SUNUCU:Adnan Oktar’la Ramazan Sohbetleri programımıza www.Harunyahya.tv internet sitemizden değerli Hocamız Sayın Adnan Oktar’la birlikte devam ediyoruz, inşaAllah. Nasıl devam etmek istersiniz Hocam?
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam, ne anlatalım?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bir haber daha vardı, inşaAllah. Bu Mavi Marmara saldırısı olduğunda, siz; “İsrail fidye ödesin, özür dilesin” demiştiniz. Bu yönde bir haber var Hocam. İsrail’in en çok satan gazetesinde bir haber çıkmış. Bir Türk diplomat, ismini vermeyen, diyor ki; “evet böyle bir özür var, hazırladılar. İmzaya açtılar” diyor. Aynı zamanda tazminat konusundan da bahsediyor. Yani sizin söylediğiniz yönde Hocam, inşaAllah. Diyor ki; “Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri normalleşmesi için öne sürdüğü şartlardan sadece ikisinin kaldığını, bunların da Türkiye’den özür dilenmesi ve Mavi Marmara baskınında ölenlerin ailelerine tazminat ödenmesi konusu olduğunu söyledi.” Türk diplomat söylüyor bunu. “İsrail, Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen uluslararası soruşturmaya destek vererek önemli bir adım attığını belirten yetkili, tazminat miktarının İsrail’in inisiyatifine kaldığını, İsrail tarafından yayınlanacak bir özür mektubunun ise, aslında haftalardır hazır olduğunu, onay beklediğini ilk kez açıkladı.”
ADNAN OKTAR:Kardeşim, tabii ki bu gerekir. Yani bunu bu kadar uzatmak, büyük bir sorun haline getirmek yersiz. Gencecik çocuğun suratına üçer beşer kurşun sıkıldıysa, şimdi bu kahramanlık değil bu. Tamam, yani desinler mesela; “boş bulunduk. Korktular bir an, panik oldular da yaptılar” falan. Ama bunun açıklaması yok. Yani yapılan bir hatadır. Özür dileyecekler. Bir şekilde yapmışlar yani, nasıl yaptıysa yapmış. Ama yanlış, hata yani, inşaAllah. Fidye de ödenmesi gerekir. Tazminat ödenmesi gerekir. Tevrat’a göre de bu böyledir zaten, inşaAllah. İnşaAllah Başka ne var Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Siz münafıkların dini zorlaştırmaya çalıştığını anlatmıştınız. Ama Allah’ın dininin kolaylık olduğunu söylemiştiniz.
ADNAN OKTAR:Şimdi bir cahilliğinden yapanlar var. Bir de münafıklığından yapanlar var. Biz münafıklığından yapanları uyarıyoruz. Cahilliğinden yapanları da uyarıyoruz. Mesela, münafıklar ne diyorlar? 28’inci surenin, 36’ıncı ayetinde, “Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik” diyorlar. Mesela, Mehdi (a.s.) anlatacak bir şeyler, doğruları anlatacak. Ne diyecekler? “Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik“ diyecekler. Mehdi (a.s.) de diyecek ki; “Kuran’da var, Peygamber (s.a.v)’in sünnetinde var.” “Atalarımızdan işitmedik” diyecekler. Yani illa ki o sapkın ve deli mantığını savunacak. Bakın, münafıklar diyor ki; “siz ikiniz,” mesela, Ahir zamanda da Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.). “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek“ mesela, Hıristiyanların şirk inancı; yine Müslümanların da içinde bulunup fakat şirk halinde oldukları kafa, mantık. Ama hepsi değil tabii, bir kısmı. “Ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz?” Yani; “amacınız enaniyet, büyüklük” diyorlar, “kastınız bu, bu yüzden geldiniz.” Dolayısıyla münafıkların kullandığı silahlardan biri de budur, yani Müslümanları suçlamada. Böyle siyasi suçlama yapar yahut enaniyet ve kibir suçlaması yapar, inşaAllah. “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan” yani, Mehdi (a.s.)’ye yapılacak itiraz da olur, Hz. İsa (a.s.)‘ya yapılacak itiraz da olur. Hz. İsa (a.s.)’ya da Katolikler ve Protestanlar, Evanjelikler diyecekler; “sen ne yapıyorsun?“ diyecekler, Hz. İsa (a.s.)’ya, değil mi? “Bizim atalarımızdan gelen din bu.” Hatta diyor ki bir Kardinal hatırladığım kadarıyla; “gerçekten Hz. İsa (a.s.) gelse dahi, gerçekten gelse biz yine bu sistemimizden vazgeçmeyiz” diyor. Yani şimdi bu ne demek bu? İşte bu tam Kuran’ın anlattığı; yani, “Hz. İsa (a.s.) olduğuna tam inansam da” diyor, “gerçekten inansam ve gerçekten Hz. İsa (a.s.) gelse de, biz bu sistemden vazgeçmeyiz” diyor. Bak, ataların dinine körü körüne bağlanmaktan kaynaklanıyor bu. Bak hatta diyor ki, 11’inci Sure 62’inci ayet; “Atalarımızın taptığı şeylere tapmaktan sen bizi engelleyecek misin?“ “Atalarımız da tapmıştı” diyor, değil mi? Hz. İsa’ya tapıyorlar, Allah diye hâşâ. “Atalarımızın taptığı şeylere tapmaktan sen bizi engelleyecek misin? Doğrusu biz, senin bizi davet ettiğin şeyden” Kuran’dan, “kuşku verici bir tereddüt içindeyiz” diyecekler. Hz. İsa Mesih (a.s.) de onları etkisiz hale getirecektir, inşaAllah. Bakın, 2‘inci Surenin, 170’inci ayetinde; “ne zaman onlara: “Allah’ın indirdiklerine uyun”, denilse,” yani, “Kuran’a uyun” denilse; “onlar: “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulunduğumuz şeye (geleneğe) uyarız” derler” diyor. “Ne ise atalarımızdan gelen, biz ona uyarız. Kuran’a uymuyoruz” diyorlar. Allah diyor ki; “ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu bulamamış idiyseler?” “Ya sapkınsa ataları, yine mi uyacaklar?” diyor, Allah, değil mi? 5’inci Sure, 104’üncü ayet; “onlara, “Allah’ın indirdiğine ve elçiye gelin” dendiğinde,” yani “Peygamber’in sünnetine ve Kuran’a uyun” dendiğinde, ““Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter” derler. (Peki,) ya ataları bir şey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse?” “Yine mi uyacaklar?” diyor, Allah. 7’inci sure, 28’inci ayet; “Onlar ‘çirkin bir hayâsızlık’ işlediklerinde” yani Kuran’a uygun olmayan bir tavır koyduklarında, sünnete uygun olmayan bir tavır işlediklerinde, “biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk” yani; “atalardan, gelenekten gelen bilgi bu şekilde” diyorlar. “”Allah bize bunu emretti” derler.” Yani; “’olmayan; sünnette olmayan, Kuran’da olmayan şeyleri, Allah bize emretti’ derler” diyor. “De ki: “Şüphesiz Allah, ‘çirkin hayâsızlıkları’ emretmez.” “Kuran’a zıt olan, Kuran’a uygun olmayan hükümleri emretmez.” “Bilmediğiniz bir şeyi Allah’a karşı mı söylüyorsunuz?” diyor, Allah.
Oktar Hocam, sen ne, “bir şeyler anlatmak istiyorum” diyordun?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Sizinle ilgili söylenen, bazı şeyler vardı Hocam, inşaAllah. Onları okuyabilir miyim?
ADNAN OKTAR:Tamam, göreyim.
OKTAR BABUNA:Timurtaş Hoca Efendi diyor ki Hocam, sizinle ilgili olarak; “Adnan Oktar’ın keskin bir bakışı, etkileyici bir hitabı var. Sanki Allah’ın Hadi ismi üzerinde tecelli etmiş. On dakika bir gençle konuşsa, o genç muhakkak namaza başlar” diyor, Timurtaş Hoca Efendi. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah.
OKTAR BABUNA:Sultan Baba Hazretleri de şöyle buyuruyor, Hocam; “Sultan Babamız manevi olarak yerine kimseyi bırakmamış; aynen sizin dediğiniz gibi, artık Mehdi (a.s.)’nin geldiğini söylemiştir.” Bunu bizzat dinleyen söylüyor. “Sultan Babamız’ın evlatları, belki de bu memlekette kimsenin sevmediği, hatta kimsenin teslim olmadığı kadar size teslimdir. İnşaAllah, sizler ne derseniz doğrudur, ne derseniz kabulümüzdür. Nasıl uygun görürseniz, biz cani gönülden razıyız. Biz Sultan Baba’nın evlatları olarak, inşaAllah ölene kadar sizlerin yanındayız. Sizlere sonsuz teslimiyetimiz ve güvenimiz var ve elimizden gelen her desteği vermeye çalışıyoruz. Şunu çok iyi biliyoruz; siz varsınız, Erbakan Hocam var ve bu demektir ki İslam en kısa zamanda dünyaya hâkim olacak, bu müjde de inşaAllah beynimizde kazılı” diyorlar Hocam, Sultan Baba’nın öğrencileri, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sultan Babamız’ın bana karşı derin bir sevgisi vardır. MaşaAllah. Bütün talebeleri biliyorlar. O benim için çok büyük bir şeref, çok büyük bir nimet. Ben de Sultan Baba’yı çok seviyorum. Allah, Cennette inşaAllah komşu olmayı nasip etsin, inşaAllah.
