, Mehdi (a.s.)’ye karşı, Peygamberimiz (s.a.v.)’e karşı. Zaten münafığın görevi budur, kuşku. Her şeyden kuşku duyar, şüphecidir. Yani manyak gibi her şeyden şüphe eder. Kendinden, Allah’tan, her şeyden şüphe eder, her şeyden. “(Allah’a ve İslam’a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp-aldattı”. Hep kuruntu içindedir münafık. Şizofren karakterli ya, o kuruntudan kurtulamaz. Gece gündüz kuruntular içerisindedir. Yani, beyni hiçbir zaman dingin olmaz münafığın. Hep böyle fitne peşinde olur kafası. “Sonunda Allah’ın emri (olan ölüm) geldi ve o aldatıcı da sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak hatta masumca sizden görünerek) aldatmış oldu” şeytan aldattı. Mesala münafığa bakarsın, kendini çok efendi gibi, çok masum gibi gösterir. Kendini çok terbiyeli, nezih gibi gösterir münafık. Ama içinde şeytanlar tepişir. Hadid Suresi 14.
Bak diyor ki şeytan, 119. ayette, Nisa Suresi: “Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım”. Münafığın görevi budur, şaşırtmak ve saptırmak. “En olmadık kuruntulara düşüreceğim”. Yani insanların kalbine kuruntu vermek ister münafıklar ki kendileri gibi yapabilsinler. Çünkü kendisine benzetmek için başka bir yolu yoktur münafığın, tek yolu budur.
Nisa Suresi 120’de, “Oysa şeytan,” diyor Allah, “onlara bir aldanıştan başka bir şey va’detmez.” Sadece bir aldanış vaat eder. Vaadleri doğru değildir diyor.
Bakın şeytan taraftarları ne diyor, Ahzab Suresi 12’de, “Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar” şeytanın etkisinde olanlar ve şeytan ekibi “‘Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vaadetmedi’ diyorlardı”. Asrımıza bakarsak; Allah ve İmam Mehdi (a.s.) bize boş bir aldanıştan başka bir şey vaat etmedi. Boş vaadler söyledi. İslam ahlakının hakimiyetinden bahsetti, Türk İslam Birliği’nden bahsetti, değil mi? Müslümanların başına. Halbuki bunlar boş diyor adam. “Darwinizm ile materyalizm dünyaya hakim olacak, dinsizlik hakim olacak, boş yere Müslümanlar gücünü ve imkanlarını heba ediyorlar” diyecek münafık takımı ve şeytanın hizbi. Ahzab Suresi 12.
Ve, “şeytan onlara” diyor, Allah Neml Suresi 24’te, “şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir”. Onlara çok süslü görünür yaptıkları, yani bayağı başarılı olduklarını zannederler. Çok doğru hareket ettiklerini zannederler, kendi aralarında birbirlerine yaptıklarını anlatır, süslü konuşmalar yaparlar. Dinleyen, yani boş bulunan, gaflet gözüyle bakan onları dinler. Çünkü Allah diyor, “dinlersin” diyor “sözlerini, konuştuklarını” diyor, inşaAllah.
Bak Enam Suresi 43’te Cenab-ı Allah diyor ki: “Onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi”. Çok isabetli hareket ettiği kanaatinde. Bir de münafıklar birbirlerini teşvik de ederler. Yani, “helal olsun” diyor, “çok güzel hareket ediyorsun”, “ne güzel hareket ediyorsun ya” diyor, inşaAllah. “Ve onlar mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler.” Çok ızdırap çeker münafık. Verdiğine bin pişman olur ama, sırf Müslümanlar arasında itibar olsun diye biraz malından verir, parasından verir ama, acayip koyar, acayip koyar. Bir türlü o ızdıraptan kurtulamaz. Durur durur ona yanar yani. “Ah nasıl yaptım?” diye. “Allah’a ve Ahiret gününe inanmazlar” diyor Allah. Ne Allah’a, ne Ahiret gününe inanmıyorlar, hastalıkları bu. Bakın, Allah ne diyor: “Şeytan” yani münafık, “kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o”. Onlar da sürekli arkadaş edinmeye çalışır münafık da. “Gel benim gibi ol, gel benim gibi ol”, işte “falancayı yanıma alacağım, feşmekancayı”. Allah diyor, “ne kötü arkadaştır o” diyor, inşaAllah.
