SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. Bu akşam www.harunyahya.tv, Mavi Karadeniz Radyo, Kanal S, Samsun AKS, Tv Kayseri, Nevşehir Keyif Fm 92.7, Bingöl FM 102.0, Erzurum Radyo Süper Kanal 99.9, Enerji FM Ordu 90.0, Adana Ceyhan CRT Tv ve Radyo, Ankara Beypazarı Seylan Tv, Mardin Kanal 47, Sakarya Kanal 54’den canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Ramazan Sohbetleri programında yine sizlerle birlikteyiz. Birbirinden önemli konuların yer alacağı programımıza bilmediğiniz, merak ettiğiniz konulardaki sorularınızla siz de e-maillerinizle katılabilirsiniz. Nasıl başlamak istersiniz?
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam neler anlatalım?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Bu ekonomik krizi 2014’lerde biter diye söylemiştiniz Hocam inşaAllah. Ve dünya çapında bu yönde hem inanış var hem de hazırlık var. Mesela IMF’nin bir haberi burda “Müslümanlar ilerleyebileceklerini asr-ı saadette gösterdi” şekilde bir haber var Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Müslümanlar ilerleyebileceklerini asr-ı saadette gösterdi.” Asr-ı saadette mükemmel bir hayat sistemi vardır, diyor . Bunu kim söylüyor? IMF söylüyor güzel.
OKTAR BABUNA: Şimdi Hocam sizin iki yıl önce 2008 yılında American Puplic Tv’ye bir demeciniz var. Burdaki bir bölümü okuyorum. Diyorsunuz ki Hocam siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. “ve bu krizin geri dönşü yoktur.” Ekonomik krizden bahsederek, “muhtemelen 7 yıl devam edecek. Kuran’da buna işaret var. Yani 2007’de başladı. 2014’e kadar devam edeceğini tahmin ediyorum” diyorsunuz. 2 sene Hocam maşaAllah. “Ekonomik kriz önlemleri 2014’e kadar uzatılıyor” 29 Ocak 2010 tarihinde Tercüman Gazetesi’nin haberi Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne dediysek o.
OKTAR BABUNA: Bilgi sizde Hocam maşaAllah.
Aynı şekilde 1 yıl önce 2009 yılında Denge Tv’de diyorsunuz ki; “muhtemelen 2014 yılına kadar devam edecek bir ekonomik krizdir bu. Bunun hafife alınmaması gerekiyor. Çok ciddi tedbirler alınması gerekiyor. Sebeplere sarılınması gerekiyor.” Gazi Erçel eski Merkez Bankası Başkanı eski, “7 yıl sendromu” diye bir yazı yazmış Hocam. Uluslarası para fonu IMF dünya ekonomik görünümü raporunun bir bölümünü yayınladı. Özellikle hastane, finansal kriz sonrası diye devam ediyor. “IMF uzmanlarının bulgularına göre”diyor. “Küresel kriz dünya ekonomilerindeki büyümeyi en az 7 yıl süreyle olumsuz yönde etkileyecek.” Belki 2013, belki de 2014 yılında büyümede kriz öncesi düzeyi yakalayabileceğimizi işaret ediyordu. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sorsan nerden kaynak desen? Bilmiyorum diyecek. Kaynak benim. Çünkü hepsi ilk başta “üç ay, beş ay, altı ay, bir sene sürecek” diyorlardı. Ben “7 yıl sürecek” deyince, önce bir şok oldular. Sonra IMF dahil, hepsi birden kabul ettiler. Demek ki dediğim doğruymuş, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bir haber daha vardı Hocam. Yine aynı şekilde “İngiltere kriz öncesine 2014’te dönecek.”. Onların da tam inancı sizin açıklamanızdan sonra bu şekilde. “İngiltere kriz öncesine 2014’te dönecek” diye yine ayrı bir gazetede ik ayrı haber. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama şartlı bak, böyle uçmasınlar, şartlı. Dine dönmeye başlayacakları için, Hz. İsa (a.s.)’ya sevgi artacağı için, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e sevgi artacağı için, dünya dindarlaşacağı için böyle olacak. Yoksa yine böyle dillerini sokağa çıkararak falan parmaklarını havaya kaldırarak falan o tip içerisinde değil, . O kafayla iyice batarlar. Dindarlaşacakları için, Allah’a inanç artacağı için, Darwinizm’e ve materyalizme karşı tavır alınacağı için, 2014’ten sonra bir gelişme var. Yani kimse uçmasın kaçmasın da yani bunu da görecekler. O kısmını alıyor, ekonomik kriz gidecek. Eee puronu yakacaksın, vur patlasın çal oynasın, böyle bir şey olmayacak. Yeniden dine dönüş, İslam’a dönüş, Kuran’a dönüş müthiş hızlanacak, onun bereketiyle bir düzelme olacak inşaAllah. Yoksa Allah burayı bir oyun eğlence yeri yapmadı dünyayı. Yani millet böyle samba yapsın falan böyle eğlensin, Allah’a, dine, mukaddesata söz söylesinler diye, onun için dünya var değil. Burayı böyle eğlence yeri zannediyorlar. Eğlence yeri değil burası. Buraya Allah’a kulluk yapmaları için, imtihan için geliyorlar . Burda imani eğitim için geliyorlar. Allah’ı görmek, Allah’ın sanatını bilmek, Allah’a derin saygı ile bağlanmak, Allah’ı derin sevmek için geliyorlar. Böyle gaflet içinde, dalalet içinde, Darwinizmi, materyalizmi savunarak, hâşâ dine kafa tutarak, İslama kafa tutarak çılgın bir hayat için değil. Öyle olduğunda böyle oluyor işte. Onlar zannediyorlar ki durduk yere 2014’te durduk yere bir rüzgâr esecek, düzelecek. Bundan dolayı değil. Bakın dikkat edin. İmana dönüş olacağı için düzeliyor. Bunu kafalarına iyice koysunlar. Bunu bilmiyorlar, ondan hiç bahsetmiyorlar. Öyle zigzaglar falan tamam da o zigzag gelir senin burnunun üstüne tık diye dokunur. Öyle bir şey yok. Yani denemek mi istiyorlar? Sakın denemeye kalkmasınlar inşaAllah. Dediğimi yapacaklar, ondan dolayı düzelecekler. Bak bunu iyice kafalarına koysunlar. Allah’a şükretmeyi öğrenecekler, hamd etmeyi öğrenecekler, Allah’ın güzelliğini hakkıyla takdir etmeye başlayacaklar ondan sonra, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Geçtiğimiz günlerde burada o şekillerde haberler göstermiştik. “Yunanistan’daki ekonomik krizden dolayı kiliselerde Allah’a yalvarılıyor, dua ediliyor” diye inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
“Bu şiiri dün Fethullah Gülen iftarında okudular.” Ama Fethullah Gülen iftarını kim yaptı bunu yazmamışsınız, bir. Hangi televiyonda yayınlandı bu belli değil, iki. “Gönlüm yine seni andı bu akşam. Karanlık gecemin şafağı Üstad” diyor, Bediüzzaman’a. Çünkü burda Üstad’ın isminin de geçmesi gerekiyor. Şimdi bak burada çok büyük bir eksiklik var. Bediüzzaman, Said Nursi ismi geçmesi lazım. Üstad, anlaşılmaz ki burada, Üstad. Kimi kastediyorsun? Adam Şaşar Beşer’i de anlayabilir . Herkesi anlayabilir. Muğlâk olmaz. Bak, “doğduğu an feyzi gönlüme Üstad, bir şey var sanıyordum kendimde ben. Bütün sermayem bir ten bir de kefen. Meğer zuhur edinceye kadar sen. Aldanmıştım böyle kanmıştım Üstad.” Şimdi bu zaten Şaşar Beşer’in de iddiası diyor. “Siz kandınız, yanlış hareket ettiniz. Ehli Sünnet âlimlerinin büyük bölümü hatalı, % 95’in üstü hatalı” diyor. Dolayısıyla “Üstad benim” diyor adam. Şimdi bu şiiri ona okudu zannedebilirler. Bediüzzaman’ın isminin anılamasını rica ediyoruz. Bak onun ismi var, Said Nursi. Bediüzzaman Said Nursi bu şekilde anılmasını istiyoruz inşaAllah. Abdulkadir Geylani ismi anılsın, İmam Rabbani ismi anılsın, mezhep imamlarının ismi anılsın, bu hadisler, bu bilgiler onlar kanalıyla bize geldi . Onlar gayret etmeseydi bu bilgiler yok olur giderdi. Herkes Şaşar Beşer Hoca gibi olsaydı. Ne Hz. İsa (a.s.) ile ilgili hadisler gelirdi, ne Mehdi (a.s.) ile ilgili hadisler gelirdi, ne diğer detaylarla ilgili hadisler gelirdi. Hiç biri gelmezdi. Onun için aklı başında olacaklar. Bir de Bediüzzaman söyledikleri doğru çıkan bir insan. Bir kendini bir Üstad’ın yerine koysun Şaşar Beşer. Kaç tane insanın imanına, hidayetine vesile olmuş. Kaç kişi? Bana saysın. Bir de Bediüzzaman kaç kişinin hidayetine vesile olmuş? Bir de onu saysın bakalım. Şaşar Beşer kafasıyla biz ne olurduk biliyor musun? Yani tahmin tahayyül edemeyeceğin çizgiye gelirdik şu an. Eğer 30 yıl, 1960’lardan itibaren desek veyahut 50’lerde itibaren diyelim. Mesela 50 yıl Şaşar Beşer’in kafasıyla bu millet eğitilmiş olsaydı. Kafanda bir canlandır. Ne olurdu bu millet? Gençlik ne olurdu, Müslümanların hali ne olurdu? Onun için Bediüzzaman’ın kıymetini bilecekler. Ne yapalım Oktar Hocam?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Bazı haberler vardı. Gösterelim mi inşaAllah?
“Siz bize Türk diyemezsiniz” diye bir haber var Hocam burda. BDP Partisinden Mardin milletvekili Emine Ayna aldıkları boykot kararını değerlendirirken; “biz niye ölümlerden ölüm beğenelim. Eğer boynumuzda bir ilmek varsa, o ilmeğin kimin çekeceğine niye karar verelim. Bizim boykot kararımız o ilmeği kesme kararıdır. Cellâdımızı seçme değil” demiş, Hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi bunu söyleyen Emine Ayna Hanımefendi. BDP Mardin milletvekili. Ne “Türk demeyin mi?” diyor.
OKTAR BABUNA: Evet. “biz kürtüz ama bu ülkenin vatandaşıyız.” Yani “Türk demeyin bize” diyor.
