SUNUCU 1 :Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR: Efendim, ‘’Selamün Aleyküm Adnan Hocam.‘’ Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakatühü. “Ben Antalya’dan Mürsel Namlı. Şu an bir grup arkadaşımızla canlı yayınlanan programınızı seyretmekteyiz. Refarandumla ilgili bir değerlendirmede bulunursanız çok memnun olacağız. Hayırlı bayramlar dilerim.’’ Refarandumda “evet”. Bu kadar. İnşaAllah. Evet dememizin nedeni, özgürlük çok güzel bir şey. Rahat olmak çok güzel. Kafamızda bir baskı olmasın; biz huzurlu yatalım, huzurlu kalkalım, yemeğimizi huzurlu yiyelim. Memlekette huzurlu yaşayalım, komünistler olsun, sosyalistler olsun, genç kızlarımız böyle mutlu olsun sevinç içinde olsun. Onların sevinç ifadelerini yüzlerinde görelim. Gençlerimiz neşeli olsun, ama baskı olmasın. Yani baskı hasta eder insanı, yani baskıyı insan kaldırmaz. Canlılarda bile çok kötü etki yapıyor. Hayvana mesela baskı yapıyorsun mahvoluyor hayvan. Kuş da bile hayvan kaldıramaz. İnsan baskıyı kaldıramıyor. Baskı istemiyoruz biz özgürlük istiyoruz o kadar.
AK Parti, ne kadar da AK Partiyi kafalarına takıyorlar. Yani acaba değiştirsek mi bir daha ki iktidarda Allah aşkına şöyle rahatlasalar yani Allah’ım. Ama durduk yere de niye değiştirelim şimdi güzel hizmet yapıyorlar. Ama söz bir Allah bir. Eğer en ufak bir anormallik görürsek, yani söylesinler. Başka partiye oy vereceğim. İnşaAllah. Ama şu an böyle candan bir tavır içerisindeler yani oturup bizim aksini yapmamıza vicdanım el vermez buna yani şu an.
OKTAR BABUNA:Sizin söylediğiniz konuyla ilgili bir gazete haberi var Hocam. Yargıçlara daha fazla bağımsızlık geliyor, yargısız infaz bitiyor diye. Türkiye gazetesinde.
ADNAN OKTAR :Ne güzel ne güzel.
OKTAR BABUNA:“Paket, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun daha çağdaş ve demokratik bir yapıya kavuşmasını öngörüyor. Ayrıca, kurula daha fazla bağımsızlık tanınıyor. 125. madde ile Yüksek Askerî Şûra kararları yargı denetimine açılıyor” demişler Hocam. “Darbecilere yargı yolu açılıyor” diyor
ADNAN OKTAR :Kardeşim şimdi darbeci adam 85 yaşında adam ben hapse girmesini zaten istemem. Beni mutlu etmez o. Kimseyi de mutlu etmez yani. Oh ne iyi oldu diyecek halimiz yok. O günün şartlarında kaderi ilahi Cenab-ı Allah’ın takdiri öyle oldu. Ama bir usulen de olsa yargılanmaları, böyle yargı, yani darbe heveslilerine “biraz kendimize gelelim” kafası getirir. O yönden faydası olur. Yani sonunda biz de yargılanırız cinsinden. Yani usulen de olsa bir yargılamada fayda var. İnşaAllah. Ama ben hakikaten samimi olarak asla ve asla istemem hapse girmelerini asla yani. Zaten Allahualem girmezler de. Çünkü yaşları da müsait değil. Evet öyle bir şey olmaz. Ama biz bile en ufak bir şeyde hesap veriyoruz niçin olmasın bu. Trafikte bile acayip bir hareket ettiğinde adam gidiyor hemen karşılığını alıyorlar, öyledir. Evet ne anlatayım Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah. Türkiye Avrupa Birliği’ni güçlendirir diye bir haber vardı Hocam. Tam sizin söylediğinizi teyit ediyor Hocam. Siz demiştiniz ki; bir örnek verecek olursak Azerbeycan Devlet Haber ajansına 14 ağustos 2008 tarihinde şunu diyorsunuz Hocam ’’İşin doğrusu Türkiye Dünyanın en büyük devletidir. Yani abartmıyorum en büyük devleti. Şöyle olacak; Türk-İslam Birliğinin büyük Türk-İslam Birliğinin lideri olarak Avrupa Birliğine girecek Türkiye. O zaman hem Avrupa’yı besleyecek hem Avrupa’yı güçlendirecek hem Rusya’nın beli doğrulmuş olacak hem Ermenistan rahatlayacak hem İsrail rahatlayacak hem Filistin sorunu kayül olacak yani Türkiye bütün Dünyayı kurtaracak devlettir. Yani bütün Dünyanın sigortası gibidir Türkiye çok hayati bir devlet bunu 10-20 yıl içerisinde bütün Dünya görmeye başlayacak ve bütün Dünyayı kardeş haline getirecektir Türkiye. Bu Allah’ın İnşaAllah kanunu kader böyle inşaAllah” diyorsunuz 2 sene önce Hocam. Şimdi “Türkiye Avrupa Birliği’ni güçlendirir “diye haber var “İngiliz ve Finlandiya’lı bakandan ortak çağrı.”