Yasemin Hanım, yine Ankara’dan yazmış. “Hayırlı geceler Hocam”, hayırlı geceler Yasemin. “Geçmiş yıllarda merhum Lütfi Filiz’in, Noktanın Sonsuzluğu adlı kitaplarını okumuştum. Çok aklıma takılan bir konu var. Vahdet-i vücut hakkındaki görüşlerinizi öğrenmek istiyorum. Bana oldukça şaibeli geliyor.” Bana da şaibeli geliyor. “Geçen gece mailimi okudunuz, Allah razı olsun, çok güzel dualar ettiniz. Allah yar ve yardımcınız olsun.” Allah senin de yar ve yardımcın olsun. Cennette de arkadaş etsin Allah. Dünyada da Ahirette de inşaAllah. İlmini, feyzini, bereketini attırsın, hayırlı uzun ömür versin. Bütün milletimize de aynı şekilde.
Vahdet-i vücut. Ne diyorlar? “Allah yalnızdı”. Çok yanlış bir ifade, “Allah yalnızdı”, “sonra Allah” yani haşa, “sıkıldı” diyorlar. “Yalnızlıktan hoşlanmadı, hiçlik aynasına baktı, Kendini gördü”. Yani “zamana mahkum” diyorlar “Allah”, haşa. Kardeşim canlarım, zamanı Allah yaratmıştır, biz aciz kulları için. Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. Sıkılmaz, böyle bir şey de yok. Bakın daha önce de söyledim, vahdet-i vücut savunan, böyle düşünen kardeşlerimize, bu tarzda düşünen kardeşlerimize bilgiyi veriyorum. Allah, bir daha söylüyorum, sonsuz kısa zaman içersinde. Bakın sonsuz kısa zaman. Saniyenin trilyonda biri değil, katrilyonda biri değil, katrilyon çarpı katrilyonda biri de değil. Sonsuz kısa zamanda, sonsuz önceyi ve sonsuz sonrayı yaratıp bitirmiştir. Adamın, ne diyor arkadaşımız? “Allah durdu, durdu” diyor haşa, “sıkıldı, hiçlik aynasına baktı, Kendini gördü”. Bu cahillikten kaynaklanıyor. Allah zamanı bizim için yaratmıştır. Bir inançtır zaman. Bakın tekrar anlatayım, bakın sesi duyduk mu? Bu sesi de duyduk. İkisini birbirine kıyasladık mı? Kafamızda kıyastan kaynaklanan bir inanç meydana geldi. Yani akıl kullanılarak meydana gelen bir kıyas ve kıyastan meydana gelen bir inanç kafamızda. Bu inancın adına zaman denir ve bize mahsus bir şeydir. Allah insanlar için yaratmıştır zamanı. Allah’ın zamana, mekana ihtiyacı yoktur. Kendisi mekansız ve zamansızdır. Dolayısıyla, Yasemin kardeşim inşaAllah anlamıştır.
“Sayın Hocam, selamün aleyküm”, Kartal Taş yazmış, kardeşimiz. “Öncelikle objektif söylemlerinizden dolayı sizi kutlamak istiyorum. Son günlerde gündemden düşmeyen KPSS sorularının Fetullah Gülen Cemaati’nin talebelerine sınav öncesi servis edilmesi iddialarına yorumlarınızı alabilir miyim? Samimi bir Türk büyüğü olduğunuzu düşünüyorum. Umarım tüm manevi partiler sizin gibi yapıcı eleştiriler yaparak Türkiye’nin güçlenmesine katkıda bulunurlar. Allah sizden razı olsun” diyor kardeşimiz. Allah hepimizden razı olsun. Selamın için de aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü diyorum. “Fetullah Gülen Cemaati’nin talebelerine sınav öncesi servis edilmesi iddialarına yorumlarınızı alabilir miyim?” Fethullah Gülen Hocamız’ın talebeleri... Bu, dün yolda gidiyordum, trafik tıkandı. Allah-u alem sorumlusu da onlar. Arabalara biniyorlar böyle doluşuyorlar, trafiği tıkıyorlar, Oktar.
OKTAR BABUNA:Bir politikacının bir lafı vardı, “pilavdan taş çıkıp dişi kırılsa benden bilecekler” diye.
