SUNUCU:İyi akşamlar sayın dinleyicilerimiz ve izleyicilerimiz. Bu akşam HarunYahya.Tv, Mavi Karadeniz Radyo, Çay Tv, Gaziantep Olay Tv, Anadolu Ceyhan CRT Tv ve Radyo, Mardin Kanal 47, Sakarya Kanal 54’den canlı olarak yayınlanan Adnan Oktar’la Ramazan Sohbetleri programında sizler ile birlikteyiz. Birbirinden önemli konukların yer alacağı programımızda bilmediğiniz merak ettiğiniz konulardaki sorularınızla siz de e-mailleriniz ile katılabilirsiniz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Efendim İmam Rabbani’ye bakıyordum. Bakın diyor ki İmam Rabbani Hazretleri Mektubat-ı Rabbani 2. cilt 381. mektupta; “Bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur; küfür” Darwinizm, materyalizm, ateizm, satanizm, faşizm, komünizm “küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içerisinde aşikârca işlenmedikçe Mehdi (a.s.) zuhur etmez” Darwinizm, materyalizm, ateistlik dünyaya hâkim oldu mu?
OKTAR BABUNA:Oldu Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İmam-ı Rabbani bu hadis aldığında kastettiği buydu. Peygamberimizin (s.a.v.) söylediği de budur. Ahir zamanda İslam ahlakının dünyaya hâkim olacağını söylüyor ama ondan önce bak diyor ki; ”Küfür her yanı istila edip, hükmü cemiyet içerisinde aşikârca işlenmedikçe” Küfür her yanı istila etti Darwinizm, materyalizm kanalı ile ve hükmü de. Hükmü cemiyet içerisinde aşikârca işleniyor. Mesela Allah’a, dine, İslam’a, Kuran’a karşı açıkça her şey söyleniyor. Darwinizm zaten başlı başına bu tarz bir yapı. “Mehdi (a.s.) zuhur etmez. Ancak Mehdi (a.s.) böyle bir ortamda zuhur eder. Bu vakitte vaki olan ise küfrün istilasıdır. Onun kuvvetidir” Bakın hem askeri gücü var küfrün dünyada hem siyasi, hem sosyal, hem ekonomik, hem işte teknik gücü var. Bak “Küfrün istilasıdır, onun kuvvetidir” diyor. “İslam’ın ve Müslümanların dahi zaafıdır” İslam da Müslümanlar da paramparça olmuşlar Müslümanlar da şu an zaaf güçsüzlük içindeler. Bu da şu an oluştu. İmam Rabbani Hazretleri’nin dediği oluşmuş oldu. “Mehdi (a.s.) fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek” 1. Dünya Harbi çıktı 2. Dünya Harbi çıktı, kargaşa çıktı anarşi çıktı, iddia edilen Ergenekon Örgütü hangi devirde bu kadar fitne kargaşa olmuştur. Hiçbir devirde olmamıştır, değil mi? Tarihe baktığımızda bunu açıkça görüyoruz.
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu, yine Mektubat-ı Rabbani İmam Rabbani’nin 1.cilt sayfa 151-152. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu; “Tüm olarak yeryüzünün meliki 4 tanedir” Tam dünyaya hâkim olan melik idareci 4 tanedir. Demek ki bak melikler olmuş. Yani küfürden de olmuş Müslümanlardan da olmuş. Bu Allah’ın sünneti. Mutlaka insanların başında bir lider oluyor. Dünya hâkimiyetine mutlaka başta birisi oluyor. “Tüm olarak yeryüzünün meliki 4 tanedir. Onlardan ikisi müminlerden, ikisi de kâfirlerdendir. Zülkarneyn (a.s.) ve Süleyman (a.s.) müminlerdendir” Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. “Nemrut ve Buhtunnasr ise kâfirlerdendir. Yere 5. olarak ehl-i beytimden biri sahip olacaktır” Yani Mehdi (a.s.) inşaAllah. Resulullah (s.a.v.)