ADNAN OKTAR :Evet. Kardeşim bir kere moral yok Avrupa’da moral, adamlar mutlu değil. Herkes yalnız. Herkes evinde yalnız böyle hayat olur mu. Adam bir güler yüzle karşılaşır, adamın bir dostu ahbabı yok. Her yeri sapıklar it kopuklar it kopuk sarmış, aklı başında iyi insanlar da var. Korku içinde yaşıyorlar. Diskotekler karmakarışık, sokaklar karmakarışık, bilmem ne karmakarışık. Yani çok ürkütücü bir ortam var. Mutlu değil. Mesela adam iş yeri sahibi, fabrika sahibi adam mutlu değil. Çalışmak istemiyor, yapmak istemiyor, bana ne diyor gidiyor evinde oturuyor adam. Fabrikasını kapatıyor işine bakıyor. Ben canlı olayım yeter diyor. Yani şevk ve heyecan öldü Avrupa’da, manen öldü. Bu çok muazzam bir olay bu.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR :Darwinizmin böyle bir tahribat yapacağını tahmin etmedi onlar. Böyle bir sonuç vereceğini tahmin etmediler Allahualem. Bir kısmı tahmin etti ama bir kısmı etmedi. Şimdi onun belasını çekiyorlar. Türkiye sıcak sevginin en güzel yaşandığı yerdir. Benim Milletim acayip tatlıdır. Git Kayseri’ye, git Antep’e, git Mardin’e, evlere git, gecekondulara git sevgi yuvasıdır. Acayip heyecanlanırlar, git mesela ziyaretine Allah misafiriyiz biz geldik desen ne yapacaklarını şaşırırlar, muazzam bir sevgi ve saygı. Köylere git öyledir. Avrupa’ya gitsen. What..., bilmem ne falan, ne oluyor falan tarzında.
ADNAN OKTAR :Ne oluyor, İngilizce nasıl diyeceğiz?
SUNUCU 1 :What is happening?
ADNAN OKTAR :Tabi adam bunu soracak. Ne oluyor falan diyecek. Anlat anlatabilirsen. Allah misafiriyim desen adam gider direk polise şikayet eder. Burada olay var, der. Ama benim memleketim öyle değil. Edirne, İzmir hep sevgi doludur. İzmir benim canım, İzmir MaşaAllah sıcacık insanlardır. Antalya, her yer böyle çok güzeldir. Onun için biz Dünya öğretmeniyiz Dünya bütün Dünyaya öğretmenlik yapacağız inşaAllah. Oktar Hocam anlat.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Dün akşam kalplerinde hastalık olanlar Kuran’a sıkı sıkıya sarılırlarsa şifa bulurlar demiştiniz. Kuran’ın şifa olucu özelliğinden bahsetmiştiniz. Ayet okuyorum Hocam. İnşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım.