ADNAN OKTAR:Efendim, başka neler olabilir? Bu ekonomik krizde etkin oldular bence. Onlar yüzünden çıktı ekonomik kriz. Onlar sebep oldular. En az yüz tane sayarım ben. O ne o KPSS soruları, o sıradan bir konu yani. Hepsini onlar yapıyorlar zaten. Ayıp, Fethullah Gülen Hocamız’ın eli kolu bağlı diye, değil mi? O insan çok kibar, nezih bir insan. Yurt dışında, efendim, hiçbir şeye sesini çıkarmaz, mazlum. Fethullah Hoca’nın talebeleri böyle tehlikeli bir şeyin içine girmezler. Bu olayın anlaşılacağı belli. Beş yaşında çocuk olsa anlar. İkincisi, o çocuklar bayağı kafalı çocuklar. Yani, çok fazla okuyan, araştıran, okumaktan zevk alan, kültürlü olmaktan zevk alan, bileğinin hakkıyla üniversiteleri kazanan kültürlü gençler. Denemek mi istiyorsunuz? Buyurun meydan açık. Gelin, Fethullah Hocam’ı seven gençleri toplayalım, imtihan etsinler. En baba Hocaları çağırsınlar, öğretmenleri çağırsınlar, imtihan etsinler. Takır takır cevap verirler. Çünkü çok okuyan, kültürlü, bilgili gençler. Ve bakın, bileklerinin hakkıyla okullarını kazanıyorlar. Böyle abidik gubidik yöntemlere tenezzül etmezler. Anlaşıldı mı? Ayıp yapıyorlar, ayıp. Kim yapar biliyor musun, böyle şeyleri? Neyse, söylemeyeyim. Yani hani son zamanlarda var ya böyle kafası çalışmayan, küt, öküzler. Yani imtihanda bu çocuklar böyle bir şey de yapmış olabilirler, ben bunları tenzih ediyorum. Ben tanımıyorum çünkü hakikaten öyle cahillik de etmiş olabilirler. Yani eğer varsa, bilmiyorum, çünkü bu savcılık safhası olur bunun, mahkeme safhası olur, bilirkişisi vardır, netleşir, ondan sonra deriz, “niye keratalar böyle yaptınız?” deriz.
OKTAR BABUNA:Evet, bir araştırma devam ediyor zaten Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet, belli değil, onun için ben bu çocukları tenzih ediyorum. Ama abidik gubidiği kim yapar biliyor musunuz? Böyle kaçamak, çünkü kafasız, odun kafalı oluyorlar. İddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’nün üyeleri. Alayı, bak iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün alayı öküz gibi oluyor. İspat ederim, kafa çalışmaz. Hep bedavacı takımı. Sapıklığa meyyal, kafası çalışmayan, değil mi? Kimi bunak, kimi bilmem ne, öyle tiplerden oluşuyor. Onun için her böyle karnı ağrıyan Fethullah Gülen Hocamız’a olayı yıkmaya kalkmasın.
OKTAR BABUNA:Hocam tam bu konuyla ilgili dün bir açıklamanız olmuştu.
ADNAN OKTAR:Neyle ilgili?
OKTAR BABUNA:Siz iddia edilen Ergenkon Örgütü’nün düştüğü zavallı durumun sorumlusunun inşaAllah Hz. Hızır olduğunu söylemiştiniz dün. Açıklamıştınız böyle, hani Fethullahçılar’ı söylüyorlar ama, Hz. Hızırdır demiştiniz. Yani metafizik olaylar zaten demiştiniz, inşaAllah. Çok detaylı ve hikmetli anlatmıştınız, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Fethullahçı? Yok öyle demeyelim, Fethullah Hocamız’ı seven, saygı duyan gençler.
OKTAR BABUNA:Yani onlar öyle söylüyor diye söyledim, naklederken.
ADNAN OKTAR:İyi insan Fethullah Hoca, yani güzel huylu insan. Bir ara ben de şüphe ettim aslında, yani, dediler işte, “şunu, şunu, şunu Fetullah Hocacılar yapıyorlar falan”. Aynı şeyi ben de söyledim. “Fethullah Hoca’yı sevenler” yapıyorlar. Gittim görüştüm, konuştum, baktım, araştırdık, arkadaşlarım araştırdı, yok öyle bir şey. Yani durup durup böyle bir laf çıkartmasınlar, böyle bir şey yok. Ben biliyorum, çok çekingen mizaçlılar, bir kere dışarıda Fetullah Hoca’nın talebesini bulmak sorundur. Yani gidip bir yerde bulmak, çok nadir, zor buluyorlar. Bir tek Hüseyin Gülerce var ağabeyimiz, bir tek onu buluyorlar konuşacak. Kim var? Bir kişi daha vardı. Var ya o Yazarlar Vakfı’nın eski… Harun Toprak, o var. Başka da kimse ortalarda pek gezinmiyor zaten. Yani talebesini bulmak sorundur, bulamazsın. Çekingen mizaçlıdırlar, içine kapanıktırlar biraz yani. Böyle tehlikeli işlerden şiddetle kaçınır onlar. Nerde öyle bir şey? Hani, keşke yapsalar anlamında demiyorum yani öyle bir şey yapmazlar, inşaAllah. Yanlış bir şey kimse istemez, haram olur zaten, inşaAllah.