Efendimiz bir başka hadis-i şerifte şöyle buyuruyordu diyor, İmam Rabbani Hazretleri; “Allahü teala ehl-i beytimden birini çıkarmadıkça dünya çökmeyecektir” Kıyamet kopmayacaktır. Önce Mehdi (a.s.) çıkacak sonra kıyamet olacak. “Onun ismi ismime uyar” Aynıdır demiyor. Bakın mesela adı Muhammed, Ahmed, Mahmud, Mustafa olsa der Peygamber Efendimiz (s.a.v.) adı Mustafa der veyahut Mahmud der, Muhammed der, Ahmed der açıkça söyler. Ama söylemiyor bak. “Onun ismi ismime uyar” Denk gelir, müsavidir, aynı. Ama ismini söylemiyor. Bunda bir hikmet var, değil mi? Mesela ben desem ki; birisine ismi ismime uyacak biri ile karşılaşacaksın Konya’ ya gittiğinde desem. Şimdi adam şaşırır. “O zaman niye Adnan demiyorsun?” der. “Adı Adnan desene” der değil mi? Kapalı bir üslup bu. O zaman ne demek istediğini düşünüyoruz Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “İsmi ismime uyar, babasının ismi dahi babamın ismine,” o da babama, o da uyar. diyor Şimdi bu acayip bir durum mesela bu “Babasının ismi, adı Abdullah’tır der, değil mi? Babamın ismine uyar niye desin Peygamber (s.a.v.), denktir “benzer” diyor, ama ismini vermiyor “Adı Muhammed babasının adı Abdullah” derdi, dememiş. Bakın İmam Rabbani o şekilde naklediyor hadiste doğru olarak naklediyor. “Onun ismi ismime uyar, denk gelir babasının ismi dahi babamın ismine uyar” Ama Abdullah’tır demiyor, o zaman biz inceliyoruz ne olabilir burada kast edilen nedir, diyoruz yani çünkü öyle bir isim olması gerekiyor ki, hem Peygamberimizin (s.a.v.) ismiyle, hem de babasının ismiyle tam mutabık olması lazım Mehdi (a.s.)’nin isminin de. O zaman bakıyoruz kökene hangi soydan Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) Beni Adnan, Beni Adnan soyadı beni Adnan yani Adnan’dır Peygamber Efendimizin (s.a.v.) soyadı, bunu kimse inkar edemez Adnani’dir.
OKTAR BABUNA: Hz. Ali (a.s.) söylüyor kasideyi.
ADNAN OKTAR: Tabii Hz. Ali (a.s.) kasidesinde söylüyor, “Mustafa Adnan Peygamber (a.s.)” diyor. Adı “Mustafa” diyor, ama “Soyadı olarak Adnan” diyor, “Mustafa Adnan Peygamber (a.s.)” diyor açık. O zaman anlıyoruz ki, babasının ismi de Adnan, Mehdi (a.s.)’nin ismi de Adnan bunu anlıyoruz. Çünkü mesela geçenlerde de epey bir örnek vermiştik; biz Süleyman Demirel, Süleyman demiyoruz, sayın Demirel diyoruz. Babası ile karşılaştığımızda ne diyoruz, Sayın Demirel diyoruz. Annesiyle karşılaştığımızda ne diyoruz, Sayın Demirel diyoruz. Eşiyle karşılaştığımızda ne diyoruz, Sayın Demirel hitap şekli olarak hepsine Demirel diniyor, değil mi? İşte buna dikkat çekiyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Ahir zamandaki isimlerin nasıl kullanıldığına dikkat çekiyor, yani bu da bir mucizedir. Peygamberimizin (s.a.v.) isimleri Ahir zamanda bütün dünyada yaygın olarak böyle kullanılacağını bilmesi, Peygamberimizin (s.a.v.) mucizesidir, değil mi? Soyadıyla hitap Ahir zamanda meşhur oldu. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında vardı ama nadir kullanılıyordu. Az kullanılıyordu ama Ahir zamanda bütün dünyada kullanılıyor değil mi? Hep soyadıyla mesela Kissenger deniliyor, mesela Henry demiyor, Henry dese kimse tanımaz değil mi? Mesela Bush diyorsun değil mi? George dese kimse tanımaz, George kim ama Bush dedin mi tamam herkes tanır diyor, soyadı ile tanınıyor. Ahir zamanda soyadı ile hitabın, meşhur olacağını ve asıl hitap şekli bu olacağını Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mucizesidir olarak bildirmiş bu mucizenin bir çözümüdür işte bu. Demek ki Mehdi (a.s.)’ye de biz Adnan diyeceğiz, babasına da Adnan diyeceğiz, annesi de Adnan’dır, Adnani olduğu için. Ama soyadı asıl babadan geldiği için, yani babadan olduğu için babasının ismi de Adnan olmuş oluyor, Adnani olduğu için inşaAllah. Çünkü soyadı bitmez, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) soyadı da Adnan’dı, Mehdi (a.s.)’nin soyadı da Adnandır, Mehdi (a.s.)’nin babasının soyadı da Adnan’dır. Mecburen öyle olur, seyid olacağına göre Mehdi (a.s.), başka bir yol olmaz. Daha önceki o kuşaklarda öyledir ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den önceki kuşaklarda öyledir değil mi? Mesela arada bir çok dedesi var Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hiçbirinin ismi olmaz. Ancak Adnan olursa olur soyadı olarak buna dikkat çekilmiş. “Allah’u Teala ehli beytimden birisini çıkarmadıkça,” Bakın ehli beytimden Peygamber Efendimizin (s.a.v.) soyundan birini çıkarmadıkça dünya çökmeyecektir” bu da çok manidar dünyada çökme olacağına parçalanacağına işaret ediyor Kıyamet. “Onun ismi ismime uyar babasının ismi dahi, babamın ismine uyar. Daha önce zulüm ve adaletsizlikle dolduğu gibi dünya” Şimdi dünyada zulüm ve adaletsizlik var mı? Var. Osman Ünlü’ye göre var mı? Yok. Cübbeli’ye göre var mı? Yok. Onlara göre yok güllük gülistanlık. Türk-İslam Birliği’ne de ihtiyaç yok değil mi? Bak “Daha önce zulüm ve adaletsizlikle dolduğu gibi dünyayı onun gelmesiyle dünya adalet ve hakların yerini bulmasıyla dolar” Bakın bütün dünyaya adalet getiriyor ve hakların ekonomik olsun maddi manevi bütün haklar yerini buluyor, hakların yerini bulmasıyla dolar.