ADNAN OKTAR: Şimdi ama ayıp yapıyor. Şimdi Amerika’daki adama sen, Meksikalısı var, Arjantin’li var, bilmem ne var. Adama sorduğunda “Amerikalıyım” diyor. Yani bu alerji nedir bu? Şimdi Abdullah Öcalan denilen o cins adam, ailesinde başka Türk kavimlerden de insanlar var. Ne diyeceğiz biz ona şimdi? Şimdi bu Ayna Hanımın soyuna baksak biz. Türk de vardır, Ermeni de vardır, efendim Hitit kanı da vardır . Arap kanı da vardır. Biz ne diyeceğiz buna şimdi? Şu iş mi şu? Türkiye’de yaşayan Türküm diyen herkes Türk’tür. Bizim milli kimliğimizi ifade etmek için bu açık bir gerçektir. Bunda ne var? Yani bunu ırkçı bir üsluba çevirmenin âlemi ne? Eğer ırkçı üslupla bakacak olursak, bakmak istiyorsak, gelsin genetik kodlarına baktıralım. Kaç çeşit kavim çıkacaktır. Ne diyelim biz? Arabın A’sını alacağız, efendim Kürt’ün K’sini alacağız, Çerkez’in Ç’sini alacağız, Laz’ın L’sini alacağız. Yaz bakayım ne çıkacak. Yapmasın bunu ayıp yapıyorlar. Bir de sanki ölümlerden ölüm beğen. Kardeşim bir kere daha önce demokraside de hukukta da eksiklikler vardı Türkiye’de, bu belli biliniyor. 12 Eylül öncesinde de. Gittikçe düzeltmeye çalıştı hükümetler ve bu hükümet de düzeltmeye çalıştı. Yani hakikaten bir gayretleri var. Ama bu hükümet döneminde özellikle daha bir gayret var görüyoruz. Bunun iyileştirici olduğu açık, belli. Niye dürüst konuşmuyorsunuz? Yani hukukta iyileştirme amaçlı değil mi bu? Demokrasi de iyileştirme amaçlı değl mi? %100 iyileştirecek mi? Tamam değil, doğru. Kısmende olsa, %10 bile olsa kar . %10 iyi olacaksa, iftihar edin, daha ne istiyorsunuz? Niye %10 eksiltmeye çalışıyorsunuz demokrasiyi, özgürlükleri? Ve size kim akıl verdi? Yani beni konuşturmasınlar şimdi. Burada olay ortaya çıktı. Olay ortaya çıktı burada. Size bu aklı kim verdi . Bıraksınlar bunu, niye özgür olmasını istemiyorsunuz insanların? Niye demokrasi istemiyorsunuz? Çünkü komünizmin stilinde, PKK’nın stilinde şiddet ve baskı vardır. Korkutma ve yıldırma vardır. Korkutma ve yıldırma kalktığında, baskı kalktığında, demokrasi geldiğinde, özgürlük geldi mi PKK ne oluyor? Buhar oluyor, buhar olmamak için ne isteyecek adam? Baskı isteyecek, zaten baskının en şiddetlisini uyguluyorlar halka. Ölüm tehditleri, dindarları vurmalar, . Şehit etmeler, halka göz açtırmamalar, kepenk kapattırmalar… Despot bir rejim uyguluyorlar. Bakıyorlar ki Türkiye’de de bir demokrasiye doğru gidiş hızlanacak, daha iyi olacak. Alerjileri tuttu, alerjileri tuttu; aman aman aman durduralım. Bunların derdi bu. Diğer partilerde de bazı şeylerde de, şimdi biz bunlara diyorlar evet oyu verirsek, Başbakan doğru yolda gidiyor, hükümet de doğru yolda gidiyor anlamına alır millet, bunları alır yine yeniden iktidara getirirler. Kardeşim bizim milletimiz o kadar bilgisi eksik bir millet mi? Bilmiyor mu ne yapacağını . İşine gelen doğru gördüğü yerde evet oyunu verir mesela bu konuda evet, doğru. Ama baktık hükümette hoşumuza gitmeyen yönler var. Tavrından hoşlanmadık, bakarız partilere. Ne güzel mis gibi partilerimiz var. Götürür ona oyumuzu veririz bu kadar. Biz mecbur muyuz sürekli AK Partiyi iktidarda tutmaya, istediğimiz gibi değiştiririz. Ama AK Parti de başarılı olursa hakikaten samimi davranırsa niye iktidarda tutmayalım? Allah muvaffak etsin . Yani hiçbir suçu yoksa hiçbir anormallik yapmıyorsa niye devamına evet demeyelim? Ama anormal hareketler yapıp da bizi tedirgin ederse, oyumuzu verir, indiririz aşağıya. Yani biz bayağı akıllı bir milletiz bize güvensinler, inşaAllah. Yani sırf inat olsun diye de olmaz bu iş. Belli ki lehinde... Kardeşim sırf şu Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, Türkiye’nin kalbinin kalbi, şah damarı, en hassas yer. Buranın geniş bir heyetle temsil edilmesi Türkiye için büyük bir güvenlik, rahatlık ve huzur. Güzel, hayırlı bir şey bu. Onun için hayırlı hareket etmek istiyorsak, benim kanaatim evete oyumuzu vereceğiz, inşaAllah. Ama öbür konularda ben bayağı titizim. Takip ediyorum. Mesela bir anormallik olduğunda millet kükrüyor. AK Parti öyle istediği gibi hareket edemez. Aydın bir millet var. Aklı başında bir gençlik var . Yani öyle dümdüz giden bir millet değiliz biz. Rahatsız olduğumuz şey olduğunda hemen yansıyor, hissediliyor. Mesela AK Parti bir acayip bir şey yapıyor. Belediye seçimler falan bakıyorsun hemen tak oylar inmiş. Mesela güzel bir faaliyet yapıyor. Bakıyorsun tak oylar çıkmış. Milletin gözünden kaçmaz. Ama milletimiz mukaddesatına düşkündür. Sever mukaddesatını, samimi dindarları sever. Dini, İslam’ı sever. Mesela Bediüzzaman hazretlerine o zamanlar Adnan Menderes hükümeti zulüm etti. Adnan Menderes, aslında o göz yumdu bir nevi. İçişleri Bakanı Namık Gedik falan o dönem yani. Bediüzzaman’a yapılan bu hareketi Allah beğenmedi. Kötü gördü Allah. Allah’ın gazabını çekti bu Allah-u alem. Detay devam edeyim mi? Etmeme gerek yok . Allah hiçbir şeyi hiç kimsenin yanına bırakmaz. 70 küsur yaşında veli bir insanı, tahta barakaların içinde sıfırın altında on derece, dokuz derecede tutmak, orda yaşamaya mecbur etmek bir testi suyla . Kuru ekmekle aylarca, yıllarca orda tutmaya kalkarsan sen, onu Allah beğenmez. Beğenmediğinde gereğini yapar, inşaAllah. Onun için bunu biraz geniş ve derin düşünmek lazım. Yani olaylar hep bu olaylar üstüne döner. Kim Allah’ı seviyorsa, Allah onun yolunu açar. Allah’ı sevenin de alameti vardır. Kim Allah’ı sevmiyorsa, Allah da onun yolunu kapar, ama ne kapama. Ne kapama, aklını da kapar, basiretini de kapar, yolunu da kapar. Haberi bile olmaz. Allah diyor, “hiç bilmeyecekleri bir yönden onları yavaş yavaş helake götürürüz” diyor. İnşaAllah. Ama bizim siyasetçilerimiz genelde iyiler benim gördüğüm. Hepsi birbirinden iyi, bir şey yok.
Yalnız bu Ayna Hanım’ın üslubu bana hiç samimi gelmedi. Tani tazyik konuşması. Nerde görülmüş böyle bir şey? Şimdi Almanya’ya gitsen sen, adama “nesin” diyor, “Almanım” diyor. Gidin araştırın adam İngiliz kanı da var, İtalyan kanı da var. Avrupa’da mümkün mü saf kan bu ne biçim bir üsluptur böyle, “bana Türk demeyin” bu laf mı ya ne ayıp. Türklerle iftihar etsin, millet olarak biz Osmanlı döneminde de her dönemde de hep kardeştik Selahattin Eyyübi’ye sordun mu; “ben Türküm” diyordu, Türk’tü Selahattin Eyyübi . Osmanlı ruhu vardı inşaAllah. Mühim olan Allah’a kul olmak, Allah’ı sevmek samimi olmak ve Müslüman olmak bizim ortak paydalığımız Müslümanlığımız. Müslüman olanlara biz Türk diyoruz, Türk olanlara da Müslüman diyoruz o kadar karışık bir şey yok. Hıristiyanlar onlar da bizim için Türktür bu memlekete yetişen Türkiye sınırları içerisinde Türküm diyen herkes Türk. Ne güzel, ne güzel yani değil mi birlikte olmak. Ayrı ruhu olmamış oluyor, ne güzel . Mesela adama söylüyorsun nesin, Türküm işte ben Kürdüm sen Lazsın ben Arabım, böyle hayat olur mu? Mesela İstanbul’da herkes bir kavimden . Mesela soruyoruz Boşnağım diyor ve çok fazla Boşnak vatandaşımız var, şimdi olacak işler mi bunlar, sen nesin ben Boşnak’ım, sen nesin bilmem ne… Türküz; burası nere Türkiye, Boşnakistan mı diyecek ne diyecek Türkiye’ye Arnavutistan mı diyecek, ne diyeceğiz yani? Türkiye, işte adı vardır Türkiye yani bunlar cevap verilecek şeyler mi? Bilmiyorum yani artık ne diyeyim ben bunlara. Benim mesela arkadaşlarım var çok fazla Arnavut kardeşim var, Boşnak kardeşim var. Son derece samimiyetsiz ve gereksiz sözler bunlar. Referanduma evet demenin güzel olacağını herkes biliyor, bunu inada çevirmenin alemi yok. Ama siyasi yönden AK partiyi destekliyor gibi gözüktüğü için rahatsız olabilirler, hiçbir şekilde öyle değil. Birçok solcu tanıdığım var, bir çok komünist partili hatta başka şeylerden; hiç alakası yok ben diyor arkadaş burada evet oyu kullanacağım ama AK partiye şiddetle karşıyım diyor adam, helal olsun. Olsun, karşı olsun özgürlük var tabi ki karşı olacak ama bir kısmı da diyor ki; bu AK partiyi de destekliyorum, buraya da evet vereceğim ona da helal olsun inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Siz söylemiştiniz kısa bir süre sonra zaten seçimler var, seçimlerde de istediği partiye oyunu verir. Dün sanırım Hocam, Recep Tayyip Erdoğan’ın da tam siz söyledikten sonra bu doğrultuda açıklaması vardı ve hükümet meselesi olarak görmeyin diyor, hükümet oyu vermiyorsunuz diyor, bu konu ayrı bir konu diyor referandum oylaması için.