Kardeşim, Fethullah Hocam’ı da benden başka savunan yok kardeşim. Erbakan Hocam’ı da benden başka savunan pek nadir oluyor. Bunlar değerli insanlar, Allah’ın lütfu olan insanlar. Çıkın konuşun ne var, bir şey yok ki Allah’ın izniyle, değil mi?
OKTAR BABUNA:Hocam, Müslüman olan ve mazlum olan herkese sahip çıkıyorsunuz, maşaAllah. Ve dünya çapında Müslümanlara sahip çıkıyorsunuz zaten. Hamiyet-i İslamiyeniz o kadar yüksek ki maşaAllah, Allah razı olsun, üstün ahlakınızla. Hocam, örneğin, yaptığınız çalışmalarla, Çin Türkistan üzerindeki baskıyı, zulmü kaldırmış Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, şimdi ben buna o kadar şaşırdım ki o kadar hayret ettim ki. Ben Çin’e artık düz gidiyordum, yani her şeyi söylüyordum. Aklımın ucundan geçmezdi benim sözlerimden bu kadar etkilenecekleri. Yani Allah’ın dilemesiyle. Bir de beni Çin’e davet ediyorlar şu anda. “Gel Hocam” diyorlar, “talebelerini de al gel”, “başka kişileri de toplayın” diyorlar. “Gelin Çin’de gösterelim ne var ne yok eksiklikleri falan”. Ama apar topar da hazırlık yapıyorlar. Evler, yollar, her şeyi düzeltiyorlarmış Doğu Türkistan’da, yani alt yapıyı. Mesela, işkenceye son vermişler karakollarda. Bir tek şu adam kaybolma olayları, bak bunlar devam ediyormuş. Bu bitecek, bunu duymayacağız. Onun dışında Çin büyüsün kardeşim, rahat olsunlar, bereket bulsunlar, iftihar ederiz. Eski millettir, mazlum insanlardır. Bizim onlarla bir alıp veremediğimiz yok. Ama psikopatı da var, manyağı da var. Kan dökücü o sadist sapıkları durdursunlar, değil mi? Kesin önlem alsınlar, bereket artsın, bolluk artsın, rahat etsinler, neşeli olsunlar. Yüzleri asık, güler yüzlü olsun Çinliler. Huzurlu olsunlar, biz bunu istiyoruz, inşaAllah. Ama benim canlarıma, Doğu Türkistan’daki kardeşlerime fiske olmayacak. Bıraksınlar vatanlarında rahat yaşasınlar, değil mi? Bizim Çin’i bölmek diye bir amacımız yok. Çin büyüsün, bizim bir şey dediğimiz yok. Türk İslam Birliği içerisine alalım onları da, değil mi? Ama bunu yapmayacaklar. Ama bu düzelme harikadır yani. Hakikaten ben 30 yıldan beri duyarım Çin’i, böyle bir olay hiç olmazdı.
OKTAR BABUNA:Kimseyi dinlemiyorlardı Hocam, yani maşaAllah sizi.
ADNAN OKTAR:Yıldırım hızıyla düzeltmeleri, arkasından da “buyurun gelin Hocam tekmile hazırız” demeleri hayret, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bir de siz söyledikten sonra zaten siteleriniz de açılmış, o da çok büyük ilerleme maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın Çin’de de serbest olan benim sitem var. Yasaklamışlardı, bir tek benim sitem açık, maşaAllah. Öbür siteleri kapattırıyorlar. Facebook bile yasak benim bildiğim Çin’de, tabii.
