Şu anda ahir zamanda yaşıyoruz, Mehdiyet çağındayız. Peygamberimiz (sav) bu dönemde yaşanacak tüm olayları detaylı olarak haber vermiştir. Bu tarihten sonra herhangi bir büyük savaş yaşanmayacak. Deccaliyet Ortadoğu'da kan dökmek istiyor, ama Allah'ın izniyle biz buna müsaade etmeyeceğiz. Ne İsrail'in İran'a, ne de İran'ın İsrail'e saldırması söz konusu olamaz. Hiçbir haklı gerekçe yokken, masum insanlara yönelik bir saldırı Kuran’a göre de haramdır Tevrat'a göre de haramdır. Tevrat'ın hükümlerine uyan her Musevi, Allah'ın "öldürmeyeceksin" emrine de uymakla yükümlüdür. Her ne kadar İsrail'de bazı çevreler çatışmadan, kan dökmekten, kargaşadan yanaysa ve zaman zaman bu çevreler etkili oluyorlarsa da, İran gibi büyük ve güçlü bir ülkeye karşı fiili bir saldırıyı İsrail'in büyük çoğunluğunun kabul etmeyeceği açıktır. Biz samimi dindar Museviler ile Müslümanları birbirine düşürmek isteyenlerin asıl amaçlarının ne olduğunu biliyoruz ve onların karanlık oyunlarını deşifre ettik. Dolayısıyla ne İran ne de İsrail bu oyuna gelmeyecektir. Bunun için Allah'a samimi olarak iman eden, Peygamberleri seven, Allah'ın indirdiği kitaplara iman eden, ahiretin varlığını bilen Musevi ve Müslümanların, dinsizliğe, Darwinizme, ateizme, materyalizme karşı fikri ittifakı şarttır. Ateistler ve Darwinistler kendi düşünceleri doğrultusunda rahatlıkla ittifak etmekte, var güçleriyle -hangi dine mensup olursa olsun- iman edenleri ezmeye çalışmaktadırlar. Darwinistlerin ve materyalistlerin ittifakı yeryüzünü kana bulamaya çalışırken, Allah'ı seven ve Allah'ın emrettiği ahlakın hakim olmasını isteyenlerin ittifak edememesi olağanüstü bir durumdur. Samimi dindarlar ittifak ettiğinde, savaş isteyenlerin tam anlamıyla etkisiz hale geleceği açıktır. Bunun için hem İranlı hem de İsrailli dindar kardeşlerimizin birbirlerine şefkatle, anlayışla, sevgiyle yaklaşmaları ve dinsizliğe, materyalizme, Darwinizme karşı ilimle, bilimle, kültürle büyük bir mücadele yürütmeleri şarttır. Bu gerçekleştiğinde, kimsenin savaştan, saldırıdan, kavgadan, çatışmadan söz etmesi mümkün olmayacaktır.
Ben İsrail'in böyle birşey yeltenmeyeceğine inanıyorum. İsrail'deki dindar, samimi Museviler de böyle bir saldırıya müsaade etmezler ve bunu istemezler. Türkiye'nin tavrı her zaman adaletten, haklıdan ve mazlumdan yana olmuştur. Ama burada dikkat edilmesi gereken önemli bir olay var. Deccaliyet, özünde birbirinin kardeşi olan, hepsi Hz. İbrahim (as)'ın çocukları olan Müslümanlarla Musevileri birbirlerine kırdırmaya çalışıyor. Hem Musevilerin hem de Müslümanların yok edilmesini amaçlıyor. Deccaliyeti çok iyi teşhis edip, bu oyununu tam anlamıyla deşifre ederek etkisiz hale getirmek çok önemli inşaAllah.