ADNAN OKTAR: Anlamışlardır inşaAllah.
“Sayın Hocam; Türk İslam Birliği’nin kurulması için hem dua ediyorum hem de elimden geldiğince sizin anlattıklarınızı herkese yolluyorum. Hocam uygun görürseniz ben kendimi sizin talebeniz kabul ediyorum” Estağfurullah biz sizin talebeniziz inşaAllah, “acaba bana yol gösterir misiniz? Yani size internet yoluyla nasıl faydalı olabilirim” diyor Mehmet Doğanay kardeşimiz. Ne yapacak işte arkadaş gurupları edinsin ve çok samimi bir üslup kullansın, iman hakikatleri anlatsın kısa ve özlü anlatımlar. İyi, kısa ve öz. İnsanlar öyle uzun süre dikkatini veremezler yani bazen insan 30 saniye tahammül edebilir, bazen 1 dakika, bazen 2 dakika, zordur dikkat vermeleri. Kısa, öz ve vurucu deliller çok önemlidir, kısa, öz ve vurucu inşaAllah. Ondan sonra dua etmek çok önemlidir bir de samimi olmak çok önemlidir.
Mesela Beddiüzzaman tekti ama çok samimiydi, yani şimdi Beddiüzzaman’ın ilminden dolayı değil sadece Beddiüzzaman’ın ilminde çok alim vardı o zaman. Beddiüzzaman’ın en az onun kadar alim kişi vardı amma Allah’ın Hadi ismini tecelli etmiyordu onlarda, bak çok büyük fark var . Hadi ismi yani insanların hidayetine vesile olmak apayrı bir yetenektir, güçtür. O yönüyle Beddiüzzaman mehdilerden bir mehdidir, mehdidir zaten bunu inkar etmiyor Beddiüzzaman bir çok Mehdiler geldi diyor hidayete vesile olan, ama Ahir zamanın Mehdi(a.s.)’ı ayrıdır diyor. “Onun zamanında İslam ahlakı dünyaya hakim olacak” diyor zaten diyor yani “Hilafet-i muhammediye (a.s.m.) unvanıyla” bir kere unvanı alacak, Beddiüzzaman’ın böyle unvanı yoktu yani samimiyetsiz davranmasınlar. Kuran’ı tam anlamıyla dünyada uygulatan bir insandır. Kardeşim diyor bu hayal diyor, e o zaman sen de diyorsun ki; Cennet hayal diyorsun, Cehennem hayal diyorsun, arkasından Allah hayal diyorsun, sonra da gidiyorsun dinsiz imansız oluyorsun. Canım kardeşim aklını başına topla. Allah’ın gücünü anlayamıyorsun. Bakın şu an dünya masonluğu İslam ahlakının dünyaya hâkimiyetini istiyor. Bu muazzam bir olaydır. Millet yüzyıl düşünse aklına gelmezdi, ikiz kulelerin oradaki Caminin yapılmasına kim karar verdi biliyor musunuz? Dünya masonluğu karar verdi, kararın sebebi ne biliyor musunuz? Adamlar açıkladılar, bana mektup gönderdiler, dünya masonluğu liderliği gönderdi. “Hocam” dediler “senin samimiyetinden, senin candanlığından, İslam ahlakının samimi olarak dünyaya hakim olmasının güzel olacağına kanaatimiz geldi” dediler ve “bu nedenle yüzlerce masonu devreye sokarak, çok yüksek mason, Obama hükümetine teklif getirdik ve biz bunu kabul ettirdik” dediler. Aksini söyleyen gelsin yanıma “ve sebebi sizsiniz” dediler. O caminin yapılmasına karar verilmesinin sebebi sizsiniz. Mektuplarını okuyun. Olay bu yani insanlar samimi Hıristiyan, Müslümanlığın hakim olmasını niye istemesin? Adam kilisesine gidiyorsa, üzmüyorsan onu, özgürlük veriyorsan, saygı duyuyorsan, canını, malını, ırzını, namusunu koruyorsan, İslam ahlakının hakimiyetini neden istemesin adam? Musevi’ye İsrail’de insan gibi değil mi güzel bir hayat teklif ediyorsan, atalarının yurdunda istediği gibi özgür yaşamasını istiyorsan, Musevi senin İslam ahlakını dünyaya hakim etmenden neden rahatsız olsun. İftihar ederler, olay bu. Allah hiçbir kuluna zulmetmez, Allah; “Ben sizi ümmetler olarak yarattım” diyor. Adam Hıristiyan gibi yaşar İslam ahlakı dünyaya hakim olur; bakar İslam’a, mükemmel bir din der, mükemmel bir uygulama. “La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah” diyecekler, uygulamayı görecekler adamlar. Sevgiyi, şefkati, merhameti, sevgiyi, temizliği, güzelliği görünce bakacaklar ki İncil’de anlatılanın çok daha mükemmeli yaşanıyor, Hz. İsa(a.s.)’a olan sevgiye bakacak, sonra da kendi sevgisine, ya diyecek benim sevdiğim İsa(a.s.)’dan binlerce kat daha fazla seviyor bunlar İsa(a.s.)’ı diyecek. Bakacaklar ki Hz. Musa(a.s.)’ı bizden kat kat fazla seviyorlar bunlar; demek ki gerçek Musevi olmak için Muhammedi olmak gerekiyor diyecek, gerçek İsevi olmak için Muhammedi olmak gerekiyor diyecek, örnekle göstereceğiz inşaAllah. Yaşayan insan çok önemlidir, görünmesi lazım, yaşayan toplum olması gerekir.
Sen Cübbeli’yi karşısına çıkartır da geğirerek gece gündüz insanlara yapamayacakları ve Kuran’da olmayan, hadiste olmayan şeyleri anlattırırsan, hurafeler anlattırırsan, adım adım, milim milim, santim santim dine zarar verirsin. Kendi anlattıklarını kendi uyguluyor mu, bir sorun bakalım kendisi ne yapıyor? Adam bilinmeyecek gerçek hayatı yani anlattıkları ile bu tipler hayatı ile anlattıkları arasında dağlar kadar mesafe oluyor. Yani bilmiyor bunu insan, hayret edecek şekilde farklılık oluyor. Onun anlattığı İslamiyet’i onun yaşaması mümkün değildir, ispat ederim yani açıkça söylüyorum ispat ederim. Yaşayamaz kendi anlattığını, bakın diyor zaten, “sıkılıyorum” diyor, “bunalıyorum” diyor. Sıkıldığında da içini açacak yer Malta’ymış. Malta’ya gidenler, niye gittiğini herkes bilir. Malta’nın nasıl bir yer olduğunu da bilirler. Adamı jet ski rahatlatıyormuş, camii rahatlatmıyormuş, Allah’ın zikri rahatlatmıyormuş, ibadet rahatlatmıyormuş, o rahatlatıyormuş. “Sıkıntım gitsin diye oraya gittim” diyor. “Kalpler Ancak Allah’ın zikriyle felah bulur” diyor Allah ayette. İşte bak kendi anlattığı sistem, kendini boğuyor, kendini boğmuş, açıklıyor adam zaten.
Bediüzzaman’ın anlattığı İslam anlayışı, bakın bütün dünyaya sıcak geliyor. İftara gittik, bak yabancı gazeteciler falan, kiminle konuşsam Bediüzzaman’dan haberi var. Bak ne güzel yani, sevgi insanı. Hıristiyanlara şefkatle bakar, Musevilere şefkatle bakar, onların da Müslüman olması için, baskı olmadan ama örnek olarak, güzel bir üslupla İslam’ı anlatır. Ve Üstad tahfif yanlısıdır, tahfif, dinde tahfif esastır. Mehdi (a.s.)’ın da ahlakı budur. Dini zorlaştırıp içinden çıkılmayacak hale getirirsen, dinsizliği en azılı dinsizden daha etkili olarak dünyaya hâkim edersin. Osmanlı’nın yıkılışında da ana nedenlerden biri, Darwinizm, ikincisi de yobazlardı. İki güç yıktı; bir yobazlar, bir de Darwinistler. Kol kola girdiler, yıktılar. Bir de yobazlar feryat figan ediyorlar, dövünüyorlar, yani timsahın gözyaşları. Yıkan sen değil misin? Mehdi (a.s.) devrinde bu yeniden inşa olacak. Din sevgidir, merhamettir, şefkattir, akılcılıktır, güvendir, huzurdur. Yani beynimizdeki bütün pozitif duyguların toplamı dindir. Onu anlatır Kuran bize. Mesela sevgiyi ne öldürüyor; egoistlik öldürüyor, Kuran’a bakıyoruz, egoistliği nerde görürse ezilecek bir sistem kurmuş Allah. Ne öldürüyor sevgiyi, affetmemek; Kuran onu hemen ezmiş ayetlerle. Ne öldürüyor mesela cahillik, Kuran onun üstüne gitmiş Cenabı Allah. Onu ortadan kaldıracak tedbirler almış Cenabı Allah. Kuran’ı tam uyguladığımızda sevginin önü berrakça açılıyor ama yüzde yüz berraklıkta açılıyor, gün gibi sevgiyi yaşayacak hale geliyoruz, ondan sonra gürül gürül sevgiyi yaşayabiliyoruz. Ama binbir türlü pus, engel, camlar varsa onun arkasında insanlar sevgisizlikten boğuluyorlar. Diyor ki “ben niye sevemiyorum, niye sevilemiyorum”? Kardeşim o senin çelik zırhların içine, katranların içine, kükürtlerin içine girmişsin sen. O kadar belanın arkasından sen nasıl sevgiye ulaşacaksın sen? O belaları bir kaldırman gerekiyor. Kuran kaldırıyor işte bunları Cenabı Allah’ın dilemesiyle, inşaAllah.