“Selamün aleyküm değerli Hocam”, aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. Muhammed Kaldırım, Kocaeli. “Hocam bugün sizi dinlerken bir ara Sultan Babamız’dan bahsettiniz. Onun talebeleri de beni çok seviyormuş dediniz. Evet bu çok doğru. Daha önce de Sultan Babamız’ın Erbakan Hocamız’la ilgili sözlerini yollamıştım. Sultan Babamız, bize ne olursa olsun hiç şüphe etmeden Erbakan Hocamız’la olmamız gerektiğini söylemişti, emretmişti bize. İnşaAllah bu yolda devam ediyoruz. Hatta, Sultan Babamız manevi olarak yerine kimseyi bırakmamış, aynen sizin dediğiniz gibi, artık Mehdi (a.s.)’nin geldiğini söylemişti.” Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Bu onun veliullahtan ve veli olduğunu gösteriyor mübareğin, Sultan Babamız’ın. “Kendisi Erbakan’ı çok sevdiğini belirtti” diyor. Bunu, ve “ondan ayrılmayın diye de bize tembihledi” diyor. “Adnan Hocam” diyor, “Sultan Babamız’ın evlatları belki de bu memlekette kimsenin sevmediği, hatta kimsenin teslim olmadığı kadar size teslimdir.” Hay, maşaAllah, elhamdülillah. İnşaAllah herkes, kardeşlerimiz, ehl-i sünnet içinde olan, alevi olan kardeşlerimiz var, çok fazla sevenimiz var. Allah arttırsın, inşaAllah. “İnşaAllah siz ne derseniz doğrudur”. Allah’ın izniyle, Allah’ın dilemesiyle, “ne derseniz kabulümüzdür”, inşaAllah Allah’ın dilemesiyle, Kuran ve sünnet doğrultusunda inşaAllah. “Nasıl görürseniz biz can-ı gönülden razıyız. Çünkü Sultan Babamız’ın bize gösterdiği ikinci şahıs sizsiniz. Biz Sultan Babamız’ın evlatları olarak inşaAllah ölene kadar sizin yanınızdayız”. Hay maşaAllah. “Sizlere sonsuz teslimiyetimiz ve güvenimiz var”. Allah’ın dilemesiyle, inşaAllah. “Ve elimizden gelen her desteği vermeye çalışıyoruz ve şunu çok iyi biliyoruz: Siz varsınız, Erbakan Hocam var, bu demektir ki İslam en kısa zamanda dünyaya hâkim olacak ve bu müjdeyle inşaAllah beynimizde kazılı” diyor. “Allah sizlere inşaAllah çok uzun ömürler versin, ümmetin size çok ihtiyacı var. Allah Erbakan Hocam ve Adnan Hocam sizlere sonsuz güç versin”, Cenab-ı Allah’ın dilediği kadar inşaAllah. “Bir de Hocam, sizin dualarınız, istekleriniz inşaAllah kabul olur. Erbakan Hocam’a bir dua edin inşaAllah. Beli ağrıyor, yine iyileşmesini çok istiyoruz”.
İnşaAllah Erbakan Hocam’a Allah şifa versin, belindeki ağrıyı Allah alsın. Ama Hocama da sürekli tatlı yiyecek getirmesinler, değil mi? Bakın, baklava getiriyorlar, börek getiriyorlar, Hocamıza ikram ediyorlar, o da kıramıyor onları, yiyor ve kilo alıyor Hocamız. Bunu yapmasınlar kardeşlerimiz, istirham ediyorum. Meyve getirsinler, sebze getirsinler, bu hediye güzeldir, meyve hediyesi. Meyve ikram etsinler, Hocamıza ağır yiyecekler ikram etmeyin. “Bütün ümmetin yükünü taşıyor Erbakan Hocamız. Belki onu en çok seven sizsiniz. Elimizden bir şey gelirse, Hocamızın biz tekrardan delikanlı gibi kalkmasını istiyoruz. ‘O yaşlandı, yürüyemiyor’ diyenlere ders olsun istiyoruz. Allah’a emanet olun inşaAllah, dualarımız sizinle”.
Hocamıza biraz kilo verdirelim, Erbakan Hocamız’a. Yani bu konuda yardımcı olsun kardeşlerimiz bize. Elif Erbakan, Fatih Erbakan. Fatih bak, buradan ona sesleniyorum, o mübareğe. Bu konuda yardımcı olsun, Hocamıza meyve sunalım, sebze yemekleri sunalım, kilo verdirelim, bir on kilo verdirelim. Kilodan o ağırlığı. Cenab-ı Allah ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.)’e? “Belini bükmüştü” diyor, “üstündeki ağırlığı almadık mı?” diyor Cenab-ı Allah, değil mi? Allah üzerindeki ağırlığı alsın. Şeytan ve cinni takımı Hocamızın üstüne saldırıyor. Allah, üstüne saldıran cinni şeytanları helak etsin, yaksın Allah, cinni şeytanları yaksın. Allah şifa versin, güç kuvvet versin, Allah ömrünü uzun etsin. Hocamızın yanındayız, o bizim canımız. Yürüyemiyorsa tahtta götürürüz, omzumuzda. Sorun mu yani? İnşaAllah, değil mi? Hocamızın beyni, ruhu, aklı bize yeter. Allah şifa versin inşaAllah.