Bir başka hadis-i şerifte ise (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyuruyor İmam Rabbani bildiyor bu hadisi; “Ashab-ı Kehf İsa (a.s.)’nın yardımcıları olacaklardır” bitti. Hz. İsa (a.s.)’ın yanındadır Ashab-ı Kehf demek ki geçmişini bilmeyen, yedi tane daha genç bulacak yanında, bir tek İsa (a.s.) değil, değil mi? Geçmişini hatırlamayan yedi tane daha genç olacak, ne kadar harika bir durum. Bak İsa (a.s.) geçmişini bilmiyor ama yanındaki yedi tane genç onlar da bilmiyor, yaklaşık yedi Allah’u alem daha az ya da daha çok da olabilir yaklaşık. Mekseline, Meslina, Mernuş, Debernuş, Sazenuş, Kefeştatayyuş, Kıtmir,ona benzer Yemliha, Mekseline, Meslina, Mernuş bildiğim kadarıyla aklımda kaldığı kadarıyla Allah-u alem. “İsa (a.s.) Mehdi (a.s.) zamanında yere inecektir”, çok açık. Şaşar Beşer, Faruk Beşer asla kabul etmiyor ama doğrusu bu. Osman Ünlü Hocaya göre de “Bin yıl sonra olacak” diyor. O zaten tamam onun şeyi bambaşka bir çizgide o. “İsa (a.s.) Mehdi (a.s.) zamanında yere inecektir, Mehdi (a.s.) deccalin yok oluşunda İsa (a.s.)’ya muvafakat eder” Mehdi (a.s.) yardımcı oluyor Hz. İsa (a.s.) deccal’in yok edilişinde. “Onun saltanatı zamanında”, Mehdi (a.s.)’nin saltanatı zamanında, Bediüzzaman da diyor saltanatından bahsediyor, Ramazan ayında iki kere ay ve güneş tutulmaları olacağı on beşer gün arayla yaklaşık ve iki kere üst üste bunun tekrarlayacağı belirtiliyor. Bunlar da oldu. “Muhbiri sadık Resullullah (s.a.v.) Efendimiz tarafından bildirilen daha çok alametler vardır ki anlatılandan başkadır. Şeyh İbn-i Hacer” El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar kitabına dikkat çekiyor. İmam-ı Rabbani garanti veriyor. “Şeyh İbni Hacer, Mehdi (a.s.)’nin alametleri üzerine bir risale yazdı ki onlar iki yüz alameti bulur.” Bu alametlerin en az yüz elli tanesi tahakkuk etti, değil mi? “Vadedilen durumu açık bir şekildeyken son derece cehaletlerinden ötürü bir cemaat dalalete saplandı. Sübhanallah onlara doğru yolu göstersin” (İmam Rabbani Mektubat-ı Rabbani 1.cilt. Sayfa 151-152) Yani açık açık alametler belliyken diyor alametlerini reddettiler, diyor. Ya alametleri hiç kabul etmediler veyahut bu alametler çıkmadığı halde Mehdi gelmiştir dediler, diyor. Ki mesela Bediüzzaman’ın zamanında hiçbir alamet oluşmadı bu alametlerden. Büyük bir bölümü oluşmadı. Diğer iddia edilen kişiler zamanında da oluşmadı. Ancak bu yüzyılda oluştu değil mi? Ramazan ayında ay ve güneş tutulması özel olarak belirtmiş İmam Rabbani. Kuyruklu yıldızın çıkışı. İki tane kuyruklu yıldızdan bahsediyor İmam Rabbani hadislerde belirtilen. Öbür kuyruklu yıldızı da çok detaylı belirtmiş mübarek, bu çok manidar. “İki ucu parlaktır” diyor. Lulin kuyruklu yıldızı, değil mi? “Diğer kuyruklu yıldızların aksi istikamette gider ve çok parlaktır” diyor. Aynısıyla zuhur etti, çift uçlu. Dolayısıyla tam anlamıyla dediği şekilde zuhur etti İmam-ı Rabbani’nin dedikleri. Mesela ay ve güneş tutulmaları da aynı şekilde oldu. “Ramazan Ayı’nın on dördünde güneş tutulacaktır” diyor ortasında. O ayın ikisinde diyor ama ilkinde de olabilir, bir bakayım 151-152.
Oktar Hocam senin başka var mı anlatacakların, neler anlatacaksın?