Oktar Hocam anlat bir şeyler.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, bu izleyicimiz hizmeti sormuştu Hocam. Sizin aslında bir siteniz var Hocam islamahizmet.com diye, bütün hizmet etmek isteyenler İslam dinine, bu siteye girerek islamahizmet.com, nasıl Allah yolunda hizmet edeceklerini, neler yapabileceklerini, herkesin de yapabileceği bir şey var, buradan bulabilirler inşaAllah. Ayrıca kardeşlerimiz blog siteleri kurup sizin videolarınızı yükleyebilirler, röportajlarınızı yükleyebilirler. Çok büyük hizmet olur, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi o çok önemli, onu geçenlerde de istirham ettim kardeşlerimizden, bir daha istirham ediyorum. Ben PKK’nın hedefiyim, ateist masonların hedefiyim, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün hedefiyim, terör örgütlerinin hedefiyim, Darwinistlerin hedefiyim, iblisin hedefiyim, iblisin takımının hedefiyim. Tuğyan ve delaletin hedefiyim, münafıkların hedefiyim. Dolayısıyla bizim internet sitelerimize her an bir şey yapılabilir, kitap basmamız her an durdurulabilir. Ama bizim internet sitelerimizden kardeşlerimiz bilgileri alır da, kendileri ayrı internet siteleri kurarlarsa, müstakil, bize gönderme yaparak değil, doğrudan müstakil. Çünkü istediği gibi alabilirler, helal hepsi, öyle bir sorguya suale gerek yok. Doğrudan indirip oradan… O zaman baş edemezler işte, ama yer belli yol belliyse, bir tane internet sitesi, adam onu kapattı mı konu biter. Onun için kardeşlerimiz bunu garantiye alsınlar. Rusya’da, Çin’de, her yerde sevenlerimiz var milyonlarca. On binlerce internet sitesi oluştursunlar, on binlerce, mesele hallolsun. Mesela bize bazen bir ani yükleme oluyor, kilitleniyor, yüz bin kişi birden giriyor, kilitleniyor. Ama kardeşlerimizin böyle siteleri olduğunda oralara da akacağı için buradaki yük kalkacaktır. Çünkü iblis çok bunaldı, şeytan çok bunaldı, köşeye sıkıştırdım, kaçacak yeri de yok yani delilendi artık. Ya üstüme atlayacak, ama üstüme de atlarsa parçalarım söyleyeyim yani. Lime lime. Vura vura vura vura çökerteceğim onu, inşaAllah. Şu an köşede, onun için kardeşlerimiz bu yönde çok güzel destek olabilirler. Küçük de olabilir, büyük internet siteleri de olabilir. Aynı bizim sitemizin tam bire bir kopyasını da çıkarabilirler veyahut onun onda biri oranında, yüzde biri oranında da yapabilirler ama yeter ki müstakil siteler olsun. Çünkü bize gönderme yapmadan bir site oluşturmak çok önemli. Bizim sitemiz kapandığında cayır cayır o sitelerin çalışması gerekiyor, olay bu. Ayrıca hard disklere de alsınlar bu bilgileri, hard disklere de alsınlar, bir köşeye koysunlar, ayrıca. Çok bunalttık Oktar’ım.
OKTAR BABUNA: EvvelAllah Hocam, kafasını kopma noktasına getirdiniz son.
ADNAN OKTAR:Yani şu an ayağımın altında söyleyeyim, ötüyor, öttürüyorum yani, anlaşıldı mı? Ve lime lime edeceğim, şeytana dünyayı dar edeceğiz. Çekip gidecek, sözüm yok başka, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Ahir zamanda “ölecek” demiştiniz.
ADNAN OKTAR:Ölecek, inşaAllah. Fikirle, ilimle, sevgiyle ve bilimle. Dayanamıyor bak, bilimi şeytan kullanıyordu Müslümanlığa karşı. Sen ne yapıyorsun dedik? Bilim seni öldürür haberin var mı dedik, pırr uçtu, kaçtı ve yakaladık, köşeye sıkıştırdık. Bilimin şeytanın başına bela olduğunu şeytan bizden öğrendi. Allah’ın kılıcıdır bilim, inşaAllah. Bilimle mahvolacaklar ve oluyor. Darwinizmin yıkılmasının sebebi bilimdir, inşaAllah, bilim ve sanat. Bediüzzaman ne diyor; sanat, marifet ve ittifak. Marifet yani ilim ve sanat ve ittifak; birleşme, İttihad-ı İslam. Yani Mehdiyet’in üç silahı olarak belirtiyor Bediüzzaman, üç ana silah. Sanat, marifet ve ittifak silahlarıyla karşılık verileceğini belirtiyor inşaAllah.
Oktar Hocam neler anlatalım başka?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam, referandum sonuçlarıyla ilgili bir haber var. Adil Gür’ün referandum anketinden çıkan ilginç sonuç demiş, evet % 45.7, hayır %49.3. Ama altında evet diyenlerin oranı % 45.2, hayır diyenlerin ise % 44 şeklinde. Hakikaten de bu doğru, alttaki rakam doğru. Böyle bir anket yapmışlar.
ADNAN OKTAR:Bu ne demek anlamadım ki senin dediğini?
OKTAR BABUNA:Başlığı yanlış Hocam, evet diyenlerin oranı % 45.2 çıkmış, hayır diyenler ise % 44. Akşam Gazetesi’nde yayınlanmış bu anket.
ADNAN OKTAR:% 45 mi diyor, ne diyor, isteyenler.
OKTAR BABUNA:Evet, Hocam bu ankete göre.
ADNAN OKTAR:Öbür tarafta % 44 hayır’lı. Şimdi, Akşam, evet olacağından adı gibi emin olduğu için, böyle hassas denge üstündeymiş gibi gösteriyor. Onların meşhur yöntemleridir, çok kötü yöntemlerdir, çok kötü yöntemler. Çok klasiktir, seçimlerde de yaparlar onu; ucu ucuna gidiyor falan, hassas noktada, işte son anda denge değişebilir falan gibi. Son ümit olarak yapılan bir bilinçaltı mühendislik uygulamasıdır bu. Nerenin % 45 i, nerenin % 55i, nerenin % 60 ı? Nerenin % 60 ı, sakin olsunlar görecekler, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Öcalan’ın eski avukatı Ahmet Zeki Okçuoğlu, “terörist başının Türkiye’ye getirildiği günden bu yana Ergenekon’la görüştüğünü” söylemiş Hocam. “PKK’nın 2004 yılı kongresinde koşulsuz silah bırakma kararı aldığını anlatan Okçuoğlu, aynı dönemde Sarıkız, Ay ışığı, gibi darbe planlarını yapan iddia edilen Ergenekon’un, Terör Örgütü’nün bu kararından Öcalan aracılığıyla vazgeçildiğini anlattı, terör örgütünün.”
ADNAN OKTAR:Bu kararın, ne kararının?
OKTAR BABUNA:Silah bırakma kararından iddia edilen Ergenekon vazgeçirmiş Öcalan’ı
ADNAN OKTAR: Rezalet, iddia edilen Ergenekon Örgütü. Kardeşim bunları görüp de bu rezaleti görüp de yani bir tek bu değil, bu da bir anormallik de fakat yani milleti Türk milletini Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmaya azmetmiş, karar almış iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün ekmeğine yağ sürecek üslup. İnsan nasıl kullanabilir ben inanamıyorum. Basiretleri mi bağlandı, ferasetleri mi bağlandı inanamıyorum. Kardeşim yüz bin kişi, yüz bin şehit az mı geldi, siz delirdiniz mi? Siz nasıl iddia edilen Ergenekon Örgütü’nü desteklersiniz? Destekleyen bayağı bir adam var alenen destekliyor adamlar. Hayretler içerisinde kalıyorum.
OKTAR BABUNA: Siz demiştiniz Lav silahı çıkıyor boru diyorlar.
ADNAN OKTAR: Kardeşim adam daha ne söylesin; üç milyon kişiyi bir gecede katledeceğiz diyorlar. Ya ne olur diyorlar, desin bir şey olmaz diyor. E kardeşim yüz binin üzerinde insanı şehit diyoruz bak; Başbakanlar, milletvekilleri, yazarlar... Başka konulara geçelim biz diyor. Kardeşim delirdin mi sen? Adam canavardan da başka bir şey, mahluk, iddia edilen Ergenekon Örgütü yani iblisin kılıcı bunlar nasıl anlamazsınız? Anlamıyorum ben diyor, yani anlamaması için kafasının odun gibi olması lazım. Anlaşılmayacak bir şey yok çok açık inşaAllah. Hükümetin iddia edilen Ergenekon Örgütü’ne karşı faaliyetini çok güzel buluyoruz hatta az buluyoruz, çok az buluyoruz. Mahkemeler daha güvenlik içinde olsun savcılarımıza daha çok güvenlik sağlayalım, polisimize daha çok güvenlik sağlayalım ve daha çok teşvik edilsin bu operasyon, iddia edilen Ergenekon Örgütü’ne karşı yapılan çalışmalar. Ama tabi ayrıca Türkiye’nin de demokrasiye karşı içerisinde var gücümüzle gayret etmemiz gerekiyor bu da ayrı bir konu, bu da çok faydalı olur inşaAllah ve diyorum yani az da olsa bir iyileştirme yapmak istiyorsa hükümet, bu az yetmez diye vazgeçilir mi? Şimdi susuzluktan ölmek üzere olan adama; “şu kadar su var artık az bir şey bunu vermeyelim, bu su yetmez” olur mu böyle şey, hiç yoktan iyidir o kadar da olsa. Onun için evet oyu vereceğiz inşaAllah. Ben öyle vereceğim tabii insanların oyları, kendileri bilir ben onlara bırakıyorum, milletimin takdirine ben saygı duyarım inşaAllah, ama benim kanaatim bu.
OKTAR BABUNA: Bir de dediğiniz gibi Hocam hayırın hiçbir gerekçesini gösteremiyorlar, hiçbir gerekçe yok hayır demek için söyledikleri.
ADNAN OKTAR:Şimdi bir ara verelim sonra yine devam ederiz inşaAllah
ADNAN OKTAR: “Allah’ın selamı, rahmeti üzerinize olsun aslan Hocam” diyor ve Aleyküm selam rahmetullahi ve berekatühü. “Sayın Hocam sizi çok uzun süredir elimizden geldiğince takip ediyoruz, televizyondan programlarından ve Harun Yahya TV sitesi size daha yakın olmamızı sağlıyor. Allah tüm emeği geçenlerden razı olsun. Sayın Hocam siz ne zaman bir konu üzerine yoğunlaşsanız yanlış bir şey ifade ediyorsam Allah affetsin, tüm dünyada olaylar yoğunlaştığınız konu üzerinden şekilleniyor. Buna defalarca şahit olduk, ne diyorsanız bir kaç gün sonra sizin söylediğiniz ya bakanların ağzından ya da yetkili ağızlardan aynı şekilde çıkıyor neredeyse birebir kelime kelime sizin tekrarınız yapılıyor, ekonomi krizini açıklayışınız olsun, dış politikalara ilginiz olsun ne söylüyorsanız o çıkıyor. Maddenin varlığı konusunda çıkarttığınız kitaplardan sonra, ardı ardına çok seyredilen filmler sizin anlattığınız şekilde çekildi” Bu Matrix filmi vardı ya, hakikaten doğru ben adama kitap göndermiştim, bir yıl önce gönderdim o kitabın etkisinde kaldı. “Bunlardan en önemlisi de Matrix. Türk İslam Birliği konusunda 1990’lardan itibaren bizi aydınlatıyorsunuz. Sayın Hocam bugün Türkiye’ de en çok sevilen ve en güncel olaylarını konu alan Kurtlar Vadisi filminin fragmanında 2023’de Türkiye’nin önce İslam alemi, sonra Avrupa, sonra tüm dünyayı kaplayan bir hakimiyete gidebileceği vurgulanıyor” hay maşAllah onlar da Mehdiyeti demek ki fark etmişler evet aynı şekilde olacaklar doğru söylüyorlar. Bak ne diyor “ Türkiye’nin en çok sevilen ve en güncel olaylarını konu alan Kurtlar Vadisi filminin fragmanında 2023’ de Türkiye’nin önce İslam alemi” Türklük alemi “sonra Avrupa, sonra tüm dünyayı kaplayan hakimiyete gideceği vurgulanıyor. Hocam hayretle, şaşkınlıkla, memnuniyetle sizin söylediklerinizin dünyaya şekil vermesini izliyoruz. Allah sizden razı olsun” diyor Edip kardeşimiz. Ben hadislerden kaynaklanan bilgiyi aktarıyorum. Yani kader öyle olduğu için peygamber bildiriyor, yoksa benim söylediğim için olaylar öyle gelişmiyor, var olan Peygamberimizin(s.a.v.) belirttiği olaylar var, Peygamberimiz (s.a.v.) bildiriyor şu şöyle olacak, bu böyle olacak diyor, ben onları naklediyorum aynısıyla. Peygamberimizin(s.a.v.) dedikleri çıkıyor inşaAllah.
