ADNAN OKTAR:Bütün misafirlerimize yiyeceklerini afiyetle yemelerini ve afiyet olmasını Allah’tan diliyoruz. Allah tekrarına erdirsin, yeni yeni Ramazanlar nasip etsin, inşaAllah. Şimdi yabancı basından arkadaşların sorularına cevap verelim, inşaAllah.
OKTAR BABUNA (tercüme):Birinci sorum, bu sizin Vakfınızın birinci amacı nedir? Ana amacı nedir?
ADNAN OKTAR: Türkiye’nin ve bölgenin ve dünyanın huzur ve barış içerisinde yaşaması, güzel ahlakın ve sevginin bütün dünyaya hakim olması. Demokrasi, barış ve özgürlüklerin dünyaya hakim olması.
OKTAR BABUNA (tercüme):Bu bölgede Türkiye önemli bir rol oynuyor, köprü rolü oynuyor özellikle doğu ve batı arasında. Sizin Vakfınız Hükümetin bu konudaki faaliyetlerini destekliyor mu veya bir pozisyonu var mı?
ADNAN OKTAR: Bizler uzun süreden beri Türk dünyasının birleşmesini, İslam aleminin birleşmesini, bu birleşmenin Türk İslam Birliği şeklinde oluşmasını, İsrail ve Azerbaycan’ın da, Rusya’nın da bu birlik içerisinde olmasını, gayrimüslimlere yani Hıristiyanlara ve Musevilere de şefkat ve sevginin, koruyup-kollama hislerinin yoğun olmasını isteyen bir düşünce içindeydik. Böyle yoğun bir politikamız oldu, bu da hükümetin politikasında da zannediyorum etkili oldu. Hükümetin de ciddi şekilde Türk İslam Birliği yönünde açık bir politikası olduğu görülüyor. Ama bu, bütün dünyada demokrasinin, barışın, huzurun ve kardeşliğin oluşması amaçlıdır. Yani bir ırk üstünlüğü, din üstünlüğü iddiası yoktur. Çünkü her din, kendi içerisinde kendisini üstün ve güzel görür. Biz buna saygı duyarız. İslam kendi içinde böyledir, Hıristiyanlık kendi içinde böyledir, Musevilik kendi içinde böyledir. Ama kardeşçe, dostça, birbirini koruyup kollayan bir ruh içerisinde, sevgi anlayışı içerisinde bu faaliyetlerin devam etmesi gerekiyor. Biz yeni bir Armagedon anlayışına şiddetle karşıyız. Bundan sonra savaş olacağına inanmıyoruz, olmasına da müsaade etmeyeceğiz. Irak’ta olan savaş, kastedilen Armagedon’dur ve bitmiştir. Sonuçları da inşaAllah hayırla sonuçlanacaktır. Bölgede barış ve kardeşlik tam anlamıyla hakim olacaktır. Bizim kendi inancımıza göre Mehdi (a.s.)’nin zuhuru yüzyılındayız, Mehdi (a.s.)’nin zuhur ettiğine inanıyoruz. Gerek Şiiler olarak, gerek Sünniler olarak bu inançtayız. Protestanlar da, Katolikler de, Ortodokslar da, hepsi Hz. İsa (a.s.)’nın inişini bekliyorlar. Biz de inişini bekliyorduk fakat bizler Hz. İsa (a.s.)’nın indiğine inanıyoruz. Yani Mehdi (a.s.)’nin de çıktığına, Hz. İsa (a.s.)’nın da indiğine ve bu yüzyılda dünyaya barışın ve kardeşliğin hakim olacağına inanıyoruz. Evet, yeni sorular olursa cevaplandırmak istiyorum.
OKTAR BABUNA (tercüme):Bir şeyi anlamadım, Türk İslam Birliği kurulacak dediniz. Bu İsrail- Rusya arasında mı? Tam anlayamadım bunu?
ADNAN OKTAR: İsrail, Rusya ve Ermenistan’ı da içine alan. Yani Hıristiyanlara, Musevilere şefkat ve sevgiyi esas alan bir birlik olacaktır. Yani çünkü Müslümanlık, Müslüman olmayanları da şefkat ve sevgiyle koruma üzerine kurulu bir dindir. Dolayısıyla, onların rahatı ve huzuru, güvenliği de bizler için çok elzem ve çok önemlidir. Bereketleri, bollukları, huzur içinde, zenginlik içinde yaşamaları. Evet, yine soru varsa alalım.
OKTAR BABUNA (tercüme):Siz dediniz ki, Türk İslam Birliği Rusya’yı, İsrail’i, Ermenistan’ı, hepsini içine alacak, inşaAllah. Zaten Hıristiyanlık, Musevilik ve İslam hepsi aynı Allah’a inanıyor. Bu tam olarak nasıl gerçekleşecek?