OKTAR BABUNA: Bu Türkiye Barolar Birliği’nin Başkanı’nın bir açılaması var Hocam” Hakimleri eleştirilemez görmek yargıya yönelik kuşkuları arttırır”diyor Hocam. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Çoşar diyor ki Hocam; “Yargı kararlarının eleştirilmesinin yargıya saygısızlık ve görülmekte olan bir davaya müdahale niteliğinde olmadığını söyledi” Çoşar yargının saygınlığını korumak adına zorla dayatılan suskunluk, yargıya saygıyı arttırmaktan daha çok yargıya yönelik kuşkuyu ve itaatsizliği besler” ifadelerini kullandı. “Yargı kararları üzerinde konuşmanın ver tartışmanın ifade özgürlüğünün gereği olduğuna işaret eden Coşar , yargıya karşı saygının yargının kararlarının eleştirilmemesiyle sağlanacağını düşünmenin de ciddi bir yanılgı olduğunu, aktardı. Coşar, “Yargının saygınlığı korumak adına zorla dayatılan suskunluk yargıya saygıyı arttırmaktan daha çok yargıya yönelik kuşkuyu ve itaatsizliği besler” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii Yüksek Yargı’yı yargılamak mümkün değil. Dava açamıyorsun. Açabilen varsa bana göstersinler. Tazminat davası açamıyorsun. Yok hükmünde, yok açamıyorsun. Hiçbir şey diyemiyorsun. Yani ne yapıyorlarsa ses çıkartmayacaksın. Onun için yargıdaki düzenleme çok çok hayati. Ne demek bir şey olur değil mi? Ters bir durum görürsün. Delillerin vardır. Açarsın dava, açamıyorsun. Olur mu öyle şey? Başbakan’a dava açılabiliyor. Kuvvet Komutanları’na da dava açılabiliyor.
OKTAR BABUNA: Cumhurbaşkanı’na açılabiliyor.
ADNAN OKTAR: Cumhurbaşkanı’na açılabiliyor. Yüksek Yargı’ya açamıyorsun. Ne mahsuru var? Açılsın değil mi? Yani aklansınlar, yargılansınlar, aklansınlar. Onlar da insan. Yani yargılayan yargılanamaz diye bir kanun olur mu değil mi? O güvenilirliğini sarsar. Çok acayip bir şey olur.
“Onun saltanatı zamanında Ramazan ayının 14’ünde güneş tutulacaktır. O ayın ikisinde” diyor ama biz de öyle alalım şimdi bulamadım. Ama sonra bakarım. “O ayın ikisinde de ay kararacak, bunların oluşu adettin ve müneccimlerin hesabı hilafına olacaktır” Yani bu 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları, iki ramazan üst üste oldu. 15 gün arayla ve tam Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde olduğu gibi oldu.
OKTAR BABUNA: Hatta siz saha iyi bilirsiniz. Siz söylemiştiniz bir daha oldu Hocam. 2002, 2003 yılında.
ADNAN OKTAR: Tabii iki kere üst üste oldu tabii. “Muhbir-i sadık” bak aynı Bediüzzaman’ın dediği gibi söylüyor o da. “Muhbir-i sadık, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz tarafından bildirilen daha çok alametler vardır ki anlatılanlardan başkadır.” Bunları da söylüyor. Kuyruklu yıldızın çıkışı, Kabe’de kan akıtılması, Irak’ın işgal edilmesi, Afganistan’ın işgali, Azerbaycan’ın işgali, fitne fesadın ortaya yayılması, Müslümanların başında bir lider olmaması, Irak’ın yapılanması bunların tamamı oldu. İbni Hacer’in kitabında işte, İbni Hacer’nin kitabından örnek gösteriyor, İmam Rabbani. Osman Hoca diyor ki; “Böyle bir şey ben göremiyorum” diyor. Peki nasıl göstereceğiz sana, nasıl yapalım? Fırat’ın suyu kesildi işte, yani gazeteler yazdı. İlk defa, “Fırat’ın tarihinde ilk ve son kere” diyor, gazetede haber. Fırat’ın yatağı kurudu. “Yok olmadı” diyor. Bin yıl gerekiyor” diyor. “Çünkü orada benim hesabıma göre bin yıl daha gerekiyor” diyor. “Senin hesabın nereden çıktı?” diyoruz. “Kafamdan çıktı” diyor. “Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra diyor burada” diyoruz. “Yok o İmam Rabbani’nin vefatından sonra, ben değiştirdim onu” diyor. O kadar ne diyorsan de yani. Bak diyor ki; “Vaad edilen durumu bu açık bir şekilde iken” diyor. Bak, “vaad edilen durum bu açık şekilde iken son derece cehaletlerinden ötürü” diyor, İmam Rabbani. Osman Hoca iyi dinlesin Osman Ünlü Hoca. “Bir cemaat dalalete saplandı. SübhanAllah onlara doğru yolu göstersin” diyor. Alametler, gördüğü halde görmezlikten gelenler var demek ki değil mi? “Allah onlara doğru yolu göstersin” diyor. Biz de Osman Hoca’ya Allah doğru yolu göstersin diyoruz inşaAllah. Biz delalete saplandı demiyoruz ama düzeltmesi lazım. Bak, “Geleceği vaad edilen Mehdi (a.s.)’nin, dinin