Ruşen Çakır, Vatan “Gülen cemaatine yönelik ilk değil ama en inandırıcı ve en ağır suçlamalar”. Kardeşim ben beni bildim bileli Fetullah Hocam’a sürekli suçlama olur, Erbakan Hocam’a olur, bana olur. Erbakan Hocam’ın güzel bir sözü vardır, “hepsi fasa fiso”, yani, bırakın bunları, bırakın. “Haydi oradan, haydi oradan” diyor Erbakan Hocamız. Biz de onlara haydi oradan, diyoruz yani. Bıraksınlar bunları, inşaAllah. Erbakan Hocamız, inşaAllah daha onun yapacağı çok görev var, inşaAllah, Allah’ın izniyle, Allah sıhhat versin. Kolesterolüne dikkat etsinler Hocamızın. Kolesterolün yükselmemesine özen gösterelim, kolesterolünü düşük tutalım.
OKTAR BABUNA:O dediğiniz şekilde, zaten siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah, meyve beslenmesiyle.
ADNAN OKTAR:Evet, bir şey yok, Hocamız boğazına düşkün bir insan da değil. Ama şimdi getirdiklerinde kıramıyor onları. “Buyurun Hocam” diye tabakla sunuyorlar. Şimdi, yemiyorum derse, sanki bir protesto gibi görürler diye, nezaketiyle alıp yiyor, bir daha geliyor. Olmaz öyle şey, değil mi? Çok ağır yiyecekler sunuyorlar. Olmaz, kaymaklı falan ne alaka yani? Bunu yapmayacaklar, istirham ediyoruz, inşaAllah.
Sultan Babamız’a da inşaAllah Allah cennette komşu olmayı Allah nasip etsin. O benim canım. Hakikaten beni çok sevdiğini gıyabında öğrendim. Allah aşkıyla yanan bir insan. Biz de onu aşkla, muhabbetle seviyoruz, Allah aşkıyla seviyoruz, inşaAllah.
Erbakan Hocamız’ın kılına dokundurtmayız, kılına. Bıraksınlar bunları. Fethullah Hocamız da mazlum. Bir anormallik, yamukluk olsa, Türkiye’yi sallarım ben. Hukuk ve kanun ölçüleri içerisinde sallarım. Öyle bir şey yok, Erbakan Hocamız nur gibi insan, Fethullah Hocamız nur gibi insan, inşaAllah.
Ama biraz, talebelerinden birkaç kişiyi hiç olmazsa böyle çıkarıp konuştursak daha rahatlarlar. Yani çok çok çekingenler, çok çekingenler. Yani, bu çekingenlikten bak böyle üstlerine geliyorlar. Yani buna gerek yok ki, ne var yani? Ne var? Ne olur yani, değil mi? Allah’a verilecek bir can borcumuz var, ne güzel, güzelce konuşuruz, bir şey olmaz. Konuşalım da, Hocamızı sevenlerden bir kaç kişiyi çıkarıp konuşturalım, inşaAllah.
Münafıkun ve münfıkat pür dikkat şu an bizi dinliyor, müminin ve müminat pür dikkat bizi dinliyor, ayrıca müşrikin ve müşrikat pür dikkat bizi dinliyor. Cinniler bizi dinliyor, Müslüman cinler bizi dinliyor. Cinni şeytanlar da bizi dinliyorlar. Erbakan Hocamız’a musallat olan bütün cinni şeytanları Allah yaksın. Müminlere musallat olan bütün cinni şeytanları Allah yaksın, yaksın kavursun hepsini, inşaAllah.
Erbakan Hocamız’ı fazla da böyle şey yapmadan, yormadan rejime sokacağız inşaAllah. Çok daha iyi olur, inşaAllah. Yani mineral dengesine dikkat etmek lazım. Yoksa o bitkinlik meydana getirir. Yani günlük protein ihtiyacını iyi ayarlamak gerek, değil mi? Böyle uzman bir diyetisyene de danışmak iyi olabilir. Günlük proteinini mutlaka sağlamak gerekiyor Hocamızın. Ondan gerisi meyve sebze, inşaAllah.
SUNUCU:Kaldığımız yerden devam ediyoruz, buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah, Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Ne anlatayım?
OKTAR BABUNA:“Mason gazetecilerin oranı” diye bir haber var Hocam. Hanefi Avcı’nın kitabını değerlendiren Yiğit Bulut, orada işte Fethullahçıların suçlandığını söylüyor ama diyor ve devam ediyor yazısında, “şimdi sıkı durun, şu soruya cevap verin” diyor,“1980 sonrası ilk 10 yıllık dönemde, size Türkiye’den bir kesit: Hastane başhekimlerinin, TRT’deki üst düzey yöneticilerin, basının köşe yazarı-genel yayın yönetmenlerinin, emniyet müdürlerinin, valilerin, generallerimizin, millet vekillerimizin ne kadarı “Hür ve Kabul Edilmiş Mason” biliyor musunuz?” diyor. “İnanmayacaksınız ama ben söyleyeyim; bazı meslek gruplarında yarısından fazlası. Şaka yapmıyorum; bu kesin bir veri”.