ADNAN OKTAR: Güzel…Her din kendi içerisinde saygıya layıktır. Museviler kendi dinlerinin en iyi şekilde yaşanması için Türk İslam Birliği gereken önlemleri alacaktır. Hıristiyanlığın en güzel şekilde dinlerini yaşaması için yine gerekli tedbirleri alacaktır. Müslümanlığın da aynı şekilde, tam bir özgürlük, barış, kardeşlik içerisinde dinlerini tam anlamıyla yaşamaları için gerekli tedbirleri alacaktır. Özgürlüğün, demokrasinin tam hakim olduğu bir birlik olacaktır Türk İslam Birliği. Dolayısıyla, dinler arası, mezhepler arası savaş veyahut fikirler arası savaş diye bir şey, yeryüzünden tamamen kalkacak, silahlar kalkacak, bütün silahlar eritilip sanayide kullanılacaktır. Bu, hem Tevrat’ta, hem İncil’de olan gerçeklerdir. Aynı zamanda, hadislerde Peygamberimiz (s.a.v.)’in belirttiği gerçeklerdir. Yeryüzünde silah kalmayacak, savaş da kalmayacak. Bunu on yıl içerisinde bütün insanlığın göreceğini söylüyorum. Buna dair hadisler var, inancımız bu yönde. Tevrat’ın ve İncil’in açıklamaları da bu yönde.
OKTAR BABUNA (tercüme):Üç tane sorum var, birinci sorum, dediniz ki silahlar kaldırılacak. Fakat hala bazı İslam ülkelerinde ve diğer ülkelerde nükleer silah çalışmaları var. Bu konuda ne diyeceksiniz?
ADNAN OKTAR: Nükleer silahların tamamen kalkması Hz. İsa (a.s.)’nın ortaya çıkmasıyla, yani gelmiştir fakat insanlar tarafından görülmesiyle ve Mehdi (a.s.)’nin görevi ele almasıyla olacaktır. Bu, hadislerde açık açık belirtilmektedir. Aynı şekilde, İncil’de ve Tevrat’ta belirtilmektedir. Şu anda silahlanma bütün hızıyla devam edecektir. Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.) devrinde kaldırılıyor silahlar. Savaşlar o devirde tamamen duracaktır. Ama şu an gittikçe ivmesi ve gücü azalacaktır ve azalıyor bunu da zaten göreceğiz.
OKTAR BABUNA (tercüme): Ben otuz yıldır Türkiye’deyim, çok güzel bir görev yapıyorsunuz. Avrupa Birliği’ne girişten bahsediliyordu fakat herkes istemiyor Avrupa Birliği’ni, ortalama Türk. Bu konuda ne diyeceksiniz?
ADNAN OKTAR: Avrupa Birliği’ne girmek istememenin hiçbir mantığı yoktur. Avrupalılar bizim sevdiğimiz insanlardır. Yani, modern, medeni, demokrasi yanlısı, sanata ve özgürlüğe düşkün, iyi insanlar, güzel insanlardır. Amerikalılar da aynı şekildedir. Avrupa Birliği’ne girmemenin hiçbir mantığı hiçbir açıklaması olmaz. Karşı olanların da bir mantığı olduğunu düşünmüyorum. Dolayısıyla, Türkiye Avrupa Birliği’ne girecektir ama zengin ve güçlü bir ülke olarak. Yani, Avrupa Birliği’ne katkı sağlayan, Avrupa Birliği’ni zenginleştiren bir ülke olarak girecektir, inşaAllah.
OKTAR BABUNA (tercüme):Halifelik hakkında ne düşünüyorsunuz? Nasıl olacak?
ADNAN OKTAR: Halifelik, her ülke kendi içerisinde bağımsız ve özgür olur. Mesela, İsrail kendi milli sınırları içerisinde, kendi inançlarında, kendi dininde yaşar. Halife denilen insan, herkesin sevdiği, insanlara sevgiyi, şefkati, merhameti, dostluğu ve kardeşliği tavsiye eden, sözü geçen, değerli bilinen, saygı duyulan insandır. Yani, despot, baskıcı, şiddet uygulayan bir insan değil. Her şeyi sevgiyle, kardeşlikle çözen bir insandır. Bu anlamda bir halife. Yoksa, siyasi anlamda, askeri anlamda bir halife değil bizim kastettiğimiz. Adına halife de demeyelim, sevgi ve dostluğun insanı, Allah aşkının insanı diyebiliriz. Her ülke kendi inançlarıyla, kendi düşüncesiyle, hür ve özgür olacaktır. Fakat, kardeşlik, sevgi ve demokrasi, bütün dünyada, bütün insanların kalbinde, şiddetli bir tutku olarak şiddetli bir sevgi ve aşk olarak yaşayacak. Çünkü asıl sorun, dünyada sevgisizliktir. Bu gelecek insan, yani Mehdi (a.s.) sevgiyi sağlayacaktır. Biz ona sevgi insanı desek daha güzel olur. Ama halife denmesi gerekiyorsa, Allah’ın halifesidir. Yani, Allah’ın insanlara gönderdiği, insanlara faydalı olması, insanlara sevgiyi, kardeşliği, dostluğu öğretmesi için gönderdiği bir insandır. Hz. İsa (a.s.) da, Hz. Mehdi (a.s.) de, her ikisi de zaten Hz. İbrahim (a.s.) soyundandır. Her ikisi de Peygamber soyundan gelen insanlardır. Dolayısıyla kardeştir her ikisi.