değerini arttırmayı, sünnetin ihyasını murad ettiği zaman bidat ile ameli adet edinen“ yani dine yeni ilaveler ekleyen fakat cahilliğiyle. Bak diyor ki; “hasene zannı ile” diyor, güzel zan ile dine karıştıran. Cahil olduğu için onu güzel bir şey zannediyor “dine karıştıran hayretle şöyle diyecektir; “Bu kimse dinimizi kaldırmak ve hak dinin yolunu izale etmek, ortadan kaldırmak istiyor” Bunu Cübbeli niye araştırmıyor? Bu Ahir zamandaki bu Hocayı, bu cahil Hoca kimdir? Değil mi? Bak, hepsini biliyor. Bir çok şeyi biliyor. Biz ilmine onun güveniyoruz. Bu Ahir zamanda çıkacak bu cahil kimdir? Yani Mehdi (a.s.)’ye karşı tavır alacak olan. Bak diyor ki; “Geleceği vaad edilen Mehdi (a.s.)’nin, dinin değerini arttırmayı, sünnetin ihyasını murad ettiği zaman” ama gerçek sünnet. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti, uydurmalar değil “bidat ile ameli edinen, bidat ile ameli adet edinen” yani sadece bidatlara boğulmuş haberi yok, bidatları yoğun olarak yaşayan birisi. “Hasene zannı” güzel zannediyor. Yani yaptığını doğru zannediyor. Hakikaten hadis ve hakikaten sünnete uyduğunu zannediyor. “... zannı ile dine karıştıran hayretle şöyle diyecektir; “Bu kimse dinimizi kaldırmak ve hak dinin yolunu izale etmek, ortadan kaldırmak istiyor” Ve Mehdi (a.s.)’ye karşı tavır alıyor. Bu cahil kim? Biz bilmiyoruz. Cübbeli kitap da yazıyor bu konuda. Bu Ahir zamanda ortaya çıkıp kendini alim zanneden ama son derece cahil olan hasene zannı ile bidatların içerisinde boğulmuş olan bu cahil kişi kimdir? Bunu bize araştırıp bize bildirirse çok memnun oluruz, Cübbeli Hoca inşaAllah. Evet Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Dün de Mehdiyet’in alametlerinden bahsetmiştiniz Hocam inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde müşrikler demiştiniz o dönemde Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizelerini kabul etmiyorlardı. Şimdi de etmiyorlar demiştiniz. Görmezden geliyorlar. Bir de demiştiniz Hocam, bu alametlerin hepsi 30 yıl içerisinde ardı ardına olmasının da ayrı bir mucize olduğunu söylediniz. Onunla ilgili hadis var Hocam inşaAllah.
“Allah Resulü (s.a.v.) buyurdu: “Eskimiş ipi kopan bir kolyenin taneleri gibi birbiri ardına gelen alametleri beklesinler. “ Eb-u Hureyye (r.a.), Tırmizi’den. “Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların ard arda kopması gibi.”
ADNAN OKTAR: Bakın bu son 30 yılda kesintisiz devam etti değil mi? Mesela kuyruklu yıldızların çıkışı kesintisiz. 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları kesintisiz. Fitne fücurun yayılması kesintisiz devam etti. Kabe’de baskın ve diğer saydıklarımız yani 150’ye yakın alamet kesintisiz devam etti. Ve 150 yılda yaklaşık tamamlanacak Mehdiyet’in ilk başlangıç alametlerinin tamamı zuhur etmiş oldu. 30 yıl içerisinde yaklaşık ki 30 yıla da hadislerde dikkat çekilmiştir. Hadislerde 30 yıldan bahsedilir. Ayrıca Mehdi (a.s.)’nin bir 40 yılı vardır. Bir 17 yıldan bahsedilir.
OKTAR BABUNA: Dün okumuştunuz Hocam o eseri inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet bir yedi, dokuz yıldan bahsedilir inşaAllah. Bunlar muhtelif zaman aralıkları inşaAllah.
“Selamun aleyküm muhterem arslan Hocam” diyor. Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Kızım Hilal 7 yaşında uyumadan az önce size selam iletmemi söyledi inşaAllah” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Ailecek sizi izliyoruz maşaAllah. Harun Yahya Tv’yi bir an önce bekliyoruz inşaAllah. Ellerinizden öperim İsa Aktaş, Lahey Hollanda.” MaşaAllah her yerden kardeşlerim.
Bu kardeşim de Mısır’dan yazmış. Yunus Emre, Mehdi (a.s.) konusunda en güzel bilgiyi benim sitemden öğrenebilir kardeşlerimiz www.HarunYahya.Tv ye girsinler dünya çapında yani en güzel en samimi en pervasızca böyle samimiyetimizle ortaya koyduğumuz açıklamalar. Yani hiç kimseye bizim pervamız yok. Bir tek Allah’tan korkuyoruz inşaAllah. Evet Oktar Hocam sen bir şeyler anlat.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Siz dine karşı saygıya uygun olmayan ve alaycı üslubun Kuran’a uygun olmadığından bahsetmiştiniz Hocam inşaAllah. Bu konuyla ilgili ayetler okuyorum Hocam.