“Hocam internet haber sitelerini dolaşırken bazı Müslümanların dinen uygun olmadığını söyleyerek referandumda oy vermeyecekleri ile ilgili haberlere rastladım, bu kimselerin iddialarına göre Müslümanlar sadece Kuran anayasası olduğunda oy kullanmalılar diyorlar öbür türlü oy kullanılmaz diyorlar siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” Yanlış yanlış hareket ediyorlar ne alakası var burada Hıristiyan da var, Musevi de var Türkiye’de. Her türlü insan var. Her insanın hukukunu düşünecek Müslüman. Hepsinin rahatlığını düşünecek, dolayısıyla yanlış bir düşünce, dini alet ederek yine malum kafaya çıkıyorlar. Olmaz yani dinde demokrasi var, özgürlük var, sevecenlik var, sevgi var, hürriyet var, bir insan hürriyeti için bize bir adım kapı açıyorsa biz o adıma gideriz, bizi saran zincirlerden sadece bir baklasını çözeceğim diyorsa biz ona da razı oluruz. Yeter ki bu zincirler kırılsın inşaAllah. Çok yanlış dini öyle alet ederek Müslümanların, Müslüman milletimizin, Musevi kardeşlerimizin, Hıristiyan kardeşlerimizin veyahut ateist olabilir, komünist olabilir hepsi bizim kardeşimizdir. Onların özgürlüğünü sağlayan bir sistem geliştiriliyorsa biz buna evet deriz inşaAllah. Hükümete evet anlamında değil bu, otuz kere söyletmesinler bize ne alaka. Hükümet diyor ki; “ben işçiye zam yapacağım” diyor, evet doğru güzel yap deriz ama başka bir şey mesela bazı olaylar var şimdi tek tek saymayayım da hoşlanmadığım olaylar, e ben onlara karşıyım. Düzeltirse tamam biter ama düzeltmezse gider oyumu başka partiye veririm ben. Hayır ben belli bir partiye oy veriyor değilim, hayali olarak söylüyorum yoksa ben MHP’yi de destekliyorum, Saadet Partisi’ni de destekliyorum, AKP’yi de, Doğru Yol’u da destekliyorum. Mesela bak Süleyman Soylu çok delikanlıdır maşaAllah. Bugün TGRT televizyonunda eski Demokrat Parti eski Genel Başkanı Süleyman Soylu sizin söylediklerinizi tekrarlayan bir konuşma yapmış “biz burada oy veririz sonra da bir sene sonra iktidarı değiştiririz” diyor. Tabii değiştirirsin kardeşim Allah Allah, eveti verirsin, “bu oyun, güzel ama bu yönünü beğeniyorum” dersin bu kadar basit. İş mi şu? Eğer memnunsan “arkadaş devam et Allah selamet versin” dersin, “sana oyumu veriyorum” dersin. Bizim milletimiz bayağı akıllıdır, biz kilitlenip kalacak bir millet miyiz biz. Bazıları var diyor ki; “bu millet alışırsa, böyle gider” gözü kapalı. Biz sanki AKP’den başka bir parti bilmiyoruz sürekli götürüp oyumuzu vereceğiz, ne alakası var. Bakarız anormal bir hareket yapıyorsa, bir şey yapıyorsa, uyarırız sözümüzü dinlemiyorsa tak oyumuzu veririz indiririz aşağıya o kadar. Ama hayırlı, bereketli, uğurlu bir yolda gidiyorsa, güzel bir şey yapıyorsa destek oluruz ne var yani inşaAllah. Bıraksınlar böyle sözleri, samimi olmak lazım. Ne anlatayım Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Yine bir gazete haberi Hocam, internet sitesinde Erbakan “çünkü” diyor. Burada kazanan Numan Kurtulmuş’un resmini koymuşlar, kaybeden Erbakan diye koymuşlar. Erbakan kaybetti çünkü anlamında bir başlık, yenilgiyi hazmedemeyip saadeti iftar baskının çirkinliğinin yaşanmasına bile karşı çıkmadığı için Erbakan’ın kaybettiğini gösteren bir haber Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hangi site bu?
OKTAR BABUNA: TürkTime Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bir kere çok samimiyetsiz izahlar bunlar bir kere MHP dedin mi Türkeş akla gelir. Ondan sonra Saadet Partisi dedin mi Erbakan akla gelir müessidir, kurucusudur. İnsan büyüklerine saygılı olur, gençken böyle diyebiliyor muydunuz siz? Hocamız ekonomik yönden zora girince, yaşlanınca hadi bakalım üzerine… Bu yakışık almaz. Siz ekonomik yönden rahatken, gençken, atakken iki büklüm bayağı saygı göstertiyordunuz. Yaşlanınca, elimize imkân geçti deyip atağa geçmek Kuran’a yakışmaz, İslam’a uygun bir hareket değil.
OKTAR BABUNA: Ulusalcıymış Hocam, biraz ulusalcı bir site Talat Atilla sizinle de röportaj yapmıştı ayrıca da.
ADNAN OKTAR: Türktime, ulusalcı. Nedir ulusalcı, milliyetçilik vardı, başta milliyetçilik vardı, ulusalcılık ne demek? Ben hoşlanmadım o laftan. Milliyetçilik vardır, Türk milliyetçiliği vardır, sıcak bir üslupla Türk milliyetçisi deyince Müslüman Türk akla gelir. Türk töresi Müslüman ahlakı akla gelir ben bunu anlarım. Ulusalcı, ulusalcı...
OKTAR BABUNA:Sonradan çıkardılar bu kavramı, sonradan çıkarttıkları bir kavram.
ADNAN OKTAR: Kardeşim ulusalcısın tamam da peki bazı ulusalcı arkadaşları görüyoruz, Türkiye’yi yirmi ikiye bölmeye kalkıyorlar bu nasıl bir ulusalcılık. Tam yirmi ikiye, bıraksınlar bu sözleri, alıştığımız bir sistem var. Türkiye vardı, milletimiz vardı, kardeşimiz… Birbirimizi seviyoruz, biz dostuz, Müslümanız Kuran’ın akılcılığı sıcaklığı içerisinde birbirimizi seviyoruz. Bilmediğimiz garip şeyleri yeni yeni şeyleri... Bir gecede üç milyon Müslüman’ı katledeceğiz, şehit edeceğiz, milliyetçileri katledeceğiz; “ne kadar isabetli konuştu” diyor. Korku filmlerinde bile böyle psikopatlık yoktur. Hakikaten romanlarda ben psikopat romanlarda bile böyle psikopat filmlerde böyle manyaklık görmedim yani. Kardeşim yüz binin üstünde, milletvekili, genç, aydın hepsini katlediyor şehit ediyorlar; ya diyorsun bu çok muazzam bir tehlike diyorsun, buna tedbir almak lazım; “nerden çıkarttın sen ya” diyorlar, “çok faydalı bir şey yapıyorlar onlar” diyorlar, “bayağı güzel oluyor.” “Memleket yirmi ikiye bölecekler” diyorum. “Ee bölsün işte diyor, daha iyi daha ne istiyorsun” diyor. “PKK’yı destekliyorlar” diyorum, “onlar da vatansever” diyor, “ne alıp veremediğin var” diyor. Kardeşim sen kafayı çizmişsin o zaman delisin sen başka ne söyleyeyim ben sana, ben manyakla konuşuyorum o zaman, ben ne konuşayım seninle. Böyle bir manyaklığa ne cevap verilir, yüz bin insanı şehit eden bir sistemi desteklememizi istiyorlar.
OKTAR BABUNA: Hâlbuki bu onun da zarar göreceği bir sistem.
ADNAN OKTAR: İt gibi de korkuyorlar, tir tir titriyorlar. Mesela adam salam saçak gidiyor adamın düğününe, sallanarak “ben geldim” diyor. Adam gıkını çıkaramıyor. Mafya yani devlet içerisinde, devlet gibi kendini göstermeye kalkan mafya sistemi. Ve korku imparatorluğu, rezalet, bunu destekleyenlerin bilmiyorum herhalde destek görmesi gerekiyor. Ne diyorlar ona...
SUNUCU 1: Psikolojik destek deniyor.
ADNAN OKTAR: Hayır bir şey yapabileceklerinden de değil de, ben deliye cevap vermek de istemiyorum.
Kardeşim Erbakan Hocamız tertemiz insandır, vatanı, milleti seven çok sevecen, güzel huylu bir insandır. Bak biz uyardık ondan sonra. Hocamızın adını da çıkarmışlardı, yazılarını da çıkarmışlardı internet sitelerinden Milli görüşün, Saadet Partisi’nde. Milli görüş, oraya yeniden koydurtturduk, Allah’a çok şükür şimdi Hocamızın resimleri ve görüntüsü var, fikirleri de var. Onu Milli Gazete yayınlanmıyordu Hocamızın resmini, ismini; onu da uyardık, onlar da yayınlamaya başladılar. Ama bakın bu tarihe geçen, kötü bir hatıra oldu. Çok içim burkuldu, ben bizim büyük bildiğimiz sevdiğimiz, vatana, millete kendini adamış, tertemiz insana sırf yaşlandı diye yapılan bu muameleyi hazmedemedim ve asla da unutmayacağım. Bu çok büyük bir olaydır, çok çok büyük bir olaydır. Sırf yaşlanmak suçu bakın, başka bir şey yok, yaşlanması, zor yürüyor olması.