OKTAR BABUNA (tercüme):Demokrasi derken nasıl demokrasiden bahsediyorsunuz? Batı ülkelerindeki gibi bir demokrasi tarzı mı yoksa farklı bir demokrasi mi?
ADNAN OKTAR: Batı ülkelerinde de, Amerika’da da ben demokrasinin tam anlamıyla uygulandığına kani değilim. Çünkü dindarlar özgür değil, fikir savunan insanlar da o kadar özgür değiller. Türk İslam Birliği’nin özgürlük anlayışında, kelimenin tam anlamıyla bir özgürlük, tam bir güven vardır. Yani, kadın haklarında şu an bir iyileştirmeye gidilse bile, güzel netice alınamıyor. Fakat hadislerde, tek başına bir kadının Şam’a kadar güvenlik içinde gideceği belirtiliyor Mehdi (a.s.) devrinde ve İsa (a.s.) devrinde. Tevrat’ta uzun uzun o barış dönemi, o sevgi ve kardeşlik dönemi anlatılır. Hadislerde de aynı şekildedir. Dünya böyle bir barış ve kardeşlik, böyle bir özgürlük ortamını hiç görmemiş olacak. Yani dünyada ilk defa olan bir mükemmellik. Buna, Altın Çağ diyoruz. Yani alışılmışın tamamen dışında bir mükemmellik görecek insanlar.
OKTAR BABUNA (tercüme):Öncelikle çok teşekkür ederim davet ettiğiniz için, bu çok güzel yemekler için. Türkiye’de Fethullah Gülen tartışması var. Kimileri çok seviyor, kimileri Türkiye’ye çok zararlı olduğunu söylüyor. Ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Fetullah Gülen’i uzun süreden beri takip ediyorum. Mazlum insanlar iyi insanlar konuşmalarından, yüzündeki ifadeden ve özellikle icraatlarından, uygulamalarından anlaşılır. Dünya insanlığının lehine olduğunu açıkça görüyoruz. Dünyada barış ve kardeşliği savunduklarını açıkça görüyoruz. Türkiye’de de yine aynı şekilde, demokrasinin, barışın gelmesi için ve faşizmin, komünizmin, materyalizmin tehlikelerini ortadan kaldırmak için gayret ettiklerini görüyoruz. Bunu yaparken de, ılımlı, sevecen, sakin, anti terörist ve şiddete şiddetle karşı olan bir tavır içinde olduklarını görüyoruz. Dolayısıyla, güzel bir tavır içinde oldukları aşikardır. Aleyhte konuşanlar, zannediyorum kıskançlıktan konuşuyorlar, başka aklıma gelen bir şey yok.
OKTAR BABUNA (tercüme):İlk önce çok teşekkür ederim yemekler için, iftar için. Siz mükemmel demokrasiden bahsediyorsunuz, kadın haklarından bahsediyorsunuz. Bu Sudan gibi ülkelerde, Mısır gibi ülkelerde nasıl başarılı olacaksınız? Nasıl başarılı olacak?