Başka ne var Oktar?
OKTAR BABUNA:Şeyh Nazım Hazretleri’nin var, okuyayım mı onu da Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Şeyh Nazım Hocamız diyor; “Adnan Bey kardeşimize de Cenab-ı Allah, namaz için Yusuf Peygamber (a.s.)’in tecellisini ona giydirmek üzere ona halvet emreylemiş ve ümit ederiz ki ileriye doğru Adnan Bey’in yapacağı mükemmel hizmetler vardır. Velayet sırrı ile zahiri de başka da, velayet sırrı ile yapacağı ve yapmakta olduğu hizmet de vardır. Kendisi sabırlılardan yazılmıştır. Sabırlıların bir ötesi, efendim, razılardan da yazılmış, razılık da verildi ona. Şimdi sizin Peygamber (s.a.v.) huzurunda, size bir rütbe giydirilmiştir, bu muharrem-ül şerifte hafzeten, zahir ve batında sizi tevhid edecek, hem manevi bir ruh, hem bir maneviyat giydirilmiş ve bir anlayış da, bir ilham da size açılmıştır.Kalbinize doğacak olanı zapt edin, o inkişaf edecektir ve genişleyecektir. Darlanmayacak, artacaktır, eksilmeyecektir. O surette siz Kuran’ı Kerim hakkında yeni bir görüş, yeni bir anlayışla bilhassa o gençlere çok bir hizmet yapacaksınız. Velayet sırrı olduğu için size ben bunu söylemeye memurum” diyor, Şeyh Nazım; Hocam sizinle ilgili olarak, MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Tombul gözlüklü de Hocamıza kafayı takmış, değil mi, kendince? Ama Cübbeli’nin de eline kapandı. Tabii. Başka ne var, Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA:Hocam, biraz önce, Hz. İsa (a.s.)’dan ve üçlemeden bahsetmiştiniz. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Roma İmparatoru Konstantinus, pagan olan, zamanında üçlemeyi sokuyorlar, güya İncil’e; İznik Konseyi toplanıyor. Hâlbuki İncil’de Allah’ın birliğini ifade eden ifadeler var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tamam göster, anlat.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. İncil’de Hocam, Allah’ın birliği ile ilgili şöyle deniyor; “en önemlisi şudur, dinle ey İsrail; Allah’ımız olan Rab tek Rab’tır. Allah’ın olan Rabbi, bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle sev.” Markos. “İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp ona, ‘İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?’ diye sordu. İsa ona, ‘bana neden iyi diyorsun?’ dedi. ‘İyi olan tek biri var, O da Allah'tır’” diyor Hz. İsa (a.s.), İnşaAllah.
İznik Konsili’nde bu teslis inancını sokuyorlar. Çünkü Roma İmparatoru Konstantinus, pagan. Ve kendine tebliğ edilen Hıristiyanlık inancını kabul etmek istemiyor. Siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah. Fakat imparatorluğun yayıldığı, İskenderiye, Teb ve Libya’da Hıristiyanlık çok geniş kitlelerce kabul görmeye başlayınca, buna reaksiyon olarak, bozmak için Hıristiyanlığı üçleme inancını zorlamayla sokuyorlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Bu Zeus olayından etkilenmişler değil mi, onlar?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Nasıldı o konu, anlatsana.
OKTAR BABUNA:İskenderiye’de, Rahip Aryus’un cemaatinden, çok ağır eleştiriler geliyor. Tanrı Zeus ve Anne Metis’in birleşmesinden doğan, yani Yunan mitolojisinde bir baba, Tanrı Zeus ve Anne Metis’in birleşmesinden doğan Athena; yarı Tanrı. Bu mantığı uyarlamaya çalışıyorlar, İncil’deki Allah’ın birliği inancına Hocam, İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hayrettir, koskoca insanların böyle açıkça kaynağı da belli olduğu halde böyle bir inanca sahip olması. Hz. İsa (a.s.) niye Allah olsun? Allah’a dua eden, Allah’ın kulu; açık açık İncil’de de söylüyor, dua ediyor; “Rabbim Tek’tir” diyor, “Allah Bir’dir” diyor ve dua ediyor, Allah’a. Uyuyor, yemek yiyor. Yani, bu aslında çok ciddi üstüne gidilmesi gereken bir konudur. Allah diyor ya; “Gökler neredeyse parçalanacak bunların bu sözünden dolayı” diyor. Böyle bir hatada ısrar etmemeleri lazım, bunun mutlaka düzeltilmesi gerekiyor. Bu konuda başka anlatacakların var mı?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, bu şeye karşı çıkıyorlar aslında o dönemde. Aryus, İskenderiye’deki Rahip Aryus’un cemaatinden çok ağır eleştiriler geliyor. Aryus, Hz. İsa (a.s.) için kullanılan ‘Allah’ın oğlu’ sıfatının, onu ilahlaştırmak gibi bir anlam taşımadığını söylüyor ve bunu ispatlamak için de Matta İncili’ndeki; “ne mutlu barışı sağlayanlara, onlara Tanrı oğulları denilecek. (Matta 5-9)” alıntısını gösteriyordu. Bu tanım, ‘Allah’ın sevgili kulları, Allah’ın razı olduğu kullar’ anlamında kullanılmaktadır. Aryus, Allah’ın isteklerine uygun davranan herkes için bu sıfatın geçerli olduğunu ve bunun Hz. İsa (a.s.)’ya özel bir ifade olmadığını vurguluyordu Bu, ‘Tanrının oğlu’ ifadesinin, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Fakat onlar bunu bu şekilde almışlar. Bu konuyu genişleterek anlatalım, inşaAllah. Kardeşlerimiz de Hıristiyan kardeşlerimizle karşılaştıklarında bu konuyu, bu şekilde özetle, tam onların anlayacağı gibi anlatsınlar, inşaAllah. Özellikle Hıristiyan kardeşlerimize. Ama tartışmaya girmeden, inşaAllah. Yani onları böyle, üzecek, sinirlendirecek bir tavır içerisinde değil de, makul ve mantıklı bir tavır içerisinde anlatsınlar, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam, ben Amerika’daki, Avrupa’daki Hıristiyan kanallara bağlanıp sizin bu konuya yani üçlemenin de yanlış olduğunu anlattığınıza ve buna hiçbir şekilde karşı çıkmadıklarına ve rencide olmadıklarına çok şahit oldum, Allah’ın izniyle. Çok net olarak anlatıyorsunuz Hocam konuyu ve kanaatleri de geliyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Anlatan yok, mesela Hıristiyanlar da buna cesaret edip birbirlerine zaten anlatamıyorlar. Müslümanların bir kısmını da bununla ilgilenmiyorlar. Dolayısıyla bu cahillik sürekli devam ediyor, yani dal budak sarıyor. Onun için bizim anlatmamız çok önemli, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam, Allah razı olsun ve İslam’ın da tek din olarak, yani Hz. İsa (a.s.)’nın geldiğinde Müslüman olacağını, Kuran’la hareket edeceğini ve İslamiyet’in de tek din olarak hakim olacağını anlatıyorsunuz, Hıristiyanlara. Onu da kabul ediyorlar Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bu Zeus’tan şundan bundan nasıl etkilenmişler, onları da resimli olarak bir hazırlayalım film olarak, o şekilde gösterelim. Film olarak daha iyi akıllarında kalır. Sözlü anlatımdansa onun daha etkili olacağını düşünüyorum, inşaAllah. Ama özetin özeti, çok kısa.
