SUNUCU: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri programımıza HarunYahya.Tv internet sitemizden Sayın Hocamız Adnan Oktar ve Oktar Babuna ile devam ediyoruz inşaAllah. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Oktar Hocam ne anlatayım?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Bu depremlerden bahsetmiştik Hocam, arttığından, onunla ilgili hadis var, okuyayım mı Hocam?
ADNAN OKTAR:Oku, evet.
OKTAR BABUNA:Depremlerin çoğalması, Ahir zaman alameti olduğunu söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.).
“Şu hadiseler meydana gelmedikçe Kıyamet kopmayacaktır. Depremler çoğalacak. (Ramuz El- Hadis)
“Kıyametten önce iki büyük hadise vardır ve sonra da zelzeleli yıllar” diyor Hocam Peygamberimiz (s.a.v.).” Bu da bir alamet, tam olarak arttı depremler son on, yirmi yılda Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ama şimdi artış çok garip yani, son bin yılın depremleri var, dünya tarihinin en yüksek deprem kuşağına girdik. Yani o yüzden Peygamberimiz (s.a.v.) dikkat çekiyor, yani bir fevkaladelik olduğu için yoksa deprem olur ama dünya tarihinde mesela son iki bin yıllık tarihte de görülmemiş bir deprem sayısı yüksekliği, gücünün yüksekliği var. Evet başka ne var Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah, Peygamberimiz (s.a.v.)’in uygulamalarını münafıklar kendi düşük akıllarınca beğenmiyorlar ve yadırgıyorlar. Ayette şöyle bildiriliyor Hocam;
Şeytandan Allah’a sığınırım.
“Onlardan sadakalar konusunda seni yadırgayacaklar vardır. Ondan kendilerine verilirse hoşlanırlar, kendilerine verilmediği zaman bu sefer gazablanırlar. Eğer onlar, Allah'ın ve elçisinin verdiklerine hoşnut olsalardı ve: "Bize Allah yeter; Allah pek yakında bize fazlından verecek, O'nun elçisi de. Biz gerçekten ancak Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (ya).”
ADNAN OKTAR:Şimdi münafıkların bir özelliği vardır. Çok mühim temel özelliklerin bir tanesidir; küfürle mücadele etmezler. Küfür onlar için sorun değildir. Diğer münafıklarla da mücadele etmezler, o da sorun değildir. Kiminle mücadele eder, biliyor musun? En başarılı bulduğu Müslüman grup veyahut kişi kimse onunla mücadele ederler. Mesela etrafında soysuzlar vardır, ahlaksızlar vardır, fuhuş yapanlar, gayri meşru ilişkiye girenler, sapıklar, it kopuk hepsi var olur. Onlarla böyle can ciğer kuzu sarması olur, gider kucaklarında oturur onların, onlarla yani böyle iç içe yaşar. Onların kanını emer, kirini koklar, onlarla yaşar. Ya dersin “sen şimdi Müslüman olduğunu söylüyorsun, çok güzel hadi sen de dersin bak etrafında küfür var, münafıklar var, ahlaksızlar var.” “Benim derdim o değil der.” “Ne senin derdin?” O devirde en başarılı bulduğu kimse ona münafık yönlenir. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında münafıkların mücadele edeceği adam yok muydu? Küfür var, ahlaksızlar var, üçkağıtçılar var, oyuncular var birçok insan var. Hiçbiri ilgilendirmiyordu münafıkları. Kim ilgilendiriyordu biliyor musunuz? Peygamberimiz (s.a.v.). Tek hedef o idi. Onu eleştiriyorlar, onunla ilgili konuları konuşuyorlar, onun evliliklerini, onun kadınlara karşı arzusunu, onun yaptığı hareketlerdeki kendilerince eksik gördükleri haşa tavırları bunları gündem yapıyorlardı. Sen gitmişsin sapıkların kucağına oturmuşsun, ahlaksızlarla iç içesin. Peygamber (s.a.v.) dünyanın en güzel insanı, en kutlu insanı sen onu neden hedef ediniyorsun? Uğraşsana işte kafirlerle, küfürle, tuğyanla, dalaletle, sapıklarla, üçkağıtçılarla uğraşsana, vaktini onlara ayırsana, onlara emek versene; yapmaz. Çünkü şeytan onu görevlendirmiş. Sadece Müslümanlara yönelmesi gerekiyor. Şimdi Müslümanlara yöneldiğinde ne olur? Müslümanın enerjisidir. Müslüman, eğer kafiri ve münafığı yoksa bir eksiklik yaşar, çok ciddi bir eksiklik yaşar. Allah’ın bir lütfudür. Allah münafıkları ve küfrü Müslümanların has olanlarına musallat eder ki yiğitlikleri ortaya çıksın, güçleri ortaya çıksın, etkileri ortaya çıksın. Başka türlü olmaz yani bir ezecek olan güç var, bir de ezilecek olan mikroplar var değil mi? Şimdi ezme olayı olmamış oluyor o zaman. Kimi ezeceksin değil mi? Yani tentürdiyot var ama mikrop yok, penisilin var ama mikrop yok, olmaz. Allah tentürdiyotu yaratırsa mikrobu da yaratır. Mikrobun üzerine basacaksın tentürdiyotu inşaAllah.