“Ey insanlar Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olanı bir şifa ve müminler için bir hidayet ve rahmet geldi.(Yunus Suresi -52)Kuran’dan müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o zalimlere kayıplardan başkasını artırmaz.(İsra Suresi-82) De ki o iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve o (Kur’an) onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir.(Fussilet Suresi-44)
ADNAN OKTAR :Bak şifa. Bir hastadan bahsediyor Allah, kalplerinde hastalık olanlar ve Kuran da şifadır diyor. Dolayısıyla kalbi hastalananın yapacağı şey hemen doktora teslim olmak, Kuran’a teslim olmak ve tedavi ettirmek kendini. Yani tedavide kararlıysa tamam o başladı demektir, kolay ondan gerisi. Bütün mesele tedaviyi kabul etmesi, candan davranması. Efendim, evet Oktar Hocam seni dinliyorum.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Peygamber Efendimiz (s.a.v), Hz. Mehdi döneminde siz açıklamıştınız zaten inşaAllah mezheplerin kalkacağını söylüyor. Bu konuda hadisleri okumuştuk. Bir hadis de şu şekilde Hocam İnşaAllah. Siz daha iyi bilirsiniz İnşaAllah. “Resulullah’ın her yaptığını O da (Hz. Mehdi (a.s) da) yapacaktır. Resulullah (s.a.v )’in. Resulullah (s.a.v.) cahiliye temellerini yıktığı gibi O da (Hz. Mehdi de) önceki temelleri yıkacaktır. O (Hz. Mehdi (a.s)), İslam’ı yeniden baştan alacaktır. (Mikyalu’l Mekarim, c.1, s.5)
ADNAN OKTAR :Müslümanlığa aslında çok büyük oyun oynadılar. Yani halk insanlar bilmiyor oynanan oyunu, şu an bilinmiyor, çok büyük oyun oynadılar ve Müslümanları koskoca bir buçuk milyar Müslüman esir konumunda şu an. Hepsi ayrı ayrı Türkiye hariç birkaç ülke hariç tirtir titriyorlar. Gelen vuruyor giden vuruyor. Mesela adam canı sıkılıyor psikopatlık yapacak akşam, doldurun kamyona bombayı diyor, gidin diyor falan yerde orada bir patlatın bakalım diyor şenlik olsun diyor. Yüzlerce insan şehit ediliyor. Yabancı gazetelerde şu kadar haber çıkıyor, hiç muhatap dahi olmuyorlar. Mesela Londra’nın göbeğinde bir köpek öldürülse yer yerinden oynar yani bütün Avrupa’yı ayağa kaldırırlar. Bak Müslümanların yüzlercesi birden şehit ediliyor, muhatap olmuyorlar, bazen çok hafif haber arasında şu kadar haber olarak geçiyor. O kadar. Kardeşim Avrupa’da yani 100 kişi bombalanacak yer yerinden oynar yani Dünyada. Allah vermesin istemeyiz tabi de ama. Zaten onların hakkıdır diyorlar ölsün zaten ölecek diyor onun özelliği ordadır diyor adam tabi ki ölecek diyor. Hatta az bile diyor sayısı az bile diyor makul karşılanıyor. Bak Pakistan sürünüyor perişan vaziyetteler. Sinekler çocukların yüzlerine konuyor. Artık perişanlığın en uç safhası artık yerlerde yaşıyor adamlar, yalın ayak. Dubai’de otellerin boyunu ne kadar çıkaralım, diyorlar. 300 metre yetmez 400’e daha da çıkaralım diyor adamlar. İngiltere’de adam futbol takımı satın alıyor. Daha da bunalınca, para çok ne yapayım diyor, Amerikan bankalarına olduğu gibi yatırayım ben de diyor. Sizde dursun paralar diyor, ne yapayım başka diyor. Duruyor faiz geliyor üstüne daha da artıyor sürekli parası duruyor, o kadar. Adam kazanıyor götürüyor Amerika’ya yatırıyor, kazanıyor götürüyor Amerika’ya yatırıyor, o kadar. Görevim bu benim, diyor. Versin o parayı işletsin Müslüman alemi kullansın, zenginlik artsın, para yine senin olsun para kullanılsın. Paranı senden kimsenin istediği yok, ver borç olarak ver, kullanılsın. Amerikan bankasına vermiyor musun sen? Tamam Türk bankalarına ver. Versin Faysal Finansa versin, efendim başka yerlere versin. Halka ver, dağıt. Adam yani borç olarak alıyorum dersin bu kadar basit. Vermiyorlar. Niye vermiyor? Çünkü İslam Birliği yok, İttihat-ı İslam yok, Türk-İslam Birliği oluşmamış. Adam diyor ki ben enayi miyim? Ben vereceğim param çarçur olur o zaman diyor, oluyor da hakikaten. Vermiyorlar adamın parasını, dağıtıyorlar. Mehdi olacak adamın parası çarçur olacak, mümkün mü bu? Hz. İsa Mesih olacak paralar dağılacak, mümkün değil. Yani cesaret, Mehdi zaten ilgilenmez böyle bir konuyla, bunu yapacak adam olmaz, cesaret edemezler. Adamın başında sevdiği birisi varken. Nasıl yapsın? Allah’tan korkuyor, Kuran’a zaten uyuyor. Bir de Allah’tan korkmayan Mehdi’den korkacak. Hadis var. İnşaAllah. Evet Oktar Hocam.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam. Kıyamet, ahir zaman alametleri devamı vardı Hocam, gösterelim mi? İnşaAllah. Hz. Mehdi’nin çıkış alametleri. İnşaAllah Hocam.