SUNUCU 1: Beyin aynı beyin hâlbuki.
ADNAN OKTAR: Kardeşim ne ayıp ne ayıp sen yaşlanmayacak mısın? Zaten yaşlanmışsın, saçı başı dökülmüş, yani öbürleri de yaşlanıyorlar. O bıyıklı Oktay kaç yaşında demiştin o?
OKTAR BABUNA: Yetmiş sekiz.
ADNAN OKTAR: Yetmiş sekiz iyi tamam, yetmiş sekiz zaten rekor yaşaması, maşaAllah yani. Tam tipik dede yaşı. Güzel maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin, güzel. Ama yaşlanmak saygıyı ortadan kaldıran bir hareket midir yani? Yaşlandıkça daha saygı artar. Mesela benim dedem gelirdi, köyde biz Tokat’ın Dumanlı Yaylası’nda güzel bir köy vardı, Batmantaş Köyü oraya giderdik çocukken, dedem otururdu orada bir yerde. Farz edelim toplantı yerine geldi. İnsanların kalkmasıyla gürültü oluşurdu. Gürül gürül millet ayağa kalkardı. Gençler hep kapıya doğru giderlerdi. Herkes ayakta, dedem demeden oturamazlardı. “Oturun” derdi, otururlardı. Böyle yüksek sesle konuşmak falan nerede? Mümkün değil. Dedem piri faniydi, acayip hürmet gösterilirdi. Yaşlandıkça hürmet artardı. Bu böyleydi bu. Burada sistem tersine mi döndü? Bu ne oluyor böyle? Mesela yaşlı anneler ne şahanedir? Onların elini öpmek, onların duası berekettir evde. “Haydi seni gönderelim düşkünler evine. Git orada otur” Yahu kardeşim siz aklınızı mı kaçırdınız? Ne yapıyorsunuz siz? Yapılır mı böyle bir şey? Büyük bereket güzellik, dursun evin içinde, ne güzel içi açılır insanın içine bir ferahlık gelir. Evin bereketidir onlar yani. Yaşlı bir dede evde ne şahane bir şey.
SUNUCU 2:Biz de evde dedemizle birlikte yaşıyoruz.
ADNAN OKTAR:Ne güzel. Çok seviyorsunuz?
SUNUCU 2:Tabii ki.
ADNAN OKTAR:Tabii ne güzel. Selam buradan dedeye, maşaAllah. Ne güzel nimettir. Bakın olay sadece Erbakan’ın yaşlanması; bir de ekonomik yönden açmaza girdiğini zannediyor. Kardeşim biz söyledik anlamıyorlar. Hocamızı biz hiçbir şekilde yalnız bırakmayız. Ekonomik yönden de sorun olmaz, hiçbir şey olmaz. Tüyüne, kılına da dokundurtmayız. Ben Saadet Partili miyim, değilim. Ağırıma gidiyor, ben böyle şey yaptırtmam. O kadar. Bütün sağı destekliyorum ben. Çünkü hepsi Türk İslam Birliği’ni savunuyor. Nasıl ben tek partiye destek vereyim yani? MHP, Türk İslam Birliği’ni istiyor, Saadet Partisi de istiyor. AK Parti de istiyor. Doğru Yol Partisi de. “Böyük Türkiye” derdi ya Demirel, onun dediği de o işte; Türk İslam Birliği. Niye desteklemeyeyim, hepsini birden destekliyorum. Benim için bir tek parti vardır. Sağ yek bütün partidir ki CHP’de sağa kaydı, bir sağ partisidir. Tabii. “Sol bitti” dediler. Oktar ben övünmek gibi olmasın ama açıkça söyle bana, solun kökeni Darwinizm değil miydi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:“Sol bitti” sözünü kim söyletti yakında? Allah’ın dilemesiyle.
OKTAR BABUNA:Hocam dünyada bir kişi var. Sizsiniz, herkes biliyor bunu inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Türkiye’de solu bitiren biziz.
OKTAR BABUNA:Dünyada da bitirdiniz Hocam siz, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Sosyal demokrasiyi değil, fakirleri koruyup kollamayı değil. Ben onun kitabını yazarım Allah’ın izniyle. Kuran’ın emridir zaten fakirleri koruyup kollamak. O değil. Solun Materyalist yönü yok oldu. Sol mukaddesatçı oldu. Yani sağcı oldu, mühim olan bu. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Kimse artık solcuyum, Darwinistim diyemiyor Hocam sizin vesilenizle, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani o sözlerden biz etkilenmeyiz. Hocamızı ben daha çok seviyorum, inşaAllah, Erbakan Hocamız’ı inşaAllah.
“Sayın Hocam, Pakistan’da yaşanan sel felaketinden etkilenen Müslümanlara, fitre ve zekatımı göndermek istiyorum. Ancak hangi yardım kuruluşuyla göndermemi önerirsiniz? Diyanet ve yardım toplamaya yetkili dernekler arasında kararsız kaldım. Size çok güveniyoruz, selamlar. “Harun kardeşimiz. İşte Diyanet iyi. Diyanet’in daha önce hatalı, anormal bir hareketi oldu mu Diyanet’in duydun mu?
OKTAR BABUNA:Bildiğim kadarıyla olmadı Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir de başında da çok iyi bir insan var şu anda.
OKTAR BABUNA:Evet Ali Bardakoğlu.
ADNAN OKTAR:Evet tamamdır, Diyanet doğru. Doğru adres. Bir de şaibe de olmaz. İnşaAllah. Yalnız bak şimdi Pakistan’a yardım. İçi rahatlıyor insanların, “Ben fitremi gönderdim, zekatımı gönderdim.” Pakistan’a nasıl yardım yapılır biliyor musunuz? Türk İslam Birliği’ni kurarak. Bak bütün millet salların üzerinde falan, tavanlarda yaşıyor. Dağ tepelerinde yaşıyorlar. Hürriyet Gazetesi de geçenlerde öyle bir coştu; “Yardım edelim”. Tamam, yardım edelim. Yardım edip ne yapacaksın? Pakistan’ın ihtiyacının milyonda birini gönderecekler. Milyonda birini. Ondan gerisi ne olacak? Çözüm Türk İslam Birliği’dir. Türk İslam Birliği olduğunda, kardeşim bakın orası Paris’e döner. En azından Paris gibi olur yani. En az Londra gibi olur.
SUNUCU 2:Adı üstünde birlik Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, orası uçar. Suudi Arabistan’ın, Kuveyt’in paraları adamlar nereye harcayacaklarını bilemiyorlar. Ne yapacaklarını, böyle hastalandılar paradan, ne yapacaklarını şaşırdılar. Para koyacak yer bulamıyor adamlar. Konteyner hesabıyla para var adamlarda. Türk İslam Birliği olduğunda o paralar ilgili yere gider. Konu bu. Sırf Kuveyt’in birikmiş parası, sırf Amerika’da bulunan parası bile otuz kere Pakistan’ı kalkındırır, otuz kere. Adamlar vermiyorlar. Türk İslam Birliği olmadığı için. İttihad-ı İslam olmadığı için, vermiyorlar. Boşa gideceğini düşünüyorlar. Çözüm Türk İslam Birliği’nin acilen kurulmasıdır. Genç kızlar da rahat eder, delikanlılar da rahat eder. Yani Allah bizi bunaltacak bir sistemi asla yaratmaz. Mehdiyet demek; bayram demektir, ben söyleyeyim. Bayram demektir, sevinç demektir. Yani Cübbeli’nin anlattığı sistem değildir. O sistemi ortadan kaldıran sistemin adına Mehdiyet denir. Veya efendim, Şaşar Beşer’le alakası yok. Ekranda sürekli bir surat görmezsiniz. Şaşar Beşer’in suratını görmezsiniz yani. O apayrı bir ruh halidir ve o her şeyine yansır. Yemesine, içmesine, konuşmasına, ses tonuna, mimiklerine, suratının soğukluğuna yani her şeyine yansır. Tabii ki ona karşıyız. Bir de kendini muazzam beğeniyor. Yani hala daha onun sırrını anlayamadım. Anlayacağız eninde sonunda.
Bak diyor ki Bediüzzaman iki safhada belirtiyor; “Bir kısmı saffını inkâr etmişlerdir, enesi kavi imanı zayıf bir kısmı ise tamamen inkar etmişlerdir” diyor. “Enesi kavi” yani kendini beğenmekten neredeyse çatlayacak. “Artık bütün vücudu ene olur” diyor, Bediüzzaman. “Enesi kavi, imanı zayıf” diyor, böyle Osmanlı üslubuyla; “zaif”. “Bir kısmı tamamını inkâr etmişlerdir” diyor. Şaşar Beşer hazret ne yapıyor? Tamamını inkar ediyor. Mehdilik ile ilgili, Hz. İsa (a.s.) ile ilgili hadisler, Kutubul Sitte’deki hadisler, hepsi yanlış diyor. Kütubul Sitte’de de çok az hadis kabul ediyor. Buhari, Müslim, Tırmizi, İbni Mace, Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Mace, “hepsinden daha iyi bilirim ben” diyor. “En mükemmel benim arkadaşım” diyor. “İmam-ı Hambel, İmam-ı Malik, İmam-ı Şafi, hepsinden daha iyiyim ben” diyor.
SUNUCU 1:Farkında olmadan enaniyete düşüyor aslında.
ADNAN OKTAR:Enaniyetten zaten kasılmış, konuşamıyor artık böyle. Boyun moyun her yer kasılmış. Kardeşim bir mütevazı ol, bir kendine gel, Allah’ın bir aciz kulu olduğunu söyle. Bediüzzaman’ı tamamen dışlamış durumda. Bediüzzaman’ı da beğenmiyor. Peki Bediüzzaman’ın ruhuyla kuruldu, Bediüzzaman’ın felsefesiyle kuruldu Samanyolu. Niye o mübareğin adını ağzınıza aldınız? Mehtap TV dediğin o da öyle. Ve sonradan bu mübarek gençliği, bu mübarek insanları bambaşka bir mühendislik akademisine doğru üye yapmak üzere yönlendiriyor gibi bir görüntü hissettim ben. Ben müsaade eder miyim? Etmem. Sıkıysa yapsın bir görelim bakalım. Hodri meydan. İlimle, bilimle, sevgiyle müsaade etmeyeceğiz. Bakın sessiz sessiz alttan gidiş yok. Dürüst, açıkça konuşacak. Saklısı gizlisi yok. Arkadaş diyecek; “Ben Bediüzzaman’ı da kabul etmiyorum, Ehl-i sünnetin izahlarını da, bu âlimlerin izahlarını da kabul etmiyorum. Ben bambaşka bir şeyim” diyecek. İstediğini söylesin, ben bir şey demiyorum. Yani istediği gibi konuşabilir. Ama alttan alttan, sezdirmeden bu faaliyeti kabul etmeyiz. Bu çok yanlış. Bu tip mühendisliklere ben alerji oluyorum. Mesela bak Erbakan Hocamız’a da bak “Sessiz sedasız Milli Görüşü kaldır” diyor. Kardeşim Saadet Partisi ne o zaman? Niye öyle bir partiye ihtiyaç olsun o zaman? Bir görüş o. O görüş devam edecek. Ne zamana kadar? Kıyamete kadar, inşaAllah. Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bir Alman tanınmış spiker, “MTV müzik kanalının ünlü sunucusu Kristiane Backer'ın Müslüman oluşu Almanya'yı sarstı.” diye bir haber var. “Backer, önceki akşam El Cezire televizyonunun konuğuydu.”