Evet, münafıkların bir özelliği vardır Oktarım, sana iyi tanıtayım bu vesileyle. İslam ahlakının dünyaya hakimiyetinden ümitlerini kesmişlerdir. Onu her vesileyle söylerler. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’e haber gönderiyordu münafıklar yani “tutunacak yeriniz kalmadı, başarılı olamazsınız, sayınız az, güç yetiremezsiniz, vazgeçin” diyordu münafıklar. “Siz beceremezsiniz, yapamazsınız, sizin yapabileceğiniz bir iş değil, küfür çok güçlü” diyorlardı. Eze eze, söke söke Resulullah (s.a.v.) İslam ahlakını hakim etti Allah’ın dilemesiyle, değil mi?
OKTAR BABUNA:MaşaAllah evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Hicr Suresi 55.ayet. Ayet çıktı, açar açmaz orası çıktı, çok manidar.
“Dediler ki: Seni gerçekle müjdeledik, öyleyse umut kesenlerden olma. Dedi ki: Sapıklar dışında”;çok manidar ifade bak sapıklar dışında değil mi? Dalalette olanlar demiyor bak sapık, alayı sapıktır münafıkların.“Sapıklar dışında Rabbinin rahmetinden kim ümit keser?”diyor. “Ben ümit kesmem” diyor, değil mi? Onun için münafıkların mühim özellikleri ve kendisi ümit kesmiştir, Müslümanların da ümit kesmesi için uğraştıklarını Kuran’da görüyoruz. “Tutunacak yeriniz kalmadı” ne demek? “Dağılın” diyor, tutunacak yeriniz kalmadı.
Ey münafikat ve münafikun, münafık ordusu. Müslümanların tutunacak yeri, Allah’tır. Habdullahul Metin, Uhvetül vuska olan Allah’ın ipidir. Dolayısıyla tutunacak yerleri var. Hem de ne; Allah’a sıkı sıkı sarılmışlardır ve zafer müminlerindir. Zafer Mehdiyet’indir, zafer Hz. İsa Mesih (a.s.)’ındır inşaAllah. İslam ahlakı dünyaya hakim olacak, ey münafıklar. Ben de o devirde sizleri göreceğim. Böyle göreceğim inşaAllah. Az bir şey kaldı, biraz sabrederseniz göreceksiniz.
“Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdiysek” diyor Allah Sebe Suresi 34. ayet. “Mutlaka oranın refah içinde şımaran, önde gelenleri” bak bir kere “refah içinde” ferahlık var adam, mesela gitmiş kene gibi yapışmış yahut babasının, amcasının, dedesinin artık neyse o, bunlar hep mirasyedi takımıdır, yapışmış. Ne diyor? Şımarmak var, bir de şımarıyor yani manyak gibi şımarır, münafıkların özelliğidir. “Şımaran önde gelenlere” yani bunları toplum bu hale getirdi, önde gelen haline getirdi. Bunların bir özelliği yoktur da, bunlar kendi kendine önde gelir yani itin kopuğun aslında önde geleni olmuş oluyorlar, değil mi? “Gerçekten biz” diyorlar, ”sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz demişlerdir.”Yani biz ne İslam ahlakının dünyaya hakimiyetini kabul ediyoruz, ne Hz. Mehdi (a.s.)’ı kabul ediyoruz, ne ittihad-ı İslam’ı kabul ediyoruz, böyle bir şey yok diyorlar, kabul etmiyoruz diyorlar. Bakın münafıkların derdi nedir: “Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız.” Münafık oldu ya, mallar, evlatlar. Zaten münafığın hedefi odur, mallar ve evlatlar yani onu elde edecek ki daha çok malını elde etsin, dünyayı daha çok genişletsin. Allah için olmaz onlarda mal ve evlat. Allah ile mücadele için isterler. “Daha çoğunluktayız” oraya bağlıyor, “ve biz azaba da uğratılacak değiliz demişlerdir.” Kendilerini çok takva gördüklerine dair delil işte. “Biz azaba da uğratılacak değiliz” derler diyor.