Bak, bir kardeşimiz Osman Ünlü’ye; “nereden çıkardın bu 3000 yıl konusunu?” demiş. O da, ona uzun uzun bir yazı göndermiş. Arkadaş da bize gönderdi. Bakın, diyor ki Osman Ünlü; “Hazreti Mehdi, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin bildirdiğine göre” bakın, “İmam-ı Rabbani Hazretlerinin bildirdiğine göre, kendisinden, yani İmam-ı Rabbani’den 1000 sene sonra gelecek ve üçüncü binin müceddidi olacaktır.“ Eğer bunu Hoca göstermezse Mektubat’ta, biz Hocaya ne diyelim? “Doğru Söylemeyen Hoca” diyelim, değil mi? Doğru söylemeyen Hoca ve insanları yanlış yönlendiren Hoca. Bak, diyor ki, bir daha söylüyorum; “Hazreti Mehdi, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin bildirdiğine göre” İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin adına bir insan doğru söylemiyorsa ne olur bu insan? Peygamber (s.a.v.) adına doğru söylemiyorsa ne olur bu insan? Bak, diyor ki; “İmam-ı Rabbani” güya “diyor” diyor, güya “kendisinden”, demiş ki yani; “benden” demiş, İmam-ı Rabbani “’Benden 1000 sene sonra gelecek, üçüncü binin müceddidi olacaktır’ demiş” diyor. Kardeşim Mektubat elimizde. Bakın iki cilttir, bu birinci cildi. Osman Ünlü Hoca, Mektubat’ta sen bize bunu göstermezsen, ilgili yeri bize göstermezsen “Doğru Söylemeyen Hoca” olarak seni tarihe biz kaydedeceğiz, değil mi? Doğru Söylemeyen Hoca.
OKTAR BABUNA:Aslında siz hazırlatmıştınız Hocam. O cetveli gösterememiştik, onu gösterelim mi?
ADNAN OKTAR:Göster. Hayır, Hoca bir kere kardeşim, bunu diyor yani. Bir kere bak, burada bir acayiplik var. Mektubat’ta böyle bir ifade hiçbir şekilde yok. Mektubat’ta İmam-ı Rabbani ısrarla diyor ki; ”Peygamberimiz (s.a.v.)’in irtihalinden 1000 sene sonradır” diyor. Defalarca söylüyor, bir kere, iki kere, üç kere değil; aynı şeyi söylüyor. Hoca ne diyor; “yok, öyle bir şey yok” diyor. “Bak” diyor, “ben doğrusunu söyleyeyim” diyor; “Hz. Mehdi (a.s.), İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin bildirdiğine göre,” diyor. Nerede bu? “Bildirdiğine göre, kendisinden, İmam-ı Rabbani’den 1000 sene sonra gelecek ve üçüncü binin müceddidi olacaktır.” Bakın Türkiye gazetesi okuyanları, TGRT seyredenleri, Hoca yanlış yönlendiriyor. Türkiye gazetesi okuyan kardeşlerimiz sorsunlar; “Hocam, bu nerede geçiyor?” Sayfasını versinler, ben burada yayınlayacağım. Gidip Hocadan özür dileyeceğim, elini öpüp özür dileyeceğim. Ama o doğru söylemiyorsa bütün Müslümanlardan özür dilesin. Doğru Söylemeyen Hoca. Alenen doğru söylemiyor, yok böyle bir şey kitapta. Bu ne cesaret kardeşim? Bu ne cesaret? “İmam-ı Rabbani söyledi” diyor, üstelik de. Bunu mutlaka yayınlasın kardeşim. Çıkıyor, karşındaki adam, “ha öyle mi?” diyor, dinliyorlar. Bak şöyle yaparsın; sayfayı açarsın, böyle gösterirsin. Bak ben mesela gösteriyorum. Efendim buyurun. Mesela bak, 455. sayfada açıkça anlatıyor, burada. Görünüyor, değil mi? Evet. 455. sayfa, evet. Ne diyor; “Bilesin ki,” diyor, “Resulullah (sav)'in ümmeti arasından çıkanlar pek kamildirler. Yani Resulullah (sav) Efendimiz'in irtihali (vefatı) üzerinden”. “İmam-ı Rabbani’nin irtihali üzerinden” demiyor burada. Bak burada ayıp yapıyor, çok ayıp. Müslümanlara doğru konuşsun. “Yani Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in irtihali üzerinden” İmam-ı Rabbani’nin irtihali üzerinden demiyor. Ayıp Hoca, ayıp. Bak; “Peygamber (sav) Efendimiz'in irtihali üzerinden bin sene geçtikten sonra isterse az olsunlar. Onların pek kemalli olmaları şunun içindir ki: Şeriatın takviyesi, pek tamam tekliyle hasıl ola. Aradan bin sene geçtikten sonra,” yani Peygamberimiz (s.a.v.)’in irtihalinden 1000 sene geçtikten sonra, “Mehdi (a.s.)’nin gelişi de bunun içindir. Onun mübarek kudümünü (gelişini), Hatem'ür-resül Resulullah (s.a.v.) Efendimiz müjdelemiştir. Hz. İsa (a.s.)dahi aradan bin sene geçtikten sonra nüzul edecektir.” Nerde burada üç bin sene? Nerde “İmam-ı Rabbani vefatından sonra” diye ifade? Anlat, burada bunu da anlat.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, tam dediğiniz gibi, hem bu ifadeyi okunuz Hocam, inşaAllah. Ayrıca yine İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ında; “bu ümmetin sonu, ikinci binin başlaması ile başlar. Yani Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından bin sene sonra” diyor, İmam-ı Rabbani Hocam, inşaAllah.
Siz bunu hazırlatmıştınız Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: Burada şimdi ilk bin yılı görüyoruz, başlangıcı Miladi takvimin başlangıcı Hz. İsa (a.s.)’nın doğumu, sıfır noktası. M.S. 571 Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğumu, M.S. 632 Peygamberimiz (s.a.v.)’in irtihali vefatı, İmam-ı Rabbaninin bahsettiği, inşaAllah. M.S. 1563 İmam-ı Rabbani’nin doğumu. İmam-ı Rabbani’nin yaşadığı dönem, ikinci bin yılın içinde, inşaAllah. M.S. 1624 İmam-ı Rabbani’nin vefatı. M.S. 1979, yani hicri 1400; Mehdi (a.s.)’nin zuhuru. Bakın, ikinci bin yılın içerisinde. İlk bin yılı görüyoruz bitiyor, yeşil olan bölge ikinci bin yıl. “İslam ümmetinin son bin yılı” diye bahsedilen ikici bin yılını görüyoruz.
ADNAN OKTAR: Yalnız, tabii burada karışıklık olmaması için ben şunu açıkça belirteyim, burada insanlar karıştırabilirler. Burada hicri takvimle söylüyorlar, hicri takvimle. Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra bin yıl geçtikten sonra, bin yıl geçtikten sonra, tamam; İmam-ı Rabbani gelmiştir. Fakat İmam-ı Rabbani diyor ki; “Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra”, tamam kendinin geldiğini söylüyor ama “asıl gelecek olanlar Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)’dır” diyor, “ikinci bin yılın içinde çıkacak olanlar” diyor. Dolayısıyla, Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra geçen süre esas alındığında, biz o devre girmiş durumdayız şu an, ikinci bin yıla girmiş durumdayız, inşaAllah. Ama bakın mühim olan, burada bu şahsın bu ifadesini, nerde görmüş, yazıyı nerde görmüş? Bunu bize söylemesi gerekiyor. Bakın mesela 628’inci sayfada, görüyorsun, değil mi? Zoom yapıyor musun? Bak ne diyor; “bu ümmetin ahirliği, ikinci binin başlaması ile başlar. Yani Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in irtihalinden itibaren.” Hiçbir yerde, “İmam-ı Rabbani’nin vefatı itibaren” veya “onun vaktinden itibaren” demiyor. ‘Üçüncü bin yıl’ lafı, sözü hiçbir yerde geçmiyor. Osman Ünlü Hoca ayıp yapıyor, gözlerimizin içine baka baka yanlış söylüyor, değil mi? Türkiye Gazetesi okuyanları, TGRT seyredenleri yanlış bilgilendiriyor. Eğer bu dediğini bana gösterirse ben buradan kalkıp gideceğim, saat kaç olursa olsun, Hocamızın elini öpeceğim ve özür dileyeceğim. Ama o doğru söylemiyorsa milletin önünde herkesten özür dilesin. “Ben,” desin “doğru söylemedim, İmam-ı Rabbani’nin böyle bir sözü yok. ‘Benim,’ yani İmam-ı Rabbani’nin kendisinin, ‘vefatından itibaren bin yıl geçtikten sonra, Mehdi (a.s.) gelecek’ diye bir ifadesi yoktur. Ben bunu yanlış söyledim” diye açıklaması lazım, değil mi? Evet.
OKTAR BABUNA: Zaten bir kaç yerde söylüyor İmam-ı Rabbani Hazretleri, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Canım bir çok yerde. Hayır, farz edelim baskı hatası olarak da olabilir, baskı hatası, göstersin o ifadeyi bize. Tamamen hayali bir ifade. Evet, Oktar Hocam başka neler var?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Şirk koşmadan Allah’a kulluk etmek konusundan da bahsetmiştiniz Hocam, inşaAllah. Onunla ilgili ayetler vardı.
ADNAN OKTAR: Tamam oku.
OKTAR BABUNA: Şirk koşmadan sadece Allah’a kulluk etmenin, İncil’de geçtiğini söylemiştiniz Hocam, inşaAllah.
“İsa ona şu karşılığı verdi: “Allah’ın olan Rabbe tap, yalnız O'na kulluk et” diye yazılmıştır Matta’da.