“Büyük olayların ve hayret verici şeylerin meydana gelmesi.” Onun zamanında diyor Peygamber Efendimiz.” Onun zamanında büyük hadiseler vuku bulacak. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.27)
Onun zamanında nice hayret verici haller zuhur edecektir. (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)
Onun zuhur mebdeleri ve mukaddimeleri (çıkış alametleri) Resulullah Efendimizin irhasatına benzer. (Mektubat-ı rabbani, 2/258) Ömürlerin uzaması. “Onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın zamanında”
ADNAN OKTAR:Evet, bunu anlat biraz.
OKTAR BABUNA:Mehdi (a.s.) zamanında Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mektubat-ı Rabbani’de büyük olayların, hayret verici şeylerin meydana geleceği anlatılıyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Şimdi bak, hadise ayrıdır, büyük hadise ayrıdır mesela. Büyük hadise ama bak burada ayrıca bir Peygamberi (s.a.v.) bir ifade veriyor. “Hayret veren haller” diyor. Şimdi mesela, deprem insana hayret vermez. Olan bir şeydir, büyük bir hadisedir ama hayret vermez. Ne zaman hayret verir? Mesela on bin yıldan beri görülmeyen bir deprem sıklığı oluştuysa son otuz yılda yoğunlaştıysa ve son özellikle 2010’dan itibaren, 2009’dan itibaren yoğunlaştıysa, bu hayret veren bir haldir. Hiç görülmemiş bir şey çünkü. Alışılmadık. Mesela atmosfere göktaşı gelir, her zaman geliyor. Göktaşları geldi, dünyanın etrafında yörüngeye oturur göktaşı. On tane gelir, yirmi tane gelir ama son otuz yılda milyonlarca göktaşı birden bulut gibi dünyanın etrafını sardıysa, şimdi bu olağanüstü bir durumdur. Bulut gibi yani, milyonlarca. On tane, yirmi tane, otuz tane değil. Çünkü dünyanın milyonlarca yıllık tarihi var hiç göktaşı, çok azdır genel göktaşı, çok nadir gelmiştir ama şimdi bulut olmuş adeta. Muazzam bir taş tahkimatı var. Allah kullanılmayacak bir şeyi getirmez. Milyonlarca taş tahkimatı var. Bir tahkimat yapıyor Allah. Kıyamet hazırlığı var, Allah dünyayı kıyamete hazırlıyor. Mesela Darwinizmi çıkarttı Allah, ateist düşünce her zaman olur. Firavun zamanında da vardı, Nemrut zamanında da vardı, Sümerlerde de vardı, bu olur. Ne kadar hakim oluyor dünyanın en fazla işte %10’luk kesimini, onlar da diğer kısımlara olumsuz halde etki etmiş oluyorlar. Halk zaten cahil, pek kale almıyorlar. Mesela Firavun’un sarayında ateizm hakim ama Mısır halkı cahil, ondan yüzeysel etkileniyor, sathi etkileniyor ama etkileniyor. Şimdi internet, radyo, televizyon, hepsi var. Darwinizm çıkmış, dünyanın %95’ini deccal esir aldı. Hiç görülmemiş bir olay, bu harika bu. Bu hayret verecek bir durumdur. Ne diyor hadiste? “Hayret veren haller zuhur edecek.” Mesela Dünya Savaşları olmuştur eskiden. Mesela Hz. Süleyman orduları gidiyor ama çok küçük çaplı oluyor. Mesela birkaç bin kişi vefat eder yahut on bin kişi farz edelim, en fazla diyelim yirmi bin kişi vefat eder ve küçük savaşlar