Sebe Suresi 28. ayette: “Biz seni ancak bütün insanlara bir müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik, ancak insanların çoğu bilmiyorlar” diyor. Asrımıza bakan yönüyle Peygamberimiz (s.a.v.)’e bakıyor ayet. Asrımıza bakarsak ne diyor? “Ey Mehdi biz seni ancak bütün insanlara bir müjde verici”;İslam ahlakının dünyaya hakimiyetini müjdeleyen, ittihad-ı İslam’ı müjdeleyen, Kuran ahlakının dünyaya hakimiyetini müjdeleyen, adaletin, bolluğun, bereketin geleceğini müjdeleyen, Müslümanlara da Cennet’i müjdeleyen “bir müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik.”Sakın Darwinizm’e, materyalizme düşmeyin, dalalete düşmeyin, münafıkların peşine gitmeyin, küfrün dalaletin eline düşmeyin diye “uyarıcı olarak gönderdik ancak insanların çoğu bilmiyorlar.”Şu an Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanların çoğu biliyor mu?
OKTAR BABUNA:Bilmiyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Bilmiyorlar, Peygamberimiz (s.a.v.)’ı da o devirde insanlar bilmiyorlardı, inşaAllah. “Onlar, eğer doğru söylüyor iseniz bu vaat ettiğiniz ne zamanmış, derler.” Yani “Hz. Mehdi (a.s.) ne zaman çıkacak, Hz. İsa (a.s.) ne zaman inecek, Kıyamet ne zaman kopacak; bize söyleyin” diyorlar. Ben ayeti asrımıza bakan yönüyle açıklıyorum.
“De ki: Sizin için belirlenmiş bir gün vardır ki, ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de bir an öne alınabilirsiniz.” Hz. Mehdi (a.s.) denilen günün saatinde çıkar, Hz. İsa Mesih (a.s.) denilen günün saatinde iner, Kıyamet; denilen günün saatinde kopar. Hiçbir şekilde değişiklik olmaz.
Evet, şimdi gene bir ayet açalım. Ya Allah Bismillah.
SUNUCU:Kasas Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım.
“Gerçek şu ki: Karun Musa’nın kavmindendi. Ancak onlara karşı azgınlaştı.” Birden münafıklığı tutuyor, kuduruyor Karun. Normalde Hz. Musa (a.s.)’ın kavminden. Onlarla beraber hareket ediyor. Sonra para hırsı, dünya hırsı, mal, mülk hırsı onu kudurtuyor ve Müslümanlığından ayrılıyor Karun. O devrin münafığı. Bak “azgınlaştı” diyor, kuduruyor. Müslümanlara karşı tavır alıyor.
“Biz de ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları birlikte taşımaya davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu.” Bol miktarda da mal verdik diyor Allah.
“Hani kavmi ona demişti ki: şımararak sevinme çünkü Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez.”Yani boş yere şımarıyorsun diyor. Çünkü şımarması, kudurması küfre dayandığı için. Küfre dayanmadan öyle şımarıp öyle cesaret gösteremez. Münafıkların cesaretinin sebebi de odur, küfürdür. Mesela Müslümanlara karşı böyle kabadayılık yapmalarının, azgınlaşmalarının, kafa tutmalarının kökeni küfürdür. Küfür olmasa, küfre sırtını dayamasa münafık öyle kudurabilir mi? Nasıl yapsın? Tahayyül dahi edemez. Tahayyül dahi edemez. Bakın münafığın ahlaksızlığının bir delili de budur. Gösterdiği çirkin cesaretinin tek sebebi küfürdür. Çünkü eğer Müslümanlarla karşılaşırsa diyecek ki; “bak benim arkamda küfür ordusu var, münafık ordusu var, ben onlara güveniyorum” diyecek. Siz Allah’a güveniyorsunuz ben de küfür ordusuna güveniyorum” diyecek değil mi? Normalde münafığın Müslümanlarla hiç ilgilenmemesi gerekir ama münafığın derdi günü Müslümanlardır, değil mi? Ana konusu odur. Gitsene küfre, gitsene delalete, gitsene tuğyana, satanistlerle uğraş, Darwinistlerle uğraş, materyalistlerle uğraş neden Müslümanlarla uğraşıyorsun? Ve bunlar koloni halinde yaşarlar, topluluklar halinde, topluluk kolonileri halinde ayrı ayrı fikirleri olur ama gruplar halinde, topluluk halinde yaşıyorlar. İt sürüsü gibi, değil mi? Mesela köpek sürüsü ayrı yaşar, mesela sırtlan sürüsü ayrı yaşar ama koloni halindeler, ayrılmazlar inşaAllah. Bak diyor ki ama, “Kıyamette” sürekli Müslümanlardan haber ararlar yani onlardan bir haber gelsin, bir bilgi gelsin; dertleri budur.