Şeytandan Allah’ sığınırım. “Kişinin (yana yakıla) şöyle diyeceği (gün): "Allah yanında (kullukta) yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bana) doğrusu ben, (Allah'ın diniyle) alay edenlerdendim." Nisa Suresi, 140. “O, size Kitap’ta: "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah, münafıkların ve kafirlerin tümünü cehennemde toplayacak olandır” “Andolsun, senden önceki elçiler de alaya alındı da alaya aldıkları şey, onlardan maskaralık yapanları çepeçevre kuşatıverdi”
ADNAN OKTAR: Tabii Allah’la, dinle, imanla, Kuran’la böyle espri yapan olduğunda onu dinlememek lazım. Kuran’ın emri bu açıkça tabii. Bir de oturup gülüyor ona. O haramdır yani Kuran’da açıkça belirtiliyor. Bir daha oku ayeti.
OKTAR BABUNA: “O, size Kitap’ta: "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah, münafıkların ve kafirlerin tümünü cehennemde toplayacak olandır”
ADNAN OKTAR: Bak “Onlarla beraber oturmayın” diyor. Yani bu televizyonda da oturup onun karşısında değil mi? O adam haşa dinle alay ederken, İslam’la alay ederken, bir de İslam’a hizmet adına alay ederken oturup karşısında dinlenilmez değil mi? “Başka söze geçinceye kadar” diyor. Yani edepli normal konuşuncaya kadar dinlenilmez inşaAllah. MaşaAllah, evet Oktar Hocam devam.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Siz daha önce münafıkların Peygamberimiz (s.a.v.)’i kıskandıklarını, kıskanç olduklarını söylemiştiniz inşaAllah.
Hz. Yusuf (a.s.)’un kardeşleri de Hz. Yakup (a.s.)’un ona olan sevgisini kıskanıyorlar hatta onu şehit etmeye kalkıyorlar Hocam. Gözleri dönüyor kıskançlıktan. Ayetlerde de şöyle bildiriliyor Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekiştiren (tutan) bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir." "Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz." “Akşam üstü babalarına ağlar vaziyette geldiler. Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin." Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı (Kendisi'nden) yardım istenecek olan Allah'tır." İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii Kuran’da, tabii Yusuf (a.s.)’un kardeşleri hatalı insanlar ama orada yine de münafıklara bir atıf var Kuran’da. Münafıkların ne kadar hasut ve kıskanç olduklarını ve olayı nerelere kadar vardırabileceklerini, cinayete yatkın olduklarını, adam öldürmeye yatkın olduklarını Kuran gösteriyor. Ve ne kadar oyuncu olduklarını. Ayeti aslında bölüm bölüm okursan daha iyi anlaşılır.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir”
ADNAN OKTAR: Mesela bak, Mehdi (a.s.) ve İsa (a.s.)’yı alalım. Adamlar Mehdi (a.s.)’yi de kıskanıyorlar, İsa (a.s.)’ı da kıskanıyorlar. İkisinin de saltanatından ve gücünden rahatsızlar, onun için işte “geldi geçti” demeler, “bin yıl sonra gelecek” demeler, “570 sene sonra gelecek” demelerinin kökeninde de bunlar var. Bir Müslüman hemen görmek ister değil mi? Mesela sevdiği bir dostu olduğunda insan seni bin yıl sonra göreyim, der mi? Hemen görmek için Allah’a yalvarır dua eder, değil mi? İstek duyar. Tabii Osman Ünlü, Cübbeli falan bunlar cahilliğinden söylüyor ama diğerleri çok samimiyetsizler. Çok çok cahilce hareket ediyorlar. Devam edelim.
OKTAR BABUNA: “Oysa ki biz, birbirini pekiştiren (tutan) bir topluluğuz”
ADNAN OKTAR: İşte müşrik ve münafıklar birbirlerinden çok irtibat halindeler, büyük bir çoğunluk oluşturuyorlar. Onun için o irtibata ve o güce güvenerek saldırganlıklarını meydana getiriyor. Mehdi (a.s.)’ye karşı da münafıklar ve müşrikler büyük bir topluluk meydana getireceklerdir. Yani geniş bir ittifak meydana getireceklerdir. Mehdi (a.s.)’nin faaliyetlerini durdurmak, İttihat-ı İslam’ı durdurmak, Türk-İslam Birliği’ni durdurmak için çok yoğun bir faaliyet içinde olacaklardır. Kuran Yusuf Suresi’nde buna dikkat çekiyor Cenab-ı Allah, zaten Yusuf Suresi doğrudan Mehdiyet’i anlatan bir suredir. Yani her yönüyle Mehdiyet’i anlatan bir suredir inşaAllah. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “Hz. Mehdi (a.s.) Hz. Yusuf (a.s.)’a benzer” diyor bitti. Yani bu demek ne demektir o kıssalarda ne geçiyorsa Mehdi (a.s.)’ye işaret ediyor demektir. Evet devam et.
OKTAR BABUNA: “Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir."
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’yi de şaşkınlıkla suçlayacaklardır. Mehdi (a.s.)’ye uyanları da şaşkınlıkla suçlayacaklardır Kuran ona işaret ediyor. Evet.