ADNAN OKTAR: Tamam, bir daha söyle.
OKTAR BABUNA: “İsa ona şu karşılığı verdi: “Allah’ın olan Rabbe tap, yalnız O'na kulluk et” diye yazılmıştır.” Matta 4, 10.
ADNAN OKTAR: Evet, başka?
OKTAR BABUNA: “Sevgili kardeşlerim, putperestlikten kaçının.”Pavlus’tan Korintliler’e. Ayrıca, “Herkes bizi iyi karşıladığınızı anlatıp duruyor. Yaşayan, Hayy olan, diri olan gerçek Allah’a kulluk etmek üzere, putlardan Allah’a nasıl döndüğünüzü anlatıyorlar.”
ADNAN OKTAR: Evet, başka?
OKTAR BABUNA:“Putlara sunulan kurban etinin yenmesine gelince, biliyoruz ki, dünyada put bir hiçtir ve birden fazla Allah yoktur.”
ADNAN OKTAR: İncil’den değil mi?
OKTAR BABUNA: İncil’den bu Hocam.
ADNAN OKTAR: “Birden başka Allah yoktur” diyor, ne diyor burada arkadaşlar, çıkıyorlar? “Hz. İsa (a.s.) da Allah’tır, Allah da Allah’tır, Ruhü’l Kudüs de Allah’tır.” Bir tane Allah var, değil mi, inşaAllah? Açıkça söylüyor İncil’de, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bu sizin İranlı Zebari’yle yapılan röportajınızı göstermiştim Hocam, onu deşifresi geldi.
“Harun Yahya: İsrail, İran’a Saldırmayacak” başlığı Hocam, inşaAllah. İngilizce ve Farsça çeşitli internet haber sitelerinde ve haber dergilerinde yayınlatacakmış Hocam inşaAllah, bunu. “Sevgili, Sayın Yahya” diyor, “sizin görüşünüze göre, İsrail rejimi, İran’a karşı bir saldırı başlatabilecek askeri yeterlilikte mi? İsrail açısından, İran’ı vurmasının sonuçları ne olacaktır?” Sizin okuyayım mı, cevabınızı?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: “Şu an Ahir zamanda yaşıyoruz, Mehdiyet çağındayız ve Peygamberimiz (s.a.v.) bu dönemde yaşanacak tüm olayları detaylı olarak haber vermiştir. Bu tarihten sonra herhangi bir büyük savaş yaşanmayacak. Deccaliyet orta doğuda kan dökmek istiyor ama Allah’ın izni ile biz buna müsaade etmeyeceğiz. Ne İsrail’in İran’a ne de İran’ın İsrail’e saldırması söz konusu olamaz. Hiçbir haklı gerekçe yokken, masum insanlara yönelik bir saldırı Kuran’a göre de haramdır, Tevrat’a göre de haramdır. Tevrat’ın hükümlerine uyan her Musevi, Allah’ın, “öldürmeyeceksin” emrine de uymakla yükümlüdür. Her ne kadar İsrail’de bazı çevreler çatışmadan, kan dökmekten, kargaşadan yanaysa ve zaman zaman bu çevreler etkili oluyorlarsa da, İran gibi büyük ve güçlü bir ülke karşı fili bir saldırıyı, İsrail’in büyük çoğunu kabul etmeyeceği açıktır. Biz samimi dindar Museviler ile Müslümanları birbirine düşürmek isteyenlerin asıl amaçlarının ne olduğunu biliyoruz ve onların karanlık oyunlarını deşifre ettik. Dolayısıyla ne İran ne de İsrail bu oyuna gelmeyecektir. Bunun için Allah’a samimi olarak İman eden, peygamberleri seven, Allah’ın indirdiği kitaplara iman eden, Ahiretin varlığını bilen, Musevi ve Müslümanların dinsizliğe, Darwinizm’e, ateizme, materyalizme karşı fikrî ittifakı şarttır. Ateistler ve Darwinistler kendi düşünceleri doğrultusunda rahatlıkla ittifak etmekte, var güçleriyle, hangi dine mensup olursa olsun iman edenleri ezmeye çalışmaktadırlar. Darwinistlerin ve materyalistlerin ittifakı yeryüzünü kana bulamaya çalışırken, Allah’ı seven ve Allah’ın emrettiği ahlakın hakim olmasını isteyenlerin ittifak edememesi olağanüstü bir durumdur. Samimi dindarlar ittifak ettiğinde, savaş isteyenlerin tam anlamıyla etkisiz hale geleceği açıktır. Bunun için hem İranlı hem İsrailli dindar kardeşlerimizin birbirlerine şefkatle, anlayışla ve sevgiyle yaklaşmaları ve dinsizliğe, materyalizme, Darwinizm’e karşı ilimle, bilimle, kültürle büyük bir mücadele yürütmeleri şarttır. Bu gerçekleştiğinde kimsenin savaştan, saldırıdan, kavgadan, çatışmadan söz etmesi mümkün olmayacaktır.”
İsrail’in, İran’a karşı saldırı düzenlemesi durumunda, İslam dünyasının tepkisi ne olacaktır? İsrail’in, İran’a karşı saldırı düzenlemesi durumunda Türkiye’nin olası tepkisinin nasıl olacağı tahmin ediyorsunuz?” diye soruyor Hocamıza. Hocamız da cevap veriyor: “Ben İsrail’in böyle bir şeye yelteneceğini sanmıyorum, yeltenmeyeceğine inanıyorum İsrail’deki dindar samimi Museviler de böyle bir saldırıya müsaade etmezler ve bunu istemezler. Türkiye’nin tavrı her zaman adaletten, haklıdan ve mazlumdan yana olmuştur. Ama burada dikkat çekilmesi gereken önemli bir olay var; deccaliyet, özünde birbirinin kardeşi olan, hepsi Hz. İbrahim (a.s.)’in çocukları olan Müslümanlarla Musevileri birbirine kırdırmaya çalışıyor. Hem Musevilerin hem Müslümanların yok edilmesini amaçlıyor. Deccaliyeti çok iyi teşhis edip bu oyunu tam anlamıyla deşifre ederek etkisiz hale getirmek çok önemli, inşaAllah.
MaşaAllah Hocam, daha da devam ediyor uzun uzun maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kaddafi genç kızlara Kuran dağıtmış ama “hostes kızlara” diyor, nasıl hostes kız oluyor bu? Ne demek bu? “Sekizle otuz beş arasında değişen yaşları” diyor. Böyle bir şey var mı, hostes?Hostes ne demek?
OKTAR BABUNA: ‘Servis eden’ demek, ‘hizmet eden’. Uçaklardakilere ‘hostes’ denir çalışanlara, ama ufak çocuklar çalışmıyor tabii uçaklarda.
ADNAN OKTAR: On sekizdir de, basım hatasıdır.
OKTAR BABUNA: Olabilir.
ADNAN OKTAR: Evet on sekizdir, evet. Ama tabii Kaddafi’nin yöntemleri olmaz böyle; “haydi Müslüman olun.” Öyle demeyle Müslüman olmaz adam. İman hakikatleri anlatılması lazım, Kuran’ın mucizeleri anlatılması lazım, değil mi? Akılcı anlatılması lazım. Mesela, diğer dinlerdeki çelişkiler, yine saygılı, sevecen bir üslupla anlatılması lazım. Kuran’ın bilimi nasıl sardığı anlatılması lazım, bilimin geçekleri ile Kuran’ın gerçeklerinin nasıl beraber gittiklerinin gösterilmesi lazım ve Kuran’sız bilim olmayacağı da insanlara gösterilmesi lazım, inşaAllah, değil mi? Biraz ara verelim, ondan sonra yine devam edelim.
SUNUCU: Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR: “Merhabalar” diyor, “Adnan Oktar Bey’in akşam sohbetlerini çok keyifle izliyorum ve kendilerini de çok seviyorum. Kitaplarından ve sohbet programlarından, anlatımlarından çok şey öğrendim ve öğrenmeye devam edeceğim, inşaAllah. MaşaAllah Hocamız üç buçuk saatlik uykuyla çok zinde ve çok güzel aydınlatıcı sohbetler yapıyor. Kendilerinin bu üstün ve güçlü özellikleri bizde yok. Fakat program saatlerini biraz erken olursa” diyor kardeşimiz, “sabah işe giderken zorlanmayacağım. Ne işten ne Hocamın sohbetinden vazgeçemeyeceğime göre, eminim Hocamız program saatlerinde yeni bir düzenleme yaptırır ve daha erken saatlere alırlar programı. Eminim bu konu çok talep geliyordur. İlginiz için şimdiden teşekkür ediyorum. İyi akşamlar.” Selin Hanım, “Selin Kenter.” Ne yapacağız Oktar Hocam, bak “bir düzenleme” diyorlar?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam.Nasıl uygun görürseniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şöyle yapsak,ertesi gün izleyebiliyor ama “canlı yayın olarak” herhalde diyor.