olur. Bölgesel, meydan savaşları oluyor, ufak savaşlar olur. Mehdi (a.s.) devrinde Dünya savaşı oluyor. Birinci Dünya Harbi ve İkinci Dünya Harbi, bütün dünyayı kaplıyor. Hiç görülmemiş bir şeydir bu. Bütün dünyayı kaplayan savaş dünya tarihinde hiç olmamıştır, ilk defa olmuştur. İki kere ve hep iki kere tekrar eder genellikle ahir zaman olayları. Teknik alet edevat da hayret verici. Mesela internet hayret vericidir. Daha hala ben, sistemini bunun anlamadım. Kardeşim bunun içinde ne var da nasıl olur da anında görüntü oluşur? Açıklıyorlar ama açıklama hiç mantıklı değil. İçine bakıyoruz hiçbir şeyi yok, aletine, edevatına bakıyoruz, şu kadar incecik, yaprak kadar bir şey bu. Geçenlerde bana gösterdiler, şu zımbırtı takılan var ya, onun içinde asıl beyni olan kısımmış, zar gibi incecik, şu kadar. Kardeşim içinde her türlü film bilmem ne, her şey var. Yani çok fazla konu var. Hepsi şunun içinde. Bakıyoruz, yakından bakıyoruz, hiçbir şey yok. Küçük küçük bakır parçacıkları var. Nasıl bunun içine dolar bu böyle. Açıklama hiç makul değil, yani filmin açıklaması makul. Hani şu sinema olayı var ya, normal film ama onun hiç açıklaması makul değil. Bana mantıklı gelmedi hiç. Çünkü üç boyutlu ve çok net kardeşim, ne alaka. Bir kere mükemmel bir renk bütünlüğü var. Onun içine onun sığması için daha kapsamlı bir şey olması gerekiyor. Baktım küçük küçük küçük bakır parçacıkları, falan. Olacak iş değil. Bilmiyorum, daha da incelemeye devam edeceğim. Bir harikalık var, şaşırtıcı şeyler denilen bunlar. Sabaha kadar sayarız şaşırtıcı şeyleri, inşaAllah. Şimdi devam edebiliriz.
OKTAR BABUNA:Ömürlerin uzaması anlatılıyor, inşaAllah Hocam. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor; “onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın zamanında ömürler uzayacak. Ömürlerin uzaması, onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) da uzun ömürlü olmasını gerektirir.” (Kıyamet Alametleri) “Onun (Mehdi (a.s.)’ın zamanında ömürler uzayacak ve emanet zayi olmayacaktır.” “Ömürler uzayacak, emanetler yerine teslim edilecek.” İmam Suyuti’den nakledilen hadislerde, Hz. Mehdi (a.s.) döneminde ömürlerin uzayacağı bildiriliyor. Hakikaten gazete haberlerini görüyoruz burada 2010 yılının, 2009 yılının. “Ömrümüz uzadı, insan yüzlerce yıl yaşayabilir, ölüm uzar, ölüm engellenemez, uzun yaşam adım adım gerçekleşiyor, yüz yaşını deviren insan sayısı 1 milyona ulaşıyor.” Yani tam Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış döneminde, bu dönemde ömürlerin uzadığını görüyoruz. “İnsan ömrü iki misli uzayacak, 100 yıl yaşatan üç süper gen, bilim insanları ömür uzatan iksir formülünü bulmuş olabilir.” Yüzyıllara göre insan ömründeki artışa baktığımız zaman; 1800’lerde ortalama yaşam süresi 24 yıl, 1900’larda ortalama yaşam süresi 48 yıl, 2000’lerde ortalama yaşam süresi 63 yıl olmuş Hocam. Tam hadiste belirtildiği gibi.