Şeytandan Allah’a sığınırım, Kasas Suresi 66’da; “Artık o gün haberler onlar için körelmiştir, birbirlerine de soramazlar.” Artık haber alma imkanları yok; artık ne internetten, ne sokaktan, ne şuradan, ne buradan haber alamıyorlar.
“Şimdi diyor” bak Cenab-ı Allah, Kasas Suresi 61. ayette; “Şimdi, kendisine güzel bir vaatte bulunduğumuz, dolayısıyla ona kavuşan kişi” Müslümanlara ne vaat ediliyor? İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti, ittihad-ı İslam, Hz. Mehdi (a.s.)’a kavuşmak. Bak ne diyor Cenab-ı Allah? “Şimdi kendisine güzel bir vaatte bulunduğumuz, dolayısıyla ona kavuşan kişi”; İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti ve Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın gelişi. Ona kavuştuğunda, Kuran’ın ahir zamandaki yorumu olmuş olur. İnşaAllah. “Dünya hayatının metaı ile metalandırdığımız” yani işte ev, biraz yiyecek, araba, gezmek tozmak yani aşağılık çıkarlar için “metalandırdığımız, sonra Kıyamet günü azaba uğratmak için hazır bulundurulan kişi gibi midir?” “Münafıklar ve kafirler gibi midir?” diyor Allah. Onları “tamam” diyor Allah, “imkanlarını sunarız, veririz ama karşılığı çok çetindir” diyor Allah, inşaAllah.
Bakın münafıkların azgınlığına, 27/49: “Kendi aralarında Allah adına and içerek” münafık yalnız olmaz. Mutlaka it sürüsü gibi gezerler. İt sürüsü gibi, onlar birbirini kollarlar; mesela bir kemik olur, hep beraber çökerler. O kemiği bir kenarından ısırır, o bir kenarından ısırır yani köpekliklerinin gereği olarak. “Kendi aralarında Allah adına and içerek” sanki Allah’a inanıyorlarmış, Allah’tan korkuyorlarmış gibi Allah’ı da çok anar münafıklar. Kuran’dan çok delil getirirler. “And içerek dediler ki: ‘Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim’”. Bak kahpeler ya; "Gece ona ve ailesine”. Bir tek ona da düşman değiller ve çevresine de düşmanlar, değil mi?“Bir baskın düzenleyelim”; asrımızda nasıl olabilir? Yazılı olabilir, sözlü olabilir, konuşarak olabilir, ihbar eder, iftira eder. “Sonra velisine: Ailesinin yok oluşuna biz şahit olmadık ve gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim." Bakın münafık kahpeliğini görüyor musunuz, ayette nasıl vurgulanıyor? “Gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz.” Münafığın en çok kullandığı kelimelerden biri budur. Yani dürüst olduğunu vurgular. Doğru söylüyorum ben, der. “Gerçekten” diyor bak. Ve kendilerince ahmak kurnazlığı yapıyor bak, “ailesinin yok oluşuna biz şahit olmadık diyelim.” Yani bizden habersiz olmuş, fark etmeden olmuş derler, diyor Allah ayette.
“Münafıklar sana geldikleri zaman: "Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin" dediler.” Yani bayağı belli diyorlar. İnanıyoruz biz diyorlar. Halbuki kesinlikle inanmıyorlar. Ne Allah’a, ne Peygamber (s.a.v.)’e, ne Mehdi (a.s.)’ye, ne Hz. İsa (a.s.)’a; hepsine karşı kinlidirler.
“Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder.” Onun için bak, “Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin" dediler.” Münafığın “Allah birdir” demesinin dışında hiçbir şeyine inanmayacaksın. Yani Allah birdir, bir de Peygamber (s.a.v.) Allah’ın Resulüdür dediğini. Yani düz ayet okursa sadece ona inanırsın. Ondan geri hep sahtekarlık yapar, elinde değil. İblisin kucağına oturduğu için sürekli sahtekarlık yapacaktır.
58/8: “Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’ (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri” münafık ilk safhasında sürekli gizli toplantılar yapar. Böyle gizlice buluşan fahişe gibi gider toplantı yapar, Müslümanlardan habersiz. Bir ahlaksız, onun bir kuluçka devri vardır, oralarda gizli gizli Müslümanlardan ayrılıp münafıklarla ve küfürle bağlantıya geçer, gizli gizli. İlk kuluçka döneminde bu vardır. Mesela “nereye gidiyorsun?” der, “marul almaya gidiyorum” der. Halbuki münafıkane bir toplantıya gidiyordur. “Nereye gidiyorsun?” işte “havuç almaya gidiyorum” der. Gene münafıkane bir toplantıya gidiyordur, münafık toplantısına gidiyordur. “Men edildikleri” bak önce de men ediliyorlar, deniliyor ki “senin yaptıkların normal değil, böyle ‘oraya buraya gidiyorum’ diyorsun ama bunlardan vazgeç” deniliyor. “Bu tip toplantılardan vazgeç, bu tip konuşmalardan vazgeç” diye uyarılıyor.
“Men edildikleri şeye dönenleri” işte sapık gibi illa yapacak ya, gene dönüyor.
Bakın, “ günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı”; asrımızda nasıl? Mesela Mehdi (a.s.)’ye, imama, asrın imamına düşmanlığı, isyanı. “(Aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun?” diyor Allah. Demek ki görülecek bunlar. “Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar.” Münafığın özelliğidir; mutlaka Müslüman olduğunu vurgulamaya çalışır. Ama var gücüyle takva olduğunu vurgulamaya çalışır.
Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya." derler.” Yani “Allah bela vermiyor. Hani madem öyleydi, madem Ahir zaman vardı, madem Mehdi (a.s.) zuhur etmişti, olsun, nerede bunlar?” diyorlar. “İslam ahlakı dünyaya bir hakim olsun görelim, bizim de karşılık alacağımız bir durum varsa onu da görelim, böyle bir şey zaten olmaz ki” diyorlar.
“’Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya’ derler. Onlara Cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir.” Zaten Cehennem hiç ilgilendirmez münafığı, hiç ilgilendirmez. İnşaAllah.
9/107: “Zarar vermek” bak, münafığın asıl amacı budur. Küfre zarar vermek istemez o, münafıklara zarar vermek istemez, Darwinistlere, materyalistlere zarar vermek istemez. Onlarla fikri mücadeleye veyahut ilmi mücadeleye girmez.
“İnkarı (pekiştirmek)” bu alenen inkarı pekiştirmiyor tabii, dolaylı yoldan inkarı pekiştiriyor. Yani Kuran’ı savunuyor gibi yaparak inkarı pekiştirir, hadisi savunuyor gibi yaparak inkarı pekiştirir, dinsizliği pekiştirir.
“Müminlerin arasını ayırmak”; Müslümanların bölünmesi için uğraşır. Münafığın en önemli özelliklerinden birisidir. Mesela küfrün bölünmesini istemez, çünkü küfre sırtını dayıyor. Münafıkların bölünmesini istemez, çünkü sırtını dayıyor. Tuğyan ve delaletin bölünmesini istemez, sırtını dayıyor çünkü. Ama müminlerin bölünmesini ister.
“Müminlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah'a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için”; yani Müslümanlara o devrin polisi, o devrin adli gücü saldırıda bulunuyor. Onların gelmesini bekliyorlar. Yani o devirde Müslümanlara zarar verecek çalışma yapıyorlar, ihbar ediyorlar, sonra da onları, uzaktan bunu izlemeye başlıyorlar. Münafığın ihbarı da sinsicedir. Mesela şöyle yapar münafık; aleni değildir, yani gizlice ihbar eder o ayrı mesele, ama mesela bir haber gönderir, o haberin içerisinde de gene bir ihbar vardır. Yani haberle ihbar eder. Yani Kuran’da biz bunu çok açık görüyoruz. Hadislerde de görüyoruz. İnşaAllah. Mesela diyor ki, bir haber gönderiyor; “onların tutunacak yerleri kalmadı” diyor, bir mektup yazıyor. Bu bir ihbardır, hem küfre diyorlar ki; “tutunacak yerleri yok bunlar zayıf, her an ezebilirsiniz, güçleri imkanları var”. Ayrıca da Müslümanların ondan panik olacaklarını düşünüyorlar. Aynı zamanda küfre de bu bir şeydir, haber göndermiş oluyorlar. Diyor ki, “ne var bunda? Samimi olarak bir mektup yazdım, bir şey yok” diyor. Onun küfrün eline geçeceğini biliyorlar, o haberin. Yani mutlaka onlardan haberdar olacağını bilerek yaparlar. Anlaşıldı mı? Onun hem Müslümanları paniğe kaptıracağını, küfrü de cesaretlendirip, atağa geçireceğini düşünüyor o devirde.