OKTAR BABUNA: Dediğiniz gibi banttan izleyebiliyorlar ama bütün programı.
ADNAN OKTAR: Ne yapsınlar? Bak şöyle yatağa başlarını koysunlar. Beni seyrederken uykuları gelirse hemen uyusunlar. Ertesi gün zaten hazır program, değil mi? Seyredecekler. Nasıl öyle, değil mi?
OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz. Ayrıca dünyanın birçok yerinde de saatleri tam ancak denk geliyor Hocam, bu saatlere.
ADNAN OKTAR: Şimdi bizi Amerika’da izliyorlar, Çin’de izliyorlar, Kore’de izleyenler var, İtalya’da izleyenler var, Fas, Tunus, Cezayir’de izleyenler var. Şimdi dünya küre şeklinde olduğu için herkesten bu talepler gelecektir. O zaman nasıl yapacağız? En iyisi yine o şekilde olması, inşaAllah. Evet, ne anlatalım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Bazı çocukların Müslüman ülkelerdeki durumu vardı, fotoğraflarla. Gösterelim mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Bakayım. Bak, İttihad-ı İslam olmaması nelere mal oluyor İslam aleminde, bir görsünler. Cübbeli Ahmet iyi baksın.
İttihad-ı İslam olsa, bu manzaraların hiçbirini görmeyiz. İttihad-ı İslam olacak da Türk İslam Birliği olacak da böyle olaylar olacak, öyle mi? Mümkün değil, hiçbiri olmaz bunların İnşaAllah. Hepsi güler yüzlü, neşeli ve canlı olur. Gayet de güzel hayat yaşarlar. Bu perişanlık, bu zulüm mümkün değil o zaman olması. Tamam.
Cübbeli’nin filmi mi var dediniz? Ne diyor filmde? Ona nihayetinde söylettik, “İslam alemindeki Müslümanların çektiği zulmü, çektiği zorlukları anlatsın ve İttihad-ı İslam’ın önemini anlatsın” dedik. İslam alemindeki zulmü uzun uzun anlattı, çözüm; “İttihad-ı İslam değil, hepimizi öldürsün küfür” diyor, “böylece Cennete gideriz, böylece kurtulmuş oluruz, zafer kazanırız” diyor ve “ben de alimim” diyor. Allah bize Kuran’da cehd etmeyi emrediyor. Cehd etmek; gayret etmek, İslam’ı yaymak değil mi? Şeytandan Allah’a sığınırım. “Din Allah’ın oluncaya kadar, zulüm yeryüzünden kalkıncaya kadar, fitne, fesat yeryüzünden kalkıncaya kadar Allah yolunda mücadele edin” diyor. Cübbeli bunu söylemiyor; “hepimizi öldürsünler de kurtulalım” diyor.
-VTR-
ADNAN OKTAR:Bakın, görüyorsunuz; “başarılı olması, İslam alemini ezmesi, Müslümanları yerle bir etmesi, Müslümanları şehid etmesi hiç sorun değil” diyor, “nasıl olsa biz Cennete gideceğiz” diyor, “onlar da Cehenneme gidecekler” diyor. “Küfür dünyayı kaplasın, hiçbir şey olmaz” diyor, “Deccaliyet dünyayı kaplasın, hiçbir şey olmaz” diyor. Tek bahsetmek istemediği şey Mehdiyet, İttihad-ı İslam, Türk İslam Birliği, Müslümanların galip olması, zafer kazanması. Bunlardan bahsetmek istemiyor adam, şiddetle kaçınıyor. Birisi de çıkıp sormuyor; “niçin bahsetmiyorsun İttihad-ı İslam’dan, Türk İslam Birliği’nden? Allah’ın ayetleri ortada; Kuran’da bu Allah’ın bize bir emri, çok fazla ayet var. Peygamberimiz (s.a.v)’in hadisi var, İslam’ın dünyaya hakim olacağı ile ilgili. Neden Müslümanları bu yönde teşvik etmiyorsun?” demiyorlar, oturup dinliyorlar. Ne diyorsun bu duruma?
SUNUCU:“Allah hidayete erdirsin” diyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi, Allah akıl fikir versin? Kuran’ı anlamayı nasip etsin.
OKTAR BABUNA: Hocam, bu biraz önceki röportajınız birçok yerde çıkmaya başlamış, maşaAllah. Göstereyim mi? Bu bir ayrı bir site Hocam, İnşaAllah. “Baltimorechronicle” diye Amerikan; “İsrail, İran’a saldırmayacak” diyor, “Harun Yahya yazısı.” Aynı şekilde, yine başka bir sitede Hocam, “cyberfaith.blogspot.com” diye, yine aynı yazı Hocam, inşaAllah. Yine aynı şekilde başka bir sitede Hocam, “İsrail, İran’a saldırmayacak” yazısı, röportajınız, “Ramallah Online” ve daha… MaşaAllah Hocam. Aynı şey her tarafta çıkıyor Hocam şu anda, maşaAllah. Bu da deminki site, bu bugünkü. Yani bugün şu anda çıkıyor her tarafta, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: İşte dedik; “kendimiz evdeyiz ama fikirlerimiz dünya çapında iktidarda maşaAllah.”
OKTAR BABUNA:EvelAllah, maşaAllah Hocam. Hocam Doğu Türkistan’a zulmü kaldırdı Çin, maşaAllah, sizin çalışmalarınızla.
ADNAN OKTAR: Ama o mucize. Yani 30 yıldan beri 40 yıldan beri uğraşır Müslümanlar. Çin ile ilgili protestolar yapılır, konuşmalar yapılır; Çin hiç tınmaz. Ben dilekçe gönderdim Çin Büyükelçiliğine, Çin Devleti’ne ve Amerika’ya, oraya burada ve burada konuşma yaptım, açıklama yaptım; tek bir noktada değil, çok fazla noktada zulmü kaldırdı Çin. İdamları durdurdular, sebepsiz adam tutuklamaları durdurdular. Ondan sonra, ev yapmaya başladılar kardeşlerimize, Doğu Türkistanlı kardeşlerimize. Karakollardaki o alt katlarda yapılan o zulümler falan onlar, bunlar tamam; durdu. Arkasından bizi davet ediyorlar; “gelin bakın” diye.
OKTAR BABUNA: Sizi davet ediyorlar, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, şimdi önümüzdeki günlerde yine ziyaretime gelecekler Çin Elçiliğinden inşaAllah. Ama biz samimi anlattık yani, haklıyız, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Allah çok etki uyandırıyor Hocam, sizin üstün ahlakınıza karşılık, maşaAllah. Kimseyi dinlemiyordu Çin, ne Birleşmiş Milletler’i ne Avrupa’yı ne Amerika’yı.
ADNAN OKTAR: Evet, bir de bir tek bizim internet sitemizi serbest bırakmış. Bu da çok acayip, maşaAllah, değil mi? “Bak neden yasaklıyorsun internet sitemi?” dedim, hemen açtılar arkasından, inşaAllah. MaşaAllah.
Bunlar dünyadaki büyük internet siteleri, değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam, inşaAllah. Her yerde çıkıyor. Amerikan, başka yerler, İran. Ramallah’ın kendi sitesinde çıkmış Hocam, inşaAllah. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ne anlatalım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, nasıl uygun görürseniz. Sizin söylediğiniz bir şey daha gerçekleşti. Yani, o yönde en azından ilerlemeler var. Onu gösterelim mi Hocam, inşaAllah? Şehit ailelerine yardım ile ilgili. Siz, şehit aileleri verilmesi gereken önemi ve yapılması gerekenleri söylemiştiniz Hocam siz, inşaAllah. Şehit ailelerine yardım ile ilgili.
ADNAN OKTAR: Evet.
-VTR-
OKTAR BABUNA: 1201 olmuş Hocam, söylediklerinizden gerçekleşen.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah söyletiyor, Allah meydana getiriyor, yaratıyor. Her söylediğimizi Allah, Elhamdülillah, dua mahiyetinde söylüyoruz; Allah yaratıyor maşaAllah. Almanya’dan Sebahat Hanım; “Hocam” diyor, “aile büyüklerimiz münafık olunca” diyor, “işimiz zor” diyor, “nasıl davranmamızı tavsiye edersiniz?” Ne yapmak gerekir? Sebahat Hanım öyle diyor, “aile büyüklerimiz münafık olunca ne yapmak gerekir?”
OKTAR BABUNA:Hocam, münafık, Allah söylüyor en aşağılık mahlûkinşaAllah. “hayvanlardan daha aşağılıktır” diyor ve kin ve buğzu emrediyor Allah, inşaAllah. Çünkü Allah’a baş kaldırmış ve Müslümanların aleyhine olan Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’e, Hz. Mehdi (a.s.)’ye karşı faaliyet yapan, onu hatta Peygamberimiz (s.a.v.)’i öldürmeyi planlıyorlar Dırar Mescidi kurup, böyle bir varlıklar. Allah’ın emrettiği şekilde davranmak gerekir inşaAllah, Kuran’da.