ADNAN OKTAR:Bak bu ispat işte, ilmi bir çalışma, bunu kimse inkar edemez. Bu harikadır bu. Bu şaşırtıcıdır.
“İyi günler Hocam, benim adım Fatih. Size dünyadaki tüm insanları ilgilendiren ama konu dışı iki soru sormak istiyorum” diyor. “Şimdi” diyor, “Hocam” diyor, “biz parayı veriyoruz” diyor, “birisine ama” diyor, “enflasyon sonucunda o paranın değeri düşüyor, adam da bize parayı ödüyor” diyor. “Adam haksızlığa uğramış olmuyor mu” diyor. “Ne yapacağız bu durumda” diyor. Ne yapacak? Benden adam borç para istiyor, ben altın olarak vereceğim o zaman ona. Altın, külçe altın vereceğim, adamdan külçe altını alacağım. O kadar, çözüm budur. Dolar demiyorum yani, inşaAllah. Altın, çözümü o.
Efendim, “çocuklar Hıristiyansa Hıristiyan kalıyorlar” diyor, “Müslümansa Müslüman oluyorlar” diyor. Kardeşim benim ailem, annem de babam da CHP’liydi. Babam hatta CHP’nin en eski ilk üyelerindendir yani, ilk kuruluş. Daha hala son zamana kadar gelirdi Parti’ye davet şeyi. Normal laik bir aileydi, yani dinden, imandan pek bahsedilemezdi bizim ailemizde. Dedem namaz kılardı, anneannem namaz kılardı ama onlar da son zamanlarda namaz kılmaya başladı, yaşlandıklarında namaz kılıyorlardı. Gittiğim lise şimdi söylemeyeyim de yani çok hani şey derler ya, atak diyelim yani. Böyle tam cin takımıydı, süper uyanık tiplerdi. Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi malum. Kale, yetiştiğim mahalle yine öyle. Cin gibi tipler vardı. Ben öyle bir ortamda yetişmedim. Vicdanımla Allah’a kendimi adadım. Ben herhangi bir şeyh efendiden el almış falan değilim. Bir eğitim almadım, dini eğitimim yok. Namaza kendim karar verdim. O da nasıl oldu biliyor musun? Annem dedi ki; “benim oğlum” dedi, “çok dindardır” dedi, orada konuşuyorduk, bir adam vardı. Ondan sonra, ortam vardı bir aile toplantısı gibi. “Oruçlarını tutar” dedi. Adam dedi ki; “namaz kılıyor mu” dedi. Kıpkırmızı oldum. Dedim, namaz kılmıyorum dedim, inşaAllah. O gün Ulus semtine gittim, Ankara Ulus, kitap satılan yerleri de bilmiyorum. Yerde kitaplar satılıyor böyle, Pazar günüydü. “Namaz Hocası” diye bir kitap yerde, hemen aldım, hemen okumaya başladım. Namazlar diyor, ikişer rekattan dört rekattır diyor öğlen namazı. Ben iki rekat kıldım, ikişer rekattan dört rekat olduğuna göre dedim, biraz ara vereyim dedim, şöyle bir gezindim, yemek yedim, işime baktım. Sonra geldim, iki rekat daha kıldım. Meğer hiç kesintisiz kılınması gerekiyormuş namazın. Bilmiyordum yani inşaAllah. Sırf Fatiha’yı biliyordum işte, İhlas Suresi’ni biliyordum. Onlarla öyle kılıyordum o şekilde, ama geceli gündüzlü öğrenmek için muazzam gayret ettim. Ömer Nasuhu Bilmen’in ilmihalini aldım, Hüseyin Hilmi Işık’ın tam ilmihalini aldım, İhya’yı aldım, sonra Risale-i Nur Külliyatı’nı aldım. Gece gündüz okudum, kimse bana teşvik etmedi. Annem de bayağı bir reaksiyon gösteriyordu. İşte hiç dışarı çıkmıyorsun gibi falan böyle, ona benzer. Çevremden de arkadaşlarım da böyle ilgili Akademi’ye geldiğimde falan, “oo” dediler, “bak sakallı gelmiş bak birisi” çok dikkatlerini çekti. Baktım Sovyet yanlısı komünistlerin olduğu bir topluluktu. Yanlarına gittim, saat kaç dedim o çocuğa, onu diyen çocuğa, hafif rengi attı. Saati söyledi. Biraz da konu açtım, sohbet açtım, baktım çok normal konuşmaya başladı. Baktı ki öyle bağnaz falan birisi değilim. Çünkü ben alenen gidiyorum, komünistlerin içerisine giriyorum. Niyetim bozuk olsa öyle olmayacağı belli. Değil mi? Sonra yavaş yavaş, yavaş yavaş hepsi çok sevdiler okulda. Hocalarla falan