Bak, “Zarar vermek, inkarı (pekiştirmek), müminlerin arasını ayırmak” Müslümanları bölmek, “ve daha önce Allah'a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için mescit edinenler var ya” onların mescit dediği yer zaten şeytanın toplantı yaptığı yer olmuş oluyor. Yani şeytani bir mescit, şeytan mescidi kuruyorlar. Mescitten kasıt, toplantı yeri, şeytan mescidi kuruyor.
“Ve: "Biz iyilikten başka bir şey istemedik" diye yemin edenler (var ya,) Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahidlik etmektedir.” Sürekli bunların ağzında Kuran, hadis ve “iyilik istiyoruz, düzeltmek istiyoruz, ıslah etmek istiyoruz”. Git küfre anlat işte o zaman, ıslah et. “Olmaz” diyor. “Niye?” “Ben onlara sırtımı dayıyorum” diyor. Münafıklara, “Allah emretti” diyorsun, münafıklara karşı mücadele et. “Onlara da ben sırtımı dayıyorum” diyor. “Tuğyan ve delalet diyorsun, onlar?” “Onlara da sırtımı dayıyorum, o zaman hiç olurum zaten. Onların korumasına ben muhtacım” diyor. Yani bir şey olduğunda ben nereye dayanacağım ki, zaten oraya dayanacağım, diyor. Onun için ben onları ellemem, diyor. “Peki, kim senin hedefin?” “Müslümanlar” diyor. “Onların ben bazı hatalarını görüyorum, onlarla ilgileneceğim ben diyor. Benim konum bu arkadaş” diyor.
Bak, "’Biz iyilikten başka bir şey istemedik’ diye yemin edenler” diyor. Sürekli bunlar dürüstlük, iyilik, güzellik, düzeltmek, “Allah rızası için anlattım” derler. Kuran buna ısrarla dikkat çekiyor, Cenab-ı Allah.
9/108’de Cenab-ı Allah, “Sen bunun (böyle bir mescidin) içinde hiçbir zaman durma” diyor. Yani böyle bir topluluk, böyle bir düşünceye hiçbir şekilde yanaşma diyor Allah. İnşaAllah, durma.
“Daha ilk gününden takva temeli üzerine kurulan mescid, senin bunda (namaza ve diğer işlere) durmana daha uygundur.” Yani asıl Müslümanların toplu olduğu yerde bulunun, diyor. Yani size başka bir yer gösterildiğinde sakın oraya gitmeyin. Çünkü münafıklar çok fazla mescid kurarlar. Ayrı ayrı ayrı bölümler oluşturabilirler. Her biri ayrı fikir kullanabilir. İlk olan yer diyor esastır. İlk Mehdi (a.s.)’nin olduğu yer esastır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) neydi? O devrin mehdisi idi. Orası esastır, onun dışında bir yere yanaşmayacaksın.
“Orada, arınmayı içten-arzulayan adamlar vardır. Allah arınanları sever.” Bak ‘arındı’ demiyor Allah. “Orada, arınmayı içten-arzulayan adamlar vardır.” Arınmayı istiyor ve arınmak için gayret ediyor. Arınmış bitmiş demiyor Allah. Peygamberimiz (s.a.v.) için bu vardır, diğer insanlar arınmaya devam ediyorlar. “Allah arınanları sever.” Bir ibadettir, eksiğini, kusurunu Müslümanlar Kuran’dan, hadisten aklıyla ve vicdanıyla kendi anlıyor. Ama münafıklar Müslümanları ana hedef haline getiriyorlar, küfürle mücadeleyi durduruyorlar, kendilerinin arınması diye zaten bir konu yok, küfrün arınıp düzelmesi için onlarla ilgilenmezler, münafıklarla hiç ilgilenmezler. Çünkü münafığı zaten velinimeti gibi görüyor. İnşaAllah.