ADNAN OKTAR:Çok güzel, doğru söylemiş. Biz bu konuları 30 yıldan beri anlatıyoruz. Tabii, 30 yıldan beri, belgeleriyle, delilleriyle, dokümanlarıyla, değil mi? İspat ederek anlatıyoruz. Asıl anılacak olan, ateist masonlardır, ateist mason örgütlenmesidir. Orada arasınlar asıl kilidi, inşaAllah.
Bizim bu sohbetlerimizde ben daha ziyade iman hakikatleri üzerinde duruyorum, iman derinliği üzerinde duruyorum, Allah sevgisi, Allah korkusu üzerinde duruyorum, Türk İslam Birliği, İttihad-ı İslam üzerinde duruyorum. Fıkıh konularına girmiyorum, çünkü fıkıh çok geniş ve derin ihtisas gerektiren bir konudur. Bu doğrudan ehl-i sünnet âlimlerinden öğrenilir. Ömer Nasuhi Bilmen’in ilmihali bu konu için yeterlidir. Yani, buradan namazı, orucu öğrenmesi bir insanın ayrıdır, Hocamızın ilmihalinden öğrenmesi ayrıdır. Bu ilmihale, bizim internet sitelerimizden ulaşabilirler, diğer internet sitelerinden de ulaşabilirler. Ömer Nasuhi Bilmen’in ilmihalinden hepsini öğrenmek durumundalar. Namazın farzları, vacipleri, sünnetleri, değil mi? Bunları kusursuz mükemmellikte öğrenebilirler. Ben de olsam, alıp oradan anlatacağım. Ama öğrenmek isteyen kardeşlerimiz mutlaka oradan öğrenecekler. Peygamber hayatı, hayatu’s sahabe, bu konularla ilgili kitapları okuyacak kardeşlerimiz, çok uzun ve geniş konulardır bunlar. Yani bizim iki saatte yahut iki yüz saatte anlatabileceğimiz gibi konular değildir. Yani çok çok bol vakit, araştırma gerektiren konulardır. Dolayısıyla, kardeşlerimiz bu konularda ihtisas yapıp araştıracaklar, okuyacaklar. İnternet sitelerinde bu konularda bol bol mevzu var. Bol bol okuyacakları eserler var. Oradan öğrenecekler inşaAllah. Mesela büyük üstadlardan bahsetmek, Necip Fazıl Kısakürek. Necip Fazıl Kısakürek’i anlatmaya kalksak, iki yüz saatimiz yetmez, değil mi? Onun şiirleri, hayatı, eserleri, bakış açısı. Ama biz kısaca onun şiirlerinden, hayatından kesitler sunuyoruz. Nasıl Türk İslam Birliği’ni savunduğunu anlattık. Hicri 1400’de Mehdi (a.s.)’nin geleceğini söylediğini, kendi ifadelerinden, kendi şiirinden gösterdik. Dolayısıyla, ana hatlarıyla zaten tanıttık, inşaAllah. Ama Es Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri mesela onun mürşididir. Çok değerli ve büyük bir alimdir. Oraya girersek iki bin saat yetmez, tabii. Süleyman Hilmi Tunahan ayrı bir mübareğin hayatı ve diğerleri de öyle. Onun için mutlaka bizim sitelerimize girerek ya da ilgili sitelere girerek, bu konularda kardeşlerimiz bilgi edinecekler inşaAllah. Yani dabbet-ül arz çok önemlidir, internet, değil mi? İnşaAllah. Ne anlatayım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, dün bir konunun üzerinde durmuştunuz. Önemli konulardan biri olarak; parti farklılıklarından dolayı, kardeşlerimiz arasında bir muhalefet ruhu olmaması gerektiğini söylemiştiniz dün Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim nasıl olsun? Şimdi, Saadet Partisi ile MHP, MHP’ye gidiyoruz, diyoruz ki: “Sizin görüşünüz nedir?”, “Türk İslam Birliği istiyoruz” diyorlar. Türkiye’nin liderliğinde bir dünya hakimiyeti. Saadet Partisi’ne gidiyoruz, “siz ne istiyorsunuz?” diyoruz, “Türkiye’nin öncülüğünde bir Türk İslam Birliği istiyoruz” diyorlar, “büyük Türkiye istiyoruz”. Aynı, ülkü ve ideal aynı. MHP’lilere soruyoruz, “siz Allah’a inanıyor musunuz?” diyoruz. “Allah bir” diyor, “Peygamber (s.a.v.)