ADNAN OKTAR: Efendim, iftarınız pek bir şahane olsun, Allah tekrarına erdirsin, inşaAllah. Allah güzellikler, sağlıklar, bereketler versin. Mehdi (a.s.)’nin zuhurunda, Sudan, Mısır, Türkiye, bütün İslam ülkeleri Mehdiyetin etkisi altına girecektir. O sevgi, barış ve dostluğun piri olan, aşkın, tutkunun piri olan bu güzel insanın etkisi altına gireceklerdir. Hıristiyanlık da tamamen İsa Mesih (a.s.)’in etkisi altına girecektir. Dolayısıyla, “Venezuela’da ne olacak? Rusya’da ne olacak? Amerika’da ne olacak?” diye bir tedirginliğimiz yok. Bütün Hıristiyan ülkeleri tamamı Hz. İsa (a.s.)’nın kontrolü altına girecektir. Kuran’da buna açık Kuran ayeti vardır. “Ehl-i kitaptan iman etmedik hiçbir fert kalmayacak” diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Ehl-i kitaptan sana iman etmedik hiçbir fert kalmayacak”. Yani bütün Hıristiyan aleminin, onun kontrolüne gireceğini söylüyor Cenab-ı Allah. “Ve seni sevenleri” diyor Allah, yine şeytandan Allah’a sığınıyorum, “Kıyamete kadar inanmayanların üstünde hakim kılacağım” diyor Allah. Yani, bir dünya hakimiyetinden bahsediyor. Hz. İsa (a.s.)’nın zamanında, Hz. Mehdi (a.s.)’nin zamanında, İslam ülkeleri ve Hıristiyan ülkelerin tamamında bir bayram havası, bir sevinç olacağını, Tevrat’tan, İncil’den, Kuran’dan ve hadislerden anlıyoruz, inşaAllah.
OKTAR BABUNA (tercüme):Siz, Türk İslam Birliği’nin, Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelmesiyle olacağını söylüyorsunuz, Mehdi (a.s.)’nin gelişinden sizi bu kadar emin kılan nedir?
ADNAN OKTAR: Tevrat’ta ve İncil’de yüzün üzerinde açıklama vardır bu konuda delil olan. Yani, Mehdi (a.s.)’nin ve İsa (a.s.)’nın geleceğine dair yüzün üzerindedir delil. Ayrıca, hadis-i şeriflerde de, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde yüz ellinin üzerinde alamet vardır. Bu alametlerin hemen tamamı oluşmuştur. HarunYahya.org, HarunYahya.com internet sitelerinde, bunlar belgeleriyle, detaylarıyla, fotoğraflarla, haritalarla teker teker ispat edilmiştir. Oradan araştıran kardeşlerimiz detaylı olarak bakabilirler. Aynı şekilde, Tevrat’ın ve İncil’in delillerini de tek tek delillendirerek, fotoğraflarla, belgelerle açıkladık. O yüzden eminim.
OKTAR BABUNA (tercüme):Çok teşekkür ederiz, çok şeref oldu bu iftar. Ben bir diplomatım, size yüzde yüz katılıyorum demokrasi için, demokrasinin olması için. Fakat daha önceki konu güvenlik olması, dünyada yayılan bir şiddet var, bu şiddet yayılıyor. Özellikle son yıllar içerisinde gerçekleşen olaylar. Özellikle mesela, Eylül 11 saldırıları. Şiddet arttı ve dünya çapında bir yayılma gösteriyor ve doğuyla batının koordine olması, bir iş birliği yapması lazım demokrasi olması için. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’nin zuhurundan önce, Hz. İsa (a.s.)’nın ortaya çıkışından önce şiddetin yayılacağını hem Tevrat’ta hem İncil’de görüyoruz ve hadis-i şeriflerde de görüyoruz. Yani, bunu durduracak olan Avrupa’yla Asya ülkelerinin birleşmesi değildir. Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.)’nın zuhuruyla bu şiddet duracaktır. Şu an Ahir zamandayız. Ekonomik krizin çıkış nedeni de yine, Mesih’in inişi ve Mehdi (a.s.) ile alakalıdır. Tevrat’ta da bu 7 yıla dikkat çekilmiştir. Yani son zamanlarda olan bütün olaylarda ve daha önceki olaylar da metafiziktir. Dikkatlice incelendiğinde o açıkça görülür. Dünya politikası, Mesihiyet, Hz. İsa (a.s.)’nın gelişi ve Mehdi (a.s.)’nin çıkışına göre yönlenmekte şu an dünyada. İyi, dikkatli bir analiz yapıldığında bu açıkça görülür. Barışın ve kardeşliğin tam tesis edilmesi Mehdi (a.s.)’nin zuhuruyla ve İsa (a.s.)’nın ortaya çıkışıyla olacaktır.
Evet, efendim bugünkü ziyaretinizden dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Hepinizi çok çok seviyorum, gerek Avrupa’dan gerek Müslüman ülkelerden gelen kardeşlerimin hepsine derin muhabbetim ve sevgim var. İnşaAllah her sene hatta başka sebeplerle de bu tarz yemeklerimiz olsun, bir arada sohbet edelim, konuşalım. Benim biraz sonra röportajım başlayacak, sizin de tabii çeşitli görevleriniz oluyor. O yüzden ben sizin yüksek müsaadelerinizi rica edeceğim, inşaAllah. Sizlere de afiyet olsun diyorum. Allah tekrarına erdirsin diyorum inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...
Kuran Tefsiri
Devamı ...