“Derler ki, "Andolsun, Medine'ye bir dönecek olursak” şehre dönecek olursak “gücü ve onuru çok olan” enaniyeti çok olan, büyüklüğü çok olan, maddi gücü, parası, imkanları çok olan, siyasi gücü çok olan, münafık ve kafir desteği çok olan kimse “düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp-çıkaracaktır." Müslümanları düşkün ve zayıf olarak görür münafıklar. O yüzden kabadayılık yaparlar. Yani hep Kuran’a baktığımızda, çünkü güçlü görmesinin sebebi bütün küfrü arkasına alıyor. Bakıyor milyonlarca insan var arkasında. Bakıyor Müslümanlar azınlık, ‘tamam’ diyor, çirkin cesareti oradan gelir.
Bak, “düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp-çıkaracaktır. Oysa” diyor Cenab-ı Allah “izzet Allah'ın, O'nun Resûlü’nün ve müminlerindir.” Asrımıza bakacak olursak, “oysa izzet Allah’ın, Mehdi (a.s.)’nin ve müminlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar” diyor Allah.
Münafıkun Suresi, Allah onlar için özel sure isimlendirmiş bakın; Münafıkun Suresi. Bütün münafıklar Münafıkun Suresi’nin muhatabıdır. İnşaAllah. Ama münafık ilgilenir mi Münafıkun Suresi’yle?
OKTAR BABUNA:İlgilenmez Hocam.
ADNAN OKTAR:İnanmıyor ki ilgilensin.
Bak diyor ki Cenab-ı Allah, Nisa Suresi 138: “Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır.” “Onlar, müminleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler.” Bak müminleri bırakıyorlar, ‘niye bıraktın?’ diyorsun, ya diyor ‘şurada bir hatasını gördüm’. ‘Peki kafirin? Kafir boydan boya tamamı hata, onu niye dost ediniyorsun?’ ‘O velinimetim’. ‘Münafık boydan boya hata, onu niye dost ediniyorsun?’ ‘O da velinimetim’ diyor. ‘Tuğyan ve dalalet?’ ‘Zaten kime dayanacağız ki biz, onlarla yaşayacağız zaten, asıl arkadaşlarım onlar benim’ diyor. Peki iblisin orduları diyorsun, şeytanın orduları? Zaten biz kimin emrindeyiz diyor özetle.
Bak diyor ki, “Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır” diyor Allah. “Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır” şeytandan Allah’a sığınıyorum, “Onlar, müminleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler.” Çünkü onlardan para geliyor, yiyecek geliyor, güç buluyor, onlara dayanıyor, onların içinde kendini daha özgür hissediyor, rahat yaşayacağını düşünüyor.
“'Kuvvet ve onuru (izzeti)' onların yanında mı arıyorlar?” diyor Allah. Yani domuzun pisliğinin içinde mi arıyorlar, diyor Allah. Değil mi, o anlama geliyor o, benim tefsirim açısından.
“Şüphesiz, 'bütün kuvvet ve onur,' Allah'ındır” diyor Allah. Müminlerin yanında bulamıyorlar çünkü müminlerin yanında risk görüyor, tehlikeli görüyor, zor görüyor hayatı, kendini özgür göremiyor. Domuzun pisliğinin içine girdiğinde o, ona müthiş güzel geliyor, orada yaşıyor. İnşaAllah. Ve sürekli Allah’tan bahsederek, sürekli takvadan, bak Kuran’da görüyorsunuz ayetlerde, sürekli ’iyilik yapmak istiyoruz’ diyorlar. Amacımız bu. Tamam iyilik yap diyorsun, küfre karşı mücadeleye başla diyorsun. Ya benim çok az bir vaktim var zaten, yeme, içme, eğlenme, az bir vaktim kalıyor diyor. Onu da Müslümanlarla mücadeleye ayırıyorum diyor, başka da benim yapacağım bir mücadele olamaz diyor. Kafirle, münafıkla niye mücadele etsin adam, değil mi? Kendi kafasına göre yani. İnşaAllah. Sırtını onlara dayamış.
Şeytandan Allah’a sığınırım. “Öyleyse, dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar” yani Allah’a tamamen teslim olanlar, “Allah yolunda mücadele etsinler” diyor Allah. Bu da gene Ahir zamanda Mehdi (a.s.) devrini veriyor ebcedi. İnşaAllah. Nisa Suresi 74.