ADNAN OKTAR:MaşaAllah çok güzel. Kardeşim Müslüman olmuşsa, gerçek Hıristiyan, gerçek Musevi, gerçek İbrahimi olmuş oluyor. Tüm Peygamberleri gerçekten seven insan olmuş oluyor.
Şeytandan Allah’a sığınırım; Ahzab Suresi, 45’de Cenab-ı Allah; “Ey Peygamber gerçekten biz seni bir şahit, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ve kendi izniyle Allah’a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak gönderdik. Müminlere müjde ver. Gerçekten onlar için, Allah’tan büyük bir fazl vardır.” “Gerçekten onlar için, Allah’tan büyük bir fazl vardır.” Ayetinin ebcedi 2005 yılını veriyor. “O’dur ki sizi karanlıklardan nura çıkarmak için, size rahmet etmekte” diyor, Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. 19. yüzyılın karanlıklarındandan daha yeni çıkıyor insanlık. Zifiri karanlık ortalığı kaplamıştı. I. Dünya harbini yaptılar, II. Dünya harbini yaptılar. Sel gibi kan akıttılar, arkasından komünistler bütün ülkeleri birbirine kattı. Fransa’yı birbirine kattı, İtalya’da Kızıl Tugaylar, Fransa’da, Avrupa’da, Almanya’da, İslam aleminde ortalığı birbirine kattılar ve mahvettiler dünyayı. Sonra Darwinizm, Materyalizm tepelenince geri çekildiler. Şeytanın kuyruğunu koparttık. Adam devam edecek hali kalmadı, inşaAllah. Kehf Suresi, 95. ayet; “Dedi ki;” Zülkarneyn söylüyor, “Rabbimin beni kendisinden, sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı güç ve nimet ve imkan daha hayırlıdır” diyor. Ebcedi tam 1987’yi veriyor. Yine Mehdiyet’in tarihini veriyor. Yani Kuran’daki bu harflerin toplam rakamları var. Ahir zamanın hâkimiyeti yani Mehdi (a.s.) devrine ait ayetleri gösteren ayetlerde hep 1987, 1990, 2001, 2005, 2007, kilit tarihleri çıkıyor. Bu çok şaşırtıcı. 9811 çıkabilir, 7815 çıkabilir. Net tarihler çıkıyor. Oktar’ım sen bir şeyler söyle.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Siz kan dökülmeyecek diye hep söylemiştiniz Hocam İnşaAllah. O döneme gidiliyor bir güzel haberde. “Obama; Irak operasyonu bitti” diye bir haber var Hocam bugün inşaAllah. Obama’dan. “ABD başkanı Barack Obama, Irak’ı özgürleştirme operasyonunun sona erdiğini bildirdi”.
ADNAN OKTAR:Çünkü, Mehdi (a.s.)’nin kan dökmeyeceğini anladılar. O tip bir tedbir almaya gerek duymadılar. Basra, Küfe ve Şam gibi yerlerde Mehdi (a.s.)’nin zuhur etmeyeceğini öğrendiler. Mantıksız olduğunu anladılar ve geri çekildiler.
OKTAR BABUNA:“IMF: Müslümanlar ilerleyebileceklerini Asr-ı Saadetle gösterdi” diye bir haber var Hocam, inşaAllah. Milliyet’te çıkmış bir haber. “Ergenekon Öcalan’la daima çalıştı” haberi yine inşaAllah. Aynı şekilde Hocam.
ADNAN OKTAR:“Ya ne mahsuru var ki Ergenekon’la Öcalan’ın birlikte hareket etmesinde, sen niye rahatsızlık duyuyorsun ki?” diyor, adam. Kardeşim sen delirmişsin ben sana ne diyeyim yani. “Üç milyon insanın katledilmesinden ne mahsur olur, yüz bin insanımızın şehit edilmesinin ne mahsuru olur?“ diyor. “Gel ananı, babanı, herkesi doğrayacağım. Kendimi de öldüreceğim. Bunun ne mahsuru olur?” diyor. Kardeşim şimdi ben kafasını çizmiş bir insanla konuştuğum için, ben ona cevap vermem artık. İnşaAllah. Yani çıldırmış olmak lazım bunu anlamamak için. Ve bunu açıklıyoruz diyoruz ki; “Bu tehlikeli, bunu görmüyor musunuz?“ diyoruz. Yani basiretleri, ferasetleri kapansa bile bir insanın, en azından deliye de söylesen yine anlar buradaki tehlikeyi. Anlatamıyoruz bir kısım insanlara.
Oktar ne anlatacaksın?
OKTAR BABUNA:“Türkiye’nin desteğine ihtiyacımız var” diyor Hocam. Türkiye’nin Gazze ablukasının deniz yoluyla kırılması için temel bir rol üstlenmesini istediklerini kaydeden Haman lideri Meşal bu taleplerini Türk yetkililere ilettiklerini bildirdi.
ADNAN OKTAR: Kardeşim Türkiye’den her şeyi bekliyorlar da tamam da Türkiye’nin pazusunun gücü belli, adale gücü belli sen yüz ton yük kaldıracaksın diyorsun Türkiye’ye. Sen de ki: “Seni ben lider olarak kabul ettim.” Türk İslam Birliği’nin liderisin sen de, Türk ordusuna güveniyoruz, Türk milletine güveniyoruz, Allah sizi bize lider kıldı, ya Allah Bismillah de, bak bakalım o zaman ne oluyor? İşine gelen yerde Hoca’yı tenzih ederim ben Meşal’i pek tanımam Hamas’ın lideri Filistin’de. Fakat bir kere tam bir bağlılık şart. Deyin ki mesela Filistin’i Türkiye idare etsin deyin. İsrail çekilsin siz yönetin deyin, verin Filistin yönetimini bize. El Fetih de Hamas da tamamı çekilsin Türkiye yönetsin, gönderelim bir tümen asker, bitti. Konu kapanır, tam teslim olacaklar öyle olmaz. Biz İsrail’le oturup şimdi, öyle şey olmaz. Türkiye ne yaparsa bunu kabul etmeleri gerekir. Çünkü Türkiye İsrail’in de hukukunu koruyacaktır, Filistin’in de hukukunu koruyacaktır. İsrail de bize emanet Museviler de bizim yedi emanımız, biz oturup onların aleyhine bir sistem kurmayız. Ama Filistin’in aleyhine hiç kurmayız. Onun için bölgede bizim lider olduğumuzu kabul etmeleri gerekir, açıkça bunu beyan edecekler resmi olarak, resmi ağızlardan. Türk İslam Birliği’nin lideri sizsiniz diyecekler ve diğer Arap ülkelerine de bunu söyleyecekler, diğer Türki devletler de bunu kabul edecekler bak bakalım ne oluyor? Biz dünyayı yönetmede bayağı tecrübeliyiz bilmediğimiz bir olay değil. Yapar mıyız yapmaz mıyız? EvelAllah.
ADNAN OKTAR: Erbakan Hocamız’a ters bir söz söylediyse zaten o yeterlidir bana, ben oraya noktayı koyarım. Ve bir daha da benim için o güvenilir bir site değildir. Kendi kafama göre mantığıma göre. Evet tamam Time Türk, demek ki oraya güveneceğiz inşaAllah. Ama Erbakan Hocamızın lehinde bir haber yapsınlar da iyice gönlümüz rahatlasın sağlama alsın.
OKTAR BABUNA: Hocam Yiğit Bulut’un bir yazısı sansürleniyor Fatih Altaylı tarafından çıkarttırılıyor. Bu Doğan grubunu eleştiren bir yazısıymış. Sizin bir açıklamanızı koymuşlar Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, ta en başından dedim ki bunlar sandalcı kavgası yapıyor dedim. Hangi televizyon kanalında konuşuyoruz şu an? TV Kayseri tamam. Bazen bana yalvarıyorlar Hocam yapma etme diye.
OKTAR BABUNA: Bir de Samsun Aksu TV ve Kayseri TV Hocam.
ADNAN OKTAR: Gülüyoruz gayet normal olarak. Şimdi bakın Fatih Altaylı Aydın Doğan’ın mücadelesi sandalcı kavgası. Tamamen sunidir, baba ile oğul gibidirler, oğul ile baba gibi böyle et ile tırnak gibidirler. Hiçbir ayrı gayrıları yok. Usulen bir kavga varmış gibi gösterirler, aynı çizgidedirler, o bilinsin inşaAllah. Bilinmiyordu ben daha önce de söylememiştim şimdi söylüyorum veyahut söylemiştim diyelim bazen.
OKTAR BABUNA: Hocam tam teyit etti söylediğinizi şu haber.
ADNAN OKTAR: Bir de Yiğit Bulut delikanlı çocuk. Yiğittir yani, samimi olarak söylüyor, yani yanlış bir şey de söylemiyor, yani ne var. Oktar Hocam başka ne var.
OKTAR BABUNA: “İslam dini ekonomik büyümeye engel değil” haberi var inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi bu çok kıl bir laf yani İslam insana sıkıntı vermez. İslam insana zor bir durum olur mu? “İslam dini ekonomik büyümede idealdir” denecek, böyle olmaz, tersten düze gidilmez, ters mantık kurulmaz, olur mu öyle şey, olmaz, kim demiş bunu?
OKTAR BABUNA: IMF.
ADNAN OKTAR: Der onlar onlara bakma sen, ama çok acayip. Böyle diyeceğine de ki; İslam dini ekonomik büyümede çok önemli bir etkendir, de. Çünkü bakın 2014’te sakın yanlış anlamayın bir daha söylüyorum yani böyle hopla zıpla kafayla 2014’te ekonomik krizin çözülmesi yok. Dindar oldukları için çözülecekler, sakın ha yanlış anlamasınlar, yani benim sözümü yanlış anlamasınlar benim sözümü. Boşa bayram yapıyorlar, bunu iyi anlasınlar. Bak hepsi aynı benim sözümü koro halinde tekrar ediyorlar. 2014’te diyorlar Allah’ın izniyle kurtulacağız inşaAllah, doğru Allah’ın izniyle ve Allah’a şükrettiğiniz için kurtulacaksınız yani aksi durumda katlamalı gelişir süre inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Zaten bu ekonomik kriz de onun için oldu demiştiniz, o yüzden oldu bu ekonomik kriz de.