Filistinli kardeşlerimizin çektiği acıların son bulmasının tek yolu İslam aleminin birlik olması ve ortak hareket etmesidir. Müslümanlar manevi bir liderin etrafında toplanıp birlik olmadıkları sürece, ne Filistin'in, ne Irak'ın, ne Doğu Türkistan'ın, ne Afganistan'ın kurtulması mümkün değildir. Uluslararası kurumların yaptırımları, cezaları vs hiçbir şeyi değiştirmez. Nitekim bunca yıldır da görüyorsunuz, İsrail'in yaptığı uygulamalara karşı alınmış sayısız karar var, bunlar neyi değiştirdi? İsrail'de bir avuç ateist Siyonistin etkisiyle büyük bir zulüm yaşanıyor, üstelik yalnız Filistinli kardeşlerimize değil, dindar Hıristiyanlara, dindar Musevilere karşı da zulüm uygulanıyor. Bu zulmün son bulmasını isteyenlerin yapacağı tek şey, tüm imkanlarını seferber ederek Türk İslam Birliği'nin kurulması için çalışmaktır. 1.5 milyarlık İslam alemi birlik olduğunda dünyanın herhangi bir yerinde tek bir Müslümanın tüyüne dahi zarar gelemez inşaAllah. Ama Türk İslam Birliği sadece Müslümanların değil tüm insanlığın kurtuluşu olacaktır, çünkü Kuran ahlakının tam uygulandığı bir sistem olacaktır. Sevgi, şefkat, güzellik, estetik, sanat, bilim, demokrasiye dayalı bir birlik olacaktır ve bu birliğin kanatları altında Museviler de, Hıristiyanlar da, Budistler de, ateistler de birinci sınıf insan muamelesi görecektir. Herkes düşüncesini ifade etmekte, dininin gereklerini yerine getirmekte tam özgür olacaktır. Peygamberimiz (sav) döneminde nasıl sevgi hakimse, nasıl adalet hakimse, nasıl Kitap Ehli son derece rahat yaşıyorsa, nasıl Müslümanlar güvenlik ve refah içindeyse, Türk İslam Birliği kurulduğunda da aynı şekilde olacaktır inşaAllah.
Ben bunu daha önce de defalarca anlattım. Zalimlik yapan, zalimliği meslek edinmiş birine, "ey zalim acı bize, neden böyle yapıyorsun, lütfen yapma" demek, o adama hiç etki etmez, hatta daha da şevklendirir. Müslüman kardeşlerimiz bu konuda yanlış bir yol izliyorlar. Uluslararası toplum harekete geçsin diyorlar, peki uluslararası toplumun harakete geçmesini gerektirmeyecek, köklü bir çözüm uygulasak daha iyi olmaz mı? Lütfen hukuk dışı uygulama yapma ey İsrail, diyeceklerine böyle bir şeye cesaret bile edilemeyecek bir ortam tesis edilse daha iyi olmaz mı? Bir düşünün 1,5 milyarlık İslam alemi bir manevi lider etrafında birleşmiş olsa, askeri, kültürel, ekonomik olarak dev bir birlik olup ortak hareket ediyor olsa, İsrail veya bir başka ülke böyle bir uygulamaya cesaret edebilir mi? Böyle bir şeyi tahayyül bile edemezler. Akıllarından dahi geçiremezler. Filistinli kardeşlerimize de, dindar Musevilere de Hıristiyanlara da müthiş hürmet gösterirler. Uluslararası toplumun müdahele edeceği bir konu kalmaz ortada. Kan dökmeyi, acımasızlığı, cinayeti, zulmü isteyenlerin tam anlamıyla etkisiz hale getirilmesi Hz. Mehdi (as)'ın manevi önderliğinde Türk İslam Birliği'nin kurulmasıyla mümkün olacaktır. Tabi sevgiyle, şefkatle, kültürle, bilimle, sanatla etkisiz hale getirecektir Hz. Mehdi (as) onları. Onları da içinde düştükleri yanlıştan kurtaracaktır. Onları da koruyacaktır. Onları da doğru yola iletecektir inşaAllah.