OKTAR BABUNA: "Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın”
ADNAN OKTAR: Bak doğrudan cinayet planlıyorlar. Şehit etmeyi planlıyorlar ama ikinci yolu nedir? Mesela bir hapishaneye atarsın, koyarsın, birisini atabilirler insanlar. Hapishanede cinayet işlemeye müsait adamların yanına koyduğunda orda herhangi bir kavga, herhangi bir olayda, gerilim de zaten alışmış adam öldürmeye o kişiyi öldürebilir. Bu bir oyundur, bir yöntemdir. Mesela veyahut alırsın bir insanı, herhangi bir ülkede adam öldürmüş, akıl hastalarının içerisine koyarsın. Her an o adamlar, adam öldürmeye hazır olduğu için ve deli olduğu için oradaki insanı herhangi bir şekilde kıskanır veyahut kızar bir şeyden bir şekilde öldürebilir. Bu dolaylı öldürme yöntemleridir. Yani ben yapmadım, o yaptı. Ne bilelim falan. Mesela E-5 karayoluna bir mesela küçük bir çocuğu bıraksan, emekleyerek gidiyor. Çocuk, haberi olmaz çocuk gider. Caddeden karşıdan karşıya gider. Arabada görmez çiğner geçer, değil mi? Sorsan ne diyecektir? “Ya ben çocuğu oraya sadece bıraktım, temiz hava alsın, diye. Benim amacım öyle bir şey yoktu” diyecek. Halbuki amacı çocuğu öldürmek değil mi? Ama “Ben öyle bir şey yapmadım” diyecektir. Yani vicdanını kurtarmak ve suçluluğundan da sıyrılmak için bir yöntemdir. Yöntemlerden bir tanesidir, değil mi? Bunun aynı şekilde Mehdi (a.s.)’ye de yapılacağını anlıyoruz. Aynı stille, aynı yöntemlerle Kuran buna işaret etmiş oluyor inşaAllah. Evet devam edelim.
OKTAR BABUNA: “Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz."
ADNAN OKTAR: Bak bir de Müslümanlık iddia edecekler yani münafıklar demek yani müşrikler ve münafıklar iyi bir Müslüman, mükemmel bir Müslüman olmayı zaten. Hem cinayete eğilimli hem ahlaksızlığa eğilimli değil mi? Mükemmel bir Müslüman olma iddiası içerisinde oluyor. Ayetin işari anlamı olarak söylüyorum. Yusuf (a.s.)’un kardeşleri açısından demiyorum. Evet.
OKTAR BABUNA: “Akşam üstü babalarına ağlar vaziyette geldiler”
ADNAN OKTAR: Münafıkların ana özelliklerinden bir tanesi de bol bol sahte ağlamalardır. Göz yaşı dökerler. Sahte yani böyle göz yaşı onun için bir oyuncaktır. Mesela “korktum” der, ağlar. “Utandım” der ağlar. Namuslu görünmek için ağlar. Yalan söylemek için ağlar. Para almak için ağlar. Muttaki mümin görünmek için ağlar. Ağlamayı münafıklar ve müşrikler genellikle bir oyun olarak kullanırlar. O yaptıkları bir şeydir. Samimi olarak ağlayanları tenzih ederim tabii.
OKTAR BABUNA: “Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin."
ADNAN OKTAR: Demek ki müşrikler ve münafıklar o kadar öyle sakin görünen bir yapı içinde değiller. Yani Mehdi (a.s.)’ye karşı da biz mesela burada Mehdi (a.s.)’ye karşı direkt küfrün ve yahut masonların veyahut ateist siyonistlerin bir şey yapacağını düşünüyoruz ama asıl münafıkların geniş çaplı bir şey yapacağını ve asıl onların öldürme amacında olduğunu ve Mehdi (a.s.)’yi durdurma amacında olduğunu açık görüyoruz. Yani dev bir güç olduğunu görüyoruz. Ehemniyetli bir güç olduğunu Kuran işaret etmiş oluyor. Evet devam et.
OKTAR BABUNA: “Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler”
ADNAN OKTAR: Demek ki Mehdi (a.s.) devrinde sahte deliller üretilebilecekler, Mehdi (a.s.)’nin aleyhine iftira atarken sahte hukuki delillerde oluşturulabilecek. Yani karşı taraf, münafıklar tarafından ifitirayı pekiştirmek için sahte delil üretilerek, o bir silah gibi Mehdi (a.s.)’ye karşı kullanılacak. Kuran’ın işareti bu olmuş oluyor evet inşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Hayır" dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş”
ADNAN OKTAR: Evet tabii Müslümanların da bunlara nezaketli bir üslupla eleştiri getireceği anlaşılıyor. “Nefsiniz sizi yanıltmış ve hatalı bir şeye sürüklemiş” Sakin bir üslupla, nezaketli bir üslupla bir eleştiri var. Müslüman bunu yapacak, bunu işaret ediyor Kuran.
OKTAR BABUNA: “Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır”
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.) talebeleri de Mehdi (a.s.)’de sabırlı olacak. Zaten Bediüzzaman Mehdi (a.s.)’nin mühim bir vasfı olarak sabrını alıyor. Sabır, metanet, cesaret diyor Mehdi (a.s.)’nin özellikleri olarak belirtiyor. Mühim vasıflarından bir tanesi sabırdır Mehdi (a.s.)’nin. Evet devam edelim.