ADNAN OKTAR: Şimdi tabii münafığı biz bilemeyiz ama alametlerini görürüz. Yoğun olarak münafık alameti varsa, ailesindeyse tabii oturup oradan kaçması gerekmez, illa kaçacak diye bir şey yok yahut illaki hicret edecek diye bir şey yok. Çünkü münafığın eylemine bağlı ama münafık namaz kıldırmıyorsa, dinine saldırıyorsa, artık senin haysiyetine şerefine yöneliyorsa o şekilde duramaz tabii o evde, oradan hicret edecek. Ama münafık, bazen şiddeti yüksek değildir, saldırganlaşmaz, yani kuluçka devresindedir, saldırgan değildir. O zaman kendini muhafaza edebilir, mesela odasında namazını kılar gizlice, ibadetlerini yapar gizlice ve onunla tartışmaktan da kaçınır. Kendini öyle koruyabilir. Ama dozunu arttırıp saldırganlaştığında zaten o konuda itaat yok, o zaman hicret. Yapacağı budur, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Bak Cenab-ı Allah diyor ki, 22’nci sure 78’inci ayet, şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah adına gerektiği gibi mücadele edin,” gayret edin, tebliğde bulunun, İslam’ı yayın. “O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir,” din kolay, güçlük yok, “atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi)” diyor Cenab-ı Allah, “kolaylık var” diyor. 57’nci sure 27’nci ayette Allah; “(Bir bid'at olarak)” uydurdukları, “türettikleri ruhbanlığı” yani, dine ilave ettikleri yeni yeni ibadetleri, uydurma inançları “Biz onlara yazmadık” diyor Allah, “(emretmedik).” “Bizim öyle bir talebimiz yok” diyor, Cenab-ı Allah; “bir emrimiz yok.” 54’üncü sure 17’nci ayet; “andolsun” diyor Cenab-ı Allah, yemin ediyor; “Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık”, “kolay” diyor Cenab-ı Allah, “Fakat öğüt alıp-düşünen mi var?” diyor. Münafıklara hitap var burada, değil mi, küfre? 87’nci Sure, 8’nci ayet, “Ve seni kolay için başarılı kılacağız”. “Kolayda başarılı kılacağız” diyor Cenab-ı Allah, Peygamberimiz (s.a.v.)’e. 92’nci sure, 7’nci ayet; “Biz de onu kolay için başarılı kılacağız.” 2’nci sure, 185’nci ayet; “Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez”. Cübbeli, duyuyor musun? Dinle, uyuma şimdi. Uyku vakti onun da, onun için hatırlatıyorum.
18’inci Sure, 88’inci ayet, “Ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleyeceğiz." Kolay olanı. 44’üncü Sure 58’inci ayet, “Belki onlar öğüt alıp-düşünürler diye,” Şeytandan Allah’a sığınırım, “Biz (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.”, “rahat anlaşılır hale getirdik, hükümleri kolaydır, din kolaydır” diyor Allah. Allah, bak münafıklara diyor ki ve herkese tabii. Münafıklar şimdi, “münafıklara diyor ki” derken, münafık zaten Kuran ayetini kabul etmez. Onun için bunlar Müslümanlara hitaptır. Münafık zaten dinlemez, değil mi? İbret almamız için Allah söylüyor. 5’inci Sure 87’nci ayet, “Ey iman edenler Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın,” aksi münafık alametidir. Bakın, Allah'ın helal kıldığı güzel şeyleri haram kılıyorsa bir insan, olmayan şeyleri ortaya çıkarıyorsa, helaller, haramlar ortaya çıkarıyorsa bu münafık alametidir. “Ve haddi aşmayın,” Kuran’ın ölçüsünün dışına çıkmayın. 16’ncı Sure 116’ncı ayet “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla”, alıştığınız için, münafıklar sürekli yalan söylerler ya, “şuna helal buna haram demeyin” kendi kafanıza göre, “Neye göre haram?” diyorsun; “Atalardan öğrendim ben” diyor, “orda böyle yazıyor” diyor. “Kuran’da var mı?” diyorsun; yok. Bak, “şuna helal buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler” diyor Allah, kurtuluşa ermez. “Ezilirsiniz, perişan olursunuz” diyor Allah.
Başka ne anlayım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam, Suyuti Hazretleri’nin naklettiği bir hadis vardı Hocam, inşaAllah. Hadiste Hz. Mehdi (a.s.) ve cemaatinin işlerini inşaAllah diyerek yaptıklarını haber veriyor, okuyayım mı hadisi Hocam, inşaAllah?
ADNAN OKTAR: Oku, evet.
OKTAR BABUNA: “Onlar çok hamd eden, (namazlarını ilk vakit kılmaya gayret ettikleri için) güneşi gözleyen ve yaptıkları işi sağlam yapan kimselerdir. Onlardan biri bir iş yapmak istediği zaman “inşaAllah bu işi yaparım” der. İçlerinden biri bir tepeye çıktığında Allah-u Teala’yı tekbir eder, bir vadiye indiğinde de Allah’a hamd eder. Toprak onlar için temizleyicidir, yeryüzü kendileri için nerede olsa bir mescittir.”
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri, demek ki inşaAllah’ı, maşaAllah’ı çok söyleyecekler, değil mi? İnşaAllah ve bütün Müslümanlar.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, evet. Elhamdülillah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: 10’uncu sure 59’uncu ayet, “De ki: "Allah'ın sizin için indirdiği sizin bir kısmını haram ve helal kıldığınız rızıktan, haber var mı?” Yani; “bir kısmını helal kıldınız, bir kısmını haram kıldınız” diyor Cenab-ı Allah. “Söyler misiniz? De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan uydurup iftira mı ediyorsunuz?" Cübbeli özellikle bunu iyi dinlerse çok iyi olur, bir de Osman Ünlü Hoca çok iyi dinlerse iyi olur, itinayla dinlesinler. Bak “De ki: Allah'ın sizin için indirdiği sizin bir kısmını haram ve helal kıldığınız rızıktan, haber mi var? Söyler misiniz? De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan uydurup iftira mı ediyorsunuz?" Onların da öğrenmesinde fayda var, “yapıyorlar” demiyorum da, bilirlerse iyi olur, inşaAllah. 3’üncü Sure 78’inci ayet, “Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler,” yani okudukları konuları dillerini eğip bükerek böyle dil cambazlığı yaparak bambaşka bir şekle getirirler. “Açık bir hükmü bambaşka bir şekle getirirler” diyor Allah. “Siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye.” Yani; “okuyan da, duyan da sanki Peygamberimiz (s.a.v.)’in böyle bir emri varmış, Kuran’ın böyle bir hükmü varmış gibi zannedesiniz diye, dil oyunu yaparlar, dilleriyle oyun yaparlar” diyor. Osman Ünlü Hocam dikkatlice dinlerseniz, hep beraber okuyoruz, siz dikkatli dinleyin; uyku vakti değil. “Oysa o kitaptan değildir” diyor, değil mi? Mesela baktığında ne Hadis kitabında, ne ilmihalde hiçbir yerde yok, doğru söylemiyor.
Oktar Hocam sen bir şeyler anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’nin isimleri vardı Hocam.
ADNAN OKTAR: Söyle.
OKTAR BABUNA: EL MEHDİ: Hidayet Olunmuş, Hidayete Ermiş.
HALEF-İ SALİH: Allah Evliyalarının Liyakatli Halifesi (manevi lideri).
EL MANSUR: Allah Tarafından Yardım Edilen.
VELİYİ ASR: Asrın Velisi, Zamanın Tek Hakimi, Zamanın Tek Rehberi.
BAKİYYETULLAH: Allah’ın Yeryüzünde Geriye Kalan Tek Hücceti ve Son İlahi Manevi Lideri.
SAHİB'ÜD DAR: Yurdun Sahibi (manevi sahibi).
İMAM-I ASR: Asrın İmamı (manevi lideri).
SAHİBİ’L-EMR: İlahi Adaleti Uygulamakla Sorumlu Olan.
EL HÜCCET: Reddi Mümkün Olmayan Kesin Delil.
EL HÂDİ: Hidayete Sevk eden, Doğru Yola Ulaştıran.
EL KAİM: Hak İçin Kıyam Eden, Ayakta Duran.
EL MUNTAZAR: Herkes Tarafından Beklenen.
MEHDİ-Yİ MUNTAZAR: Beklenen Mehdi.
İMAM-I MUNTAZAR: Beklenen İmam (manevi lider).
Sahibül zaman: Zamanın sahibi.
Mehdi-yi Mev’ud: Vaat edilmiş Mehdi (a.s.).
Kaim-i Al-i Muhammed (s.a.v.): Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan gelen kıyam edecek olan Mehdi (a.s.).
El hatim: Hatmeden, sona erdiren.