Şeytandan Allah’a sığınırım, Nisa Suresi 75, Allah bak soruyor Müslümanlara, bütün insanlara soruyor, “Size ne oluyor ki” diyor Allah. Özellikle de asrımız Müslümanlarına. Bak, “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar’”, halkı zalim, Afganistan’da zulmediyorlar. Irak’ta zulmediyorlar, birçok yerde, say say say say sabaha kadar sayarız, her yerde zulüm var Müslümanlara. Bakın dikkat edin, “bize Katından bir veli” bir Mehdi (a.s.) “’gönder, bize Katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına neden mücadele etmiyorsunuz?” diyor Allah. “Niye oturdunuz kaldınız?” diyor. “Niye bütün fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar, din Allah’ın oluncaya kadar mücadele etmiyorsunuz?” diyor Allah.
Bakın bir daha okuyorum ayeti, Cübbeli iyi dinlesin. Şimdi o yan gelip yatmıştır. İnşaAllah. Üçüncü remde midir?
OKTAR BABUNA:Üçüncü remdedir. Derin uykudadır.
ADNAN OKTAR:Bir ara şöyle hafif uykudan kalktıysa bir baksın. “Size ne oluyor ki” diyor, bakın “Allah yolunda ve: ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar’” ve Müslüman demek ki mutlaka bir baş, bir yönetici, bir Mehdi (a.s.) istiyor. Bu Allah’ın sünneti, Allah kendi sünnetini burada açıklıyor, Allah’ın kanunu. Bak, “bize Katından bir veli (koruyucu sahib)” sahib-i zaman, zamanın sahibi yani Mehdi (a.s.) “gönder.” Bakın ayetin ikinci kısmında devam ediyor, “’bize Katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz?” diyor. Bütün dünya şu an kurtuluş bekliyor Müslümanlar. Hıristiyan alemi de bekliyor, perişan haldeler. Fakat bunu müminler söylüyor. Yani ‘bir yardım eden yolla’ diye. Münafık bunu söyleyemez, kafir zaten söylemez. Münafık söylerse bu zaten ilk başta münafığa karşı mücadele edecektir. Onun için demez münafık. Bak, “bize Katından bir veli” Allah’ın velisidir Mehdi (a.s.), “koruyucu ve sahip” sahibi, o zamanın sahibi kim? Sahib-i zamandır değil mi? Sahib-i zaman Mehdi (a.s.)’dir, zaten lakabı sahib-i zamandır. Bak sahip diyor zaten burada. “’Sahip gönder, bize Katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?” Bu ayetin ebcedi de gene Mehdi (a.s.) devrini veriyor, 75.ayet.
“İman edenler Allah yolunda mücadele ederler” bütün benlikleriyle, bütün güçleriyle “inkar edenler” ve münafıklar, müşrikin ve müşrikat, münafıkun ve münafukat ve kafirler “inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar, öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın.” Mücadele edin, yani münafıklarla, küfürle mücadele edin. “Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır.” Yani münafıkların, küfrün hileli düzeni pek zayıftır. Ahmakça hareket ederler, çok rahat yenersiniz diyor Allah, inşaAllah.
“Kendilerine; ‘Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin’ denenleri görmedin mi? Oysa savaş mücadele” Allah yolunda mücadele etmek “üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar” münafıklar da öyledir. Dehşetli korkudan dolayı kaçar zaten Müslümanların yanından. Allah’tan korkmaz ama insanlardan korkar. İnsanlardan korktuğu için, keyfi ve rahatı için Müslümanların yanından kaçar. Sonra bakın böyle küstah bir üsluba geçiyorlar, "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın?” Allah’a karşı bak ne kadar pervasız ve küstah bir üslup haşa. “’Bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?’ dediler” diyor. Bakın demek ki bu münafıkların ve küfrün üslubu. Allah’a karşı böyle pervasız, çirkin bir cesaretle konuşmak, münafıklar ve kafirlerin yapacağı bir üslup. Müslüman bunu yapmaz. Onun için Cübbeli böyle bir üsluptan şiddetle kaçınsın. Allah’tan korksun. Nisa Suresi 77’de. Cübbeli cahilliğinden yapıyor, biz ona ‘münafık’ demiyoruz. Fakat aklını başına alsın, inşaAllah.
Bir 10 dakika ara verelim.
SUNUCU:İnşaAllah Hocam. Kısa bir aradan sonra devam ediyoruz.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...