da öyle bağlantı kurdum. Hatta orada komünistler bir eylem yapacaklardı. Hocalar durdurttular. Allahualem ben varım diye durdurttular. Nuri Hoca vardı, öyle pipoluydu falan. Dedi; “benim bu grubun katılmayacak” dedi, ben vardım orada grupta yani zaten, “biz katılmıyoruz” dedi. Ondan sonra, okulda mesela boykot yapıyorlardı. Ben Cuma namazına alenen gidiyordum. Komünistler kapıyı dolduruyorlardı böyle. Selamün aleyküm diyordum, aleyküm selam diyorlar, şaşırıyorlardı. “Nereye gidiyorsun falan”, ben Cuma namazına gidiyorum müsaadenizle diyordum. Açıyorlardı o malzemeleri, oradan geçiyordum. Üç tane engel alanım, hepsinden geçtim gittim. Namazımı, benim saklım gizlim yoktu. Açık, alenen tebliğ yapıyordum. Değil mi? Mesela bir tanesi öyle namazlarını gizli kılıyormuş, onu Beyoğlu Camii’nde görmüşler, Beyoğlu’ndaki camide. Komaya sokmuşlar. Yani öldüresiye dövmüşlerdi ama ben alenen kılıyordum namazlarımı. Açık yani bende öyle çekinme falan yoktu inşaAllah. Ben bir tek Allah’tan korkarım. Defalarca tehdit ettiler, hiç tınmam yani inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hatta sırf tehdit değil, dokuz kere suikast girişimi olmuştu Hocam.
ADNAN OKTAR:Ama ne şahane bir şey, acayip hoşuma gitti. İlk geldiğimde Ortaköy’e yedi el kurşun sıktılar, iftihar ettim, acayip hoşuma gitti. En hoşuma giden olaylardan bir tanesidir. Mükemmel hatıralarımdan bir tanesidir. Hiçbiri isabet etmedi. Manavın önünde, manav vardı orada, evin önünde. Korkutacaklar güya yani böyle, hedef gözetmeden sıkıyor böyle inşaAllah. Hiçbiri isabet etmedi. Ondan sonra baktım böyle iştahlılar, sabah namazlarına özel sabah erkenden kalkıyordum, Ortaköy’de aşağı cami var ya, Mecidiye Cami, oraya kadar, gece karanlığında, özellikle karanlıkta çıkıyordum, göğsümü de gerip, kafamı da iyice böyle geriye alıp, böyle dimdik. Ara sokaklardan falan geçiyordum, hani gelin vurun gibisinden. Çünkü kaderimdeyse olur. Kaderimde yoksa öldüremezler, şehit edemezler. Ben de dedim ki, mesela bizim arkadaşımız vardı, ismini vereyim mi, vermeyeyim mi bilmiyorum da. Vermeyeyim ismini şimdi boş ver, ayıp olur çocuğa. Kurtuluş Lisesi’nde arkadaşımdı, komünistti. Ben onu dövmesinler diye korurdum, orada okulda. Ülkücüler dövmesin diye, engel olurdum. “Sana açıkça söyleyeyim” dedi, “okulda seni vururlar” dedi, “vuracaklar” dedi, “buraya gelme” dedi, “okula” dedi. Ben vazifemi yapacağım dedim, Allah bana bir vazife veriyor, ben bu vazifeyi yapacağım. Vazifem bitmeden beni kimse öldüremez dedim. Kaderim, vakit geldiğinde zaten hiç kimse de onu durduramaz dedim. Onun için senin gönlün rahat olsun dedim. Öyle bir şey olmaz devam edeceğim dedim. O günse o gün, bir hafta sonraysa bir hafta sonra. Ben kaderimdeyse olur. Hiçbir şey yapamazlar. Bak dokuz kere oldu suikast, ne kadar kolay bir şey, yolda yürürken, tek başına yürüyordum ben yolda. Adam silahı çekecek, vuracak, bu kadar basit. Kimse de karışmaz. Okulda da çok rahat, çaka çaka komünist doluydu. Biri gelip silahla vursa, öbürü görmedik dese konu kapanır, bu kadar. Zaten tenha yollardan gidiyordum özellikle de gelsin, vursunlar diye. Yani sokakta in, cin top oynuyor, kimse yok. Sokak köpekleri vardı bir tek sadece. O kadar. Köpekler de şahit olamayacağına göre. Vuramazlar, Allah’ın takdiri olmadan yapamazlar. Eli bile gitmez, kaldıramaz. Olsa bile, yedi kere sıktı, bir tanesi bile gelmedi. Yapamaz. Bunu onlara göstermek için özellikle yaptım. Yani canı alanın Allah’ın olduğunu onlara göstermek için ve bunlara onu ispat ettim.