?”, “kurban olayım onu yaratana” diyor, değil mi? Her konuda bir. O zaman ne oluyor? Niye muhalefet olsun? Büyük Birlik Partisi, MHP ile Saadet’in karışımı gibi, aynı. O zaman? Değil mi? Ak Partiye bakıyoruz, büyük Türkiye için çırpınıyor, Türk İslam Birliği için gayret ediyor. Doğru Yol Partisi zaten büyük Türkiyecidir. Ama tabii, biraz içeriye bir şeyler sızdı, bozukluklar, eğilip bükülmeler, yanlışlıklar var. Onların düzeltilmesi gerekiyor. Özellikle o bazı habisata karşı, değil mi? Çok titiz olmaları gerekiyor. Efendim, yani kendi aralarında kardeşçe, dostça bir üslup PKK’yı kahreder, iblisin takımını kahreder, münafıkun ve münafıkat kıvranır, çok ızdırap duyarlar. Efendim, Avrupa’daki ve Amerika’daki ateist masonları perişan eder. Allah dostlarını sevindirir, İttihad-ı İslam’ı savunanları sevindirir, Türk İslam Birliği’ni savunanları sevindirir. Onun için burada yoğun bir kardeşlik ve muhabbet bağı hayati, mutlaka olması gerekiyor.
Evet Oktar Hocam, başka ne anlatalım?
OKTAR BABUNA:Dün akşam verdiğiniz müjdeler oldu Hocam. “İddia edilen Ergenekon Örgütü, İttihad-ı İslam karşıtları, Türk İslam Birliği karşıtları, baş edemeyecekleri, direnemeyecekleri bir devreye, döneme girdiler” dediniz Hocam maşaAllah. “Onlar istese de istemese de gürül gürül Mehdiyet, Mesihiyet dünyaya hakim oluyor” demiştiniz Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi, Halep oradaysa arşın burada derler ya, 10 yıl içinde dediklerimi görecekler, inşaAllah. Her yıl daha fazla gelişme olacaktır, her yıl daha fazla gelişme olacaktır.
Evrimden anlatalım. Oradan biraz bunaltalım, inşaAllah. Yani basacağız bazı kişilerin kuyruklarına, değil mi?
OKTAR BABUNA:Siz onların dinlerini aldınız Hocam ellerinden, onun üzerine, onun vesilesiyle bunlar oldu zaten inşaAllah, bu iddia edilen Ergenekon’un ortaya çıkartılması.
ADNAN OKTAR: Şimdi bak, Darwinistlerin hatalarını göstereceğiz, PKK’nın kuyruğuna basacağız, inşaAllah. Teröristlerin yine kuyruğuna basacağız, inşaAllah.
Mehdi (a.s.) zamanında diyor ki, Kitab-ul Burhan’da, sayfa 26. “Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder”. Sürekli fitneler olur diyor Peygamberimiz (s.a.v.).
“Mehdi (a.s.) devrinde” yine Ramuz-ul Ehadis’te, “karanlık geceler gibi fitneler vardır”. Peş peşe, 121/5.
Oktar Hocam, nedir baktığın?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne, konusu ne?
OKTAR BABUNA:Bu Mecliste yaptığı eski bir konuşma Hocam. Amerika’ya karşı çıkıyor, Kıbrıs’ın federe olmasına.
ADNAN OKTAR: Kıbrıs’ı alan zaten Erbakan Hocamız. Türk ordusu vesile olmuştur, Erbakan Hocamız da organize etmiştir, teşvik etmiştir ve Kıbrıs’ı almamıza Allah onu vesile etmiştir, Erbakan Hocamız’ı, inşaAllah. Evet, bakalım.
VTR
Bak görüyor musunuz yiğit Hocamı? MaşaAllah. Amerika’ya da alayına da, değil mi, yiğitçe tavır koyuyor. İşte biz böyle delikanlı arıyoruz, inşaAllah. Hocamız, Numan Kurtulmuş Hocamız da en az böyle olmaya gayret edecek inşaAllah, değil mi? Bu yüzden çok seviyoruz Erbakan Hocamız’ı biz. Ve çile insanıdır, dava adamıdır. Bütün ömrünü vatanına, milletine, Allah’a, Kitaba vakfetmiştir. En başta Allah’a, değil mi? İnşaAllah.
Dergiler
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...