ADNAN OKTAR: Tek sebebi bu, tek sebebi budur Allah’a şükredilmemesidir. Madem o kadar ilimde, bilimde, fende geliştiniz ekonomi sizin kontrolünüzde, bankalar emrinizde. Karteller emrinizde, para basma makineleri de emrinizde, kiloyla da altınınız var, e hadi çözün, niye çözemiyorsunuz? Milyonlarca askeriniz var, yeri yerinden oynatıyorsunuz ama ölü yerinden kımıldamıyor, ölüye bir türlü can gelmiyor, gelmez Allah emredecek ondan sonra çözülecek inşaAllah. Allah’a saygı gösterecekler, derin bir saygı, derin bir sevgi gösterecekler, Allah’a şükredecekler ondan sonra çözülecek. 2014’deki çözülmenin nedeni bu, yani onlar bambaşka bir şey anladılar.
“Dr. Oktar Babuna hakkında” Oktar Hocam zat-ı alinize bir yazı gelmiş “Selamlar saygılar değerli Hocam” ve aleyna aleyküm selam rahmetullahi ve berekatühü “sizi sürekli takip ediyorum Oktar Hocam ile ilgili sizin konuşmalarınızın ardından söylediklerinizi onaylayarak inşaAllah ya da evet demesi şikayet edenlerin aksine çok hoşuma gidiyor” diyor İstanbul’dan bir kardeşimiz, Yusuf kardeşimiz “hislerimize tercüman olup sanki benim yerime size destek veriyor gibi olduğunu düşünüyorum ve gururlanıyorum, şevkim artıyor. Oktar Hocamın size olan saygısı, sevgisi, hürmeti belli ki içinde ve dışında samimiyete yansıyor bizlere örnek oluyor, aslan Hocam sizi çok seviyorum, Oktar Hocama da bu vesile ile selamlarımı iletiyorum” diyor.
OKTAR BABUNA:Aleyküm selam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ve rahmetullahi ve berekatühü.
OKTAR BABUNA:Ve rahmetullahi ve berekatühü.
ADNAN OKTAR:“Allah’a emanet olun” diyor. Yalnız bazen boş bulunup yanlış bir şeye de maşaAllah diyormuşsun, ona çok dikkat et. Boş bulunup olabilir, insanlık hali, onu da düzeltirsin. Mesela olumsuz bir şey olduğunda ona da maşaAllah denmez. Çünkü Allah onu hayırla yaratmıştır, inşaAllah.
“Selamün aleyküm Hocam, ilk mailimi okudunuz, Allah razı olsun. Birçok büyüğe günlerce ulaşamazken, aynı gün size ulaşmış olmaktan inanılmaz mutlu oldum. Oğlum hakkında, okurken yeterince samimi değilsiniz demiştiniz. Hocam, samimi kelimesini sizden açıkça dinlemek istiyorum inşaAllah. Hem evladım, hem... tüm hayat boyunca samimiyet ne demek sizden dinlemek istiyorum, inşaAllah. Tüm röportajlarınızı banttan tek tek izliyor, her kelimesini hatta yüz ifadenizi bile dikkatle izliyorum inşaAllah ve anlamaya çalışıyorum. Kuran ışığıyla anlayıp yaşamaya çalışıyoruz, inşaAllah” diyor. Evet, aşağı yukarı bu konu biraz uzun.
Samimi, içimizde baskı olmaması yani aleyhimize de olsa, çıkarlarımıza dokunsa da mutlaka vicdanımızdan yana olmak. Çünkü bak, Allah vicdanımıza bizim sürekli vahyeder. Mesela ben konuşurken sürekli vicdanımı kullanıyorum. Mesela bakıyorum, siz sıkılır mısınız acaba, onu gözlüyorum, bakıyorum. Tedirgin olur musunuz, hangi söz sizi rahatsız edebilir, hangi söz milletimizin hoşuna gider, hangi söz milletimizin hoşuna gitmez, hangi söz Kuran’a uygun, hangi söz Kuran’a uygun değil sürekli beynimde bu bir faaliyet halinde oluyor. Hangi söz Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine aykırılık teşkil edebilir, etmez? Sürekli bir süzgeçten geçiriyorum ve kafamda dört beş nokta birden sürekli çalışıyor. Vicdanı kullanmak kolay değildir. Çünkü bir insanı üzmek, tedirgin etmek, korkutmak çok korkunç bir şeydir, çok kötü bir şeydir. Mutlaka onu rahatlatmak lazım mutlaka ona huzur vermek lazım. Mesela sevgi gösterirsin tedirgin olur, onun da çok iyi ayarlanması lazım. Onun tedirgin olmayacağı gibi. Yahut ciddi durursun ondan da canı yanabilir onun da çok iyi ayarlanması lazım. Sözü uzatırsın, bunalabilir; kısa kesersin, anlamaz, onun da çok iyi ayarlanması lazım. Mesela sözün gideceği yerler vardır, bir kelime kullanırsın, hiç ummadığın bir yere gidebilir o söz ve rencide edebilir, onun da çok iyi düşünülmesi lazım. Ve konuşma içerisinde onun uygun bir üslupla sürekli düzeltilmesi gerekiyor. O yüzden vicdanı kullanmak mühim bir ibadettir, çok önemlidir. Biz Allah’a teslim olduğumuzda, Allah bizi konuşturur zaten. Hz. İsa (as) diyor ki, “benim yüzümden, benim adımdan dolayı, Hz. İsa (as) taraftarı olduğunuz için, Mesihi olduğunuz için sürekli başınız belaya girecek, sizi tutuklayacaklar, hapse atacaklar ve yargılanacaksınız, hâkim karşısına çıkacaksınız” diyor. “İfadenizi alırken hâkim, sakın telaşlanmayın, sakın konuşmak içini ne konuşayım diye hazırlık yapmayın, sizi Allah konuşturacak” diyor. “Siz Allah’a teslim olun, kendinizi bırakın çok güzel konuşacaksınız” diyor Hz. İsa (as). Ama ben konuşuyorum dediğinde insanın dili dolanır, hayır Allah’a teslim olduğunda da Allah isterse dili dolanır insanın, bir hikmete binaen dolayabilir insanı. Mesela Hz. Musa (as) da biliyorsunuz, “Ya Rabbi dilim tutuluyor, konuşamıyorum” diyor. Kuran, Hz. Musa (as) yaratılmadan önce, daha dünya oluşmadan önce, Hz. Musa (as)’dan önce vardı Kuran. Dilinin tutulduğu Kuran’da geçiyor, Hz. Musa (as) doğuyor; dili tutulacak şekilde yaratılmış, kaderi öyle, Firavun ile karşılaşacak. Bu anlamdadır yani samimiyet. Mesela ben samimiyetimden dolayı... Dediler ki bana; “sen bu tip faaliyetler yaparsan”, hatta Emniyette de beni götürdüler, o zaman Gayrettepe’deydi Emniyet Müdürlüğü, “Hocam bu işlerden sen vazgeç” dediler. Açıkça söylediler yani, “istemiyoruz” dediler. Hatta “acaba İstanbul dışına mı çıksan” dediler, yani böyle başka, Ankara’ya falan, başka bir yere gitmen mümkün mü, bir de ona da bakıyoruz” falan gibisinden böyle bir üslup konuşmuşlardı. Yani sürgünümtrak falan. Bu 99’da açıkça dedi ki, “Devlet” dedi. Adil Sercan Saçan. Ama hangi devlet onu bilmiyoruz. Yani bir devletten bahsetti ama hangi devlet olduğunu anlamadım tabii. Ben Türk Devletine tabiiyim. Ama onun dediğini anlamadım. “Devlet senin bu tarz faaliyetlerini istemiyor” dedi. Olay bu, biz bunun için yaptık bu operasyonu.” Ben “devam ederim, edeceğim” dedim. Daha önce de kokain komplosu yapıldığı zaman da ondan evvel de bana dediler; “sen bu işlerden vazgeç, başını çok büyük belaya sokarız senin” dediler. “Hatta bunun bir sonrası da ölüm de olur, aklını başına al” dediler. Ben ne dedim? “Devam edeceğim, elinizden geleni ardınıza koymayın” dedim. Komünistler ne dediler? Arkadaşın ismini de verebilirim. Akademinin önünde tehdit etti. Dedi; “seni öldürürüz, okula gelmeyeceksin” dedi. “Ben bir kere öleceğim, beni kimse öldüremez” dedim. “Ben kaderimi yaşayacağım” dedim. “Beni Allah öldürür” dedim. “Allah bize cehdi farz kılmış, Allah’ın dinini yaymaya devam edeceğim, kimse beni durduramaz” dedim. Buyurun karşınızdayım. Hani öldürüyordunuz? Hani şehit ediyordunuz?
OKTAR BABUNA: 99’da da söylediler Hocam “ayağınızla yer arasında hayatla ölüm kadar yer, mesafe var” diye.
ADNAN OKTAR: Tabii bak, “ayağınla yer arasında ne kadar mesafe varsa, ölümünle hayatın arasında o kadar mesafe var” dediler. “Vazgeçeceksin” dediler. Elinden geleni ardına koyma. Bir görelim, inşaAllah.
Efendim, şimdi bunlar çok uzun sorular, kardeşlerimiz Azerbaycan’dan sormuşlar. Azerbaycan’da binlerce sevenimiz var. Çin’de, Kızıl Çin’de de var. Kore’de, Japonya’da… Japonya’da muazzam, çok fazla. Şu anda da izleyenler var, maşaAllah. Amerika’da, Meksika’da, her yerde maşaAllah. Şimdi biz ne yapalım biliyor musunuz? Programı yavaş yavaş bitirelim, inşaAllah. harunyahya.tv’den devam edelim.
SUNUCU: Sayın izleyicilerimiz, www.harunyahya.tv sitesinden 24 saat yayınlarımız takip edebilirsiniz. Soru ve görüşlerinizi bize ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresinden gönderebilirsiniz. www.harunyahya.org veya www.harunyahya.net adreslerinden Hocamızın tüm eserlerini ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Bizi yarın akşam saat 10:00’dan itibaren www.harunyahya.tv internet sitesinden, Mavi Karadeniz Radyo, Aksu Tv ve Kaçkar Tv ekranlarından takip edebilirsiniz. Yayınımıza www.harunyahya.tv sitemizden devam edeceğiz, iyi akşamlar.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...