OKTAR BABUNA:Hocam Akıl Hastanesi’nde de 14A gibi adam öldüren azılı delilerin, hastaların arasına yerleştiriyorlar sizi. Orada da bir olay anlatmıştınız Hocam, size böyle biraz musallat olan bir ağır hastanın olduğunu.
ADNAN OKTAR:Adam kapıyı kırdı, artık deli adam, ızbandut gibi bir şey, akıl hastası. Ben her tebliğ faaliyeti yaptığımda, dini, İslam’ı anlattığımda, arkadaşlarımı çağırdığımda, her seferinde beni akut servise alıyorlardı. Azılı delilerin olduğu bölüme alıyorlardı, her seferinde. Rahmetli o zamanlar herhalde öyle uygun görüyordu. Ondan sonra o şekilde bir uygulama vardı. Ben de her seferinde yine oradan da faaliyetime devam ediyordum, penceresinden de olsa devam ediyordum. dedim bu adam şimdi kapıyı kırdı dedim. Adam açıkça da söylüyor yani, kararlı olduğu belli, saldırgan, gözlerinden de deli olduğu belli. Benim bulunduğum yerin odasını kırdı adam. Adam açık açık da tehdit ediyor. Öldüreceğine, asacağım, keseceğim, bilmem ne, deli olduğu için ağzına gelen her şeyi söylüyor. Doktor diyor, “gönderemeyiz”, beni çıkarın o zaman dedim, normal servise verin dedim. “Yok seni de gönderemeyiz” dediler, “emir var” dediler. Bu adamı gönder, onu da gönderemeyiz. Allah Allah. Ne yapacağız dedim. “İdare et bir şey olmaz” dediler. Şimdi idare et, bir şey olmaz. Kardeşim kapıyı kırmış adam artık daha ne yapsın. Bu nedir olayın? Bir sonraki safhada adamın gidip gırtlağımıza çökecek belli yani. Orada böyle orta boylu zayıf akıl hastası vardı. Birden bire o delilendi o, bir şey yaptı. Adamı feci şekilde dövdü ama öldüresiye dövdü böyle. Adamı mecburen alıp götürdüler. Mesela Allah’ın hikmeti. Onu Allah ilham etti demek ki, yani çünkü onun teşvik edecek bir şeyi de olmadı. Bir sebep de yok, direk böyle bir saldırganlaştı. Benim bulunduğum dönemde yedi kişiyi öldürdüler. Tavalarla, mavalarla falan akıl hastaları. Öldün mü zaten hiçbir şey olmuyor. Öldürdüğünde, niye öldün bile demiyorlar. Sadece tutanak tutuluyor o kadar. Öldürdü diyorlar, gidip götürüp gömüyorlar, konu kapanıyor. Öyle bir şey yok. Yok, bir şey yok, hiçbir şey yok. Bak yedi kişiyi öldürdüler. Ben de içlerindeyim adamların. Allah korudu inşaAllah. Otuz dakika olmuş, şimdi bir ara verelim, evet.
SUNUCU:Yayınımıza kısa bir ara veriyoruz.
Kuran Tefsiri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...