OKTAR BABUNA: “Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı (Kendisi'nden) yardım istenecek olan Allah'tır."
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’ye karşı demek ki iftiralar düzüp-uyduracaklar yani uydurma yalanlar, düzülmüş yalanlar değil mi? Düzmece yalanlar iftira için buna ihtiyaç vardır.Demek ki münafıklar ve küfür Mehdi (a.s.)’ye karşı düzmece, uydurmaca iddialarla ortaya çıkacaklar, Kuran buna işaret etmiş oluyor evet. Sen devam edersen ben de devam ederim.
OKTAR BABUNA: Tamam nasıl uygun görürseniz Hocam inşaAllah. Bu ayetler bitmişti Hocam.
ADNAN OKTAR: Yusuf Suresi’ne devam edebilirsin.
OKTAR BABUNA: Yusuf Suresi’ne mi tamam inşaAllah Hocam, açayım o zaman inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Naim Bin Hammad, Ebu Cafer'den şöyle rivayet etmiştir; “Mehdi(a.s.)geceleri ibadetle meşgul olacak gündüzleri gizli olacak” Yani gündüzleri pek ortada olmayacak. Ama geceleri tebliğ yapacak İslamı yayacak gece vakitlerinde. “Ve talebeleri de aynı şekilde, Mehdi (a.s.)yle beraber gece ortaya çıkıyorlar, gece tebliğ yapıyorlar” “Geceleri ibadetle meşgul olacak gündüz aslan kesilecekler” diyor. Mehdi (a.s.) talebeleri ve Mehdi(a.s.). Ülkeler onu karşılayacak ve Allah (c.c.) onun eliyle, “Mehdi (a.s.)’nin eliyle İstanbul’un fethini müyesser kılacaktır” manen fethedecektir diyor. Ama “ülkelere de diğer ülkelere de onu karşılayacak” diyor. Bu ancak internetle başka yöntemlerle televizyonla olur inşaAllah. Yine bir rivayette; “Mehdi (a.s.) yatsı vaktinde çıkar” diyor. Kuran’da da diyor ki Cenab-ı Allah Müzemmil Suresi, 6’da; “Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır” “Gece yapılan tebliğ, gece yapılan Kuran anlatımı imani çalışmalar daha etkili, daha başarılıdır” diyor. “Mehdi (a.s.)’de yatsı namazından sonra çıkar” diyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve “genişçe uzun hutbe irade eder, yani uzunca konuşur” diyor, yatsı vaktinden sonra. Bak “Genişçe uzun hutbe irade eder anlatır ve insanlar” diyor rivayette “evlerinde oturdukları yerde dinlerler Mehdi (a.s.)’yi” diyor hadiste. “Herkes kendi evinde hatta insanlar kendi avucuna bakarak da Mehdi (a.s.)’yi görürler ve dinlerler” diyor. “İpod veya küçük televizyondan yattığı yerden de seyreder ve dinlerler” diyor Mehdi (a.s.)’yi. “Her eve girecektir Mehdi (a.s.)” diyor. İnsanların evine televizyonla, internetle Mehdi (a.s.)’nin görüntüsü ve sesi gelecek anlamındadır ve “yatsı vaktinde yatsıdan sonra, yatsı namazını kılar” diyor, “Mehdi (a.s.) ve uzun hutbe iradeler, uzun hutbe irade eder” Müzzemmil Suresi’nde de “Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır” Mesela okumak “gece vaktinde, insanların daha iyi dikkat vereceği bir vakittir” diyor Cenab-ı Allah inşaAllah.
Araf Suresi’nde Cenab-ı Allah; “Hz. Musa (a.s.) ile otuz gece için sözleştik sonra ona bir on daha ekledik. Hani Musa ile, kırk gece sözleşmiştik” Bu Mehdi (a.s.)’nin kırk yıllık mücadelesini işaret ediyor, bu ayet aynı zamanda inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s.)’de kırk yıl baki kalacaktır” Esbabül Ömer Nasuhi ilmihal. Hz. Süleyman (a.s.) kırk yıl maddi manevi saltanat sürmüş. Hz. Süleyman (a.s.)’ın saltanatının süresi kırk yıl. Esbabül Ömer Nasuhi Bilmen Hocamız da “Hz. Mehdi (a.s.) kırk yıl baki kalacaktır” diyor. Yine Nuaym dinar bin dinar’dan rivayet ettiğine göre “Hz. Mehdi (a.s.) dünyada kırk yıl kalacaktır.” Bütün Hicaz ülkelerine manen fikren hakim olması da aşağı yukarı kırk seneyi bulur, Mehdi (a.s.)’nin fikri çalışması kırk yıl, 1980’de çıktığını düşünmüş olsak 2020’ye kadar devam ediyor inşaAllah. Sonra diğer yönleri başlıyor otuz yıllık bir bölüm var inşaAllah. Sonra bir on yedi yıllık bir bölüm var, sonra dokuz veyahut yedi senelik bir bölüm var inşaAllah.
SUNUCU: Yayınımıza kısa bir aradan sonra, tekrar devam edeceğiz.
Makaleler
Devamı ...Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...İlanlar
Devamı ...