Nahiyetü'l-mukaddese: Kutlanmış Yön, En Yüce ve Kutsi.
MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Daha da var, daha da var. İnşaAllah. Mesela; Arslan değil mi? Lakaplarındandır, inşaAllah. Esedullahtır, Hz. Ali (a.s.) gibi değil mi? Allah’ın aslanıdır. Allah’ın keskin kılıncıdır, ilim kılıncıdır inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam, bu kadar mübarek bu kadar üstün vasıflara sahip ahlaklı birinin geliyor olması çok büyük bir müjde insanlık için inşaAllah, elhamdülillah, dünya için.
ADNAN OKTAR: Ama Cübbeli tedirgin.
OKTAR BABUNA: O da mutlu olacak Hocam inşaAllah, zamanı geldiğinde. Çok memnun olacak, utanacak inşaAllah. Bayağı utanacak, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Osman Ünlü de.
OKTAR BABUNA: Evet, çok utanacaklar inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Osman Ünlü ısrarla onu bize gösterecek. O dediğimiz konuyu. O konuda bakın bütün milletin gözünün içine baka baka diyor ki; “İmam-ı Rabbani’nin vefatından itibaren” İmam-ı Rabbani Peygamberimiz (s.a.v.)’in adına böyle hadis uydurur mu? Nerde geçiyor, “İmam-ı Rabbani’den sonra 1000 yıl geçtikten sonra Mehdi (a.s.) gelecek” diye? Peygamberimiz (s.a.v.) böyle bir şey nerde söylüyor, değil mi?
OKTAR BABUNA: Çok açık ifadeler, hepsi “Peygamberimiz (s.a.v.)’in irtihalinden sonra” diyor.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Peygamberimiz (s.a.v.)’in irtihalinden, İmam-ı Rabbani kendisi söylüyor bizzat. İmam-ı Rabbani nerde diyor, “Benim vefatımdan 1000 yıl sonra Mehdi (a.s.) çıkacak” diye? “Peygamber (s.a.v.) söyledi” der mi?
OKTAR BABUNA: Hiçbir şekilde demiyor Hocam, evet.
ADNAN OKTAR: Değil mi? 3000 yıla çıkarttı. 1000 yıl daha ilave etti Osman Ünlü Hocamız, böylece ünü yayılıyor ama iyi bir ün değil, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Evet Hocam, tam 1000 yıl daha ilave etti.
ADNAN OKTAR: Evet doğru söylemeyen olarak ünlendi.Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Siz münafıkların cihad etmek istemediklerini, cehd etmek istemediklerini söylemiştiniz Hocam, inşaAllah.Ayetler var Hocam inşaAllah.Şeytandan Allah’a sığınırım.
“Dediler ki: "Ey Musa, orda zorba bir kavim vardır, onlar çıkmadıkları sürece biz oraya kesinlikle girmeyiz. Şayet oradan çıkarlarsa, biz de muhakkak gireriz.”
ADNAN OKTAR: Şerh et.
OKTAR BABUNA: Musa (a.s.)’ın dönemindeki münafıklar Hocam. Bir zorluk karşısında, bir mücadele ortamı olduğunda “onlar çıkmadıkları sürece biz oraya kesinlikle girmeyiz. Biz mücadeleye girmeyiz” diyorlar.
ADNAN OKTAR: Nereye gidiyor? Dedesinin evine, babasının evine, kardeşinin evine; çıkar nerdeyse oraya. Kene gibi böyle, domuzun kenesi gibi yapışıyor. Çünkü risk var orda, risk var. Ölebilir, yani şehit olabilir, tutuklanabilir, acı çekebilir, sürgüne gidebilir. Yorulacak, vaktini alacak ama Allah’ı anacak, tebliğ yapacak, dini yayacak, değil mi? Allah’ın dinini dünyaya hakim edecek. Münafığın en darlandığı konu budur. O zaman ne yapıyor? Domuzun ilgili yerine gider, yapışır. Ve oradan ahkam keser, ahkam. Uydurma izahlarla ortaya çıkar veyahut o devrin hak kitabı neyse onu kullanır. Mesela Hz. Musa (a.s.) devrinde Tevrat’ı kullanıyor. Hz. İsa (a.s.) zamanında İncil’i kullanıyor. Mesela Hz. İsa (a.s.)’yı ihbar eden kahpe de öyle. O kahpeye sorsan ne diyecek? “İncil’de zaten demedi mi, İsa (a.s.) ihbar edecek diye?” diyor, değil mi? “Allah dedi bunu” diyor. “İşte Allah’ın emrini ben de yerine getiriyorum” diyor. Al sana münafık işte, değil mi? “Bak,” diyor, “İncil’de demedi mi” diyor, “İsa (a.s.)? Söyledi” diyor, “’birisi ihanet edecek’ dedi” diyor, değil mi? “Allah’ın hükmü bu,” diyor, “işte Allah’ın hükmünü yerine getiriyorum” diyor. Ama ne yaptı Romalılar da? Avuçlarından çivilediler, ayaklarından çivilediler, karnından çivilediler, bir de kafasından çivilediler ve belasını buldu. Çünkü Hz. İsa (a.s.) için düşündüğünü Allah ona uyguladı değil mi? Bas bas bağırıyordu. “İsa Mesih (a.s.) ben değilim” diye, değil mi? Askerler de döve döve götürdüler, “nasıl sen değilsin?” dediler. Çünkü ihbar ettiği yere girdiğinde bir kişi var, değil mi? O da olsa olsa Hz. İsa (a.s.) olmuş oluyor, onlara göre, askerlere göre. Halbuki ihbarcı, Allah; “ona benzetildi” diyor, ayette, “benzetildi.” Yani; “ihbarcı Hz. İsa (a.s.)’ya benzetildi” diyor. Ve onu Hz. İsa (a.s.) zannettiler. Hatta talebeleri de Hz. İsa (a.s.) zannettiler. Onun için, “onun çarmığa gerildiğini gözümüzle gördük” diyorlar. Halbuki çarmığa gerilen Hz. İsa (a.s.) değil. Yehuda İskaryot, Yehuda. Beni niye terk ettin, Elohi, Elohi?” diyor. “Allah’ım beni niye terk ettin?” diyor. Sen Allah’ın Peygamberine tuzak hazırlıyorsun. Allah seni terk etmiyor ki, belanı veriyor, değil mi? Tabii. Bağıra bağıra can verdi inşaAllah. Talebeleri de hakikaten çarmıha gerildi zannettiler. O yüzden İncil’e böyle yanlış düşünceler girdi. Halbuki Hz. İsa (a.s.) böyle bir şey olmayacağını onlara önceden söylüyor. Allah’ın tuzağı bozacağını da söylüyor. Yani bu konuda başarılı olamayacaklarını söylüyor. Ama buna rağmen orda böyle, o konuda cahillik eden insanlar oldu ve böyle naklettiler. Kuran’da tam doğrusunu açıklıyor Cenab-ı Allah. Allah’ın Peygamberi “beni niye terk ettin?” der mi?
OKTAR BABUNA: Demez inşaAllah tabii ki.
ADNAN OKTAR: Peygamber sözü, olur mu böyle bir şey? Ulu’l Azm Peygamber, değil mi? Var gücüyle bağırır mı, “Ben İsa (a.s.) değilim” diye?
OKTAR BABUNA: Bağırmaz tabii ki inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Yehuda İzaryot.
OKTAR BABUNA: Şeyi örnek vermiştiniz Hocam. Hz. Zekeriya (a.s.), ağacın kavuğundayken, keserlerken yine Allah’ı tesbih ediyor. Tam şehidlik anında.