İsrail'i izole etmek, yalnızlığa itmek çözüm değil. Kuran'a ve sünnete de uygun değil. Orada Tevrat'a da uymayan, Allah'sız, dinsiz bir avuç ateist Siyonistin yaptığı haksız uygulama ve yanlış siyaset var. Ama bir çok da samimi dindar Musevi, dindar Hıristiyan var. Birçok masum kadın, çocuk, yaşlı insan var. Bu insanların topunu birden yalnızlığa itmek, varlıklarını devam ettiremeyecekleri bir koşula mahkum etmek vicdana uygun değil. Biz onların da koruyucusu ve kurtarıcısı olacağız inşaAllah. Kitap Ehli Hz. Musa (as)'ın, Hz. İsa (as)'ın bize emaneti. Onları en güzel şekilde yaşatacağız. Hz. Muhammed (sav) onlara nasıl adaletle ve şefkatle yaklaştıysa, Hz. Ömer (ra) nasıl onları koruyup kolladıysa biz de onları en güzel şekilde barındaracağız. Biz İsrail'in yok olmasını, haritadan silinip gitmesini, fakirleşmesini, tüm olanaklarının sınırlanmasını falan istemiyoruz. Biz sadece ateist Siyonizmin zulmünün son bulmasını istiyoruz. Bu da dinsizliğe, ateizme, materyalizme, Darwinizme karşı fikren mücadeleyle mümkün olur.
İran Türkiye'nin kadim dostudur. İranlı kardeşlerimizi biz canımız gibi seviyoruz, onların asla zorda, darda kalmasına müsaade etmeyiz. Kendi canımızı korur gibi onları da korur ve kollarız. İran ve Türkiye'nin sevgide, şefkatte, barışta ittifak etmesi tüm bölgenin menfaatine olan bir tutumdur. İki büyük ve güçlü ülkenin, insanlığın refahı, huzuru ve istikrarını sağlamak amacıyla ortak hareket etmesi, deccaliyete indirilecek çok büyük bir darbedir. Kimseyi dışlamadan, kimseyi yalnızlığa itmeden, güçlüden değil haklıdan yana tavır alarak, adil, merhametli, sevgi dolu bir ittifak sadece İslam ülkelerine değil, bölgedeki tüm milletlere, her inançtan insana büykü bir konfor ve rahatlık getirecektir. Ben kardeşlerime bir kere daha söylemek istiyorum, İranlı kardeşlerimi çok seviyorum, hepsine çok kıymet veriyorum. Mehdiyet çağındayız. Hz. Mehdi (as) Peygamberimiz (sav)'in soyundan gelen mübarek bir zattır ve Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği gibi Hicri 1400ler itibarıyla göreve başlamıştır. Hz. Mehdi (as) faaliyet başındadır. Hz. İsa (as)'ı da 10-20 yıl içinde göreceğiz inşaAllah. Ben Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerine dayanarak söylüyorum bunları. Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği tüm ahir zaman alametleri gerçekleşti. Haber verdiği diğer müjdeleri, İslam ahlakının hakimiyetini de pek yakında göreceğiz inşaAllah. Bu nedenle, böyle bir ortamdan, Peygamberimiz (sav)'in gösterdiği yola uymak çok önemli. Hz. Mehdi (as)'ın arayışı içinde olmak, onun destekçisi, öncüsü, talebesi olmak için gayret göstermek, onun büyük mücadelesine destek olmak için dinsizliğe, darwinizme karşı büykü bir kültürel mücadele vermek, Müslümanlar arasında sevgiyi ve dostluğu pekiştirmeye gayret etmek, Kuran ahlakını en samimi şekilde yaşamak için çaba göstermek çok önemli. Allah'ın vaadi haktır ve Allah vaadinden asla dönmez. Allah'ın izniyle 10-20 yıl içinde Allah'ın İslam ahlakının hakim olacağı vaadinin gerçekleştiğine hep birlikte şahit olacağız inşaAllah.
Makaleler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Evrim Sözlüğü
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...