ADNAN OKTAR: Tabii; “Yarabbi, baki olan sensin” diyor. “Yarabbi, baki olan sensin” diyor. Öyle tesbih ede, ede, ede, ede şehit oldu, maşaAllah. Peygamberler korkmaz öyle şeyden, çekinmezler. Yani şehit olmaktan çekinmez. Sevinç duyar, iftihar eder, değil mi? Bak, Allah’ı zikrede ede ede şehit oldu maşaAllah. Hz. Zekeriya (a.s.)’yı da, Hz. Yahya (a.s.)’yı da ikisini de şehit ettiler, inşaAllah. Ki Yahya (a.s.) biliyorsunuz. Hz. İsa (a.s.)’nın çok sevdiği yardımcısıydı. Çok çok seviyordu, maşaAllah. O da Hz. İsa (a.s.)’nın imtihanı oldu. İmtihanıydı. Yani talebelerinin de imtihanı olmuş oldu. Mesela bak, Allah onu, şehid olması gerekiyor, şehid ediyor. “Şehid oldu” diyor zaten, olduğunu Allah. Mesela “Peygamberleri şehid ettiler” diyor, Allah, açıklıyor. Ama göğe aldığında da “Allah, tuzaklarını bozdum” diyor, değil mi? “Mâ katelûhu” diyor, Allah. “Katletmediler, asmadılar” diyor. Bir daha söylüyor Allah, “lakin” diyor, “benzetildi, ona benzetildi” diyor. Ve bu iddia ile şüphe içindedirler zaten” diyor, Allah ayette. “Allah onu Kendi Göğü’ne yükseltti” diyor,” katına aldı” diyor. Adamlar diyor ki; “ölmedi ama öldü.” Kardeşim şimdi bu nasıl bir söz? “Hz. İsa (a.s.) ölmedi ama öldü” diyorlar. Allah “tuzağı bozdum” diyor. Tuzak bozma nasıl olur? “Ve onların içinden seni temizledim” diyor, “tahir ettim” diyor “ve tuzağı bozdum” diyor. Öldürerek tuzak olur mu, değil mi? Allah “Katım’a aldım” diyor, inşaAllah. Ama tabii, onlar kendi kafalarına göre yorumlamaya çalışıyorlar. Halbuki bir tek Hz. İsa (a.s.) ile ilgili bu açıklama var. Hayır, isterse Allah öyle de yapar, o şekilde de yapardı. Fakat Kuran’da açıkça beyan ediyor, çok sarih, anlaşılmayacak gibi değil, inşaAllah. Ve Kütüb-i Sitte’de de bu çok açık vurgulanıyor. İncil’de bir yanlışlık olduğunda Kuran onu şiddetle üstüne giderek açıklıyor. Mesela teslis. Ama Hz. İsa (a.s.)’nın yeniden dünyaya dönüşü ve Hz. İsa (a.s.)’nın göğe alınması çok mühim bir konudur, çok mühim bir konudur. Kuran bunu tam tasdik eden üslup kullanmış Kuran’da, Cenab-ı Allah. Yani yanlış olan da tam aksine muhkem, bakın; muhkem hüküm kullanıyor Allah, muhkem. Mesela, “Allah üçtür demeyin” diyor. Bakın; “demeyin” net, muhkem ifade. İma yok, değil mi? Çok muhkemdir. “Allah birdir” diyor. “Allah üçtür diyenler küfre düşmüştür” diyor, Allah; net. Bak, muhkem ayet. Ama bu konuda, Hz. İsa (a.s.)’ın göğe alınması ve yeniden yeryüzüne inişi konusu ki Hıristiyanlığın temel inançlarındandır, onu tam anlamıyla destekleyen ayetler var. Ve sadece Hz. İsa (a.s)’ya mahsus olarak, mahsus olmak üzere. Ve Kütüb-i Sitte’deki hadislerinde meşhur hadisler, tevatür derece hadisler de hep bu konuyu açıklar mahiyette. Ama Şaşar Beşer Hoca’ya göre bu yok, böyle bir şey yok. Ne İsa (a.s.)’nın inişi mevzubahis ne Mehdi (a.s.)’nin çıkışı ne İttihad-ı İslam; hiçbiri yok. Hocanın o suratını seyredeceksin. Samanyolu Tv’de böyle, Mehtap Tv’de anlatacak. Bediüzzaman üslubunun tam tersi; Bediüzzaman’ı zaten beğenmiyor, Ehl-i Sünnet alimlerini zaten bir kenara koymuş durumda, Kütüb-i Sitte’yi de bir kenara koymuş durumda. “Onların bir kısmı doğru, bir kısmı yanlış” diyor. “ Kütüb-i Sitte’yi de ben en iyi bilirim. Ne Buhari ne Müslim ne Tırmızi ne İbni Mace ne Süneni Davud, İmam Davud; hiçbiri bilmez” diyor, “ben çok iyi bilirim” diyor, “bana soracaksınız siz” diyor. Yani “% 95’inin üstünde kitap geçersizdir” diyor. İnsanlar da böyle dinliyorlar adamı. Bu çok riskli bir durum, yani çok acayip bir durum. Nur talebelerine, Fethullah Hocamız’ın talebelerine yeni bir misyon çiziliyor, yeni bir mühendislik uygulanıyor; bu çok acayip bir şey bu. Risale Nur Külliyatı’nın çizgisinin dışında, Ehl-i Sünnet çizgisinin dışında, Şaşar Beşer’in görüşü doğrultusunda yeni bir misyon. Bu nasıl iştir? Bu nasıl bir kafadır yani, değil mi? Neyi amaçlıyor burada? Buna karşı ben de bu tertemiz gençliği, tertemiz insanları uyarıyorum ki; pırıl pırıldır Fethullah Hocam’ın talebeleri, pırıl pırıl, çok efendi çocuklar, inşaAllah.
Hz. Yahya (a.s.)’yı biliyorsun. O mübareğin başını keserek tepside getirdiler o zamanın kahpeleri. O şekilde şehid olmuştur Hz. Yahya (a.s.), o mübarek güzel başını inşaAllah. Hz. Zekeriya (a.s.) da ağaç kovuğuna, küfür kovalayınca o zamanın münafıkları, saklandı, kovuğun içine girdi, ağaç kovuğunun. Anladılar içinde olduğunu, o ağaç kovuğunun içinde olduğunu. Testere getirttiler, ondan sonra, tam onun bulunduğu bölümde, yani tabii biliyor zaten o, ses geliyor artık, testereyle doğrandığı belli, orada; “Baki olan Allah’tır, Baki olan Allah’tır.” Sürekli böyle zikir getirerek, şehid ettiler. Tam bir aslan, tam bir yiğit yani, inşaAllah. Son ana kadar hep; “Allah, Allah, Allah, Allah” diye, hep o şekilde son nefesini verdi.
OKTAR BABUNA: Dediğiniz gibi; münafık avaz avaz bağırıyor, Peygamber de ahlakı bu şekilde Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi, Fethullah Hocamız’ın eskiden talebeleri, Bediüzzaman’la ilgili büyük toplantılar yaparlardı, onu anarlardı. Şaşar Beşer Hoca’dan sonra bu anmalar kaldırıldı. Çünkü adam beğenmiyor, Bediüzzaman’ı beğenmiyor. Ben “müceddid üstü müceddidim” diyor, özetle. “En büyük müceddid benim” diyor. E o zaman bu nedir yani? Darwinizm’e, materyalizme karşı zaten hiçbir tavrı yok. Bilgisi de yok, kültürü de yok, gücü de yok, hiçbir şeyi yok; sadece susuyor oraya. Kardeşlerimiz bu konuda çok titiz davransınlar, birbirlerini uyarsınlar. Nur talebesi kardeşlerimiz de, Fethullah Hocamız’ın tertemiz, nurani talebeleri de çok uyanık olsunlar. Mehdiyet, şahs-ı manevi değil; şahıstır. Mehdi (a.s.) vardır, talebeleri vardır ve şahs-ı manevisi vardır. Abdülkadir Geylani vardır, talebeleri vardır, şahs-ı manevisi vardır; Peygamberimiz (s.a.v.) vardır, sahabeleri vardır, şahs-ı manevisi vardır. Sakın oyuna gelmesinler, sakın ha sakın, sakın ha sakın. Bu mühendislik projesini tam tersine çevirsinler inşaAllah.
Ne diyor mesela Üstad, Şualar sayfa 590’da;“Büyük Hz. Mehdi'nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde ve cihad aleminde (mücadele aleminde) çok dairelerde icraatleri olduğu gibi” diyor, değil mi? Mesela bunu, kardeşlerimiz Bediüzzaman’a güvensinler. Şaşar Beşer Hoca’ya güvenmesinler, Bediüzzaman’a güvensinler. Samimi alim, samimi kişidir ve Allah’ın Hadi isminin tecelli ettiği bir insandır. Osman Ünlü Hoca da, o da konuyu geçiştirmeye çalışan, İmam-ı Rabbani’nin izahlarını tamamen değiştirip, bin yıl daha ilave edip, Müslümanları bin yıl daha oyalamaya karar vermiş bir kişidir. Bin yıl daha. Bizim bir güne bile, değil mi, tahammülümüz yok? Bir gün bile Müslümanların gecikecek durumu yok. Bak gösteririz o çocukların resimlerini, o gariplerim, o güzeller güzeli çocuklar İttihad-ı İslam bekliyorlar. İttihad-ı İslam olacak; onlar paşa gibi olurdu, paşa. Sevinç içinde yaşarlardı. Bak, kan revan içinde kalmışlar, değil mi? Bin yıl daha sen onlara süre veriyorsun; “bin yıl daha ezilin” anlamına gelir bu, değil mi?
Şimdi Ramazan, kardeşlerimiz sahura kalkacaklar. Biz daha teravih namazı kılacağız, acele. Evet, haydi bakalım, inşaAllah.
SUNUCU: Bizi yarın 22:00’den itibaren www.Harunyahya.tv,Mavi Karadeniz Radyo, Çay Tv ve Gaziantep Olay Tv ekranlarından takip edebilirsiniz. Şimdilik iyi geceler.
Kuran Tefsiri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...